SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yargı

Porsuk Haber Ajansı - Yargı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!" Haber

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!"

Yeni Parti Parti Meclisi Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, CHP cephesinden yöneltilen eleştirilere ve Jale Nur Süllü'nün açıklamalarına yanıt verdi. Milletvekili Arslan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ayrışma sürecinden bugüne kadar CHP Eskişehir Milletvekili Sayın Jale Nur Süllü’nün şahsımız, yol arkadaşlarımız ve Yeni Parti hakkında yaptığı pek çok değerlendirmeye cevap vermedim. Çünkü siyasette yollar ayrılabilir, tercihler değişebilir. Dün aynı çatı altında mücadele eden insanlar bugün farklı siyasi tercihlerde bulunabilir. Bunu kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürmeyi doğru bulmadım. Ancak son günlerde kullanılan “maceraya atıldılar”, “örgütlerimizi çaldılar”, “tam bir siyasi hırsızlıkla gittiler”, “arınarak devam ediyoruz” ifadeleri artık siyasi eleştirinin ötesindedir. DÜN KARŞI ÇIKTIĞIMIZ DİLİ BUGÜN KULLANAMAYIZ Yıllardır iktidarın ve onunla aynı zeminde buluşan butlancı anlayışın; demokratik muhalefeti itibarsızlaştırmak, seçilmişleri kriminalize etmek ve siyasi tercihleri şaibeli göstermek için kullandığı dile hep birlikte karşı çıktık. Dün karşı çıktığımız dili bugün eski yol arkadaşlarımıza karşı kullanmak ciddi bir siyasi savrulmadır. Kimse kimsenin örgütünü “çalmadı”. İnsanlar eşya değildir; siyasi partilerin mülkü hiç değildir. Belediye başkanları, ilçe başkanları, yöneticiler, meclis üyeleri ve yurttaşlar yaşananları görmüş, değerlendirmiş ve özgür iradeleriyle siyasi tercihte bulunmuştur. Bu tercihleri eleştirebilirsiniz; ancak insanların iradesini yok sayamazsınız. HUKUK DA DEMOKRASİ DE SİYASİ POZİSYONA GÖRE DEĞİŞMEZ Genel Başkanımız Özgür Özel hakkında hazırlanan fezlekelerdeki suçlamaları öne çıkaran bir dil kullanılması da düşündürücüdür. Fezleke hüküm değildir. İddia suçun kanıtı değildir. Masumiyet karinesi siyasi konjonktüre göre değiştirilebilecek bir ilke hiç değildir. Aynı tutarlılık Cumhurbaşkanı adayımız ve İBB başkanımız Ekrem İmamoğlu konusunda da gösterilmelidir. Daha düne kadar uğradığı hukuksuzluklara karşı çıktığınız, Silivri’de ziyaret ettiğiniz ve “Cumhurbaşkanı adayımız” dediğiniz Ekrem İmamoğlu hakkında bugün iktidarın uzun süredir üretmeye çalıştığı şüphe ve itham diline yaklaşmadan önce, geçmişte söylediklerinize ve paylaşımlarınıza bakmak gerekir. Siyasi tutarlılık, dün savunduğunuz ilkeleri şartlar değiştiğinde de savunabilmektir. YENİ PARTİ BİR “MACERA” DEĞİLDİR Butlan sürecinde biz nerede durduğumuzu gösterdik. Siyasi partilerin iradesinin mahkeme kararlarıyla dizayn edilmesine, demokratik siyasetin yargı eliyle şekillendirilmesine karşı çıktık. Yol ayrımına geldiğimizde de tercihimizden tereddüt etmedik. Yeni Parti’yi birkaç kişinin tercihi ya da bir “macera” olarak göstermek ise ortaya çıkan toplumsal gerçeği görmezden gelmektir. Bu partiyi millet kurdu, adını millet koydu, bütçesini millet sağladı. Kuruluşunun hemen ardından yüz binlerce yurttaşımız üyelik için başvurdu; iki hafta gibi kısa bir sürede Türkiye’nin neredeyse bütün il ve ilçelerinde kurucu örgütlenmeler oluşturuldu. Bugünün ana muhalefet partisi, yarının iktidar iddiasını taşıyan Yeni Parti’nin gücü; “çalınmış” örgütlerden değil, kendi iradesiyle yan yana gelen milyonlarca yurttaşımızdan doğmaktadır. O nedenle bugün sorulması gereken asıl soru şudur: BUNCA İNSAN NEDEN AYNI SİYASİ TERCİHTE BULUŞTU? Bu sorunun cevabı ithamda, hakarette ya da geçmişi yeniden yazmakta değil; yaşanan siyasi süreçtedir. Biz dün hukuksuzluğa karşı nerede durduysak bugün de oradayız. Dün millet iradesini nasıl savunduysak bugün de aynı kararlılıkla savunuyoruz. Çünkü siyasette asıl mesele hangi çatının altında olduğunuz değil; yol ayrımına geldiğinizde hangi değerlerin yanında durduğunuzdur. Kimin rüzgâra göre yön değiştirdiğine, kimin şartlar değişse de sözünün ve değerlerinin arkasında durduğuna millet karar verir. Tarih de kaydını buna göre düşer."

Meclis Üyesi Mert Eke: "Halk İradesine Müdahale Edenler Tarihten Ders Almalı" Haber

Meclis Üyesi Mert Eke: "Halk İradesine Müdahale Edenler Tarihten Ders Almalı"

Odunpazarı Belediye Meclisi’nde konuşan CHP Meclis Üyesi Mert Eke, Türkiye siyasi tarihinden çarpıcı örnekler vererek halk iradesine yönelik müdahalelere tepki gösterdi. Eke, "Tarih, sandığa müdahale edenlerin her zaman kaybettiğini kanıtlıyor" dedi. ​Odunpazarı Belediyesi Meclis Toplantısı’nda söz alan Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Üyesi Mert Eke, Türkiye’de yaşanan son gelişmeleri "Cumhuriyet, adalet ve demokrasi adına utanç verici" olarak nitelendirdi. Konuşmasında, geçmişten günümüze halk iradesinin üzerine kurulan baskıların sandıkta nasıl karşılık bulduğunu hatırlatan Eke, iktidar odaklarına "tarihten ders alın" çağrısında bulundu. ​"Tarih, Sandığa Müdahale Edenlerin Hüsranını Yazdı" ​Mert Eke, Türkiye siyasi tarihinde halkın iradesine yapılan müdahalelerin her zaman ters teptiğini vurgulayarak şu örnekleri paylaştı: ​27 Mayıs ve Adnan Menderes: Darbe sonrası Menderes’in mirasını sahiplenen Süleyman Demirel, halkın desteğiyle rekor oyla iktidara geldi. ​12 Mart ve Deniz Gezmiş: İdamların ardından yapılan seçimlerden Bülent Ecevit liderliğindeki CHP birinci parti olarak çıktı. ​12 Eylül ve MDP: Cunta yönetiminin desteklediği MDP, halkın tercihiyle sandıkta hezimet yaşadı. ​31 Mart 2019 İstanbul Seçimleri: Seçimin iptal edilmesi sonrası halk, iradesine yapılan müdahaleye 13 bin olan farkı 800 bine çıkararak cevap verdi. ​"CHP Yargı Eliyle Dizayn Edilmeye Çalışılıyor" ​Konuşmasının devamında mevcut sürece değinen Eke, Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’nin sistemli bir şekilde "bölünmeye ve dizayn edilmeye" çalışıldığını iddia etti. Yaşananların bir "iç kavga" olmadığını, aksine demokrasiyi yok etmeye çalışan odaklara karşı yürütülen bir mücadele olduğunu belirten Eke, şu ifadeleri kullandı: ​"Cumhurbaşkanı adayımız haksız gerekçelerle hapiste. Şimdi ise partimiz yargı eliyle dizayn edilmeye çalışılıyor. Ancak tüm Türkiye bilsin ki; bu bir iç çekişme değil, Cumhuriyet, adalet ve özgürlük mücadelemizdir." ​"Gecenin En Karanlık Anı, Şafaktan Hemen Öncedir" ​CHP’ye gönül verenlere ve cumhuriyet savunucularına seslenen Mert Eke, umut mesajı vererek konuşmasını sonlandırdı: ​"Bize bu kumpasları kuranlar son kozlarını oynuyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar CHP iktidarını engelleyemeyecekler. Türk halkı, iradesine yapılan saldırılara her zaman sandıkta en güzel cevabı vermiştir. Gecenin en karanlık anı, şafaktan hemen öncedir."

Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz CHP'nin Yargı Reformu Paketini Açıkladı Haber

Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz CHP'nin Yargı Reformu Paketini Açıkladı

​Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı, Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olan adalet sistemine mercek tutan bir panele ev sahipliği yaptı. “CHP’nin Yargı Reformu Önerileri” başlıklı panelde, yargının siyasetten arındırılması ve liyakatin yeniden tesisi için hazırlanan kapsamlı yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve moderatörlüğünü CHP Odunpazarı İlçe Başkan Yardımcısı Safiye Gürdoğan’ın üstlendiği panele; CHP Parti Meclisi Üyesi ve CAO Adalet Politikaları Başkanı Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğe İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, İl Disiplin Kurulu Başkanı Murat Can Cırık, İl ve İlçe Yöneticileri, Kadın ve Gençlik Kolları Başkan ve üyeleri ile çok sayıda oda, sendika ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi yoğun ilgi gösterdi. ​"Adalet Toplumun Vicdanıdır" Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında tecelli etmesi gerektiğini vurguladı. Çınar, "Hukuk sistemi sadece normlar bütünü değil, ahlaki bir sorumluluk alanıdır. Gerçek adalet, ancak kanunla vicdanın birleştiği yerde hayat bulur" dedi. İlçe Başkanı Çınar; "Adalet sistemi, sadece hukukçuların meselesi değildir. Bu, aynı zamanda toplumun tamamını ilgilendiren bir demokrasi meselesidir.Bağımsız ve tarafsız bir yargı;Vatandaşın hak arama özgürlüğünün güvencesidir.Ekonomik güvenin temelidir. Toplumsal barışın en güçlü sigortasıdır. Eğer bir ülkede insanlar adaletin varlığına inanıyorsa, o ülkede umut vardır. Ama adalet duygusu zedelenmişse, hiçbir reform tek başına yeterli olmaz. İşte bu nedenle bugün konuştuğumuz yargı reformu; sadece teknik düzenlemeler değil, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümünü de içermek zorundadır. Hukuku, sadece yazılı metinlerden ibaret görmeyen; insanı merkeze alan, hakkaniyeti esas alan, vicdanı dışlamayan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Bizler inanıyoruz ki; Gerçek adalet, yalnızca kanunla değil, vicdanla tamamlanır. Güçlü bir hukuk devleti, ancak bu ikisini birlikte yaşatabildiği ölçüde mümkündür." dedi. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada adalet ve hukuk anlamında yaşanan son gelişmelere dikkat çekti. Yalaz, yargıyı bir baskı aracı değil, adaletin güvencesi olarak gördüklerini ifade ederken yargı reformunun bir demokrasi, özgürlük ve gelecek meselesi olduğunu ifade etti. Yalaz, hukukun üstünlüğünün ancak öngörülebilir, tarafsız ve güven veren bir yargı sistemiyle hayat bulacağının altını çizdi. ​Panelin konuşmacısı Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, yargıdaki siyasallaşmanın temel aracı haline gelen mevcut yapının tamamen değiştirileceğini müjdeledi. Mevcut Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) lağvedilerek yerine, siyasetten tam bağımsız Adalet Yüksek Kurulu (AYK) kurulacağını ifade eden Boyunsuz, kurulun kendi başkanını kendisi seçeceğini, üyelerin son 3 yıl içinde aktif siyaset yapmamış olması şartı aranacağını, kurulun tüm kararları yargı denetimine açık hale getirileceğini ifade etti. ​Yargıya girişteki "sadakat" esaslı sistemin yerini liyakate bırakacağını belirten Boyunsuz, yeni sınav sisteminde, mülakatlar kura usulü sorularla yapılacağını ve kamera kaydı altına alınacağını ve notlama kriterleri önceden ilan edilelere ve keyfiliğe son verileceğini ifade etti. ​Yargı mensuplarının "sürgün" korkusuyla karar vermesinin önüne geçileceğini belirten Boyunsuz; hakimlerin disiplin cezası veya kendi istekleri dışında görev yerleri değiştirilemeyeceğini ve her kademede yasal koruma altına alınacağını söyledi. ​Reform paketinin sadece yapısal değişiklikleri değil, vatandaşın adalete erişimini de kolaylaştırmayı hedeflediğini belirten Boyunsuz, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurularda hak ihlaline neden olan mahkeme kararını veya idari işlemi doğrudan iptal edebileceğini, Yoksul vatandaşlar için ücretsiz hukuki bilgi sunan "hukuk klinikleri" ve "hukuki yardım ofisleri" açılacağını ve tıbbi davalar ve askeri konular gibi alanlarda uzmanlaşmış yargıçların görev yapacağı ihtisas mahkemelerinin çoğaltılacağının altını çizdi. ​Prof. Dr. Boyunsuz, hukuk eğitimindeki nitelik kaybına da dikkat çekerek; yeterli kadrosu olmayan fakültelere öğrenci alımının durdurulacağını ve kontenjanların daraltılacağını ifade etti. Özellikle vakıf üniversitelerindeki ticari kaygının önüne geçilmesi için ek koşullar getirileceği belirtildi.

Türkiye’nin Demokrasi ve Hukuk Devleti Kimliği Ciddi Bir Sınav Veriyor Haber

Türkiye’nin Demokrasi ve Hukuk Devleti Kimliği Ciddi Bir Sınav Veriyor

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Osman Kavala davasının Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire duruşmasını yerinde takip etti. 3 bin 64 gündür süren tutukluluğu büyük bir hukuksuzluk olarak niteleyerek Bankoğlu, ''AYM kararlarını bile uygulamayan bir iktidarın ‘iç hukuk’ savunması samimiyetten uzaktır'' dedi. Cumhuriyet Halk Partisi adına, Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile birlikte Strazburg’da bulunan CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Osman Kavala davasının duruşması sonrası önemli açıklamalarda bulundu. Avrupa hukuk tarihinde bir ilk olan ihlal prosedürü kapsamındaki duruşmayı izleyen Bankoğlu, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti kimliğinin ciddi bir sınav verdiğini vurguladı. DURUŞMADA “CAN ATALAY VE TAYFUN KAHRAMAN” ÇIKIŞI Duruşmada hükümet kanadının, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) henüz kararını vermediğini iddia ederek “iç hukuk yolları tükenmedi” savunması yaptığını belirten Bankoğlu, bu iddiaya verilen yanıtın önemini vurguladı: “Hükümet yetkilileri mahkemede ‘iç hukuk yollarını bekleyin’ diyor ancak hem Osman Kavala’nın avukatları hem de Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri bu iddiayı kürsüden çürüttü. Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararlarını hatırlattılar. Hükümet bir yandan ‘AYM karar versin’ diyor, öte yandan verilmiş kararları hiçe sayıyor. Bu, Türkiye’de yargı mekanizmasının artık etkin bir yol olmaktan çıktığının en açık kanıtıdır.” 3.064 GÜNLÜK HUKUKSUZLUK Bankoğlu, duruşma çıkışında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ''Bugün burada tam 3 bin 64 gündür devam eden, adaletin adeta askıya alındığı bir süreci takip ediyoruz. AİHM’in en yüksek karar organı olan 17 hakimli Büyük Daire önündeyiz. Bu dava artık sadece bir kişiyle ilgili değil, Türkiye’nin Avrupa ile olan ilişkilerinin ve evrensel hukuk standartlarının önündeki en büyük engeldir.'' ANAYASA 90. MADDE TARTIŞMAYA KAPALIDIR “Anayasamızın 90. maddesi çok nettir; uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları hukuk hiyerarşimizin zirvesindedir. Kararların işe gelince uygulanıp işe gelmeyince görmezden gelinmesi bir Anayasal suçtur. Ya bir hukuk devletisinizdir ya da değilsinizdir; bunun ortası yoktur.” DURUŞMADA NELER YAŞANDI? Duruşmanın içeriğine dair teknik bilgiler paylaşan Bankoğlu, Mahkeme’nin bugün sadece bir tutukluluğu değil, geniş bir hak ihlali yelpazesini incelediğini belirtti: Mahkeme; 3. (işkence yasağı), 5. (özgürlük ve güvenlik hakkı), 6. (adil yargılanma), 10. (ifade özgürlüğü) ve özellikle 18. (hakların siyasi amaçla kısıtlanması) maddeler dahil olmak üzere birçok ihlal iddiasını mercek altına aldı. Hükümet kanadı savunmasında Gezi olaylarını anlatarak, AYM’nin henüz karar vermediğini ve iç hukuk yollarının tükenmediğini iddia etti. Duruşmada Kavala’nın avukatları ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri de beyanlarda bulundu. BU HUKUK UTANCINA SON VERİLSİN! Sürecin devamına ilişkin teknik detayları aktaran Bankoğlu şunları söyledi: ''Duruşmadan sonra heyet müzakereye çekiliyor. Önce bir ön oylama yapılacak, buna göre karar yazılacak. Karar yazıldıktan sonra Büyük Daire’ye tekrar gelecek ve resmi oylama süreci tamamlanacaktır. Karar ileri bir tarihte yazılı olarak ilan edilecektir. Yargıyı siyasi bir sopa olarak kullanma anlayışından derhal uzaklaşılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, kendi Anayasasına ve imzacısı olduğu uluslararası sözleşmelere sadık kalmalıdır. Osman Kavala hakkındaki kesinleşmiş ihlal kararları derhal uygulanmalı ve bu hukuk utancına son verilmelidir. Biz adaletin tecelli etmesi için bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Adalet, hemen şimdi!''

Gazetecilik Suç Değildir! Haber

Gazetecilik Suç Değildir!

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gazeteci Alican Uludağ'ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmasına tepki olarak bir basın açıklaması yapıldı. Emek ve Demokrasi Platformu adına Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos tarafından yapılan açıklamalarda şu ifadelere yer verildi; TGS Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım; "Bugün burada yalnızca bir meslektaşımız için değil, gazeteciliğin onuru ve halkın haber alma hakkı için bir aradayız. Gazeteci Alican Uludağ, yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. 18 yıldır adliye muhabirliği yapan, kürsünün önünü de arkasını da iyi bilen, yargı süreçlerini kamuoyuna aktaran ve bugün DW Türkçe muhabiri olarak görevini sürdüren bir gazetecidir. Biz meslek örgütleri olarak biliyoruz ve açıkça söylüyoruz: Alican Uludağ gazetecidir. Geçmişte çağrıldığında ifade vermeye gitmiş, hiçbir soruşturmadan kaçmamış bir gazetecinin evine onlarca polisle gidilmesi, çocuklarının gözü önünde yapılan uygulamalar ve kamuoyuna “kaçıyormuş” algısı yaratacak açıklamalar kabul edilemez. Uludağ mahkemedeki savunmasında şöyle diyor: “18 yıldır adli muhabirliği yapıyorum, alanım adliye muhabirliğidir, kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim. Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım.” Biz bir meslektaşımızın çocuklarının gözyaşını geride bırakarak savunma yapmak zorunda kalmasını kabul etmiyoruz. Biz gazeteciliğin bedel ödenmek zorunda kalınan bir meslek olmasını istemiyoruz. Gazetecilik; gerçeği yazmanın, kamuyu bilgilendirmenin, topluma karşı sorumluluğun adıdır. Suç değildir. Bizim başımıza gelmiyor diye yapılan haksızlığa sessiz kalıp izlemeyeceğiz. Çünkü bu yalnızca bir kişiye değil, doğrudan gazetecilik mesleğine yapılan bir haksızlıktır. Bugün birimize yapılan yarın hepimize yapılacaktır. Her keyfi gözaltı ve tutuklama halkın haber alma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Basın özgürlüğü susturulursa toplum karanlıkta kalır. Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: Gazeteciliği kriminalize etmekten vazgeçin. Basın ve ifade özgürlüğünü hedef almaktan vazgeçin. Meslektaşımız Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır. Bizler yanındayız. Gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz. Ve söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz: Gazetecilik suç değildir! Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün burada, meslektaşımız gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasına karşı sesimizi yükseltmek için toplandık. Bir gazetecinin görevi; halkın haber alma hakkını savunmak, gerçeği ortaya çıkarmak ve kamu adına soru sormaktır. Gazetecilik suç değildir. Kalem susturularak gerçekler ortadan kaldırılamaz. Tam tersine, baskılar gerçeğin daha güçlü yankılanmasına neden olur. Bizler Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi olarak; düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki özgür basın yoksa demokrasi de yoktur. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Gazetecilik suç değildir ve yargılanamaz. Gazeteciler susturulamaz. Alican Uludağ yalnız değildir. Ve biliyoruz ki; Dayanışma yaşatır. Hakikat kazanacak."

Savunma Makamının Susturulduğu Bir Düzende Adalet Duygusu Zedelenir Haber

Savunma Makamının Susturulduğu Bir Düzende Adalet Duygusu Zedelenir

Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tutuklu görüşmelerine yönelik mevzuat değişikliği sinyali veren açıklamalarına tepki gösterdi. Günaydın, "Savunma makamının susturulduğu bir düzende adalet duygusu zedelenir," dedi. ​Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, yargının gündemindeki "avukat-müvekkil görüşmelerine kısıtlama" tartışmaları ve baro tarafından hayata geçirilecek yeni projeler hakkında açıklamalarda bulundu. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, tutukluların avukatları aracılığıyla dışarıya not çıkardığı yönündeki tespitlerini ve bu konuda yasal düzenleme yapılacağı beyanını eleştiren Günaydın, savunma hakkının demokratik bir toplumun "sigortası" olduğunu vurguladı. ​"Avukat, Özgürlüğü Sınırlanan Bireyin Yegane Dayanağıdır" ​Baro Başkanı Günaydın, avukatlık mesleğinin sadece bir meslek değil, bireyin hak arama hürriyetinin en temel parçası olduğunu ifade etti. Bakanlığın gündeme getirdiği mevzuat değişikliği hazırlığının "bağımsız savunmaya zarar vereceğini" belirten Günaydın şunları söyledi: ​"Soruşturma anından itibaren kişilerin özgürlüğüne kavuştuğu ana kadar her türlü sınırlamaya karşı bireylerin yegane dayanağı avukattır. Özgürlüğü kısıtlanan insanlar köle değil, birer bireydir. Avukatları adeta hedef alan açıklamaları kabul etmiyoruz. Hukuk devleti, eleştiriyi tehdit değil, bir katkı olarak görür." ​Yargıya Güven ve Bağımsızlık Vurgusu ​Günaydın, yargı makamlarının yürütme erki ile ilişkisinin anayasal sınırlarda kalması gerektiğinin altını çizerek, toplumun adalet sistemine duyduğu güvenin sarsılmaması gerektiğini belirtti. Türkiye'nin asıl ihtiyacının kısıtlamalar değil; bağımsız yargı, şeffaf süreçler ve güçlü savunma olduğunu dile getirdi. ​Eskişehir’den Dev Proje: "26 Cümlede Adalet" ​Açıklamasında Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Av. Ayşe Ünlüce’nin meslek örgütlerine yaptığı çağrıya da değinen Barış Günaydın, bu kapsamda hayata geçirecekleri "26 Cümlede Adalet" projesini açıkladı. Projeyle; ​"Herkes için Adalet, Adalet için Avukat" sloganıyla 26 Cümlede Adalet sergisinin ve hazırlığı içinde olduklarını ifade eden Baro Başkanı Günaydın, 5 Nisan Avukatlar Günü ve o haftada detaylı duyurusunun yapılacağını söyledi. ​Günaydın, projenin çıkış noktasını şu sözlerle özetledi: "Adalete o kadar ihtiyacımız olan bir dönemden geçiyoruz ki, bu projeyle adaletin herkes için gerekli olduğunu bir kez daha hatırlatmak istedik.".dedi.

EGC: "Bu Saldırı Basın Özgürlüğüne Yapılmıştır!" Haber

EGC: "Bu Saldırı Basın Özgürlüğüne Yapılmıştır!"

​Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti (EGC), Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti 2. Başkanı ve Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam’a yönelik gerçekleştirilen fiziksel saldırıyı sert bir dille kınayarak, "Kalemler susmayacak, gerçekler gizlenemeyecektir" mesajını verdi. ​Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam’ın, katıldığı bir televizyon programı çıkışında pusu kurularak saldırıya uğraması basın camiasında büyük tepkiyle karşılandı. Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca, yönetim kurulu adına yaptığı açıklamada saldırıyı "alçakça" olarak nitelendirdi. ​"Basın Özgürlüğü Hedef Alındı" ​Saldırının sadece bir şahsa değil, halkın haber alma özgürlüğüne yönelik olduğunu belirten Yılmaz Karaca, şu ifadeleri kullandı: ​"Gazetecilik mesleğini toplumun sesi olmak amacıyla icra eden bazı meslektaşlarımız songünlerde hedef gösterilerek tehdide yönelik bu tür susturma çabaları, demokrasiye ve basın özgürlüğüne yapılmış bir saldırıdır. Hiçbir karanlık odak, kalemini halkın çıkarları için kullanan gazetecileri korkutamayacaktır." Faillerin Arkasındaki Odaklar Aranıyor ​Emniyet güçlerinin olaya hassasiyetle yaklaştığını ve yüzlerce kamera kaydının incelemeye alındığını hatırlatan Karaca, sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı. Cemiyetin beklentisinin sadece tetikçilerin değil, saldırının arkasındaki azmettiricilerin de bulunması olduğunu belirtti. ​"Hukuki Süreci Takip Edeceğiz" ​Açıklamanın sonunda Hakkı Sağlam ve Sakarya Gazetesi ailesine geçmiş olsun dileklerini ileten Karaca, saldırganların yargı önünde hesap vermesi için hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını yineledi.

Gülcan Kış: ''Çocuk Cinayetleri Sistemin Çöküşüdür'' Haber

Gülcan Kış: ''Çocuk Cinayetleri Sistemin Çöküşüdür''

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan cinayetlerini gündeme getirdi. Kış, çocuklara yönelik şiddetin münferit olaylar olarak ele alınamayacağını vurgularken, Meclis Araştırması açılması için önerge verdi. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla çocuklara ve gençlere yönelik artan şiddet olaylarını Meclis gündemine taşıdı. Son dönemde yaşanan çocuk cinayetlerinin adli vakalar olarak geçiştirilemeyeceğini belirten Kış, yaşananların “önlenmeyen, görmezden gelinen bir sistem çöküşünün sonucu” olduğunu söyledi. Genel Kurul’da Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan’ın sokak ortasında öldürülmesini hatırlatan Kış, “Bir ülkede çocuklar sokak ortasında öldürülüyorsa sorun bireysel suç değildir. Sorun sistemin çökmesidir” dedi. Şiddeti normalleştiren, suçu parlatan ve çeteleşmeyi teşvik eden bir iklimin yıllardır görmezden gelindiğini ifade eden Kış, bu ortamın çocukları korunmasız bıraktığını vurguladı. “Devletin görevi açıklama yapmak değil” Konuşmasında denetimsiz sokaklara, cezasızlık algısına ve yetersiz koruma mekanizmalarına dikkat çeken CHP’li Kış, “Bir çocuğu yaşatamayan hiçbir sistem meşru değildir. ‘Geç kaldık, üzüldük’ demek yetmez. Devletin görevi açıklama yapmak değil; önlemek, korumak ve hesap sormaktır” ifadelerini kullandı. Kış, çocukların güvenliğinin sağlanmasının siyasi tartışmaların üzerinde bir mesele olduğunu belirterek, “Bu karanlığa alışmayacağız, bu utancı normalleştirmeyeceğiz” dedi. Araştırma önergesi verdi CHP’li Gülcan Kış, Meclis’te yaptığı konuşmanın ardından çocuklara ve gençlere yönelik şiddet olaylarının nedenlerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na Meclis Araştırması açılması için önerge sundu. Araştırma önergesinin gerekçesinde; akran zorbalığı, sokak şiddeti, çeteleşme ve çocukların suç ortamlarına sürüklenmesinin artık münferit olaylar olmaktan çıktığı vurgulandı. Sosyal medya ve dijital platformlar ile dizi ve müzik içeriklerinde şiddetin ve suçun olağanlaştırılmasının çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekilen gerekçede, okullarda ve okul çevrelerinde alınan önlemlerin yetersiz kaldığı belirtildi. Önergede ayrıca, emniyet ve yargı başta olmak üzere ilgili kurumlar arasında etkin bir çocuk koruma ve erken müdahale mekanizmasının bulunmadığına işaret edilerek, “çocuk” yaşı gerekçe gösterilerek oluşan cezasızlık algısının suçları teşvik ettiğine dikkat çekildi. Gülcan Kış, çocukların yaşam hakkını esas alan kalıcı, etkili ve caydırıcı politikaların hayata geçirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Araştırması açılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.