SON DAKİKA
Hava Durumu

#Utku Çakırözer

Porsuk Haber Ajansı - Utku Çakırözer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Utku Çakırözer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRASAŞ’da Lojman Krizi! Haber

TÜRASAŞ’da Lojman Krizi!

Türkiye’nin en köklü raylı sistemler şirketlerinden TÜLOMSAŞ’ı kapatıp, Ankara’da kurulan Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi AŞ. TÜRASAŞ’a bağlı bölgesel bir fabrika konumuna indirgeyen iktidar şimdi de çalışanların lojmanlarına göz dikti. Kurumda yıllardır çalışan personele ‘lojmanları boşaltın’ yazısı gönderilirken, hazırlanan yeni yönerge ile lojmanların kuruma vekaleten atanan iktidar yanlısı yöneticilere verileceği ileri sürüldü. TÜRASAŞ’ın yeni yayınlanan lojman yönetmeliğine yönelik iddiaları TBMM gündemine taşıyan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Türkiye’nin raylı sistemler alanında en köklü kurumu TÜLOMSAŞ’ımızı yok eden, kendi kadrolarına yer açmak için TÜRASAŞ’ı kuran AKP iktidarı şimdi de çalışanların lojmanlarına çöküyor. Hukuka aykırı bir yönergeyle o kuruma emeğini vermiş personeli lojmanından çıkarıyorlar. Bu yapılan devlet geleneğine de barınma hakkına da sığmaz! Bu hukuksuz yönerge derhal iptal edilmelidir” dedi. “ÜST HUKUK NORMLARINA AYKIRI” Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. (TÜRASAŞ) bünyesinde yayımlanan Kamu Konutları Yönergesi, kurumda infiale yol açtı. 23 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde görev tahsisli konutlarda oturan şefler ve idari personel ‘kadro dışı’ bırakılarak lojmanları boşaltmaya zorlanıyor. Kurumun yönergesiyle çok sayıda asil personelin görev tahsisli konut hakkı elinden alınmaya çalışılırken, bu boşaltılan lojmanların kimlere verileceği tartışmalara neden oldu. Kurum çalışanları, lojmanlardan çıkarılan asil personelin yerine, belirli görevleri ‘vekaleten’ yürüten ve yönetime yakın olduğu iddia edilen kişilerin yerleştirileceğini ileri sürdü. 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ve ilgili Yönetmeliğin 8. Maddesine göre konutlar ancak ‘kadro ve görev unvanlarına’ tahsis edilebiliyor. TÜRASAŞ yönetimi ise yayınladığı yönerge ile ‘birim bazlı’ yeni listeler oluşturarak, vekaleten yöneticilik görevi yapan isimlere lojman tahsisi yapmayı planlıyor. Lojmanların bu yönerge ile ‘vekil’ isimlerle doldurulmasının, üst hukuk normu olan Kamu Konutları Yönetmeliği ve Kamu Konutları Kanun’una aykırılık teşkil ettiği, Sayıştay ve Danıştay kararlarıyla çeliştiği belirtiliyor. “YA ŞİMDİ ÇIK YA DA İKİ AY SONRA ÇIKARACAĞIZ” TÜRASAŞ yönetimi Eskişehir’deki 146 lojmanda kalan personele 30 Nisan 2026 tarihine kadar lojmanlarını boşaltma ya da yeniden başvuru yaparak yeni yönergeye göre sıraya girme şartı getirdi. Lojmanda kalan ve yeniden sıraya girmeye zorlanan personel, konut tahsisi yapılmazsa 2 ay içinde lojmanını boşaltmak zorunda kalacak. ANKARA’DAKİ GENEL MÜDÜRE ESKİŞEHİR’DE 2 LOJMAN Yayınlanan Yönergenin ek cetvelinde TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü yerleşkesinde 146 adet lojman bulunduğu; bu lojmanların 126 adeti görev tahsisli, 10 adeti ise sıra tahsisli olacak şekilde dağıtımı yapılması dikkat çekti. Ankara’daki TÜRASAŞ Genel Müdürlüğü için Eskişehir’de 2 lojman tahsis edilmesi de soru işaretlerine neden oldu. Yine yönergede, ihtiyaç halinde ilgili makamlarından izin alınarak lojman kiralanması için de düzenleme yapılması dikkat çekti. “MECLİS’TE SORU ÖNERGESİ VERDİ” CHP Milletvekili Utku Çakırözer, TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü’ndeki lojman krizine ilişkin TBMM’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi. Çakırözer, “Eskişehir bu ülkenin demiryolu hafızasıdır. Bu şehir sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda yılların birikimini taşıyan emekçilerin evidir. Önce Türkiye’nin en köklü sanayi kuruluşlarından TÜLOMSAŞ’ımızı yok ettiler, bölgesel bir fabrika konumuna indirgediler. Şimdi de hukuka aykırı bir yönergeyle o kuruma emeğini vermiş personeli lojmanından çıkarıyorlar. Üstelik bunu yaparken açık mevzuat hükümlerini yok sayıyor. Kamu konutları açıkça ‘unvana göre tahsis edilir’ derken, o kurumun yükünü çeken insanların yerlerine hangi kriterlere göre kimlerin yerleştirileceği belirsizdir. Bu hukuksuz düzenleme derhal geri çekilmelidir. Mevzuata aykırı yapılması planlanan tüm lojman tahsisleri derhal iptal edilmelidir. Ve mağdur edilen personelin hakları iade edilmelidir” çağrısı yaptı. “ÇIKARDIKLARINIZIN KAÇINA YENİDEN LOJMAN VERDİNİZ” Çakırözer, önergesinde şu sorulara yanıt istedi: “TÜRASAŞ’ın iller itibariyle kaç lojmanı vardır? Yeni yönerge sonrası kaç çalışan lojmanından çıkarıldı? Görev tahsisli konut hakkını kaybederek sıra tahsisli sisteme yönlendirilen personel sayısı kaçtır? Bu personelden kaçına konutlarını boşaltmaları yönünde tebligat yapıldı? Kaçı lojmanını boşaltmak zorunda kaldı? Kaçına yeniden lojman tahsisi yapıldı? Yeni yönerge sonrasında vekaleten görev yapan kaç personele lojman tahsis yapıldı? TÜRASAŞ tarafından yayımlanan Kamu Konutları Yönergesi hazırlanırken Kamu Konutları Kanunu ve Yönetmeliği hükümleri hangi ölçüde dikkate alınmıştır? TÜRASAŞ’ta vekaleten yöneticilik yapan kaç çalışan vardır? Bu kişilerin vekil statüleri kaç yıldır sürmekte ve daha ne kadar sürecekdir? Görev tahsisli konutların, mevzuatta öngörüldüğü üzere kadro ve unvan esasına göre değil de birim ve şeflik bazında belirlenmesinin hukuki dayanağı nedir? Bu uygulama Sayıştay ve Danıştay kararlarıyla çelişki yaratmıyor mu? Görev tahsisli konutların yeniden dağıtımında bu konutlar hangi unvan ve pozisyonlarda görev yapan personele tahsis edilecektir? Bu süreçte hak kayıpları yaşanmamasına ilişkin Bakanlığınızca hangi önlemler alınmaktadır? Mevzuata aykırı tahsislerin tespiti halinde bu işlemlerin iptal edilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde bir çalışma yapılacak mıdır?”

CHP’li Çakırözer: "Bu Kayyum Düzeni Sürdükçe Yabancı Gelmez, Yerli Kaçar!" Haber

CHP’li Çakırözer: "Bu Kayyum Düzeni Sürdükçe Yabancı Gelmez, Yerli Kaçar!"

AKP’nin yurtdışından yatırımcı çekme gerekçesiyle Meclis’e getirdiği vergi indirim ve affı içeren pakete CHP’den tepki geldi. Türkiye’de belediyelerin, şirketlerin kayyum düzeni altında olduğuna dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Ekonomiyi mahveden, milleti açlığa mahkum eden AKP iktidarı ‘Teşvikler vereceğiz, Türkiye'yi cazibe merkezi yapacağız, yabancı yatırımcı çekeceğiz’ diyor. Siyasette ve ekonomide bu kayyım düzeni sürdükçe yatırımcı gelmez. Siz olsanız, mal varlığınıza değil mahkeme kararı, gerekçe dahi gösterilmeden el konacağını bile bile bu ülkeye gelir misiniz?” diye sordu. “Bugün, Türk ekonomisinin en temel sorunu güven krizi!” diyen Çakırözer, “Resmiyette Anayasa'mızda mülkiyet hakkı korunur ama Türkiye'de tam zıddı yaşanıyor. Tam 1.034 şirkette kayyım var. TMSF Türkiye'nin en büyük medya patronu. Türkiye, Mülkiyet Hakları Endeksi'nde 126 ülke arasında 93'üncü sırada! Böyle bir tabloda hangi yatırımcı gelir” dedi. “KAYYUM DÜZENİ SÜRDÜKÇE YATIRIMCI GELMEZ” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer TBMM’de yaptığı konuşmada Türkiye’de siyasette ve ekonomide var olan kayyum düzenine dikkat çekerek, AKP’nin yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmek için Meclis’e getirdiği kanun teklifini eleştirdi. Türk ekonomisinin en temel sorunlardan birinin güven krizi olduğunu söyleyen Çakırözer, “Millet iradesinin ortaya konulduğu belediyelerimizde, müteşebbislerimizin birikimleriyle ortaya çıkan şirketlerimizde bu kayyım düzeni Türkiye'nin ayıbına, bir büyük hukuksuzluğa dönüşmüş durumdadır. Ekonomiyi mahveden, milleti açlığa mahkum eden AKP iktidarı ne diyor? ‘Teşvikler vereceğiz, Türkiye'yi cazibe merkezi yapacağız, yabancı yatırımcı çekeceğiz’ diyorlar. Gelmez! Siyasette ve ekonomide bu kayyım düzeni sürdükçe gelmez. Siz olsanız, mal varlığınıza değil mahkeme kararı, gerekçe dahi gösterilmeden el konacağını bile bile gelir misiniz?” diye sordu. “1034 ŞİRKET KAYYIMDA” “Resmiyette Anayasa'mızda mülkiyet hakkı korunur ama Türkiye'de tam zıddı yaşanıyor” diyen Çakırözer, Türkiye’de kayyum atanan şirket sayılarını açıklayarak şunları söyledi: “Şirketler kişisel ya da siyasi gerekçelerle hedef yapılıyor, yargı süreci tamamlanmadan ekonomik yaptırım uygulanıyor, el konuyor. Akla gelen her işlem yapılıyor ve tüm bunlar istisna değil, yerleşik uygulama hâline gelmiş durumda. Bin 34 şirkette kayyım, 87 şirkete denetim kayyımı, 66 şirkette kısmi kayyım, 127 kişide şahsi mal varlığı kayyımı var. 40-50 milyar liralık bir ciro büyüklüğünden bahsediyoruz. “ “34 TELEVİZYON KANALI TMSF’DE, TELE 1’E ÇÖKTÜNÜZ” “TMSF Türkiye'nin en büyük medya patronu! 34 kanal, 38 radyo, 73 gazete, dergi, 6 haber ajansı kayyımda. Kim yönetiyor, nasıl yönetiliyor belli değil. İşte, Tele1 örneği. Neymiş? Casusluk soruşturmasıymış. Ne meslektaşımız Merdan Yanardağ'a ne dostumuz Necati Özkan'a ne de bu milletin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na casusluk suçlaması yapışmadı, yapışmaz ama el çabukluğuyla ortada mahkeme kararı dahi yokken milyonların izlediği bu kanala resmen çöktünüz. Şimdi de yok pahasına kim bilir hangi yandaşa satıyorsunuz? Resmen yağmalıyorsunuz kanalı.” “KAYYIM ATADIKLARINIZA KANUNLA ZIRH SAĞLADINIZ!” “İşin diğer yanı, bu şirketlere kayyım atadıklarınıza zırh sağladınız! Hiçbir şekilde yargılanamıyorlar, şirketleri doğru mu yönetiyor, kime satıyor, zarar mı ettiriyor asla sorgulanamıyor. Son torba yasayla 2030'a kadar kayyım yetkisi uzatıldı. Mahkeme kararına gerek yok, kuvvetli şüphe olması yetiyor. Sadece özel müteşebbise değil, halka hizmet veren belediyelerimizin iştiraklerine dahi göz diktiniz. Bu yüzden de Türkiye, Mülkiyet Hakları Endeksi'nde 126 ülke arasında 93'üncü sırada; Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 142 ülke arasında 117'nci sırada.” “MÜLKİYET HAKKI YOKSA YATIRIM, BÜYÜME OLMAZ” Çakırözer, Adalet Bakanı’nın "Yabancıya güven vermemiz lazım" açıklamalarını da eleştirerek, “Günaydın! Biz bunu yıllardır söylüyoruz. Sadece yabancıya değil, kendi milletimize de güven vermeliyiz. Siz ise bunları söyleyenleri yaka paça içeri alanlarsınız. İşte, TÜSİAD Başkanını sırf bunu söyledi diye gözaltına aldıran, yurt dışı çıkış yasağı koyduran başsavcı siz değil miydiniz? Mülkiyet hakkı yoksa, hukuk güvencesi yoksa yatırım da, büyüme de, refah da olamaz” dedi. “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI” “Türkiye'nin ihtiyacı, dolarına dolar katacak sıcak paraya teşvik çıkarmak değildir” diyen Çakırözer, “Ülkenin ihtiyacı, hukuk güvenliği, bağımsız, tarafsız yargı ve tam demokrasidir, tek adam yönetimine son vermektir. Bunu da siz yapamazsınız. Adalet, demokrasi ve hürriyet ilkeleri etrafında milletimizle kenetlenen Cumhuriyet Halk Partimiz yapabilir ve yapacaktır” diye konuştu.

CHP’li Çakırözer: "Halkın İktidarını Kurmak İçin Hücuma Geçiyoruz" Haber

CHP’li Çakırözer: "Halkın İktidarını Kurmak İçin Hücuma Geçiyoruz"

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ‘Halktın iktidarını kuruyoruz!’ sloganıyla 81 ilde başlattığı saha çalışmaları kapsamında dün Eskişehir’de de bir dizi ziyaretler gerçekleştirildi. İl Başkanlığında yapılan koordinasyon toplantısının ardından İl Başkanı, Milletvekilleri, ilçe örgütleri sahada vatandaşları dinledi. Tepebaşı ilçesinde vatandaşlarla buluşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in çağrısıyla 81 ilde, 973 ilçede sokaklarda, meydanlarda, pazarlardayız. Eskişehirimizde de örgütümüzle birlikte çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmayacağız. İktidarı değiştirmek, halkın iktidarını kurmak ve güzel ülkemize adaleti, özgürlükleri geçirmek için hücuma geçiyoruz” dedi. “İKTİDARA HAZIRIZ” MESAJI CHP lideri Özgür Özel’in “Savunma bitti, hücuma geçiyoruz” mesajıyla duyurduğu partisinin yeni yol haritası kapsamında Cumhuriyet Halk Partisi örgütü dün 81 ilde sokağa indi. İl, ilçe örgütleri, milletvekilleri öncülüğünde çarşıda, pazarda, meydanlarda parti programını ve halkın yaşadığı sorunlar karşısında çözüm önerilerini anlatan CHP heyeti ‘iktidara hazırız’ mesajını verdi. CHP Eskişehir İl Başkanlığında İl Başkanı Talat Yalaz başkanlığında bir araya gelen milletvekilleri, merkez ve taşra ilçe başkanları ile yönetimleri gerçekleştirdiği toplantının ardından sahaya indi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ve beraberindeki heyet Tepebaşı ilçesinde vatandaşlarla bir araya gelirken, Şirintepe Mahallesi’nde kurulan semt pazarında alışverişe çıkan yurttaşlar ve pazarcı esnafını dinledi. “HALKIN İRADESİNİ KURMAK İÇİN HÜCUMA GEÇİYORUZ” CHP’li Çakırözer, partisinin saha ziyaretlerine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde şunları söyledi: “Cumhuriyet Halk Partisi olarak başkanlarımız, milletvekillerimiz, tüm örgütümüzle 81 ilde, 973 ilçede sokaklarda, meydanlarda, pazarlarda vatandaşımızın yanındayız. 86 milyon için hayat pahalılığı artık dayanılmaz noktaya gelmiş durumda. Vatandaş her geçen gün küçülen bütçesiyle yaşam mücadelesi veriyor. Emekli, emekçi pazarda filesini dolduramıyor. Kiralar cep yakıyor. Tüm bu karamsarlıklara katlanmak zorunda değilsiniz diyoruz! Biz varız, Cumhuriyet Halk Partisi var diyoruz. Bu kara düzenin değiştiği emeğin karşılığını aldığı, emeklinin, emekçinin, çiftçinin nefes aldığı bir Türkiye’nin mümkün olduğunu anlatıyoruz. Anlatacağız! Çok iyi biliyoruz ki bu karanlık tabloyu değiştirip ülkeyi yeniden ayağa kaldıracak olan irade halkın iradesidir! Bunun için meydanlardayız! Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi halkın iradesini kurmak için hücuma geçiyoruz! Çarşıda, pazarda, sokakta vatandaşımızla omuz omuzayız!” “VATANDAŞ ARTIK 25 LİRALIK ZEYTİN İSTİYOR” Çakırözer ve beraberindeki heyetin Şirintepe pazarında dinlediği esnaf da artan hayat pahalılığı karşısında vatandaşın alım gücünün nasıl düştüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Esnaf vatandaşın atık taneyle alışveriş yaptığını söylerken, “Artık alım gücü düştü. Vatandaş önceden kilo ile zeytin alıyordu. Şimdi gram değil, taneyle alıyor. Bugün zeytinin kilosu 350 lira benden 25 liralık zeytin istiyor. O da 5 – 6 zeytin yapıyor. Ne yapacak? Ya çocuğunun beslenmesine koyacak ya da nefsini köreltecek” dedi. “ÇOK KONUŞANI İÇERİ ATIYORLAR” Dul yetim maaşı ile geçinmeye çalıştığını söyleyen bir vatandaş ise, “16 bin lira maaşla geçinmeye çalışıyorum. Çocuklarım olmasa halim perişan. Çok zor dönemdeyiz. Artık konuşamıyoruz da! Çok konuşursan da içeri tıkıyorlar. Halimiz perişan” dedi.

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif Haber

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif

Türkiye’de gazeteciler bir 3 Mayıs’a daha tutuklama, gözaltı, baskı, sansür ve soruşturmalar altında giriyor. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer alan Türkiye 2026 yılında 163’üncü sıraya geriledi. CHP’li Utku Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı Nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu da Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan kara tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre gazeteciler Nisan ayında 75 kez hakim karşısına çıktı. Gazetecileri susturmak için son üç yıldır olduğu gibi yine ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması kullanılırken, CHP sansür aracına dönüşen bu maddenin kaldırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. Şimdi bu ay da yeni isimler aynı maddeden yargılandı. Basın özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri haline gelen bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. YASA SANSÜR KILICINA DÖNÜŞTÜ Çakırözer’in raporuna göre Nisan ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler haber ve paylaşımları nedeniyle 75 kez hakim önüne çıkmak zorunda kaldı. Soruşturma ve yargılamalarda AKP tarafından üç yıl önce dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) maddesi baş rolde yer aldı. Şanlıurfa Kulis TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yetim bu suçlamayla ev baskınıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. 2024 yılında Halk TV programlarındaki ifadeleri nedeniyle aynı madde gerekçe gösterilerek Timur Soykan 10 ay, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel 1 yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Tolga Şardan, ‘MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?’ başlıklı yazısı sebebiyle yargılandığı davadan 5 ay hapis cezası aldı. Gazeteci Zafer Arapkirli, yine aynı suçlama ile yargılandığı davalarda sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. AYNI HABERE HEM BERAAT HEM TAZMİNAT Gazeteci Hazal Ocak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi nedeniyle açılan cezai yargılamada beraat etmesine rağmen, 10 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum edildi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin eski başkanı gazeteci Hakkı Boltan’a başkanlık döneminde yaptığı açıklamalar nedeniyle 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verildi. AYM’nin ihlal kararının ardından yeniden görülen davada gazeteci Neşe İdil hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, gazeteci Mehmet Üçar’a yine yazıları gerekçe gösterilerek 1 yıl 6 ay 11 gün hapis cezası verildi. ÖDÜLLÜ HABERE İKİNCİ SORUŞTURMA 42 gündür tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında, bir X mesajını yeniden paylaştığı gerekçesiyle bir dava daha açıldı. T24 muhabiri Can Öztürk hakkında ödüller kazanan istismar skandalı haberi nedeniyle ikinci bir soruşturma açıldı. Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış’a haberi nedeniyle üç ayrı suçlamayla dava açıldı. Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat hakkında sosyal medyada eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik ifadesi nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci Mehmet Murat Yıldırım, Öznur Değer ile Sol Gazetesi’nden yazar Orhan Gökdemir, muhabir İrem Yıldırım ve Sorumlu Müdür Emre Alım hakkında haberleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldı. Gazeteci Bahadır Özgür’e 4 yıl önce yayımlanan haberi nedeniyle soruşturma açıldı. 1 MAYIS ALANINA GAZETE YASAĞI Sabah muhabiri Lütfü Yalgı, Siverek’ta yaşanan okul saldırısına ilişkin haberi nedeniyle gözaltına alındı. Eski İçişleri Bakanı ve AKP Milletvekili Süleyman Soylu, kendisine Gülistan Doku cinayetiyle ilgili soru soran Now Haber muhabirine fiziki müdahalede bulunarak görüntü almasını engelledi. 1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi gazetelerinin bürolarına baskın düzenlendi. Ankara Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs gösterilerine BirGün ve Evrensel başta olmak üzere gazete ve dergi girişini yasakladı. TELE 1’E ÖNCE ÇÖKTÜLER, SONRA SATIŞA ÇIKARDILAR Merdan Yanardağ'ın gözaltına alınmasından sonra mahkeme kararı dahi olmadan el konulan TELE 1 kanalı TMSF tarafından 28 milyon TL bedelle satışa çıkarıldı. Halk TV’ye CHP’li Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı’na yönelik eleştirileri, SZC TV’ye de TİP’li Sera Kadıgil’in yapılan operasyonlarda uyuşturucu baronlarının hedef alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle RTÜK tarafından para cezaları verildi. AKP’LİLER HAKKINDAKİ İDDİALARA KARARTMA İktidarın keyfi olarak uyguladığı erişim engellemeleri nisan ayında da basın özgürlüğünü kısıtlayan temel unsurlardan biri oldu. Erk Acarer’in X hesabı ile ‘İstanbul Yargılanıyor’ instagram hesabı erişime engellenirken, erişim engeli getirilen bazı haber içerikleri şöyle: “En çok et ithalatının AKP'li ismin hissedar olduğu şirketten yapılmasına ilişkin haber, Epstein belgelerinde İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının çıkması hakkındaki haberler, Sabah yazarı Hilal Kaplan hakkında 1600’den fazla içeriğe erişim engeli kararı haberleri, tartıştığı doktoru gözaltına aldıran savcı hakkındaki haberler, Çin’de faaliyet gösteren İsviçre merkezli bir firmaya saf bakır yerine kaldırım taşı gönderilerek 36 milyon dolarlık dolandırıcılık yapıldığı iddiası hakkındaki haberler, AKP Antalya İl Başkanının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bir araziyi düşük kira bedeliyle kullandığı haberleri.” SANSÜR YASASININ KALDIRILMASI İÇİN TEKLİF SUNDU Çakırözer gazetecilerin mesleklerini yapabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biri haline sansür yasasının iptali için de TBMM’ye kanun teklifi sunduğunu açıkladı. Teklifte “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK’nın 217/A maddesinin yürürlükten kaldırılması düzenleniyor. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri asla etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına en temel gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. İşte Nisan’da yeni isimler aynı maddeden yargılandı, tutuklandı. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde çağrımız net: ifade ve basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi derhal yürürlükten kaldırılmalı. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi ve halkın haber alma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması sağlanmalıdır. Bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana yaptıkları haberler nedeniyle en az 83 gazeteciye tam 114 kez ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması yöneltildi. 54 kez soruşturma, 39 kez dava açıldı.

Çakırözer: ''1 Mayıs Yasakların, Barikatların Değil, Dayanışmanın Günü Olacak!'' Haber

Çakırözer: ''1 Mayıs Yasakların, Barikatların Değil, Dayanışmanın Günü Olacak!''

1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde TBMM’de konuşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “AKP'nin saray düzeyinde 1 Mayıs’ta kutlanacak bayram yok! Çünkü iş yok, geçim yok, adalet yok. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, işçilere üç ayda bir enflasyon oranında zam istiyoruz! Halkın iktidarında emek, alın teri yeniden değer kazanacak. 1 Mayıs, yasakların barikatların değil, dayanışmanın günü olacak” dedi. “YAŞASIN EMEKÇİNİN ONURLU MÜCADELESİ” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde TBMM’de yaptığı konuşmada işçiler, emekçiler için enflasyon oranında zam verilmesi çağrısı yaptı. Çakırözer, TBMM’de yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Yarın 1 Mayıs, buradan gasp edilen hakları için Eskişehir'den Ankara'ya 200 kilometre yürüyen, barikata, gaza, gözaltlarına rağmen ölümü göze alarak direnen ve alın terinin karşılığı haklarını söke söke alan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi Doruk Madencilik emekçilerine selam olsun! Ama AKP'nin saray düzeyinde 1 Mayıs’ta kutlanacak bayram yok! Çünkü iş yok, geçim yok, adalet yok. 13 milyon işsiz yarattılar, milyonlarca emekçi de açlık sınırının altında asgari ücrete mahkum, o asgari ücretin alım gücü de dört ayda eridi. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, işçilere üç ayda bir enflasyon oranında zam istiyoruz ama ülkeyi açlığa mahkum eden, emek düşmanı bu AKP bunu yapamaz, biz yapacağız. Halkın iktidarında emek, alın teri yeniden değer kazanacak. 1 Mayıs, yasakların barikatların değil, dayanışmanın günü olacak. Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın emekçinin onurlu mücadelesi.”

Çakırözer: "10 Canımız Gitti, Bir Memura Dahi Soruşturma İzni Vermediler!" Haber

Çakırözer: "10 Canımız Gitti, Bir Memura Dahi Soruşturma İzni Vermediler!"

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2025 yılında Türkiye’nin farklı şehirlerinde meydana gelen orman yangınları ve bu yangınlara bağlı can kayıplarıyla ilgili yürütülen idari inceleme kapsamında skandal bir karara imza attı. Bakanlık Cumhuriyet tarihinin en fazla can kaybı ile sonuçlanan orman yangınlardan biri olarak kayıtlara geçen 5 orman işçisi ve 5 AKUT gönüllüsü 10 kişinin yaşamını yitirdiği Eskişehir’in de aralarında olduğu Bursa, İzmir, Zonguldak ve Sakarya’daki orman yangınlarında ihmali olduğu ileri sürülen orman bölge müdürlüklerinin merkez ve taşra teşkilatında görev yapan 36 personel hakkında soruşturma izni vermedi. Eskişehir’deki yangında yaşamını yitiren orman işçisi Tolunay Kocaman’ın ailesi, ölümle sonuçlanan orman yangınında kamu görevlilerinin ağır ihmali bulunduğunu, buna rağmen etkili ve bağımsız soruşturma yapılmadığını vurgulayarak soruşturma izni verilmemesi kararının kaldırılması için itirazda bulundu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kararını kamuoyuna duyuran CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’deki yangınla ilgili daha önce de Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararını hatırlatarak, “Sadece Eskişehir’deki yangınlarda 10 kişi yaşamını yitirdi. Çok sayıda insan yaralandı. Bizler etkili, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma ile yangınlarda ihmali olanların, gerçeklerin ortaya çıkarılmasını beklerken; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yangın döneminde görevde olan yönetici ve personellerle ilgili soruşturma izni vermemesi hem mağdurların vicdanını hem de kamuoyunu derinden yaralamıştır. Benzer acıların tekrar yaşanmaması için sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap vermesi şart. Yoksa benzer acıların, yeni katliamların yaşanması kaçınılmaz” dedi. 5 İLDEKİ 36 PERSONELE SORUŞTURMA İZNİ YOK 2025 yılında Eskişehir, Bursa, İzmir, Zonguldak ve Sakarya’da yıl boyu meydana gelen yangınlara müdahale ve yönetim sürecinde görev almış kamu personelleri hakkında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın soruşturma izni vermediği ortaya çıktı. Temmuz 2025’te Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde meydana gelen ve 5 orman işçisi ile 5 Akut gönüllüsü 10 kişinin yaşamını yitirdiği orman yangınında ihmali olanlara ilişkin Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verilmiş, karar kamuoyu tepkisi ve yapılan itiraz üzerine kaldırılmıştı. Bu kez de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yangında ihmali olduğu ileri sürülen aralarında orman bölge müdürleri ve diğer yöneticilerin de olduğu 36 kamu görevlisinin hiçbiri hakkında soruşturma izni verilmediği ortaya çıktı. Bakanlığa bağlı Orman Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz yıl Eskişehir, Bursa, İzmir, Zonguldak ve Sakarya orman bölge müdürlükleri görev sahasında meydana gelen orman yangınları ve bu yangınlara bağlı olarak yaşanan vefat ve yaralanmalarla ilgili olarak söz konusu olaylara müdahale ve yönetim sürecinde doğrudan görev almış ve sorumluluğu bulunan merkez ve taşradaki 36 personelin hiçbiri hakkında soruşturma izni vermedi. ŞOK KARARA AİLEDEN İTİRAZ Eskişehir’deki yangında yaşamını yitiren orman işçisi Tolunay Kocaman’ın ailesi ise, evlatlarının yeterli eğitimi ve ekipmanı olmadan yangın söndürme faaliyetine verilmesinde ilgili kamu görevlilerinin ağır ihmali bulunduğunu, buna rağmen etkili ve bağımsız soruşturma yapılmadığını vurgulayarak soruşturma izni verilmemesi kararının kaldırılması için itirazda bulundu. Kocaman’ın olaydan yaklaşık bir ay önce göreve başladığı, iki hafta sonra evlendiği ve balayına gittiği, döner dönmez de yangına müdahale için gittiği hatırlatılırken, Kocaman’ın bu büyüklükte bir yangına müdahale edecek deneyime sahip olmadığı vurgulandı. ‘ELBİSE VERDİK’ SAVUNMASINI 2 RAPOR ÇÜRÜTTÜ Dosyaya giren belgelerde yangın anında Tolunay Kocaman’ın üzerinde yangına dayanıklı ekipmanı olmadığı da ortaya çıktı. Ailesi ve arkadaşlarının ‘Ekipman verilmedi’ iddiasıyla ilgili inceleme sonucuna ilişkin belgelerde idare, “yangına dayalı elbiselerin personele iş yoğunluğu ve yangınların çıkması nedeniyle imza alınmadan dağıtıldığı ve 5 çanta halinde yanan arasözün dolabında tutulduğu ve yangında zarar gördüğü” savunmasını yaptı. Ancak Afyon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yangından hemen sonra hazırladığı olay yeri inceleme tutanağı ile Afyon İl Jandarma Komutanlığı Kriminal Şube Müdürlüğü olay yeri inceleme raporlarının her ikisinde de “arasözlerin tamamen yandığı” tespiti yapılırken, yangından kısmen etkilendiği iddia edilen 5 çanta yanmaz kıyafet ve koruyucu ekipman ile ilgili hiçbir değerlendirme ve tespitin bulunmaması dikkat çekti. Orman Bakanlığı, bu iki raporu da görmezden gelirken, Kocaman’ın ailesi itiraz dilekçesinde ‘idarenin savunmasının gerçeğe aykırı olduğunu’ ileri sürdü. OTOPSİ RAPORUNDAN ÇIKAN SONUÇ: ‘KIYAFETİ YOKTU’ Yine dosyaya giren belgeler arasında yer alan Ölü Muayene Tutanağı ile Adli Tıp Kurumu Otopsi Raporundaki tespitler de Tolunay Kocaman’ın yanmaz kıyafet verilmeden yangına müdahaleye gönderildiğini net biçimde ortaya koydu. BAKANLIK TÜM İHMALLERE KALKAN OLDU Bakanlığın soruşturma izni vermeme kararının hem hukuki hem de maddi dayanağının bulunmadığı belirtilen itiraz dilekçesinde, “olayın aydınlatılması için gerekli olan 790 sayfalık ön inceleme raporunun tüm eklerinin taraflara tebliğ edilmediği, bu durumun savunma hakkını kısıtladığı” belirtildi. İtiraz dilekçesinde yangına müdahale sürecine ilişkin şu ihmallere dikkat çekildi: “Yangına yeterli sayıda personel ve ekipman olmadan müdahale edilmesi, hava araçlarının etkin kullanılıp kullanılmadığının belirsiz olması, müdahaleye ilişkin kayıtların ve uçuş verilerinin talep edilmesine rağmen incelenmemesi, yangın sırasında olay yerinde bulunan bazı çalışanların ifadelerinin alınmaması, olaydan kurtulan kişilerin tamamının dinlenmemesi.” AİLELER İTİRAZLARIN KARARA BAĞLANMASINI BEKLİYOR Bakanlığın incelemesinde sadece 10 can kaybıyla sonuçlanan Eskişehir Seyitgazi’deki yangınla ilgili değil, geçen yıl Bursa, Zonguldak, İzmir ve Sakarya’da yaşanan tüm yangınlarla ilgili de hiçbir Orman Bölge Müdürlüğü çalışanı hakkında soruşturma izni verilmemesi dikkat çekti. Aileler, soruşturma izni verilmemesi kararına karşı yaptıkları itirazların Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından incelenerek karara bağlanmasını bekliyor. “BU KARAR KALKMALI, ETKİLİ ve BAĞIMSIZ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMELİ” Kararı kamuoyuna duyuran CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, sürecin ihmallerle dolu olduğunu belirterek, “Yangına yetersiz personel ve ekipmanla müdahale edildiği, deneyimsiz personelin sahaya gönderildiği, koruyucu ekipmanların verilmediği, acil tahliye ve müdahale planlarının yetersiz olduğu, tanıkların tamamen dinlenmediği gibi ortada ciddi iddialar var. Bizler etkili, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma ile gerçeklerin ve yangınlarda ihmali olanların ortaya çıkarılmasını beklerken; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yangın döneminde görevde olan yönetici ve personellerle ilgili soruşturma izni vermemesi hem mağdurların vicdanını hem de kamuoyunu derinden yaralamıştır. Bu insanlar kaderinden ölmedi. Eskişehir’de yangında yaşamını yitiren orman emekçilerimizin, AKUT görevlilerinin aileleri perişan. Benzer acıların tekrar yaşanmaması için sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap vermesi şart. Yoksa yeni katliamların yaşanması kaçınılmaz. İnsanlar ihmallerin ortaya çıkarılmasını ve aynı acıların bir daha yaşanmamasını istiyor! Soruşturma izni verilmemesi kararı derhal kaldırılmalı, yangında sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında etkili ve bağımsız bir soruşturma yürütülmeli” çağrısını yaptı.

Çakırözer: "Maden İşçileri Sadece Hakkını İstiyor!" Haber

Çakırözer: "Maden İşçileri Sadece Hakkını İstiyor!"

Hakları ve ödenmeyen maaşlarını almak için Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen Doruk Madencilik işçileri, Kurtuluş Parkı'ndaki açlık grevinin 7’nci gününü geride bıraktı. Kurtuluş Parkı’nda işçilerin direnişine destek veren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “3 gün sonra 1 Mayıs! Bu işçiler buradayken nasıl kutlayacağız 1 Mayıs’ı! 1 Mayıs’tan önce bu mağduriyetlerin bitmesi ve işçilerin tüm haklarının, alacaklarının ödenmesi lazım. Bu işçiler 7 gündür bu meydanda! Sadece haklarını istiyor! Maden emekçileri buradan halaylarla, coşkuyla ayrılana kadar onların haklı direnişinin yanındayız” dedi. “1 MAYIS ÖNCESİNDE BU İŞÇİLERİN HAKKINI VERİN” Eskişehir'de faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding'e ait Doruk Madencilik'te çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, Kurtuluş Parkı'ndaki açlık grevini sürdürüyor. Maden işçileriyle birlikte Ankara’ya yürüyen CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, grevin 7’nci gününde de Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili, Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı Ümit Özlale ile Kurtuluş Parkı’nda işçilerin direnişe destek verdi. Haklarını alana kadar işçilerin mücadelesine destek olacaklarını belirten Çakırözer, şirket TMSF’den devredilirken kefil olan iktidar yetkililerine de bir kez daha çağrıda bulundu. Çakırözer, Kurtuluş Parkı’ndaki direniş alanında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bu iktidar bu şirketin kefili. Bu iktidara çağrıda bulunuyorum. Bu sorumluluk holding kadar sizindir. Devrederken nasıl sorumlu oldunuz, şimdi borçlarını ödemezken de bu holdinge kefil olacak borçları ödeteceksiniz. Bu işçiler buradan halaylarla, coşkuyla ayrılana kadar yanlarındayız! Buradan çağrıda bulunuyoruz; 3 gün sonra 1 Mayıs! Bu işçiler buradayken nasıl kutlayacağız 1 Mayıs’ı! 1 Mayıs’tan önce bu mağduriyetlerin bitmesi ve işçilerin tüm haklarının, alacaklarının ödenmesi lazım. Biz 1 Mayıs’ı Türkiye’de hak edildiği gibi kutlamak istiyoruz! Sadece burada değil, Türkiye’nin her yerinde Doruk Madencilik emekçilerinin haklı taleplerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Maden işçilerinin haklı direnişinin sonuna kadar yanındayız.”

Çakırözer: "Eskişehir'in Sağlık Alanlarını Kimlere Peşkeş Çekiyorsunuz?" Haber

Çakırözer: "Eskişehir'in Sağlık Alanlarını Kimlere Peşkeş Çekiyorsunuz?"

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi arazisi yerinin ardından eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası’nın bulunduğu alanlar için verilen özelleştirme kararlarına tepki gösterdi. Çakırözer, “Eskişehir’in kamu kurumlarını yıllardır birer birer alıp götüren AKP iktidarı şimdi de şehrin sağlık alanlarına, hastanelerine göz dikmiş! Şehrimizde kamuya ait sağlık alanlarının peş peşe özelleştirme kapsamına alınması asla kabul edemez! Eskişehir’in hastaneleri, sağlık hakkı kimlere peşkeş çekilecek? Sağlık hizmeti rant alanı değil, bir kamu hakkıdır! Bu özelleştirme kararlarından derhal vazgeçilmelidir. Şehrin merkezindeki bu alanlar rant projelerine değil, sağlık hizmetine kazandırılacak şekilde planlanmalıdır” dedi. “HASTANE ALANLARINI KİME PEŞKEŞ ÇEKECEKSİNİZ” Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasının ardından önceki gün Resmi Gazete’de yayınlanan kararla eski Hava Hastanesi ve karşısındaki İl Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu (Yunus Emre Devlet Hastanesi ek hizmet binası) alanların da özelleştirme kapsamına alınması tepkilere neden oldu. Sağlık alanları için art arda gelen özelleştirme kararlarına tepki gösteren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Eski Devlet Hastanesi arazisinin ardından şimdi de eski Hava Hastanesi olarak bildiğimiz alanın özelleştirme programına alınması Eskişehir’in sağlık altyapısının planlı şekilde yok edilmesidir. Bu iktidar Eskişehirlilerin talebini, ihtiyacını değil rantın, peşkeşin yanındadır” dedi. “RANTIN DEĞİL, ESKİŞEHİRLİLERİN SAĞLIK HAKKININ YANINDA OLUN!” Eskişehir’de özelleştirme kararı verilen alanların merkezde yıllarca sağlık alanı olarak Eskişehirlilere hizmet verdiğini ve yine sağlık olanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Çakırözer, şunları söyledi: “Eskişehir’de art arda gelen özelleştirme kararlar AKP iktidarının Eskişehirlilerin ihtiyaçlarını, taleplerini, kamu yararını değil; rantı önceleyen bir anlayışının sonucudur! Eskişehir’de hizmet veren mevcut Şehir Hastanesi’nin durumu da ortadadır. Ulaşım problemleri, şehirdeki yüksek hasta yoğunluğu, randevu bulmakta yaşanan zorluklar ve sağlık çalışanlarının üzerindeki ağır iş yükü vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimini her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır. Böyle bir ortamda merkezi ve erişilebilir konumdaki hastane alanlarının devre dışı bırakılması değil, aksine güçlendirilmesi gerekir. Eskişehir halkının sağlık hizmetlerine olan talebi açıktır. Daha fazla erişilebilir, nitelikli ve kamusal sağlık hizmeti her vatandaşımızın temel talebidir. Ancak özelleştirme kararları bu talebi karşılamak yerine, mevcut imkanları daraltmakta ve ranta açmaktadır. Bu özelleştirme kararını alanlara açıkça soruyoruz, şehrin merkezinde kamuya ait bu değerli sağlık alanlarını kimlere peşkeş çekeceksiniz? Eskişehir’deki sağlık alanlarını özelleştirme kapsamına alan bu kararlardan derhal vazgeçilmelidir. Kamuya ait bu alanlar rant projelerine değil, yeniden sağlık hizmetine kazandırılacak şekilde planlanmalıdır.”

Başkan Ünlüce: "Eskişehir'de Umut ve Birlik Büyüyecek" Haber

Başkan Ünlüce: "Eskişehir'de Umut ve Birlik Büyüyecek"

Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun 70. Başkanlar Konseyi toplantısı kapsamında Türkiye’nin dört bir yanından gazeteciler Eskişehir’de bir araya geldi. Toplantı, hem mesleki dayanışmanın güçlendiği hem de kentin gelecek vizyonunun paylaşıldığı önemli bir buluşmaya sahne oldu. “2026 Eskişehir Yılı” vizyonunun, kentte birlik ve heyecanı artırmayı hedeflediğini belirten Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, projelerin vatandaşların katılımıyla belirlendiğini ve 70’ten fazla projenin hayata geçirileceğini açıkladı. Haller Gençlik Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ile Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca başta olmak üzere çok sayıda basın temsilcisi katıldı. Konseyde, yerel ve ulusal basının karşı karşıya olduğu sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı. Gazeteciler, sahadan edindikleri deneyimleri paylaşarak çözüm önerilerini dile getirdi. İlk olarak söz alan Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca, “Bugün burada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümünü kutlarken, uzun yıllara dayanan meslek hayatımda edindiğim deneyimlerin önemli olduğuna inanıyorum. Önemli olan kaç yıl görev yaptığımız değil, bu görevleri ne kadar doğru ve başarılı şekilde yerine getirdiğimizdir. Zor dönemlerden geçtiğimiz bu süreçte, meslektaşlarımızın dayanışması her zamankinden daha kıymetli. Bu vesileyle başta Türkiye Gazeteciler Federasyonu olmak üzere tüm cemiyet başkanlarımıza destekleri için teşekkür ediyorum. Tüm zorluklara rağmen 70. Başkanlar Konseyi’ni Eskişehir’de gerçekleştirmiş olmaktan gurur duyuyoruz. Katılımınız için her birinize ayrıca teşekkür ediyorum. Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’nin 75. yılını bir kez daha kutluyor, hepinize saygılar sunuyorum.” dedi. Anadolu basınının zor bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Milletvekili Utku Çakırözer de şu ifadeleri kullandı: “Böylesine anlamlı bir günde aranızda olmaktan büyük mutluluk ve onur duyuyorum. Ben kendimi her zaman önce gazeteci, sonra siyasetçi olarak tanımlıyorum. Bu nedenle sizlerle birlikte olmak benim için ayrı bir değer taşıyor. Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümünü kutlarken, Anadolu’nun dört bir yanından gelerek bizleri onurlandırdığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Gazetecilik, maddi karşılığı sınırlı olsa da manevi tatmini en yüksek mesleklerden biridir. Topluma katkı sunmak, yanlışları ortaya koymak ve kamu adına söz söylemek bizler için büyük bir sorumluluk ve aynı zamanda büyük bir gururdur. Ancak bugün mesleğimiz zor bir dönemden geçiyor. Özellikle Anadolu basınının ayakta kalması her zamankinden daha önemli. Çünkü sizler, halkın sesi, gözü ve kulağısınız. Bu nedenle basının özgür, güçlü ve sürdürülebilir olması için hep birlikte dayanışma içinde olmalıyız. Gazetecilerin özgürce görev yapabildiği bir Türkiye için hep birlikte çalışacağımıza inanıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlerin sesi olmaya devam edeceğiz.” Daha sonra ise Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin “2026 Eskişehir Yılı” vizyonu katılımcılarla paylaşıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, kent için hazırlanan projeleri aktarırken, Eskişehir’in kültür, sanat ve turizm alanlarında daha da güçleneceğini vurguladı. 2026 Eskişehir Yılı hakkında paylaşımlarda bulunan Başkan Ayşe Ünlüce de, “Sizleri Eskişehir’de, Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’nin 75. yılında ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Hoş geldiniz. Federasyonun 70. toplantısını gerçekleştiriyor olması, mesleki dayanışmanın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Bu birlikteliği sürdüren tüm başkanlarımızı kutluyorum. Bugün gazetecilik de dahil olmak üzere birçok meslek zor bir süreçten geçiyor. Ancak böylesi dönemlerde önemli olan, mesleklerimizin her zaman halktan yana durabilmesidir. Uzun yıllardır belediyeciliğin içindeyim. Değerli Yılmaz Büyükerşen ile birlikte yürüttüğümüz çalışmaların ardından, Eskişehir’in ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapıyorum. Belediyecilik, sadece altyapı değil; insana dokunmak, kent aidiyetini güçlendirmektir. Bu anlayışla ‘2026 Eskişehir Yılı’ vizyonunu başlattık. Plakamız olan 26’dan ilham alarak, bu özel yılı bir fırsata dönüştürmek istedik. Amacımız; kentte umut, birlik ve heyecanı büyütmek. Projelerimizi katılımcı bir anlayışla belirledik. ‘Bir Fikir de Sen Ver Eskişehir’ çağrısıyla vatandaşlarımızdan öneriler aldık ve öncelikli projeleri yine halkımız seçti. Bu doğrultuda 2026 yılında hayata geçirilecek 70’ten fazla proje planladık. Sizlerin de katkılarıyla bu heyecanın Türkiye’ye yayılacağına inanıyorum. Eskişehir’de bulunduğunuz süre boyunca şehrimizin güzelliklerini keşfetmenizi diliyorum. Katılımınız için teşekkür ediyor, verimli toplantılar diliyorum.” Konuşmaların ardından Türkiye Gazeteciler Federasyonu kurucu başkanlarından ve Aksaray Temsilcisi Abdülkadir Ay, Başkan Ünlüce’ye teşekkür ederek bayrak takdim etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.