SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tazminat

Porsuk Haber Ajansı - Tazminat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tazminat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili Bayhan’dan Soru Önergesi: "Çin Sermayesi Korunuyor, İşçi Sömürülüyor!" Haber

Milletvekili Bayhan’dan Soru Önergesi: "Çin Sermayesi Korunuyor, İşçi Sömürülüyor!"

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Eskişehir OSB'de faaliyet gösteren Çin sermayeli Urzat Otomotiv fabrikasındaki hak gasplarını TBMM gündemine taşıdı. Bayhan, işçilerin aylardır maaş ve tazminatlarını alamadığını belirterek Çalışma Bakanlığı'nı göreve çağırdı. ​Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan Çin merkezli Shineray Group bünyesindeki SWM Motors - Urzat Otomotiv fabrikasında yaşanan işçi mağduriyetleri Meclis'e taşındı. Emek Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı İskender Bayhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na verdiği soru önergesiyle, fabrikada uygulanan ağır sömürü koşullarını ve "ücret gaspı" iddialarını sordu. ​"Türkiye, Uluslararası Sermaye İçin Sömürü Alanı Haline Getirildi" ​Milletvekili İskender Bayhan, Türkiye'nin ucuz iş gücü ve vergi avantajları nedeniyle uluslararası sermaye tarafından tercih edildiğini, ancak bu modelin bedelini işçilerin ödediğini vurguladı. SWM fabrikasının "Knock-Down (KD)" montaj modeliyle faaliyet gösterdiğini hatırlatan Bayhan, şu ifadeleri kullandı: ​"Kamu teşvikleri, vergi avantajları ve SGK destekleriyle büyütülen sermaye grupları korunurken; üretimi gerçekleştiren işçiler ücretlerini ve tazminatlarını aylardır alamamaktadır. Türkiye, uluslararası sermaye için düşük maliyetli bir sömürü alanı haline getirilmiştir." ​İşçiler Aylardır Maaş ve Tazminat Bekliyor ​Fabrikada çalışan işçilerden gelen bilgilere dayandırılan önergede, SWM fabrikasında yaşananlar şu şekilde özetlendi: Kasım 2025’te başlayan yoğun işe alımların ardından, Şubat 2026 itibarıyla kitlesel işten çıkarmalar yaşandı. 78 olan çalışan sayısı 20’ye kadar düştü. İşçilerin maaşları, ihbar tazminatları ve yemek ücretleri aylar geçmesine rağmen ödenmedi. İşçilere "haftaya yatacak" denilerek sürekli oyalama taktiği uygulandı. Günlük 10 saati aşan mesai süreleri ve yoğun mobbing nedeniyle birçok işçinin istifaya zorlandığı iddia edildi. ​Bakanlığa 7 Kritik Soru: "Teşvik Var, Denetim Yok Mu?" ​İskender Bayhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın patronların yanında saf tuttuğunu savunarak şu soruların yanıtlanmasını istedi: ​SWM (Urzat Otomotiv) fabrikasında son bir yıl içinde herhangi bir denetim yapıldı mı? ​Ücret gaspı, fazla mesai ve mobbing iddialarıyla ilgili Bakanlığa ulaşan şikayet var mı? ​Kitlesel işten çıkarmaların İş Kanunu’na uygunluğu incelendi mi? ​Çin sermayeli bu tekele sağlanan vergi indirimi, SGK desteği ve gümrük muafiyetinin kapsamı nedir? ​Kamu teşviklerinden yararlanan patronlar işçi ücretlerini ödemediğinde bir yaptırım uygulanıyor mu? ​KD montaj modeli ile çalışan işletmelerde işçi hakları için özel bir denetim mekanizması mevcut mu? ​İşçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için Bakanlık hangi adımları atacak? ​"Sermaye Korunuyor, İşçi Sınıfı Yok Sayılıyor" ​Bayhan, önergesinde Bakanlığın sessizliğini eleştirerek; patronlara teşvik yağarken işçilerin en temel hakkı olan ücretlerine el konulmasının, mevcut çalışma rejiminin kimin çıkarına olduğunu açıkça gösterdiğini belirtti.

Anahtar Parti’den Tapu Sistemi Uyarısı Haber

Anahtar Parti’den Tapu Sistemi Uyarısı

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Av. Eren Atlı, Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi’ne (TAKBİS) geçiş sürecinde yapılan teknik ve idari hataların vatandaşları büyük bir mülkiyet kriziyle karşı karşıya bıraktığını açıkladı. Atlı, isim benzerlikleri ve hatalı veri girişleri nedeniyle birçok kişinin tapulu malını kaybetme riski taşıdığını vurguladı. ​"Tapu Sicili Devletin Hafızasıdır, Hata Kabul Etmez" ​Mülkiyet hakkının Anayasa ile güvence altına alındığını hatırlatan Av. Eren Atlı, TAKBİS sistemine geçişte yaşanan aksaklıkların toplumsal güveni zedelediğini belirtti. Dijitalleşme sürecinde özellikle 1990 öncesi kayıtlarda ciddi veri eksiklikleri olduğunu ifade eden Atlı: ​"İsim benzerliği, eksik kimlik bilgileri ve hatalı aktarımlar yüzünden vatandaşlarımız kendi tapulu malı için yıllarca mahkeme kapılarında hak aramak zorunda bırakılıyor," dedi. ​Eskişehir’de Skandal Örnek: Başkasının Borcu Yüzünden Evi Satılıyor! ​Eskişehir’de yaşanan somut bir mağduriyeti dile getiren Atlı, sistemin işleyişindeki tehlikeyi şu sözlerle özetledi: "Eskişehir’de bir vatandaşımızın evi, aynı isim ve baba adına sahip başka bir kişiye yanlışlıkla tescil edilmiştir. Daha da vahimi, yanlış tescil yapılan kişinin borçları nedeniyle gerçek hak sahibinin evi icra yoluyla satışa çıkarılmıştır. Bu, mülkiyet hakkına vurulmuş ağır bir darbedir." ​Anahtar Parti’den Acil Çözüm Planı: 3 Kritik Madde ​Yaşanan hukuksuzlukların önüne geçilmesi için Anahtar Parti olarak çözüm önerilerini sıralayan Av. Eren Atlı, hükümete ve ilgili bakanlıklara şu çağrıda bulundu: "Özellikle 1990 öncesi edinimlerin dijital ortama aktarılması için özel bir birim kurulmalı, T.C. kimlik numarası eşleşmeyen tüm kayıtlar incelemeye alınmalıdır. İsim benzerliği nedeniyle açılan tapu kayıt düzeltim davalarında, yargılama bitene kadar taşınmazın devri ve satışı kanun gereği otomatik olarak durdurulmalıdır. Devletin yaptığı hataların düzeltilmesi için açılan davalarda vatandaş harç ödememeli ve bu davalar "ivedi" kapsamına alınarak hızla sonuçlandırılmalıdır. ​"Vatandaşın Sesi Olmaya Devam Edeceğiz" ​Tapu sicilinin tutulmasından doğan hatalar nedeniyle devletin de ciddi tazminat yükümlülükleri altına girdiğini hatırlatan Atlı, "Mülkiyet hakkını korumak, sosyal barışı korumaktır. Anahtar Parti olarak bu hukuksuzlukların karşısında durmaya ve vatandaşımızın hakkını aramaya devam edeceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif Haber

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif

Türkiye’de gazeteciler bir 3 Mayıs’a daha tutuklama, gözaltı, baskı, sansür ve soruşturmalar altında giriyor. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer alan Türkiye 2026 yılında 163’üncü sıraya geriledi. CHP’li Utku Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı Nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu da Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan kara tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre gazeteciler Nisan ayında 75 kez hakim karşısına çıktı. Gazetecileri susturmak için son üç yıldır olduğu gibi yine ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması kullanılırken, CHP sansür aracına dönüşen bu maddenin kaldırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. Şimdi bu ay da yeni isimler aynı maddeden yargılandı. Basın özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri haline gelen bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. YASA SANSÜR KILICINA DÖNÜŞTÜ Çakırözer’in raporuna göre Nisan ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler haber ve paylaşımları nedeniyle 75 kez hakim önüne çıkmak zorunda kaldı. Soruşturma ve yargılamalarda AKP tarafından üç yıl önce dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) maddesi baş rolde yer aldı. Şanlıurfa Kulis TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yetim bu suçlamayla ev baskınıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. 2024 yılında Halk TV programlarındaki ifadeleri nedeniyle aynı madde gerekçe gösterilerek Timur Soykan 10 ay, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel 1 yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Tolga Şardan, ‘MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?’ başlıklı yazısı sebebiyle yargılandığı davadan 5 ay hapis cezası aldı. Gazeteci Zafer Arapkirli, yine aynı suçlama ile yargılandığı davalarda sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. AYNI HABERE HEM BERAAT HEM TAZMİNAT Gazeteci Hazal Ocak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi nedeniyle açılan cezai yargılamada beraat etmesine rağmen, 10 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum edildi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin eski başkanı gazeteci Hakkı Boltan’a başkanlık döneminde yaptığı açıklamalar nedeniyle 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verildi. AYM’nin ihlal kararının ardından yeniden görülen davada gazeteci Neşe İdil hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, gazeteci Mehmet Üçar’a yine yazıları gerekçe gösterilerek 1 yıl 6 ay 11 gün hapis cezası verildi. ÖDÜLLÜ HABERE İKİNCİ SORUŞTURMA 42 gündür tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında, bir X mesajını yeniden paylaştığı gerekçesiyle bir dava daha açıldı. T24 muhabiri Can Öztürk hakkında ödüller kazanan istismar skandalı haberi nedeniyle ikinci bir soruşturma açıldı. Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış’a haberi nedeniyle üç ayrı suçlamayla dava açıldı. Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat hakkında sosyal medyada eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik ifadesi nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci Mehmet Murat Yıldırım, Öznur Değer ile Sol Gazetesi’nden yazar Orhan Gökdemir, muhabir İrem Yıldırım ve Sorumlu Müdür Emre Alım hakkında haberleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldı. Gazeteci Bahadır Özgür’e 4 yıl önce yayımlanan haberi nedeniyle soruşturma açıldı. 1 MAYIS ALANINA GAZETE YASAĞI Sabah muhabiri Lütfü Yalgı, Siverek’ta yaşanan okul saldırısına ilişkin haberi nedeniyle gözaltına alındı. Eski İçişleri Bakanı ve AKP Milletvekili Süleyman Soylu, kendisine Gülistan Doku cinayetiyle ilgili soru soran Now Haber muhabirine fiziki müdahalede bulunarak görüntü almasını engelledi. 1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi gazetelerinin bürolarına baskın düzenlendi. Ankara Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs gösterilerine BirGün ve Evrensel başta olmak üzere gazete ve dergi girişini yasakladı. TELE 1’E ÖNCE ÇÖKTÜLER, SONRA SATIŞA ÇIKARDILAR Merdan Yanardağ'ın gözaltına alınmasından sonra mahkeme kararı dahi olmadan el konulan TELE 1 kanalı TMSF tarafından 28 milyon TL bedelle satışa çıkarıldı. Halk TV’ye CHP’li Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı’na yönelik eleştirileri, SZC TV’ye de TİP’li Sera Kadıgil’in yapılan operasyonlarda uyuşturucu baronlarının hedef alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle RTÜK tarafından para cezaları verildi. AKP’LİLER HAKKINDAKİ İDDİALARA KARARTMA İktidarın keyfi olarak uyguladığı erişim engellemeleri nisan ayında da basın özgürlüğünü kısıtlayan temel unsurlardan biri oldu. Erk Acarer’in X hesabı ile ‘İstanbul Yargılanıyor’ instagram hesabı erişime engellenirken, erişim engeli getirilen bazı haber içerikleri şöyle: “En çok et ithalatının AKP'li ismin hissedar olduğu şirketten yapılmasına ilişkin haber, Epstein belgelerinde İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının çıkması hakkındaki haberler, Sabah yazarı Hilal Kaplan hakkında 1600’den fazla içeriğe erişim engeli kararı haberleri, tartıştığı doktoru gözaltına aldıran savcı hakkındaki haberler, Çin’de faaliyet gösteren İsviçre merkezli bir firmaya saf bakır yerine kaldırım taşı gönderilerek 36 milyon dolarlık dolandırıcılık yapıldığı iddiası hakkındaki haberler, AKP Antalya İl Başkanının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bir araziyi düşük kira bedeliyle kullandığı haberleri.” SANSÜR YASASININ KALDIRILMASI İÇİN TEKLİF SUNDU Çakırözer gazetecilerin mesleklerini yapabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biri haline sansür yasasının iptali için de TBMM’ye kanun teklifi sunduğunu açıkladı. Teklifte “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK’nın 217/A maddesinin yürürlükten kaldırılması düzenleniyor. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri asla etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına en temel gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. İşte Nisan’da yeni isimler aynı maddeden yargılandı, tutuklandı. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde çağrımız net: ifade ve basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi derhal yürürlükten kaldırılmalı. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi ve halkın haber alma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması sağlanmalıdır. Bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana yaptıkları haberler nedeniyle en az 83 gazeteciye tam 114 kez ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması yöneltildi. 54 kez soruşturma, 39 kez dava açıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.