SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ulaş Karasu

Porsuk Haber Ajansı - Ulaş Karasu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ulaş Karasu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karasu: ''Bu Ülkede Emekliler Diri Diri Tabuta Konulmuştur'' Haber

Karasu: ''Bu Ülkede Emekliler Diri Diri Tabuta Konulmuştur''

CHP Esenler İlçe Başkanlığı tarafından “Yoksulluk Kader Olamaz” paneli düzenlendi ve panelde sözü doğrudan emekliler aldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, iktidarın emeklileri bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm ettiğini belirterek, “Bu ülkede emekliler diri diri tabuta konulmuştur. Bir kişi değişecek, her şey değişecek” dedi. CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, “Yoksulluk Kader Olamaz” panelinde yaptığı konuşmada emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik tabloya sert sözlerle tepki gösterdi. Karasu, iktidarın emeklileri bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm ettiğini belirterek, “Bu ülkede emekliler diri diri tabuta konulmuştur” dedi. CHP Esenler İlçe Başkanlığı tarafından hafta sonunda “Yoksulluk Kader Olamaz” paneli düzenlendi ve panelde sözü doğrudan emekliler aldı. Emekli vatandaşlar, yaşadıkları geçim sıkıntılarını anlatırken bu ülkede geçimin ne anlama geldiğini, hayatın nasıl daraldığını, ay sonunu getirmenin nasıl bir mücadeleye dönüştüğünü kendi yaşamlarından örneklerle anlattı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Esenler İlçe Başkanı Kemal Şahin, yoksulluğun nasıl sistematik biçimde kalıcı hale getirildiğini Esenler’de emeklilerin ve dar gelirli yurttaşların yaşadığı ekonomik çöküşü, sahadan örneklerle ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdi. Ardından DİSK Dev Emekli-Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz söz aldı. Yavuz, emeklilerin yaşam ve geçim koşullarını, örgütlenme hakkının önündeki fiili ve yapısal engelleri ve emeklilerin Türkiye’de neden söz sahibi olamadığını anlattı. CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Ozan Bingöl ise veriler ve rakamlarla yoksulluğun nasıl bilinçli tercihlerle derinleştirildiğini, bütçenin emekliye değil, yandaşa aktarıldığını ve bu düzenin emeklileri nasıl her geçen gün daha kırılgan hale getirdiğini ortaya koydu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu ise konuşmasına Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere Silivri’de tutulan belediye başkanlarına ve belediye başkanları ile bürokratlara salondan selam göndererek başladı. Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve ezilen tüm kesimlerin konuşulduğu bir dönemde olduklarını vurgulayan Karasu, AKP’nin 2002 yılında iktidara gelirken verdiği “yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele” sözlerini hatırlattı ve 24 yılın sonunda gelinen noktanın ağır bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti. Karasu, geçmişte emekli olan yurttaşların emekli tazminatlarıyla ev ve araba alabildiğini, bugün ise yeni emekli olanların mutfak eşyası dahi alamaz hale geldiğini söyledi. 5 EMEKLİ MAAŞI YOKSULLUK SINIRI ETMİYOR Türkiye’de emeklilerin büyük bölümünün açlık sınırının altında yaşadığını vurgulayan Karasu, Türkiye’de 17 milyon emeklinin ortalama maaşının 23 bin 500 lira olduğunu, açlık sınırının ise 30 bin lirayı aştığını belirtti. Cumhuriyet tarihinde ilk kez memur emeklilerinin de açlık sınırının altında maaş aldığını söyleyen Karasu, “Bugün beş emekli bir araya gelse yoksulluk sınırını aşamıyor” ifadelerini kullandı. Vergide, paylaşımda ve dağıtımda adalet kalmadığını dile getiren Karasu, bütçe görüşmelerinde emekli, işçi, kadın, genç ve asgari ücretlilerin yok sayıldığını hatırlattı. İktidarın betona ve demire yatırım yaptığını vurgulayan, ama Türkiye’de çocukların protein alamadığını, milyonlarca çocuğun et yiyemediğini, annelerin beslenme çantasına bir kuru ekmeği dahi zor koyduğunu vurguladı. GARİBAN AKP’NİN KENDİSİDİR! TBMM’de 15 gün boyunca emekliler için mücadele verdiklerini belirten Karasu, iktidarın bu çağrılara kulak tıkadığını ifade etti. Yaklaşık 5 milyon emekliye bin lira zam yapıldığını hatırlatan Karasu, “Bin lirayla pazara gitseniz file dolmuyor, kasaptan bir kilo et alamıyorsunuz. Kendi çocuklarına harçlık olarak bile vermeyecekleri parayı emekliye zam diye sundular” dedi. AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in emekliler için yaptığı “garibanlar” ifadesi kullandığını da hatırlatan Karasu, “Garibanlar bize oy veriyor diyerek, emeklilerden bahsediyor. Siz hiç merak etmeyin. Emekli bu ülkede kimsesiz değildir. Emekli bu ülkede gariban değildir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanından tüm üyelerine kadar emeklilerin ve emekçinin yanındadır. Gariban olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin söylemleridir, AKP’nin kendisidir” diye konuştu. HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ “AKP sadece yoksulluğu yaratan bir iktidar olmadı. AKP, aynı zamanda bu süre içinde yoksulluğu yönetti. Emekliyi yoksullaştırdılar, sonra o yoksulluğu iktidarlarının sigortası haline getirdiler ‘Bize mecbursunuz. Başka çıkış yolu yok’ dediler!” dedi. Emeklilere “Siz AKP’nin yarattığı bu sefalete mecbur musunuz?” diye soran ve salondan “Hayır” yanıtını alan Karasu, “O zaman, ayağa kalkacaksınız! O zaman meydanlarda, sokaklarda, alanlarda, kürsülerde hakkınızı alana kadar hep beraber mücadele edeceğiz” diye konuştu. CHP’NİN ÇÖZÜMÜ HAZIR CHP’nin emeklilere yönelik çözüm önerilerinin hazır olduğunu belirten Karasu, en düşük emekli aylığının en az bir asgari ücret düzeyine çıkarılması, intibak yasasının çıkarılması, bayram ikramiyelerinin bir asgari ücret olması, sağlıkta katkı paylarının kaldırılması ve emeklilere sendika ve toplu sözleşme hakkı tanınması önerilerini sıraladı. Emeklilerin ve emekçilerin, AKP’nin yarattığı bu kara düzene mecbur olmadığını vurgulayan Karasu, “Sandık gelecek. Bir kişi değişecek, her şey değişecek. Bu ülkenin kaynakları 86 milyona yeter; yeter ki adaletli paylaşalım” dedi.

CHP'li Karasu: ''İşsizlik Fonu Teşvik Kasası Değildir'' Haber

CHP'li Karasu: ''İşsizlik Fonu Teşvik Kasası Değildir''

CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan son üç yılda işverene 208 milyar lira kaynak aktarılırken, işçilere ödenen tutarın 147 milyar lirada kaldığını belirten Karasu, “İşçinin primiyle büyüyen fon, işsiz kalanlara dar, işverene geniş çalışıyor. İşsizlik Fonu teşvik kasası değildir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacından uzaklaştırıldığını belirterek, fonun işsiz kalan yurttaşı koruyan bir sosyal güvence olmaktan çıkarılıp işveren teşviklerinin finansman aracına dönüştürüldüğünü söyledi. Karasu, “İşçinin primiyle büyüyen fon, işsiz kalanlara dar, işverene geniş çalışıyor” dedi. Karasu yaptığı yazılı açıklamada, İşsizlik Sigortası Fonu’nun emeğin primleriyle oluşan kamusal bir güvence mekanizması olduğunu vurguladı. Bugün yaşanan sorunun fonda kaynak bulunmamasıyla açıklanamayacağını belirten Karasu, asıl meselenin fonun işsizliği telafi eden bir güvence olmaktan çıkarılarak emek piyasasını esnekleştiren tercihlere bağlanması olduğunu vurguladı. Karasu, erişimi zorlaştıran koşullar ve işverene yönelen teşviklerin, sigorta mantığını zayıflattığına dikkatleri çekti. Karasu, işsizlik sigortasının bireysel bir yardım alanı olarak görülemeyeceğini belirterek, “Bu sistem; gelirin korunmasını, istihdamın sürekliliğini ve iş güvencesini birlikte taşıyan kamusal bir sözleşmedir. Fonun başarısı büyüklüğüyle değil, işsiz kaldığında yurttaşı ne ölçüde ayakta tuttuğuyla ölçülür” diye konuştu. RAKAMLAR ÇARPICI TABLOYU ORTAYA KOYUYOR İŞKUR verilerine dikkat çeken Karasu, son üç yılda fonun kullanımındaki dengesizliğin açık biçimde görüldüğünü söyledi. Karasu’nun paylaştığı bilgilere göre: • 2023 yılında işçilere ödenen işsizlik ödeneği 21 milyar 674 milyon lira olurken, işverenlere aktarılan teşvik ve destekler yaklaşık 40 milyar liraya ulaştı. • 2024 yılında işçilere ödenen tutar yaklaşık 46 milyar lira, işverenlere aktarılan teşvikler ise 71 milyar lira oldu. • 2025 yılında işçilere ayrılan pay 80 milyar 650 milyon lirada kalırken, işverenlere aktarılan tutar 97 milyar 231 milyon liraya yükseldi. Bu tabloya göre, son üç yıldır işverene 208 milyar kaynak aktarılırken, işçilere ödenen tutarın 147 milyar lirada kaldığını ve işverene aktarılan kaynağın işçiye göre 61 milyar liranın üzerine çıktığını belirten Karasu, “İşçinin primiyle büyüyen fon, işsiz kalanlara dar, işverene geniş çalışıyor” ifadelerini kullandı. HER İKİ BAŞVURANDAN BİRİ FONDAN YARARLANAMIYOR Başvurulara ilişkin verilerin de dikkat çekici olduğunu belirten Karasu, 2024 yılında 1 milyon 659 bin yurttaşın işsizlik ödeneği için başvuruda bulunduğunu, ancak yalnızca 798 bin kişinin bu haktan yararlanabildiğini aktardı. Karasu, “Yani her iki işçiden biri, primini ödediği fondan pay alamamıştır” dedi. Fonun menkul kıymet ve nakit varlığının yüz milyarlarca lirayı aştığını hatırlatan Karasu, buna rağmen işsiz kalan işçinin yalnız bırakıldığını belirtti. “İşveren için teşvik var, destek var, prim indirimi var, kamu güvencesi var. İşçi için ise işsiz kaldığında elinde kalan tek dayanak bu fondur” dedi. “İŞSİZLİK FONU TEŞVİK KASASI DEĞİLDİR” İşsizlik Sigortası Fonu’nun kalıcı istihdam yaratmayan, işsizliği azaltmayan ve emeği korumayan her kullanımının sosyal sigortanın özünü zayıflattığını vurgulayan Karasu, fonun kısa vadeli teşviklerin finansman kaynağına dönüştürüldüğüne işaret etti. Karasu “Oysa bu fon, güvenceli ve nitelikli istihdam yaratmak için kullanılmalıdır. İşsizlik Sigortası Fonu bir teşvik kasası değildir. Bu fon emeğin parasıdır, işsiz kalan insanın hayata tutunma hakkıdır” dedi. Fonun kullanım önceliğinin derhal değiştirilmesi gerektiğini belirten Karasu, ağırlıklı olarak işverene akan bir kaynağın kabul edilemez olduğunu ifade etti. Bu anlayışın çalışma hayatında güvencesizliği büyüttüğünü ve iş güvencesini aşındırdığını dile getiren Karasu, “Dün emeklilerimiz, bugün İşsizlik Sigortası Fonu… Ülkemiz devasa bir güvencesizliğe ve geleceksizliğe itilmektedir. Bunun yegâne adresi AKP’nin emek ve emekçi karşıtı politikalarıdır” diye konuştu.

Türkiye'de Emek Örgütsüz, İşçi Savunmasız Haber

Türkiye'de Emek Örgütsüz, İşçi Savunmasız

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıkladığı sendikalaşma verilerinin Türkiye’de emeğin nasıl sistemli biçimde değersizleştirildiğini ortaya koyduğunu belirtti ve “Bu tablo bir başarı değil, açık bir utanç tablosudur” dedi. CHP İşçi, Memur Sendikalarından ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Karasu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıkladığı sendikalaşma verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye’de yaklaşık 17 milyon kayıtlı işçi çalışmasına rağmen sendikalı işçi sayısının yalnızca 2,4 milyon civarında olduğunu hatırlatan Karasu, “Çalışanların sadece yüzde 14,4’ü sendikalı. Kayıt dışılık da hesaba katıldığında bu oran yüzde 12’ye düşüyor. Bu, emeğin bilinçli biçimde örgütsüz bırakıldığının göstergesidir” ifadelerini kullandı. “ÖZEL SEKTÖRDE SENDİKALAŞMA NEREDEYSE BİTİRİLMİŞTİR” Sendikalı işçilerin büyük bölümünün kamuda ve belediyelerde çalıştığına dikkat çeken Karasu, “Kamuda örgütlülük yüzde 75’i aşarken, özel sektörde sendikalaşma oranı yüzde 7’ye kadar düşmüştür. Milyonlarca işçi patronların insafına terk edilmiştir. İş güvencesi zayıf, toplu sözleşme fiilen yok, örgütlenme ise sistematik baskı altındadır” dedi. Bu tablonun tesadüf olmadığını vurgulayan Karasu, “İşkolu barajları, kilitlenen yetki süreçleri, sendikal nedenle işten çıkarmaların cezasız bırakılması ve yargının caydırıcılığını yitirmesi; AKP’nin yıllardır uyguladığı bilinçli bir sendikasızlaştırma politikasının sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. “BAKAN KENDİ VERİLERİNİ İNKÂR EDİYOR” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın tabloyu “tozpembe” göstermeye çalıştığını söyleyen Karasu, “Bakanlığın kendi yayımladığı veriler, iktidarın anlattığı masalı çürütmektedir. Türkiye’nin dört bir yanında sendikalı olmak istediği için işten atılan, baskı gören binlerce işçi vardır” dedi. Karasu, “Bugün Türkiye’nin dört bir yanında, sendikalı olmak istediği için işten çıkarılan, örgütlenmeye çalıştığı için baskı gören, hak aradığı için yalnız bırakılan binlerce işçi vardır. Buna rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, her açıklamasında çalışma hayatını tozpembenin de ötesinde bir tabloyla anlatmakta; emeğin yaşadığı gerçekliği inkâr etmektedir. Oysa bakanlığın kendi yayımladığı veriler, bu anlatının gerçekle bağını kopardığını açıkça göstermektedir” dedi. “METAL İŞKOLU GERÇEĞİ GÖSTERİYOR” Metal sektöründe yürüyen toplu sözleşme süreçlerine dikkat çeken Karasu, “Sendikal örgütlülüğün olduğu alanlarda ücretler ve çalışma koşulları daha ileri bir noktadadır. Eğer bu haklar metal işkolunda da olmasaydı tablo çok daha ağır olurdu. Bugün iki dudak arasına sıkıştırılmış bir çalışma hayatı dayatılmaktadır” ifadelerini kullandı. “ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRACAĞIZ” CHP olarak güvencesiz düzeni reddettiklerini belirten Karasu, açıklamasında CHP’nin iktidar hedeflerini şöyle sıraladı: “İktidarımızda örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldıracağız. Toplu ve bireysel iş hukukunu emek lehine yeniden kuracağız. Aynı işkolunda çalışan tüm işçilerin toplu sözleşmeden yararlanabildiği adil bir çalışma hayatı inşa edeceğiz. Bu ülkenin emeği sahipsiz değildir. Bu ülkenin işçisi güvencesizliğe mahkûm edilemez. AKP iktidarının yarattığı bu utanç tablosuna karşı, emeğin onurunu, örgütlü gücünü ve güvenceli geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz.”

CHP'li Karasu: ''Gençlere İş Değil, Ucuz Emek Rejimi Sunuluyor!'' Haber

CHP'li Karasu: ''Gençlere İş Değil, Ucuz Emek Rejimi Sunuluyor!''

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, iktidar tarafından “müjde” olarak duyurulan “Genç İstihdam Hamlesi – Güç Tanıtım Programı”nı sert sözlerle eleştirdi. Programın gençlere güvenceli istihdam sunmadığını vurgulayan Karasu, uygulamanın gençleri “güvencesiz, atipik ve esnek çalışmaya” mahkum ettiğini vurguladı. Karasu, yaptığı yazılı açıklamada iktidarın “Genç İstihdam Hamlesi – Güç Tanıtım Programı adını verdiği programı eleştirdi. “İktidar genç işsizliğini kalıcı olarak çözecek politikalar üretmiyor, aksine bu sorunu görmezden geliyor” diyen Karasu, yaklaşık 3 milyon gencin istihdamdan uzak ucuz ve güvencesiz emek sömürüsünü teşvik eder bir şekilde programa dahil edilmek istendiğini belirtti. “MÜJDE DEĞİL, GÜVENCESİZLİK” Program kapsamında gençlere haftada yalnızca üç gün çalışma imkânı tanındığını, karşılığında ise günlük 1.375 TL ‘cep harçlığı’ verileceğini hatırlatan Karasu, “Stajyer adı altında cep harçlığıyla çalıştırmak asla güvenceli istihdam değildir” ifadelerini kullandı. İlk 6 ayda gençlerin sigorta primleri ve ücretlerinin İŞKUR tarafından karşılanacağını anımsatan Karasu, bu süreden sonra işverenler açısından sürekli istihdam zorunluluğu bulunmadığına dikkat çekti. “Bu da program, genç işsizliğini yalnızca kâğıt üzerinde ve kısa süreli olarak düşük gösterir. Gerçekte ise gençleri uzun vadede yine işsizlik ve güvencesizlikle baş başa bırakır” dedi. “3 MİLYONA YAKIN GENÇ NE EĞİTİMDE NE İŞTE” TÜİK’in 3. çeyrek iş gücü verilerine göre, 15-24 yaş arası 11 milyon 489 bin gencin yüzde 25,4’ünün yani 2 milyon 922 bin gencin ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığını hatırlatan Karasu, bu tablonun gençlerin geleceğe dair umutlarını tükettiğini söyledi. Aynı verilere göre Türkiye’de üniversite mezunu işsiz oranının yüzde 9,2 olduğunu belirten Karasu “Türkiye bu oranla Avrupa’da üniversite mezunu işsizliğinde ilk sırada yer alıyor” dedi. “GENÇLER İŞ BEKLİYOR” İŞKUR verilerine de işaret eden Karasu, 15-24 yaş arası 462 bin 302 gencin kayıtlı işsiz olduğunu, bunların 250 bininin 3 ila 12 aydır iş beklediğine dikkat çekti. Geçen yılın ocak-kasım döneminde 230 bin 760 gencin işten çıkarıldığı için işsizlik ödeneğine başvurduğunu belirten Karasu, “Resmi veriler bile genç işsizliğinin ne kadar yakıcı bir sorun haline geldiğini ortaya koyuyor. Buna rağmen iktidar, kalıcı çözümler üretmek yerine gençleri günübirlik ve geçici emek sömürüsüne mahkûm eden programlarla sorunu geçiştirmeye çalışıyor. Bu anlayış gençlerimize güvenceli bir gelecek sunmaz” şeklinde konuştu.

CHP'li Karasu: "BES AKP Eliyle Kampanyaya Dönüştürüldü!" Haber

CHP'li Karasu: "BES AKP Eliyle Kampanyaya Dönüştürüldü!"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Cumhurbaşkanı kararıyla Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) verilen devlet katkısının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürülmesine sert tepki gösterdi. Karasu, Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemenin sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını belirterek, “Bu karar sosyal güvenliği güçlendirmiyor; emeklilik hakkını bir pazarlama metnine dönüştürüyor” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Cumhurbaşkanı kararıyla Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) verilen devlet katkısının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürülmesine sert tepki gösterdi. Karasu, Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemenin sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını belirterek, “Bu karar sosyal güvenliği güçlendirmiyor; emeklilik hakkını bir pazarlama metnine dönüştürüyor” dedi. Karasu, yaptığı yazılı açıklamada Resmi Gazete’de yayımlanan bir Cumhurbaşkanlığı Kararı ile katılımcıların kendi ödediği katkı paylarına sağlanan devlet katkısı oranı yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürüldü. Karar, yayım tarihi itibarıyla derhal yürürlüğe girdi ve uygulama yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığı'na verildi. Kararla birlikte, katılımcıların birikim hesaplarında elde edebilecekleri azami devlet katkısı tutarı da otomatik olarak düştü. CHP’li Karasu, yaptığı yazılı açıklamada yaklaşık 18 milyon yurttaşın Otomatik Katılım Sistemi dahil BES’te yer aldığını hatırlattı ve insanların bu sistemde olmasının nedeninin “güvenceli bir kamusal emeklilikten mahrum bırakılmaları” olduğunu vurguladı. Hükümetin, anayasal ve asli görevinin yurttaşına sosyal güvenlik sağlamak olduğunu söyleyen Karasu, “Hükümet, kendi sorumluluğunu yerine getirmek yerine katkı oranını düşürüp bunu ‘teşvik’ diye sunuyor. Sosyal hak, kampanya diline; emeklilik güvencesi satış argümanına indirgeniyor” ifadelerini kullandı. Karasu, BES’in bir tasarruf modeli gibi sunulduğunu ancak gerçekte kamusal emekliliğin adım adım zayıflatılmasını örten bir mekanizma olduğunu belirterek, “Emeklilik piyasaya bırakılacak bir alan değildir. Emeklilik, primini ödeyen yurttaş ile sosyal devlet arasındaki tarihsel sözleşmedir. İnsanlar finansal ürün değil, onurlu bir emeklilik ister” dedi. AKP iktidarının emekliliği bir maliyet kalemi gibi gördüğünü savunan Karasu, “Katkıyı artırdık, caymazsan bonus verdik” gibi yaklaşımın sosyal devlet dili değil, açıkça “satış dili” olduğunu söyledi. Bu anlayışla riskin emekçiye yıkıldığını, birikimlerin sermaye kanallarına aktarıldığını ifade eden Karasu, “Kaybeden emekçi, kazanan belli” diye konuştu. CHP olarak bu yaklaşıma karşı olduklarını vurgulayan Karasu, “Emeklilik bir lütuf değildir, sadaka değildir, fon performansına bağlı bir piyasa ürünü hiç değildir. Emeklilik kamusal bir haktır” dedi. BES üzerinden yapılan düzenlemenin, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde başka hesapların devrede olduğuna işaret ettiğini belirten Karasu, kamu kaynaklarının fon sistemleri yerine, kamusal emekliliğin omurgası olan SGK’ya yönelmesi gerektiğini ifade etti. Karasu “Sosyal devleti pazarlık konusu yapan bu anlayışa izin vermeyeceğiz. Emeklilik piyasada satılan bir vaat değil, bu ülkenin emekçilerine karşı asli bir borçtur” dedi.

CHP'li Karasu'dan İki Bakana İş Cinayeti Soruları Haber

CHP'li Karasu'dan İki Bakana İş Cinayeti Soruları

Dizi setinde çalışırken, yaşanan bir kavga sırasında başına aldığı darbeler sonucu hayatını kaybeden set işçisi Ahmet Emin Yavuk’un vefatı, işçi ölümlerini bir kez daha gündeme getirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, Türkiye’deki iş kazaları ve işçi ölümlerinin alarm verici düzeyde olduğunu vurgulayarak, Adalet Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na kritik sorular sordu. Karasu, “İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı koşullarda işçiler, emekçiler sürekli olarak hayati risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu ihmaller, ne yazık ki can kayıplarıyla sonuçlanmaktadır. Ölümle sonuçlanan bu ağır olayda ihmali bulunan hiç kimse sorumluluktan kaçamaz” dedi. “Gözleri Karadeniz” dizisinin set emekçisi Ahmet Emin Yavuk’un Rize’de bir kavga sırasında başına aldığı darbeler sonucu yaşamını yitirmesi, Türkiye’deki iş kazaları ve işçi ölümlerini bir kez daha gündeme getirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Yavuk’un vefatını ve işçi ölümlerini Meclis gündemine taşıdı. Ani bir kararla final yapan “Gözleri Karadeniz” dizisinin setinde çalışan Yavuk, Rize’de yaşanan bir kavga sırasında kafasına aldığı darbeler sonucu yaşamını yitirdi. Ailesi ve avukatları yaptıkları açıklamada adli tıp ve doktor raporlarında Yavuk’un yaşadığı travmanın basit bir düşme sonucu oluşmadığını belirtirken, olayın akabinde yürütülen adli soruşturma kapsamında dosyada şüpheli sıfatıyla yer alan şahıslar önce serbest bırakıldı. Kamuoyuna “kaza” olarak yansıyan setteki olaya ilişkin oyuncu Kerem Arslanoğlu, yaptığı açıklamada, arkadaşı Yavuk’un darbedilerek öldürüldüğünü söylemişti. Daha sonra kavgaya ilişkin gözaltına alınan 3 kişiden 1’i tutuklanmış, 1 kişinin ise arandığı bildirilmişti. “HİÇ KİMSE SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ!” Yavuk’un trajik vefatı işçi ölümlerini bir kez daha gündeme taşıdı. Türkiye’nin dünya ve Avrupa’da ölümlü iş kazalarında üst sıralarda yer aldığına dikkatleri çeken CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre 2025'in ilk 11 ayında en az 1956 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğine işaret etti. “İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı koşullarda çalışanlar sürekli olarak hayati risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu ihmaller, ne yazık ki can kayıplarıyla sonuçlanmaktadır. Bu tablo, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yetersiz uygulanmasını işaret etmektedir” dedi. Kültür-sanat sektöründe, özellikle dizi ve film setleri, uzun çalışma saatleri, güvencesiz istihdam ve barınma koşulları nedeniyle yüksek risk taşıdığını da belirten Karasu, “Ölümle sonuçlanan bu ağır olayda da ihmali bulunan hiç kimse sorumluluktan kaçamaz” dedi. İKİ BAKANA SORULAR İş cinayetlerini Meclis gündemine taşıyan CHP’li Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a yönelttiği sorularda iş denetimlerinin yetersizliğini, dizi setlerindeki güvencesiz istihdamı ve önleyici tedbirleri sorgularken, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a ise yargı sürecindeki gecikmeleri sordu. Karasu’nun Işıkhan’a “Kültür-sanat sektörü, özellikle dizi ve film setleri, uzun çalışma saatleri, güvencesiz istihdam ve barınma koşulları nedeniyle yüksek risk taşımaktadır. Bakanlığınız, bu sektörde iş sağlığı ve güvenliği denetimlerini arttırmak için özel bir program veya yönetmelik hazırlamakta mıdır? Bakanlığınız, bu sektördeki kayıt dışı istihdamı önlemek ve iş sağlığı uzmanı/işyeri hekimi zorunluluğunu etkin kılmak için hangi adımları atmayı düşünmektedir? Hangi adımlar atılmıştır?” sorularına yanıt verilmesini talep etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Adalet Bakanı’ndan da “Yavuk’un yaralanmasına ilişkin ilk adli değerlendirmede, tanık ifadeleri ve doktor raporları mevcutken şüpheliler neden serbest bırakılmıştır? Savcılığın adli kontrol ve tutuklama taleplerinin mahkeme tarafından reddedilmesinin gerekçeleri nelerdir? Olaydan sonra dosyaya gizlilik kararı getirilmesinin gerekçesi nedir? Bu karar, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini ve adaletin şeffaf işlemesini engellememekte midir?” sorularına cevap verilmesini istedi.

Asgari Ücret Tiyatrosu Sona Erdi Haber

Asgari Ücret Tiyatrosu Sona Erdi

Cumhuriyet Halk Partisi İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu açıklanan 2026 yılı Asgari Ücreti hakkında yazılı bir açıklama yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Asgari ücret 22 bin 104 TL’den net 28 bin 75 TL olarak açıklanmıştır. 2025 yılında asgari ücretin değer kaybı yaklaşık 6 bin 574 TL iken, 2026 yılında gelen artış 5 bin 971 TL’de kalmıştır. 2025 yılında asgari ücrete gelen artış oranı yüzde 30 iken bugün gelen artış oranı yüzde 27’dir. Bu tablo bize, Türkiye’de sefalette eşitlenmiş milyonların resmini ortaya koymaktadır. Ülkemizde asgari ücret, çoktan bir istisna ücret olmaktan çıkmış; ülkenin genel ücreti haline gelmiştir. Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in açıkça ifade ettiği gibi, “Asgari ücret istisna ücret olarak kalacak ve daha altı olmayacaktır.” Ancak AKP iktidarı, bu temel gerçeğin tam tersini yaparak, 30 bin TL’ye dayanan açlık sınırının altında bir ücret belirleyerek, tüm toplumu sefalet ve yoksullukta eşitlemiştir. Yıl boyunca yaşanan enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücü kaybı yok sayılmış; emekçinin yıl içindeki kaybı kadar bile zam yapılmamıştır. Asgari ücret belirleme süreci, AKP iktidarı tarafından emeğin ve toplumsal yaşamın gerçekleri yok sayılarak; bir tiyatroya dönüştürülerek tamamlanmıştır. Milyonlarca emekçinin yaşamını doğrudan etkileyen bu süreç, ne adil ne de demokratik bir zeminde yürütülmüştür. Asgari ücret belirleme süreci, işçilerin ve emekçilerin gerçek anlamda temsil edilmediği bir yapı ile işletilmiştir. Masada hükümet ve işveren tarafı olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yer alırken, milyonlarca emekçinin sesi sistemli biçimde dışlanmıştır. Bu nedenle Türk-İş, bu “Asgari Ücret Tiyatrosu”na katılmamış; yaklaşık 9,5 milyon asgari ücretli ve bu sınırda ücretle yaşam mücadelesi veren yurttaşlarımızın yok sayıldığı bu tabloya ortak olmamıştır. Bu tutum, emeğin onurunu savunan son derece önemli ve tarihsel bir duruştur. Bugün açıklanan 28 bin 75 TL’lik asgari ücret, daha açıklandığı gün itibarıyla açlık sınırının altındadır. Bu durum yalnızca ekonomik bir tercih değildir; emekçilerin yaşam koşullarını doğrudan hedef alan siyasal bir tercihtir. Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek isteyen iktidar, asgari ücretin genel ücret haline getirdiği ülkede, belirlediği bu rakam milyonlarca hanenin barınma, beslenme, eğitim ve sağlık hakkını elinden almıştır. Bu ücretle bir işçinin ve ailesinin insanca yaşaması mümkün değildir. Hayat pahalılığı, fahiş kira artışları, ulaşım, eğitim masrafları ve temel tüketim giderleri karşısında bu rakam yok hükmündedir! Bu süreç, gelir dağılımındaki adaletsizliği daha da derinleştirmiştir. Ülkenin toplam gelirleri faiz lobileri ve belirli sermaye çevrelerinde toplanırken, emeğin payı her geçen gün azaltılmaktadır. Bu tablo, emekçiyi yoksulluğa, sermayeyi ise ayrıcalığa mahkûm eden bir anlayışın ürünüdür. Bu anlayışın ve bu rezaletin tek sorumlusu ise saraylarda yaşayan “baş ekonomist” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak emeği merkeze alan bir toplumsal düzeni savunuyoruz. Asgari ücretin yalnızca hayatta kalmayı değil, insan onuruna yakışır bir yaşamı güvence altına almasını istiyoruz. Bu ülkenin işçileri, emekçileri, emeklileri, gençleri ve kadınları yaşananların farkındadır. Toplumsal hafıza bu adaletsizliği kayda geçirmektedir. Bugün alınan bu karar, yarın sandıkta ve toplumun vicdanında mutlaka karşılığını bulacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, emekten yana sendikalarla birlikte bu adaletsiz düzenin karşısında durmaya, emeğin hakkını savunmaya ve insanca yaşam mücadelesini büyütmeye kararlılıkla devam edecek; emeğin Türkiyesi’ni hep birlikte kuracağız. 2026 geçim yılı olamayacağına göre 2026 seçim yılı olacaktır!"

Asgari Ücret Görüşmeleri Bir Tiyatroya Dönüştü! Haber

Asgari Ücret Görüşmeleri Bir Tiyatroya Dönüştü!

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan’ın Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yarın yapılacak ikinci toplantısına ilişkin “Rakam için çok erken, tarafların görüşlerini almamız gerekiyor” açıklamasına sert tepki gösterdi. Karasu, asgari ücret görüşmelerinin “bir tiyatroya” dönüştüğünü belirterek, milyonlarca emekçinin oyalandığını vurguladı ve “Bu masadan çözüm çıkmaz! Bu emeği oyalayan bir düzendir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yarın yapılacak ikinci toplantısına ilişkin “Rakam için çok erken, tarafların görüşlerini almamız gerekiyor” açıklamasına sert tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, Bakan Işıkhan’ın “henüz erken” ve “tarafları dinlemeliyiz” sözlerinin, geçim sıkıntısı içindeki emekçiler için bir umut çağrısı gibi sunulduğunu ancak gerçekte bekleyişi uzatmaktan başka bir anlam taşımadığını ifade etti. Türkiye’de yaklaşık 9,5 milyon asgari ücretlinin, aileleriyle birlikte “modern kölelik koşullarında” yaşam mücadelesi verdiğini vurgulayan Karasu, “Geçim derdi bu kadar yakıcıyken ‘acele yok’ söylemi, emekçinin sofrasının ve geleceğinin ötelenmesidir. Yine her zaman yaptıkları gibi, ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye hazırlanıyorlar” dedi. “MASADA İŞÇİ YOK” Karasu, Bakan Işıkhan’ın “tarafları dinleyeceğiz” sözlerine “Hangi taraflar Sayın Bakan? Masada ne işçi var, ne de temsilcisi Türk-İş. Daha önce söylediğim gibi kendinizin çalıp kendinizin söyleyeceği bir masadan söz ediyorsanız, orada emekçiler yoktur” ifadelerini kullandı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun mevcut yapısının işçinin iradesini yansıtmaktan uzak olduğunu vurgulayan Karasu, yetkili konfederasyonun ve asgari ücretle geçinen milyonların sözünün belirleyici olmadığını kaydetti. Demokratik, katılımcı ve şeffaf bir komisyon yapısı kurulmadan; işçinin söz ve karar gücü güçlendirilmeden “asgari ücret tiyatrosunun” sona ermeyeceğini vurgulayan Karasu, CHP olarak emeğin sesinin masaya gerçek anlamda yansıdığı, alım gücünü ve refahı esas alan demokratik bir ücret düzeni için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. Mevcut komisyonun hükümet ve işveren ekseninde işlediğine işaret eden Karasu, Bakan’a “Ne aceleniz var ki, zaten ülkeyi tencereleri boş milleti aç bırakan, sorumluluğu ise başkasına atan bir ‘ekonomist’ yönetiyor! Milyonlarca emekçi açlık sınırında, ama kimin umurunda?” diye sordu. “BU MASADAN ÇÖZÜM ÇIKMAZ” Bu durumun çalışma hayatında adalet duygusunu güçlendirmediğini, aksine yok ettiğini vurgulayan Karasu, “Bu masadan çözüm çıkmaz! Bu emeği oyalayan bir düzendir” dedi. Asgari ücretin Türkiye’de uzun süredir “genel ücret” haline geldiğine dikkatleri çeken Karasu, yalnızca en alt gelir grubunu ilgilendiren bir başlık olmaktan çıktığını ifade etti. Karasu, alım gücü hızla eriyen bir ücretin insan onuruna yaraşır yaşamı güvence altına almadığını vurguladı ve 30 bin lira sınırına yaklaşan açlık sınırına işaret ederek asgari ücretin en az 39 bin lira olması gerektiğini bir kez daha altını çizdi. “BU AYIP SİZİN” Ankara’da, TBMM’ye 10 dakika mesafede ev kirasını ödeyemediği ve geçinemediği için otogar köşelerine mahkum edilen emeklilerin durumuna da dikkat çeken Karasu, “Bu durum, ülkenin vicdan aynasıdır. Meclisin gölgesinde, kamunun bilgisi dahilinde yaşanan bu tablo, AKP iktidarının utancıdır. Biliyoruz ki bu haberden sonra, otogarı kendisine yaşam alanına dönüştüren emeklilerimize, evsizlerimize müdahale edeceksiniz! Emekliliği, asgari ücretliyi yoksullukla eşitleyen bu düzeni sona erdirmek; insanca yaşamı, barınma hakkını ve onurlu bir geleceği yeniden kurmak; CHP olarak bizim tarihsel sorumluluğumuzdur” dedi.

Ulaş Karasu Dilovası’ndaki Yeşil Pasaport Skandalını Gündeme Taşıdı Haber

Ulaş Karasu Dilovası’ndaki Yeşil Pasaport Skandalını Gündeme Taşıdı

Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 işçinin yanarak can verdiği faciaya ilişkin iddianamede firma sahiplerinin üst aramasında çıkan ‘Yeşil Pasaportlar’ dikkat çekti. Kamu görevlisi olmayan kişilerin bu hakka erişebilmesi için yıllık en az 10 milyon dolar ihracat yapması şartı bulunuyor. Ancak şirketin devlete beyan ettiği kazancın yıllık 2 milyon TL’yi bile bulmaması, ‘Kazanç mı yalan, ihracat mı hayali; bu pasaportlar nasıl alındı?’ sorularını gündeme getirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, patronlara tanınan ayrıcalığı sorularıyla Meclis gündemine taşıdı. Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde, Ravive Kozmetik’e ait üretim tesisinde çıkan yangında 3’ü çocuk, 7 işçinin yanarak can verdiği olay tüm Türkiye’yi yasa boğmuştu. Faciaya ilişkin Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasını tamamladı. İddianame, sadece ihmalleri değil, akıl almaz bir bürokratik ve mali çelişkiyi de gün yüzüne çıkardı. Firma sahiplerinin üst aramasında çıkan ‘Yeşil Pasaportlar’ dikkat çekti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, firma sahiplerinin bu pasaportlara nasıl sahip olduğunu sordu. Yangının ardından yapılan operasyonda yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan firma sahipleri Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal’ın üzerlerinden adlarına tanzim edilmiş yeşil pasaport, bordo pasaport ile toplamda 19 bin 700 TL, 530 euro ve 4 bin 350 dolar çıktı. İddianameye giren bu bilgiler, hiçbir kamu görevi olmayan ikilinin üzerinden yalnızca kamu görevlileri ve yakınlarının sahip olabildiği yeşil pasaportların çıkması soru işaretleri yarattı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, bu facianın ardından her gün yeni bir rezaletle karşılaşıldığını vurguladı ve konuyu Meclis gündemine taşıdı. Karasu yaptığı açıklamada, “Denetimsizlikler, görmezden gelinen uyarılar, kayıtlara yansımayan çalışma biçimleri ve sorumluluktan kaçan bir patronluk düzeni. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, kâğıt üzerinde kalan başlıklar hâline gelirken, bunun bedelini emekçiler ödüyor. Yaşam, işçi sağlığı ve iş güvenliği, yanarak sona erdiğinde mi akla gelecek sorumluluk duygusudur?” diye sordu. Karasu, açıklamasına şöyle devam etti: “Şimdi kamuoyunun önünde çok daha ağır bir soru duruyor. Bu kadar zarar gösteren, kaçak işçi çalıştırdığı iddiaları bulunan, denetimsizliklerle anılan bir fabrikanın sahibi, yurt dışına çıkarken, nasıl olur da yeşil pasaport kullanabiliyor. Bu ayrıcalık nasıl sağlanıyor? Kim onaylıyor, hangi mekanizma bu tabloya göz yumuyor? Dilovası’nda yaşananlar geçiştirilemez. Bu tablo, ihmallerin, denetimsizliğin ve cezasızlığın birikmiş sonucudur. 3’ü çocuk, 7 emekçinin hesabı sorulmadan, ayrıcalıklar sorgulanmadan ve çalışma hayatında insanı merkeze alan gerçek bir dönüşüm sağlanmadan bu acılar son bulmaz. Kamu vicdanı da bizler de bu soruların yanıtını bekliyoruz” BAKANA SORDU Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması talebiyle soru önergesi veren Karasu, mevzuata göre devlet memuru olmayan şirket sahiplerinin yeşil pasaport alabilmesinin tek yolunun ihracatçı olmak olduğunu hatırlattı ve bunun için de son üç takvim yılında yıllık ortalama 10 ila 25 milyon dolar ihracat şartı bulunduğunu ifade etti. Ancak söz konusu şirketin devlete beyan ettiği kazancın yıllık 2 milyon TL’yi dahi bulmadığına dikkat çeken Karasu, önergesinde bu usulsüzlüğe nasıl göz yumduğunu sorguladı. Karasu, önergesinde ihracat rakamları gerçek ise 10 milyon dolarlık ihracat büyüklüğüne ulaşıldığı iddia edilirken, neden işçilerin can sağlığı ve can güvenliği için herhangi bir harcama yapılmamıştır? İhracat rakamları hayali ise, devletin ilgili kurumları bu usulsüzlüğe nasıl ve hangi denetim zafiyetleriyle onay vermiştir?” sorusuna yanıt verilmesini talep etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.