SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tmo

Porsuk Haber Ajansı - Tmo haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmo haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beylikova Belediyesi Kendi Ürettiği 700 Çuval Unu Vatandaşa Dağıttı Haber

Beylikova Belediyesi Kendi Ürettiği 700 Çuval Unu Vatandaşa Dağıttı

Beylikova Belediyesi, kendi tarım arazilerinde ürettiği 1. sınıf ekmeklik buğdayları una dönüştürerek 700 çuval unu belediye personeli ve ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırdı. Beylikova Belediyesi, yerel kalkınma ve dayanışma odaklı çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Belediye arazilerinde bu yıl gerçekleştirilen hububat üretiminde toplam 569 ton buğday elde edildi. Yapılan laboratuvar analizleri ve ölçümler sonucunda, hasat edilen ürünlerin birinci sınıf ekmeklik kırmızı buğday kalitesinde olduğu tescillendi. Hasadın büyük kısmı Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) teslim edilirken, bir bölümü ise doğrudan vatandaşın mutfağına katkı sağlamak amacıyla una dönüştürüldü. Geleneksel Taş Değirmende İşlendi, Sofralara Ulaştı Geleneksel hale getirilen sosyal yardım uygulaması kapsamında, buğdaylar Komşu ilçe Mihalıççık’ta bulunan klasik taş değirmenlerde işlendi. Doğal ve geleneksel yöntemlerle un haline getirilen buğdaylardan elde edilen 700 çuval un, Beylikova Belediyesi personeli ile ilçedeki ihtiyaç sahibi vatandaşlara dağıtıldı. Belediye Başkanı Hakan Karabacak: "Belediyecilik Sadece Yol ve Altyapı Değildir" Tarımsal üretimi sadece ekonomik bir gelir kalemi olarak görmediklerini belirten Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, üreten ve paylaşan belediyecilik anlayışına vurgu yaptı. Başkan Karabacak yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Beylikova Belediyesi olarak kendi arazilerimizde üretim yapıyor, imkânlarımızı en verimli şekilde kullanarak hemşehrilerimize katkı sağlıyoruz. Bu yıl 569 ton birinci sınıf ekmeklik kırmızı buğday ürettik. Mihalıççık’taki klasik taş değirmende öğüttürdüğümüz 700 çuval unu çalışanlarımıza ve ihtiyaç sahibi komşularımıza ulaştırdık. Biz belediyeciliği sadece yol, park ve altyapı hizmetlerinden ibaret görmüyoruz. Belediyemizin kaynaklarını üretime dönüştürmek ve elde edilen katma değeri vatandaşımızla paylaşmak temel ilkemizdir. Üreten, kazanan ve kazandığını halkıyla paylaşan bir anlayışla tarımsal üretimi her yıl daha da geliştireceğiz." Başkan Karabacak, üretimden dağıtım aşamasına kadar emeği geçen tüm belediye personeline de teşekkür etti. Beylikova Belediyesi, önümüzdeki dönemlerde de öz kaynaklarıyla tarımsal üretimi artırarak hem ilçe ekonomisine katkı sağlamayı hem de sosyal yardımları sürdürmeyi hedefliyor.

Beylikova Belediyesi 755 Ton Hububat Hasat Etti Haber

Beylikova Belediyesi 755 Ton Hububat Hasat Etti

Beylikova Belediyesi, 2026 yılı hububat hasadını başarıyla tamamlayarak toplam 755 ton hububat üretimi gerçekleştirdi. Belediye tarafından yürütülen tarımsal üretim faaliyetleri kapsamında 569 ton buğday ve 186 ton arpa hasat edilerek önemli bir verim elde edildi. Hasadı tamamlanan buğday ve arpa ürünleri, satış ve değerlendirme işlemleri kapsamında Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) teslim edildi. Yapılan kalite analizleri sonucunda Beylikova Belediyesinin ürettiği buğdaylar, birinci sınıf ekmeklik kırmızı buğday olarak değerlendirilerek en kaliteli ürün sınıfında yer aldı. Gerçekleştirilen üretim sayesinde Beylikova Belediyesi bütçesine yaklaşık 11 milyon lira ek gelir sağlandı. Elde edilen bu gelir, belediyenin yatırım ve hizmetlerinde kullanılacak önemli bir kaynak oluştururken, üreten belediyecilik anlayışının da somut bir örneği oldu. Elde edilen ürünlerin tamamı satışa sunulmadı. Gelecek üretim sezonunda kullanılmak üzere 50 ton buğday tohumluk olarak ayrılırken, Beylikova Belediyesinin geleneksel hale getirdiği sosyal belediyecilik uygulaması kapsamında ihtiyaç sahibi ailelere un desteği sağlamak amacıyla 25 ton buğday ayrıldı. Ayrılan buğdaylar un haline getirilerek her yıl olduğu gibi ihtiyaç sahibi vatandaşlara ücretsiz olarak ulaştırılacak. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, bu yıl iklim koşullarının üretime olumlu katkı sağladığını belirterek şunları söyledi: “Bu yıl özellikle mevsiminde gerçekleşen yağışlar sayesinde oldukça yüksek verim elde ettik. Türkiye’de belediyeler arasında en büyük ölçekli tarımsal üretim yapan kurumlardan biriyiz. Üreten belediyecilik anlayışımızla hem belediyemize ekonomik katkı sağlıyor hem de sosyal belediyecilik faaliyetlerimizi güçlendiriyoruz. Bu yıl gerçekleştirdiğimiz üretimle belediyemize yaklaşık 11 milyon lira ek gelir kazandırdık. Hasat ettiğimiz ürünlerin bir kısmını gelecek yılın tohumluğu olarak ayırırken, bir kısmını da geleneksel hale getirdiğimiz un yardımı kapsamında ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ulaştıracağız. Üretimin her aşamasında büyük emek veren tüm belediye personelimize teşekkür ediyorum.” Beylikova Belediyesi, modern tarım teknikleriyle sürdürdüğü üretim faaliyetleri sayesinde hem belediye bütçesine önemli katkılar sağlamaya hem de sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ihtiyaç sahibi vatandaşlara destek olmaya devam ediyor. Üreten belediye vizyonuyla yürütülen çalışmaların önümüzdeki yıllarda da artarak sürdürülmesi hedefleniyor.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'dan TMO Sivrihisar Tesisleri'ne Ziyaret: "10 Milyon Tona Yakın Ürün Alındı" Haber

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'dan TMO Sivrihisar Tesisleri'ne Ziyaret: "10 Milyon Tona Yakın Ürün Alındı"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bugüne kadar 10 milyon tona yakın ürünü aldı. Yine alımlara, alım işlemlerine de devam ediyor." dedi. TMO Sivrihisar Tesisleri'ni ziyaret eden Bakan Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, tarımsal üretimin ekonominin yanı sıra gıda arz güvenliği açısından son derece önemli olduğunu söyledi. Bu kapsamda Türkiye'nin çiftçileri ve üreticileri olarak hem ekonomiye katkı hem de gıda arz güvenliğinin garantisi için yoğun şekilde çalıştıklarını dile getiren Yumaklı, "Bu manada, Bakanlığımızla omuz omuza vererek tarımsal üretimin çok daha iyi noktalara gelmesi için çalışan, gayret eden bütün çiftçilerimize, bütün üreticilerimize buradan tekrar şükranlarımı sunuyorum." ifadesini kullandı. Bakan Yumaklı, Dünya Bankası verilerine göre Türkiye'nin 2025 yılı sonundaki tarımsal hasılasının 83,2 milyar dolarla tarihinin en yüksek seviyesine çıktığını belirtti. "Bu sonuçla Avrupa'da birinci sıradaki yerimizi korurken dünyada da tarımsal hasılada yedinci sıraya gelmiş durumdayız." diyen Yumaklı, şöyle devam etti: "Tabii özellikle Anadolu'nun buğdayın ana vatanı olmasından da hareketle bazı kritik ürünlerin, stratejik ürünlerin ülkemizdeki üretimiyle alakalı çok yoğun bir çaba ve gayret sarf ediyoruz. Çünkü iklim değişikliği de dahil olmak üzere hem tohum çeşitlerinin geliştirilmesi hem de birim alandan alınan verimin artırılmasıyla ilgili çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu noktada buğdayın ve özellikle son dönemde devam eden hububatın, buğday başta olmak üzere stratejik ürünler olarak üretim planlamasının içindeki yeri son derece önemli." Bakan Yumaklı, "Dünya un ticaretinde de birinci sıradayız, un ihracatında. Makarnada ikinci sıradayız. Tabii bunların sadece belli dönemlerde değil, sürdürülebilir olarak devamının sağlanması gerekir. Bu noktada da dünyadaki konjonktürü de dikkate alarak sanayiyle birlikte, yani bunu işleyen un sanayisi ve diğer ürünlerle ilgili işlem yapan sanayiyle birlikte çalışmaya devam ediyoruz, devam edeceğiz." Yumaklı, bu sene son 66 yılın en iyi yağışlarının alındığını ifade etti. 650 NOKTADA ALIMLAR DEVAM EDİYOR Yurt genelinde buğday hasadının yüzde 73'ünün, arpa hasadının ise yüzde 79'unun tamamlandığını dile getiren Yumaklı, "Toprak Mahsulleri Ofisi, daha ilk günden açıkladığımız üzere herhangi bir şekilde çiftçimizin elinde 1 gram bile ürünün kalmayacağını, Toprak Mahsulleri Ofisine getirilen bütün ürünlerin alınacağını deklare etmişti. Bu minvalde 650 noktada alımlarına devam ediyor. Toprak Mahsulleri Ofisi bugüne kadar 10 milyon tona yakın ürünü aldı. Yine alımlara, alım işlemlerine de devam ediyor. Söylediğimiz her sözün yerine getirilmesiyle ilgili çalışan arkadaşlarımızın 7/24 gayretleri için onlara da teşekkür ediyorum." diye konuştu. “BİTKİSEL ÜRETİMDE CUMHURİYET TARİHİMİZİN REKORUNU BEKLİYORUM" Bakan Yumaklı, sözlerini şöyle tamamladı: "Tabii '10 milyon tonluk bir ürün alımı yapıldı' demiştim. Bunun vadesi gelen, ödeme vadesi gelenler de yaklaşık 58 milyar liralık bir ödemeye tekabül etti. Bunları da çiftçilerimizin, üreticilerimizin hesaplarına aktardık. Ben, inşallah Cumhuriyet tarihimizin rekorunu hem bitkisel üretimde hem de hassaten buğday ve arpa üretiminde bekliyorum. Öngörülerimiz bu şekilde. Hasat tamamlandıktan sonra genel bir değerlendirme yaparken de bunları kamuoyumuzla paylaşacağız inşallah. Bütün üreticilerimize, hasatları yapılan bütün ürünler için 'bereketli olsun' diliyorum. Bol kazançlar diliyorum

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında" Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir binası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, açıklanan taban fiyatların yetersizliği, ödemelerdeki uzun gecikmeler, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar ve randevu sistemindeki aksaklıklar sert bir dille eleştirildi. TMO’nun kurulus misyonundan uzaklaştığını belirten Yer, Eskişehirli çiftçilerin yalnız bırakıldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. ​“Açıklanan Fiyatlar Gerçekten Uzak, Çiftçinin Zararı Büyüyor” ​Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) asli görevinin Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmek olduğunu hatırlatan Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan, 88 yıllık geçmişiyle tarımsal ürün piyasalarını düzenleyip üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonu bulunan; faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayıp paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gerekleriyle uyumlu tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olma vizyonuna sahip Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önündeyiz. Hepimizin bildiği üzere TMO'nun esas ve asli faaliyet alanı, Türk çiftçisinin ana uğraşı olan hububat piyasasının yürütücüsü ve belirleyicisi olmaktır. 2026 dönemi hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatı olarak buğdayın kilogram fiyatını 16,50 TL, arpanın kilogram fiyatını ise 12,075 TL olarak açıklamıştı. Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden açıklanan fiyatın gerçekle ilgisi olmadığını, ürünün kilogram başına maliyet bedelinin en az 19,90 TL olması sebebiyle açıklanan resmî enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL civarında olması gerektiğini söylemiştik. İrade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreç içerisinde maalesef beklentilerin de altına inmeye devam etmekte; zaten zararda olan Türk çiftçisinin zararı, piyasa düzenleyicisi ve yürütücülerinin gözleri önünde, tepkisizlikleri neticesinde hızla artmaktadır. Mesela, 2 Temmuz'da ikinci sınıf, tonu 16.500 TL olarak değerlendirilen mahsulünü TMO'ya teslim eden çiftçimiz, parasını henüz devletten alamadı. 2 Temmuz'da motorin 65 TL idi. 26 Temmuz'da motorin 79,70 TL oldu. 2 Temmuz'da çiftçimiz ürününü teslim ettiğinde parasını alıp motorin alsaydı 254 litre motorin alabilecekti. Şu an para yatırılmış olsa dahi ancak 209 litre motorin alabilmektedir. Çiftçinin 45 litre mazotu nerede? Bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmemektedir. 2024 yılı Ekim-Kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için ödenmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Çiftçiye verilen destek bu kadar gecikince, enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, yani daha çiftçinin eline ulaşmadan erimektedir. Destek vermek kadar, o desteği zamanında vermek de önemlidir diyoruz. Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz. 24 Temmuz 2026 Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları; • Buğday: 12,70 TL • Arpa: 10,50 TL olarak gerçekleşmiştir. Hangi akıl, hangi beceri, hangi hesap bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir; bunu merak ediyoruz. Piyasa gerçekleşmesi bu durumdayken biz, İYİ Parti olarak yetkililere soruyoruz: Bu süreçte TMO, kendisine getirilen ve resmî fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesini gerekçe göstererek fiyat düşürmekte midir? "Birinci sınıf ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu, üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz." denilmekte midir? Harman sürecini dört gözle bekleyen, tüm borç ve ödemelerinin günü gelen üreticiler; normalde ilan edilen ve taban fiyat olması gereken fiyatın altında, ürününü tüccara maliyetinin altına satmaya mecbur bırakılmakta mıdır? Biz diyoruz ki; aynen böyledir ve buna kimsenin sesi, soluğu çıkmamaktadır. Yani göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun aslı değildir, diyoruz. Değerli katılımcılar, TMO ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise randevu sisteminin getirdiği zorluklar ile Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki giderilmeyen aksaklıklar zinciridir. Ayrıca yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanmakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Bu hususa da dikkat çekilmesini istiyoruz. Randevu probleminden devam edersek; Köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin mevki mevki çalışması nedeniyle bölgelere göre parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürün, römork ya da kamyonlarla TMO'ya teslim edilmektedir. Ancak uygulamaya konulan randevu sistemi şu anda çok ileri tarihlere randevu vermekte, üreticiler ise ürünlerini bekletmek ve depolamak zorunda kalarak büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim; nedir, ne değildir yerinde görsün. Biz bize iletilenler doğrultusunda sorun ve talepleri dile getiriyoruz. Üreticiler, teslim ve randevu alabilmek için siyasi parti kapılarını aşındırmakta, bürokratlara gitmek zorunda kalmaktadır. Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa... Biz bu konuda duyduklarımızı belgeleyip teyit edersek, gerçekten birilerinin yüzüne seslenir ve yaptıklarının kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu önlerine koyarız. Buradan bürokratları uyarıyoruz: • Sıralamaya müdahale etmeyin. • Kontenjan kullanmayın. • Ayrımcılık yapmayın. Ürün değerlendirmesinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın. O ürünün bedelinde; klimalı odalarda serin serin oturarak değil, kıraç tarlalarda alın teri dökülerek kazanılmış emeğin hakkı vardır ve bunun vebali ağırdır, diyoruz. İddialarımızın aksine bir durum varsa, "Kesinlikle böyle bir şey yok." diyorlarsa; Bunu açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz. Değerli katılımcılar, Milletin efendisi olan, Ata toprağını bekleyen ve milletin geleceği için üretmeye çalışan Türk çiftçisi maalesef zor durumdadır ve çıkmaz bir yoldadır. Tarım politikası ve uygulamaları açıkça "Ekmeyi bırak." demektedir. Üretmek yerine ithal etmeyi daha doğru gören bir anlayışa rağmen Türk çiftçisi, millî bir ruhla, zarar etmesine rağmen, üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan muhataplar bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, millî tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur. 2006 yılında bu iktidar tarafından çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme oranı, bir önceki yılın gayrisafi millî hasılasının yüzde 1'inden az olamaz. Ancak bu hüküm bugüne kadar asla uygulanmamıştır. Bunu resmî kaynaklar ve ilgili birlikler açıkça ifade etmektedir. Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının da dikkatlerden kaçmaması için hatırlatmak istedik.1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Anadolu çiftçisine sahip çıkmak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önünden Eskişehir'in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz. İYİ Parti olarak diyoruz ki; İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir'de pırlantacı açılışında çok güzel buluşuyor, keyifle kurdele kesebiliyorlar. Hiçbirinizin umurunda olmayan çiftçi burada. Köylü burada. Ama onlar buraya gelemiyor, gelmiyor. İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız. İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz. İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız, diyoruz. Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima olacağız. İnanın; köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin asil ruhu sizi yenecektir, diyoruz. Ata emaneti toprağı, her türlü dış mihraklı operasyona rağmen işlemeye devam edecek ve kendisine yüklenen o misyon gereği milletin geleceğinde söz sahibi olacaktır, diyoruz. Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekene, biçene; neticede boynu bükük kalan köylüye, çiftçiye. Selam olsun Büyük Milletin Efendisi'ne. Biz cesur bir yürek olarak sesleniyoruz: Bekle çiftçi kardeşim, bekle köylü kardeşim. Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek."

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor! Haber

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor!

Eskişehirli Genç Rençberler Sözcüsü Burak Kuşan, TMO tarafından açıklanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, artan maliyetler karşısında çiftçinin cezalandırıldığını belirtti. Kuşan, "Çiftçi sadaka değil, emeğinin gerçek değerini istiyor" dedi. Eskişehir’de bir araya gelen genç çiftçiler, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan arpa ve buğday alım fiyatlarına karşı kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. Eskişehirli Genç Rençberler adına konuşan Sözcü Burak Kuşan, tarımdaki yüksek maliyet artışları ile açıklanan düşük fiyatlar arasındaki uçuruma dikkat çekerek, izlenen politikaların üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini savundu. İşte Eskişehirli üreticilerin tarım politikalarına ve hububat fiyatlarına yönelik çarpıcı itirazları: "Enflasyon Yüzde 32, Ürüne Verilen Artış Yüzde 16" Konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ile piyasa gerçekleri arasındaki çelişkiyi vurgulayan Burak Kuşan, maliyetlerin altında ezildiklerini ifade etti. Yıllık enflasyonun resmi rakamlarla bile yüzde 32 seviyesinde olduğunu hatırlatan Kuşan, şu verileri paylaştı: "TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarında arpaya yaklaşık yüzde 16, buğdaya ise yaklaşık yüzde 22 oranında artış verilmiştir. Buna karşın çiftçinin kullandığı gübre, mazot, tohum, ilaç, işçilik ve enerji maliyetleri geçen yıla göre yüzde 50’nin üzerinde artmıştır. Maliyeti yüzde 50 artan çiftçi, ürününe verilen yüzde 16-22’lik artışla nasıl ayakta kalacaktır?" "Yüksek Rekolte Çiftçinin Suçu Değil, Başarısıdır" Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan "yağışlar iyi gitti, rekolte yüksek, fiyatlar bu yüzden böyle belirlendi" yönündeki açıklamalara da değinen Kuşan, desteklemelerin artırılacağı vaadinin sahada karşılığı olmadığını söyledi. "Çiftçi destek adı altında verilen kaynaklarla ayakta kalmak istemiyor. Çiftçi sadaka istemiyor" diyen Kuşan, yüksek rekoltenin bir ceza gerekçesi yapılamayacağını belirterek, "Eğer yüksek rekolte gerekçe gösterilerek fiyatlar baskılanacaksa, çiftçiye verilen mesaj şudur: ‘Üret ama kazanma.’ Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Çünkü yüksek rekolte çiftçinin suçu değil, başarısıdır. Üretimin fazla olması çiftçinin cezalandırılmasının değil, ödüllendirilmesinin gerekçesi olmalıdır" ifadelerini kullandı. TMO Açıklamasından Sonra Borsada Fiyatlar Çakıldı Fiyat politikasının piyasayı regüle etmek yerine serbest piyasayı da aşağı çektiğini iddia eden Genç Rençberler Sözcüsü, Eskişehir Ticaret Borsası'ndaki güncel durumu şu rakamlarla özetledi: TMO Öncesi Dönem: Buğday 16 TL, arpa 14 TL seviyelerindeydi. TMO Sonrası Dönem: Eskişehir Ticaret Borsasında buğday 13,5 TL’ye, arpa ise 11 TL seviyelerine kadar geriledi. Yaşanan bu düşüşün ardından "Bu fiyatlar kimin lehine çalışmaktadır?" sorusunu yönelten Kuşan, mevcut tablonun üreticiyi değil, sadece sanayiciyi koruduğu yönünde güçlü bir algı yarattığını savundu. Sanayicinin kazanmasına karşı olmadıklarını ancak zincirin ilk halkası olan çiftçi zarar ederken tarımın sürdürülebilir olamayacağını hatırlattı. Hedef Kamu Çalışanları Değil, Fiyat Politikaları Gerçekleştirilen eylemin yereldeki TMO çalışanlarına yönelik olmadığının altını özenle çizen Kuşan, Eskişehir TMO Başmüdürlüğü personeline ve yöneticilerine üretici odaklı, özverili ve çözümcü yaklaşımlarından dolayı teşekkür etti. Tepkilerinin doğrudan sisteme ve politikalara olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Bizim itirazımız sahada görev yapan kamu çalışanlarına değil, çiftçinin beklentilerini karşılamayan fiyat politikalarınadır. Çiftçi artık ayakta kalmakta zorlanıyor, üretirken kazanamıyor ve geleceğini göremiyor. Yetkililere sesleniyoruz: Çiftçinin sesini duyun, maliyetleri görün. Çiftçi bu yıl arpa ve buğday değil, zarar hasat ediyor."

İl Başkanı Ölce’den TMO Tarafından Açıklanan Fiyatlara Tepki Haber

İl Başkanı Ölce’den TMO Tarafından Açıklanan Fiyatlara Tepki

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan buğday ve arpa alım fiyatlarını eleştirdi. Çiftçinin maliyetler altında ezildiğini belirten Ölce, "Açıklanan rakamlar üreticiyi hüsrana uğrattı, üreticinin içi kan ağlıyor" dedi. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, yaptığı yazılı açıklamada ton başına buğday için 16 bin 500 lira, arpa için ise 12 bin 750 lira olarak belirlenen fiyatların, artan girdi maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu vurguladı. Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan buğday ve arpa alım fiyatları, çiftçinin beklentilerini karşılamaktan çok uzak kalmıştır. Ton başına 16 bin 500 lira buğday, 12 bin 750 lira arpa fiyatı açıklanmıştır. Desteklerle birlikte rakamların yükseldiği ifade edilse de üreticinin içi kan ağlıyor. Çiftçi bu sene 85-86 liraya kadar çıkan mazotla üretim yaptı. Gübre fiyatları geçen senenin çok çok üstünde. Tohum, ilaç, işçilik maliyetleri ortada dayanılmaz boyutlara ulaştı. Buna rağmen çiftçiye verilen fiyat, alın terinin karşılığı değil. Açıklanan 16 lira 50 kuruşluk fiyat, üreticiyi koruyan değil, üreticiyi hüsrana sürükleyen bir fiyattır. Buğdayın kilogram fiyatı en az 23-24 lira seviyesinde olmalıydı. Herkes biliyor. Çiftçi para kazanamıyor. Kazanan gübre bayisi, kazanan akaryakıt şirketleri, kazanan aracılar ve tüccarlar. Kaybeden ise toprağa emek veren çiftçi. Türkiye'nin dört bir yanında ekilmeyen tarlalar artmakta. İnsanlar maliyetleri karşılayamadıkları için üretimden çekilmekte. Bu tablo sadece çiftçinin değil, ülkenin gıda güvenliğinin de tehlikeye girdiğini göstermekte. Mustafa Kemal Atatürk, "Üreten köylü milletin efendisidir" demişti. Ülkemizde tarımda faaliyet gösteren insan sayısı her geçen yıl azalıyor. Tarımda çalışanların yaş ortalaması 60 yaşına ulamış durumda. Bu durum gençlerin tarıma ilgi göstermediğini gösteriyor. Gençler de 'tarımda para yok' deyip konuyu kapatıyorlar. Dönelim konumuza. Bu yıl yağışların iyi gitmesi nedeniyle üreticiler umutlanmıştı. Ancak açıklanan fiyatlar o umudu tuzla buz etti. Çiftçi ürününe değil, borcuna çalışır hale getirildi. Borcu olmayan çiftçi yok. Dünyanın gelişmiş ülkeleri üreticisini desteklerken, Türkiye'de üretici kaderine terk edilmekte. Anahtar Parti olarak bu duruma çok tepkiliyiz. Acilen tarımsal üretimi artıracak projeler hayata geçirilmelidir. Bir diğer önemli sorun ise yeraltı suyu uygulamaları. Edindiğimiz bilgilere göre Eskişehir'de kuyulara su saati zorunluluğu getirildi. Ancak üreticilerden alınan ücretlere rağmen kartların halen teslim edilmediği ifade edilmektedir. Mahsul su beklemekte. Önümüzdeki günlerde sorun çözülmezse ürünler kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Biz kaçak ve kontrolsüz su kullanımına karşıyız. Ancak üreticiyi mağdur eden, tarımı sekteye uğratan uygulamalara da karşıyız. Çiftçinin üretim yapabilmesi her zaman ön planda tutulmalıdır. Bugün ülkemizde siyasetin gündeminde mutlak butlan tartışmaları var. Anadolu'da ise çiftçinin gördüğü fiyatlar mutlak noksandır. Çiftçi siyaset değil, adil fiyat istiyor. Çiftçi ayrıcalık değil, emeğinin karşılığını istemekte. Anahtar Parti olarak üreticimizin yanında olmaya, bu adaletsizliğin karşısında durmaya devam edeceğiz. Çünkü çiftçi ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır."

CHP'li Çakırözer: "Üreten Çiftçi Olmazsa Türkiye Olmaz!" Haber

CHP'li Çakırözer: "Üreten Çiftçi Olmazsa Türkiye Olmaz!"

TBMM’de Toprak Koruma Kanunu ile ilgili kanun teklifi görüşmelerinde konuşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TMO’nun açıkladığı hububat alım fiyatlarına tepki göstererek, “Geçen yıla göre yüzde 15, yüzde 20 artış ne demektir? Çiftçimize ihanet demektir. Mazot yüzde 50, gübre yüzde 70, elektrik yüzde 100 artmış. Üreten çiftçi olmazsa üreten Türkiye olamaz! Buğdaya kilo başına en az 20-22 lira verilmelidir” dedi. Çakırözer, kanundaki düzenlemeler ile pancar çiftçisine yeni cezaların getirilmesini de eleştirerek, “ ‘Sözleşme yapmadan şeker pancarı ekenlere para cezası uygulanacak’ diyorsunuz. Ekimi, üretimi teşvik etmeniz gerekirken toprağa tohum atan, çiftçiye ceza kesmeyi kanun diye önümüze getiriyorsunuz! Ayıptır, ayıp!” diye konuştu. “ÇİFTÇİ BU FİYATLA TOPRAĞINI NASIL EKECEK?” TBMM’de görüşülen “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” tartışmalara neden oldu. Kanun görüşmelerinde söz alan muhalefet milletvekilleri Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) açıkladığı hububat alım fiyatlarından şeker pancarı üreticilerine yönelik cezalara tepki gösterirken, AKP’nin tarım politikalarını eleştirdi. AKP’nin üretici, çiftçi yerine ithalatı desteklediğini belirten CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TMO'nun buğday için kilogram başına 16,5 lira, arpa için ise 12,75 lira fiyat açıklamasını çiftçileri mağdur ettiğini söyledi. Çakırözer, “Geçen yıla göre yüzde 15, yüzde 20 artış ne demektir? Çiftçimize ihanet demektir. Mazot yüzde 50, gübre yüzde 70, elektrik yüzde 100 artmış. Çiftçi bu fiyatlarla nasıl eksin, nasıl üretsin? Ürettiği 1 kilo buğdayı satıp 1 ekmek alamıyor. Bu insafsızlık değil de nedir?" dedi. “BUĞDAYA EN AZ 22 LİRA AÇIKLAYIN” TMO'nun ödemeleri 45 gün sonra yapacağını açıklamasına da tepki gösteren Çakırözer, borç ve faiz yükü altındaki üreticinin bu süreyi bekleyecek gücü olmadığını söyledi. Çakırözer, “Borç ve faiz yükü altındaki üretici kırk beş gün nasıl bekleyecek? Mazotçu, gübreci bekliyor mu? Banka faizi bekliyor mu? Hayır. O zaman ne yapıyor çiftçi? Direkt tüccara ucuza satmak zorunda kalıyor, emeğinin karşılığını ne yazık ki alamıyor. Üreten çiftçi olmazsa üreten Türkiye olamaz. Çiftçimiz de biz de bu alım fiyatlarını kabul etmiyoruz. Buğdaya kilo başına en az 20-22 lira verilmelidir” diye konuştu. “ÇİFTÇİYE DESTEK DEĞİL CEZA VAR!” Kanunda yapılan düzenleme ile pancar üreticilerine yeni cezalar getirildiğine dikkat çeken Çakırözer, şeker pancar üreticisinin şirketlerin inisiyatifine bırakıldığını söyledi. Çakırözer şunları söyledi: “Bu kanunda da işte aynı, çiftçiyi yok sayan zihniyet var. Mazot, gübre, sulama, elektrik, banka faizi dertlerinin hiçbirine bir çare, bir destek yok! Varsa, yoksa ceza var. İşte, pancar üreticileriyle ilgili maddeler: Çiftçi fabrikalarla sözleşmeye zorlanıyor. Kaderi tamamen sözleşme yapacağı şirketin iki dudağı arasına bırakılıyor. Bu kanuna göre bu şirketler iç piyasadan alım yapmazsa, çiftçiyle sözleşme imzalamazsa ne olacak, burada bunun yanıtı yok. Daha da acısı, ‘Sözleşme yapmadan şeker pancarı ekenlere para cezası uygulanacak’ diyorsunuz. Siz ekimi, üretimi teşvik etmeniz gerekirken toprağa tohum atan, çiftçiye ceza kesmeyi kanun diye önümüze getiriyorsunuz, ayıptır, ayıp! Pancar çiftçisi gururumuzdur. Türkiye üretimde dünya 5'incisidir ama AKP'nin yanlış politikaları nedeniyle şeker ithal eder hale gelmiş durumdayız. Şimdi, bu cezalarla üreticiyi küstürdüğünüzde bu tablo daha da vahim hale gelecek.” “GİRDİ MALİYETLERİNİ DÜŞÜRÜN” “Pancar çiftçisinin bu Meclisten beklediği şirketlerin sopası olan düzenlemeler değildir” diyen Çakırözer, çiftçilerin Meclis’ten beklentilerini sıralayarak, “Girdi maliyetlerinin düşürülmesi, çiftçiye alım garantisi verilmesi, alım fiyatının önceden açıklanması, polar ölçümlerinden kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi en temel beklentilerdir. Eli nasırlı çiftçimiz sizden yaptırımlar, cezalar değil, hakkı olan tarımsal destekleri ve adil bir alım fiyatını istemektedir ama siz bu akıl dışı politikalarınızla çiftçiyi daha da küstürüyor, üretimden koparıyorsunuz” dedi. “SUÇU VATANDAŞA ATARAK GERÇEKLERİ GİZLEYEMEZSİNİZ!” Çakırözer, kanun teklifindeki hobi bahçeleri ile ilgili düzenlemelere de dikkat çekerek, “Binlerce insan sizleri, bizleri aramakta. Siz bir karış toprağında nefes almaya, üretim yapmaya çalışan vatandaş ile tarım arazisini parsel parsel parçalayıp 20 tane, 30 tane, 40 tane ev yapan, havuzlu villa dikenleri aynı kefeye koymaktasınız. Koca koca tarım alanlarını talan edenlere ses çıkarmayacaksınız, sonra geleceksiniz, tüm suçu dişinden tırnağından artırdığıyla üretim yapan vatandaşa, hobi bahçelerine yıkıp gerçek sorumluluğunuzu gizleyeceksiniz” dedi. “ÜRETENLE TARIM ARAZİLERİNİ PARSELLEYEN RANTÇILARI AYIRIN” Hobi bahçeleri ile ilgili düzenlemede, “Öncelikle yapılması gereken, bu alanların ne amaçla kullanıldığının gerçekçi tespitidir! Bir karış bahçesinde nefes alan gerçek bahçe dostu, toprak dostu, tarım dostu ile tarım arazilerini parselleyip satan rantçıları birbirinden ayırmaktır!” diyen Çakırözer şunları söyledi: “Valiliklerin, mülki idarelerin verdiği izin belgeleriyle yasal yollardan elektrik, su bağlatmış vatandaşı bugün belediyelerle karşı karşıya getirmek istiyorsunuz, yaptırım diye belediyelerin kaynaklarını çökmek istiyorsunuz. Elinizde kanun da yetki de vardı, altı yıldır bu çarpıklığa niye göz yumdunuz, neden denetlemediniz? Burada yapılması gereken vatandaş ile belediyeyi, vatandaş ile su idaresini, elektrik idaresini, doğal gaz idaresini çatıştırmak değildir. Öncelikle yapılması gereken, bu alanların ne amaçla kullanıldığının gerçekçi tespitidir, bir karış bahçesinde nefes alan gerçek bahçe dostu, toprak dostu, tarım dostu ile tarım arazilerini parselleyip satan rantçıları birbirinden ayırmaktır. Bu yapılmadan atılacak her adım daha büyük adaletsizliklere yol açacaktır.”

TMO 2026 Hububat Fiyatlarına İYİ Parti’den Sert Tepki Haber

TMO 2026 Hububat Fiyatlarına İYİ Parti’den Sert Tepki

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2 Haziran 2026 tarihinde açıklanan hububat alım fiyatları, Eskişehir’de üreticiler arasında büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. İYİ Parti Eskişehir Teşkilatı, maliyetlerin altında kalan fiyatlara tepki göstererek, çiftçinin üretimden kopmaya zorlandığını savundu. ​2026 yılı hasat dönemi için açıklanan buğdayda 16,5 TL, arpada ise 12,75 TL olan taban fiyatlar, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar karşısında üreticiyi korumaktan uzak kaldı. İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer ve İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan yaptıkları açıklamalarla tarım sektörünün içinde bulunduğu kritik tabloya dikkat çekti. ​Girdi Maliyetleri Katlandı, Çiftçi Zarara Sürüklendi ​Son bir yıl içerisinde tarımsal üretimde kullanılan kalemlerdeki fiyat artışları rekor seviyelere ulaştı. Mazot fiyatı 47 TL'den 67,50 TL'ye, tohum fiyatı 18,5 TL'den 30 TL'ye çıktı. Gübre maliyetleri de benzer şekilde artış göstererek üre gübresinin tonu 18.500 TL’den 32.500 TL’ye yükseldi. Tarımsal sulamada kullanılan elektriğin kilovatsaati ise 3,8 TL'den 4,4 TL'ye çıkarıldı. ​Bu tabloyu değerlendiren İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, açıklanan fiyatların çiftçinin emeğini karşılamadığını belirterek şunları söyledi: "Gerçekten dağ fare doğurdu. Yüksek rekolte bekleyen, geçmiş yılların zararını kapatmak isteyen çiftçimizin umutları bu fiyatlarla suya düşmüştür. Ortaya çıkan net sonuç zarardır. Çiftçimize adeta 'Artık üretme, bırak!' denilmektedir." ​Tarımda "Üreten Nüfus" Tehlikesi ​İYİ Parti yetkilileri, sadece fiyatların değil, sektörün demografik yapısının da alarm verdiğine dikkat çekti. TZOB verilerine göre, 2000'li yılların başında 7,1 milyon olan tarım sektörü nüfusunun 5,1 milyona gerilediğini vurgulayan Gürol Yer, çiftçilerin yaş ortalamasının 58,1 olduğunu ve üreticilerin %34'ünün 65 yaş ve üzerinde olduğunu hatırlattı. Bu durumun, Türkiye'nin gelecekte ciddi bir "üreten nüfus eksikliği" sorunuyla karşılaşacağının habercisi olduğu belirtildi. ​"Çiftçi Üretmezse Sofralar Boşalır" ​İYİ Parti TBMM Grubu'nun, üreticinin mağduriyetini gidermek amacıyla buğdayda kilogram başına en az 3,5 TL, arpada ise en az 2,5 TL fark ödemesi yapılması yönünde verdiği kanun teklifinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildiğini hatırlatan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, iktidarın tarım politikalarını eleştirdi. ​Ulucan, "Çiftçinin nefes almasını sağlayacak bu teklifin reddedilmesi, iktidarın üreticinin gerçek sorunlarına sırtını döndüğünün en açık göstergesidir. Söz konusu olan çiftçinin alın teri, emeği ve geçimi olduğunda iktidarın tercihi yine üreticiden yana olmamıştır. Unutulmamalıdır ki çiftçi üretmezse sofralar boşalır, üretici kazanmazsa ülke kaybeder. Biz, Türk çiftçisinin hakkını savunmaya ve iktidarın görmezden geldiği sorunları dile getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. ​İYİ Parti teşkilatları, 2025 yılından kalan destekleme ödemelerinin yapılması ve 2026 için açıklanan 45 günlük ürün teslim bedeli ödeme süresinin kısaltılması için yetkililere çağrıda bulunarak, "Türk çiftçisi yalnız değildir" mesajı verdi.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'dan TMO Hububat Alım Fiyatlarına Tepki Haber

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'dan TMO Hububat Alım Fiyatlarına Tepki

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Başkan Bayraktar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi. Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı. Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor. Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor. 2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi: Temel destek dekar başına 403 lira Planlı üretim desteği dekar başına 403 lira Sertifikalı tohum kullanım desteği dekar başına 173 lira 60 kuruş Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizinn gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik. Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor. Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.