SON DAKİKA
Hava Durumu

#Üniversite

Porsuk Haber Ajansı - Üniversite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üniversite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nebi Hatipoğlu’ndan Yılmaz Büyükerşen’e: "Senden Artık Bıktık!" Haber

Nebi Hatipoğlu’ndan Yılmaz Büyükerşen’e: "Senden Artık Bıktık!"

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in sanayicilere yönelik eleştirilerine sosyal medya üzerinden çok sert bir yanıt verdi. Hatipoğlu, Büyükerşen’in tavrını "nobran" olarak nitelendirerek, Eskişehir’in ekonomik gücünün sanayiciler tarafından inşa edildiğini vurguladı. ​"Eskişehir'i Sanayiciler ve Tüccarlar İnşa Etti" ​Nebi Hatipoğlu, Büyükerşen’in yerel bir gazeteye verdiği röportajda iş dünyasını hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi Hatipoğlu yaptığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​"İç Anadolu’nun bozkırında, Eskişehir gibi bir vahayı, bugün dil uzattığın o sanayiciler ve tüccarlar inşa etti. 2025 yılında o beğenmediğin müteşebbisler 4.8 milyar doları aşan ihracatla bu şehrin iktisadi yükünü omuzladılar." ​"Çeyrek Asırdan Kalan: Üç Beş Park ve Soğuk Heykeller" ​Büyükerşen’in 25 yıllık görev süresini eleştiren Hatipoğlu, mevcut belediye yönetimini de hedef aldı. Şehrin geleceğine dair kalıcı bir eser bırakılmadığını savunan Milletvekili, "Senin çeyrek asırlık hükmünden bu kente kalan; üç beş park ve sayısız soğuk heykelden ibaret. Ne temele dokundun ne de geleceği inşa ettin. Halefin ise sokakları dubalarla kuşatmak dışında bir maharet göstermiyor," dedi. ​Vakıf Kaynakları ve "200 Milyon Dolarlık" İddia ​Hatipoğlu’nun açıklamasındaki en dikkat çekici kısımlardan biri de Büyükerşen’e yönelik vakıf ve mal varlığı suçlamaları oldu. Hatipoğlu, üniversite kaynaklarıyla kurulan vakıf üzerinden sert bir soru yöneltti: ​"Üniversite kaynaklarıyla hayat bulan vakfın, 200 milyon dolarlık okullarını ve otellerini kendi hanene dahil etmenden hiç söz etmiyorsun." ​"İstanbul'daki Kalemşör Dostlarına Sığın" ​Açıklamasının sonunda Büyükerşen’in medya ilişkilerine de değinen Hatipoğlu, "Şimdi koş ve o İstanbul'daki kalemşör dostlarına yeniden sığın. Belki bir kol saatimi daha çekip, saygınlığı sıfır manşetlerine koyarlar," diyerek tepkisini noktaladı

Başkan Ataç: ''Tepebaşı Belediyesi Her Zaman Özel Bireylerimizin Yanında'' Haber

Başkan Ataç: ''Tepebaşı Belediyesi Her Zaman Özel Bireylerimizin Yanında''

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Tepebaşı Spor Kulübü bünyesindeki özel sporcuları Göktan Işın ve Said Bedri Doğan ile bir araya geldi. Başkan Ataç, “İki özel sporcumuzun yüzmedeki başarıları beni gururlandırıyor. Tepebaşı Belediyesi her zaman özel bireylerimizin yanında oldu, olmaya da devam edecek” dedi. 27 - 28 Mart tarihleri arasında yapılan Özel Sporcular İl İçi Yüzme yarışlarına katılan Tepebaşı Spor Kulübü bünyesindeki özel sporcular Göktan Işın ve Sait Bedri Doğan Temmuz ayında Konya'da yapılacak olan Türkiye Şampiyonası’na katılmak için gerekli barajları geçerek Şampiyonaya katılım hakkı kazandı. Down Sendromlu Sporcu Göktan Işın, 200 Ferdi karışık, 100 metre serbest, 200 metre serbest, 50 metre kelebek, 200 metre kelebek, 50 metre sırtüstü, 100 metre sırtüstü ve 200 metre sırtüstü stillerinde birinci, 50 serbest ve 100 metre kelebek stillerinde 2’nci oldu. Otizmli sporcu Said Bedri Doğan ise 50 metre serbest, 400 metre serbest, 800 metre serbest ve 1500 metre serbest stillerinde birinci; 200 metre serbest stilinde 2’nci ve 50 metre kurbağalama stilinde 4’üncü oldu. Tepebaşı Spor Kulübü özel sporcuları Işın ve Doğan müsabakada 12 Altın, 3 Gümüş ve 1 Bronz madalya kazandı. Başkan Ataç’a teşekkür Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Tepebaşı Spor Kulübü bünyesindeki başarılı özel yüzücülerinden Göktan Işın ve Said Bedri Doğan ile antrenörleri Serkan Aydın ile Said Bedri Doğan’ın babası Mahmut Doğan’ı makamında ağırladı. Buluşmada Işın ve Doğan, Başkan Ataç’a katıldığı müsabakalarda aldığı madalyalardan söz etti. Her iki özel sporcu da Konya’da gerçekleştirilecek Türkiye Şampiyonası için hazırlandıklarını bu müsabakalarda Tepebaşı ve Eskişehir’i başarı ile temsil etmek istediklerini anlattı. Işın ve Doğan kendilerine verilen desteklerden dolayı da Başkan Ataç’a teşekkür etti. “Kendisiyle ve çevresiyle barışık bir birey oldu” Buluşmada konuşan Said Bedri Doğan’ın babası Mahmut Doğan, “Oğlum Said otizm tanısı aldıktan sonra araştırma yaptık ve çözüm yolları aradık. Eskişehir’in bu konuda iyi olduğunu duyduk ve Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre bölümüne başvurduk. 2010 yılından bu yana Eskişehir’de yaşıyoruz. Bu süreçte bulduğumuz ne kadar imkan ve olanaklar varsa değerlendirdik. Tepebaşı Belediyesi’nin bize bu konuda büyük katkıları oldu. 2014 yılında Mustafa Kemal Atatürk Su Sporları Merkezi’nde yüzmeye başladık. Psikolojik olarak rahatlaması için başladığımız havuz etkinliğimiz süreç içinde profesyonelliğe döndü. Girdiğimiz yarışmalarda Eskişehir’i temsil etmek üzere Konya’ya gideceğiz. Onun için yoğun çalışıyor. Belediyenin sağlamış olduğu bu katkılardan dolayı üniversite sınavlarında ESTÜ Beden Eğitimi-Antrenörlük Bölümünü kazandı. Bu bizim ve çocuğumuzun psikolojisine olumlu bir katkı sağladı. Belediyenin sosyal belediyecilik anlayışının diğer belediyelere örnek olmasını ve bizim gibi ailelerin de bunlardan yararlanmasını diliyorum. Bu konuda aileler kesinlikle umutlarını kırmasınlar. Üniversite bizim hayalimizde bile yoktu. Bunun mutfağına baktığımızda gittiğimiz havuz var. Aynı şekilde yine Tepebaşı Belediyesi’nin 23 Nisan Çocuk Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki etkinlikler var. Oradan da piyano dersi aldık. Sait’in eserleri 3 defa Atila Özer Karikatürlü Ev’de sergilendi. Bunların sonucunda üniversiteyi kazanan bir Sait ortaya çıktı. Kendisiyle ve çevresiyle barışık bir birey oldu. Bizim esas amacımız buydu. Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’a ve ekibine de teşekkür ediyorum” dedi. “İyi ki yüzmeye gidiyorum, iyi ki de üniversiteyi kazanmışım” Otizmli Sporcu Said Bedri Doğan, “Üniversiteyi kazandım. BESYO sınavına girmeseydim ve yüzmeye imkan sağlanmasaydı üniversiteyi kazanamayacaktım ve akranlarımla olamayacaktım. Üniversiteye gitmemin amacı yaşıtlarımla iyi geçinmem, sosyalleşmem. Böyle olunca da ben kendimi mutlu hissediyorum. En son girdiğim Eskişehir il müsabakalarında 1500-800-200 metrelerde birinci oldum. Eğer bu kadar yoğun çalışmasaydım şu an evde oturuyor olacaktım ve akranlarımla vakit geçiremeyecektim. İyi ki yüzmeye gidiyorum, iyi ki de üniversiteyi kazanmışım. İnşallah bu Temmuz ayında Konya’da yapılacak Türkiye Şampiyonasında da iyi derecelerle döneceğime inanıyorum. İnşallah hep birlikte daha güzel günlere koşacağız. Engelleri hep birlikte aşmaya devam edeceğiz” diye konuştu. “Ülkemi temsil etmek istiyorum” Bir diğer sporcu Göktan Işın ise, “Küçük yaşta yüzmeye başladım. Tepebaşı Spor Kulübü ile birlikte güzel şeyler yaptık. Güzel performanslar sergiledik. Milli takıma davet edildi. Ben de antrenmanlara devam ediyorum. Hedefim milli takıma girmek. Altın madalyalar kazandım ve çok sevindim. İnşallah Konya’da Türkiye Şampiyonasından derecelerle döneceğim. Şehrimi temsil etmek için elimden gelen yapacağım. İleride de ülkemi temsil etmeyi çok istiyorum” dedi. “Tepebaşı Belediyesi her zaman özel bireylerimizin yanında oldu” Özel sporcuların başarılarıyla gururlandığını ifade eden Başkan Ataç ise, “Benim adıma çok büyük bir mutluluk. İki özel sporcumuzun yüzmedeki başarıları beni gururlandırıyor. Tabi burada önemli olan ailelerin bu konuda çocuklarına sahip çıkmaları, onlara destek vermeleri ve onların rehabilite edilmesi konusunda mücadele etmeleri önemli. İki gencimizde birbirinden başarılı olarak bizim su sporları merkezinde yüzme çalışmalarına devam ediyorlar. Merkezimizdeki uzman arkadaşlarımızın da büyük emekleri var. İnsanlar çalışma azmiyle her türlü zorluğu yenebiliyor. Bu da topluma önemli bir moral veriyor. Eğer bu kardeşlerimiz bu çalışmaları yapmasalardı toplumun içinde olmayabilirlerdi. Bizim amacımız da özel bireylerimizin toplumun içine karışmaları. Toplumla eşit haklarla hareket etmeleridir. Ben emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Tepebaşı Belediyesi her zaman özel bireylerimizin yanında oldu, olmaya da devam edecek. Gelecekte de farklı konularla uzman arkadaşlarımızla bu kardeşlerimizi daha iyi noktaya getireceğiz” diye konuştu.

ESOGÜ’de Otizm Farkındalığı İçin Güç Birliği Haber

ESOGÜ’de Otizm Farkındalığı İçin Güç Birliği

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Toplumsal Farkındalık Kulübü ve Özel Eğitim Bölümü, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında gerçekleştirdiği “Farkındalık Yürüyüşü” ile otizmli bireylerin toplumsal kabulüne dikkat çekti. Üniversite yönetiminin ve farklı fakültelerden öğretim üyeleri ile öğrencilerin katılım sağladığı etkinlikte, Meşelik Kampüsü içinde otizm farkındalığı için bir yürüyüş gerçekleştirildi. Eğitim Fakültesi önünden başlayan yürüyüşe, ESOGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şerife Yücesoy Özkan ve Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Dönmez, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Şengel, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arzum Erken Çelik, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saadet Pınar Temizkan, Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Derya Genç Tosun’un ve Özel Eğitim Bölümü öğretim elemanları katıldı. Yürüyüşte özel eğitim bölümü öğrencileri, hazırladıkları farkındalık mesajlı pankartlarla yürüyüşün ön saflarında yer aldı. Yürüyüş boyunca otizmin bir eksiklik değil, zenginleştirici bir çeşitlilik olduğu vurgulanırken, toplumsal yaşamın her alanında kapsayıcılığın ve hak temelli yaklaşımın önemi bir kez daha hatırlatıldı. Özel Eğitim Bölüm Başkanlığından yapılan açıklamada bu yıl üçüncüsü düzenlenen yürüyüşün otizm farkındalık etkinlikleri için bir başlangıç noktası olduğu ve otizm farkındalığını tüm aya yayacak şekilde kapsamlı bir program hazırlandığı belirtildi. Nisan ayı boyunca sürecek etkinlik takvimi kapsamında geliri doğrudan otizmli bireylere öğretim materyali temin etmek için kaynak oluşturacak anlamlı bir kermes, Eğitim Fakültesi bünyesinde gerçekleştirilecek tematik film gösterimleri ve yaratıcılığın farkındalıkla buluşacağı bir afiş yarışması ve ardından düzenlenecek olan ödül töreni yer alıyor. Bu zengin program aracılığıyla hem üniversite öğrencilerine hem de Eskişehir halkına ulaşılarak toplumsal bilincin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Anadolu Üniversitesi, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde Eğitime Dikkat Çekti Haber

Anadolu Üniversitesi, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde Eğitime Dikkat Çekti

21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, toplumda farkındalık yaratmak ve özel gereksinimli bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir gün olarak kabul ediliyor. Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanındaki akademik birikimi, kapsayıcı öğretmen yetiştirme politikaları ve topluma yönelik projeleri ile bu alanda öncü bir rol üstleniyor. Eğitim Fakültesi, öğretmen adaylarını kapsayıcı eğitim anlayışıyla yetiştirirken, Down sendromlu bireylerin toplumsal yaşama etkin katılımını destekleyen projeler geliştirmeye devam ediyor. Bu özel gün kapsamında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken; özel eğitim, kapsayıcı öğretmen yetiştirme ve Down sendromlu bireylerin eğitimine yönelik yürütülen çalışmaları anlattı. “Üniversitede gerçekleştirilen çalışmalar kuramsal bilgi üretmekle kalmayıp, uygulamaya dönük çözümler geliştirmeye odaklanıyor” Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanında önemli akademik çalışmalara sahip bir kurum. Üniversitenin bu alandaki akademik birikimini ve yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanında Türkiye’de öncü kurumlardan biri olarak güçlü ve köklü bir akademik birikime sahip. Uzun yıllara dayanan araştırma geleneği, nitelikli akademik kadrosu ve ulusal–uluslararası düzeyde yürütülen projeleriyle bu alanda önemli bir referans noktası oluşturuyor. Üniversitede gerçekleştirilen çalışmalar yalnızca kuramsal bilgi üretmekle kalmayıp, aynı zamanda uygulamaya dönük çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Bu yönüyle Anadolu Üniversitesi’nin özel eğitim alanındaki katkıları, hem bilimsel literatüre hem de eğitim uygulamalarına doğrudan yansıyor. “Öğretmen adaylarının saha deneyimi kazanmalarını sağlayan uygulama temelli eğitim süreçleri önemli bir yer tutuyor” Eğitim Fakültesi bünyesinde özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik yürütülen araştırmalar, projeler veya uygulamalar hakkında bilgi verebilir misiniz? Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik çok boyutlu çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalar arasında erken müdahale programları, bireyselleştirilmiş öğretim uygulamaları, aile eğitim programları ve teknoloji destekli öğretim projeleri yer alıyor. Ayrıca öğretmen adaylarının saha deneyimi kazanmalarını sağlayan uygulama temelli eğitim süreçleri de önemli bir yer tutuyor. Bu projeler, bilimsel bilgi ile uygulamayı bütünleştirerek özel gereksinimli bireylerin eğitim kalitesini artırmayı hedefliyor. “Özel gereksinimli bireylerin özelliklerini tanıma, kapsayıcı sınıf ortamları oluşturma, farklılaştırılmış öğretim stratejileri geliştirme ve eğitimde eşitlik ilkesini uygulama konularında donanım kazanıyor” Anadolu Üniversitesi’nin öğretmen adaylarını kapsayıcı eğitim anlayışıyla yetiştirme konusunda nasıl bir yaklaşımı bulunuyor? Anadolu Üniversitesi’nde öğretmen yetiştirme sürecinde kapsayıcı eğitim temel bir yaklaşım olarak benimseniyor. Öğretmen adayları, farklı gelişim özelliklerine sahip öğrencilerin ihtiyaçlarını anlayabilecek ve bu ihtiyaçlara uygun öğretim stratejileri geliştirebilecek şekilde yetiştiriliyor. Bu süreçte teorik derslerin yanı sıra uygulama ağırlıklı eğitimler, okul deneyimleri ve saha çalışmaları önemli bir yer tutuyor. Böylece öğretmen adaylarının mezun olduklarında kapsayıcı ve eşitlikçi öğrenme ortamları oluşturabilecek yeterliklere sahip olmaları hedefleniyor. Anadolu Üniversitesi’nde öğretmen yetiştirme politikalarının kapsayıcı eğitim anlayışını esas aldığının en önemli kanıtı, tüm öğretmenlik programlarında zorunlu olarak yer alan “ÖMB221 Kapsayıcı Eğitim ve Özel Gereksinimli Bireyler” dersidir. Bu ders öğretmen adaylarının bu alandaki bilgi ve farkındalıklarını geliştirmede önemli bir rol oynuyor. Ders kapsamında öğretmen adayları; özel gereksinimli bireylerin özelliklerini tanıma, kapsayıcı sınıf ortamları oluşturma, farklılaştırılmış öğretim stratejileri geliştirme ve eğitimde eşitlik ilkesini uygulama konularında donanım kazanıyor. Bunun yanı sıra teorik bilgilerin uygulama ile desteklendiği süreçler, öğretmen adaylarının gerçek sınıf ortamlarına daha hazırlıklı olmalarını sağlıyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde Anadolu Üniversitesi, öğretmen adaylarını yalnızca akademik açıdan değil, aynı zamanda kapsayıcı ve duyarlı bir eğitim anlayışıyla yetiştirmeyi hedefliyor. “Üniversiteler, bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra toplumsal dönüşümün de önemli aktörleri arasında yer alıyor” Üniversitelerin özel eğitim alanındaki bilimsel üretimi, toplumda farkındalık oluşturma ve eğitim politikalarına katkı sağlama açısından nasıl bir rol oynuyor? Üniversiteler, özel eğitim alanında ürettikleri bilimsel bilgi aracılığıyla hem toplumsal farkındalığın artmasına hem de eğitim politikalarının şekillenmesine önemli katkılar sunuyor. Araştırmalar yoluyla elde edilen bulgular, karar vericilere veri temelli öneriler sunarken, aynı zamanda toplumun özel gereksinimli bireylere yönelik bakış açısını da dönüştürüyor. Bu bağlamda üniversiteler, bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra toplumsal dönüşümün de önemli aktörleri arasında yer alıyor. “Programın ebeveynlerin çocuklarıyla olan etkileşimlerini güçlendirmeyi ebeveynlere kendi doğal ortamlarında ortaya çıkan fırsatları anlamlı öğrenme fırsatlarına dönüştürmeye yardımcı olmayı amaçlıyor” Down sendromlu bireylerin eğitimine yönelik olarak üniversite–toplum iş birliği kapsamında yürütülen ya da planlanan çalışmalar bulunuyor mu? Üniversite–toplum iş birliği kapsamında Down sendromlu bireylerin eğitsel desteklenmesine yönelik önemli çalışmalar bulunuyor. Bu bağlamda, Sabancı Vakfı Hibe programları desteğiyle, Down Sendromu Derneği ve Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Zihin Engellilerin Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı ve öğretim görevlilerinin iş birliğiyle gerçekleştirilen “Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum” projesi, Down sendromlu bireylerin toplumsal yaşama daha aktif katılımını, bağımsızlık becerilerinin gelişimini ve istihdam odaklı destek süreçlerini güçlendirmesi bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Bunun yanı sıra, ben ve Doç. Dr. Gözde Tomris tarafından hazırlanmış ve tüm içeriğinin Down Türkiye’ye hibe edildiği “DÖDEM (Doğal Öğretime Dayalı Erken Müdahale) Programı” da aile temelli erken müdahale yaklaşımı açısından oldukça değerli bir örnek. DÖDEM, çocuğu Down sendromlu olan ebeveynlere yönelik hazırlanmış, aile merkezli ya da aile uygulamalı bir erken müdahale programı sunuyor. Programın temel amacı; ebeveynlerin çocuklarıyla olan etkileşimlerini güçlendirmek, ebeveynlere kendi doğal ortamlarında ortaya çıkan fırsatları anlamlı öğrenme fırsatlarına dönüştürmeye yardımcı olacak strateji ve teknikleri öğretmek ve bu yolla çocukların gelişimlerini desteklemek. Bu tür örnekler, üniversitelerin bilimsel uzmanlığını toplumsal gereksinimlerle bir araya getirerek Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesine doğrudan katkı sunuyor. “Bu özel gün, toplumun farklı kesimlerinde farkındalık oluşturmak ve Down sendromlu bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunuyor” 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’nün eğitim alanında farkındalık oluşturma açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz? 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, eğitimde kapsayıcılık ve eşitlik ilkelerinin vurgulanması açısından son derece önemli bir gün. Bu özel gün, toplumun farklı kesimlerinde farkındalık oluşturmak, önyargıları azaltmak ve Down sendromlu bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda eğitim kurumlarının bu konudaki sorumluluklarını yeniden değerlendirmelerine de katkı sağlıyor. “Öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi gerekiyor” Down sendromlu bireylerin eğitim süreçlerine etkin katılımı için okullarda ve öğretmen eğitiminde hangi yaklaşımlar ön plana çıkmalı? Down sendromlu bireylerin eğitim süreçlerine etkin katılımı için bireyselleştirilmiş eğitim programları, farklılaştırılmış öğretim yöntemleri ve destekleyici öğrenme ortamları büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Öğretmen eğitiminde uygulama temelli yaklaşımların artırılması ve sürekli mesleki gelişim olanaklarının sunulması, bu sürecin başarısı açısından kritik bir rol oynuyor. “Medya, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülecek projeler, farkındalığın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor” Toplumda Down sendromlu bireylere yönelik farkındalığın artırılması için üniversiteler ve eğitim kurumları sizce hangi sorumlulukları üstlenmeli? Üniversiteler ve eğitim kurumları, Down sendromlu bireylere yönelik farkındalığın artırılmasında aktif rol üstleniyor. Bu kapsamda bilimsel araştırmaların yaygınlaştırılması, topluma yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılması ve kapsayıcı eğitim uygulamalarının desteklenmesi önem taşıyor. Ayrıca medya, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülecek projeler, farkındalığın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor. Kaynak: AnaHaber

ESGİAD ve TEV’den Eskişehirli Gençler İçin Dev İyilik Hareketi Haber

ESGİAD ve TEV’den Eskişehirli Gençler İçin Dev İyilik Hareketi

Eskişehir Genç İş İnsanları Derneği (ESGİAD), Türk Eğitim Vakfı (TEV) güvencesi ve iş birliğiyle Eskişehirli gençlerin eğitim hayatına omuz vermek amacıyla ESGİAD Gençlik Fonu’nu hayata geçirdiğini duyurdu. Şehir dışında üniversite eğitimi görecek gençlere maddi destek sağlamayı hedefleyen fon, 18 Mayıs’ta düzenlenecek olan ESGİAD Gençlik Balosu’nda büyük bir bağış gecesiyle taçlanacak. Eskişehir iş dünyasının dinamik gücü ESGİAD, sosyal sorumluluk vizyonu doğrultusunda şehrin gençleri için tarihi bir adıma imza attı. Türkiye'nin en köklü ve güvenilir kurumlarından Türk Eğitim Vakfı (TEV) ile ortaklaşa kurulan ESGİAD Gençlik Fonu, Eskişehir'de yetişen ve üniversite eğitimi için farklı şehirlere gidecek olan gençlere can suyu olmayı hedefliyor. Kampanyanın startını sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden veren ESGİAD yönetimi, eğitimde fırsat eşitliği yaratmak adına tüm Eskişehir halkını ve iş dünyasını bu iyilik hareketine davet ediyor. Fonun en büyük adımı ise, 18 Mayıs tarihinde düzenlenecek olan ihtişamlı ESGİAD Gençlik Balosu’nda atılacak. Başkan Batuhan Eldem: “Geleceğe Yapılan En Büyük Yatırım, Gençlerimize Yapılandır” Projenin hayata geçirilmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan ESGİAD Başkanı Batuhan Eldem, sivil toplum kuruluşlarının sadece ekonomiye değil, şehrin geleceğine de yön vermesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti: "Eskişehir, aydınlık yüzlü ve vizyoner gençlerin yetiştiği bir cumhuriyet şehridir. Bizler ESGİAD olarak, bu şehirde büyüyen pırıl pırıl gençlerimizin üniversite kazanıp farklı şehirlere gittiklerinde, ekonomik kaygılarla değil, sadece dersleriyle ve başarılarıyla meşgul olmalarını istiyoruz. TEV gibi ülkemizin en saygın kurumlarından birinin güvencesiyle hayata geçirdiğimiz bu fon, basit bir yardım kampanyası değil; Eskişehirli gençlerin geleceğine, ülkemizin aydınlık yarınlarına koyduğumuz güçlü bir tuğladır. 18 Mayıs'ta gerçekleştireceğimiz ESGİAD Gençlik Balosu'nda bu ateşi çok daha büyüteceğiz.Her destek, yeni bir başarı hikayesinin başlangıcıdır. Tüm hemşehrilerimizi ve iş dünyamızı, gençlerimizin elinden tutmaya davet ediyorum." Bağışlar Başladı! Eskişehirli gençlerin eğitim yolculuğuna şimdiden omuz vermek isteyen bağışçılar, TEV sistemine entegre edilen özel bağış ekranına https://tinyurl.com/esgiad-genclik-fonu adresi üzerinden veya kampanya görsellerindeki karekodu okutarak güvenle katkıda bulunabiliyor.

CHP'li Çakırözer, Depremzede Üniversite Öğrencileri İle Buluştu Haber

CHP'li Çakırözer, Depremzede Üniversite Öğrencileri İle Buluştu

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Eskişehir’de deprem felaketinden etkilenen üniversite öğrencileriyle buluştu. Hatay ve Adıyaman’dan Eskişehir’e üniversite eğitimi almaya gelen öğrenciler aradan geçen üç yılda yaşadıklarını anlattı. Öğrencileri dinleyen CHP’li Çakırözer, “ 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Üç yıldır acılar dinmedi. Hem deprem bölgelerinde hem de başka şehirlerde depremden etkilenen yurttaşlarımızın yaşama tutunma mücadelesi sürüyor. Onlarla dayanışmayı hep birlikte büyütmeliyiz” çağrısını yaptı. DEPREMZEDE ÖĞRENCİLERİ DİNLEDİ Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat depremlerinin ardından üç yıl geride kaldı. 11 ili etkileyen depremlerde on binlerce yurttaş yaşamını yitirirken, deprem bölgelerinde barınmadan sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılar ile milyonların adalet arayışındaki ihmal ve eksiklikler sürüyor. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Eskişehir’deki üniversitelerde eğitim gören depremzede üniversite öğrencileri ile buluştu. Aradan geçen üç yılda öğrencilerin hem bulundukları şehirlerde hem de deprem bölgelerinde yaşadığı sorunları dinleyen Çakırözer, sorunların çözümü konusunda öğrencilerin kamu kurumları ile TBMM’den beklentilerini dinledi. “HALA KONTEYNERLERDE YAŞAYAN AİLELER VAR” Anadolu Üniversitesi ile Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi’ndeki çeşitli fakültelerde eğitim gören öğrenciler, deprem bölgelerinde ailelerinin yaşadığı sıkıntıları da anlattı. Hatay ve Adıyaman’da ailelerinin hala konteynerlerde yaşamaya devam ettiğini aktaran öğrenciler, “Aradan üç yıl geçti ama bölgede hala konteynerlerde yaşam mücadelesi veren ailelerimiz, akrabalarımız var. Özellikle kış döneminde büyük sıkıntılar devam ediyor. Elektrik kesiliyor, ısınma sorunu yaşanıyor. Ekonomik sıkıntılar devam ediyor. Kuradan TOKİ çıktığı halde ödemeye yapamayacağı için hakkını devreden insanlar var. Üç yıl geçti ama deprem bölgelerinde göçebe yaşamlar devam ediyor” dedi. “OKUMAK İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ” Ailelerinin ekonomik sıkıntıları nedeniyle çalışmak zorunda kaldıklarını da söyleyen öğrenciler, “Ailelerimiz zaten orada çok zor durumdalar. Bizim dışımızda üniversitede, ortaokulda okuyan kardeşlerimiz var. Hem onların durumu hem bizim durumumuz ailelerimizi zorluyor. Bizler de burada derslerimizden arta kalan zamanlarda çalışmak zorunda kalıyoruz. Çünkü okumak zorundayız” şeklinde yaşadıkları durumu anlattı. “OTOBÜS BİLETİ ALIRKEN BİLE DÜŞÜNÜYORUZ” Öğrenciler memleketlerine gitmek istediklerinde de büyük sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını anlatırken bir öğrenci, “Ben Adıyamanlıyım bayram gelecek Adıyaman’a gitmek istediğimde sadece gidiş bileti 2 bin lira. Gidiş dönüş 4 bin lira. Bu parayı veremeyeceğim için gidemiyorum. En azından böyle zamanlarda devlet bize destek sağlayabilir” dedi. “DAYANIŞMAYI BÜYÜTMELİYİZ” Öğrencileri dinleyen CHP’li Çakırözer, “Depremin ardından hem Eskişehir’imizde hem de Türkiye’nin diğer illerinde yaşama tutunmaya çalışan yurttaşlarımız birçok sorunla karşı karşıya. Özellikle öğrenciler hem ekonomik hem psikolojik zorluklar yaşıyor. 86 milyon hep birlikte dayanışmayı büyüterek bu yaraları saracağız. Meclis’te ve yerelde depremzede yurttaşlarımızın sorunlarının çözümü için çalışacağız” dedi.

Başkan Ataç Gençlerle Buluştu Haber

Başkan Ataç Gençlerle Buluştu

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Sarıcakaya’dan Eskişehir’e gezmek için gelen gençlerle bir araya geldi. Tepebaşı Belediyesi Çamlıca Deneyimli Kafe’de gerçekleşen buluşmaya Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sarıcakaya İlçe Başkanı Hasan Yılmaz, CHP Sarıcakaya İlçe Kadın Kolları Başkanı Safiye Kesgin, CHP Sarıcakaya İlçe Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Ali Turan ve gençler katıldı. Buluşmada konuşan Başkan Ataç, gençlerle bir arada olmaktan dolayı duyduğu mutluluğu ifade etti. Gençlere hitaben konuşan Ataç, “Sizden sadece sabretmenizi değil, umut etmenizi, sorgulamanızı ve hayal kurmaktan vazgeçmemenizi istiyoruz. Belediye olarak görevimiz; sizin yolunuzu açmak, yükünüzü hafifletmek ve yanınızda durmaktır. Şunu bilin; bu kentte kimse yalnız değil. Bu kentte gençlerin hayalleri sahipsiz değil. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. Geleceği birlikte kuracağız” dedi. 10 binlerce genç Tepebaşı Belediyesi’nin hizmetlerinden yararlandı “Gençler yalnız kalmasın, eğitimden kopmasın, hayatın yüküyle baş başa bırakılmasın” diyerek her zaman gençlerin yanında olduklarını ifade eden Ataç, “Bu nedenle 2022’den bu yana, hafta içi her gün üniversiteli gençlerimize ücretsiz akşam yemeği veriyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 65 bin gencimiz bu dayanışma sofrasında bir araya geldi. Gençlik merkezimiz de yalnızca kurs verilen binalar değil; gençlerin nefes aldığı, kendini güvende hissettiği, ürettiği ve sosyalleştiği yaşam alanlarıdır. Son 3 yılda gençlik merkezimizde; 18 bine yakın genç eğitim ve kurslardan yararlandı, 10 bine yakın gencimiz sabah çorbasıyla güne başladı, 2 bin 600’den fazla genç ücretsiz çamaşır yıkama hizmetinden faydalandı, 15 binden fazla gencimize ücretsiz çay ikram ettik. Ayrıca üniversite tercih dönemlerinde ise yaklaşık 400 gencimize rehberlik sunduk. Ders çalışma alanları, bilgisayar ve kütüphanelerimizden de 17 bine yakın gencimiz faydalandı. Kısacası biz şuna inanıyoruz; bir genç, ‘Ben bu şehirde yalnız değilim’ diyebiliyorsa, işte o şehir görevini yapıyor demektir” şeklinde konuştu. Daha sonra buluşma Başkan Ataç’ın gençlerin sorularını cevaplandırması ve günün anısına hatıra fotoğrafı çektirilmesiyle sona erdi.

KYK Bursuna Bin TL'lik Zam Yaparken Yüzünüz Bile Kızarmadı mı? Haber

KYK Bursuna Bin TL'lik Zam Yaparken Yüzünüz Bile Kızarmadı mı?

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın, KYK Bursu’na yapılan bin TL’lik zam üzerine Gençlik ve Spor Bakanlığı önünde Bakan Osman Aşkın Bak’a seslendi. CHP’li Aydın, yıllardır Kasım ayının sonu, aralık ayının başında açıklanan zam tutarının bu sene yeni yıla sarkmasını “Beceriksizlik mi, utanç mı?” diye sordu. 2025 yılında 3 bin TL olan KYK bursunun bu yıl 4 bin TL’ye çıkarılması üzerine geçtiğimiz aylarda KYK yurtlarına yapılan %45’lik zamı hatırlatan Aydın, “Kendi evlatları varlık içinde yaşarken, bu tabloyu milletin evlatlarına reva görürken vicdanları sızladı mı merak ediyorum.” Diyerek tepki gösterdi. 4 bin Tl’lik bursun günlük tekabül ettiği rakamın 133TL olduğunu anlatan Aydın, “Günlük 133 TL ile bu hayat pahalılığında kim geçinebilir?” sorusunu Bakan Osman Aşkın Bak’a yöneltti. Ardından tablolarla günlük 133 TL ile ne alınabildiğini anlatan Aydın, “Karnı acıkan genç, bugün bir tavuk dürümün bile ancak yarısını satın alabilecek! Sayın bakan soruyorum bu tavuk dürümün yarısını kim yedi.” “GENÇLİĞİ DE YARATTIKLARI SEFALETE KURBAN ETTİLER” Yüzbinlerce genç, günlerce KYK burs zammını bekledi. Aralık ayı sonunda yaptığımız basın açıklamasında; Gençlik ve Spor Bakanlığı'na “Neden KYK burslarını bu tarihe kadar açıklamadınız? Bunun sebebi beceriksizlik mi, utanç mı?” diye sormuştuk. Yeni yılın ilk haftasında, son gün apar topar bir tutar açıkladılar. Açıklanan rakama bakınca geç kalmalarının sebebi belli oldu. Hem beceriksizlik, hem utanç. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın, gençlere reva gördüğü bu sefaleti açıklayabilecek, şeffaflıktan, halka hizmet anlayışından çok uzak olduğunu biliyoruz. Çalışanların ücret zamlarını enflasyonun çok altında açıklamaları, asgari ücreti açlık sınırının altında açıklamaları yetmezmiş gibi, Emeklilere reva gördükleri tutar yetmezmiş gibi, Gençliği de yarattıkları sefalete kurban ettiler! “KOĞUŞTAN BOZMA YURT ODALARINA %45 ZAM YAPANLAR, GENÇLERE BİN TL ZAMMI REVA GÖRDÜ” 2025'i bitirdik yeni yıla büyük bir umutla girmek istedi herkes. Sonuç ne. Emekli umutsuz, emekçi umutsuz, gençler umutsuz. Bugün de yüzbinlerce gencin sesi olmak için biz buradayız. Koğuştan bozma yurt odaları için %45 zam yapanlar, gençlere 1000 tl zammı reva gördü, bir de bunu “müjde” diye duyurdular. Yurtlara, yemeklere yaptıkları zam oranı kadar bile artış yapmadılar. “BU TABLOYU MİLLETİN EVLATLARINA REVA GÖRÜRKEN VİCDANLARI SIZLADI MI MERAK EDİYORUM!” KYK bursuna bin TL’lik zam yaparken yüzünüz bile kızarmadı mı? Kendi Evlatları varlık içinde yaşarken, bu tabloyu milletin evlatlarına reva görürken vicdanları sızladı mı merak ediyorum. Ama sözümüz olsun ki, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel in dediği gibi, Bakan evlatlarının devri bitecek, Vatan evlatlarının devri başlayacak! “GÜNLÜK BURS 133 TL” Neden sefalet diyoruz, gerçeklere bir de birlikte bakalım: Yeni zam ile beraber bir lisans öğrencisinin günlük bursu 133 TL oldu. Bu zam değil Müjde değil, sefalet ilanıdır. “SAYIN BAKANA SORUYORUM TAVUK DÜRÜMÜN YARISINI KİM YEDİ” KYK bursu ile neyi ne kadar alabiliyor gençler? Yemese içmese, yalnız bir kahve içmek istese, orta boy bir filtre kahve bile alamayacak! Bir orta boy filtre kahve ortalama 170 TL. Bir genç bugün bu kahvenin dörtte üçünü ancak alabilecek! Yine yemese içmese, bir kitap olmak istese, bir kitap bile alamayacak! Ortalama bir tavuk döner 250 TL. Karnı acıkan genç, bugün bir tavuk dönerin bile ancak yarısını satın alabilecek! Sayın bakan soruyorum bu tavuk dürümün yarısını kim yedi. “HASTALANSA İLAÇ ALMAK YOK, TÜRKİYE YÜZYILI DEDİĞİNİZ DÖNEMDE GERÇEKLİK BU” Daha burada giyim harcamaları yok, sağlık, kişisel bakım harcamaları yok, hastalansa ilaç almak yok, kültür-sanat, sosyal yaşam zaten yok… Gençlerin, Türkiye Yüzyılı dediğiniz dönemde gerçekliği işte bu. “GÜNLÜK 133 TL İLE BU HAYAT PAHALILIĞINDA KİM GEÇİNEBİLİR?” Bu para ile 1 gün değil, bir öğün geçiremezken, 133 TL ile “Al bu parayla geçin, barın, kaynını doyur, oku, yaşa!” diyorsunuz. Günlük 133 TL ile bu hayat pahalılığında kim geçinebilir? “Gençleri düşünüyoruz” diyorlar… Evet, belli, ne kadar çok düşünmüşsünüz gençleri. Keşke bir ay boyunca bu sefalet parasıyla nasıl yaşayacaklarını da düşünseydiniz. “İKTİDARA GELDİKLERİNDE BİR AYLIK BURSLA 45 ET DÜRÜM ALINIRKEN BUGÜN SADECE 8 TANE ALINABİLİYOR” Genel Başkanımız Özgür Özel’in söylediği gibi, iktidara geldiklerinde bir KYK aylığı 45 liraydı. Ve o 45 lirayla 45 tane et döner alınabiliyordu! Bugün verdikleri parayla kaç tane alınabiliyor biliyor musunuz? Sekiz, sadece 8. İşte hakikat budur. “CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ EKREM İMAMOĞLU’NUN YÖNETTİĞİ İSTANBUL’DA 100.000 ÖĞRENİCYE BURS” Bugün milyonlarca gencin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun yönettiği İstanbul büyükşehir belediyesi, 100 bin öğrenciye burs veriyor bakın 100.000 diyorum; öğrenciler için 16 İBB yurdu hizmet veriyor. Bu rakamlar her gün artıyor. Öyle odaya yatak atıp kapasite arttırdıkta denmiyor. En iyi koşullarda hizmet veriyor. Bizim tüm belediyelerimiz tüm imkansızlığa engellemelere rağmen bu beceriksizliklere karşı ülkenin geleceği için gençler için kadınlar için imkanlarını seferber ediyor. İlk seçimde iktidara geleceğiz ve bu kara düzeni değiştireceğiz. Bu beceriksizleri hep birlikte yollayacağız. Hiçbir genç arkadaşımız umutsuzluğa kapılmasın. Sefalet varsa, sefalete karşı mücadele de var. Yokluğa, yoksulluğa karşı direnen milyonlar var, meydanlar var. Umutsuzluk ve yoksulluğun karşısında, Cumhuriyet Halk Partisi ve onun gençlik örgütü var. Çaresizliğe hapsolmayacağız! Geleceğimizi geri alacağız! Sevgili arkadaşlarım, Umutlu, adil, özgür yarınları birlikte kuracağız. Gençlerin sefalete mahkum olmadığı; aksine umutla filizlenip koca çınara dönüştükleri güzel Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.