SON DAKİKA
Hava Durumu

#Toprak Mahsulleri Ofisi

Porsuk Haber Ajansı - Toprak Mahsulleri Ofisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toprak Mahsulleri Ofisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Bombalar Et, Süt ve Gıdayı da Vuruyor" Haber

CHP'li Gürer: "Bombalar Et, Süt ve Gıdayı da Vuruyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, hayvancılıkta dışa bağımlılığın giderek arttığını belirterek, özellikle yem hammaddelerinde yaşanan ithalatın hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını söyledi. Hayvancılıkta sorunların her geçen gün büyüdüğünü vurgulayan Gürer, “Bölgemizde yaşanan savaş gübre ve yem fiyatlarını etkileyecektir. Bakanlık hayvan varlığımız arttı derken daha ilk ayda ithalata sarıldı. Savaşla birlikte gübre, yem ve hayvan varlığında yeterliliğin önemi bir kez daha görüldü. Bu süreç doğru yönetilmezse et ve süt ürünlerinde fiyatlar katlanacağı gibi, tüm gıda ürünlerinin maliyeti de artacağı için raf fiyatları da artacaktır.” dedi. Ömer Fethi Gürer, özelleştirmelerle kamunun yem ve gübre fabrikalarının satıldığını, bunun da ithalata kapı açtığını belirtti. İran’dan önemli miktarda gübre ithalatı yapıldığını ifade eden Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yem hammaddesi tedariki için ihaleye çıkmasının da ithalatın devam edeceğinin göstergesi olduğunu söyledi. 739 BİN SIĞIR İTHAL ETTİK AKP iktidarlarının yanlış hayvancılık politikalarının ithalata dayalı olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllardaki ithalat rakamlarına dikkat çekti. Gürer, “Hayvancılıkta sorunlar bitmiyor. 2025 yılında 739 bin 652 adet sığır ithal ettik. Bunun için de 1 milyar 19 milyon doları yurt dışına ödedik. 2026 yılının sadece ilk ayında ise 85 bin 160 adet sığır için 131 milyon doları yurt dışına gönderdik. Bu yıl 500 bin baş ithal hayvan hedefinin de ilk ay ithalatına bakıldığında aşılacağı görülüyor.” dedi. İthalatın sektörde kalıcı çözüm üretmediğini belirten Gürer, besicinin desteklenmesi yerine dış alımın tercih edilmesinin sorunu büyüttüğünü dile getirdi. YEM İTHALATI 5,7 MİLYAR DOLARI AŞTI Hayvancılıkta en önemli maliyet kalemlerinden biri olan yem konusunda da Türkiye’nin büyük ölçüde dışa bağımlı hale geldiğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta yem ithalatı da önemli rakamlara ulaştı. Yemi dışarıdan aldığımız sürece fiyat artışları da devam edecek. 2025 yılında 5 milyar 712 milyon dolarlık yem ithal ettik. En çok dövizi ise soya fasulyesi, dane mısır ve kepeğe harcadık.” diye konuştu. SOYADA YÜZDE 95 DIŞA BAĞIMLIYIZ Yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın çok yüksek seviyelere ulaştığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “2025 yılında en çok ithal edilen yemlerden biri soya fasulyesi oldu. 4 milyon 71 bin ton soya fasulyesi için 1 milyar 773 milyon dolar ödedik. Soyada yüzde 95 oranında yurt dışına bağımlıyız. Dane mısırda ise 4 milyon 730 bin ton karşılığında 1 milyar 139 milyon dolar ödedik. Kepekte ise 1 milyon 997 bin ton karşılığında 416 milyon dolar ödeme yapıldı.” diye konuştu. 2026’NIN İLK AYINDA 475 MİLYON DOLARLIK YEM İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılının sadece ilk ayında yem ithalatına 475 milyon dolar gitti. İlk üç sırada yine dane mısır, soya fasulyesi ve soya küspesi yer alıyor.” ifadelerini kullandı. ARPA ÜRETİMİ DÜŞTÜ, AÇIK BÜYÜDÜ Yem üretiminde yerli üretimin yeterince değerlendirilmediğini belirten Ömer Fethi Gürer, üretimdeki düşüşe de dikkat çekerek, “Tüketimde üst sıralarda yer alan bu ürünlerden arpa üretimi 2024 yılında 8 milyon 200 bin ton iken 2025 yılında 6 milyon tona düştü ve böylece açık daha da arttı.” dedi. 800 BİN TONA YAKIN YEM HAMMADDESİ İTHALATI PLANLANIYOR Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açtığı ihalelerin de yem ithalatının boyutunu ortaya koyduğunu belirten TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Toprak Mahsulleri Ofisi toplam 455 bin ton yem hammaddesi tedariki için mart ayında ihale açıyor. 28 Şubat’ta ise 350 bin ton yemlik mısır ithalatı için ihale açılmıştı. Bu son ihalelerle birlikte kısa süre içinde planlanan toplam yem hammaddesi ithalatı 800 bin tonu aşıyor.” dedi. KABA YEMİN SADECE YÜZDE 31’İ ÜRETİLEBİLİYOR Gürer, Türkiye’de hayvansal üretim için gerekli kaba yem üretiminin de yetersiz olduğunu belirterek, “Ülkemizde hayvansal üretim için gerekli olan minimum kaba yem miktarının yalnızca yüzde 31’i üretilebiliyor. Bu da yaklaşık yüzde 70 oranında bir açığa işaret ediyor.” dedi. MERA ISLAHI VE YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ ARTIRILMALI Hayvancılığın sürdürülebilirliği için üretim odaklı politikalara ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, “Yem bitkileri talebinin karşılanması açısından mera ıslah çalışmaları büyük önem taşıyor. Meraların kalitesinin artırılması ve verimliliğin sağlanması, yem ihtiyacı olan ürünlerde üretimin artırılması gerekiyor.” diye konuştu. YEM FİYATLARI ET VE SÜT FİYATLARINI DA ARTIRIYOR Gürer, yem maliyetlerindeki artışın doğrudan gıda fiyatlarına yansıdığını belirterek, “Eğer yemdeki bu süreç devam ederse özellikle ithal yemlerdeki fiyat artışı et ve süt ürünlerinin yanında beyaz ette de fiyatların artmasına yol açacak. Çünkü gerek kırmızı et gerekse beyaz et üretiminde kullanılan yemlerin önemli bölümü yurt dışından ithal ediliyor. İthal yem oranının yüzde 70’e ulaşması nedeniyle ülkemizde yem fiyatları sürekli dövize bağlı olarak artıyor ve her artış hayvancılıkta yeni maliyetler oluşturuyor.” şeklinde konuştu. SÜT YEMİ 900 LİRAYA ÇIKTI Yem fiyatlarındaki artışın üreticiye doğrudan yansıdığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde süt yemi de 50 kiloluk torbalarda 900 liraya kadar çıktı. Süt yeminin de önemli bir bölümü ithal girdilere dayanıyor. Ayrıca yonca, saman ve küspe fiyatları da sürekli artıyor. Bu artışlar hayvancılıktaki maliyetleri katlayarak üretimi daha da zorlaştırıyor.” dedi. YEMDE DIŞA BAĞIMLILIK AZALTILMALI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu koşullar altında hayvancılığın sürdürülebilirliği ciddi risk altında. Özellikle hayvancılık yapan üretici aynı zamanda tarım yapmıyorsa bu faaliyetin sürdürülebilirliği giderek daha da zor hale geliyor. İthal yemlerdeki fiyat artışı hayvancılığın sürdürülebilirliğinin önünde önemli bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle yem üretimini artırıcı politikalar geliştirilmelidir. Yemde dışa bağımlılığın en aza indirilmesinin yolları aranmalı, meralar ıslah edilmeli ve hayvanların tükettiği yemlerde yüzde 50 sübvansiyon sağlanarak hayvancılık yapan üreticilere destek verilmelidir.” dedi. GÜBREDE DE FİYAT ARTIŞI SÜRÜYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübrede de savaşın olumsuz etkisi olduğunu söyledi. Gürer, çiftçilerin en çok kullandığı gübre türlerindeki artışa dikkat çekerek şunları kaydetti: “Üre gübresinin tonu yılbaşında 26.000 TL idi, bugün bayi fiyatı 30.500 TL’yi geçti. DAP gübresinin tonu yılbaşında 32.000 TL iken savaş başladığında 35.000 TL’ye çıktı, bugün ise bayi fiyatı 37.500 TL’yi aştı. %21 Amonyum Sülfat gübresi mart ayına 14.500 TL/ton fiyatıyla başladı, 16.500 TL’ye çıktı. %26 CAN gübresi ise ay başında 15.600 TL/ton iken 10 gün içinde tonu 16.500 TL oldu. Savaş sürerse fiyat artışlarının devam etmesi bekleniyor. Çiftçi bu koşullarda nasıl üretim yapacak? Bu fiyatlar raflara yansıyacak, vatandaş gıda ürünlerini nasıl alacak? Emekli ve asgari ücretli, geçen yıla göre daha düşük alım gücüyle nasıl yaşamını sürdürecek? Kendi kendine yeterli olmanın önemi bir kez daha görülmüştür.” dedi.

CHP'li Gürer: "TMO Patatesi Alsaydı Çiftçinin Zararı Ortadan Kalkardı" Haber

CHP'li Gürer: "TMO Patatesi Alsaydı Çiftçinin Zararı Ortadan Kalkardı"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bölgenin önemli bir tarım havzası olduğunu hatırlatarak patates üreticisinin içine düştüğü ekonomik darboğazı çarpıcı ifadelerle aktardı. TMO, SORUNU GÖRMEZDEN GELDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “ Kapadokya Bölgesi tarım bölgesi; kabak çekirdeğinde, üzümde, kuru fasulyede, patateste önemli bir tarım bölgesi. Patatesi çiftçimiz yine depolara götürmek zorunda kaldı, bu yıl tarlada para etmedi, patates seçilerek toplandı, tarlada kalan hayvan yemi oldu ve depolara alınan patatesin de giderleri arttı. Bu gider artışından doğal olarak üreticinin maliyeti daha da arttı.” sözleriyle üreticinin yaşadığı kayıpları anlattı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin müdahale etmemesini eleştiren Ömer Fethi Gürer, “Girdi maliyetlerine uygun ve makul kârla Toprak Mahsulleri Ofisi bu patatesleri alsaydı çiftçinin uğradığı zararı kısmen ortadan kaldırır, tüketiciye de uygun fiyatla ürünün gitmesi sağlanırdı.” diyerek devletin devreye girmesi gerektiğini vurguladı. PİYASA TÜCCARA BIRAKILIYOR Türkiye’nin patates tüketiminde dünya sıralamasındaki yerine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, piyasanın tamamen tüccara bırakılmasının üreticiyi yok ettiğini belirterek, “Hububattan sonra bu ülkede en çok patates tüketiliyor ama patates iki üç yıldır AKP’nin anlayışıyla çöp oluyor. Nedeni de şu: Tüccara bırakılan bir piyasa var oysa patatesten elde edilecek 30’dan fazla ürün var; bir entegre tesisi getirip bölgeye kurup Nevşehir’in, Niğde’nin, Sivas’ın, Yozgat’ın, bölgede patates üretenlerin tümünün bu sorunlarına çözüm de yaratılabilir,” dedi. ÜRÜN DEPODA ÇİLLENİYOR Depolardaki ürünün tehlikede olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çillenme uyarısında bulunarak, “Şu an patates depoda; havalar iyi giderse ocak-şubattan itibaren çillenmeye başlar ve büyük bir sorun olur çünkü onu depodan çıkarmak da sorun.” diye konuştu. Artan yoksulluğun yurttaşların temel gıdaya ulaşmasını engellediğini hatırlatan Gürer, çözümün devlet eliyle doğrudan ürün erişimi olduğunu ifade ederek “Oysa çoğu yurttaşımız ekonomik sıkıntı içinde, onlara bu patatesin iktidar eliyle, Toprak Mahsulleri Ofisi, Tarım Kredi Kooperatifleri vasıtasıyla erişimi sağlanıp en azından patatesle karınlarını doyurmalarının yolu açılır.” dedi. Gürer, “Çok evde artık bir günde 3 öğün yemek yenmiyor, çoğu evde artık 1 öğün yemek yeniyor,” dedi.

Fındık Alım Fiyatı Belli Oldu Haber

Fındık Alım Fiyatı Belli Oldu

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2024/2025 dönemi kabuklu fındık alım fiyatlarını belirledi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Belirlenen fiyatlar, fındık üreticilerinin depolama ve finansman ihtiyaçlarının karşılanması ile pazarlama kaynaklı yaşanabilecek sıkıntıların giderilmesi amacıyla, hasat dönemi öncesinde aşağıdaki gibi kararlaştırılmıştır. 2024/2025 sezonu kabuklu fındık alım fiyatları; %50 sağlam iç fındık esasına göre; Levant kalite için 130 TL/KgGiresun kalite için 132 TL/Kg, olarak belirlenmiştir. Bakanlığımızın üreticilere vereceği alan bazlı destek, mazot ve gübre desteği ile birlikte düşünüldüğünde ise levant kalite için ortalama fiyat 133 TL/Kg, Giresun kalite için ise 135 TL/Kg olacaktır. Ayrıca yüksek randımanlı fındığa (50 randımanın üzerindeki her +1 randıman için) 1,30 TL/Kg ilave fiyat verilecektir. TMO; fındık alımları konusunda her türlü teknik altyapı, depolama, personel ve finansman hazırlıklarını tamamlamıştır. Üreticilerimiz 12 Ağustos'tan itibaren TMO iş yerleri ile www.tmo.gov.tr adresi ve e-devlet üzerinden randevularını alabilecektir. Kabuklu fındık alımlarına 19 Ağustos'ta başlanacak olup, alımlar önceki yıllarda olduğu gibi randevulu yapılacaktır. Üreticilerimizin TMO'ya ürün teslim ederken rutubetten dolayı sıkıntı yaşamamaları için ürünlerini kurutmaya azami özen göstermeleri gerekmektedir. Yeni hasat sezonu ve kabuklu fındık alım fiyatları üreticilerimize hayırlı olsun."

Hasadı Yaklaşan Fındık Rekoltesinde Düşüş Bekleniyor Haber

Hasadı Yaklaşan Fındık Rekoltesinde Düşüş Bekleniyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadı yaklaşan fındık ve çiftçilerimizin beklentisini yaptığı görüntülü basın açıklamasıyla değerlendirdi. “Fındıkta hasat zamanı geldi. Karadeniz Bölgesi’nde üretici, sanayici, tüccar, ihracatçı, esnaf, manav tüm Karadeniz insanı fındık alım fiyatının açıklanmasını bekliyor” diyen Bayraktar açıklamasını şöyle sürdürdü; “Sıcaklık, kahverengi kokarca ve mantar hastalıkları nedeniyle rekoltede düşüş bekliyoruz” “Küresel iklim değişikliği nedeniyle yaşadığımız kuraklık ve hava sıcaklıklarındaki ani değişimler, diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi fındığı da olumsuz etkiledi. Muhtelif yerlerde güneş yanığı görülüyor. Kahverengi kokarca gibi istilacı türlerin yanı sıra mantar hastalıklarının neden olduğu zararlar da fındıkta verimi etkiledi. Fındıkta dökülmeler var. İstilacı türler ve mantar hastalıkları ile mücadelede belirli bir seviyeye gelinse de aşırı sıcaklarla birlikte bu yıl fındık rekoltesinde düşüş bekleniyor. Bu yıl bu kayıplarla birlikte fındık üretiminin 700 bin tonun altında gerçeklemesini bekliyoruz.” Türk fındığı artık bir “Dünya Ürünü” “Dünya fındık üretiminin yüzde 64’ünü ülkemiz gerçekleştiriyor. En yakın üretici ülke olan İtalya ile aramızda 7,7 kat üretim farkı var. Biz fındığı üretmezsek dünya çikolata sektörü durma noktasına gelir. Çünkü çikolatada başka ürünler denenebilir ama fındığın özellikle de Türk fındığının verdiği tat ve aroma yakalanamaz. Ülkemizin en çok fındık ihraç ettiği iki ülke Almanya ve İtalya’dır. Fındığı ülkemizden ithal eden bu iki ülke, işleyip tüm dünyaya pazarlıyor. Ülkemizin kazandığı gelirin kat kat fazlasını kazanıyorlar. Fakat bu ülkelerde fındığın kaç lira olduğu ya da olacağı konuşulmuyor, üretilen katma değerli ürünlerin tüm dünyaya daha fazla nasıl satılabileceği konuşuluyor. Ülkemiz fındık üretiminin yüzde 80-85’ini ihraç ediyor. Üretim ile ihracat arasındaki ilişkiye baktığımızda birbirine paralel seyrettiği görülüyor. Çok ürettiğimiz yıl çok, az ürettiğimiz yıl ise az ihracat gerçekleştiriyoruz ama bu ihracat oranını hep koruyoruz. Bu ihracatın üzerine ortalama 110 bin ton iç piyasa tüketimini de koyduğumuzda hemen hemen ürettiğimiz kadar fındığı tükettiğimiz görülüyor. Elimizde stok olarak fındık kalmıyor. Bu durum Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) stok istatistiklerinden de net şekilde görülüyor.” “Üreticiler, artan maliyetler nedeniyle tatmin edici bir taban fiyat açıklanmasını bekliyor” “Bilindiği gibi tarımsal üretimin en önemli gider kalemleri, mazot, gübre, ilaç ve işçilik ücretleridir. Son bir yılda mazot fiyatlarında yüzde 109, gübre fiyatlarında yüzde 37, tarım ilacı fiyatlarında yüzde 67 artışlar oldu. Fındık üretiminde en önemli maliyet unsuru olan işçilik ücretleri, sadece son bir yılda 2,5 kat arttı. Üreticilerimiz, artan maliyetler nedeniyle tatmin edici bir taban fiyat açıklanmasını bekliyor. Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alım fiyatını belirlerken artan girdi maliyetleri, enflasyon oranı ve üreticilerimizin kârını da göz önüne almalıdır. Ziraat Odalarımızın bölgede açıkladığı fiyat beklentilerini karşılamalıdır.” “Toprak Mahsulleri Ofisi en kısa sürede fiyat ve alım politikasını açıklamalıdır” “Toprak Mahsulleri Ofisi 2024 fındık alım fiyatını ve alım politikasını zaman kaybetmeden açıklamalıdır. Hasat öncesi fındık alım fiyatının açıklanması üreticilerimiz ve tüm paydaşlar için olduğu kadar ülkemiz içinde önemlidir. Fiyat ne kadar erken açıklanırsa üreticisinden ihracatçısına, sanayicisinden manavına kadar tüm kesimler geleceğe yönelik ekonomik planlarını o kadar sağlıklı yapabilecektir. Bazı zamanlarda serbest piyasada oluşan fiyatlar Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıklamış olduğu fiyatın gerisinde kaldı. Kararlı bir alım politikası oluşturulamazsa faturayı üreticilerimiz öder. Pek çok fındık üreticisinin fiyat yükselecek diye, fındığını 5-6 ay bekletme gibi bir lüksü yoktur. Fındıktan elde ettiği gelirle geçinmeye çalışan yüzbinlerce üreticimiz var. Bu sebepten Toprak Mahsulleri Ofisi alımlarda hızlı davranmalı, kota uygulamamalı, tüm ürünü alacağını beyan etmeli ve ürün bedellerini en geç bir hafta içerisinde üreticilerimizin hesabına aktarmalıdır.” “Fındıkta alan bazlı destek 10 yıldır değişmiyor” “Fındıkta üretim maliyetlerini düşürmek ve üreticilerin gelir seviyelerini korumak adına fındık üreticilerine; 2009 yılından bu yana fındık üreticilerimize alan bazlı gelir desteği veriliyor. 2009 ile 2012 yılları arası dekara 150 lira, 2013 yılında dekara 160 lira, 2014 yılında yükseltilerek dekara 170 lira olarak ödendi. Aradan geçen 10 yıllık süre içerisinde ödenen destek miktarı artırılmadı ve 2023 yılında yine dekara 170 lira olarak açıklandı. Üreticilerimiz verilen desteği yıl içerisinde bahçesinde yaptığı kültürel işlemlerde kullanarak, desteği devletin fındık üreticilerinin yanında olduğunun göstergesi ve güvencesi olarak kabul etmektedir. Ancak, bugünün koşullarında artık bu destek yetersiz kalarak anlamını yitirdi. Ülkemizin yaşadığı ekonomik sıkıntılar karşısında fındık üreticilerimiz devletin kendilerine sahip çıkılmasını, fındık alan bazlı destek miktarının günün şartlarına uygun olarak artırılmasını bekliyor.” “Türk fındığının geleceği bahçelerin yenilenmesine bağlıdır” “Fındıkta iklim değişikliğinin etkileri de ayrı bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca hasat tarihlerinde öne kaymalar yaşanıyor. İklim değişikliğinden kaynaklı hastalık ve zararlılarda yaşanacak değişiklik ve artışlar da verim üzerinde ciddi etkiye sahip oluyor. Ülkemiz bir an önce verimi artırmaya yönelik çözüm odaklı uygulamaları hayata geçirmelidir. Ekonomik ömrünü tamamlamış bahçelerin sökülerek yerlerine yeni bahçeler oluşturulmalıdır. Çay ürününde uygulanan yenileme tazminatına benzer bir destekleme modeli fındık ürünü için geliştirilerek uygulamaya konulmalıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.