SON DAKİKA
Hava Durumu

#Üretim

Porsuk Haber Ajansı - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP İl Başkan Yardımcısı Nebioğlu’ndan Eskişehir Sanayisi İçin "Ortak Akıl" Çağrısı Haber

MHP İl Başkan Yardımcısı Nebioğlu’ndan Eskişehir Sanayisi İçin "Ortak Akıl" Çağrısı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Nebioğlu, Eskişehir’in sanayi ve endüstri vizyonuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Nebioğlu, şehrin üretim ve mühendislik potansiyelini artırmak adına tüm paydaşlarla ortak akıl çerçevesinde çalışmaya hazır olduklarını vurguladı. Eskişehir’in köklü üretim kültürü, güçlü sanayi altyapısı, nitelikli iş gücü ve mühendislik birikimiyle Türkiye’nin en stratejik sanayi merkezlerinden biri olduğunu belirten MHP Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Nebioğlu, bu potansiyelin geliştirilmesinin şehrin tüm dinamiklerinin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. "MHP Olarak Elimizi Taşın Altına Koymaya Hazırız" MHP Eskişehir İl Başkanlığı olarak kentin sanayi ve endüstriyel gelişimine katkı sunmayı asli bir görev kabullendiklerini belirten Nebioğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Üretimin, mühendisliğin, teknolojinin ve Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi adına üzerimize düşen sorumluluğu almaya ve elimizi taşın altına koymaya hazırız. Üniversitelerimiz, sanayi kuruluşlarımız, meslek odalarımız, organize sanayi bölgelerimiz ve kamu kurumlarımızla birlikte oluşturulacak ortak akıl; Eskişehir’in geleceğine yön verecek en önemli güç olacaktır." Sanayide Dijital Dönüşüm ve Nitelikli İstihdam Vurgusu Sanayide dönüşümün ve katma değerli üretimin önemine dikkat çeken Nebioğlu; dijital dönüşüm, enerji verimliliği, yerli üretim, yüksek katma değerli imalat, mesleki eğitim ve nitelikli istihdam alanlarında geliştirilecek projelerin Eskişehir’in ekonomik gücünü ve uluslararası rekabet kabiliyetini artıracağını kaydetti. "Amacımız Eleştirmek Değil, Çözüm Üretmek" Siyaset anlayışlarının yapıcı ve çözüm odaklı olduğunu vurgulayan MHP İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Nebioğlu, konuşmasını şöyle tamamladı: "Amacımız eleştirmek değil; çözüm üretmek, fikir geliştirmek ve ortak çalışmalarla Eskişehir’in sanayi vizyonuna katkı sunmaktır. Çünkü inanıyoruz ki güçlü sanayi, güçlü ekonomi; güçlü ekonomi ise güçlü Türkiye’nin temelidir. Bu anlayışla MHP Eskişehir İl Başkanlığı olarak mühendislik aklını, bilimsel yaklaşımı ve ortak istişare kültürünü esas alan her çalışmanın destekçisi olmaya devam edeceğiz. Eskişehir’in üreten, geliştiren ve teknoloji üreten şehir kimliğini daha ileri taşımak için tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmaya hazırız."

Ata Tohumu Kavılca Buğdayında Bereketli Hasat Haber

Ata Tohumu Kavılca Buğdayında Bereketli Hasat

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından, ata tohumlarının korunması, çoğaltılması ve yeniden üretime kazandırılması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında ekimi gerçekleştirilen Kavılca buğdayında hasat başarıyla tamamlandı. Hasat programına katılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Anadolu’nun binlerce yıllık tarımsal mirasını yeniden Eskişehir’in bereketli topraklarıyla buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Çalışmalar kapsamında Kars’tan temin edilen yaklaşık 2 bin kilogram Kavılca buğdayı tohumu, 24 Ekim 2025 tarihinde Süpüren Mahallesi’nde 11 dekar, Yusuflar Mahallesi’nde ise 63 dekar olmak üzere toplam 73 dekarlık alana ekildi. Ekimden hasada kadar titizlikle takip edilen üretim sürecinin sonunda yaklaşık 17 ton Kavılca buğdayı elde edildi. Elde edilen yüksek verim, ata tohumu niteliğindeki Kavılca buğdayının Eskişehir’in iklim ve toprak koşullarına başarıyla uyum sağladığını ortaya koyarken, genetik mirasın korunması ve sürdürülebilir tarım anlayışı doğrultusunda yeniden üretime kazandırılması açısından da önemli bir başarı olarak değerlendirildi. Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişe sahip Kavılca buğdayı, Eskişehir’in tarihî ve kültürel değerlerinden biri olan Küllüoba Ekmeği’nin en önemli hammaddeleri arasında yer alıyor. Hasadı gerçekleştirilen ürünün bir bölümü Küllüoba Ekmeği üretiminde kullanılacak, bir bölümü ise gelecek yıllardaki ekilişlerde değerlendirilmek üzere tohumluk olarak ayrılacak. Böylece hem ata tohumlarının çoğaltılması hem de gelecek nesillere aktarılması sağlanırken, Kavılca buğdayı üretiminin yaygınlaştırılması yönünde de önemli bir adım atılmış olacak. Hasat sonrasında tarlalarda kalan saplar da ekonomiye kazandırılacak. Balya haline getirilecek samanlar, aktif hayvancılık yapan yetiştiricilerin yem ihtiyacına destek olmak amacıyla değerlendirilecek. Böylece üretimin her aşamasında katma değer oluşturularak tarımsal kaynakların verimli kullanılması sağlanacak. Hasat programında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, şunları söyledi: “Yaklaşık 5 bin yıl önce bu topraklarda yetişen, Anadolu’nun kadim mirası Kavılca buğdayının tohumlarını yeniden Eskişehir’in bereketli topraklarıyla buluşturduk. Önce tohumu toprağa emanet ettik. Ardından yeşerip başağa duruşuna tanıklık ettik. Şimdi ise büyük bir mutlulukla hasadını gerçekleştirdik. Toprağımızdan aldığımız bu kadim buğdayı, geçmişten günümüze uzanan Küllüoba Ekmeğimizin üretiminde kullanacağız. Binlerce yıllık bir mirası yeniden canlandırıyor; kendi arazilerimizde emeğimiz ve toprağımızın bereketiyle geleceğe taşıyoruz. Çünkü bu yalnızca bir buğdayın değil, geçmişten bugüne şehrimizin kadim tarihinin yeniden filizlenmesidir.”

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında" Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir binası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, açıklanan taban fiyatların yetersizliği, ödemelerdeki uzun gecikmeler, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar ve randevu sistemindeki aksaklıklar sert bir dille eleştirildi. TMO’nun kurulus misyonundan uzaklaştığını belirten Yer, Eskişehirli çiftçilerin yalnız bırakıldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. ​“Açıklanan Fiyatlar Gerçekten Uzak, Çiftçinin Zararı Büyüyor” ​Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) asli görevinin Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmek olduğunu hatırlatan Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan, 88 yıllık geçmişiyle tarımsal ürün piyasalarını düzenleyip üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonu bulunan; faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayıp paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gerekleriyle uyumlu tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olma vizyonuna sahip Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önündeyiz. Hepimizin bildiği üzere TMO'nun esas ve asli faaliyet alanı, Türk çiftçisinin ana uğraşı olan hububat piyasasının yürütücüsü ve belirleyicisi olmaktır. 2026 dönemi hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatı olarak buğdayın kilogram fiyatını 16,50 TL, arpanın kilogram fiyatını ise 12,075 TL olarak açıklamıştı. Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden açıklanan fiyatın gerçekle ilgisi olmadığını, ürünün kilogram başına maliyet bedelinin en az 19,90 TL olması sebebiyle açıklanan resmî enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL civarında olması gerektiğini söylemiştik. İrade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreç içerisinde maalesef beklentilerin de altına inmeye devam etmekte; zaten zararda olan Türk çiftçisinin zararı, piyasa düzenleyicisi ve yürütücülerinin gözleri önünde, tepkisizlikleri neticesinde hızla artmaktadır. Mesela, 2 Temmuz'da ikinci sınıf, tonu 16.500 TL olarak değerlendirilen mahsulünü TMO'ya teslim eden çiftçimiz, parasını henüz devletten alamadı. 2 Temmuz'da motorin 65 TL idi. 26 Temmuz'da motorin 79,70 TL oldu. 2 Temmuz'da çiftçimiz ürününü teslim ettiğinde parasını alıp motorin alsaydı 254 litre motorin alabilecekti. Şu an para yatırılmış olsa dahi ancak 209 litre motorin alabilmektedir. Çiftçinin 45 litre mazotu nerede? Bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmemektedir. 2024 yılı Ekim-Kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için ödenmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Çiftçiye verilen destek bu kadar gecikince, enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, yani daha çiftçinin eline ulaşmadan erimektedir. Destek vermek kadar, o desteği zamanında vermek de önemlidir diyoruz. Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz. 24 Temmuz 2026 Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları; • Buğday: 12,70 TL • Arpa: 10,50 TL olarak gerçekleşmiştir. Hangi akıl, hangi beceri, hangi hesap bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir; bunu merak ediyoruz. Piyasa gerçekleşmesi bu durumdayken biz, İYİ Parti olarak yetkililere soruyoruz: Bu süreçte TMO, kendisine getirilen ve resmî fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesini gerekçe göstererek fiyat düşürmekte midir? "Birinci sınıf ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu, üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz." denilmekte midir? Harman sürecini dört gözle bekleyen, tüm borç ve ödemelerinin günü gelen üreticiler; normalde ilan edilen ve taban fiyat olması gereken fiyatın altında, ürününü tüccara maliyetinin altına satmaya mecbur bırakılmakta mıdır? Biz diyoruz ki; aynen böyledir ve buna kimsenin sesi, soluğu çıkmamaktadır. Yani göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun aslı değildir, diyoruz. Değerli katılımcılar, TMO ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise randevu sisteminin getirdiği zorluklar ile Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki giderilmeyen aksaklıklar zinciridir. Ayrıca yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanmakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Bu hususa da dikkat çekilmesini istiyoruz. Randevu probleminden devam edersek; Köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin mevki mevki çalışması nedeniyle bölgelere göre parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürün, römork ya da kamyonlarla TMO'ya teslim edilmektedir. Ancak uygulamaya konulan randevu sistemi şu anda çok ileri tarihlere randevu vermekte, üreticiler ise ürünlerini bekletmek ve depolamak zorunda kalarak büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim; nedir, ne değildir yerinde görsün. Biz bize iletilenler doğrultusunda sorun ve talepleri dile getiriyoruz. Üreticiler, teslim ve randevu alabilmek için siyasi parti kapılarını aşındırmakta, bürokratlara gitmek zorunda kalmaktadır. Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa... Biz bu konuda duyduklarımızı belgeleyip teyit edersek, gerçekten birilerinin yüzüne seslenir ve yaptıklarının kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu önlerine koyarız. Buradan bürokratları uyarıyoruz: • Sıralamaya müdahale etmeyin. • Kontenjan kullanmayın. • Ayrımcılık yapmayın. Ürün değerlendirmesinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın. O ürünün bedelinde; klimalı odalarda serin serin oturarak değil, kıraç tarlalarda alın teri dökülerek kazanılmış emeğin hakkı vardır ve bunun vebali ağırdır, diyoruz. İddialarımızın aksine bir durum varsa, "Kesinlikle böyle bir şey yok." diyorlarsa; Bunu açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz. Değerli katılımcılar, Milletin efendisi olan, Ata toprağını bekleyen ve milletin geleceği için üretmeye çalışan Türk çiftçisi maalesef zor durumdadır ve çıkmaz bir yoldadır. Tarım politikası ve uygulamaları açıkça "Ekmeyi bırak." demektedir. Üretmek yerine ithal etmeyi daha doğru gören bir anlayışa rağmen Türk çiftçisi, millî bir ruhla, zarar etmesine rağmen, üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan muhataplar bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, millî tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur. 2006 yılında bu iktidar tarafından çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme oranı, bir önceki yılın gayrisafi millî hasılasının yüzde 1'inden az olamaz. Ancak bu hüküm bugüne kadar asla uygulanmamıştır. Bunu resmî kaynaklar ve ilgili birlikler açıkça ifade etmektedir. Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının da dikkatlerden kaçmaması için hatırlatmak istedik.1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Anadolu çiftçisine sahip çıkmak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önünden Eskişehir'in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz. İYİ Parti olarak diyoruz ki; İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir'de pırlantacı açılışında çok güzel buluşuyor, keyifle kurdele kesebiliyorlar. Hiçbirinizin umurunda olmayan çiftçi burada. Köylü burada. Ama onlar buraya gelemiyor, gelmiyor. İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız. İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz. İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız, diyoruz. Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima olacağız. İnanın; köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin asil ruhu sizi yenecektir, diyoruz. Ata emaneti toprağı, her türlü dış mihraklı operasyona rağmen işlemeye devam edecek ve kendisine yüklenen o misyon gereği milletin geleceğinde söz sahibi olacaktır, diyoruz. Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekene, biçene; neticede boynu bükük kalan köylüye, çiftçiye. Selam olsun Büyük Milletin Efendisi'ne. Biz cesur bir yürek olarak sesleniyoruz: Bekle çiftçi kardeşim, bekle köylü kardeşim. Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek."

Eskişehir'de Soğan Hasadı Tüm Hızıyla Sürüyor Haber

Eskişehir'de Soğan Hasadı Tüm Hızıyla Sürüyor

Eskişehir, soğan üretimindeki güçlü konumunu 2026 sezonunda da sürdürüyor. Tepebaşı ilçesinde gerçekleştirilen hasat programında üreticilerle bir araya gelen İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, sektörün mevcut durumunu ve gelecek süreçteki çözüm önerilerini değerlendirdi. ​Eskişehir genelinde 2026 yılı erkenci çeşit kuru soğan hasadı büyük bir hareketlilikle devam ediyor. Tarım kenti Eskişehir, Türkiye'nin kuru soğan üretimindeki stratejik önemini bu sezon da tescilliyor. ​Tepebaşı Beyazaltın Mahallesi'nde Hasat Mesaisi ​Hasat çalışmaları kapsamında Tepebaşı ilçesine bağlı Beyazaltın Mahallesi'nde özel bir program düzenlendi. Gerçekleştirilen saha buluşmasına, ​İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel ÇİL, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Nizamettin ÇETİNER, ​Bölgede soğan ekimi yapan çok sayıda çiftçi katıldı. ​Program boyunca üreticilerle birebir görüşen il müdürlüğü yetkilileri, kuru soğanın hem Eskişehir hem de ülke genelindeki mevcut piyasa ve üretim durumunu masaya yatırdı. İlimizin sahip olduğu yüksek üretim potansiyeli göz önünde bulundurularak, önümüzdeki dönemde izlenecek stratejiler ve çözüm önerileri üzerine istişarelerde bulunuldu. ​İl Müdürü Yüksel ÇİL: "Bilinçli Üretimin Karşılığını Alıyoruz" ​Hasat sahasını yerinde inceleyen ve tarlaları gezen İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel ÇİL, elde edilen rekolte sonuçlarından duydukları memnuniyeti dile getirdi. ​Tarlalarda bilinçli ve modern tarım teknikleriyle üretim yapan çiftçileri tebrik eden ÇİL, bakanlık ve il müdürlüğü olarak üreticinin her zaman yanında olduklarını vurguladı. ÇİL açıklamasında, "İlk ekiliş aşamasından son hasada kadar çiftçilerimize her türlü teknik destek konusunda yardımcı olmaya devam edeceğiz," ifadelerini kullandı. ​Eskişehir Tarımı İçin Soğanın Önemi ​Türkiye'nin önemli tarım üslerinden biri olan Eskişehir, uygun iklim koşulları ve toprak yapısı sayesinde kuru soğan üretiminde yüksek verim elde ediyor. Uzmanlar, bilinçli tarım uygulamaları ve artan teknik destekler sayesinde il genelindeki rekolte ve ürün kalitesinin her geçen yıl daha da yükseldiğine dikkat çekiyor. Hasat döneminin sezon boyunca üreticiler için bereketli geçmesi bekleniyor.

ESO Başkanı Kesikbaş: "Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye'ye Sahip Çıkmaktır" Haber

ESO Başkanı Kesikbaş: "Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye'ye Sahip Çıkmaktır"

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, Türkiye’nin sanayileşme sürecini tamamlamadan üretimden uzaklaşmasının ekonomik ve toplumsal açıdan ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek erken sanayisizleşme riskine karşı kapsamlı bir sanayi politikası çağrısında bulundu. Fabrikaların Işığı Sönerse Şehirlerin Umudu da Azalır Sanayinin ekonomi içindeki payının gerilemesinin basit bir rakamsal değişim olmadığını vurgulayan Kesikbaş, “Üretimin azalması; ihracatın, nitelikli istihdamın, teknolojik gelişmenin ve toplumsal refahın zayıflaması demektir. Sanayileşmesini tamamlamadan hizmet sektörüne yönelen bir ekonomi; düşük verimlilik, dışa bağımlılık ve kırılgan büyüme riskiyle karşılaşır. Hizmet sektörü elbette değerlidir ancak üretimden kopuk bir hizmet ekonomisi sürdürülebilir değildir. Eskişehir’in havacılık, savunma, raylı sistemler, makine, otomotiv, beyaz eşya, madencilik, seramik ve gıda üretimindeki birikimini korumalıyız” dedi. Gençlerimizi Fabrikalardan ve Üretimden Uzaklaştırmayalım Sanayinin gençler tarafından yorucu, riskli ve geleceği belirsiz bir alan olarak görülmesinin önemli bir sorun olduğunu belirten Kesikbaş, “Gençlerimize sanayinin makinelerden ibaret olmadığını anlatmalıyız. Bugünün fabrikalarında yapay zekâ, robotik, yazılım, tasarım ve ileri malzeme teknolojileri konuşuluyor. Gençlerimizi sanayiyle buluşturamazsak, kuşaklar boyunca oluşan üretim kültürümüzü de kaybederiz. Üretim kültürünün zayıflaması; çalışma hayatından toplumsal dayanışmaya kadar uzanan derin sosyolojik sonuçlar doğurur. Mesleki eğitimi güçlendirmeli, gençlerimize güvenli çalışma ortamı, kariyer imkânı ve güçlü bir gelecek sunmalıyız” ifadelerini kullandı. Sanayici Üretiyor Ama Emeğinin Karşılığını Alamıyor Zayıf talep, artan enerji ve işçilik maliyetleri ile yüksek finansman giderlerinin sanayide kârlılığı ciddi biçimde aşındırdığını kaydeden Kesikbaş, “Sanayicimiz bir yandan siparişlerdeki daralmayla mücadele ederken diğer yandan üretimi ve istihdamı korumaya çalışıyor. İşletme sermayesi ihtiyacı büyüyor, finansman giderleri faaliyet kârını tüketiyor. Kârlılık zayıfladığında yatırım, teknoloji yenileme ve istihdam kapasitesi de azalıyor. Dezenflasyonun yükü yalnızca üreticinin omuzlarına bırakılmamalıdır” dedi. Üreten Eskişehir için Cesur Bir Yol Haritası Eskişehir’in yüksek katma değerli üretimde öncü olabilecek güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Kesikbaş, “İhracat, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve enerji verimliliği yatırımlarına uzun vadeli, uygun maliyetli finansman sağlamalıyız. Üniversite-sanayi iş birliğini ticarileşme ve patent odaklı geliştirmeli, kritik ara mallarında yerlileşmeyi artırmalıyız. Biz Eskişehir’in fabrikalarına, mühendislerine, emekçilerine ve gençlerine inanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki üretimin olduğu yerde umut, kalkınma ve güçlü bir gelecek vardır” diye konuştu.

Eskişehir İhracatta Türkiye Ortalamasını Aştı Haber

Eskişehir İhracatta Türkiye Ortalamasını Aştı

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş açıklanan ihracat rakamları ile ilgili değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaştı. Kesikbaş, “Eskişehir ihracatı Haziran ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21,96 artarak 387 milyon dolara ulaştı. Yılın ilk altı ayında ise yüzde 5,65 artışla 2,07 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Böylelikle ilk altı ayda 2 milyar dolar ihracat eşiğini aşan şehirler arasına girmeyi başardık. Türkiye ihracatının aynı dönemde yüzde 3,6 arttığı dikkate alındığında, Eskişehir’in ülke ortalamasının üzerinde büyümesi bizler için büyük bir gurur kaynağıdır” dedi. Başarının Mimarı Sanayicilerimiz ve Emekçilerimiz Haziran ayındaki güçlü performansın, Eskişehir sanayisinin üretim kabiliyetini ve küresel rekabet gücünü bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Kesikbaş, şöyle devam etti: “Bu başarı; fabrikalarında gece gündüz çalışan emekçilerimizin, tüm darboğazlara rağmen yatırım yapan sanayicilerimizin ve dünyanın dört bir yanında yeni pazarlar arayan ihracatçılarımızın ortak eseridir. Üreten, ihraç eden ve istihdam sağlayan her işletmemiz, şehrimizin ve ülkemizin geleceğine umut taşımaktadır. Hepsine yürekten teşekkür ediyorum.” Kesikbaş, sanayi sektörünün yüksek finansman maliyetleri, enerji ve girdi fiyatları, döviz kuru baskısı ile küresel talepteki belirsizliklere rağmen üretimini sürdürdüğünü vurgulayarak, “Sanayicimizin rekabet gücünü koruyabilmesi için uygun finansmana erişimin kolaylaştırılması, ihracat desteklerinin güçlendirilmesi ve enerji maliyetlerinin azaltılması büyük önem taşımaktadır. Sanayiye verilen her destek; daha fazla üretim, ihracat, istihdam ve toplumsal refah olarak ülkemize dönecektir. Eskişehir olarak çalışmaya, üretmeye ve Türkiye’nin geleceğine değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Başkan Ataç BAKSAN'da Yapılan Çalışmaları Yerinde İnceledi Haber

Başkan Ataç BAKSAN'da Yapılan Çalışmaları Yerinde İnceledi

Tepebaşı Belediyesi, BAKSAN Sanayi Sitesi’nde ulaşım konforunu yükseltecek kapsamlı yol yenileme çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. İlk etapta 10 sokağın asfaltı tamamlanırken, 7 sokakta bordür ve kaldırım çalışmaları devam ediyor. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç da sahaya çıkarak çalışmaları yerinde denetledi, BAKSAN esnafıyla bir araya geldi. Tepebaşı Belediyesi, ilçenin önemli üretim ve istihdam merkezlerinden biri olan BAKSAN Sanayi Sitesi’ni daha güvenli, düzenli ve modern bir görünüme kavuşturmak için yürüttüğü çalışmalara devam ediyor. Planlı şekilde ilerleyen çalışmalarla sanayi sitesinin yol ve yaya ulaşım altyapısı adım adım yenileniyor. Başkan Ataç çalışmaları yerinde takip ediyor BAKSAN Sanayi Sitesi’ni ziyaret eden Başkan Ataç, asfalt uygulaması tamamlanan sokaklarla bordür ve kaldırım çalışmalarının sürdüğü bölgelerde incelemelerde bulundu. Belediye yetkililerinden çalışmaların son durumu hakkında bilgi alan Başkan Ataç, uygulamaların planlanan takvim doğrultusunda tamamlanması yönünde değerlendirmelerde bulundu. Çalışmalar kapsamında ilk etapta 10 sokaktaki asfalt uygulaması tamamlandı. Bordür ve kaldırım düzenlemelerinin sürdüğü 7 sokağın ise altyapı çalışmalarının ardından asfaltlanacağı bildirildi. Böylece araç ve yaya ulaşımında daha güvenli, konforlu ve düzenli bir yapı oluşturulması hedefleniyor. Esnaftan Başkan Ataç’a teşekkür İncelemeleri sırasında BAKSAN esnafını da ziyaret eden Başkan Ataç, iş yerlerini tek tek gezerek esnafın görüş, talep ve önerilerini dinledi. Yapılan çalışmaların sanayi sitesine önemli bir rahatlık kazandırdığını belirten esnaf, duydukları memnuniyeti Başkan Ataç’a ileterek Tepebaşı Belediyesi ekiplerine teşekkür etti. Samimi görüntülere sahne olan buluşmada esnaf, Başkan Ataç’a çay ikram etti, BAKSAN’ın ihtiyaçları ve bölgede yürütülen çalışmalar üzerine sohbet gerçekleşti. “Üretimin olduğu her yerde emeğin yanındayız” BAKSAN Sanayi Sitesi’nin Eskişehir’in üretim, istihdam ve kent ekonomisindeki önemine dikkat çeken Başkan Ataç, şu ifadeleri kullandı: “BAKSAN, alın terinin üretime ve istihdama dönüştüğü önemli merkezlerimizden biri. Esnafımızın daha düzenli, güvenli ve konforlu bir çevrede çalışmasını önemsiyoruz. İlk etapta 10 sokağımızın asfaltını tamamladık. Bordür ve kaldırım düzenlemeleri devam eden 7 sokağımızı da çalışmaların ardından asfaltla buluşturacağız. Üreten, istihdam sağlayan ve kent ekonomisine değer katan esnafımızın her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.” BAKSAN’ın çehresi adım adım yenileniyor Yürütülen çalışmalarla yalnızca yolların değil, BAKSAN Sanayi Sitesi’nin genel görünümünün ve ulaşım konforunun da iyileştirilmesi amaçlanıyor. Asfalt, bordür ve kaldırım uygulamalarının tamamlanmasıyla birlikte bölgede araç trafiğinin daha düzenli ilerlemesi, yaya güvenliğinin artırılması ve esnafın günlük faaliyetlerinin kolaylaştırılması hedefleniyor.

Başkan Ataç’tan Esence Madenine Karşı Net Mesaj Haber

Başkan Ataç’tan Esence Madenine Karşı Net Mesaj

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Alpu’da yapılmak istenen Esence Altın-Gümüş Madeni Projesi’ne karşı düzenlenen halk buluşmasında, “Biz madenciliğe değil; doğayı, su kaynaklarını ve verimli tarım arazilerini yok eden vahşi madenciliğe karşıyız. Çocuklarımızın geleceği için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Alpu’da yapılması planlanan Esence Altın-Gümüş Madeni Projesi hakkında gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısında mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu temsilcilerinin de katıldığı toplantıya Alpulu yurttaşlar yoğun ilgi gösterdi. Projenin bölgenin tarımsal üretimine, hayvancılığına, su kaynaklarına ve ekolojik yapısına verebileceği zararların ele alındığı toplantıda Başkan Ataç, vahşi madenciliğe karşı ortak ve kararlı bir mücadele çağrısında bulundu. “Kişisel değil, ortak bir mücadele” Sıcak bir pazar gününde gerçekleştirilen buluşmaya gösterilen yoğun katılımın önemine dikkat çeken Başkan Ataç, burada verilen mücadelenin hiçbir kişisel çıkara dayanmadığını söyledi. Ataç, “Burada bulunan hiç kimsenin kişisel bir menfaati yok. Ancak hepimizin ortak bir menfaati var: Toprağımızı, suyumuzu ve geleceğimizi korumak. Öncelikle bu bölgede yaşayan yurttaşlarımızın meselenin önemine inanması gerekiyor. Burada dile getirilen bütün kaygıların sonuna kadar arkasındayım” dedi. “Madenciliğe değil, vahşi madenciliğe karşıyız” Doğal kaynakların kamu yararı gözetilerek, bilimsel yöntemlerle ve çevresel değerler korunarak kullanılabileceğini ifade eden Ataç, karşı çıktıkları anlayışın doğayı ve insan yaşamını hiçe sayan vahşi madencilik olduğunu vurguladı. Başkan Ataç, “Biz madenciliğe karşı değiliz. Biz; toprağı zehirleyen, su kaynaklarını tüketen, tarımsal üretimi sona erdiren ve bölge halkını kendi yaşam alanlarından koparan vahşi madenciliğe karşıyız. Verimli tarım arazilerinin geri dönülemez biçimde yok edilmesine sessiz kalamayız” ifadelerini kullandı. “Bu topraklarda üretim devam etmeli” Alpu’nun geleceğinin tarım ve hayvancılıkta olduğuna dikkat çeken Ataç, bölge halkının toprağından koparılmasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir yıkım yaratacağını belirtti. Madencilik şirketlerinin önce bölgedeki arazileri satın aldığını, ardından üretim imkânlarını ortadan kaldırdığını kaydeden Ataç, şöyle konuştu: “Bugün burada tarımsal ve hayvansal üretim yapılmazsa insanlar başka ne yapacak? Bu şirketler önce bölgede yaşayan insanların tarlalarını satın alıyor. Ardından insanları kendi topraklarında üretim yapamaz ve geleceklerini kuramaz hâle getiriyor. Toprağını satan yurttaşlarımız, bir süre sonra başkalarının yanında asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyor. Oysa bu topraklar korunur ve üretim desteklenirse Alpu’nun tarımsal ve hayvansal kalkınması çok daha ileriye taşınabilir.” Alpu Termik Santrali mücadelesini hatırlattı Başkan Ataç, Alpu Ovası’nda kurulmak istenen termik santrale karşı yürütülen mücadeleyi de hatırlatarak örgütlü ve kararlı bir halk mücadelesinin sonuç alabileceğini söyledi. Alpu Ovası’nın “Büyük Ova” statüsünde bulunduğunu belirten Ataç, “Büyük ovalarda tarım yapılır, üretim desteklenir ve ekolojik yapı korunur. Buna rağmen Alpu Ovası’na termik santral yapmak istediler. Bölge halkı projenin kendi geleceğine zarar vereceğini gördü ve hep birlikte hareket etti. Sonunda hukuk mücadelesi kazanıldı ve proje durduruldu” dedi. Termik santralin bölgenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade eden Ataç, o dönemde çiftçilerin traktörleriyle verdiği desteğin mücadelenin simgelerinden biri hâline geldiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.