SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tmsf

Porsuk Haber Ajansı - Tmsf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmsf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’li Çakırözer: "Bu Kayyum Düzeni Sürdükçe Yabancı Gelmez, Yerli Kaçar!" Haber

CHP’li Çakırözer: "Bu Kayyum Düzeni Sürdükçe Yabancı Gelmez, Yerli Kaçar!"

AKP’nin yurtdışından yatırımcı çekme gerekçesiyle Meclis’e getirdiği vergi indirim ve affı içeren pakete CHP’den tepki geldi. Türkiye’de belediyelerin, şirketlerin kayyum düzeni altında olduğuna dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Ekonomiyi mahveden, milleti açlığa mahkum eden AKP iktidarı ‘Teşvikler vereceğiz, Türkiye'yi cazibe merkezi yapacağız, yabancı yatırımcı çekeceğiz’ diyor. Siyasette ve ekonomide bu kayyım düzeni sürdükçe yatırımcı gelmez. Siz olsanız, mal varlığınıza değil mahkeme kararı, gerekçe dahi gösterilmeden el konacağını bile bile bu ülkeye gelir misiniz?” diye sordu. “Bugün, Türk ekonomisinin en temel sorunu güven krizi!” diyen Çakırözer, “Resmiyette Anayasa'mızda mülkiyet hakkı korunur ama Türkiye'de tam zıddı yaşanıyor. Tam 1.034 şirkette kayyım var. TMSF Türkiye'nin en büyük medya patronu. Türkiye, Mülkiyet Hakları Endeksi'nde 126 ülke arasında 93'üncü sırada! Böyle bir tabloda hangi yatırımcı gelir” dedi. “KAYYUM DÜZENİ SÜRDÜKÇE YATIRIMCI GELMEZ” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer TBMM’de yaptığı konuşmada Türkiye’de siyasette ve ekonomide var olan kayyum düzenine dikkat çekerek, AKP’nin yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmek için Meclis’e getirdiği kanun teklifini eleştirdi. Türk ekonomisinin en temel sorunlardan birinin güven krizi olduğunu söyleyen Çakırözer, “Millet iradesinin ortaya konulduğu belediyelerimizde, müteşebbislerimizin birikimleriyle ortaya çıkan şirketlerimizde bu kayyım düzeni Türkiye'nin ayıbına, bir büyük hukuksuzluğa dönüşmüş durumdadır. Ekonomiyi mahveden, milleti açlığa mahkum eden AKP iktidarı ne diyor? ‘Teşvikler vereceğiz, Türkiye'yi cazibe merkezi yapacağız, yabancı yatırımcı çekeceğiz’ diyorlar. Gelmez! Siyasette ve ekonomide bu kayyım düzeni sürdükçe gelmez. Siz olsanız, mal varlığınıza değil mahkeme kararı, gerekçe dahi gösterilmeden el konacağını bile bile gelir misiniz?” diye sordu. “1034 ŞİRKET KAYYIMDA” “Resmiyette Anayasa'mızda mülkiyet hakkı korunur ama Türkiye'de tam zıddı yaşanıyor” diyen Çakırözer, Türkiye’de kayyum atanan şirket sayılarını açıklayarak şunları söyledi: “Şirketler kişisel ya da siyasi gerekçelerle hedef yapılıyor, yargı süreci tamamlanmadan ekonomik yaptırım uygulanıyor, el konuyor. Akla gelen her işlem yapılıyor ve tüm bunlar istisna değil, yerleşik uygulama hâline gelmiş durumda. Bin 34 şirkette kayyım, 87 şirkete denetim kayyımı, 66 şirkette kısmi kayyım, 127 kişide şahsi mal varlığı kayyımı var. 40-50 milyar liralık bir ciro büyüklüğünden bahsediyoruz. “ “34 TELEVİZYON KANALI TMSF’DE, TELE 1’E ÇÖKTÜNÜZ” “TMSF Türkiye'nin en büyük medya patronu! 34 kanal, 38 radyo, 73 gazete, dergi, 6 haber ajansı kayyımda. Kim yönetiyor, nasıl yönetiliyor belli değil. İşte, Tele1 örneği. Neymiş? Casusluk soruşturmasıymış. Ne meslektaşımız Merdan Yanardağ'a ne dostumuz Necati Özkan'a ne de bu milletin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na casusluk suçlaması yapışmadı, yapışmaz ama el çabukluğuyla ortada mahkeme kararı dahi yokken milyonların izlediği bu kanala resmen çöktünüz. Şimdi de yok pahasına kim bilir hangi yandaşa satıyorsunuz? Resmen yağmalıyorsunuz kanalı.” “KAYYIM ATADIKLARINIZA KANUNLA ZIRH SAĞLADINIZ!” “İşin diğer yanı, bu şirketlere kayyım atadıklarınıza zırh sağladınız! Hiçbir şekilde yargılanamıyorlar, şirketleri doğru mu yönetiyor, kime satıyor, zarar mı ettiriyor asla sorgulanamıyor. Son torba yasayla 2030'a kadar kayyım yetkisi uzatıldı. Mahkeme kararına gerek yok, kuvvetli şüphe olması yetiyor. Sadece özel müteşebbise değil, halka hizmet veren belediyelerimizin iştiraklerine dahi göz diktiniz. Bu yüzden de Türkiye, Mülkiyet Hakları Endeksi'nde 126 ülke arasında 93'üncü sırada; Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 142 ülke arasında 117'nci sırada.” “MÜLKİYET HAKKI YOKSA YATIRIM, BÜYÜME OLMAZ” Çakırözer, Adalet Bakanı’nın "Yabancıya güven vermemiz lazım" açıklamalarını da eleştirerek, “Günaydın! Biz bunu yıllardır söylüyoruz. Sadece yabancıya değil, kendi milletimize de güven vermeliyiz. Siz ise bunları söyleyenleri yaka paça içeri alanlarsınız. İşte, TÜSİAD Başkanını sırf bunu söyledi diye gözaltına aldıran, yurt dışı çıkış yasağı koyduran başsavcı siz değil miydiniz? Mülkiyet hakkı yoksa, hukuk güvencesi yoksa yatırım da, büyüme de, refah da olamaz” dedi. “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI” “Türkiye'nin ihtiyacı, dolarına dolar katacak sıcak paraya teşvik çıkarmak değildir” diyen Çakırözer, “Ülkenin ihtiyacı, hukuk güvenliği, bağımsız, tarafsız yargı ve tam demokrasidir, tek adam yönetimine son vermektir. Bunu da siz yapamazsınız. Adalet, demokrasi ve hürriyet ilkeleri etrafında milletimizle kenetlenen Cumhuriyet Halk Partimiz yapabilir ve yapacaktır” diye konuştu.

Bu Ülkede Haklı Olmak Değersizleşiyor, Haksız Olanlar Korunuyor Haber

Bu Ülkede Haklı Olmak Değersizleşiyor, Haksız Olanlar Korunuyor

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında Ankara’da günlerdir haklarını arayan Doruk Madencilik işçilerine destek verildi. Hamamyolu Yediler Parkı’nda bir araya gelen İYİ Parti Odunpazarı İlçe Yöneticileri baretlerle ve oturma eylemi ile maden işçilerine destek verdi. İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı; "Ülke gündeminde olan, sekiz gündür Eskişehir Mihalıççık ilçemizden başlayarak başkent Ankara’da hak arama, ses duyurma ve sahip çıkılma beklentisinde olan Doruk madencilerinin haklı eylemleri bugün konumuzdur. Sorgusuz, sualsiz, amasız ve fakatsız; alnının teriyle, canını Allah’a emanet edip yerin yüzlerce metre altında ailesinin ve çocuklarının rızkı için, ekmek peşinde koşan; çoğunluğu Mihalıççık ilçemiz köylerinden, Beypazarı ve Nallıhanlı maden emekçisi kardeşlerimizin haklı mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu bugün buradan, İYİ Parti teşkilatları olarak yüksek sesle haykırıyoruz. Buradan bu seslenişin yanında, bazı soru ve dikkat çekilmesi gereken noktaları kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Mücadelesinin sekizinci gününde; Ankara Kurtuluş Parkı’ndan konunun asli muhataplarından olan ama bugüne kadar, nedendir bilinmez, hiç ses vermeyen Bakanlığa yürümeye çalışan emekçi kardeşlerimize buradan, Eskişehir’den, Hamamyolu’ndan en kalbi selam ve desteklerimizi gönderiyoruz. Duyarlı her kimseyi, her yüreği ve her kurumu; emekçilerin feryadına, çığlığına ve haklılığına destek vermeye çağırıyoruz. "Dicle kenarında bir kurt kaptı mı bir kuzuyu, adli ilahi Ömer’den sorar." dizelerindeki Ömer’i arıyor Doruk emekçileri. İnancımız, "Çalışana ücretini alın teri kurumadan önce veriniz." demiyor mu? İşte onu bekliyor Doruk emekçileri. Şöyle düşünelim: Bu meydanda olan emekli, gazeteci, memur ya da çalışanlar; yedi ay maaş alamıyorsunuz. Ne olur? Ne duruma düşer, ne hisseder, ne yaparsınız? Bir aklınıza getirin diye soruyoruz. Çalışanların hakkını korumakla yükümlü Bakanlık nerede? İşveren durumundaki Bakanlık nerede? Meşhur MAPEG nerede? SGK nerede? Ailelerin feryadını duymayan Bakanlık nerede? Niye sesleri çıkmıyor? Bu soruların cevapları verilmeli. Bu kadar sabıkalı ve olumsuz bir yapı nasıl oluyor da özellikle özelleştirmelerden ve maden sahası ihalelerinden 2364 maden ruhsatı alabiliyor? Bu kadar ihale alıp eksikleri ve hak ödememelerine rağmen nasıl ikaz edilmiyor, niye denetlenmiyor? Daha ilginci; karşı açıklama yapan şirket, utanmadan devleti suçluyor. Ama bakın belgesi var: 2024 yılında 44.7 milyon TL, 2025 yılında 86.5 milyon TL "Enerji Kapasite Mekanizması" (üretime her an hazır durumda olma) bedeli olarak karşılıksız TEİAŞ tarafından ödeme almışlar; ancak çalışanlara, son süreçte sobelenmeleri sebebiyle ödedikleri komik rakamlar dışında hiçbir ödeme yapmamışlardır. Bakın değerli yurttaşlar, artık tuz koktu! Bu ülkede haklı olmak değersizleşiyor, haksız olanlar korunuyor. Yedi aydır maaşını alamayan darp ediliyor, biber gazı yiyor, yerlerde sürünüyor; buna sebep olan, keyfini süren, koluna milyon dolarlık saat takan patrona kimse "gık" diyemiyor! Şimdi muhataplara soruyoruz: Doruk maden emekçilerinin bugün ve bugüne kadar yaşadıkları göz önünde olunca; 1 Mayıs Cuma günü İşçi, Emek ve Dayanışma Bayramı resmî tatil olarak kutlanacak. Bugün sebebiyle muhatapların kuracakları hangi süslü veya asılsız cümlelere millet olarak inanacağız, bilemiyoruz. Deprem olunca koşan, başka maden ocaklarında göçüklere ve patlamalara ilk koşan; yerin yüzlerce metre altından, ağır sosyal ve fiziki şartlarda kömür çıkaran, emek veren insanların bu gördüğü davranışlar reva mıdır? Biri bunun cevabını versin! Bu patron o kadar hak hukuk biliyor ki; gidiyor Ankara Söğütözü’nde kendi adına cami yaptırıyor. Maalesef patronu denetleyecek zihniyet, bu camiyi açmaya koşarak gidiyor. Ne sonuç beklenir diye düşünüyoruz. Bu "hayırsever" patronun aylarca maaşlarını ödemeyip insanların icralık olmasına sebep olmasını, annelerin ve çocukların gözyaşlarını kimse ne duyuyor, ne bakıyor, ne de görüyor. Nasıl bir sistem, nasıl bir vicdan? Anlayan lütfen beri gelsin ve anlatsın diyoruz. Söz konusu sabıkalı şirket; daha önce Eskişehir merkezli elektrik özelleştirme ihalesini alan, geçen sürede devlete borcunu ödemeyip aldığı elektriğin bile parasını ödemediği için elektrik dağıtım şirketi elinden alınan gruba aittir. TMSF’den aldığı Yunusemre Termik Santrali’nde maaş alamayan çalışanlar iki kez üretimi durdurmuştur. Trabzon Yomra-Sürmene maden işletmesinde maaşları ödenmeyen işçiler tazminatsız işten atılmış, kimse seslerini duymamıştır. Giresun Şebinkarahisar maden işletmesi çevreyi zehirlediği tespit edildiği için ceza yemiştir. Çanakkale Yenice maden işletmesinde ücretlerini alamayan işçiler ocağı işgal etmiş ve çoğu yine tazminatsız işten atılmıştır. Komşumuz Kütahya’da gruba ait Eti Gümüş, hem maaş alamayan çalışanlar hem de kapasite fazlası doldurulan açık havuzdaki zehirli ağır metal çevre kirliliği nedeniyle defalarca haber olmuştur. Yıldız Bakır şirketi, düzenli ödenmeyen çalışan ücretleri sebebiyle defalarca gündeme gelmiştir. KMK Madencilik çalışanlarının 2026 maaşlarının ödenmediği ve ücretsiz izne gönderildikleri bir gerçektir. Çankırı Kurşunlu tesislerinde ücretlerini alamayan çalışanların yolları kapattığı ve çok sayıda çalışanın işten çıkarıldığı biliniyor. Bilecik Söğüt’te yer ve duvar karosu tesislerinde çalışanların maaş ve kıdem tazminatı alacağı sorunları yıllardır devam ediyor; çalışanlar geniş oranda ücretsiz izin ya da sözleşme feshine sevk ediliyor. Değerli katılımcılar; bunlar bizim kısa bir araştırmada derlediklerimizdir. Çok uzun bir zaman sürecinde alışkanlık kazanmış; işletmelerde usul yapılmış kanunsuzluklar, hak yemeler ve hakkaniyet dışı davranışlar maalesef muhataplarınca görülmemekte, duyulmamakta; aksine yol verilerek ve sessiz kalınarak onay görmektedir. "Mazlumun ahı acıdır." diyoruz… 23 Nisan’da bayram alanı yerine babalarına desteğe giden çocukların gözyaşları, "mutfakta bir şey kalmadı" diyen annelerin yakarışları, sorumluların boynunda vebaldir. Bu ağır vebal, iki cihanda da insanın yakasını bırakmaz. Doruk maden emekçilerinin hak mücadelelerini bir kez daha selamlıyor, canı gönülden destekliyoruz. Tüm Eskişehir’i ve tüm Türkiye’yi bu hak ve emek mücadelesinde mağdur olan emekçilerin yanında olmaya, ses vermeye, ses olmaya davet ediyoruz."

Çakırözer: "Maden İşçileri Sadece Hakkını İstiyor!" Haber

Çakırözer: "Maden İşçileri Sadece Hakkını İstiyor!"

Hakları ve ödenmeyen maaşlarını almak için Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen Doruk Madencilik işçileri, Kurtuluş Parkı'ndaki açlık grevinin 7’nci gününü geride bıraktı. Kurtuluş Parkı’nda işçilerin direnişine destek veren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “3 gün sonra 1 Mayıs! Bu işçiler buradayken nasıl kutlayacağız 1 Mayıs’ı! 1 Mayıs’tan önce bu mağduriyetlerin bitmesi ve işçilerin tüm haklarının, alacaklarının ödenmesi lazım. Bu işçiler 7 gündür bu meydanda! Sadece haklarını istiyor! Maden emekçileri buradan halaylarla, coşkuyla ayrılana kadar onların haklı direnişinin yanındayız” dedi. “1 MAYIS ÖNCESİNDE BU İŞÇİLERİN HAKKINI VERİN” Eskişehir'de faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding'e ait Doruk Madencilik'te çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, Kurtuluş Parkı'ndaki açlık grevini sürdürüyor. Maden işçileriyle birlikte Ankara’ya yürüyen CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, grevin 7’nci gününde de Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili, Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı Ümit Özlale ile Kurtuluş Parkı’nda işçilerin direnişe destek verdi. Haklarını alana kadar işçilerin mücadelesine destek olacaklarını belirten Çakırözer, şirket TMSF’den devredilirken kefil olan iktidar yetkililerine de bir kez daha çağrıda bulundu. Çakırözer, Kurtuluş Parkı’ndaki direniş alanında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bu iktidar bu şirketin kefili. Bu iktidara çağrıda bulunuyorum. Bu sorumluluk holding kadar sizindir. Devrederken nasıl sorumlu oldunuz, şimdi borçlarını ödemezken de bu holdinge kefil olacak borçları ödeteceksiniz. Bu işçiler buradan halaylarla, coşkuyla ayrılana kadar yanlarındayız! Buradan çağrıda bulunuyoruz; 3 gün sonra 1 Mayıs! Bu işçiler buradayken nasıl kutlayacağız 1 Mayıs’ı! 1 Mayıs’tan önce bu mağduriyetlerin bitmesi ve işçilerin tüm haklarının, alacaklarının ödenmesi lazım. Biz 1 Mayıs’ı Türkiye’de hak edildiği gibi kutlamak istiyoruz! Sadece burada değil, Türkiye’nin her yerinde Doruk Madencilik emekçilerinin haklı taleplerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Maden işçilerinin haklı direnişinin sonuna kadar yanındayız.”

CHP’li Çakırözer: “Seçim Zamanı İşçilere Söz Verenler Şimdi Nerede?” Haber

CHP’li Çakırözer: “Seçim Zamanı İşçilere Söz Verenler Şimdi Nerede?”

Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen ücret ve tazminatları için Bağımsız Maden İş Sendikası öncülüğünde Ankara’ya yürüyüş başlattı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, yürüyüşün 5’inci gününde Ayaş’ta işçileri ziyaret ederek, dayanışma gösterdi. Çakırözer, “Seçim zamanı dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Bakanı geldi işçilere sözler verdi! Yıllar geçti emekçiler aylardır maaşını alamıyor, tazminat hakları ödenmedi. Çalışan işçilere rızaları dışında ücretsiz izin dayatıldı! Sendikal mücadeleye öncülük ettikleri için işçiler işten çıkarıldı! Hakları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyüş başlatan maden emekçilerimize selam olsun! Madenciler haklarını alana kadar dayanışmayla yanlarındayız!” dedi. İşçiler, “İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız!” sloganlarıyla haklarını almak için direnişi sürdüreceklerini vurguladı. ESKİŞEHİR’DEN ANKARA’YA YÜRÜYORLAR Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde Yıldızlar SSS Holdinge bağlı Doruk Madencilikte çalışan yaklaşık 150 işçi, sendikaları Bağımsız Maden-İş ile eylemlerine devam ediyor. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Doruk Madencilik işçilerinin haklarını almak için Ankara’ya başlattıkları yürüyüşe destek verdi. Direnişin beşinci gününde Ayaş’ta işçilerin yürüyüşüne destek veren CHP’li Çakırözer, “Eskişehir Mihalıççık’tan Beypazarı’na, Beypazarı’ndan Ayaş’a, oradan başkent Ankara’ya yürüyen maden işçilerimize bizden selam olsun. Bağımsız Maden-İş Sendikası başkanı, yöneticileri, üyeleri, arkadaşlarımız haklarını aramak için kilometrelerce, günlerdir yürüyorlar. Bugün dayanışma için onlarla yürüyoruz. Bu mesele, yılan hikayesine dönen bir mesele ama özünde işçinin hakkını gasp etme meselesi. Çok haklı bir şekilde bu sendika, yüzlerce işçinin yıllardır gasp edilen hakkını aramak için yollara düştü” dedi. “SÖZ VERENLER ŞİMDİ NEREDE?” 2023 yılındaki seçim döneminde dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın santrale gelip sözler verdiğini hatırlatan Çakırözer, şunları söyledi: “Bu şirket TMSF’deydi. Şimdiki şirkete devredilirken ‘Merak etmeyin, işçilerin hiçbir hakkı kalmayacak’ denildi. ‘Mağdur edilmeyeceksiniz’ denildi. Bunlar kayıtlarda var. Ama aradan geçen sürede işçiler mağdur olmaya devam ettiler. Ödenmeyen maaşlar, alınmayan tazminatlar, haksız işten çıkarılan işçiler! Şimdi haklarını almak için kilometrelerce yürüyorlar. Biz de yanlarındayız. Ankara’ya geldiklerinde de yanlarında olacağız. Ama asıl onlara söz veren, ‘Merak etmeyin hakkınız yenmeyecek, mağdur olmayacaksınız’ diyenler bakalım ne yapacaklar? Yani bu şirket TMSF’den devredilirken tanıdıklara, bu işçinin hakkını hukukunu yok sayanlar bakalım şimdi ne yapacak?” “İŞÇİLER HAKLARINI ALANA DEK YANLARINDAYIZ” “Biz sonuna kadar arkadaşlarımızın yanındayız. İşçimizin alın terinin karşılığı olan, gasp edilen haklarının bir an önce onlara iadesi için, sendikal haklarını da özgür bir şekilde sonuna kadar kullanabilmeleri için yanlarında olmaya devam edeceğiz. Herkesi Bağımsız Maden İş Sendikasının tarihi yürüyüşüne destek vermeye, Doruk Madencilik emekçileriyle dayanışmaya çağırıyoruz.” “BURAYI SADECE 150 İŞÇİ SANMAYIN” Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, “5 gündür yollardayız. Bu yürüyüş bizim ekmek kavgamız, dayanışma kavgamız. 140 işçi kanunsuzca ücretsiz izinde. 5 aydır bu işçiler maaşını alamamış. 7 arkadaşımız usulsüzce işten atıldı. Bu işçi emekli olmuş, geriye dönük özlük haklarını alamamış. Bu işçiler nereye gitsin, ne yapsın? Bu kavga büyük kavga, bu kavga Türkiye’nin geleceği için. Burayı sadece 150 işçi sanmayın. Bu kavga 150 bin madencinin, bu Türkiye’deki işçi sınıfının mücadelesi. Sözler verildi tutulmadı. Biz bu işçilerin kıdem, ihbar, geriye dönük özlük haklarını almadan geriye dönmeyeceğiz” dedi. “TMSF’Yİ, BAKANLIKLARI, TBMM’Yİ SORUMLU OLARAK GÖRÜYORUZ” “Biz TMSF, KİAŞ, Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı ile TBMM’yi sorumlu olarak görüyoruz” diyen Bağımsız Maden İş Sendikası örgütlenme uzmanı Başaran Aksu da “O sorumluluğun altını çizmek için adım adım yürüyerek Ankara’ya varmayı düşünüyoruz. Memleketin dört bir yanındaki işçiler, emekçiler, çiftçiler açısından durum bu aslında. Bu sürdürülebilir bir şey değil. Emekçiler hakkını alana dek mücadelemizi sürdüreceğiz” çağrısını yaptı. “AYLARDIR MAAŞ YOK, NASIL GEÇİNİYORUZ DİYE KİMSE SORMADI” Şirket TMSF’den devredilirken kendilerine sözler verildiğini söyleyen, maden işçisi Kamil Tanrıseven, “15 yıldır Doruk Madencilik’te çalışıyorum. İçeride üç aylık maaşım var. 3 aydır kimse bu insanlar nasıl geçiniyor, bu ev nasıl dönüyor diye kimse sormadık. Herkes söz verdi gitti. Söz verenleri buraya bekliyoruz” dedi. “SADAKA DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ” 2012’den bu yana madende çalışan Murat Keskin, “5 gündür direnişteyiz. 6 aylık maaşım içeride. Herkesin farklı farklı mağduriyeti var. Kimisi çocuğunun okul masrafını ödeyemiyor, kimisi kirasını veremiyor. Bize verilen sözlerin tutulmasını bekliyoruz. Tazminatlarımız, içerideki maaşlarımız, sendikal haklarımız… Biz sadaka istemiyoruz, biz sadece çalıştığımızın, hak ettiğimizin karşılığını istiyoruz” diye konuştu.

CHP'li Süllü Mihalıççık’ta Madencilik İşçilerinin Sorunlarını Dinledi Haber

CHP'li Süllü Mihalıççık’ta Madencilik İşçilerinin Sorunlarını Dinledi

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Mihalıççık ilçesinde faaliyet gösteren Doruk Madencilik emekçileri ve sendika temsilcileri ile görüşerek yaşadıkları mağduriyetleri Meclis gündemine taşıdı. Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’ndan (TMSF) Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik Şirketi’ne tüm işçi alacaklarıyla devredilen Yunus Emre Termik Santrali ve kömür madeninde emekçilerin yaşadığı sorunlarının yıllardır hâlâ çözülemeyişine sert tepki gösteren Süllü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM’ye soru önergeleri sundu. Emekçinin Alın Teri Gasp Ediliyor! Jale Nur Süllü, 2008 yılında Naksan Holding’e bağlı Adularya Enerji tarafından işletmeye açılan linyit madeni ve termik santralin 2016 yılında FETÖ soruşturmaları kapsamında kayyım atanarak 2022’ye dek TMSF döneminde emekçilerin haklarında yaşanan sorunların rödavans sözleşmesi ile Doruk Madencilik’e devredildikten sonra artarak sürdüğünü söyledi. İşçilerin yaşadığı mağduriyetler hakkında Bağımsız Maden-İş Sendikası yetkilileri ve Mihallıççık’ta yaşayan Doruk Madencilik çalışanlarından bilgi alan Süllü, emekçilerin yaşadığı hak kayıplarına dikkat çekti. İşçiler yaşadıkları mağduriyeti özetlerken, “Emekli olanlar emeklilik ikramiyelerini, işten ayrılanlar kıdem tazminatlarını alamıyor. Maaşlar aylarca ödenmiyor. Maaşlar düşürüldü, sigorta primleri eksik yatırıldı,” diyerek tepki gösteriyor. Haklarını talep ettikleri için işten çıkarıldıklarını ve ücretsiz izne zorlandıklarını; içeride 2-3 maaşlarının tutulduğunu ifade ediyorlar. Ayrıca plakasız servislerle taşınma, hijyenik olmayan ortamlarda yemek hizmeti, eksik ekipmanla zorlu çalışma koşullardan da yakınan işçiler, borç batağı içinde çok zor durumda olduklarını anlatıyorlar. Adalete başvuranların sonuç elde edemediğini, muhatap bulamadıklarını, hak kazananların ise şirket devirleri ile alacaklarını tahsil edemediğinden şikâyet ediyorlar.” Siyasi Şov Boş Çıktı Süllü, kendisine aktarılanlar sonrasında “Anlaşılan o ki, çalışanların devir öncesi tüm haklarını alacağı yönünde verilen sözler tutulmadığı gibi, işçi eylemlerini sonlandırmak için şirket yetkililerinin vaatleri yerine gelmemiş; iktidar mensuplarının şovları da boş çıkmış. Üstelik, bu mağduriyetler sadece Yunus Emre Termik Santralinde değil, firmanın ülkemizin çeşitli yerlerinde ihaleyle devir aldıkları tüm işletmelerde yaşanıyormuş. Anlatılanlardan anlaşıldığı üzere, şirket iktidar gücünü arkasına almış; çalışanın emeğini gasp etmeyi kendinde hak görüyor” dedi. İktidara Çağrı: Bakanlık Sorumluluk, İşçiler Haklarını Almalı Emekçinin alın terinin gasp edilemeyeceğini ve çaresiz bırakılamayacağını söyleyen Süllü, yaşanan mağduriyetin sorumlusunun işverene göz yuman kamu idareleri olduğuna dikkat çekerek “İşçiye ödenmeyen maaş, ihmal edilen denetim emek sömürüsü ve hukuksuzluğun simgesidir” vurgusu yaptı. TBMM’ye sunduğu soru önergelerinde Süllü, ödenmeyen ücretler ve tazminatlarla ilgili şikâyet sayısının, yapılan denetimlerin ve sorumluların tespit edilmesini talep etti. “Kamunun sessizliği işçilerin sorunlarını büyütüyor. Bu hukuksuzluğa göz yummak mümkün değil” diyerek mağduriyetlerin giderilmesi iktidara da çağrıda bulunan Süllü, “Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesi, yalnızca Mihalıççık’ı değil; Türkiye genelindeki on binlerce işçiyi ilgilendiriyor. Bu gasp son bulmalı, Bakanlıklar sorumluluğu; işçiler haklarını almalıdır” dedi.

Türkiye’nin En Büyük Medya Patronu TMSF Oldu! Haber

Türkiye’nin En Büyük Medya Patronu TMSF Oldu!

TBMM’de medya kuruluşlarına kayyum operasyonlarına ilişkin konuşan CHP’nin gazeteci kökenli milletvekillerinden Utku Çakırözer, “Türkiye’nin en büyük medya patronu iktidar, TMSF olmuş durumda! Hukuksuz kayyumlarla amacınız Türkiye’de basın özgürlüğünü, çok sesliliği ve halkın gerçekleri öğrenme hakkını engellemek! Basın kuruluşlarına kayyum atayarak hem halkın haber alma hakkını hem kanalları yok ediyor hem de gazetecileri işsiz bırakıyorsunuz!” dedi. Çakırözer, kayyum atamalarına son verilmesi ve TELE 1 televizyonun çalışanlarına, izleyicilerine teslim edilmesi çağırısı yaptı. “HUKUKSUZCA TELEVİZYON KANALLARINA ÇÖKME OPERASYONU” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer Tele 1 TV’ye kayyum atanmasının ardından Türkiye’de basın kuruluşlarına kayyum operasyonlarını Meclis gündemine taşıdı. TBMM’de konuşan Çakırözer, TELE 1 televizyonu başta olmak kanalara kayyum atamalarının halkın haber alma hakkını, basın kuruluşlarını yok ettiğini ve gazetecileri işsiz bıraktığını söyleyerek, kayyum uygulamalarından vazgeçilmesi çağrısı yaptı. “Bugün iktidar resmen televizyon kanallarına çökmüş durumda” diyen Çakırözer, “Çökmüş diyorum çünkü tamamen hukuksuzluk var ortada. 15,5 milyon kişinin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nu özgür bırakmamak için yeni bir casusluk davası oluşturdunuz! Tele1 Genel yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve Necati Özkan'ı da bu dosyaya eklediniz! Ne İmamoğlu’na ne Özkan’a ne de meslektaşımız Merdan Yanardağ’a bu çamur yapışmaz” diye konuştu. “ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN DA DÜŞÜNÜN!” Ortada mahkeme kararı dahi yokken, Merdan Yanardağ gözaltındayken kanala kayyum atandığına dikkat çeken Çakırözer, “Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Ortada mahkeme kararı yok, bırakın kararı Merdan Yanardağ hakim karşısına dahi çıkmamış. Daha gözaltında iken kalkıp, milyonların izlediği Tele 1’e kayyum atadınız! Merdan Yanardağ kanalın sahibi değil! İşte CNN’de ya da Sabah’ta ya da Yenişafak’ta genel yayın yönetmeni ya da başyazar hakkında bir soruşturma var diye el konmaya kalksa ne dersiniz? Elinizi vicdanınıza koyun bir düşünün yapılan hukuk dışı bir yöntemle televizyon kanalına çökmektir! Benzer biçimde Flash TV’yi Halk TV almasın diye el koydunuz. Ama sonunda hem değerinin altına sattınız hem de 150 basın emekçisini işsiz bıraktınız” dedi. “TMSF EN BÜYÜK MEDYA PATRONU OLDU!” “Türkiye’nin en büyük medya patronu bu iktidar, TMSF olmuş durumda” diyen Çakırözer şöyle konuştu: “Habertürk, Show TV, HT spor, Bloomberg HT medya kuruluşlarına kayyum atadınız. Madem yeni patronları hakkında aylardır yıllardır süren soruşturma vardı niye koskoca medya grubunu sattırdınız o zaman! Ciner Holding’den Can Holding’e satış sırasında bu devletin Masak’ı bu devletin istihbaratı yok muydu? Niye bile bile aldırdınız ve sonra da el koydunuz! Adam hakim karşısında ‘Devlet büyüklerinin yönlendirmesiyle aldım. Yönetimi onların yönlendirmesi ve onayıyla kurdum’ dediğinde niye çıkıp bir şey söyleyemiyorsunuz?” “HEM YOK EDİYORSUNUZ HEM İŞSİZ BIRAKIYORSUNUZ!” Medya kuruluşlarına yapılan operasyonların amacının Türkiye’de basın özgürlüğünü, çok sesliliği ve halkın gerçekleri öğrenme hakkını engellemek olduğunu belirten Çakırözer, medya kuruluşlarına kayyum uygulamalarının hem halkın haber alma hakkını hem de yayın kuruluşlarını yok ettiğini ve yüzlerce gazeteciyi işsiz, güvencesiz bıraktığını söyledi. “HABERİ, GERÇEKLERİ KARARTIYORSUNUZ!” Çakırözer TBMM Genel Kurulu’nda ekim ayında ifade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlalleri de sıralayarak, şöyle konuştu: “Türkiye’de gazeteciler ya öldürülerek ya da zindana konarak susturuluyor! İşte ranta, talana karşı cesurca kalemiyle belgeseliyle mücadele veren Hakan Tosun. İstanbul’un ortasında darp edilerek öldürüldü. Ailesi bizler hala soruyoruz? Kim neden öldürdü? Milyonların izlediği gazeteci Fatih Altaylı 135 gündür hukuksuzca tutuklu! Yarattığınız baskı nedeniyle derin bir sessizliğe gömülmüş durumda! Furkan Karabay, Perihan Erkılınç tutkuyla, heyecanla görevini yapan gencecik gazeteciler mesleklerini yaptıkları için aylardır zindandalar. Ekim ayında 60 gazeteci haberi için hakim karşısındaydı. Her ay böyle! T24 muhabiri Asuman Aranca, üç ödüllü haberi nedeniyle hapis cezası aldı. Haberin haberini yapan Birgün Gazetesi yöneticileri cezalandırıldı. Gazeteciler saldırı, tehdit ve engellememelere rağmen habercilik mücadelesi veriyor ! Amaç ne? Bu topluma haberin, gerçeklerin ulaşmasını engellemek! Gazeteciler, basın kuruluşları gerçekleri haber yapıp, iftiraları hakikatle çürüttükleri için 19 Mart darbecilerinin hedefindeler! Buradan bir kez daha hatırlatmak isterim ki: Herkesin bildiği Merdan Yanardağ’dan, Necati Özkan’dan ve milyonların teveccühünü kazanmış Ekrem İmamoğlu’ndan casus çıkmaz! Casus arayanlar: Önce dönüp aynaya baksınlar!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.