SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ticaret Bakanlığı

Porsuk Haber Ajansı - Ticaret Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’li Taşcıer: "Çocukları Korumayan İktidar, Fason Üretimi Koruyor" Haber

CHP’li Taşcıer: "Çocukları Korumayan İktidar, Fason Üretimi Koruyor"

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde çocuk işçilerin yaşamını yitirdiği yangın faciasının ardından gündeme gelen hususi damgalı (yeşil) pasaport iddialarına ilişkin Ticaret Bakanlığı’nın soru önergesine verdiği yanıtı eleştirdi. Taşcıer, “Çocukları korumayan iktidar, fason üretimi koruyor” dedi. Taşcıer, yangın sonrası kamuoyuna yansıyan yeşil pasaport iddialarını soru önergesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdıklarını belirterek, hangi firmalar üzerinden işlem yapıldığını, hangi ihracat faaliyetlerinin gerekçe gösterildiğini, hangi resmi kayıtlara dayanıldığını, denetim süreçlerinin nasıl işletildiğini ve son üç yıldaki ihracat tutarlarını Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a sorduklarını ifade etti. “SORULAR YANITSIZ BIRAKILDI” Ticaret Bakanlığı’nın yanıtında somut sorulara cevap verilmediğini savunan Taşcıer, Bakanlığın yalnızca işlemlerin 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve 2017/9962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde yürütüldüğünü belirtmekle yetindiğini aktardı. Taşcıer, “Biz mevzuatın varlığını değil, uygulamanın nasıl gerçekleştirildiğini sorduk. Hangi şirketin hangi ihracat performansına dayanarak bu ayrıcalıktan yararlandırıldığına, hangi kamu görevlilerinin hangi değerlendirmeyi yaptığına ve denetim mekanizmasının somut olarak nasıl işletildiğine dair tek bir açıklama yapılmadı. Verilen cevap kamu vicdanını rahatlatmamıştır” değerlendirmesinde bulundu. Taşcıer, Bakan Bolat imzalı yanıtın içerik bakımından yetersiz olduğu kadar, siyasi sorumluluk açısından da sorunlu olduğunu belirterek, “Bir bakanın imzasını taşıyan cevap, şekli bir mevzuat hatırlatmasının ötesine geçmelidir. Kamuoyunda tartışılan iddialar somutken, cevap metninin soyut ve genel ifadelerle sınırlı kalması devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır” ifadelerini kullandı. İddianame kapsamındaki mali veriler incelendiğinde söz konusu şirketlerin bazı yıllarda son derece sınırlı kârlılık rakamlarına sahip olduklarının görüldüğünü belirten Taşcıer, “Bu tablo karşısında hususi damgalı pasaport verilmesinin gerçek ve ölçülebilir ihracat performansıyla bağlantısı ciddi biçimde tartışmaya açıktır. Sayın Bolat’ın bu bağlantıyı somut verilerle ortaya koyması gerekirken, soruların esası yanıtsız bırakılmıştır” dedi. “SORUN YALNIZCA EKSİK DENETİM DEĞİL, CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ” Taşcıer, hususi damgalı pasaportun istisnai bir kamu imkânı olduğunu vurgulayarak, bu imkânın kamu adına ölçülebilir katkı karşılığında verilmesi gerektiğini kaydetti. Çocuk işçi çalıştırıldığı, kayıt dışı istihdam bulunduğu ve üretim güvenliğinin sağlanmadığı bir işletmede bu ölçütlerin nasıl uygulandığının açıklanması gerektiğini ifade etti. Fason üretim zinciri, taşeronlaştırma ve muvazaalı işverenlik uygulamalarının çocuk emeği ve kaçak işçiliğin temel mekanizmasını oluşturduğunu savunan Taşcıer, “Maliyet baskısı denetimsizlikle birleştiğinde sonuç ölüm olmaktadır. Dilovası’nda yaşananlar bu yapısal sorunun bir sonucudur” dedi. Taşcıer açıklamasında, sorunun yalnızca eksik denetim olmadığını belirterek, “Asıl sorun cezasızlık kültürünün kurumsallaşmış olmasıdır. Üretim zincirinin üst basamaklarında yer alan aktörler görünmez kılınıyorsa ve siyasal-bürokratik bağlantı iddiaları ciddiyetle araştırılmıyorsa bu durum hukuki olduğu kadar siyasal bir tercihi de gösterir. Bakanlık makamının bu iddialar karşısında daha yüksek bir şeffaflık standardı ortaya koyması beklenir” ifadelerini kullandı. “İDDİANAME GERÇEK SORUMLULUK ZİNCİRİNİ ORTAYA KOYMUYOR” Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede iskansız bir binada, üretim güvenliği bulunmayan ortamda sigortasız çocuk, kadın ve göçmen işçilerin kaçak biçimde çalıştırıldığının ortaya konulduğunu belirten Taşcıer, mağdur ailelerinin avukatlarının muvazaalı işverenlik, alt-üst işveren ilişkisi ve üretim zinciri sorumluluğu yönünden soruşturmanın genişletilmesini talep ettiğini aktardı. Kamuoyunda şirket sahiplerinin geçmiş dönemlerde güçlü siyasal ve bürokratik bağlantılar kurmuş olabileceğine dair iddiaların gündeme geldiğini ifade eden Taşcıer, bu iddiaların kesinleşmiş yargılar olmadığını ancak varlıklarının dahi sürecin şeffaf biçimde aydınlatılmasını zorunlu kıldığını söyledi. Yeni iddianamenin gerçek sorumluluk zincirini ortaya çıkarma iradesi bakımından soru işaretleri barındırdığını savundu. Taşcıer, “Mesele basit bir pasaport işlemi değildir. Mesele emeğin korunup korunmadığına, iktidarın kimi denetlediğine ve kimi görmezden geldiğine ilişkin temel bir sorundur” dedi. Açıklamasının sonunda dosyanın takipçisi olacaklarını belirten Taşcıer, Ticaret Bakanı Bolat’ın genel mevzuat atıfları yerine somut veri, somut denetim raporu ve somut idari değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaşması gerektiğini vurguladı. Taşcıer, Bakanlık somut ve net yanıtlar verene kadar aynı soruları sormaya devam edeceklerini kaydetti.

Şehrin Dört Bir Yanında Gıda Denetimleri Sürüyor Haber

Şehrin Dört Bir Yanında Gıda Denetimleri Sürüyor

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ramazan ayı öncesinde başladığı kapsamlı gıda denetimlerini, halk sağlığını korumak ve güvenilir gıdaya erişimi sağlamak amacıyla şehrin dört bir yanında aralıksız sürdürüyor. ​Eskişehir’de sofraların huzurunu ve sağlığını güvence altına almak için kollar sıvandı. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında yürütülen denetimlerde, İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerine bağlı teknik personel adeta şehri mercek altına aldı. ​Fırından Markete Sıkı Takip ​Denetimler, özellikle Ramazan ayında tüketimi artan ürün grupları üzerinde yoğunlaştı. Ekipler; fırınlar, pastaneler, et ve süt ürünleri satış noktaları ile marketlerde detaylı incelemelerde bulunuyor. Sadece ürünlerin tazeliği değil; ​İşletmelerin genel hijyen koşulları, ​Üretim ve muhafaza şartları, ​Son tüketim tarihleri, ​İzlenebilirlik ve kayıt sistemleri titizlikle kontrol ediliyor. ​Ticaret Bakanlığı ile Omuz Omuza ​Piyasa denetimlerinde etkinliği artırmak amacıyla Ticaret Bakanlığı ekipleriyle koordineli şekilde hareket ediliyor. Eş zamanlı yürütülen bu kontrollerde, hem gıda güvenliği hem de piyasa gözetimi sağlanarak tüketicinin mağdur edilmesinin önüne geçiliyor. Mevzuata aykırı hareket ettiği belirlenen işletmelere ise tavizsiz şekilde idari yaptırım uygulanıyor. ​"Halk sağlığını riske atabilecek hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyecektir." ​Vatandaşlara "Alo 174" Çağrısı ​Yetkililer, denetimlerin Ramazan ayı boyunca ve sonrasında da aynı kararlılıkla devam edeceğini vurgularken, vatandaşların en etkili denetçiler olduğunu hatırlattı. Tüketicilerin karşılaştıkları her türlü olumsuzluğu Alo Gıda 174 hattına bildirmeleri, güvenilir gıda zincirinin korunmasında kritik rol oynuyor.

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir Haber

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!" Haber

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, konut piyasasında ilan manipülasyonu, spekülasyon ve fahiş kira artışlarına ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanlığı’ndan gelen yanıtı sert sözlerle eleştirdi. Kış, “Bir yandan ‘sorun yok’ deniliyor, diğer yandan aynı metinde ceza kesildiği itiraf ediliyor. Bu yanıt krizi çözmüyor, krizi doğruluyor” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın yazılı cevabında, satılık konut ilanlarının geri çekildiğine dair bir tespit bulunmadığı savunulurken; fiyat manipülasyonu yaptığı belirlenen 1.423 kişi ve kuruluşa toplam 173 milyon 300 bin lira idari para cezası uygulandığı bilgisi yer aldı. Kış, bu tabloya dikkat çekerek, “Sorun yoksa bu cezalar neden kesildi?” diye sordu. TCMB Kira Haritası Gerçeği Gösterdi Kış, konut krizine ilişkin değerlendirmesini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan “Değerlemesi Yapılan Konutların Birim Kiraları” verileriyle destekledi. TCMB verilerine göre Türkiye genelinde ortalama kira metrekare başına 224,75 TL oldu. Ortalama 100 metrekarelik bir konut için bu rakam 22 bin 475 TL’ye ulaştı. “Bugün net asgari ücret 28 bin 75 TL. Türkiye ortalaması kira 22 bin 475 TL ise, geriye kalanla fatura mı ödenecek, gıda mı alınacak, ulaşım mı karşılanacak?” diyen Kış, “Bu tablo, tek başına yaşamayı fiilen imkânsız hale getiriyor. Barınma temel hak olmaktan çıkmış, lüks hâline gelmiştir” ifadelerini kullandı. İstanbul’da Kira Asgari Ücreti Aştı TCMB verilerine göre 100 metrekarelik bir konutta ortalama kira İstanbul’da 36 bin 786 TL ile en yüksek seviyeye çıktı. İstanbul’u 32 bin 528 TL ile Muğla, 25 bin 218 TL ile İzmir izledi. En düşük kira ortalaması ise 9 bin 400 TL ile Mardin oldu. 10 bin TL’nin altında kalan tek şehir yine Mardin olarak kaydedildi. Kış, “İstanbul’da ortalama kira asgari ücreti aşıyorsa burada artık ‘piyasa’ değil, açık bir sosyal adalet krizi vardır. İnsanlara ‘şehir değiştirin’ mi denilecek?” diye konuştu. Mersin’de Artış Yüzde 2295 Kış, Mersin’e ilişkin verilerin de tabloyu doğruladığını vurguladı. TCMB’ye göre Mersin’de 100 metrekarelik bir konutun ortalama kirası 17 bin 489 TL seviyesinde. Ancak daha çarpıcı olanın artış oranı olduğuna dikkat çeken Kış, 2018’in ilk çeyreği ile 2025’in son çeyreği arasında Mersin’de kira artışının yüzde 2295,8’e ulaştığını söyledi. “Bu artış oranı, konutun nasıl bir barınma krizine dönüştüğünün açık belgesidir” diyen Kış, “Gelir artışıyla açıklanamayacak bu tablo, denetimsizlik ve spekülasyonun sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. “Denetim Şikâyet Beklemek Değil, Re’sen Müdahaledir” Bakanlığın “kendilerine bu yönde bir başvuru yapılmadığı” yönündeki yaklaşımını da eleştiren Kış, “Devletin görevi yurttaştan dilekçe beklemek değildir. Barınma gibi temel bir alanda denetim, re’sen yapılır. ‘Başvuru yok’ demek sorumluluktan kaçmaktır” dedi. “Konut Yatırım Oyuncağı Değil, Barınma Hakkıdır” Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Kış, şunları söyledi: “İlan manipülasyonu, fiyat tutma, spekülasyon… Adı ne olursa olsun sonuç aynı: Yurttaş evinden ediliyor, kira kıskacında eziliyor. Konut yatırım oyuncağı değil, barınma hakkıdır. Bu kriz ‘sorun yok’ denilerek değil; kamucu, caydırıcı ve şeffaf bir denetimle çözülür.”

Egeli İhracatçılara Sağlanan Devlet Destekleri Yüzde 90 Arttı Haber

Egeli İhracatçılara Sağlanan Devlet Destekleri Yüzde 90 Arttı

Ege İhracatçı Birlikleri 2025 yılında 2,4 milyar TL’lik devlet yardımının ihracatçılara ulaşmasına aracılık etti. Egeli ihracatçılar 2024 yılında 1 milyar 261 milyon TL’lik devlet desteği almıştı. EİB’nin aracılık ettiği devlet destek tutarı yüzde 90 artış gösterdi. Türkiye, 2025 yılında 273,5 milyar dolarlık ihracat seviyesine ulaşırken, Ticaret Bakanlığı, ihracatçılarımızın uluslararası arenada rekabetçiliğini artırmak amacıyla 21 kategoride 25,5 milyar TL’lik devlet yardımını ihracatçılara ve iş birliği kuruluşlarına ulaştırdı. Hizmet ihracatına verilen destekle Ticaret Bakanlığı’nın toplam destek tutarı 33 milyar TL’ye ulaştı. Ticaret Bakanlığı’nın 21 kategoride verdiği devlet yardımlarından 2025 yılında Ege İhracatçı Birlikleri üyesi 2 bin 612 firma ve iş birliği kuruluşu yararlandı. Devlet destekleri ihracatçılara can suyu oluyor Ticaret Bakanlığı’nın 2026 yılı için ihracatçılara 45 milyar TL’lik devlet yardımı yapılması için kaynak ayırdığı bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2025 yılında Türkiye’de yüksek enflasyon rakamları nedeniyle girdi maliyetlerinin dünya ortalamasının üzerinde arttığını, Amerikan dolarının Türk lirası karşısındaki artışının enflasyon rakamlarının gerisinde kaldığını, bu süreçte devlet yardımlarının ihracatçılara can suyu olduğunu vurguladı. 7 ilde 8 toplantı düzenledik devlet yardımlarını anlattık Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2023 yılında 764 milyon 800 bin TL devlet yardımlarının ihracatçı firmalara ve iş birliği kuruluşlarına ulaşmasını sağladıklarını paylaşan Eskinazi, “2024 yılında işlemlerini sonuçlandırdığımız devlet yardımları 1 milyar 261 milyon TL oldu. 2025 yılında ise 2,4 milyar TL’lik devlet desteğine aracılık ettik. 2025 yılında Ege Bölgesi’nde 7 ilimizde 8 tane üye buluşmaları gerçekleştirdik ve devlet yardımlarını anlattık. Devlet yardımlarında yüzde 90’lık artışa zemin hazırladık. Yurt dışı fuar katılımı 754,5 milyon TL’lik destekle ilk sırada yer alırken, TURQUALITY Projeleri 454, 5 milyon TL ile ikinci, tarım destekleri 426 milyon TL ile en çok devlet desteği verilen üçüncü başlık oldu. Pazara giriş belgeleri, yurt içi fuar katılım, yurtdışı birim kira, sektörel heyetler, e-ihracat, UR-GE Proje destekleri öne çıktı” diye konuştu. İhracatımızın yüzde 1’i ihracatçılara destek olarak verilmeli Türkiye’nin üretim ve ihracatla büyüdüğü takdirde sağlıklı bir ekonomiye kavuşacağına işaret eden Eskinazi sözlerini şöyle tamamladı: 2026 yılı için 282 milyar dolar ihracat hedefi koyduk. Bu hedefe ulaşmak için ihracatımızın yüzde 1’i oranında ihracatçılarımıza destekler vermemiz gerektiğine inanıyoruz. 282 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandıracak ihracatçılar olarak 2,8 milyar dolar devlet desteği talep ediyoruz.”

Eskişehir İhracatı 4,8 Milyar Dolar Oldu Haber

Eskişehir İhracatı 4,8 Milyar Dolar Oldu

T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan ihracat rakamlarını değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’de faaliyet gösteren firmaların Aralık 2025’te 465,1 milyon dolar ihracat yaptığını söyledi. Eskişehir ihracatının 2025 yılında önemli bir artış yakaladığını belirten Kesikbaş, “Açıklanan verilere göre, Eskişehir ihracat rakamı 2025 yılının tamamında geçen yıla göre yüzde 6,84 oranında artarak 4,8 milyar doları aştı. Ülkemizde ve dünyada yaşanan kısıtlara rağmen üretmeye ve istihdam yaratmaya devam eden firmalarımızı ve çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum” dedi. İhracat Güçlü Üretim Yapısıyla Desteklenmeli Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, ihracattaki yükselişin memnuniyet verici olduğunu ancak bunun güçlü bir üretim altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Kesikbaş, “Sanayicilerimiz tüm zorluklara rağmen üretmeye ve ihracat yapmaya devam ediyor. Bu tablo, Eskişehir sanayisinin direncini ve kararlılığını ortaya koyuyor. Ancak kalıcı başarı için imalat yatırımlarının daha güçlü şekilde desteklenmesi şarttır” dedi. İthalatta Bağımlılık Azaltılmalı İthalatta ilk 10 ülkenin payının yüzde 58’in üzerinde olmasının risk oluşturduğunu belirten Kesikbaş, “Sınırlı sayıda ülkeye aşırı bağımlılık, tedarik güvenliğimizi zayıflatmaktadır. Hem ihracatta hem ithalatta pazar çeşitliliğini artırmak zorundayız” ifadelerini kullandı. Kesikbaş, alternatif pazarlara erişimin güçlendirilmesi, sanayicinin finansmana daha kolay ulaşması ve enflasyon başta olmak üzere yatırım ortamını bozan unsurların azaltılmasının, üretimi ve ihracatı sürdürülebilir kılacağını vurguladı. Hedefimiz 2026’da 5 Milyar Doları Aşmak Kesikbaş, Eskişehir’in ihracat potansiyeline olan inancını vurgulayarak, “Bugün ortaya koyduğumuz performans, doğru politikalar ve güçlü destek mekanizmalarıyla çok daha ileri taşınabilir. Sanayicimizin üretim azmi, yatırım iştahı ve ihracat kabiliyeti sayesinde 5 milyar dolarlık ihracat hedefimizi 2026 yılında yakalayacağımıza yürekten inanıyoruz. Eskişehir, Türkiye’nin üretim ve ihracat yolculuğunda daha güçlü bir konuma ulaşacaktır” dedi.

Ekim Ayında Ege Bölgesi İhracat Artış Rekortmeni Uşak Haber

Ekim Ayında Ege Bölgesi İhracat Artış Rekortmeni Uşak

Ticaret Bakanlığı faaliyet illerine göre ekim ayı ihracat istatistiklerini yayınladı. Ege Bölgesi 2025 yılının ocak-ekim döneminde ihracatını yüzde 6’lık artışla 3 milyar 594 milyon dolardan 3 milyar 776 milyon dolara yükseltti. Ege İhracatçı Birlikleri'nden yapılan yazılı açıklamaya göre; Ege Bölgesi’nin 10 aylık ihracatı ise yüzde 2’lik artışla 35 milyar 827 milyon dolardan 36 milyar 464 milyon dolara ulaştı. Ege Bölgesi, 10 aylık dönemde Türkiye’nin 224,5 milyar dolarlık ihracatından yüzde 16,23 pay aldı. İzmir ihracatını en çok artıran ikinci il oldu İzmir, 2024 yılı ekim ayında 1 milyar 756 milyon dolar olan ihracatını 2025 yılı ekim ayında yüzde 10’luk artışla 1 milyar 929 milyon dolara çıkardı ve Türkiye genelinde İstanbul ve Kocaeli’nden sonra en çok ihracat yapan üçüncü il oldu. İzmir, ekim ayında yakaladığı 173 milyon dolarlık ihracat artışıyla da ihracatını en çok artıran ikinci il olmayı başardı. İzmir’in ihracatında öne çıkan ürünler 418 milyon 157 bin dolarla Mineral yakıtlar, mineral yağlar faslı olurken, Kazanlar, makinalar faslı 192 milyon 595 bin dolar ve Demir ve çelik faslı 180 milyon 545 bin dolar ihracata imza attı. İzmir en fazla ihracatı 198 milyon 422 bin dolarla Almanya’ya yaparken, ikinci sırada 135 milyon 126 bin dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. Zirvenin üçüncü basamağına İspanya 124 milyon 710 bin dolarlık ihracatla adını yazdırdı. Ekim ayında Ege Bölgesi ihracat artış rekortmeni Uşak Eylül ayında Ege Bölgesi’nin ihracat artış rekortmeni olan Uşak, bu unvanını Ekim ayında da korudu. Uşak, 2024 yılı ekim ayında 42 milyon 700 bin dolar olan ihracatını, 2025 yılının aynı ayında yüzde 44’lük artışla 61,4 milyon dolara yükseltti. Uşak, son iki ayda kırdığı ihracat rekorlarıyla 10 aylık dönemde ihracatını eksiden artıya döndürmeyi de başardı. Uşak’ın 10 aylık dönemdeki ihracatı yüzde 4,3’lük artışla 365,8 milyon dolardan 381,6 milyon dolara ilerledi. Manisa’nın ihracatındaki gerileme sürüyor Ege Bölgesi’nde İzmir’den sonra en çok ihracat yapan ikinci il konumundaki Manisa’nın ihracatı yüzde 7’lik düşüşle 740 milyon dolardan 687,5 milyon dolara geriledi. Manisa’nın 10 aylık ihracatı da yüzde 2’lik azalışla 6,3 milyar dolardan 6,1 milyar dolara indi. Denizli’nin ihracatı 4,5 milyar doları aşacak 2025 yılında başarılı bir ihracat performansı ortaya koyan Denizli, ekim ayında ihracatını yüzde 8’lik artışla 382 milyon dolardan 412 milyon dolara taşıdı. Denizli’nin 2025 yılının ocak – ekim döneminde ihracatı yüzde 6’lık gelişimle 3,5 milyar dolardan 3,75 milyar dolara ilerledi. Denizli başarı grafiğini 2025 yılının kalan iki ayında da sürdürürse yıl sonunda ihracatı 4,5 milyar doları aşacak. Aydın, Muğla ve Kütahya artı, Balıkesir ve Afyonkarahisar eksi yazdı Ege Bölgesi’nde ekim ayında Aydın, Muğla ve Kütahya’nın ihracatı artı yazarken, Balıkesir ve Afyonkarahisar’ın ihracatı eksi yazdı. Aydın’ın ihracatı yüzde 4,5’luk artışla 186 milyon dolardan 194,8 milyon dolara çıktı. Muğla ekim ayında ihracatını yüzde 12’lik gelişimle 117,5 milyon dolardan 131,3 milyon dolara taşıdı. Kütahya ihracatını yüzde 3’lük artışla 88 milyon dolardan 90,4 milyon dolara yükseltti. Balıkesir’in ihracatı ekim ayında yüzde 4’lük azalışla 220,5 milyon dolar olurken, Afyonkarahisar yüzde 4’lük kayıp yaşadı ve 48,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Afyonkarahisar’ın ihracatı ekim ayında eksi yazsa da 10 aylık dönemde 586 milyon dolar olan ihracatını yüzde 23’lük artışla 720 milyon dolara taşıdı ve 10 aylık dönemde Ege Bölgesi’nde ihracatını en çok artıran il olma başarısı gösterdi.

Büyüyen Eskişehir İçin Sanayicimizin Yanında Durmalıyız Haber

Büyüyen Eskişehir İçin Sanayicimizin Yanında Durmalıyız

T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye’nin 2025 Ekim ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 artışla 24 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 6,6 artışla 31,3 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 10 ayında ise ihracat yüzde 3,9 artışla 224,5 milyar dolar, ithalat ise yüzde 6 artışla 299 milyar dolar olarak gerçekleşti. Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’de faaliyet gösteren firmaların Ekim ayında 443,7 milyon dolar ihracat yaptığını belirterek, “Ocak-Ekim döneminde ise ihracatımız geçen yıla göre yüzde 7,4 artarak 3,95 milyar dolar oldu. Eskişehir’in üreterek büyüme serüveni devam ediyor” dedi. T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan güncel dış ticaret verilerini değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’in ihracattaki yükselişini “kentimizin üretim iradesinin ve sanayicimizin çabasının güçlü bir yansıması” olarak nitelendirdi. Kesikbaş, “Eskişehir’in aldığı her mesafe, bu şehrin alın teriyle, emeğiyle, inancıyla mümkün oluyor. Bu başarıya katkı sağlayan tüm firmalarımızı ve çalışanlarımızı içtenlikle kutluyorum” dedi. İhracatımızın Yüzde 95’i İmalat Sektöründen Sağlanıyor Kesikbaş, ihracattaki artış her ne kadar umut verici olsa da ithalatın hızlı bir şekilde yükselmesinin ülke ekonomisi açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtti. “İthalattaki bu ivme, dış ticaret açığını büyütme riskini barındırıyor. Bu konu ekonomik bir gösterge olmanın ötesinde, üretim maliyetlerinden yatırımların hızına kadar pek çok alanı etkileyen bir uyarı sinyalidir. Dış ticaret açığının büyümesi, ekonominin dış şoklara karşı daha hassas hale gelmesine yol açabilir.” İmalat sanayinin taşıdığı stratejik önemin altını çizen Kesikbaş, “İhracatımızın yaklaşık yüzde 95’i imalat sektörümüzden geliyor. Bu sektör güçlü kaldığı sürece şehir de ülke de güçlenir. Üretim yapan sanayicimizin desteklenmesi, yalnızca bir ekonomik tercih değil; geleceğimize yapılan bir yatırımdır. Uygun maliyetli, uzun vadeli, öngörülebilir finansman imkanları olmadan üretimin sürdürülebilirliği tehlikeye girecektir. Yatırım ortamını daha elverişli hale getirmek, sanayicimize nefes aldıracaktır” ifadelerini kullandı.

Uygulama Önce Kurumsal Yapılarda Pilot Olarak Başlatılmalıdır Haber

Uygulama Önce Kurumsal Yapılarda Pilot Olarak Başlatılmalıdır

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Bahar Bilen düzenlediği basın toplantısında yeni başlatılan fiyatların elektronik sistem üzerinden bakanlığa iletilme süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Bahar Bilen düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı; “Zor bir süreçten geçiyoruz. Artık esnaf teşkilatının, hizmet sektörünü tek bir çatı altında toplama zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’ı hizmet sektöründen oluşuyor. Ancak biz bugün turizm, sağlık, tarım, içişleri gibi beş ayrı bakanlık ve yerel yönetimlerle çalışmak zorunda kalıyoruz. Bu durum bizi gerçekten çok zorluyor. Esnafımızın işleri karmaşık bir hâl almış durumda. Her bakanlık kendine göre yeni uygulamalar getiriyor, bu da bizi sıkıntıya sokuyor. Dolayısıyla ivedilikle bir Esnaf Bakanlığına ihtiyacımız var. Derdimizi anlatabileceğimiz, haklarımızı savunabilecek, güçlü ve tek çatı altında bir bakanlık kurulmalı. Aksi hâlde hangi kuruma neyi şikâyet edeceğimizi, nasıl bildireceğimizi bilemiyoruz. Biliyorsunuz, Anayasa’nın 173. maddesi “Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirler alır” diyor. Fakat günümüzde bu destekler neredeyse yok denecek kadar az. Her geçen gün artan maliyetler esnafımızı çok zor durumda bırakıyor. Bu nedenle güçlü, tek çatı altında toplanmış bir Esnaf Bakanlığına acilen ihtiyaç olduğunu buradan vurgulamak istiyorum. Uygulamalara gelince; lokanta, restoran, kafe, pastane ve benzeri yiyecek-içecek hizmeti sunan işletmelerin fiyat listelerine ilişkin bilgilendirmelerin elektronik sistem üzerinden bakanlığa bildirilmesi planlanıyor. Biz bu uygulamalara karşı değiliz; aksine, şeffaflık açısından vatandaş için faydalı buluyoruz. Zaten kurumsal işletmelerimiz bu sistemi yıllardır kullanıyor. Ancak sektörün yarısı alaylı yetişmiş küçük esnaflardan oluşuyor. Eğitim seviyesi düşük ve dijital entegrasyon konusunda zorlanabilecek bu işletmeler için ciddi maliyetler doğabilir. Bu nedenle önerimiz, uygulamanın önce kurumsal yapılarda pilot olarak başlatılması, ardından diğer küçük işletmelere kademeli olarak entegre edilmesidir. Böylece süreç daha sağlıklı ilerler. Üç ay içinde tüm esnafın sisteme dahil olması bekleniyor, ancak yaptırımların ne kadar ağır olacağı henüz bilinmiyor. Ben yaptığım denetimlerde şunu görüyorum: Esnafımız şeffaflık konusunda duyarlı. Hemen her işletmede fiyat tarifeleri zaten mevcut. Eksik olan yerleri bize bildirin, gereğini yapalım. Ayrıca her masada fiyat listesi bulunmak zorunda. Vatandaşlar da fiyat tarifesini görmek isteyebilir; işletmeler bunu sunmakla yükümlüdür. Ticaret Bakanlığı’nın şikâyet hatlarına ya da ilgili merkezlere bildirim yapılabilir. Kurumsallaşmış firmalar zaten QR menü sistemine geçmiş durumda. Onların bakanlık sistemine entegrasyonu kolay olacaktır. Ancak küçük işletmelerin durumu farklı. Bu yüzden devletin bu geçiş sürecinde destekleyici olması şart. Esnaf Bakanlığı konusuna gelince; hükümetimizin bu yönde çalışmalar yürüttüğünü biliyoruz ve umutla bekliyoruz. Çünkü esnafın hâlinden anlayacak, haklarını savunacak bir mercie gerçekten ihtiyaç var. Aksi takdirde, artan maliyetler ve dolaylı vergiler sektörümüzü her geçen gün daha da zorluyor. Vergiler, maliyetler, yeni uygulamalar derken esnaf adeta nefes alamaz hâle geldi. Bunun önüne geçebilmek için farklı bakanlıklar yerine tek bir Esnaf Bakanlığı çatısı altında tüm süreçlerin yürütülmesi gerekiyor. Böylece hem maliyetler düşer hem de esnafımız güçlü bir şekilde temsil edilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.