SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın Açıklaması

Porsuk Haber Ajansı - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Eskişehir Gençlik Kolları: "Çocuklar Okulda Bile Güvende Değil!" Haber

CHP Eskişehir Gençlik Kolları: "Çocuklar Okulda Bile Güvende Değil!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Gençlik Kolları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüyüş düzenleyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Gençlik Kolları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelerek çarpıcı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, milli egemenliğin vesayet altında olduğunu savunarak, "Çocuklar İçin 23 Maddelik Manifesto"yu kamuoyuyla paylaştı. ​"Milli Egemenlik Vesayet Altındadır" ​Açıklamasına 23 Nisan’ın tarihi önemine vurgu yaparak başlayan CHP Eskişehir İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, güncel siyasi gelişmelere sert tepki gösterdi. Yüksel yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "23 Nisan 1920, egemenliğimizin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilan edildiği gündür! Milli iradenin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yılındayız. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık savaşını yönettiği Gazi Meclisimiz, Cumhuriyetimiz gibi sonsuza kadar yaşayacaktır. Bugün, sadece bir bayramı kutlamıyor; tam bağımsızlık inancımızı ve halkın kendi kaderini tayin etme iradesini selamlıyoruz. Ancak ne yazık ki, 23 Nisan 2026 Türkiye’sinde "Milli Egemenlik" kavramı, iktidarın eliyle ağır bir vesayet altına alınmış durumdadır. Seçilmiş İradeye Yapılan Müdahale, Halkın Kararına Saldırıdır Cumhurbaşkanı Adayımızın, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımızın, yol arkadaşlarımızın siyasi yargı operasyonlarıyla gözaltına alınmaları, hapsedilmeleri ve görevden uzaklaştırılmaları, seçmen iradesini ve Cumhuriyetimizin temel taşı olan "ulusal egemenlik" ilkesini hedef alan bir darbedir. Demokrasi, sadece sandık konulması değil; aynı zamanda sandıktan çıkan iradenin korunması ve bu iradeye saygı duyulması anlamına gelir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, halkın tercihine saygı duyulmayan bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. Cumhuriyetimizin kurucusu ve kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu özel günü, 23 Nisan’ı çocuklarımıza armağan ederken, yalnızca bir bayram vermedi; bu ülkenin geleceğini, umudunu ve yarınlarını çocuklara emanet etti. Ve o gün çocuklara şu sözü verdi: Güvende olacaksınız. Eşit olacaksınız. Özgür olacaksınız. Bugün ise, çocuklarımız eşit değil; özgür değil ve en önemlisi ne evde ne sokakta ne de okulda güvende. Sadece 1 yılda 1.538 çocuğumuzu dışsal yaralanma ve zehirlenme nedeniyle kaybettik. 2025 yılında en az 94, son 10 yılda 836 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Maalesef okullarımız da benzer bir durumda! Sadece geçtiğimiz hafta, bir gün arayla iki okulumuza saldırı düzenlendi. 14 Nisan’da Şanlıurfa’da okula düzenlenen saldırıda 16 kişi yaralandı. Kahramanmaraş’ta 15 Nisan’da yaşanan saldırıda 1 öğretmenimiz ve 9 öğrencimiz hayatını kaybetti, 13 çocuğumuz yaralandı. 18 Nisan’da, Diyarbakır’da bir cumartesi günü okul bahçesinde bulunan iki çocuğumuz paratoner olmaması nedeniyle hayatını kaybetti; biri ağır yaralandı. Hayatını kaybeden öğretmenimize, öğrencilerimize ve tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet; yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ailelerinin, yakınlarının ve eğitim camiamızın başı sağ olsun. Eylül 2023’ten, bugüne kadar okullarda 47 şiddet ve saldırı olayı gerçekleşti. Bu sürede; 6 öğretmenimiz, 14 öğrencimiz, 2 okul çalışanımız ve 1 velimiz olmak üzere toplam 23 kişi okul güvenliği ve teknik eleman eksikliği nedeniyle yaşamını yitirirken; çocuk sömürü aracı haline gelen MESEM’lerde 18 çocuğumuz hayatını kaybetti. Buna göre: Yusuf Tekin’in Bakanlığı döneminde okullarda ve MESEM’lerde toplam 41 kişi hayatını kaybetti. Okullarımızda çocuklar maalesef güvende değil. Tüm uyarılarımıza, yasa, araştırma ve bütçe tekliflerimize, basın açıklamaları ve politika önerilerimize kulaklarını tıkayan, Meclis’te düzenli olarak reddeden iktidar yaşanan bu acı kayıpların temel sorumlusudur. Bu yaşananlar münferit olaylar değil. Bu yaşananlar, yıllardır süren ihmalin ve yanlış politikaların sonucudur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, çocuklarımızın sağlıklı, mutlu ve güvende yaşayacağı bir ülke hayaliyle karşılıyoruz. 23 Nisan’da 23 madde ile Çocuklar İçin Sağlıklı, Mutlu, Güvenli ve Özgür Gelecek Manifesto’muzu açıklıyoruz: 1. Devletin eğitim sorumluluğu hiçbir şekilde dernek, vakıf, cemaat, tarikat, STK, siyasi yapı veya benzeri üçüncü taraflara devredilmeyecek; eğitimi laik, bilimsel, çağdaş esaslara göre yürüteceğiz. 2. Hiçbir okulumuza silah girmeyecek; okullarımıza kadrolu 65 bin uzman ve deneyimli, çocuk pedagojisi eğitimleri ile güçlendirilmiş güvenlik görevlisi atayacağız. 3. Hiçbir çocuk sağlık hizmetinden mahrum kalmayacak; okullarımıza kadrolu 75 bin okul sağlığı hemşiresi atayacağız. 4. Hiçbir çocuk okulda aç kalmayacak, tuvaletlerden su içmeyecek; tüm kademelerde temiz içme suyu ve bir öğün okul yemeğini ücretsiz vereceğiz. 5. Risk altındaki çocuklar görmezden gelinmeyecek; yoksulluk, ihmal, şiddet ve suça sürüklenme gibi durumlara karşı erken müdahale eden, okul-aile-toplum iş birliğine dayalı güçlü bir okul sosyal hizmet programı hayata geçireceğiz. 6. Akran zorbalığı, bağımlılık ve şiddetle mücadele günübirlik yaklaşımlara bırakılmayacak; bilimsel temelli, sürekli ve izlenebilir önleyici programları tüm okullarda uygulayacağız. 7. Şiddeti besleyen toplumsal iklim görmezden gelinmeyecek; şiddete özendiren televizyon dizileri ve medya içerikleri, cezasızlık algısı ve bireysel silahlanmaya karşı kapsamlı bir sosyal politika ve sosyal hizmet eylem planını hayata geçireceğiz. 8. Okullarımıza yeterli sayıda rehber öğretmen atayacak, öğrencilerin duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimini izleyen güçlü bir psikososyal destek sistemi kuracağız. Rehberlik Araştırma Merkezleri’ni ruh sağlığı meslek elemanları ile güçlendireceğiz. 9. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki saygınlığını yeniden tesis edecek; yetki ve sorumluluklarını güçlendirecek, adil ve etkili işleyen disiplin mekanizmalarını yeniden kuracağız. 10. Okul-aile birlikleri yalnızca para toplama aracı olmayacak; okul-aile-toplum iş birliğini güçlendiren etkin mekanizmalar haline getireceğiz. 11. Aileleri destekleyen, sağlıklı ebeveynlik becerilerini güçlendiren, okul-aile iş birliğini sürekli kılan yaygın ve bilimsel temelli programları hayata geçireceğiz. 12. Okullar ihtiyaçlarını karşılamak için velilerden bağış toplamak zorunda kalmayacak; okullarımıza öğrenci sayısına göre düzenli okul bütçeleri göndereceğiz. 13. Okullar ve bölgeler arasındaki altyapı ve donanım eşitsizlikleri ortadan kaldırılacak; tüm okulları eşit olanaklara kavuşturacak, her çocuğun nitelikli eğitim için gerekli tüm imkanlara erişimini sağlayacağız. 14. Okullar yalnızca ders yapılan beton binalar olmayacak; sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerle zenginleşen, güvenli, yeşil, erişilebilir ve çocuk dostu tasarımlarla “mutlu ve yaşayan okullar” haline getireceğiz. 15. Okul öncesi eğitimi bir ayrıcalık olmaktan çıkaracak, her çocuk için kamusal bir hak olarak en az bir yıl ücretsiz ve zorunlu hale getireceğiz. 16. Okul dışında kalan hiçbir çocuk yok sayılmayacak; tüm çocukların örgün eğitime devamını sağlayacak, etkin izleme ve takip sistemleriyle her çocuğun eğitime erişim hakkını güvence altına alacağız. 17. Yoksul çocuklarımız denetimsiz yapılara mecbur kalmayacak; öğrencilere barınma ve burs desteği vereceğiz, köy okullarını yeniden açacağız. 18. Mesleki ve teknik eğitim çocuk işçiliğine ve emek sömürüsüne izin vermeyecek; çocukların iş gören değil, iş öğrenen bireyler olarak hem akademik hem mesleki olarak nitelikli eğitim almasını sağlayacağız. 19. Ölçme ve değerlendirme sistemi çocukları yarıştıran ve eleyen bir yapı olmayacak; çok boyutlu ve adil bir değerlendirme sistemi kuracağız. 20. Eğitimde dijitalleşme eşitsizlik yaratmayacak; tüm çocukların teknolojiye güvenli, eşit ve nitelikli erişimini sağlayacak, dijital okuryazarlığı güçlendireceğiz. 21. Hiçbir çocuk afet ve acil durumlarda korumasız kalmayacak; tüm okulları depreme dayanıklı hale getirecek, afetlere hazırlık eğitimlerini zorunlu kılacak ve her okulda uygulanabilir acil durum planlarını hayata geçireceğiz. 22. Ücretli öğretmenlik kaldırılacak; tüm sınıflarımızı ve çocuklarımızı kadrolu öğretmenlerle buluşturacağız. 23. Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı, fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller yetiştirecek; çocuklarımızı ve gençlerimizi yalnızca bilgiyle değil, etik değerlerle, kültür, sanat ve sporla, sürdürülebilirlik ve eşitlik anlayışıyla donatacağız. Çocukları korumak bir tercih değil, devletin asli görevidir. Güvenli, nitelikli, bilimsel, laik, kamusal, parasız, eşit, kapsayıcı ve özgür bir eğitim sistemi bir vaat değil, bir haktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim önceliğimiz; çocuklarımızın iyi olması, sağlıklı büyümesi, kendini güvende hissetmesi, eşit olanaklara sahip olması, nitelikli bir eğitimle geleceğe hazırlanması ve mutlu olmasıdır. Bu anlayışla çocukların iyi olma halini, yaşam hakkını ve eğitim hakkını güvence altına almak için söz veriyoruz. Başta Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve Cumhuriyet kahramanlarımızı şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Yaşasın Cumhuriyet!"

Çocukların Yüzündeki Umut, Bir Ülkenin Yarınlarının En Güçlü Göstergesidir Haber

Çocukların Yüzündeki Umut, Bir Ülkenin Yarınlarının En Güçlü Göstergesidir

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla parti binasında bir basın açıklaması yapıldı. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yılı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Anahtar Parti olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı sadece bir kutlama günü olarak değil, millet iradesinin tarih sahnesine güçlü bir şekilde çıktığı, geleceğin ise çocuklara emanet edildiği büyük bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. 23 Nisan 1920, bu milletin kendi kaderini kendi ellerine aldığı gündür. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilan edilmiş, vesayet anlayışı tarihin gerisinde bırakılmıştır. Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmesi ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğünün en somut göstergesidir. Atatürk, çocukları sadece seven bir lider değil, onlara güvenen, onları bu ülkenin yarınlarının gerçek sahipleri olarak gören büyük bir devlet adamıdır. Ancak açık bir gerçek vardır ki günümüzde çocuklara armağan edilen bu büyük mirasın ruhunu tam anlamıyla yaşatabildiğimizi söylemek kolay değil. Çocuklarımızın hayallerinin daraltıldığı, fırsat eşitliğinin zedelendiği, eğitimde ve sosyal hayatta ciddi eksikliklerin hissedildiği bir tablo ile karşı karşıyayız. Oysa Atatürk’ün hayal ettiği Türkiye’de çocuklar özgür düşünebilen, sorgulayabilen ve kendi potansiyelini cesaretle ortaya koyabilen bireyler olmalıydı. Çocukluk sadece sorumlulukların değil, umutların, neşenin ve hayallerin de en saf halidir. Bir çocuğun elinde tuttuğu pamuk şeker kadar sade, temiz ve umut dolu bir dünyayı onlara sunabilmek hepimizin ortak görevidir. Bizler, çocuklarımızın yüzündeki o masum tebessümü koruyamadığımız sürece, geleceğe dair iddiamızın eksik kalacağını biliyoruz. Bu nedenle çocuklarımızın hak ettiği nitelikli eğitimi alması, güvenli ortamlarda büyümesi ve umutla geleceğe bakabilmesi için daha güçlü adımlar atılması gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. Hiçbir çocuk ihmal edilemez, hiçbir çocuk geri bırakılmamalıdır. Bu mesele siyasi tartışmaların ötesinde, doğrudan doğruya milli bir sorumluluktur. 23 Nisan’ın bize yüklediği en önemli görev, egemenliğin gerçek sahibi olan millete layık bir gelecek inşa etmektir. Bu gelecek, ancak çocuklarına değer veren, onların sesini duyan ve onların önünü açan bir anlayışla mümkün olacaktır. Çocukların yüzündeki umut, bir ülkenin yarınlarının en güçlü göstergesidir. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli egemenliğimizin temellerini atan tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, onların hak ettikleri aydınlık ve güçlü Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ifade ediyorum."

Eskişehir Barosu’ndan İlayda Zorlu Açıklaması Haber

Eskişehir Barosu’ndan İlayda Zorlu Açıklaması

Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, İlayda Zorlu’nun şüpheli ölümü ve artan kadın cinayetleri ile kayıp vakalarına ilişkin bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, kadınların yaşam hakkının korunması için cezasızlık politikalarına son verilmesi ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulunuldu. ​"İlayda Zorlu’nun Ölümü Münferit Bir Olay Değildir" ​Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, İlayda Zorlu’nun yaşamını yitirmesine giden süreçte ağır ve kabul edilemez iddiaların bulunduğu belirtildi. Bir kadın eylemine katıldığı gerekçesiyle ailesinin kolluk kuvvetleri tarafından aranmasının, kadınlar üzerindeki baskı ve denetim mekanizmasının bir göstergesi olduğu ifade edildi. ​Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"İlayda Zorlu’nun ölümünün ‘intihar’ olarak değerlendirilmesi, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, ortaya çıkan çelişkiler karşısında etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi zorunludur." ​Sistematik İhlaller ve Cezasızlık Politikası ​Baro, kadınların yaşam tarzlarına ve tercihlerine yönelik müdahalelerin hem aile içinde hem de kamusal alanda derinleştiğine dikkat çekti. Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş örneklerine atıfta bulunulan açıklamada, cezasızlık politikalarının kadınlar aleyhine işlediği vurgulandı: ​Gülistan Doku: Yıllardır akıbeti aydınlatılamayan dosyadaki belirsizliğin son bulması isteniyor. ​Rojin Kabaiş: Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş olayının derhal aydınlatılması gerektiği belirtiliyor. ​Yaşam Hakkı: Statü, sınıf veya koşul fark etmeksizin kadınların yaşam hakkının yeterince korunmadığı ifade ediliyor. ​"Dosyaların Sonuna Kadar Takipçisiyiz" ​Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, kamu otoritelerini sorumluluk almaya davet ederek, erkek egemen bakış açısının şekillendirdiği politikaların kadınları güvencesiz bıraktığını belirtti. Komisyon, İlayda Zorlu, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyaları başta olmak üzere, kadınların yaşam hakkını savunmaya ve cezasızlıkla mücadele etmeye devam edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Eğitim İş Eskişehir’den Milli Eğitim Önünde Oturma Eylemi Haber

Eğitim İş Eskişehir’den Milli Eğitim Önünde Oturma Eylemi

Eğitim İş Eskişehir Şubesi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan kanlı saldırılara tepki göstermek amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması ve oturma eylemi başlattı. Şube Başkanı Fadime Arslan, "Okullar güvensiz hale geldi, yaşam hakkımız tehdit altında" diyerek sendikalara ortak mücadele çağrısı yaptı. ​Eskişehir’de Eğitim Emekçilerinden Sessiz Protesto ​Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta eğitimcilerin ve öğrencilerin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan saldırılar, Eskişehir’de büyük bir tepkiyle karşılandı. Eğitim İş Eskişehir Şubesi, Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapılmak istenen yürüyüşün engellenmesini ve okullardaki şiddet sarmalını protesto etmek için Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya geldi. ​"Hak Arama Özgürlüğü Engellenemez" ​Basın açıklamasında konuşan Eğitim İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, Ankara’da yaşanan barikat engeline değinerek, "Eğitimde şiddeti protesto etmek isteyen eğitim emekçileri 9 saat boyunca alanda bekletilmiştir. Bu durum hak arama özgürlüğünün engellenmesidir" dedi. Arslan, saldırılarda hayatını kaybeden meslektaşları ve öğrenciler için taziye dileklerini iletti. ​Çözüm Önerisi: "Köy Enstitüleri Modeli" ​Eğitimdeki güvenlik sorununun sadece polisiye önlemlerle çözülemeyeceğini savunan Arslan, tarihi bir referans vererek Köy Enstitüleri modelini işaret etti: ​"Köy Enstitüleri, güvenliğin dışsal önlemlerle değil; aidiyet, üretim ve eşitlik temelinde nasıl kurulabileceğini göstermiştir. O kurumlarda okul toplumdan kopuk değildi, öğrenciler okulunu sahipleniyordu. Güvenlik, dışarıdan dayatılan bir önlem değil, içeriden kurulan bir düzendi." ​Sendikalara Ortak Mücadele Çağrısı ​Fadime Arslan, eğitimde şiddet konusunun siyaset üstü bir mesele olduğunu vurgulayarak tüm eğitim sendikalarına şu çağrıda bulundu: ​Birlik Mesajı: "Eğitimde şiddet karşısında ayrı gayrı olmaz. Bu mesele hepimizin meselesidir." ​Ortak Ses: "Tüm sendikaları birlikte mücadele etmeye, ortak ses çıkarmaya davet ediyoruz." ​Sessiz Eylem: "İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde saat 17.00’ye kadar sürecek olan sessiz oturma eylemimiz, bu ortak mücadelenin çağrısıdır." ​"Bilimsel ve Kamusal Eğitim Şart" ​Eğitim sisteminin piyasacı ve güvencesiz yapısının değişmesi gerektiğini belirten Eğitim İş, çözümün hakçı, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışında olduğunu vurguladı. Açıklama, "Eğitim emekçileri susmayacak, çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin yaşam hakkı için mücadeleye devam edeceğiz" sözleriyle noktalandı.

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır" Haber

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır"

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Köy Enstitülerinin 86. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, bilimsel ve laik eğitim vurgusu yaptı. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim projelerinden biri olan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yılı nedeniyle bir basın açıklaması yayımladı. Avci, Köy Enstitüleri ruhunun günümüz eğitim sistemindeki sorunlara çözüm olabileceğini belirtti. ​"Cehalete Karşı Bilim, Karanlığa Karşı Aydınlık" ​Köy Enstitülerinin yalnızca bir okul değil, aynı zamanda bir kalkınma modeli olduğunu ifade eden Avci, "Köy Enstitüleri; cehalete karşı bilimi, karanlığa karşı aydınlığı, teslimiyete karşı üretimi ve özgür düşünceyi esas alan bir eğitim modeliydi. Bu kurumlar; düşünen, sorgulayan ve ülkesine karşı sorumluluk duyan kuşaklar yetiştirdi" dedi. ​Eğitim Sistemindeki İdeolojik Dönüşüme Eleştiri ​Güncel eğitim politikalarını eleştiren Avci, Milli Eğitim sisteminin aydınlanmacı mirastan uzaklaştırıldığını savundu. Açıklamasında liyakat ve bilimsel eğitim vurgusu yapan Avci, şu ifadeleri kullandı: ​"Bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışının yerini; ideolojik yönlendirmeler, liyakatsiz kadrolaşmalar ve çağın gerisinde kalan uygulamalar almaktadır. Bugün eğitim sistemi, ezberci ve sorgulamayan bireyler yetiştirme tehlikesiyle karşı karşıyadır." ​"Cumhuriyet Değerleri Rehber Edinilmeli" ​Mehmet Avci, Türkiye'nin kalkınması için Köy Enstitülerinin temsil ettiği değerlere dönülmesi gerektiğini belirterek, eğitim politikalarının ideolojik dayatmalardan arındırılması çağrısında bulundu. Avci, "Köy Enstitülerinin mirası, yalnızca geçmişin bir hatırası değil; geleceğin inşasında yol gösterici bir pusuladır" diyerek sözlerini noktaladı.

CHP Seyitgazi’den Okulda Siyasi Toplantı Tepkisi Haber

CHP Seyitgazi’den Okulda Siyasi Toplantı Tepkisi

Seyitgazi’de AK Parti İlçe Başkanlığı’nın ilçe danışma toplantısını bir devlet okulunda yapacak olması tepkiyle karşılandı. CHP Seyitgazi İlçe Başkanı Selma Sara, "Devletin okulları hiçbir partinin arka bahçesi değildir" diyerek sert bir basın açıklaması yayımladı. ​Cumhuriyet Halk Partisi Seyitgazi İlçe Başkanı Selma Sara, AK Parti Seyitgazi İlçe Başkanlığı tarafından bir devlet okulunda düzenlenmesi planlanan ilçe danışma toplantısına sert tepki gösterdi. Toplantının hafta içi bir günde ve eğitim kurumunda yapılacak olmasını "kamu vicdanını yaralayan bir uygulama" olarak nitelendiren Sara, devletin tarafsızlığına vurgu yaptı. ​"Eğitim Kurumları Siyasete Alet Edilemez" ​Başkan Selma Sara yaptığı açıklamada, kamu kurumlarının ve özellikle çocukların eğitim gördüğü okulların siyasi faaliyetler için kullanılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Sara, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"AK Parti Seyitgazi İlçe Başkanlığı’nın ilçe danışma toplantısını bir devlet okulunda ve hafta içi bir günde yapacak olması açıkça yanlıştır. Devletin okulları ve kamu kurumları hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir. Bu alanların siyasi faaliyetler için kullanılması, demokratik teamüllere ve kamu etiğine aykırıdır." ​"Devletin Tarafsızlığına Gölge Düşürülüyor" ​Okulların siyasetten uzak tutulması gerektiğini savunan Sara, uygulamanın devletin tarafsızlık ilkesini zedelediğini ifade etti: "Çocuklarımızın eğitim gördüğü okulların siyasete alet edilmesi, devletin tarafsızlığına gölge düşürmekte ve kamu vicdanını yaralamaktadır. CHP Seyitgazi İlçe Başkanlığı olarak bu uygulamayı kesin bir dille reddediyoruz." ​Kamuoyuna Çağrı: "Kurumları Siyasetten Uzak Tutun" ​Sara, tüm kamu yetkililerini ve siyasi muhataplarını sağduyuya davet ederek, "Kamu kurumlarının siyasetten uzak tutulması gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. Halkın ortak kullanım alanları olan okullar, sadece eğitim ve öğretimin mekanı kalmalıdır," dedi

Kozkayı İlkokulu'nda Yaşanan Saldırı ve Tehdit Olayını Kınıyoruz! Haber

Kozkayı İlkokulu'nda Yaşanan Saldırı ve Tehdit Olayını Kınıyoruz!

Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, Kozkayı Mahallesi’nde bulunan Kozkayı İlkokulu'nda görev yapan iki kadın öğretmene yönelik saldırı ve tehdit olayına tepki gösterdi. Şube binasında bir basın açıklaması yapan Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı; "Kozkayı İlkokulu’nda görev yapan iki kadın öğretmenimize yönelik yaşanan saldırı ve tehdit olayları bizleri derinden endişelendirmiştir. Geçtiğimiz günlerde bir öğrenci velisinin, çocuklar arasında yaşanan bir tartışmayı gerekçe göstererek okula elinde sopayla girdiği, öğrencilere ve öğretmenlere yönelik tehditlerde bulunduğu tarafımıza iletilmiştir. Bu vahim olayın ardından bugün de öğretmenlerimizi hedef alan, tehdit içerikli yazılı bir not okul kapısına bırakılmıştır. Notu bırakan kişi henüz tespit edilememiştir. Eğitim kurumları; şiddetin, tehdidin ve korkunun değil, güvenin, huzurun ve eğitimin mekânıdır. Öğretmenlerimiz, devletimizin kendilerine tevdi ettiği kutsal görevi yerine getirirken can güvenliği endişesi taşımamalıdır. Hiçbir öğretmenimiz tehdit altında görev yapmak zorunda değildir ve olamaz. İstanbul’da öğrencisi tarafından katledilen Fatma Nur Çelik öğretmenimizin yüreğimizdeki acısı daha dinmemişken, eğitim camiası olarak yeni üzüntüler, yeni acılar yaşamak istemiyoruz. Bir öğretmenimizin daha adının bir şiddet vakasıyla anılmasına tahammülümüz yoktur. Bu acı tecrübeler bizlere göstermiştir ki, tehdidi hafife almak; telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilmektedir. Yaşanan bu olaylar sadece ilgili öğretmenlerimizi değil, tüm eğitim camiamızı ve velilerimizi tedirgin etmektedir. Öğretmene yönelen her tehdit, doğrudan doğruya eğitime ve toplumun geleceğine yönelmiş bir tehdittir. Konuya ilişkin gerekli idari ve adli başvurular yapılmış olup sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz. Ancak burada en temel beklentimiz; öğretmenlerimizin güvenli bir ortamda görev yapabilmesi için gerekli tüm güvenlik tedbirlerinin okullarda ivedilikle alınmasıdır. Yetkilileri; Olayın faillerinin bir an önce tespit edilmesi, Okul güvenliğinin artırılması, Benzer olayların tekrar yaşanmaması için kalıcı ve caydırıcı tedbirlerin hayata geçirilmesi hususunda acil göreve almaya davet ediyoruz. Öğretmene yönelik her türlü şiddetin ve tehdidin karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyor, Kozkayı İlkokulu’nda görev yapan öğretmenlerimizin ve tüm eğitim çalışanlarımızın yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

Esnafların Sıkıntı, Dert ve Sorunları Katlanarak Devam Ediyor Haber

Esnafların Sıkıntı, Dert ve Sorunları Katlanarak Devam Ediyor

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı, esnafların yaşadığı sıkıntılar ve finansmana erişimde karşılaştığı zorluklarla ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Basın toplantısında konuşan İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Değerli Katılımcılar haftalık değerlendirmelerimizde Milletimizin her kesimi ile ilgili aktarımlarda bulunuyoruz. Daha önce de değindiğimiz özellikle esnaf kesiminden gelen talep ve yakınmaları bugün vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Geldiğimiz günde esnaf olan özellikle küçük çaplı işletmeler ve işyerlerinde ilimiz özelinde ve genel anlamda sıkıntı dert ve sorunlar bitmek yerine katlanarak devam etmektedir. Bitmeyen kriz yaratılarak ekonominin kitabının yeniden yazıldığı bir dönemde emekli ve asgari ücretlinin ezildiği bir süreçte, maalesef ekonominin en asli unsurlarından esnaflarımız bu devirde kimse esnaf olmasın sözünün tam ortasında durmaktadır. Esnafın desteklemesi gereken, sorunlarının çözülmesi için kurulan bankalar, birlikler, odalar maalesef gelinen günde siyasetin gölgesinde etkisiz faydasız ve sorun çözemez bir konuma getirilmişlerdir. İlk ve en acil olarak şu örneği vermek istiyoruz. Esnaf kredi kefalet kooperatifleri vasıtasıyla esnafın en yoğun kullandığı ve can suyu diye lanse edilen destek kredilerine bırakın ulaşmayı istenen evrak ve mevzuatı aşmak bile neredeyse imkansız olmuştur. Borcunu ödemek çarkları döndürmek kepengini açmak için kaynak ihtiyacı olan esnaflarımızdan kredi talep ettiği anda borcu yoktur yazısı ve temiz sicil belgesi istenmektedir. Günümüz şartlarında bırakın esnafı borcu olmayan bir Türk Vatandaşı var mı bunu sormak istiyoruz. Bu mevzuatı hazırlayan bu ülkede yaşamıyor mu veya Milletten haberi yok mu diyoruz. Uygulamanın düzenleneceği yerde etkinleştirilmesi esnafla dalga geçmek değil midir? Esas amaç küçük esnafı bitirmek midir diye soruyoruz. 2025 yılında TESK verilerine göre Türkiye’de toplam 120.423 esnaf faaliyet sonlandırmış. Yani günde 330, Saatte 13 ekmek kapısına kilit vurulmuş oluyor. Artan vergi yükü SGK primleri elektrik doğalgaz faturaları personel maliyetleri ve bahsettiğimiz finansmana erişim zorluğu bu kapanmaları tetiklemiş yanında orantısız denetimler, belediyelerin uyguladığı denetim ve ceza sistemleri gerçekten esnafı canından bezdirmiş ve gelinen sonucu doğurmuştur. 2025 oranlarının 2026 sonunda daha ağır olacağı bugünden aşikardır. Yani Değerli Katılımcılar ekmek kapıları, ekmek tekneleri, tezgahlar birer birer kapanmaya, kilit vurulmaya devam edecek gibi görünmektedir. Sektörlere göre esnaf Hemşehrilerimizin ilettiği bazı sorunları bu noktada sıralamak istiyoruz. Özellikle gayrimenkul ve otomotivde sistemin işlemesinde etkin olan ve kayıt dışılığı en çok yaşayan emlak, otomotiv sektörüne 2026 başı itibarıyla getirilen yıllık sorma ver vergisi olan 40.000 TL harç uygulaması bütün vergilerini veren, resmiyet harçlarını zaten ödemeden işlem yapamayan sektör bileşenleri için Deli Dumrul vergisi olmuştur. Özellikle şehrimizde belediyelerin uyguladığı yaya alanları denetimleri esnafa ait tabelalara el konulması ve operasyonla toplanması tepki toplamakta mali zarara yol açmaktadır. Belediyelerin uyguladığı imar planları neticesi oluşan alanlardaki esnaflar üzerinde işgaliye baskısı her gün ceza yazılır bir duruma gelmiş bulunmaktadır. Buradan belediyelerimize sesleniyoruz. Lütfen esnafın canını yakmayın zaten problemler büyük zaten gün zor kurtuluyor. Eğer ikaz edilmesi gereken durumlar var ise bu bir süreç ile yapılsın ve yanlışa ısrarla uymayan var ise gereği yapılsın. Yoksa şafak operasyonlarıyla tabela toplamak Eskişehir’e ve İnsanına yakışan bir görüntü olarak durmuyor diyoruz. Son cümlede bir tarafta nasıl emekli, asgari ücretli ezim ezim ezilirken, ekonomik krizin suçlusu olurken, ölmediler denilirken, yasal hırsız denilirken, şükürsüzler denilirken bu tarafta da küçük esnaf olan insanlarımız için olumsuz her uygulama denetim her türlü baskı ve yıldırma maalesef yasalar kullanılarak son sürat sürmektedir. Torpilli yandaşlara büyük firmalara milyarlar verilirken, vergileri af edilirken, her türlü destek, teşvik sağlanırken maalesef küçük esnaf bitsin diye elden ne gelirse bir bir eksiksiz yapılmaya devam edilmektedir. Kasa başına vergi memuru oturtmak nedir arkadaşlar Hangi ülkede görülmüş bir uygulama Türk esnafına reva görülmektedir, el insaf diyoruz. Yani sistem diyor ki her şartta senin dükkanın tezgahın yarısı benim kalanı senin Biz bu anlayış bu durum kabul edilemez diyoruz. Bunlar yaşanırken Esnafın sesi savunucusu olması gereken Birlik Başkanları kendi dertlerine düşmüş protokol kovalamakta ve esnafın yanında değil siyasetin yanında durmaktadırlar. Buradan hodri meydan diyoruz. Dediklerimize doğru değil desinler. Şu uygulamayı engelledik, bunu hayata geçirdik, şu mağduriyeti giderdik desinler. Diyemezler on yıllardır konumlandıkları koltuklarda siyasetin gölgesinde oturuyorlar ve esnaf bunların umurlarında değil diye iddia ediyoruz. Bu konuda esnaf için kendini parçalayan, koşturan görevinin hakkını veren muhatapları tenzih ediyor, kendilerini selamlıyoruz bunu belirtmekte fayda var. Değerli katılımcılar. Esnafın sıkıntı ve sorunlarına değindiğimiz basın toplantımızda son olarak geçtiğimiz günlerde gündeme yansıyan. Ankara’da yaşayan Aylık 500.000 TL kazanmasına, devletten maaş almasına rağmen geçim sıkıntısı çeken Tekirdağlı Köfteciye vicdanımız el vermedi. İYİ Parti Odunpazarı olarak destek vermek için bir kumbara koymak istedik Biliyorsunuz bu ülkede her fatura fakire alt gelir grubuna emekliye asgari ücretliye emekçiye çıktığı için bahsi geçene yine en duyarlı kesim olarak bizler el uzatalım dedik. Mübarek Ramazan Ayını idrak etmeye hazırlandığımız günlerde lütfen boş geçmeyin ne verirseniz elinizle gelir sizinle diyoruz Katılımınıza teşekkür ederek Yüce Allah Esnafın İşçinin Köylünün derdinden tasasından anlayacak yöneticiler nasip etsin diyoruz."

Lütfü Yüksel Bakım Merkezi'nde Doktor Eksikliği Kabul Edilemez! Haber

Lütfü Yüksel Bakım Merkezi'nde Doktor Eksikliği Kabul Edilemez!

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından, Odunpazarı Belediyesi Lütfü Yüksel Yaşlı Bakım Merkezi'nde yaşanan doktor eksikliği ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. "Odunpazarı Belediyesi, Lütfü Yüksel Bakım Merkezi’nde doktor eksikliği kabul edilemez!" diyerek açıklama yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak, Eskişehir’de kamu hizmeti veren Lütfü Yüksel Bakım Merkezi’nde yaşanan ciddi doktor eksikliğini kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Bugün bu merkezde toplam 105 vatandaşımız barınmakta, bunların 60’ı yatalak ve yoğun bakım ihtiyacı olan bakım yaşlısı, 45’i ise sağlıklı yaşlı statüsünde yaşamını sürdürmektedir. Böylesine hayati bir kamu kurumunda iki doktor kadrosunun boş bırakılması, yalnızca bir idari eksiklik değil; açıkça bir kamu ihmali ve sağlık hakkının yok sayılmasıdır. Üstelik bu sorun yeni değildir. Merkez yönetimi tarafından 2024, 2025 ve 2026 yıllarında üç doktor talebiyle resmi yazışmalar yapılmış, ancak Sağlık Bakanlığı bu çağrılara hiçbir yanıt vermemiştir. Yıllardır cevapsız bırakılan bu talepler, hem vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimini geciktirmekte hem de devletin kendi kurumlarına karşı sorumluluğunu yerine getirmediğini açıkça göstermektedir. Yakın zamanda hizmete açılması planlanan ve binanın arka kısmında yer alan 120 kapasiteli Alzheimer Merkezi ile birlikte doktor ihtiyacı daha da artacaktır. Bu merkezde kalacak yurttaşlarımızın tamamı ağır bakım gerektiren hastalardan oluşacaktır. Talep ettiğimiz üç doktor ataması yalnızca mevcut bakım merkezine değil, aynı zamanda bu Alzheimer Merkezi’ne de hizmet verecek şekilde planlanmıştır. Ancak bugünden gerekli adımlar atılmazsa, ilerleyen süreçte çok daha büyük bir sağlık krizinin yaşanması kaçınılmazdır. Lütfü Yüksel Bakım Merkezi, yalnızca bir bina değil; devletin sosyal sorumluluğunu yerine getirdiği, toplumun en kırılgan kesimine hizmet sunan bir kamu kuruluşudur. Bu kurum devletin yükünü hafifletirken, Sağlık Bakanlığı’nın gerekli personeli sağlamaması hem can sıkıcı hem de vicdanları yaralayan bir sorumsuzluktur. Buradan Sağlık Bakanlığı’na açıkça soruyoruz: 60 yatalak hastanın bulunduğu bir bakım merkezinde doktor olmadan sağlık hizmeti nasıl sürdürülecektir? Alzheimer Merkezi açıldığında bu ihtiyaç nasıl karşılanacaktır? Yıllardır yapılan resmi yazışmalara neden cevap verilmemektedir? Çağrımız açık ve nettir: Odunpazarı Belediyesi, Lütfü Yüksel Bakım Merkezi’ne ve hizmete girecek Alzheimer Merkezi’ne derhal üç doktor ataması yapılmalıdır. Bu gecikmenin her günü, insan hayatını tehlikeye atan bir ihmaldir. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak bu konunun takipçisi olacağız. Kamu hizmeti ihmal edilemez, insan hayatı tasarruf kalemi değildir. Kamuoyuna saygıyla duyururuz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.