SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın Açıklaması

Porsuk Haber Ajansı - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EMEP İl Başkanı Kökoğlu: "Sendika Seçme Özgürlüğü En Temel Haktır" Haber

EMEP İl Başkanı Kökoğlu: "Sendika Seçme Özgürlüğü En Temel Haktır"

Kamuoyunda gündeme gelen belediye işçilerinin sendika değiştirme tartışmalarına yönelik Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, işçilerin iradesini yok sayan sendikal bürokrasiye karşı sınıf sendikacılığı vurgusu öne çıktı. ​"İşçilerin Mevcut Sendika Yönetimine Tepkisi Yeni Değil" ​Açıklamada, son yıllarda belediye işçilerinin Belediye-İş yönetimine karşı tepkilerinin büyüdüğüne dikkat çeken İl Başkanı Kökoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Geçtiğimiz günlerde hem yerel basında hem de sosyal medyada, belediye işçileri içerisinde yaşanan sendika değiştirme tartışmaları gündemde yer buldu. Bunun ardından işçilerin üyesi olduğu mevcut sendika Türk İş’e bağlı Belediye-İş ve Disk’e bağlı Genel İş sendikalarından konu ile ilgili açıklamalar yapıldı. Son yıllarda işçilerin, Belediye-İş yönetimine karşı büyüyen bir tepkileri olduğunu ve en son geçtiğimiz yıl işçilerin onayı olmadan imzalanan Toplu İş Sözleşmesi ile tepkilerin hayli arttığını görmüştük. İşçiler şehir meydanında kendi iradeleriyle habersiz imzalanan TİS’i protesto etmiş ve mevcut sendika yönetimine dair eleştirilerini dile getirmişti. Yine yaşanan şube seçimleri sırasında işçilerin çeşitli tepkileri olmuş seçimlerin adil olmayan bir ortamda gerçekleştiği eleştirisi yükselmişti. Tüm bunların üzerine işçilerin sendika değiştirme iradesi gösteriyor ki; Belediye-İş sendikasına da egemen sendikal bürokrasi anlayışına da işçilerin artık tahammülü kalmamıştır. İşçiler kendi seçtikleri kişilerce temsil edildikleri, söz haklarının gerçek anlamda olduğu, işverenin karşısında her daim işçinin yanında olan bir sendikal anlayış istediklerini gösteriyorlar. İşçilerin sendika değiştirme kararının ardından Belediye-İş sendikasının işçileri ve örgütlendikleri sendikayı suçlayan açıklamaları ise kabul edilemez. Sendika seçme özgürlüğü işçilerin en temel sendikal hakkıdır. İşçiler sendikalarını değiştirme özgürlüğünü kullandıklarında sorgulanması gereken bu kararın kendisi değil, işçileri bu kararı vermeye iten sendikal bürokrasi ve o anlayışı temsil eden sendika yöneticilerinin tutumudur. Sendikacıların kendi tutumlarını özeleştirel bir gözle ele almadan işçiyi suçladığı her açıklama bir kere daha nasıl birer sendika bürokratına dönüştüklerinin kanıtından öteye geçemeyecektir. Yine işçiler içerisinde herhangi bir çalışma yürütmeyen, işçilerin sendikal bilinçlerini ilerletecek herhangi bir adım atmayan diğer sendikaların hazır işçiler sendika değiştirmeye niyetlenmişken “hadi buyurun biraz da bize üye olun” demekten başka bir anlam ifade etmeyen açıklamalarının da işçiler açısından bir karşılığı olmayacaktır. İşçiler açısından bu sendikalar madalyonun farklı yüzleri olarak algılanmaktadır. Emek Partisi olarak diyoruz ki; işçi iradesini tanımayan sendikal bürokrasi karşısında tutum alan belediye işçilerinin yanındayız. İşçilerin ihtiyacı olan sendikal anlayış kendi iradelerinin sendikalarına yansıdığı, gerçek bir sınıf sendikacılığıdır. İşçilerin iradesinin sendikalara yansıdığı bir sendikal faaliyet ancak işçilerin birlik olduğu, sendikaların bürokrat temsilcileri karşısında sınıf sendikacılığını benimseyen temsilcilerini birlikte seçtiği ve sendika yönetimlerini denetlediği bir toplamda mümkün olabilecektir. Bunun da en önemli koşulu işçilerin işyerlerinde öncelikle kendi birliklerini kurmasıdır. Üye oldukları sendikanın adı değil benimsediği sendikal anlayış önemlidir. Ve tabi ki işçilerin bu sendikaları nasıl denetlediği, kendi birliklerini ne oranda kurdukları belirleyici olacaktır. Belediye işçileri nezdinde Türkiye işçi sınıfının yıllardır hasret olduğu sendikal mücadele; birlikte hareket eden işçilerin ortak iradesiyle mümkün olabilir. Birleşelim! Örgütlenelim! Bürokratik sendikacılığa karşı sınıfın özne olduğu sendikaları hep birlikte örgütleyelim!"

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümünde Ortak Çağrı Haber

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümünde Ortak Çağrı

Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-İş Eskişehir şubeleri, Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü dolayısıyla Hicri Sezen Meydanı'nda bulunan Lozan Anıtı önünde ortak bir basın açıklaması yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci tarafından yapılan açıklamada, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesi ve ulusal egemenliğin hukuki güvencesi olduğu vurgulanarak, 24 Temmuz'un "Lozan Bağımsızlık Bayramı" olarak yasal güvence altına alınması istendi. ​"Lozan, Emperyalizmin Hesaplarını Bozan Büyük Türk Zaferidir" ​Eskişehir’deki sivil toplum kuruluşları ve sendika şubelerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği açıklamada, 24 Temmuz 1923 tarihinin sadece bir antlaşma günü olmadığına dikkat çekilerek şu ifadeler yer aldı: ​"Bu tarih; Türk milletinin diz çökmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği, Sevr'i tarihin çöplüğüne gömdüğü, bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası hukuk önünde tescil ettirdiği gündür. ​Lozan, emperyalizmin Anadolu üzerindeki hesaplarını bozan büyük Türk zaferidir. Lozan, işgal ordularının silahla yenildiği kadar, diplomasi masasında da dize getirildiği tarihî dönüm noktasıdır. ​Bu büyük destanın başında Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardır. Lozan masasındaki sarsılmaz iradenin adı ise İsmet İnönü'dür." ​"Türk Milleti Esir Edilemez" ​İsmet Paşa’nın dünyanın en güçlü devletlerinin temsilcileri karşısında "Türk milleti esir edilemez" gerçeğini savunduğunu belirten açıklamada, "Aylar süren zorlu görüşmeler boyunca hiçbir tehdide, hiçbir baskıya, hiçbir dayatmaya boyun eğmemiş; Kurtuluş Savaşı'nın cephede kazanılan zaferini diplomasi masasında ölümsüzleştirmiştir" denildi. ​"Lozan'a Sahip Çıkmak; Cumhuriyet'e ve Laikliğe Sahip Çıkmaktır" ​Açıklamada, Cumhuriyet'in temel kazanımlarını ve Lozan'ı hedef alan çevrelerin söylemlerine de şu sözlerle tepki gösterildi: ​"Lozan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesidir. Lozan, ulusal egemenliğimizin hukuki güvencesidir. Lozan, tam bağımsızlığımızın dünyaya kabul ettirilmiş adıdır. Lozan, Türk Milletinin namusudur. ​İşte tam da bu nedenle, Cumhuriyet'in temel kazanımlarını tartışmaya açan çevrelerin hedefinde yıllardır Lozan vardır. Lozan'ı küçümseyenler ya da değersiz göstermeye çalışanlar, eleştirilerini farklı gerekçelerle dile getirebilir; ancak bu tartışmaların Cumhuriyet'in kuruluş süreciyle ilgili daha geniş değerlendirmelerin parçası olduğu açıktır. ​Biz biliyoruz ki; Lozan varsa Cumhuriyet vardır. Lozan varsa ulusal egemenlik vardır. Lozan varsa tam bağımsız Türkiye vardır." ​Ortak Çağrı: "24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı İlan Edilsin" ​Lozan'a sahip çıkmanın vatanın bölünmez bütünlüğüne, üniter devlet yapısına, sosyal hukuk devletine ve laikliğe sahip çıkmak anlamına geldiğinin altı çizilen bildiride, şu somut talep dile getirildi: ​"Bu nedenle çağrımız açık ve nettir: 24 Temmuz, Türk milletinin bağımsızlığının uluslararası hukukta tescil edildiği gündür. ​Bu tarih artık yalnızca anma günü olarak değil; '24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı' olarak yasal güvence altına alınmalı ve her yıl bütün yurtta resmî törenlerle kutlanmalıdır. ​Çünkü milletler, yalnızca savaş meydanlarında kazandıkları zaferlerle değil; o zaferleri hukuk önünde kabul ettirdikleri günlerle de tarih yazarlar. 24 Temmuz işte böyle bir gündür." ​"Hiçbir Güç Bizleri Lozan'dan Koparamayacak" ​Bildirinin sonunda, Atatürk'ün emanetlerine ve tam bağımsızlık idealine olan bağlılık şu kararlı vurguyla yinelendi: ​"Bugün bize düşen görev; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine, İsmet İnönü'nün kararlılığına, Lozan Heyetinin dirayetine, Millî Mücadele kahramanlarının ve Kurtuluş Savaşımızda şehit düşen ve gazi olan atalarımızın fedakârlığına layık olmaktır. ​Cumhuriyetimizi, laik ve demokratik hukuk devletini, ulusal egemenliği ve tam bağımsız Türkiye idealini sonsuza kadar savunacağız. ​Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Eskişehir şubeleri olarak sesleniyoruz; ​Hiçbir güç bizleri Lozan'dan, Cumhuriyet'ten ve Atatürk devrimlerinden koparamayacaktır. ​Yaşasın Lozan! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! ​24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü kutlu olsun! ​24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı ilan edilsin!"

CHP İl Başkanlığı Partinin Anahtarlarını Seçim Kurulu'na Teslim Etti Haber

CHP İl Başkanlığı Partinin Anahtarlarını Seçim Kurulu'na Teslim Etti

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı’nda görevden alınma sürecinin ardından yaşanan gelişmeler sonrasında partinin anahtarları İl Seçim Kurulu'na bırakıldı. Görevden alınma kararının ardından herhangi bir atama yapılmamasını protesto eden CHP Eskişehir teşkilatı, parti binasından İl Seçim Kurulu’na yürüyüş düzenleyerek partinin anahtarlarını İl Seçim Kurulu’nun kapısına astı. ​Geniş Katılımlı Yürüyüş ve Anahtar Teslimi ​CHP Eskişehir İl Binası önünde toplanan kalabalık, ellerinde dövizler ve sloganlar eşliğinde İl Seçim Kurulu’na kadar yürüdü. Gerçekleştirilen eyleme; Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, ​Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, ​Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, ​İl Disiplin Kurulu Başkanı Muratcan Cırık, ​İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, ​İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, ​Çok sayıda parti üyesi ve vatandaş katılım sağladı. ​Talat Yalaz'dan Sert Açıklama: "Yeni Bir Yola Çıkıyoruz" ​İl Seçim Kurulu önünde partililer adına basın açıklaması gerçekleştiren İl Başkanı Talat Yalaz, sürecin hukuki ve siyasi boyutuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: ​"Örgütümüzün iradesiyle seçildiğimiz İl Başkanlığımızın anahtarlarını, butlan yönetiminin birisini atamasını beklemeden; mazbatamızı aldığımız Seçim Kuruluna teslim ettik. Liderimiz Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde başlattığımız bu büyük yürüyüşe omuz veren tüm yol arkadaşlarımıza ve yurttaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Mücadelemiz de, umudumuz da ilk günkü kararlılıkla devam edecek!"

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Güvenlik ile Özgürlük Arasındaki Denge Gözetilmeli" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Güvenlik ile Özgürlük Arasındaki Denge Gözetilmeli"

Eskişehir Valiliği tarafından NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek il genelinde 1-10 Temmuz tarihleri arasında uygulanan etkinlik yasağına İYİ Parti’den tepki geldi. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, güvenlik tedbirlerinin temel hak ve özgürlükleri kısıtlamaması gerektiğini vurgulayarak, “Ankara’daki zirve için Eskişehir’de 10 gün boyunca hayatı durdurmak ölçülü değildir” dedi. ​Eskişehir Valiliği'nin, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ni gerekçe göstererek 1-10 Temmuz 2026 tarihleri arasında il genelinde toplantı, gösteri yürüyüşü, miting ve basın açıklaması gibi etkinlikleri yasaklaması tartışmalara yol açtı. ​Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, güvenlik ihtiyacının demokratik hakların önüne geçmemesi gerektiğini savundu. ​“Vatandaşa Yabancı Muamelesi Yapılmamalı” ​Devletin uluslararası organizasyonlarda güvenlik sağlama sorumluluğunun bilincinde olduklarını belirten Ulucan, buna karşın alınan tedbirlerin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etti. Ankara’da yapılacak bir zirvenin Eskişehir’de temel hakları 10 gün boyunca kısıtlamasına anlam veremediklerini kaydeden İYİ Parti İl Başkanı Ulucan, şu ifadeleri kullandı: ​“Türkiye, NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor diye kendi vatandaşına yabancı muamelesi yapmak mecburiyetinde değildir. Anayasa ile güvence altına alınan ifade ve toplantı özgürlüğüne getirilen sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, zorunlu ve ölçülü olması esastır.” ​“Eskişehir Örnek Bir Şehir” ​Eskişehir’in bugüne kadar birçok uluslararası organizasyonu toplumsal huzuru bozmadan başarıyla yürüttüğünü hatırlatan Serdar Ulucan, yasak kararının “hayatın olağan akışını tamamen durdurduğunu” vurguladı. Ulucan, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: ​“Güçlü devlet anlayışı; vatandaşının hak ve özgürlüklerini gereksiz yere kısıtlayan değil, güvenliği sağlarken demokratik yaşamı da koruyabilen bir yönetim anlayışıyla mümkündür. Kamu otoritelerini, güvenlik ile özgürlük arasındaki hassas dengeyi gözetmeye ve alınan kararların gerekçelerini şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyoruz.” ​Şeffaflık Çağrısı ​İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan, çağrısını demokratik hukuk devletinin gerekliliklerine vurgu yaparak noktaladı. Ulucan, “Demokratik hukuk devletinin gücü, vatandaşına güvenen, temel hak ve özgürlükleri koruyan ve kamu düzenini özgürlüklerle birlikte sağlayabilen bir yönetim anlayışıyla ortaya çıkar” diyerek, kararın gözden geçirilmesi mesajını verdi.

Odunpazarı Kent Konseyi’nden Yaz Ayları İçin Kritik Uyarılar Haber

Odunpazarı Kent Konseyi’nden Yaz Ayları İçin Kritik Uyarılar

Odunpazarı Kent Konseyi Afet Çalışma Grubu, 2026 yaz aylarında artan sıcaklıklar ve doğa etkinlikleri nedeniyle yaşanabilecek risklere karşı önemli bir basın açıklaması yaptı. AKUT, DAK, OBAK ve GEAK temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen açıklamada, vatandaşlar boğulma, zehirlenme, yangın ve kaybolma vakalarına karşı uyarıldı. ​Odunpazarı Kent Konseyi Afet Çalışma Grubu, bünyesinde bir araya gelen AKUT temsilcisi Anıl İhsan Uslu, DAK temsilcisi Erhan Önce, OBAK temsilcisi Gürkan Çelik ve GEAK temsilcisi Sezer Elibüyük, "Yaz Ayları Tedbir ve Uyarıları" başlıklı önemli bir basın açıklamasına imza attı. Açıklamaya, geçen yıl 22 Temmuz'da Seyitgazi ilçesine bağlı Fethiye ve Büyük Yayla mahallelerinde meydana gelen orman yangınlarında görev yaparken hayatını kaybeden 5 orman işçisi ile 5 AKUT gönüllüsünü saygı ve minnetle anarak başlayan heyet, tüm şehitlere rahmet diledi. Küresel iklim değişikliğinin etkileriyle 2026 yazının Türkiye'nin tarihinin en sıcak dönemlerinden biri olabileceği konusunda uzmanların uyarılarını hatırlatan temsilciler, özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkmasının beklendiğine dikkat çekti. Bu kapsamda, öğle saatlerinde (11.00 - 16.00 arası) zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması, güneş çarpması ve sıvı kaybına karşı bol su tüketimi ile koruyucu ekipman kullanımı konusunda vatandaşlar uyarıldı. Açıklamada Eskişehir Valiliği tarafından alınan kararla, orman yangını riskine karşı 15 Haziran – 15 Ekim 2026 tarihleri arasında Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluk alanındaki ormanlara girişlerin yasaklandığı önemle hatırlatıldı. Okulların tatil olmasıyla birlikte ailelerin doğaya yöneldiği bu dönemde, boğulma, zehirlenme, yangın ve kayıp vakalarına karşı tedbirli olunması gerektiğini ifade eden heyet, AFAD verilerine göre Türkiye'de yılda 900 kişiyi bulan boğulma olaylarına karşı Porsuk Çayı, baraj, gölet ve sulama kanallarında suya girilmemesi çağrısında bulundu. Mesire alanlarında ve doğa yürüyüşlerinde böcek, akrep ve yılan ısırması ile tanınmayan bitkilerin tüketilmesi sonucu oluşabilecek zehirlenmelere; yasak yerlerde ateş yakılması, sönmemiş sigara izmariti veya cam şişe atılmasıyla tetiklenebilecek yangınlara ve rehbersiz yapılan etkinlikler sonucu yaşanabilecek kaybolma tehlikelerine vurgu yapıldı. Tehlikeleri bertaraf etmek için kamu kurum ve STK’ların uyarılarının dikkate alınması, özellikle yaşlılar ve çocukların gözetim altında tutulması ve doğanın diğer canlılarla paylaşıldığının unutulmaması gerektiğini belirten Anıl İhsan Uslu, Erhan Önce, Gürkan Çelik ve Sezer Elibüyük, olumsuz bir durumla karşılaşıldığında vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini kaydetti. Amaçlarının toplumsal farkındalık yaratarak üzücü olayları en aza indirmek olduğunu belirten Odunpazarı Kent Konseyi Afet Çalışma Grubu, vatandaşların olası hava durumu güncellemelerini takip etmek için Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün resmi web sitesine başvurabileceğini ifade etti. .

CHP'li Arslan: ''NATO Zirvesi Bahane Edilerek Demokrasi Askıya Alınamaz'' Haber

CHP'li Arslan: ''NATO Zirvesi Bahane Edilerek Demokrasi Askıya Alınamaz''

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Valiliği’nin, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi gerekçesiyle 1-10 Temmuz tarihleri arasında il genelinde toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve benzeri demokratik etkinlikleri yasaklayan kararına tepki gösterdi. Kararın Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere ölçüsüz bir müdahale olduğunu belirten Arslan, güvenlik gerekçesinin demokratik hakların askıya alınmasının bahanesi olamayacağını söyledi. Arslan açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Hiç kimse kamu düzeninin ve güvenliğin sağlanmasına karşı değildir. Devletin görevi, uluslararası organizasyonların güvenliğini sağlamaktır. Ancak hukuk devletinde güvenlik, özgürlüğün alternatifi değil, onun güvencesidir. Ankara’da yapılacak bir zirve gerekçe gösterilerek Eskişehir’de on gün boyunca her türlü demokratik etkinliğin peşinen yasaklanması; ölçülülük ilkesine, hukuk devleti anlayışına ve Anayasa’nın güvence altına aldığı toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına aykırıdır. Son dönemde ülkemizde gözaltılar, tutuklamalar, toplantı ve gösteri yasakları giderek olağanlaştırılmaktadır. Demokratik toplumlarda esas olan yasaklamak değil, temel hak ve özgürlüklerin güvenlik içinde kullanılmasını sağlamaktır. İdarenin görevi, yurttaşın sesini kısmak değil; hukuk içinde bu hakkın kullanılmasını güvence altına almaktır. Eskişehir, demokratik kültürü, sağduyusu ve toplumsal barışıyla örnek bir kenttir. Bu kentin insanlarını potansiyel güvenlik tehdidi gibi gören anlayışı kabul etmiyoruz. Eskişehir Valiliği’ni, Anayasa’nın güvence altına aldığı temel hak ve özgürlüklere aykırı bu hukuksuz ve ölçüsüz yasak kararını derhal kaldırmaya çağırıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve temel hak ve özgürlükleri savunmaya devam edeceğiz. Çünkü demokrasiyi yasaklayarak güvenlik sağlanamaz.”

Eskişehir’de 10 Günlük Eylem Yasağına Tepki Haber

Eskişehir’de 10 Günlük Eylem Yasağına Tepki

Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Eskişehir Valiliği tarafından alınan 10 günlük yasak kararı, kentteki sivil toplum kuruluşlarını ayağa kaldırdı. ADD, ÇYDD ve Eğitim-İş, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan bu karara karşı ortak bir açıklama yayımladı. ​Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi nedeniyle başkentte güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılırken, Eskişehir’den yükselen yasak kararı tepki çekti. Eskişehir Valiliği, kamu düzenini koruma gerekçesiyle 1-10 Temmuz 2026 tarihleri arasında kent genelinde her türlü toplantı, gösteri, yürüyüş, miting, basın açıklaması ve imza kampanyasını yasakladı. ​“Yasak Kararı Kabul Edilemez” ​Yasak kararına tepki gösteren Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Eskişehir Şubeleri, ortak bir basın açıklaması ile karara itiraz etti. ​ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı tarafından kamuoyuna duyurulan açıklamada, Türkiye genelinde sadece belirli illerde uygulanan bu tür kapsamlı yasakların düşündürücü olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek olan NATO Devlet ve Hükümet Başkanlarının katılacağı zirve nedeniyle güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılmış durumda. Gelinen noktada özellikle başkent Ankara’da yaşamın normal akışını etkileyen ve ulaşımdan sağlığa temel kamu hizmetlerini aksatacak seviyede uygulanan güvenlik önlemleri adeta olağanüstü hal koşullarını yaşatıyor. Diğer yandan NATO toplantısı Ankara’da yapılacak olmasına karşın Eskişehir Valiliği’nin kamu düzeninin korunması gerekçesiyle kent genelinde yapılacak etkinliklerle ilgili yasak kararı alması duyarlı kesimlerde büyük bir tepkiye neden oldu. Eskişehir Valiliği’nin aldığı karara göre 1-10 Temmuz 2026 tarihleri arasında kentimizde her türlü toplantı, gösteri, yürüyüş, miting, basın açıklaması, imza kampanyası gibi eylem ve etkinliklere yasak getirildi. Türkiye genelinde Eskişehir’in de dahil olduğu çok az sayıda ilde böylesine kapsamlı yasak kararlarının alınması çok düşündürücüdür. Anayasal bir hak olan ifade ve örgütlenme özgürlüğünü engelleyen bu kararı kabul etmiyoruz. Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Eskişehir Şubeleri olarak NATO toplantısı gerekçesiyle kent genelinde uygulanacak olan eylem yasağı kararına itiraz ediyoruz. Bu vesileyle ifade ediyoruz ki, ülkemizi emperyalist güçlerin parçası haline getiren NATO’ya karşıyız! NATO’ya Hayır! Yasaklara Hayır! Diyoruz. Bizler “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” diyen büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan yürümeye devam edeceğiz. Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yaşatmak için mücadelemizi sürdüreceğiz."

Eskişehir Valiliği’nden NATO Zirvesi İçin 10 Günlük Yasak Kararı Haber

Eskişehir Valiliği’nden NATO Zirvesi İçin 10 Günlük Yasak Kararı

Eskişehir Valiliği, Ankara’da gerçekleştirilecek olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi süresince kamu düzeninin korunması ve güvenlik önlemlerinin sağlanması amacıyla il genelinde birtakım kısıtlamalara gidildiğini duyurdu. ​10 Gün Süreyle Geçerli Olacak ​Valilikten yapılan resmi açıklamaya göre, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek zirve boyunca; kamu güvenliğinin sağlanması, katılımcıların güvenliğinin korunması ve kritik altyapıların muhafaza edilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, 1 Temmuz 2026 saat 00.01’den 10 Temmuz 2026 saat 23.59’a kadar toplamda 10 gün süreyle Eskişehir sınırları içerisinde her türlü eylem ve etkinlik yasaklandı. ​Hangi Eylemler Yasak Kapsamında? ​Valilik Makamı’nın 26.06.2026 tarihli ve 98 sayılı kararı ile yürürlüğe giren yasaklar, hem açık hem de kapalı alanları kapsıyor. Yasağa tabi olan etkinlikler arasında şunlar yer alıyor: ​Toplanma, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, ​Miting, basın açıklaması ve protesto eylemleri, ​Çadır kurma, oturma eylemi ve açlık grevleri, ​Meşale yakma, slogan atma, afiş, poster veya sticker asma/yapıştırma, ​Pankart ve döviz taşıma, ​Stant açma ve imza kampanyaları, ​El ilanı, bildiri veya broşür dağıtımı. ​Şehir Giriş ve Çıkışlarına Sıkı Denetim ​Karar sadece şehir içi eylemleri değil, zirveyi protesto etmek amacıyla Eskişehir’e gelmek isteyen veya il dışına çıkış yapacak olan araç ve şahısları da kapsıyor. Polis ve Jandarma sorumluluk bölgeleri dahil olmak üzere, Valilik kararıyla söz konusu protesto amaçlı geçişler de 10 gün boyunca kısıtlanmış durumda.

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor! Haber

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor!

Eskişehirli Genç Rençberler Sözcüsü Burak Kuşan, TMO tarafından açıklanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, artan maliyetler karşısında çiftçinin cezalandırıldığını belirtti. Kuşan, "Çiftçi sadaka değil, emeğinin gerçek değerini istiyor" dedi. Eskişehir’de bir araya gelen genç çiftçiler, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan arpa ve buğday alım fiyatlarına karşı kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. Eskişehirli Genç Rençberler adına konuşan Sözcü Burak Kuşan, tarımdaki yüksek maliyet artışları ile açıklanan düşük fiyatlar arasındaki uçuruma dikkat çekerek, izlenen politikaların üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini savundu. İşte Eskişehirli üreticilerin tarım politikalarına ve hububat fiyatlarına yönelik çarpıcı itirazları: "Enflasyon Yüzde 32, Ürüne Verilen Artış Yüzde 16" Konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ile piyasa gerçekleri arasındaki çelişkiyi vurgulayan Burak Kuşan, maliyetlerin altında ezildiklerini ifade etti. Yıllık enflasyonun resmi rakamlarla bile yüzde 32 seviyesinde olduğunu hatırlatan Kuşan, şu verileri paylaştı: "TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarında arpaya yaklaşık yüzde 16, buğdaya ise yaklaşık yüzde 22 oranında artış verilmiştir. Buna karşın çiftçinin kullandığı gübre, mazot, tohum, ilaç, işçilik ve enerji maliyetleri geçen yıla göre yüzde 50’nin üzerinde artmıştır. Maliyeti yüzde 50 artan çiftçi, ürününe verilen yüzde 16-22’lik artışla nasıl ayakta kalacaktır?" "Yüksek Rekolte Çiftçinin Suçu Değil, Başarısıdır" Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan "yağışlar iyi gitti, rekolte yüksek, fiyatlar bu yüzden böyle belirlendi" yönündeki açıklamalara da değinen Kuşan, desteklemelerin artırılacağı vaadinin sahada karşılığı olmadığını söyledi. "Çiftçi destek adı altında verilen kaynaklarla ayakta kalmak istemiyor. Çiftçi sadaka istemiyor" diyen Kuşan, yüksek rekoltenin bir ceza gerekçesi yapılamayacağını belirterek, "Eğer yüksek rekolte gerekçe gösterilerek fiyatlar baskılanacaksa, çiftçiye verilen mesaj şudur: ‘Üret ama kazanma.’ Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Çünkü yüksek rekolte çiftçinin suçu değil, başarısıdır. Üretimin fazla olması çiftçinin cezalandırılmasının değil, ödüllendirilmesinin gerekçesi olmalıdır" ifadelerini kullandı. TMO Açıklamasından Sonra Borsada Fiyatlar Çakıldı Fiyat politikasının piyasayı regüle etmek yerine serbest piyasayı da aşağı çektiğini iddia eden Genç Rençberler Sözcüsü, Eskişehir Ticaret Borsası'ndaki güncel durumu şu rakamlarla özetledi: TMO Öncesi Dönem: Buğday 16 TL, arpa 14 TL seviyelerindeydi. TMO Sonrası Dönem: Eskişehir Ticaret Borsasında buğday 13,5 TL’ye, arpa ise 11 TL seviyelerine kadar geriledi. Yaşanan bu düşüşün ardından "Bu fiyatlar kimin lehine çalışmaktadır?" sorusunu yönelten Kuşan, mevcut tablonun üreticiyi değil, sadece sanayiciyi koruduğu yönünde güçlü bir algı yarattığını savundu. Sanayicinin kazanmasına karşı olmadıklarını ancak zincirin ilk halkası olan çiftçi zarar ederken tarımın sürdürülebilir olamayacağını hatırlattı. Hedef Kamu Çalışanları Değil, Fiyat Politikaları Gerçekleştirilen eylemin yereldeki TMO çalışanlarına yönelik olmadığının altını özenle çizen Kuşan, Eskişehir TMO Başmüdürlüğü personeline ve yöneticilerine üretici odaklı, özverili ve çözümcü yaklaşımlarından dolayı teşekkür etti. Tepkilerinin doğrudan sisteme ve politikalara olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Bizim itirazımız sahada görev yapan kamu çalışanlarına değil, çiftçinin beklentilerini karşılamayan fiyat politikalarınadır. Çiftçi artık ayakta kalmakta zorlanıyor, üretirken kazanamıyor ve geleceğini göremiyor. Yetkililere sesleniyoruz: Çiftçinin sesini duyun, maliyetleri görün. Çiftçi bu yıl arpa ve buğday değil, zarar hasat ediyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.