SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ziraat Bankası

Porsuk Haber Ajansı - Ziraat Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziraat Bankası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Afetler Çiftçilerimizin Ürününü Değil, Gelirini de Alıp Götürüyor! Haber

Afetler Çiftçilerimizin Ürününü Değil, Gelirini de Alıp Götürüyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2026 yılının ilk 6 ayında doğal afetler nedeniyle 900 bin dekara yakın tarım alanının zarar gördüğünü belirterek, afetlerin yalnızca ürün kaybına değil, çiftçilerin yaptığı tüm üretim harcamalarının boşa gitmesine de neden olduğunu söyledi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2026 yılının ilk 6 ayında meydana gelen doğal afetlerin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini yaptığı görüntülü açıklamayla değerlendirdi. “Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde doğal afetlerin sayısı ve şiddeti artıyor” diyen Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: “FAO’nun raporuna göre dünyada doğal afetlerin tarım sektörüne verdiği yıllık ortalama zarar 90’lı yıllarda 64 milyar dolar iken son yıllarda 144 milyar dolara yükseldi. 1991-2023 yılları arasında doğal afetlerin tarıma verdiği toplam zarar 3,26 trilyon dolardır. Son 30 yılda 4,6 milyar ton tahıl, 2,8 milyar ton meyve ve sebze, 900 milyon ton et ve süt ürünü doğal afetler sebebiyle zarar gördü. Afetlerin tarımsal üretime verdiği zarar üreticilerimizden tüketicilerimize kadar tüm toplumu ilgilendiren bir konudur. İleriki yıllarda tarımsal açıdan ‘afet yılı’ olarak anılacak olan 2025 yılının ardından ne yazık ki 2026 yılında da afetler devam ediyor. Bu sebeple ben de 1,5 yıldır bu konu üzerinde dikkatle duruyorum. Afetlerin yaşandığı 70’ten fazla ilimize giderek mağdur olan üreticilerimizle yan yana geldim, yaşanan zararı bizzat gördüm. 2026 yılının ilk 6 ayında sel su baskınları, aşırı yağışlar, dolu, fırtına, don, aşırı kar yağışı, hortum ve heyelan afetleri tarımsal üretime zararlar verdi. Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin dekar alan bu afetlerden zarar gördü. Bu yıl özellikle sel ve su baskınları, çiftçilerimizin üretim faaliyetlerini olumsuz yönde etkiledi. Zarar gören toplam alanın yaklaşık yarısı sel ve su baskınlarına maruz kaldı. 2026 yılının ilk 6 ayında; 28 ilde sel su baskını, 22 ilde don, 14 ilde aşırı yağış, 14 ilde dolu, 9 ilde fırtına, 9 ilde aşırı kar, 6 ilde heyelan ve yine 6 ilde hortum afetleri görüldü. Afetlerin şiddetinin ve tarımsal üretim üzerindeki baskısının her geçen yıl arttığı açıkça görülüyor. Afetler yalnızca ürün kaybına neden olmuyor, üreticilerimizin sezon boyunca yaptığı tohum, gübre, ilaç, mazot ve işçilik gibi tüm harcamaların da boşa gitmesine yol açıyor.” “Bereketli sezon, afet mağduru çiftçilerimizin yarasını sarmıyor” “İçinde bulunduğumuz 2025-2026 sezonu ülke geneli için bereketli bir yıl olacak gibi görünüyor. Fakat doğal afetler sebebiyle ürününü, dolayısıyla da gelirini kaybeden üreticilerimiz için bu durum böyle olmayacaktır. Biz Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak çiftçilerimize her zaman tarım sigortası yaptırmanın önemini vurguladık. Buna rağmen ülkemizde sigortalılık oranı halen düşük seviyededir. Bunun en önemli sebebi de devlet desteği olmasına rağmen sigorta primlerinin çiftçi gelirlerine göre yüksek olmasıdır. Sigortası olan üreticilerimizin zararları karşılanacaktır. Fakat diğer tarafta sigortası olmayan üreticilerimiz de 2026 yılındaki bu afetlerden ciddi oranda zarar gördü. Hem geçtiğimiz yıl hem de bu yıl durmak bilmeden afetlerle uğraşan bu çiftçilerimizin de yanında olunmalı ve nakit yardım yapılmalıdır. Ayrıca bu çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları yapılandırılmalıdır. Bereketli bir sezon diyerek hiçbir üreticimiz göz ardı edilmemelidir.”

ESOGÜ'de Dijital Dönüşüm Hızlandı Haber

ESOGÜ'de Dijital Dönüşüm Hızlandı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) geçtiğimiz dönemde ESTRAM ile imzaladığı ve üniversite personeli ile öğrencilere ESOGÜ Kimlik Kartı ile ulaşım kolaylığı sağlayan örnek iş birliğinin ardından, kampüs içi dijitalleşme vizyonuna dev bir halka daha ekliyor. ESOGÜ, Ziraat Bankası iş birliğiyle kampüs genelinde sıfır maliyetli Sanal POS ve ESOGÜ E-Cüzdan uygulamasını hayata geçiriyor. Konuya ilişkin iş birliği protokolü ESOGÜ adına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Demiral ve Ziraat Bankası adına Ziraat Bankası Eskişehir Şube Müdürü Durak Yıldırım tarafından ESOGÜ Rektörlük Senato Salonu’nda imzalandı. Sanal POS ile yeni nesil entegrasyon sayesinde öğrenci ve personel, kampüsteki fiziki veznelere ya da yükleme noktalarına gitmek zorunda kalmadan, mobil cihazlar ve web arayüzü üzerinden kullanıcı dostu bir deneyimle 7/24 tüm banka ve kredi kartlarıyla saniyeler içinde ESOGÜ kimlik kartlarına online bakiye yükleyebilecek. Maksimum finansal verimlilik ilkesiyle planlanan protokol kapsamında, yapılacak online bakiye yükleme işlemlerinden hiçbir şekilde komisyon veya kesinti alınmayacak. Öğrenci ve personelin bütçesini koruyan bu "Sıfır Maliyet" modeli, dijital ekosistemin en büyük avantajlarından biri olacak. Dijital finans hamlesinin en önemli ayaklarından birini ise harç ödemeleri oluşturuyor. Yeni sistem sayesinde, üniversite bünyesinde eğitim gören tüm öğrenciler, yurt içinden veya yurt dışından fark etmeksizin öğrenim ücreti ve harç ödemelerini herhangi bir komisyon veya ek ücret ödemeden sıfır kesintiyle online olarak gerçekleştirebilecek. Bu sayede özellikle uluslararası öğrenciler için küresel standartlarda, hızlı ve masrafsız bir ödeme altyapısı sunulmuş olacak. Dijitalleşme hamlesi sadece ödemelerle sınırlı kalmıyor. ESOGÜ Portal üzerinden tamamen dijital ortamda gerçekleştirilecek yeni nesil başvuru sistemiyle; ESOGÜ Kimlik Kartı ve araç etiketi talepleri, yenileme veya kayıp bildirimleri tek tıkla online yapılacak. "Sıfır kağıt israfı" ilkesiyle yürütülecek bu süreç, hem anlık işlem alma kabiliyetiyle yüksek iş gücü tasarrufu sağlayacak hem de doğayı koruyacak. ESOGÜ, hem ESTRAM entegrasyonuyla yakaladığı ulaşım kolaylığını hem de Ziraat Bankası iş birliğiyle hayata geçirdiği sıfır komisyonlu finansal teknoloji adımını birleştirerek Türkiye’deki üniversitelere örnek teşkil etmeye devam ediyor.

Ödenmeyen Krediler Artıyor, Şirketler Zorda Haber

Ödenmeyen Krediler Artıyor, Şirketler Zorda

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, bankacılık sektöründeki son verilerin Türkiye ekonomisinde ciddi risklere işaret ettiğini belirterek hükümete acil önlem çağrısında bulundu. Karabat, özellikle geri ödenmeyen kredilerdeki hızlı artışın şirketler açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu söyledi. KREDİLER BÜYÜYOR AMA GERİ ÖDEME SORUNU DA ARTIYOR Karabat’ın paylaştığı verilere göre bankacılık sektöründe kredi hacmi yılın ilk iki ayında hızlı şekilde yükseldi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre 2 Ocak’ta 23,05 trilyon TL olan toplam kredi hacmi 3 Mart itibarıyla 24,18 trilyon TL’ye çıktı. Böylece iki ayda toplam kredi hacmi 1,13 trilyon TL artarak yaklaşık yüzde 4,9 büyüdü. Ancak aynı dönemde takipteki alacaklardaki artışın çok daha hızlı olduğuna dikkat çekildi. 2 Ocak’ta 595 milyar TL olan sorunlu krediler 3 Mart’ta 656 milyar TL’ye yükseldi. Bu da iki ayda 61 milyar TL’lik bir artış ve yaklaşık yüzde 10,3’lük büyüme anlamına geliyor. Karabat, sorunlu kredilerin, kredi büyümesinin yaklaşık iki katı hızla artmasının kredi kalitesinde bozulmaya işaret ettiğini vurguladı. BANKALAR RİSKE KARŞI DAHA FAZLA KARŞILIK AYIRIYOR Paylaşılan bilgilere göre bankalar riskleri dikkate alarak daha fazla karşılık ayırmaya başladı. Takipteki alacaklar için ayrılan karşılık tutarı 435 milyar TL’den 488 milyar TL’ye çıktı. Karşılık oranının yaklaşık yüzde 74 seviyesinde olduğunu belirten Karabat, bunun bankacılık sistemi açısından temkinli bir yaklaşım olduğunu; ancak aynı zamanda ekonomide risk algısının yükseldiğini gösterdiğini ifade etti. Karabat ayrıca henüz takip hesaplarına düşmemiş ancak geri ödeme riski taşıyan kredilerin de hesaba katılması durumunda tablonun daha ağır olabileceğini belirtti. “İFLAS DALGASI YAŞANMADAN ÖNLEM ALINMALI” Ekonomik durumun işletmeleri zorladığını dile getiren Karabat, yüksek faiz ortamında şirketlerin borç yükünün hızla arttığını söyledi. Özellikle KOBİ’lerin ciddi finansman baskısı altında olduğunu belirten Karabat, “İşletmeler kapısına kilit vurmadan önce harekete geçilmeli” uyarısında bulundu. KOBİ’LER İÇİN YENİ FİNANSMAN PAKETİ ÇAĞRISI Karabat, çözüm için borçlulara erken yapılandırma mekanizmalarının devreye alınması gerektiğini ifade etti. KOBİ’ler için düşük faizli yeniden finansman paketleri hazırlanmasını isteyen Karabat, borçların daha uzun vadeye yayılması gerektiğini söyledi. Kamu bankalarına da çağrı yapan Karabat, özellikle Ziraat Bankası ve Halkbank’ın reel sektörü destekleyecek finansman programlarında aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. CHP’li Karabat ayrıca enflasyon ve bütçe disiplini konusunda gerekli adımların atılmasının ardından üretimi ve şirketleri koruyacak ekonomik kararların hızla uygulanması gerektiğini vurguladı.

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek Haber

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ilk etabında 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verileceğini belirterek, projeden yararlanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğinin devlet tarafından karşılanacağını, finansman için üreticilerin Ziraat Bankası aracılığıyla faizsiz kredi kullanabileceğini ifade etti. Kredilerde 2 yıla kadar geri ödemesiz dönem ve 7 yıla kadar vade imkânı sunulacağı, küçükbaş hayvanların bir yıllık sigorta bedelinin de devlet tarafından karşılanacağı duyuruldu. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Gürer, hayvancılık sektöründe yapısal sorunların giderek derinleştiğini belirtti. Et fiyatlarındaki artışın temelinde yüksek ahır giderleri, artan yem maliyetleri ve ithalata dayalı politikaların bulunduğunu ifade eden Gürer, “Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi. Her türlü destek ve projenin önemli olduğunu vurgulayan Gürer, ancak açıklanan programın sektördeki sorunlara ne ölçüde kalıcı çözüm getireceğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti. 2018 yılında da benzer bir projenin açıklandığını hatırlatan Gürer, o dönemde 500 bin anaç koyun hedefi ortaya konulduğunu, bugün ise üç yılda yalnızca 150 bin koyun dağıtımının öngörüldüğünü belirtti. Gürer, “Hedeflerde yaklaşık yüzde 90’a varan bir daralma söz konusu. Bu tablo, hayvancılıkta yaşanan gerilemeyi açıkça gösteriyor” ifadelerini kullandı. “500 BİN HEDEFTEN 150 BİN KOYUNA GERİLEDİK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018 yılında kamuoyuna “300 Koyun Projesi” olarak yansıyan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ni hatırlatarak, “O gün bu proje ‘ithalatı bitirecek’ denilerek açıklandı. 8 yılda 5 milyon damızlık üretileceği, kırmızı et ihtiyacının yüzde 25’inin küçükbaştan karşılanacağı söylendi. 2023’te ithalatın tamamen biteceği ifade edildi. Sonuç alınamadı” diye konuştu. Dönemin Tarım Bakanı tarafından açıklanan projede üreticiye asgari ücret tutarında maaş, sigorta ve veterinerlik hizmeti gibi güvenceler vaat edildiğini anımsatan Gürer, “Gelinen noktada yeni dönemde hedeflerin ciddi biçimde küçüldüğü de görülüyor” dedi. Gürer, “2018’de 500 bin anaç koyun dağıtımı hedefleniyordu. Şimdi 2026–2028 döneminde üç yılda toplam 150 bin koyun dağıtılması öngörülüyor. Bu yaklaşık yüzde 90’lık bir daralma demektir” ifadelerini kullandı. “1 MİLYON 37 BİN İŞLETMEYE KARŞILIK 1.500 DESTEK” Türkiye’de 1 milyon 37 bin küçükbaş işletmesi bulunduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yeni projeden sadece 1.500 işletme yararlanabilecek. Bu her 691 işletmeden sadece birinin destekleneceği anlamına geliyor. Son üç yılda 112 bin işletme kapanmışken, 1.500 işletmeye destek vermek sektördeki kan kaybına pansuman bile olamaz” diye konuştu. “BAŞVURULARIN YÜZDE 90’I ELENDİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018’de projeye 121 bin 28 kişinin başvurduğunu, ancak Bakanlık ve TİGEM ön değerlendirmesini geçenlerin sadece 11 bin 169 kişi olduğunu hatırlattı. “Başvuruların yalnızca yüzde 9’u sisteme dahil edilebildi” diyen Gürer, dönemin Bakanı tarafından verdiği soru önergesine iletilen yanıta göre elenmenin temel nedeninin Ziraat Bankası’nın kredibilite değerlendirmesi olduğunu söyledi. Gürer, “Sistem kredi notuna bağlandı. Hayvan yetiştirme tecrübesi olan, meraya dayalı üretim yapabilecek gerçek üreticiler kredi notu yetersizliği nedeniyle sistem dışına itildi. 500 bin baş hedeflenirken Ekim 2018 itibarıyla dağıtılan hayvan sayısı sadece 1.243 başta kaldı” dedi. “KÜÇÜKBAŞ VARLIĞI AZALDI, ÜRETİM GERİLEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2023’ün “ithalatı bitirme yılı” olarak ilan edildiğini, verilerin bunun gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade ederek, “2022’de 56 milyon 265 bin 750 olan küçükbaş hayvan sayısı 2023’te 52 milyon 363 bin 410’a geriledi. Yaklaşık yüzde 7’lik bir düşüş var” dedi. Koyun eti üretiminin 2023’te 569 bin tondan 2024’te 509 bin tona düştüğünü, keçi eti üretiminin ise 128 bin tondan 99 bin tona gerilediğini belirten Gürer, “Üretim düşüyor, hedefler küçülüyor” diye konuştu. 2024’te 3 milyon 84 bin olan küçükbaş kurban kesiminin 2025’te 2,5 milyona düştüğünü ifade eden Gürer, “Bu yaklaşık yüzde 19’luk bir azalma demektir. Bu sadece üretimdeki daralmayı değil, yurttaşın alım gücündeki erimeyi de gösteriyor” dedi. “İTHALAT BİTMEDİ, 28,7 MİLYON DOLAR HARCANDI” Gürer, 2021–2025 döneminde küçükbaş ithalatı için 28,7 milyon dolar harcandığını ve toplam 174 bin 637 baş hayvanın yurtdışından getirildiğini belirterek, “İthalatın bitmesi gereken yılda dahi dış alım sürmüştür” ifadelerini kullandı. “HİBE DEĞİL, BORÇLANDIRMA MODELİ” Projede hayvanların hibe edilmediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici ya öz kaynağıyla ya da Ziraat Bankası kredisiyle hayvan alıyor. Sıfır faizli kredi cazip gibi görünebilir ama gelir istikrarı olmayan üretici için geri ödeme riski yüksektir” dedi. Hayvan başına aylık 150 TL bakım desteği öngörüldüğünü belirten Gürer, “Yem fiyatları dövize bağlı. Enflasyonist baskı sürerse bu 150 TL’nin alım gücü hızla erir. Günlük yem maliyeti dikkate alındığında bu destek sadece birkaç günlük ihtiyacı karşılıyor. Bu yapısal değil, sembolik bir destektir” diye konuştu. “YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN BAŞARI GELMEZ” Yüksek yem maliyetleri, çoban bulma sorunu, sosyal güvence eksikliği ve mera alanlarının daralması gibi sorunlara dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısını artırmadan önce bu yapısal sorunları çözmeliyiz” dedi. Pazarlama sorununa da değinen Gürer, “Bugün çok sayıda küçükbaş kesim için bekliyor ama üretici satışta zorlanıyor. Et ve Süt Kurumu piyasa fiyatlarının altında alım yaptığında üretici zarar ediyor. Güçlü bir alım garantisi ve fiyat istikrar mekanizması olmadan bu model sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı. TÜİK VERİLERİ SORUNLU CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜİK’in 2025 yılı verilerinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Gürer, büyükbaş hayvan varlığının 2024 yılı için (Cumhurbaşkanlığı program hedefler kitabına göre) 16 milyon 824 bin baş olduğunu, 2025 yılında ise 739 bin baş ithal hayvan geldiğini belirtti. Büyükbaş hayvan varlığının, ithalat ve 2024 yılı toplamıyla birlikte 17 milyon 563 bin baş ettiğini ifade etti. TÜİK’in ise 2025 yılında yüzde 4 artışla büyükbaş hayvan varlığını 17 milyon 709 bin baş olarak açıkladığını kaydetti. 2025 yılının hayvancılıkta en sorunlu yıllardan biri olduğunu vurgulayan Gürer, 81 ilde hayvan pazarlarının şap hastalığı nedeniyle kapatıldığını belirtti. Şap hastalığının et ve süt üretiminin yanı sıra buzağı ölümlerine de neden olduğunu ifade etti. Bakanın, 830 bin büyükbaş ve 2,5 milyon küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 330 bin hayvanın kesildiğini açıkladığını aktaran Gürer, şap nedeniyle telef olan, kurban kesilen ve şartlı kesime rağmen “mucizevi bir artış” yaşandığını söyledi. ABD Tarım Bakanlığının 2026 yılı Türkiye büyükbaş hayvan varlığı açıklamasının 14 milyon 300 bin baş olduğunu, Damızlık Birliğine göre ise büyükbaş hayvan varlığının 13 milyon 874 bin baş olarak ifade edildiğini belirtti. Ayrıca Avrupa ülkelerinin hayvan varlığıyla karşılaştırma yapılmasının da yanlış olduğunu dile getiren Gürer, “Avrupa’da tüketilen farklı bir hayvan var. O nedenle elma ile armut toplamak gibi bir karşılaştırma yapılıyor. Ayrıca nüfus ve kişi başı et tüketimi üzerinden bakarsanız veriler farklılaşır.” diye konuştu. ÜRETİM DÜŞÜYOR, GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR; TARIMDA SORUN YOK DEMEK GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı’nın tarımda işlerin iyi gittiğine yönelik açıklamalarına tepki göstererek, sahadaki verilerin ve üretici gerçeklerinin bunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi. Gürer, muhalefetin eleştirilerinin dikkate alınmak yerine olumsuz ifadelerle karşılık bulduğunu belirterek, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca ermesini istiyoruz. Aynı zamanda raftaki ürünün fiyatının da girdi maliyetleri düşürülerek uygun seviyelere inmesini savunuyoruz” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapmak anlamına geldiğini ifade eden Gürer, 2025 yılının Türk tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu kaydetti. 2002 yılının dahi gerisine düşen üretim kalemleri bulunduğunu vurgulayan Gürer, özellikle fasulye, mercimek ve nohut üretiminde ciddi gerileme yaşandığını belirtti. Resmî veriler üzerinden değerlendirme yapan Gürer, 2024 yılında 28 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025’te 19,6 milyon tona gerilediğini; tahıl ve diğer bitkisel üretimin 75,5 milyon tondan 68,1 milyon tona düştüğünü; sebze üretiminin ise 30,6 milyon tondan 30,3 milyon tona gerilediğini söyledi. Özellikle bakliyat ve hububatta ciddi kayıplar yaşandığını dile getiren Gürer, “2002 yılına göre nüfusumuz 30 milyonun üzerinde artmışken üretimin gerilemesi raftaki fiyatlara da yansımıştır. Bu tablo ortadayken ‘tarımda üretim sorunu yok’ demek mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı’nın değerlendirmelerini bir önceki yılın verileriyle yaptığını ya da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerindeki son değişimleri dikkate almadığını savunan Gürer, Aralık 2024 ile Aralık 2025 bitkisel üretim verileri arasındaki farkın açıkça görülmesi gerektiğini söyledi. Sahada üreticinin ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten Gürer, hayvan varlığındaki azalmaya ve düşük alım fiyatlarının çiftçi gelirlerini daraltmasına dikkat çekti. Köy ziyaretlerinde üreticilerin büyük kayıplar yaşadığını aktardığını ifade eden Gürer, “100 hayvanım vardı, 30’unu şap hastalığında kaybettim diyen üretici var. 2025 yılında şap hastalığında kaç hayvan kaybedildi? Bu konuda kamuoyuna net bir açıklama yapılmadı” dedi. Öte yandan enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığa atıf yapıldığını hatırlatan Gürer, “Madem zirai don ve kuraklık enflasyonu etkiledi deniliyor, o zaman bu afetlerden zarar gören çiftçiye hangi destek verildi? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olmayan üreticilere bir destek sağlandı mı? Kuraklıktan etkilenen çiftçiye özel bir destek verildi mi? Hayır” diye konuştu. Artan girdi maliyetlerinin üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurgulayan Gürer, yılbaşından bu yana akaryakıta gelen yüzde 10’u aşan zamların çiftçiyi daha tarlaya çıkmadan zarara uğrattığını söyledi. “100 dönümlük araziyi ekmeye çıkan çiftçinin mazotu daha yola çıktığı anda buharlaşıyor. Gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatları artıyor; alım fiyatları ise düşük tutuluyor. Bu şartlarda çiftçiye ‘üretmeye devam et’ demek gerçekçi değildir” dedi. 2016–2018 yıllarında açıklanan koyun projesinin büyük ölçüde daraltılarak yeniden müjde gibi sunulmasını da eleştiren Gürer, mevcut politikalarla Türkiye tarımının sorunlardan arınmasının mümkün olmadığını ifade etti. Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, gübre ve yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanması, mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, genç ve kadın çiftçilerin SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca çiftçilerin tüm borçlarının faizsiz olarak en az üç yıl ertelenmesini, icraların durdurulmasını isteyen Gürer, “Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır” çağrısında bulundu.

Finansal Çözümler Sanayimizin Sürdürülebilirliği İçin Kritik Önemde Haber

Finansal Çözümler Sanayimizin Sürdürülebilirliği İçin Kritik Önemde

Ziraat Bankası Eskişehir Bölge Başkanı Ramazan Sarıer ve beraberindeki banka heyeti, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’yi ziyaret etti. Başkan Küpeli, “Ziraat Bankası gibi köklü bir kuruluşun sanayicilerimize sunduğu finansal çözümler, üretim gücümüzün sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor” dedi. Ziraat Bankası Eskişehir Bölge Başkanı Ramazan Sarıer ve beraberindeki banka yetkilileri heyeti, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’yi ziyaret etti. Ziyarette, karşılıklı iş birliğini güçlendirmeye yönelik konular ile bölgesel ekonomik gelişmeler ele alındı. Görüşmede, sanayi sektöründeki güncel gelişmeler, Eskişehir OSB’nin yatırım potansiyeli ve sanayicilere sunulan finansal destek imkânları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Taraflar, sanayicilerin ihtiyaçlarına yönelik çözüm odaklı finansman modellerinin önemine vurgu yaparak, bölgenin üretim ve istihdam kapasitesini artıracak iş birliklerinin sürdürülmesi konusunda karşılıklı mutabakata vardı. Eskişehir sanayisinin sürdürülebilir büyümesini destekleyecek ortak projelerin hayata geçirilmesi için koordinasyonun güçlendirilmesi yönünde de görüş birliği sağladı. Finansal çözümler sanayimizin sürdürülebilirliği için kritik önemde Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Nadir Küpeli, “Ziraat Bankası gibi köklü bir devlet bankamızın sanayicilerimize sunduğu finansal çözümler, üretim gücümüzün sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Eskişehir OSB olarak yatırım ortamını geliştirmeye, yeni projeleri hayata geçirmeye ve bölge ekonomisine değer katan iş birliklerini desteklemeye devam edeceğiz. Bankamızla yürüttüğümüz yakın iş birliği hem sanayicilerimizin ihtiyaçlarına hızlı çözümler sunuyor hem de şehrimizin ekonomik büyümesine katkı sağlıyor” dedi. Eskişehir OSB, Türkiye’nin üretim gücünün lokomotiflerinden biri Ziraat Bankası Eskişehir Bölge Başkanı Ramazan Sarıer ise, “Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi, Türkiye’nin üretim gücüne yön veren önemli merkezlerden biri. Sanayicilerimizin gelişimini desteklemek ve yatırımlarını kolaylaştırmak adına sunulan finansal çözümleri sürekli geliştiriyor, ihtiyaçlara göre çeşitlendiriyoruz. Bankamız ile Eskişehir OSB arasındaki iş birliğinin güçlenerek devam etmesi hem bölge ekonomisine hem de ülkemizin sanayi vizyonuna önemli katkılar sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Ziraat Bankası Heyetinden Eskişehir OSB'ye Ziyaret Haber

Ziraat Bankası Heyetinden Eskişehir OSB'ye Ziyaret

Ziraat Bankası Proje Finansmanı ve Firma Analiz Grup Başkanı ve Ziraat Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Berrin Mahmutoğlu, beraberindeki heyetle birlikte Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret etti. Heyet, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ile bir araya geldi. Gerçekleşen ziyarette Sanayi Konseyi Başkanı Sinan Musubeyli, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Üyesi Hikmet Çetin, Denetim Kurulu Üyeleri Erol Öz ve Hasan Hakan Bayar ile Sanayi Konseyi üyeleri Mustafa Gönenli ve Serkan El’de yer aldı. Toplantıda, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, bölgenin yapısı, sürdürülen çalışmalar ve devam eden projeler hakkında heyete bilgi verdi. Ayrıca finansmana erişim ve kredi olanakları gibi konular da görüşüldü. Başkan Küpeli, Eskişehir sanayisinin üretim gücüne dikkat çekerek, “Eskişehir OSB olarak ülke ekonomisine değer katmaya, üretmeye ve sanayimizi daha ileri taşımaya kararlılıkla devam ediyoruz” dedi. Küpeli, “Eskişehir OSB olarak yalnızca üretim değil, aynı zamanda istihdam, ihracat ve teknoloji odaklı dönüşüm açısından da Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlıyoruz. Sanayicilerimizle birlikte daha yüksek katma değerli ürünler üretmeye, küresel rekabet gücümüzü artırmaya ve sürdürülebilir büyümeye ve sanayiye odaklanmış durumdayız. Bu süreçte üretimin kesintisiz devam edebilmesi ve yatırımların hız kesmemesi adına finansmana erişim büyük önem taşıyor. Kredi destek mekanizmalarının etkinliği, sanayicimizin atılım gücünü doğrudan etkiliyor. Eskişehir OSB olarak ülke ekonomisine değer katmaya, üretmeye ve sanayimizi daha ileri taşımaya kararlılıkla devam ediyoruz” ifadelerinde bulundu. Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Berrin Mahmutoğlu ise yaptığı açıklamada, Eskişehir’in ve OSB’nin çok güçlü bir sanayi altyapısına sahip olduğunu vurgulayarak, “Ziraat Bankası olarak, ülkemizin üretim gücünü artırmak ve sanayicilerimizin rekabetçiliğini desteklemek adına her zaman yatırımın ve finansmanın yanında olmayı görev biliyoruz. Eskişehir, sahip olduğu sanayi potansiyeli ve nitelikli üretim kapasitesiyle ülke ekonomisine önemli katkılar sunan şehirlerimizin başında geliyor. Sürdürülebilir ve yeşil dönüşüme dayalı sanayinin gelişmesine büyük önem veriyoruz. Biz de Ziraat Bankası olarak, bu değerli sanayi ekosisteminin gelişimine katkı sunmaktan büyük bir memnuniyet ve gurur duyuyoruz” diye konuştu.

Finansmana Erişim Sanayicilerimiz İçin Kritik Bir Faktör Haber

Finansmana Erişim Sanayicilerimiz İçin Kritik Bir Faktör

Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Acar, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli'yi ziyaret etti. Ziyarette, sanayicilere sağlanan ihracat finansman destekleri ve krediye erişim konuları ele alındı. Ziraat Bankası Kredi Risk İzleme ve Tasfiye Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Acar beraberindeki heyet ile birlikte Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli'yi ziyaret etti. Gerçekleşen ziyarette, sanayicilerin özellikle ihracata yönelik finansmana erişim süreçlerinin kolaylaştırılması, diğer desteklerin çeşitlendirilmesi ve bölgedeki sanayi kuruluşlarının rekabet gücünü artırmaya yönelik atılması gereken adımlar ele alındı. Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, bölgedeki firmaların rekabet gücünü artıracak her türlü desteğin kıymetli olduğunu belirtti.  Finansmana erişimin özellikle de ihracata ve yatırıma yönelik finansal imkanların kolaylaşması ve kredi maliyetlerinin azalması ile birlikte sanayi bölgelerindeki yatırım ve üretim rakamlarının artacağına inandıklarını ifade eden Küpeli, ''Finansmana erişim, sanayicilerimizin sürdürülebilir büyümesi için kritik bir faktördür. Bu nedenle Ziraat Bankası'nın sağladığı destekler, bölgemizdeki sanayiciler için büyük önem taşıyor. Özellikle ihracata yönelik desteklerin arttırılması noktası önem taşıyor, ülke olarak ihracatımızdaki artışın devam etmesi noktasında bankalarımızın sağlayacağı her türlü kolaylığa ve desteğe ihtiyacımız var. Kurların sağladığı avantaj gücü önemli oranda kaybolmuş durumda. Böyle durumda rekabet gücümüzü korumaya yönelik finansal desteklerin varlığı ve rahat ulaşılabilirliği büyük önem taşıyor'' dedi. Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Acar, Ziraat Bankası olarak sanayicilere sundukları finansman çözümleri ve desteklerle ilgili bilgi verirken, sanayicilerin üretim ve yatırım süreçlerinde karşılaştıkları finansal zorluklara yönelik sağladıkları imkanları aktardı. Acar, ''Türkiye’nin en köklü ve her noktasında var olan Ziraat Bankası, ülkemizin kalkınması her zaman üretenin yanında olmuştur. Ülkemizin en önemli sanayi merkezlerinden biri olan Eskişehir'in sanayi altyapısı, yetenekli iş gücü ve stratejik konumu, yatırımlar açısından çok cazip bir ortam sunmaktadır. Ziraat Bankası olarak yeni yatırım yapan, işini büyütmek isteyen, istihdam yaratan, ihracat yapan sanayicilerimizin ve iş adamlarımızın her zaman yanındayız ve onların büyüme hedeflerini desteklemek için çok çeşitli ve uygun koşullu finansman olanakları sunuyoruz. Sayın Başkanımıza bunları aktarma imkânı bulduk. Eskişehir sanayisinin yanında olmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.