SON DAKİKA
Hava Durumu

#Akademi

Porsuk Haber Ajansı - Akademi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu Üniversitesi Türk Mutfağı Haftası’nda Kültürel Mirası Sofraya Taşıdı Haber

Anadolu Üniversitesi Türk Mutfağı Haftası’nda Kültürel Mirası Sofraya Taşıdı

Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından 21-27 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Türk Mutfağı Haftası kapsamında T.C. Eskişehir Valiliği iş birliğiyle düzenlenen “Bir Sofrada Miras” etkinliği gerçekleştirildi. Turizm Fakültesi Fuaye Alanında düzenlenen etkinlik akademisyenleri, sektör temsilcilerini, öğrencileri ve protokol üyelerini aynı sofrada buluşturdu. Etkinliğe Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük, Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı, Genel Sekreter Ecevit Öksüz, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Merve Özgür Göde ve Doç. Dr. İnci Oya Coşkun, bölüm başkanları, TÜRSAB Bölge Başkanı Özgür Ersoy, Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak, yönetim kurulu üyeleri, sektör temsilcileri ile çok sayıda öğrenci katıldı. Rektör Adıgüzel: “Yemek bir sanattır” Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, gastronominin kültürel mirasın önemli bir parçası olduğuna dikkat çekerek Anadolu Üniversitesinin gastronomi alanındaki güçlü eğitim vizyonunu vurguladı. Rektör Adıgüzel konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Anadolu Üniversitesinde, Turizm Fakültesi Gastronomi Bölümündeki arkadaşlarımızla, hayatımızın tadı tuzu olan bu yemek olayını bir sanata dönüştürmüş durumdayız. Yemek de bir sanattır, tatlı da bir sanattır. Mutfak Sanatları Bölümümüz, Türkiye’deki belki onlarca gastronomi bölümünden bir tanesi ama en iyilerinden biri. Öğrencilerimiz daha mezun olmadan sektörde iş bulabilecek yetkinliğe sahip oluyor. Anadolu Üniversitesi kampüsü, öğrenci memnuniyetinin en yüksek olduğu kampüslerden biri. ‘Türkiye’nin en mutlu kampüsü’ ifadesi yalnızca bir slogan değil, gerçeğin ifadesidir.” Dekan Yılmaz: Akademi ve sektör iş birliği öğrencilerimize güç katıyor Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz ise konuşmasında fakültenin uygulama odaklı eğitim anlayışına ve sektörle kurduğu güçlü bağlara dikkat çekti. Yılmaz şunları söyledi: “Gerçekten her biri sektör için çok önemli birer değer olacak arkadaşlarımız burada yetişiyor. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi, sunduğu bu vizyonla sadece Eskişehir için değil, tüm Türkiye için bir gurur kaynağıdır. Sektörün ve akademinin bu şekilde iç içe geçmesi, öğrencilerimizin henüz mezun olmadan geleceğe güvenle bakmasını sağlıyor. Yunus Emre Kampüsü’nün huzurlu atmosferinde bu çalışmaları yürütmek bizler için büyük bir mutluluk.” Açılış konuşmalarının ardından Türk Mutfağı Haftası kapsamında gerçekleştirilen “Bir Sofrada Miras” etkinliği, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ile Turizm Rehberliği Bölümü öğrencilerinin uygulama ve proje çalışmalarını bir araya getirdi. Türk mutfağının kültürel mirasını farklı yönleriyle ele alan etkinliklerde öğrenciler hem akademik hem de uygulamalı çalışmalarını katılımcılarla buluşturdu. Öğrenciler hazırladıkları yemekleri sundu Etkinlik kapsamında Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri dersleri kapsamında hazırlanan özel sunumlar davetlilerin beğenisine sunuldu. Öğrenciler tarafından hazırlanan lezzetlerde Türk mutfağının geleneksel tatları modern gastronomi anlayışıyla yorumlanırken, tarihsel gelişim ve kültürel miras unsurları da ön plana çıkarıldı. Bitirme tezi poster sergisi merakla takip edildi Program çerçevesinde ayrıca Turizm Rehberliği Bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan “Geçmişin Kapıları Turist Rehberleri ile Aralanıyor” başlıklı bitirme tezi poster sergisi de ziyaretçilerin beğenisine açıldı. Sergide öğrencilerin Türkiye’nin tarihi, kültürel ve turistik değerlerine yönelik hazırladığı akademik çalışmalar tanıtıldı. Kaynak; Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı-AnaHaber

Eskişehir Sempozyumu İkinci Günde Akademi, Tarih ve Sanayiye İşık Tuttu Haber

Eskişehir Sempozyumu İkinci Günde Akademi, Tarih ve Sanayiye İşık Tuttu

Eskişehir Valiliği himayelerinde Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ), Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) ve şehrin ekonomi temelli paydaş kurumlarının iş birliğiyle düzenlenen “Eskişehir Sempozyumu”, ikinci gün programıyla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde devam etti. Sempozyumun ikinci gününe MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı, Hv. Tuğg. Selçuk Cumhur Kabasakal, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Vali Yardımcısı Yakup Güney, Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, şehir protokolünden isimler ve çok sayıda kişi katılım gösterdi. Prof. Dr. Afyoncu: "Karacahisar Kalesi Osmanlı'nın bağımsız beylik olarak varlığını ilan ettiği ilk merkezdir" Sempozyumun ikinci gününde akademi, tarih, sanayi ve kültür başlıkları farklı oturumlarla ele alındı. Programın ilk bölümünde, Prof. Dr. Erhan Afyoncu “Karacahisar Kalesinin Osmanlı Tarihindeki Önemi” başlıklı konuşmasıyla katılımcılarla buluştu. MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Eskişehir'in Odunpazarı Bölgesinde yer alan Karacahisar Kalesi'nin geçmişten günümüze nasıl bir tarihe sahne olduğunu ve ne kadar önem arz ettiğini şu sözlerle anlattı: "Rahmetli Halil İnalcık’ın ahir ömründe Bizans ve Osmanlı kaynaklarını mukayeseli kullanarak kuruluşu aydınlatmasıyla önemi anlaşılan Karacahisar, Osmanlı'nın kuruluşunda çok önemli bir kale olmasına rağmen zaman içerisinde terk edilip arkeolojik kazıya muhtaç hale gelmiştir. Moğol hakimiyetinin Anadolu üzerine uçlarda zayıflamasıyla birlikte Osman Gazi tarih sahnesine çıkmış ve Halil İnalcık’ın vurguladığı üzere 1286’daki zaferiyle ilk büyük başarısını kazanmıştır. 1288 yılında Osman Gazi'nin Karacahisar'ı almasıyla birlikte, çadırlarda yaşayan konargöçer aşiretler bir şehre malik oldukları için devlet yapısı da yavaş yavaş oluşmaya başlamış; Osman Gazi bu fethiyle bütün bölgeye hakim olarak fiilen Selçuklu-İlhanlı mülküne geçmiştir.” Prof. Dr. Erhan Afyoncu sözlerine şu şekilde devam etti: “Osmanlı tarihçilerinin beyliğin başlangıcını 1288-89 yılları olarak algılamasına neden olan bu kale, Osmanlı'nın bağımsız beylik olarak varlığını ilan ettiği ilk merkezdir. İlk hutbenin 1289'da Karacahisar'da okunması Osman Gazi'nin beylik idealinin burada başladığını gösterirken, Gündüz Alp'in subaşı olarak tayin edilmesiyle ilk tımar sistemi de yine Karacahisar'da uygulanmaya başlamıştır. Osman Bey adaleti yayarak devlete olan rağbeti artırmış; siyasetle ilgili her işe o işin ehliyetini taşıyan kimseleri atamıştır. Karacahisar’ın Anadolu-İznik-İstanbul’a giden ana yolların kesiştiği stratejik konumu son derece önemli, çıkılması güç bir kale olduğu anlaşılmaktadır. Karacahisar’da bir pazar kurarak ticareti artırması, Cuma namazı kılınması ve kadı tayini de burada devlet yapısının oturduğunu anlatmaktadır." Başkan İlker Astarcı: "Türkiye pistten yeni havalandı” Sempozyumun devamında ise Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı, Gençler İçin Uluslararasılaşma Fırsatları" başlıklı oturumu ile katılımcılarla bir araya geldi. Astarcı Türkiye’nin son çeyrek asırdaki değişimini bir benzetmeyle aktardı. Türkiye’yi pistten yeni havalanan bir uçağa benzeten Astarcı, gençlere yönelik şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bir kenarda bırakılmış uçağa benzetiyorlar; paslanmış, yosun tutmuş, motoru çalışmıyor, terk edilmiş bir uçak. Bir baba yiğit ve ekibi çıktı yaklaşık çeyrek asır önce; o uçağı aldı, tertemiz yaptı, bakımını yaptı, motorunu yeniledi, hatta motorun ta kendisini yaptı, Pilotumuz yoktu, rektör hocalarım, hocalarımız o pilotu da yetiştirdi. Kaldıracak pistimiz yoktu arkadaşlar, pist de yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti o uçaktı ve pistten yeni havalandı. Daha film yeni başlıyor dostlar hazır olun ve özellikle gençler, bugün hepimiz aynı uçaktayız. Biz kokpite yakında oturuyoruz, yarın o kokpitte sizler olacaksınız." Eskişehir sanayisinin önemli isimleri panelde buluştu Günün devamında “Eskişehir Sanayisinin İzinde: Cumhuriyetten Geleceğe Endüstriyel Dönüşüm” başlıklı panelde TEİ Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut F. Akşit, Eskişehir Şeker Fabrikası Müdürü Mehmet Yüksel (Eskişehir Şeker Fabrikası Müdürü) ve TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürü Mustafa Karakoyun (TÜRASAŞ konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun moderatörlüğünü ise Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin üstlendi. Oturumların ardından Eskişehir Vali Yardımcısı Yakup Güney, katılımcılara katılım sertifikası ve hediye takdiminde bulundu. Sempozyumun akşam bölümünde Anadolu Üniversitesi Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan Eskişehir Halk Dansları Gösterisi ve Eskişehir Türküleri Konseri izleyicilerle buluşacak. Akademik ve kültürel oturumların bir arada sürdüğü sempozyumun, 17 Mayıs Pazar gününe kadar Eskişehir Osmangazi Üniversitesi başta olmak üzere farklı oturumlarla devam edecek.

Rekabet Hukuku Eskişehir Zirvesi Gerçekleştirildi Haber

Rekabet Hukuku Eskişehir Zirvesi Gerçekleştirildi

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından Eskişehir’de rekabet hukuku alanında önemli isimlerin katılımıyla “Rekabet Hukuku Eskişehir Zirvesi” gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Prof. Dr. İhsan Erkul Konferans Salonunda düzenlenen zirvenin açılışına Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Eskişehir Adli Yargı Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Baro Başkanı Av. Barış Günaydın, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün başta olmak üzere çok sayıda kişi katılım gösterdi. Küle: “Rekabet hukuku yüzlerce yıllık bir geleneğe dayanır” Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle zirvenin açılışında rekabet hukukunun tarihsel kökenlerine ve Türkiye’deki gelişimine değinerek dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Küle, rekabet hukukunun modern dönemle sınırlı olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Rekabet hukuku yüzlerce yıl öncesine dayanan bir gelenektir.” Küle ayrıca dijital platformlar, iş gücü piyasaları ve sanayi politikalarıyla ilgili yeni düzenlemelere değinerek Rekabet Kurumu’nun aktif rolünü anlattı ve kurumun yaklaşımını şöyle özetledi: “Biz cezalarla anılmak istemiyoruz. Bizim asıl görevimiz piyasayı düzenlemek ve dengeyi sağlamaktır.” Küle, ayrıca Tofaş–Stellantis birleşmesine ilişkin verilen taahhütlü izin sürecini örnek göstererek rekabet politikasının sanayi politikalarıyla birlikte düşünüldüğünü ifade etti. Rektör Adıgüzel: “Üniversitenin işlevi sadece dört duvar arasında eğitim vermek değil” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel üniversitelerin piyasa ile daha güçlü bağ kurması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Adıgüzel konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Üniversitenin işlevi sadece dört duvar arasında eğitim vermek değil aynı zamanda topluma katkı sunmak ve öğrencileri piyasa koşullarına hazırlamaktır.” Prof. Dr. Adıgüzel ayrıca yapay zekâ sonrası ekonomik değişimlere dikkat çekerek akademinin hızlı uyum sağlaması gerektiğini söyledi. Konuşmasında Eskişehir’de düzenlenecek büyük bilimsel etkinliklere de değindi. Rektör Çolak: “Rekabet hukuku günümüzde yalnızca piyasa düzenini koruyan teknik bir hukuk dalı olmaktan çıktı” Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak ise rekabet hukukunun disiplinler arası bir yapıya dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Rekabet hukuku günümüzde yalnızca piyasa düzenini koruyan teknik bir hukuk dalı olmaktan çıkmış dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve inovasyon ekseninde ekonomik hayatın dönüşümüne yön veren stratejik bir alan haline gelmeye başlamıştır. Rekabet Hukuku yalnızca ekonomik dengeleri değil, tüketici refahını, inovasyon kapasitesini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de doğrudan etkilemektedir.” Prof. Dr. Çolak, üniversitelerin bu süreçte bilgi üretmenin ötesine geçerek geleceğin ekonomik düzenini şekillendiren merkezler haline geldiğini ifade etti. Prof. Dr. Aygün: “Rekabet hukuku artık stratejik bir alan” Zirvenin açılışında konuşan Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün, rekabet hukukunun tarihsel gelişimine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Rekabet hukuku artık stratejik bir alan. Zekânın dönüştürücü etkisi, iklim ve çevre politikaları ve sürdürülebilirlik gibi yeni alanlar rekabet hukukuyla kesişmektedir.” Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Rekabet Kurumu iş birliğiyle düzenlenen Rekabet Hukuku Zirvesi akademi ve kamu temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve rekabet hukuku ele alındı. Konuşmacılar, rekabet hukukunun artık yalnızca piyasa düzeni değil, aynı zamanda ekonomik dönüşümün merkezinde yer aldığını vurguladı. Konuşmaların ardından Rekabet Kurulu Başkanı Birol Köse’ye, Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak’a Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından belge takdimi gerçekleştirildi. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber)

Yapay Zekâda Yarış Veriyle Kazanılacak Haber

Yapay Zekâda Yarış Veriyle Kazanılacak

Anadolu Üniversitesi, 20-21 Nisan tarihlerinde yükseköğretim ve teknoloji dünyasını bir araya getirecek önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi”, disiplinler arası etkileşimi güçlendirmeyi ve yapay zekâ ekosistemini ortak bir zeminde buluşturmayı hedefliyor. Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’nde gerçekleştirilecek zirvede; yapay zekâ alanındaki güncel gelişmeler, akademik çalışmalar ve uygulama örnekleri farklı paydaşların katılımıyla ele alınacak. Zirve, Eskişehir’i bilim ve teknoloji odağında güçlü bir buluşma noktası haline getirmeyi amaçlarken; akademi, kamu ve özel sektör temsilcilerini aynı platformda bir araya getirecek. Zirve öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı, önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki vizyonuna, komisyon çalışmalarına ve Eskişehir’in potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Türkiye yapay zekâda önemli bir ivme yakaladı” Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki gelişimini değerlendiren Dönmez, son yıllarda dikkat çekici bir ilerleme kaydedildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki gelişimini son yıllarda önemli bir ivme kazanmış bir süreç olarak değerlendiriyorum. Hem kamu tarafında geliştirilen stratejik belgeler hem de özel sektör ve üniversitelerde yürütülen çalışmalar, bu alanda daha sistematik ve bütüncül bir yaklaşımın oluştuğunu göstermektedir. Özellikle insan kaynağının geliştirilmesi, araştırma merkezlerinin sayısındaki artış ve girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi, bu vizyonun somut göstergeleri arasında yer almaktadır.” Yapay zekânın yalnızca teknolojik bir dönüşüm alanı olmadığını vurgulayan Dönmez, küresel rekabet açısından stratejik bir başlık olduğuna dikkat çekti: “Yapay zekâ, yalnızca teknolojik bir dönüşüm alanı değil; aynı zamanda ekonomik rekabet gücünü, kamu hizmetlerinin etkinliğini ve toplumsal dönüşümü doğrudan etkileyen stratejik bir başlıktır. Türkiye’nin bu alanda ortaya koyduğu vizyonu, sadece takip eden değil, belirli alanlarda yön belirleyen ve değer üreten bir konuma ulaşma hedefi üzerinden okumak gerekir.” “Veri altyapısı ve insan kaynağı kritik önemde” Küresel rekabette Türkiye’nin avantajlarına da değinen Dönmez, bu avantajların sürdürülebilirliği için atılması gereken adımlara işaret etti: “Küresel rekabet açısından bakıldığında, güçlü olduğumuz sektörlerde yapay zekâ uygulamalarını hızla entegre edebilme kapasitemiz önemli bir avantajdır. Ancak bu avantajı sürdürülebilir kılmak için veri altyapısının güçlendirilmesi, nitelikli insan kaynağının artırılması ve Ar-Ge yatırımlarının uzun vadeli bir perspektifle desteklenmesi gerekmektedir.” Komisyonun öncelikleri: Altyapı, eğitim ve etik çerçeve TBMM bünyesinde yürütülen Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu çalışmalarına ilişkin bilgi veren Dönmez, komisyonun çok boyutlu bir çerçevede çalıştığını belirtti: “Komisyon olarak Türkiye’nin bu alandaki mevcut durumunu bütüncül şekilde değerlendirmek, ihtiyaçları tespit etmek ve geleceğe dönük politika önerileri geliştirmek amacıyla çalışmalar yürüttük. Bu süreçte yapay zekâ altyapısı ve veri ekosistemi, insan kaynağı, etik ve hukuk ile kamu uygulamaları öne çıkan temel başlıklar oldu.” Dönmez, özellikle veri güvenliği ve etik konularına dikkat çekerek şunları söyledi: “Yapay zekânın getirdiği fırsatların yanı sıra risklerin de bulunduğu açık. Veri güvenliği, mahremiyet, algoritmik şeffaflık ve deepfake gibi alanlarda düzenleyici bir çerçevenin oluşturulması büyük önem taşıyor.” “Zirveler politika üretim süreçlerini besliyor” Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi gibi organizasyonların önemine değinen Dönmez, bu tür etkinliklerin çok paydaşlı yapısıyla öne çıktığını ifade etti: “Bu tür organizasyonları, yürüttüğümüz çalışmaların sahaya yansımasını görmemiz ve geliştirilen politika önerilerinin farklı paydaşlar nezdinde nasıl karşılık bulduğunu test etmemiz açısından son derece kıymetli platformlar olarak değerlendiriyoruz. Bu etkinlikler, yalnızca akademik sunumların yapıldığı toplantılar değil; üniversiteleri, kamu kurumlarını, özel sektörü ve öğrencileri aynı zeminde buluşturan etkileşim alanlarıdır. Bu yönüyle politika üretim süreçlerinin daha açık ve dinamik hale gelmesine katkı sağlar.” “Üç üniversitenin ortaklığı önemli bir güç” Zirvenin üç üniversitenin iş birliğiyle düzenlenmesine de dikkat çeken Dönmez, bu birlikteliğin önemli bir kazanım olduğunu vurguladı: “Eskişehir’in üç güçlü yükseköğretim kurumunun aynı hedef doğrultusunda bir araya gelmesi hem akademik iş birliği kültürünü hem de bilgi üretiminde ortak akıl anlayışını güçlendirmektedir. Bu tür etkinlikler, komisyon çalışmalarında ortaya konan yaklaşımın sahadaki karşılığını görmemize de imkân tanıyor.” “Eskişehir belirli alanlara odaklanmalı” Eskişehir’in yapay zekâ alanında merkez olma potansiyeline de değinen Dönmez, odaklanma vurgusu yaptı: “Eskişehir’in yapay zekâ alanında güçlü bir merkez haline gelebilmesi için en kritik nokta, kaynakları çok geniş alanlara yaymak yerine belirli stratejik alanlara odaklanmaktır. Doğru olan, belirli alanlarda derinleşmek ve bu alanlarda uzmanlaşarak bir marka değeri oluşturmaktır.” Şehrin potansiyeline işaret eden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle havacılık, raylı sistemler ve akıllı üretim gibi alanlar, Eskişehir’in mevcut sanayi ve akademik altyapısıyla örtüşmektedir. Üniversitelerin bu alanlarda ihtisaslaşması ve devletin hedefli teşvikler sunması önemli bir kaldıraç etkisi oluşturacaktır. Bunun yanında üretilen bilginin ticarileştirilmesi, girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi ve nitelikli insan kaynağının artırılması da sürecin vazgeçilmez unsurlarıdır.” Zirve hakkında detaylı bilgi eskisehiryzzirvesi.org adresinde Zirve hakkında detaylı bilgi eskisehiryzzirvesi.org adresinde 20-21 Nisan tarihlerinde Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda gerçekleştirilecek olan zirve; kamu temsilcileri, teknoloji liderleri, akademisyenler ve öğrencileri bir araya getirecek. Program kapsamında üç ana panel, uluslararası sunumlar ve katılımcılar arasında etkileşimi artırmaya yönelik networking alanları yer alacak. Detaylı bilgiye ise eskisehiryzzirvesi.org adresinden ulaşılabilecek.

Mesleğin Ustası Öğrencilerle Tecrübelerini Paylaştı Haber

Mesleğin Ustası Öğrencilerle Tecrübelerini Paylaştı

Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü tarafından, Dünya Turist Rehberleri Günü kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Turist rehberliği alanının duayen isimlerinden araştırmacı-yazar, turist rehberi ve film yapımcısı Şerif Yenen, öğrenciler ve meslektaşlarıyla söyleşi programında bir araya geldi. Turizm Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Burak Düz’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlik; Turizm Rehberliği Bölümü öğrencileri ile Eskişehir Turist Rehberleri Derneği (ESRED) üyelerinin yoğun katılımıyla düzenlendi. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz etkinliğin açılışında turist rehberliğinin Türkiye’nin kültürel mirasının ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımında stratejik bir görev üstlendiğini belirtti. Bu tür etkinliklerin öğrencilerin mesleki gelişimine katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, akademi ile sektör arasındaki bağların güçlenmesinin önemine değindi. Turizm Rehberliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökçe Yüksek ise turist rehberliğinin yalnızca bilgi aktarmaya dayalı bir meslek olmadığını belirterek, kültürel mirasın doğru, etkileyici ve sorumluluk bilinciyle temsil edilmesini gerektiren çok boyutlu bir uzmanlık alanı olduğunu vurguladı. Bölüm mezunlarının sahadaki nitelikleri ve mesleki donanımlarıyla öne çıktığını ifade eden Prof. Dr. Yüksek, rehberlik mesleğinin kültürel aktarım açısından kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Söyleşi bölümünde Turist Rehberi Şerif Yenen, uzun yıllara dayanan rehberlik kariyerinden örnekler paylaşarak mesleğin sahadaki dinamiklerini, karşılaşılan zorlukları ve rehberlikte anlatının gücünü aktardı. Kültürel temsil, yorumlama becerisi ve sürekli öğrenmenin meslek hayatındaki belirleyici rolüne dikkat çeken Yenen, deneyimlerinden kesitler sundu. Etkinliğin soru-cevap bölümünde öğrenciler, mesleğe dair merak ettikleri soruları doğrudan Şerif Yenen’e yöneltme fırsatı buldu. Yoğun ilgi gören program, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz tarafından Şerif Yenen’e hediye takdim edilmesiyle sona erdi. Programın ardından yazar kitaplarını imzaladı ve katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Kaynak: AnaHaber

JMO Eskişehir Şubesi’nde Değişim Rüzgarı Haber

JMO Eskişehir Şubesi’nde Değişim Rüzgarı

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi’nin 21-22 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek olan 12. Dönem Genel Kurulu öncesinde, yönetime talip olan kadro adına Merve Edizkan Cihan bir açıklama yaptı. ​"Bilim ile Yönetilen Kentler, Ulaşılabilir Yönetim" parolasıyla yola çıkan aday listesi, mesleki saygınlığı artırmak ve kamusal yararı ön plana çıkarmak hedefiyle hazırlıklarını tamamladı. Adaylık açıklamasını yapan Merve Edizkan Cihan, yeni dönemde demokratik ve katılımcı bir oda anlayışını hakim kılmak istediklerini vurguladı. ​Adaylık sürecine dair vizyonlarını paylaşan Cihan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Mesleğimizin bilimsel ilkelerine bağlı, meslek etiğini temel alan ve kamusal yararı önceleyen bir anlayışla bu sorumluluğa talibiz. Meslektaşlarımızın haklarını korumak, jeoloji mühendisliğinin toplum yararına etkin temsilini sağlamak ve demokratik oda yapımızı güçlendirmek önceliğimizdir." ​Yeni yönetim listesinin en dikkat çeken hedeflerinden biri de geleceğin mühendisleri oldu. Cihan, üniversite öğrencileriyle kurulacak bağların önemine değinerek; öğrencilerin mesleğe hazırlık süreçlerini destekleyeceklerini ve oda ile genç meslektaş adayları arasındaki köprüyü sağlamlaştıracaklarını belirtti. ​TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi 12. Dönem Genel Kurulu 21 Şubat’ta , seçimleri ise 22 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek. ​Merve Edizkan Cihan liderliğindeki listede; Osman Çakır, Turgay Eser, Burak Demiral, Rabia Gören, Alptuğ Düzel ve Sercan Kaytancı gibi kamu, akademi ve özel sektörün deneyimli isimleri yer alıyor.

Kalp Sağlığında Vitamin ve Takviyeler Çözüm Değil Haber

Kalp Sağlığında Vitamin ve Takviyeler Çözüm Değil

Kardiyovasküler Akademi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Görenek kalp sağlığı ve takviye gıdalar ile ilgili bir açıklama yaptı. Prof. Dr. Görenek yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Son yıllarda vitaminler, mineraller ve çeşitli besin takviyeleri çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bugüne kadar yapılan yüksek kaliteli bilimsel çalışmalar, bu ürünlerin kalp hastalarında klinik açıdan anlamlı bir fayda sağladığını göstermemiştir. Çok sayıda randomize kontrollü çalışma ve meta-analiz; vitamin C, vitamin E, beta-karoten, multivitaminler, koenzim Q10 ve benzeri takviyelerin, kalp krizi, inme, kalp yetmezliği veya ani kalp ölümü riskini azalttığını ortaya koyamamıştır. Bazı takviyelerin ise özellikle yüksek dozlarda kullanıldığında yarardan çok zarara yol açabileceği bildirilmiştir. Bilimsel veriler açıkça göstermektedir ki: Kalp hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde vitamin ve takviyeler değil, kanıta dayalı ilaç tedavileri ve yaşam tarzı değişiklikleri esastır. Dengeli ve sağlıklı beslenen bireylerde, ek vitamin veya takviye kullanımının ilave bir koruyucu etkisi bulunmamaktadır. “Doğal” veya “bitkisel” takviyeler zararsız değildir; bazıları kalp ilaçlarıyla ciddi etkileşimlere girebilir. Kalp sağlığını korumanın bilimsel olarak kanıtlanmış en etkili yolları şunlardır: Sigaranın bırakılması Düzenli fiziksel aktivite Akdeniz tipi sağlıklı beslenme Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri kontrolü Hekim tarafından önerilen tedavilerin düzenli kullanımı Saygılarımla."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.