SON DAKİKA
Hava Durumu

#Toplumsal Sorun

Porsuk Haber Ajansı - Toplumsal Sorun haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Sorun haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güvenlik-İş Sendikası’ndan "Okullarda Özel Güvenlik" Çağrısı! Haber

Güvenlik-İş Sendikası’ndan "Okullarda Özel Güvenlik" Çağrısı!

Eskişehir Bölge Başkanı Engin Uçar, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek uyardı: "Tasarruf tedbirleri çocuklarımızın can güvenliğinden önemli değildir. Her okula mutlaka özel güvenlik görevlisi atanmalıdır." ​Eğitimde Şiddet Sarmalı: Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Hatırlatması ​Güvenlik-İş Sendikası Eskişehir Bölge Başkanı Engin Uçar, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen ve eğitim camiasını yasa boğan okul cinayetleri sonrası bir açıklama yaptı. Yaşanan olayların eğitim kurumlarındaki güvenlik zafiyetini acı bir şekilde ortaya koyduğunu belirten Uçar, hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere rahmet dileyerek, okullardaki şiddetin artık bir toplumsal sorun haline geldiğini vurguladı. ​"Güvenlik Bir Lüks Değil, En Temel İhtiyaçtır" ​Eğitimin ancak güvenli bir ortamda nitelikli olabileceğini ifade eden Engin Uçar, okullardaki güvenlik stratejisinin üç temel sütun üzerine kurulması gerektiğini belirtti: ​Hayati Giriş-Çıkış Kontrolü: Okullara yabancı ve riskli kişilerin girişini engelleyecek profesyonel bir süzgeç mekanizması kurulmalıdır. ​Caydırıcı Önleyici Hizmet: Özel güvenlik görevlileri, sadece olay anında değil, suçun işlenmesini engelleyen en büyük caydırıcı unsurdur. ​Uzman Kadro Şartı: Güvenlik hizmeti, asıl işi eğitim olan nöbetçi öğretmenlerin veya okul hizmetlilerinin üzerine bırakılamayacak kadar uzmanlık gerektiren bir alandır. ​Tasarruf Tedbirlerine Güvenlik Freni ​Okullarda sadece kamera sistemlerinin veya kapıları kilitlemenin yeterli olmadığını söyleyen Başkan Uçar, "Tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek çocuklarımızın can güvenliği riske atılamaz," dedi. Uçar, Millî Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nı koordineli bir çalışma yürütmeye çağırarak, tüm devlet okullarında en az bir profesyonel özel güvenlik görevlisinin istihdam edilmesi gerektiğini savundu. ​"Anne ve Babaların Gözü Arkada Kalmasın" ​Yetkilileri somut adımlar atmaya davet eden Engin Uçar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Okullarımızı şiddet sarmalından kurtarmak ve anne-babaların çocuklarını okula gönderirken gözlerinin arkada kalmamasını sağlamak devletimizin en öncelikli görevidir. Güvenlik-İş Sendikası olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz."

Eğitimciye Yönelen Şiddet Bir Toplumsal Çürüme Belirtisidir Haber

Eğitimciye Yönelen Şiddet Bir Toplumsal Çürüme Belirtisidir

Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, İstanbul’da bir okulda meydana gelen şiddet olayı ve bir öğretmenin hayatını kaybetmesi ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı; "Bugün kelimelerin tükendiği, hangi cümleyi kursak acımızı dindirmeye yetmeyeceği bir anı yaşıyoruz. Bir öğretmenin iyi bir insan milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı tarif edilemez boyuta taşımıştır. Eğitim sistemimizi nasıl daha verimli ve başarılı kılarız, eğitim çalışanlarının sorunlarına nasıl çözüm getirebiliriz düşüncesiyle çaba sarfeden eğitimciler olarak hazin bir cinayet haberiyle daha derinden sarsılmış bulunuyoruz. İstanbul Çekmeyeköy’de Fatma Nur Çelik öğretmenimiz vefat etmiş; bir diğer öğretmenimiz ile bir öğrencimizin hastanede tedavileri devam etmektedir Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün eğitim camiamıza başsağlığı; yaralı öğretmenimiz ile öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş ve toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye varmış bulunmaktadır. Öğretmenlerimize yönelen şiddet, eğitimcilerimizin canına kast edilmesi, eğitimin can güvenliği kaygısına teslimi, kabulü ve tahammülü mümkün olmayan bir sorun alanına dönüşmüştür. Eğitimciye yönelen şiddet, bir toplumsal çürüme belirtisidir. Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene karşı şiddetin ne ilk örneğidir ve korkumuz odur ki ne de son örneği olacaktır. Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği bir dönemdeyiz. Eğitimciye şiddet ne yazık ki bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür. Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi son örneği İstanbul Çekmeköy’de yaşandığı gibi şiddetin failinin bizatihi öğrenci ve çocuk olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı, toplumsal bir sorun olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla toplumun karşısına çıkmaktadır. Çocuk suçluluğun çocuğun aile başta olmak üzere içinde bulunduğu sosyal çevrede çocuğun ruhsal, psikolojik, ahlakî gelişimi için gerekli ilgi, sevgi, şefkat, eğitim ve disiplini alamamasının sonucu olduğu gözetilmelidir. Çocuğun, ailenin bir üyesi olarak kişiliğini, karakterini, toplum içinde bir birey olarak sergilediği bireysel davranışlarını, değerlerini, ahlakî yargılarını, her şeyden önce ailesi içinde aldığı eğitimle kazanacağı unutulmamalıdır. Aile içindeki düzensizlik, ilgisizlik, sevgisizlik, saygısızlık, değersizlik, topluma, okula, işe, çevreye suç olarak yansıyacaktır. Bu sebeple, cehalete dayanan şiddeti veya şiddete dayanan cehaleti bir an evvel ortadan kaldırmak için çocuk ve genç eğitimine olduğu kadar yetişkin ve aile eğitimine de ağırlık vermeli; çocuk suçluluğunun arka planında aile olduğunu da görmeli; suçun faili olan çocuğun yanında ailenin de suçtan sorumluluğunu gözetmeliyiz. Göz göre göre gelen sorunu, gözümüzün önünde duran soruna, gözümüzü kapayarak çözüm bulamayız. Bugün yaşadığımız acılar, dünün ihmal ve umursamazlığının sonucudur. Yarın yaşanmasını istemediğimiz acılar da bugünkü ilgisizliğin sonucu olmamalıdır. Bu konuya ısrarla dikkat çekip çözüm önerilerimizi sunduğumuz her durumda karşılaştığımız “umursamazlık ve duyarsızlık” şeklindeki anlaşılmaz tutum, şiddetin ateşine benzin dökmekten başka bir anlama gelmemektedir. Uluslararası hukuk ve anayasada ifadesini bulan yaşam hakkı ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü yanında kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatmak isteriz. Devletin bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruma ve ayrıca buna ilişkin ihlalleri önleyici, bastırıcı ve cezalandırıcı bir infaz mekanizması geliştirme ödevinin, okul güvenliğini tesis ederek eğitim kamu hizmetinin yürütülmesinde iş güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi zorunluğunun, hukuk devleti olmanın gereği olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.