SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yaşam Boyu Öğrenme

Porsuk Haber Ajansı - Yaşam Boyu Öğrenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Boyu Öğrenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Yansımalar" Sergisi, "2026 Eskişehir Yılı" Temasıyla Açıldı Haber

"Yansımalar" Sergisi, "2026 Eskişehir Yılı" Temasıyla Açıldı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin yaşam boyu öğrenme markası olan ESMEK kuruluşunun 25.yılında düzenlediği geleneksel “Yansımalar” Sergisi, “2026 Eskişehir Yılı” temasıyla kapılarını ziyaretçilere açtı. Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen sergi, birbirinden değerli eserleri sanatseverlerle buluşturdu. Açılış törenine Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili İnci Şentuna, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, çok sayıda kursiyer, eğitmen ve sanatsever katıldı. Serginin açılışında konuşan Başkan Vekili İnci Şentuna, ESMEK’in çeyrek asırlık başarı yolculuğuna dikkat çekerek, “2026 Eskişehir Yılı temalı ESMEK dönem sonu el sanatları karma sergisinin açılışına hoş geldiniz. Emeğin, üretimin, sanatın ve Eskişehir ruhunun buluşmasına tanıklık edeceğimiz bu sergide gelenek haline gelen Eskişehir’in yansımalarını göreceğiz.” dedi. Şentuna, Eskişehir’in zengin kültürel mirasını ve yaratıcı insan gücünü geleceğe taşıma hedefiyle 2026 Eskişehir Yılı çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Bir heyecanımız daha var; 2001 yılında kurulan ESMEK bugün 25 yaşında. Çeyrek asırlık bu yolculukta 842 farklı branşta 300 binin üzerinde hemşehrimize ulaştık. Bugün 10’u kırsal bölgelerde olmak üzere toplam 17 merkezimizde hizmet vermeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Hayat boyu öğrenmenin önemine vurgu yapan Şentuna, ESMEK çatısı altında çocuklardan gençlere, kadınlardan kıdemli vatandaşlara kadar her yaştan bireyin önemli başarılara imza attığını belirterek, kursiyerlerin yeni meslekler edindiğini, kendi işlerini kurduğunu ve sosyal hayata daha aktif katıldığını söyledi. Bu yılki sergide kursiyerlerin büyük emek ve özveriyle hazırladığı 51 farklı branşa ait bin 400’ün üzerinde eser ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. El sanatlarından geleneksel üretim tekniklerine, modern tasarımlardan özgün çalışmalara kadar geniş bir yelpazede hazırlanan eserler, ESMEK’in eğitimde ve sanatta ulaştığı seviyeyi bir kez daha gözler önüne serdi. Meslek Edindirme Eğitim Şube Müdürü Yıldıray Öncül ise konuşmasında, kuruluşunun 25. yılında dev bir marka haline gelen ESMEK’in “Yansımalar” sergisinin bu yıl özel bir anlam taşıdığını belirtti. Öncül, “Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’nin 2026 Eskişehir Yılı çağrısından ilham alarak sergimizin temasını ‘2026 Eskişehir Yılı’ olarak belirledik. Çalışmalarımızda 2026 Eskişehir Yılı logosunda yer alan simgeler ve renklerden esinlendik. Şehrimize ve kurumumuza duyduğumuz aidiyet duygusunu eserlerimize yansıtmaya çalıştık.” dedi. Sanatın, üretimin ve dayanışmanın buluştuğu “Yansımalar” Sergisi, Eskişehirlilere hem ESMEK kursiyerlerinin yeteneklerini yakından görme hem de şehrin kültürel zenginliğini keşfetme fırsatı sunuyor. ESMEK’in 25 yıllık birikimini ve kursiyerlerin emeğini yansıtan sergi, 15 Haziran’a kadar Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde ziyaret edilebilecek.

Bilimin Kalbi Sazova'da Atacak Haber

Bilimin Kalbi Sazova'da Atacak

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin öncülüğünde hazırlanan Bilimfest Eskişehir, bu yıl ilk kez açılan en prestijli Bilim Festivali kategorisinde TÜBİTAK’tan onay alarak tarihi bir başarıya imza attı. TÜBİTAK desteğiyle gerçekleşecek dev organizasyon, 15-16-17 Ekim 2026 tarihlerinde Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı’nda kapılarını açacak. Eskişehir, bilim ve teknoloji kültürünü topluma yayma vizyonunda dev bir adım daha attı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanlığı Tematik Merkezler Şube Müdürlüğü ekibi tarafından hazırlanan TÜBİTAK-4007, 11. Bilim Şenlikleri Destekleme Programı kapsamında en üst lig olan Bilim Festivali statüsünü kazanarak, şehrin eğitimdeki öncü rolünü taçlandırdı. Geçtiğimiz yıl 35 bini aşkın katılımcıyla rekor kıran bilim yolculuğu, bu sene TÜBİTAK’ın desteğiyle çok daha güçlü bir marka haline geliyor. Eskişehir Bilim Deney Merkezi ve Sabancı Uzay Evi öncülüğünde hazırlanan organizasyonun yürütme ekibinin yüzde 57,1’i alanında uzman akademisyenlerden oluşuyor. Bilimsel niteliği en üst düzeyde olan festival, bilginin en saf halini doğrudan halkla buluşturmayı hedefliyor. Bu tarihi başarı, sadece bir proje kazanımı olmanın ötesinde Eskişehir'in birleştirici gücünü de bir kez daha gözler önüne serdi. Dev organizasyon Eskişehir Valiliği, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ), Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ), İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve AFAD gibi kamu kurumlarını bir araya getirdi. Tepebaşı ve Odunpazarı belediyelerinin yanı sıra Eskişehir Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü (EOSB), Eskişehir Sanayi Odası (ESO), Eskişehir Ticaret Odası (ETO), ATAP, ETTOM ve ESTÜ-TTO gibi sanayi ve teknoloji devleri de bu ekosisteme dâhil oldu. Projenin toplumsal gücü ise TEMA, TEGV, LÖSEV, AKUT, Kızılay ve Yeşilay gibi köklü sivil toplum kuruluşlarının tek bir amaç için kenetlenmesiyle zirveye ulaştı. 2’den 92’ye yaşam boyu öğrenme mottosuyla hazırlanan festival, öğrenmenin sınırlarını ortadan kaldırarak kuşağından bağımsız her vatandaşı bu keşfe ortak olmaya çağırıyor. Niceliksel gücünü akademik disiplinle harmanlayan Bilimfest Eskişehir bünyesinde tam 73 farklı etkileşimli atölye kurgulandı. Ufuk açıcı söyleşilerden göz kamaştıran bilim gösterilerine, güneş gözlemlerinden merak uyandıran istasyonlara kadar bilimin her halini şehre taşıyacak olan organizasyon, 51 bin 70 kişilik, iddialı bir katılımcı hedefiyle topyekûn bir bilim hareketi başlatıyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, geleceği bilimle şekillendirmek ve bu gurur tablosuna ortak olmak isteyen tüm vatandaşları 3 gün sürecek bu büyük coşkuya davet ediyor.

Büyükşehir'in Altı Projesi Ankara’da Örnek Gösterildi Haber

Büyükşehir'in Altı Projesi Ankara’da Örnek Gösterildi

Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Ankara’da düzenlenen BELFOR Belediyecilik Forumu’nda, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi dikkat çeken bir başarıya imza attı. Türkiye genelinde yüzlerce projenin değerlendirildiği forumda, belediyenin 6 farklı uygulaması “örnek proje” olarak seçilerek sunum hakkı kazandı. Ankara’daki TBB Hizmet Binasında gerçekleşen forumda; bakım hizmetlerinden çevre politikalarına, gençlik çalışmalarından katılımcı yönetime kadar geniş bir yelpazede geliştirilen projeler ele alındı. Toplamda 203 projenin sunulduğu etkinlikte, 21 ayrı oturumda Türkiye’nin dört bir yanından belediyeler deneyimlerini paylaştı. Bu kapsamda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, yerel yönetim anlayışındaki yenilikçi yaklaşımını ortaya koyan 6 projeyle öne çıktı. Kentte hayata geçirilen uygulamalar, yalnızca teoride değil, doğrudan vatandaşın yaşamına dokunan yönleriyle dikkat çekti. Belediyecilik Forumu; belediyeler arasında deneyim paylaşımını artırmayı, iyi uygulama örneklerinin doğrudan paylaşılmasını sağlamayı ve yeni iş birliği imkânlarının geliştirilmesini hedefliyor. KATILIMCI BÜTÇE UYGULAMASI – “Bİ’FİKİRLE ESKİŞEHİR” Kent sakinlerinin karar alma süreçlerine doğrudan katılımını sağlayan model, demokratik belediyeciliğin güçlü bir örneği olarak paylaşıldı. Sunum, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı Yatırım Planlama Şube Müdürü Özlem Koyuncu tarafından gerçekleştirildi. PORSUK HAVZASI KORUMA PLANI ESKİ tarafından hazırlanan Porsuk Baraj Gölü ve Porsuk Çayı havzalarını korumaya yönelik çalışma, sürdürülebilir su yönetimi açısından önemli bir model olarak anlatıldı. Sunumu İçme Suyu Havzaları Şube Müdür Vekili Eylem Sıla Özer yaptı. ARABA BAKIM VE EVDE TAMİR KURSLARI Özellikle kadınların teknik beceriler kazanmasını hedefleyen kurslar, toplumsal eşitlik ve güçlenme adına dikkat çeken projeler arasında yer aldı. Proje, EBB Eşitlik biriminden Ceyda Söğüt tarafından aktarıldı. YAŞAM BOYU ÖĞRENME FAALİYETLERİ Meslek Edindirme ve Eğitim Şube Müdürlüğü çatısı altında yürütülen 4 farklı program Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) tarafından iyi uygulama modelleri olarak kabul edildi. ESMEK yaygın eğitim kursları, ESMEK Yaz Okulları, ESMEK Aktif Yaşlanma Atölyesi ve Sosyal Kütüphane çalışmaları sosyal belediyecilik anlayışıyla; eğitim, sanat, kültür, gençlik ve sosyal hizmetleri bir araya getiren, kapsayıcı, yenilikçi, bireylerin yaşam boyu gelişimini destekleyen ve sosyal gelişimine katkı sağlayan önemli bir yapı olarak sunuldu. ESMEK biriminden Azime Akkaya yaptığı sunum ile çalışmaları tanıttı. ZELİHA TABANCA GENÇLİK DANIŞMA MERKEZİ Gençlere yönelik rehberlik ve destek hizmetleri sunan merkez, sosyal politika alanında örnek bir uygulama olarak forumda yer aldı. Sunumu EBB Eşitlik biriminden Dalca Üreyen gerçekleştirdi. 60+ AKTİF YAŞLANMA MODELİ 60 yaş üstü bireylerin sosyal hayattan kopmaması için geliştirilen kamusal mekân temelli model, “aktif yaşlanma” yaklaşımıyla dikkat çekti. Çalışma ESMEK biriminden Azime Akkaya tarafından anlatıldı. Eskişehir’in forumda sunduğu projeler, farklı alanlarda toplumsal fayda üretmesiyle öne çıktı.

Günde 50 Lirayı Tartışıyoruz, Bu da Bizim Ayıbımız Olsun Haber

Günde 50 Lirayı Tartışıyoruz, Bu da Bizim Ayıbımız Olsun

En düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin maddeleri dün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı. Kanun teklifinin birinci maddesi üzerine konuşma yapan CHP’li Özlale sözlerine “Burada aslında 18.500 lira olacak olan en düşük emekli aylığını sadece bin 500 lira artırmayı yani aslında günde 50 liradan bile daha az artırmayı tartışıyoruz, bu da bizim ayıbımız olsun” diyerek başladı. Özlale, emeklilere, emekçilere, çalışanlara hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için tek yolun istihdam sayısını artırmak olduğunu dile getirerek, “Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor” dedi. “MİLLİ GELİRDEN EMEKLİLERE AYRILAN PAY YILLARDIR DEĞİŞMİYOR” Emeklilik sistemindeki krizin temelinde, millî gelirden emeklilere ayrılan payın yıllardır sabit tutulması olduğunu belirten Özlale, emekli sayısının iki katına çıkmasına rağmen bu payın yüzde 6’da kilitlendiğini ifade etti. Özlale, son beş yıldır her yıl en düşük emekli maaşları için Meclis’in toplanmasının tesadüf olmadığını dile getirerek , sorunun bireysel değil yapısal olduğunu söyledi: “Son beş yıldan beri biz emekli maaşları, en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Eğer son beş yılda her sene biz bu amaçla toplanıyorsak demek ki bir yerde bir problem var. Şimdi, nerede bir problem olabilir? Bir, sistemin kendisinde bir problem var. Sistemin kendisinin ne problemi var? Millî gelirden son on yılda emekli aylıklarına aktarılan para hep yüzde 6 kalmış, on yıl boyunca yüzde 6 ama emekli sayımız 2 katına çıkmış. Dolayısıyla, "Ben emeklilere millî gelirden yüzde 6 pay veririm, emekli sayısı ne olursa olsun onlar kendi aralarında bunu bölüşürler" diye ir iktidar anlayışı var.” “TÜİK eliyle yaratılan adaletsizliği başka bir adaletsizlikle örtüyorsunuz.” “TÜİK’in yarattığı haksızlığı, hukuksuzluğu başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz” Konuşmasında TÜİK verilerini de eleştiren Özlale, 2019’dan bu yana enflasyonun bilinçli şekilde düşük gösterildiğine dikkat çekti. Bu durum yalnızca en düşük emekli aylığı alanları değil, tüm emeklileri ve çalışanları sistematik biçimde yoksullaştırdığını kaydeden Özlale, “2019 yılından beri bile isteye enflasyonu olduğundan çok daha aşağıda gösterdiği zaman, buradan sadece en düşük emekli maaşı alan, aylığı alan emeklilerimiz değil bütün çalışanlarımız, bütün emeklilerimiz mağdur oluyor ve bizler de en mağdur olan, en düşük emekli maaşı alanların haklarını biraz daha iyileştirmek için burada toplanıyoruz. TÜİK'in ortaya çıkardığı bir haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizliği biz burada başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz. 20 bin lira en düşük emekli maaşı olduğu zaman çok fazla çalışmış, yıllarca çalışmış, yüksekten prim ödemiş emeklilerimizin aylıkları ile en düşük emekli aylığı birbirine yakınsıyor. Bu da emeklilikte bir adaletsizliği beraberinde getiriyor. Burada bir sistemde problem var ve bu sistem sadece en düşük emekli maaşı alanların değil” diye konuştu. “Emeklilerin yarısı bu ülkenin kurumlarına güvenmiyor” Konuşmasında TÜİK ve Metropoll verlerine de yer veren Özlale, emeklilerin yüzde 72’sinin ay sonunu getiremediğini, yüzde 70’inin kendini tükenmiş hissettiğini ve yüzde 50’sinin de ne kurumlara ne de topluma güvenmediğini dile getirdi. Bu tablonun sadece ekonomik değil, toplumsal bir kopuş yarattığını vurgulayan Özlale, “yarattığımız bu adaletsizlik üzerine kurulmuş emeklilik sistemi insanlara, kurumlara, ülkeye bir sırt çevirmeyi, bir güvensizliği beraberinde getiriyor” dedi. “Kaynak yok diyorsunuz, asıl kaynak insan” İktidarın kendilerine yönelik eleştirilere sıkça “Kaynak Nerede?” diye cevap verdiğini de belirten Özlale çözüm önerilerini şöyle sundu: “Her seferinde aynı şeyi soruyorsunuz: "Kaynağımız nerede?" Kaynağımız var, Türkiye'nin en önemli kaynağı insandır; doğru bir eğitim sistemiyle, doğru bir mesleki eğitimle yaşam boyu öğrenmeye daha fazla kaynak sağlarsanız o zaman Türkiye'deki emeklilik sisteminin yapısal problemlerini düşünürsünüz. Türkiye'de çalışan sayısının nüfusa oranını dünya ortalamasına getirmek istiyorsak bizim 1,1 milyon erkeğe, 4,9 milyon kadına yeni istihdam yaratmamız lazım; bizim 6 milyon yeni çalışanına ihtiyacımız var ki bu emeklilik sistemi sürdürülebilir bir hâle gelsin, 6 milyon. Bakıyoruz bütçeye, böyle bir pay ayrılmış mı? Yaşam boyu öğrenme, bütçedeki payı düşmüş; mesleki eğitim, bütçedeki payı düşmüş; istihdamı koruma ve yaratma, bütçedeki payı düşmüş. Bu kafayla seneye de buraya geleceğiz ve seneye de en düşük emekli maaşlarına sadaka verir gibi, fitre verir gibi bir artış yapacağız. Bu, emeklilik sisteminde bir adaletsizliğe yol açacak ama daha önemli bir şey var, bizim emeklilerimize, emekçilerimize, çalışanlarımıza hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için yapmamız gereken şey, istihdam sayısını, çalışan sayısını artırmak; bak, 6 milyondan bahsediyorum, 6 milyon yeni çalışanla -bunun 4,9 milyonu kadın- bizler sosyal güvenlik sistemini yeniden kurabiliriz. İşte, size kaynak. Bu kaynağın farkında mısınız? Hiç sanmıyorum. Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor.” Özlale’nin konuşması söyle: “Burada aslında 18.500 lira olacak olan en düşük emekli aylığını sadece 1.500 lira artırmayı yani aslında günde 50 liradan bile daha az artırmayı tartışıyoruz, bu da bizim ayıbımız olsun. Şimdi, son beş yıldan beri biz emekli maaşları, en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Eğer son beş yılda her sene biz bu amaçla toplanıyorsak demek ki bir yerde bir problem var. Şimdi, nerede bir problem olabilir? Bir, sistemin kendisinde bir problem var. Sistemin kendisinin ne problemi var? Şu: Millî gelirden son on yılda emekli aylıklarına aktarılan para hep yüzde 6 kalmış, on yıl boyunca yüzde 6 ama emekli sayımız 2 katına çıkmış. Dolayısıyla, şöyle bir iktidar anlayışı var: "Ben emeklilere millî gelirden yüzde 6 pay veririm, emekli sayısı ne olursa olsun onlar kendi aralarında bunu bölüşürler." Şimdi, sistem böyle olduğu zaman son beş senedir en düşük emekli maaşları için toplanıyoruz ve burada bir artış oluyor. Ama aslında bunun en temel sorumlusu TÜİK. Neden TÜİK derseniz, 2019 yılından beri bile isteye enflasyonu olduğundan çok daha aşağıda gösterdiği zaman, buradan sadece en düşük emekli maaşı alan, aylığı alan emeklilerimiz değil bütün çalışanlarımız, bütün emeklilerimiz mağdur oluyor ve bizler de en mağdur olan, en düşük emekli maaşı alanların haklarını biraz daha iyileştirmek için burada toplanıyoruz. Ama şöyle bir şey var: TÜİK'in ortaya çıkardığı bir haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizliği biz burada başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz. O da şu: 20 bin lira en düşük emekli maaşı olduğu zaman çok fazla çalışmış, yıllarca çalışmış, yüksekten prim ödemiş emeklilerimizin aylıkları ile en düşük emekli aylığı birbirine yakınsıyor. Bu da emeklilikte bir adaletsizliği beraberinde getiriyor. Şimdi, burada bir sistemde problem var ve bu sistem sadece en düşük emekli maaşı alanların değil. Hep burada hesap yapıyoruz; altın hesabı, simit hesabı, dolar hesabı. Bunların hepsini bırakalım, Türkiye'deki emeklilik sistemini bir bütün olarak iki tane büyük endeksle karşılaştıralım. Mercer Endeksi'ne göre 44 tane ülke arasında Türkiye'nin emeklilik sisteminin daha iyi olduğu tek ülke var: Hindistan. Natixis emeklilik sistemine göre Türkiye'nin daha iyi olduğu iki tane ülke var: Hindistan ve Kolombiya. Yani altın hesabını yapmayalım, simit hesabını yapmayalım, dolar hesabını yapmayalım; uluslararası kıyaslamalara baktığımız zaman Hindistan ve Kolombiya'nın bir tık üstündeyiz. O yüzden buradaki problem sadece en düşük emekli maaşı problemi değildir, emeklilerin problemidir. Bakın size birkaç tane TÜİK ve Metropoll verisi okumak istiyorum, bunlardan bir tanesi TÜİK. TÜİK'in anketine göre emeklilerin yüzde 72'si ayın sonunu getirmekte zorlandığını söylüyor, yüzde 72. Metropoll'ün anketine göre emeklilerin yüzde 70'i kendini tükenmiş hissediyor, bir tükenmişlik yaşıyor. Aynı ankette -bu da çok düşündürücü- emeklilerin yüzde 50'si yani emekli vatandaşlarımızın yarısı ne bu ülkenin kurumlarına güveniyor ne bu ülkenin insanlarına güveniyor. Dolayısıyla, yarattığımız bu adaletsizlik üzerine kurulmuş emeklilik sistemi insanlara, kurumlara, ülkeye bir sırt çevirmeyi, bir güvensizliği beraberinde getiriyor. Burada yapılması gereken şey ne? Her seferinde Plan ve Bütçe Komisyonunda da aynı şeyi soruyorsunuz: "Kaynağımız nerede?" Kaynağımız var, Türkiye'nin en önemli kaynağı insandır; doğru bir eğitim sistemiyle, doğru bir mesleki eğitimle yaşam boyu öğrenmeye daha fazla kaynak sağlarsanız o zaman Türkiye'deki emeklilik sisteminin yapısal problemlerini düşünürsünüz. Bakın, buradan da size bir örnek vereyim, ondan sonrasında da geçenlerde sizin oylarınızla kabul edilen bütçenin Türkiye'nin ihtiyaçlarına ne kadar uzak olduğunu söyleyeyim: Türkiye'de çalışan sayısının nüfusa oranını dünya ortalamasına getirmek istiyorsak bizim 1,1 milyon erkeğe, 4,9 milyon kadına yeni istihdam yaratmamız lazım; bizim 6 milyon yeni çalışanına ihtiyacımız var ki bu emeklilik sistemi sürdürülebilir bir hâle gelsin, 6 milyon. E, o zaman bakıyoruz bütçeye, böyle bir pay ayrılmış mı? Yaşam boyu öğrenme, bütçedeki payı düşmüş; mesleki eğitim, bütçedeki payı düşmüş; istihdamı koruma ve yaratma, bütçedeki payı düşmüş. Yani şöyle bir şey yapıyoruz: Bu kafayla seneye de buraya geleceğiz ve seneye de en düşük emekli maaşlarına sadaka verir gibi, fitre verir gibi bir artış yapacağız. Bu, emeklilik sisteminde bir adaletsizliğe yol açacak ama daha önemli bir şey var, bizim emeklilerimize, emekçilerimize, çalışanlarımıza hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için yapmamız gereken şey, istihdam sayısını, çalışan sayısını artırmak; bak, 6 milyondan bahsediyorum, 6 milyon yeni çalışanla -bunun 4,9 milyonu kadın- bizler sosyal güvenlik sistemini yeniden kurabiliriz. İşte, size kaynak. Bu kaynağın farkında mısınız? Hiç sanmıyorum. Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor diyorum.“

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.