SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yapısal Reformlar

Porsuk Haber Ajansı - Yapısal Reformlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapısal Reformlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı Haber

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı 1. çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, ekonominin yüzde 2,5 oranında büyümesine karşın sanayi sektöründeki yüzde 0,8’lik küçülmenin çok ciddi bir uyarı olduğuna dikkat çekti. Küpeli, kredi musluklarının tamamen kapanmasıyla finansmana erişimde yaşanan büyük sıkıntıların sanayiciyi boğduğunu belirterek, “Üretemeyen, sanayisi küçülen bir büyüme modeli Türkiye’nin geleceği açısından büyük sıkıntılar yaratacaktır” dedi. Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde kaydettiği yüzde 2,5’lik büyüme verisinin alt kalemleri, üretim cephesindeki endişe verici tabloyu gözler önüne serdi. Açıklanan veriler ışığında bir değerlendirme yapan Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, hane halkı tüketiminin yüzde 4,8, bilgi ve iletişim sektörünün yüzde 9,5 büyüdüğü bir ortamda, ekonominin amiral gemisi olan sanayi sektörünün yüzde 0,8, imalat sanayisinin ise yüzde 1,4 oranında daralmasının sürdürülebilir bir durum olmadığını vurguladı. “Bu küçülmenin ayak seslerini aylar öncesinden duyuyorduk” Sanayide yaşanan bu daralmanın bir sürpriz olmadığını ve sahadaki gerilemenin uzun süredir kendini hissettirdiğini belirten Başkan Küpeli, çarpıcı tespitlerde bulundu: "Açıkça ifade etmeliyim ki; sanayideki bu küçülmenin ayak sesleri aylar öncesinden gelmeye başlamıştı. Bizler Organize Sanayi Bölgelerinde, fabrikaların kalbinde yer alan yöneticiler olarak, çarkların yavaşladığını, siparişlerdeki düşüşü ve yatırım iştahındaki derin kaybı aylar öncesinden yetkililere duyurmaya çalışıyorduk. Sanayicilerimizden gelen geri bildirimler, üretimdeki ivme kaybının sert olacağına işaret ediyordu. Dün TÜİK istatistiklerine yansıyan bu eksi büyüme tablosu, sanayicinin aylardır sahada tek başına göğüs germeye çalıştığı darboğazın resmi bir tescilidir." “Kredi muslukları tamamen kapandı, sanayici finansman bulamıyor” Sanayideki gerilemenin kök sebeplerine inildiğinde karşımıza kusursuz bir fırtınanın çıktığını dile getiren Küpeli, özellikle finansmana erişim krizine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün üretim cephesinde yaşanan daralmanın bir numaralı sebebi sanayicinin finansmana erişimde yaşadığı devasa sıkıntıdır. Kredi muslukları kelimenin tam anlamıyla neredeyse tamamen kapanmış durumdadır. Uygulanan sıkı para politikası kapsamında faizlerin geldiği nokta, bırakın yeni yatırımları hayata geçirmeyi, sanayicinin günlük işletme sermayesini dahi çeviremez hale gelmesine yol açmıştır. Krediye ulaşabilen şanslı kesim için ise maliyetler altından kalkılamayacak kadar yüksektir." “Üretim kapasitemizi kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir” Enflasyonla mücadelenin öneminin iş dünyası tarafından da desteklendiğinin altını çizen Nadir Küpeli, uzun süredir sanayicinin sıkıntılarını sürekli dile getirdiklerini, bunu yetkili tüm kesimlere ve ilgili makamlara aktardıklarını belirterek, uyarısını şu sözlerle noktaladı: "Bizler, ülkemizin makroekonomik istikrarı ve enflasyonla mücadelesi için atılan adımların ne denli hayati olduğunun farkındayız ve bu süreci destekliyoruz. Ancak, enflasyonla mücadele edilirken ekonominin ana direği olan üretim kapasitesi yıkıma uğratılmamalıdır. Üretim ekonomisi zayıflayan, sadece tüketerek ve hizmet sektörleriyle büyüyen bir yapının kalıcı refah getirmesi imkansızdır. Sanayideki bu daralma, önlem alınmazsa yarın karşımıza istihdam kayıpları ve kapanan fabrikalar olarak çıkacaktır. Türkiye’nin geleceği, ihracat pazarlarında ayakta kalabilen, teknoloji üreten ve katma değer yaratan güçlü bir sanayiden geçmektedir. İvedilikle reel sektörün sesine kulak verilmeli, üretim ve yatırım yapacak sanayicimiz için kredi kanalları kontrollü bir şekilde yeniden açılmalı ve sanayiyi destekleyen yapısal reformlar hayata geçirilmelidir. Enflasyonla mücadele sadece para politikasında sıkılaşma ile olamaz, enflasyonla en etkili mücadele yöntemi sanayide, her ürünü daha fazla üretmekten ve ihracattan geçer. Sanayici hammadde alamaz, Elektrik, Gaz vs. gibi ödemeleri yapamaz ise üretim düşer, üretim düşünce enflasyon maalesef düşmüyor. Bankaların kredi kısıtlamasından ve büyümesinden üretim amaçlı taleplerin hariç tutulması gerekir. Ancak uygulanan bu ekonomik model sanayimizin rekabet gücünü, ciddi ölçüde kaybettiriyor. Üretim gücümüz hızla eriyor ve o yüzden enflasyonla mücadele de istenen sonuçlara bir türlü ulaşılamıyor."

CHP'li Karabat Ekonomi Yönetimini Uyardı Haber

CHP'li Karabat Ekonomi Yönetimini Uyardı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı açıklamada hükümetin ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Döviz kurunun baskılandığını belirten Karabat, bunun ekonomide ciddi bir kırılma riski yarattığını belirtti. “HÜKÜMET KRİZİ ERTELEMEYE ÇALIŞIYOR” Karabat, iktidarın halkın refahını artıracak bir kalkınma programı yerine döviz krizini geciktirmeye çalıştığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “AKP, halk için bir kalkınma programı uygulamak yerine döviz krizini engelleyecek ve hükümete kesintisiz finansman sağlayacak politikalar yürütüyor. İşsizlik, derin yoksulluk ve gelir adaletsizliği gibi temel sorunlar ise görmezden geliniyor.” “ZENGİN OLMADAN ZENGİN GİBİ TÜKETİYORUZ!” Türkiye ekonomisinde üretim temelli büyümenin zayıfladığını vurgulayan Karabat, sanayileşme yerine hizmet sektörü ağırlıklı bir anlayışa geçildiğini ifade etti. İthalata ve kısa vadeli sermaye girişlerine bağımlılığın arttığını da söyleyen Karabat: “Zengin olmadan zengin gibi tüketiyoruz. Bunun bedeli ağır olacak” dedi. PARA ARZI ARTIYOR, KUR BASKILANIYOR Karabat’ın dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri para arzı ile döviz kuru arasındaki ilişki oldu. Ekonomideki para miktarını gösteren TRM2 verilerinin hızla arttığını belirten Karabat, buna rağmen döviz kurunun aynı hızla yükselmemesinin kur üzerindeki baskının sonucu olduğunu söyledi. “Para arzı genişlemeye devam ederken enflasyonla mücadelede neredeyse tek araç olarak kurun tutulması tercih ediliyor. Bu iki politika aynı anda yürütüldüğünde ekonomide ciddi çelişkiler ortaya çıkıyor.” “CARRY TRADE KAZANIYOR, HALK KAYBEDİYOR” Düşük kur politikasının yabancı yatırımcılar için cazip bir ortam yarattığını belirten Karabat, yüksek faiz ortamında gelen kısa vadeli sermayenin kazanç sağlayarak ülkeden çıktığını söyledi: “Kur düşük tutulacak sözü verilen yabancılar carry trade ile yüksek faizlerini alıp gidiyor. Soruyorum; bu işten kim kazançlı çıkıyor?” DEVALÜASYON RİSKİNE DİKKAT ÇEKTİ Karabat, geçmişte para arzı ile döviz kuru arasındaki makas belirli bir seviyeye ulaştığında devalüasyonların yaşandığını hatırlattı. Mevcut durumda bu farkın yüzde 40 civarında olduğunu belirten Karabat, farkın yüzde 50 seviyesine ulaşması halinde riskin ciddi biçimde artacağını söyledi. Bu hızla devam edilmesi halinde sonbahar aylarında kur şokunun en yüksek noktaya ulaşabileceğini belirten Karabat, ekonomi yönetimini uyardı. “YAPISAL REFORMLAR ŞART” Karabat’a göre enflasyonla kalıcı mücadele için sadece para politikası yeterli değil. Mali disiplin ve üretim odaklı yapısal reformların da devreye girmesi gerekiyor: “Para arzı kontrol altına alınmadan, bütçe disiplinini güçlendirmeden ve üretim verimliliğini artırmadan yalnızca kur üzerinden enflasyonla mücadele etmek sürdürülebilir bir çözüm değildir.” “ÖNCE HUKUK VE İÇ BARIŞ” Karabat, olası ekonomik şokların önüne geçebilmek için yalnızca ekonomik değil siyasi ve kurumsal alanlarda da güven ortamının sağlanması gerektiğini vurgulayarak açıklamasını şöyle noktaladı: “Önce hukukun üstünlüğü ve iç barış sağlanmalı. Ardından ekonomide yapısal reformlarla Türkiye gelecek şoklara karşı hazırlanabilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.