SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türk Milleti

Porsuk Haber Ajansı - Türk Milleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Milleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında Türkiye ve Eskişehir gündemine yönelik değerlendirmelerde bulundu. İl Başkanı Demir, mevcut iktidarı ve muhalefet içindeki gelişmeleri sert bir dille eleştirdi. ​"Demokrasi, Adalet ve Liyakat Esas Olmalı" ​Konuşmasına Türkiye’nin temel değerlerine vurgu yaparak başlayan Hasan Demir, bir ülkenin kalkınmasının demokrasi, adalet ve liyakat ilkelerine bağlı olduğunu belirtti. Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin yerini "üstünlerin hukukuna" bıraktığını savunan Demir şu ifadelere yer verdi; "Basın açıklamamı, Türk milletinin yaşam kalitesini arttırmak için ne gibi unsurlara dört elle sarılmak gerektiğini beyan ederek başlamak istiyorum. Bir ülkenin ekonomisi, kültürü, birçok dokusu öncelikle demokrasi, daha sonra adalet ve liyakat ilkelerine bağlıdır. Evet, demokrasi, adalet ve liyakat. Başta Zafer Partisi lideri Profesör Doktor Ümit Özdağ olmak üzere muhalif partilere ve kadrolara yapılanlar bize net olarak göstermektedir ki hukukun üstünlüğü ilkesi yerini üstünlerin hukukuna bırakmış durumdadır. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1923 yılında kurulduğu zaman diliminde hukukun üstünlüğünü her daim şiar edinmiş bir devletken maalesef son süreçler bize net olarak göstermektedir ki üstünlerin hukuku anitibarıyla ülkemizde hızlı bir ilerleme katetmiş ve hukuk gerçekten rafa kaldırılmış durumda. Bu hadiseyi ne zaman yaşamaya başladık? Son 3 sene içerisinde, Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. turu sonrası Sayın Bahçeli'nin "Her şey değişecek, umarız Türkiye değişmez." söylemleri sonrası görmeye başladık. Bir süreç başladı 2024 Ekim'de ve bu süreç terörü yasallaştırma, terörist başına da statü sahibi etme üzerine tayin edilmeye çalışıldı ve devam ediyor. İran Savaşı her ne kadar baskılamış olsa da belli unsurlar bu konuda çalışmalarını yapmaya devam ediyor. Beraberinde özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası söylediğim gibi muhalif kadrolara ve sivil inisiyatife sürekli bir operasyon, sürekli anlamsız sıkıntılarla hemhal olmak zorunda bırakılıyor. Bugün, tarihsel bir demokrasi rezilliğinin yaşandığı günlerden birisi. Cumhuriyet Halk Partisinin biliyorsunuz anitibarıyla kanunen bir ama görünen 2 tane genel başkanı var. Kanunen kabul edilmiş, YSK tarafından kabul edilmiş genel başkanı Özgür Özel ortadan kaldırılıp yerine ikame bir genel başkan arayışı ve arzusuyla Kemal Kılıçdaroğlu konuşlandırılmak isteniyor. Türk demokrasisi çok ciddi sınavlardan, geçmişte beyan ettiğimiz gibi çok ciddi sınavlardan geçiyor. Bu sınavlardan geçerken Türk milleti ne gibi sorunlar yaşıyor? Bunları da kesinlikle es geçmeden anlatmak zorundayız. Türk milleti yoğun bir ekonomik krizin altında ezilme eşiğinde. Memuruyla, emeklisiyle, çiftçisiyle, hayvancısıyla, esnafıyla herkes bu krizin altında ezilme ve hayatını idame etmede sorunlar yaşamakta. Geçen hafta belirlenen özellikle tarımsal faaliyet yapan çiftçimizin taban fiyat denkleminde yaşadığı hadiselerde gösteriyor ki çiftçimiz de unutulmuş durumda ve tarım, bir şekilde mevcut hükûmetin plansız planları üzerinden maalesef zora sokulmaya çalışılmakta. Hayvancılık aynı şekilde, et ve süt ürünleri artık ulaşılamaz hal almaya başlarken maalesef üretici, aracı ve tüketici, herkes muzdarip. İnsanlar gıdaya erişmekte gerçekten zorlanır hal almış durumda. İnsanlar yaşayamıyor. Mutluluk, doğru yaşam kalitesine entegre bir kavramdır. Maalesef mutluluğumuzu her gün mevcut süreçlerin bize yaşattıkları vasıtasıyla kaybeder bir toplum haline gelmeye başladık. Özellikle son dönemlerde üstüne basa basa Türk milletini bir, bütün, beraber olma noktasında sevk ettiğimiz her arayış, birtakım mihraklar ve odaklar tarafından bölünme noktasına sevk edilmeye çalışılıyor. Son dönemlerde yaşadığımız olayları da en son sunumumda belli örneklerle sizlerle paylaşacağım. Eskişehir'de bu esnada neler yaşanıyor? Eskişehir'de gariptir ki hafta sonu bir sendika seçiminde transfer vekil bir cümle sarf etti. Dedi ki: "Ben olduğum sürece, kendisi olduğu sürece sağlık sektöründeki kamu arazileri hiçbir şart altında özelleştirilemeyecekmiş." Neymiş efendim? Kendisi olduğu sürece. Yani kendisi olmadığı zaman bu ülkede neler yaşanacağını hiç kimse zihninde canlandıramayacak bu ülkede. Cumhuriyet bu değil, demokrasi bu değil, adalet bu değil. Sayın vekile buradan Zafer Partisi İl Başkanı olarak sesleniyorum. Senin varlığın 86 milyonu ne kadar etkileyebilir? Yokluğun ne kadar etkileyebilir? Sen ancak kendi alanında ufak oyunlarınla hemhal ol. Türk milletinin derdiyle hemhal olsaydın zaten göstermiş olduğun tavrı göstermez, muhaliflerin oylarına sahip çıkar, muhalefet partinizde milletvekilliğine devam ederdin. Amma velakin 80.000'in üzerindeki oyu hükûmete resmen peşkeş çektin ve utanmadan kalkıyorsun, "Ben olduğum sürece bu arsalar devletin olmaya devam edecek." diyorsun. Hadi canım sen de. Şatafattan, saray yaşantısından hiçbir tasarruf sağlamayan hükümet, Türk milletine hizmet odaklı kurulan, başta postaneler olmak üzere birçok alanda maalesef tasarrufu öngördü. Geçen hafta standart yaptığımız mahalle ziyaretleri esnasında Orhangazi Mahallemizde gördük ki haftanın 2 gününe açılması, 2 gününe planlanan PTT şubesi, orada yaşayan binlerce insanı mağdur ediyor. Bu uygulama Türkiye'nin, pardon Eskişehir'in her mahallesinde net olarak görünüyor. Tasarruf tedbirlerini halka hizmet üzerine şekillendiren ama kendi şatafatlı hayatlarına hiçbir tasarruf getirmeyen hükümet, zaten o yüzden mevcut süreçleri örseliyor, baltalıyor ve sandığı önümüze getirme cesaretini sergileyemiyor. Ve beraberinde başka bir konumuz var Eskişehir özelinde. Devlet Demiryollarına ait atıl bölgelerin Eskişehir halkının hizmetine sunulması arzusu. Evet, 4 Haziran'da gerçekleşmesi planlanan, AKP İl Başkanı tarafından beyan edilen, milyonlarca liranın müteşebbis tarafından yatırılacağı beyan edilen bir ihale vardı 4 Haziran'da. Bildiğimiz kadarıyla ayın 22'sine ertelendi ve bu ihale neticesinde Eskişehir halkının kazanacağı ne var sorularını da buradan Sayın Başkana net olarak sormak istiyorum. Bu alanlar, bir an önce Eskişehir halkının sosyal hayatına dahil edilmesi gereken alanlar. Eskişehir, Türkiye'deki standartların üzerinde yeşil alana sahip bir şehir olsa da merkezi sıkışmış durumda. Hoşnudiye Mahallesi'nde insanlar nefes alacak yer arıyor ve bu yerler maalesef şu an atıl vaziyette duruyor. Evet, gelelim son hadiseye. Türk milletini böldürmeyeceğiz. Bütünlüğü asla ve asla ortadan kaldırtmayacağız. Hangi odak, hangi sistem bunu arzu ederse etsin Zafer Partisi, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri hiçbir şartta Türk milletini böldürmeyecek. Bir Suriye, bir Irak buradan çıkartmayacak. Bununla beraber 3 tane görselle sizin, bir paylaşım yapmak istiyorum. Şu an elimde gördüğünüz 1. görsel. Bu görselde bir yayınevinin genel yayın yönetmeni olduğunu bildiğimiz bir zatımuhterem, Türk milletinin, Türk toplumunun ayrılmaz parçası olan Çerkezlere yönelik sosyal medyasında yaptığı iğrenç paylaşımı görüyorsunuz. Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olan Çerkezlere yaptığı iğrenç bir paylaşım. Bu paylaşımı kendisine Zafer Partisi İl Başkanı olarak iade ediyorum. İkincisi, burada gördüğünüz görsel yine Türk milletini bölmek, parçalamak adına tayin edilmiş Samsun'un Terme ilçesinde hükümetin belediye meclis üyesi Rümeysa Eker tarafından sosyal medyada yayınlanmış bir paylaşım. Türkiye Cumhuriyeti'ğinin kurucu felsefesine hakaret üstüne hakaret yağdıran bir paylaşım. Aynı şekilde Türk milletini bölüp parçalama üzerine tayin ediliyor. Ve son olarak, bununla alakalı onlarca örnek var ama son bir hafta yaşadığımız 3. örnek. Evet, bu da Rahmi Koç. Rahmi Koç ne yaptı. Kendisi meşhur Koç ailesinin onursal başkanı. Ne yaptı. Bir sağlık kuruluşu açılışında bir kelam sarf etti, iğrenç bir kelam. Yine Türk milletini bölecek, parçalayacak, değerlerini yok edecek bir kelam. Biz buna müsaade etmeyeceğiz ama şu altta gördüğünüz görselde 32 dişi görünen dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım'a da buradan sormak istiyorum. Bu iğrenç hikaye anlatılırken kahkahalar içerisinde gülecek ne gördünüz. Bu toplumu neden birbirinden ayrıştırma arzusundasınız. Neden bu ülkeyi Suriye gibi, Irak gibi parça parça hale getirmeye çalışıyorsunuz. Biz İstiklal Harbi'ni vermiş yüce Türk milletinin evlatları olarak tekrar tekrar beyan ediyoruz. Bu oyunlara, bu tuzaklara 86 milyon Türk vatandaşı düşmeyecek ve biz bunun için kanımızın son damlasına kadar net olarak mücadele edeceğiz."

Zafer Partisi'nden 19 Mayıs Kutlaması ve Lokma İkramı Haber

Zafer Partisi'nden 19 Mayıs Kutlaması ve Lokma İkramı

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında İsmet İnönü Caddesi üzerinde stant açıldı ve şehitler için lokma ikramında bulunuldu. Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Mensubu olmaktan gurur duyduğumuz yüce Türk milletinin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlamak için yine halkımızla birlikte sokaklardayız. ​Bugün İstiklal Harbi şehitlerimiz için lokma ikramında bulunuyoruz. Şanlı Türk bayrağımızı milletimizle buluşturup ikram olarak sunuyoruz. Bileklikler yaptık. Hanımlarımızın el emeği, onları Türk milletiyle paylaşıyoruz. Ve Cumhuriyet'in temelinin atıldığı 19 Mayıs'ı yaşatmak adına bütün eforumuzu Zafer Partisi, yani Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri olarak sarf ediyoruz. ​Evet, 19 Mayıs Türk milleti için çok kutlu bir tarihin başlangıcı; İstiklal Harbi'nin startı. 19 Mayıs öncesi yaşananları herkes biliyor. Evet, Osmanlı zapt edilmiş ve Mondros Mütarekesi imzalanmış, akabinde 16 Mayıs 1919'da Gazi Mustafa Kemal Paşa Bandırma Vapuru'yla Samsun'a yola çıkmıştı, 19 Mayıs'ta Samsun limanına varmıştı. Biz hâlâ Türk milliyetçileri olarak, Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri olarak Bandırma Vapuru'nda olduğumuzu tekrar ve tekrar ilan ediyor, beyan ediyoruz. ​Bugünler gerçekten geçmişte olduğu gibi şanla, şerefle kutlanması gereken günler ancak maalesef son 24 yıldır salonlara sıkıştırılmak istenen bir kutlama mantığı var. Biz de bunun karşısında durmaya devam edecek, Türk milletiyle beraber şanlı bayramlarımızı, milli bayramlarımızı kutlamaya devam edeceğiz." dedi.

MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer’den 23 Nisan Mesajı Haber

MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer’den 23 Nisan Mesajı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılış yıl dönümü münasebetiyle bir mesaj paylaştı. Sezer, mesajında milli birlik, beraberlik ve gelecek nesillere duyulan güvene dikkat çekti. İl Başkanı Ayhan Sezer, 23 Nisan tarihinin Türk milleti için taşıdığı manevi değere vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı; "Büyük Türk milletimizin sarsılmaz iradesinin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış yıl dönümünü ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir gurur ve coşkuyla idrak ediyoruz. 23 Nisan; milli birlik ve beraberliğimizin, bağımsızlık ruhumuzun ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun en güçlü nişanesidir. Ecdadımızdan bizlere emanet edilen bu kutlu miras, milli ve manevi değerlerimizle yoğrularak güçlü bir geleceğin temelini oluşturmaktadır. Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızın; vatanını, bayrağını ve milletini seven, tarihine, kültürüne ve manevi değerlerine sahip çıkan bireyler olarak yetişmesi en büyük temennimizdir. Onların gözlerindeki umut ve yüreklerindeki inanç, ülkemizi daha aydınlık yarınlara taşıyacaktır. Bu anlamlı gün vesilesiyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, tüm çocuklarımızın ve aziz Türk milletinin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum." dedi.

Zafer Partisi Eskişehir Teşkilatları Bayramlaştı Haber

Zafer Partisi Eskişehir Teşkilatları Bayramlaştı

Zafer Partisi Eskişehir İl ve İlçe Teşkilatları, Ramazan Bayramı ve Nevruz Bayramı vesilesiyle düzenlenen bayramlaşma töreninde bir araya geldi. Törende konuşan İl Başkanı Hasan Demir, gündeme dair açıklamalarda bulunurken erken seçim sinyali ve kararlılık mesajı verdi. ​Zafer Partisi Eskişehir teşkilatı, bayramın coşkusunu il binasında yaşadı. Partililerin yoğun katılım gösterdiği törende konuşan İl Başkanı Hasan Demir, yerel ve ulusal gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ​"Gözaltındaki Arkadaşlarımızın Takipçisiyiz" ​Konuşmasına, gözaltına alınan Turancı Dernekler Birliği üyelerine değinerek başlayan Demir, süreci yakından takip ettiklerini belirtti. Demir, "On dört, on beş Türk milliyetçisi, Atatürkçü arkadaşımız şu an gözaltında. Kendi memleketlerinde ihanete prim verilmemesini arzu ettikleri için bu durumdalar. Avukatlarımız ve milletvekillerimizle irtibat halindeyiz. Bu süreçler elbet atlatılacak; Türk milleti yarının ilk sandığında devleti yeniden kendi eline alacaktır" dedi. ​Nevruz ve Bölücü Unsurlar Vurgusu ​21 Mart Nevruz Bayramı ile Ramazan Bayramı’nın bir arada yaşandığına dikkat çeken Hasan Demir, Eskişehir’deki bazı etkinliklere tepki gösterdi. Cumhuriyet Meydanı’ndaki organizasyonları yerinde gözlemlediğini belirten Demir, şu ifadeleri kullandı: ​"Eskişehirli şehidimiz Tarık’ın vurulduğu yerin 250 metre ilerisinde, Türk’ün bayramı olan Nevruz’u kendi kısıtlı alanlarına çekmeye çalışan bölücü unsurların tahriklerine şahit olduk. Biz gözümüzü ve kulağımızı dört açmak zorundayız. Gerçek bayramları bayram gibi kutlayacağımız yarınları inşa edeceğiz." ​2027 Seçimleri ve İktidar Hedefi ​Zafer Partisi’nin her geçen gün büyüdüğünü ve 14 Mart’taki iftar programında salonlara sığmadıklarını hatırlatan Demir, 2027 yılında bir seçim beklentisi içinde olduklarını ifade etti. Partililere seslenen İl Başkanı, "Gerekirse evimize gitmeden, bu ülkeyi emin ellere teslim etmek adına mücadele edeceğiz. Eskişehir’den meşaleyi yaktık. İlk sandıkta Atatürk Cumhuriyeti’ni tekrar hayat bulduracağız" diyerek sözlerini noktaladı.

Çanakkale Siperlerinde Doğan Ruh Türkiye Cumhuriyeti’nin Ruhudur Haber

Çanakkale Siperlerinde Doğan Ruh Türkiye Cumhuriyeti’nin Ruhudur

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi tarafından 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türk milletinin bağımsızlık ve onur mücadelesinin en büyük destanlarından biri olan Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünde, başta Anafartalar kahramanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi saygı, minnet ve bağlılıkla anıyoruz. Çanakkale’de verilen mücadele, yalnızca bir askeri savunma değil; emperyalizmin Anadolu’yu parçalama ve Türk milletini tarih sahnesinden silme girişimine karşı verilen varoluş mücadelesidir. Dünyanın en güçlü donanmaları ve emperyalist güçleri, Anadolu’nun yoksul fakat onurlu evlatlarının vatan sevgisi, kararlılığı ve fedakârlığı karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır. Çanakkale’de kazanılan zafer, Türk milletinin esareti asla kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu zafer aynı zamanda birkaç yıl sonra başlayacak olan Kurtuluş Savaşı’nın ve onun sonucunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihsel ve ideolojik temelini oluşturmuştur. Çanakkale’nin siperlerinde doğan ruh; ulusal egemenliğe dayanan, laik ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhudur. Bu ruhun adı Kemalizm’dir. Bugün Çanakkale’yi anmak; yalnızca geçmişte kazanılmış bir zaferi hatırlamak değildir. Çanakkale’yi anmak; Cumhuriyet’e, laikliğe, ulusal egemenliğe ve tam bağımsız Türkiye idealine yönelen her türlü tehdide karşı uyanık olmak ve mücadele etmektir. Türk milleti bilmelidir ki; emperyalizmin yöntemleri değişse de hedefi değişmemiştir. Bu nedenle Çanakkale ruhu, bugün de Cumhuriyetimizi, laik devlet yapımızı ve Kemalizm devrimlerini koruma kararlılığımızın en güçlü ilham kaynağıdır. Bizler, Cumhuriyet’in yılmaz savunucuları olarak biliyoruz ki; Çanakkale’de yakılan bağımsızlık ateşi, Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış, ardından Cumhuriyet devrimleriyle çağdaş ve laik Türkiye’yi yaratmıştır. Bu nedenle Çanakkale yalnızca bir zafer değildir; Çanakkale anti-emperyalist bir direnişin, ulusal egemenliğin ve Kemalist devrimin tarihsel manifestosudur. Başta büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Çanakkale’de destan yazan tüm kahramanlarımızı Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111. yılında saygı ve minnetle anıyoruz. Cumhuriyet’e ve Atatürk devrimlerine sahip çıkmak, Çanakkale’ye sahip çıkmaktır. Ne emperyalizme boyun eğeceğiz, Ne de Cumhuriyet’ten vazgeçeceğiz." Dünde bugünde Çanakkale Geçilmez!

Rapor Cumhuriyetimizin Kurucu Değerlerine Yönelen Bir Saldırıdır Haber

Rapor Cumhuriyetimizin Kurucu Değerlerine Yönelen Bir Saldırıdır

AHPADİ Dernek Başkanı Mehmet Ektaş, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ve onaylanan raporla ilgili değerlendirmelerde bulundu. AHPADİ Dernek Başkanı Mehmet Ektaş konuyla ilgili olarak düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi; "Emperyalist ABD ve ortaklarının talimatıyla, teröristbaşı tarafından seslendirilen taleple, Bahçeli’nin çağrısıyla kurulduğu eleştirilerine maruz, Anayasa ve TBMM İçtüzüğüne aykırı, “korsan komisyon” tarafından hazırlanan rapor, komisyonda yapılan oylamada kabul edilerek kamuoyuyla paylaşıldı. Komisyonda; AKP, MHP, DEM, CHP, DEVA, GELECEK, SAADET, TİP, EMEP, HÜDAPAR vardı. Komisyonda, Liberaller, enternasyonel Sosyalistler, Bölücüler, Siyasal İslamcılar, İkinci, Üçüncü Cumhuriyetçiler vardı. Seçmenin %70’ini Atatürkçüler, Milliyetçiler, vatanseverlerin oluşturmasına rağmen, partilerin komisyona verdiği üyeler içinde bu kimlikleriyle öne çıkan milletvekilleri yoktu. Çünkü, Kemalist kimlikli milletvekillerinin olduğu bir komisyondan bu raporun çıkması mümkün değildi. Beklenen oldu. Korsan Komisyon raporu, AKP, MHP, DEM ve CHP ve diğer partilerin temsilcilerinin oylarıyla kabul edildi. Numan Kurtulmuş’un başkanlığını yaptığı, Epstein belgelerinde ABD Ajanı olduğu belirtilen Sezgin Tanrıkulu, Fethi Yıldız, Mehmet Emin Ekmen, Bülent Kaya, Mustafa Bilici, Zekeriya Yapıcıoğlu gibi şahsiyetlerin kuşattığı komisyondan başka bir sonuç da beklenmezdi. Alford Andrews’in Türkiye’yi 47 etnik gruba ayıran, “Türkiye Cumhuriyeti’nde Etnik Gruplar” adındaki eseriyle işaret ettiği ve ABD’nin ısrarla Osmanlı Devleti’de olduğu gibi Türkiye’de de federatif sistem uygulama istekleriyle üniter yapımızı bozma hedefleri, gerçekleşmeye artık çok yakın. Raporda, Siyasi kimliğimiz olan kapsayıcı ve birleştirici “Türk Milleti” ifadesinden özenle kaçındılar. İlk defa resmi bir evrakta Anayasamızdaki "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, din, dil, ırk, mezhep ayırt edilmeksizin Türk denir ifadesi" yok sayıldı. Korsan Komisyon raporunda bir kez bile "Türk Milleti" ifadesi yer almadı. Raporda, teröristbaşı, bebek katili, DEM, HÜDAPAR gibi düşmanları rahatsız olmasın diye Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ten ösz edilmedi. Raporda, ilk okunduğunda oldukça masum duran "Türklerin, Kürtlerin, Arapların bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, plânlarını etkisiz hale getirecek bir dönemi başlatacaktır." ifadesiyle siyasi ve kültürel birliğimizin adı olan "Türk'lük etnik bir kimliğe indirgendi, Kürtlükle, Araplıkla, diğer etnisitelerle eşitlendi. Demokrasi arayanlar, ileri demokrasi diyenler, Ülkemizi, Osmanlı'nın Islahat Fermanına geri döndürdüler. Raporda, bizi haklı kılarcasına terörist bebek katilinin çağrısının sürecin öenmli bir aşaması olarak gösterildi. İlk kez resmi bir belgede teröristbaşı, bebek katili, cani tespitleri terk edilip örgüt kurucu lideri Abdullah Öcalan sıfatlamasıyla, katil APO’ya masumiyet, meşruluk ve saygınlık kazandırıldı. İsim belirtilmeden rapor, PKK ve terörist başına bebek katiline göre düzenlendi. Raporda, sürecin bir devlet politikası olduğu belirtilerek, AKP iktidarı olan yürütmenin sorumluluğu gizlenmeye çalışıldı. Raporda, sürecin bir devlet politikası olduğu belirtilerek; ilerleyen dönemde atılacak adımlara karşı yasama yani Meclis’in dolayısıyla Milletin iradesine ipotek konuldu, fiili tartışmaya kapattı, Mevclisin denetim hakkı ve yetkisi yok sayıldı. Rapor, AİHM bahanesiyle başta bebek katili olmak üzere teröristleri serbest bırakacak yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini işaret edilerek örtülü bir affın kapısı aralandı. Raporda, kullanılan etnik dille, Anayasanın 66’ıncı maddesinin değişikliği için motivasyon sağlandı. Ülkenin genç eğitimli insanları işsizlikle boğuşurken, Milletine kurşun sıkan, sıktıran teröristlere istihdam olanağı sağlanacağı sözü verildi. Bu raporda kullanılan dil ve gerçekleştirilmek istenen hedefler, daha fazla demokrasi olarak sunulmak istense de, hedeflerin gerçekleşmesi durumunda demokrasimizin büyük yara alacağını görmemek mümkün değil. Demokrasiler, Ulusal birlik rejimleridir. Demokrasiler, kültürel, siyasi, ekonomik birlik içinde yaşayan ve ortak hedefleri olan toplumlarda kökleşir. Demokrasi adı altında, Etnik ve inanç ayrılıklarının körüklendiği, toplumun birbirinden uzaklaştırıldığı, yabancılaştırıldığı siyasal ve sosyal düzenlerde, bir süre sonra kaos, terör hakimiyeti ele alır ve demokrasi ortadan kalkar. Terörle, korkan, sinen bireyler, aydınlar konuşamaz, düşüncelerini açıklayamaz. Biz bunları Uğur Mumcu gibi aydınlarımıza yapılan saldırılardan, özellikle Güneydoğu’da halka yöneltilen teröröle yurttaşlarımızın esir edildiği gerçeğinden biliyoruz. Bu rapor, Birlik ve beraberliğimize, Demokrasimize, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine yönelen saldırıdır. Bu rapora imza atanlar, Anayasaya, başta Siyasi Partiler kanunu ve TCK olmak üzere laik hukuk devriminin tüm kazanımlarına karşı suç işlemişlerdir. Bunu bilen komisyon üyeleri, asıl hedeflerini raporda açıkça belirtmemişler, örtülü cümlelerle saklamaya çalışmışlarıdr. Bunu bilen komisyon üyeleri kendilerine yasal güvence de istemişlerdir. Bu noktadan sonra, bu gaflet ve delalaete karşı durması gereken TBMM’de bulunan Milletvekilleridir. Korsan Komisyon oluşumuyla, nihayetinde de düzenlenen rapordaki tehditleriyle kendileri devre dışı bırakılan Milletvekilleri Mecliste gerekli cevabı hem partilerinin genel başkan ve yöneticilerine verecektir, vermelidir. Bu duygu ve düşüncelerimizi, siz değerli yurttaşlarımızla da paylaşıyor, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı ifade ediyor, saygılarımız sunuyoruz."

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor! Haber

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor!

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Eskişehir programı kapsamında partililer ve vatandaşlarla bir araya gelerek Türkiye gündemine dair sert eleştirilerde bulundu. Mevcut siyasi iklimi "karanlık" olarak nitelendiren Uysal, ekonomi yönetiminden yargı bağımsızlığına, seçim güvenliğinden terörle mücadele süreçlerine kadar pek çok konuda iktidara yüklendi. ​"Türkiye Keyfiliğin Kurumsallaştığı Bir Dönemde" ​Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Uysal, sistemin "keyfiliği kurumsal hale getirdiğini" savundu. Son bakan değişikliklerinin seçime ayarlı bir strateji olduğunu belirten Uysal, şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye’nin tarihi geriye doğru akıtılırcasına karşı karşıya bırakıldığı bu şartları asla Demokrat Parti olarak kabul etmiyoruz. Yasama, yürütme ve yargının tek bir şahsın bünyesinde somutlaştığına şahitlik ediyoruz." ​"Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor" ​Ekonomik verilere ve TÜİK’in hesaplamalarına değinen Uysal, halkın bilinçli bir yoksulluğa mahkum edildiğini iddia etti. Özellikle faiz yüküne dikkat çeken Genel Başkan: ​Faiz Yükü: "2022 yılında 19.9 milyar dolar olan faiz ödemesi, 2026 yılında 65 milyar dolarlık devasa bir yüke dönüştü." ​Tarımsal Tasfiye: "Yanlış politikalarla Türk tarımı tasfiye edildi, köylü üretimden koparılarak siyasi sadakatin satın alınacağı bir düzen inşa edildi." ​Özelleştirmeler: "Demirel ve Özal’ın mirası olan köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınması, kamu kaynaklarının yağmalanmasıdır." ​"Demokrasi PKK’nın Rehineliğinden Kurtarılmalı" ​Gültekin Uysal, son dönemde yürütülen siyasi süreçleri ve "İmralı" vurgulu tartışmaları da gündemine aldı. Yüzde 50+1 dengesinin Türk demokrasisini kırılgan hale getirdiğini belirten Uysal, "İktidar, Sayın Erdoğan’ı yeniden aday yapabilmek için PKK lideriyle müzakere yolunu açmıştır. Türk demokrasisi, bu rehinelikten kendini kurtarmak mecburiyetindedir," dedi. ​"Seçim Sandığı Tehdit Altında" ​Gelecek seçimlere dair endişelerini dile getiren Uysal, muhalefet partilerine çağrıda bulundu. Adli ve idari kolluğun siyasetin aparatı haline getirilmeye çalışıldığını savunan DP lideri, "Sadece sandıktan netice almayı değil, demokratik mücadele zeminini korumayı hedefleyen bir 'mücadele seti' oluşturmalıyız," şeklinde konuştu. ​"Uyan Ey Türk Milleti!" ​Konuşmasını Süleyman Demirel’in sözlerine atıfta bulunarak sonlandıran Uysal, vatandaşları "ev sahibi" olduklarını hatırlamaya davet etti: ​"Bugünkü rejimin müsaade ettiği kadar demokrasiye, müsaade ettiği kadar hukuka, müsaade ettiği kadar zenginliğe razı olmayacağız. Bu ülkenin nimetini de külfetini de eşit dağıtacak adil bir düzeni hep beraber inşa edeceğiz."

Türk Bayrağı, Bu Milletin Onuru, Birliği ve Bağımsızlığının Simgesidir Haber

Türk Bayrağı, Bu Milletin Onuru, Birliği ve Bağımsızlığının Simgesidir

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı, Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaşanan Türk Bayrağı’nın indirilmesi olayına sert tepki gösterdi. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen basın açıklamasında konuşan İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Muhterem dava arkadaşlarım, değerli hemşerilerim ve demokrasimizin teminatı basınımızın kıymetli emekçileri, Şanlı bayrağımıza uzanan her el; yalnızca bir kumaşa değil, binlerce yıllık Türk tarihine, Türk milletinin iradesine ve istiklal onuruna uzanmıştır. Nusaybin sınır hattında, Kamışlı’dan gelen PKK terör örgütü sempatizanlarının alçakça bayrağımıza saldırması; Türk milletine duyulan kin ve hazımsızlığın açık bir tezahürüdür. Türk bayrağı; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuz’a kadar kanla, canla, imanla yükselmiş bir şerefin adıdır. O bayrak; Alparslan’ın duası, Ulubatlı Hasan’ın Şahadeti, Kurucu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Ona uzanan el, karşısında Türk’ün bileğini bulur. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin vakur, soğukkanlı ve kararlı duruşuyla bu hain provokasyonun anında bertaraf edilmesi; Türk devlet aklının diri, sınırlarımızın namusumuz olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu topraklarda sınır çizgisi, aynı zamanda Türk’ün haysiyet çizgisidir. Kimse bu milletin sabrını sınayamaz, bayrağımız üzerinden had bildirmeye kalkamaz. Bugün “şımartılan bayraksızlar” çok iyi bilmelidir ki; Türk milleti tarih boyunca bayrağına uzanan her ihaneti ezmiş, her alçağın hevesini kursağında bırakmıştır. Terörle, terör sevicilerle ve onların dışarıdan yazılmış senaryolarıyla mücadelemiz; Türk’ün töresi gereği dün neyse bugün de odur: kararlı, tavizsiz ve sonuna kadar. Bayrak düşmez, vatan bölünmez, Türk milleti diz çökmez. Bu söz bir slogan değil, Türk’ün bin yıllık devlet hafızasıdır. İhanet sürecinin tüm ortaklarına açık ve net sesleniyorum: Teröristten medet ummak, şereften vazgeçmektir. Ancak sizler; ne Türk milletinin iradesini teslim alabilirsiniz, ne de Türkiye Cumhuriyeti’nin onuruna gölge düşürebilirsiniz. Bayrağa el uzatanın akıbeti tarihte yazılmıştır. O tarih; Türk’ün sabrının sınandığı, öfkesinin ise devlet kurduğu tarihtir. Ve herkes çok iyi bilir ki: “Bir kere kalkan Bayrak, bir daha yere inmez!” “Aziz hemşehrilerimizi; başta Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere tüm ilçe belediyelerimizi, şehrimizin dört bir yanını al bayrağımızla donatmaya davet ediyorum. Türk bayrağı, bu milletin onuru, birliği ve bağımsızlığının simgesidir. Eskişehir’imizde her sokakta, her meydanda şanlı bayrağımız dalgalansın.” Ne mutlu Türk’üm diyene!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.