SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın Açıklaması

Porsuk Haber Ajansı - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de Basın Özgürlüğü Yürüyüşü: “Artık Yeter, Nefes Alamıyoruz!” Haber

Eskişehir’de Basın Özgürlüğü Yürüyüşü: “Artık Yeter, Nefes Alamıyoruz!”

Eskişehir’de basın meslek örgütleri, medya kuruluşlarına kayyum atanmasına, gazetecilerin gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına, haber siteleri ile sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesine tepki gösterdi. Köprübaşı’ndan Yediler Parkı’na yürüyen gazeteciler, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur” mesajı verdi. Eskişehir’de faaliyet gösteren basın meslek örgütleri, basın özgürlüğüne yönelik baskılara dikkat çekmek amacıyla yürüyüş düzenledi. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Eskişehir İl Temsilciliği, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Eskişehir Şubesi ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen yürüyüşe siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da destek verdi. Köprübaşı’nda bir araya gelen katılımcılar, buradan Yediler Parkı’na yürüdü. Medya kuruluşlarına kayyum atanması, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar ile haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerinin protesto edildiği yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı. Eylem Lodos: “Artık yeter, nefes alamıyoruz!” Yürüyüşün ardından açıklamayı Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Eskişehir Şubesi adına Eylem Lodos yaptı. Türkiye’de gazeteciliğin siyasi iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil, halkın yanında olması gerektiğini vurgulayan Lodos, basın özgürlüğüne yönelik baskılara tepki gösterdi. Gazeteciliğin suç, haberin tehdit ve gerçeğin sakıncalı sayıldığı bir ortamda sessiz kalmayacaklarını belirten Lodos, televizyon kanallarına kayyum atanması, haber sitelerine erişim engelleri getirilmesi, gazetecilerin tutuklanması ve sosyal medya hesaplarının kapatılmasının basın özgürlüğünü tehdit ettiğini ifade etti. Gazetecilerin çalışma koşullarına ve sosyal haklarına da dikkat çeken Lodos, ekonomik güvencesizlik ve sansür baskısının gazetecilerin mesleklerini özgürce yapmalarını zorlaştırdığını dile getirdi. “Gazetecilik halktan yanadır” Gazeteciliğin temel sorumluluğunun toplumun gerçeklere ulaşmasını sağlamak olduğunu belirten Lodos, işçilerin hak mücadelelerinin, kadınların yaşadığı şiddetin, gençlerin sorunlarının, yoksulluğun ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin gelişmelerin kamuoyuna aktarılmasının gazeteciliğin kamusal sorumluluğu olduğunu vurguladı. Gazeteciliğin siyasi iktidarın veya sermayenin çıkarlarını savunan bir anlayışla yürütülemeyeceğini ifade eden Lodos, gazetecilerin kamu gücünü denetleme, yolsuzluk iddialarını araştırma ve toplumun farklı kesimlerinin sesini duyurma görevini yerine getirdiğini kaydetti. Lodos, iktidarın hoşuna gitmeyen sorular soran, kamu kaynaklarının kullanımını araştıran ve toplumsal sorunları haberleştiren gazetecilerin gözaltı, tutuklama, ev hapsi ve işsizlik gibi yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu baskıların yalnızca gazetecileri değil, toplumun haber alma hakkını da doğrudan etkilediğini söyledi. Haber sitelerine erişim engellerine tepki Basın açıklamasında medya kuruluşlarına yönelik kayyum uygulamaları ve haber sitelerine getirilen erişim engelleri de gündeme geldi. Lodos, Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve Halk TV başta olmak üzere medya kuruluşlarına yönelik gelişmelere dikkat çekti. JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı ve KAOS GL gibi haber sitelerine erişim engelleri getirildiğini belirten Lodos, T24 başta olmak üzere farklı haber mecralarının ve gazetecilerin sosyal medya hesaplarına yönelik kısıtlamaları da eleştirdi. Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi ve Bianet gibi yayın organlarının sosyal medya hesaplarına yönelik engellemelerin de basın özgürlüğü açısından kaygı verici olduğunu ifade eden Lodos, ekonomik zorluklar ve kamu ilanlarından yararlanamama gibi nedenlerle yayın hayatını sonlandırmak zorunda kalan medya kuruluşlarına da dikkat çekti. “Susturulan yalnızca gazeteciler değil, toplumun kendisidir” Basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin toplumun haber alma hakkını da sınırlandırdığını belirten Lodos, sansürün, otosansürün, kapatmaların ve tutuklamaların yalnızca gazetecilerin sorunu olmadığını vurguladı. Gazetecilerin susturulmasının yurttaşların gerçeklere ulaşmasını, gelişmeler hakkında bilgi edinmesini ve özgür iradeleriyle karar vermesini engellediğini ifade eden Lodos, işçilerden çiftçilere, esnaftan memurlara, kadınlardan gençlere kadar toplumun bütün kesimlerinin özgür basına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Lodos, gazeteciler arasındaki dayanışmanın önemine de değinerek, farklı siyasi görüşlere, kimliklere, dillere veya kurumlara sahip gazetecilerin haber yapma hakkının birlikte savunulması gerektiğini söyledi. Sansüre karşı sessiz kalmanın mesleğin ortak geleceğine zarar verdiğini belirten Lodos, tüm gazetecileri ve yurttaşları dayanışmaya çağırdı. Basın meslek örgütlerinden 6 maddelik çağrı Basın meslek örgütleri adına yapılan açıklamada, basın özgürlüğünün korunması ve gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi için şu talepler sıralandı: - Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, - Haber üzerindeki yargı baskısının sona erdirilmesi, - Medyada kayyum uygulamalarına son verilmesi, - Hukuksuz erişim engellerinin kaldırılması, - Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtılması, - Anayasa ile güvence altına alınan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran müdahalelerden vazgeçilmesi. Açıklama, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur” mesajıyla sona erdi. Basın meslek örgütleri, gazeteciliğin ve halkın haber alma hakkının korunması için dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini vurguladı.

Eskişehir’de 29 Ekim Cumhuriyet Yürüyüşü Düzenlenecek Haber

Eskişehir’de 29 Ekim Cumhuriyet Yürüyüşü Düzenlenecek

ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla düzenlenecek Cumhuriyet Yürüyüşü’ne tüm Eskişehirlileri davet etti. Yürüyüş, saat 15.00’te Ulus Anıtı önünden başlayacak. Eskişehir’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. yıl dönümü kapsamında Cumhuriyet Yürüyüşü düzenlenecek. Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Eskişehir Şubesi ve Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Eskişehir Şubesi öncülüğünde gerçekleştirilecek yürüyüş için tüm Eskişehirlilere katılım çağrısı yapıldı. Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Binası’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen yaptığı açıklamada, Cumhuriyet’in kuruluşunun 103. yıl dönümünün halkla birlikte büyük bir coşkuyla kutlanacağı belirtti. Cumhuriyet Yürüyüşü Saat 15.00’te Başlayacak 29 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek Cumhuriyet Yürüyüşü, saat 15.00’te Ulus Anıtı önünde başlayacak. Buluşmanın ardından kurumlar adına basın açıklaması yapılacak. Yürüyüş programı, Vilayet Meydanı’nda gerçekleştirilecek saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla sona erecek. Açıklamada, Cumhuriyet’in bağımsızlığın, toplumsal barışın ve ekonomik kalkınmanın güvencesi olduğu vurgulandı. Başta Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlık uğruna mücadele eden kahramanlar da saygıyla anıldı. “Cumhuriyetimizi Sonsuza Dek Yaşatma Kararlılığımızı Paylaşacağız” Cumhuriyet’in kazanımlarının Türkiye’nin çağdaş geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılığın bir kez daha ifade edileceği belirtildi. Açıklamada, Mustafa Kemal Atatürk’ün 103 yıl önce açtığı çağdaş ve aydınlık yoldan alınan güçle Cumhuriyet’i sonsuza dek yaşatma kararlılığının paylaşılacağı ifade edildi. Eskişehirlilere Bayrak ve Atatürk Posteri Çağrısı Cumhuriyet Bayramı’nın kent genelinde coşkuyla kutlanması amacıyla Eskişehirlilere evlerine Türk bayrakları asma çağrısı yapıldı. Vatandaşların yürüyüşe Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle katılması istendi. Açıklama, “Cumhuriyetimizin ışığı hiç sönmeyecek” mesajıyla sona erdi. Cumhuriyet Yürüyüşü, 29 Ekim Perşembe günü saat 15.00’te Ulus Anıtı önünden başlayacak.

Dev Emekli-Sen: "Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz!" Haber

Dev Emekli-Sen: "Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz!"

Devrimci Emekliler Sendikası (Dev Emekli-Sen), Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı basın açıklamaları düzenleyerek derinleşen ekonomik krize, eriyen maaşlara ve emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntılarına karşı meydanlara indi. ​Eskişehir SGK İl Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen ortak basın açıklamasını, Dev Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç okudu. Emeklilerin onurlu bir yaşam mücadelesi verdiğini vurgulayan Kılıç, iktidara ve yetkililere sert tepki gösterdi; Devrimci Emekliler Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç şu ifadeleri kullandı; “Emeğimizi, onurumuzu çaldırmayacağız. Bizler, bu ülkenin yıllarca alın teri döken, üreten, çalışan ve bugün emekli olan milyonlarıyız. Ömrümüzü fabrikalarda, tarlalarda, iş yerlerinde, kamu kurumlarında, sokaklarda bu ülkenin geleceği için harcadık. Bugün bizlere reva görülen ise insanca bir yaşam değil, her geçen gün biraz daha ağırlaşan yoksulluk, açlık ve güvencesizliktir. Buradan açıkça ilan ediyoruz: Emeğimizi de onurumuzu da çaldırmayacağız. Yıllarca çalıştık, prim ödedik. Emeklilik hakkımızı bir lütuf olarak değil, alın terimizin karşılığı olarak kazandık. Ancak bugün milyonlarca emekli, aldığı maaşla ayın sonunu getiremiyor; temel gıda maddelerine, kiraya, elektriğe, doğal gaza ve sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorlanıyor. Emeklinin sofrasındaki ekmek küçülürken yaşam maliyeti büyüyor. Biz yoksulluğa mahkûm edilmeyi kabul etmiyoruz. Emeklilik, insanın hayatının son döneminde huzur ve güven içinde yaşaması gereken bir dönemdir. Emeklileri çocuklarının yardımına, borca, krediye ve sadakaya muhtaç bırakmak sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Biz sadaka istemiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz. Yıllarca ödediğimiz primlerin, döktüğümüz alın terinin karşılığını istiyoruz. İnsan onuruna yaraşır ücret, insanca yaşam koşulları ve adil bir emeklilik sistemi istiyoruz. Emekli maaşlarının gerçek enflasyon karşısında erimesine seyirci kalmayacağız. Seyyanen zam talebimizden vazgeçmeyeceğiz. En düşük emekli aylığının insan onuruna yaraşır seviyeye çıkarılması için mücadele edeceğiz. Sağlık hakkının paralı hâle getirilmesine, katkı ve katılım paylarıyla emeklilerin sağlık hizmetlerine erişiminin zorlaştırılmasına karşı çıkacağız. Emeklinin barınma, beslenme, ulaşım ve sağlık hakkını güvence altına alan sosyal politikalar için mücadele edeceğiz. Çünkü biliyoruz: Hak verilmez, mücadeleyle kazanılır. Bizleri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan anlayışlara da açıkça söylüyoruz: Emekliler artık susmayacak. Emekliler artık beklemeyecek. Emekliler artık kendi kaderlerini başkalarının insafına bırakmayacak. Bizler örgütlenecek, yan yana gelecek ve hakkımızı birlikte savunacağız. Çünkü bugün emeklinin yaşadığı sorun yalnızca emeklinin sorunu değildir. Bugün emeklinin sofrasındaki ekmeğe uzanan el, yarının çalışanının ve genç kuşakların geleceğine de uzanmaktadır. Emeğe sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır. Emekliye sahip çıkmak, insan onuruna sahip çıkmaktır. Buradan tüm emeklilere çağrımızdır: Yan yana gelelim. Örgütlenelim. Haklarımız için birlikte mücadele edelim. Bizler Devrimci Emekliler Sendikası olarak biliyoruz ki hiçbir hak mücadele edilmeden kalıcı hâle gelmez. Sokaklarda, meydanlarda, iş yerlerinde ve hayatın her alanında hakkımızı savunacağız. Emeğimizi çaldırmayacağız. Onurumuzu çaldırmayacağız. Geleceğimizi çaldırmayacağız. Ve bir kez daha haykırıyoruz: Biz sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Emeğimizi, onurumuzu çaldırmayacağız. Yaşasın emeklilerin örgütlü mücadelesi.” ​Basın açıklaması, tüm emeklilere "Yan yana gelelim, örgütlenelim, haklarımız için birlikte mücadele edelim" çağrısıyla sona erdi.

Pancar Üreticileri ve Nakliyecilerinden Ortak Eylem Haber

Pancar Üreticileri ve Nakliyecilerinden Ortak Eylem

Eskişehir'de tarım ve lojistik sektörünün kilit taşları olan pancar üreticileri ile nakliyeciler, yaşadıkları ekonomik çıkmazı gözler önüne sermek amacıyla fabrika önünde bir araya geldi. Eskişehir'de şeker pancarı üreticileri ve nakliyeciler, artan maliyetler, belirsiz taban fiyatlar ve yetersiz nakliye ücretleri nedeniyle Kazım Taşkent Şeker Fabrikası önünde ortak bir basın açıklaması düzenleyerek ses yükseltti. ​Eskişehir'de tarım ve lojistik sektörünün kilit taşları olan pancar üreticileri ile nakliyeciler, yaşadıkları ekonomik çıkmazı gözler önüne sermek amacıyla fabrika önünde bir araya geldi. Sezon başlamasına rağmen pancar alım fiyatlarının hâlâ açıklanmamış olması, gübre desteklerinin kesilmesi ve mazot fiyatlarının 100 liraya dayanması protestoların odak noktasını oluşturdu. Yapılan protestoya; YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, YENİ Parti İl Başkanı Talat Yalaz, İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda çiftçi ve nakliyeci katıldı. ​Açılış konuşmasını gerçekleştiren Alpulu çiftçi, üretici ve nakliyeci Süleyman Yıldız, Türk Şeker ve fabrika yönetiminin politikalarını sert bir dille eleştirdi. Yıllardır emeklerinin çalındığını belirten Yıldız, "Sezon gelmiş, ektiğim pancarın kaç para olduğundan haberim yok. Dünyada böyle bir örnek var mı? Bu sistem kölelik düzenidir, hiçbir söz hakkımız yok" diyerek isyan etti. Gübre paralarının ve küspe avanslarının %20'den %12-15 seviyelerine düşürüldüğünü vurgulayan Yıldız, mazotun 100 liraya dayandığı bir dönemde nakliyeye yalnızca %20'lik komik bir fark verildiğini ifade etti. Fabrika müdürü ve ziraat müdürlerinin sorunlarla ilgilenmediğini, yöneticilerin 3 ay boyunca lokalde bile görünmediğini söyleyen Yıldız, ropacı fiyatlarının yandaşlarla birlikte 5 dakikada belirlendiğini ancak nakliyeciye verilen 12 liralık farkın bir tabak yemek bile alamayacak düzeyde olduğunu belirtti. "Ya bugün burada öleceğiz ya da istediğimizi alacağız" diyen Yıldız, bu iş çözülene kadar sonuna kadar birlikte direneceklerini vurguladı. ​Yıldız'ın ardından söz alan Eskişehir Genç Rençberler Derneği Başkanı Burak Kuşan, üretici ve nakliyecinin birbirinin düşmanı değil, birbirine kopmaz bağlarla bağlı iki zincir halkası olduğunu kaydetti. Mazot, lastik ve personel giderlerinin %100 oranında artmasına karşın nakliyeciye verilen %30'luk farkın yetersiz kaldığını belirten Kuşan, üreticinin cebinde de bu ek farkı verecek para bulunmadığına dikkat çekti. Kuşan, üretici ile nakliyecinin karşı karşıya getirilmek istendiğini, oysa asıl amaçlarının ortak bir çözüm yolu bularak talepleri yukarıdaki mercilere sunmak olduğunu dile getirdi. ​Eyleme destek veren YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de yaşanan krizin temel sebebinin iktidarın üreticiyi ve nakliyeciyi yok sayan politikaları olduğunu belirtti. Mazot litresinin 100 liraya ulaştığı noktada nakliyecinin de üreticinin de çaresiz kaldığını vurgulayan Çakırözer, "İktidar beceremeyince işte böyle nakliyeciye 'sen git üreticiden al' deniyor. Bir de üstüne üstlük bunları birbirine kırdıran bir anlayışla karşı karşıyayız" dedi. Tarımın ve esnafın bitme noktasına geldiğini ifade eden Çakırözer, çözümün tarafları birbirine düşürmek değil, her iki kesimin de alın terinin karşılığını vermek olduğunu belirterek haklı mücadelenin sonuna kadar yanında olduklarını sözlerine ekledi. ​Fabrika önünde birleşen üretici ve nakliyeciler, haklı talepleri karşılanana ve adil bir fiyatlandırma yapılana kadar eylemlerini sürdirmekte kararlı olduklarını tüm kamuoyuna duyurdu.

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Bu Trajedi Şeffaflıkla Araştırılmalı" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Bu Trajedi Şeffaflıkla Araştırılmalı"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, Eskişehir Millet Bahçesi’nde 42 yaşındaki bir polis memurunun hayatını kaybetmesiyle ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak konunun tüm idari ve adli yönleriyle aydınlatılmasını beklediklerini belirten Serdar Ulucan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ''Bugün Millet Bahçesi’nde 42 yaşındaki bir polis memurumuzun hayatını kaybettiği acı haberini aldık. Yaşanan bu kötü, kabul edilemez olay tüm yönleriyle araştırılmalı, gerçekler kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. Ülkemizde intiharlar özellikle polis intiharları artarak devam ederken, Eskişehir’de son dönemde yalnız yaşadığı evinde hayatını kaybeden ve günler sonra fark edilen insanlarımızın sayısının da arttığını unutmayalım. Bunlar sadece adli vakalar değildir. Toplum olarak geldiğimiz noktayı sorgulamamız gereken acı gerçek işaretlerdir. “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de adl-i ilâhî Ömer’den sorar onu.” Sözüne baktığımızda; Hz. Ömer’in adalet anlayışını Müslüman Türk milleti olarak sadece sözle değil; yaşayarak, yaşatarak, ilke ve uygulamalarımızla ortaya koymalıyız. Ekonomik kriz, geçim sıkıntısı, yalnızlık ve zayıflayan sosyal dayanışma insanlarımızın hayatına ciddi manada etkiler bırakıp böyle acı sonlarla sonuçlanıyor. Milleti düşünmeden alınan, Deli Dumrul yasaları misali günü kurtarmaya yönelik politikaların bedelini artık aziz milletimiz ödüyor. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla iktidara gelenlerin bugün milletimizi getirdiği nokta ortadadır. Hükümetin görevi yalnızca olay olduktan sonra müdahale etmek değildir. İnsanı yaşatmak, korumak, huzurunu ve refahını sağlamak; hiç kimseyi çaresiz ve yalnız bırakmamaktır. Bir polisimizin, bir yaşlımızın, bir gencimizin ölümünü sıradanlaştırmayacağız. İYİ Parti Eskişehir Teşkilatı olarak bu müessif hadisenin derinlemesine incelenmesini talep ediyor, gelişmeleri yakından takip edeceğimizin kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz. İnsan hayatının kıymetini bilen, vatandaşını yalnız bırakmayan bir devlet düzeni için İYİ ve cesurlar olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.''

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz" Haber

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, 12 Eylül darbesinin yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "12 Eylül 1980… Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin susturulduğu, Meclisin kapatıldığı, siyasi partilerin dağıtıldığı, insanların işkencelerden geçirildiği, gençlerin darağaçlarına gönderildiği; korkunun, baskının ve yasakların devlet düzeni haline getirildiği kara bir tarih. 12 Eylül yalnızca bir tarih değildir. 12 Eylül; demokrasiye indirilen darbenin, millet iradesine vurulan zincirin ve Cumhuriyetin üzerine düşürülen karanlığın adıdır. Aradan yıllar geçti. Ancak bugün hâlâ şu soruyu sormak zorundayız. 12 Eylül gerçekten geride mi kaldı? Bir ülkede sandık varsa ama hukuk tartışılıyorsa. Seçim varsa ama milli iradenin itibarı tartışmaya açılıyorsa. Cumhuriyet varsa ama laiklik hedef haline getiriliyorsa. Demokrasi varsa ama eleştirenin, sorgulayanın ve itiraz edenin sesi kısılmaya çalışılıyorsa. 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetinden geriye kalanlarla yüzleşmek zorundayız. Bizim için 12 Eylül’ü anlamak, yalnızca geçmişin acılarını anmak değildir. 12 Eylül’ü anlamak; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir daha hiçbir gücün “bizim çocukları” olmayacağını ilan etmektir. Tarihte “bizim çocuklar” sözü, milletimizin hafızasında dış müdahale ve vesayet tartışmalarının simgelerinden biri olarak yer etmiştir. Bugün isimler, makamlar ve temsilciler değişse de Türkiye’ye yön verme hevesi değişmemektedir. Bugün, Tom Barrack gibi Amerika Birleşik Devletleri adına bölgemizde ve ülkemizde görev yapan temsilcilerin, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren açıklamalarını ve yaklaşımlarını dikkatle değerlendirmek zorundayız. Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir. Dostluk başka şeydir, bağımlılık başka şeydir. İttifak başka şeydir, teslimiyet başka şeydir. Diplomasi başka şeydir, Türkiye’nin geleceği hakkında başkalarının hesap yapmasına sessiz kalmak başka şeydir. Türkiye Cumhuriyeti. Hiçbir yabancı gücün siyasi laboratuvarı, hiçbir bölgesel projenin taşeronu, hiçbir küresel planın uygulama alanı değildir. Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir. Ve bu devletin tapusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ile alınmıştır. Bu nedenle bugün siyaset yapan herkese açık ve net bir çağrımız vardır. Cumhuriyeti savunmak günübirlik siyasetin konusu değildir. Atatürk’ü yalnızca seçim meydanlarında hatırlayıp Cumhuriyetin temel değerlerini gündelik siyasi hesaplara kurban edemezsiniz. Demokrasiyi yalnızca işinize geldiğinde savunamazsınız. Milli iradeyi yalnızca kendi iradenizle aynı sonuç çıktığında kutsayamazsınız. Hukuku yalnızca kendiniz için isteyemezsiniz. Laikliği yok sayıp çağdaş Türkiye’den söz edemezsiniz. Ve en önemlisi. 12 Eylül’e lanet okuyup, 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetine bugün göz yumamazsınız. Bizim duruşumuz nettir. Darbeye karşıyız. Vesayete karşıyız. Her türlü antidemokratik müdahaleye karşıyız. Türkiye’nin iç işlerine yönelik emperyal hesaplara karşıyız. Cumhuriyetimizi ve laikliği hedef alan gerici anlayışlara karşıyız. Kimden gelirse gelsin, millet egemenliğini zayıflatan her türlü anlayışın karşısındayız. Çünkü bizim hayat felsefemiz. Atatürk’ün aklı. Cumhuriyetin özgürlüğü. Laikliğin güvencesi. Demokrasinin namusu. Ve Tam Bağımsız Türkiye idealidir. 12 Eylül’ün yıldönümünde bir kez daha haykırıyoruz. Bu millet darbelerden çok çekti. Bu ülke vesayetlerden çok çekti. Bu Cumhuriyet, kendi evlatlarının birbirine düşman edilmesinden çok çekti. Artık yeter. Türkiye’nin geleceğini ne darbeler, ne vesayet odakları ne de yabancı güçlerin Türkiye üzerine kurduğu hesaplar belirleyecektir. Bu ülkenin geleceğini yalnızca ve yalnızca Türk Milleti belirleyecektir. Ve herkes bilmelidir ki. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; geçici siyasi hesaplardan, makam hırslarından, dış baskılardan, emperyal projelerden ve demokrasi dışı heveslerden çok daha büyüktür. Bugün görevde olanlar da, yarın görevde olacaklar da, siyaset yapan herkes de şu gerçeği bilmek zorundadır. Cumhuriyet kimsenin makamı değil, milletin namusudur. Demokrasi kimsenin lütfu değil, milletin hakkıdır. Atatürk ilke ve devrimleri geçmişin değil, Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır. 12 Eylül’ü unutmadık. Darbeleri unutmadık. İşkenceleri unutmadık. Darağaçlarını unutmadık. Kaybedilen gençliği unutmadık. Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı üzerinde hesap yapanları da unutmadık. Bugün de aynı yerdeyiz. Cumhuriyetin yanındayız. Demokrasinin yanındayız. Laikliğin yanındayız. Tam Bağımsız Türkiye’nin yanındayız. Ve buradan açıkça ilan ediyoruz. Bu ülkede artık kimsenin “bizim çocukları” yoktur. Bu ülkenin sahibi, Türk Milletidir. Ne darbe. Ne vesayet. Ne teslimiyet. Yaşasın Tam Bağımsız, Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti."

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: “Terörle Müzakere Olmaz, Mücadele Olur!” Haber

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: “Terörle Müzakere Olmaz, Mücadele Olur!”

Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Derneği (AHPADİ) Başkanı Mehmet Ektaş, Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç ve son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. Sürecin yanlış yönetildiğini ve ciddi güvenlik riskleri doğurduğunu vurgulayan Ektaş, "Terörle müzakere olmaz, mücadele olur" diyerek iktidara çağrıda bulundu. “Hayalleri Talep Olarak İleri Sürüyorlar” Sürecin başından bu yana terör örgütü odağındaki isimlerin ve bazı siyasi aktörlerin adımları zehirlediğini belirten Mehmet Ektaş, Türk milletinin gösterdiği ferasetin ve devletin şefkatinin kötüye kullanıldığını ifade etti. Ektaş açıklamasında, "Teröristbaşı, Kandil’deki elebaşları, legal siyasetteki temsilcileri ve sürece sızmış yapılar Türk milletini ve devletini tehdit ederek ipe sapa gelmez hayallerini talep olarak sunuyor. Bu durum Terörsüz Türkiye hedefini baltalamaktadır" dedi. “Teröristlerin Anılmasına Ve Posterlerin Asılmasına Göz Yumuldu” Çeşitli illerde düzenlenen taziye ve anma etkinliklerine dikkat çeken AHPADİ Başkanı, devlete karşı silah çekmiş teröristlerin ‘şehit’ olarak anılmasını sert bir dille eleştirdi. Sokaklara ve surlara asılan posterlere müdahale edilmediğini savunan Ektaş, "Güvenlik güçlerimize, sivillerimize ateş eden teröristler övüldü, propagandalarına göz yumuldu. Zerre pişmanlık göstermeyen bu anlayış, silah bırakırken bile zafer hikayesi satmaya çalışarak toplumsal barış umutlarını zehirliyor" değerlendirmesinde bulundu. “PKK Fesholmuyor, Zaman Kazanmaya Çalışıyor” Yaşanan olayların terörü meşrulaştırma riski taşıdığını ve bölge halkında endişe yarattığını belirten Ektaş, durumun bir fesih değil, stratejik bir şekil değiştirme olduğunu iddia etti:"PKK kendini feshetmiyor; aksine konjonktürel bir şekil değiştirme, zaman kazanma ve odak kaydırma stratejisi uyguluyor. Bölgede devletinin ve milletinin yanında yer alan büyük çoğunluk, güvenlik kaygısıyla yarınına kuşkuyla bakmaya başlamıştır." İktidara Çağrı: “Siyasi Faturası Ağır Olur” İktidarın mevcut tutumunu değiştirmesi gerektiğini belirten Ektaş, uyarısını şu sözlerle tamamladı: "Bu görmezden gelme politikası devam ederse, ileride hortlayacak yeni bir terör dalgasının maliyeti çok daha ağır olacaktır. Bu durumun sandıkta da ağır bir siyasi faturası olur. İktidar zaman kaybetmeden harekete geçmeli, süreci sabote edecek hiçbir söylem ve etkinliğe izin vermemelidir. Bir kez daha tekrarlıyoruz: Terörle müzakere olmaz, mücadele olur."

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Şehidimiz ve Gazimiz Siyasi İstismar Konusu Değildir!" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Şehidimiz ve Gazimiz Siyasi İstismar Konusu Değildir!"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, şehitler ve gaziler üzerinden yapılan tartışmalara tepki göstererek, şehit hatırasına ve gazi haklarına sahip çıkmanın bir vatan borcu olduğunu belirtti. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, yazılı bir basın açıklaması yaparak MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım'ın açıklamalarını eleştirdi. İl Başkanı Ulucan, şehitlerin aziz hatırasının ve gazilerin haklarının hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamayacağını vurguladığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın, şehitlerimizi ve gazilerimizi savunmayı “şehit-gazi seviciliği” olarak nitelendirmesi, yalnızca talihsiz bir siyasi açıklama değil; milletimizin ortak değerlerine yönelik ciddi bir saygısızlıktır. Şehitlerimizin aziz hatırası ile gazilerimizin onuru ve hakları; hiçbir siyasi hesabın, ittifakın veya yasa tartışmasının konusu yapılamaz. Biz, şehitlerimizin fotoğraflarını meydanlarda taşımaktan ve gazilerimizin haklarını savunmaktan asla geri durmayacağız. Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak “sevicilik” değil, VATAN BORCUDUR. Gazilerimizin haklarını savunmak “sevicilik” değil, DEVLETİN VEFA SORUMLULUĞUDUR. Asıl sorulması gereken şudur: Gazilerimiz günlerdir haklarını ararken neden yanlarında olmadınız? Haklarını talep eden gazilerimizin çağrılarına neden kulaklarınızı tıkadınız? Şehitlerimizin ve gazilerimizin adını anmak size neden bu kadar ağır geliyor? Bizim tarafımız bellidir. Biz şehitlerimizin yanındayız. Biz gazilerimizin yanındayız. Biz Türk milletinin yanındayız. Şehitlerimize ve gazilerimize yönelik saygısız ifadeleri ve bu anlayışı milletimizin vicdanına havale ediyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.