SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın Açıklaması

Porsuk Haber Ajansı - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: “Terörle Müzakere Olmaz, Mücadele Olur!” Haber

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: “Terörle Müzakere Olmaz, Mücadele Olur!”

Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Derneği (AHPADİ) Başkanı Mehmet Ektaş, Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç ve son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. Sürecin yanlış yönetildiğini ve ciddi güvenlik riskleri doğurduğunu vurgulayan Ektaş, "Terörle müzakere olmaz, mücadele olur" diyerek iktidara çağrıda bulundu. “Hayalleri Talep Olarak İleri Sürüyorlar” Sürecin başından bu yana terör örgütü odağındaki isimlerin ve bazı siyasi aktörlerin adımları zehirlediğini belirten Mehmet Ektaş, Türk milletinin gösterdiği ferasetin ve devletin şefkatinin kötüye kullanıldığını ifade etti. Ektaş açıklamasında, "Teröristbaşı, Kandil’deki elebaşları, legal siyasetteki temsilcileri ve sürece sızmış yapılar Türk milletini ve devletini tehdit ederek ipe sapa gelmez hayallerini talep olarak sunuyor. Bu durum Terörsüz Türkiye hedefini baltalamaktadır" dedi. “Teröristlerin Anılmasına Ve Posterlerin Asılmasına Göz Yumuldu” Çeşitli illerde düzenlenen taziye ve anma etkinliklerine dikkat çeken AHPADİ Başkanı, devlete karşı silah çekmiş teröristlerin ‘şehit’ olarak anılmasını sert bir dille eleştirdi. Sokaklara ve surlara asılan posterlere müdahale edilmediğini savunan Ektaş, "Güvenlik güçlerimize, sivillerimize ateş eden teröristler övüldü, propagandalarına göz yumuldu. Zerre pişmanlık göstermeyen bu anlayış, silah bırakırken bile zafer hikayesi satmaya çalışarak toplumsal barış umutlarını zehirliyor" değerlendirmesinde bulundu. “PKK Fesholmuyor, Zaman Kazanmaya Çalışıyor” Yaşanan olayların terörü meşrulaştırma riski taşıdığını ve bölge halkında endişe yarattığını belirten Ektaş, durumun bir fesih değil, stratejik bir şekil değiştirme olduğunu iddia etti:"PKK kendini feshetmiyor; aksine konjonktürel bir şekil değiştirme, zaman kazanma ve odak kaydırma stratejisi uyguluyor. Bölgede devletinin ve milletinin yanında yer alan büyük çoğunluk, güvenlik kaygısıyla yarınına kuşkuyla bakmaya başlamıştır." İktidara Çağrı: “Siyasi Faturası Ağır Olur” İktidarın mevcut tutumunu değiştirmesi gerektiğini belirten Ektaş, uyarısını şu sözlerle tamamladı: "Bu görmezden gelme politikası devam ederse, ileride hortlayacak yeni bir terör dalgasının maliyeti çok daha ağır olacaktır. Bu durumun sandıkta da ağır bir siyasi faturası olur. İktidar zaman kaybetmeden harekete geçmeli, süreci sabote edecek hiçbir söylem ve etkinliğe izin vermemelidir. Bir kez daha tekrarlıyoruz: Terörle müzakere olmaz, mücadele olur."

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Şehidimiz ve Gazimiz Siyasi İstismar Konusu Değildir!" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Şehidimiz ve Gazimiz Siyasi İstismar Konusu Değildir!"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, şehitler ve gaziler üzerinden yapılan tartışmalara tepki göstererek, şehit hatırasına ve gazi haklarına sahip çıkmanın bir vatan borcu olduğunu belirtti. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, yazılı bir basın açıklaması yaparak MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım'ın açıklamalarını eleştirdi. İl Başkanı Ulucan, şehitlerin aziz hatırasının ve gazilerin haklarının hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamayacağını vurguladığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın, şehitlerimizi ve gazilerimizi savunmayı “şehit-gazi seviciliği” olarak nitelendirmesi, yalnızca talihsiz bir siyasi açıklama değil; milletimizin ortak değerlerine yönelik ciddi bir saygısızlıktır. Şehitlerimizin aziz hatırası ile gazilerimizin onuru ve hakları; hiçbir siyasi hesabın, ittifakın veya yasa tartışmasının konusu yapılamaz. Biz, şehitlerimizin fotoğraflarını meydanlarda taşımaktan ve gazilerimizin haklarını savunmaktan asla geri durmayacağız. Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak “sevicilik” değil, VATAN BORCUDUR. Gazilerimizin haklarını savunmak “sevicilik” değil, DEVLETİN VEFA SORUMLULUĞUDUR. Asıl sorulması gereken şudur: Gazilerimiz günlerdir haklarını ararken neden yanlarında olmadınız? Haklarını talep eden gazilerimizin çağrılarına neden kulaklarınızı tıkadınız? Şehitlerimizin ve gazilerimizin adını anmak size neden bu kadar ağır geliyor? Bizim tarafımız bellidir. Biz şehitlerimizin yanındayız. Biz gazilerimizin yanındayız. Biz Türk milletinin yanındayız. Şehitlerimize ve gazilerimize yönelik saygısız ifadeleri ve bu anlayışı milletimizin vicdanına havale ediyoruz."

MHP İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Liderimizi Ağzınıza Alırken Uzun Uzun Düşünün!" Haber

MHP İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Liderimizi Ağzınıza Alırken Uzun Uzun Düşünün!"

Milliyetçi Hareket Partisi Eskişehir İl Başkanlığı, Zafer Partisi İl Başkanı’nın açıklamalarına yönelik yazılı bir basın açıklaması yayımladı. MHP Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Yasin Yumrukaya yaptığı açıklamada, parti kadrolarının ve Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin duruşuna vurgu yaptı. Yumrukaya yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Milliyetçi Ülkücü hareket kadim geleneklerimizin derin ve şanlı tarihimizin içinden süzüle süzüle gelen kendini büyük Türk milletinin kalp atışlarında bulan Sur'a üfürüp dünya hayatının son bulacağı ana dek peygamberimizin emrine istinaden elindeki son fidanı dahi bu topraklara dikme kararlılığı ve azmin dedir. Bu fidanlar bizim milletimizin devletimizin geleceği olan gençlerimizdir. Gündem konumuza gelirsek tarlada birden bire biten ayrık otu gibi kendini nimetten Sayan devlet terbiyesinden yoksun üslup ve duruş fukarası, muhatap almaya nefes tüketmeye değer mi değmez mi diye bizi düşündüren ama büyüklük bizde kalsın diye ilk ve son kez uyarmak istediğimiz Zafer Partisi il başkanına sesleniyoruz yaşamı boyunca hiç dikkatli olmadığı kadar büyük bir dikkatle bizi dinlemesini tavsiye ediyoruz Miliiyetçi Ülkücü Hareket ve onun Bilge Lideri Devlet Bahçeli Oğuz Kağan'dan, Piri Türkistan Hoca Ahmet Yesevi'ye oradan günümüze kadar oluşan, biriken devlet ve millet hafızası ile hareket etmektedir liderimiz ve onun evlatlarını ağzınıza alırken uzun uzun düşünmenizi tavsiye ederiz. Bizim yolumuz Sırat köprüsüne benzer kıldan ince kılıçtan keskindir. Bizim milliyetçiliğimiz Yüce dinimiz İslam'dan arındırılmış değil tam manasıyla İslam'la bütünleşmiş bir milliyetçiliktir Devletimizin kurucusu ortak değerimiz aynı zamanda bir deha olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ileri görüşlülüğü vatan sevgisi hasret ve faziletleri sizler gibi sığ düşünceye sahip bir gün sonrasını bile göremeyenlere maalesef fazladır umarız onu siz de tam manasıyla anlayabilirsiniz bizler Türk milletine, Ebed Müddet Devlet ülkümüze diz bağlarımız çözülene dek hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu topraklarda 1000 yıllık kardeşliğimizi mutlak surette koruyacağız. Emperyalist siyonist ve kapitalist güç odaklarının oyunlarına hiçbir kardeşimizi kurban ettirmeyeceğiz milli birlik ve beraberlik içinde ülkemizi muhasır medeniyetler üzerine çıkarıp hep birlikte tam bağımsız, lider ülke Türkiye'yi inşa etmeye devam edeceğiz. Liderimiz Devlet Bahçeli'nin bir sözüyle tamamlamak istiyorum "Birileri çıkmış yapamazlar diyor, öbürü çıkmış yıkarım diyor, bana da kalan yakarım oluyor "Allah Türk milletini korusun ve yüceltsin."

Memleket Sevdalıları Derneği’nden "Süreç Yasası" Açıklaması Haber

Memleket Sevdalıları Derneği’nden "Süreç Yasası" Açıklaması

Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde yer alan ve kamuoyunda "Süreç Yasası" olarak bilinen yasa taslağına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. ​"Yeterli Tartışma Zemini Oluşturulmadan Hızla Yasalaştırılmaya Çalışılıyor" ​Açıklamasına büyük bir dikkat ve sorumluluk duygusuyla süreci takip ettiklerini belirterek başlayan MSD Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bulunan ve kamuoyunda 'Süreç Yasası' olarak tartışılan yasa taslağına ilişkin gelişmeleri büyük bir dikkat ve sorumluluk duygusuyla takip ediyoruz. Devletin geleceğini, toplumsal barışı ve anayasal düzeni yakından ilgilendiren böylesine önemli bir düzenlemenin; yeterli toplumsal tartışma zemini oluşturulmadan, kamuoyu ayrıntılı şekilde bilgilendirilmeden ve ilgili tüm kesimlerin görüşleri alınmadan hızla yasalaştırılmaya çalışılması, ciddi endişelere neden olmaktadır." ​"Muğlak İfadeler Farklı Yorumlara Yol Açabilir" ​Yasa taslağındaki hukuki belirsizliklerin ve muğlak ifadelerin tehlikesine dikkat çeken Şavlukbaş, düzenlemenin şeffaf bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı: ​"Yasa taslağında yer alan muğlak ifadelerin ve hukuki belirsizliklerin ilerleyen süreçte farklı yorumlara açık sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle, düzenlemenin ilgili komisyonlarda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda bütün yönleriyle, şeffaf bir anlayışla ve geniş bir toplumsal mutabakat hedefi doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz." ​"Ortak Sorumluluğumuz: Milletimizin Birlik ve Beraberliği" ​Toplum vicdanının yaralanmaması ve geçmişteki acıların tekrarlanmaması adına herkesin ortak bir sorumluluk taşıdığını belirten Şavlukbaş, üniter devlet yapısının korunmasının altını çizdi: ​"Toplumun vicdanını yaralayabilecek, geçmişte yaşanan acıları yeniden canlandırabilecek ya da milletimizin birlik ve beraberlik duygusunu zedeleyebilecek her türlü gelişmenin önüne geçmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Aynı şekilde, hazırlanacak her türlü yasal düzenlemenin Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısını, anayasal ilkelerini ve milli bütünlüğünü tartışmaya açmayacak bir hassasiyetle ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. Bu konudaki tüm hukuki ve siyasi ihtimaller, yasama süreci tamamlanmadan önce ayrıntılı biçimde değerlendirilmeli ve kamuoyu ile şeffaf şekilde paylaşılmalıdır." ​TBMM Üyelerine Çağrı ​Açıklamasının sonunda milletvekillerine seslenen Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, yasa teklifine destek verilmemesi çağrısında bulundu: ​"Bu nedenlerle, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini milletimizin ortak vicdanını, hukukun üstünlüğünü ve ülkemizin temel değerlerini gözeterek hareket etmeye davet ediyor; mevcut haliyle yeterli toplumsal uzlaşı ve hukuki açıklık sağlanmadan gündeme getirilen yasa teklifine destek verilmemesi gerektiğini kamuoyunun takdirine saygıyla sunuyoruz.

Sorun Acilde Değil, Yönetim Katında Başlıyor! Haber

Sorun Acilde Değil, Yönetim Katında Başlıyor!

Genç Sağlık Sen Eskişehir Şube Başkanı Tolga Çınar, sağlık sistemindeki sorunların faturasının çalışanlara kesilemeyeceğini belirterek liyakat ve tarafsızlık vurgusu yaptı. Çınar, "Sistemi ayakta tutan makam odaları değil, sağlık emekçileridir" dedi. ​Genç Sağlık Sen Eskişehir Şube Başkanı Tolga Çınar, sağlık sektöründe yaşanan güncel sorunlara ve yönetim anlayışına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Çınar açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Bugün sağlık sisteminde yaşanan sorunların faturasını sağlık çalışanlarına kesmeye çalışan anlayışı kabul etmiyoruz. Acil servislerde, yoğun bakımlarda, servislerde ve 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görev yapan sağlık çalışanları, eksik personelle, ağır iş yükü altında ve büyük fedakârlıkla görevlerini yerine getirmektedir. Sistemi ayakta tutan makam odaları değil, gecesini gündüzüne katan sağlık emekçileridir. Eskişehir 112 Acil Sağlık Hizmetleri’nin Türkiye’nin örnek gösterilen teşkilatlarından biri olması tesadüf değildir. Bu başarı; sahadaki çalışanların disiplini, bilgi birikimi ve fedakârlığının eseridir. Peki aynı başarı neden birçok hastanede görülememektedir? Bu sorunun cevabı sağlık çalışanlarında değil, yönetim anlayışında aranmalıdır. Kamu kurumları, sadakate göre değil liyakate göre yönetilmelidir. Yönetici makamları ödül makamı değil, sorumluluk makamıdır. Liyakatten uzak her yönetim anlayışı, sağlık çalışanının yükünü artırmakta, vatandaşın aldığı hizmetin kalitesini de olumsuz etkilemektedir. Bir başka önemli sorun ise yöneticilik ile sendikacılık arasındaki çizginin belirsizleşmesidir. Sendikalar çalışanı temsil eder, yöneticiler devleti temsil eder. Aynı anda hem yönetici hem de sendikal mücadelede aktif rol alınmasının tarafsızlık algısını zedelediği yönündeki eleştiriler ciddiyetle değerlendirilmelidir. Kamu yönetiminde güvenin temel şartı, tarafsızlıktır. Bugün sağlık çalışanlarının beklentisi; makamını korumaya çalışan yöneticiler değil, çalışanını koruyan yöneticilerdir. Koltuklarını korumayı önceleyen anlayışlar, sağlık sisteminin gerçek sorunlarını görmezden gelmektedir. Sorunları çözmek yerine üzerini örten, eleştiriyi susturmaya çalışan ve sahadaki emeği görmezden gelen yönetim anlayışı sürdürülebilir değildir. Hiç kimse, fedakâr sağlık çalışanlarının emeği üzerinden makamını güçlendirmeye çalışmamalıdır. Çünkü bu sistem, yöneticilerin değil; gece nöbet tutan, ambulansa koşan, acilde hastaya yetişen, yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren sağlık çalışanlarının omuzlarında yükselmektedir. Buradan açık bir çağrıda bulunuyoruz: Sağlık çalışanlarını suçlamaktan vazgeçin. Sorunun kaynağını sahada değil, yönetim anlayışında arayın. Liyakati esas alın. Tarafsızlığı koruyun. Sağlık çalışanlarının emeğini görmezden gelmeyin. Çünkü sağlık sistemini ayakta tutan koltuklar değil, o koltukların yanlış kararlarına rağmen görevini eksiksiz yapmaya çalışan sağlık emekçileridir."

Belediye-İş Şube Başkanı Azak: "İşçinin Sendikal Hakkına Baskı Yapılıyor" Haber

Belediye-İş Şube Başkanı Azak: "İşçinin Sendikal Hakkına Baskı Yapılıyor"

Belediye-İş Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Kemal Azak, Odunpazarı Belediyesi’nde çalışan emekçilerin anayasal sendika seçme haklarına yönelik baskı ve tehditlerle başka bir sendikaya yönlendirilmek istendiğini belirterek duruma tepki gösterdi. ​Odunpazarı Belediyesi’nde örgütlü bulunan Belediye-İş Sendikası Eskişehir Şubesi, belediye çalışanlarının sendikal haklarına müdahale edildiği gerekçesiyle basın açıklaması düzenledi. Şube Başkanı Kemal Azak, belediye yöneticileri, amirler ve müdürler eliyle üyelerinin sendika değiştirmeye zorlandığını ifade ederek, süreçte Belediye Başkanı Kazım Kurt’un adının geçmesinin son derece vahim olduğunu vurguladı. ​"Hukukçu Bir Başkanın Bunu Bilmesi Gerekir" ​Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un yalnızca bir belediye başkanı olmadığını, aynı zamanda hukukçu kimliğiyle tanındığını ve SODEMSEN Genel Başkan Vekilliği görevini yürüttüğünü hatırlatan Kemal Azak, şu ifadeleri kullandı: ​"Çalışanların sendikal tercihine baskı yapılmasının Anayasa’ya, yasalara ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu Sayın Kurt’un herkesten iyi bilmesi gerekmektedir. Üyelerimizin özgür iradelerinin yok sayılarak sendikamızdan istifa ettirilmek istenmesi; yalnızca Belediye-İş Sendikası’na değil, sendikal demokrasiye ve iş barışına yapılmış açık bir saldırıdır." ​"Gerçek Dışı Rakamlarla Kamuoyu Yanıltılıyor" ​Üyelerin zorla yönlendirilmeye çalışıldığı sendikanın kamuoyuna açıkladığı üye sayıları ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın resmi istatistiklerinin uyuşmadığını belirten Azak, gerçeği yansıtmayan verilerle kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığını söyledi. Bu durumun ne sendikal ahlakla ne de toplumsal sorumlulukla bağdaşmadığını dile getiren Azak, toplu sözleşme yetkisi dahi olmayan bu yapıların yarattığı mağduriyetin faturasını Odunpazarı emekçileri ile ailelerinin ödeyeceğini kaydetti. ​Belediye-İş’ten Net Çağrı: "Baskıdan Vazgeçin" ​Açıklamasında Odunpazarı Belediyesi yönetimine açık ve net çağrılarda bulunan Kemal Azak, şu maddelerin altını çizdi: ​Yoldan Dönün: Yol yakınken bu yanlıştan derhal dönülmelidir. ​Elinizi Çekin: İşçinin emeğinden ve alın terinden eller çekilmelidir. ​Haklara Saygı Gösterin: Çalışanların anayasal sendika seçme hakkına saygı duyulmalıdır. ​Zorbalığa Son: Baskı, tehdit ve zorbalıktan derhal vazgeçilmelidir. ​Hukukun Üstünlüğü: Hiç kimse bulunduğu makamın gücüne güvenerek hukukun üstünde hareket etmemelidir. ​"Kimse İşçinin İradesini Baskıyla Teslim Alamaz" ​Başkan Kazım Kurt’a seslenerek belediye başkanlığı görevinin gereğinin yerine getirilmesini isteyen Kemal Azak, “Çalışanların anayasal haklarına saygı gösterin. Baskıyla değil hukukla, tehditle değil demokrasiyle hareket eden bir yönetim anlayışını Odunpazarı Belediyesi’nde hâkim kılın” dedi. ​Odunpazarı Belediyesi emekçilerinin bilinçli ve örgütlü olduğunu belirten Azak, üyelerinin iradesini kimsenin baskıyla teslim alamayacağını vurgulayarak, Belediye-İş Sendikası olarak her koşulda hukukun, demokrasinin ve üyelerinin yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

EMEP İl Başkanı Kökoğlu: "Sendika Seçme Özgürlüğü En Temel Haktır" Haber

EMEP İl Başkanı Kökoğlu: "Sendika Seçme Özgürlüğü En Temel Haktır"

Kamuoyunda gündeme gelen belediye işçilerinin sendika değiştirme tartışmalarına yönelik Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, işçilerin iradesini yok sayan sendikal bürokrasiye karşı sınıf sendikacılığı vurgusu öne çıktı. ​"İşçilerin Mevcut Sendika Yönetimine Tepkisi Yeni Değil" ​Açıklamada, son yıllarda belediye işçilerinin Belediye-İş yönetimine karşı tepkilerinin büyüdüğüne dikkat çeken İl Başkanı Kökoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Geçtiğimiz günlerde hem yerel basında hem de sosyal medyada, belediye işçileri içerisinde yaşanan sendika değiştirme tartışmaları gündemde yer buldu. Bunun ardından işçilerin üyesi olduğu mevcut sendika Türk İş’e bağlı Belediye-İş ve Disk’e bağlı Genel İş sendikalarından konu ile ilgili açıklamalar yapıldı. Son yıllarda işçilerin, Belediye-İş yönetimine karşı büyüyen bir tepkileri olduğunu ve en son geçtiğimiz yıl işçilerin onayı olmadan imzalanan Toplu İş Sözleşmesi ile tepkilerin hayli arttığını görmüştük. İşçiler şehir meydanında kendi iradeleriyle habersiz imzalanan TİS’i protesto etmiş ve mevcut sendika yönetimine dair eleştirilerini dile getirmişti. Yine yaşanan şube seçimleri sırasında işçilerin çeşitli tepkileri olmuş seçimlerin adil olmayan bir ortamda gerçekleştiği eleştirisi yükselmişti. Tüm bunların üzerine işçilerin sendika değiştirme iradesi gösteriyor ki; Belediye-İş sendikasına da egemen sendikal bürokrasi anlayışına da işçilerin artık tahammülü kalmamıştır. İşçiler kendi seçtikleri kişilerce temsil edildikleri, söz haklarının gerçek anlamda olduğu, işverenin karşısında her daim işçinin yanında olan bir sendikal anlayış istediklerini gösteriyorlar. İşçilerin sendika değiştirme kararının ardından Belediye-İş sendikasının işçileri ve örgütlendikleri sendikayı suçlayan açıklamaları ise kabul edilemez. Sendika seçme özgürlüğü işçilerin en temel sendikal hakkıdır. İşçiler sendikalarını değiştirme özgürlüğünü kullandıklarında sorgulanması gereken bu kararın kendisi değil, işçileri bu kararı vermeye iten sendikal bürokrasi ve o anlayışı temsil eden sendika yöneticilerinin tutumudur. Sendikacıların kendi tutumlarını özeleştirel bir gözle ele almadan işçiyi suçladığı her açıklama bir kere daha nasıl birer sendika bürokratına dönüştüklerinin kanıtından öteye geçemeyecektir. Yine işçiler içerisinde herhangi bir çalışma yürütmeyen, işçilerin sendikal bilinçlerini ilerletecek herhangi bir adım atmayan diğer sendikaların hazır işçiler sendika değiştirmeye niyetlenmişken “hadi buyurun biraz da bize üye olun” demekten başka bir anlam ifade etmeyen açıklamalarının da işçiler açısından bir karşılığı olmayacaktır. İşçiler açısından bu sendikalar madalyonun farklı yüzleri olarak algılanmaktadır. Emek Partisi olarak diyoruz ki; işçi iradesini tanımayan sendikal bürokrasi karşısında tutum alan belediye işçilerinin yanındayız. İşçilerin ihtiyacı olan sendikal anlayış kendi iradelerinin sendikalarına yansıdığı, gerçek bir sınıf sendikacılığıdır. İşçilerin iradesinin sendikalara yansıdığı bir sendikal faaliyet ancak işçilerin birlik olduğu, sendikaların bürokrat temsilcileri karşısında sınıf sendikacılığını benimseyen temsilcilerini birlikte seçtiği ve sendika yönetimlerini denetlediği bir toplamda mümkün olabilecektir. Bunun da en önemli koşulu işçilerin işyerlerinde öncelikle kendi birliklerini kurmasıdır. Üye oldukları sendikanın adı değil benimsediği sendikal anlayış önemlidir. Ve tabi ki işçilerin bu sendikaları nasıl denetlediği, kendi birliklerini ne oranda kurdukları belirleyici olacaktır. Belediye işçileri nezdinde Türkiye işçi sınıfının yıllardır hasret olduğu sendikal mücadele; birlikte hareket eden işçilerin ortak iradesiyle mümkün olabilir. Birleşelim! Örgütlenelim! Bürokratik sendikacılığa karşı sınıfın özne olduğu sendikaları hep birlikte örgütleyelim!"

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümünde Ortak Çağrı Haber

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümünde Ortak Çağrı

Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-İş Eskişehir şubeleri, Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü dolayısıyla Hicri Sezen Meydanı'nda bulunan Lozan Anıtı önünde ortak bir basın açıklaması yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci tarafından yapılan açıklamada, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesi ve ulusal egemenliğin hukuki güvencesi olduğu vurgulanarak, 24 Temmuz'un "Lozan Bağımsızlık Bayramı" olarak yasal güvence altına alınması istendi. ​"Lozan, Emperyalizmin Hesaplarını Bozan Büyük Türk Zaferidir" ​Eskişehir’deki sivil toplum kuruluşları ve sendika şubelerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği açıklamada, 24 Temmuz 1923 tarihinin sadece bir antlaşma günü olmadığına dikkat çekilerek şu ifadeler yer aldı: ​"Bu tarih; Türk milletinin diz çökmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği, Sevr'i tarihin çöplüğüne gömdüğü, bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası hukuk önünde tescil ettirdiği gündür. ​Lozan, emperyalizmin Anadolu üzerindeki hesaplarını bozan büyük Türk zaferidir. Lozan, işgal ordularının silahla yenildiği kadar, diplomasi masasında da dize getirildiği tarihî dönüm noktasıdır. ​Bu büyük destanın başında Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardır. Lozan masasındaki sarsılmaz iradenin adı ise İsmet İnönü'dür." ​"Türk Milleti Esir Edilemez" ​İsmet Paşa’nın dünyanın en güçlü devletlerinin temsilcileri karşısında "Türk milleti esir edilemez" gerçeğini savunduğunu belirten açıklamada, "Aylar süren zorlu görüşmeler boyunca hiçbir tehdide, hiçbir baskıya, hiçbir dayatmaya boyun eğmemiş; Kurtuluş Savaşı'nın cephede kazanılan zaferini diplomasi masasında ölümsüzleştirmiştir" denildi. ​"Lozan'a Sahip Çıkmak; Cumhuriyet'e ve Laikliğe Sahip Çıkmaktır" ​Açıklamada, Cumhuriyet'in temel kazanımlarını ve Lozan'ı hedef alan çevrelerin söylemlerine de şu sözlerle tepki gösterildi: ​"Lozan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesidir. Lozan, ulusal egemenliğimizin hukuki güvencesidir. Lozan, tam bağımsızlığımızın dünyaya kabul ettirilmiş adıdır. Lozan, Türk Milletinin namusudur. ​İşte tam da bu nedenle, Cumhuriyet'in temel kazanımlarını tartışmaya açan çevrelerin hedefinde yıllardır Lozan vardır. Lozan'ı küçümseyenler ya da değersiz göstermeye çalışanlar, eleştirilerini farklı gerekçelerle dile getirebilir; ancak bu tartışmaların Cumhuriyet'in kuruluş süreciyle ilgili daha geniş değerlendirmelerin parçası olduğu açıktır. ​Biz biliyoruz ki; Lozan varsa Cumhuriyet vardır. Lozan varsa ulusal egemenlik vardır. Lozan varsa tam bağımsız Türkiye vardır." ​Ortak Çağrı: "24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı İlan Edilsin" ​Lozan'a sahip çıkmanın vatanın bölünmez bütünlüğüne, üniter devlet yapısına, sosyal hukuk devletine ve laikliğe sahip çıkmak anlamına geldiğinin altı çizilen bildiride, şu somut talep dile getirildi: ​"Bu nedenle çağrımız açık ve nettir: 24 Temmuz, Türk milletinin bağımsızlığının uluslararası hukukta tescil edildiği gündür. ​Bu tarih artık yalnızca anma günü olarak değil; '24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı' olarak yasal güvence altına alınmalı ve her yıl bütün yurtta resmî törenlerle kutlanmalıdır. ​Çünkü milletler, yalnızca savaş meydanlarında kazandıkları zaferlerle değil; o zaferleri hukuk önünde kabul ettirdikleri günlerle de tarih yazarlar. 24 Temmuz işte böyle bir gündür." ​"Hiçbir Güç Bizleri Lozan'dan Koparamayacak" ​Bildirinin sonunda, Atatürk'ün emanetlerine ve tam bağımsızlık idealine olan bağlılık şu kararlı vurguyla yinelendi: ​"Bugün bize düşen görev; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine, İsmet İnönü'nün kararlılığına, Lozan Heyetinin dirayetine, Millî Mücadele kahramanlarının ve Kurtuluş Savaşımızda şehit düşen ve gazi olan atalarımızın fedakârlığına layık olmaktır. ​Cumhuriyetimizi, laik ve demokratik hukuk devletini, ulusal egemenliği ve tam bağımsız Türkiye idealini sonsuza kadar savunacağız. ​Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Eskişehir şubeleri olarak sesleniyoruz; ​Hiçbir güç bizleri Lozan'dan, Cumhuriyet'ten ve Atatürk devrimlerinden koparamayacaktır. ​Yaşasın Lozan! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! ​24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü kutlu olsun! ​24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı ilan edilsin!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.