SON DAKİKA
Hava Durumu

#Torba Yasa

Porsuk Haber Ajansı - Torba Yasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Torba Yasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Baro Başkanı Barış Günaydın 12. Yargı Paketini Değerlendirdi Haber

Baro Başkanı Barış Günaydın 12. Yargı Paketini Değerlendirdi

Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, kamuoyunda merakla beklenen 12. Yargı Paketi ve hukuki gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yargıda hız ve etkililiği artırmayı hedefleyen yeni düzenlemelerin detaylarını paylaşan Günaydın; miras davalarından IBAN dolandırıcılığına, yargı bağımsızlığından torba yasa eleştirilerine kadar birçok önemli konuya değindi. Baro Başkanı Günaydın, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "12. yargı paketlerine alıştık ama son dönemde kısaca onlardan bahsedeyim. Özellikle Sayın Adalet Bakanı'nın açıklamasıyla yargıda etkililik ve hızlanma dedi. Yansıyan maddelere baktığımızda 2 duruşma arasında verilen sürenin arasının 3 ayı geçmeyeceği hükme bağlandı. Özellikle hakim ve savcıların hukuki bilgi ile çözecekleri davada bilirkişiye başvurmamaları, başvurmaları halinde birtakım yaptırımlar olacak. Hukuki bilgi ile çözecek bir konu için bilirkişiye artık gidilemeyecek. Bu yasada da böyleydi ama onun için birtakım yaptırımlar öngörüldü. Yine hızlanmaya yönelik olarak maddelere baktığımızda idare ve vergi mahkemelerinde belli başlı, özellikle miktarı 486 bin liranın altında kalan bazı davalar, tam yargı davaları ve özellikle memur davaları gibi idare mahkemesinde çok sıklıkla karşılaşılan davaların tek hakimle, heyetle değil de tek hakimle karara bağlanması hükme kavuşturuldu. Usul hükümleri açısından keşif ve bilirkişi gibi bazı eksiklikler varsa da bunların istinaf aşamasında tamamlanması, yani yargıya bir hız ve etkililik kazandırma anlamında adımlar atıldı. Belki kamuoyunun yakından beklediği bir konu vardı, o da miras yoluyla taşınmazların satış ihalesine sadece mirasçıların girmesidir. Bu durum biraz kötüye kullanılmıştı. İzale-i şuyu, yani ortaklığın giderilmesi davasında bu tür ihalelere ihaleye fesat karıştırmak gibi konularda ilk ihaleye sadece mirasçıların girmesi düzenlemesi getirildi. Bu önemli bir konudur. Aile yadigarı yerlerin kalmasını mirasçılar satın almak istiyorlar. Dolayısıyla ilk ihaleye sadece mirasçıların girmesi sağlandı. Belirsiz alacak davaları vardı, bunlar kaldırıldı. Bu ne demek? Daha önce açılan kısmi dava artık açılabilecek ve 1 kez ıslah yoluyla bu dava arttırılabilecek. Bir önemli konu daha var. Bunu çok sıklıkla dile getirmiştik. Özellikle dolandırıcılık konusunda da sık sık sizler aracılığıyla uyardık. Kişilerin IBAN'larını, banka kartlarını ve kredi kartlarını birilerine kullandırtmaları nedeniyle açılan davalarda, sadece bununla sınırlı kalınıyorsa 1/2 oranında ceza indirimi söz konusudur. Bu konu tekrar önemlidir. Gerçekten "Bir şey olmaz." deyip banka kartının ve IBAN'ın paylaşılması çok büyük riskleri beraberinde getiriyor. Genel olarak bunu değerlendirmem gerekirse hız ve etkililik dedik ama önemli olan yargının hızlanması ve etkinliği midir, yoksa gerçekten adil bir karar verilebilmesi midir? Adaletin hızlanması ve etkinliği güzeldir ama gerçekten adil kararlar verilebiliyor mu? Son yaşadığımız olaylar bence bunu gösteriyor. Yargı bağımsızlığının güçlenmesi, tarafsızlığının, hukuk devleti ilkesinin ve hukukun üstünlüğünün gerçekleşmesi için vatandaşın adalete olan güveninin artması gerekiyor. Dolayısıyla hukukun üstünlüğünün gerçek anlamda hissedilmesi gerekiyor. Hızlanma olduğu kadar adil yargılanma hakkının da korunması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum." Çerçeve yasa dediğimiz bu tür paketler için kullanılan bir durumdur. Dolayısıyla her yasanın kendi içindeki değişiklikleri ilgili kurullarla, paydaşlarıyla, barolarla yahut o konunun ilgilileriyle yapılması gerekir. Çerçeve bir düzenleme kişiye özgü düzenlemeleri beraberinde getirmemelidir. Dolayısıyla Avukatlık Kanunu'nda bir değişiklik yapılacaksa veya Ceza Kanunu'nda yapılacaksa bunu mutlaka ilgililerinin yapıp o kanunda bir değişiklik yapılması gerekir. Ya da topyekün bir değişiklik olacaksa tüm tarafların ve paydaşların görüşlerinin alınması gerekiyor. Şimdi bu konu çok fazla gündeme getirildi. Terörsüz Türkiye ile ilgili biliyorsunuz daha önce meclis yapılarıyla da ilgili oldu. Bir af gibi de düşünülüyor ama bütün bunlar bir yana, siyasal yaklaşımla hukukun ayrılması gerekir. Bu son zamanlarda çok sıklıkla görüyoruz. Siyasetin artık elini hukuktan çekmesi lazımdır. Hukuki düzenlemelerle sadece siyasal saiklerle bir sonuç doğuracak yapının artık bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili Barolar ve Barolar Birliği görüşünü dile getirdi. Bazı barolar ve Barolar Birliği bu konudaki hassasiyetini dile getirdi. Yeniden bir çalışma olduğunda böyle bir durum şu an gündemimizde yoktur. Bu daha önceki süreçte Türkiye Barolar Birliği tarafından hem yazılı olarak hem de sözlü olarak katılarak dile getirilmişti"

CHP'li Kış: ''Bu Düzenleme CHP’li Belediyeleri Hedef Alıyor'' Haber

CHP'li Kış: ''Bu Düzenleme CHP’li Belediyeleri Hedef Alıyor''

CHP Mersin Milletvekili ve TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyesi Gülcan Kış, komisyonda görüşülen Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne sert eleştiriler yöneltti. Kış, konut, çevre, mülkiyet, denetim ve yerel yönetimlere ilişkin birçok başlığın aynı torba içinde düzenlenmesini “merkeziyetçi, sorumluluktan kaçan ve seçilmiş iradeyi zayıflatan bir siyasi tercih”olarak niteledi. Komisyondaki konuşmasında torba yasa pratiğinin artık bir istisna değil, kalıcı bir yönetim yöntemi haline geldiğini vurgulayan Kış, “Her torba yasada yetki Ankara’da toplanıyor, sorumluluk belirsizleştiriliyor. Yerel yönetimlerin, yurttaşın ve seçilmiş iradenin alanı sistematik biçimde daraltılıyor” dedi. Acele kamulaştırma istisna olmaktan çıkarılıyor Teklifte sosyal konut ve yeni yerleşim alanları gerekçesiyle acele kamulaştırmanın olağan bir uygulamaya dönüştürüldüğüne dikkat çeken Kış, acele kamulaştırmanın ancak savaş, afet ve zorunlu hallerde başvurulabilecek istisnai bir yöntem olduğunu hatırlattı. “500 bin konut vaadine yetişmek için olağanüstü yetkileri olağan hale getiriyorsunuz” diyen Kış, mülkiyet hakkının idari takvimlere ve siyasi hedeflere göre askıya alınamayacağını vurguladı. TOKİ’ye miras yetkisi: Hukuk değil tahsilat esas alınıyor Teklifte TOKİ’ye verilen yetkilerin de ciddi sakıncalar içerdiğini belirten Kış, mirasçılık gibi yargısal güvence gerektiren bir alanda idarenin tek taraflı yetkilendirilmesini eleştirdi. TOKİ’nin doğrudan alacaklı konumda olduğuna işaret eden Kış, “Yargı denetimi zayıflatılıyor; hukuk devleti ilkesi yerine tahsilat öncelikli bir anlayış getiriliyor” değerlendirmesinde bulundu. Kartalkaya uyarısı: Yetki var, sorumluluk yok Yangın güvenliği ve denetim başlıklarında getirilen düzenlemelere de değinen Kış, Kartalkaya’daki yangın faciasını hatırlatarak, “Yetkinin parçalandığı, sorumluluğun belirsizleştiği bir sistemde herkes yetkili oluyor ama kimse hesap vermiyor” dedi. Kış, can güvenliği gibi hayati bir konuda hesap verebilirliğin ortadan kaldırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Deprem gerçeği ve jeoloji mühendisleri Teklifin deprem gerçeğiyle bağdaşmadığını da belirten Kış, zemin ve temel etütlerine ilişkin düzenlemelerin jeoloji mühendislerini ve mevcut bilimsel denetim sistemini dışladığını söyledi. “Depremlerde binlerce can kaybetmiş bir ülkede yapılması gereken bilimi ve mühendisliği güçlendirmektir; bu düzenleme ise meslek alanlarını tasfiye ediyor” diyen Kış, bu yaklaşımın yapı güvenliğini ve kamu yararını riske attığını ifade etti. “Asıl niyet 17’nci maddede açıkça görülüyor” Teklifin geneline ilişkin değerlendirmelerinin ardından 17’nci maddeye özel vurgu yapan Kış, bu maddenin teknik değil, doğrudan siyasi bir düzenleme olduğunu söyledi. 17’nci maddeyle belediyelerin ve belediye şirketlerinin şirket kurma, ortak olma, kooperatif kurma ve hisse edinme faaliyetlerinin Cumhurbaşkanı iznine bağlandığını hatırlatan Kış, “Bu bir denetim düzenlemesi değildir; açık bir izin rejimidir” dedi. Mevcut mevzuatta belediyelerin şirket kurma yetkisinin açıkça tanımlı olduğunu belirten Kış, daha önce yargı tarafından reddedilen bir uygulamanın bu kez kanun yoluyla geri getirilmeye çalışıldığını ifade etti. “Kriteri olmayan, sınırı olmayan bu yetki keyfiliğe ve siyasallaşmaya açıktır” diye konuştu. “Bu düzenleme CHP’li belediyeleri hedef alıyor” 17’nci maddenin fiiliyatta hangi sonuçları doğuracağına da dikkat çeken Kış, “Hangi belediyeye izin verilecek, hangisine verilmeyecek? Bunun ölçütü kanunda yok” diyerek düzenlemenin sınırsız takdir yetkisi yarattığını vurguladı. CHP’li belediyelerin kadın kooperatifleri, üretici birlikleri ve sosyal projelerle yurttaşın hayatına doğrudan dokunduğunu hatırlatan Kış, “Bu madde, sandıkta kaybedilen belediyeleri masada Saray iznine bağlama girişimidir” dedi. “Torba yasayla ülke yönetilmez” Konuşmasının sonunda teklifin bütününe karşı olduklarını net bir dille ifade eden Kış, “Biz denetime karşı değiliz; ancak sınırı, kriteri ve hukuki güvencesi olmayan bir izin rejimine karşıyız. Yerel yönetimleri adım adım işlevsizleştiren bu anlayışı kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı. Kış, Cumhuriyet Halk Partisi olarak mülkiyet hakkını, can güvenliğini, meslek alanlarını ve seçilmiş iradeyisavunmaya devam edeceklerini belirterek, “Bu torba yasa bu haliyle geçemez” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.