SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye Cumhuriyeti

Porsuk Haber Ajansı - Türkiye Cumhuriyeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AHPADİ’den "Atatürk’ün Mirası" Konferansı Haber

AHPADİ’den "Atatürk’ün Mirası" Konferansı

AHPADİ tarafından düzenlenen "Atatürk'ün Mirası Ne, Mirasçısı Kim?" başlıklı konferans, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Rifat Meşih Aktaş ile Demokrat Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Prof. Dr. M. Serhan Yücel’in katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir dünyası, devrimleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri detaylı bir şekilde ele alındı. "Atatürk’ün Mirası Tüm Türk Milletine ve Gençliğe Emanettir" Konferansın açılış ve sunum bölümlerinde konuşmacılar, Atatürk’ün en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin akılcılık ve bilimcilik temelleri üzerine inşa edildiğini belirtti. Atatürk’ün tam bağımsız, çağdaş, halkına refah, adalet ve mutluluk veren bir devlet kurma idealinin bir "vasiyet" olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulandı. Atatürk’ün mirasının tek bir kişiye, partiye, derneğe veya örgütlü yapıya ait olamayacağına dikkat çekilen değerlendirmelerde şu ifadelere yer verildi: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk, mirasını tek bir yapıya değil; Türk Milletine ve Türk gençliğine emanet etmiştir. Bu mirası koruyan, geliştiren ve geleceğe taşıma azim ve kararlılığında olan her kurum ve kişi, Atatürk’ün mirasçısıdır." Celal Bayar ve Demokrat Parti’nin Tarihsel Misyonu Konuşmacılar; Celal Bayar’ın Atatürk döneminde üstlendiği görevleri, Başbakanlık sürecini, Atatürk ile ilişkilerini ve Atatürk’ün 1937 yılında Hükümet Programı’nı sahiplenişini referans göstererek Celal Bayar ile Demokrat Parti’nin Atatürk’ün izindeki duruşunu aktardı. CHP’den ayrılarak kurulan Demokrat Parti’nin Kemalizmden kopmadığını vurgulayan Aktaş ve Yücel, partinin seçkin ve devlet bürokrasisine sıkışmış Kemalizm anlayışını yeniden milletle ve muhafazakar sağ seçmenle kucaklaştırdığını ifade etti. Bu çerçevede Celal Bayar’ın "Kemalistlerin en demokratı, demokratların en Kemalisti" unvanını hak ettiği belirtildi. "Tarihi İthamlar Belge ve Gerçeklerle Çürütüldü" Demokrat Parti’ye yönelik ezanın tekrar Arapçaya döndürülmesi, Köy Enstitülerinin kapatılması ve Cezayir konusu gibi yersiz ve mesnetsiz suçlamaların tarihsel gerçekler ve belgelerle reddedildiği konuşmalarda; Kıbrıs sorununun çözümü dahil bir çok dış politikanın tam da Atatürkçü bir yaklaşımla ele alındığı kaydetildi. "Çözüm, Samimi Cumhuriyetçilerin Birleşmesindedir" Programın sonunda mevcut siyasi konjonktür değerlendirilerek ülkenin AK Parti hükümetleri döneminde bir çok alanda gerilediği ifade edildi. Konuşmacılar, çözüm yolunun Atatürk’ün miras ve vasiyetine uygun bir programda tüm "samimi" cumhuriyetçilerin birleşmesinden geçtiğinin altını çizdi.

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz" Haber

ADD Şube Başkanı Avci: "Tam Bağımsız Türkiye İdealinden Vazgeçmeyeceğiz"

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, 12 Eylül darbesinin yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "12 Eylül 1980… Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin susturulduğu, Meclisin kapatıldığı, siyasi partilerin dağıtıldığı, insanların işkencelerden geçirildiği, gençlerin darağaçlarına gönderildiği; korkunun, baskının ve yasakların devlet düzeni haline getirildiği kara bir tarih. 12 Eylül yalnızca bir tarih değildir. 12 Eylül; demokrasiye indirilen darbenin, millet iradesine vurulan zincirin ve Cumhuriyetin üzerine düşürülen karanlığın adıdır. Aradan yıllar geçti. Ancak bugün hâlâ şu soruyu sormak zorundayız. 12 Eylül gerçekten geride mi kaldı? Bir ülkede sandık varsa ama hukuk tartışılıyorsa. Seçim varsa ama milli iradenin itibarı tartışmaya açılıyorsa. Cumhuriyet varsa ama laiklik hedef haline getiriliyorsa. Demokrasi varsa ama eleştirenin, sorgulayanın ve itiraz edenin sesi kısılmaya çalışılıyorsa. 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetinden geriye kalanlarla yüzleşmek zorundayız. Bizim için 12 Eylül’ü anlamak, yalnızca geçmişin acılarını anmak değildir. 12 Eylül’ü anlamak; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir daha hiçbir gücün “bizim çocukları” olmayacağını ilan etmektir. Tarihte “bizim çocuklar” sözü, milletimizin hafızasında dış müdahale ve vesayet tartışmalarının simgelerinden biri olarak yer etmiştir. Bugün isimler, makamlar ve temsilciler değişse de Türkiye’ye yön verme hevesi değişmemektedir. Bugün, Tom Barrack gibi Amerika Birleşik Devletleri adına bölgemizde ve ülkemizde görev yapan temsilcilerin, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren açıklamalarını ve yaklaşımlarını dikkatle değerlendirmek zorundayız. Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir. Dostluk başka şeydir, bağımlılık başka şeydir. İttifak başka şeydir, teslimiyet başka şeydir. Diplomasi başka şeydir, Türkiye’nin geleceği hakkında başkalarının hesap yapmasına sessiz kalmak başka şeydir. Türkiye Cumhuriyeti. Hiçbir yabancı gücün siyasi laboratuvarı, hiçbir bölgesel projenin taşeronu, hiçbir küresel planın uygulama alanı değildir. Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir. Ve bu devletin tapusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ile alınmıştır. Bu nedenle bugün siyaset yapan herkese açık ve net bir çağrımız vardır. Cumhuriyeti savunmak günübirlik siyasetin konusu değildir. Atatürk’ü yalnızca seçim meydanlarında hatırlayıp Cumhuriyetin temel değerlerini gündelik siyasi hesaplara kurban edemezsiniz. Demokrasiyi yalnızca işinize geldiğinde savunamazsınız. Milli iradeyi yalnızca kendi iradenizle aynı sonuç çıktığında kutsayamazsınız. Hukuku yalnızca kendiniz için isteyemezsiniz. Laikliği yok sayıp çağdaş Türkiye’den söz edemezsiniz. Ve en önemlisi. 12 Eylül’e lanet okuyup, 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetine bugün göz yumamazsınız. Bizim duruşumuz nettir. Darbeye karşıyız. Vesayete karşıyız. Her türlü antidemokratik müdahaleye karşıyız. Türkiye’nin iç işlerine yönelik emperyal hesaplara karşıyız. Cumhuriyetimizi ve laikliği hedef alan gerici anlayışlara karşıyız. Kimden gelirse gelsin, millet egemenliğini zayıflatan her türlü anlayışın karşısındayız. Çünkü bizim hayat felsefemiz. Atatürk’ün aklı. Cumhuriyetin özgürlüğü. Laikliğin güvencesi. Demokrasinin namusu. Ve Tam Bağımsız Türkiye idealidir. 12 Eylül’ün yıldönümünde bir kez daha haykırıyoruz. Bu millet darbelerden çok çekti. Bu ülke vesayetlerden çok çekti. Bu Cumhuriyet, kendi evlatlarının birbirine düşman edilmesinden çok çekti. Artık yeter. Türkiye’nin geleceğini ne darbeler, ne vesayet odakları ne de yabancı güçlerin Türkiye üzerine kurduğu hesaplar belirleyecektir. Bu ülkenin geleceğini yalnızca ve yalnızca Türk Milleti belirleyecektir. Ve herkes bilmelidir ki. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; geçici siyasi hesaplardan, makam hırslarından, dış baskılardan, emperyal projelerden ve demokrasi dışı heveslerden çok daha büyüktür. Bugün görevde olanlar da, yarın görevde olacaklar da, siyaset yapan herkes de şu gerçeği bilmek zorundadır. Cumhuriyet kimsenin makamı değil, milletin namusudur. Demokrasi kimsenin lütfu değil, milletin hakkıdır. Atatürk ilke ve devrimleri geçmişin değil, Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır. 12 Eylül’ü unutmadık. Darbeleri unutmadık. İşkenceleri unutmadık. Darağaçlarını unutmadık. Kaybedilen gençliği unutmadık. Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı üzerinde hesap yapanları da unutmadık. Bugün de aynı yerdeyiz. Cumhuriyetin yanındayız. Demokrasinin yanındayız. Laikliğin yanındayız. Tam Bağımsız Türkiye’nin yanındayız. Ve buradan açıkça ilan ediyoruz. Bu ülkede artık kimsenin “bizim çocukları” yoktur. Bu ülkenin sahibi, Türk Milletidir. Ne darbe. Ne vesayet. Ne teslimiyet. Yaşasın Tam Bağımsız, Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti."

MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer’den 2 Eylül Mesajı Haber

MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer’den 2 Eylül Mesajı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer, Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda millî birlik, bağımsızlık ve "Türkiye Yüzyılı" vurgusu yaptı. 2 Eylül 1922 Millî Mücadele zaferinin yıl dönümü vesilesiyle bir açıklama yapan MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer, kentin kurtuluş gününü gururla kutladıklarını belirtti. Sezer, 2 Eylül tarihinin Türk milletinin bağımsızlık kararlılığını simgeleyen tarihi bir milat olduğunu vurguladı. "2 Eylül Bağımsızlığımızın Tarihî Bir Nişanesidir" Eskişehir'in vatan savunmasındaki kritik rolüne dikkat çeken Ayhan Sezer, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "2 Eylül 1922; Türk milletinin bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğinin, vatan toprağının bölünmez bütünlüğünü her şart altında koruyacağının tarihî bir nişanesidir. Eskişehir; tarihi, kültürü, çalışkan ve vatansever insanlarıyla Türkiye Yüzyılı hedeflerimize güç katmaya devam edecektir." "Millî Değerlerimizi Yaşatmaya Kararlıyız" Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve millî değerleri koruma kararlılığında olduklarını ifade eden Sezer, geçmişten alınan güçle geleceğe birlik ve beraberlik ruhu içerisinde yürüneceğini kaydetti. Açıklamasını aziz şehitlere dua ve hemşehrilerine tebrik mesajıyla tamamlayan MHP İl Başkanı Ayhan Sezer; "Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum. Hemşehrilerimizin ve aziz milletimizin 2 Eylül Eskişehir’in Kurtuluş Günü’nü kutluyorum. Ne Mutlu Türk’üm Diyene!" dedi.

MSD Şube Başkanı Yılmaz: "30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun" Haber

MSD Şube Başkanı Yılmaz: "30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun"

Memleket Sevdalıları Derneği Eskişehir Şube Başkanı Güler Yılmaz 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. MSD Eskişehir Şubesi tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Valilik Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtına çelenk sunumu gerçekleştirildi. MSD Eskişehir Şube Başkanı Güler Yılmaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "30 Ağustos; yalnızca askeri bir zafer değil, esareti reddeden bir milletin bağımsızlık iradesinin, milli birlik ve beraberliğinin ve vatan sevgisinin tüm dünyaya ilanıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, milletimizin büyük fedakârlıkları ve kahramanlıklarıyla kazanılan bu eşsiz zafer, Türk milletinin en zor şartlarda dahi bağımsızlığından vazgeçmeyeceğinin tarihi bir ispatıdır. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kazanılan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, yalnızca bir ordunun değil; bütün bir milletin ortak iradesinin ve bağımsızlık kararlılığının zaferidir. Atatürk’ün, “Zafer, zafer benimdir diyebilenindir. Başarı ise başaracağım diye başlayanın ve başardım diyebilenindir.” sözünde ifade ettiği inanç ve kararlılık, bugün de bizlere yol göstermeye devam etmektedir. 30 Ağustos Zaferi, millet egemenliğini esas alan, aklın ve bilimin rehberliğinde çağdaş bir Türkiye hedefinin de yolunu açmıştır. Bu büyük zaferin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti; Atatürk’ün ilke ve devrimleri doğrultusunda çağdaşlaşmanın, milli egemenliğin, hukuk devletinin ve bağımsızlığın teminatı olmuştur. Bugün bizlere düşen; atalarımızdan miras kalan bu eşsiz vatanı, Cumhuriyetimizin temel değerlerini ve milli birlik ruhumuzu kararlılıkla korumak; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma hedefi doğrultusunda ülkemizi bilimde, eğitimde, kültürde, sanatta, ekonomide ve her alanda daha ileriye taşımaktır. Unutmamalıyız ki 30 Ağustos, geçmişte kazanılmış bir zafer olmanın ötesinde, milletimizin geleceğe olan inancının da simgesidir. Cumhuriyetimizin kurucu iradesinden aldığımız güç ve ilhamla; bağımsızlığımıza, demokrasimize, Cumhuriyetimize ve Atatürk’ün ilke ve devrimlerine sonsuza kadar sahip çıkacağız. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstiklal Savaşı’mızın tüm kahramanlarını, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla; kahraman gazilerimizi şükranla anıyor; aziz milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!"

Başkan Ünlüce’den 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı Haber

Başkan Ünlüce’den 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Ünlüce mesajında şu görüşlere yer verdi: “Bağımsızlık mücadelemizin şeref nişanesi 30 Ağustos Zaferi’nin 104. yıl dönümüne ulaşmanın onuru ve mutluluğu içerisindeyiz. Büyük Taarruz’un Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde emperyalizme karşı kazanılan bu şanlı mücadele, Türk milletinin ve Cumhuriyetimizin yeniden doğuşunu müjdelemiştir. Tüm zorluklara ve yokluklara rağmen vatan toprağı düşmana çiğnetilmemiş, milletin kaderini bir kez daha milletin azim ve kararlılığı belirlemiştir. Bugün bizlere düşen görev; Cumhuriyetimizin değerlerine sahip çıkmak, birlik ve beraberliğimizi koruyarak geleceğimizi aynı inançla inşa etmek olmalıdır. Vatanımıza kastedenler ve aklından geçirenler bilmelidirler ki Türkiye Cumhuriyeti bölünmez bir bütündür. Bu topraklar üzerinde sonsuza kadar var olacak, ay-yıldızlı bayrağımız ilelebet dalgalanacaktır. Bu düşüncelerle; 3 yıldan uzun süren, eşi görülmemiş bir mücadelenin sonucunda 26 Ağustos'ta başlayıp 30 Ağustos 1922’de büyük bir zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 104. yılını kutluyor; Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, canları ile bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimiz, gazilerimiz ve tüm kurtuluş kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun.”

Başkan Kesikbaş’tan 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı Haber

Başkan Kesikbaş’tan 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Büyük Zafer’in milletimizin bağımsızlık iradesinin, birlik ve beraberlik ruhunun en güçlü simgelerinden biri olduğunu vurguladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan 30 Ağustos Zaferi’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yolundaki en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirten Kesikbaş, “30 Ağustos Zaferi, milletimizin vatanına ve bağımsızlığına olan sarsılmaz bağlılığının tarihe altın harflerle yazıldığı büyük bir destandır. Bu büyük mücadele sonucunda bizlere güçlü ve bağımsız bir ülke emanet edilmiştir” dedi. Türkiye’nin geleceğini daha güçlü kılmanın üretimden, çalışmaktan ve teknolojik gelişmeden geçtiğine dikkat çeken Kesikbaş, “Bizlere düşen görev, Cumhuriyetimizin değerlerine sahip çıkarak ülkemizi ekonomik, teknolojik ve sosyal açıdan daha ileriye taşımaktır. Sanayicilerimiz, çalışanlarımız ve tüm üretim gücümüzle ülkemizin kalkınmasına katkı sunmaya, daha güçlü bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kesikbaş mesajını, “Başta Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorum.” sözleriyle tamamladı.

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Demir: “Üniter Yapıdan Taviz Vermeyeceğiz!” Haber

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Demir: “Üniter Yapıdan Taviz Vermeyeceğiz!”

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, parti standında yaptığı basın açıklamasında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin içinden geçtiği hassas süreçlere dikkat çeken Demir, deprem riskinden son dönemde mecliste görüşülen yasalara ve siyasi gelişmeler kapsamındaki eleştirilerine kadar pek çok konuda sert mesajlar verdi. Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın mensupları, kıymetli Eskişehir halkı, mensubiyetinden onur duyduğumuz Yüce Türk milleti. Tarih 17 Ağustos 2026. Düzce, Gölcük depreminin üzerinden tam 27 yıl geçti; ama velakin hâlihazırda basın açıklamamızı yaptığımız alanlar dâhil olmak üzere şehrimizin birçok alanı deprem riskiyle karşı karşıya. O açıdan kentsel dönüşümün bir an önce şehrimizde uygulanmasını ve bu konuda kıymetli yöneticilerimizin, vatandaşın canına, malına mâl olacak deprem gerçeğiyle yüzleşmelerini tekrar dillendiriyor; depremde kaybettiğimiz canlar için tekrar Tanrı'dan rahmet, Türk milletine başsağlığı diliyoruz. Evet, gelelim basın açıklamamızın ana konusuna. Bu vatan toprağın kara bağrında, sıradağlar gibi duranlarındır. Bir tarih boyunca onun uğrunda, kendini tarihe verenlerindir. Evet, bu dizeler bedava yazılmadı. Bu dizelerin yazılmasına sebep olan İstiklal Harbi mücadelesi bedava verilmedi. Evet, 10 Ağustos 1920'de Türk milletine dayatılan, Anadolu'nun lime lime bölünmesini, emperyalist güçlerin elinde oyuncak olmasını arzulayan Sevr paçavrasının 106. yıl dönümünde; yani geçen hafta pazartesi, 10 Ağustos 2026'da, tüm imkânsızlıklara rağmen verilen şanlı İstiklal Harbi sonucunda kurduğumuz millî, üniter Türkiye Cumhuriyeti'ni lağvetme altyapısı mahiyetinde olan Çerçeve Yasa oylaması Gazi Meclisimizde yapılmış; "Ya istiklal ya ölüm!" diyen Türk milletinin sözde temsilcileri tarafından maalesef kabul edilmiştir. "Ya istiklal ya ölüm" düsturuyla İstiklal Harbi'ni veren milletin sözde temsilcileri, geçen hafta yapılan Çerçeve Yasa oylamasında maalesef kabul oyu vermiştir. Neden "sözde temsilcileri" diyoruz? Çünkü Türk milletinden aldıkları geçici vekâletlerle, Türk milletinin yatırdığı vergilerle aldıkları ballı maaş ve sürdürdükleri şatafatlı hayatlarla zamanlarını sürdüren; mali ve hukuki baskılara rağmen hayatından bezdirilmiş Türk milletinin dertlerine derman arayışında olmamalarından dolayı… Geçici vekillerinden bahsediyoruz. Milletin daha fazla fakirleştiği, zenginin daha fazla zenginleştiği sürece ortak oldukları için onlara bu sıfatı yakıştırıyoruz. Enflasyona ezilen, yaşam kalitesi çalınan Türk milletinin haykırışlarını duyduğumuz için onlara geçici vekiller diyoruz. Doğasına, madenine, emekçi madencisine sahip çıkmamaları sebebiyle onlara bu şekilde sesleniyoruz. Ve son olarak Türk milletine sormadan kabul ettikleri teröre teslimiyet imzalarından dolayı bu ithamda bulunuyoruz. Evet, 2023 seçimleri üzerinden uzun zaman geçmedi. Malumunuz, karşı bloku terörist unsurlarla bir olma iddiasıyla suçlayan, aradan geçen kısa zaman zarfında neler yaptığı net olarak bilinen bir ittifakla karşı karşıyayız. Adı Cumhur İttifakı ancak cumhurun geleceğini tayin etmekten maalesef bîhaber. Kötü ekonomiye, kötüye hızla giden her şeye rağmen terör propagandasına istinaden milletin duygularını sömüren ve seçimleri kazanan yapı, patronlarından aldığı talimatla Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığı vazifesini sürdürmekte ve ülkenin temellerine dinamit döşemeye devam etmektedirler. Biz buradan; Zafer Partililer, Türk milliyetçileri, Atatürkçüler olarak tekrar sesleniyoruz: Ektiğiniz nifak tohumları tarafımızdan kurutulacak ve kanımızın son damlasına kadar millî, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'ni koruyacağız. MHP Genel Başkanı Bahçeli ve avanesi de iyi dinlesin. İhanetin nedeni olmaz, bedeli olur; bu bedeli kanun önünde hepinize teker teker ödetecek büyük Türk milleti! Eskişehir'de malum oylamaya oy veren, başta transfer vekil olmak üzere AKP vekillerini hafızalarımıza kaydettiğimizi ve günü geldiğinde gerekli hesabın sorulacağını da buradan tekrar tekrar beyan etmek istiyorum. Yıllardır "Su uyur, düşman uyumaz" diye bağırıyoruz. Yıllardır bizim coğrafyamızın ne kadar çetin olduğunu anlatıyoruz. Romantik söylemlerle ülke geleceği tesis edilemez diyoruz. Buna rağmen, sureti muhalefetten görünüp mevcut yapıların memleketi sömürdüğü düzenin bir aparatı hâline gelenlere de elbette iki laf etmemiz icap eder, iki çift sözümüz var. Bir umutla, milletin teveccühüyle kurduğunuz, milletin dilinden düşürmediğiniz Atatürk ve Cumhuriyet kavramları vasıtasıyla siyasette edindiğiniz yer, ilk dönemeçte gayrimillî düzeneğin temeli niteliğindeki Çerçeve Yasa oylamasında göstermiştir ki hepiniz gayrimillîsiniz. "Tavşana kaç, tazıya tut" mantığıyla üst yönetiminiz "yetmez ama evet" oyu verdi. Tüm teşkilatlarınıza da mevcut süreç hakkında açıklama dahi yapmama talimatı gönderdiniz. Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan daha mı değersiz? Türk milletini yanlış anladınız ya da anlamadınız. Bu millet sizin uğradığınız haksızlıklar dolayısıyla, demokrasi aşkıyla milyonlarla sokağa çıktı 19 Mart sabahı sonrası. Siz onları yanlış anladınız. Bunu da buradan net olarak görmüş olduk. Siyasette yeni ivme yakalama arzusunda olan kıymetli muhalif liderlere soruyoruz: Şu an sergilediğiniz tavırlar mevcut anayasanın değişmesinin altyapısı iken, ne hakla, ne hukukla millete sormadan anayasal kavramı ortadan kaldıracak düzeneğe "evet" diyorsunuz? Bu hakkı kendinizde nasıl buluyorsunuz? Buradan onlara tekraren soruyorum: Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının verdiği yoğun mücadele sonucu kurulan millî, üniter Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasasında hangi etnik kimlik, hangi şekilde baskılanıyor? Ne gibi baskılara maruz kalıyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan bu yana hangi etnik kimlik istediğini elde edemiyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde aynı haklardan istifade edemiyor? Evet, görüyoruz ki bu oyun çok büyük bir oyun ve bu oyunun ciddi aparatları var. Ve Türk milletine tekraren haykırıyoruz: Bu aparatların hiçbirisine prim vermeyin! Türk milleti bir olduğu takdirde her engeli birlikte aştı, bunu da birlikte aşacağımıza eminiz. Buradan mevkidaşım Talat Yalaz'a da bir soru iletmek istiyorum. Türk milletinin hassasiyetleri mi daha önemli, yoksa genel merkezlerin verdiği talimatlar mı daha önemli? Eskişehir halkına çıkalım, beraber sokaklarda soralım. Mevcut "Teröristleri Affetme Yasası", Eskişehir halkı tarafından nasıl karşılanıyor? Biz biliyoruz; Eskişehir halkı şehidine, gazisine, verdiği mücadeleye sonuna kadar sahip çıkıyor ve mevcut yasayı çok ciddi bir oranla reddediyor. Gelin, Eskişehir halkının, Türk milletinin hassasiyetlerini sokakta, salonda, her alanda doğru şekilde yansıtalım. Ne genel merkezler ne siyasi parti önderleri bu milletin birliğine, bütünlüğüne asla engel olamayacak ve bizler de bu uğurda gerekirse canımızı, kanımızı her fırsatta vermeye hazır olduğumuzu tekrar beyan ediyoruz. Evet, millî, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin savunucusu olduğunu iddia eden Eskişehir vekillerine tekrar sesleniyorum. Başta Utku Çakırözer'e sesleniyorum. Verdiği "evet" oyu tarih sayfalarına kara liste olarak net olarak not edilmiştir ve tarih bunun elbet bir gün karşılığını verecektir. Millet fakruzaruret içerisinde harap ve bîtap düşmüşken sizler talimatı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten mi, yoksa emperyalist güçlerin maşalarından mı alıyorsunuz? Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten talimatı alan herkes biliyor ki ülkenin geleceğini tayin edecek Türk milletidir; hiçbir odak, hiçbir mihrak bu geleceği bu tip karanlık tablolara sevk edemez. Zafer Partisi, kurulduğu ilk günden itibaren her türlü olumsuz koşula, baskılara ve yaptırımlara rağmen inancından ve ideallerinden zerre taviz vermeden Atatürk Cumhuriyetini tekrar tesis etmek amacıyla gece gündüz demeden çalışmaya devam etmektedir. Bu vesileyle vatansever Türk milletini Zafer Partisi çatısı altında millî mücadeleye tekrar davet ediyorum. Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak, 30 Ağustos 1922'de Atatürk'ün başkomutanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz'un zaferinin yıl dönümünde, Eskişehir halkını saat 16.00'da Ulus Anıtı'nda bekliyoruz. Bayraklarımızla, haykırışlarımızla, teröre karşı duruşumuzla birlikte hareket edeceğiz, ülkeyi böldürmeyeceğiz. Millî, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar olması için tüm gücümüzle birlikte çalışacağız. Gelin, Türk milletinin zaferini birlikte inşa edelim. Hepinize teşekkür ediyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.