SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye Gazeteciler Sendikası

Porsuk Haber Ajansı - Türkiye Gazeteciler Sendikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Gazeteciler Sendikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazetecilik Suç Değildir! Haber

Gazetecilik Suç Değildir!

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gazeteci Alican Uludağ'ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmasına tepki olarak bir basın açıklaması yapıldı. Emek ve Demokrasi Platformu adına Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos tarafından yapılan açıklamalarda şu ifadelere yer verildi; TGS Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım; "Bugün burada yalnızca bir meslektaşımız için değil, gazeteciliğin onuru ve halkın haber alma hakkı için bir aradayız. Gazeteci Alican Uludağ, yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. 18 yıldır adliye muhabirliği yapan, kürsünün önünü de arkasını da iyi bilen, yargı süreçlerini kamuoyuna aktaran ve bugün DW Türkçe muhabiri olarak görevini sürdüren bir gazetecidir. Biz meslek örgütleri olarak biliyoruz ve açıkça söylüyoruz: Alican Uludağ gazetecidir. Geçmişte çağrıldığında ifade vermeye gitmiş, hiçbir soruşturmadan kaçmamış bir gazetecinin evine onlarca polisle gidilmesi, çocuklarının gözü önünde yapılan uygulamalar ve kamuoyuna “kaçıyormuş” algısı yaratacak açıklamalar kabul edilemez. Uludağ mahkemedeki savunmasında şöyle diyor: “18 yıldır adli muhabirliği yapıyorum, alanım adliye muhabirliğidir, kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim. Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım.” Biz bir meslektaşımızın çocuklarının gözyaşını geride bırakarak savunma yapmak zorunda kalmasını kabul etmiyoruz. Biz gazeteciliğin bedel ödenmek zorunda kalınan bir meslek olmasını istemiyoruz. Gazetecilik; gerçeği yazmanın, kamuyu bilgilendirmenin, topluma karşı sorumluluğun adıdır. Suç değildir. Bizim başımıza gelmiyor diye yapılan haksızlığa sessiz kalıp izlemeyeceğiz. Çünkü bu yalnızca bir kişiye değil, doğrudan gazetecilik mesleğine yapılan bir haksızlıktır. Bugün birimize yapılan yarın hepimize yapılacaktır. Her keyfi gözaltı ve tutuklama halkın haber alma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Basın özgürlüğü susturulursa toplum karanlıkta kalır. Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: Gazeteciliği kriminalize etmekten vazgeçin. Basın ve ifade özgürlüğünü hedef almaktan vazgeçin. Meslektaşımız Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır. Bizler yanındayız. Gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz. Ve söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz: Gazetecilik suç değildir! Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün burada, meslektaşımız gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasına karşı sesimizi yükseltmek için toplandık. Bir gazetecinin görevi; halkın haber alma hakkını savunmak, gerçeği ortaya çıkarmak ve kamu adına soru sormaktır. Gazetecilik suç değildir. Kalem susturularak gerçekler ortadan kaldırılamaz. Tam tersine, baskılar gerçeğin daha güçlü yankılanmasına neden olur. Bizler Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi olarak; düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki özgür basın yoksa demokrasi de yoktur. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Gazetecilik suç değildir ve yargılanamaz. Gazeteciler susturulamaz. Alican Uludağ yalnız değildir. Ve biliyoruz ki; Dayanışma yaşatır. Hakikat kazanacak."

TGS Hakkı Sağlam’a Yönelik Saldırıyı Kınadı Haber

TGS Hakkı Sağlam’a Yönelik Saldırıyı Kınadı

Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilciliği Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam’a yönelik saldırıyı kınadı. TGS Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü meslektaşımız Hakkı Sağlam’a yönelik gerçekleştirilen saldırıyı Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir Temsilciliği olarak en güçlü biçimde kınıyoruz. Gazeteciler, halkın haber alma hakkı için görev yapan, kamu yararı doğrultusunda çalışan meslek insanlarıdır. Meslektaşlarımıza yönelik her türlü şiddet ve tehdit, yalnızca bireylere değil; doğrudan basın özgürlüğüne ve demokratik toplum düzenine yönelmiş açık bir saldırıdır. Meslektaşımızın görevini yerine getirdikten sonra hedef alınması, gazetecilerin can güvenliği sorununun geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu saldırının faillerinin bir an önce yakalanmasını ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını talep ediyoruz. Gazetecilere yönelik şiddetin cezasız kalmaması, benzer saldırıların önlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Yetkilileri sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. Meslektaşımız Hakkı Sağlam’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenli çalışma hakkı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

Gazeteci Yoksulluğu Yerelden Ulusala Hızla Yayılmaktadır Haber

Gazeteci Yoksulluğu Yerelden Ulusala Hızla Yayılmaktadır

Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. TGS Eskişehir İl Temsilcisi Yıldırım yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türkiye basın tarihinin en önemli günlerinden biri olan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü, ne yazık ki işsizlik, güvencesizlik, düşük ücretler ve gazeteciler üzerinde giderek artan sistematik baskılar eşliğinde karşılıyoruz. İş güvencesinin olmadığı, izin ve kıdem tazminatı haklarının yok sayıldığı, maaşların düzensiz ödendiği ve patronların keyfi kararlarının hüküm sürdüğü 1950’li yıllarda gazeteciler arasında sendikalaşma ve hak arama fikri hızla yayılmıştı. Bu örgütlü mücadelenin bir sonucu olarak gündeme gelen 212 Sayılı Basın İş Kanunu’na karşı dokuz gazete patronu, gazetecilere gözdağı vermek amacıyla üç gün boyunca gazete çıkarmama kararı almıştı. Meslektaşlarımız ise İstanbul Gazeteciler Sendikası öncülüğünde üç gün boyunca “Basın Gazetesi” çıkararak basın tarihine geçen bir direnişe imza attı. Gazetecilerin hak mücadelesinin ve dayanışma kültürünün ürünü olan 212 Sayılı Basın İş Kanunu, 10 Ocak 1961’de yasalaştı. Uzun yıllar “Basın Bayramı” olarak kutlanan 10 Ocak, iktidarların ve patronların ortak politikalarıyla kazanılmış hakların birer birer geri alınması sonucu bugün artık bayram değil, yalnızca “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak anılmaktadır. Gazeteciler arasındaki işsizlik oranı yüzde 20’nin üzerindedir. Üstelik iletişim ve gazetecilik fakültelerinden mezun olup iş bulamayan genç meslektaşlarımız bu orana dahi dahil değildir. Yalnızca 2025 yılı içinde, 50 gazetecinin çalıştığı Gazete Duvar, 475 gazetecinin çalıştığı Ekol TV kapatılmış; yaklaşık 70 gazetecinin görev yaptığı TELE1’e kayyım atanmış ve onlarca gazeteci işsiz bırakılmıştır. Basın İlan Kurumu’nun dayatmaları ve ekonomik baskılar nedeniyle birleşmeye zorlanan ya da kapanan yerel gazeteler yüzünden yüzlerce gazeteci daha mesleğinden kopmuştur. 2023’te ilan yayınlama hakkına sahip 855 gazete varken, bu sayı 2024’te 753’e, 2025’te ise 700’e düşmüştür. Çalışma koşulları her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Ambalaj sanayi ile birlikte basın-yayın sektöründe çalışan 94 bin emekçinin yalnızca 12 bin 700’ü sendikalıdır. Bu oran yüzde 13’e bile ulaşmamaktadır ve sendikalı gazetecilerin büyük bölümü kamu kurumlarında çalışmaktadır. Basın-yayın sektörü, sendikasızlığın en yaygın olduğu alanlardan biridir. İşsizliğin ve güvencesizliğin arttığı bu ortamda, düşük ücret dayatmaları ve hak gaspları gazetecileri açlık sınırında yaşamaya zorlamaktadır. Gazeteci yoksulluğu yerelden ulusala hızla yayılmaktadır. Kirasını, faturalarını, çocuklarının eğitim ve sağlık giderlerini düşünmek zorunda bırakılan gazeteciler, bir 10 Ocak’a daha bu koşullarda girmektedir. 10 Ocak’a gerçek anlamıyla Çalışan Gazeteciler Günü diyebilmemiz için cezaevlerindeki meslektaşlarımızın özgür olması gerekir. Gazetecilerin gözaltına alınmadığı, yargılanmadığı, yurtdışına çıkış yasaklarıyla ve karakollarda imza vermeye zorlanmadığı bir ülkede yaşıyor olmamız gerekir. Haberin peşinden gidemeyen, kentinden ya da ülkesinden çıkamayan gazeteciler için 10 Ocak nasıl bayram olabilir? Son bir yılda yaklaşık 300 gazetecinin mahkeme salonlarında “Ben sadece haber yaptım” diyerek kendini savunmak zorunda kaldığı; tehditlerin ve fiziki saldırıların sıradanlaştığı bir ortamda 10 Ocak, ancak bir mücadele günüdür. 65 yıl önceki koşullara geri dönüldüğü açıktır. Bu tabloyu değiştirecek yol da yine 65 yıl önce izlenen yoldur: Örgütlü mücadele ve dayanışma. O gün sendika çatısı altında birleşen gazeteciler nasıl insanca çalışma koşulları için mücadele ettiyse, bugün de yapılması gereken aynıdır. Birlikte güçlü olduğumuzu unutmadan; 10 Ocak’ı yeniden bayram yapmak için, haydi sendikaya, haydi mücadeleye!"

Gazeteci Yoksullaşırsa Demokrasi Yoksullaşır! Haber

Gazeteci Yoksullaşırsa Demokrasi Yoksullaşır!

Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Şenay Bilik Yıldırım 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.  TGS Eskişehir Şube Başkanı Yıldırım yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bundan 64 yıl önce, 1961’de, basın çalışanlarına çeşitli haklar tanıyan 212 Sayılı Basın İş Kanunu’nun yasalaşması gündeme geldiğinde, dönemin dokuz gazete patronu üç gün gazete çıkartmama kararı aldı. Bugünden farklı olarak, o zamanlar örgütlü hareket eden gazeteciler, etkili bir mücadele yürüttü ve patronlara rağmen yasanın 10 Ocak 1961’de onaylanmasını sağladı. Yasa onaylandıktan bir yıl sonra da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı ilan edildi. 1971 darbesine kadar bayram olarak kutlanan 10 Ocak, askeri darbeden sonra Çalışan Gazeteciler Günü adını aldı. Basın yayın sektöründe giderek artan işsizlik nedeniyle, artık bir kutlamadan ziyade bir mücadele günü olarak ifade ediyoruz 10 Ocak’ı. Her geçen yıl basın yayın sektöründe yaşanan olumsuzluklar, meslek büyüklerimizin 1961 ruhuyla yürüttüğü etkili mücadelenin bir benzerini dayatıyor bize. O dokuz gazete patronuna ‘Daima halkın hizmetindeyiz’ şiarıyla karşı duran meslek büyüklerimizin açtığı mücadele yolu, bizim de yürümemiz gereken yoldur. TGS, artan gazeteci işsizliği nedeniyle, uzun yıllardır 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir kutlama değil mücadele günü olarak benimsedi. Ancak bugün geldiğimiz noktada, işsizlik kadar insan onuruna yakışmayan ücret ve çalışma politikaları da büyük bir sorun olarak karşımızda durmakta. Asgari ücret seviyesi, gazeteciler için ortalama ücret haline geldi. Yerel basın kuruluşlarında, asgari ücretin dahi altında maaşlarla çalıştırılan meslektaşlarımız olduğunu biliyoruz. Gazeteciler, hemen her gün yaptıkları yoksulluk haberlerinin öznesi aynı zamanda. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller meslektaşlarımızı güvencesiz, düşük ücretlerle çalışmaya mecbur bırakıyor. Açlık sınırı seviyesinde yaşamlara, her an kapının önüne konma korkusuna mahkum ediliyor gazeteciler. Yoksulluk ve umutsuzluk, beraberinde sektörden kopuşu, haber kalitesinde düşüşü getiriyor. Oysa biliyoruz ki, dolu haber boş cüzdanla yapılmaz. Gazeteci yoksulluğu ile gerçeklerin karartılması, iktidar üzerindeki vatandaş denetiminin ortadan kalkması, hesap verebilirliğin yok olması, haber alma hakkının ihlal edilmesi arasında doğrudan bir bağ vardır. Gazeteci yoksullaşırsa demokrasi yoksullaşır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.