SON DAKİKA
Hava Durumu

#Üretim

Porsuk Haber Ajansı - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir OSB'den Vali Yılmaz'a Ziyaret Haber

Eskişehir OSB'den Vali Yılmaz'a Ziyaret

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Eskişehir Valiliği görevine atanan Dr. Erdinç Yılmaz’ı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti. Ziyarette, Eskişehir’in sanayi altyapısı, üretim kapasitesi ve istihdama sağladığı katkılar ele alınırken; Organize Sanayi Bölgesi’nde devam eden ve planlanan yatırımlar hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Kamu kurumları ile sanayi arasındaki güçlü iş birliğinin, kentin ekonomik kalkınması açısından kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekildi. Başkan Küpeli, Eskişehir’in sanayi potansiyelinin her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, kamu kurumlarıyla uyum içerisinde yürütülen çalışmaların üretim, ihracat ve istihdam artışına önemli katkılar sağladığını ifade etti. Küpeli, Vali Yılmaz’a yeni görevinde başarılar dileyerek, iş birliğinin artarak devam edeceğine olan inancını dile getirdi. Kentin sosyal, ekonomik ve idari yapısını yakından tanıdığını ifade eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ise Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin üretim, ihracat ve istihdam alanlarında şehre sağladığı katkıları önemsediklerini belirtti. Vali Yılmaz, sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği ve nitelikli istihdamın artırılması noktasında kamu ve sanayi iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ziyarete; Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’nin yanı sıra Başkan Vekili Metin Saraç, Yönetim Kurulu Üyeleri Rıza Zeydan, Yavuz Ayva, Hamza Tınas, Samet Özkaya, Denetim Kurulu Üyeleri Erol Öz ve Hasan Hakan Bayar ile Bölge Müdürü Erhan Tatar yer aldı. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesiyle sona erdi.

Tarsim Var Ama Şartlı Destek Var! Haber

Tarsim Var Ama Şartlı Destek Var!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer,2025 yılında yaşanan zirai don, kuraklık ve TARSİM uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çiftçiler TARSİM sigortası yaptırmalarına rağmen zararlarının karşılanmadığı yönünde şikayetler aldığını belirten Ömer Fethi Gürer, mevcut sistemin yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmesinin ihtiyaç olduğunu söyledi. “ZİRAİ DONU VE KURAKLIK ÇİFTÇİYİ VURDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklığın Türkiye genelinde büyük zarara yol açtığını belirterek, TBMM Zirai Don Komisyonu üyesi olarak 20 ilde incelemelerde bulunduklarını ve özellikle bahçe ürünlerinde ciddi kayıplar yaşandığını yerinde tespit ettiklerini belirtti. Gürer, kamuoyuna destek açıklamaları yapılmasına rağmen uygulamada sorunların 8 aydır çözülemediğini söyledi. TÜM ÇİFTÇİLERİN ZARARI KARŞILANMADI TARSİM’in koyduğu kurallar nedeniyle sigortası bulunan çiftçilerin dahi zararlarının tamamının karşılanmadığını vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, ceviz üreticilerinin yaşadığı mağduriyeti örnek gösterdi. Ağaçların yaşı gerekçe gösterilerek “ürün vermiyor” denildiğini ve bu nedenle üreticilerin destekten yararlanamadığını aktardı. ÇKS kaydı olan çiftçilere de sınırlı destekler verildiğini, ÇKS’si olmayan üreticilerin ise tamamen sistem dışında bırakıldığını ifade etti. ÇİFTÇİ: “TARSİM YAPTIRDIK, DON VE KURAKLIKTA TEK KURUŞ ALAMADIK” Çiftçilerle görüşe. Gürer’e çiftçiler her yıl TARSİM yaptırmalarına rağmen yaşadıkları zararın karşılanmadığını anlattılar. Çiftçiler, “Geçen sene don oldu, ardından kuraklık yaşandı ama hiçbir destek alamadık. Köyümüzde TARSİM var ama kuraklık desteği de verilmedi. Kamudan sigortadan bir kurumdan gelip ödeme yapan olmadı. ÇKS’si olan da alamadı. 2026 yılına geldik, hâlâ bu destek verilmedi,” dediler. “TARSİM ÇİFTÇİYE DÜZGÜN ANLATILMIYOR” Çiftçi Zülfü Ünal ise TARSİM sürecinin çiftçiye şeffaf şekilde anlatılmadığını belirterek, sigortanın çoğu zaman sadece imza attırılarak geçiştirildiğini söyledi. Ünal, “Sonra ‘kuraklık yaptırmadınız’, ‘sel sigortası var ama bu kapsama girmiyor’ deniliyor. Ama kamuoyuna ‘zirai dondan zarar görene destek veriyoruz’ diye açıklama yapılıyor” diyerek yaşanan çelişkiye dikkat çekti. “ÇKS OLMAYAN ÇİFTÇİNİN TAMAMI KAPSAM DIŞI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TARSİM’in destek verdiğini açıklamasına rağmen bunun yalnızca belirli sigorta türleriyle sınırlı kaldığını vurguladı. “TARSİM olsa bile çiftçinin bütün zararı karşılanmıyor” diyen Gürer, sistemin çiftçiyi yeterli oranda korumadığını ifade etti. “VERİM KAYBI VAR AMA..” Çiftçi Zülfü Ünal, sigorta yaptırmasına rağmen zararının karşılanmadığını belirterek, “400 kilo üzerinden sigorta yaptırdım ama ‘kuraklık sigortası yok’ denilerek ödeme yapılmadı. Sel sigortası var ama kuraklık olmadığı için kapsam dışı sayıldık” dedi. TARSİM YENİDEN YAPILANDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TARSİM’in yeniden yapılandırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdiklerini belirterek, sigorta primlerinin yüksek olduğunu ve TARSİM’in çiftçinin ortağı gibi davranarak üretimin %10’una el koyduğunu söyledi. Don priminin yüzde 70 olacağı açıklanmasına rağmen yüzde 60’larda kaldığını ifade eden Gürer, iklim değişikliği nedeniyle bütüncül bir sisteme geçilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. “HAYVAN ÖLÜYOR, SİGORTA ÖDEMİYOR” Zülfü Ünal, hayvancılıkta da benzer sorunlar yaşandığını belirterek, kredi kullanımı sırasında zorunlu sigorta yaptırmalarına rağmen hayvan kayıplarında “full sigorta yok” gerekçesiyle ödeme yapılmadığını söyledi. Ünal, yaşadıkları mağduriyeti anlatarak sigorta sistemine tepki gösterdi. “ZARAR VAR, ÇÖZÜM YOK” Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslenen Ömer Fethi Gürer, “Ortada zarar var ama bu zararı giderecek bir mekanizma yok. ‘Sözleşmede ne yazıyorsa o’ anlayışı çiftçiyi korumaz” dedi. Gürer, ÇKS’si olmayan üreticilerin de destek kapsamına alınması gerektiğini vurguladı. “TRAKTÖRE, HAYVANA HACİZ VAR” Borçların üç yıl ötelenmesi, ek kredi desteği sağlanması ve icraların durdurulması için kanun teklifleri verdiklerini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçmişte çiftçinin üretim araçlarının haczedilemediğini, bugün ise traktörden hayvana kadar icraların yaygınlaştığını söyledi. “TOPRAĞINI SEVEN VATANINI SEVER” Gürer: “Biz bu ülkeyi seviyoruz. Vatanını sevenin asli görevi toprağını sevmektir. Çiftçi eli öpülesi insandır. Çok zor şartlarda üretim yapıyorsunuz. Çiftçiliği bırakmadan toprağı ekmeye devam edelim. Her zorluğu aşarak üretimi sürdürmeliyiz” dedi.

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta Kan Kaybı Yaşanıyor" Haber

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta Kan Kaybı Yaşanıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Culuk Mahallesinde (Köyü) ahır ve ağılları gezdi. Gürer’in ziyareti sırasında köyde hem ilk kuzu doğumuna tanıklık edildi hem de hayvancılığın içinde bulunduğu derin kriz bir kez daha gözler önüne serildi. Gürer, mevsimin dönmesiyle birlikte hayvanların yavrulamaya başladığını ancak buna rağmen hayvancılıkla uğraşanların büyük ölçüde sorunlarına çözüm beklediğini vurguladı. Ömer Fethi Gürer, “Dünde hayvancılık yapanlar bugün kazanamıyoruz diyor ve hayvancılığı bırakıyor. Şu anda ciddi sorunlar yaşıyorlar” ifadelerini kullandı. 400 DAVARDAN 50’YE DÜŞEN SÜRÜLER Köyde besicilik yapan Zafer Özyiğit, yaşanan süreci anlattı. Özyiğit, “Önceden 400 davar vardı, 400 davardan 50–60 davara düştü. Yayamıyor, bakamıyorum. bize kimse destek çıkmıyor. Yem alamıyorum. Yem fiyatları pahalı. Gücümüz yetmiyor” dedi. Meraların daraldı” dedi . meraya çıkamadıklarını belirten Özyiğit, sorunun yalnızca kendi ailesine ait olmadığını vurgulayarak, “Bu sadece bir kişi değil, köyün tamamı böyle. Köyde 20 aile hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6’ya düştü. Göç de var. Köyde kimse kalmadı. Bizim gibi 60 kişi kaldı, başka da kimse yok. Bir Allah’ın kulu Tarım Bakanlığından gelip de ‘derdiniz nedir’ demiyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi. 50 BİN BAŞ HAYVANDAN 2.500’E GERİLEYEN KÖY Culuk Köyü Muhtarı İsmet Gökdemir de köyün geçmişi ile bugünü arasındaki farkı rakamlarla ortaya koydu. “Durum çok kötü sayın vekilim” diyen Gökdemir, geçmişte köyde 50 bin baş hayvan ve 2 bin büyükbaş bulunduğunu, bugün ise toplam hayvan sayısının 2.500’ü ancak bulduğunu ifade etti. Gençlerin köyde kalmadığını, girdi maliyetlerinin her geçen gün arttığını belirten Gökdemir, “Yem desen öyle, çoban bulunmuyor. Hayvancılık sürdürülebilir olmaktan çıktı. Sürekli göç veriyoruz” dedi. Köyün tarım potansiyeline rağmen üretimin sürdürülemediğine dikkat çeken Gökdemir, yaş ortalamasının 65’in üzerine çıktığını, bu yaşla çiftçilik yapılmaya çalışıldığını söyledi. “Yaklaşık 100–120 bin dönüm arazimiz var. İç Anadolu’nun en geniş topraklarına sahibiz ama hayvan varlığı en fazla azalan yerlerden biri haline geldik” sözleriyle tabloyu özetledi. “ÜRETİM YOK, TÜKETİM ARTIYOR” CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da köylerin hızla boşaldığını vurguladı. Koç, “Köyler boşaldı. Hayvancılık bitiyor. Vatandaş 400 hayvandan 60 hayvana düşmüş. Bunun gibi çok örnek var” dedi. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta ciddi bir gerileme yaşandığını belirten Koç, “Üretim yok ama tüketim hızla artıyor. Köylere hızlı bir dönüş sağlanması gerekiyor. Bunun için Tarım Bakanlığının el atması lazım. Hem tarıma hem hayvancılığa özel destek gerekiyor” çağrısında bulundu. Koç, Tarım Bakanı’na seslenerek, “Çiftçinin, besicinin sesini duysunlar. Köyleri bir gezsinler” dedi. “HAYVANCILIK GERİLERSE FİYATLAR DAHA DA ARTAR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Culuk Köyü’nde gördüklerinin Türkiye genelinde yaşanan sorunun bir özeti olduğunu ifade etti. “Burası Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü. Kent çevresinde tarım arazileri daraldıkça, hayvancılık geriledikçe hayvan dışarıdan gelecek. Bu da nakliye demek, fiyatların daha da artması demek” diyen Gürer, ithal hayvana yönelmenin kalite ve lezzet kaybına da yol açtığını söyledi. Büyük kent çevrelerinde tarım arazilerinin korunması ve hayvancılığın sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ağılın mevcut durumuna dikkat çekti. “Bu ağıl, tüm olumsuz koşullara rağmen üretimin, besiciliğin sürdürüldüğü bir yer. Burada hayvancılık yapanlar çok zor şartlarda çalışıyor. Modern ahırlar yok. Veterineri, aşısı, bakımı, işçiliği yetersiz. Eldeki imkânlarla üretim sürdürülmeye çalışılıyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın ayakta kalabilmesi için yeterli destek sağlanması ve sorunlara duyarlı bir yaklaşım gösterilmesi çağrısında bulundu.

MEGEM 47'inci Dönem Mezunlarını Verdi Haber

MEGEM 47'inci Dönem Mezunlarını Verdi

Mesleki Edindirme ve Geliştirme Merkezi'nde (MEGEM A.Ş.) 47. dönem mezuniyet heyecanı yaşandı. 45 kişi mezun olarak iş hayatına atıldı. Mesleki Edindirme ve Geliştirme Merkezi’nde (MEGEM A.Ş.) 47. dönem mezuniyet heyecanı yaşandı. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) ile MEGEM A.Ş. iş birliğinde yürütülen Meslek Eğitim Kursları kapsamında, toplam 45 kursiyer mezun olarak sanayide iş hayatına adım attı. Dönem sonunda; CNC bölümünden 17, Kalite Kontrol bölümünden 9, Kaynak bölümünden 9 ve Makine Bakım ve Montaj bölümünden 10 kişi mezun oldu. “MEGEM, nitelikli iş gücü ihtiyacında kritik rol üstleniyor” Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, MEGEM’in sanayinin nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamada önemli bir misyon üstlendiğini vurguladı. Küpeli, “Merkezimiz, yetiştirdiği kursiyerlerle hem firmalarımıza hem de gençlerimize önemli katkılar sağlıyor. 2026 yılının ilk mezunlarını verdik. 2026 yılı içinde hayata geçireceğimiz yeni yatırımlarla MEGEM’deki öğrenci sayısını önce 750’ye, iki yıl içerisinde ise 1000’e çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. MEGEM’in yalnızca bir eğitim kurumu olmadığını, aynı zamanda sanayi ile eğitim arasında güçlü bir köprü görevi gördüğünü belirten Küpeli, “Buradan mezun olan kursiyerlerimiz üretim sahalarına hızla uyum sağlayabilecek donanıma sahip oluyor. Böylece firmalarımız nitelikli personele daha hızlı ulaşırken, gençlerimiz de kalıcı istihdam imkânı elde ediyor. MEGEM’i büyüterek Eskişehir’i mesleki eğitimde Türkiye’nin örnek merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyoruz. Her dönem kurslarımıza başka şehirlerden gelip katılanlar oluyor. Bugüne kadar binlerce gencimizi sanayiye ve iş hayatına kazandırdık. Bu kişiler birer meslek sahibi olarak, ekonomimize değer katar hale geldiler ve artık kendi geçimlerini temin ediyorlar” ifadelerini kullandı. BEBKA desteğiyle eğitimler sanayinin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor MEGEM Yönetim Kurulu Başkanı ve Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Üyesi Samet Özkaya ise uygulamalı eğitim modelinin sanayinin beklentilerine doğrudan cevap verdiğini belirtti. Özkaya, “47. dönemde toplam 45 kursiyerimizi mezun ederek sanayiye kazandırdık. 48. dönem eğitimlerimiz devam ederken, BEBKA desteğiyle ilk olarak “CNC Abkant Pres Operatörlüğü” bölümünü açtık ve kurs sayımızı 6’ya çıkardık. Yakında “Plastik Enjeksiyon Operatörlüğü” bölümüne de ilk kursiyerlerimizi alacağız. Ardından halen hazırlıkları sürmekte olan ve sanayimizde çok ihtiyaç duyulan bir bölümü daha yakın zamanda açmayı planlıyoruz. Böylece hem kurs sayımız artarken, aynı zamanda sanayimizin büyük ihtiyaç duyduğu birçok alanda da nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye artan bir ivmeyle devam ediyoruz. Bu konuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile BEBKA Kalkınma Ajansımıza projeler yoluyla bize sundukları destekler içinde çok teşekkür ediyoruz. Alınan her desteği ayakları yere basan ve sürdürülebilir bir proje olarak sanayimize kazandırıyor ve devamlılığını sağlıyoruz. Bu adımlarla, Eskişehir’de sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü daha güçlü bir eğitim altyapısıyla yetiştirmeye devam ediyoruz” diye konuştu.

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında" Haber

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında"

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün soru önergesine yanıt veren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Eskişehir’de protestolu senetlerin bir yılda yüzde 900 artmasını görmezden geldi. Süllü, “Esnaf batıyor, iktidar rakamların arkasına saklanıyor” diyerek ekonomik krizin üzerinin örtülmeye çalışıldığını vurguladı. TBMM’ye verdiği soru önergesinde, Türkiye genelinde ve Eskişehir özelinde protestolu senetlerde yaşanan hızlı artışı gündeme taşıyan Süllü, Eskişehir’de 2024 Temmuz ayında 17 milyon TL olan protestolu senet tutarının, 2025 Temmuz ayında 170 milyon TL’ye yükseldiğini hatırlattı. Süllü, “Bu tablo, esnaf ve küçük işletmelerin borç sarmalının açık göstergesidir” ifadelerini kullandı. “Bakanlık Krizi Görmezden Geliyor” Bakan Şimşek’in yanıtında genel değerlendirmeler ve mevcut uygulamaların sıralandığını belirten Süllü, verilen cevabın sahadaki ekonomik çöküşü görmezden geldiğini vurguladı. “Esnaf kepenk kapatırken, KOBİ’ler iflasın eşiğine sürüklenirken, Bakanlık verileri yıllık tabloların içine gizleyerek krizin üzerini örtmeye çalışıyor” dedi. “Protestolu Senetler İflas ve İşsizliğin Habercisi” Süllü, protestolu senetlerdeki artışın, iflas, konkordato ve işsizlik dalgasının habercisi olduğunu ifade etti. Süllü, “Eskişehir gibi üretim ve istihdamın yoğun olduğu bir şehirde bu tablo rastlantı değildir. Yüksek faiz, daralan kredi olanakları ve yanlış ekonomi politikaları, esnafı gün geçtikçe daha da tükenişe sürüklemektedir.” dedi. “Gerçek Sorunlara Çözüm Üretin” Hükümeti somut adım atmaya çağıran Süllü, “Esnaf ve KOBİ’ler için acil borç yapılandırması, düşük faizli ve erişilebilir kredi mekanizmaları devreye sokulmadan bu kriz aşılamaz. Esnafın gerçek sorunlarına çözüm üretmek için acil önlemler devreye alınmalıdır. ” ifadelerini kullandı.

Gelecek Nesiller Döviz Borcuna İpotek Ediliyor Haber

Gelecek Nesiller Döviz Borcuna İpotek Ediliyor

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla Türkiye ekonomisinin içine sürüklendiği borçlanma sarmalına dikkat çekti. Karabat, iktidarın yarattığı “sahte refahın” ağır bir döviz borcu ve faiz yüküyle finanse edildiğini belirterek, bunun gelecek nesiller için bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. BORÇ PATLAMASI! Karabat’ın paylaştığı verilere göre, merkezi yönetim borç stoku 2025 yılı sonunda faiz hariç 13,7 trilyon TL’ye ulaştı. Sadece bir yıl içindeki artışın 4,4 trilyon TL olduğunu ifade eden Karabat, bu tablonun kamu maliyesinde, açık bir borç patlaması anlamına geldiğini söyledi. “BAŞKANLIK SİSTEMİYLE BORÇ 14 KATINA ÇIKTI” 2018’de başkanlık sistemine geçildiğinde 1 trilyon TL olan borç stokunun yedi yılda yaklaşık 14 kat arttığını hatırlatan Karabat, borcun her 18 ayda bir ikiye katlandığını belirtti. Bu hızın sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Karabat, borçlanmanın artık bir tercih değil, alışkanlık haline geldiğini ifade etti. “SORUN BORCUN ORANI DEĞİL, BORCUN YAPISI” AKP’nin borcun milli gelire oranını öne çıkararak tabloyu hafifletmeye çalıştığını belirten Karabat, asıl sorunun borcun yapısında olduğunu dile getirdi. Devletin kendi parasıyla değil, döviz ve altın cinsinden borçlandığını vurgulayan Karabat, bunun kur ve faiz riskini kalıcı hale getirdiğini kaydetti. DÖVİZ VE ALTIN BORÇLANMASI DERİNLEŞİYOR İç borç stokunun dahi dolarizasyon sarmalına girdiğini belirten Karabat, dövizli borcun toplam Hazine borcu içindeki payının 2010’lu yıllarda yüzde 25 seviyelerindeyken 2021’de yüzde 65’i aştığını, bugün ise yüzde 55 civarında seyrettiğini aktardı. Oranlarda sınırlı bir düşüş olsa da miktarın azalmadığına ifade eden Karabat, 2025’te içeriden döviz ve altınla borçlanmanın 44 milyar doları aştığını vurguladı. “KUR VE FAİZ FATURASI ORTADA” 2025’te Hazine kasasına giren net nakdin 2,5 trilyon TL olmasına rağmen borç stokunun 4,4 trilyon TL arttığını belirten Karabat, aradaki farkın kur ve faiz yükünden kaynaklandığını söyledi. Bu durumun kamu maliyesindeki kırılganlığı açıkça ortaya koyduğunu vurguladı. “SAHTE REFAH, SUNİ SOLUNUMLA AYAKTA” Borçlanmanın yatırıma, istihdama ve üretime dönüşmediğini ifade eden Karabat, tüketimle desteklenen bu modelin geçici bir canlılık yarattığını ancak derin bir kriz riskini de beraberinde getirdiğini söyledi. Ekonominin tasarruf, verimlilik, üretim ve gelir adaletiyle değil, borçla ayakta tutulmaya çalışıldığını belirten Karabat, “Bu canlılık gerçek değil, suni solunumdur. Yapılan şey, gelecek nesilleri döviz borcuna ipotek etmektir” ifadelerini kullandı.

2026’da Hedef Öngörülebilirlik, Teknoloji ve Rekabet Gücü Haber

2026’da Hedef Öngörülebilirlik, Teknoloji ve Rekabet Gücü

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başkan Küpeli, “2025 yılı, sanayicimiz için tüm zorlukların aynı anda hissedildiği bir yıl oldu. Finansmana erişimden maliyet baskılarına kadar pek çok başlıkta ciddi sınamalarla karşı karşıya kaldık. Buna rağmen üretimden, ihracattan, istihdamdan ve yatırım vizyonumuzdan vazgeçmedik. Eskişehir OSB olarak sanayimizin ayakta kalması ve geleceğe güçlü hazırlanması için kararlılıkla çalışmayı sürdürdük” dedi. Küresel ve ulusal ölçekte ekonomik dalgalanmaların belirgin şekilde hissedildiği 2025 yılı, sanayi sektörü açısından zorlu bir dönem olarak geride kaldı. Yüksek stok maliyetleri, kısalan vadeler ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, işletmelerin üretim ve yatırım planlarını zorlaştırdı. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde, bankacılık sisteminde yaşanan sıkışıklığın ve nakit akışındaki yavaşlamanın sanayiciler üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti. Küpeli, tüketici kredileri ile sanayicinin üretim odaklı finansman ihtiyacının aynı kriterlerle değerlendirilmesinin reel sektörü zorladığını vurguladı. Üretimin sürdürülebilirliği için finansmana erişim şart Sanayicinin üretimini sürdürebilmesi için kesintisiz finansmana ihtiyaç duyduğunu ifade eden Küpeli, “Sanayicinin hammadde alabilmesi, enerji giderlerini karşılayabilmesi, ihracat ve istihdamını sürdürebilmesi için üretici ile tüketicinin finansman kriterlerinin mutlaka ayrıştırılması gerekiyor. Üretim yapan firmaların krediye erişiminin kısıtlanması yalnızca işletmeleri değil, üretim kapasitesi, ihracat ve istihdam üzerinden tüm ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Buna rağmen Türk sanayisi büyük bir direnç göstererek üretim ve istihdam dengesini korumaya çalıştı” dedi. Zorlu koşullara rağmen yatırıma devam ediyoruz Ekonomik koşulların etkisiyle yatırım iştahında belirgin bir yavaşlama yaşandığını belirten Küpeli, Eskişehir OSB’de arsa tahsis taleplerinin sınırlı kaldığını söyledi. Küpeli, “Geçtiğimiz yıl hiç başvuru almamıştık. 2025 yılında ise yalnızca 3 sanayi kuruluşuna toplam 84 bin metrekare alan tahsisi yapabildik. Bu tablo, yatırım ortamındaki temkinli bekleyişin açık bir göstergesidir” diye konuştu. Buna karşın Eskişehir OSB’nin altyapı ve üstyapı yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Küpeli, 2025 yılı içinde yaklaşık 300 milyon liralık altyapı ve üstyapı yatırımı gerçekleştirildiğini, 20 bin 634 metrekare asfalt kaplama çalışmasının tamamlandığını kaydetti. Ulaşım projelerimiz sanayicimizin önünü açıyor Eskişehir OSB’nin lojistik gücünü artıracak önemli projelerin hayata geçirildiğini belirten Küpeli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla, Hasanbey Lojistik Merkezi ile EOSB arasında 7,5 kilometrelik demiryolu bağlantısının temelinin atıldığını hatırlattı. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölgenin ihracat ve lojistik kapasitesinin önemli ölçüde artacağını ifade etti. Ayrıca, İmişehir OSB 1. Gelişme Bölgesi’nden Ankara–Bursa Karayolu’na doğrudan bağlantı sağlayan yolun tamamlanarak sanayicilerin hizmetine sunulduğunu belirtti. Çalışanlarımızın yaşam kalitesine yatırımlar yaptık Sanayinin yalnızca üretimden ibaret olmadığını vurgulayan Küpeli, çalışanların yaşam kalitesini artırmaya yönelik yatırımlara da önem verdiklerini söyledi. EOSB Yaşam Park içerisinde Çok Amaçlı Salon Kongre ve Toplantı Merkezi ve KAVİ Wellness Club Spor Tesislerinin hizmete açıldığını belirten Küpeli, Yaşam Park’ta bu yıl ilk kez Çocuk Şenliği düzenlendiğini, Özel Frigya Çocukları Anaokulu’nun 50 öğrenciyle faaliyetlerini sürdürdüğünü aktardı. OSB Camii inşaatının da devam ettiğini ifade etti. Mesleki eğitimle yüksek istihdam başarısı yakaladık Eğitim ve istihdam projelerinin Eskişehir OSB’nin öncelikli alanlarından biri olduğunu kaydeden Küpeli, Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 5 ana dala bağlı 10 meslek dalında eğitim verildiğini, okulda 1488 öğrencinin bulunduğunu ve son 3 yılda 721 öğrencinin mezun olarak sanayide istihdam edildiğini söyledi. MEGEM aracılığıyla 18-35 yaş arası işsizlerin, tamamı ücretsiz ve 3 ay süren eğitimlerle sanayiye kazandırıldığını belirten Küpeli, bugüne kadar 3 bine yakın kursiyerin mezun olduğunu, işe yerleştirme oranının yüzde 90’ın üzerinde gerçekleştiğini ve yıllık mezun sayısının yaklaşık 470 kişi olduğunu açıkladı. Küpeli, 2026 yılında yapılacak yeni yatırımlarla kursiyer sayısının önce 750’ye, iki yıl içinde ise 1000 kişiye çıkarılmasının hedeflendiğini kaydetti. Ayrıca ESBEM Sınav ve Belgelendirme Merkezi’nin, 2021 yılından bu yana 4 bin 458 adaya sınav yaparak 3 bin 307 kişiyi belgelendirdiğini, hizmet verilen firma sayısının 162’ye ulaştığını ifade etti. 2026’da hedef öngörülebilirlik, teknoloji ve rekabet gücü 2026 yılına ilişkin beklentilerini de paylaşan Küpeli, daha öngörülebilir para politikaları ve fiyat istikrarının yatırım ortamını güçlendireceğine inandıklarını belirtti. Enflasyonla mücadelenin kritik önemde olduğunu vurgulayan Küpeli, “2026 yılında ise daha öngörülebilir para politikalarının, fiyat istikrarının güçlenmesiyle yatırım ortamına pozitif yansımasını bekliyoruz. Enflasyonun düşürülmesi her şeyden önce geliyor. Bu kapsamda sanayi kesimi enflasyonun düşürülmesi konusunda üzerine düşen görevi yerine getirdi. Aynı şekilde enflasyonun yükselmesine en önemli etkiye sahip hizmet sektöründe de gerekli önlemler alındığı takdirde, 2026 yılında enflasyon önemli ölçüde kontrol altına alınmış olacaktır. Yüksek teknolojiye dayalı üretim, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme alanlarında atılacak adımların yeni yılda rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz. Özellikle yabancı sermaye yatırımları açısından Türkiye’nin daha cazip hale getirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Eskişehir OSB’nin bugün 916 firma ve 53 bin çalışanıyla üretmeye devam ettiğini belirten Küpeli, “OSB’mizi yalnızca bir üretim alanı değil, yüksek teknolojiye, yeniliğe ve nitelikli insan kaynağına ev sahipliği yapan bir sanayi kampüsü haline getirme hedefimizi sürdürüyoruz. Sanayimiz ne kadar güçlü ve dirençli olursa, Türkiye geleceğe o kadar güvenle bakacaktır” dedi.

Kesikbaş: ''2026 Ortak Başarılara İmza Attığımız Bir Yıl Olsun'' Haber

Kesikbaş: ''2026 Ortak Başarılara İmza Attığımız Bir Yıl Olsun''

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş bir yeni yıl mesajı yayınlarken, sanayi sektörü için 2025 yılı değerlendirmesinde bulundu ve 2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaştı. ESO Başkanı Kesikbaş Yeni Yıl mesajımda şu ifadelere yer verdi; Yeni bir yıla girerken üretimin, dayanışmanın, akıl ve alın terinin aynı potada buluştuğu, güçlü bir geleceğe olan inancımızı tazeliyoruz. Sanayicilerimiz, çalışanlarımız, kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve üretim zincirinin tüm paydaşlarıyla birlikte; daha dirençli, daha verimli ve daha bereketli bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. 2026’nın, umutların büyüdüğü ve ortak başarılara imza attığımız bir yıl olmasını diliyorum. Eskişehir’den yükselen bu üretim iradesinin ülkemize güç katmasını temenni ediyorum. Eskişehir Sanayi sektörü için 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Kesikbaş şu ifadeleri kullandı; ''2025: Dayanıklılığın ve Sabrın Yılı 2025 yılı, küresel ekonomide artan jeopolitik riskler, daralan dış talep ve yurt içinde uygulanan sıkı finansal koşullar nedeniyle sanayi sektörü açısından son derece zorlu bir yıl olarak geride kalmaktadır. Buna rağmen Türkiye ekonomisinin, Orta Vadeli Program’da öngörülen yüzde 3,3’lük büyüme tahmininin üzerinde bir performansla yılı tamamlaması beklenmektedir. Bu sonuç, özellikle sanayi sektörünün gösterdiği büyük fedakârlığın, sabrın ve dayanıklılığın bir yansımasıdır. Ancak altını çizmek gerekir ki, mevcut büyüme oranları OVP tahminlerinin üzerinde olsa dahi Türkiye ekonomisinin gerçek potansiyelini yansıtmaktan uzaktır. Sektörler arasında belirgin bir ayrışma yaşanmakta, sanayi sektörü yüksek maliyet baskıları altında üretimini sürdürmeye çalışmaktadır. Buna rağmen, sanayiciler olarak sürecin geçici olduğuna inanıyor; finansal istikrarın sağlanması ve enflasyonun öngörülebilir bir patikaya girmesiyle birlikte en büyük kazanımın yine sanayi sektöründe ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Eskişehir Sanayisi: Üretimin ve Katma Değerin Gücü Eskişehir sanayisi, tüm bu zorlu koşullara rağmen üretimden kopmamış, ihracatını ve istihdamını korumayı başarmıştır. Bugün Eskişehir’de 1.800’ün üzerinde üretici firma faaliyet göstermektedir. Eskişehir Sanayi Odamız ise 1.500’ü aşkın üyesiyle bu yapının temel taşı konumundadır. Sanayimizin toplam cirosu 10 milyar dolara, ihracatı ise 4,75 milyar dolara ulaşmıştır. Eskişehir, dış ticaret fazlası veren ender sanayi merkezlerinden biri olma özelliğini sürdürmektedir. 2026 yılı ihracat hedefimiz ise 5 milyar dolardır. Sanayinin Gayrisafi Hasıla içindeki payı 1990 yılında yüzde 28 seviyelerindeyken bugün yüzde 40’ın üzerine çıkmıştır. 100 bini aşkın çalışanımızla her üç aileden biri geçimini sanayi sektöründen sağlamaktadır. Bu rakamlar, sanayinin Eskişehir için yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir omurga olduğunu açıkça göstermektedir. Yüksek Teknoloji ve Stratejik Üretim Avantajı Eskişehir’i Türkiye sanayisinden ayrıştıran en önemli unsurlardan biri, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretim yapısıdır. Toplam ihracatımızın yüzde 30’u orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerden oluşmaktadır. Bu oranla Türkiye’de lider konumdayız. Türkiye ortalamasının yüzde 3,9 olduğu düşünüldüğünde aradaki fark çok daha net görülmektedir. Kilogram başına ihracat değerimiz yaklaşık 1,95 dolar seviyesinde olup Türkiye ortalamasının yüzde 25 üzerindedir. Uçak, helikopter ve insansız hava araçları motorlarından lokomotif, kamyon ve gemi motorlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede üretim yapan Eskişehir, Türkiye’nin motor üretim merkezi konumuna ulaşmıştır. Bakanlık tarafından onaylı 24 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi, 35 milyon metrekarelik alanıyla Türkiye’nin en büyük ikinci Organize Sanayi Bölgesi bu gücü besleyen en önemli unsurlardır. 2026: Reform, Öngörülebilirlik ve Umut Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz ESO Ekonomik Beklenti Anketi sonuçları, 2026 yılının belirsizliklerle çevrili olmakla birlikte doğru adımlar atılması halinde toparlanma sürecine girilebilecek bir yıl olacağını göstermektedir. Sanayicilerimiz finansman, enflasyon ve maliyet baskıları nedeniyle temkinli davranırken; dijital dönüşüm, verimlilik, Ar-Ge ve yeşil dönüşüme yönelen firmalar umut verici bir tablo çizmektedir. Devletimiz tarafından 2026’nın bir “reform yılı” ilan edilmiş olması, özellikle öngörülebilirliğin artacağına dair beklentilerimizi güçlendirmektedir. Artık meseleleri daha uzun vadeli bir perspektifle ele almalı; verimliliği ve yapısal dönüşümü ikincil bir gündem olmaktan çıkarmalıyız. Asıl sorunumuz kaynak yetersizliğinden ziyade, kaynakların etkin ve doğru şekilde tahsis edilememesidir. Üretmekten Asla Vazgeçmeyen Sanayicilerimize Teşekkürler 2025 yılı zor geçti; ancak ülke olarak bu tür dönemlerle ilk kez karşılaşmıyoruz. İnancımız odur ki 2026’da belirsizliklerin azaldığı, öngörülebilirliğin arttığı, güven ortamının güçlendiği bir döneme yeniden kavuşacağız. Bu vesileyle, her koşulda üretimden, ihracattan, istihdamdan ve yatırımdan vazgeçmeyen sanayicilerimize ve büyük bir özveriyle çalışan tüm emekçilerimize yürekten teşekkür ediyorum.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.