SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye Cumhuriyeti

Porsuk Haber Ajansı - Türkiye Cumhuriyeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çanakkale Siperlerinde Doğan Ruh Türkiye Cumhuriyeti’nin Ruhudur Haber

Çanakkale Siperlerinde Doğan Ruh Türkiye Cumhuriyeti’nin Ruhudur

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi tarafından 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türk milletinin bağımsızlık ve onur mücadelesinin en büyük destanlarından biri olan Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünde, başta Anafartalar kahramanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi saygı, minnet ve bağlılıkla anıyoruz. Çanakkale’de verilen mücadele, yalnızca bir askeri savunma değil; emperyalizmin Anadolu’yu parçalama ve Türk milletini tarih sahnesinden silme girişimine karşı verilen varoluş mücadelesidir. Dünyanın en güçlü donanmaları ve emperyalist güçleri, Anadolu’nun yoksul fakat onurlu evlatlarının vatan sevgisi, kararlılığı ve fedakârlığı karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır. Çanakkale’de kazanılan zafer, Türk milletinin esareti asla kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu zafer aynı zamanda birkaç yıl sonra başlayacak olan Kurtuluş Savaşı’nın ve onun sonucunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihsel ve ideolojik temelini oluşturmuştur. Çanakkale’nin siperlerinde doğan ruh; ulusal egemenliğe dayanan, laik ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhudur. Bu ruhun adı Kemalizm’dir. Bugün Çanakkale’yi anmak; yalnızca geçmişte kazanılmış bir zaferi hatırlamak değildir. Çanakkale’yi anmak; Cumhuriyet’e, laikliğe, ulusal egemenliğe ve tam bağımsız Türkiye idealine yönelen her türlü tehdide karşı uyanık olmak ve mücadele etmektir. Türk milleti bilmelidir ki; emperyalizmin yöntemleri değişse de hedefi değişmemiştir. Bu nedenle Çanakkale ruhu, bugün de Cumhuriyetimizi, laik devlet yapımızı ve Kemalizm devrimlerini koruma kararlılığımızın en güçlü ilham kaynağıdır. Bizler, Cumhuriyet’in yılmaz savunucuları olarak biliyoruz ki; Çanakkale’de yakılan bağımsızlık ateşi, Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış, ardından Cumhuriyet devrimleriyle çağdaş ve laik Türkiye’yi yaratmıştır. Bu nedenle Çanakkale yalnızca bir zafer değildir; Çanakkale anti-emperyalist bir direnişin, ulusal egemenliğin ve Kemalist devrimin tarihsel manifestosudur. Başta büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Çanakkale’de destan yazan tüm kahramanlarımızı Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111. yılında saygı ve minnetle anıyoruz. Cumhuriyet’e ve Atatürk devrimlerine sahip çıkmak, Çanakkale’ye sahip çıkmaktır. Ne emperyalizme boyun eğeceğiz, Ne de Cumhuriyet’ten vazgeçeceğiz." Dünde bugünde Çanakkale Geçilmez!

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Kaya'dan Başkan Ünlüce'ye Ziyaret Haber

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Kaya'dan Başkan Ünlüce'ye Ziyaret

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi ziyaret etti. Ziyarete CHP Gençlik ve Spor Politikaları Kurulu Başkanı Sevgi Kılıç, CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Figen Kahya ve CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz da katıldı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde gerçekleşen ziyarette kadınların toplumsal hayattaki yeri, yerel yönetimlerde kadın temsili ve kadınlara yönelik çalışmalar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyaret kapsamında şeref defterini imzalayan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, Başkan Ünlüce’ye hitaben, “Eskişehir’in ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm kadınlar için onur ve umut kaynağısınız. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin öncü kadınlarından birisiniz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, uygar Türkiye’yi hep birlikte sonsuz yarınlara kadınlar olarak taşıyacağız.” ifadelerini yazdı. Başkan Ayşe Ünlüce ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Asu Kaya ile seçim döneminde başlayan tanışıklıklarının bugün güçlü bir dayanışmaya dönüştüğünü belirtti. Ünlüce, “Seçim döneminde beni telefonla arayarak destek için Eskişehir’e geleceğini söylemişti. Kendisiyle o zaman tanıştık ve birlikte Emek Mahallesi’nde esnaf ziyaretleri gerçekleştirdik. O günden bugüne aramızda güçlü bir kardeşlik bağı oluştu. 8 Mart kapsamında Eskişehir’de bizimle oldukları için çok mutluyum.” dedi.

HABEV Başkanı Ufuk Uysal: "Cemevleri İbadethanedir!" Haber

HABEV Başkanı Ufuk Uysal: "Cemevleri İbadethanedir!"

Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle cemevlerinin ibadet alanı değil kültürel tesis başlığı altında yer almasına tepki gösterdi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan HABEV Başkanı Avukat Ufuk Uysal şu ifadelere yer verdi; "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan ve 22 Ocak 2026 Tarih ve 33145 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile imar planı lejantlarında cemevlerinin “ibadet alanları” başlığı altında değil, “kültürel tesis alanı” içerisinde tanımlanması Yasal mevzuatlara aykırı olduğu gibi bizleri de incitmiştir. Şöyle ki; Yönetmeliğin, Mekânsal kullanım tanımları ve esasları başlıklı 5. Maddesinin f) fıkrası aynen şöyledir ; f) Kültürel tesis alanı: Toplumun kültürel faaliyetlerine yönelik hizmet vermek üzere kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans, kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera gibi fonksiyonların yer aldığı kamu veya özel mülkiyetteki (Ek ibare:RG-22/1/2026-33145) alanlar ile cemevi yapılarının bulunduğu alanlardır. Aynı planlarda cami, kilise ve sinagog açıkça ibadethane olarak yer alırken, ibadethanelerimiz olan cemevlerimizin malesef ki İbadet Alanları başlığı altında tanımlan-ma-ma-sı, ülkesini canından çok seven Alevi- Bektaşi toplumunu çok üzmüştür. Anayasanın kendilerine yüklediği tüm ödevleri başta askerlik olmak üzere yerine getiren, vergisini ödeyen Alevi- Bektaşi kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kurumsallaşmış bir ayrımcılığa maruz bırakıldıklarına bir kez daha tanık olmaktadırlar. Cemevlerinin; kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans, kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera salonları ile aynı tanım içerisinde görülmesi hukuken ve fiilen kabul edilemez. Buradan açıkça ifade ediyoruz ki Cemevleri İbadethanedir! Yönetmeliklerdeki bu İnkâr ve Ayrımcılık Kabul Edilemez! İmar planlarında yapılan bu sınıflandırma sadece teknik bir detay değildir. Zira bu tercih ile Aleviliğin bir inanç olarak değil, folklorik ya da kültürel bir unsur olarak görüldüğü resmi kurumlarca bir kez daha hukuka aykırı olarak ilan edilmektedir. Bir yandan “Cemevlerine Hukuki ve Resmi Statü Kazandırıyoruz ” denirken, diğer yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkeme Kararları da yok sayılarak, yürürlükteki teknik ve hukuki mevzuatlarda cemevlerinin ibadethane olarak tanımlan-ma-ma-sı, malesef ki samimiyetin sorgulanmasına ve eşit yurttaşlık temelinin zedelenmesine, inanç özgürlüğünün engellenmesine yol açmaktadır. Alevi – Bektaşi toplumu, ülkemizin temel yapı taşlarından ve bu toprakların asli inanç topluluklarındandır. Cemevleri de ibadethanemizdir! Kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz."

Bu Ülkenin Çocukları Atatürk’süz Bırakılmayacaktır Haber

Bu Ülkenin Çocukları Atatürk’süz Bırakılmayacaktır

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi tarafından, 2025 - 2026 eğitim öğretim birinci yarı yılının bugün tamamlanması ile okullarda öğrencilere verilen karnelere yönelik bir açıklama yapıldı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci basın toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Bugün karne günü. Bugün cumhuriyet tarihi boyunca öğrenciler için özel ve onurlu bir gündür. Bu güne kimse gölge düşüremez. Karnesini alan bütün öğrencilerimize başarılar dileriz. Lakin; Milli Eğitim Bakanı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı son kararlar, artık pedagojik tartışmaların çok ötesine geçmiş; Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle açık bir hesaplaşmaya dönüşmüştür. Karne uygulamasının kaldırılarak yerine getirilen sözde “değerlendirme raporu”ndan Mustafa Kemal Atatürk’ün, İstiklal Marşı’nın, Türk Bayrağı’nın ve Gençliğe Hitabe’nin çıkarılması; tesadüf değil, bilinçli ve ideolojik bir tercihtir. Bu tercih;,Cumhuriyet’i eğitimden silme, Ulusal kimliği çocuklarımızın hafızasından koparma, Laik ve bilimsel eğitimi tasfiye etme girişimidir. Milli Eğitim Bakanı’na soruyoruz: Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in bakanı mısınız, yoksa Cumhuriyet’le kavga eden bir anlayışın temsilcisi mi? Şunu açıkça ifade ediyoruz: Atatürk’süz bir eğitim sistemi gayrimeşrudur. Bayraksız, marşsız, Gençliğe Hitabe’siz bir okul; milli değildir, bilimsel değildir, kabul edilemez. Gençliğe Hitabe, bu ülkenin gençlerine bırakılmış bir vasiyetname, bir direniş çağrısıdır. Onu eğitimden çıkarmak, doğrudan Türk gençliğinin bilincine müdahaledir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi; iktidarların ideolojik ajandasını çocuklara dayatmak değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucu değerlerine sadakatle hizmet etmektir. Buradan açıkça uyarıyoruz: Cumhuriyet’in simgelerini eğitimden söküp atan bu anlayışı reddediyoruz. Bu kararlar derhal geri çekilmelidir. Bizler; Atatürk’ün izinde, Cumhuriyet’in tarafında, Laik, bilimsel ve ulusal eğitimin savunucusuyuz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı, Cumhuriyet’e karşı değil, Cumhuriyet’in emrinde olmaya davet ediyoruz. Bu ülkenin çocukları Atatürk’süz bırakılmayacaktır. Diğer taraftan Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan tartışmalar artık bu milletin sinir uçları ile oynamaktan öteye geçmiştir. Terörsüz Türkiye diye anlatılan masaldan cesaret bulan bazı isimler kantarın topuzunu kaçırdılar. Geçen günlerde dem partili milletvekili sırrı sakık ın konuşmasını öfkeyle izledik. Kimse Türkiye Cumhuriyetine Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu denli açıkça meydan okuyamaz. Türkiye Cumhuriyeti, etnik, mezhepsel ya da bölgesel temeller üzerine değil; ortak tarih, ortak kader ve ortak yurttaşlık bilinci üzerine kurulmuş üniter bir ulus devlettir. Bu gerçek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet devrimlerinin tartışmasız sonucudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu devletin kurucu iradesinin temsil edildiği yüce organdır. Bu çatı altında yapılacak her siyasi faaliyet, Anayasa’ya, üniter yapıya ve ulusal egemenlik ilkesine bağlı olmak zorundadır. Üniter devlet yapısını zayıflatmaya, ulusal kimliği parçalamaya ya da Türkiye’yi federatif veya etnik temelli bir yapıya sürüklemeye yönelik her söylem ve girişim, doğrudan Cumhuriyet’in temelini hedef almaktadır. Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözü, dışlayıcı değil; birleştirici ve kapsayıcı bir yurttaşlık tanımıdır. Bu anlayış, kimlikler üzerinden ayrıştırmayı değil, yurttaşların eşitliği temelinde birlikteliği esas alır. Meclis’te görev yapan herkesin sorumluluğu; toplumu germek, ayrıştırmak ya da dış etkilere açık hale getirmek değil, Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak ve geleceğe taşımaktır. Türkiye’nin birliği, bütünlüğü ve bağımsızlığı pazarlık konusu yapılamaz. Bizler, Atatürkçü düşünceye bağlı yurttaşlar olarak; Üniter ulus devletten, Laik ve demokratik Cumhuriyet’ten, Ulusal egemenlik ilkesinden asla taviz verilmeyeceğini bir kez daha açıkça ifade ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Parolamız Tektir ve Değişmez, Ya İstiklal, Ya Ölüm…"

Bıçağın Kemiğe Dayandığı Yerdeyiz! Haber

Bıçağın Kemiğe Dayandığı Yerdeyiz!

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi tarafından eski milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı'nın açıklamaları ile ülke gündemine ilişkin bir basın toplantısı düzenlendi. Dernek binasında gerçekleştirilen basın toplantısına ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Yönetim Kurulu üyeleri ve dernek üyeleri katılım sağladı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Yüce Türk Milleti ve Basınımızın kıymetli mensupları, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, halkın haber alma hakkına ve devletin bütünlüğüne karşı son günlerde ardı ardına gelen saldırılar, artık tahammül sınırını aşmıştır. Bu açıklama, dostu da düşmanı da netleştirme açıklamasıdır. Artık hiçbir bahaneye, hiçbir “yanlış anlaşıldım” kurnazlığına yer yoktur. Biz bıçağın kemiğe dayandığı yerdeyiz. Ve biz bu ülkenin kurucu iradesinin temsilcisiyiz. 1923’e “kanlı darbe” diyen vekil, Cumhuriyet düşmanıdır. Nokta. AKP Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı'nın "1923 kanlı darbesi" şeklindeki skandal açıklaması; Atatürk’e, Cumhuriyet’e, milli egemenliğe ve bu toprakların şehitlerine hakarettir. Bu şahıs, açıkça Cumhuriyet rejimini gayrimeşru ilan etmiş, Hilafet özlemini dile getirmiş, Kurtuluş Savaşı’yla hesaplaşma cüretini göstermiştir. Buradan açık söylüyoruz: Bu kişi milletvekili değildir, bu kişi Cumhuriyet düşmanlarının meclisteki temsilcisi “bıyıklı yelizdir.” Bu açıklama anayasal düzene karşı kalkışma çağrısıdır. Türk Ceza Kanunu'na göre bu söz suçtur, cezası hapis cezasıdır. Yetkililer susuyorsa, ortaktır. Sessiz kalan her kurum, bu ihanete ortaktır. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak bu şahıs hakkında suç duyurusunda bulunduk. Her yurttaşı da aynı şeyi yapmaya çağırıyoruz. Teröristbaşı’nın videosunun yayılması, bir devlet zaafı değil; bir skandaldır. Daha yeni 12 vatan evladı şehit oluşu bile şaibeli iken, basında bu kadar yer almamışken, Bebek katili, eli kanlı terörist abdullah öcalan’a ait olan video görüntülerinin sosyal medyada rahatça dolaşıma sokulması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı açık bir psikolojik operasyondur. Bu videonun çıkmasına izin veren, önlem almayan, müdahale etmeyen kim varsa sorumludur. Bu bir ihmal değil, ihanettir. Soruyoruz: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bir terörist nasıl video çekebiliyor? Bu videonun yayılmasına kim göz yumuyor? Bu görüntüler hangi güçlerin çıkarına hizmet ediyor? Devletin görevi terörist başlarını korumak değil, milletin onurunu korumaktır. Bu görüntü, sadece bir teröristin değil, onu “yeni bir rol için” yeniden parlatmak isteyen odakların ürünüdür. Sessiz kalmak, bu kirli senaryoya destek vermektir. Sözcü TV’ye verilen ceza, açıkça siyasi sansürdür. Kabul etmiyoruz. RTÜK’ün Sözcü TV’ye verdiği 10 günlük karartma cezası, özgür basını susturma operasyonudur. Bunun adı "yayın ilkeleri" değil, iktidarın hoşlanmadığı gerçeğe tahammülsüzlüğüdür. Bugün bu ceza, yarın ekran karartma, öbür gün kitap yasaklama… Bu gidiş, tek adam rejiminin medya üzerindeki faşizan baskısının açık göstergesidir. Sözcü TV susmaz, halk susmaz, biz susmayız. Bugün Sözcü'ye yapılan yarın bize yapılacaktır. Biz bu tehdidi tanıyoruz ve karşısındayız. YÜCE TÜRK MİLLETİNİN VE TARİHİN ÖNÜNDE UYARIYORUZ: Bu ülkenin kurucu ilkelerine savaş açanlara, Atatürk’ü karalamaya çalışanlara, Terör propagandasına göz yumanlara, Basını susturmak isteyenlere karşı mücadelemiz, vatan borcumuzdur. Sakın kimse bu milletin hafızasını, sabrını ve vatan sevgisini küçümsemesin. Cumhuriyet’i yıkmak isteyenlerle, sokakta da, hukukta da, fikriyatta da her cephede hesaplaşacağız. Biz görevimizi Ebedi Liderimiz ve Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Gençliğe Hitabesinden ve Bursa Nutkundan aldık. SON SÖZÜMÜZ NETTİR: Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğiz. Cumhuriyet’i yıkmaya çalışanlarla her alanda hesaplaşacağız. Halkı susturmaya çalışanlara karşı, örgütlü, dirençli ve kararlı olacağız. Ya Atatürk’ün aydınlığı, ya Orta Çağ karanlığı! Ya Cumhuriyet, ya çöküş! Biz tarafımızı seçtik. YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM… Yüce Türk Milletine saygılarımızla duyuruyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.