SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ticaret Bakanlığı

Porsuk Haber Ajansı - Ticaret Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Arnik: "Esnafın Alın Teri Bankaların Komisyon Hedefi Olamaz!" Haber

Başkan Arnik: "Esnafın Alın Teri Bankaların Komisyon Hedefi Olamaz!"

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK) Başkanı Murat Arnik, artan banka POS komisyon oranlarına sert tepki gösterdi. Yüksek kesintilerin küçük esnafı ve sanatkârı tükenme noktasına getirdiğini belirten Arnik; milletvekillerine, ilgili kamu kurumlarına ve kamu bankalarına acil çözüm çağrısında bulundu. "Anayasa 'Esnafı Koruyun' Diyor; Bu Hüküm Hayata Geçirilsin!" Anayasa’nın 173’üncü maddesinde yer alan "Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır" hükmünü hatırlatan Murat Arnik, esnafın üzerindeki mali yükün hafifletilmesi gerektiğini vurguladı. Nakit kullanımının azalması ve kartlı ödeme alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla POS cihazlarının zorunlu hâle geldiğini belirten Arnik, şöyle konuştu: "Kartlı ödeme sistemleri vatandaş için kolaylık sağlıyor olabilir; ancak bu kolaylığın bedelini yalnızca esnaf ödememelidir. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu (BDDK) görev alanları çerçevesinde çözüm üretmeye çağırıyoruz. Esnafımız bir yandan artan işletme giderleriyle mücadele ederken diğer yandan banka kesintileri nedeniyle kâr marjını tamamen kaybediyor. Mahalle esnafımızın bu baskılar karşısında ayakta kalması artık imkânsız hâle geldi." "Biri Esnafın Sesini Duysun: Yüzde 3 İle Yüzde 4 Arasındaki Komisyon Belimizi Büküyor!" Komisyon oranlarının yüksekliğine dikkat çeken ESLOK Başkanı Arnik, bankaların uyguladığı tarifelerin dükkân işletme maliyetlerine ciddi yük getirdiğini belirtti. Yazarkasa POS cihazını satın alan, rulosunu ve bakımını kendi cebinden karşılayan esnafın bir de ağır komisyonlarla cezalandırıldığını dile getiren Arnik, somut bir hesaplamayla tablonun ağırlığını gözler önüne serdi: "Bankaların ekonomik POS uygulamalarında paket limiti aşıldığında oranlar vergi dâhil yüzde 3,74 seviyelerine ulaşıyor. Örneğin; aylık 1 milyon liralık kartlı tahsilat yapan bir esnaftan ayda 37 bin 400 lira kesinti yapılıyor. Bu durum 12 ay boyunca sürdüğünde yıllık kesinti 448 bin 800 lirayı buluyor. 'Küçük masraf' denilerek geçiştirilemeyecek bu rakamlar, esnafın doğrudan yaşama hakkını elinden alıyor." "Merkez Bankası Faiz Artırdıkça POS Komisyonları Otomatik Artmak Zorunda Değil!" Esnafın bankalardan kredi kullanmadığını, aksine parasını bankaların kullanımına sunduğunu ifade eden Arnik, sistemin adaletsizliğine şu sözlerle vurgu yaptı: "Biz bankalardan kredi almıyoruz, paramızı onlara kullandırıyoruz. Müşteri kartı çektiği anda para bankanın hesabına geçiyor ve günlerce kullanılıyor. Merkez Bankası faiz artırdıkça POS kullanım ve komisyon ücretlerinin de otomatik olarak artması kabul edilemez. Buna yasal bir düzenleme getirilmelidir. Komisyon oranları aşağı çekilirse bu durum ürün fiyatlarına da olumlu yansır ve enflasyonla mücadeleye katkı sağlar." "Siyasetçilere ve Milletvekillerine Sesleniyorum: Kaç Esnaf Geleceğine Güvenle Bakabiliyor?" Eskişehir milletvekilleri başta olmak üzere tüm parlamentoya seslenen Murat Arnik, esnafın derdinin seçim dönemlerinde hatırlanıp sonra unutulacak bir konu olmadığını belirtti: "Seçim bölgelerinizde taksiye bindiğinizde; berbere, lokantaya, kasaba veya kahvehaneye gittiğinizde esnafın hâlini gerçekten sorun. Sadece müşterinin ödediği hesabı değil; esnafın banka hesabından kesilen komisyonu, biriken faturalarını ve tedarikçi borçlarını da görün. Ticaret Bakanlığının Ağustos 2026 verilerine göre Türkiye’de 2 milyon 562 bin 615 esnaf ve sanatkâr bulunuyor. Bu ses duyulmayacaksa daha kaç kepengin kapanması bekleniyor? Alın terimiz, bankaların kâr hedeflerinin finansmanı değildir." Kamu Bankalarına Çağrı: "Halkbank, Ziraat Bankası ve Vakıfbank Göreve!" Açıklamasının son bölümünde özellikle kamu bankalarına sorumluluk düştiğini belirten ESLOK Başkanı Murat Arnik, taleplerini şu maddelerle sıraladı: Küçük esnaf için geçici kampanyalar yerine kalıcı ve düşük komisyon tarifeleri oluşturulmalıdır. Belirli bir aylık ciroya kadar komisyonsuz ve en geç ertesi iş günü ödemeli tahsilat imkânı sağlanmalıdır. Komisyon indirimlerinin bedeli; ek hesap işletim ücretleri, gizli masraflar veya haftalar süren blokelerle esnaftan geri alınmamalıdır. Arnik, "Esnaf ve sanatkârımız biterse bankalar o POS makinelerini kullanacak dükkân bulamaz" uyarısıyla sözlerini tamamladı.

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Logosunu Yeniledi Haber

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Logosunu Yeniledi

Eskişehir’de yiyecek-içecek ve gıda sektörünün çatısı konumunda yer alan Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK), kurumsal vizyonunu geleceğe taşıyacak yeni logosunu kamuoyuna tanıttı. Oda Başkanı Murat Arnik, 71 yıllık köklü geçmişi günümüzün dijital ve kurumsal iletişim ihtiyaçlarıyla buluşturan yeni logonun hikayesini paylaştı. ​Eskişehir’de yiyecek-içecek ve gıda sektörünün çatısı konumunda yer alan Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK), kurumsal vizyonunu geleceğe taşıyacak yeni logosunu kamuoyuna tanıttı. 2026 Olağan Genel Kurulu’nda üyelerin çoğunluğunun desteğiyle göreve gelen Başkan Murat Arnik, yeni kimliğin odanın bugünkü mesleki yapısını çok daha güçlü bir şekilde yansıtacağını belirtti. ​"Lokantacılar ve Kasaplar Aynı Çatı Altında Buluştu" ​Unvan değişikliği sürecinde sahada aktif görev aldığını vurgulayan ESLOK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Arnik, kasap esnafının uzun süredir kendilerine ait bağımsız bir oda beklentisi bulunduğunu hatırlattı. Ticaret Bakanlığı ve Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü nezdindeki süreçlerde sorumluluk üstlenerek iki sektörü ortak temsil anlayışıyla birleştirdiklerini ifade eden Arnik, şunları kaydetti: ​"Kasap meslektaşlarımızın sahadaki ihtiyaçlarını ortak temsil anlayışıyla ele aldık. Ticaret Bakanlığı ve Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü nezdindeki süreçlerde sorumluluk üstlenerek lokantacılarımızla kasaplarımızın aynı çatı altında buluşmasına katkı sunduk. Bugün bu mesleki birlikteliği, bütün üyelerimizin kendisini ait hissedeceği kurumsal kimlikle güçlendiriyoruz." ​Eskişehir genelinde 5 binin üzerinde yiyecek-içecek işletmesi, 65 bine yakın sektör çalışanı ve yaklaşık 1.500 tedarikçi firmadan oluşan devasa bir ekonomik zinciri temsil ettiklerini belirten Arnik, lokantacının ocağıyla kasabın tezgâhında dökülen alın terinin aynı dayanışma ruhunda buluştuğunun altını çizdi. Aynı zamanda Eskişehir Gastronomi Derneği’nin kurucu başkanlığını da yürüten Arnik, ESLOK çatısı altında işletmeleri, çalışanları ve tedarikçileri ortak hedeflerde buluşturacak bir sistemin öncüsü olacaklarını vurguladı. ​Yeni ESLOK Logosunun Anlamı ve Renklerin Hikayesi ​2026 yılı yönetim kurulu kararıyla yenilenen ESLOK logosu; binlerce esnafın mesleki birlikteliğini, odanın eğitim odaklı hizmet anlayışını ve dijital dönüşüm hedeflerini simgeleyen detaylarıyla dikkat çekiyor: ​Dairesel Yapı: Esnaf ve sanatkârların aynı çatı altındaki dayanışmasını temsil ediyor. ​Renk Paleti: Lacivert güveni ve kurumsallığı; kırmızı ve bordo tonları mesleğe olan bağlılığı ile mutfağın sıcaklığını simgeliyor. ​Altın Sarısı Ayrıntılar ve Başaklar: Üretimden sofraya uzanan emeği, ustalığı ve bereketi anlatıyor. ​İnsan Figürü: Merkezdeki insan figürü, misafirperverliği ve insan odaklı hizmet anlayışını yansıtıyor. ​Yükselen Buhar Biçimleri: Zengin mutfak kültürünü ve yerel-uluslararası gastronomiyi ön plana çıkarıyor. ​Ay Yıldız ve 1955 Detayı: "ESLOK" yazısındaki ay yıldız millî değerlere bağlılığı vurgularken, 1955 kuruluşu odanın köklü geçmişini ve kuşaklar boyu taşınan mesleki sorumluluğu simgeliyor. ​"Odamız, Esnafımızın Eğitim Akademisi Olacak" ​Hizmet anlayışlarında eğitimin her zaman belirleyici bir yere sahip olduğunu ifade eden Başkan Murat Arnik; ustalık ve hijyen belgelendirme çalışmalarının yanı sıra diksiyon, hitabet, maliyet muhasebesi ve dijital reklamcılık alanlarında ücretsiz eğitimler sunduklarını açıkladı. ​Esnafın sorunlarını yerinde dinleyen ve çözüm üreten bir yönetim anlayışını benimsediklerini belirten Arnik, "Meslektaşlarımızın maliyetlerini doğru hesaplaması, müşterileriyle etkili iletişim kurması ve işletmelerini dijital ortamda tanıtabilmesi sürdürülebilir başarı açısından çok önemlidir. Odamızı mesleki bilgi ve becerilerin geliştirildiği bir eğitim akademisine dönüştürme hedefiyle çalışıyoruz" dedi. ​Yeni ESLOK kimliğinin; kurumsal duyurularda, eğitim faaliyetlerinde, üye işletme tanıtımlarında ve dijital mecralarda tutarlı bir şekilde kullanılacağı, böylece Eskişehir esnafının şehir içindeki tanınırlığının ve ulusal/uluslararası platformlardaki görünürlüğünün artırılacağı ifade edildi. ​Başkan Murat Arnik açıklamasını şu kararlılık mesajıyla tamamladı: ​"ESLOK kimliğini yerel, ulusal ve uluslararası tanıtım çalışmalarımızın ortak imzası hâline getireceğiz. Eğitimle gelişen, dijital dönüşüme uyum sağlayan, sahada meslektaşlarıyla iç içe çalışan ve Türkiye’ye örnek gösterilen bir esnaf odası olmak için kararlılıkla çalışıyoruz. 1955’ten devraldığımız mirası, geleceğe hazırlanan esnafımızla birlikte taşıyoruz."

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer: "Küçük Esnaf Yalnız Bırakıldı" Haber

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer: "Küçük Esnaf Yalnız Bırakıldı"

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Eskişehir'deki alışveriş merkezlerinin artışı, küçük esnafın yaşadığı ekonomik kriz ve Ahilik Haftası etkinlikleri üzerine açıklamalarda bulundu. Kentte faaliyet gösteren mevcut 5 AVM'ye ek olarak 8 yeni AVM projesinin daha yolda olduğunu belirten Yer, 2026 yılının ilk 6 ayında 618 iş yerinin kepenk indirdiğine dikkat çekerek acil eylem planı çağrısı yaptı. Eskişehir'e 8 Yeni AVM Geliyor: 71 Evler, Osmangazi ve Çarşı Etkilenecek Şehirde son dönemde ivme kazanan AVM yatırımlarını değerlendiren Gürol Yer, bu durumun yerel esnafa büyük darbe vuracağını vurguladı. Mevcut 5 AVM’ye ilaveten özellikle Odunpazarı ilçesi sınırlarında yeni projelerin yükseldiğini ifade eden Yer, şu ifadeleri kullandı: ''Değineceğimiz konu, şehrimizde son süreçte bir anda hızlanan ve aynı zaman diliminde faaliyete başlayacak alışveriş merkezleri değerlendirmesi, beraberinde bu sürecin en mağduru olacak şehrimiz esnafı, hemşehrilerimizin durumu. Yanında esnaflarımızın yaşadıkları bazı olumsuz durumlarda yanlarında kimin olduğu, kimin olmadığını vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Yatırım olarak gösterilen mevcut 5 AVM yanında, yakın süreçte özellikle Odunpazarı ilçemiz sınırları içinde ve Ihlamurkent-Vadişehir, 71 Evler, Osmangazi, Çarşı bölgemizi etki alanı içine alacak olan 8 yeni yapılan alışveriş merkezi, yıl sonu ve 2027'nin ilk diliminde faaliyet başlangıcı yapacak görünmektedir. Konu kamuoyunda tartışılmakta, fikirler beyan edilmekte. Biz konuya farklı bir pencereden bakmak istiyoruz. Güncel ekonomik şartlar altında e-ticaret uygulamaları etkisi, grup markaların yerele baskısı ve ekonomik daralma neticesi iş hacmi yarıdan aşağıya düşen, girdi ve günlük maliyetler yüzünden kâr etmeyi bırakın, günü kurtardığına sevinmek durumunda kalan, destek ve can suyu kredilerine ulaşmakta zorlanan, her biri bu şehrin değeri, dostumuz, arkadaşımız ve kardeşimiz, hemşehrimiz küçük esnaflarımızın yaşadığı yalnızlık bu ortamda çok nettir. İçinde olduğumuz Ahilik Haftası çok detaylı programlar ile kutlanıyor. Protokol çok güzel birbirlerini ağırlıyor ama kimse kusura bakmasın, beklenti olan esnafın dünü, bugünü, yarını konuşulmuyor, durumu incelenmiyor. Törenler, ziyaretler maalesef esnafın mevcut durumuyla en ufak alakası bile olmayan, yalnızca ağırlama, uğurlama kapsayan bir vaziyette Ahilik Haftası kutlanmaya hızla devam ediyor. Eskişehir'de 2026 yılının ilk 6 ayında 618 işyeri kapanış gerçekleştirmiştir. Bu sayı neden, niçin, nedir diye bu süreçte soran oldu mu diye merak ediyoruz. Yani artık eskisi gibi "yılların esnafı" tabiri giderek azalma eğilimine girmiş bulunmaktadır. Her alan ve birimde esnafa zarar veren tüm etkenler hızla çoğalmaya devam ederken, tüm sektörlerde önümüz süreçte daralma, kapasite düşüşü, sermaye küçülmesi, hareketsizlik çok net hissedilecektir. Bu çok net bir durumdur. Bu noktada esas muhatap esnaf odaları, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, yerel yönetimler olmak üzere tüm sektör temsilcilerinin ortak görüş ve eylem planlaması ve öngörü ortamı oluşturması acil gereken bir durumdur. Maalesef bu yapıyı oluşturacak olanlar, mehterli, hediyeli kutlamalar ile mecburiyetin yerine getirilmesi olan etkinliklerle süreci devam ettirmekle meşguller. Hatırlatalım, tam geldiğimiz noktada Ahilik ilkelerinden dayanışma ne zaman hayata geçirilmiş ve esnafımıza doğrudan yönelmiştir diye soralım. Esnafın ve camianın en büyük beklentisi, güncel şartlarda destek ve dayanışmadır. Halkımız bu anlamda en büyük hakem, duyarlı ve değerlendirici olarak esnaflarımıza gereken değer ve onayı, aldığı hizmet ile mal üzerinden devamlılık sağlayarak gereğini yapmakta ve esnafın yaşaması için desteğini vermektedir. Bunun daha artırılması yönünde bilinç oluşturmak için yapılması gerekenler mutlaka vardır diye düşünüyoruz. Konuyu getirdiğimiz noktada, bahsettiğimiz dayanışma ilkesi ile ilgili son süreçte şehrimizde bazı işyerlerinin, özellikle yangın olmak üzere felaketler sonrası ve olumsuzluklarda yaşadığı yalnızlık üzerine konuşmak istiyoruz. Muhataplarına sorduğumuzda, esnaf arasında, esnaf kuruluşlarında bir dayanışma, destek durumu olmadığı acı gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Esnafların, küçük işletmelerin günlük sıkıntılı ödemeleri sürecinde ihmal etmedikleri oda aidatları ile mensubiyetin karşılığında, olumsuzluk yaşayan üyeler için bir destek kaleminin yaratılmaması büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkmıştır, diyoruz. Artık sigortalar var, gerek yok demek bizce cevap değildir. En zor gününde mağdur olan esnafa, işletmeye mensup olduğu oda ya da birliğin el uzatması, güven vermesi kadar ulvi bir durum olamaz. Maalesef biz bunun varlığını teyit edemedik. Eğer aksini iddia edilen bir uygulama, durum var ise bunu kamuoyu önünde muhataplarından öğrenmek isteriz. Duruma özel örnek olarak hatırlatalım istedik. Çarşı bölgemizde orta yakın bir süreçte işyeri yanan bir kadın girişimci esnafımızın durumu bizim hâlâ hafızamızda. İstediği, beklediği desteği göremeyen esnafımızın, komşuları ve hemşehrilerimizin desteği ile işyerini eksik gedik toplayarak ekmek kapısını açmaya çalıştığını çok net hatırlıyoruz. O dönemin hiçbir muhatabı gidip "Geçmiş olsun, nasılsın, bir ihtiyacın var mı?" diye sormadı diye mağdurun basına verdiği beyan bizim kulaklarımızda. Son tahlil ve yorumda diyoruz ki. Hızla artan ve hızla gelen e-ticaret, alışveriş merkezleri, zincir marketler, oluşumlar, fuarlar, festivaller maalesef karşısında direnebilecek aşamayı geçmiş ve topluma kabullendirilmiştir. Bizim önerimiz, bu saatten sonra en büyük mağdur olacak ve günden güne eriyecek küçük esnaf ve sanatkârların, öncelikle bağlı oldukları oda ve birlikler yanında, yerel yönetimler diğer yanında, merkezi yönetim desteği ve uygulamaları ile ayakta tutulması, geleceğe yönelik planlamaların yapılması, girdi muafiyetlerinin artırılması, kredilere ulaşmadaki zorlukların hafifletilmesi, toplumun yerel esnaf ve sanatkârlara karşı bilinçlenmesinin artırılması mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Yoksa her yıl bol sesli, görselli, protokol içeren Ahilik Haftalarını festival ve fotoğraf çekinme etkinliği olarak kutlamaya devam ederiz. Bakkallar, terziler, lokantalar, kunduracılar, tatlıcılar, tuhafiyeciler ve benzeri esnaflarımız yalnızca hafızamızda tatlı bir anı olarak kalıp gidecektir, diyoruz. Bu bitiş ve yok oluşa izin vermememiz gerektiğini düşünüyoruz.''

CHP’li Taşcıer: "Çocukları Korumayan İktidar, Fason Üretimi Koruyor" Haber

CHP’li Taşcıer: "Çocukları Korumayan İktidar, Fason Üretimi Koruyor"

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde çocuk işçilerin yaşamını yitirdiği yangın faciasının ardından gündeme gelen hususi damgalı (yeşil) pasaport iddialarına ilişkin Ticaret Bakanlığı’nın soru önergesine verdiği yanıtı eleştirdi. Taşcıer, “Çocukları korumayan iktidar, fason üretimi koruyor” dedi. Taşcıer, yangın sonrası kamuoyuna yansıyan yeşil pasaport iddialarını soru önergesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdıklarını belirterek, hangi firmalar üzerinden işlem yapıldığını, hangi ihracat faaliyetlerinin gerekçe gösterildiğini, hangi resmi kayıtlara dayanıldığını, denetim süreçlerinin nasıl işletildiğini ve son üç yıldaki ihracat tutarlarını Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a sorduklarını ifade etti. “SORULAR YANITSIZ BIRAKILDI” Ticaret Bakanlığı’nın yanıtında somut sorulara cevap verilmediğini savunan Taşcıer, Bakanlığın yalnızca işlemlerin 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve 2017/9962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde yürütüldüğünü belirtmekle yetindiğini aktardı. Taşcıer, “Biz mevzuatın varlığını değil, uygulamanın nasıl gerçekleştirildiğini sorduk. Hangi şirketin hangi ihracat performansına dayanarak bu ayrıcalıktan yararlandırıldığına, hangi kamu görevlilerinin hangi değerlendirmeyi yaptığına ve denetim mekanizmasının somut olarak nasıl işletildiğine dair tek bir açıklama yapılmadı. Verilen cevap kamu vicdanını rahatlatmamıştır” değerlendirmesinde bulundu. Taşcıer, Bakan Bolat imzalı yanıtın içerik bakımından yetersiz olduğu kadar, siyasi sorumluluk açısından da sorunlu olduğunu belirterek, “Bir bakanın imzasını taşıyan cevap, şekli bir mevzuat hatırlatmasının ötesine geçmelidir. Kamuoyunda tartışılan iddialar somutken, cevap metninin soyut ve genel ifadelerle sınırlı kalması devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır” ifadelerini kullandı. İddianame kapsamındaki mali veriler incelendiğinde söz konusu şirketlerin bazı yıllarda son derece sınırlı kârlılık rakamlarına sahip olduklarının görüldüğünü belirten Taşcıer, “Bu tablo karşısında hususi damgalı pasaport verilmesinin gerçek ve ölçülebilir ihracat performansıyla bağlantısı ciddi biçimde tartışmaya açıktır. Sayın Bolat’ın bu bağlantıyı somut verilerle ortaya koyması gerekirken, soruların esası yanıtsız bırakılmıştır” dedi. “SORUN YALNIZCA EKSİK DENETİM DEĞİL, CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ” Taşcıer, hususi damgalı pasaportun istisnai bir kamu imkânı olduğunu vurgulayarak, bu imkânın kamu adına ölçülebilir katkı karşılığında verilmesi gerektiğini kaydetti. Çocuk işçi çalıştırıldığı, kayıt dışı istihdam bulunduğu ve üretim güvenliğinin sağlanmadığı bir işletmede bu ölçütlerin nasıl uygulandığının açıklanması gerektiğini ifade etti. Fason üretim zinciri, taşeronlaştırma ve muvazaalı işverenlik uygulamalarının çocuk emeği ve kaçak işçiliğin temel mekanizmasını oluşturduğunu savunan Taşcıer, “Maliyet baskısı denetimsizlikle birleştiğinde sonuç ölüm olmaktadır. Dilovası’nda yaşananlar bu yapısal sorunun bir sonucudur” dedi. Taşcıer açıklamasında, sorunun yalnızca eksik denetim olmadığını belirterek, “Asıl sorun cezasızlık kültürünün kurumsallaşmış olmasıdır. Üretim zincirinin üst basamaklarında yer alan aktörler görünmez kılınıyorsa ve siyasal-bürokratik bağlantı iddiaları ciddiyetle araştırılmıyorsa bu durum hukuki olduğu kadar siyasal bir tercihi de gösterir. Bakanlık makamının bu iddialar karşısında daha yüksek bir şeffaflık standardı ortaya koyması beklenir” ifadelerini kullandı. “İDDİANAME GERÇEK SORUMLULUK ZİNCİRİNİ ORTAYA KOYMUYOR” Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede iskansız bir binada, üretim güvenliği bulunmayan ortamda sigortasız çocuk, kadın ve göçmen işçilerin kaçak biçimde çalıştırıldığının ortaya konulduğunu belirten Taşcıer, mağdur ailelerinin avukatlarının muvazaalı işverenlik, alt-üst işveren ilişkisi ve üretim zinciri sorumluluğu yönünden soruşturmanın genişletilmesini talep ettiğini aktardı. Kamuoyunda şirket sahiplerinin geçmiş dönemlerde güçlü siyasal ve bürokratik bağlantılar kurmuş olabileceğine dair iddiaların gündeme geldiğini ifade eden Taşcıer, bu iddiaların kesinleşmiş yargılar olmadığını ancak varlıklarının dahi sürecin şeffaf biçimde aydınlatılmasını zorunlu kıldığını söyledi. Yeni iddianamenin gerçek sorumluluk zincirini ortaya çıkarma iradesi bakımından soru işaretleri barındırdığını savundu. Taşcıer, “Mesele basit bir pasaport işlemi değildir. Mesele emeğin korunup korunmadığına, iktidarın kimi denetlediğine ve kimi görmezden geldiğine ilişkin temel bir sorundur” dedi. Açıklamasının sonunda dosyanın takipçisi olacaklarını belirten Taşcıer, Ticaret Bakanı Bolat’ın genel mevzuat atıfları yerine somut veri, somut denetim raporu ve somut idari değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaşması gerektiğini vurguladı. Taşcıer, Bakanlık somut ve net yanıtlar verene kadar aynı soruları sormaya devam edeceklerini kaydetti.

Şehrin Dört Bir Yanında Gıda Denetimleri Sürüyor Haber

Şehrin Dört Bir Yanında Gıda Denetimleri Sürüyor

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ramazan ayı öncesinde başladığı kapsamlı gıda denetimlerini, halk sağlığını korumak ve güvenilir gıdaya erişimi sağlamak amacıyla şehrin dört bir yanında aralıksız sürdürüyor. ​Eskişehir’de sofraların huzurunu ve sağlığını güvence altına almak için kollar sıvandı. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında yürütülen denetimlerde, İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerine bağlı teknik personel adeta şehri mercek altına aldı. ​Fırından Markete Sıkı Takip ​Denetimler, özellikle Ramazan ayında tüketimi artan ürün grupları üzerinde yoğunlaştı. Ekipler; fırınlar, pastaneler, et ve süt ürünleri satış noktaları ile marketlerde detaylı incelemelerde bulunuyor. Sadece ürünlerin tazeliği değil; ​İşletmelerin genel hijyen koşulları, ​Üretim ve muhafaza şartları, ​Son tüketim tarihleri, ​İzlenebilirlik ve kayıt sistemleri titizlikle kontrol ediliyor. ​Ticaret Bakanlığı ile Omuz Omuza ​Piyasa denetimlerinde etkinliği artırmak amacıyla Ticaret Bakanlığı ekipleriyle koordineli şekilde hareket ediliyor. Eş zamanlı yürütülen bu kontrollerde, hem gıda güvenliği hem de piyasa gözetimi sağlanarak tüketicinin mağdur edilmesinin önüne geçiliyor. Mevzuata aykırı hareket ettiği belirlenen işletmelere ise tavizsiz şekilde idari yaptırım uygulanıyor. ​"Halk sağlığını riske atabilecek hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyecektir." ​Vatandaşlara "Alo 174" Çağrısı ​Yetkililer, denetimlerin Ramazan ayı boyunca ve sonrasında da aynı kararlılıkla devam edeceğini vurgularken, vatandaşların en etkili denetçiler olduğunu hatırlattı. Tüketicilerin karşılaştıkları her türlü olumsuzluğu Alo Gıda 174 hattına bildirmeleri, güvenilir gıda zincirinin korunmasında kritik rol oynuyor.

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir Haber

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!" Haber

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, konut piyasasında ilan manipülasyonu, spekülasyon ve fahiş kira artışlarına ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanlığı’ndan gelen yanıtı sert sözlerle eleştirdi. Kış, “Bir yandan ‘sorun yok’ deniliyor, diğer yandan aynı metinde ceza kesildiği itiraf ediliyor. Bu yanıt krizi çözmüyor, krizi doğruluyor” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın yazılı cevabında, satılık konut ilanlarının geri çekildiğine dair bir tespit bulunmadığı savunulurken; fiyat manipülasyonu yaptığı belirlenen 1.423 kişi ve kuruluşa toplam 173 milyon 300 bin lira idari para cezası uygulandığı bilgisi yer aldı. Kış, bu tabloya dikkat çekerek, “Sorun yoksa bu cezalar neden kesildi?” diye sordu. TCMB Kira Haritası Gerçeği Gösterdi Kış, konut krizine ilişkin değerlendirmesini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan “Değerlemesi Yapılan Konutların Birim Kiraları” verileriyle destekledi. TCMB verilerine göre Türkiye genelinde ortalama kira metrekare başına 224,75 TL oldu. Ortalama 100 metrekarelik bir konut için bu rakam 22 bin 475 TL’ye ulaştı. “Bugün net asgari ücret 28 bin 75 TL. Türkiye ortalaması kira 22 bin 475 TL ise, geriye kalanla fatura mı ödenecek, gıda mı alınacak, ulaşım mı karşılanacak?” diyen Kış, “Bu tablo, tek başına yaşamayı fiilen imkânsız hale getiriyor. Barınma temel hak olmaktan çıkmış, lüks hâline gelmiştir” ifadelerini kullandı. İstanbul’da Kira Asgari Ücreti Aştı TCMB verilerine göre 100 metrekarelik bir konutta ortalama kira İstanbul’da 36 bin 786 TL ile en yüksek seviyeye çıktı. İstanbul’u 32 bin 528 TL ile Muğla, 25 bin 218 TL ile İzmir izledi. En düşük kira ortalaması ise 9 bin 400 TL ile Mardin oldu. 10 bin TL’nin altında kalan tek şehir yine Mardin olarak kaydedildi. Kış, “İstanbul’da ortalama kira asgari ücreti aşıyorsa burada artık ‘piyasa’ değil, açık bir sosyal adalet krizi vardır. İnsanlara ‘şehir değiştirin’ mi denilecek?” diye konuştu. Mersin’de Artış Yüzde 2295 Kış, Mersin’e ilişkin verilerin de tabloyu doğruladığını vurguladı. TCMB’ye göre Mersin’de 100 metrekarelik bir konutun ortalama kirası 17 bin 489 TL seviyesinde. Ancak daha çarpıcı olanın artış oranı olduğuna dikkat çeken Kış, 2018’in ilk çeyreği ile 2025’in son çeyreği arasında Mersin’de kira artışının yüzde 2295,8’e ulaştığını söyledi. “Bu artış oranı, konutun nasıl bir barınma krizine dönüştüğünün açık belgesidir” diyen Kış, “Gelir artışıyla açıklanamayacak bu tablo, denetimsizlik ve spekülasyonun sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. “Denetim Şikâyet Beklemek Değil, Re’sen Müdahaledir” Bakanlığın “kendilerine bu yönde bir başvuru yapılmadığı” yönündeki yaklaşımını da eleştiren Kış, “Devletin görevi yurttaştan dilekçe beklemek değildir. Barınma gibi temel bir alanda denetim, re’sen yapılır. ‘Başvuru yok’ demek sorumluluktan kaçmaktır” dedi. “Konut Yatırım Oyuncağı Değil, Barınma Hakkıdır” Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Kış, şunları söyledi: “İlan manipülasyonu, fiyat tutma, spekülasyon… Adı ne olursa olsun sonuç aynı: Yurttaş evinden ediliyor, kira kıskacında eziliyor. Konut yatırım oyuncağı değil, barınma hakkıdır. Bu kriz ‘sorun yok’ denilerek değil; kamucu, caydırıcı ve şeffaf bir denetimle çözülür.”

Egeli İhracatçılara Sağlanan Devlet Destekleri Yüzde 90 Arttı Haber

Egeli İhracatçılara Sağlanan Devlet Destekleri Yüzde 90 Arttı

Ege İhracatçı Birlikleri 2025 yılında 2,4 milyar TL’lik devlet yardımının ihracatçılara ulaşmasına aracılık etti. Egeli ihracatçılar 2024 yılında 1 milyar 261 milyon TL’lik devlet desteği almıştı. EİB’nin aracılık ettiği devlet destek tutarı yüzde 90 artış gösterdi. Türkiye, 2025 yılında 273,5 milyar dolarlık ihracat seviyesine ulaşırken, Ticaret Bakanlığı, ihracatçılarımızın uluslararası arenada rekabetçiliğini artırmak amacıyla 21 kategoride 25,5 milyar TL’lik devlet yardımını ihracatçılara ve iş birliği kuruluşlarına ulaştırdı. Hizmet ihracatına verilen destekle Ticaret Bakanlığı’nın toplam destek tutarı 33 milyar TL’ye ulaştı. Ticaret Bakanlığı’nın 21 kategoride verdiği devlet yardımlarından 2025 yılında Ege İhracatçı Birlikleri üyesi 2 bin 612 firma ve iş birliği kuruluşu yararlandı. Devlet destekleri ihracatçılara can suyu oluyor Ticaret Bakanlığı’nın 2026 yılı için ihracatçılara 45 milyar TL’lik devlet yardımı yapılması için kaynak ayırdığı bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2025 yılında Türkiye’de yüksek enflasyon rakamları nedeniyle girdi maliyetlerinin dünya ortalamasının üzerinde arttığını, Amerikan dolarının Türk lirası karşısındaki artışının enflasyon rakamlarının gerisinde kaldığını, bu süreçte devlet yardımlarının ihracatçılara can suyu olduğunu vurguladı. 7 ilde 8 toplantı düzenledik devlet yardımlarını anlattık Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2023 yılında 764 milyon 800 bin TL devlet yardımlarının ihracatçı firmalara ve iş birliği kuruluşlarına ulaşmasını sağladıklarını paylaşan Eskinazi, “2024 yılında işlemlerini sonuçlandırdığımız devlet yardımları 1 milyar 261 milyon TL oldu. 2025 yılında ise 2,4 milyar TL’lik devlet desteğine aracılık ettik. 2025 yılında Ege Bölgesi’nde 7 ilimizde 8 tane üye buluşmaları gerçekleştirdik ve devlet yardımlarını anlattık. Devlet yardımlarında yüzde 90’lık artışa zemin hazırladık. Yurt dışı fuar katılımı 754,5 milyon TL’lik destekle ilk sırada yer alırken, TURQUALITY Projeleri 454, 5 milyon TL ile ikinci, tarım destekleri 426 milyon TL ile en çok devlet desteği verilen üçüncü başlık oldu. Pazara giriş belgeleri, yurt içi fuar katılım, yurtdışı birim kira, sektörel heyetler, e-ihracat, UR-GE Proje destekleri öne çıktı” diye konuştu. İhracatımızın yüzde 1’i ihracatçılara destek olarak verilmeli Türkiye’nin üretim ve ihracatla büyüdüğü takdirde sağlıklı bir ekonomiye kavuşacağına işaret eden Eskinazi sözlerini şöyle tamamladı: 2026 yılı için 282 milyar dolar ihracat hedefi koyduk. Bu hedefe ulaşmak için ihracatımızın yüzde 1’i oranında ihracatçılarımıza destekler vermemiz gerektiğine inanıyoruz. 282 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandıracak ihracatçılar olarak 2,8 milyar dolar devlet desteği talep ediyoruz.”

Eskişehir İhracatı 4,8 Milyar Dolar Oldu Haber

Eskişehir İhracatı 4,8 Milyar Dolar Oldu

T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan ihracat rakamlarını değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’de faaliyet gösteren firmaların Aralık 2025’te 465,1 milyon dolar ihracat yaptığını söyledi. Eskişehir ihracatının 2025 yılında önemli bir artış yakaladığını belirten Kesikbaş, “Açıklanan verilere göre, Eskişehir ihracat rakamı 2025 yılının tamamında geçen yıla göre yüzde 6,84 oranında artarak 4,8 milyar doları aştı. Ülkemizde ve dünyada yaşanan kısıtlara rağmen üretmeye ve istihdam yaratmaya devam eden firmalarımızı ve çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum” dedi. İhracat Güçlü Üretim Yapısıyla Desteklenmeli Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, ihracattaki yükselişin memnuniyet verici olduğunu ancak bunun güçlü bir üretim altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Kesikbaş, “Sanayicilerimiz tüm zorluklara rağmen üretmeye ve ihracat yapmaya devam ediyor. Bu tablo, Eskişehir sanayisinin direncini ve kararlılığını ortaya koyuyor. Ancak kalıcı başarı için imalat yatırımlarının daha güçlü şekilde desteklenmesi şarttır” dedi. İthalatta Bağımlılık Azaltılmalı İthalatta ilk 10 ülkenin payının yüzde 58’in üzerinde olmasının risk oluşturduğunu belirten Kesikbaş, “Sınırlı sayıda ülkeye aşırı bağımlılık, tedarik güvenliğimizi zayıflatmaktadır. Hem ihracatta hem ithalatta pazar çeşitliliğini artırmak zorundayız” ifadelerini kullandı. Kesikbaş, alternatif pazarlara erişimin güçlendirilmesi, sanayicinin finansmana daha kolay ulaşması ve enflasyon başta olmak üzere yatırım ortamını bozan unsurların azaltılmasının, üretimi ve ihracatı sürdürülebilir kılacağını vurguladı. Hedefimiz 2026’da 5 Milyar Doları Aşmak Kesikbaş, Eskişehir’in ihracat potansiyeline olan inancını vurgulayarak, “Bugün ortaya koyduğumuz performans, doğru politikalar ve güçlü destek mekanizmalarıyla çok daha ileri taşınabilir. Sanayicimizin üretim azmi, yatırım iştahı ve ihracat kabiliyeti sayesinde 5 milyar dolarlık ihracat hedefimizi 2026 yılında yakalayacağımıza yürekten inanıyoruz. Eskişehir, Türkiye’nin üretim ve ihracat yolculuğunda daha güçlü bir konuma ulaşacaktır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.