SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın Toplantısı

Porsuk Haber Ajansı - Basın Toplantısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Toplantısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bir Nesil Gözümüzün Önünde Kayıp Gitmektedir Haber

Bir Nesil Gözümüzün Önünde Kayıp Gitmektedir

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, ekonomi ve adalet sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına TBMM'de staj yaparken tacize uğrayan stajyer öğrencilerle ilgili gelişmelerle başlayan Emre, şunları söyledi: "Bugün maalesef TBMM büyük bir skandal ile çalkalanıyor. TBMM'de staj yapmak için gelen kız çocuklarının tacize uğradığına yönelik iddialar var. Bu iddialar üzerine soruşturma açıldığı ve bir kişinin gözaltına alındığı bilgisi var. Oradaki ifadelere baktığımız zaman buradaki öğrenciler, evlatlarımız maalesef bazı personellerin Bu çocuklara ‘küçük sevgilim’ diye hitap ettiği ve bu çocuklarımızın istismar edildiğine yönelik bilgiler var. Tabii bunu birkaç sapığın meselesi olarak değerlendirmemek lazım çünkü bu yıllardan beridir halının altına süpürülen sorunların bir sonucudur. Türkiye'de ciddi bir suç patlaması vardır. Bu her alanda ortaya çıkıyor. Bugün maalesef TBMM'de dahi kız çocuklarımız taciz edilebiliyor. Yine ikinci bir olay, bu da ibretliktir; Antalya emanette bulunan 50 kilo gümüşün 25 kilo altının onu orada muhafaza etmekle yükümlü görevli memurun alıp çocukları ile birlikte yurt dışına kaçması. Düşünebiliyor musunuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde sokakları, meydanları, evleri bıraktık adaleti sağlamak ile görevli, yetkili bulunan bir yerin adli emanetinde hırsızlık yapılabiliyor. "Çocukların karıştığı cinayet sayısı iki kat artmıştır" Sadece 2024 yılında çocukların karıştığı olay sayısı 600 binin üzerinde. Yine 2015 yılından bugüne kadar baktığımızda çocukların karıştığı cinayet sayısı iki kat artmıştır. Uyuşturucu satma suçuna karışan çocuk sayısı katlanmıştır. Bunu basit bir asayiş sorunu olarak değerlendiremeyiz. Burada bir gelecek, birine nesil gözümüzün önünde kayıp gitmektedir. Bir hususun da altını çizmek istiyorum, biz sadece CHP olarak kamuoyunda bilinen dosyaları okumuyoruz, incelemiyoruz. Ülkemizin geleceği açısından hassasiyet ile takip ettiğimiz ve suç oranının artışı bakımından önlemler, alınması, yapılması gerekenlerin tespiti açısından da birçok dosyayı takip ediyoruz. Bunlardan bir tanesi de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 'Barış Boyun iddianamesi' olarak sunduğu dosya. Bu dosyanın içeriğine baktığımız zaman bu örgüt kapsamında işlenen suçların her 4 suçtan birinin bir çocuk tarafından işlendiğini görüyoruz. Yaklaşık 40 çocuk burada sanık olarak duruyor. "Hükümetin bunlara doğal bir afet muamelesi yapma hakkı yoktur" Bu çocukların ifadeleri sosyal konumlarına incelediğimizde dört temel başlık önümüze geliyor bunlardan bir tanesi yoksulluk. Mesela çocuklarından birisi ifadesinde 'babam hasta, 50 bin lira vereceklerini söylediler gittim benzin istasyonuna 3 el ateş ettim' dedi. Diğer başlıklardan birisi de kimlik arayışıdır. Sokakta kalmaktan, yalnızlıktan, aile içi şiddetten kaçan ve ait olma duygusu ile bir yere kendisini empoze etmek isteyen çocuklar var. Üçüncüsü ise; lüks hayat fantezisi üzeredir. Hayatında hiç otel görmemiş çocuklar lüks otellerde uyuşturucu ve alkol etkisi ile hücre evlerinde, otel odalarında bu işleri hazırlanıyorlar. Bir diğer başlık ise tehdit üzerinden gerçekleşiyor. Yani 'bu işi yapmazsanız sana da ailene de zarar veririz' diyerek 14 yaşındaki bir çocuğa suç işletebiliyorlar. Yani artık çocuk suçluluğu dediğimiz şey bir çocuğun hata yapması, organize suç örgütlerine yoksullukla ve çaresizlikle çocuklara suç makinesini değiştirmesinin ötesindedir. Aile Bakanlığımız seyrediyor, Adalet Bakanlığımız seyrediyor, İçişleri Bakanlığımız seyrediyor. Drone kameraları ile görüntü servis etmek bütün bunların önüne geçilemez. Bir iktidar, bir siyasi parti halkın önüne çıktığı zaman 'bana yetki ver ben de ülkenin refah seviyesine yükselteceğim, eğitim seviyesini yükselteceğim, suç oranını düşüreceğim, çocuklara daha iyi bir gelecek getireceğim' der. Ancak tüm bunların aksi oluyorsa sebebi hükümetin bunlara doğal bir afet muamelesi yapma hakkı yoktur. Onlar bizatihi bunların sorumlularıdır. "Ülkemizdeki fırsat eşitliği AKP eliyle ortadan kaldırılmış durumdadır" Bizim ülkemizde yoksullukla mücadele edilmiyor, palyatif önlemlerle geçici yönetme şekli ile sorun örtülmek isteniyor. Bu yüzden biz diyoruz ki çocuklarımız için gerçek bir seferberlik ilan etmeliyiz. İlkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye yurtlara, mezun olduktan sonrasına kadar bütün çocuklarımız ile ilgili her türlü şiddette sıfır tolerans politikası uygulamamız lazım. Bağımsız denetim mekanizması ailelere ve çocuklara güçlü bir şekilde psikolojik destek sağlanmalıdır. Organize suçla sahici mücadele edilmek durumundadır. Cumhur İttifakı mensuplarına sesleniyoruz; bu ittifak mensuplarının özellikle mafya siyaset, bürokrasi ilişkisini kesen ve gençlere örnek olacak bir düzene gelmesi gerekir. Ülkemizde genç işsizlikle mücadele etmemiz bir gün eğitimde fırsat eşitliği için mücadele etmemiz lazım. Bugün ülkemizde fırsat eşitliği kalmamıştır, bugün Doğuda, Orta Anadolu'daki bir çocuk Ankara'da ve İstanbul'da varlıklı bir ailenin çocuğuyla yaşama aynı şartlarda gitmemektedir. Ülkemizdeki fırsat eşitliği AKP eliyle ortadan kaldırılmış durumdadır. "Bunu bir asrın felaketi olarak görmemiz lazım" Yakın zamanda büyük bir acı yaşadık. 2023 yılında 6 Şubat depremlerini yaşadık ve depremde 50 binin üzerinde canımız gitti. Milyonlarca aile bunlardan etkilendi. Biz bu deprem soruşturmalarını incelemek üzere 11 ilde gerçekleştirilen soruşturmalarla ilgili CHP olarak geçtiğimiz yasama döneminde 11 ilin başsavcılıklarında toplantı gerçekleştirdik. Yürüyen soruşturmalar ile ilgili bilgi aldık, baroları ziyaret ettik, oradaki kayıpların beni böyle acıların bir daha yaşanmaması için, sorumluların eksiksiz şekilde ortaya çıkartılması için eksiksiz bir şekilde çaba sarf ettik. Bugün de devam eden davaları takip ediyoruz. Kahramanmaraş'ta görev yapan bilirkişiler 20 dosyada bilirkişilik hizmeti veriyorlar. Bir dilekçeyle yaşadıklarını anlatarak bu 20 dosyadaki bilirkişilikten istifa ettiklerini duyurdular. Bu bilirkişiler farklı çevreler tarafından tehdit ediliyor, hedef gösteriliyor ve bu davalarda objektif şekilde görev yapmaları engelleniyor. Bu yaşadığımız ilk değil. Meclis'e 11. Yargı Paketi olarak sunulan paket içerisinde burada depremle ilgili suça karışan müteahhitler, yapı denetimciler, sorumlular da infaz düzenlemesinden faydalanacak, cezaları düşecek. Bir cezasızlık rejimi inşa ediliyor ve o davalarda görev yapan bir avukat meslektaşımız olacak muhtemel öngörüleri bir toplantıda anlatıyor avukatına Naim Eminoğlu deprem affı olarak düzenlemeye karşı düşüncelerini ifade ediyor ve bu kişi de tutuklanıyor. Bunu bir asrın felaketi olarak görmemiz lazım. Eğer ki bu düzenleme ile orada yüz binlerce insanın mağduriyeti karşısında sorumluları affedilirse ortada bir asrın katliamı olur ve bunun da bizatihi sorumlusu Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yetkileridir. "Bir muhalefet partisi yetkilisinin yargı görevini yapanın etkileyecek bir nüfuzu yoktur" Bugün de bizim cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun kamuoyunda 'bilirkişi davası' olarak bilinen davası vardı. Sayın İmamoğlu 'bilirkişi görevini yapanı etkilemeye teşebbüs etmiş' güya. Bu suçların faili olabilmek için birincisi yargıyı etkileyebilecek bir siyasi kudrette olmanız lazımdır tıpkı Tayyip Bey gibi tıpkı Adalet Bakanı gibi tıpkı Başsavcılık gibi. Bir muhalefet partisi yetkilisinin yargı görevini yapanın etkileyecek bir nüfuzu yoktur. Bu suçlar ağırlıklı olarak bu tip meseleler için getirilmiştir kaldı ki savunma dokunulmazlığı ve kutsallığı binlerce yıldır gelen bir anlayıştır. Bizim kanunlarımızda da buna işaret edilmiştir. Bir kimse kendi yargılandığı dava ile ilgili dosyaya gelen bilirkişinin kendisinin ve partisinin daha önce tüm yargılandığı davalarda aynı isim olması, binlerce bilirkişi içerisinde aynı kişinin gelmesi ve sürekli de suçlu olarak gösterilmesi karşısında bu duruma tepki gösterdiği bir basın toplantısı suç olarak gösterilemez. Sana kendisini savunur ve görüşüp hele kendisini savundu ve bu kutsal bir haktır. "Ortada bir adalet krizi vardır" Ortada bir adalet krizi vardır. Adalet başlığı ekonomiyi, toplumsal huzuru her şeyi etkiliyor. Buraya düzeltemezseniz başka hiçbir şey düzeltemezsiniz. Dün Adalet Bakanı Meclis Genel Kurulunda bir konuşma yapıyor ve 'Türkiye Cumhuriyeti devleti demokratik bir hukuk devletidir' diyor. Hakim Savcılar Kurulu 13 kişiden oluşuyor ve bunun başkanı Adalet Bakanı bu yapının oluşumunda Adalet ve Kalkınma Partisi söz sahibi. Durmadan yargı paketleri geliyor, reform paketleri geliyor. Siz bir şeyi reform edeceğinizi söylüyorsanız zaten bir şeyin kötü gittiğini söylüyorsunuzdur. 11 yargı paketi ile övünen bir adalet bakanı ve yetkililer var. Gerçek anlamda bir adalet duygusunu ortaya çıkartmak, insanlara bu duyguyu vermek istiyorsak önce parti rozetini çıkartarak objektif bir hukukçu olarak meselelere yaklaşması lazım. Herkesin savcılık makamı iktidara yakın mı yoksa muhalefete yakın dosyaların mı daha dikkatli ile özenle bakıyor bunu da kamuoyu bilmektedir." "Asgari ücretin 39 bin lira olması bile düşük" Asgari ücret komisyonu toplantısı hakkında da değerlendirilmelerde bulunan Zeynel Emre, şunları söyledi: "Biz asgari ücretin bu ülkenin en az 39 bin lira olması gerektiğini ifade ediyoruz. Bunu da küçük işletmeleri koruyarak yapabileceğimizi söylüyoruz. Eğer işte temsilcileri o toplantılara katılır ise biz bu düşüncelerimize orada göndereceğimiz bir heyet ile birlikte nasıl gerçekleşebileceğini de sunmayı hazırız. Şu anda asgari ücret komisyonu toplandı. Biz 39 bin lira olsun diyoruz bunun altında yokuz diyoruz. Bu bile yetmez ama en azından asgari düzeyde insanların hayatını devam ettirecek bir arayış, bir çalışmanın içerisinde bulunmamız lazım. Biz ülkedeki sosyal sıkıntıların farkındayız ve her alanda düzeltme yapmak için acaba içerisindeyiz."

Atatürk Milliyetçiliği Varken Başka Tür Milliyetçilikleri Reddederim! Haber

Atatürk Milliyetçiliği Varken Başka Tür Milliyetçilikleri Reddederim!

Demokrat Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık olağan basın toplantısı İl Binasında İl Başkanı Hüseyin Özcan tarafından gerçekleştirildi. Demokrat Parti İl Başkanı Hüseyin Özcan ilk olarak Anneler Günü mesajını paylaştı. İl başkanı Özcan mesjaında şu ifadelere yer verdi; ‘’Hain terör örgütü PKK yüzünden evlatlarına hasret bırakılan, denetimsizlik, vurdumduymazlık, daha çok kazanç hırsının yıktığı binalarda evlatlarını yitiren, milyarca lirayı şatafata harcayan ama bir avuç vatandaşının tedavisini karşılamayan iktidar yüzünden evlatları gözlerinin önünde eriyen, evine ekmek götürme derdi ile yerin yedik kat altında, yerin yedi kat üstünde, üç kuruş alıp patronunu daha da zengin etmeye çalışan evladını iş cinayetine, utanmadan buna 'fıtrat' diyen açgözlülüğe, vicdansızlığa kurban veren, iş bulamadığı için canına kıyan evladını toprağa veren, evladını, vicdanı olmayan ama makamı olan bir ebeveynin şımarık çocuğunun kullandığı arabanın çarpması ile kaybeden, iktidarın affettiği ve sokağa saldığı onlarca caninin, sapığın saldırısı ile evladını toprağa veren, yıllarca dirsek çürütmüş, başarmış, hak etmiş ancak mülakata, iktidar mensubu tanıdık bulamamaya, torpile takıldığı için evladının umutsuzluğunu izlemek zorunda bırakılan, iktidarın doğruları duymaya tahammül edememesi yüzünden mahpustaki evlatlarının yolunu gözleyen, doğduğu topraklarda beklentisini yitiren, bir şekilde geçinirim umuduyla başka ülkelere giden evladının hasreti ile mücadele eden annelerin, özellikle bu topraklarda, bu Aziz Vatan'da en çok minnet duymamız gereken Annelerimizin Anneler Günü kutlar, bütün annelerimizin ellerinden öper, şifa bekleyen hastanede yatan el açıp dua eden tüm annelerimize, bütün hastalarımıza acil şifalar diler, şehit annelerimizin ellerinden saygıyla hürmetle ve minnetle öper, önlerinde saygıyla eğiliyorum.’’ dedi. Başkan Özcan basın toplantısında ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başkan Özcan açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ‘’Ülke gündeminde 2 gündür PKK terör örgütünün bir kongre yaptığı ve kongre neticesinde silah bırakılacağı ülke gündeminde konuşulmaktadır. Artık PKK PYD adıyla resmileşmiştir. Kongrede neler istendi bilmiyorum ama Türkiye Cumhuriyeti devleti bir avuç teröristin ne istediğini bekler hale geldi. Şimdi öyle şeyler konuşuluyor ki akıllar hafızalar almıyor hiçbir mantık kabul etmiyor konuşulanları. Mecliste terör örgütünün arka bahçesi diye iktidar ve yandaşı partilerin adlandırıldığı partinin bir milletvekili geçtiğimiz günlerde öldü. Yıllarca milliyetçilik üzerinden nutuk atan yıllarca Türk milliyetçiliği üzerinden prim kasan bazı siyasi partilerin liderleri gittiler resim okşadılar. Ama bu liderler kendi partisinin ülkü ocakları eski genel başkanının bir suikastla öldürülmesinin arkasından o öldürülen Sinan Ateş’in çocuklarının başını okşayamadılar. Aynı liderler herhangi bir şehit cenazesinde bir şehit çocuğunun başını okşayamadılar bu da onlara yeter. Şimdi diyorlar ki cezaevinde ki terör örgütü üyelerinden, cinayetten yatan mahkumlara bir af çıkarılacak. Peki bu affı çıkarırken gencecik evladını bir metre toprağının altına koymuş şehit annelerinin, kolunu, bacağını, gözünü bırakmış gazi annelerinin müsadesini aldınız mı? Onlarla gidip dertleştiniz mi? Onların yoksulluklarını, onların evlat yokluklarını, onların evlat hasretlerini dinlediniz mi hayır. Sadece adına barış süreci dedikleri bir süreçte tüm dertleri DEM Partisinin anayasa değişikliğinde ve yapılacak ilk genel seçimlerde desteğini alabilmek bütün hikaye budur. Bütün beklenti budur. Hiç kimse kimseye yalan söylemesin. Sayın Genel Başkanımız söylüyor adınız ak olacağına alnınız ak olsun diyor. Kendi iktidarınız için, kendi şahsi menfaatleriniz için bu Türkiye’ye yapmadığınız bir bu kalmıştı bunu da yapıyorsunuz. Türk tarihi bunları yazacaktır. O annelerin gözyaşları, o annelerin ahları öteki dünyada sizi boğacaktır. Çünkü ben burada 30’un üzerinde şehit cenazesine katılmışımdır. Eskişehir de ağlamadan çıkmadığım, ağlamadan uğurlamadığım bir şehit cenazesi olmamıştır. Tanıdığım tanımadığım yakınlarından şehit vermiş bir insan olarak söylüyorum. Şehitlerin gözyaşları üzerine bu Türk milleti sizin siyaset yapmanıza müsaade etmeyecektir. Adına ne derseniz deyin terörsiz Türkiye deyin. Silah bırakacaklarmış kendi ağızlarından söylüyor silahları çarşıyamı bıracaklar diye. Devleti maalesef aciz bir durumda bırakmak üzere bir hesap yapıyorsunuz. Devleti bir terör örgütü ile pazarlık ederek bir terör örgütünü resmileştiriyorsunuz bunun adı ihanettir. Kırk kırbeş yıldır terörle mücadele eden bir ülke hani ayakkabı numarasına kadar, içtiği sigaranın markasına kadar biliyorken birdenbire iş barış sürecine girdi. Peki pkk silah bırakıyor da o pkk yı üstten yöneten pyd ypg gibi örgütleri ne yapacaksınız. Pkk silahları bıraktı pyd ye silahları bıraktırabiliyormusunuz? Ypg ye bıraktırabiliyormusunuz? Pkk ya silah bıraktırmanın hiçbir manası hiçbir anlamı yoktur ve devlet devlet aklından uzaklaşmıştır. Şahısların anlık kaprisleriyle anlık hesaplarıyla siyaset yapar Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekasının anlık hesaplarla yazarak konuşur kurar hale getirdiler. Bu son derece yanlıştır. Bu son derece gereksizdir. Devlet aklıyla düşünüp devlet aklıyla karar vermek gerekir. Bize ıra örnekleri veriliyor, eta örnekleri veriliyor. Bu başka bir şeydir. Dün dinledik sosyal medyadan Dem milletvekilinin birinci faz ikinci faz üçüncü faz diye Türkiye üzerinden yaptıkları hesabı daha dün dinledik. Efendim neymiş kandilden terör örgütlerini yönetenler yurtdışına gideceklermiş orada yaşayacaklarmış. Hesabı kim verecek. Birebir cinayet işlememiş olabilirler yardım yataklık diye bir şey vardır, azmettirmek diye bir şey vardır. Bunları görmezden mi geliyoruz, yeni bir ceza kanunumu çıkaracaksınız yeni bir şekilde mi insanları yargılayacağız. Bugün miting meydanlarında tutuklu bulunan belediye başkanı için pankart taşıyan çocukları içeri atıyorsunuz sorgusuz sualsiz. Kahraman Türk askerini kahraman Türk güvenlik kuvvetlerini şehit edilmesi emrini verenlerin Avrupa’da krallar gibi yaşamasına müsaade edeceksiniz bunun kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Türkiye de milliyetçilik bir kişinin müktesebatında değildir bir kişinin söylemi altında değildir. Türkiye Cumhuriyeti devletinde Atatürk milliyetçiliği gibi bir milliyetçilik varken başka tür milliyetçilikleri reddederim. Herkes aklını başına alsın.’’ dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.