SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım Ve Orman Bakanlığı

Porsuk Haber Ajansı - Tarım Ve Orman Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Ve Orman Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de Kadın Çiftçilerden Alternatif Ürün Atağı: Altın Otu Hasadı Başladı! Haber

Eskişehir’de Kadın Çiftçilerden Alternatif Ürün Atağı: Altın Otu Hasadı Başladı!

Eskişehir’de kuraklığa dayanıklı ve yüksek kazanç getiren altın otu (helichrysum arenarium) bitkisinin ilk hasadı, düzenlenen coşkulu bir hasat şöleniyle gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteklediği proje, kadın çiftçilerin eliyle Eskişehir bozkırlarına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. "Bozkırlar Altın Çiçek ile Ölümsüzleşiyor" Projesi Nedir? Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kadın Çiftçiler Tarımsal Yeniliklerle Buluşuyor Programı” kapsamında desteklenen proje büyük bir başarıya imza attı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen “Bozkırlar Altın Çiçek ile Ölümsüzleşiyor (Eskişehir’de Altın Otu Yaygınlaştırma Projesi)” kapsamında yetiştirilen altın otlarının hasadı törenle yapıldı. Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü toplantı salonunda bilgilendirme toplantısıyla başlayan program, proje kapsamında kurulan demonstrasyon (deneme) parsellerindeki hasat şöleniyle devam etti. Hasat Programına Yoğun Katılım Projenin hasat etkinliğine; Alpu Kaymakamı İslam Timur, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Ulaş Çınar, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Mehmet Yurt, Alpu İlçe Tarım ve Orman Müdürü Cemal Sönmez Baş ve projeye emek veren çok sayıda kadın çiftçi katıldı. İklim Değişikliğine Karşı Kuraklığa Dayanıklı Alternatif Ürün Etkinlikte yapılan konuşmalarda, tıbbi ve aromatik bitkiler arasında çok önemli bir yere sahip olan altın otunun önemine değinildi. Özellikle küresel iklim değişikliği ve kuraklığın etkilerinin arttığı günümüzde, altın otunun şu özellikleri öne çıktı: Düşük Su Tüketimi: Kurak iklim şartlarına son derece dayanıklı yapısıyla su tasarrufu sağlıyor. Yüksek Katma Değer: Ekonomik getirisinin yüksek olması sayesinde üreticiler için harika bir alternatif gelir kaynağı. Kırsal Kalkınmaya Katkı: Eskişehir'in tarımsal ürün çeşitliliğini artırarak bölge ekonomisini canlandırıyor. Alpu’nun Emekçi Kadınlarına Sertifika Proje kapsamında daha önce altın otu yetiştiriciliği eğitimi alan Alpu ilçesinden kadın çiftçilere, program esnasında katılım sertifikaları takdim edildi. Kadın çiftçilerin üretim sürecinde üstlendiği aktif ve öncü rolün, projenin başarısında en büyük paya sahip olduğu vurgulandı. Tören, demonstrasyon alanlarında yapılan incelemeler, ilk hasat çalışmaları ve çekilen toplu hatıra fotoğrafı ile son buldu. Projenin nihai hedefi; Eskişehir genelinde kadın istihdamını artırmak, alternatif ürün desenini geliştirmek ve kırsal kalkınmayı kalıcı hale getirmek.

Hayvan Hastalıklarıyla Mücadele Stratejileri Belirlendi Haber

Hayvan Hastalıklarıyla Mücadele Stratejileri Belirlendi

Eskişehir, bölge hayvancılığının geleceğine yön veren kritik bir toplantıya ev sahipliği yaptı. "Hayvan Hastalıkları ile Mücadele Değerlendirme Toplantısı"nda, aşılama başarılarından stratejik üretim merkezlerine kadar birçok hayati konu masaya yatırıldı. ​Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen “Hayvan Hastalıkları ile Mücadele Değerlendirme Toplantısı”, 04-06 Mayıs 2026 tarihlerinde Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Üç gün süren programda, Türkiye’nin hayvancılık politikaları ve bölgesel mücadele stratejileri detaylandırıldı. ​Bölge Müdürleri ve Uzmanlar Eskişehir’de Buluştu ​Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Hüseyin Eş ve Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil’in başkanlık ettiği toplantıya; Bursa, Kütahya, Bilecik, Afyonkarahisar ve Eskişehir illerinin Şube Müdürleri ile çok sayıda veteriner hekim katıldı. Toplantıda, komşu iller arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi hedeflendi. ​"Eskişehir, Türkiye’nin Yumurta ve Atçılık Merkezi" ​Toplantının açılışında konuşan İl Müdürü Yüksel Çil, Eskişehir’in tarımsal ekonomideki gücüne vurgu yaptı. Çil, Eskişehir’in damızlık yumurtacı tavuk üretiminde Türkiye ihtiyacının yaklaşık yarısını karşıladığını belirterek şu ifadeleri kullandı: ​"Kentimiz, sadece büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığıyla değil, aynı zamanda atçılık faaliyetlerinde de Türkiye'nin önde gelen merkezlerinden biridir. Bu potansiyelin korunması ve hayvancılığın sürdürülebilirliği için etkin bir hayvan sağlığı yönetimi hayati önem taşıyor." ​2026 Yılı Aşılama Hedefleri Aşıldı ​2026 yılı saha çalışmalarına dair verileri paylaşan Yüksel Çil, şap hastalığına karşı yürütülen aşılama faaliyetlerinde belirlenen hedeflerin üzerine çıkıldığını müjdeledi. Ayrıca koyun-keçi vebası ve brusella aşılamalarında da yüksek başarı oranlarına ulaşıldığını kaydeden Çil, sahada görev yapan veteriner hekimlerin özverisine dikkat çekti. ​Ulusal Mücadele ve Sat-1 Şap Virüsü ile Başarı ​Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Hüseyin Eş ise bakanlığın yürüttüğü ulusal projeler hakkında teknik bilgiler verdi. Özellikle son dönemde gündemde olan Sat-1 Şap Hastalığına karşı yürütülen yoğun çalışmaların meyvelerini verdiğini belirten Eş; ihbarı mecburi hastalıklarla mücadelede izlenen güncel yol haritalarını katılımcılarla paylaştı. ​Zirvenin Gündeminde Neler Vardı? ​Üç gün boyunca devam eden oturumlarda; Hastalıkların yayılma hızının kontrolü. ​Hayvan hareketleri kontrolü, kaçak ve kontrolsüz sevklerin engellenmesi. Şaptan ari bölge olan Trakya’nın korunması. Tüberküloz ve bruselloz ile mücadele süreçleri ele alındı. ​Bölgesel İş Birliği Vurgusu ​Toplantının kapanış konuşmasını yapan Şube Müdürü Dr. Reşat Tazegül, hayvan sağlığını korumanın yolunun "bölgesel koordinasyon"dan geçtiğini belirtti. Tazegül, bu tür toplantıların sahadaki uygulamaları standart hale getirdiğini ve bilgi paylaşımını artırdığını ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti.

Çakırözer: "10 Canımız Gitti, Bir Memura Dahi Soruşturma İzni Vermediler!" Haber

Çakırözer: "10 Canımız Gitti, Bir Memura Dahi Soruşturma İzni Vermediler!"

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2025 yılında Türkiye’nin farklı şehirlerinde meydana gelen orman yangınları ve bu yangınlara bağlı can kayıplarıyla ilgili yürütülen idari inceleme kapsamında skandal bir karara imza attı. Bakanlık Cumhuriyet tarihinin en fazla can kaybı ile sonuçlanan orman yangınlardan biri olarak kayıtlara geçen 5 orman işçisi ve 5 AKUT gönüllüsü 10 kişinin yaşamını yitirdiği Eskişehir’in de aralarında olduğu Bursa, İzmir, Zonguldak ve Sakarya’daki orman yangınlarında ihmali olduğu ileri sürülen orman bölge müdürlüklerinin merkez ve taşra teşkilatında görev yapan 36 personel hakkında soruşturma izni vermedi. Eskişehir’deki yangında yaşamını yitiren orman işçisi Tolunay Kocaman’ın ailesi, ölümle sonuçlanan orman yangınında kamu görevlilerinin ağır ihmali bulunduğunu, buna rağmen etkili ve bağımsız soruşturma yapılmadığını vurgulayarak soruşturma izni verilmemesi kararının kaldırılması için itirazda bulundu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kararını kamuoyuna duyuran CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’deki yangınla ilgili daha önce de Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararını hatırlatarak, “Sadece Eskişehir’deki yangınlarda 10 kişi yaşamını yitirdi. Çok sayıda insan yaralandı. Bizler etkili, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma ile yangınlarda ihmali olanların, gerçeklerin ortaya çıkarılmasını beklerken; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yangın döneminde görevde olan yönetici ve personellerle ilgili soruşturma izni vermemesi hem mağdurların vicdanını hem de kamuoyunu derinden yaralamıştır. Benzer acıların tekrar yaşanmaması için sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap vermesi şart. Yoksa benzer acıların, yeni katliamların yaşanması kaçınılmaz” dedi. 5 İLDEKİ 36 PERSONELE SORUŞTURMA İZNİ YOK 2025 yılında Eskişehir, Bursa, İzmir, Zonguldak ve Sakarya’da yıl boyu meydana gelen yangınlara müdahale ve yönetim sürecinde görev almış kamu personelleri hakkında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın soruşturma izni vermediği ortaya çıktı. Temmuz 2025’te Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde meydana gelen ve 5 orman işçisi ile 5 Akut gönüllüsü 10 kişinin yaşamını yitirdiği orman yangınında ihmali olanlara ilişkin Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verilmiş, karar kamuoyu tepkisi ve yapılan itiraz üzerine kaldırılmıştı. Bu kez de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yangında ihmali olduğu ileri sürülen aralarında orman bölge müdürleri ve diğer yöneticilerin de olduğu 36 kamu görevlisinin hiçbiri hakkında soruşturma izni verilmediği ortaya çıktı. Bakanlığa bağlı Orman Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz yıl Eskişehir, Bursa, İzmir, Zonguldak ve Sakarya orman bölge müdürlükleri görev sahasında meydana gelen orman yangınları ve bu yangınlara bağlı olarak yaşanan vefat ve yaralanmalarla ilgili olarak söz konusu olaylara müdahale ve yönetim sürecinde doğrudan görev almış ve sorumluluğu bulunan merkez ve taşradaki 36 personelin hiçbiri hakkında soruşturma izni vermedi. ŞOK KARARA AİLEDEN İTİRAZ Eskişehir’deki yangında yaşamını yitiren orman işçisi Tolunay Kocaman’ın ailesi ise, evlatlarının yeterli eğitimi ve ekipmanı olmadan yangın söndürme faaliyetine verilmesinde ilgili kamu görevlilerinin ağır ihmali bulunduğunu, buna rağmen etkili ve bağımsız soruşturma yapılmadığını vurgulayarak soruşturma izni verilmemesi kararının kaldırılması için itirazda bulundu. Kocaman’ın olaydan yaklaşık bir ay önce göreve başladığı, iki hafta sonra evlendiği ve balayına gittiği, döner dönmez de yangına müdahale için gittiği hatırlatılırken, Kocaman’ın bu büyüklükte bir yangına müdahale edecek deneyime sahip olmadığı vurgulandı. ‘ELBİSE VERDİK’ SAVUNMASINI 2 RAPOR ÇÜRÜTTÜ Dosyaya giren belgelerde yangın anında Tolunay Kocaman’ın üzerinde yangına dayanıklı ekipmanı olmadığı da ortaya çıktı. Ailesi ve arkadaşlarının ‘Ekipman verilmedi’ iddiasıyla ilgili inceleme sonucuna ilişkin belgelerde idare, “yangına dayalı elbiselerin personele iş yoğunluğu ve yangınların çıkması nedeniyle imza alınmadan dağıtıldığı ve 5 çanta halinde yanan arasözün dolabında tutulduğu ve yangında zarar gördüğü” savunmasını yaptı. Ancak Afyon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yangından hemen sonra hazırladığı olay yeri inceleme tutanağı ile Afyon İl Jandarma Komutanlığı Kriminal Şube Müdürlüğü olay yeri inceleme raporlarının her ikisinde de “arasözlerin tamamen yandığı” tespiti yapılırken, yangından kısmen etkilendiği iddia edilen 5 çanta yanmaz kıyafet ve koruyucu ekipman ile ilgili hiçbir değerlendirme ve tespitin bulunmaması dikkat çekti. Orman Bakanlığı, bu iki raporu da görmezden gelirken, Kocaman’ın ailesi itiraz dilekçesinde ‘idarenin savunmasının gerçeğe aykırı olduğunu’ ileri sürdü. OTOPSİ RAPORUNDAN ÇIKAN SONUÇ: ‘KIYAFETİ YOKTU’ Yine dosyaya giren belgeler arasında yer alan Ölü Muayene Tutanağı ile Adli Tıp Kurumu Otopsi Raporundaki tespitler de Tolunay Kocaman’ın yanmaz kıyafet verilmeden yangına müdahaleye gönderildiğini net biçimde ortaya koydu. BAKANLIK TÜM İHMALLERE KALKAN OLDU Bakanlığın soruşturma izni vermeme kararının hem hukuki hem de maddi dayanağının bulunmadığı belirtilen itiraz dilekçesinde, “olayın aydınlatılması için gerekli olan 790 sayfalık ön inceleme raporunun tüm eklerinin taraflara tebliğ edilmediği, bu durumun savunma hakkını kısıtladığı” belirtildi. İtiraz dilekçesinde yangına müdahale sürecine ilişkin şu ihmallere dikkat çekildi: “Yangına yeterli sayıda personel ve ekipman olmadan müdahale edilmesi, hava araçlarının etkin kullanılıp kullanılmadığının belirsiz olması, müdahaleye ilişkin kayıtların ve uçuş verilerinin talep edilmesine rağmen incelenmemesi, yangın sırasında olay yerinde bulunan bazı çalışanların ifadelerinin alınmaması, olaydan kurtulan kişilerin tamamının dinlenmemesi.” AİLELER İTİRAZLARIN KARARA BAĞLANMASINI BEKLİYOR Bakanlığın incelemesinde sadece 10 can kaybıyla sonuçlanan Eskişehir Seyitgazi’deki yangınla ilgili değil, geçen yıl Bursa, Zonguldak, İzmir ve Sakarya’da yaşanan tüm yangınlarla ilgili de hiçbir Orman Bölge Müdürlüğü çalışanı hakkında soruşturma izni verilmemesi dikkat çekti. Aileler, soruşturma izni verilmemesi kararına karşı yaptıkları itirazların Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından incelenerek karara bağlanmasını bekliyor. “BU KARAR KALKMALI, ETKİLİ ve BAĞIMSIZ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMELİ” Kararı kamuoyuna duyuran CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, sürecin ihmallerle dolu olduğunu belirterek, “Yangına yetersiz personel ve ekipmanla müdahale edildiği, deneyimsiz personelin sahaya gönderildiği, koruyucu ekipmanların verilmediği, acil tahliye ve müdahale planlarının yetersiz olduğu, tanıkların tamamen dinlenmediği gibi ortada ciddi iddialar var. Bizler etkili, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma ile gerçeklerin ve yangınlarda ihmali olanların ortaya çıkarılmasını beklerken; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yangın döneminde görevde olan yönetici ve personellerle ilgili soruşturma izni vermemesi hem mağdurların vicdanını hem de kamuoyunu derinden yaralamıştır. Bu insanlar kaderinden ölmedi. Eskişehir’de yangında yaşamını yitiren orman emekçilerimizin, AKUT görevlilerinin aileleri perişan. Benzer acıların tekrar yaşanmaması için sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap vermesi şart. Yoksa yeni katliamların yaşanması kaçınılmaz. İnsanlar ihmallerin ortaya çıkarılmasını ve aynı acıların bir daha yaşanmamasını istiyor! Soruşturma izni verilmemesi kararı derhal kaldırılmalı, yangında sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında etkili ve bağımsız bir soruşturma yürütülmeli” çağrısını yaptı.

Eskişehir'de Altın Otu Yeşerecek Haber

Eskişehir'de Altın Otu Yeşerecek

Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 yılı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı’nın “Kadın Çiftçiler Tarımsal Yeniliklerle Buluşuyor Programı” kapsamında desteklenen proje çerçevesinde, Eskişehir’de kadın üreticilere yönelik önemli bir eğitim faaliyeti gerçekleştirildi. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen proje kapsamında, “Bozkırlar Altın Otu ile Ölümsüzleşiyor” konulu bir günlük eğitim toplantısı düzenlendi. Eğitimde, tarımsal yeniliklerin kadın çiftçiler tarafından öğrenilmesi, uygulanması ve sahada yaygınlaştırılması hedeflendi. Proje doğrultusunda; Alpu ilçesi Karakamış Mahallesi, Tepebaşı ilçesi Musaözü Mahallesi, Sivrihisar ilçesi Mülk Mahallesi, Sarıcakaya ilçesi Mayıslar Mahallesi ve Han ilçesi Gökçekuyu Mahallesi’nde toplam 4 dekar alanda uygulama yapılacak. Çalışma kapsamında 5 kadın çiftçiye toplam 8 bin 200 adet altın otu fidesi dağıtılacak. Proje ile bölge tarımında alternatif ürün çeşitliliğinin artırılması, kırsalda kadın üreticilerin üretim süreçlerine daha aktif katılım sağlaması ve katma değeri yüksek ürünlerin yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Proje sayesinde hem kadın çiftçilerin ekonomik gücünün artırılmasının hem de Eskişehir tarımında sürdürülebilir üretim modellerinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Eskişehir’in İçme Suyu Projesi 4 Yıldır Kâğıt Üzerinde Haber

Eskişehir’in İçme Suyu Projesi 4 Yıldır Kâğıt Üzerinde

Eskişehir’in içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla 2021 yılında imzalanan “Sakarbaşı kaynaklarından içme suyu temini” protokolünde, aradan geçen 4 yılı aşkın süreye rağmen somut bir ilerleme sağlanamadığı ortaya çıktı. CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın aynı konuya ilişkin iki ayrı yazılı soru önergesine, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen iki farklı resmi cevap, projedeki belirsizliği ve sürecin sürekli ötelenmesini gözler önüne serdi. Bu süreçte Eskişehir, artan kuraklık ve Porsuk Barajı’ndaki su kaybı nedeniyle ciddi bir içme suyu riskiyle karşı karşıya bulunuyor. 2024’te “Bitecek” Denildi, 2025’te Hâlâ “Hedefleniyor” Arslan’ın 08 Mayıs 2024 tarihli yazılı soru önergesine, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 04 Haziran 2024’te verilen yanıtta; Planlama raporunun 2024 yılı sonuna kadar tamamlanacağı, Planlama raporu sonrasında ihale sürecine geçileceği, Projenin yatırım maliyetinin yaklaşık 14 milyar TL olduğu ifade edildi. Ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen projede herhangi bir somut gelişme yaşanmadı. Aynı Konu, Aynı Proje, Bu Kez Daha Belirsiz Bir Cevap Bunun üzerine Arslan, 27 Mayıs 2025’te aynı konuyu yeniden TBMM gündemine taşıdı. Bu soru önergesine 04 Kasım 2025’te verilen Bakanlık cevabında ise bu kez: Planlama raporunun 2025 yılı sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiği, Projenin 2026 yılında ihale edilmesinin planlandığı, Daha önce açıklanan yatırım maliyetinin ise henüz kesinleşmediği belirtildi. Resmi Cevaplar Arasındaki Çelişki Dikkat Çekti İki resmi Bakanlık cevabı birlikte değerlendirildiğinde; “2024’te tamamlanacak” denilen planlama raporunun, bir yıl sonra hâlâ “tamamlanması hedeflenen” bir çalışma olarak anılması, İhale sürecinin bir yıl içinde 2026’ya ötelenmesi, 14 milyar TL olarak açıklanan maliyetin belirsizliğe dönüşmesi, projenin fiilen ilerlemediğini ortaya koydu. Kuraklık Riski Artarken Proje Yerinde Sayıyor Öte yandan Eskişehir, son yıllarda artan kuraklık tehdidiyle karşı karşıya. Kentin tek ana içme suyu kaynağı olan Porsuk Barajı’nda su seviyesinin ciddi oranda düştüğü, uzmanlar ve resmi veriler tarafından da dile getiriliyor. Buna rağmen, alternatif su kaynağı olarak gösterilen Sakarbaşı projesinde, imzalı protokol ve yıllardır verilen sözlere karşın sahada herhangi bir yapım sürecine geçilmediği görülüyor. Belgeler Basınla Paylaşıldı CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, her iki yazılı soru önergesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen yanıtları basın ve kamuoyunun incelemesine sundu. Arslan, sürecin Eskişehir’in su güvenliği açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Burdur Gölü Eylem Planı Açıklandı Haber

Burdur Gölü Eylem Planı Açıklandı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Burdur Gölü için hazırlanan eylem planını açıklayarak, 5 yılda yaklaşık 6 milyar liralık yatırım yapmayı planladıklarını ve bu yatırımla yıllık 50 milyon metreküplük suyu su havzasına kazandıracaklarını ifade etti. Çeşitli inceleme ve ziyaretlerde bulunmak üzere Burdur'a giden Bakan Yumaklı, Burdur Gölü Eylem Planı'na ilişkin açıklamalarda bulundu. İklim değişikliği nedeniyle göllerin kurumaya yüz tutar hale geldiğini ve bunda son 25 yıldır sıcaklıkların normalin üzerinde seyretmesinin etkin rol oynadığını söyleyen Yumaklı, artan sıcaklıkların, azalan yağışların kuraklığı da beraberinde getirdiğini dile getirerek, göllerin bu durumdan olumsuz etkilendiğini kaydetti. Ulusal Su Kurulu'nda göllerle ilgili bir eylem planı oluşturulması yönünde karar aldıklarını anlatan Yumaklı, bu kararlar doğrultusunda Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Eber, Bafa, Burdur, İznik, Seyfe ve Sapanca gölleri için eylem planları hazırladıklarını bildirdi. İlk olarak geçen aylarda Eğirdir Gölü için eylem planını açıkladıklarını anımsatan Yumaklı, plan kapsamında çalışmalara başladıklarını belirtti. Burdur Gölü'nün de hem uluslararası Ramsar alanı hem de ulusal ölçekte birinci derece doğal sit alanı olmasıyla ekolojik açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, şunları söyledi: "Nesli tehlike altında olan ya da burayı yuva edinmiş birçok kuş türüne de ev sahipliği ediyor. Ülkemizin yedinci büyük gölü, kapalı havza dolayısıyla dışa akışı olmadığı için yoğun bir şekilde buharlaşmanın etkisiyle karşı karşıya kalmış durumda. Burdur Gölü havzasıyla ilgili birkaç bilgi vermek isterim. Uzun yıllar yağış ortalaması 484 milimetre iken son 10 yılın 8'inde bu değerin altında kaldı. Bu yılın ilk 11 ayında da maalesef bu rakam 304 milimetre oldu. 1980-2000 yıllarında bu havzada ortalama sıcaklık 12,4 santigrat dereceyken, bu yıl 14,2 santigrat dereceye ulaşmış durumda." Bakan Yumaklı, Burdur Gölü'nün 1970'teki su seviyesinin 857 metre olduğu, şu anda ise 21 metre azalarak 836 metreye indiğini bildirdi. 5 YILDA YAKLAŞIK 6 MİLYAR LİRALIK YATIRIM Yüz ölçümünün de yarıdan fazla azaldığını söyleyen Yumaklı, "Son derece önemli bir kritik eşiğe geldi. Bu gölün ortalama yıllık 179 milyon metreküp su kaybettiğini ve bunun da yüzde 78'inin buharlaşmadan kaynaklandığını söylemek istiyorum. Yağışlar ve depolamalarla birlikte, göle giren su miktarı ise 112 milyon metreküp." diye konuştu. Hazırladıkları eylem planının giren ve azalan su miktarı arasındaki farkın kapatılmasına dönük olacağını belirten Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buraya 5 yılda yaklaşık 6 milyar liralık yatırım yapmayı planlıyoruz. Bu yatırımla yıllık 50 milyon metreküplük suyu su havzamıza inşallah kazandırmış olacağız. Eylem uygulamaları yaygınlaştıkça su kazanımlarımızın da artmasını bekliyoruz. Meteorolojik şartların da iyileşmesiyle inşallah sonunda istediğimiz bir netice almış olacağız." Eylem planını 35 alt tedbirden oluşan 3 ana başlıkta uygulayacaklarını aktaran Yumaklı, ilk olarak havzada ekosistem temelli entegre su yönetimi başlığı altında, tarımsal su kullanım yönetimi, ilave ve alternatif su kaynaklarına yönelik çalışmalar, su kullanımlarının kontrolü, izleme ve denetimi, su kalitesine yönelik çalışmalar bulunduğunu kaydetti. Suyun etkin ve verimli kullanılması başlığı altında da sulama tesislerinin yenilenmesi, bazı proje yatırımlarının ertelenmesi, su verimliliği çalışmaları, eğitim ve farkındalık çalışmalarının yer aldığını dile getiren Bakan Yumaklı, üçüncü başlık doğal kaynakların korunmasıyla da doğa temelli yaklaşımlarla halk sağlığını olumsuz etkileyen tozmanın azaltılması çalışmalarını yapacaklarını ifade etti. SU KANUNU ÇALIŞMALARI Daha az su kullanımı için tarla içi modern sulama sistemlerine geçişin yapılması gerektiğinin altını çizen Bakan Yumaklı, bölgede basınçlı sulama sistemlerini kullanan çiftçilere de teşekkür etti. Türkiye'de bir de su kanunuyla ilgili çalışmalarının olduğunu anlatan Yumaklı, şunları kaydetti: "Çalışmada sona gelmiş durumdayız. Bununla ilgili bütün Türkiye'de vahşi sulama uygulamalarının artık sona erdirilmesiyle ilgili, modern sulama ve basınçlı sulama sistemlerinin zorunlu hale getirilmesiyle ilgili gerekli düzenlemeler de bu kanun içerisinde yer almış olacak. Bunu da buradan duyurmak istiyorum. Bakanlığımız malumunuz hem Ziraat Bankası hem de diğer uygulamalarla çiftçilerimize modern ve basınçlı sulama sistemlerine ilişkin hibe ve destek programları uyguluyor. Bunu söylemenin, tekrar etmenin de önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle suyun kullanımında, tarımsal sulamanın yüzde 77, yüzde 80 civarına geldiğini de düşünürsek bundan sonra da her bir damlası hayati bir öneme haiz olacak olan suyun bu anlamda korunması bizim için önemli. Bunun için de her türlü yasal düzenlemeyi yapmış olacağız. Bugün burada sadece bir gölü değil ekosistemimizi, geleceğimizi ve üretim gücümüzü korumak anlamında bir adım attığımızı buradan paylaşıyorum." Bakan Yumaklı, suyun verimli kullanılması yönünde herkese çağrıda bulundu. Eylem planına da katkıda bulunan herkese teşekkür eden Yumaklı, planın hem Burdur hem yöre hem ülke için hayırlı olmasını diledi.

31 Aralık’a Kadar Gıda Denetimleri Sıklaştırıldı Haber

31 Aralık’a Kadar Gıda Denetimleri Sıklaştırıldı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yıl 1 Ocak'tan itibaren 1 milyon 291 bin denetim gerçekleştirildiğini belirterek, "31 Aralık'a kadar özellikle vatandaşımızın çok yoğun şekilde tükettiği yiyecek ve içecek üreten, satan bütün işletmeleri 81 ilde denetlemek üzere bir program başlattık." dedi. Bakan Yumaklı, Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği'nin (TÜRES) etkinliğinde yaptığı konuşmada, gastronominin yalnızca bir sektör olmadığını, bir ülkenin aynı zamanda kültürü, kimliği ve medeniyetinin en güçlü anlatım biçimlerinden biri olduğunu söyledi. Tecrübe ve bilgi birikimi aktarımının birlik ile beraberliğin güçlendirilmesinin yanı sıra sektörün de güçlenmesine önemli bir katkı sağlayacağını belirten Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak çalışmalarda markalaşma, gıda güvenilirliği ve israfla mücadele başlıklarına ayrı bir önem verdiklerinin altını çizdi. Bakan Yumaklı, markalaşma içinde coğrafi işaretlerin büyük öneminin olduğunu dile getirerek, "Bugün ülkemizde 1798 ürün coğrafi işaret tescili almıştır. 44 ürünümüz AB'den coğrafi işaret tescili almıştır. 41 ürünümüzün ise AB tescil süreci devam etmektedir." diye konuştu. Bakanlık olarak bu ürünlerin tanıtımı ve korunması için yoğun bir gayret içinde olduklarını ifade eden Yumaklı, bir tarımsal ürünün coğrafi işaret almasının tek başına yeterli olmayacağını, bir marka ve değer haline dönüştürülmesi gerektiğini belirtti. "HER SENE 1 MİLYON 300 BİN DENETİM YAPIYORUZ" Bakan Yumaklı, gıda güvenilirliğinin kırmızıçizgileri olduğunu belirterek, ülkede her sene 1 milyon 300 bin ortalama ile denetim yaptıklarını vurguladı. Bu yıl 1 Ocak'tan bugüne kadar 1 milyon 291 bin denetim gerçekleştirildiğini aktaran Yumaklı, "Bugünden itibaren 31 Aralık'a kadar özellikle vatandaşımızın çok yoğun bir şekilde tükettiği yiyecek ve içecek üreten, satan bütün işletmeleri 81 ilde denetlemek üzere bir program başlattık." diye konuştu. Bakan Yumaklı, ahilik kültürünün TÜRES'in mayasında olduğunu belirterek, "Sektörün kendi içerisinde bir otokontrol mekanizması kurarak çürük yumurtaları dışarı atacak bir metodolojiyi oluşturmasında biz bakanlık olarak varız. Bu konuda da TÜRES'in ayrı bir çalışma yapmasını özellikle istirham ediyorum." dedi. İnsan sağlığının telafisinin olmadığını ifade eden Yumaklı "Üretmiş olduğumuz ürünlerin insanımız tarafından tüketilmesinde onların sağlığını tehlikeye düşürecek herhangi bir şeyin kabul edilmesi mümkün değildir. En başta da özellikle pestisit yani zirai ilaç kullanımı gelir. Bu konuda sadece üreticilerimizin ürettikten sonra değil, tarlasında, serasında, daha sonra paketleme yerlerinde, hallerde, satış yerlerinde ve en sonda perakende satış yerlerinde pestisit denetimlerini yapıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. "HER ÜÇ GIDADAN BİRİ SOFRAYA ULAŞAMADAN İSRAF EDİLİYOR" Bakan Yumaklı, gıda israfının bir çevre konusu olmadığını ifade ederek, gıda israfının bir ülkenin kaynaklarının heba edilmesi anlamına geldiğini söyledi. Dünyada üretilen her üç gıdadan birinin sofraya ulaşamadan kaybolduğunu ya da israf edildiğini vurgulayan Yumaklı, her yıl yaklaşık 1,3 milyar ton gıdanın çöpe gittiğini belirtti. Yumaklı, gıda israfı konusunun görmezden gelinemeyeceğini dile getirerek, "Bakanlık olarak TÜRES başta olmak üzere sektörle bu konuda daha önceki çalışmalara ilaveten uzun soluklu bir çalışmanın başlayacağını, bununla ilgili hazırlıkların devam ettiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Bu konuda da sektörümüzden çok güçlü bir destek geleceğine inanıyorum." açıklamasını yaptı.

Bakan Yumaklı: "Türkiye Bölgenin Lideri" Haber

Bakan Yumaklı: "Türkiye Bölgenin Lideri"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin, 2022-2023 yılları ortalamasına göre su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliği açısından bölgesinde lider konumda olduğunu belirterek, "Türkiye, Akdeniz ve Karadeniz'i kapsayan Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) alanındaki deniz balıkçı filosunun yüzde 17,4'üne, denizlerde yapılan avcılıkta yüzde 31,4 ve denizlerdeki yetiştiricilikte yüzde 43 paya sahip. Ülkemiz her üç göstergede de birinci sırada yer almaktadır." dedi. Bakan Yumaklı, GFCM tarafından açıklanan Akdeniz ve Karadeniz Balıkçılığının Durumu 2025 Raporu'nu değerlendirdi. İki yılda bir yayımlanan raporun, Türkiye dahil bölge ülkelerinin balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğine ilişkin bilimsel bulgularının, uzman değerlendirmelerinin ve güncel veri analizlerinin yer aldığı kapsamlı bir çalışma olduğuna işaret eden Yumaklı, rapora göre, 2023'te bölgedeki avcılık üretiminin 1,12 milyon tona ulaştığını ve yüzde 13 artış gösterdiğini belirtti. Bakan Yumaklı, Akdeniz ve Karadeniz'de 83 binin üzerinde balıkçı gemisinin faaliyet gösterdiğini, bunun yüzde 81'inin küçük ölçekli gemiler olduğunu bildirerek, GFCM alanındaki alt bölgeler içerisinde Karadeniz'in, yüzde 39,5'lik payla en yüksek üretimi sağladığını aktardı. Akdeniz'de ise avcılıkta küçük pelajik türlerin baskınlığının sürdüğünü ve bazı ülkelerde av miktarlarında düşüşler yaşandığını belirten Yumaklı, stok durumunda önceki yıllara kıyasla belirgin iyileşmeler kaydedildiğini söyledi. Hamsi, derin su pembe karidesi ve dil balığının 2023'te bölgenin tamamında sürdürülebilir şekilde işletilen stoklar arasında değerlendirildiğini anlatan Yumaklı, Karadeniz'de kalkan balığı stoklarında sağlanan önemli iyileşmenin, uygulanan bölgesel yönetim tedbirlerinin etkili olduğunu gösterdiğini ifade etti. "TÜRKİYE BÖLGENİN LİDERİ" Yumaklı, Akdeniz ve Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin su ürünleri yetiştiricilik üretiminin, 2023'te 2,97 milyon tona ulaştığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu üretimin 940 bin tonu denizlerde gerçekleştirilmiş ve denizlerdeki yetiştiricilikte Türkiye, yüzde 43'lük payla bölgenin açık ara lideri olmuştur. 2023 yılı verilerine göre GFCM bölgesinde denizlerdeki avcılık ve yetiştiricilik sektörleri, bölge ekonomisine güçlü katkı sağlamaya devam etmektedir. Denizlerdeki avcılık sektörü, 3,1 milyar dolar ilk satış geliri ve 750 bin kişiye istihdam sağlamıştır. Denizlerdeki su ürünleri yetiştiriciliği sektörü de son 10 yılda yüzde 63 büyüyerek 5,2 milyar dolar gelir üretmiştir. Türkiye, 2022-2023 yılları ortalamasına göre, denizlerdeki su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliği üretimi açısından bölgenin lider ülkesi konumundadır. Türkiye, Akdeniz ve Karadeniz'i kapsayan GFCM alanındaki deniz balıkçı filosunun yüzde 17,4'üne, denizlerde yapılan avcılıkta yüzde 31,4 ve denizlerdeki yetiştiricilikte yüzde 43 paya sahip. Ülkemiz her üç göstergede de birinci sırada yer almaktadır. Türkiye, Karadeniz'deki toplam avcılığın yüzde 70,6'sını gerçekleştirmiştir." Türkiye'nin yetiştiricilikte güçlü teknik altyapı, uygulama ve hukuki çerçeve geliştirdiğini kaydeden Yumaklı, ülkenin, Avrupa levreği ile çipura türlerinde küresel bir ihracatçı haline geldiğini aktardı. Bakan Yumaklı, Türkiye'nin yüksek üretim performansı, güçlü filo yapısı ve balıkçılık kapasitesinin, bölgedeki ekolojik ve ekonomik dinamiklerde belirleyici aktör olduğunu gösterdiğini bildirerek, bu durumun GFCM bölgesinde yönetim süreçleri ve stokların sürdürülebilirliği açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti. "ÜLKEMİZ SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIKTAKİ ÖNCÜ KONUMUNU GÜÇLENDİRDİ" Öte yandan Türkiye'nin, yönetim kademelerinde aldığı görevlerle GFCM kapsamındaki etkinliğini daha da artırdığına işaret eden Yumaklı, şunları kaydetti: "Üyesi olduğumuz GFCM'de Türkiye ilk kez başkanlık görevine seçilmiştir. Kararlı ve yapıcı diyaloglar sonucunda elde edilen bu başarı, ülkemizin komisyonun karar alma süreçlerindeki etkinliğini daha da artıracak, Akdeniz ve Karadeniz'de sürdürülebilir balıkçılıktaki öncü konumunu güçlendirmiştir. Ülkemiz ayrıca, GFCM kapsamındaki Karadeniz Çalışma Grubunun başkanlığını ve Karadeniz ülkeleriyle birlikte yürütülen BlackSea4Fish Projesi'nin koordinatörlüğünü yürütmektedir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.