SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yem

Porsuk Haber Ajansı - Yem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Gübre ve Yem Fiyat Artışı Durdurulmalıdır" Haber

Gürer: "Gübre ve Yem Fiyat Artışı Durdurulmalıdır"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün en büyük sorunun girdi maliyetleri artış ve aracılık sistemi ile ithalatın sürmesi olduğunu belirterek, yemden gübreye, mazottan elektriğe kadar tüm kalemlerde yaşanan fiyat artışlarının hem üreticiyi hem de tüketiciye etkidiğini söyledi. Gürer, “Tarımın en büyük sorunlarından biri girdi maliyetleri. Yem fiyatı artıyor, gübre fiyatı artıyor, tohum fiyatı artıyor, mazot artıyor, işçilik artıyor. Traktörün, biçerdöverin gideri artıyor. Elektrik ve su parası katlıyor.Ürün daha toprağa ekilirken fiyatlar tırmanıyor ” dedi. “MALİYET ARTIŞI ÜRÜNE, ÜRÜN ARTIŞI RAFA KATLANARAK YANSIYOR” Artan girdi maliyetlerinin doğrudan ürün maliyetine yansıdığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticiden çıkan ürünün sofraya ulaşana kadar en az dört el değiştirdiğini ve fiyatların katlanarak arttığını vurguladı. Gürer, “Ürün üreticiden çıktıktan sonra en az dört el değiştiriyor. Rafa varıncaya kadar fiyatlar katlana katlana gidiyor. Üreten ürettiğinden mutlu olamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor” diye konuştu. Bu tablonun siyasi iktidarın sorumluluğunda olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “Bununla ilgili düzenleme yapması siyasi iktidarın görevidir” dedi. “YEM VE GÜBRE MUTLAKA SÜBVANSE EDİLMELİ, TABAN FİYATA DÖNÜLMELİ” Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, yem ve gübrede sübvansiyon uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, çiftçiler için yeniden taban fiyat uygulamasına geçilmesi gerektiğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi bir yıl önceden hangi üründen ne kazanacağını bilmeli. Alım garantili üretim yapması sağlanmalı” ifadelerini kullandı. “GÜBRE FİYATLARI BİR YILDA UÇTU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübre fiyatlarındaki artışı son rakamlarla ortaya koydu. Amonyum sülfat gübresinin 2025 yılı Ocak ayında ton başına 9 bin 500 liradan satıldığını, 2026 yılı Ocak ayında ise 12 bin 100 liraya çıktığını belirten Gürer, üre gübresinin de geçen yıl bayilerde tonu 17.400 Tl fiyattan satılırken bugün ton fiyatı 26.000 ton ulaştığını söyledi. Çiftçilerin yoğun kullandığı 15-15-15 gübresinin bir yıl önce tonu 16 bin 750 lira olduğunu hatırlatan Gürer, “Şu anda bu gübre tonu 23 bin 400 liraya çıktı. 20-20 gübre Ocak 2025 tarihinde tonu 15.700 Tl iken Ocak 2026’da ton fiyatı 23.200 Tl çıktı.DAP gübresi geçen yıl Ocak ayında 24 bin 700 liraydı, bugün 34 bin 750 lira. Daha yılın başında gübre bu fiyat” dedi. “TOHUM, İLAÇ, MAZOT… HEPSİ ARTTI” Sadece gübrede değil, tohumda ve ilaçta da ciddi fiyat artışları yaşandığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, mazotun litresinin 50 lirayı aştığını belirterek, “Mazot 50 liraya üzerinden satılıyor. Üreticilerin yaşadığı sorunlar katlanıyor. Doğal olarak bunlar ürün fiyatlarına yansıyor” diye konuştu. “HALDE FİYATLAR EL YAKIYOR, EMEKLİ BU ÜRÜNÜ NASIL ALACAK?” Gürer, Antalya’nın Kumluca ilçesindeki hal fiyatlarını örnek göstererek gelinen noktaya dikkat çekti. Gürer, “Cuma günü Kumluca halinde yuvarlak domatesin kilosu 60 lira. Çarli biber 50 lira, kılçık sivri biber 110 lira, cin biber 110 lira. Salatalık 50 lira, patlıcan 56 lira, kabak 66 lira, fasulye 100 lira” dedi. Bu fiyatların hal çıkış fiyatları olduğunu vurgulayan Gürer, “Bu ürünler Ankara’ya, İstanbul’a gelinceye kadar nakliye de ekleniyor. Rafa girdiğinde emekli, asgari ücretli bu ürünleri nasıl alacak?” diye sordu. “ÇÖZÜM İŞİN BAŞINDA: GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ” Sorunun çözümünün üretimin başında olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “İşin başını doğru biçimde kanalize etmek, düzenlemek gerekiyor. O da girdi maliyetlerinin düşürülmesiyle olur” dedi. Gürer, yem ve gübrede yüzde 50 oranında sübvansiyon uygulanması gerektiğini vurgulayarak, çiftçinin ürettiği ürünün israf olmadan alım garantisiyle satın alınmasının sağlanması çağrısında bulundu. “MAZOTTA ÖTV VE KDV ÇİFTÇİ İÇİN KALDIRILMALI” Mazot fiyatlarının çiftçi için artık karşılanamaz hale geldiğini söyleyen TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV çiftçi için mutlaka kaldırılmalı. Çiftçi mazotun fiyatına yetişemiyor. Tarlayı traktörle sürecek, mazot koyacak, yarım depo mazotu bile zor alıyor” dedi. “İCRALAR ÇİFTÇİNİN BELİNİ KIRIYOR” Geçtiğimiz yılın çiftçiler için “kara bir yıl” olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin yeterli kazanç elde edemediğini ve desteklerin de yetersiz kaldığını belirtti. Gürer, “Bu nedenle çiftçilerin çoğu icralık oldu. Tarlasına, hayvanına, traktörüne, hayvanına icra geliyor” dedi. Bu icraların durdurulması gerektiğini vurgulayan Gürer, konuyla ilgili kanun teklifleri verdiklerini hatırlatarak, “Bir an önce icralar durdurulmalı, çiftçiye kredi desteği sağlanmalı, yem ve gübre sübvanse edilmeli” çağrısında bulundu. “HAYVANCILIK ALARM VERİYOR” Hayvancılıktaki gerilemeye de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Tarım Bakanlığı’nın verilerine atıfta bulunarak, “Bu yıl Türkiye’de 14 milyon 300 bin büyükbaş hayvan kalacağı ifade ediliyor. Bu, Türkiye’nin neredeyse son 50 yılının en düşük büyükbaş hayvan varlığı” dedi. “GIDA YOKSA BAĞIMSIZLIK DA YOK” Açıklamasının sonunda bir uyarıda bulunan Ömer Fethi Gürer, siyasi iktidarın çiftçinin, üreticinin ve besicinin yanında duran gerçekçi çözümler üretmek zorunda olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu ülke gıdasız kalırsa sorunlarımız artar, sıkıntılarımız katlanır. İleriki aşamada birilerinin sömürgesi haline geliriz. Onun için çiftçimizin, üreticimizin, besicimizin yanında duran bir anlayış şarttır.” Dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer rafta gıda fiyatları artarken emekli ve asgari ücretlinin düşük ücretleri ile her istediği gıda ürünü alamadığını, yoksulluğun gıdaya raf fiyatları artış nedeni sağlıklı beslenemediğini de belirtti. Gıda fiyat artışının engellenmesi girdi maliyetleri düşürmekle başlar” dedi. Vatandaş et ve süt ile mamul ürünleri alamadığı gibi sebze ve meyvede de önemli kısıntıya gittiğine de dikkat çekti. “Çözüm var ancak siyasi iktidar sorunları çözme becerisini yitirdi” dedi. Ürün Grubu Ürün Adı Başlangıç Fiyatı (TL) Bitiş Fiyatı (TL) Net Artış (TL) Yüzdesel Artış (%) Domatesler Domates 24 48 24 100 Domatesler Yuvarlak Domates 30 60 30 100 Domatesler Oval Domates 33 60 27 82 Salatalıklar Salatalık 14 50 36 257 Salatalıklar Silor 16 75 59 369 Salatalıklar Dikenli Salatalık 12 50 38 317 Biberler Çarli Biber 15 50 35 233 Biberler Sivri Biber 13 35 22 169 Biberler Kıl Sivri Biber 35 80 45 129 Biberler Kılçık Sivri Biber 45 110 65 144 Biberler Üçburun (Köy) Biberi 24 62 38 158 Biberler Dolma Biber 22 62 40 182 Biberler Kapya Biber 50 60 10 20 Biberler Şili (Kırmızı) Biber 45 70 25 56 Biberler Şili (Yeşil) Biber 50 75 25 50 Biberler Jalapeno Biber 35 85 50 143 Biberler Yeşil Kapya Biber 40 70 30 75 Biberler Çin Biberi 80 110 30 38 Patlıcanlar Patlıcan 15 55 40 267 Patlıcanlar Oval Patlıcan 35 80 45 129 Kabaklar Kabak 17 65 48 282

Bir Litre Süt Satıp Bir Buçuk Kilo Yem Alamayan Ülke! Haber

Bir Litre Süt Satıp Bir Buçuk Kilo Yem Alamayan Ülke!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık sektöründe yaşanan derin krizin her geçen gün ağırlaştığını, özellikle küçük aile tipi işletmelerin hızla üretimden çekildiğini belirterek mevcut destekleme modelinin üreticiyi ayakta tutmak bir yana daha da zorladığını söyledi. Gürer, yaptığı açıklamada yem fiyatlarındaki artıştan, çiğ süt desteklemelerindeki düşüşe, TARSİM poliçesi zorunluluğundan şap hastalığı nedeniyle yaşanan kayıplara kadar sektörün tüm sorunlarını tek tek anlattı. Gürer, “Besiciler yem maliyetlerinin yükselmesinden şikâyetçi. Küçük aile tipi işletmeler ise bir litre süt satıp bir buçuk kilo yem alamadıkları için hayvanlarını satmak zorunda kalıyor. Bu durum üretimin sürdürülebilirliğini ortadan kaldırıyor,” dedi. YENİ DESTEKLEME MODELİ ÜRETİCİYİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt desteklemelerinin üreticinin yükünü hafifletmek bir yana artırdığını belirterek, 2024’ten bu yana uygulanan sistemde çiğ sütten destek alabilmek için üreticilerin bir işletme tesisiyle sözleşme imzalamasının ve TARSİM poliçesi yaptırmasının zorunlu hâle getirildiğini hatırlattı. Gürer, “Zaten zor durumda olan üreticiler, destek alabilmek uğruna sigorta poliçesi yaptırmaya mecbur bırakılıyor. Geçmiş yıllarda litre başına 1 TL’ye kadar çıkan süt desteklemesi, 2025 yılında uygulamaya giren yeni modelle 20 kuruşa kadar düşüyor,” diye konuştu. Üstelik poliçe süresi dolan üreticilerin destekten tamamen mahrum bırakıldığını vurgulayan Gürer, “Bu durum üreticiyi birliklere, kooperatiflere ve devlete karşı kırgın hâle getiriyor. Aidatını sorguluyor, hatta istifa ediyor,” ifadelerini kullandı. ŞAP SALGINI TÜM ÜLKEYİ ETKİLEDİ AMA TARSİM KARŞILAMADI Hayvancılıkta bu yıl ülke genelinde ciddi bir şap hastalığı salgını yaşandığını hatırlatan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Hakkâri’den İzmir’e kadar yayılan hastalığın verim kaybına ve hayvan ölümlerine yol açtığını ancak TARSİM poliçelerinin bu durumu teminat altına almadığını vurguladı. “Doğal afetler, grev, terör, kargaşa gibi geniş kapsamlı konular poliçe kapsamında ama üreticiyi doğrudan etkileyen şap hastalığı kapsam dışı. Bu nasıl bir mantıktır?” diye sordu. Gürer, üreticinin süt desteklemesi için ödediği poliçe masraflarının dahi karşılanamadığını belirterek, “Attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmiyor. Üretici bu yüzden destekten kaçıyor,” dedi. “DELİ DUMRUL DÜZENİ OLMAZ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, poliçe zorunluluğunun kaldırılmasını isteyerek, “Üreticinin üzerinde adeta Deli Dumrul’un köprüsünden geçenden beş, geçmeyenden on akçe alan sistemin bir benzeri kurulmuş. Bu zorunluluk olmaz. Sigorta yaptırmak isteyen üreticiye ek destek verilerek teşvik edilir; destek almak için mecbur bırakılmaz,” şeklinde konuştu. HAYVANCILIKTA MALİYETLER KATLANIYOR, ÜRETİCİ TÜKENİYOR Yem fiyatlarındaki artış, ahır giderlerinin yükselmesi, veteriner ve aşı masraflarının ağırlaşması, beklenmeyen hastalıklar nedeniyle yaşanan kayıpların üreticiyi hayvancılıktan soğuttuğunu belirten CHP’li Gürer, “Hayvancılık zor bir iştir, 24 saat emek ister. Çiftçi destek beklerken köstek olan bir siyasi iktidar ile karşı karşıyadır. Bu durum üreticinin hayvancılığı sürdürme arzusunu kırmaktadır,” dedi. “DESTEK DOĞRUDAN ÜRETİCİYE VERİLMELİ, ERİŞİM KOLAYLAŞMALI” Ömer Fethi Gürer, hayvancılık yapanlar ve süt üreticilerinin desteklere doğrudan erişebilmesi gerektiğini, bürokratik engellerin kaldırılmasının şart olduğunu söyledi. TARSİM’in üreticinin yaşadığı her türlü zararda yanında olacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Gürer, aksi hâlde çiğ süt krizinin daha da derinleşeceği uyarısında bulundu. “Bugün süt tozu ithal eden bir ülkeyiz. Küçük aile tipi işletmeler çökerse bu tablo daha da ağırlaşır,” diyen Gürer, özellikle çiğ sütü sağar sağmaz aracıya vermek zorunda kalan küçük işletmelerin desteklenmesinin zorunlu olduğunu belirtti. “KÜÇÜK AİLE İŞLETMELERİ SÜT ÜRETİMİNİN TEMİNATIDIR” CHP’li Gürer açıklamasını, “Küçük aile tipi işletmeler hem üretimin devamı hem de kırsalın yaşaması için şarttır. Bu işletmeler aracılık sistemiyle baskılanmakta, ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kalmaktadır. Raf fiyatları ise katlanarak artıyor. Üretimin sürdürülebilmesi doğru, adil ve üreticiyi koruyan politikaların hayata geçirilmesinden geçmektedir,” sözleriyle tamamladı.

Büyükşehir'den Küçükbaş Hayvan Üreticilerine Destek Haber

Büyükşehir'den Küçükbaş Hayvan Üreticilerine Destek

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, küçükbaş hayvan üreticilerine yönelik destek çalışmalarını sürdürüyor. Belediye, kendi tarım arazilerinde kuru tarım modeli uygulanarak ekimi yapılan arpa, yulaf ve buğdayın hasadını tamamlayarak yemlik tahıl karışımı hazırladı. Üretim sürecinin tohumdan çuvala kadar tüm aşamaları belediyenin kendi imkânları ile gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan yemlik tahıl karışımı; yüzde 30 arpa kırması, yüzde 40 yulaf kırması ve yüzde 30 buğday kırması oranlarıyla oluşturuldu. Buna ek olarak, üreticilerin yem maliyetlerini azaltmak amacıyla balya desteği de sağlanacak. Bu yıl Eskişehir Büyükşehir Belediyesi; Türkmentokat, Akpınar, Yusuflar ve Karahüyük mahallelerinde bulunan belediye mülkiyetindeki tarım arazilerinde kuru tarım modeli ile üretim gerçekleştirdi. Hasat sonucu elde edilen 50 ton mahsulün 30 tonu, küçükbaş hayvan yetiştiricilerine yem desteği kapsamında ayrıldı. Hasat edilen ürünler belediye imkânlarıyla kırılıp uygun oranlarda karıştırılarak çuvallandı. Kaba yem ve küspe ile birlikte kullanılabilecek bu karışım, dağıtıma hazır hale getirildi. Hazırlanan yemlik tahıl karışımı ile balyalar, küçükbaş hayvan üreticilerine ücretsiz olarak armağan edilecek. Büyükşehir Belediyesi, sağlanan yem ve balya desteğinin üreticilerin girdi maliyetlerini azaltmayı ve yerel hayvancılığın sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı. Tarımsal Hizmetler Dairesi, destek programlarının önümüzdeki dönemlerde de artarak devam edeceğini bildirdi.

Meralar Ranta, Yem Parası Tekellere Gidiyor! Haber

Meralar Ranta, Yem Parası Tekellere Gidiyor!

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal karma yemde 2024 yılı ithalat verilerini değerlendirdi, 2025 yılının çiftçiler açısından büyük zorluklarla başladığını belirterek, iktidarın yanlış tarım politikaları ve doğal afetlerin üretimi tehdit ettiğini vurguladı. Türkiye’de büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığına göre hayvanların toplam kaliteli kaba yem ihtiyacının yılda 85 milyon ton olduğunu belirten Milletvekili Sarıbal, karma yem üretimi için kullanılan hammaddelerin yaklaşık yüzde 50’sinin ithalat yoluyla temin edildiğini ve yem katkı maddeleri hariç 5.1 milyar dolar ödendiğini söyledi. Kuraklığın yem bitkileri tarımını etkilediğini kaydeden Sarıbal, karma yem üretiminde kullanılan yağlı tohumlar ve küspeleri, bazı hububatlar ve yan ürünleri gibi hammaddelerin ithal edilme zorunluluğu olduğunu hatırlattı, “Yağlı tohumlar ve hububat üretimini artırılmasının yanı sıra; meralardan daha etkin bir şekilde yararlanılmasını sağlayacak mera ıslahı ve otlatma planlanması konularında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Hayvancılıkta dışa bağımlılıktan kurtulmak isteniyorsa öncelikle Mera Kanunu’nun 14’üncü maddesinde tahsis amacı değişikliğini kolaylaştıran düzenlemeler yürürlükten kaldırılmalıdır. Meralar ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına asla izin verilmemeli; bu alanlar hiçbir gerekçe ile yapılaşmaya açılmamalıdır” diye konuştu. DEVLETİN MALI DENİZ, YEMEYEN DOMUZ Verimli ve karlı bir hayvancılıkta hedeflenen seviyeye ulaşmak için yüksek kalitede kaba yem üretiminin büyük öneme sahip olduğunu kaydeden Sarıbal, Türkiye’de kaba yem üretiminin yetersiz olduğunu söyledi. Milletvekili Sarıbal, “Kaliteli kaba yemler, çayır-meralar ve yem bitkileri tarımı olmak üzere başlıca iki kaynaktan sağlanmaktadır. Meralar, hayvanların besin ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayarak gıda güvenliğine katkı sağlamaktadır. 1949 yılında yaklaşık 40 milyon hektar olan meralar, 1950’lerden sonra tarımda mekanizasyonun artmasıyla yoğun bir şekilde sürülerek tarım arazilerine dönüştürülmüş; son 80 yılda mera alanların yaklaşık üçte ikisi kaybedilerek, günümüzde toplam 14.6 milyon hektara düşmüştür. Hayvan yeminin İrlanda’da yüzde 97’si, İngiltere’de yüzde 83’ü, Fransa’da yüzde 71’i, Hollanda’da ise yüzde 54’ü meralardan sağlanmaktadır. Dünyada toplam 4,8 milyar hektar tarım alanının 3,2 milyar hektarını mera alanları oluşturmaktadır. Türkiye 14.6 milyon hektar ile dünya mera alanı sıralamasında 42. sırada yer almaktadır. 15 yıldır canlı büyükbaş hayvan ithal ettiğimiz Güney Amerika ülkelerinden Brezilya’da 160, Arjantin’de ise 95 milyon hektar mera alanı bulunmaktadır. Meralar, ‘devletin malı deniz, yemeyen domuz’ anlayışıyla özellikle AKP döneminde, meralar kolayca rant sağlanabilecek ve yağmalanabilecek alanlar olarak algılanmıştır” diye konuştu. TÜRKİYE’NİN KALİTELİ KABA YEM İHTİYACI 85 MİLYON TON Yem bitkileri tarımının sürekli ve güvenli kaba yem üretimi için önemine değinen Sarıbal, “Hayvancılığı gelişmiş AB ülkelerinde toplam tarla arazisinin Almanya’da yüzde 36’sında, Hollanda’da yüzde 31’inde, İtalya’da yüzde 30’unda, Fransa ve İngiltere’de yüzde 25’inde yem bitkileri yetiştirildiği halde ülkemizde bu oran yüzde 17,6 kadardır. Türkiye büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığına göre hayvanların 2024 yılı toplam kaliteli kaba yem ihtiyacı yılda 85 milyon tondur. 2024 yılında yem bitkileri üretiminden toplam 19 milyon ton kuru ot ve silaj elde edilmiş; çayır-mera alanlarından ise 18 milyon ton kuru kaba yem sağlanmıştır.  Hububat tarlalarından yaklaşık 37 milyon ton kaliteli kaba yem elde edildi. Bu miktar 85 milyon tonluk kaliteli kaba yem ihtiyacının ancak yüzde 44’ünü sağlamıştır. Özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde kaba yemler çok önemli olup, kaba yemsiz sağlıklı ve ekonomik besleme mümkün değildir. Ancak Türkiye’de özellikle besi ve süt sığırı yetiştiriciliği ağırlıklı olarak kesif/karma yeme dayalı olarak yürütülmektedir. Nitekim 2024 yılında üretilen 29,3 milyon ton karma yemin yaklaşık yüzde 59’unu büyükbaş ve küçükbaş yemleri oluşturmaktadır” dedi. ÇİFTÇİ 2025’E FELAKETLERLE BAŞLADI Milletvekili Sarıbal, özellikle 23 Şubat gecesi Adana, Mersin ve Hatay başta olmak üzere birçok ilde yaşanan don olaylarının üreticilere büyük zarar verdiğini ve çiftçilerin şimdi de şiddetli kuraklıkla mücadele ettiğini söyledi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı Şubat ayı kuraklık haritalarına dikkati çeken Sarıbal, ülkenin büyük bölümünde “acil durum” seviyesinde şiddetli kuraklık yaşandığını kaydetti. Özellikle Aydın ve Denizli’nin içinde bulunduğu Büyük Menderes Havzası’nda barajlardaki su seviyesinin kritik seviyeye gerilemesi nedeniyle Valiliğin, tarım alanlarının yarısına su verilmeyeceğini duyurduğunu belirtti. Pamuk, mısır, buğday, arpa, ayçiçeği ve yem bitkilerinin bu bölgede temel üretim kalemleri olduğunu, çiftçilerin ekim için yaptığı yatırımların boşa gittiğini kaydeden Sarıbal, “Yani çiftçiler ürettiklerinin yarısını feda edecek, emeğinin yarısını çöpe atacak. Çiftçiye denilen şu: ‘Kuru tarım yap, ne olursa olsun” ifadelerini kullandı. İZNİK ÇİFTÇİSİNE “ZEYTİNİNİ SULAYAMAZSIN” DENİLİYOR Kuraklık krizinin Bursa’yı da vurduğunu belirten Sarıbal, İznik Gölü’nde su seviyesindeki kritik düşüş gerekçesiyle tarımsal sulamanın yasaklandığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: “İznik’in çiftçisine ‘Zeytinini sulayamazsın’ deniliyor. Zeytinciye, meyve üreticisine ‘Kendi başının çaresine bak’ diyorlar. Ama gölü besleyen su kaynaklarına ne oldu? Göl çevresindeki fabrikalar gölün suyunu hoyratça kullanırken, yer altı sularını dahi sömürürken neden kimse hesap sormuyor?” diyerek tepki gösterdi. KORUMA ALTINDAKİ AYIYA NE OLDU? Basın toplantısında Bursa’nın Karacabey ilçesinde, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne bağlı bir tesisten kaçan koruma altındaki ayının bulunma süreciyle ilgili soru işaretlerini de gündeme getiren Sarıbal, “Ayının 16 Ocak 2025 tarihinde kaçtığı bilgisi kamuoyuna yansımıştı. Günler sonra bulunduğu, uyuşturularak koruma altına alındığı ve barınağa geri getirildiği söylendi. Ancak olayın gelişimi ve ardından yaşananlar ciddi soru işaretleri barındırıyor. Öncelikle, ayının kaçtığı alan yaban hayvanı geliştirme sahası statüsünde, yani avcılığın kesinlikle yasak olduğu bir bölge. Buna rağmen, ayının bulunması için bölgeye avcıların da yönlendirildiği bilgisi bize ulaşmış durumda. Bu, avcılığı denetlemekle yükümlü bir kurumun kendi koyduğu yasağı ihlal ettiği anlamına geliyor. Yetkililer, ayının veteriner hekimler tarafından uyuşturucu iğneyle yakalandığını öne sürdü. Ancak bu iddiayı destekleyen hiçbir resmi belge ya da görsel kayıt sunulmadı. Üstelik yakalandığı iddia edilen ayının kaçtığı bölgeye teslim edilmediği, avcılar tarafından öldürüldüğü iddia ediliyor. Ayının kaçmasında ihmali bulunan görevliler hakkında herhangi bir soruşturma başlatıldı mı? Ayının yakalandığına dair resmi bir kayıt veya belge var mı? Sorular ortada. Cevap bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Süt Üreticisinin Zararına Üretim Yaptığı İtiraf Edildi Haber

Süt Üreticisinin Zararına Üretim Yaptığı İtiraf Edildi

Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) Kasım ayı çiğ süt üretim maliyetlerini açıklaması, süt üreticilerinin yaşadığı sorunları gözler önüne serdi. USK’nın verilerine göre, Kasım ayında çiğ süt üretim maliyeti litre başına 77 kuruş artışında dikkat çekici olduğunu söyledi. CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, süt üreticilerinin gelir gider dengesi bozulması ile zor koşullar altında üretim yaptığını vurgulayarak, hayvancılığın en önemli gideri olan yem için yükselen fiyatlara önlem alınmasını istedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt inekçiliği yapan küçük aile tipi işletmelerin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekti. Gürer, bu işletmelerin yeterli düzeyde kooperatifleşemediğini ve pazarlama olanaklarının sınırlı olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Küçük aile tipi işletmeler, hayvan varlıklarının sınırlı olması nedeniyle, sağım sonrası sütlerini hemen satmak zorunda kalıyor. Çiğ süt toplayıcıları, bu sürecin ilk aracısı olarak devreye giriyor. Sanayici adına süt alırken, nakliye ve diğer giderler nedeniyle sütü tavsiye fiyatının altında bir bedelle toplama merkezine taşıyorlar. Buradan fabrikalara ulaştırılan sütlerde içerik kalitesi de fiyatı etkileyen bir unsur oluyor. Hayvan varlığı 50’nin üzerinde olan tesisler en azından kendilerini koruyabilirken, küçük aile tipi işletmeler tavsiye edilen fiyat üzerinden bile ürünlerini satmakta zorlanıyor. Büyük işletmeler yıllık yem ihtiyaçlarını önceden alabiliyor. Ancak küçük işletmeler genellikle aylık yem temin ettiği için yem fiyatlarındaki artıştan daha fazla etkileniyorlar. Bu durum maliyetlerin artmasına, gelirlerin ise azalmasına yol açıyor. Sorunlar giderek büyüyor.” "ÜRETİCİ BORÇLA AYAKTA DURUYOR" Küçük aile tipi süt üreticilerinin artan maliyetlerle baş edemediğini belirten Gürer, “Yem, elektrik, mazot, ahır giderleri, veteriner masrafları, işçilik  gibi giderlerin sürekli artışı besiciyi borçlandırıyor. USK tavsiye kararı olan 17.15 krş. 1 Ocak’ta geçerli olacak. Süt inekçiliği yapanın cebine yeni fiyat girmeden rafta süt ürünlerinin fiyatı artıyor. Hayvancılık yapmak giderek zorlaşırken rafta artan süt ve sütten mamul ürünler süt inekçiliği yapanın gelirine yansımıyor. Üreten değil, işleyene faydası daha çok oluyor. Üreticiler bakım giderlerinde zorlanırken tüketicide rafta fiyat artışından istediği ürünü alamıyor.” diye konuştu. Gürer, “Tarım kesiminin borcu Eylül ayında 757 miyar TL iken ekim ayında 27 milyar TL artarak 784 milyar TL’ye yükseldiğine dikkat çekti. Gürer borçsuz besici, üretici ve çiftçi neredeyse kalmadı.” dedi. SEKTÖR SORUNLARLA KARŞI KARŞIYA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt üretimindeki en önemli sorunun yem fiyatı artış olduğuna işaret ederek büyük baş hayvan günde ortalama 10 kg yem tüketiyor. Hayvancılık giderinin % 70’i yemden oluşuyor. Yemin % 50’si sübvanse edilmelidir. Böylece maliyet düşürülmeli ve rafa erişen ürün için makul kar üzeri fiyat artışının önü de kesilerek besici de tüketici de korunmalıdır.” dedi. Gürer “Çiğ süt fiyatlarının gerçek maliyetler dikkate alınarak düzenli izlenmesi, yem fiyatlarında destekleme yapılmasının sürecin sürdürülebilir olması için önemli olduğunu belirtti. TARIM POLİTİKALARI SORUNLU CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin tarım politikalarının kapsamlı bir biçimde ele alınıp bu doğrultuda yönlendirilmesi gerektiğini belirtti, küçük aile tipi süt üreticilerinin yalnız bırakılmaması ve kooperatifleşmenin gerekliliğine de işaret etti.  Gürer, süt üreticilerinin yaşadığı sıkıntıların iktidarın yanlış politikalarının bir sonucu olduğunu dile getirdi. Gürer, eğer üreticinin yanında durulmazsa, önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar katlar uyarısında bulundu.

Büyükşehir'den Sivrihisarlı Üreticilere Yem Desteği Haber

Büyükşehir'den Sivrihisarlı Üreticilere Yem Desteği

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, üreticiler için sürdürdüğü projeler kapsamında Sivrihisar’daki hayvan üreticilerine yulaf ve yonca balyası dağıttı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın, artan maliyetler sebebiyle üretmekte zorluk çeken çiftçiler ve hayvan üreticileri için hayata geçirdiği projeler, can suyu olmaya devam ediyor. Atıl durumda olan tarıma elverişli arazilerde üreticiler için hayvan yemi olarak kullanılmak üzere ekim yapan Büyükşehir Belediyesi, elde ettiği hasatla üreticilere destek oluyor. Bu kapsamda Sivrihisar ilçesinde faaliyet gösteren ve destek başvurusu yapan hayvan üreticisine 40 kilogramlık 276 çuval yulaf ve 465 adet yonca balyası dağıtımı gerçekleştirildi. Yemlerin dağıtımına katılan Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, “Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce, kırsalın kalkınması için her zaman üreticimize destek oluyor. Bugün ilçemizde 78 mahallede hayvan üreticileri için sağlanan yem desteği çok kıymetli. Başkanımız Ayşe Ünlüce başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederiz.” diye konuştu.    Artan maliyetler karşısında desteklerin önemine vurgu yapan üreticiler de, “Bu desteklerin devamını dileriz. Üretim yapmaya devam etmek istiyoruz. Bizleri unutmadığı ve her konuda destek olduğu için Başkanımız Ayşe Ünlüce’den Allah razı olsun.” dediler. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı yetkilileri de üretime olan desteğin artarak devam edeceğini ifade ettiler. 

Büyükşehir Kendi Yemini Kendi Üretiyor Haber

Büyükşehir Kendi Yemini Kendi Üretiyor

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Damızlık Koç ve Koyun Merkezi’ndeki hayvanların yem ihtiyacını karşılamak için Bigadiç ilçesine bağlı Çağış Mahallesi’nde 100 dönümlük alana süt otu tohumu (ryegrass) ve yulaf ekimi gerçekleştirdi. Bu sayede yem maliyetlerini azaltan Büyükşehir Belediyesi, kaliteli yem sayesinde verimi de artırmayı hedefliyor. Tarım ve hayvancılıkta sürdürülebilir üretimi teşvik etmek amacıyla “Balıkesir Modeli”ni hayata geçiren Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkta kaliteyi artırmak için harekete geçti. Üreticilerin kazancını artırmak için hayata geçirdiği projelerle öne çıkan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, hayvancılığı destekleyen çalışmalara da imza atıyor. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından Damızlık Koyun Üretim Tesisleri ve Damızlık Koç Üretim Merkezi’ndeki damızlık küçükbaş hayvanların kaba yem ihtiyacını karşılamak amacıyla, Balıkesir Üniversitesi ile Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan protokol kapsamında Çağış Kampüsünde, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilen 100 dekar araziye ryegrass ve yulaf, Burhaniye BAÇEM’de bulunan 90 dekar yulaf ekimi gerçekleştirildi. Bin 500’e yakın hayvan kapasitesine sahip olan tesislerde yem maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, kaliteli yem üreterek damızlık hayvanlarda verimi de artırmayı hedefliyor. “YEM MALİYETİNİ DÜŞÜRMEYİ HEDEFLİYORUZ” Damızlık üretiminde ryegrass (süt otu) ve yulaf ekiminin yem maliyetlerini de düşüreceğini belirten Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Veteriner Hekim Hüdayi Tanrıkulu açıklama yaptı. Damızlık üretim tesislerindeki küçükbaş hayvanlar için kaliteli yem üretiminin önemine değinen Tanrıkulu, “Öncelikli hedefimiz üreticilerimize küçükbaş hayvancılığa katkı sunmak adına damızlık hayvan yetiştirip üreticilerimize dağıtmak. Bunu yaparken de kaba yem ve yem ihtiyacı oluşuyor. Yem ihtiyacını da giderebilmek adına çeşitli noktalarda bitkisel üretim faaliyetlerimizi de beraber entegre etmiş durumdayız. Bu faaliyet içerisinde ana gider olan kaba yem ve yemin maliyetini düşürmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.  “KALİTELİ YEMLERLE VERİM DE ARTACAK” Hayvanların kaliteli yemlerle beslenerek hayvansal ürünlerin verim ve kalitesinin artırılacağını da dile getiren Veteriner Hekim Hüdayi Tanrıkulu “Ekimi yaptığımız ryegrass ve yulafları hasat zamanı hayvanlarımızın beslenmesinde kullanacağız. Tabii ki ana hedefimiz de bu işletmelerimizi daha da büyüterek ilimizin küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini daha üst noktalara taşıyabilmek. Bahsettiğimiz bu bitkisel üretim için de Balıkesir Üniversitesi Çağış Kampüsü’nde 100 dönümlük bir arazide kaba yem ihtiyacını gidermek için yulaf ve ryegrass (süt otu tohumu) ekimi yapıyoruz. Diğer arazilerimizde de ekimler devam ediyor. Kaliteli yem üreterek küçükbaş hayvanlarda kaliteyi artırmayı hedefliyoruz. Bu sayede hayvansal ürünlerde verimin artmadı da sağlanacak” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.