SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yusuf Tekin

Porsuk Haber Ajansı - Yusuf Tekin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yusuf Tekin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "İstibdat Dönemi İliklerimize Kadar İşledi" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "İstibdat Dönemi İliklerimize Kadar İşledi"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında hem ülke hem de Eskişehir gündemine dair açıklamalarda bulundu. Demir, "İstibdat dönemi iliklerimize kadar işlemiş durumda" ifadesini kullandı. ​MEB’in “Kurtuluş Savaşı” Kararına Sert Tepki ​Hasan Demir, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müfredatta "Kurtuluş Savaşı" yerine "Milli Mücadele" ifadesinin kullanılacağı yönündeki söylemlerini "millilikten uzaklaşma" olarak değerlendirdi. Demir, Bakan Tekin’in "Neyden kurtuluyoruz?" sorusuna bir tarihçi kimliğiyle yanıt verdi: ​"1918 yılında Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti fiilen sona ermiş, Sevr Antlaşması ile Anadolu toprakları işgal edilmiştir. Türk milleti, Kuvayımilliye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri ile bu esareti yırtıp atmış ve 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Bakanın bu söylemi, eğitim sisteminde sahnelenen tahribat oyununun sadece bir ayağıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, bir buçuk yıl sonra bu millet sandıkta gerekli cevabı verecektir." ​Hukuksuzluk Sarmalı ve Sencer Solakoğlu Örneği ​Muhalefete uygulanan baskı politikalarını "düşman ceza hukuku" olarak tanımlayan İl Başkanı Demir, Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın tutuklanmasından CHP’ye yönelik başlatılan "mutlak butlan" sürecine kadar birçok noktaya değindi. ​Bursa’da faaliyet gösteren ve tarım sektöründe örnek gösterilen işletmeci Sencer Solakoğlu’nun ruhsatının iptal edilmesini siyasi bir intikam olarak nitelendiren Demir, "Dünyanın parmakla gösterdiği bir tesisi siyasi hesaplarla hedef almak, istibdat döneminin geldiği boyutu göstermektedir. 13 tavuk üreticisine kayyum atanması da bu baskı silsilesinin bir parçasıdır," dedi. ​Ekonomik Çöküş: “Emekli 23 Bin Liraya Mahkûm Edilemez” ​Temmuz ayı maaş zammı düzenlemelerini "gerçeklikten kopuk" olarak yorumlayan Demir, veriler üzerinden şu tabloyu paylaştı: ​Açlık Sınırı: 4 kişilik bir aile için 35.759 TL. ​En Düşük Emekli Maaşı: Açıklanan 23.552 TL. ​Yoksulluk Sınırı: 116.478 TL. ​Demir, "Emeklimiz, sadece karnını doyurmak için gereken rakamın dahi çok altında yaşam mücadelesi veriyor. 'Uçan Türkiye' masalları, sokaktaki gerçeklikle örtüşmüyor. Kaynaklar adil yönetilseydi, bu yoksulluk tablosu yaşanmazdı," ifadelerini kullandı. ​Eskişehir’in Trafik ve Yol Çilesi ​Konuşmasında Eskişehir’in yerel yönetimine de uyarıda bulunan Demir, özellikle trafik ışıklarında dilendirilen çocukların durumuna ve kentin altyapı sorunlarına dikkat çekti: ​"Eskişehir’de yollar tarlaya dönmüş durumda. Trafik çizgilerinin bile bulunmadığı, düzensiz bir görüntü içindeyiz. Festivallere, eğlenceye bütçe ayıran belediyeler, görevlerinin temelinin 'halka hizmet' olduğunu unutmamalı. Şehrin trafik ve yol sorunu, modern bir şehre yakışmıyor. Halkımız, laf yerine hizmet bekliyor." ​“İkinci İhanet Süreci” Uyarısı: CIA Raporlarına İşaret Etti ​Basın toplantısının en dikkat çekici bölümünü "ikinci ihanet süreci" iddiaları oluşturdu. İçişleri Bakanlığı’nın Doğu ve Güneydoğu’daki 2 bin 763 kontrol noktasını kaldırma kararını "tehlikeli bir adım" olarak yorumlayan Demir, geçmişteki ABD büyükelçilerinin kitaplarını görsel kanıt olarak sundu. ​Graham Fuller - Siyasal İslam’ın Geleceği: "Siyasal değişim ve reformlar üzerinden toplumsal mühendislik." ​Henri Barkey & Graham Fuller - Türkiye’nin Kürt Meselesi: "28 yıl önce kurgulanan ve bugün sahnede gördüğümüz süreçlerin planı." ​Demir konuşmasını, "Dün hendek operasyonlarında 793 vatan evladını şehit verdik. Bugün ise terörle müzakere masaları kurulmaya çalışılıyor. Biz Zafer Partililer ve Türk milliyetçileri olarak terörle müzakereye değil, sadece mücadeleye inanıyoruz ve bu konuda asla taviz vermeyeceğiz," diyerek noktaladı.

​ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı’dan Bakan Tekin’e Sert Tepki Haber

​ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı’dan Bakan Tekin’e Sert Tepki

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müfredat açıklamalarına ve "Kurtuluş Savaşı" ifadesiyle ilgili sarf ettiği sözlere sert tepki gösterdi. Avcı, Bakan Tekin’i istifaya davet etti. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, bir basın toplantısı düzenleyerek Millî Eğitim Bakanlığı müfredatında yapıldığı öne sürülen kavram değişikliklerini ve Bakan Yusuf Tekin’in ifadelerini eleştirdi. ​"Milletin Hafızasını Silmeye Kalkışmak Kabul Edilemez" ​Bakan Tekin’in "Neyden kurtuluyorduk?" şeklindeki sözlerine yanıt veren Mehmet Avcı, bu yaklaşımın tarihsel gerçeklikten uzak olduğunu belirtti. Avcı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"İzmir’i çiğneyen Yunan ordusundan, İstanbul’u işgal eden emperyalist devletlerden ve Anadolu’yu parçalamayı hedefleyen Sevr zihniyetinden kurtuluyorduk. Sakarya'da, İnönü'de ve Dumlupınar'da verilen destansı mücadele, yalnızca bir 'mücadele' değil; kanla, canla yazılmış bir Kurtuluş Savaşı'dır. Bu ismi değiştirmeye çalışmak, tarihe yeni bir isim vermek değil, milletin ortak hafızasını silmeye kalkışmaktır." ​"O Makam Cumhuriyet Değerlerinin Teminatıdır" ​Millî Eğitim Bakanlığı’nın, Cumhuriyet değerlerini koruma ve bilimsel tarih bilincini gelecek nesillere aktarma makamı olduğunu hatırlatan Avcı, Bakanlık koltuğunda oturan kişilerin tarihsel gerçekleri tartışmaya açamayacağını savundu. Mehmet Avcı, "O makam, ideolojik hesapların değil, Cumhuriyet'in temel değerlerinin teminatı olmak zorundadır. Şehitlerimizin emanetini kelime oyunlarıyla değersizleştiremezsiniz," diyerek tepkisini dile getirdi. ​"Derhal İstifa Edin" ​ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, açıklamasını Bakan Yusuf Tekin’e yönelik istifa çağrısı ile sonlandırdı: ​"Millî Eğitim Bakanlığı görevini layıkıyla temsil edemediğini düşündüğümüz Sayın Bakanı şiddetle kınıyor ve derhâl istifa etmeye davet ediyoruz. Türk milleti, Kurtuluş Savaşı’nın adını da, o büyük zaferi kazanan iradeyi de ve Cumhuriyet’i kuran kadroları da asla unutturmayacaktır."

Milletvekili Gürcan’dan Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezi’ne Ziyaret Haber

Milletvekili Gürcan’dan Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezi’ne Ziyaret

TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Eskişehir’de mesleki eğitimi güçlendirecek temaslarda bulundu. Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezi’ni ziyaret eden Gürcan, okul-sanayi iş birliğiyle gençlerin üretim süreçlerine entegre edildiğini vurguladı. ​Eskişehir’in üretim gücüne ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme hedeflerine katkı sunmak amacıyla gerçekleştirilen ziyarete; TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş katıldı. ​“2 Bini Aşkın Öğrenciyle Geleceğe Yatırım” ​Ziyaret kapsamında Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezi’nin (OMEM) atölye ve eğitim alanlarında incelemelerde bulunan heyet, merkezin yürüttüğü faaliyetler hakkında detaylı bilgi aldı. 2024 yılında kurulan ve kısa sürede 2 bini aşkın öğrenciye ulaşan merkez, Eskişehir sanayisinin ihtiyaç duyduğu kalifiye iş gücünü yetiştirmede stratejik bir rol üstleniyor. ​Prof. Dr. Ayşen Gürcan, merkezin mesleki eğitimdeki önemine dikkat çekerek şunları söyledi: ​“Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezi, sunduğu farklı alanlardaki eğitimlerle Eskişehir’in üretim kapasitesine doğrudan katkı sağlıyor. Mesleki eğitimin üretim süreçleriyle buluşması, gençlerimizin istihdam edilebilirliğini artırmanın en temel anahtarıdır.” ​Bakan Tekin ile Görüntülü Bağlantı ​Ziyaretin en dikkat çekici anlarından biri, Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin ile gerçekleştirilen görüntülü görüşme oldu. Bakan Tekin, heyetten merkezin çalışmaları hakkında bilgi alırken; okul-sanayi iş birliği, uygulamalı eğitim süreçleri ve mesleki eğitimde kaliteyi artıracak projeler üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. ​“Geleceğin Ustaları OMEM’de” Projesiyle 670 Öğrenci İş Başında ​Ziyarette, Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezi ile Eskişehir Sanayi Odası iş birliğiyle yürütülen “Geleceğin Ustaları OMEM’de” projesi de masaya yatırıldı. Proje kapsamında 2025-2026 eğitim öğretim yılında 670 öğrencinin Eskişehir Sanayi Odası’na bağlı işletmelerde beceri eğitimi aldığı belirtildi. ​Prof. Dr. Gürcan, öğrencilerin mezuniyetlerine kadar devam edecek olan bu uygulamanın gençlerin mesleki yeterliliklerini kazanmalarında hayati bir rol oynadığını belirterek, bu tür iş birliği projelerinin artarak devam etmesi gerektiğinin altını çizdi. ​Mesleki Eğitimde Yerel İş Birliği Modeli ​Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş’ın da eşlik ettiği ziyarette, sanayi dünyasının beklentileri ile eğitim müfredatının uyumlaştırılması konusu ön plana çıktı. Taraflar, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve nitelikli iş gücünün sanayiyle bütünleşmesi noktasında ortak vizyon paylaştıklarını ifade ettiler.

Eğitim Sendikalarından Milli Eğitim Bakanlığına "Karne" Haber

Eğitim Sendikalarından Milli Eğitim Bakanlığına "Karne"

Eskişehir’de 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesiyle birlikte, eğitim sendikaları Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e "karne" verdi. Sendika binalarından Köprübaşı’na yürüyen öğretmenler, laik, bilimsel ve kamusal eğitim vurgusuyla geniş katılımlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. ​Eğitim Sen: "Eğitim Sistemi Derin Bir Yapısal Krizde" ​Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesiyle birlikte eğitim sisteminin kronik sorunlar, piyasacı dönüşüm ve laiklik karşıtı uygulamaların gölgesinde tarihinin en derin yapısal krizlerinden birini yaşadığını belirtti. Bakan Yusuf Tekin’in dönemsel icraatlarını "sınıfta kalmış" olarak nitelendiren Demirkol, sendikaları tarafından hazırlanan "Yıl Sonu Eğitimin Durumu Raporu" ile Bakanlığın eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp nasıl bir ticari pazar alanına dönüştürdüğünü somut verilerle ortaya koyduklarını vurguladı. Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı, özel okulların payının %8’e ulaşmasını ve Türkiye’nin öğrenci başına harcamada OECD ortalamasının çok altında kalmasını eğitimin ticarileşmesine dair temel kanıtlar olarak gösterirken, öğretmenlik mesleğinin kadrolu, sözleşmeli ve ücretli olarak bölünmesini, "Milli Eğitim Akademisi" dayatmasını ve ataması yapılmayan 800 bini aşkın öğretmenin güvencesizliğe itilmesini liyakat sisteminin çöküşü olarak değerlendirdi. Eğitimde laiklik ve bilimsellikten uzaklaşıldığını savunan Demirkol, MEB’in dini yapılarla imzaladığı 672 protokolü, ÇEDES projesini ve Din Öğretimi bütçesinin 4 yılda 9,2 kat artırılarak 109,8 milyar TL’ye ulaştırılmasını laik eğitime karşı açık bir kuşatma olarak tanımladı. Çocuk yoksulluğunun %20’nin üzerine çıktığına, okullarda "bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su" talebinin reddedilmesi nedeniyle hijyen krizleri yaşandığına ve şiddet sarmalının arttığına dikkat çeken Özkan Demirkol, özellikle MESEM uygulaması ile çocuk emeğinin devlet eliyle sömürülmesini ve bu süreçte en az 20 öğrencinin iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesini kabul edilemez bir yaşam hakkı ihlali olarak nitelendirdi. Eğitim Sen olarak çocukların ve gençlerin siyasi iktidarın ideolojik hedeflerine araç edilmesini reddettiklerini ifade eden Demirkol, bu karanlık tablodan çıkışın yolunun yeniden kamusal eğitime dönüş olduğunu vurgulayarak; esnek ve ücretli çalışmaya son verilerek mülakatsız kadrolu istihdamın sağlanmasını, her okula ücretsiz yemek ve temiz su bütçesi ayrılmasını, çocuk işçiliğini yasallaştıran MESEM’lerin durdurulmasını ve ÇEDES ile tüm tarikat protokollerinin iptal edilerek laik, bilimsel ve demokratik bir müfredatın inşa edilmesini talep etti. Demirkol, eğitim emekçilerinin onuru ve çocukların eşit, özgür bir geleceği için sokağın, meydanın ve okulun bağını kurarak örgütlü mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti. ​Eğitim-İş: "Siz Kürsülerde Masal Anlatırken Okullardan Cenaze Kaldırıyoruz" ​Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, yaşananların bir yönetim hatası değil, planlı bir "kurumsal çöküş" olduğunu savundu. Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, yaptığı açıklamada Türkiye’deki eğitim sisteminin basit bir yönetim hatası veya bütçe yetersizliğiyle değil, bizzat siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin eliyle kurulan sistematik bir "şiddet rejimi" ve planlı bir "tasfiye operasyonu" ile yönetildiğini vurguladı. Okulların ideolojik dayatma, sömürü ve şiddet laboratuvarlarına dönüştürüldüğünü belirten Arslan, Bakan Tekin’in "başarı hikayeleri" anlattığı kürsülerden uzak olarak okullarda aç kalan çocukların, coplanan öğretmenlerin ve tarikatlara terk edilen bir neslin gerçeğinin yaşandığını ifade etti. Ekonomik şiddetle parasız eğitimin tamamen bitirildiğini, devlet okullarının velilerden alınan fahiş "bağış" ve "aidat"larla ayakta kalmaya çalıştığını, kırtasiye maliyetlerinin asgari ücretli ailelerin belini büktüğünü ve her dört çocuktan birinin okula aç gittiğini dile getiren Arslan, öğrencilerin sınıfsal ayrışmaya maruz bırakıldığını belirtti. İdeolojik şiddet kapsamında "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nin bilimsel içerikten arındırılmış bir dogma çuvalı olduğunu, ÇEDES projesi ve tarikat protokolleriyle okulların medreselere dönüştürüldüğünü, Cumhuriyet değerlerinin ve Atatürk fotoğraflarının müfredattan silinerek biat eden bir nesil hedeflendiğini savundu. Kurumsal şiddet başlığı altında ise 1,5 milyona yakın çocuğun eğitim sistemi dışında kalmasına, MESEM adı altında çocuk emeğinin sömürülmesine ve iş cinayetlerinde yaşamını yitiren öğrencilere dikkat çeken Arslan, öğretmenlik mesleğinin ise Mülakat ve Milli Eğitim Akademisi gibi uygulamalarla onursuzlaştırıldığını, özel sektör öğretmenlerinin ise kölelik düzeninde asgari ücrete mahkûm edildiğini söyledi. Arslan, tüm bu tablodan çıkış için eğitimde şiddeti önleme yasasının çıkarılmasını, okullara kadrolu personel atanmasını, ücretsiz okul yemeği sağlanmasını, MESEM uygulamalarının iptal edilmesini, bilimsel müfredata dönülmesini ve mülakat dayatmasının sonlandırılmasını içeren "asgari varoluş koşulları"nın derhal uygulanmasını talep ederek, laik ve kamusal eğitim mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerini vurguladı. ​Özel Sektör Öğretmenleri: "Sermaye Değil, Emekçi İçin Bütçe" ​Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, eğitim sisteminin bir şirket gibi yönetildiğini ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu'nun öğretmenler yerine tamamen özel okul patronları ve holding temsilcilerinden oluştuğunu belirterek, bu durumun iktidarın sermaye yanlısı tutumunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etmiştir. Özel sektör öğretmenlerinin 2014 yılında ellerinden alınan taban maaş hakkı nedeniyle asgari ücret düzeyinde maaşlara mahkûm edildiğine ve yıllık milyonlarca lira ücret alan özel okullarda öğretmenlerin on aylık sözleşmelerle güvencesiz çalıştırıldığına dikkat çeken sendika, bu sömürü düzenine karşı haklarını arayan öğretmenlerin darp, ters kelepçe ve gözaltılarla baskı altına alındığını savunmuştur. İktidarın sermayeye vergi kıyakları ve teşvikler sunarken, emekçilere yoksulluğu ve güvencesizliği reva gördüğünü vurgulayan sendika; taban maaş hakkının iadesi, süresiz iş sözleşmeleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit özlük hakları ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi taleplerini yineleyerek, köklü bir mücadele geleneğinden aldıkları güçle insanca bir yaşam için direnişlerini kararlılıkla sürdüreceklerini beyan etti.

Prof. Dr. Gürcan: "Eğitim Yatırımları Hız Kesmeden Devam Edecek" Haber

Prof. Dr. Gürcan: "Eğitim Yatırımları Hız Kesmeden Devam Edecek"

AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Eskişehir’de yoğun bir program gerçekleştirdi. Nene Hatun Anaokulu’nun açılışını yapan Gürcan, ardından ESOGÜ’de düzenlenen Yeşilay Bahar Fest’te gençlerle buluştu. ​TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Eskişehir’de eğitim ve sosyal sorumluluk odaklı ziyaretlerde bulundu. Nene Hatun Anaokulu’nun açılış töreninde konuşan Gürcan, okul öncesi eğitimin stratejik önemine vurgu yaparken; Yeşilay Bahar Fest’te gençlere sağlıklı yaşam mesajları verdi. ​"Anaokulu, Geleceğin İnşasında Kritik Bir Eşiktir" ​Nene Hatun Anaokulu açılışında konuşan Prof. Dr. Ayşen Gürcan, eğitimin sadece bilgi aktarımı olmadığını, bir "anlam kurma süreci" olduğunu belirtti. Bir eğitimci gözüyle okul öncesi dönemin önemine değinen Gürcan, şu ifadeleri kullandı: ​"Eğitim, çocuğun dünyayı anlamlandırmaya başladığı ilk yıllarda şekil alır. Anaokulu bu yüzden kritik bir eşiktir; dil gelişimi burada hız kazanır, özgüven burada inşa edilir. 'Ben yapabilirim' duygusunun kazanıldığı yer tam olarak burasıdır. Bugün açılışını yaptığımız bu okul, Eskişehir’in geleceğine atılmış güçlü bir adımdır." ​Nene Hatun İsminin Derin Anlamı ​Okula verilen ismin önemine dikkat çeken Gürcan, Nene Hatun’un Türk milletinin hafızasında azmin ve kararlılığın sembolü olduğunu hatırlattı. Bu çatı altında yetişecek çocukların da aynı güçlü karakter ve sorumluluk bilinciyle büyümesini temenni ettiğini dile getirdi. ​"Bilgi Yön Verir, Değer İse İstikamet Belirler" ​Konuşmasında karakter eğitimine geniş yer ayıran Gürcan, bilgi ve değerin birleşmesiyle karakterin ortaya çıktığını ifade etti. Okul öncesi eğitime verilen destekten dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e teşekkür eden Gürcan, Eskişehir’in eğitimde marka bir şehir olduğunu ve önümüzdeki haftalarda yeni açılış ve temel atma törenlerinin devam edeceği müjdesini verdi. ​Yeşilay Bahar Fest’te Gençlerle Buluşma ​Eğitim programının ardından Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) kampüsünde düzenlenen "Yeşilay Bahar Fest"e katılan Prof. Dr. Ayşen Gürcan, burada üniversite öğrencileriyle bir araya geldi. Bağımlılıkla mücadelede farkındalık çalışmalarının önemini vurgulayan Gürcan, sağlıklı yaşam bilincinin gençler arasında yaygınlaşması gerektiğini belirtti.

CHP Eskişehir Gençlik Kolları: "Çocuklar Okulda Bile Güvende Değil!" Haber

CHP Eskişehir Gençlik Kolları: "Çocuklar Okulda Bile Güvende Değil!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Gençlik Kolları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüyüş düzenleyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Gençlik Kolları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelerek çarpıcı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, milli egemenliğin vesayet altında olduğunu savunarak, "Çocuklar İçin 23 Maddelik Manifesto"yu kamuoyuyla paylaştı. ​"Milli Egemenlik Vesayet Altındadır" ​Açıklamasına 23 Nisan’ın tarihi önemine vurgu yaparak başlayan CHP Eskişehir İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, güncel siyasi gelişmelere sert tepki gösterdi. Yüksel yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "23 Nisan 1920, egemenliğimizin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilan edildiği gündür! Milli iradenin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yılındayız. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık savaşını yönettiği Gazi Meclisimiz, Cumhuriyetimiz gibi sonsuza kadar yaşayacaktır. Bugün, sadece bir bayramı kutlamıyor; tam bağımsızlık inancımızı ve halkın kendi kaderini tayin etme iradesini selamlıyoruz. Ancak ne yazık ki, 23 Nisan 2026 Türkiye’sinde "Milli Egemenlik" kavramı, iktidarın eliyle ağır bir vesayet altına alınmış durumdadır. Seçilmiş İradeye Yapılan Müdahale, Halkın Kararına Saldırıdır Cumhurbaşkanı Adayımızın, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımızın, yol arkadaşlarımızın siyasi yargı operasyonlarıyla gözaltına alınmaları, hapsedilmeleri ve görevden uzaklaştırılmaları, seçmen iradesini ve Cumhuriyetimizin temel taşı olan "ulusal egemenlik" ilkesini hedef alan bir darbedir. Demokrasi, sadece sandık konulması değil; aynı zamanda sandıktan çıkan iradenin korunması ve bu iradeye saygı duyulması anlamına gelir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, halkın tercihine saygı duyulmayan bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. Cumhuriyetimizin kurucusu ve kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu özel günü, 23 Nisan’ı çocuklarımıza armağan ederken, yalnızca bir bayram vermedi; bu ülkenin geleceğini, umudunu ve yarınlarını çocuklara emanet etti. Ve o gün çocuklara şu sözü verdi: Güvende olacaksınız. Eşit olacaksınız. Özgür olacaksınız. Bugün ise, çocuklarımız eşit değil; özgür değil ve en önemlisi ne evde ne sokakta ne de okulda güvende. Sadece 1 yılda 1.538 çocuğumuzu dışsal yaralanma ve zehirlenme nedeniyle kaybettik. 2025 yılında en az 94, son 10 yılda 836 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Maalesef okullarımız da benzer bir durumda! Sadece geçtiğimiz hafta, bir gün arayla iki okulumuza saldırı düzenlendi. 14 Nisan’da Şanlıurfa’da okula düzenlenen saldırıda 16 kişi yaralandı. Kahramanmaraş’ta 15 Nisan’da yaşanan saldırıda 1 öğretmenimiz ve 9 öğrencimiz hayatını kaybetti, 13 çocuğumuz yaralandı. 18 Nisan’da, Diyarbakır’da bir cumartesi günü okul bahçesinde bulunan iki çocuğumuz paratoner olmaması nedeniyle hayatını kaybetti; biri ağır yaralandı. Hayatını kaybeden öğretmenimize, öğrencilerimize ve tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet; yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ailelerinin, yakınlarının ve eğitim camiamızın başı sağ olsun. Eylül 2023’ten, bugüne kadar okullarda 47 şiddet ve saldırı olayı gerçekleşti. Bu sürede; 6 öğretmenimiz, 14 öğrencimiz, 2 okul çalışanımız ve 1 velimiz olmak üzere toplam 23 kişi okul güvenliği ve teknik eleman eksikliği nedeniyle yaşamını yitirirken; çocuk sömürü aracı haline gelen MESEM’lerde 18 çocuğumuz hayatını kaybetti. Buna göre: Yusuf Tekin’in Bakanlığı döneminde okullarda ve MESEM’lerde toplam 41 kişi hayatını kaybetti. Okullarımızda çocuklar maalesef güvende değil. Tüm uyarılarımıza, yasa, araştırma ve bütçe tekliflerimize, basın açıklamaları ve politika önerilerimize kulaklarını tıkayan, Meclis’te düzenli olarak reddeden iktidar yaşanan bu acı kayıpların temel sorumlusudur. Bu yaşananlar münferit olaylar değil. Bu yaşananlar, yıllardır süren ihmalin ve yanlış politikaların sonucudur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, çocuklarımızın sağlıklı, mutlu ve güvende yaşayacağı bir ülke hayaliyle karşılıyoruz. 23 Nisan’da 23 madde ile Çocuklar İçin Sağlıklı, Mutlu, Güvenli ve Özgür Gelecek Manifesto’muzu açıklıyoruz: 1. Devletin eğitim sorumluluğu hiçbir şekilde dernek, vakıf, cemaat, tarikat, STK, siyasi yapı veya benzeri üçüncü taraflara devredilmeyecek; eğitimi laik, bilimsel, çağdaş esaslara göre yürüteceğiz. 2. Hiçbir okulumuza silah girmeyecek; okullarımıza kadrolu 65 bin uzman ve deneyimli, çocuk pedagojisi eğitimleri ile güçlendirilmiş güvenlik görevlisi atayacağız. 3. Hiçbir çocuk sağlık hizmetinden mahrum kalmayacak; okullarımıza kadrolu 75 bin okul sağlığı hemşiresi atayacağız. 4. Hiçbir çocuk okulda aç kalmayacak, tuvaletlerden su içmeyecek; tüm kademelerde temiz içme suyu ve bir öğün okul yemeğini ücretsiz vereceğiz. 5. Risk altındaki çocuklar görmezden gelinmeyecek; yoksulluk, ihmal, şiddet ve suça sürüklenme gibi durumlara karşı erken müdahale eden, okul-aile-toplum iş birliğine dayalı güçlü bir okul sosyal hizmet programı hayata geçireceğiz. 6. Akran zorbalığı, bağımlılık ve şiddetle mücadele günübirlik yaklaşımlara bırakılmayacak; bilimsel temelli, sürekli ve izlenebilir önleyici programları tüm okullarda uygulayacağız. 7. Şiddeti besleyen toplumsal iklim görmezden gelinmeyecek; şiddete özendiren televizyon dizileri ve medya içerikleri, cezasızlık algısı ve bireysel silahlanmaya karşı kapsamlı bir sosyal politika ve sosyal hizmet eylem planını hayata geçireceğiz. 8. Okullarımıza yeterli sayıda rehber öğretmen atayacak, öğrencilerin duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimini izleyen güçlü bir psikososyal destek sistemi kuracağız. Rehberlik Araştırma Merkezleri’ni ruh sağlığı meslek elemanları ile güçlendireceğiz. 9. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki saygınlığını yeniden tesis edecek; yetki ve sorumluluklarını güçlendirecek, adil ve etkili işleyen disiplin mekanizmalarını yeniden kuracağız. 10. Okul-aile birlikleri yalnızca para toplama aracı olmayacak; okul-aile-toplum iş birliğini güçlendiren etkin mekanizmalar haline getireceğiz. 11. Aileleri destekleyen, sağlıklı ebeveynlik becerilerini güçlendiren, okul-aile iş birliğini sürekli kılan yaygın ve bilimsel temelli programları hayata geçireceğiz. 12. Okullar ihtiyaçlarını karşılamak için velilerden bağış toplamak zorunda kalmayacak; okullarımıza öğrenci sayısına göre düzenli okul bütçeleri göndereceğiz. 13. Okullar ve bölgeler arasındaki altyapı ve donanım eşitsizlikleri ortadan kaldırılacak; tüm okulları eşit olanaklara kavuşturacak, her çocuğun nitelikli eğitim için gerekli tüm imkanlara erişimini sağlayacağız. 14. Okullar yalnızca ders yapılan beton binalar olmayacak; sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerle zenginleşen, güvenli, yeşil, erişilebilir ve çocuk dostu tasarımlarla “mutlu ve yaşayan okullar” haline getireceğiz. 15. Okul öncesi eğitimi bir ayrıcalık olmaktan çıkaracak, her çocuk için kamusal bir hak olarak en az bir yıl ücretsiz ve zorunlu hale getireceğiz. 16. Okul dışında kalan hiçbir çocuk yok sayılmayacak; tüm çocukların örgün eğitime devamını sağlayacak, etkin izleme ve takip sistemleriyle her çocuğun eğitime erişim hakkını güvence altına alacağız. 17. Yoksul çocuklarımız denetimsiz yapılara mecbur kalmayacak; öğrencilere barınma ve burs desteği vereceğiz, köy okullarını yeniden açacağız. 18. Mesleki ve teknik eğitim çocuk işçiliğine ve emek sömürüsüne izin vermeyecek; çocukların iş gören değil, iş öğrenen bireyler olarak hem akademik hem mesleki olarak nitelikli eğitim almasını sağlayacağız. 19. Ölçme ve değerlendirme sistemi çocukları yarıştıran ve eleyen bir yapı olmayacak; çok boyutlu ve adil bir değerlendirme sistemi kuracağız. 20. Eğitimde dijitalleşme eşitsizlik yaratmayacak; tüm çocukların teknolojiye güvenli, eşit ve nitelikli erişimini sağlayacak, dijital okuryazarlığı güçlendireceğiz. 21. Hiçbir çocuk afet ve acil durumlarda korumasız kalmayacak; tüm okulları depreme dayanıklı hale getirecek, afetlere hazırlık eğitimlerini zorunlu kılacak ve her okulda uygulanabilir acil durum planlarını hayata geçireceğiz. 22. Ücretli öğretmenlik kaldırılacak; tüm sınıflarımızı ve çocuklarımızı kadrolu öğretmenlerle buluşturacağız. 23. Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı, fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller yetiştirecek; çocuklarımızı ve gençlerimizi yalnızca bilgiyle değil, etik değerlerle, kültür, sanat ve sporla, sürdürülebilirlik ve eşitlik anlayışıyla donatacağız. Çocukları korumak bir tercih değil, devletin asli görevidir. Güvenli, nitelikli, bilimsel, laik, kamusal, parasız, eşit, kapsayıcı ve özgür bir eğitim sistemi bir vaat değil, bir haktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim önceliğimiz; çocuklarımızın iyi olması, sağlıklı büyümesi, kendini güvende hissetmesi, eşit olanaklara sahip olması, nitelikli bir eğitimle geleceğe hazırlanması ve mutlu olmasıdır. Bu anlayışla çocukların iyi olma halini, yaşam hakkını ve eğitim hakkını güvence altına almak için söz veriyoruz. Başta Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve Cumhuriyet kahramanlarımızı şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Yaşasın Cumhuriyet!"

Eğitim Sen Eskişehir’den Okullardaki Şiddete Karşı "Yaşam Nöbeti" Haber

Eğitim Sen Eskişehir’den Okullardaki Şiddete Karşı "Yaşam Nöbeti"

Eskişehir’de Eğitim Sen üyeleri, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen ve can kayıplarıyla sonuçlanan saldırılara tepki göstermek amacıyla 24 saatlik "Yaşam Nöbeti" başlattı. Şube Başkanı Özkan Demirkol, şiddetin münferit değil sistematik olduğunu vurgulayarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı. ​Yediler Parkı’nda 24 Saatlik Eylem ​Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta eğitim emekçilerini ve öğrencileri hedef alan kanlı saldırıların ardından Eğitim Sen Eskişehir Şubesi harekete geçti. Yediler Parkı’nda Cuma günü saat 11.00’de başlayan eylem, Cumartesi saat 11.00’e kadar kesintisiz devam edecek. "Yaşam Nöbeti" adı verilen eylemde, okullardaki güvenlik zafiyeti ve eğitim politikaları protesto ediliyor. ​"Okullar Şiddetin Mekânı Haline Geldi" ​Eylemde basın açıklaması yapan Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, okulların artık güvenli alanlar olmaktan çıktığını ifade etti. Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’ndaki saldırıları hatırlatan Demirkol, şu ifadeleri kullandı: ​"Bir eğitim emekçisi ve çok sayıda öğrencimizi kaybettik. Acımız derin. Okullar, kapısından girerken güven duyulması gereken yerler olması gerekirken; bugün nefretin ve şiddetin mekânları haline gelmiştir. Gerekli tedbirler alınsaydı bu saldırılar engellenebilirdi." ​"Şiddet Münferit Değil, Sistematiktir" ​Son bir yıl içerisinde okullarda ağır sonuçları olan en az 5 vakanın yaşandığına dikkat çeken Demirkol, şiddetin toplumsal nedenlerine vurgu yaptı. Faillerin 14-16 yaş grubundaki çocuklardan oluşmasının sistemin bir sonucu olduğunu belirten Demirkol; yoksulluk, kutuplaştırıcı siyaset ve geleceksizliğin şiddeti körüklediğini savundu. ​Eleştirilerin Odağında MEB ve Yusuf Tekin Var ​Açıklamada, eğitim sistemindeki liyakatsizlik ve rehberlik hizmetlerinin zayıflatılması sert bir dille eleştirildi. Demirkol, yaşanan can kayıplarının sorumlusunun siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu belirterek şunları söyledi: ​Sorumluluk Vurgusu: "Ne iktidar sorumluluk üstleniyor ne de Bakan Yusuf Tekin özür diliyor." ​İstifa Çağrısı: "Eğitimciler ve öğrenciler can korkusu yaşıyorsa bunun sorumlusu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal istifa etmelidir." ​Mücadele Kararlılığı: "Şiddet son bulana, sorumlular hesap verene kadar alanları terk etmiyoruz." ​Eğitim Sen’den Toplumsal Dayanışma Çağrısı ​Eğitimin laik, bilimsel ve kamusal niteliğinin yok edildiğini savunan Eğitim Sen, tüm toplum kesimlerini güvenli ve özgür bir eğitim ortamı için mücadeleye davet etti. Saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileyen sendika üyeleri, nöbet süresince şiddete karşı seslerini yükseltmeye devam edecek.

Okullarda Can Güvenliği Kalmadı, Milli Yas İlan Edilsin! Haber

Okullarda Can Güvenliği Kalmadı, Milli Yas İlan Edilsin!

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen silahlı saldırılar ve can kayıpları üzerine bir açıklama yaptı. Hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı sert bir dille eleştiren Demir, "1 günlük milli yas" ve "okulların hafta sonuna kadar tatil edilmesi" çağrısında bulundu. ​"Bu Bir Psikolojik Buhran Değil, Sistemin İflasıdır" ​Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş Onikişubat’ta yaşanan, 36 vatandaşın yaralandığı ve can kayıplarının olduğu olayları "katliam" olarak nitelendiren Hasan Demir, bu şiddet sarmalının münferit bir olay olmadığını savundu. Demir, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​"Karşı karşıya olduğumuz tablo; adaletsizliğin sıradanlaştığı, suçluların sokaklarda gezdiği tek adama dayalı Saray Rejimi’nin iflasıdır. Gelecek umudunu yitiren, uyuşturucu ve kumar batağına itilen gençler üzerinden okullara sıçrayan bu şiddet, göz göre göre gelmiştir." ​Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e İstifa Çağrısı ​Eğitim sistemindeki güvenlik zafiyetine dikkat çeken Demir, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i hedef aldı. Medyanın saldırganları değil, sorumluları haber yapması gerektiğini vurgulayan İl Başkanı Demir: "Okulların kapısından giren canların güvenliğini sağlayamayan Bakan derhal istifa etmelidir. Hak arayan öğretmen polis şiddetiyle bastırılırken, okullarda can güvenliği kalmamıştır. Saldırganların yöntemlerini ifşa ederek yeni trajedileri tetiklemeyin. ​İl Başkanı Hasan Demir, yaşanan toplumsal travmanın atlatılması ve şiddet dalgasının durdurulması için acil eylem planı açıkladı. Zafer Partisi'nin talepleri şunlar: Tüm yurtta 1 günlük milli yas ilan edilmelidir.​ Güvenlik tedbirlerinin gözden geçirilmesi için okullar hafta sonuna kadar tatil edilmelidir.​ Tüm okullarda profesyonel güvenlik görevlisi istihdamı zorunlu hale getirilmelidir. Gençleri hedef alan zehirli ekosistemle kökten mücadele edilmelidir.​ "Vatanımızı ve Ailemizi Birlikte Savunacağız" ​Açıklamasını Atatürk çizgisindeki milliyetçilik vurgusuyla bitiren Hasan Demir, Türk gençliğinin ve öğretmeninin sahipsiz olmadığını belirtti. Demir, "Bu çürümüş düzende ihmali olan tüm yetkililerden hesap sorulana dek sürecin takipçisi olacağız" dedi.

Asu Kaya: "Yandaş STK'lara Yer mi Açılıyor?" Haber

Asu Kaya: "Yandaş STK'lara Yer mi Açılıyor?"

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, halk eğitimi merkezlerinde yaşanan kota krizi ve protokol uygulamalarını Meclis gündemine taşıdı. Kadın Kolları Başkanı ve Milletvekili Kaya, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde; 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin ders saati kotalarını, açılan kurs sayılarını, protokol yapılan STK’ları, tahsis edilen ders saatlerini, denetim mekanizmalarını ve tespit edilen usulsüzlükleri tek tek sordu. Asu Kaya yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Halk eğitimi merkezleri kamusaldır. Hiçbir yapı, hiçbir çevre, hiçbir protokol vatandaşın önüne geçemez. Eğer yurttaş kurs bulamıyor, usta öğretici ders saati alamıyor ama belirli protokollerle kontenjanlar dağıtılıyorsa burada açıklanması gereken ciddi bir tablo vardır. Kamusal eğitimde ayrıcalık olmaz. Şeffaflık ve eşitlik esastır.” Kota yetersizliği nedeniyle ders saati alamayan ve sosyal güvenceden mahrum kalan usta öğreticilerin yaşadığı mağduriyetin büyüdüğünü belirten Kaya: “Kadınlar meslek edinmek için kurs bekliyor. Usta öğreticiler emeklerinin karşılığını almak için ders saati bekliyor. Kamusal kaynaklar adil dağıtılmak zorundadır. Halkın hakkını kimseye tahsis ettirmeyiz.” dedi. CHP’li Kaya, konunun sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve halk eğitimi merkezlerinin asli işlevine uygun, eşitlikçi ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulması için mücadele edeceklerini vurguladı. MİLLİ EĞİTİM BAKANI YUSUF TEKİN’İN YANITLAMASI İSTEMİYLE YÖNELTİLEN SORULAR: • 2025 yılı için Türkiye genelinde ve Osmaniye il özelinde halk eğitimi merkezlerine toplam kaç ders saati vizesi (kota) tahsis edilmiştir? • 2025 yılında Türkiye genelinde ve Osmaniye’de toplam kaç kurs açılmıştır? Açılan kursların toplam ders saati süresi kaçtır? • 2025 yılında Türkiye genelinde ve Osmaniye’de, protokoller kapsamında hangi STK’lara kurs açma yetkisi verilmiştir? Bu STK’lara tahsis edilen ders saati miktarı ne kadardır? • Protokol imzalanan STK’ların seçiminde hangi objektif ve ölçülebilir kriterler uygulanmaktadır? Bu STK’ların eğitmen kadrolarının yeterliliği ve eğitim içerikleri Bakanlığınız tarafından hangi sıklıkla ve nasıl denetlenmektedir? • Son iki yıl içerisinde protokol kapsamında kurs açan STK’lara yönelik yapılan denetimlerde kaç adet usulsüzlük tespit edilmiştir? Bu tespitler sonucunda iptal edilen veya askıya alınan protokol bulunmakta mıdır? • 2026 yılı için Türkiye genelinde ve Osmaniye il özelinde planlanan toplam ders saati vizesi (kota) ne kadardır? • Kota yetersizliği nedeniyle ders saati alamayan ve sosyal güvenceden mahrum kalan usta öğretici sayısı Türkiye genelinde ve Osmaniye özelinde kaçtır? 2026 yılı planlamasında bu mağduriyeti gidermeye yönelik bir düzenleme öngörülmekte midir?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.