SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tüketici

Porsuk Haber Ajansı - Tüketici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüketici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarlada Eziyet Var, Mutfakta Yangın Büyüyor! Haber

Tarlada Eziyet Var, Mutfakta Yangın Büyüyor!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yeni açıklanan tarım verileri üzerinden iktidarın ekonomi ve tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ocak 2026 Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) ile Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerinin, hem üreticinin hem tüketicinin ağır bir baskı altında olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. “İktidar enflasyonun düştüğünü anlatıyor ancak TÜİK’in kendi verileri üretimde yangın olduğunu gösteriyor” diyen Gürer, tarımdaki maliyet artışlarının doğrudan sofraya zam olarak yansıdığına dikkat çekti. ÜRETİCİ ENFLASYONU SON 7 AYIN ZİRVESİNDE TÜİK verilerine göre Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 8,46 artarak son yedi ayın en yüksek seviyesine çıktığını anımsatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici enflasyonu bir ayda yüzde 8’den fazla artıyorsa, bu durum birkaç ay sonra market raflarında yeni zam dalgası anlamına gelir” dedi. Meyvede yıllık artışın yüzde 109’u geçtiğini, sebzede ise sadece bir ayda yüzde 30,43’lük artış yaşandığını belirten Gürer, şu değerlendirmede bulundu: “Bir yılda iki katından fazla artan meyve fiyatı, dar gelirlinin sofrasından eksilen öğündür. Sebzede bir ayda gelen yüzde 30’luk zam, mutfaktaki yangının ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Düşük asgari ücretle, düşük emekli maaşıyla pazar arabasının neden boş kaldığı bu rakamlarda gizli.” TARIMSAL GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ EZİYOR Tarım-GFE verilerine de dikkat çeken Gürer, Aralık 2025 itibarıyla endeksin yıllık yüzde 33,15 arttığını hatırlattı. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık artış yüzde 34,48 olurken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerde bu oran yüzde 25,56 olarak gerçekleşti. Alt kalemlerdeki artışlara işaret eden Gürer, “Veteriner harcamaları yüzde 72,78 artmış. Gübre ve toprak geliştiricilerde artış yüzde 44,95. Tohum ve dikim materyali yüzde 38,98, hayvan yemi yüzde 34,37 yükselmiş. Bu tablo, çiftçinin üretime başlarken nasıl bir maliyet duvarıyla karşılaştığını gösteriyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Girdi maliyetleri düşmeden üretim maliyetinin gerilemesi mümkün değildir” diye konuştu. “TARLADA MALİYET ARTIYOR, SOFRADA FİYAT KATLANIYOR” Üretim aşamasındaki yüzde 8’lik maliyet artışının, nakliye, komisyon ve perakende kâr marjlarıyla birlikte katlanarak tüketiciye ulaştığını belirten Gürer, “Tarlada yüzde 8 artan maliyet, market rafında çok daha yüksek oranlara çıkıyor. Bu zincirde üretici de tüketici de kaybediyor” ifadelerini kullandı. Meyve de yıllık artış yüzde 109’u bulunca geçen yıl 200 liraya dolan mütevazı bir meyve sepetinin bugün 400 liraya çıktığını belirten Gürer, “Bu, en temel gıda ürünlerinde yüzde 100 artış demektir. ‘Enflasyon düştü’ denilen bir ortamda halkın sofrası küçülüyor” dedi. “EMEKLİNİN İKRAMİYESİ DAHA YATMADAN ERİYOR” Sebze grubunda bir ayda yaşanan yüzde 30’luk artışın emeklinin alım gücünü daha da zayıflattığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bayram ikramiyesi daha hesaba yatmadan pazarda eriyor. Emekli torununa harçlık vermeyi değil, indirimli ürün kovalamayı düşünür hale geldi” diye konuştu. Bayram ikramiyesinin en az asgari ücret düzeyine çıkarılması gerektiğini ifade eden Gürer, aksi halde ikramiyenin sembolik bir ödeme olmaktan öteye geçmeyeceğini belirtti. “SORUN SEYREDİLEREK ÇÖZÜLMEZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın döviz kurunu baskılamak için gösterdiği çabayı tarımsal girdi maliyetlerini düşürmek ve üreticiyi desteklemek için göstermediğini belirterek, “Yem, gübre, ilaç, tohum, mazot, su ve elektrik giderleri kontrol altına alınmadan gıda fiyatlarını düşürmek mümkün değildir. İktidar fahiş fiyatı engelleyen değil, seyreden konumdadır. Oysa destekler tohum toprağa düşmeden başlamalı, üretici korunmalıdır,” diye konuştu. Tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Gürer, “Üretici ayakta kalmazsa tüketici uygun fiyata gıdaya erişemez. Tarımda planlama, girdi desteği ve etkin piyasa denetimi sağlanmadıkça hem tarladaki eziyet hem mutfaktaki yangın büyümeye devam edecektir” dedi.

Gürer: "Çiftçi Çekle, Besici Yemle Uğraşıyor" Haber

Gürer: "Çiftçi Çekle, Besici Yemle Uğraşıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında çiftçilerden ve besicilerden gelen mektupları kamuoyuyla paylaştı, kanatlı et ihracatının durdurulmasına yönelik kararı ve tarım politikalarını değerlendirdi. Gürer, “Üretici de tüketici de mağdur. Girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR” Basın toplantısında sözlerine kendisine iletilen mektupları okuyarak başlayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates üreticisinin çığlığını dile getirdi. Gürer, Niğde’de kasaba ve köye gidip sorunları paylaşıyorum. Bu kere İç Anadolu illerinden gelen mektuplardan birkaç örnek paylaşacağım,” dedi. İç Anadolu’da üç ayrı ilden gelen mektuplarda üretici, üç yıldır girdi fiyatlarının “tavan yaptığını”, buna karşın ürün fiyatlarının yalnızca işçilik maliyetine denk geldiğini belirtti. Gürer, üreticinin şu yazdıklarını aktardı: “Yazacağım her satırda içim içimi yiyor, boğazım düğümleniyor. İlimizin en büyük domates üreticilerindendik. Üç yıldır girdi fiyatları tavan yaparken, sattığımız ürünlerin fiyatı sadece işçi parasına eşdeğer kaldı. Böylelikle babamızın 30 yıllık emeğine mi üzülelim, itibarsızlaşan kimliğimize mi, yoksa sattığımız tarlalardaki ayak izlerimizin silinmesine mi? Ya da şöyle söyleyeyim; üç yıldır mahsulü para etmeyen bir üretici olarak, yazdığımız çekler nedeniyle cezaevine girecek olmanın derdine mi düşelim? Bu memlekette en namuslu, en şerefli insan üretici ve çiftçidir; ancak ne yazık ki düştüğümüz pozisyon budur. İnanın, derdimizi kime anlatacağımızı bilmiyoruz. Bazı zamanlar insan intiharı bile düşünebiliyor; çünkü hiçbir emek karşılıksız kalmamalı. Bırakın verdiğimiz emeği, ben ve ailem şu an açıkta kalmış, kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiş durumdayız. Sesimiz olsanız, en azından çiftçilerin yazdığı çekler nedeniyle ceza almaması için 12. Yargı Paketi’nde siz de sesimizi duyursanız… Cezaevine girerek borç nasıl ödenir? Gerçekten çok çaresiziz.” Ömer Fethi Gürer üretici durumunu bildiğimiz için 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık nedeniyle çiftçi borçlarının üç yıl ertelenmesi, faizlerin silinmesi ve ek kredi verilmesine ilişkin kanun teklifini daha önce Meclis gündemine taşıdık” dedi. “YEM %100 ARTTI, MALIMIZIN YÜZÜNE BAKAN YOK” Bir başka ilden gelen mektupta sürü sahibi hayvancıların durumunun “kan ağladığını” belirten Ömer Fethi Gürer, yem fiyatlarının bir yılda yüzde 100 arttığını, buna karşın et kesim fiyatlarının giderleri karşılamadığını ifade etti. Mektupta yer alan ifadeleri paylaşan Gürer, “Dolandırıcı bulsak ona dahi mal verecek duruma düştük. Canlı kilo alan da yok, kesen de yok. Girdiler artarken gelirimiz düşüyor” sözlerinin, besicinin içinde bulunduğu çıkmazı ortaya koyduğunu söyledi. 200 BAŞ SINIRI TEPKİSİ Et ve Süt Kurumu’nun uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, 200 başın altında hayvanı olan işletmelere kesim zorunluluğu getirilmesini besicilerin tepkisini mesajla ilettiklerini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “200 baş altında ithal hayvan alanlar Et ve Süt kurumunda hayvan kesme zorunluluğu getirilirken daha çok hayvan alan bu kesimden muaf tutulması küçük besici için dezavantaj olarak ifade ediliyor” dedi. Gürer” 200 üzerinde ithal hayvan alan için böyle bir zorunluluk yok. Kurumun daha düşük fiyatla kesim yapması küçük aile işletmelerini daha az kazanca mahkûm ediyor” diye konuştu. Gürer, uygulamanın küçük üreticiyi zora soktuğunun belirtildiğini ifade etti. SULAMA BİRLİKLERİ VE AKKAYA BARAJI UYARISI İktidar tarafından Sulama birliklerinin elinden kanunla alındığını hatırlatan Gürer yeni bir düzenleme ile gölet işletmelerinin kiralandığı yönünde gönderlerde geldiğini ifade etti. Devlet Su İşleri tarafından sulama birliklerinin yapısının değiştirilmesini ve göletlerin farklı işletmecilere devrine yönelik düzenlemeleri de eleştirildiğini belirten Gürer, çiftçilerin işletmelerin muhtarlar, belediyeler ve sulama kooperatiflerine verilmesini talep ettiğini aktardı. BARAJ KİRLENDİ Niğde Bor’daki Akkaya Barajı’nda yaşanan koku ve köpürme sorununa da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapılan temizliğe rağmen riskin sürdüğünü belirtti. “KÖYLER BOŞALIYOR, AHIRLAR KAPANIYOR” Sahadaki gözlemlerini de paylaşan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerde ahırların boşaldığını, köylerde okulların kapandığını ve kırsalda yaşamın durma noktasına geldiğini söyledi. “Hayvancılıkta ithalatçı politika Türkiye’nin hayvan varlığını tartışmalı hale getirdi. Hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri ve ithal hayvanlarda çözüm üretilememesi sorunu büyütüyor” diyen Gürer, yerli üreticinin desteklenmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. KANATLI ETTE İHRACAT YASAĞI TARTIŞMASI Ticaret Bakanlığı’nın 9 Şubat 2026’da kanatlı et ihracatını durdurma kararını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, benzer kararların geçmişte zeytinyağı ve salça için de alındığını hatırlattı. Türkiye’nin yaklaşık 2,8 milyon ton beyaz et ürettiğini ve bunun yüzde 15-20’sini ihraç ettiğini belirten Gürer, 2022’de 705 bin ton, 2023’te 526 bin ton, 2024’te 451 bin ton, 2025’te ise 547 bin ton ihracat yapıldığını aktardı. “İhracat durduruldu ama markette fiyat düşmedi. Ramazan öncesi et fiyatlarındaki artışı önleyemeyen iktidar, beyaz et fiyatını sabitlemek için ihracatı aniden durdurdu. Bu karar iç piyasada fiyatı düşürmediği gibi dış pazarda pay kaybına yol açacaktır” dedi. Gürer, ani ve öngörüsüz kararların Türkiye’nin rakipleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Brezilya’nın pazar payını artırabileceğini söyledi. “SORUNUN KAYNAĞI GİRDİ MALİYETLERİ” Kanatlı sektöründeki fiyat artışının temel nedeninin yem maliyetleri olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, özellikle soya ve mısırda dışa bağımlılığın artığını soyada yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Döviz bazlı maliyet artışlarının üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Yem sübvanse edilmeden, üretim alanlarındaki girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE FİYAT ARTIŞI İSTEMİYOR” Sahada görüştüğü üreticilerin ortak talebini de aktaran Ömer Fethi Gürer, “Besici diyor ki Biz de tüketiciyiz. Fiyatlar artsın istemiyoruz. Girdi maliyetlerimiz düşsün ki raftaki fiyat artmasın” sözlerini paylaştı. Gürer, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Geçici ve plansız çözümler ne üreticiye ne tüketiciye fayda sağlıyor. Kamucu, planlamacı, öngörülebilir; girdi maliyetlerini düşüren, üreticiyi ve tüketiciyi aynı anda koruyan gerçekçi politikalara ihtiyaç var.”

Bir Sigorta Şirketinin Zorunlu Tutulması Hukuka Aykırıdır Haber

Bir Sigorta Şirketinin Zorunlu Tutulması Hukuka Aykırıdır

Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği son günlerde banka ve finans kuruluşları tarafından vatandaşlara yönelik sigorta zorunluluğu ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Canan Özçamur yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Son dönemde kredi kullanan vatandaşlarımızdan gelen sorular üzerine önemli bir konuyu kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Resmî Gazete’de yayımlanan 29294 sayılı Yönetmeliğin 13’üncü maddesi ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) 2025/2 sayılı düzenlemesi çok açık bir hüküm içermektedir: Kredi kullanan tüketicilerin sigorta şirketini seçme hakkı hiçbir şekilde sınırlandırılamaz. Bu durum yalnızca bankalar için değil; araç ve konut alım sürecinde finansman oluşumuna aracılık eden tüm kurum ve kuruluşlar için de geçerlidir. Mevzuat gereği, sigortanın belirli bir sigorta şirketi üzerinden yaptırılmasına yönelik her türlü şart, yönlendirme ya da dolaylı zorunluluk açıkça geçersizdir. Düzenlemenin amacı son derece nettir: Tüketicinin özgür iradesini korumak ve serbest piyasa koşullarının sağlıklı işlemesini sağlamak. Kredi ya da konut finansmanı sürecinde vatandaşlarımızın sigorta tercihine müdahale edilmesi, alternatiflerin sunulmaması veya belirli bir sigorta şirketinin zorunlu tutulması hukuka aykırıdır. Tüketicilerimiz; hayat sigortası, konut sigortası ya da krediye bağlı diğer teminatları diledikleri sigorta şirketi ve diledikleri sigorta acentesi aracılığıyla yaptırma hakkına sahiptir. Sigorta acenteleri olarak bizler, müşterilerimizin ihtiyaçlarını analiz ederek en uygun teminatı, en doğru fiyat ve kapsamla sunmak için çalışıyoruz. Önemli olan, vatandaşın seçeneklerini bilmesi ve herhangi bir baskı hissetmeden karar verebilmesidir. Rekabetin olduğu yerde kalite artar, fiyatlar dengelenir ve tüketici kazanır. Bu noktada yalnızca bankalara değil, konut ve araç finansmanına aracılık eden tüm kurum ve kuruluşlara önemli sorumluluklar düşmektedir. Süreçlerin şeffaf yürütülmesi, tüketiciye açık ve doğru bilgi verilmesi ve yürürlükteki mevzuata eksiksiz uyulması büyük önem taşımaktadır. Vatandaşlarımıza da çağrım şudur: Kredi veya konut alım sürecinde sigorta şirketi tercihinizin size ait olduğunu unutmayın. Alternatif teklif istemek ve farklı bir sigorta şirketiyle ve sigorta acentesiyle çalışmak en doğal hakkınızdır. Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği olarak, tüketicilerimizin yanında olmaya ve haklarının korunması için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”

2025 Yılında 739 Bin Baş Hayvan İthal Edildi Haber

2025 Yılında 739 Bin Baş Hayvan İthal Edildi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin son 10 yıllık canlı sığır ithalat verilerini değerlendirdi. 2025 yılının ithalat faturasına dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısı azalırken döviz faturası katlandı. İthalat artık bir çözüm değil, ekonominin sırtında ağır bir yük haline geldi” dedi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin hayvancılık politikalarında yaşanan çıkmazı verilerle ortaya koydu. 2025 yılında gerçekleştirilen canlı hayvan ithalatının maliyet bazında en yüksek seviyelerine ulaştığını vurgulayan Gürer, buna rağmen et fiyatlarında düşüşün sağlanamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ithalatın ülkemizi daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini belirterek, “İthalat et fiyatlarını düşürmedi, döviz kaybını büyüttü .2010 yılında 11 Milyon 500 bin Büyükbaş varlığımız artan nüfus dikkate alındığında 10 yılda yapılan 10 milyon baş aşan hayvan ithalatına rağmen çözümcü bir sonuca eremedi” dedi. 2025: 2018’DEN SONRA EN YÜKSEK İTHALAT FATURASININ KESİLDİĞİ YIL Türkiye’nin 2016–2025 dönemindeki canlı sığır ithalat verilerini değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının 1 milyar 191 milyon dolarlık fatura ile Türkiye tarihinin tutar bazında en büyük ikinci ithalat yılı olduğunu söyledi. TBMM Tarım Orman ve Köyişleri komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “2018 yılındaki 1 milyar 692 milyon dolarlık rekorun ardından, en yüksek döviz çıkışını 1 milyar 191 milyon dolar ile 2025 yılında yaşandı. 2023’teki 1 milyar 163 milyon dolarlık ve 2017’deki 1 milyar 159 milyon dolarlık rakamları geride bırakıldı. Bu tablo, ithalatın geçici bir pansuman değil, ne yazık ki kalıcı ve maliyetli bir bağımlılık haline geldiğini gösteriyor ,” diye konuştu. HAYVAN SAYISI AZALDI, ÖDENEN PARA ARTTI İthal edilen hayvan sayıları ile ödenen bedeller arasındaki farka dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Daha az hayvan almamıza rağmen çok daha fazla döviz ödedik” diyerek birim maliyetlerdeki artışa işaret etti. Gürer, “2018 yılında 1 milyon 460 bin baş hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu sayı 739 bin 706 baş olarak gerçekleşti. 2025’te ithal edilen hayvan sayısı 2018 yılının altında kalmasına rağmen, fatura arttı. Bu durum, hayvan başına maliyetin arttığını gösteriyor” dedi. HAYVAN BAŞINA İTHALAT MALİYETİ YÜZDE 65’TEN FAZLA ARTTI Birim maliyet artışının rakamlarla anlatan Ömer Fethi Gürer, “2019 yılında bir hayvanın ithalat maliyeti yaklaşık 976 dolar iken, bu rakam 2024’te 1.888 dolara kadar çıktı, 2025’te ise 1.610 dolar seviyelerinde gerçekleşti. Sadece altı yıl içinde hayvan başına maliyet yüzde 65’in üzerinde arttı. İthalat, iddia edildiği gibi et fiyatlarını düşürmedi; aksine ülkeyi daha pahalı bir hayvancılık modeline mahkûm etti,” dedi. İTHALAT DAMIZLIK DEĞİL, KESİMLİK AĞIRLIKLI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı verilerinin ithalatın niteliğindeki sorunu da belirtti. Toplam ithalatın yaklaşık yüzde 88’inin damızlık dışı (besilik ve kesimlik) hayvanlardan oluştuğunu kaydeden Ömer Fethi Gürer, “2025’te ithal edilen 739 bin hayvanın sadece 68 bin 707’si damızlık. Geriye kalan 670 bin 999 baş hayvan doğrudan kesime ya da besiye giden hayvanlar. Bu tablo, sürüyü büyütmeye değil günü kurtarmaya yönelik bir anlayışın sonucudur. Üretimi artırmayan, sadece tüketimi ithalatla ikame etmeye çalışan bu zihniyet sorunu derinleştiriyor.” Dedi. DAHA AZ ET, DAHA FAZLA DÖVİZ Kilo bazlı verilerin pazarlık gücünün zayıfladığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2018 yılında 440 bin ton canlı hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu miktar 239 bin tona geriledi. Canlı ağırlık bazında yaklaşık yüzde 45’lik bir düşüş söz konusu. Ancak ödenen döviz neredeyse aynı seviyede kaldı. Yani Türkiye daha az et alıyor ama neredeyse aynı dövizi ödüyor. Bu tablo, hayvancılıkta dışa bağımlılığın arttığını ve ülkenin pazarlık gücünün ciddi biçimde eridiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. “İTHALAT HAYVANCILIĞI KURTARMADI, ÇÖKERTTİ” Gelinen noktada ithalat merkezli politikaların değişmesi gerektiğini belirten Ömer Fethi Gürer, çözümün yerli üretimde olduğunu söyledi. “Hayvan ithalatı arttıkça et ucuzlamadı. Üretici maliyetler altında ezilip üretimden çekilirken, tüketici pahalı et yemeye devam etti. Çözüm bellidir: Yerli üreticiyi desteklemek, yem maliyetlerini, buzağı ölümleri ve hayvan hastalıkları önlemek kesimlik kadar besilik hayvancılığı desteklemektir. Bu tablo değişmezse hem üretici hem tüketici sorun yaşamaya devam eder. Et ve Süt Kurumu ithalatçı bir anlayışla bu süreçte olması yerine yerli hayvancılığı destekler uygulamalara yöneltilmelidir.2026 yılı için 500 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı öngörülmektedir. Ayrıca 200 baş hayvan üzeri işletmeciler istediği yerde kesim yapabilecekken 200 den az hayvan olan Et ve Süt Kurumu üzerinden kesime zorlanması da besiciler tepki göstermektedir” dedi.

CHP'li Gürer: "Tarlada Üretici, Pazarda Esnaf ve Tüketici Dertli" Haber

CHP'li Gürer: "Tarlada Üretici, Pazarda Esnaf ve Tüketici Dertli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde kurulan Salı pazarında vatandaşlar ve pazar esnafıyla bir araya geldi. Esnaf kazançsızlıktan, tüketici ise fiyatların pahalılığından dert yandı. Pazarda geçmişe kıyasla herkes sorunların arttığını dile getirdi. Girdi maliyetlerindeki ve nakliye bedellerindeki artış üreticiyi ve pazarcı esnafını sıkıntıya sokarken, geliri azalan tüketici de artan fiyatlardan yakındı. Pazarda hem esnafın hem de yurttaşın ortak sorununun “alım gücünün daralması” olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların pazar yerinde dahi açıkça hissedildiğini söyledi. Marketlere göre daha uygun fiyatlar olmasına rağmen, cepteki gelir daralmasının vatandaşın her ürüne erişimini engellediğini belirtti. Üreticinin artan üretim maliyetlerinden, pazarcı esnafının ise ürünü aldığı fiyata eklenen nakliye, işgaliye ve fire gibi giderler nedeniyle bazı ürünleri maliyetine satmak zorunda kalmasından yakındığını ifade eden Gürer, emekli ve dar gelirlinin ise gelirinin istediği ürünü almaya yetmediğini dile getirdi. Yılbaşından bu yana yalnızca akaryakıta gelen zamların bile ürün nakliyesine doğrudan yansıdığını, bunun da fiyat artışlarına neden olduğunu belirten Gürer, hava değişimlerinin dahi pazardaki fiyatları etkilediğini söyledi. FİYAT VAR AMA SATIŞ YOK Pazar esnafı, ürünlerin etiket fiyatlarının uygun olmasına rağmen satış yapılamadığını belirterek, “Pırasayı 45–50 liraya veriyoruz ama tezgahtan kalkmıyor, satılmıyor. Vatandaşın alım gücü yok, alamıyor,” dedi. Ürünlerin yerli üretim olmasına karşın tezgâhta kaldığını ifade eden esnaf, tüketilecek ürünlerin dahi satılamadığına dikkat çekerek, “Üreten, satan, alan herkes aynı anda dertli,” diye konuştu. SORUN FİYAT DEĞİL, ALIM GÜCÜ Ömer Fethi Gürer’in “Neden satılmıyor?” sorusuna esnaf, “Alım gücü yok. Milletin alım gücü yok. Paranın değeri kalmadı,” yanıtını verdi. EMEKLİ MAAŞIYLA GEÇİNMEK MÜMKÜN DEĞİL Pazarda konuşan esnaf, 20 bin lira civarındaki emekli maaşıyla geçinmenin olanaksız hâle geldiğini ifade etti. “20 bin lira maaşın 12–13 bini kiraya gidiyor. Doğalgaz, elektrik, su geliyor. Eğitim, sağlık derken elde kalanla nasıl geçineceksin?” diye sordu. Bir vatandaş ise hesabını yaparak, “Kira, doğalgaz, elektrik, su derken elde 2 bin lira kalıyor. Onu da üçe böl, günlük 70 lira bile kalmıyor,” sözleriyle geçim sıkıntısını anlattı. TEZGÂHLARDA ETİKETLER DEĞİŞKEN Gürer, pazarda salatalığın kilosunun 100 lira, domatesin 100–120 lira, biberin ise 100 lira olduğunu; kış sebzelerinde pırasa gibi ürünlerde de fiyat değişkenliği yaşandığını belirtti. Ürünlerin büyük bölümünün Akdeniz ve Çukurova’dan geldiğini, ancak artan girdi maliyetleri nedeniyle yerinde de pahalılaştığını vurguladı. “Tarım ülkesiyiz ama domates 120 lira, salatalık 100 lira. Vatandaş ne yapacak?” diyen Gürer, fiyat artışlarının plansız tarım politikaları, artan girdi maliyetleri ve mazota gelen zamların yol açtığı nakliye fiyat artışları sonucu oluştuğunu söyledi. İŞÇİ, EMEKLİ, ÜRETİCİ, PAZARCI DERTLİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, krizin zincirleme etkisine dikkat çekerek, “İşçiye vermezsen, emekliye vermezsen o da gelip esnaftan alışveriş yapamıyor. Geliyor, pazarı geziyor, zorunlu ihtiyacını sınırlı alıp dönüyor,” ifadelerini kullandı. “EKONOMİK SORUNLARIN FOTOĞRAFI” Bor’daki pazar yerinde yaşananların Türkiye genelindeki tabloyu yansıttığını belirten Gürer, “Burada sorun sadece fiyatların yüksekliği değil; asıl sorun, halkın alım gücünün kalmamasıdır. Emekli, işçi, dar gelirli pazara çıkamıyor. Ürün var ama satış yok. Bu pazar, yanlış ekonomi ve tarım politikalarının vatandaşın sofrasına nasıl yansıdığının açık fotoğrafıdır. Pazarlar marketlere göre daha uygun fiyatların oluştuğu yerlerdir. Ancak ilaç, gübre, tohum, mazot, su ve işçilik giderleri artarken ürün fiyatları da yerinde durmuyor. Vatandaşın alım gücü geçmişe göre düştü. Cebindeki para temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Bu durum geçim sıkıntısını artırırken sağlıklı beslenmeyi de olumsuz etkiliyor,” dedi.

TÜKBİLDER Ramazan Ayı Öncesinde Uyarılarda Bulundu Haber

TÜKBİLDER Ramazan Ayı Öncesinde Uyarılarda Bulundu

Kısa adı TÜKBİLDER olan Tüketiciyi Bilgilendirme ve Bilinçlendirme Derneği yaklaşan Ramazan ayı öncesinde vatandaşlara uyarılarda bulundu. TÜKBİLDER Hukuk Komisyonu Üyesi Avukat Sedanur Koruyucu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan ramazan-ı şerife ulaşmamıza sayılı günler kaldı. Şüphesiz ramazan ayının gelmesiyle birlikte tüketicilerimiz ramazan alışverişlerine yöneldi. Denetim görevi yapan kurum ve kuruluşların her zaman olduğu gibi bu ramazan ayında da gerekli tedbirleri alacaklarından ve daha sık denetim yapacaklarından asla kuşkumuz yok. Bununla birlikte ramazan ayında başta temel gıdalar olmak üzere pek çok tüketim ürününde zam yarışına giren ve fahiş zamlar yapmak isteyen zam fırsatçılarına imkân tanınmamalı. Ramazan ayı içerisinde zam fırsatçılarına karşı aldıkları önlemlerini artıran görevlilere bizler de yardımcı olmalıyız. Olumsuz bir durumla karşılaşmamız halinde mutlaka ticaret il müdürlüğüne, zabıta müdürlüklerine ve diğer denetim görevini sürdüren görevli kurumlara bildirimde bulunmalıyız. Bazı art niyetli kişiler tarafından ve daha çok ramazan ayında ortaya çıktığı düşünülen merdiven altı üretim dediğimiz ürünleri tüketime sunmaya çalışanlara karşı tüketicilerimizin dikkatli olması gerekmektedir. Tüketicilerimiz yapacakları market alışverişlerinde raf üzerinde ürüne ait fiyat etiketinin olup olmadığına ve raflarda ürün üzerinde bulunan fiyat etiketi ile kasada ödenen fiyatların aynı olmasına dikkat etmelidir. Ürün etiketi ile kasada fiyat farkı çıkması halinde geçerli olan fiyat tüketici lehine olan fiyat olacaktır. Tüketicilerimizin mutlaka ürün alımlarında fiyat karşılaştırması yapması gerekmektedir. Tüketicilerimiz ramazan ayında yapacakları alışverişlerde mutlaka ürünlerin son kullanma tarihine bakmalıdır. Alışverişlerde etiketsiz, ambalajsız ürün satın alınmamalı, et ve et ürünlerinin sağlık kontrolünün yapıldığına ilişkin damgalı olmasına dikkat edilmelidir. Alışveriş öncesi mutlaka ihtiyaç listesi yapılmalıdır. Alacağımız ürünlerin fiyat araştırması yapılmalı çünkü aynı ürün farklı yerlerde farklı fiyatlarda olabilmektedir. Alışverişlerin akşam saatlerinde yoğun olacağı düşünülürse sakin bir zaman diliminde yapılmalıdır. Ramazan ayının tüketicilerimize bereket ve hayırlar getirmesini diliyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.