SON DAKİKA
Hava Durumu

#Toplum

Porsuk Haber Ajansı - Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vali Dr. Erdinç Yılmaz: "Güçlü Toplumlar Güçlü Ailelerden Doğar" Haber

Vali Dr. Erdinç Yılmaz: "Güçlü Toplumlar Güçlü Ailelerden Doğar"

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, 15-21 Mayıs Aile Haftası dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Ailenin toplumun en temel yapı taşı olduğunu vurgulayan Vali Yılmaz, Eskişehir'de ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik yürütülen ulusal eylem planı çalışmalarına dikkat çekti. ​Vali Yılmaz, toplumsal huzurun ve güçlü bir geleceğin ancak sağlıklı aile yapılarıyla mümkün olabileceğini belirtti. ​"Aile, Milletimizin En Köklü Kurumudur" ​Vali Dr. Erdinç Yılmaz, mesajında ailenin birey ve toplum hayatındaki hayati önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: ​"Aile; sevginin, dayanışmanın, güvenin ve ortak geleceğin inşa edildiği kutsal bir yuva, milletimizin en köklü kurumudur. Sağlıklı bireyler, sağlıklı ailelerden; güçlü toplumlar ise güçlü ailelerden doğar. Aileyi yaşatan değerler; saygı, fedakârlık, sevgi ve sorumluluk duygusudur. Geleceğimizi şekillendirecek olan gençlerimizi bu değerlerle yetiştirmek, hepimizin ortak görevidir." ​Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı Eskişehir’de Titizlikle Uygulanıyor ​Mesajında, aile yapısını küresel ve modern risklere karşı korumak amacıyla hayata geçirilen yasal mevzuatlara da değinen Vali Yılmaz, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı (2024-2028) kapsamında Eskişehir'de yürütülen çalışmaları aktardı. ​Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen eylem planının Eskişehir ayağında tüm kurumların iş birliği içinde olduğunu belirten Yılmaz, planın 5 temel temasını işaret etti: Küresel riskler ve demografi, ​Ailenin refah düzeyi, ​Sosyal politika ve hizmet, Dijitalleşme, Çevre. ​Vali Yılmaz, "İlimizde bu eylem planının koordinasyon, izleme ve sekretarya süreçleri titizlikle yürütülmekte; ailemizi güçlendirmeye yönelik çalışmalar her geçen gün daha kararlı bir şekilde hayata geçirilmektedir" dedi. ​Eskişehirlilerin Aile Haftası’nı Kutladı ​Mesajının son bölümünde tüm vatandaşların Aile Haftası'nı tebrik eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, "Bu duygu ve düşüncelerle, tüm Eskişehirlilerin ve aziz milletimizin Aile Haftası'nı en içten dileklerimle kutluyor; her hanenize huzur, sağlık ve mutluluk diliyorum" ifadeleriyle iyi dileklerini paylaştı.

Sahada Görev Yapan Polis Hangi Durumda Ne Yapabileceğini Bilemiyor Haber

Sahada Görev Yapan Polis Hangi Durumda Ne Yapabileceğini Bilemiyor

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşu ve Polis Haftası dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında polislerin ve emniyet mensuplarının sorunları dile getirildi. İl binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Anahtar Parti Eskişehir Kurumsal İlişkiler Başkanı Ali Baştürk şu ifadeleri kullandı; “Polisimizin ciddi ve büyüyen sorunları var. Sorunları görmezden gelen, geçiştiren anlayış bu yükün daha da ağırlaşmasına neden olmakta. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, yani PVSK, 1934 yılında yürürlüğe girmişti. Üzerinden 92 yıl geçti. Evet zaman içinde belki bazı değişiklikler yapıldı. Ama gerçek şu ki bu kanun bugünün Türkiye’si için yeterli değil. Suç yapısı değişti. Teknoloji değişti. Toplum değişti. Tehditler değişti. Ama polisimizin eline verilen yetki ve sorumluluk çerçevesi hala geride kalmış bir mantıkla uygulanıyor. Bu sorun acilen çözülmeli. Sahada görev yapan bir polis, hangi durumda ne yapabileceğini net olarak bilemiyor. Çünkü Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu arasında ciddi uyumsuzluklar var. Bu ne demek. Bu polisin her adımda risk alması demek. Bir adım atsa sorun, atmasa sorun. Müdahale etse başka sıkıntı, etmezse başka sıkıntı. Bu sistem polisi yalnız bırakıyor. Polis hata yapmıyor, sistem polisi hataya zorluyor. Bir diğer yakıcı sıkıntı çalışma şartları meselesi. Polislerimiz günlerce dinlenmeden çalışıyor. Gece, gündüz, bayram, tatil fark etmiyor. Sürekli görev, sürekli stres, sürekli baskı. Bu şartlar altında kim sağlıklı kalabilir. Kim doğru karar verebilir. Yorgun, uykusuz, baskı altında çalışan bir insanın hata yapması kaçınılmazdır. Ama kimse dönüp “Bu insan neden bu halde?” diye sormuyor. Maaş meselesi de ortada. Polislerimiz canını ortaya koyuyor. Ailesinden uzak kalıyor. Hayatını riske atıyor. Ama aldığı maaş, taşıdığı yükün karşılığı değil. Bu adaletsizlik. Bu açık bir haksızlıktır. Aynı risk seviyesinde olmayan birçok meslek grubunun çok daha iyi şartlara sahip olması, polislerimizin motivasyonunu kırmakta. Tayin sistemi zaten ayrı bir sorun. İnsanlar yıllarca ailesinden ayrı kalıyor. Çocuklarını göremiyor. Düzen kuramıyor. Sürekli belirsizlik içinde yaşıyor. Bu bir meslek düzeni değil, bu bizce bir sabır sınavıdır. Ve en ağır tablo… Artık konuşmaktan kaçınılan ama herkesin bildiği gerçek. Polislerimiz hayatına son veriyor. 2025 yılında 82 emniyet mensubu canına kıydı. 2026 yılının daha Nisan ayındayız ve 23 polisimiz hayatına son verdi. Bu ne demek biliyor musunuz. Neredeyse her beş günde bir bu ülkenin bir evladı sessizce hayattan kopuyor. Bu tesadüf olarak yorumlanamaz. Maalesef bu acı tabloyu bile ciddiye almayan bir yaklaşım var. “Ailevi sorun”, “kişisel mesele”, “kumar borcu varmış” denilerek geçiştiriliyor. Bu kadar büyük bir sorunu bu kadar basit açıklamalarla örtmeye çalışmak, gerçeği inkâr etmektir. Bu sorumluluktan kaçmaktır. Bu vicdani bir iflastır. Anahtar Parti olarak çok net bir şekilde söylüyoruz. Çözüm belli ve geciktirilemez. PVSK derhal güncellenmeli. CMK ile tam uyum sağlanmalı. Polisin görev ve yetki sınırları açık, net ve tartışmasız hale getirilmeli. Çalışma saatleri insani seviyeye çekilmeli. Fazla mesai sistemi kurulmalı ve yasal güvence altına alınmalı. İnsan gibi çalışmak, insan gibi dinlenmek herkesin hakkı. Maaş ve özlük haklarında adalet sağlanmalıdır. Polislerimizin emeği, riski ve sorumluluğu görmezden gelinemez. İntihar vakaları yüzeysel açıklamalarla geçiştirilmemeli. Bu mesele tüm boyutlarıyla, uzmanlar tarafından, ciddiyetle araştırılmalı. Gerekli tüm önlemler vakit kaybetmeden alınmalı. Ayrıca bir önerimiz de var; Her yıl 10 Nisan Polis Günü’nde, toplumun huzur ve güvenliği için fedakârca görev yapan emniyet mensuplarına, emeklerinin karşılığı ve motivasyonlarının artırılması amacıyla en az bir maaş tutarında ikramiye verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Anahtar Parti olarak biz sahadaki gerçeklerin farkındayız. Polislerimizin bize olan ilgisini, güvenini de biliyoruz. Çünkü biz onların ne yaşadığını görüyoruz ve gündeme getirmeye çalışıyoruz. Polisimizin yanındayız. Sorunları hiçbir zaman görmezden gelmeyeceğiz. Susmayacağız. Geri adım atmayacağız. Bu meselelerin sonuna kadar takipçisi olacağız. Çünkü güçlü bir toplum, ancak huzurlu, güçlü ve adaletli şartlarda çalışan bir emniyet teşkilatıyla mümkündür.”

Meclis Üyesi Yıldız: "Bu Rapor İktidar Yolundaki Yönetim Modelimizdir" Haber

Meclis Üyesi Yıldız: "Bu Rapor İktidar Yolundaki Yönetim Modelimizdir"

Odunpazarı Belediyesi’nin 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu üzerine söz alan Meclis Üyesi Uğur Yıldız, belediyenin zorlu ekonomik ve siyasi şartlara rağmen halkçı belediyecilikten ödün vermediğini vurguladı. ​Odunpazarı Belediyesi meclis toplantısında 2025 yılı faaliyet raporu görüşüldü. Rapor üzerine değerlendirmelerde bulunan Meclis Üyesi Uğur Yıldız, Odunpazarı’nın sadece fiziki belediyecilikte değil; kültür, sanat, eğitim ve sosyal adaleti sağlama noktasında Türkiye’ye örnek bir model sunduğunu belirtti. ​"Vatandaşın Yanında, Halkla İç İçe Bir Başkan" ​Konuşmasına Belediye Başkanı Av. Kazım Kurt’un yönetim anlayışına değinerek başlayan Yıldız, "Sayın Başkanımız gerek makamında gerek sahada sivil toplum örgütleri, odalar ve derneklerle tam bir eş güdüm içerisinde çalışmış; ulaşılabilir bir başkan profiliyle halkla iç içe olmuştur," dedi. ​Yıldız, İdari Faaliyet Raporu ile ilgili olarak yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Sayın başkanım, değerli meclis üyeleri, kıymetli basın mensupları Odunpazarı Belediyesi’nin 2025 İdare Faaliyet Raporu üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum. 2025 yılı performans programı kapsamında yürütülen faaliyetlerimizde; Sosyal demokrat ve halkçı belediyecilik anlayışından ödün vermeden, sadece üst yapı hizmetleriyle değil, kültür, sanat ve çevreye dair birçok alanda yapılan yatırımları, etkinlikleri ve hizmetleri görmekteyiz. Belediyemizin idari birimleri; kaynaklarını etkin kullanarak, hesabını veren ve katılımcı yönetim ilkelerinden taviz vermeden idari faaliyetlerini yerine getirmiştir. Başkanımız Sn. Av. Kazım Kurt gerek makamına gelen ziyaretçilerle gerek de kendi yaptığı ziyaretlerle hem sahada hem de vatandaşların yanında olmuş, sivil toplum örgütleri, odalar ve derneklerle düzenlenen ortak etkinliklerde yer almış ve ulaşılabilir bir başkan olma noktasında eksiksiz bir şekilde halka iç içe olmuştur. Kurum içi eğitimlerle ve sosyal faaliyetlerle belediye çalışanları için etkinlikler gerçekleştirilmiş, tanıtım, duyuru ve haberlerle belediyenin tanıtımı yapılmış ve ilçemizin tanınırlığının artmasına yönelik faaliyetlerde bulunulmuştur. Belediyemiz insan odaklı ve insan hayatına değer katan faaliyetlerle gençlere, kadınlara ve çocuklara yönelik spor faaliyetleri yaparak ve kurslarda eğitim vermiş, Milli bayramlar ve diğer özel günler yapılan etkinliklerle coşkuyla kutlanmıştır. Yaz tatili ve kış zamanlarını verimli geçirmeleri, sağlıklı ve güçlü olabilmeleri, sporu sevmeleri ve kendilerini geliştirmeleri amacıyla yaz ve kış spor okullarında çeşitli branşlarda 876 çocuk eğitim görmüştür. Kadına şiddetin son bulmadığı, geçim sıkıntısıyla baş başa bırakıldıkları bir ortamda, kadınlar için yapılan spor etkinlikleriyle sağlıklı yaşam, sosyalleşme ve kaliteli zaman geçirmeleri adına birçok spor branşında faaliyetler düzenlenmiştir Hanım evlerinden; gün, doğum günü ve özel günler için 5683 kadın yararlanmış, imece fırınlarından 1624 kişi hizmet almıştır. Halk merkezleri atölye ve kurslarında 220 şubede, 615 grupta toplam 9794 kişi yararlanmıştır. OKEP çadırlarında 497 kadın ürettikleri el ürünlerini satmış ve toplamda 1.234.190 lira ciro yapmışlardır. Kendi el emekleriyle geçinen kadınlar bu çadırlar aracılığıyla üretimin içinde kalmış ve hane gelirlerine katkıda bulunmuşlardır. Belediyemiz, geri dönüşüme gidecek malzemeleri sadece geri dönüşüm poşetlerine sığdırmamış, 6 adet kulağına küpe olsun atölyesi düzenlemiş ve bu atölyelerde toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, eşit miras hakkı gibi birçok konuda kadınlar için farkındalık seminerleri düzenlemiş, sağlık kuruluşları, avukatlar ve psikologlarla iş birliği içerisinde sağlık, kadın hakları ve kadına şiddet konularında farkındalık etkinlikleri gerçekleştirmiştir. Yine geri dönüşüme örnek olan bir projeyle yoksulluk yaşayan çocuklara dokunulmuş ‘’Oyuncağını benimle paylaşır mısın’’ kampanyasıyla kullanılmayan oyuncaklar toplanmış, atölyelerde onarımı gerçekleştirilmiş, yıkanıp temizlenmiş, atık kumaşlardan kıyafetler dikilmiş, eskimiş ama başkaları için yeni olan bu oyuncaklar ihtiyaç sahipleri çocuklara ulaştırılarak onların elinde yenilenmiştir. Böylelikle tasarruf ve umut belediyemizin elinin ulaştığı her yerde anlam kazanmıştır. ‘’Kaliteli eğitim her çocuğun hakkı’’ ilkesiyle açılmış olan 18 tam ve yarı zamanlı kreşle çocukların rahat ve mutlu bir ortamda okul hayatına emin adımlarla hazırlanması sağlanmış, ailelerin gözü arkada kalmadan her çocuk eşit eğitim hizmeti almıştır. Engelli ve bakıma ihtiyaç duran hemşerilerimize ev temizliği, kişisel bakım ve sağlık kontrolleri gibi hizmetler aralıksız devam etmiştir. Engelsiz kültür ve sanat hizmetleriyle; engelli bireylerin sosyalleşmesi, kaynaşması, becerilerinin gelişmesi ve gelişmeleri için geziler, atölye çalışmaları gibi faaliyetler düzenlenmiş ve merkezden 488 kişi faydalanmıştır. Yine bununla beraber Koca Çınar yaşlı yaşam merkezleri, 65 yaş üstü vatandaşlar için çeşitli etkinlikler ve geziler gerçekleştirmiştir. Kültürden sanata yaptığı birçok faaliyetle ilçemizi ve şehrimizi sanatın yaşadığı çağdaş bir yer haline döndürmüştür. Neredeyse her gün bir etkinliğin bulunduğu ilçemizde, 4 uluslararası festival, 200’ün üzerinde konser, sergi, söyleşi, tiyatro gösterimi yapılmış, 1430 kişi tiyatro akademisinden, 1109 kişi de sanat müziği, halk müziği ve çeşitli müzik enstrümanlarının kurslarından yararlanmıştır. Belediyemizin ahşap, lületaşı, fotoğraf ve daktilo gibi 13 adet galerisini yıl içerisinde 359 bin 69 kişi ziyaret etmiştir. Derman belediyecilik ve Odunpazarı’nda kimse yalnız değildir anlayışıyla sosyal yardımlar yapılmış, sosyal dengenin korunmasıyla birlikte dezavantajlı grupların imkanları artırılmıştır. Halk market; gıda bankacılığı patenti alarak tescil edilmiş, insan onuruna yakışan sistemiyle çalışmalarına devam etmiş, 1133 farklı aile halk market hizmetinden yararlanmış, 1500 haneye ramazan kolisi, 800 öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemesi, 850 aileye giyecek ve 200 ailenin ilkokula giden öğrencilerine beslenme paketi yardımında bulunulmuştur. Aşevinde her gün 290 haneye ortalama 1938 kişilik sıcak yemek dağıtımı yapılmıştır. Doğumdan ölüme kadar vatandaşının her zaman yanında olan belediyemiz, yakınlarını kaybeden cenaze sahiplerini kötü günlerinde yalnız bırakmayarak, kefen ve defin işlemlerini ücretsiz yerine getirmekte ve daha sonra yaptığı ev ziyaretleriyle de acılarına ortak olmaktadır. Gençlerin gelişimine, toplum içinde seslerinin duyulmasına önem vererek Gençlik merkezlerinde toplamda 76 branşta 2069 kişi sosyal, kültürel ve eğitim olanaklarından yararlanmıştır. Yine gençler ve toplumun bütün kesimleri için demokratik yönetim ilkelerinin hakim olduğu, doğrudan muhataplarla iletişim kurulduğu ve her türlü konunun özgürce konuşulduğu Odunpazarı 3D (DİNLEME-DİYALOG-DAYANIŞMA) Gençlik Festivali; gençleri ilgilendiren ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel sorunların çözümüne katkı sağlayan bir platform olmuştur. 3D Gençlik Festivali; gençlerin ülke sorunlarıyla ilgilenmelerinin, düşüncelerini, eleştirilerini ilgililere bildirmelerinin, görüşlerini uygulamaya ve uygulatmaya çalıştıkları son derece özgür bir ortam sağlamıştır. Çevre denetim, atık toplama, süpürme, Pazar yeri temizliği, ambalaj atıklarının toplanması, pil, batarya, ampul, ilaç, bitkisel yağ, elektrikli ve elektronik eşyalar ve tekstil atıklarının toplanması yapılmış, 35 merkez ve 50 kırsal mahallede günlük, çarşı merkezinde ise 24 saat esası ile temizlik işleri yerine getirilmiştir. Sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanında, üst yapı faaliyetleriyle de başarılı çalışmalar yapan belediyemiz, yoğun mesai harcayarak 106 bin m2 ham yol açmış, 46 bin m2 kilitli beton parke taşı kullanarak yol tamiri ve yeni yol yapmıştır. 90 bin m2 asfalt yol yapımı da 17 bin ton asfalt kullanarak tamamlanmıştır. Ayrıca 20 bin ton asfalt kullanılarak 104 bin m2’lik alanda tamir ve yama işlemi yapılmıştır. Bunun yanında kendi binalarının ve muhtarlık binalarının tamir, bakım ve onarım işlerini kendi bünyesinde yaparak iyileştirmeler yapmış ve hizmet kalitesi artırılmıştır. Yeşilden vazgeçilmemiş ve 75 bin m2 yeşil alan üretilmiştir. Islahı yapılan alanlarda fidan dikimleri yapılarak orman alanları oluşturulmuş, elektrik tasarrufu amacıyla led aydınlatma dönüşümleri ve su kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması amacıyla kurakçıl peyzaj dönüşüm çalışmaları artırılmıştır. Bank, kamelya, piknik masası, çöp kutusu ve konteyner imalatı yaparak ihtiyaç duyulan yerlere konulmuştur. Masa, stant, tabure, dolap, kapı vb. imalatlarla kendi yaptığı etkinliklere kendi lojistik desteğini sağlamıştır. Şeffaf, hesabını veren ve saydam yönetim anlayışıyla yönetilen belediyemiz, zorlu ekonomik ve siyasal şartlar altında adaletli yönetim tarzını yaptığı her hizmette en önde tutarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Belediyemiz ilçe halkının refahı ve mutluluğu için çalışmakta, Odunpazarlılara, ilçemize ve şehrimize hizmet ederken, milletle beraber ve milletin içinde çalışmaktan başka bir yol olmadığına inanarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Birtakım özel ve saklı amaçlarla çıkarılmış, önüne set çekmiş genelgeleri açık yüreklilikle konuşmuş, yapılacak ve yapılamayacak şeyler neyse olduğu gibi ifade etmiştir. Herkese gerçek durumu ve yapabileceklerini anlatmış ve söz verdiklerini yerine getirmiştir. Tasarruf etmiş, kaynaklarını israf etmemiş, ranta fırsat vermemiş ve hakkaniyetli bir yönetim dönemi geçirmiştir. Elbette ki eksik kalan, tam anlamıyla yapılamayan hizmetler olabilir. Bunlarda muhakkak iyi niyet çerçevesinde ele alınmalıdır. CHP’li belediyelerin düşman gibi görüldüğü, engellendiği ve her yönden köşeye sıkıştırılmaya çalışıldığı bu dönemde yapılan haksızlıklara ses çıkarmayanların, bütçeden gerekli payı alamadığı halde belediyelerden dünyanın hizmetini bekleyenlerin, belediyelerin de kamu kurumu olduğunu unutanların, halkın iradesiyle seçilmiş başkanları haksız hukuksuz ispat edilemeyen suçlarla göz altına alınırken halkın iradesinin hiçe sayılmasına susanların ve hatta boşalan koltuklara çökenlerin, silkelemeyin, köşeye sıkıştırmayın, borçlarına hiç olmazsa bir yapılandırma getirerek ödeme kolaylığı sağlayalım bir yol gösterelim diyemeyenlerin, adaletsizlikleri görmezden gelenlerin bu faaliyet raporunu baştan sona okuyup tahlili vicdanlarında yapmaları gerekmektedir. Ölümde, yoksullukta, felaketlerde hatırlanıp milletimiz denilen ama bayramda, seyranda, iyi günde görmezden gelinen yüce milletimize, hakkaniyetle yapılan bu hizmetler değerli başkanımızın da çok sık dediği gibi iktidar olduğumuzda nasıl bir yönetim uygulayacağımızın örneğidir. Odunpazarı’na hizmet ederken üstlerine aldıkları görevlerin önemini ve kutsallığı bilerek görevlerini icra eden, faaliyet raporunun oluşumuna katkı veren; Odunpazarı Belediyesi’nin tüm bölüm çalışanlarına, müdürlerimize ve kıymetli başkanımıza bir kez daha teşekkür ediyor, değerli meclis üyelerimize ve hemşerilerimize de güzel günler diliyorum."

Başkan Ünlüce'den Avukatlar Günü Mesajı Haber

Başkan Ünlüce'den Avukatlar Günü Mesajı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Ünlüce mesajında şu görüşlere yer verdi: “Bugün adalet terazisinin dengede durması için mücadele edenlerin günü. Avukatlık mesleği hukuk sisteminin en dayanıklı zinciri, insan haklarının, demokrasinin ve hukuk devletinin güvencesidir. Güçlü bir yargı sistemi ancak güçlü bir savunmayla sağlanabilir. Adaletin doğru tecelli etmesine çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz. Böyle bir ortamda en temel hak olan savunma hakkının önemi daha da artmıştır. Bir kez daha görülmüştür ki; adalet mülkün temeli ise avukatlar o temelin dayanak noktasıdır. Avukatın olmadığı, yok sayıldığı, değersizleştirildiği bir ortamda kimsenin hukuk güvenliğinden bahsedilemez. Avukatın sesinin kesildiği yerde toplum savunmasız kalır. İnsan onurunun korunduğu bir toplum düzeni ancak hukuk devleti ile mümkündür. Esas olan hiçbir zümrenin ya da üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğüdür. Bu sağlanamadığı sürece ne huzur, ne refah, ne de güzel bir gelecek hayali kurulabilir. Zamanın ve şartların ağırlığı ne olursa olsun; hakkın, hukukun ve adaletin yanında durarak gerçeğin izini süren tüm meslektaşlarımı dayanışma duygularımla selamlıyorum. Yolumuz hukuk, pusulamız adalettir. Bu duygu ve düşüncelerle, ebediyete irtihal etmiş meslektaşlarımı rahmetle yâd ediyor; başta Eskişehir Barosu Avukatları olmak üzere tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü içtenlikle kutluyorum.”

Dünya Su Günü’nde Gençlere Su Bilinci Eğitimi Haber

Dünya Su Günü’nde Gençlere Su Bilinci Eğitimi

Tepebaşı Belediyesi, Dünya Su Günü kapsamında gençleri suyun önemi ve sürdürülebilir kullanımı konusunda bilinçlendirmek için özel etkinlikler düzenledi. Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 22 Mart’ta kutlanan bu önemli günde, belediye öğrencileri odağına alarak farkındalık çalışmaları yürüttü. TOKİ Şehit İkram Cirit Anadolu Lisesi ve Yaşar Eğitim Kültür Vakfı Meslek Lisesi’nden toplam 259 öğrenciye ulaşan programda, suyun hayatımızdaki önemi ve tasarruf yöntemleri anlatıldı. Öğrenciler, su ayak izi kavramını öğrenerek kendi bireysel tüketim alışkanlıklarının çevresel etkilerini hesapladı ve değerlendirdi. Etkinlikler kapsamında ayrıca suyun kritik rolünü vurgulayan bir film gösterimi gerçekleştirildi. Görsel içeriklerle desteklenen eğitimler sayesinde, öğrencilerin konuya dair farkındalıklarının artırılması hedeflendi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, etkinliklerle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Gençlerimizi geleceğe hazırlarken çevre bilincini kazandırmak en önemli önceliklerimizden biri. Onlara suyun değerini anlatmak, sadece bireysel tasarruf alışkanlıklarını geliştirmek değil, aynı zamanda toplum olarak sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin de temelini oluşturuyor. Tepebaşı’nda her yaştan vatandaşımıza hizmet ederken, özellikle gençlerimizi bilinçlendirmek için yürüttüğümüz çalışmaların çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Su kaynaklarımızın korunması ve doğru kullanımı konusunda atacağımız her adım, geleceğimizi güvence altına almak demektir. Bu kapsamda öğrencilerimizle bir araya gelmek, onlara bilgi vermek ve farkındalık kazandırmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluktur. Onlara vereceğimiz her küçük bilgi, yarının daha duyarlı bireylerini yetiştirmek için atılan büyük bir adımdır.” Tepebaşı Belediyesi, gençlerin su kaynaklarının korunması ve bilinçli kullanımı konusunda daha duyarlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sunmayı sürdürecek.

Anadolu Üniversitesi, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde Eğitime Dikkat Çekti Haber

Anadolu Üniversitesi, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde Eğitime Dikkat Çekti

21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, toplumda farkındalık yaratmak ve özel gereksinimli bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir gün olarak kabul ediliyor. Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanındaki akademik birikimi, kapsayıcı öğretmen yetiştirme politikaları ve topluma yönelik projeleri ile bu alanda öncü bir rol üstleniyor. Eğitim Fakültesi, öğretmen adaylarını kapsayıcı eğitim anlayışıyla yetiştirirken, Down sendromlu bireylerin toplumsal yaşama etkin katılımını destekleyen projeler geliştirmeye devam ediyor. Bu özel gün kapsamında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken; özel eğitim, kapsayıcı öğretmen yetiştirme ve Down sendromlu bireylerin eğitimine yönelik yürütülen çalışmaları anlattı. “Üniversitede gerçekleştirilen çalışmalar kuramsal bilgi üretmekle kalmayıp, uygulamaya dönük çözümler geliştirmeye odaklanıyor” Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanında önemli akademik çalışmalara sahip bir kurum. Üniversitenin bu alandaki akademik birikimini ve yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanında Türkiye’de öncü kurumlardan biri olarak güçlü ve köklü bir akademik birikime sahip. Uzun yıllara dayanan araştırma geleneği, nitelikli akademik kadrosu ve ulusal–uluslararası düzeyde yürütülen projeleriyle bu alanda önemli bir referans noktası oluşturuyor. Üniversitede gerçekleştirilen çalışmalar yalnızca kuramsal bilgi üretmekle kalmayıp, aynı zamanda uygulamaya dönük çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Bu yönüyle Anadolu Üniversitesi’nin özel eğitim alanındaki katkıları, hem bilimsel literatüre hem de eğitim uygulamalarına doğrudan yansıyor. “Öğretmen adaylarının saha deneyimi kazanmalarını sağlayan uygulama temelli eğitim süreçleri önemli bir yer tutuyor” Eğitim Fakültesi bünyesinde özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik yürütülen araştırmalar, projeler veya uygulamalar hakkında bilgi verebilir misiniz? Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik çok boyutlu çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalar arasında erken müdahale programları, bireyselleştirilmiş öğretim uygulamaları, aile eğitim programları ve teknoloji destekli öğretim projeleri yer alıyor. Ayrıca öğretmen adaylarının saha deneyimi kazanmalarını sağlayan uygulama temelli eğitim süreçleri de önemli bir yer tutuyor. Bu projeler, bilimsel bilgi ile uygulamayı bütünleştirerek özel gereksinimli bireylerin eğitim kalitesini artırmayı hedefliyor. “Özel gereksinimli bireylerin özelliklerini tanıma, kapsayıcı sınıf ortamları oluşturma, farklılaştırılmış öğretim stratejileri geliştirme ve eğitimde eşitlik ilkesini uygulama konularında donanım kazanıyor” Anadolu Üniversitesi’nin öğretmen adaylarını kapsayıcı eğitim anlayışıyla yetiştirme konusunda nasıl bir yaklaşımı bulunuyor? Anadolu Üniversitesi’nde öğretmen yetiştirme sürecinde kapsayıcı eğitim temel bir yaklaşım olarak benimseniyor. Öğretmen adayları, farklı gelişim özelliklerine sahip öğrencilerin ihtiyaçlarını anlayabilecek ve bu ihtiyaçlara uygun öğretim stratejileri geliştirebilecek şekilde yetiştiriliyor. Bu süreçte teorik derslerin yanı sıra uygulama ağırlıklı eğitimler, okul deneyimleri ve saha çalışmaları önemli bir yer tutuyor. Böylece öğretmen adaylarının mezun olduklarında kapsayıcı ve eşitlikçi öğrenme ortamları oluşturabilecek yeterliklere sahip olmaları hedefleniyor. Anadolu Üniversitesi’nde öğretmen yetiştirme politikalarının kapsayıcı eğitim anlayışını esas aldığının en önemli kanıtı, tüm öğretmenlik programlarında zorunlu olarak yer alan “ÖMB221 Kapsayıcı Eğitim ve Özel Gereksinimli Bireyler” dersidir. Bu ders öğretmen adaylarının bu alandaki bilgi ve farkındalıklarını geliştirmede önemli bir rol oynuyor. Ders kapsamında öğretmen adayları; özel gereksinimli bireylerin özelliklerini tanıma, kapsayıcı sınıf ortamları oluşturma, farklılaştırılmış öğretim stratejileri geliştirme ve eğitimde eşitlik ilkesini uygulama konularında donanım kazanıyor. Bunun yanı sıra teorik bilgilerin uygulama ile desteklendiği süreçler, öğretmen adaylarının gerçek sınıf ortamlarına daha hazırlıklı olmalarını sağlıyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde Anadolu Üniversitesi, öğretmen adaylarını yalnızca akademik açıdan değil, aynı zamanda kapsayıcı ve duyarlı bir eğitim anlayışıyla yetiştirmeyi hedefliyor. “Üniversiteler, bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra toplumsal dönüşümün de önemli aktörleri arasında yer alıyor” Üniversitelerin özel eğitim alanındaki bilimsel üretimi, toplumda farkındalık oluşturma ve eğitim politikalarına katkı sağlama açısından nasıl bir rol oynuyor? Üniversiteler, özel eğitim alanında ürettikleri bilimsel bilgi aracılığıyla hem toplumsal farkındalığın artmasına hem de eğitim politikalarının şekillenmesine önemli katkılar sunuyor. Araştırmalar yoluyla elde edilen bulgular, karar vericilere veri temelli öneriler sunarken, aynı zamanda toplumun özel gereksinimli bireylere yönelik bakış açısını da dönüştürüyor. Bu bağlamda üniversiteler, bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra toplumsal dönüşümün de önemli aktörleri arasında yer alıyor. “Programın ebeveynlerin çocuklarıyla olan etkileşimlerini güçlendirmeyi ebeveynlere kendi doğal ortamlarında ortaya çıkan fırsatları anlamlı öğrenme fırsatlarına dönüştürmeye yardımcı olmayı amaçlıyor” Down sendromlu bireylerin eğitimine yönelik olarak üniversite–toplum iş birliği kapsamında yürütülen ya da planlanan çalışmalar bulunuyor mu? Üniversite–toplum iş birliği kapsamında Down sendromlu bireylerin eğitsel desteklenmesine yönelik önemli çalışmalar bulunuyor. Bu bağlamda, Sabancı Vakfı Hibe programları desteğiyle, Down Sendromu Derneği ve Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Zihin Engellilerin Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı ve öğretim görevlilerinin iş birliğiyle gerçekleştirilen “Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum” projesi, Down sendromlu bireylerin toplumsal yaşama daha aktif katılımını, bağımsızlık becerilerinin gelişimini ve istihdam odaklı destek süreçlerini güçlendirmesi bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Bunun yanı sıra, ben ve Doç. Dr. Gözde Tomris tarafından hazırlanmış ve tüm içeriğinin Down Türkiye’ye hibe edildiği “DÖDEM (Doğal Öğretime Dayalı Erken Müdahale) Programı” da aile temelli erken müdahale yaklaşımı açısından oldukça değerli bir örnek. DÖDEM, çocuğu Down sendromlu olan ebeveynlere yönelik hazırlanmış, aile merkezli ya da aile uygulamalı bir erken müdahale programı sunuyor. Programın temel amacı; ebeveynlerin çocuklarıyla olan etkileşimlerini güçlendirmek, ebeveynlere kendi doğal ortamlarında ortaya çıkan fırsatları anlamlı öğrenme fırsatlarına dönüştürmeye yardımcı olacak strateji ve teknikleri öğretmek ve bu yolla çocukların gelişimlerini desteklemek. Bu tür örnekler, üniversitelerin bilimsel uzmanlığını toplumsal gereksinimlerle bir araya getirerek Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesine doğrudan katkı sunuyor. “Bu özel gün, toplumun farklı kesimlerinde farkındalık oluşturmak ve Down sendromlu bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunuyor” 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’nün eğitim alanında farkındalık oluşturma açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz? 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, eğitimde kapsayıcılık ve eşitlik ilkelerinin vurgulanması açısından son derece önemli bir gün. Bu özel gün, toplumun farklı kesimlerinde farkındalık oluşturmak, önyargıları azaltmak ve Down sendromlu bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda eğitim kurumlarının bu konudaki sorumluluklarını yeniden değerlendirmelerine de katkı sağlıyor. “Öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi gerekiyor” Down sendromlu bireylerin eğitim süreçlerine etkin katılımı için okullarda ve öğretmen eğitiminde hangi yaklaşımlar ön plana çıkmalı? Down sendromlu bireylerin eğitim süreçlerine etkin katılımı için bireyselleştirilmiş eğitim programları, farklılaştırılmış öğretim yöntemleri ve destekleyici öğrenme ortamları büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Öğretmen eğitiminde uygulama temelli yaklaşımların artırılması ve sürekli mesleki gelişim olanaklarının sunulması, bu sürecin başarısı açısından kritik bir rol oynuyor. “Medya, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülecek projeler, farkındalığın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor” Toplumda Down sendromlu bireylere yönelik farkındalığın artırılması için üniversiteler ve eğitim kurumları sizce hangi sorumlulukları üstlenmeli? Üniversiteler ve eğitim kurumları, Down sendromlu bireylere yönelik farkındalığın artırılmasında aktif rol üstleniyor. Bu kapsamda bilimsel araştırmaların yaygınlaştırılması, topluma yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılması ve kapsayıcı eğitim uygulamalarının desteklenmesi önem taşıyor. Ayrıca medya, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülecek projeler, farkındalığın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor. Kaynak: AnaHaber

Yaş Almak Değil, Yalnız Kalmak Yorar Haber

Yaş Almak Değil, Yalnız Kalmak Yorar

Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, 18–24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşlı bireylerin toplumdaki yerinin güçlendirilmesi ve yalnızlıkla mücadele edilmesinin önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya genelinde yaşanan sosyoekonomik dönüşümler ve sağlık hizmetlerindeki gelişmeler sayesinde yaşam süresinin uzadığını, buna bağlı olarak 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki oranının giderek arttığını belirtti. Bildirici, yaşlılığın bireyin yaşamdan çekildiği bir dönem olmadığını ifade ederek, “Yaşlılık; bireyin deneyimlerinin olgunlaştığı, bilgi ve birikimlerini toplumla paylaşabildiği doğal bir yaşam evresidir.” dedi. Bu süreçte yaşlı bireylerin karşılaşabileceği bedensel, ruhsal ve sosyal değişimlere de değinen Bildirici, yalnızlık, sosyal izolasyon ve toplumsal rollerin değişmesinin bazı ruhsal sorunlar açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Bu nedenle toplumda farkındalık oluşturmanın büyük önem taşıdığını vurgulayan Bildirici, bu yıl Ulusal Yaşlılar Haftası temasının “Yaş Almak Değil, Yalnız Kalmak Yorar” olarak belirlendiğini ifade etti. Tema doğrultusunda yaşlı bireylerin yalnızlıkla mücadele edebilmesi, sosyal bağlarının güçlendirilmesi ve ruhsal iyilik hâllerinin korunması amacıyla çeşitli çalışmaların planlandığını belirten Bildirici, şu bilgileri paylaştı: "Yaşlı bireylere yönelik yalnızlık, depresyon, kaygı ve sağlıklı yaşlanma konularında psiko-eğitim çalışmaları, Sohbet ve duygu paylaşım grupları ile yaşam öyküsü çalışmalarını içeren psikososyal destek etkinlikleri, Yaşlı bireylerin aileleri ve bakım verenlerine yönelik iletişim, bakım sürecinde ruh sağlığı ve tükenmişlik konularında bilgilendirici toplantılar, Huzurevleri, yaşlı bakım merkezleri ve toplum temelli kuruluşlarda farkındalık etkinlikleri, Yaşlı bireylerin sosyal katılımını artırmayı amaçlayan anı paylaşımı, sanat, müzik ve kuşaklar arası etkinlikler, Gerekli görülen durumlarda bireysel danışmanlık ve yönlendirme hizmetleri. Ayrıca Aile Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde sunulan ücretsiz ruh sağlığı hizmetleri aracılığıyla yaşlı bireylerin ruhsal durumlarının değerlendirilmesi, riskli grupların erken dönemde tespit edilmesi ve gerekli yönlendirmelerin yapılmasının teşvik edildiğini belirten Bildirici, bu hizmetlerin toplum sağlığı açısından önemli bir destek mekanizması olduğunu dile getirdi. Açıklamasının sonunda Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yaşlı bireylerin yalnız bırakılmadığı, desteklendiği ve toplum yaşamının aktif bir parçası olarak varlıklarını sürdürdüğü bir sosyal ortamın güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu amaç doğrultusunda yürütülen çalışmalara katkı sunan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyor, yaşlılarımızın ruhsal iyilik hâlinin desteklendiği sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri Haber

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri

AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında şehrimizde gerçekleştirilen çeşitli etkinliklere katıldı. Halis Toprak Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ile Eskişehir Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’ni ziyaret eden Milletvekili Gürcan, kadınlar ve büyüklerle bir araya gelerek sohbet etti, tecrübelerini dinledi ve bu özel günü birlikte paylaştı. Aynı gün, teşkilatın emektar kadınlarıyla Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programına katılan Milletvekili Gürcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlara verdiği önemi bir kez daha vurguladı. Etkinlikler kapsamında, Afrin’de şehit düşen P.Uzm.Çvş. Serdar Ege’nin kıymetli annesi Gülten Ege’ye de ziyarette bulunan Gurcan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamları iletti. Milletvekili Gürcan, yaptığı açıklamada, “Hayatımıza değer katan, sabır, sevgi ve fedakârlıklarıyla toplumumuza ışık tutan tüm kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Başta kızlarımız, gelinlerimiz, annelerimiz ve eşlerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı. Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programında konuşan Milletvekili Gürcan şu ifadelere yer verdi; "Kıymetli hanımefendiler, Değerli dava arkadaşlarım, Saygıdeğer hemşehrilerim, Ramazan ayının bereketini ve kardeşliğini paylaştığımız bu müstesna akşamda sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Mübarek Ramazan ayının gönüllerimize huzur, ülkemize birlik ve beraberlik getirmesini temenni ediyorum. Bu güzel buluşmada sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, başta AK Parti Eskişehir teşkilatımızın fedakâr hanım kardeşleri olmak üzere, bu salonda bulunan tüm misafirlerimizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak hayatımıza değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, metanetiyle bu milletin hafızasında yer eden şehit analarımızı, şehit eşlerimizi ve şehit kızlarımızı da hürmetle selamlıyorum. Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde acının yükünü omuzlayan anneleri, eşleri ve kız çocuklarını selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kızlarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı annelere şehrimizde ki kadınlar adına taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Afrika’nın yoksul ve cefakâr kadınlarını, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarını, Lübnan’da kendi topraklarında huzura hasret bırakılan kadınları, dünyanın farklı coğrafyalarında hayatın ağır yükünü taşıyan tüm kadınları saygıyla selamlıyorum. Elini vicdanına koyan herkes şu tabloyu açık şekilde görebiliyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmalar yaşanıyor; bu çatışmaların en ağır yükünü kadınlar taşıyor. Bugün dünyada derin bir gelir dağılımı adaletsizliği var; bu eşitsizlikten en çok kadınlar etkileniyor. Bugün batıl inançlardan, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var; bu ayrımcılık en fazla kadınların hayatını zorlaştırıyor. Bir başka gerçek daha var. Dünyayı devasa bir tüketim pazarına dönüştüren küresel sistem, kadını çoğu zaman bir meta olarak görmeye çalışıyor. Kadının emeği ucuz iş gücü olarak görülüyor, kadın onuru tüketim kültürünün parçası hâline getirilmeye çalışılıyor. İşte tam da bu noktada bizim medeniyet tasavvurumuz ile modern dünyanın çarpık anlayışı arasındaki fark açık şekilde ortaya çıkıyor. Bizler kadını ve erkeği bir bütünün iki asli unsuru olarak gören bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bizim inanç dünyamızda her insan Allah’ın yarattığı bir değerdir. Bizim medeniyetimizde insan, yaratılışı itibarıyla saygıya layık bir varlıktır. Bir üstünlük aranacaksa bu üstünlük ancak takva ile, liyakat ile, emek ile ve üretkenlikle ölçülür. İnsanların kişisel tercihleri, hayat tarzları ve yaratılıştan gelen özellikleri saygı görür. Farklılıklar toplum için bir zenginlik olarak görülür. Aynı şekilde kadının emeğinin sömürülmesine, kadının bir vitrin nesnesine indirgenmesine karşı durmak da bu medeniyet anlayışının doğal sonucudur. Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin değerlerine zarar veriyor demektir. Kadına ve çocuğa şiddet uygulayan bir zihniyet insanlık onurunu ayaklar altına alır. Kadını ve erkeği keskin ideolojik kalıpların içine hapsetmeye çalışan anlayışlar toplumun huzurunu zedeler. Bizim bakışımız çok nettir. Kadın toplumun vicdanıdır, merhametidir, üretim gücüdür ve geleceğinin mimarıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da yıllardır her fırsatta bu gerçeği güçlü şekilde dile getiriyor. Kadının toplum hayatındaki yerinin güçlenmesini Türkiye’nin kalkınma hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. AK Parti’nin siyasi yolculuğuna baktığımızda kadınların bu hareketin merkezinde yer aldığını açık şekilde görüyoruz. Mahallelerden şehir meydanlarına kadar her yerde fedakârca çalışan hanım kardeşlerimiz bu davanın omurgasını oluşturuyor. Bugün Türkiye’de kadınların eğitimden siyasete, ekonomiden sosyal hayata kadar pek çok alanda daha güçlü şekilde yer alması bu kararlı yürüyüşün sonucudur. Üniversitelerde okuyan genç kızlarımızın sayısı her geçen yıl artıyor. Kadın girişimcilerimiz üretim hayatında daha görünür hale geliyor. Kadınlarımız siyasette ve karar mekanizmalarında daha güçlü şekilde temsil ediliyor. Kadınların çalışma hayatına katılımını destekleyen politikalar, sosyal destek programları ve eğitim imkânları son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Kadın kooperatifleri, girişimcilik destekleri, aileyi güçlendiren sosyal politikalar bu yaklaşımın somut örnekleridir. Bu çalışmalar yalnızca bir kalkınma politikası olarak görülmüyor. Bu çalışmalar aynı zamanda toplumsal adaletin gereği olarak değerlendiriliyor. Çünkü güçlü kadın, güçlü aile demektir. Güçlü aile ise güçlü toplum demektir. Toplumun huzuru ve geleceği kadınların emeğiyle, sabrıyla ve ferasetiyle şekillenir. Bugün burada bulunan hanım kardeşlerimizin her biri hayatın farklı alanlarında büyük sorumluluklar taşıyor. Kimisi bir anne olarak evlat yetiştiriyor. Kimisi iş hayatında üretime katkı sağlıyor. Kimisi sivil toplumda, eğitimde, sosyal çalışmalarda topluma hizmet ediyor. Bu emek ve fedakârlık Türkiye’nin yarınlarını inşa eden en büyük güçlerden biridir. Kıymetli kardeşlerim, Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve merhametin ayıdır. Bu ay bize bir hakikati tekrar hatırlatır: İnsanların kalplerine dokunan her davranış toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımdır. Kadınların hayatını kolaylaştıran her adım toplumun huzurunu büyütür. Kadınların emeğini görünür kılan her çalışma ülkenin kalkınmasına katkı sağlar. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda yürürken kadınların gücü bu yürüyüşün en önemli dinamiklerinden biri olacaktır. Ahlaklı, üretken, özgüvenli ve güçlü kadınların yetiştiği bir toplum geleceğe daha sağlam adımlarla ilerler. Bu nedenle kadınların hayatın her alanında daha etkin yer almasını destekleyen çalışmalar kararlılıkla devam edecektir. Sözlerimin sonunda bir kez daha ifade etmek isterim: Bu salondaki hanım kardeşlerim başta olmak üzere hayatımıza anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Şehit analarımıza, şehit eşlerimize ve şehit kızlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Gönül coğrafyamızdaki mazlum kadınlara selamlarımızı gönderiyoruz. Ramazan ayının rahmetinin ve bereketinin hepimizin üzerine olmasını diliyorum. Bu güzel iftar sofrasında bizleri bir araya getiren teşkilatımıza teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Allah birliğimizi, kardeşliğimizi ve muhabbetimizi daim eylesin. Afiyet olsun, hayırlı Ramazanlar diliyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.