SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tüi̇k

Porsuk Haber Ajansı - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Ülke Kuruluş Felsefesine Tekrar Dönsün"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, parti binasında düzenlediği basın toplantısında ülke ekonomisinden anayasa tartışmalarına, iç politika gelişmelerinden yerel ve ulusal gündeme kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin mevcut yönetim anlayışıyla ciddi bir ekonomik ve siyasi buhran yaşadığını belirten Demir, iktidara ve muhalefete yönelik sert eleştirilerde bulundu. ​Enflasyon Verileri ve Halkın Yaşadığı Gerçekler ​Basın açıklamasının ekonomi bölümünde Temmuz ayı enflasyon verilerini değerlendiren İl Başkanı Hasan Demir, TÜİK ile ENAG rakamları arasındaki uçuruma dikkat çekti. TÜİK'e göre aylık enflasyonun yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75; ENAG verilerine göre ise aylık yüzde 3,07, yıllık yüzde 50,49 olduğunu hatırlatan Demir, iki kurum arasındaki bu farkın halkın yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı. ​Hasan Demir, "Halkın içerisine girdiğiniz zaman bu verileri çok daha rahat, hatta iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Çünkü dün 5 liraya aldığınız bir ürünü bugün 5 liraya alamıyorsunuz. Bunlar gerçek ve bu gerçeklerle yüzleşmek istemeyen hükümet, sürekli para politikalarıyla ülkeyi yönetme telaşında, üretimden uzaklaşmış durumda. Ülke fiili olarak ekonomik bir ambargonun içerisinde" ifadelerini kullandı. ​Alım Gücü ve Küresel Sıralamalar Geriliyor ​Türkiye'nin uluslararası alandaki ekonomik konumunu 2002, 2015 ve günümüz kıyaslamalarıyla aktaran Demir, ülkenin her geçen yıl geriye gittiğini şu verilerle paylaştı: ​Alım Gücü: 2002 yılında dünyada 78. sırada olan Türkiye, 2015'te 68. sıraya yükselmişken; 2017 Başkanlık Referandumu sonrasında 90. sıraya geriledi. ​Gıda ve Beslenme: 2002'de 75. sıradayken, 2015'te 62. sıraya çıkıldı; günümüzde ise 95. sıraya düşüldü. ​Barınma: 72. sıradan 110. sıraya gerileme yaşandı. ​Akaryakıt: 2002'de 82. sırada yer alan Türkiye, mazot fiyatlarının 84 TL'yi bulduğu günümüzde 87. sıraya geriledi. Brüt asgari ücretle sadece 446 litre dizel yakıta ulaşılabildiğini belirten Demir, iktidarın "Türkiye uçuyor" söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını dile getirdi. ​Sektörel bazda esnafın maliye baskısı ve fahiş kiralarla, çalışanların gıda enflasyonuyla, tarımsal üreticilerin girdi maliyetleriyle, sanayicilerin ise enerji ve rekabet sorunlarıyla boğuştuğunu belirten Demir, ekonomik yozlaşmanın aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir çöküşü tetiklediğini söyledi. ​"Sözde Terörsüz Türkiye" ve Anayasa Tartışmaları ​Konuşmasının ikinci bölümünde "Terörsüz Türkiye" söylemiyle yürütülen süreçleri eleştiren Hasan Demir, Ekim 2024'ten bu yana gündeme getirilen anayasa değişikliklerini ve çerçeve yasa tartışmalarını eleştirdi. İmralı ile yürütülen temaslara ve yeni paradigmalar üzerinden yürütülen tartışmalara tepki gösteren Demir, anayasanın ilk dört maddesi ile özellikle üniter yapıyı koruyan kritik maddelerin hedef alındığını vurguladı: ​Madde 10 (Eşitlik İlkesi): Herkesin kanun önünde eşit olduğunu belirten bu maddenin, son yıllarda muhalif kadrolara karşı araçsalize edildiğini ifade etti. ​Madde 42 (Eğitim ve Öğretim Hakkı): Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında ana dil olarak okutulamayacağını, dilin en büyük birleştirici unsur olduğunu hatırlattı. ​Madde 66 (Vatandaşlık Hukuku): "Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlığı olan herkes Türktür" ilkesinin ve milli üniter yapının hedef alındığını dile getirdi. ​Türk milletinin ferasetiyle bu oyunları boşa çıkaracağını belirten Demir, geçen hafta Şanlıurfa'da bir aşiret düğününde takıların tamamının gazi, şehit ve korucu ailelerine bağışlanmasını örnek göstererek Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhunu her daim koruyacağını ifade etti. ​Siyasette Güven Krizi ve Yeni Siyasi Gelişmeler ​Siyaset kurumuna olan güvenin son yıllarda ciddi bir erozyona uğradığını belirten Hasan Demir, bireysel menfaatler uğruna yapılan siyasi transferleri ve ilkesiz ittifakları eleştirdi. Eskişehir'de Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatanların açıklamalarına da değinen Demir, Zafer Partisi olarak Atatürk, Cumhuriyet ve İstiklal Harbi çizgisinden taviz vermediklerini vurguladı. ​Hasan Demir sözlerini şu çağrıyla tamamladı: ​"Biz istiyoruz ki bu ülke gerçekten kuruluş felsefesine tekrar dönsün. Biz, bu felsefeyle ülkenin ne gibi ivmeler kazanacağını bilen yegane siyasi parti olarak başta Genel Başkanımız Ümit Özdağ olmak üzere tüm kadrolarımızla Cumhuriyete ve milli üretim yapısına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hep birlikte Türk milletini tekrar müreffeh seviyeye ulaştıracağız."

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz! Haber

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Çukurova’da başlayan ayçiçeği hasadını ve Çukobirlik’in açıkladığı alım fiyatlarını değerlendirdi. Türkiye’nin ayçiçeğinde hâlâ yüzde 30 arz açığı bulunduğuna dikkat çeken Gürer, üreticinin maliyetlerinin altında ezilmesi durumunda üretimden vazgeçeceğini belirterek uyarılarda bulundu. Çukurova bölgesindeki kıraç arazilerde ayçiçeği hasadı devam ederken, Çukobirlik yüzde 44 randımanlı ayçiçeği için kilogram alım fiyatını 35,5 TL olarak açıkladı. Geçen yıl Eylül ayında aynı ürünün alım fiyatının 33 TL olduğunu hatırlatan Ömer Fethi Gürer, açıklanan rakamın artan girdi maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını vurguladı. "Üretim Artsa da Yüzde 30’luk Arz Açığı Devam Ediyor" TÜİK verilerine göre bu yıl ayçiçeği rekoltesinde geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 16’lık bir artış beklendiğini aktaran Gürer, buna rağmen yerli üretimin ihtiyacı karşılamaya yetmediğini kaydetti. Türkiye'nin ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağında dışa bağımlı kaldığına işaret eden Gürer, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizde ayçiçeğinde yaklaşık yüzde 30'luk açık devam ediyor. Bu açığın kapatılabilmesi için üreticiye doğru, zamanında ve gerçekçi destekler verilmelidir. Ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı ithalatının önüne geçmenin yolu, üreticiyi üretimde tutacak destekleri sağlamaktan geçmektedir." "Çiftçi Kazanamazsa Ürün Deseni Değişiyor, İthalat Kapısı Açılıyor" Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçinin kazanç sağlamasının şart olduğunu vurgulayan CHP'li Milletvekili, gıda güvencesinin ithalatla sağlanamayacağını ifade etti: "Sürekli üretim artışını sağlamak için üreticinin ürettiği üründen para kazanabilmesi gerekiyor. Çiftçi kazanamadığı zaman ürün desenini değiştiriyor. Her ürün desenindeki değişiklik ise yeni ithalat kapılarının açılmasına neden oluyor. Bu durum ülkemiz tarımına önemli ölçüde zarar veriyor." "Çözüm İthalatta Değil, Yerli Üreticide" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, maliyetleri karşılayacak ve sürdürülebilir üretimi teşvik edecek alım ile destekleme politikalarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gürer, “Türkiye'nin gıda güvencesini sağlamasının yolu, ithalatı artırmaktan değil, üreticiyi üretimde tutmaktan geçmektedir. Çiftçinin kazandığı, üretimin arttığı bir tarım politikası hem ithalatı azaltacak hem de ülkemizin tarımsal geleceğini güvence altına alacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

Çakırözer: "Enflasyon Düştü Diyenler Pazarın Halini Görsünler" Haber

Çakırözer: "Enflasyon Düştü Diyenler Pazarın Halini Görsünler"

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer şehrin en büyük semt pazarlarından Çarşamba pazarında tezgah açan esnafla, alışverişe çıkan yurttaşları dinledi. Alışverişe çıkan emekliler, vatandaşlar, “İçler acısı durumdayız. Yaz gelmesine rağmen meyvenin yanına yaklaşamıyoruz. Taneyle alırken utanıyoruz. Pazarda bile veresiye alır hale geldik. Artık sesimizi duysunlar” derken, CHP’li Çakırözer, “Her fırsatta 'enflasyon düştü, ekonomi düzeliyor' diyenler gelsinler bir de pazarın halini görsünler! İktidarın TÜİK’inin makyajlı verilerle çizdiği pembe tablolar ne derse desin sokaktaki, tezgahtaki gerçek değişmiyor. Vatandaşın alım gücü her geçen gün erimeye, pazar çantası eksilmeye devam ediyor!” dedi. ÇARŞAMBA PAZARINDA HALKI DİNLEDİLER CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal ve yönetimi ile Çarşamba pazarında tezgah açan esnaf ile alışverişe çıkan yurttaşları dinledi. Vatandaşlar alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü belirtirken, Çakırözer, “Emekliyi, emekçiyi pazara çıkamayacak hale getiren bu köhne düzeni sandıkta halkımızla birlikte değiştireceğiz” dedi. “İÇLER ACISI DURUMDAYIZ! PAZARI BİLE VERESİYE YAPIYORUZ” Çakırözer’in dinlediği emekliler, “İçler acısı durumdayız. Bin lira para ayırdık ama yetmeyecek. Biber alacağız 100 lira, meyve alacağız 100 lira. Birer kilodan yarım kiloya, şimdi de gramla alışveriş yapmaya mahkum edildik. Alacağımız şeyleri alamayınca evde tartışma çıkıyor. Boşanmalar arttı diyorlar, böyle giderse daha da artacak. Artık pazarda bile veresiye ile alacak hale geldik. Sağ olsun bazı arkadaşlarımız veresiye veriyor, maaş alınca veriyoruz. Artık saçımızı bile veresiye kestirecek duruma geleceğiz” dedi. “TANEYLE ALIRKEN UTANIYORUM” “Yaz olmasına rağmen meyvenin yanına yaklaşamıyoruz” diyen bir başka emekli ise, “Artık taneyle alıyorum. Şeftaliyi, kayısıyı... Utanıyorum böyle alırken. Eskiden bakardım, alırdım. Şimdi sadece bakıyoruz. Babamdan yetim maaşı alıyorum” dedi. Vatandaşın alım gücünün bittiğini söyleyen karpuzcu esnafı, “Alım gücü yok, bitti. Vatandaş ev kirasını mı versin, elektrik, doğalgaz faturasını mı versin, yoksa gıda mı alsın? Biz de borçla yaşıyoruz” diye konuştu. “SESİMİZİ DUYSUNLAR ARTIK” Pazara çıkan genç bir vatandaş da: “Bütçemiz yetmiyor artık. Asgari ücretle geçinemiyoruz. Kiralar 20 bin lira, aldığım maaş 28 bin lira. Ben ailemle yaşıyorum. Ayrı eve çıkmak istiyorum, çıkamıyorum. Elimde avucumda yok! Bankaya borcum var. Borçları ödemek için kredi çekiyorum. Ödeyemiyorum. Artık sesimizi duysunlar” dedi.

Emekliye Yüzde Yüz Zam Verilse Bile  Açlık Sınırının Altında Kalacak Haber

Emekliye Yüzde Yüz Zam Verilse Bile Açlık Sınırının Altında Kalacak

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, sosyal güvenlik sisteminin temel işlevini yitirdiğini ve emeklilerin günümüzde derin bir geçim kriziyle karşı karşıya kaldığını belirterek, hükümete acil çözüm çağrısında bulundu. TÜED Eskişehir Şube Başkanı Dilbaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Sosyal güvenlik, bireylerin olumsuz durumlarda gelir kaybı ve gider artışlarına karşı korunmasını sağlayan bir sistemdir. Sosyal güvenlik, bireylerin temel haklarını güvence altına almayı taahhüt eder ve hastalık, hamilelik, iş kazası gibi durumlarda kamu tedbirleri ile destek sağlar. Bu sistem, bireylerin başkalarının yardımına ihtiyaç duymaksızın geçimlerini sağlamalarına yardımcı olur. Sosyal güvenlik, yoksulluğu ve işsizliği önlemeye yönelik bir dizi önlemler içerir. İhtiyaç sahiplerine maddi destek verilerek temel ihtiyaçlarını karşılaması hedeflenir. Devletin temel organlarından biri olan sosyal güvenlik eşitsizliği ortadan kaldırır ve hak mahrumiyetlerinin önüne geçer. Günümüzde sosyal güvenlik sistemi güvenirliğini yitirmiş, mağduriyetleri ortadan kaldırmak yerine mağduriyetler yaratmış, pirim gün sayısı ve yaşa göre ödeme yapmak yerine herkesi en alt seviyede birleştirme hatta ücret ödememe yönüne doğru ilerlemektedir. Karma maaş hesaplama sistemi ile maaşları en aza indirgenmiş kök maaş denilen garip bir düzen oluşmuştur. Bu maaşlar öylesine düşük hale getirilmiş ve sonradan açıklama yapılarak devlet desteği adı altında yeni yasal düzenleme yapılarak tekrar yükseltilmektedir Emeklilerin yarısından fazlası en düşük emekli aylığı alır hale getirilmiştir. Maaşların artışı TÜİK verilerine bağlanmış, ne yazık ki TÜİK güvenilirlikten uzaklaşmıştır. Verileri gerçeklerle uyuşmamaktadır. Gelinen son nokta Temmuz ilk haftasında enflasyonun 6. Ayı açıklanacak ve milyonlarca insan bu fark ile yaşam mücadelesinin şeklini belirleyecek. Biraz önce açıklamıştık Sosyal Güvenlik Sistemi Bireylerin haklarını güvence altına almak insanların ihtiyaçlarını yardıma ihtiyaç duymaksızın sağlamaktır. Kiramızı, giderlerimizi, ihtiyaçlarımızı karşılayamamak değildir. Sistemleri, Yasaları, Hukuku yok ederek refah elde edilmez. Emekliye ek zam verilecek mi? Refahtan pay verilecek mi? Konuşulan konu bu. Artık ne yapılırsa yapılsın, %100 bile zam verilse açlık sınırının altında kalacaktır. Emekli, Çalışan, Memur, çiftçi mutsuz ve umutsuz. Emekliler yaşamlarını sürdürmek için ikinci bir iş yapmak zorunda kalıyor. Bu gün en belirgin çalışma yerleri Pazarlardaki tezgahlar. Pazarlardaki tezgahlar yaşlı emeklilerle dolu. Gençler azınlıkta. Siyasiler bizi yönetenler başka dünyadalar. Çözüm üretmiyor kendi geleceklerini düşünüyorlar. Bizim bekleyecek halimiz kalmadı. Acil çözüm bekliyoruz. Açıklanacak enflasyon farkını tahmin etmek zor değil 1,5 hadi 2 diyelim. Toplamda 17,5-18 enflasyon farkı emeklinin sonu olur. Emekli çözümü; sistemin değişmesi eski yasasının geri kazanılması ve Kayıplarının geri verilmesinde arıyor. Kaybedecek zamanımız yok. Hemen çözüm."

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor! Haber

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor!

Eskişehirli Genç Rençberler Sözcüsü Burak Kuşan, TMO tarafından açıklanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, artan maliyetler karşısında çiftçinin cezalandırıldığını belirtti. Kuşan, "Çiftçi sadaka değil, emeğinin gerçek değerini istiyor" dedi. Eskişehir’de bir araya gelen genç çiftçiler, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan arpa ve buğday alım fiyatlarına karşı kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. Eskişehirli Genç Rençberler adına konuşan Sözcü Burak Kuşan, tarımdaki yüksek maliyet artışları ile açıklanan düşük fiyatlar arasındaki uçuruma dikkat çekerek, izlenen politikaların üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini savundu. İşte Eskişehirli üreticilerin tarım politikalarına ve hububat fiyatlarına yönelik çarpıcı itirazları: "Enflasyon Yüzde 32, Ürüne Verilen Artış Yüzde 16" Konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ile piyasa gerçekleri arasındaki çelişkiyi vurgulayan Burak Kuşan, maliyetlerin altında ezildiklerini ifade etti. Yıllık enflasyonun resmi rakamlarla bile yüzde 32 seviyesinde olduğunu hatırlatan Kuşan, şu verileri paylaştı: "TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarında arpaya yaklaşık yüzde 16, buğdaya ise yaklaşık yüzde 22 oranında artış verilmiştir. Buna karşın çiftçinin kullandığı gübre, mazot, tohum, ilaç, işçilik ve enerji maliyetleri geçen yıla göre yüzde 50’nin üzerinde artmıştır. Maliyeti yüzde 50 artan çiftçi, ürününe verilen yüzde 16-22’lik artışla nasıl ayakta kalacaktır?" "Yüksek Rekolte Çiftçinin Suçu Değil, Başarısıdır" Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan "yağışlar iyi gitti, rekolte yüksek, fiyatlar bu yüzden böyle belirlendi" yönündeki açıklamalara da değinen Kuşan, desteklemelerin artırılacağı vaadinin sahada karşılığı olmadığını söyledi. "Çiftçi destek adı altında verilen kaynaklarla ayakta kalmak istemiyor. Çiftçi sadaka istemiyor" diyen Kuşan, yüksek rekoltenin bir ceza gerekçesi yapılamayacağını belirterek, "Eğer yüksek rekolte gerekçe gösterilerek fiyatlar baskılanacaksa, çiftçiye verilen mesaj şudur: ‘Üret ama kazanma.’ Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Çünkü yüksek rekolte çiftçinin suçu değil, başarısıdır. Üretimin fazla olması çiftçinin cezalandırılmasının değil, ödüllendirilmesinin gerekçesi olmalıdır" ifadelerini kullandı. TMO Açıklamasından Sonra Borsada Fiyatlar Çakıldı Fiyat politikasının piyasayı regüle etmek yerine serbest piyasayı da aşağı çektiğini iddia eden Genç Rençberler Sözcüsü, Eskişehir Ticaret Borsası'ndaki güncel durumu şu rakamlarla özetledi: TMO Öncesi Dönem: Buğday 16 TL, arpa 14 TL seviyelerindeydi. TMO Sonrası Dönem: Eskişehir Ticaret Borsasında buğday 13,5 TL’ye, arpa ise 11 TL seviyelerine kadar geriledi. Yaşanan bu düşüşün ardından "Bu fiyatlar kimin lehine çalışmaktadır?" sorusunu yönelten Kuşan, mevcut tablonun üreticiyi değil, sadece sanayiciyi koruduğu yönünde güçlü bir algı yarattığını savundu. Sanayicinin kazanmasına karşı olmadıklarını ancak zincirin ilk halkası olan çiftçi zarar ederken tarımın sürdürülebilir olamayacağını hatırlattı. Hedef Kamu Çalışanları Değil, Fiyat Politikaları Gerçekleştirilen eylemin yereldeki TMO çalışanlarına yönelik olmadığının altını özenle çizen Kuşan, Eskişehir TMO Başmüdürlüğü personeline ve yöneticilerine üretici odaklı, özverili ve çözümcü yaklaşımlarından dolayı teşekkür etti. Tepkilerinin doğrudan sisteme ve politikalara olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Bizim itirazımız sahada görev yapan kamu çalışanlarına değil, çiftçinin beklentilerini karşılamayan fiyat politikalarınadır. Çiftçi artık ayakta kalmakta zorlanıyor, üretirken kazanamıyor ve geleceğini göremiyor. Yetkililere sesleniyoruz: Çiftçinin sesini duyun, maliyetleri görün. Çiftçi bu yıl arpa ve buğday değil, zarar hasat ediyor."

Tekstil Sektöründe İşçiler Açlıkla ve İşsizlikle Sınanıyor! Haber

Tekstil Sektöründe İşçiler Açlıkla ve İşsizlikle Sınanıyor!

TEPAV tarafından yayımlanan Mart 2026 İstihdam İzleme Bülteni, tekstil ve giyim sektöründeki kan kaybını gözler önüne serdi. Sektördeki istihdam kaybı 100 binleri aşarken, Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, işçilerin sefalete mahkum edildiğini belirterek "Artık yeter" çağrısında bulundu. ​Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden olan tekstil ve hazır giyim sektörü, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Mart 2026 itibarıyla Türkiye genelinde sigortalı çalışan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.2 artış gösterse de, tekstil ve imalat sanayi bu büyümeden nasibini alamadı. ​İstihdamda Rekor Düşüş: Giyim ve Tekstilde 100 Bin Kişi İşsiz Kaldı ​TEPAV’ın 163. İstihdam İzleme Bülteni'ne göre, imalat sanayinde istihdam yıllık bazda yüzde 2.4 geriledi. Sektörel bazda en büyük darbe ise giyim ve tekstil alanında yaşandı: ​Giyim eşyası imalatı: 65 bin 866 kişilik istihdam kaybı. ​Tekstil ürünleri imalatı: 36 bin 34 kişilik istihdam kaybı. ​Fabrikasyon metal ürünleri: 15 bin 581 kişilik istihdam kaybı. ​Son 3 yıllık verilere bakıldığında, sektördeki toplam istihdam kaybının 400 bin civarına ulaştığı dikkat çekiyor. Veriler, yalnızca çalışan sayısının azalmadığını, aynı zamanda giyim ve tekstil sektöründe kapanan iş yeri sayısında da ciddi bir artış yaşandığını ortaya koyuyor. ​Ücretler Enflasyonun Altında Kaldı ​Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise ücret artışları oldu. Mart 2026 itibarıyla Türkiye genelinde ücretler ortalama yüzde 40,3 artarken, tekstil ve giyim sektöründeki artış yüzde 29,9’da kalarak TÜİK’in açıkladığı yüzde 30,87’lik yıllık enflasyonun altında ezildi. Bu durum, tekstil işçilerinin alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü gösteriyor. ​"Kriz Bahane, İşçi Haklarına Çökme Şahane" ​Konuya ilişkin sert açıklamalarda bulunan Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, sektördeki daralmanın işverenler tarafından bir "sermaye birikim fırsatı" olarak kullanıldığını vurguladı. Kökoğlu, şunları kaydetti: ​"Tekstil sektörü daralırken ilmiği işçilerin boynuna doluyor. Büyük firmalar krizi bahane ederek işçilerin üzerindeki baskıyı artırıyor, ücretleri baskılıyor. Hak arama veya sendikalaşma girişimleri derhal işten atılma sebebi sayılıyor. Üstelik işten çıkarmalar tazminatsız veya eksik tazminatlarla yapılarak, işçilerin yıllara dayanan kıdem hakları gasp ediliyor." ​Eskişehir’de Tekstil Sektörü: Sendikasızlık ve Kötü Çalışma Koşulları ​Eskişehir özelinde durumu değerlendiren Kökoğlu, Sarar dışındaki tekstil işletmelerinde sendikal örgütlenmenin neredeyse yok denecek kadar az olduğunu belirtti. Sendikalı olan iş yerlerinde bile çalışma koşullarının ağırlığına dikkat çeken Kökoğlu, kıdemli işçi ile yeni işe başlayanlar arasında ücret farkının kalmadığını ve hijyen ile yemek gibi temel insani ihtiyaçların dahi göz ardı edildiğini ifade etti. ​Kadın İstihdamı Büyük Yara Aldı ​Sektörde kadın çalışan oranının yüksek olması, krizin faturasının kadınlara daha ağır ödetilmesine neden oluyor. TEPAV verilerine göre, son bir yılda giyim eşyası imalatında 36 bin 960, tekstil ürünleri imalatında ise 11 bin 241 kadın çalışan işini kaybetti. ​"Kurtuluşumuz Kendi Ellerimizdedir" ​Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, tüm işçi ve emekçileri bu sefalet düzenine karşı birlik olmaya çağırarak sözlerini şu şekilde tamamladı: "Sessiz kalmak, boğazımızdaki ilmiğin her gün biraz daha sıkılması anlamına geliyor. Eskişehirli tüm emekçileri bu zorbalık düzenine karşı 'Artık yeter' demeye ve birleşmeye davet ediyoruz."

Karşılıksız Çek ve Protesto Edilen Senet Tutarı Yükseldi Haber

Karşılıksız Çek ve Protesto Edilen Senet Tutarı Yükseldi

Eskişehir Ticaret Odası tarafından hazırlanan ve her ay üyelerle ve kamuoyu ile paylaşılan Eskişehir Ekonomik Göstergeler Raporu’nun Mayıs 2026 sayısı yayınlandı. Eskişehir Ticaret Odası her ay veriler ve tablolar eşliğinde hazırladığı Eskişehir Ekonomik Göstergeler Raporu’nun Mayıs 2026 sayısını yayınladı. Raporda; döviz kurlarına, TÜFE oranlarına, Yİ-ÜFE oranlarına, aylar bazında toplam ihracat performansına, konut satış sayılarına, açılan ve kapanan firma sayısına, 4A kapsamındaki zorunlu sigorta sayısına, ödenen çeklere, karşılıksız işlem yapılan çeklerin dağılımına, protesto edilen senetlerin dağılımına yer verildi. Yine raporda, Eskişehir’in merkezi yönetim bütçe gelir ve giderleri, İşsizlik oranları, çalışan istatistikleri, Tepebaşı ve Odunpazarı belediyesi tarafından verilen yapı ruhsat sayıları, gelir vergisi faal mükellef sayıları, kurumlar vergisi faal mükellef sayıları, kamu bankalarının ve özel bankaların kredi nakdi dağılımı, toplam işyeri sayısı paylaşıldı. Karşılıksız çek ve protesto edilen senet tutarı yükseldi Raporda, Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, Eskişehir’de 2025 yılının Nisan ayında 137.646.304 TL olan karşılıksız çek işlemi tutarının 2026 yılının aynı ayında %16,89 artarak, 160.890.704 TL’ye yükseldiği gözlemledi. Yine raporda, Eskişehir’de 2025 yılının Mart ayında Mart ayında 38.990.896 TL olan protesto edilen senet tutarının, 2026 yılının aynı döneminde %75,90 artışla 68.585.224 TL’ye yükseldiği görüldü. Konut satışları Eskişehir’de arttı TÜİK verilerine göre Eskişehir’de konut satış sayıları 2025 yılının Nisan ayında 1955 adet iken 2026 yılının Nisan ayında gerçekleşen konut satış sayısının %5,88 artarak, 2070 adet olduğu gözlemlendi. Eskişehir Ekonomik Göstergeler Raporu’nun Mayıs 2026 sayısına ve daha önce yayınlanan tüm raporlara www.etonet.org.tr adresindeki “Hizmetlerimiz” sekmesinden PDF formatında erişilebiliyor.

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı Haber

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı 1. çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, ekonominin yüzde 2,5 oranında büyümesine karşın sanayi sektöründeki yüzde 0,8’lik küçülmenin çok ciddi bir uyarı olduğuna dikkat çekti. Küpeli, kredi musluklarının tamamen kapanmasıyla finansmana erişimde yaşanan büyük sıkıntıların sanayiciyi boğduğunu belirterek, “Üretemeyen, sanayisi küçülen bir büyüme modeli Türkiye’nin geleceği açısından büyük sıkıntılar yaratacaktır” dedi. Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde kaydettiği yüzde 2,5’lik büyüme verisinin alt kalemleri, üretim cephesindeki endişe verici tabloyu gözler önüne serdi. Açıklanan veriler ışığında bir değerlendirme yapan Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, hane halkı tüketiminin yüzde 4,8, bilgi ve iletişim sektörünün yüzde 9,5 büyüdüğü bir ortamda, ekonominin amiral gemisi olan sanayi sektörünün yüzde 0,8, imalat sanayisinin ise yüzde 1,4 oranında daralmasının sürdürülebilir bir durum olmadığını vurguladı. “Bu küçülmenin ayak seslerini aylar öncesinden duyuyorduk” Sanayide yaşanan bu daralmanın bir sürpriz olmadığını ve sahadaki gerilemenin uzun süredir kendini hissettirdiğini belirten Başkan Küpeli, çarpıcı tespitlerde bulundu: "Açıkça ifade etmeliyim ki; sanayideki bu küçülmenin ayak sesleri aylar öncesinden gelmeye başlamıştı. Bizler Organize Sanayi Bölgelerinde, fabrikaların kalbinde yer alan yöneticiler olarak, çarkların yavaşladığını, siparişlerdeki düşüşü ve yatırım iştahındaki derin kaybı aylar öncesinden yetkililere duyurmaya çalışıyorduk. Sanayicilerimizden gelen geri bildirimler, üretimdeki ivme kaybının sert olacağına işaret ediyordu. Dün TÜİK istatistiklerine yansıyan bu eksi büyüme tablosu, sanayicinin aylardır sahada tek başına göğüs germeye çalıştığı darboğazın resmi bir tescilidir." “Kredi muslukları tamamen kapandı, sanayici finansman bulamıyor” Sanayideki gerilemenin kök sebeplerine inildiğinde karşımıza kusursuz bir fırtınanın çıktığını dile getiren Küpeli, özellikle finansmana erişim krizine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün üretim cephesinde yaşanan daralmanın bir numaralı sebebi sanayicinin finansmana erişimde yaşadığı devasa sıkıntıdır. Kredi muslukları kelimenin tam anlamıyla neredeyse tamamen kapanmış durumdadır. Uygulanan sıkı para politikası kapsamında faizlerin geldiği nokta, bırakın yeni yatırımları hayata geçirmeyi, sanayicinin günlük işletme sermayesini dahi çeviremez hale gelmesine yol açmıştır. Krediye ulaşabilen şanslı kesim için ise maliyetler altından kalkılamayacak kadar yüksektir." “Üretim kapasitemizi kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir” Enflasyonla mücadelenin öneminin iş dünyası tarafından da desteklendiğinin altını çizen Nadir Küpeli, uzun süredir sanayicinin sıkıntılarını sürekli dile getirdiklerini, bunu yetkili tüm kesimlere ve ilgili makamlara aktardıklarını belirterek, uyarısını şu sözlerle noktaladı: "Bizler, ülkemizin makroekonomik istikrarı ve enflasyonla mücadelesi için atılan adımların ne denli hayati olduğunun farkındayız ve bu süreci destekliyoruz. Ancak, enflasyonla mücadele edilirken ekonominin ana direği olan üretim kapasitesi yıkıma uğratılmamalıdır. Üretim ekonomisi zayıflayan, sadece tüketerek ve hizmet sektörleriyle büyüyen bir yapının kalıcı refah getirmesi imkansızdır. Sanayideki bu daralma, önlem alınmazsa yarın karşımıza istihdam kayıpları ve kapanan fabrikalar olarak çıkacaktır. Türkiye’nin geleceği, ihracat pazarlarında ayakta kalabilen, teknoloji üreten ve katma değer yaratan güçlü bir sanayiden geçmektedir. İvedilikle reel sektörün sesine kulak verilmeli, üretim ve yatırım yapacak sanayicimiz için kredi kanalları kontrollü bir şekilde yeniden açılmalı ve sanayiyi destekleyen yapısal reformlar hayata geçirilmelidir. Enflasyonla mücadele sadece para politikasında sıkılaşma ile olamaz, enflasyonla en etkili mücadele yöntemi sanayide, her ürünü daha fazla üretmekten ve ihracattan geçer. Sanayici hammadde alamaz, Elektrik, Gaz vs. gibi ödemeleri yapamaz ise üretim düşer, üretim düşünce enflasyon maalesef düşmüyor. Bankaların kredi kısıtlamasından ve büyümesinden üretim amaçlı taleplerin hariç tutulması gerekir. Ancak uygulanan bu ekonomik model sanayimizin rekabet gücünü, ciddi ölçüde kaybettiriyor. Üretim gücümüz hızla eriyor ve o yüzden enflasyonla mücadele de istenen sonuçlara bir türlü ulaşılamıyor."

İYİ Parti’den TÜİK’e "TÜİKYO"lu Gönderme Haber

İYİ Parti’den TÜİK’e "TÜİKYO"lu Gönderme

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, haftalık basın açıklamasında TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini ve artan akaryakıt fiyatlarını sert bir dille eleştirdi. "TÜİKYO" karakteriyle enflasyon rakamlarına dikkat çeken Yer, "Maaşlar resmi veriyle artırılıyor, hayat gerçek enflasyonla pahalılaşıyor" dedi. ​"İstatistik Bilimi Pusulasını Şaşırdı" ​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Teşkilatı binasında gerçekleştirilen basın açıklamasında Başkan Gürol Yer, 3 Nisan’da açıklanan enflasyon verilerinin halkın gerçekleriyle bağdaşmadığını vurguladı. TÜİK’in yasal sınırların dışına çıktığını iddia eden Yer, "Gerçekleşen değil, istenilen rakamlar ortaya konuluyor" ifadelerini kullandı. ​Akaryakıt Fiyatları ve Enflasyon Çelişkisi ​Başkan Gürol Yer, Ocak ayından bu yana akaryakıt fiyatlarındaki devasa artış ile TÜİK verileri arasındaki uçurumu şu rakamlarla gözler önüne serdi: ​Ocak 2026: Motorin 53 TL – Enflasyon %4.84 ​Şubat 2026: Motorin 57 TL – Enflasyon %2.96 ​Mart 2026: Motorin 60 TL – Enflasyon %1.94 ​Nisan başı: Motorin 80 TL ​Yer, "Savaş psikolojisinin piyasaları uçurduğu bir ortamda akademik tespitler yıllık enflasyonu %54,62 olarak ölçerken, TÜİK ne hikmetse %30,60 çıkarıyor. İstatistik bilimi TÜİK sayesinde adeta yeniden yazılacak duruma geldi" dedi. ​"TÜİKYO" Karakteriyle Sert Eleştiri ​Açıklamasında Pinokyo karakterine atıfta bulunarak "TÜİKYO" ismini verdiği bir figürü gündeme taşıyan Yer, "Yalan söyledikçe burnu uzayan bu karakterin akrabası bugün aramızda. 'Emir böyle ne diyeyim, idare edin' diyor. Ancak bu rakamların gerçek hayatta hiçbir karşılığı yok" şeklinde konuştu. ​"Külfeti Vatandaş, Nimeti Mutlu Azınlık Paylaşıyor" ​Hayat pahalılığının bedelini sadece dar gelirli vatandaşın ödediğini belirten Gürol Yer, vergi adaletsizliğine şu sözlerle dikkat çekti: ​"80 TL olan yakıtın %40 vergisini vatandaş ödesin, elektrikteki kayıp-kaçağı vatandaş ödesin, bütçeyi trafik cezalarıyla vatandaş doldursun... Yeter artık! Biraz da pırlantası olanlar, yatı-katı olanlar, 4-5 maaş alan mutlu azınlığınız ödesin. Vatandaşın ödeyecek bir şeyi kalmadı." ​"Sandık Günü Hesap Sorulacak" ​Halkın artık "pembe hayallere" inanmadığını ifade eden İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı, seçim sandığını işaret ederek konuşmasını şöyle noktaladı: "Neyi gizlerseniz gizleyin, insanların yeter artık diyeceği gün gelecek. Bu devran böyle gitmez. Külfette olan insanımız nimette de hak sahibidir. Sorumlular sandıkta mutlaka hesap verecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.