SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tüi̇k

Porsuk Haber Ajansı - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Emekliye Yüzde Yüz Zam Verilse Bile  Açlık Sınırının Altında Kalacak Haber

Emekliye Yüzde Yüz Zam Verilse Bile Açlık Sınırının Altında Kalacak

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, sosyal güvenlik sisteminin temel işlevini yitirdiğini ve emeklilerin günümüzde derin bir geçim kriziyle karşı karşıya kaldığını belirterek, hükümete acil çözüm çağrısında bulundu. TÜED Eskişehir Şube Başkanı Dilbaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Sosyal güvenlik, bireylerin olumsuz durumlarda gelir kaybı ve gider artışlarına karşı korunmasını sağlayan bir sistemdir. Sosyal güvenlik, bireylerin temel haklarını güvence altına almayı taahhüt eder ve hastalık, hamilelik, iş kazası gibi durumlarda kamu tedbirleri ile destek sağlar. Bu sistem, bireylerin başkalarının yardımına ihtiyaç duymaksızın geçimlerini sağlamalarına yardımcı olur. Sosyal güvenlik, yoksulluğu ve işsizliği önlemeye yönelik bir dizi önlemler içerir. İhtiyaç sahiplerine maddi destek verilerek temel ihtiyaçlarını karşılaması hedeflenir. Devletin temel organlarından biri olan sosyal güvenlik eşitsizliği ortadan kaldırır ve hak mahrumiyetlerinin önüne geçer. Günümüzde sosyal güvenlik sistemi güvenirliğini yitirmiş, mağduriyetleri ortadan kaldırmak yerine mağduriyetler yaratmış, pirim gün sayısı ve yaşa göre ödeme yapmak yerine herkesi en alt seviyede birleştirme hatta ücret ödememe yönüne doğru ilerlemektedir. Karma maaş hesaplama sistemi ile maaşları en aza indirgenmiş kök maaş denilen garip bir düzen oluşmuştur. Bu maaşlar öylesine düşük hale getirilmiş ve sonradan açıklama yapılarak devlet desteği adı altında yeni yasal düzenleme yapılarak tekrar yükseltilmektedir Emeklilerin yarısından fazlası en düşük emekli aylığı alır hale getirilmiştir. Maaşların artışı TÜİK verilerine bağlanmış, ne yazık ki TÜİK güvenilirlikten uzaklaşmıştır. Verileri gerçeklerle uyuşmamaktadır. Gelinen son nokta Temmuz ilk haftasında enflasyonun 6. Ayı açıklanacak ve milyonlarca insan bu fark ile yaşam mücadelesinin şeklini belirleyecek. Biraz önce açıklamıştık Sosyal Güvenlik Sistemi Bireylerin haklarını güvence altına almak insanların ihtiyaçlarını yardıma ihtiyaç duymaksızın sağlamaktır. Kiramızı, giderlerimizi, ihtiyaçlarımızı karşılayamamak değildir. Sistemleri, Yasaları, Hukuku yok ederek refah elde edilmez. Emekliye ek zam verilecek mi? Refahtan pay verilecek mi? Konuşulan konu bu. Artık ne yapılırsa yapılsın, %100 bile zam verilse açlık sınırının altında kalacaktır. Emekli, Çalışan, Memur, çiftçi mutsuz ve umutsuz. Emekliler yaşamlarını sürdürmek için ikinci bir iş yapmak zorunda kalıyor. Bu gün en belirgin çalışma yerleri Pazarlardaki tezgahlar. Pazarlardaki tezgahlar yaşlı emeklilerle dolu. Gençler azınlıkta. Siyasiler bizi yönetenler başka dünyadalar. Çözüm üretmiyor kendi geleceklerini düşünüyorlar. Bizim bekleyecek halimiz kalmadı. Acil çözüm bekliyoruz. Açıklanacak enflasyon farkını tahmin etmek zor değil 1,5 hadi 2 diyelim. Toplamda 17,5-18 enflasyon farkı emeklinin sonu olur. Emekli çözümü; sistemin değişmesi eski yasasının geri kazanılması ve Kayıplarının geri verilmesinde arıyor. Kaybedecek zamanımız yok. Hemen çözüm."

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor! Haber

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor!

Eskişehirli Genç Rençberler Sözcüsü Burak Kuşan, TMO tarafından açıklanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, artan maliyetler karşısında çiftçinin cezalandırıldığını belirtti. Kuşan, "Çiftçi sadaka değil, emeğinin gerçek değerini istiyor" dedi. Eskişehir’de bir araya gelen genç çiftçiler, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan arpa ve buğday alım fiyatlarına karşı kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. Eskişehirli Genç Rençberler adına konuşan Sözcü Burak Kuşan, tarımdaki yüksek maliyet artışları ile açıklanan düşük fiyatlar arasındaki uçuruma dikkat çekerek, izlenen politikaların üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini savundu. İşte Eskişehirli üreticilerin tarım politikalarına ve hububat fiyatlarına yönelik çarpıcı itirazları: "Enflasyon Yüzde 32, Ürüne Verilen Artış Yüzde 16" Konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ile piyasa gerçekleri arasındaki çelişkiyi vurgulayan Burak Kuşan, maliyetlerin altında ezildiklerini ifade etti. Yıllık enflasyonun resmi rakamlarla bile yüzde 32 seviyesinde olduğunu hatırlatan Kuşan, şu verileri paylaştı: "TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarında arpaya yaklaşık yüzde 16, buğdaya ise yaklaşık yüzde 22 oranında artış verilmiştir. Buna karşın çiftçinin kullandığı gübre, mazot, tohum, ilaç, işçilik ve enerji maliyetleri geçen yıla göre yüzde 50’nin üzerinde artmıştır. Maliyeti yüzde 50 artan çiftçi, ürününe verilen yüzde 16-22’lik artışla nasıl ayakta kalacaktır?" "Yüksek Rekolte Çiftçinin Suçu Değil, Başarısıdır" Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan "yağışlar iyi gitti, rekolte yüksek, fiyatlar bu yüzden böyle belirlendi" yönündeki açıklamalara da değinen Kuşan, desteklemelerin artırılacağı vaadinin sahada karşılığı olmadığını söyledi. "Çiftçi destek adı altında verilen kaynaklarla ayakta kalmak istemiyor. Çiftçi sadaka istemiyor" diyen Kuşan, yüksek rekoltenin bir ceza gerekçesi yapılamayacağını belirterek, "Eğer yüksek rekolte gerekçe gösterilerek fiyatlar baskılanacaksa, çiftçiye verilen mesaj şudur: ‘Üret ama kazanma.’ Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Çünkü yüksek rekolte çiftçinin suçu değil, başarısıdır. Üretimin fazla olması çiftçinin cezalandırılmasının değil, ödüllendirilmesinin gerekçesi olmalıdır" ifadelerini kullandı. TMO Açıklamasından Sonra Borsada Fiyatlar Çakıldı Fiyat politikasının piyasayı regüle etmek yerine serbest piyasayı da aşağı çektiğini iddia eden Genç Rençberler Sözcüsü, Eskişehir Ticaret Borsası'ndaki güncel durumu şu rakamlarla özetledi: TMO Öncesi Dönem: Buğday 16 TL, arpa 14 TL seviyelerindeydi. TMO Sonrası Dönem: Eskişehir Ticaret Borsasında buğday 13,5 TL’ye, arpa ise 11 TL seviyelerine kadar geriledi. Yaşanan bu düşüşün ardından "Bu fiyatlar kimin lehine çalışmaktadır?" sorusunu yönelten Kuşan, mevcut tablonun üreticiyi değil, sadece sanayiciyi koruduğu yönünde güçlü bir algı yarattığını savundu. Sanayicinin kazanmasına karşı olmadıklarını ancak zincirin ilk halkası olan çiftçi zarar ederken tarımın sürdürülebilir olamayacağını hatırlattı. Hedef Kamu Çalışanları Değil, Fiyat Politikaları Gerçekleştirilen eylemin yereldeki TMO çalışanlarına yönelik olmadığının altını özenle çizen Kuşan, Eskişehir TMO Başmüdürlüğü personeline ve yöneticilerine üretici odaklı, özverili ve çözümcü yaklaşımlarından dolayı teşekkür etti. Tepkilerinin doğrudan sisteme ve politikalara olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Bizim itirazımız sahada görev yapan kamu çalışanlarına değil, çiftçinin beklentilerini karşılamayan fiyat politikalarınadır. Çiftçi artık ayakta kalmakta zorlanıyor, üretirken kazanamıyor ve geleceğini göremiyor. Yetkililere sesleniyoruz: Çiftçinin sesini duyun, maliyetleri görün. Çiftçi bu yıl arpa ve buğday değil, zarar hasat ediyor."

Tekstil Sektöründe İşçiler Açlıkla ve İşsizlikle Sınanıyor! Haber

Tekstil Sektöründe İşçiler Açlıkla ve İşsizlikle Sınanıyor!

TEPAV tarafından yayımlanan Mart 2026 İstihdam İzleme Bülteni, tekstil ve giyim sektöründeki kan kaybını gözler önüne serdi. Sektördeki istihdam kaybı 100 binleri aşarken, Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, işçilerin sefalete mahkum edildiğini belirterek "Artık yeter" çağrısında bulundu. ​Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden olan tekstil ve hazır giyim sektörü, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Mart 2026 itibarıyla Türkiye genelinde sigortalı çalışan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.2 artış gösterse de, tekstil ve imalat sanayi bu büyümeden nasibini alamadı. ​İstihdamda Rekor Düşüş: Giyim ve Tekstilde 100 Bin Kişi İşsiz Kaldı ​TEPAV’ın 163. İstihdam İzleme Bülteni'ne göre, imalat sanayinde istihdam yıllık bazda yüzde 2.4 geriledi. Sektörel bazda en büyük darbe ise giyim ve tekstil alanında yaşandı: ​Giyim eşyası imalatı: 65 bin 866 kişilik istihdam kaybı. ​Tekstil ürünleri imalatı: 36 bin 34 kişilik istihdam kaybı. ​Fabrikasyon metal ürünleri: 15 bin 581 kişilik istihdam kaybı. ​Son 3 yıllık verilere bakıldığında, sektördeki toplam istihdam kaybının 400 bin civarına ulaştığı dikkat çekiyor. Veriler, yalnızca çalışan sayısının azalmadığını, aynı zamanda giyim ve tekstil sektöründe kapanan iş yeri sayısında da ciddi bir artış yaşandığını ortaya koyuyor. ​Ücretler Enflasyonun Altında Kaldı ​Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise ücret artışları oldu. Mart 2026 itibarıyla Türkiye genelinde ücretler ortalama yüzde 40,3 artarken, tekstil ve giyim sektöründeki artış yüzde 29,9’da kalarak TÜİK’in açıkladığı yüzde 30,87’lik yıllık enflasyonun altında ezildi. Bu durum, tekstil işçilerinin alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü gösteriyor. ​"Kriz Bahane, İşçi Haklarına Çökme Şahane" ​Konuya ilişkin sert açıklamalarda bulunan Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, sektördeki daralmanın işverenler tarafından bir "sermaye birikim fırsatı" olarak kullanıldığını vurguladı. Kökoğlu, şunları kaydetti: ​"Tekstil sektörü daralırken ilmiği işçilerin boynuna doluyor. Büyük firmalar krizi bahane ederek işçilerin üzerindeki baskıyı artırıyor, ücretleri baskılıyor. Hak arama veya sendikalaşma girişimleri derhal işten atılma sebebi sayılıyor. Üstelik işten çıkarmalar tazminatsız veya eksik tazminatlarla yapılarak, işçilerin yıllara dayanan kıdem hakları gasp ediliyor." ​Eskişehir’de Tekstil Sektörü: Sendikasızlık ve Kötü Çalışma Koşulları ​Eskişehir özelinde durumu değerlendiren Kökoğlu, Sarar dışındaki tekstil işletmelerinde sendikal örgütlenmenin neredeyse yok denecek kadar az olduğunu belirtti. Sendikalı olan iş yerlerinde bile çalışma koşullarının ağırlığına dikkat çeken Kökoğlu, kıdemli işçi ile yeni işe başlayanlar arasında ücret farkının kalmadığını ve hijyen ile yemek gibi temel insani ihtiyaçların dahi göz ardı edildiğini ifade etti. ​Kadın İstihdamı Büyük Yara Aldı ​Sektörde kadın çalışan oranının yüksek olması, krizin faturasının kadınlara daha ağır ödetilmesine neden oluyor. TEPAV verilerine göre, son bir yılda giyim eşyası imalatında 36 bin 960, tekstil ürünleri imalatında ise 11 bin 241 kadın çalışan işini kaybetti. ​"Kurtuluşumuz Kendi Ellerimizdedir" ​Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, tüm işçi ve emekçileri bu sefalet düzenine karşı birlik olmaya çağırarak sözlerini şu şekilde tamamladı: "Sessiz kalmak, boğazımızdaki ilmiğin her gün biraz daha sıkılması anlamına geliyor. Eskişehirli tüm emekçileri bu zorbalık düzenine karşı 'Artık yeter' demeye ve birleşmeye davet ediyoruz."

Karşılıksız Çek ve Protesto Edilen Senet Tutarı Yükseldi Haber

Karşılıksız Çek ve Protesto Edilen Senet Tutarı Yükseldi

Eskişehir Ticaret Odası tarafından hazırlanan ve her ay üyelerle ve kamuoyu ile paylaşılan Eskişehir Ekonomik Göstergeler Raporu’nun Mayıs 2026 sayısı yayınlandı. Eskişehir Ticaret Odası her ay veriler ve tablolar eşliğinde hazırladığı Eskişehir Ekonomik Göstergeler Raporu’nun Mayıs 2026 sayısını yayınladı. Raporda; döviz kurlarına, TÜFE oranlarına, Yİ-ÜFE oranlarına, aylar bazında toplam ihracat performansına, konut satış sayılarına, açılan ve kapanan firma sayısına, 4A kapsamındaki zorunlu sigorta sayısına, ödenen çeklere, karşılıksız işlem yapılan çeklerin dağılımına, protesto edilen senetlerin dağılımına yer verildi. Yine raporda, Eskişehir’in merkezi yönetim bütçe gelir ve giderleri, İşsizlik oranları, çalışan istatistikleri, Tepebaşı ve Odunpazarı belediyesi tarafından verilen yapı ruhsat sayıları, gelir vergisi faal mükellef sayıları, kurumlar vergisi faal mükellef sayıları, kamu bankalarının ve özel bankaların kredi nakdi dağılımı, toplam işyeri sayısı paylaşıldı. Karşılıksız çek ve protesto edilen senet tutarı yükseldi Raporda, Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, Eskişehir’de 2025 yılının Nisan ayında 137.646.304 TL olan karşılıksız çek işlemi tutarının 2026 yılının aynı ayında %16,89 artarak, 160.890.704 TL’ye yükseldiği gözlemledi. Yine raporda, Eskişehir’de 2025 yılının Mart ayında Mart ayında 38.990.896 TL olan protesto edilen senet tutarının, 2026 yılının aynı döneminde %75,90 artışla 68.585.224 TL’ye yükseldiği görüldü. Konut satışları Eskişehir’de arttı TÜİK verilerine göre Eskişehir’de konut satış sayıları 2025 yılının Nisan ayında 1955 adet iken 2026 yılının Nisan ayında gerçekleşen konut satış sayısının %5,88 artarak, 2070 adet olduğu gözlemlendi. Eskişehir Ekonomik Göstergeler Raporu’nun Mayıs 2026 sayısına ve daha önce yayınlanan tüm raporlara www.etonet.org.tr adresindeki “Hizmetlerimiz” sekmesinden PDF formatında erişilebiliyor.

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı Haber

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı 1. çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, ekonominin yüzde 2,5 oranında büyümesine karşın sanayi sektöründeki yüzde 0,8’lik küçülmenin çok ciddi bir uyarı olduğuna dikkat çekti. Küpeli, kredi musluklarının tamamen kapanmasıyla finansmana erişimde yaşanan büyük sıkıntıların sanayiciyi boğduğunu belirterek, “Üretemeyen, sanayisi küçülen bir büyüme modeli Türkiye’nin geleceği açısından büyük sıkıntılar yaratacaktır” dedi. Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde kaydettiği yüzde 2,5’lik büyüme verisinin alt kalemleri, üretim cephesindeki endişe verici tabloyu gözler önüne serdi. Açıklanan veriler ışığında bir değerlendirme yapan Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, hane halkı tüketiminin yüzde 4,8, bilgi ve iletişim sektörünün yüzde 9,5 büyüdüğü bir ortamda, ekonominin amiral gemisi olan sanayi sektörünün yüzde 0,8, imalat sanayisinin ise yüzde 1,4 oranında daralmasının sürdürülebilir bir durum olmadığını vurguladı. “Bu küçülmenin ayak seslerini aylar öncesinden duyuyorduk” Sanayide yaşanan bu daralmanın bir sürpriz olmadığını ve sahadaki gerilemenin uzun süredir kendini hissettirdiğini belirten Başkan Küpeli, çarpıcı tespitlerde bulundu: "Açıkça ifade etmeliyim ki; sanayideki bu küçülmenin ayak sesleri aylar öncesinden gelmeye başlamıştı. Bizler Organize Sanayi Bölgelerinde, fabrikaların kalbinde yer alan yöneticiler olarak, çarkların yavaşladığını, siparişlerdeki düşüşü ve yatırım iştahındaki derin kaybı aylar öncesinden yetkililere duyurmaya çalışıyorduk. Sanayicilerimizden gelen geri bildirimler, üretimdeki ivme kaybının sert olacağına işaret ediyordu. Dün TÜİK istatistiklerine yansıyan bu eksi büyüme tablosu, sanayicinin aylardır sahada tek başına göğüs germeye çalıştığı darboğazın resmi bir tescilidir." “Kredi muslukları tamamen kapandı, sanayici finansman bulamıyor” Sanayideki gerilemenin kök sebeplerine inildiğinde karşımıza kusursuz bir fırtınanın çıktığını dile getiren Küpeli, özellikle finansmana erişim krizine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün üretim cephesinde yaşanan daralmanın bir numaralı sebebi sanayicinin finansmana erişimde yaşadığı devasa sıkıntıdır. Kredi muslukları kelimenin tam anlamıyla neredeyse tamamen kapanmış durumdadır. Uygulanan sıkı para politikası kapsamında faizlerin geldiği nokta, bırakın yeni yatırımları hayata geçirmeyi, sanayicinin günlük işletme sermayesini dahi çeviremez hale gelmesine yol açmıştır. Krediye ulaşabilen şanslı kesim için ise maliyetler altından kalkılamayacak kadar yüksektir." “Üretim kapasitemizi kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir” Enflasyonla mücadelenin öneminin iş dünyası tarafından da desteklendiğinin altını çizen Nadir Küpeli, uzun süredir sanayicinin sıkıntılarını sürekli dile getirdiklerini, bunu yetkili tüm kesimlere ve ilgili makamlara aktardıklarını belirterek, uyarısını şu sözlerle noktaladı: "Bizler, ülkemizin makroekonomik istikrarı ve enflasyonla mücadelesi için atılan adımların ne denli hayati olduğunun farkındayız ve bu süreci destekliyoruz. Ancak, enflasyonla mücadele edilirken ekonominin ana direği olan üretim kapasitesi yıkıma uğratılmamalıdır. Üretim ekonomisi zayıflayan, sadece tüketerek ve hizmet sektörleriyle büyüyen bir yapının kalıcı refah getirmesi imkansızdır. Sanayideki bu daralma, önlem alınmazsa yarın karşımıza istihdam kayıpları ve kapanan fabrikalar olarak çıkacaktır. Türkiye’nin geleceği, ihracat pazarlarında ayakta kalabilen, teknoloji üreten ve katma değer yaratan güçlü bir sanayiden geçmektedir. İvedilikle reel sektörün sesine kulak verilmeli, üretim ve yatırım yapacak sanayicimiz için kredi kanalları kontrollü bir şekilde yeniden açılmalı ve sanayiyi destekleyen yapısal reformlar hayata geçirilmelidir. Enflasyonla mücadele sadece para politikasında sıkılaşma ile olamaz, enflasyonla en etkili mücadele yöntemi sanayide, her ürünü daha fazla üretmekten ve ihracattan geçer. Sanayici hammadde alamaz, Elektrik, Gaz vs. gibi ödemeleri yapamaz ise üretim düşer, üretim düşünce enflasyon maalesef düşmüyor. Bankaların kredi kısıtlamasından ve büyümesinden üretim amaçlı taleplerin hariç tutulması gerekir. Ancak uygulanan bu ekonomik model sanayimizin rekabet gücünü, ciddi ölçüde kaybettiriyor. Üretim gücümüz hızla eriyor ve o yüzden enflasyonla mücadele de istenen sonuçlara bir türlü ulaşılamıyor."

İYİ Parti’den TÜİK’e "TÜİKYO"lu Gönderme Haber

İYİ Parti’den TÜİK’e "TÜİKYO"lu Gönderme

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, haftalık basın açıklamasında TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini ve artan akaryakıt fiyatlarını sert bir dille eleştirdi. "TÜİKYO" karakteriyle enflasyon rakamlarına dikkat çeken Yer, "Maaşlar resmi veriyle artırılıyor, hayat gerçek enflasyonla pahalılaşıyor" dedi. ​"İstatistik Bilimi Pusulasını Şaşırdı" ​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Teşkilatı binasında gerçekleştirilen basın açıklamasında Başkan Gürol Yer, 3 Nisan’da açıklanan enflasyon verilerinin halkın gerçekleriyle bağdaşmadığını vurguladı. TÜİK’in yasal sınırların dışına çıktığını iddia eden Yer, "Gerçekleşen değil, istenilen rakamlar ortaya konuluyor" ifadelerini kullandı. ​Akaryakıt Fiyatları ve Enflasyon Çelişkisi ​Başkan Gürol Yer, Ocak ayından bu yana akaryakıt fiyatlarındaki devasa artış ile TÜİK verileri arasındaki uçurumu şu rakamlarla gözler önüne serdi: ​Ocak 2026: Motorin 53 TL – Enflasyon %4.84 ​Şubat 2026: Motorin 57 TL – Enflasyon %2.96 ​Mart 2026: Motorin 60 TL – Enflasyon %1.94 ​Nisan başı: Motorin 80 TL ​Yer, "Savaş psikolojisinin piyasaları uçurduğu bir ortamda akademik tespitler yıllık enflasyonu %54,62 olarak ölçerken, TÜİK ne hikmetse %30,60 çıkarıyor. İstatistik bilimi TÜİK sayesinde adeta yeniden yazılacak duruma geldi" dedi. ​"TÜİKYO" Karakteriyle Sert Eleştiri ​Açıklamasında Pinokyo karakterine atıfta bulunarak "TÜİKYO" ismini verdiği bir figürü gündeme taşıyan Yer, "Yalan söyledikçe burnu uzayan bu karakterin akrabası bugün aramızda. 'Emir böyle ne diyeyim, idare edin' diyor. Ancak bu rakamların gerçek hayatta hiçbir karşılığı yok" şeklinde konuştu. ​"Külfeti Vatandaş, Nimeti Mutlu Azınlık Paylaşıyor" ​Hayat pahalılığının bedelini sadece dar gelirli vatandaşın ödediğini belirten Gürol Yer, vergi adaletsizliğine şu sözlerle dikkat çekti: ​"80 TL olan yakıtın %40 vergisini vatandaş ödesin, elektrikteki kayıp-kaçağı vatandaş ödesin, bütçeyi trafik cezalarıyla vatandaş doldursun... Yeter artık! Biraz da pırlantası olanlar, yatı-katı olanlar, 4-5 maaş alan mutlu azınlığınız ödesin. Vatandaşın ödeyecek bir şeyi kalmadı." ​"Sandık Günü Hesap Sorulacak" ​Halkın artık "pembe hayallere" inanmadığını ifade eden İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı, seçim sandığını işaret ederek konuşmasını şöyle noktaladı: "Neyi gizlerseniz gizleyin, insanların yeter artık diyeceği gün gelecek. Bu devran böyle gitmez. Külfette olan insanımız nimette de hak sahibidir. Sorumlular sandıkta mutlaka hesap verecektir."

CHP'li Kış: ''Savaşın Etkisi Marttan İtibaren Hissedilecek'' Haber

CHP'li Kış: ''Savaşın Etkisi Marttan İtibaren Hissedilecek''

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, son açıklanan enflasyon verilerini ve küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkisini değerlendirerek, enflasyonun yeniden yükseliş eğilimine girdiğini ve önümüzdeki aylarda bu artışın daha da hızlanabileceğini söyledi. Kış, özellikle gıda fiyatlarındaki sert artışın vatandaşın mutfağını doğrudan vurduğunu belirtti. Şubat ayı verilerine göre enflasyonun farklı kurumların hesaplamalarında da yükseldiğine dikkat çeken Kış, TÜİK’e göre yüzde 2,96, İstanbul Ticaret Odası’na göre yüzde 3,85 ve ENAG’a göre yüzde 4,01 olarak gerçekleştiğini hatırlattı. Yılın ilk iki ayında enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 7,95, İTO’ya göre yüzde 8,59 ve ENAG’a göre yüzde 10,58 seviyesine çıktığını belirten Kış, yıllık enflasyonun da bütün endekslerde yükseldiğini söyledi. Şubat sonu itibarıyla yıllık enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 31,53, İTO’ya göre yüzde 37,88 ve ENAG’a göre yüzde 54,14seviyesine ulaştığını belirten Kış, “Hangi veriye bakarsanız bakın tablo aynı: Enflasyon yeniden yükseliyor” dedi. “Daha yılın başında hedefin yarısına gelindi” İktidarın ve Merkez Bankası’nın 2026 yılı için yüzde 16 enflasyon hedefi koyduğunu hatırlatan Kış, ilk iki ayda yaşanan yüzde 7,95’lik artışın hedefin neredeyse yarısına ulaştığını söyledi. “Bu hedefin gerçekleşebilmesi için yılın geri kalan 10 ayında aylık enflasyonun ortalama yüzde 0,8’in altında kalması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarında bunun gerçekleşmesi neredeyse imkânsızdır” diyen Kış, enflasyonla mücadelede gerçekçi bir program olmadığını savundu. “Savaşın etkisi marttan itibaren hissedilecek” Ocak ve şubat aylarındaki enflasyonun büyük ölçüde Türkiye’nin iç ekonomik dinamiklerinden kaynaklandığını belirten Kış, mart ayından itibaren küresel gelişmelerin de fiyatları yukarı çekeceğini söyledi. Ham petrol fiyatlarının kısa sürede 60 dolardan 103 dolara çıkarak yüzde 70’ten fazla arttığını, doğalgaz fiyatlarında ise yüzde 80’e yakın artış yaşandığını belirten Kış, savaşın uzun sürmesi halinde petrol fiyatlarının 200 dolara kadar çıkabileceğiyönünde tahminler yapıldığını söyledi. Kış, iktidarın akaryakıt zamlarını ÖTV indirimleriyle sınırlamaya çalıştığını ancak bu politikanın sürdürülebilir olmadığını belirterek, “ÖTV indirilecek alan kalmadığında zamlar kaçınılmaz hale gelecek. Bu da tarımdan sanayiye kadar bütün sektörlerde maliyet patlaması anlamına geliyor” dedi. “Emeklinin ve çalışanın maaşı iki ayda eridi” Yüksek enflasyonun sabit gelirli kesimleri hızla yoksullaştırdığını belirten Kış, yıl başında yapılan maaş artışlarının daha ilk iki ayda büyük ölçüde eridiğini söyledi. 2026 yılı başında işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19 zam yapıldığını hatırlatan Kış, “Ocak ve şubat aylarında gerçekleşen yüzde 7,95’lik enflasyon, bu zammın yüzde 61’ini daha şimdiden eritti” dedi. En düşük 20 bin liralık emekli maaşının yaklaşık 1.595 lirasının iki ay içinde eridiğini belirten Kış, memurlar için de benzer bir tablo olduğunu ifade etti. “En düşük 61 bin 890 liralık memur maaşının 4 bin 920 lirası sadece iki ayda eridi. 28 bin 75 liralık asgari ücretin ise 2 bin 232 lirası enflasyon karşısında yok oldu” diyen Kış, maaşların enflasyona yetişemediğini söyledi. “Gıda fiyatları kontrolden çıktı” Kış, en çarpıcı artışın gıda fiyatlarında yaşandığını belirterek TÜİK verilerine göre ocak ayında gıda fiyatlarının yüzde 6,59, şubat ayında ise yüzde 6,89 arttığını söyledi. “Sadece iki ayda gıda fiyatları yüzde 13,93 arttı. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 36,44 seviyesine çıktı” diyen Kış, Türkiye’nin bu oranla dünyada İran’dan sonra ikinci sırada yer aldığını ifade etti. Şubat ayında özellikle temel gıda ürünlerinde yaşanan artışların dikkat çekici olduğunu belirten Kış, şu örnekleri verdi: • Domates, biber ve salatalık gibi sebzelerin fiyatı aylık yüzde 33, yıllık yüzde 88arttı. • Taze baklagillerin fiyatı aylık yüzde 21,6, yıllık yüzde 155 arttı. • Tereyağı fiyatı aylık yüzde 16,4, yıllık yüzde 38,2 arttı. • Süt fiyatları aylık yüzde 15,4, yıllık yüzde 34 arttı. • Yoğurt fiyatları aylık yüzde 14,9, yıllık yüzde 30 arttı. • Portakal ve mandalina fiyatları aylık yüzde 12,8, yıllık yüzde 57 arttı. • Peynir fiyatı aylık yüzde 10,4, yıllık yüzde 27 arttı. “Dünyada gıda ucuzluyor, Türkiye’de pahalanıyor” CHP’li Kış, FAO verilerine göre dünyada gıda fiyatlarının son bir yılda yüzde 1 azaldığını, Türkiye’de ise aynı dönemde hızla arttığını vurguladı. “Dünya gıda fiyatları düşerken Türkiye’de artıyorsa bunun nedeni küresel kriz değil, yanlış ekonomi politikalarıdır” diyen Kış, vatandaşın mutfağındaki krizin giderek derinleştiğini söyledi. Kış açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Enflasyon artık sadece bir ekonomik veri değil, vatandaşın günlük hayatının en ağır gerçeği haline geldi. Mutfakta yangın var. İktidar ise hâlâ bu yangını görmezden geliyor.”

Kadınlar Sistemli Bir Yoksulluk ve Şiddet Sarmalında Haber

Kadınlar Sistemli Bir Yoksulluk ve Şiddet Sarmalında

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde Türkiye’deki kadınların durumunu gözler önüne seren kapsamlı bir rapor yayınladı. CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle hazırladığı “Eşitlik Yoksa Adalet de Yok” başlıklı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, özellikle son yıllarda kadınların hayat ve emek mücadelesiyle ilgili başlıklarıyla öne çıkıyor. CİNAYETLER 17 YILDA 6 KAT ARTTI! Raporda yer alan verilere göre, 2008 yılında çift haneli rakamlarda olan kadın cinayetleri, 2025 yılına gelindiğinde 450’nin üzerine çıkarak yaklaşık 6 katlık bir artış gösterdi. Dinçer, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ve 6284 Sayılı Kanun’un esnetilmesinin failleri cesaretlendirdiğini vurgulayarak; “Bu tablo bir doğa olayı değil, bir politika tercihinin sonucudur. Yasayı uygulamamak, cinayete ortak olmaktır” dedi. İSTİHDAMDA DEV UÇURUM Ekonomik şiddet ve yoksulluk başlığında güncel verilere dikkat çeken Dinçer, TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın 2025” verilerine göre geçtiğimiz yıl itibarıyla kadınların iş gücüne katılımındaki adaletsizliği şu sözlerle özetledi: “Bir önceki yıl erkeklerin istihdam oranı %66,9 iken kadınlarda bu oran %32,5’te kalmıştır. Yani Türkiye’de her 3 kadından sadece 1’i iş hayatında yer bulabilmektedir. Kadınlar sadece işsizlikle değil, aynı zamanda ev içi ‘görünmeyen emek’ ve düşük ücretli güvencesiz işlerle sömürülmektedir.” SİYASETTE KADIN YOKSA DEMOKRASİ DE YOK Raporun en dikkat çekici bölümlerinden birini, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarındaki "eril tahakküm" oluşturdu. Dinçer, kadınların siyasette birer "istisna" veya "kota tamamlayıcı" olarak görülmesine tepki göstererek; kadınların Meclis’te yaklaşık %20 oranında temsil edildiğini vurguladı. Yerel yönetimlerdeki tablonun genel siyasetten daha karamsar olduğu vurgulanan raporda; 81 ilin yalnızca 11’inde, 922 ilçenin ise yalnızca 61’inde kadın belediye başkanı seçilebildiği belirtildi.

Kaynak Faize, Sabır Emekliye! Haber

Kaynak Faize, Sabır Emekliye!

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin bir açıklama yaptı. Taşcıer yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı verileriyle birlikte iki aylık enflasyon oranı yüzde 7,94’e ulaştı. Resmî tabloda rakamlar teknik bir veri olarak sunuluyor olabilir. Ancak hayatın gerçek muhasebesi istatistik bültenlerinde değil; pazarda, faturada, mutfakta tutuluyor. Ekonomi yönetiminin söylemlerine bakıldığında her şey kontrol altında görünmektedir. Oysa sahadaki tablo bunun tam tersini göstermektedir. 2026’nın ilk altı ayı için memura verilen yüzde 11’lik toplu sözleşme zammının yaklaşık yüzde 8’i iki ayda erimiştir. Memur emeklisine yapılan yüzde 18,60 oranındaki artışın neredeyse yarısı daha yılın başında enflasyon karşısında aşınmıştır. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine verilen yüzde 12,11’lik artışın ise üçte ikisi şimdiden buharlaşmıştır. Bugün temel sorun yalnızca zam oranlarının yetersizliği değildir. Asıl sorun, yapılan artışların kalıcı bir refah sağlamaması; kısa süreli bir pansumana dönüşmesidir. Maaş artışları birkaç ay içinde etkisini kaybetmekte, gelir artışı ile fiyat artışı arasındaki makas her geçen gün daha da açılmaktadır. Sabit gelirli yurttaşlarımız her sabah aynı maaşla uyanmakta; ancak her akşam daha düşük alım gücüyle günü tamamlamaktadır. Çünkü maaşlar nominal olarak artarken, hayatın maliyeti reel olarak çok daha hızlı yükselmektedir. Çarşı ve pazar TÜİK verilerine göre fiyat belirlememektedir. Elektrik, doğalgaz ve kira faturaları istatistik hesaplamalarına göre düşmemektedir. “Enflasyon farkı” adı verilen uygulama ise, fiyat artışları gerçekleştikten sonra yapılan gecikmeli bir telafi mekanizmasıdır. Bu yaklaşım, yangın çıktıktan sonra hortum aramaya benzemektedir. Sosyal devlet anlayışı, vatandaşının gelirini enflasyon karşısında koruyabilme kapasitesiyle ölçülür. Eğer maaş artışları iki ay içinde eriyorsa, ortada yapısal bir sorun vardır. Bugün bütçeden faize saniyede 176 bin lira kaynak ayırabilen bir yönetim anlayışının, konu emekli ve memur olduğunda “imkânlar sınırlı” söylemine sığınması tercih meselesidir. Bu bir kaynak yokluğu değil, öncelik meselesidir. Fedakârlık sürekli aynı kesimlerden beklenemez. Enflasyonun maliyeti sürekli sabit gelirli kesimlere yüklenemez. Bu düzen ekonomik açıdan da sosyal açıdan da sürdürülebilir değildir. Ekonomide güven, adaletle başlar. Gelir dağılımında adalet sağlanmadan, fiyat istikrarı kalıcı hale gelmeden ve bütçe öncelikleri toplumsal ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmeden gerçek bir istikrar mümkün değildir. Milletle birlikte, milletin emrinde; gelir adaletini önceleyen, emeği koruyan ve vatandaşını enflasyona ezdirmeyen bir ekonomik düzeni hep birlikte kuracağız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.