SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın Açıklaması

Porsuk Haber Ajansı - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Odunpazarı Kent Konseyi'nden CHP Kurultay Tartışmalarına Tepki Haber

Odunpazarı Kent Konseyi'nden CHP Kurultay Tartışmalarına Tepki

Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, CHP’nin kurultay süreciyle ilgili yürütülen “mutlak butlan” tartışmalarına tepki gösterdi. Kumru, "Siyasi partilerin iç işleyişine yönelik müdahale algısı, ülkemizin demokrasi kültürünü zedeler" dedi. ​Odunpazarı Kent Konseyi, son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultay süreci hakkında tartışılan “butlan” iddiaları üzerine yazılı bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada, demokratik süreçlerin ve siyasi iradenin korunmasının Türkiye’nin geleceği için kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. ​"Demokratik İrade Yok Sayılamaz" ​Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru tarafından yapılan açıklamada, CHP’nin Türkiye demokrasi tarihindeki yerine dikkat çekildi. Kumru, partilerin iç işleyişine dışarıdan müdahale algısı yaratılmasının, yalnızca ilgili partiye değil, genel toplumsal huzura da zarar verdiğini belirtti. ​Kumru açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Cumhuriyet Halk Partisi, ülkemizin kurucu değerlerini taşıyan, köklü bir siyasi kurumdur. Partinin kurultay iradesini, delegelerin tercihlerini ve örgütsel karar mekanizmalarını yok sayan her türlü tartışma, hukuk devleti ilkesine ve millet iradesine zarar verir." ​"Türkiye'nin İhtiyacı İstikrar ve Güvendir" ​Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal anlamda hassas bir dönemden geçtiğini ifade eden İsmail Kumru, siyasi kurumlara yönelik belirsizlik yaratma çabalarının vatandaşın sandığa olan inancını sarsabileceği konusunda uyardı. ​Başkan Kumru, açıklamasının devamında şunları kaydetti: "Hukukun siyasi tartışmaların bir aracı haline getirilmesi yerine, adaletin ve toplumsal vicdanın rehberliğinde işletilmesi gerektiğine inanıyoruz. Siyasal kurumlar üzerindeki belirsizlikler ekonomiyi, yatırım ortamını ve toplumsal güven duygusunu derinden etkiler. Seçilmiş iradelerin, delegasyon haklarının ve temsil mekanizmalarının tartışmalı hale getirilmesini doğru bulmuyoruz. ​"Demokrasinin ve Hukukun Yanındayız" ​Odunpazarı Kent Konseyi olarak demokratik süreçlerin, hukukun üstünlüğünün ve sivil iradenin daima yanında olduklarını belirten İsmail Kumru, siyasi kurumların meşruiyetinin korunmasının Türkiye’nin geleceği açısından hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.

İsmail Kumru: “Atatürk Bu Milletin Ortak Değeridir” Haber

İsmail Kumru: “Atatürk Bu Milletin Ortak Değeridir”

Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, Eskişehir'de kamuoyuna yansıyan bazı kurumlarda Atatürk posterinin kaldırıldığı iddialarına tepki gösterdi. Konuyla ilgili yazılı bir basın açıklaması yapan Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasına yönelik hassasiyetin her kamu kurumunda aynı özenle korunması gerektiğini vurguladı. ​"Milli Eğitim Camiası En Önemli Kurumdur" ​Özellikle eğitim kurumlarının Cumhuriyet değerlerini geleceğe taşımadaki rolüne dikkat çeken İsmail Kumru, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​“Milli Eğitim camiası; Cumhuriyet değerlerini, Atatürk ilke ve devrimlerini yeni nesillere aktaran en önemli kurumlardan biridir. Bu nedenle kamuoyuna yansıyan Atatürk posteriyle ilgili eksiklik ya da duyarsızlık görüntüsü, Eskişehir halkında haklı bir rahatsızlık oluşturmuştur.” ​"Eskişehir, Cumhuriyet Hassasiyetiyle Örnek Bir Kenttir" ​Eskişehir’in çağdaş yaşam kültürü ve kurucu değerlere olan bağlılığıyla Türkiye’de örnek bir şehir olduğunu hatırlatan Kent Konseyi Başkanı Kumru, şehirde görev yapan tüm bürokratları ve kamu yöneticilerini bu toplumsal duyarlılığa saygı göstermeye davet etti. ​İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne "Özen" Çağrısı ​Konunun takipçisi olacaklarını belirten İsmail Kumru, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yönelik çağrısını şu sözlerle tamamladı: ​“Bu çerçevede, konunun Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından dikkatle değerlendirilmesini, gerekli hassasiyetin gösterilmesini ve benzer durumların tekrar yaşanmaması adına daha özenli bir yaklaşım sergilenmesini bekliyoruz. Atatürk bu milletin ortak değeridir. Cumhuriyetimizin temel kazanımlarına ve kurucu iradesine sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur.”

Avukata Yönelik Her Türlü Şiddet Savunma Makamına Yönelik Bir Saldırıdır Haber

Avukata Yönelik Her Türlü Şiddet Savunma Makamına Yönelik Bir Saldırıdır

Eskişehir Barosu tarafından, Erzurum'da görev yapan bir avukata yönelik kendi ofisinde yapılan saldırıya sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Avukatlık mesleğine ve savunma makamına yönelik şiddet olayları, artık münferit vakalar olmaktan çıkmış; sistematik ve kabul edilemez bir boyut kazanmıştır. ​Bursa’da bir meslektaşımızın katledilmesinin acısı henüz dinmemişken, bu kez Erzurum’da görev yapan bir avukat meslektaşımız kendi ofisinde saldırıya uğramıştır. Üstelik söz konusu saldırı kamera görüntüleriyle sabit olmasına karşın, nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği tarafından şüpheli hakkında yalnızca adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verilmiştir. ​Eylemin niteliği, kullanılan araç ve hedef alınan vücut bölgesi birlikte değerlendirildiğinde, kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve eylemin ağırlığı tartışmasızdır. Bu koşullarda verilen adli kontrol kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklama tedbirinin amaçları arasında açıkça sayılan kamu düzeninin korunması ve suçun tekrarlanmasının önlenmesi ilkeleriyle bağdaşmamakta; yargıya duyulan güven bakımından da ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. ​Avukata yönelik her türlü şiddet, doğrudan hukuk devletine ve yargının kurucu unsuru olan savunma makamına yönelik bir saldırıdır. Meslektaşlarımızın fiziksel güvenceden yoksun biçimde çalışmak zorunda bırakılmasına, bu gerçeğin görmezden gelinmesine ve mesleğimizin itibarsızlaştırılmasına seyirci kalmayacağız. ​Eskişehir Barosu olarak; ​Erzurum’daki saldırıyı şiddetle kınıyor, yaralanan meslektaşımıza acil şifalar diliyoruz. Meslektaşlarımıza yönelik her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu, gerek bu olay gerekse benzeri tüm vakalarda hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz. ​Avukatlara yönelik şiddet konusunda yaşanan bu gelişmelere tepkimizi ortaya koymak ve dayanışmamızı kamuoyu önünde ifade etmek amacıyla 04.05.2026 Pazartesi günü saat 12.00’de tüm meslektaşlarımızı cübbeleriyle Eskişehir Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak üzere davet ediyoruz."

CHP Eskişehir Gençlik Kolları: "Çocuklar Okulda Bile Güvende Değil!" Haber

CHP Eskişehir Gençlik Kolları: "Çocuklar Okulda Bile Güvende Değil!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Gençlik Kolları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüyüş düzenleyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Gençlik Kolları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelerek çarpıcı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, milli egemenliğin vesayet altında olduğunu savunarak, "Çocuklar İçin 23 Maddelik Manifesto"yu kamuoyuyla paylaştı. ​"Milli Egemenlik Vesayet Altındadır" ​Açıklamasına 23 Nisan’ın tarihi önemine vurgu yaparak başlayan CHP Eskişehir İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, güncel siyasi gelişmelere sert tepki gösterdi. Yüksel yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "23 Nisan 1920, egemenliğimizin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilan edildiği gündür! Milli iradenin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yılındayız. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık savaşını yönettiği Gazi Meclisimiz, Cumhuriyetimiz gibi sonsuza kadar yaşayacaktır. Bugün, sadece bir bayramı kutlamıyor; tam bağımsızlık inancımızı ve halkın kendi kaderini tayin etme iradesini selamlıyoruz. Ancak ne yazık ki, 23 Nisan 2026 Türkiye’sinde "Milli Egemenlik" kavramı, iktidarın eliyle ağır bir vesayet altına alınmış durumdadır. Seçilmiş İradeye Yapılan Müdahale, Halkın Kararına Saldırıdır Cumhurbaşkanı Adayımızın, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımızın, yol arkadaşlarımızın siyasi yargı operasyonlarıyla gözaltına alınmaları, hapsedilmeleri ve görevden uzaklaştırılmaları, seçmen iradesini ve Cumhuriyetimizin temel taşı olan "ulusal egemenlik" ilkesini hedef alan bir darbedir. Demokrasi, sadece sandık konulması değil; aynı zamanda sandıktan çıkan iradenin korunması ve bu iradeye saygı duyulması anlamına gelir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, halkın tercihine saygı duyulmayan bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. Cumhuriyetimizin kurucusu ve kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu özel günü, 23 Nisan’ı çocuklarımıza armağan ederken, yalnızca bir bayram vermedi; bu ülkenin geleceğini, umudunu ve yarınlarını çocuklara emanet etti. Ve o gün çocuklara şu sözü verdi: Güvende olacaksınız. Eşit olacaksınız. Özgür olacaksınız. Bugün ise, çocuklarımız eşit değil; özgür değil ve en önemlisi ne evde ne sokakta ne de okulda güvende. Sadece 1 yılda 1.538 çocuğumuzu dışsal yaralanma ve zehirlenme nedeniyle kaybettik. 2025 yılında en az 94, son 10 yılda 836 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Maalesef okullarımız da benzer bir durumda! Sadece geçtiğimiz hafta, bir gün arayla iki okulumuza saldırı düzenlendi. 14 Nisan’da Şanlıurfa’da okula düzenlenen saldırıda 16 kişi yaralandı. Kahramanmaraş’ta 15 Nisan’da yaşanan saldırıda 1 öğretmenimiz ve 9 öğrencimiz hayatını kaybetti, 13 çocuğumuz yaralandı. 18 Nisan’da, Diyarbakır’da bir cumartesi günü okul bahçesinde bulunan iki çocuğumuz paratoner olmaması nedeniyle hayatını kaybetti; biri ağır yaralandı. Hayatını kaybeden öğretmenimize, öğrencilerimize ve tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet; yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ailelerinin, yakınlarının ve eğitim camiamızın başı sağ olsun. Eylül 2023’ten, bugüne kadar okullarda 47 şiddet ve saldırı olayı gerçekleşti. Bu sürede; 6 öğretmenimiz, 14 öğrencimiz, 2 okul çalışanımız ve 1 velimiz olmak üzere toplam 23 kişi okul güvenliği ve teknik eleman eksikliği nedeniyle yaşamını yitirirken; çocuk sömürü aracı haline gelen MESEM’lerde 18 çocuğumuz hayatını kaybetti. Buna göre: Yusuf Tekin’in Bakanlığı döneminde okullarda ve MESEM’lerde toplam 41 kişi hayatını kaybetti. Okullarımızda çocuklar maalesef güvende değil. Tüm uyarılarımıza, yasa, araştırma ve bütçe tekliflerimize, basın açıklamaları ve politika önerilerimize kulaklarını tıkayan, Meclis’te düzenli olarak reddeden iktidar yaşanan bu acı kayıpların temel sorumlusudur. Bu yaşananlar münferit olaylar değil. Bu yaşananlar, yıllardır süren ihmalin ve yanlış politikaların sonucudur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, çocuklarımızın sağlıklı, mutlu ve güvende yaşayacağı bir ülke hayaliyle karşılıyoruz. 23 Nisan’da 23 madde ile Çocuklar İçin Sağlıklı, Mutlu, Güvenli ve Özgür Gelecek Manifesto’muzu açıklıyoruz: 1. Devletin eğitim sorumluluğu hiçbir şekilde dernek, vakıf, cemaat, tarikat, STK, siyasi yapı veya benzeri üçüncü taraflara devredilmeyecek; eğitimi laik, bilimsel, çağdaş esaslara göre yürüteceğiz. 2. Hiçbir okulumuza silah girmeyecek; okullarımıza kadrolu 65 bin uzman ve deneyimli, çocuk pedagojisi eğitimleri ile güçlendirilmiş güvenlik görevlisi atayacağız. 3. Hiçbir çocuk sağlık hizmetinden mahrum kalmayacak; okullarımıza kadrolu 75 bin okul sağlığı hemşiresi atayacağız. 4. Hiçbir çocuk okulda aç kalmayacak, tuvaletlerden su içmeyecek; tüm kademelerde temiz içme suyu ve bir öğün okul yemeğini ücretsiz vereceğiz. 5. Risk altındaki çocuklar görmezden gelinmeyecek; yoksulluk, ihmal, şiddet ve suça sürüklenme gibi durumlara karşı erken müdahale eden, okul-aile-toplum iş birliğine dayalı güçlü bir okul sosyal hizmet programı hayata geçireceğiz. 6. Akran zorbalığı, bağımlılık ve şiddetle mücadele günübirlik yaklaşımlara bırakılmayacak; bilimsel temelli, sürekli ve izlenebilir önleyici programları tüm okullarda uygulayacağız. 7. Şiddeti besleyen toplumsal iklim görmezden gelinmeyecek; şiddete özendiren televizyon dizileri ve medya içerikleri, cezasızlık algısı ve bireysel silahlanmaya karşı kapsamlı bir sosyal politika ve sosyal hizmet eylem planını hayata geçireceğiz. 8. Okullarımıza yeterli sayıda rehber öğretmen atayacak, öğrencilerin duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimini izleyen güçlü bir psikososyal destek sistemi kuracağız. Rehberlik Araştırma Merkezleri’ni ruh sağlığı meslek elemanları ile güçlendireceğiz. 9. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki saygınlığını yeniden tesis edecek; yetki ve sorumluluklarını güçlendirecek, adil ve etkili işleyen disiplin mekanizmalarını yeniden kuracağız. 10. Okul-aile birlikleri yalnızca para toplama aracı olmayacak; okul-aile-toplum iş birliğini güçlendiren etkin mekanizmalar haline getireceğiz. 11. Aileleri destekleyen, sağlıklı ebeveynlik becerilerini güçlendiren, okul-aile iş birliğini sürekli kılan yaygın ve bilimsel temelli programları hayata geçireceğiz. 12. Okullar ihtiyaçlarını karşılamak için velilerden bağış toplamak zorunda kalmayacak; okullarımıza öğrenci sayısına göre düzenli okul bütçeleri göndereceğiz. 13. Okullar ve bölgeler arasındaki altyapı ve donanım eşitsizlikleri ortadan kaldırılacak; tüm okulları eşit olanaklara kavuşturacak, her çocuğun nitelikli eğitim için gerekli tüm imkanlara erişimini sağlayacağız. 14. Okullar yalnızca ders yapılan beton binalar olmayacak; sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerle zenginleşen, güvenli, yeşil, erişilebilir ve çocuk dostu tasarımlarla “mutlu ve yaşayan okullar” haline getireceğiz. 15. Okul öncesi eğitimi bir ayrıcalık olmaktan çıkaracak, her çocuk için kamusal bir hak olarak en az bir yıl ücretsiz ve zorunlu hale getireceğiz. 16. Okul dışında kalan hiçbir çocuk yok sayılmayacak; tüm çocukların örgün eğitime devamını sağlayacak, etkin izleme ve takip sistemleriyle her çocuğun eğitime erişim hakkını güvence altına alacağız. 17. Yoksul çocuklarımız denetimsiz yapılara mecbur kalmayacak; öğrencilere barınma ve burs desteği vereceğiz, köy okullarını yeniden açacağız. 18. Mesleki ve teknik eğitim çocuk işçiliğine ve emek sömürüsüne izin vermeyecek; çocukların iş gören değil, iş öğrenen bireyler olarak hem akademik hem mesleki olarak nitelikli eğitim almasını sağlayacağız. 19. Ölçme ve değerlendirme sistemi çocukları yarıştıran ve eleyen bir yapı olmayacak; çok boyutlu ve adil bir değerlendirme sistemi kuracağız. 20. Eğitimde dijitalleşme eşitsizlik yaratmayacak; tüm çocukların teknolojiye güvenli, eşit ve nitelikli erişimini sağlayacak, dijital okuryazarlığı güçlendireceğiz. 21. Hiçbir çocuk afet ve acil durumlarda korumasız kalmayacak; tüm okulları depreme dayanıklı hale getirecek, afetlere hazırlık eğitimlerini zorunlu kılacak ve her okulda uygulanabilir acil durum planlarını hayata geçireceğiz. 22. Ücretli öğretmenlik kaldırılacak; tüm sınıflarımızı ve çocuklarımızı kadrolu öğretmenlerle buluşturacağız. 23. Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı, fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller yetiştirecek; çocuklarımızı ve gençlerimizi yalnızca bilgiyle değil, etik değerlerle, kültür, sanat ve sporla, sürdürülebilirlik ve eşitlik anlayışıyla donatacağız. Çocukları korumak bir tercih değil, devletin asli görevidir. Güvenli, nitelikli, bilimsel, laik, kamusal, parasız, eşit, kapsayıcı ve özgür bir eğitim sistemi bir vaat değil, bir haktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim önceliğimiz; çocuklarımızın iyi olması, sağlıklı büyümesi, kendini güvende hissetmesi, eşit olanaklara sahip olması, nitelikli bir eğitimle geleceğe hazırlanması ve mutlu olmasıdır. Bu anlayışla çocukların iyi olma halini, yaşam hakkını ve eğitim hakkını güvence altına almak için söz veriyoruz. Başta Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve Cumhuriyet kahramanlarımızı şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Yaşasın Cumhuriyet!"

Çocukların Yüzündeki Umut, Bir Ülkenin Yarınlarının En Güçlü Göstergesidir Haber

Çocukların Yüzündeki Umut, Bir Ülkenin Yarınlarının En Güçlü Göstergesidir

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla parti binasında bir basın açıklaması yapıldı. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yılı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Anahtar Parti olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı sadece bir kutlama günü olarak değil, millet iradesinin tarih sahnesine güçlü bir şekilde çıktığı, geleceğin ise çocuklara emanet edildiği büyük bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. 23 Nisan 1920, bu milletin kendi kaderini kendi ellerine aldığı gündür. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilan edilmiş, vesayet anlayışı tarihin gerisinde bırakılmıştır. Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmesi ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğünün en somut göstergesidir. Atatürk, çocukları sadece seven bir lider değil, onlara güvenen, onları bu ülkenin yarınlarının gerçek sahipleri olarak gören büyük bir devlet adamıdır. Ancak açık bir gerçek vardır ki günümüzde çocuklara armağan edilen bu büyük mirasın ruhunu tam anlamıyla yaşatabildiğimizi söylemek kolay değil. Çocuklarımızın hayallerinin daraltıldığı, fırsat eşitliğinin zedelendiği, eğitimde ve sosyal hayatta ciddi eksikliklerin hissedildiği bir tablo ile karşı karşıyayız. Oysa Atatürk’ün hayal ettiği Türkiye’de çocuklar özgür düşünebilen, sorgulayabilen ve kendi potansiyelini cesaretle ortaya koyabilen bireyler olmalıydı. Çocukluk sadece sorumlulukların değil, umutların, neşenin ve hayallerin de en saf halidir. Bir çocuğun elinde tuttuğu pamuk şeker kadar sade, temiz ve umut dolu bir dünyayı onlara sunabilmek hepimizin ortak görevidir. Bizler, çocuklarımızın yüzündeki o masum tebessümü koruyamadığımız sürece, geleceğe dair iddiamızın eksik kalacağını biliyoruz. Bu nedenle çocuklarımızın hak ettiği nitelikli eğitimi alması, güvenli ortamlarda büyümesi ve umutla geleceğe bakabilmesi için daha güçlü adımlar atılması gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. Hiçbir çocuk ihmal edilemez, hiçbir çocuk geri bırakılmamalıdır. Bu mesele siyasi tartışmaların ötesinde, doğrudan doğruya milli bir sorumluluktur. 23 Nisan’ın bize yüklediği en önemli görev, egemenliğin gerçek sahibi olan millete layık bir gelecek inşa etmektir. Bu gelecek, ancak çocuklarına değer veren, onların sesini duyan ve onların önünü açan bir anlayışla mümkün olacaktır. Çocukların yüzündeki umut, bir ülkenin yarınlarının en güçlü göstergesidir. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli egemenliğimizin temellerini atan tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, onların hak ettikleri aydınlık ve güçlü Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ifade ediyorum."

Eskişehir Barosu’ndan İlayda Zorlu Açıklaması Haber

Eskişehir Barosu’ndan İlayda Zorlu Açıklaması

Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, İlayda Zorlu’nun şüpheli ölümü ve artan kadın cinayetleri ile kayıp vakalarına ilişkin bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, kadınların yaşam hakkının korunması için cezasızlık politikalarına son verilmesi ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulunuldu. ​"İlayda Zorlu’nun Ölümü Münferit Bir Olay Değildir" ​Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, İlayda Zorlu’nun yaşamını yitirmesine giden süreçte ağır ve kabul edilemez iddiaların bulunduğu belirtildi. Bir kadın eylemine katıldığı gerekçesiyle ailesinin kolluk kuvvetleri tarafından aranmasının, kadınlar üzerindeki baskı ve denetim mekanizmasının bir göstergesi olduğu ifade edildi. ​Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"İlayda Zorlu’nun ölümünün ‘intihar’ olarak değerlendirilmesi, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, ortaya çıkan çelişkiler karşısında etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi zorunludur." ​Sistematik İhlaller ve Cezasızlık Politikası ​Baro, kadınların yaşam tarzlarına ve tercihlerine yönelik müdahalelerin hem aile içinde hem de kamusal alanda derinleştiğine dikkat çekti. Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş örneklerine atıfta bulunulan açıklamada, cezasızlık politikalarının kadınlar aleyhine işlediği vurgulandı: ​Gülistan Doku: Yıllardır akıbeti aydınlatılamayan dosyadaki belirsizliğin son bulması isteniyor. ​Rojin Kabaiş: Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş olayının derhal aydınlatılması gerektiği belirtiliyor. ​Yaşam Hakkı: Statü, sınıf veya koşul fark etmeksizin kadınların yaşam hakkının yeterince korunmadığı ifade ediliyor. ​"Dosyaların Sonuna Kadar Takipçisiyiz" ​Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, kamu otoritelerini sorumluluk almaya davet ederek, erkek egemen bakış açısının şekillendirdiği politikaların kadınları güvencesiz bıraktığını belirtti. Komisyon, İlayda Zorlu, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyaları başta olmak üzere, kadınların yaşam hakkını savunmaya ve cezasızlıkla mücadele etmeye devam edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Eğitim İş Eskişehir’den Milli Eğitim Önünde Oturma Eylemi Haber

Eğitim İş Eskişehir’den Milli Eğitim Önünde Oturma Eylemi

Eğitim İş Eskişehir Şubesi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan kanlı saldırılara tepki göstermek amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması ve oturma eylemi başlattı. Şube Başkanı Fadime Arslan, "Okullar güvensiz hale geldi, yaşam hakkımız tehdit altında" diyerek sendikalara ortak mücadele çağrısı yaptı. ​Eskişehir’de Eğitim Emekçilerinden Sessiz Protesto ​Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta eğitimcilerin ve öğrencilerin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan saldırılar, Eskişehir’de büyük bir tepkiyle karşılandı. Eğitim İş Eskişehir Şubesi, Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapılmak istenen yürüyüşün engellenmesini ve okullardaki şiddet sarmalını protesto etmek için Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya geldi. ​"Hak Arama Özgürlüğü Engellenemez" ​Basın açıklamasında konuşan Eğitim İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, Ankara’da yaşanan barikat engeline değinerek, "Eğitimde şiddeti protesto etmek isteyen eğitim emekçileri 9 saat boyunca alanda bekletilmiştir. Bu durum hak arama özgürlüğünün engellenmesidir" dedi. Arslan, saldırılarda hayatını kaybeden meslektaşları ve öğrenciler için taziye dileklerini iletti. ​Çözüm Önerisi: "Köy Enstitüleri Modeli" ​Eğitimdeki güvenlik sorununun sadece polisiye önlemlerle çözülemeyeceğini savunan Arslan, tarihi bir referans vererek Köy Enstitüleri modelini işaret etti: ​"Köy Enstitüleri, güvenliğin dışsal önlemlerle değil; aidiyet, üretim ve eşitlik temelinde nasıl kurulabileceğini göstermiştir. O kurumlarda okul toplumdan kopuk değildi, öğrenciler okulunu sahipleniyordu. Güvenlik, dışarıdan dayatılan bir önlem değil, içeriden kurulan bir düzendi." ​Sendikalara Ortak Mücadele Çağrısı ​Fadime Arslan, eğitimde şiddet konusunun siyaset üstü bir mesele olduğunu vurgulayarak tüm eğitim sendikalarına şu çağrıda bulundu: ​Birlik Mesajı: "Eğitimde şiddet karşısında ayrı gayrı olmaz. Bu mesele hepimizin meselesidir." ​Ortak Ses: "Tüm sendikaları birlikte mücadele etmeye, ortak ses çıkarmaya davet ediyoruz." ​Sessiz Eylem: "İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde saat 17.00’ye kadar sürecek olan sessiz oturma eylemimiz, bu ortak mücadelenin çağrısıdır." ​"Bilimsel ve Kamusal Eğitim Şart" ​Eğitim sisteminin piyasacı ve güvencesiz yapısının değişmesi gerektiğini belirten Eğitim İş, çözümün hakçı, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışında olduğunu vurguladı. Açıklama, "Eğitim emekçileri susmayacak, çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin yaşam hakkı için mücadeleye devam edeceğiz" sözleriyle noktalandı.

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır" Haber

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır"

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Köy Enstitülerinin 86. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, bilimsel ve laik eğitim vurgusu yaptı. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim projelerinden biri olan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yılı nedeniyle bir basın açıklaması yayımladı. Avci, Köy Enstitüleri ruhunun günümüz eğitim sistemindeki sorunlara çözüm olabileceğini belirtti. ​"Cehalete Karşı Bilim, Karanlığa Karşı Aydınlık" ​Köy Enstitülerinin yalnızca bir okul değil, aynı zamanda bir kalkınma modeli olduğunu ifade eden Avci, "Köy Enstitüleri; cehalete karşı bilimi, karanlığa karşı aydınlığı, teslimiyete karşı üretimi ve özgür düşünceyi esas alan bir eğitim modeliydi. Bu kurumlar; düşünen, sorgulayan ve ülkesine karşı sorumluluk duyan kuşaklar yetiştirdi" dedi. ​Eğitim Sistemindeki İdeolojik Dönüşüme Eleştiri ​Güncel eğitim politikalarını eleştiren Avci, Milli Eğitim sisteminin aydınlanmacı mirastan uzaklaştırıldığını savundu. Açıklamasında liyakat ve bilimsel eğitim vurgusu yapan Avci, şu ifadeleri kullandı: ​"Bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışının yerini; ideolojik yönlendirmeler, liyakatsiz kadrolaşmalar ve çağın gerisinde kalan uygulamalar almaktadır. Bugün eğitim sistemi, ezberci ve sorgulamayan bireyler yetiştirme tehlikesiyle karşı karşıyadır." ​"Cumhuriyet Değerleri Rehber Edinilmeli" ​Mehmet Avci, Türkiye'nin kalkınması için Köy Enstitülerinin temsil ettiği değerlere dönülmesi gerektiğini belirterek, eğitim politikalarının ideolojik dayatmalardan arındırılması çağrısında bulundu. Avci, "Köy Enstitülerinin mirası, yalnızca geçmişin bir hatırası değil; geleceğin inşasında yol gösterici bir pusuladır" diyerek sözlerini noktaladı.

CHP Seyitgazi’den Okulda Siyasi Toplantı Tepkisi Haber

CHP Seyitgazi’den Okulda Siyasi Toplantı Tepkisi

Seyitgazi’de AK Parti İlçe Başkanlığı’nın ilçe danışma toplantısını bir devlet okulunda yapacak olması tepkiyle karşılandı. CHP Seyitgazi İlçe Başkanı Selma Sara, "Devletin okulları hiçbir partinin arka bahçesi değildir" diyerek sert bir basın açıklaması yayımladı. ​Cumhuriyet Halk Partisi Seyitgazi İlçe Başkanı Selma Sara, AK Parti Seyitgazi İlçe Başkanlığı tarafından bir devlet okulunda düzenlenmesi planlanan ilçe danışma toplantısına sert tepki gösterdi. Toplantının hafta içi bir günde ve eğitim kurumunda yapılacak olmasını "kamu vicdanını yaralayan bir uygulama" olarak nitelendiren Sara, devletin tarafsızlığına vurgu yaptı. ​"Eğitim Kurumları Siyasete Alet Edilemez" ​Başkan Selma Sara yaptığı açıklamada, kamu kurumlarının ve özellikle çocukların eğitim gördüğü okulların siyasi faaliyetler için kullanılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Sara, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"AK Parti Seyitgazi İlçe Başkanlığı’nın ilçe danışma toplantısını bir devlet okulunda ve hafta içi bir günde yapacak olması açıkça yanlıştır. Devletin okulları ve kamu kurumları hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir. Bu alanların siyasi faaliyetler için kullanılması, demokratik teamüllere ve kamu etiğine aykırıdır." ​"Devletin Tarafsızlığına Gölge Düşürülüyor" ​Okulların siyasetten uzak tutulması gerektiğini savunan Sara, uygulamanın devletin tarafsızlık ilkesini zedelediğini ifade etti: "Çocuklarımızın eğitim gördüğü okulların siyasete alet edilmesi, devletin tarafsızlığına gölge düşürmekte ve kamu vicdanını yaralamaktadır. CHP Seyitgazi İlçe Başkanlığı olarak bu uygulamayı kesin bir dille reddediyoruz." ​Kamuoyuna Çağrı: "Kurumları Siyasetten Uzak Tutun" ​Sara, tüm kamu yetkililerini ve siyasi muhataplarını sağduyuya davet ederek, "Kamu kurumlarının siyasetten uzak tutulması gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. Halkın ortak kullanım alanları olan okullar, sadece eğitim ve öğretimin mekanı kalmalıdır," dedi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.