SON DAKİKA
Hava Durumu

#Veteriner

Porsuk Haber Ajansı - Veteriner haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veteriner haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Hayvancılıkta Sorunları Seyrederek Çözüm Gelmez" Haber

Gürer: "Hayvancılıkta Sorunları Seyrederek Çözüm Gelmez"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in saha ziyaretlerinde besicinin de süt inekçiliği yapan üreticinin de ortak sorununun artan ahır giderleri ve önlenemeyen yem fiyatı artışları olduğu belirtildi. Hayvancılık yapan üreticiler, “Biz yüksek kazanç peşinde değiliz, maliyetimizi düşürecek önlemler alınsın. Fiyatlar artmasın.” dediler. “YİRMİ DÖRT SAAT EMEK İSTİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor.” dedi. Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil.” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir.” şeklinde konuştu. YEM-SÜT DENGESİ KAÇTI Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum.” dedi. Ünal, “Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz.” dedi. Küçükbaş hayvan üreticisi Zafer Özyiğit ise, “Daha önce 400 davar vardı, şimdi 50–60 davara düştü. Bakım yok, destek yok. Devlet bize destek çıkmıyor. Yem alamıyoruz, gücümüz yetmiyor. Köyde 20 kişi hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6 kişiye düştü. Köyde göç var, kimse kalmadı.” şeklinde konuştu. “YEM MALİYETİ ARTTIKÇA HAYVANCILIK DAHA DA ZORLAŞIYOR” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor.” dedi. Süt inekçiliği yapan Bülent Özden ise, “Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek, veteriner giderleri yüksek. Yetişemiyoruz. Hem tarım hem hayvancılık yaptığımız için iki yıldır çiftçi perişan. Yüz hayvanım varsa yetmişe düşürdüm. Yemi versek bu sefer yemciye çalışıyoruz. Samancıya, yoncacıya çalışıyoruz. Bunları kendimiz ürettiğimiz hâlde maliyetler yüksek. Ekmeği zor kazanıyoruz. Çoluk çocuk çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. On iki ay kapalı, meraya da çıkmıyor hayvanlar. Maliyetler çok yüksek. Çoluk çocuk bakmazsa bu işten ekmek çıkmaz. Şu anda çiftçi zorda, hayvancılık zorda.” dedi. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş.” dedi. Gürer, “Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur.” diye konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini ise net şekilde sıralayarak, “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek.” dedi. Kızılca Köyü’nde besiciler de, “Çiftçilik yapmazsak bunları besleme şansımız yok. Kaba yemini kendin üretmek zorundasın. Şu an yemin yüzde 70’ini kendimiz ürettiğimiz hâlde zor ayakta duruyoruz. Yemi sürekli hazır almamız durumunda bu işin sürdürülebilirliği yok.” ifadelerini kullandı. SEYRETMEYİN, DÜZENLEME YAPIN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

Tarlada Eziyet Var, Mutfakta Yangın Büyüyor! Haber

Tarlada Eziyet Var, Mutfakta Yangın Büyüyor!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yeni açıklanan tarım verileri üzerinden iktidarın ekonomi ve tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ocak 2026 Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) ile Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerinin, hem üreticinin hem tüketicinin ağır bir baskı altında olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. “İktidar enflasyonun düştüğünü anlatıyor ancak TÜİK’in kendi verileri üretimde yangın olduğunu gösteriyor” diyen Gürer, tarımdaki maliyet artışlarının doğrudan sofraya zam olarak yansıdığına dikkat çekti. ÜRETİCİ ENFLASYONU SON 7 AYIN ZİRVESİNDE TÜİK verilerine göre Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 8,46 artarak son yedi ayın en yüksek seviyesine çıktığını anımsatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici enflasyonu bir ayda yüzde 8’den fazla artıyorsa, bu durum birkaç ay sonra market raflarında yeni zam dalgası anlamına gelir” dedi. Meyvede yıllık artışın yüzde 109’u geçtiğini, sebzede ise sadece bir ayda yüzde 30,43’lük artış yaşandığını belirten Gürer, şu değerlendirmede bulundu: “Bir yılda iki katından fazla artan meyve fiyatı, dar gelirlinin sofrasından eksilen öğündür. Sebzede bir ayda gelen yüzde 30’luk zam, mutfaktaki yangının ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Düşük asgari ücretle, düşük emekli maaşıyla pazar arabasının neden boş kaldığı bu rakamlarda gizli.” TARIMSAL GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ EZİYOR Tarım-GFE verilerine de dikkat çeken Gürer, Aralık 2025 itibarıyla endeksin yıllık yüzde 33,15 arttığını hatırlattı. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık artış yüzde 34,48 olurken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerde bu oran yüzde 25,56 olarak gerçekleşti. Alt kalemlerdeki artışlara işaret eden Gürer, “Veteriner harcamaları yüzde 72,78 artmış. Gübre ve toprak geliştiricilerde artış yüzde 44,95. Tohum ve dikim materyali yüzde 38,98, hayvan yemi yüzde 34,37 yükselmiş. Bu tablo, çiftçinin üretime başlarken nasıl bir maliyet duvarıyla karşılaştığını gösteriyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Girdi maliyetleri düşmeden üretim maliyetinin gerilemesi mümkün değildir” diye konuştu. “TARLADA MALİYET ARTIYOR, SOFRADA FİYAT KATLANIYOR” Üretim aşamasındaki yüzde 8’lik maliyet artışının, nakliye, komisyon ve perakende kâr marjlarıyla birlikte katlanarak tüketiciye ulaştığını belirten Gürer, “Tarlada yüzde 8 artan maliyet, market rafında çok daha yüksek oranlara çıkıyor. Bu zincirde üretici de tüketici de kaybediyor” ifadelerini kullandı. Meyve de yıllık artış yüzde 109’u bulunca geçen yıl 200 liraya dolan mütevazı bir meyve sepetinin bugün 400 liraya çıktığını belirten Gürer, “Bu, en temel gıda ürünlerinde yüzde 100 artış demektir. ‘Enflasyon düştü’ denilen bir ortamda halkın sofrası küçülüyor” dedi. “EMEKLİNİN İKRAMİYESİ DAHA YATMADAN ERİYOR” Sebze grubunda bir ayda yaşanan yüzde 30’luk artışın emeklinin alım gücünü daha da zayıflattığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bayram ikramiyesi daha hesaba yatmadan pazarda eriyor. Emekli torununa harçlık vermeyi değil, indirimli ürün kovalamayı düşünür hale geldi” diye konuştu. Bayram ikramiyesinin en az asgari ücret düzeyine çıkarılması gerektiğini ifade eden Gürer, aksi halde ikramiyenin sembolik bir ödeme olmaktan öteye geçmeyeceğini belirtti. “SORUN SEYREDİLEREK ÇÖZÜLMEZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın döviz kurunu baskılamak için gösterdiği çabayı tarımsal girdi maliyetlerini düşürmek ve üreticiyi desteklemek için göstermediğini belirterek, “Yem, gübre, ilaç, tohum, mazot, su ve elektrik giderleri kontrol altına alınmadan gıda fiyatlarını düşürmek mümkün değildir. İktidar fahiş fiyatı engelleyen değil, seyreden konumdadır. Oysa destekler tohum toprağa düşmeden başlamalı, üretici korunmalıdır,” diye konuştu. Tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Gürer, “Üretici ayakta kalmazsa tüketici uygun fiyata gıdaya erişemez. Tarımda planlama, girdi desteği ve etkin piyasa denetimi sağlanmadıkça hem tarladaki eziyet hem mutfaktaki yangın büyümeye devam edecektir” dedi.

Veteriner Hekimlerin Hakları Kapsam Dışında Bırakıldı! Haber

Veteriner Hekimlerin Hakları Kapsam Dışında Bırakıldı!

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, TBMM komisyonlarından geçen 375 sayılı KHK değişikliklerinde veteriner hekimlerin kapsam dışında bırakılmasına ilişkin bir basın açıklaması yaptı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu konuyla ilgili yaptığı değerlendirmelerde şu ifadeleri kullandı; ''TBMM komisyonlarından geçen 375 sayılı KHK değişiklikleri, çeşitli kariyer unvanlı meslek gruplarına ek ödeme imkânları sağlayarak mali haklarını iyileştirmiştir. Bu kapsamda, KHK’ya ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerdeki birçok kariyer kadrosunun göstergeleri artırılmış; üst düzey bürokrasiye ek ödeme iyileştirmesi yapılmış; adliyede görevli kamu görevlilerinin ek ödemeleri yükseltilmiş; Hazine ve Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Strateji ve Bütçe Başkanlığı personeline önemli iyileştirmeler getirilmiş; düzenleyici ve denetleyici kurumlarda ise %200’e varan artışlar sağlanmıştır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, meslek grupları arasında bu iyileştirmelerde kapsam dışında tutulan veteriner hekimlerimiz adına kamuoyunu bilgilendirme gereği duyulmuştur. Kamu hizmetinin etkin ve verimli yürütülmesi, kamu güvenliği, kamu barışı, iş barışı ve iş güvenliğinin sağlanmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, tüm kamu çalışanlarının kapsayıcı ve sistemli bir şekilde değerlendirilerek ücret ve özlük haklarının iyileştirilmesi, kamu işleyişinin düzeni, verimliliği ve ülkemizin kalkınması açısından büyük önem taşır. Düzenlemelerin planlı, programlı ve eşitlik ilkesine uygun olarak hayata geçirilmesi, kamu kurumlarının etkin ve güvenli çalışması için elzemdir. Ne var ki veteriner hekimlerimiz bu düzenlemelerin dışında bırakılmıştır. Temel sağlık hizmetleri sınıfının önemli bir bileşeni olan veteriner hekimlerimiz, sahada yürüttükleri aktif görevler ile çevre sağlığı, hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve halk sağlığı konularında ciddi sorumluluklar üstlenmektedir. Sağlıklı bir toplum ve sağlıklı nesiller için hayvansal protein tüketiminin yeterli düzeyde sağlanması bilimsel bir gerekliliktir. Gıdanın güvenli ve sağlıklı bir biçimde tüketiciye ulaştırılması ise ancak temelde veteriner hekimlerimizin aktif rolü ile mümkün olmaktadır. TVHB olarak, kamu çalışanlarına ilişkin düzenlemelerin adil, kapsayıcı ve eşitlik ilkesine uygun olarak hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Bu bağlamda ilgili düzenlemelerin sistematik, planlı ve tüm meslek gruplarını kapsayacak biçimde uygulanması zorunludur.''

Kısraklarda Suni Tohumlama Eğitimi Gerçekleştirildi Haber

Kısraklarda Suni Tohumlama Eğitimi Gerçekleştirildi

Eskişehir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Eskişehir Bilecik Bölgesi Veteriner Hekimler Odası iş birliğinde düzenlenen “Kısraklarda Suni Tohumlama Eğitimi”, 24–28 Kasım 2025 tarihleri arasında başarıyla tamamlandı. Eğitim, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Tuna Olğaç tarafından gerçekleştirildi. Programın ilk üç gününde, Eskişehir Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde teorik eğitimler düzenlendi. Katılımcılara üreme biyolojisi, kısraklarda suni tohumlama teknikleri, androlojik muayene ve aygır-kısrak davranışlarının değerlendirilmesine ilişkin kapsamlı bilgiler sunuldu. Son iki gün ise Türkiye’de damızlık at yetiştiriciliği denince akla gelen merkezlerden biri olan Mahmudiye ilçesinde, at hekimliğinde uzmanlaşmış bir veteriner kliniğinde uygulamalı eğitimlerle tamamlandı. Bu süreçte katılımcılar, gerçek vakalar üzerinde çalışma fırsatı bularak teorik bilgilerini pekiştirdi. Eğitim sonunda yapılacak sınavda başarılı olan katılımcılar, Kısraklarda Suni Tohumlama Sertifikası almaya hak kazanacakları belirtildi. Türkiye genelinde yalnızca Eskişehir’de düzenlenen bu program, kentin damızlık at yetiştiriciliği potansiyelini, güçlü pansiyon ve hara altyapısını, idman pistlerinin varlığını ve at hekimliği alanındaki uzmanlaşmış klinik ve hastaneleri sayesinde ülkede önemli bir konuma sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Eskişehir’in bu güçlü altyapısı, şehirde bir hipodrom kurulmasının hem bölgesel kalkınma hem de atçılık sektörünün gelişimi açısından son derece yerinde bir adım olacağını da açıkça gösteriyor.

Hayvan Refahı ve Toplum Güvenliği Açısından Olumsuz Sonuçlar Doğurabilir Haber

Hayvan Refahı ve Toplum Güvenliği Açısından Olumsuz Sonuçlar Doğurabilir

Türk Veteriner Hekimler Birliği, İstanbul Valiliği tarafından yayınlanan sahipsiz hayvanlara yönelik kontrolsüz beslemeye sınırlama getiren düzenlemeye ilişkin bir açıklama yaptı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Türk Veteriner Hekimler Birliği olarak, İstanbul Valiliği tarafından yayımlanan ve sahipsiz hayvanlara yönelik kontrolsüz beslemeye sınırlama getiren düzenlemeye ilişkin görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşma gereği duyulmuştur. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile sahipsiz hayvanların korunması, bakımı ve beslenmesi ile ilgili yükümlülükler açıkça belirlenmiştir. Bu yükümlülükler hem hayvan haklarının korunmasını hem de toplum sağlığının güvence altına alınmasını amaçlamaktadır. Yayımlanan genelge, özellikle yoğun nüfuslu alanlar, kamu kurumları, ibadethaneler, park ve oyun alanlarında sahipsiz hayvanların kontrolsüz biçimde beslenmemesi yönünde sınırlamalar içermektedir. TVHB olarak, sahipsiz hayvanların beslenmesinin tamamen yasaklanmasının hayvan refahı ve toplum güvenliği açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurgulamak isteriz. Aç kalmış hayvanlar, stres düzeyinin artması, saldırgan davranış geliştirme ve hastalık risklerinin yükselmesi gibi sorunlarla karşı karşıya kalır. Bu durum aynı zamanda kamu sağlığını da tehdit edebilir. Bu nedenle, beslemenin tamamen yasaklanması yerine, planlı, hijyenik ve kontrollü besleme yöntemlerinin uygulanması daha doğru ve sürdürülebilir bir yaklaşım olacaktır. Sahipsiz köpeklerin beslenmesinin etkin ve güvenli şekilde yürütülmesi için belirlenmiş alanlarda, düzenli ve kontrollü besleme uygulamalarının hayata geçirilmesi önemlidir. Ayrıca, kısırlaştırma, sağlık kontrolleri, işaretleme ve rehabilitasyon süreçlerinin titizlikle yürütülmesi; belediyeler, yerel yönetimler, veteriner hekimler ve gönüllü kuruluşlar arasında koordinasyonun güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmaların kamuoyuna duyurulması, besleme noktaları ve saatleri ile hijyen koşullarının açıklanması, hem hayvanların yaşam haklarının korunmasını hem de toplumun ortak yaşam alanlarının güvenliğini sağlayacaktır. TVHB olarak, sahipsiz hayvanlarla ilgili tüm faaliyetlerin bilimsel, etik ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesini temel ilke olarak benimsemekteyiz. Tamamen yasaklayıcı uygulamalar yerine, düzenli ve kontrollü besleme modeli ile popülasyon yönetimi stratejilerinin uygulanması, hayvan sağlığı ve refahı, halk sağlığı ve çevre güvenliği açısından dengeli ve insani bir çözüm sunacaktır. Toplumumuzda hayvan refahı bilincinin artırılması ve ilgili tüm paydaşların sürece aktif katılımının sağlanması, bu çalışmaların başarısında etkili olacaktır. TVHB olarak, sahipsiz hayvanların yaşam haklarının korunmasını, halk sağlığının güvence altına alınmasını ve çevre temizliğinin sağlanmasını birlikte gözeten, bilimsel ve sürdürülebilir çözümleri desteklemekteyiz."

Veteriner Hekimi Olarak Oluşan Sinerjiye Katkı Sunacağız Haber

Veteriner Hekimi Olarak Oluşan Sinerjiye Katkı Sunacağız

Eskişehir-Bilecik Veteriner Hekimler Odası tarafından Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin Kasım ayı Meclis Toplantısında kabul edilen ilçelerde yer alan sahipsiz hayvanlarla ilgili kararla ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlendi. Eskişehir-Bilecik Veteriner Hekimler Odası Başkanı Erdinç Yuva şu ifadeleri kullandı; "Eskişehir Büyükşehir Belediyesi kasım ayı meclis toplantısında aldığı kararla, gerçekten hepimizin gönlünü sevindiren, hoş böyle planlar yapılıyor. Burada tabii bizi mutlu eden konu, sadece güçten düşmüş hayvanların tüm büyükşehir sınırları içerisinde belediyelerimizin senkronizasyonuyla hep beraberce bir koordinasyon alanı oluşturulması. Bu koordinasyon alanında Büyükşehir Belediyesi'nin bir koordinasyon merkezi bulunmakta. Bunun haricinde iki tane merkez belediyemiz var: Odunpazarı ve Tepebaşı belediyelerimiz. Odunpazarı ve Tepebaşı belediyelerimiz de kendi işlerinde, bu yapılacak protokolle, kendi işlerinde geriye kalan 12 ilçenin tüm sahipsiz, güçten düşmüş hayvanlarımızın, can dostlarımızın dijital kimliklendirme, kısırlaştırma, aşılama gibi yapılacak tüm faaliyetleri Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerimizde öncelikli olarak yürütecek. Bu nasıl olacak? Odunpazarı barınağına bağlı olacak ilçelerimiz: Çifteler, Mahmudiye, Seyitgazi, Günyüzü, Han, Sivrihisar. Bu bölgedeki sahipsiz hayvanlarımız Odunpazarı barınağına getirilecek. Tepebaşı barınağına gelecek ilçeler ise: Alpu, Beylikova, İnönü, Mihalgazi, Sarıcakaya ve Mihalıççık. Can dostları da bu koordinasyon sayesinde Tepebaşı'ndaki doğal yaşam alanına getirilecek. Bu alana getirildikten sonra bu can dostları, gerçekten burada kısırlaştırma ve aşılama işlemleri yapılıp, özellikle kimliklendirme işlemleri yapıldıktan sonra da, hepimizin bildiği üzere, Büyükşehir Belediyesi'nin Seyitgazi yolu üzerinde geçenlerde açılışını yaptığımız Doğal Yaşam Alanı'na buraya aktarılacak hayvanlarımız, can dostlarımız. Peki, bize neyi sağlayacak? Evet, öncelikli olarak tüm belediyelerimizin şehirimizde koordinasyon altında, birliktelikle çalışması gerçekten biz veteriner hekimleri ve özellikle odamızın tüm üyelerini mutlu etmekte ve tabii ki şehrimizin tüm vatandaşlarını mutlu edecek görüntüler bunlar bizler için. Çünkü burada şunu görmüş olacağız: Sokaklardaki o gördüğümüz can dostların sahipsiz tavırlarının, inşallah protokollerle, bunun gibi tüm hareketlerle, güzel hareketlerle bize layık olan hareketleri, yaşam alanlarını hep beraber sunmuş olacağız. Tabii bunlar bir başlangıç. Bu başlangıçların inşallah vesilesiyle tüm kurumların senkronizasyonuyla sokak hayvanları sorunu belki Türkiye'de bir merkez niteliği taşıyacak. Yapılan hareketlerle de gerçekten belki diğer illere de örnek hareketler olacak. Sağ olsunlar, tüm belediye başkanlarımızın ve tüm kurum amirlerimizin, başta tabii ki Sayın Valimizin gerçekten çok güzel talimatlarıyla ve bu senkronizasyon sağlanarak bizler de elimizden geldiği kadar veteriner hekimi olarak bu oluşan sinerjiye katkı sunmaya devam edeceğiz. Geçenlerde bir açıklama yapmıştık: Veteriner Hekim Odası olarak da önümüzdeki en kısa zamanda, tahminimce 1-2 haftaya, belediyemizin, Büyükşehir Belediyemizin alanlarında da gönüllülük esasıyla bu şehrin veteriner hekimleri bu can dostlarımıza gönüllülük esası çerçevesinde kısırlaştırma kampanyasına biz de dahil olarak elimizden geleni son derece güvenli ve mutlu bir şekilde yapmaya gayret göstereceğiz. Amacımız, bu şehrimizin gerçekten ihtiyacı olan hayvan sevgisini ve sokak hayvanlarının ihtiyacı olan bu vermemiz gereken mutluluğu ve sinerjiyi hep beraberce sağlamak bizleri mutlu edecek diyerek hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum. Odunpazarı ve Tepebaşı. Bu merkez ilçeye diğer 12 ilçenin sokak hayvanları getirilecektir. Niye getirilecektir? Bildiğiniz üzere kanunda nüfusu 25 binin altında bulunan ilçelerimizde barınak kurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Barınak kurma zorunluluğu bulunmadığı için de diğer ilçelerdeki hayvanların şu anda bir kısırlaştırma yapılacağı bir operasyon alanı bulunmamaktadır. O yüzden de biraz önce saydığım 6'şarlı gruplardaki ilçeler Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerine gelecektir. O ilçelerde gerekli faaliyetler kısırlaştırma, çipleme gibi yapıldıktan sonra da Büyükşehir Belediyemizin esas Doğal Yaşam Merkezi'ne taşınacaktır. Sadece Doğal Yaşam Merkezi bu hareketi yapacak ama bu hareket haricinde de Doğal Yaşam Merkezi'nde de kısırlaştırma yaptığımızı göreceksiniz. Yani 3 merkez aynı anda kısırlaştırma yapacak."

Antimikrobiyal Direnç İle Mücadelede Temel Önceliğimiz Olmalıdır Haber

Antimikrobiyal Direnç İle Mücadelede Temel Önceliğimiz Olmalıdır

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi tarafından 18–24 Kasım Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. TVHB Merkez Konseyi adına konuyla ilgili bir açıklama yapan Genel Sekreter Prof. Dr. Hüsamettin Ekici şu ifadelere yer verdi; ''Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de halk sağlığını, hayvan sağlığını, gıda güvenliğini ve ekonomiyi tehdit eden en büyük tehlikelerden biri olan Antimikrobiyal Direnç sorununa dikkat çekmek amacıyla, her yıl 18-24 Kasım tarihleri arası Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası olarak anılmaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; bu yılki küresel tema olan “Şimdi Harekete Geç: Bugünümüzü Koru, Geleceğimizi Güvenceye Al” çağrısı vesilesiyle acil ve koordineli eylemin önemini bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu tema, bugünün ve geleceğin risk faktörlerini omuzlayan tüm sorumluları göreve davet eden çok açık ve net bir çağrıdır. Antimikrobiyal direnç hem bugünün hem de yarının problemidir. Antimikrobiyal ilaçlara dirençli enfeksiyonlar artarken; farkındalık, finansman, tanı kapasitesi, izleme sistemleri ve sorumlu antibiyotik kullanımı hâlen yeterli düzeyde değildir. Bu durum hem toplum sağlığını hem de hayvan sağlığı ve sektörünün sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir. Antimikrobiyaller, insan ve hayvan sağlığının vazgeçilmezidir. Ancak bu kritik ilaçların yanlış ve gereksiz kullanımı, bakterilerde direnç gelişimini hızlandırmaktadır. Antimikrobiyal direnç sorunlarının önemli bir bölümü, hayvan sağlığında yanlış veya gerekmeksizin antibiyotik kullanımından kaynaklanmaktadır. Gıda üretim zincirindeki hatalı uygulamalar ise dirençli bakterilerin insanlara geçiş riskini artırmakta; özellikle atık yönetiminin yetersiz olduğu bölgelerde çevresel yayılım, direncin kontrolünü daha da zorlaştırmaktadır. Veteriner hekimler, hayvan hastalıklarını önleyici tedbirleri güçlendirerek—örneğin aşılama, biyogüvenlik uygulamaları ile iyi bakım ve barınma koşullarını sağlayarak—antibiyotik kullanım ihtiyacını en aza indirmektedir. Hastalık durumlarında tanıya dayalı, sorumlu ve akılcı antibiyotik kullanımını teşvik etmekte ve yasal mevzuatın doğru uygulanmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca hayvansal gıdalarda ilaç kalıntısı riskinin azaltılmasıyla sağlıklı ve güvenilir gıdaların tüketiciye ulaşmasında kritik bir rol üstlenilmektedir. Hayvan atıklarının çevresel etkilerinin doğru şekilde yönetilmesi ise dirençli mikroorganizmaların yayılmasını önleyerek antimikrobiyal dirençle mücadelenin önemli bir ayağını oluşturmaktadırlar. Bu doğrultuda; antibiyotiklerin yalnızca veteriner hekim reçetesi ile kullanılması, profilaktik ve gereksiz uygulamalara son verilmesi, hayvan refahını ve iyi yetiştiricilik uygulamalarını güçlendiren önleyici yaklaşımların desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Ulusal ve bölgesel sürveyans sistemlerinin güçlendirilmesi, veteriner ilaçlarına yönelik kayıt, denetim ve takip mekanizmalarının eksiksiz işletilmesi zaruridir. 2024 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Antimikrobiyal Direnç konulu Yüksek Düzey Toplantısı’nda ortaya konan siyasi iradenin artık ülke düzeyinde somut adımlara dönüşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda sektörler arası iş birliğinin artırılması, politika ve mevzuatların güçlendirilmesi, sürdürülebilir finansmanın sağlanması ve eğitim–farkındalık çalışmalarının genişletilmesi öncelikli adımlar arasında yer almalıdır. Antimikrobiyal direnç ile mücadele, insan, hayvan ve çevre sağlığı disiplinlerinin birlikte çalıştığı Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı ile mümkündür. Dirençli bakteriler uluslararası sınırlar arasında hızla yayılarak insan, hayvan ve çevre arasında sürekli bir geçiş döngüsü oluşturmaktadır. Veteriner Hekimler ve Tıp Hekimleri ile Çevre Bilimciler arasında veri paylaşımı ve ortak eylem planlarının hayata geçirilmesi zorunludur. Tarım ve hayvancılık politikalarında koruyucu hekimliğe ve biyogüvenlik önlemlerine yapılan yatırım artırılmalıdır. Ulusal Antimikrobiyal Direnç Eylem Planı'nın Tek Sağlık prensibine uygun, güçlü bir koordinasyon ve yeterli bütçeyle etkin bir şekilde uygulanması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması, Antimikrobiyal Direnç ile mücadelede temel önceliğimiz olmalıdır. Bu kapsamda, tüm paydaşların sorumluluk alması mecburidir. Klinikten çiftliğe, atılan her bilinçli adım antimikrobiyal dirençle mücadelenin gücünü artırır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; antimikrobiyallerin etkinliğini korumak, toplum sağlığını güvence altına almak ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir dünya bırakmak adına tüm paydaşları “şimdi harekete geçmeye” davet ediyoruz. Bugünümüzü korumak ve geleceğimizi güvence altına almak hepimizin ortak sorumluluğudur.''

Odunpazarı'ndan Sahipsiz Hayvanların Güvenli Toplanması İçin Eğitim Haber

Odunpazarı'ndan Sahipsiz Hayvanların Güvenli Toplanması İçin Eğitim

Odunpazarı Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü Sahipsiz Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplanması, taşınması ve bakımevlerine ulaştırılması süreçlerinde görev alan personelin mevzuata uygun, etik ve güvenli biçimde hareket etmesini sağlamak amacıyla önemli bir eğitim programına ev sahipliği yaptı. 5199 Sayılı Kanun ile 13.12.2024 tarihli Hayvanların Korunması Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenen “Hayvan Toplama Eğitimi”ne Eskişehir’deki çok sayıda belediyeden personel katıldı. Eğitim, sahipsiz hayvanlara yönelik işlemlerin doğru tekniklerle ve hayvan refahını gözeterek yürütülmesine odaklandı. Program kapsamında katılımcılara yakalama teknikleri, taşıma süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar, hayvan refahı ilkeleri ve gönüllü kuruluşlarla iş birliği mekanizmaları aktarıldı. Eğitim sonunda personellerin; hayvan refahını koruyarak toplama işlemini yapabilmeleri; yakalama, taşıma ve teslim süreçlerinde doğru yöntemleri uygulayabilmeleri; ilgili mevzuatı ve sorumluluklarını bilmeleri; vatandaş, gönüllü ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirebilmeleri hedeflendi. Eğitim programına teknik destek sağlamak amacıyla Eskişehir-Bilecik Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Erdinç Yuva, Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Daire Başkanı Nurben Fatma Koptekin, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü yetkili veteriner hekimleri, Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Seçil Günege ile Mahmudiye ve Günyüzü belediyelerinin veteriner hekimleri misafir olarak katıldı. Uzmanlar, sahada karşılaşılan durumlara ve doğru uygulamalara ilişkin deneyimlerini personelle paylaştı. Eğitime Büyükşehir, Odunpazarı, Mahmudiye, Han, Sarıcakaya, Çifteler, Beylikova, Alpu, Sivrihisar, Mihalıççık, Günyüzü, Mihalgazi ve Seyitgazi belediyeleri katılım sağladı. Program sonunda sahipsiz hayvanlara yönelik işlemlerin şeffaf, etik, bilimsel ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesinin önemi bir kez daha vurgulandı. Odunpazarı Belediyesi yetkilileri, kurumlar arası iş birliğinin güçlenmesiyle sahipsiz hayvanların korunması konusunda daha etkili ve sürdürülebilir çalışmalar yapılacağını belirtti.

Tek Sağlık Zincirinin En Güçlü Halkası Veteriner Hekimlerdir Haber

Tek Sağlık Zincirinin En Güçlü Halkası Veteriner Hekimlerdir

Eskişehir - Bilecik Veteriner Hekimler Odası Başkanı Erdinç Yuva, Dünya Tek Sağlık Günü dolayısıyla bir basın toplantısı düzenledi. Oda Başkanı Erdinç Yuva yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Bugün, Dünya Tek Sağlık Günü vesilesiyle, bir kez daha hatırlatmak isterim ki insan, hayvan ve çevre sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez. Birinin sağlığı bozulduğunda, diğer ikisi de mutlaka etkilenir. Tek Sağlık yaklaşımı sadece bir sağlık politikası değil, yaşamın sürdürülebilirliği için ortak bir sorumluluktur. Dünyada insanlarda görülen bulaşıcı hastalıkların yüzde yetmişinden fazlası hayvan kökenlidir. Kuduz, bruselloz, tüberküloz, kuş gribi ve COVID-19 gibi hastalıklar, bu gerçeğin en çarpıcı örnekleridir. İklim değişikliği, çevre kirliliği, kontrolsüz şehirleşme ve yoğun hayvancılık uygulamaları; bu hastalıkların ortaya çıkışını ve yayılımını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle Tek Sağlık anlayışı artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Veteriner hekimler, beşeri hekimler, diş hekimleri, eczacılar ve çevre sağlığı alanında çalışan tüm meslektaşlarımız bu bütüncül anlayışın birer parçasıdır. Ancak Tek Sağlığın başlangıç noktası veteriner hekimliktir. Çünkü hastalıklar çoğu zaman insanlara ulaşmadan önce hayvanlarda ortaya çıkar. Onları ilk tespit eden, tanı koyan, önleyen ve kontrol altına alan biz veteriner hekimleriz. Sahada hayvan sağlığını koruyarak, aslında insan sağlığının da ilk savunma hattını oluşturuyoruz. Gıda güvenliği, zoonoz hastalıkların önlenmesi, salgınların erken fark edilmesi ve halk sağlığının korunması; bunların tamamı veteriner hekimliğin görev alanındadır. Bu nedenle Tek Sağlık zincirinin en güçlü halkası, her gün sahada görev yapan veteriner hekimlerdir. Ülkemizde de bu konuda önemli adımlar atılmıştır. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri Kanunu ve Zoonotik Hastalıklar Eylem Planı, Tek Sağlık anlayışının artık kurumsal bir zeminde yer bulduğunun göstergesidir. Ancak bu anlayışın etkili biçimde uygulanabilmesi, veteriner hekimlerin diğer sağlık disiplinleriyle birlikte karar süreçlerinde aktif rol almasıyla mümkündür. Unutmayalım; hayvanları korumak, insanları korumaktır. Sağlıklı çevre, sağlıklı toplum demektir. Biz veteriner hekimler olarak, Tek Sağlık bilincinin güçlenmesi için görevimizin başındayız. İnsan, hayvan ve çevre sağlığı için; hekimler, diş hekimleri, eczacılar ve tüm sağlık çalışanlarıyla birlikte aynı hedef doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.