SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye

Porsuk Haber Ajansı - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Durmayacağız, Susmayacağız, Bir An Bile Yorumlayacak! Haber

Durmayacağız, Susmayacağız, Bir An Bile Yorumlayacak!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının birinci yılı dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. CHP İl Binası önünde yapılan basın açıklamasına İl Başkanı Talat Yalaz, Milletvekili Jale Nur Süllü, Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl ve İlçe Yöneticileri ile partililer katılım sağladı. İl Başkanı Talat Yalaz tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Değerli basın emekçiler, kıymetli Eskişehirliler; Öncelikle Çanakkale Zaferimizin 111. Yılını kutluyor, başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızı sevgi, saygı ve minnetle anıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye’ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir. Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 6 Mayıs 2019’da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur. Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkanlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır. Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye’yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve “önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim” yolunu açmıştır. Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız. Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuzca kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir. Milletin yürüyüşünden, CHP’nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak, içeriği CHP’yi durdurmak, özü ise millete karşı baş kaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye’ye yaşatmıştır. Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, “görmüştüm, duymuştum”, şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir. Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, “yaptım, oldu” zihniyetiyle Cumhuriyet’i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir. 9 Mart’tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür. Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır. Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz. Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP’yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz. İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız. Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız! Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız. Türkiye’ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız. Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız. Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız!"

Yılın Barış İnsanı Ödülü Yazar Akif Manaf'ın Haber

Yılın Barış İnsanı Ödülü Yazar Akif Manaf'ın

International Peace Prize ödüllü, Nobel Barış Ödülü adayı ve barış aktivisti, dünyaca ünlü yazar Akif Manaf, küresel barışın sağlanmasına yönelik çok yönlü ve ilham verici çalışmaları nedeniyle Dünya Azerbaycanlı Yazarlar ve Medya Derneği tarafından “Yılın Barış İnsanı” Ödülüne layık görüldü. Ödül, yazar ve Dünya Azerbaycanlı Yazarlar ve Medya Derneği Başkanı Kebuter Hakverdi tarafından takdim edildi. Hakverdi, Manaf’ın küresel barış çalışmalarının merkezinde yer alan Barış Psikolojisi kitabının birçok dilde yayımlanmasının ve bireysel barıştan küresel barışa uzanan yolu gösteren temel bir kılavuz niteliği taşımasının, bu ödülün verilmesinde önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Ulusal ve Uluslararası Alandan Üst Üste Barış Ödülleri Akif Manaf, yakın dönemde Fransa merkezli Uluslararası Barış Assosiasyonu tarafından verilen ve uluslararası alanda büyük yankı uyandıran 2025 International Peace Prize ödülüne layık görülmüştü. Bunun yanı sıra Manaf, 2026 yılının başında Türkiye’de verilen Egeyön Barış Ödülü, Doğayla Barış Ödülü ve Küresel Barış Ödüllerinin de sahibi oldu. Akif Manaf: “Amacımız Yaklaşan Üçüncü Dünya Savaşını Engellemektir” Ödülün takdiminde konuşan Akif Manaf şu ifadeleri kullandı: “Bugün dünyanın birçok yerinden savaş sesleri yükseliyor. Maalesef insanlık Üçüncü Dünya Savaşı’nın eşiğinde bulunuyor. Bu nedenle hepimizin küresel barış için el ele vermesi büyük önem taşıyor. Amacımız yaklaşan Üçüncü Dünya Savaşı’nı engellemektir. Barış Psikolojisi kitabı hem içsel hem de dışsal tüm savaşların durdurulması için gerçek bir barış kılavuzudur. Bu nedenle kitabın tüm dünya dillerinde yayımlanması ve diğer barış faaliyetlerinin yaygınlaşması için çalışmalarımızı 7/24 aralıksız olarak sürdürüyoruz.” 20’ye Yakın Dilde Yayınlanan Bir Barış Kılavuzu: Barış Psikolojisi Akif Manaf’ın barış çalışmalarının odağında yer alan Barış Psikolojisi kitabı, dünya çapında geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmış önemli bir eser olarak dikkat çekiyor. Kitap bugüne kadar İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Norveççe, Arapça, Türkçe, Hollandaca, Yunanca, Hintçe, İtalyanca, Japonca, Kürtçe, İsveççe ve Rusça olmak üzere yaklaşık 20’ye yakın dilde yayımlandı. Birçok okuyucu tarafından bir barış manifestosu ve kılavuzu olarak kabul edilen eser, bireysel barıştan başlayarak kalıcı küresel barışın inşa edilmesine yönelik bir yol haritası sunuyor. Kitabın tüm dünya dillerine çevrilerek yayımlanması hedefleniyor. Bu çalışmalarla dünya genelinde barış bilincinin ve farkındalığının artırılması amaçlanıyor. Öte yandan Akif Manaf’ın farklı başlıklarda barış temelli 100’ün üzerinde kitabı da bulunuyor. Dünyayı Dolaşarak Barışı Anlatıyor Akif Manaf yılın büyük bir bölümünü kitaplarının yayımlandığı ülkeleri ziyaret ederek geçiriyor. Yazar, farklı ülkelerde düzenlenen kitap fuarları, barış konulu söyleşiler, seminerler ve birebir buluşmalar aracılığıyla insanlarla doğrudan temas kuruyor. Bireylere tek tek barışı anlatmayı hedefleyen bu yaklaşım, dünyadaki barış çalışmaları alanında benzersiz ve sıra dışı bir çaba olarak değerlendiriliyor. Küresel Barış Alanında Çok Yönlü Çalışmalar Manaf’ın küresel barış alanında aralıksız olarak devam eden çalışmaları yalnızca Barış Psikolojisi kitabının dünya dillerinde yayımlanmasıyla sınırlı kalmayıp sınırların da ötesine geçiyor. Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü Projesi’nden Barış Sanatı Programı’na, her yıl 7 Temmuz’da dünya genelinde kutlanan “World Change Day for Sustainable Peace” (Sürdürülebilir Barış için Dünya Değişim Günü) girişiminden dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleştirilen barış temalı seminer, söyleşi ve buluşmalara kadar oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü Akif Manaf’ın öncülük ettiği projeler arasında en dikkat çekici olanlardan biri, Sağlıklı Yaşam Vakfı Başkanı olarak yürüttüğü “Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü Projesi” olarak öne çıkıyor. Söz konusu proje, doğayla uyum içinde, kendi kendine yetebilen, sürdürülebilir ve barış temelli bir yaşam modelini temsil ediyor. Projede enerji ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması, karbon ayak izinin azaltılması ve çevreye duyarlı bir altyapının kurulması gibi unsurlar alıyor. Bunun yanı sıra kütük evler, ekolojik tarım uygulamaları, biyolojik çeşitliliğin korunması, sağlıklı gıda üretiminin desteklenmesi, sürdürülebilir atık yönetimi ve arıcılık faaliyetleri projenin temel unsurları arasında bulunuyor. Barış Sanatı Programı Manaf’ın kurucusu olduğu Dünya Değişim Akademisi bünyesinde öncülük ettiği Barış Sanatı Programı ve 200’ü aşkın barış temelli değişim programı aracılığıyla bireylerde barış bilincinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Program, bireylerin hem içsel barışı geliştirmelerine hem de barışçıl bir yaşam anlayışını hayata geçirmelerine katkı sunuyor. Akif Manaf’ın öncülüğünde geliştirilen bu program, bireylerin bilinç düzeyini yükseltmeyi ve içsel barıştan küresel barışa uzanan süreci desteklemeyi hedefliyor. World Change Day for Sustainable Peace (Sürdürülebilir Barış için Dünya Değişim Günü) Akif Manaf, aynı zamanda 2018 yılında ilan edilen ve her yıl 7 Temmuz’da dünya genelinde kutlanan “World Change Day for Sustainable Peace” (Sürdürülebilir Barış için Dünya Değişim Günü) girişiminin de öncüsü olarak öne çıkıyor. “Barış için Değişim” temasıyla hayata geçirilen bu özel gün, farklı ülkelerden bireyleri ve kurumları ortak bir barış bilinci etrafında bir araya getiriyor. Bu girişim tüm dünyada küresel barış alanında kolektif bir farkındalık oluşturuyor. Dünya Genelinde Gerçekleşen Barış Konulu Söyleşi, Seminer ve Buluşmalar Manaf, dünyanın birçok ülkesini ziyaret ederek geniş kitlelerle barış temalı söyleşi, seminer ve toplantılarda bir araya geliyor. Bu etkinliklerde katılımcılarla buluşarak içsel barıştan küresel barışa uzanan yol haritasını anlatıyor. Çeşitli Ülkelerdeki Medya Organlarına Verilen Barış Konulu Demeçler Manaf, ziyaret ettiği ülkelerde o ülkenin medya organlarına barış konulu çok sayıda demeç veriyor. Bu çalışmalar, küresel barış bilincinin dünya genelinde dalga dalga yayılmasına katkı sunan önemli çabalar arasında değerlendiriliyor. Dünyaca ünlü yazarın kalıcı küresel barışın sağlanmasına yönelik çalışmalarının önümüzdeki süreçte de hız kesmeden devam edeceği belirtiliyor. Alınan bilgilere göre Akif Manaf, Barış Psikolojisi kitabının yayımlandığı yeni ülkeler başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesini ziyaret ederek okurlar ve barış gönüllüleriyle bir araya gelmeyi sürdürecek.

Dart Turnuvasının Kazanları Belli Oldu Haber

Dart Turnuvasının Kazanları Belli Oldu

Tepebaşı Belediyesi'nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kadın personele yönelik düzenlediği dart turnuvası sona erdi. Tepebaşı Belediyesi, özel günler dolayısıyla düzenlediği anlamlı etkinliklere devam ediyor. Spor İşleri Müdürlüğü ile Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü iş birliğiyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen dart turnuvası Tepebaşı Belediyesi ana hizmet binasında bulunan sergi salonunda gerçekleşti. Belediye başkan yardımcıları ve meclis üyelerinin de bulunduğu 64 kadının katılımı ile 3-9 Mart tarihleri arasında gerçekleşen turnuvada dereceye giren personel ödüllendirildi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın ok atışıyla başlayan final müsabakası çekişmeli ve eğlenceli dakikalara sahne oldu. “Tüm kadınların özgür, eşit ve güçlü olmalarını diliyorum” Turnuvada, İrem Evgi birinci, İrem Ezgi Demirkol ikinci, Meclis Üyesi Saadet Gökçe Onay üçüncü ve Belediye Başkan Yardımcısı Fikriye Güven Zaptiye dördüncü oldu. Dereceye giren personelin ödüllerini ise Başkan Ataç takdim etti. Ödül töreninde konuşan Başkan Ataç, “Hepinizi tebrik ediyorum. Güzel bir yarışma oldu. Demek ki böyle sosyalleşemeye ihtiyacımız varmış. Buradan tekrar kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Türkiye’deki tüm kadınların özgür, eşit ve güçlü olmalarını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Dünyada Sağlık Sorunu Yarattığı İddia Edilen Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor? Haber

Dünyada Sağlık Sorunu Yarattığı İddia Edilen Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor?

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, gıda ürünlerinde yaygın olarak kullanılan monosodyum glutamat (MSG) katkı maddesi dünyada tartışılırken ülkemizde ithalatının neden devam ettiğini sordu. Gürer, özellikle hazır gıdalarda kullanılan ve “Çin tuzu” olarak da bilinen MSG’nin ithalat verilerine dikkat çekti. İnsan sağlığı açısından dünyada süren tartışmaların görmezden gelindiğini ifade etti. “Bazı ülkeler yasaklamış, bazı ülkeler kısıtlamış, bazı ülkelerde ise tartışmalar sürüyor; buna rağmen ülkemize ithalatı devam ediyor.” dedi. Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de E621 koduyla kullanılan MSG’nin özellikle paketli ve işlenmiş gıdalarda bulunduğunu, ancak tüketicilerin bu konuda yeterince bilgilendirilmediğini belirtti. “GIDALARDA BEŞİNCİ TAT: UMAMİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın teknik olarak glutamik asidin sodyum tuzu olduğunu ve gıdalarda tat artırıcı olarak kullanıldığını söyledi. MSG’nin yiyeceklere “umami” olarak adlandırılan beşinci temel tadı verdiğini ifade eden Gürer, bu tadın etsi, yoğun ve doyurucu bir lezzet hissi oluşturduğunu söyledi. Gürer, bilimsel araştırmalarda gıda sanayisinin ürünü daha cazip hale getirmesi için kullanılan bir araç hâline geldiğinin belirtildiğini ifade etti. Gürer, “Lezzet artırıcı adı altında kullanılan bu katkı maddesi, özellikle bazı hazır ve işlenmiş gıdalarda yer alıyor. İştah açması yanında bağımlılıkta yaptığı ifade edilen ürünü tüketicinin çoğu zaman neyi tükettiğinin farkında bile olmuyor.” dedi. HAZIR GIDALARDA KULLANIM CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın çok farklı gıda ürünlerinde yer aldığını, tüketicinin özellikle paketli gıda ve hazır gıdalarda içeriğini irdelemesinin sağlığı için önemli olduğunun farkına varmalıdır” dedi. “DÜNYADA TARTIŞMALI BİR KATKI MADDESİ” Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın dünyada uzun süredir tartışılan bir katkı maddesi olduğunu belirterek bazı ülkelerde farklı uygulamaların bulunduğunu ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Türkiye dahil 50’den fazla ülkede bebek mamalarında MSG kullanımı yasak. Tayland ve Vietnam gibi ülkelerde kullanım yaygın olsa da hükümetler aşırı tüketim konusunda kamuoyu uyarıları yapıyor. Bazı ülkelerde okul kantinleri gibi alanlarda yerel kısıtlamalar uygulanıyor. Pakistan’ın 2018 yılında MSG’yi tamamen yasakladı. Bir ülke bu maddenin sağlık riskleri nedeniyle satışını, ithalatını ve ihracatını yasaklarken, tonlarca ithalat yapıyoruz” diye konuştu. BİLİMSEL TARTIŞMALAR Dünya genelinde bazı sağlık kurumları makul miktarlarda tüketildiğinde MSG’nin ciddi bir tehdit oluşturmadığı yönünde değerlendirmesine karşın bazı bilim insanlarının katkı ürünün olumsuz etkilerini tartıştığını belirten Ömer Fethi Gürer, bazı araştırmalarda yüksek doz tüketimin çeşitli sağlık sorunlarına neden olduğu ifade ediliyor.MSG Semptom Kompleksi Bazı bireylerde MSG tüketiminin ardından baş ağrısı, çarpıntı, terleme, halsizlik ve mide bulantısı gibi belirtiler görülebiliyor. Bu durum halk arasında “Çin restoranı sendromu” olarak biliniyor.” Dedi. TÜRKİYE’DE MSG İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “2026 yılı itibarıyla monosodyum glutamat ithalatı üç ülkeden gerçekleştirildi. Brezilya’dan 100 ton ithalat karşılığında 112 bin 73 dolar, Endonezya’dan 21 ton karşılığında 35 bin 490 dolar, Çin’den 664 ton karşılığında 572 bin 863 dolar, toplamda 785 ton MSG ithalatı için 720 bin 426 dolar ödeme yapıldı. 2025 yılı boyunca Türkiye’nin MSG ithalatının yaklaşık 6 bin 866 ton olduğunu ve bunun için 7 milyon 280 bin 281 dolar ödendi” dedi. “GIDA GÜVENLİĞİ POLİTİKALARI TARTIŞILMALI” Gürer, “Bir yandan halk sağlığı konuşuluyor, diğer yandan tartışmalı katkı maddeleri tonlarca ithal edilip gıda zincirine giriyor.” diyen Gürer, MSG’nin kullanımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. MSG İTHALATININ YASAKLANMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu tartışmaların ardından monosodyum glutamatın Türkiye’ye ithalatının yasaklanmasına yönelik bir kanun teklifi hazırlayarak TBMM Başkanlığı’na sunduğunu da açıkladı. Gürer, “Gıda güvenliği yalnızca üretim miktarıyla değil, tüketilen ürünlerin sağlıklı olmasıyla da ilgilidir. Halkın sağlığını önceleyen bir gıda politikası önemlidir” diye konuştu.

Kazım Kurt'u Anlatan Kitap Özgür Özel İle Buluştu Haber

Kazım Kurt'u Anlatan Kitap Özgür Özel İle Buluştu

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt kendi yaşam öyküsünü konu alan ve gazeteci-yazar Arif Anbar tarafından kaleme alınan ‘Kazım Kurt: Bir Halk Adamının Yolculuğu’ kitabını, Özgür Özel’e takdim etti. Gazeteci-yazar Arif Anbar'ın kaleme aldığı ‘Kazım Kurt: Bir Halk Adamının Yolculuğu’, Eskişehir’de gerçekleştirilen program sırasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e takdim edildi. BAŞKAN KURT’TAN PAYLAŞIM Başkan Kurt, sosyal medya hesabından Özgür Özel ile birlikte çekilen fotoğrafı paylaşarak şu ifadeleri kullandı: “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e, gazeteci-yazar Arif Anbar’ın kaleme aldığı, hayat yolculuğumu anlatan kitabı takdim ettim. Halkın içinden gelen bir yaşamın ve mücadelenin satırlara döküldüğü bu çalışmayı kendisiyle paylaşmak benim için ayrıca anlamlıydı.” BİR HAYAT HİKÂYESİ VE TÜRKİYE’NİN SİYASAL PANORAMASI Şubat 2026’da gazeteci-yazar Arif Anbar imzasıyla Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlanan 248 sayfalık eser, Kazım Kurt’un yaşam öyküsünü merkezine alıyor. Siyasi liderler, biyografi ve nehir söyleşi türünde kaleme alınan kitap, Kurt’un köyden başlayan hayat yolculuğunu siyaset sahnesine uzanan süreciyle birlikte anlatırken, Türkiye’nin çok partili dönemden günümüze uzanan siyasal ve toplumsal dönüşümüne de ışık tutuyor. “Kazım Kurt: Bir Halk Adamının Yolculuğu” adlı kitap, Türkiye genelinde birçok kitapçı ve çevrim içi satış platformunda yer alırken, Eskişehir’de ise İnsancıl Kitabevi ve Adımlar Kitabevi aracılığıyla okurlarla buluşuyor. Kitap, Kazım Kurt’un halk odaklı siyaset anlayışını ve yerel yönetim deneyimlerini anlatması bakımından dikkat çekiyor.

Kadın Meselesini Bir Adalet Meselesi Olarak Görüyoruz Haber

Kadın Meselesini Bir Adalet Meselesi Olarak Görüyoruz

Anahtar Parti Eskişehir İl Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Meral Öztürk, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Anahtar Parti Eskişehir İl Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Meral Öztürk yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Bugün sadece bir siyasi sorumlulukla değil, aynı zamanda bir kadın, bir anne ve toplumun geleceğine inanan bir yurttaş olarak konuşuyorum. Çünkü biliyoruz ki bir toplumun gücü, kadınlarının ne kadar güvende ve ne kadar değer gördüğü ile ölçülür. Kadın güçlü ise aile güçlüdür. Aile güçlü ise toplum güçlüdür. Bu yüzden kadının değeri yalnızca bir gün hatırlanacak bir konu değil, her gün savunulması gereken bir insanlık meselesidir. Ne yazık ki ülkemizde birçok kadın hâlâ şiddetle, baskıyla ve eşitsizlikle karşı karşıya kalıyor. Her kaybedilen kadın sadece bir hayatın değil, bir ailenin, bir geleceğin ve bir umudun eksilmesidir. Hiçbir kadının korku içinde yaşamak zorunda kalmadığı bir Türkiye mümkün. Kadınların sokakta, evinde, iş yerinde, hayatın her alanında güvenle yaşayabildiği bir ülke kurmak mümkündür. Bunun için güçlü bir irade, kararlı bir siyaset ve samimi bir mücadele gerekir. Anahtar Parti olarak kadın meselesini bir sosyal politika başlığı olarak değil, bir adalet meselesi olarak görüyoruz. Kadının yaşam hakkını, güvenliğini ve toplumsal eşitliğini temel bir insan hakkı olarak kabul ediyoruz. Bu nedenle buradan açıkça ilan ediyoruz. Kadını koruyamayan düzeni değiştireceğiz. Şiddeti durdurmayan sistemi düzelteceğiz. Kadınların sadece korunmaya değil, güçlenmeye ve eşit fırsatlara ulaşmaya hakkı vardır. Eğitimde, çalışma hayatında, siyasette ve karar alma mekanizmalarında kadınların daha güçlü temsil edilmesi için mücadele edeceğiz. Ve bu mücadelede bir adım bile geri atmayacağız. Şiddet durana kadar susmayacağız. Her fail hak ettiği cezayı alana kadar mücadelemizi bırakmayacağız. Koruma tedbirleri ile kadınların yaşamın her alanında güven içinde hissedeceği güne kadar kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki bir kadın daha eksilmeyeceğimiz bir Türkiye mümkündür. Bugün 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü. Bu gün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda hatırlama ve sorumluluk günüdür. Emek veren, üreten, büyüten, hayatı güzelleştiren tüm kadınların günü. Bizler Anahtar Parti olarak kadınların sesi olmaya, haklarını savunmaya ve daha adil bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki bu kapıyı açacak anahtar bizdedir. Ve o anahtar, kadınların gücüyle Türkiye’nin geleceğini değiştirecektir."

Kadınlar Sistemli Bir Yoksulluk ve Şiddet Sarmalında Haber

Kadınlar Sistemli Bir Yoksulluk ve Şiddet Sarmalında

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde Türkiye’deki kadınların durumunu gözler önüne seren kapsamlı bir rapor yayınladı. CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle hazırladığı “Eşitlik Yoksa Adalet de Yok” başlıklı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, özellikle son yıllarda kadınların hayat ve emek mücadelesiyle ilgili başlıklarıyla öne çıkıyor. CİNAYETLER 17 YILDA 6 KAT ARTTI! Raporda yer alan verilere göre, 2008 yılında çift haneli rakamlarda olan kadın cinayetleri, 2025 yılına gelindiğinde 450’nin üzerine çıkarak yaklaşık 6 katlık bir artış gösterdi. Dinçer, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ve 6284 Sayılı Kanun’un esnetilmesinin failleri cesaretlendirdiğini vurgulayarak; “Bu tablo bir doğa olayı değil, bir politika tercihinin sonucudur. Yasayı uygulamamak, cinayete ortak olmaktır” dedi. İSTİHDAMDA DEV UÇURUM Ekonomik şiddet ve yoksulluk başlığında güncel verilere dikkat çeken Dinçer, TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın 2025” verilerine göre geçtiğimiz yıl itibarıyla kadınların iş gücüne katılımındaki adaletsizliği şu sözlerle özetledi: “Bir önceki yıl erkeklerin istihdam oranı %66,9 iken kadınlarda bu oran %32,5’te kalmıştır. Yani Türkiye’de her 3 kadından sadece 1’i iş hayatında yer bulabilmektedir. Kadınlar sadece işsizlikle değil, aynı zamanda ev içi ‘görünmeyen emek’ ve düşük ücretli güvencesiz işlerle sömürülmektedir.” SİYASETTE KADIN YOKSA DEMOKRASİ DE YOK Raporun en dikkat çekici bölümlerinden birini, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarındaki "eril tahakküm" oluşturdu. Dinçer, kadınların siyasette birer "istisna" veya "kota tamamlayıcı" olarak görülmesine tepki göstererek; kadınların Meclis’te yaklaşık %20 oranında temsil edildiğini vurguladı. Yerel yönetimlerdeki tablonun genel siyasetten daha karamsar olduğu vurgulanan raporda; 81 ilin yalnızca 11’inde, 922 ilçenin ise yalnızca 61’inde kadın belediye başkanı seçilebildiği belirtildi.

8 Mart Bizim İçin Hediyeleşme Değil, Sözleşme Günüdür Haber

8 Mart Bizim İçin Hediyeleşme Değil, Sözleşme Günüdür

Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları tarafından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Hasan Polatkan Kültür Merkezi önünde bir basın açıklaması yapıldı. CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Handenur Erdilek tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bugün burada kadınların eşitlik, adalet ve onurlu yaşam mücadelesinin sesini yükseltmek için bir aradayız. Yalnızca bir günü anmak için değil; tarihten bugüne ilmek ilmek örülen direnişi, dayanışmayı ve umudu büyütmek için buradayız. Kadın emeği, dünyanın en büyük ama en çok görmezden gelinen çarkıdır. Tarlalarda nasır tutan ellerden, ofislerde cam tavanları zorlayan zihinlere; evlerin içine sığdırılmak istense de sokağa taşan o devasa “görünmez” emekten, fabrikaların üretim hatlarına kadar hayatın her zerresinde biz varız. Ancak biliyoruz ki; emeğimizin karşılığı sadece bir gün hatırlanmak değil, hak ettiğimiz değerin her gün teslim edilmesidir. Biz kadınlar “eşit işe eşit ücret” diye yola çıktığımızda sadece rakamlardan bahsetmedik; biz, adaletin her masada, her tarlada ve her ekranda var olmasını istiyoruz. Karşımızda duran devasa eşitsizlik duvarları bizi korkutmuyor; aksine, o duvarları yıkacak olan kolektif iradeyi büyütüyor. Umut, sadece beklemek değil, bir şeyleri değiştirmek için ayağa kalkmaktır. Bizim umudumuz; şiddetin karanlığına karşı sarsılmaz bir kale olan dayanışmamızdır. Bir kadının başarısı, tüm kadınların hanesine yazılan bir zaferdir. Bir kadının sesi kısıldığında, binlerce kadının o sesi yankılatmasıdır. Bizler biliyoruz ki; kadının gücü, diğer kadının elini tuttuğunda yenilmez bir güce dönüşür. Ancak bugün bir gerçeği daha yüksek sesle haykırıyoruz: Kadınların en temel hakkı yaşam hakkıdır. Hiçbir kadın şiddet tehdidi altında yaşamak zorunda değildir. Devletin görevi, kadınları korumak; toplumun görevi, şiddete karşı sıfır tolerans göstermektir. Bu noktada 6284 sayılı Kanun yalnızca bir metin değil, kadınların hayatını koruyan hayati bir güvencedir. Etkin uygulanmadığında eksik kalan her adım, bir kadının hayatından çalınan bir güvencedir. Bizler 6284’ün tavizsiz uygulanmasını, koruma kararlarının gecikmeksizin hayata geçirilmesini ve yaşam hakkının tartışmaya açılmamasını talep ediyoruz. Ülkemizi yöneten kötücül akıl vazgeçmiş olsa da İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçilmezimizdir. Bu mücadele biz kadınlar için bir tercihten daha fazlasıdır. Çünkü rakamlar susmuyor, dile gelip yaşadıklarımızı anlatıyor: 2026 yılının daha ilk ayında, en az 22 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 14 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen kadınların yaklaşık %23’ü evli olduğu erkek tarafından katledildi. Cinayetlerin %73’ü kadınların en güvenli olması gereken yerde, kendi evlerinde işlendi. Faillerin %50’si ateşli silah kullandı. Bu veriler bize bir gerçeği bir kez daha gösteriyor: Kadınlar en çok “yakınları” tarafından, en çok “evlerinde” ve çoğu zaman önlenebilir şiddet nedeniyle hayatlarını kaybediyor. Bu tablo kader değil; bu tablo ihmallerin, cezasızlığın ve yetersiz koruma mekanizmalarının sonucudur. Her bir sayı, yarım kalan bir hayat; annesiz kalan bir çocuk; susturulmuş bir kahkaha demektir. Türkiye bugün bir değişimin eşiğindeyse, bu değişimin mimarları adaleti vicdanıyla harmanlayan kadınlar olacaktır. Savaşların, ekonomik krizlerin ve toplumsal baskıların en ağır yükünü omuzlayanlar biz olsak da; barışı, refahı ve özgürlüğü inşa edecek olanlar da yine biziz. Bizler sadece “temsil” edilmek değil, kararların bizzat öznesi olmak istiyoruz. Bizim olduğumuz her yer daha güvenli, bizim olduğumuz her kurum daha insani ve bizim olduğumuz her gelecek daha aydınlıktır. Vazgeçmiyoruz! Haklarımızdan, hayallerimizden, sokaklardaki kahkahamızdan ve özgürlüğümüzden asla vazgeçmiyoruz. 8 Mart bizim için bir “hediyeleşme” günü değil, bir “sözleşme” günüdür. Kendi gücümüze, birbirimize ve kuracağımız güzel günlere söz veriyoruz. Karanlığın en yoğun olduğu an, sabahın en yakın olduğu andır. Ve o sabah, kadınların emeği ve cesaretiyle doğacaktır. Emeğimizle, kimliğimizle, özgürlüğümüzle varız. Kazanımlarımızdan, yaşam hakkımızdan ve eşitlik mücadelemizden asla vazgeçmiyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun."

MSD Eskişehir Şube Başkanı Yılmaz'dan 8 Mart Mesajı Haber

MSD Eskişehir Şube Başkanı Yılmaz'dan 8 Mart Mesajı

Memleket Sevdalıları Derneği Eskişehir Şube Başkanı Güler Yılmaz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Güler Yılmaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü; Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılında bizlere tanıdığı seçme ve seçilme hakkının onuruyla, ancak bugünün derinleşen eşitsizlikleri ve şiddet sarmalının gölgesinde karşılıyoruz. Atatürk’ün, “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil; omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” diyerek yücelttiği kadınlar olarak; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü bir kutlama günü değil, dünyanın dört bir yanında ve ülkemizde kadınların hak, adalet, eşitlik ve en temel hakkı olan “yaşam hakkı” için sesini yükselttiği bir dayanışma ve mücadele günü olarak görüyoruz. Ancak bizler, Türkiye’deki kadınlar olarak bu 8 Mart’ı da ne yazık ki artan kadın cinayetlerinin, derinleşen toplumsal eşitsizliklerin ve görünmez engellerin gölgesinde karşılıyoruz. Ülkemizde kadın cinayetleri artık münferit olaylar olmaktan çıkmış, sistematik bir sorun hâline gelmiştir. Evlerimizde, sokaklarda ve hatta en güvenli olması gereken çalışma alanlarımızda dahi erkek şiddetinin hedefi oluyoruz. Görevini yaparken, öğrencilerine ışık saçarken katledilen kadın öğretmenlerimizin acısı hâlâ yüreklerimizdedir. Bir eğitimcinin okulunda, bir doktorun hastanesinde, bir kadının kendi evinde güvende olamadığı bir toplumda ilerlemeden ya da adaletten söz edilemez. Cezasızlık politikaları, haksız tahrik indirimleri ve koruyucu yasaların etkin bir şekilde uygulanmaması failleri cesaretlendirmeye devam etmektedir. Karşı karşıya kaldığımız şiddet yalnızca fiziksel değildir. Kadınlar her gün ekonomik, psikolojik ve sosyal şiddetle de baş başa bırakılmaktadır. Bugün Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı hâlâ istenilen seviyenin çok altındayken, iş hayatında yer bulabilen kadınlar ise görünmez engellerle, yani “cam tavan sendromu” ile mücadele etmektedir. Kadınlar, aynı eğitimi aldığı ve aynı emeği verdiği erkek meslektaşlarından “eşit işe eşit ücret” alamamakta; yönetim kademelerine ve karar alma mekanizmalarına yükselmemiz, liyakat eksikliğinden değil, ataerkil önyargılar nedeniyle engellenmektedir. 8 Mart yalnızca bir kutlama günü değil; kadınların eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesinin simgesidir. Atatürk’ün “Dünyada her şey kadının eseridir.” vizyonundan aldığımız güçle; Cumhuriyetimizin temel değerleri ile Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, eşit yurttaşlık anlayışını güçlendirmek; kadınların kazanılmış haklarını korumak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara daha eşit bir toplum bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu düşüncelerle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü saygı, dayanışma ve umutla selamlıyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.