SON DAKİKA
Hava Durumu

#Vergi

Porsuk Haber Ajansı - Vergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vergi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Oda Başkanı Murat Arnik’ten Vali Yılmaz’a Ziyaret Haber

Oda Başkanı Murat Arnik’ten Vali Yılmaz’a Ziyaret

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ı makamında ziyaret etti. Çalışma toplantısı niteliğinde gerçekleşen görüşmede; kayıt dışı ekonomiyle mücadele, akşam saatlerinde yoğunlaşan ruhsatsız ve denetimsiz seyyar gıda satışlarının önlenmesi, halk sağlığının korunması, haksız rekabetin sona erdirilmesi ve denetim birimleri arasında güçlü bir koordinasyon mekanizması kurulması ele alındı. Şehir dışından gelen geçici ticari organizasyonlara alan tahsis edilmesi ve Eskişehir Yerel Esnaf Fuarı projesi de görüşmenin gündeminde yer aldı. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “5 BİN İŞLETMENİN VE 65 BİN SEKTÖR ÇALIŞANININ SESİNİ VALİMİZE İLETTİK” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, yaklaşık 5 bin yiyecek-içecek işletmesi ile sektörden geçimini sağlayan yaklaşık 65 bin çalışanın beklentilerini, sahadaki sorunları ve çözüm önerilerini Vali Dr. Erdinç Yılmaz’a ayrıntılarıyla aktardıklarını belirtti. Murat Arnik, “Ruhsatını alan, vergisini ödeyen, çalışanının sigorta primini yatıran, hijyen ve gıda güvenliği kurallarına uyan esnafımız; kayıt dışı ve denetimsiz faaliyetler karşısında yalnız bırakılamaz. Esnafımızın emeğini korumak; Eskişehir’in ekonomisini, istihdamını ve vatandaşımızın güvenilir gıdaya ulaşma hakkını korumaktır.” dedi. MURAT ARNİK: “SAYIN VALİMİZİN ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIMI ESNAF TEŞKİLATIMIZA GÜVEN VERDİ” Arnik, “Sayın Valimizin samimi, mütevazı, çözüm odaklı ve kurumlar arası iş birliğini esas alan yaklaşımı bizlere güven vermiştir. Ruhsatlı esnafımızın haklarının ve halk sağlığının korunması yönünde ortaya koyduğu güçlü irade son derece kıymetlidir.” ifadelerini kullandı. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “KAYIT DIŞILIK AKŞAM BAŞLIYORSA DEVLETİMİZİN DENETİMLERİDE AKŞAM YAPILMALIDIR” Kayıt dışılıkla mücadelenin tek bir kurumla sonuçlandırılamayacağını vurgulayan Murat Arnik; Valilik koordinasyonunda belediyelerin zabıta ve ruhsat birimleri, Eskişehir Defterdarlığına bağlı vergi dairesi birimleri, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve meslek odaları arasında hızlı ve kesintisiz bilgi akışı kurulması gerektiğini belirtti. Murat Arnik, “Denetimler yalnızca ruhsat veya vergi kaydıyla sınırlı kalmamalıdır. Ürün kaynağı, fiş ve fatura düzeni, gıda işletmesi kayıt ve onay belgeleri, çalışanların sosyal güvenlik kayıtları, etiket bilgileri, muhafaza şartları, soğuk zincir, izlenebilirlik ve hijyen koşulları birlikte incelenmelidir. Bir kurumun tespit ettiği aykırılık diğer kurumlardan habersiz kalmamalı; işlem sonuçlanıncaya kadar ortak takip sürdürülmelidir.” dedi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, “Emek, 71 Evler, Çamlıca, Gündoğdu, Vadişehir ve Çankaya mahalleleri başta olmak üzere, saat 17.00’den sonra yoğunlaşan ruhsatsız, seyyar, kayıp-kaçak ve denetimsiz satışların Sayın Valimizin öncülüğünde sona erdirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” dedi MURAT ARNİK: “YALNIZCA TUTANAK DEĞİL, CAYDIRICI VE ORTAK YAPTIRIM GEREKİYOR” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, idari cezaların faaliyeti önlemeye yetmediği durumlarda kurumların eş zamanlı ve sonuç odaklı hareket etmesi gerektiğini söyledi. Arnik, “Tespit edilen kayıt dışı faaliyetler, şartları oluştuğunda vergi idaresince resen mükellefiyet ve vergilendirme yönünden işleme alınmalıdır. İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz, izinsiz veya mevzuata aykırı gıda satışlarına karşı mevzuatın öngördüğü en etkili ve caydırıcı yaptırımları gecikmeksizin uygulamalıdır. Belediyelerimiz de ruhsat, işgal ve seyyar satış hükümleri bakımından süreci sonuna kadar takip etmelidir. Amaç yalnızca ceza yazmak değil, aynı faaliyetin başka bir noktada yeniden kurulmasını önlemektir. Valilik öncülüğünde kurulacak güçlü koordinasyonla bu sorunun kısa sürede sona erdirilebileceğine inanıyoruz.” dedi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, Mesai bitimini fırsata çeviren ve sosyal medya fenomenleri aracılığıyla reklam yaparak müşteri toplayan kayıt dışı yapıların görmezden gelinemeyeceğini kaydeden Murat Arnik, “Esnafımızın hakkını savunmak kadar vatandaşımızın sağlık hakkını korumak da vicdani ve kamusal sorumluluğumuzdur. Tağşiş ve hile içerdiği tespit edilen, insan sağlığını hiçe sayan satışların Ahilik kültürüyle ve esnaflıkla hiçbir ilgisi yoktur. Dürüst esnafımızın emeğine ve itibarına kimsenin gölge düşürmesine izin vermeyeceğiz.” diye konuştu. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “ESKİŞEHİR ESNAFINDAN DAHA AYRICALIKLI HİÇBİR TİCARİ ORGANİZASYON OLAMAZ” Şehir dışından gelen bazı organizasyonların “yöresel ürün festivali”, “lezzet festivali” veya “konser” adı altında geçici satış alanlarına dönüştürülmesine de değinen Murat Arnik, kültürel etkinliklere karşı olmadıklarını; yerel esnafı dışlayan, denetimden uzak ve haksız rekabet oluşturan ticari yapılara itiraz ettiklerini söyledi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, “Şehir dışından gelen bütün ticari organizasyonlar da yerel esnafımızdan istenen vergi, ruhsat, hijyen, gıda güvenliği, ürün kaynağı, alan kullanım izni ve tüketici hakları kurallarına eksiksiz biçimde tabi olmalıdır. Eskişehir esnafından daha ayrıcalıklı hiçbir ticari organizasyon olamaz.” dedi. MURAT ARNİK: “ESKİŞEHİR YEREL ESNAF FUARI ŞEHRİMİZİN ÜRETİM GÜCÜNÜ ÖNE ÇIKARACAKTIR” Murat Arnik, Eskişehir Yerel Esnaf Fuarı’nın Valilik öncülüğünde; Eskişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, meslek odaları, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumlarının iş birliğiyle düzenlenmesini önerdiklerini açıkladı. Arnik, “Eskişehir’in lokantacısı, kasabı, pastacısı, fırıncısı, üreticisi ve yöresel değerleri kendi şehrinde daha görünür hâle gelmelidir. Şehrimizin imkânları; burada istihdam sağlayan, vergi veren ve kazancını yine bu şehirde bırakan yerel esnafımızın gelişmesine katkı sunmalıdır.” dedi. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “TESPİT EDECEĞİZ, BİLDİRECEĞİZ VE SONUÇ ALINCAYA KADAR TAKİP EDECEĞİZ” Murat Arnik sözlerini şöyle tamamladı: “Esnafımızdan ve vatandaşlarımızdan gelen ihbarları, sahadaki tespitlerimizi ve çözüm önerilerimizi yetkili kurumlarımıza ulaştıracağız. Riskli bölgeleri kayıt altına alacak; tespit edecek, bildirecek ve sonuç alınıncaya kadar takip edeceğiz. Eskişehir Valimiz Sayın Dr. Erdinç Yılmaz’ın öncülüğünde, ilgili kurumlarımızın iş birliğiyle kayıt dışı ve denetimsiz faaliyetlere karşı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Esnaf ve sanatkârımızın yanında olduğunu açıkça ortaya koyan Sayın Valimize; nazik kabulleri, samimi ilgileri ve çözüm odaklı yaklaşımları dolayısıyla yönetim kurulumuz ve üyelerimiz adına teşekkür ediyorum.”

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor'' Haber

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor''

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında ekonomi politikalarına, özelleştirme kararlarına ve ekonomik verilere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Son yayımlanan kararname ile 13 otoyol ve 2 köprünün özelleştirme kapsamına alınmasına tepki gösteren Demir, kamu varlıklarının ve milli değerlerin korunması amacıyla Türkiye genelinde imza kampanyası başlattıklarını duyurdu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin daha önce otoyol ve köprü özelleştirmelerine ilişkin iddiaları yalanladığını hatırlatan Hasan Demir, gelinen noktada bu kamu varlıklarının 30 yıllığına devredilmesinin önünün açıldığını vurguladı.İl Başkanı Demir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Yaklaşık 6 ay önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin bir haberle ilgili müdahalesi olmuştu. O dönemde yurt dışı menşeli bir firmaya otoyollar, köprüler ve benzeri kamu varlıklarıyla ilgili bir fizibilite çalışması yaptırılmış ve bu çalışma siz basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna yansımıştı. Ancak ilgili birim, çalışmanın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde olmadığını belirterek söz konusu haberlerin önüne geçmeye çalışmıştı. Cuma gecesini cumartesiye bağlayan saatlerde ise gördük ki maalesef bu çalışmalar, karşımıza ciddi sıkıntılar çıkaracak şekilde somutlaşmaya başlamış durumda. Şuradaki tabloyu göstermek istiyorum. Son kararnameyle özelleştirme kapsamına alınan 13 otoyol, 2 köprü ve diğer kamu varlıklarımızın, Türk milletinin elinden 30 yıllığına alınmasının önü açılıyor. Bu varlıkların 30 yıl boyunca kamu hizmeti vermesi halinde sağlayacağı gelirin çok daha altında rakamlarla devredileceğini düşünüyoruz. Toplumun dişiyle tırnağıyla meydana getirdiği varlıklar maalesef tek tek pazarlanıyor, peşkeş çekiliyor. Biz bu tabloyu 2007'den bu yana Türk milleti olarak yaşıyoruz. Hatırlarsınız, kamu iktisadi teşekküllerinin peyderpey özelleştirilmeye başlandığı dönemde de itirazlarımızı toplumla paylaşmıştık. O zaman da şunu söylemiştik: Kamu iktisadi teşekkülleri, bu ülkenin kuruluşundan itibaren atalarımızın büyük fedakârlıklarla meydana getirdiği kuruluşlardır. Bunlar yalnızca kâr amacı taşıyan işletmeler değildir. Aynı zamanda piyasayı düzenleyen, piyasada ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı denge sağlayabilecek fabrikalar ve üretim tesisleridir. Maalesef bunları çok düşük rakamlarla elden çıkardık. Bugün bunun sonuçlarını enflasyon verileriyle açık bir şekilde yaşadığımızı düşünüyoruz. Bugün "Elde avuçta ne kaldı?" diye baktığımızda birkaç kuruluşumuz, topraklarımız, kamuya ait arsalarımız, arazilerimiz, otoyollarımız ve köprülerimiz kaldığını görüyoruz. Şimdi bunların da aynı tablo içerisinde karşımıza çıktığını görüyoruz. Ülke, Züğürt Ağa filminde olduğu gibi parça parça peşkeş çekiliyor arkadaşlar. Biz bu sürecin önüne geçmek ve Türk toplumuna ait olan her unsuru yeniden Türk toplumuna kazandırmak zorundayız. Geleceğimizi doğru şekillendirmek ve Türk toplumunun yaşam kalitesini yükseltmek istiyorsak bunu yapmakla mükellefiz. Şimdi sizinle bir tablo daha paylaşacağım. Bu tabloda an itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bulunuyor ancak mesele yalnızca Mehmet Şimşek meselesi değildir. Burada Mehmet Şimşek'in 2023 yılında yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelmesinden bugüne kadar yaşanan bazı ekonomik gelişmeler gösteriliyor. Döviz kurlarının, akaryakıt fiyatlarının ve asgari ücretin yaklaşık üç yıllık süreçte geldiği nokta bu tabloda yer alıyor. Tabloda da görüyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiğinde dolar 20 lira 96 kuruş seviyesindeymiş. Şu anda 48 lira 49 kuruş. Yani üç yıl içerisinde döviz kurunda yüzde 131'lik bir artışla karşı karşıyayız. Akaryakıt fiyatlarına baktığımızda motorinde yüzde 358, benzinde ise yüzde 262'lik bir artış olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde asgari ücretteki artış ise yüzde 230 seviyesinde. Peki bütün bunlar yaşanırken Türk toplumunun çalıştığından ve kazandığından ne kadar vergi çıktı? Bunu da aynı tabloda görüyoruz. Üç yıllık süre içerisinde Türk toplumunun cebinden 29,34 trilyon lira vergi toplandı. Yaklaşık 30 trilyon lira vatandaşın cebinden devletin hazinesine ve bütçesine aktarıldı. Buna karşılık yaşadığımız ekonomik değişim de biraz önce gösterdiğim tabloda açıkça görülüyor. Bugün esnaf kan ağlıyor. İşçi kan ağlıyor. Emekli kan ağlıyor. Herkes mevcut ekonomik durumdan muzdarip. Cezalar almış başını gidiyor. Üç yıldır Mehmet Şimşek yönetimindeki maliye politikaları kapsamında esnaf üzerinde ciddi bir baskı olduğunu düşünüyoruz. Kuruşun dahi kaçmaması anlayışıyla hesaplar bloke ediliyor ve esnafın çalışma imkânları sınırlandırılıyor. Zaman zaman birtakım kolaylıklar getiriliyor ve bunlar "af" olarak kamuoyuna sunuluyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada esnafımızın, çalışanımızın, emeklimizin ve hemen hemen bütün sektörlerde faaliyet gösteren vatandaşlarımızın büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığını görüyoruz. Biz ilk günden beri bunu söylüyoruz. 2001 ekonomik krizinin ardından, 2002 yılında yaşanan hükümet değişikliğinden bugüne geçen 24 yıllık süreçte mevcut iktidarın Türk toplumunu üretimden giderek uzaklaştırdığını düşünüyoruz. Türkiye'nin üretimden uzaklaştırılması, ülkemizi dışarıya daha bağımlı hale getiriyor. Toplumun yaşam kalitesi her geçen gün biraz daha aşağıya çekiliyor. İnsanlar artık zorunlu ihtiyaçları dışında harcama yapmamak için hayatlarını yeniden şekillendirmek zorunda kalıyor. Buradan bir kez daha hükümetimize ve devletimize sesleniyoruz: Bu toplumun yaşadığı ekonomik yaraları, insanları sosyal yardımlara bağımlı hale getirerek çözemezsiniz. Bugün ülkede 13 milyonun üzerinde insanın sosyal yardımlarla geçimini sağlamaya çalıştığını ifade ediyoruz. Ortaya çıkan tablo, giderek sosyal yardımlara bağımlı hale getirilen bir toplum yapısını beraberinde getiriyor. Biz Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri olarak bu sürecin karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşıyana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Eskişehir'de de yaklaşık iki ay önce yine özelleştirme kapsamında bazı sağlık kuruluşlarına ait araziler gündeme gelmişti. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından bu özelleştirme kararları iptal edildi. Amiyane tabirle vatandaşa önce eşeği kaybettirip ardından eşeği bulmanın sevincini yaşatıyorlar. Biz aynı sonucu biraz önce paylaştığım tabloda yer alan kamu varlıkları konusunda da görmek istiyoruz. Çünkü bu tabloda ülkenin geleceği açısından doğru bir sonuç görmüyoruz. Bizim açımızdan bu tablo, bu ülkenin ve milletin kazanımlarının birilerinin cebine aktarılması anlamına geliyor. Buna müsaade etmemek adına Zafer Partisi İl Başkanlığı olarak tüm Türk milletini sağduyuya ve harekete davet ediyoruz. Bu kapsamda Zafer Partisi olarak imza kampanyamızı başlattık. Kamu iktisadi teşekkülleri başta olmak üzere köprülerin, otoyolların ve kamuya ait bütün yapıların kamuda kalması amacıyla bir çalışma yürüteceğiz. Topladığımız imzaları başta valilerimize, ardından devletimizin ilgili makamlarına sunacağız. Türk toplumu hiçbir şart altında fakirliği ve yoksulluğu hak etmiyor. Ancak 24 yıldır yaşananların sonucunda, tabiri caizse, emdiğimiz süt burnumuzdan geliyor. Artık yeter. Toplumun da yaşananları gördüğünü düşünüyoruz. Önümüze konulacak ilk sandıkta bunun sonucunun açık bir şekilde görüleceğine inanıyoruz. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz. Kurulacak ilk millî hükümette Zafer Partisi, liyakat ve adalet anlayışıyla ülkenin yeniden tesis edilmesi için üzerine düşeni yapacak ve Cumhuriyetin yeniden Türk milletinin iradesiyle yönetilmesi için mücadele edecektir."

AK Parti İl Başkanı Albayrak: "Esnafı Sadece Vergi Alırken Hatırlamayın" Haber

AK Parti İl Başkanı Albayrak: "Esnafı Sadece Vergi Alırken Hatırlamayın"

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, saha programlarına ara vermeksizin devam ediyor. Küçük Sanayi Sitesi esnafını ziyaret eden Albayrak, vatandaşların taleplerini dinledi ve esnafla sohbet etti. Oldukça samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette, esnafın en büyük şikayetinin yıllardır çözülemeyen altyapı ve temizlik sorunları olduğu görüldü. Küçük Sanayi Sitesi'nin yıllardır yerel yönetimler tarafından kaderine terk edildiğini belirten Gürhan Albayrak, özellikle Odunpazarı Belediyesi'ne sert eleştirilerde bulundu. Albayrak yaptığı değerlendirmede, "Küçük Sanayi Sitesi esnafımızla bir araya gelerek taleplerini dinledik. Esnafımızın misafirperverliği ve güler yüzü bizleri her zamanki gibi ziyadesiyle mutlu etti. Ancak burada gördüğümüz manzara Eskişehir’imize ve bu emektar insanlara hiç yakışmıyor. Odunpazarı Belediyesi ve mevcut yerel yönetimler maalesef burada bırakın dişe dokunur bir hizmet üretmeyi, asli görevlerini bile yerine getirmekten uzaklar. Sokak aralarında çöplerin dahi günlerce toplanmadığına, sanayinin adeta kendi haline bırakıldığına üzülerek şahit oluyoruz. Esnafımız, sadece vergi verirken hatırlanacak insanlar değildir. Artık koltuk kavganızı bırakın şehre hizmet edin” dedi. AK Parti kadroları olarak her zaman sahada ve vatandaşın yanında olduklarının altını çizen Albayrak, "Bizler sadece seçimden seçime değil, her gün hemşehrilerimizle bir aradayız. Sanayi esnafımız bu hizmetsizliğe, bu ilgisizliğe ve beceriksizliğe asla mahkum edilemez. Şehrimizin üreten kesiminin bu denli yok sayılmasını kabul etmiyoruz. Gerekli hizmetlerin verilmesi ve bu mağduriyetin giderilmesi için konunun sonuna kadar takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı. Ziyaret, günün anısına çekilen fotoğraflar ve esnafın Başkan Albayrak’a gösterdiği yoğun teveccühle sona erdi. Başkan Albayrak’a ziyaretlerinde; İl Başkan Yardımcıları Erkan Koca, Muhsin Cihan ve AK Parti Tepebaşı Meclis Üyesi Mustafa Güleryüz de eşlik etti.

Başkan Ataç: "Bayram Sevinci, Geçim Sıkıntısının Gölgesinde" Haber

Başkan Ataç: "Bayram Sevinci, Geçim Sıkıntısının Gölgesinde"

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, esnaf ve vatandaşın en önemli gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu belirterek “Bayram sevinci, geçim sıkıntısının gölgesinde kalıyor” dedi. Başkan Ataç yaptığı semt pazarı ziyaretinin ardından şu ifadelere yer verdi; “Kurban Bayramı öncesinde hemşerilerimizle ve esnafımızla bir araya geldiğimizde gördüğümüz tablo, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıyı çok açık biçimde ortaya koyuyor. Pazar yerlerinde, çarşıda, sokakta vatandaşımızın da esnafımızın da aynı derdi paylaştığını görüyoruz: Geçim derdi. Bir yanda sofrasına uygun fiyatla ürün götürmeye çalışan vatandaşımız var; diğer yanda artan maliyetler, kira, elektrik, akaryakıt, vergi ve ürün giderleri altında ayakta kalmaya çalışan esnafımız var. Bayram öncesi olması gereken canlılık ve bereket ne yazık ki yerini hesap kitap kaygısına bırakmış durumda. Eskiden vatandaşımız bayram alışverişi için pazara, çarşıya umutla çıkardı. Bugün ise insanlar hangi üründen ne kadar kısabileceğini düşünüyor. Esnafımız da satış yapamamaktan, maliyetini karşılayamamaktan yakınıyor. Bu tablo yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda insanların hayatını ve bayram sevincini de etkileyen derin bir geçim krizidir. Gerçek gündem sokakta, sofrada “Biz halkın içinde olmaya, vatandaşımızın sesini duymaya devam edeceğiz. Çünkü gerçek gündem, masa başında değil; pazarda, çarşıda, sokakta, vatandaşın sofrasında görülür. İnsanlarımız artık “geçinemiyoruz” demenin de ötesine geçti; “açız” diyor. Bu sözü duymak ve gereğini yapmak, yöneten herkesin sorumluluğudur. Bugün her zamankinden daha fazla halkın yükünü hafifletecek politikalara ihtiyaç var. Biz Tepebaşı’nda imkânlarımız ölçüsünde vatandaşımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Esnafımızın da, emeklimizin de, işçimizin de, dar gelirli ailelerimizin de sesini duyurmaya devam edeceğiz. Dileğimiz, hiçbir yurttaşımızın bayram sofrasına kaygıyla oturmadığı, hiçbir esnafımızın kepengini umutsuzlukla açmadığı günlere hep birlikte ulaşmaktır. Bayramın ruhuna yakışan da budur: Dayanışmayı büyütmek, umudu diri tutmak ve halkın yanında durmak.”

ESMMMO Başkanı Karakoç: "Vergide Eşitlik ve Adalet İlkesine Aykırıdır" Haber

ESMMMO Başkanı Karakoç: "Vergide Eşitlik ve Adalet İlkesine Aykırıdır"

Eskişehir Serbest Muhasebeci, Mali Müşavirler Odası tarafından 81 ilde eş zamanlı olarak basın açıklaması ile 586 Sayılı Vergi Usül Kanunu Tebliği ile yapılan değişikliğe tepki gösterildi. Eskişehir Defterdarlığı önünde bir basın açıklaması yapan Eskişehir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Ersin Karakoç şu ifadeleri kullandı; “Vergi sistemimizin temel amaçlarından birisi, adil, şeffaf, izlenebilir, sürdürülebilir mali yapının tesis edilmesidir. Bu yapının güçlenmesi için basit usule tabi mükelleflerin gerçek usule geçirilmesinin gerekli olduğu meslek camiamız tarafından öteden beri ifade edilmiş ve bu yolda yapılan çalışmalar Birliğimizce desteklenmiştir. Gerçek usule geçiş, belge düzeni, defter tutma ve beyan sisteminin güçlenmesini sağlamakta; mali verilerin sağlıklı ve doğru üretilmesi, kamu gelirlerinin sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir. Bu gereklilik ve önem nedeniyle 8/9/2025 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve nüfusu otuz bini geçen ilçelerde anılan kararnamede belirtilen faaliyetleri yürüten mükelleflerin 01/01/2026 tarihinden itibaren basit usulden çıkarak gerçek usulde vergilendirilmeleri kararlaştırılmıştır. Ne yazık ki, 13 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan 586 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile anılan kararname kapsamında 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan mükelleflerin, işletme hesabı esasına göre vergilendirildikleri süre zarfında defterlerinin bağlı oldukları meslek odaları/birlikler tarafından tutulmasına ve beyannamelerinin bu Odalar tarafından da gönderilebilmesine izin verilerek atılan olumlu adımların daha da gerisine gidilmesine sebebiyet verilmiştir. Hiçbir hukuki ve teknik gerekçe ile açıklanmayacak ve kendi içerisinde onlarca belirsizlik içeren hukuka aykırı bu yetkilendirmenin nasıl bir amaca hizmet ettiğini anlamak maalesef mümkün değildir. Ülkemizde, mevcut krizden çıkış için “kayıtdışılıkla mücadele” ve “bütçe disiplini” ihtiyacı ortadayken ve bu kapsamda birçok mükellef ağır vergisel ödevlere katlanmak zorunda kalırken, kayıtdışılığı körükleyecek ve vergi sistemimizde gedikler açacak bu nevi uygulamaların kamuoyunda yeterince tartışılmadan ve istişare edilmeden yürürlüğe sokulması, bu mücadeleleri ve çabaları anlamsızlaştırmaktadır. Muhasebe, finansal raporlama ve beyanname birbirinden ayrılamayacak bütünlüktedir. Muhasebe yapmak, mali tabloları hazırlamak, gerçek ve doğru mali verileri sağlamak, denetlemek, raporlamak ve beyanname vermek, dünyanın her yerinde olduğu gibi Ülkemizde de mali müşavirlerin işidir. Mali müşavirlik bütün bu konularda güvence veren, sorumluluk alan ve hesap veren meslektir. Hiçbir teknik bilgisi olmayan ve oy kaygısıyla hareket edebilecek olan esnaf odalarına veya birliklerine muhasebe ve vergi konusunda yetki verilmesi, aslında kapsama yeni alınan bu mükelleflerin Mali İdare karşısında başıboş ve denetimsiz bırakılması dışında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bu meslek odalarında mali müşavir çalıştırma şartı getirilmesi olayın hukuksuzluğunu ve ciddiyetsizliğini örtmeye yetmemektedir. Bu mükellef grubuna ayrıcalık tanınması vergide eşitlik ve adalet ilkesine aykırıdır. Bu durum, kayıtdışılığın artmasına, vergiye gönüllü uyumun azalmasına, vergi gelirlerinin azalmasına ve ayrı bir disiplin olan muhasebe ve denetim mesleğinin tahrif edilmesine neden olmaktadır. Bu ise; eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinin yürütülmesi, emekliye zam yapılması, işçinin asgari ücretine Devlet desteği verilmesi gibi konularda bütçede yeterli kaynak bulunamamasının nedenleri arasına girecektir. 2026 Bütçesinin Mecliste tartışıldığı günlerde bu tebliğ tam bir garabet olmuştur. Bu sebeple, anılan düzenlemede hiçbir şekilde kamu yararı yoktur ve ülkesini seven her yurttaşın buna karşı durması gerekmektedir. Üyelerine şirin gözükmek için Türk Vergi Sisteminin yerle bir edilmesini talep edenlerin ve karar vericileri yeteri kadar bilgilendirmeyip bu çarpıklığa izin verenlerin şu sorulara cevap vermesi gerekmektedir. Esnaf odalarının yöneticileri, yanlış tutulan muhasebe kayıtlarından ve gerçeğe aykırı beyannamelerden tıpkı meslek mensuplarımız gibi tüm mal varlıkları ile sorumlu olacak mıdır? Mükelleflerin sahte belge düzenleme ve kullanma fiillerinde bu odaların yöneticilerine iştirak ve vergi suçu raporu yazılacak mıdır? Hiç değilse bu yöneticilerin bir disiplin sorumluluğu olacak mıdır? Gerçek usulde vergilendirilecek bu kadar mükellefin muhasebesi hangi teknik altyapı ve bilgi ile odalar tarafından tutulacaktır? Bu esnafların mevzuatta yer alan yükümlülüklere uyup uymadıkları kim tarafından kontrol edilecektir? Örneğin bir mükellefe vergi idaresinden izaha davet yazısı geldiğinde bu mükellefin müşavirliği Oda tarafından yapılacak mıdır? Doğru yönlendirmeler yapılmadığında esnafın uğrayacağı zararın sorumlusu kim olacaktır? Esnaftan muhasebe ücretini odalar toplayacağına ve bu durumda Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca iktisadi işletme oluştuğuna göre, kuruluş amaçlarına aykırı olarak devasa muhasebe ofislerine döndüreceğiniz bu meslek odalarından kurumlar vergisi beyannamesi istenecek midir? İşi ehline bırakmayı şiar edinmek gerekir iken, liyakati olmayan kişi ve kurumlara iş yaptırmaya kalkmak hangi bilim, felsefe ve inanış ile bağdaşmaktadır? Ve belki de en acı soruyu şöyle sormak gerekmektedir. “Kamu İdaremiz, ne zaman her türlü mali politikayı sahada uygulayan muhasebe camiasının hayrına ve lehine bir işe imza atacaktır?” Unutulmamalıdır ki muhasebe meslek mensupları tüm mükelleflerin yanı başındadır ve siyasi bir etki değerlendirmesi yapılacak ise bu camia en başta göz önünde bulundurulmalıdır. TÜRMOB, Odalar ve 135 bin kişilik meslek camiası olarak vergi sisteminde onarılmaz hasarlar açacak bu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmasını talep ediyoruz. Bu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmaması halinde her türlü hukuki mücadeleyi sürdüreceğimizi, akıl ve mantığın almadığı bu çarpık uygulamanın destekçisi olmaya tevessül edecek meslek mensupları hakkında da her türlü tedbiri alarak mesleki düzeni sağlayacağımızı buradan kamuoyuna ilan ediyoruz.”

Alkollü İçki ve Şans Oyunu Vergileri Uçtu Gitti Haber

Alkollü İçki ve Şans Oyunu Vergileri Uçtu Gitti

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021–2026 döneminde alkollü içki ve şans oyunlarından elde edilen vergi gelirlerinde yaşanan artışı değerlendirdi. Gürer, rakamların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal açıdan da iktidarın söylemleri ile uygulamaları arasındaki çelişkiyi gözler önüne serdiğini belirterek, “Kendisini muhafazakâr olarak tanımlayan bir iktidarın en büyük gelir artışını alkol ve kumardan sağlaması düşündürücüdür. Bütçeyi bu iki alana yaslamak, devletin kolay gelir arayışının açık göstergesidir” dedi. ALKOLLÜ İÇKİDEN ALINAN VERGİDE BEŞ YILDA %735’İ AŞAN ARTIŞ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Alkollü içkilerden alınan vergiler 2021 yılında 22,9 milyar TL iken, 2026 yılı için planlanan gelir 191,6 milyar TL’ye yükseliyor. Bu, tam 8,4 katlık (%735) bir artış anlamına geliyor” dedi. Yıllara göre dikkat çeken artışlar şöyle: 2022’de içki vergisi bir önceki yıla göre %92,1 arttı.2023’te artış %58,1 olarak gerçekleşti.2024’te tahmin farkı 36,3 milyar TL’ye ulaştı ve bu da %52,3’lük yeni bir sıçrama anlamına geldi.2025’in ilk 8 ayında artış 43 milyar TL seviyesine çıktı.2026’da beklenen 191,6 milyar TL, tarıma ayrılan tüm destek bütçesini geride bırakıyor. Gürer, “Alkollü içkide vergi artışı olağanüstü boyuta ulaşmış durumda. Fiyatlar katlandıkça kaçakçılık riski büyüyor, toplum sağlığı tehdit altına giriyor. Üstelik tüm bunlar muhafazakâr bir hükümet döneminde yaşanıyor” diyerek çelişkiye dikkat çekti. ŞANS OYUNLARINDAN ALINAN VERGİ: 5 YILDA %793’LÜK SIÇRAMA 2021’de 6,09 milyar TL olan şans oyunları vergi geliri, 2026’da 67,1 milyar TL’ye çıkıyor. Bu artış %793, yani 10 kattan fazla. Yıllara göre artışlar: 2022’de gelir %69,1 arttı.2023’te artış oranı %175,7 gibi tarihi bir seviyeye ulaştı.2024’te artış hızının düşmesine rağmen yıllık fark 8,28 milyar TL oldu.2025’in ilk 8 ayında fark 17,7 milyar TL'ye kadar yükseldi.2026 için öngörülen 67,1 milyar TL, 2024 yılı gençlik ve spor yatırımlarına ayrılan bütçeye yakın. Gürer, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Ekonomik sıkışmışlık arttıkça insanlar umut arayışıyla şans oyunlarına yöneliyor. İktidar ise bu dramatik tabloyu gelir kapısına çeviriyor. Toplumsal travmanın vergilendirilmesidir bu.” DOLAYLI VERGİLER CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, alkollü içki ve şans oyunlarının ortak yönünün dolaylı vergi olmaları olduğunu vurguladı. Gürer, “Bu vergiler gösteriyor ki iktidar kolay yoldan gelir elde etmeye yönelmiş durumda” dedi. “KOLAY VERGİ KAYNAKLARI”: AKP’NİN “MUHAFAZAKÂR” SÖYLEMİYLE ÇELİŞEN BİR POLİTİKA Gürer, AKP iktidarının yıllardır kendisini “muhafazakâr” bir hareket olarak tanımladığını hatırlatarak, uygulanan politika ile bu söylem arasında derin bir uyumsuzluk olduğunu belirtti: “Alkol ve kumarı toplumsal açıdan eleştiren bir iktidarın, en büyük vergi artışını bu iki kalemden elde etmesi büyük bir çelişkidir. Bütçe açıklarını kapatmak için en kolay görülen alanlara yönelmek, sosyal politikaların değil nakit ihtiyacının gözetildiğini gösteriyor.” 2026’DA TOPLAM 258,7 MİLYAR TL: BİRÇOK BAKANLIĞIN BÜTÇESİNİ GEÇİYOR Alkollü içki ve şans oyunları vergilerinin toplamının 2026’da 258,7 milyar TL’ye çıkması bekleniyor. Bu tutar: Ticaret Bakanlığı,Kültür ve Turizm Bakanlığı,Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,Dışişleri Bakanlığı,İçişleri Bakanlığı,Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi birçok bakanlığın yıllık bütçesinden daha yüksek. Gürer, “Devlet, üretimi ve istihdamı destekleyen yapısal politikalar yerine, kolay tahsil edilen vergilere yaslanmış durumda. Bu durum sürdürülebilir değildir” değerlendirmesinde bulundu. Gürer’in ortaya koyduğu tablo, Türkiye’de vergi sisteminin ağırlıklı olarak dolaylı vergilere dayanmasının yarattığı ekonomik ve sosyal sorunları gözler önüne seriyor. 2026’da alkol ve şans oyunlarından beklenen toplam gelir birçok bakanlık bütçesini aşarken, muhafazakâr kimlik iddiasındaki iktidarın bu iki alandan rekor gelir elde etmiştir.

Emekliler Aldıkları Maaşla Geçinemiyor! Haber

Emekliler Aldıkları Maaşla Geçinemiyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, İktidar dar gelirliyi mecliste görüşmeleri devam eden vergi kanun teklifindeki düzenlemelerle daha ezdiğini belirterek, “Fakirden, fukaradan, dar gelirliden nasıl vergi alırız diye kanun teklifleri meclise getiriliyor” dedi. Gürer, AKP iktidarının özelleştirmeler, satışlar ve yanlış politikalarla ülke ekonomisini çıkmaza sürüklediğini ifade ederek, yurttaşların gerçek sorunlarının Mecliste konuşulmadığını söyledi. “FAKİRDEN VERGİ ALMADA UZMANLAŞTINIZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuşmasına siyasi iktidarın vergi politikalarını eleştirerek, “Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının becerdiği, yaptığı en iyi işlerden biri yapılıyor: ‘Fakirden, fukaradan, dar gelirliden nasıl vergi alırız?’ diye bir torba kanun teklifi daha Meclise getiriliyor” diyen Gürer, gıdadan akaryakıta kadar her kalemde zamların yağmur gibi geldiğini söyledi. “Gıdaya zam, akaryakıta zam, vatandaşın kullandığı ürünlere zam… Yetmiyor, ardından dolaylı vergiler, ardı arkası kesilmiyor. Oysa vergide adalet beklenen ülkede adalet yerine ‘Daha çok vergi nasıl salarız, nasıl alırız?’ uygulaması gerçekleştiriliyor” sözleriyle siyasi iktidara yüklendi. “ÜLKENİN KAYNAKLARINI SATTINIZ, YİNE DE EKONOMİYİ DÜZELTEMEDİNİZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AKP iktidarının yıllardır yaptığı özelleştirmeleri hatırlatarak, “Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar olduğundan bu yana özelleştirmeyle kamu fabrikalarını sattı, limanları sattı, enerji şirketlerini sattı; yetmedi,hazine arazilerini sattı, yine yetmedi, vatandaşlığı sattı. Ülke ekonomisini düzlüğe çıkaramadı. Ülke ekonomisini düzlüğe çıkaramayınca da sürekli getirdiği kanun düzenlemeleri, vatandaşın cebinde kalan ne var, onu nasıl alırım üzerine uygulanıyor,” diye konuştu. “VATANDAŞ ARIYOR, SORUNLARINI ANLATIYOR AMA MECLİSTE TARTIŞAMIYORUZ” Ömer Fethi Gürer, Meclise gelen her torba yasada yurttaşların yaşadıkları mağduriyetleri kendilerine ilettiğini belirterek, “Staj, çırak mağdurları arıyor, taşeronda kalanlar arıyor, çiftçi borçlarının ertelenmesini isteyenler arıyor, Covid mağdurları arıyor, 5 bin kısım prime takılanlar arıyor, 4 Aralık mağdurları arıyor.” Ancak bu sorunların Mecliste konuşulamadığını vurgulayan Gürer, “Neyi konuşuyoruz? Bürokratların hazırladığı, birinci parti milletvekillerine verdiği, Plan ve Bütçe Komisyonuna gelip noktası dahi değişmeden Meclisten geçen kanunlarla işi sürdürüyoruz. Oysa Türkiye Büyük Millet Meclisinin asli görevlerinden biri halkın sorunlarına çözüm üretmek.” Dedi. “EMEKLİ GEÇİNEMİYOR” CHP’li Ömer Fethi Gürer, emeklilerin durumuna da dikkat çekti: “Emekliler aldıkları maaşla geçinemiyor, seyyanen zam yapılsın talebinde bulunuyor; onlara kulak tıkanıyor. Suriyelilerden ilaç katkı payı alınmıyor, ülkemiz emeklisinden alınıyor; bunlarla ilgili düzenleme yapılsın diyoruz, duymuyorsunuz.”diye konuştu. “HAYVANCILIK BİTME NOKTASINDA” Ekonominin her alanda sıkıntıda olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, özellikle tarım ve hayvancılıktaki çöküşe dikkat çekti: “Hangi kente gitseniz insanlar yolunuzu kesiyor, yaşadığı mağduriyeti anlatıyor. Ekonomik anlamda büyük sıkıntı var, hayvancılık bitme noktasına gelmiş. 2010 yılından bu yana 10 milyon hayvan ithal etmişsiniz. Hayvancılık sorunlar bitmemiş; Et ve Süt Kurumu yurt dışından getirdiği ürünleri Türkiye’de üretilenlerin üstünde fiyatla piyasaya verip ticaret yapar hâle gelmiş.”dedi. “KAMUCULUK ORTADAN KALKTI, DEVLETİN HALK İÇİN OLDUĞU UNUTULDU” Gürer, sorunların temel nedenlerinden birinin kamucu anlayıştan uzaklaşılması olduğunu belirterek, “Kamucu bir anlayışa dönün. Bu ülkenin içinde bulunduğu sorunların en büyük nedenlerinden biri kamucu anlayıştan uzaklaşmak, devletin halk için olduğunu unutmak. Yalnızca belli bir kesim mutlu olsun diye çıkarılan bütün kanunlar azınlıklar için çıkarılmaz ki; azınlık mutlu olacak, çoğunluk eziyet çekecek. Böyle bir anlayıştan arınmak gerekiyor,” diye konuştu. “BİZİM KANUN TEKLİFLERİMİZ NEDEN GÜNDEME GELMEZ?” Ömer Fethi Gürer, CHP’nin sunduğu kanun tekliflerinin Meclis gündemine alınmamasını da eleştirerek, “Çiftçilerin borçları üç yıl ertelensin diyoruz. 10 milyon meyvede kayıp var, 2 yılda 8 milyon tahılda kayıp var bu yıl. Bu insanlar borcunu ödeyemiyor, haciz memurları kapıya dayanmış; ineğine, keçisine, traktörüne, arazisine el koyuyorsunuz. Gelin bunları öteleyelim.” “TARSİM’in yeniden yapılandırılması için kanun teklifi verdik. Borç ötelenmesi için kanun teklifi verdik. İcraları durdurun diye kanun teklifi verdik. Taşeronda olanları kadroya alın diye kanun teklifi verdik. Staj ve çırak mağdurları sigorta kartı aldığı gün sigortaları, yaşlılık sigortaları başlasın diye kanun teklifi verdik. Ya bunlardan hiçbiri bu Meclise gelmez mi?”dedi. “TORBA YASA VATANDAŞA FAYDA DEĞİL YÜK GETİRİYOR” Ömer Fethi Gürer, torba yasanın yine yurttaşın sırtına yük bindirdiğini söyleyerek bürokratik egemenliğe dikkat çekerek, “Torba yasa… İçine ne bulursanız atıyorsunuz ama vatandaşa hayrı bir şey yok. Bürokratların hazırladığı, milletvekillerinin imzasıyla gelen ve esas milletvekili kanun teklifi hazırlayacak anlayışından uzaklaşan bir düzenlemeyi burada yine konuşuyoruz,” dedi. “KONUT KREDİSİ FAİZ İNDİRİMİ DE GERİ ALINIYOR” Gürer, teklifin 2’nci maddesindeki düzenlemeyi de şöyle açıkladı: “2’nci madde diyor ki: ‘Hâlen konut kredisi alınan konutların mesken olarak kiraya verilmesi durumunda bu kredilere ilişkin ödenen faizler gider olarak dikkate alınabilmektedir.’ Yapılan değişiklikle kiraya verilen konutlar için yapılan ve bunlara sarf olunan borçların faizleri artık gider olarak indirilmeyecektir.” Dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.