SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım Politikası

Porsuk Haber Ajansı - Tarım Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Politikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi” Haber

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarım sektöründe çalışan nüfusun ve sigortalı çiftçi sayısının hızla düştüğünü vurgulayarak girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları ve ithalata dayalı politikaların üreticiyi tarladan uzaklaştırdığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulunda yaptığı değerlendirmelerle Türkiye tarımındaki çöküşü ve gıda krizinin arka planını gözler önüne serdi. Türkiye nüfusu artarken tarımda üretim yapan ve çalışan sayısının belirgin biçimde azaldığına dikkat çeken Gürer, “Veriler gösteriyor ki tarımda hem çalışanda hem de üretende ciddi bir gerileme var” dedi. Sigortalı Çiftçi Sayısı 17 Yılda Yarı Yarıya Düştü Tarımda sigortalı çalışan çiftçilerin sayısındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, özellikle son 17 yıldaki değişimin dikkat çekici olduğunu belirtti. Gürer, “Sigortalı işçi ve çiftçi sayısı da on yedi yılda önemli ölçüde gerilemiş. 2009 yılında 1 milyon 14 bin olan sigortalı çiftçi sayımız şu anda 562 bin 120’ye düşmüş durumda” dedi. Bu rakamların tarım sektöründeki sorunların boyutunu açık biçimde gösterdiğini ifade eden Gürer, “Bu durumda veriler gösteriyor ki tarımda önemli ölçüde çalışanda, üretende bir gerileme var” diye konuştu. “ÇİFTÇİ KAZANIRSA İŞİNİ SÜRDÜRÜYOR” Çiftçiliğin sürdürülebilmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurgulayan Gürer, çiftçinin para kazanamadığında üretimden koparak büyük kentlere yöneldiğini söyledi. Gürer, bu durumu şöyle anlattı: “Bunlar neden oluyor? Çiftçilik kişi başı yapılan bir iş. Üretici, çiftçi kazanırsa işini sürdürüyor, kazanamazsa büyük kentlere gelip orada daha zor koşullarda maaşla çalışmak için iş arıyor.” Çiftçinin karşı karşıya kaldığı temel sorunların başında yüksek girdi maliyetlerinin geldiğini belirten Gürer, üreticinin ürününü pazarlamakta da ciddi sorunlar yaşadığını dile getirdi. Gürer, “Girdi maliyetleri yüksek, ürettiği ürünü pazarlamada sorunu var, kendisine sağlanan destekler yetersiz” dedi. “BEN ÜRETİYORUM, BENDEN ALIP GİDEN PARA KAZANIYOR” Üreticinin kendi ürettiği üründen yeterli geliri elde edememesinin tarımdan kopuşu hızlandırdığını belirten Gürer, çiftçinin yaşadığı kırgınlığı şu sözlerle ifade etti: “Ürettiği üründen kendisi para kazanamazken aracının, ithalatçının para kazandığını görünce doğal olarak kırgınlıklar da yaşıyor.” Çiftçinin yaşadığı sorunu kendi sözleriyle dile getiren Gürer, “Diyor ki: ‘Ben bir yılda ürünü üretiyorum, benden alıp giden para kazanıyor, ben kazanamıyorum.’” ifadelerini kullandı. Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamamasının yalnızca çiftçinin ekonomik durumunu değil, Türkiye’nin tarımsal üretim geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTIRIYOR” Tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticinin beklentilerini karşılamadığını ifade eden Gürer, fındık, çay ve buğday üzerinden örnek verdi. Gürer, “Bugün fındığın fiyatı açıklandı, alım fiyatı düşük, çayda fiyat düşük, buğdayda fiyat düşük” dedi. Düşük alım fiyatı politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Gürer, “Düşük alım fiyat politikasıyla oluşturulan sonuç da o üretimi yapanların o işten uzaklaşmasını getiriyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE İTHALATÇI BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLİYOR” Türkiye’nin tarım politikasında ithalata dayalı yaklaşımın hâkim olduğunu savunan Gürer, üreticinin desteklenmesi yerine çözümün dışarıdan ürün getirmekte arandığını söyledi. Gürer, “Türkiye bir de ithalatçı bir anlayışla yönetiliyor. Tarım politikalarıyla üreticiyi, çiftçiyi, besiciyi desteklemek yerine çözüm ithalatta aranıyor” diye konuştu. İthalatın kısa vadede raflardaki ürün miktarını artırıyor gibi görünse de vatandaşın alım gücündeki düşüş nedeniyle toplum açısından farklı bir tablo ortaya çıktığını belirten Gürer, “Görünürde rafta ürün var; gerçi vatandaşın alım gücü düşük olduğu için de istediği her ürünü alamıyor” dedi. Gürer, “Cepteki para raftaki ürünü almaya yetmediği için dolaylı bir kıtlık da gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ ETİ, SÜTÜ, MEYVEYİ ALMAYA YETMİYOR” Vatandaşın temel gıda ürünlerine erişiminde yaşanan sorunlara da dikkat çeken Gürer, etten süte, meyveden sebzeye kadar geniş bir alanda alım gücünün gerilediğini söyledi. Gürer, “Ette, sütte, meyvede, sebzede vatandaşın alım gücü bunu almaya yetmiyor” dedi. Üreticinin de ürününü satamadığında gelecek yıl üretim tercihlerini değiştirdiğini belirten Gürer, bunun tarımsal üretimde yeni sorunları beraberinde getirdiğini ifade etti. Gürer, “Üreten de ürettiği ürün tarlada kaldığı için ikinci yıl desen değiştiriyor. Ürün deseni değiştirince ürün az oluyor. Bu kere de raftaki ürünün fiyatı farklılaşıyor” diye konuştu. “DOĞRU TARIM POLİTİKASININ TEMELİ ÜRETİM PLANLAMASIDIR” Türkiye’nin tarımda yaşadığı sorunların çözümü için üretimden vazgeçmek yerine üreticiyi merkeze alan politikaların uygulanması gerektiğini vurgulayan Gürer, doğru tarım politikasının temel unsurlarını da sıraladı. Gürer, “Doğru bir tarım politikasının temeli; üretim planlaması, üreticinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi, sübvanse desteklerinin verilmesi, mazotta ÖTV’nin, KDV’nin kaldırılması, kooperatifçiliğin geliştirilmesi” dedi. Tarımın sürdürülebilirliği için çiftçinin üretimde kalmasının zorunlu olduğunu belirten Gürer, üreticinin desteklenmediği, girdi maliyetlerinin düşürülmediği ve emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemin uzun vadede hem çiftçiyi hem de tüketiciyi daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacağını ifade etti. Gürer’in TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı değerlendirmeler, Türkiye’de tarımda çalışan nüfusun azalması, sigortalı çiftçi sayısındaki gerileme, yüksek girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları, ithalata dayalı politikalar ve vatandaşın düşen alım gücünün birbirini tetikleyen sorunlar haline geldiğine dikkat çekti.

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz! Haber

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Çukurova’da başlayan ayçiçeği hasadını ve Çukobirlik’in açıkladığı alım fiyatlarını değerlendirdi. Türkiye’nin ayçiçeğinde hâlâ yüzde 30 arz açığı bulunduğuna dikkat çeken Gürer, üreticinin maliyetlerinin altında ezilmesi durumunda üretimden vazgeçeceğini belirterek uyarılarda bulundu. Çukurova bölgesindeki kıraç arazilerde ayçiçeği hasadı devam ederken, Çukobirlik yüzde 44 randımanlı ayçiçeği için kilogram alım fiyatını 35,5 TL olarak açıkladı. Geçen yıl Eylül ayında aynı ürünün alım fiyatının 33 TL olduğunu hatırlatan Ömer Fethi Gürer, açıklanan rakamın artan girdi maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını vurguladı. "Üretim Artsa da Yüzde 30’luk Arz Açığı Devam Ediyor" TÜİK verilerine göre bu yıl ayçiçeği rekoltesinde geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 16’lık bir artış beklendiğini aktaran Gürer, buna rağmen yerli üretimin ihtiyacı karşılamaya yetmediğini kaydetti. Türkiye'nin ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağında dışa bağımlı kaldığına işaret eden Gürer, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizde ayçiçeğinde yaklaşık yüzde 30'luk açık devam ediyor. Bu açığın kapatılabilmesi için üreticiye doğru, zamanında ve gerçekçi destekler verilmelidir. Ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı ithalatının önüne geçmenin yolu, üreticiyi üretimde tutacak destekleri sağlamaktan geçmektedir." "Çiftçi Kazanamazsa Ürün Deseni Değişiyor, İthalat Kapısı Açılıyor" Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçinin kazanç sağlamasının şart olduğunu vurgulayan CHP'li Milletvekili, gıda güvencesinin ithalatla sağlanamayacağını ifade etti: "Sürekli üretim artışını sağlamak için üreticinin ürettiği üründen para kazanabilmesi gerekiyor. Çiftçi kazanamadığı zaman ürün desenini değiştiriyor. Her ürün desenindeki değişiklik ise yeni ithalat kapılarının açılmasına neden oluyor. Bu durum ülkemiz tarımına önemli ölçüde zarar veriyor." "Çözüm İthalatta Değil, Yerli Üreticide" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, maliyetleri karşılayacak ve sürdürülebilir üretimi teşvik edecek alım ile destekleme politikalarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gürer, “Türkiye'nin gıda güvencesini sağlamasının yolu, ithalatı artırmaktan değil, üreticiyi üretimde tutmaktan geçmektedir. Çiftçinin kazandığı, üretimin arttığı bir tarım politikası hem ithalatı azaltacak hem de ülkemizin tarımsal geleceğini güvence altına alacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında" Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir binası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, açıklanan taban fiyatların yetersizliği, ödemelerdeki uzun gecikmeler, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar ve randevu sistemindeki aksaklıklar sert bir dille eleştirildi. TMO’nun kurulus misyonundan uzaklaştığını belirten Yer, Eskişehirli çiftçilerin yalnız bırakıldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. ​“Açıklanan Fiyatlar Gerçekten Uzak, Çiftçinin Zararı Büyüyor” ​Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) asli görevinin Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmek olduğunu hatırlatan Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan, 88 yıllık geçmişiyle tarımsal ürün piyasalarını düzenleyip üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonu bulunan; faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayıp paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gerekleriyle uyumlu tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olma vizyonuna sahip Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önündeyiz. Hepimizin bildiği üzere TMO'nun esas ve asli faaliyet alanı, Türk çiftçisinin ana uğraşı olan hububat piyasasının yürütücüsü ve belirleyicisi olmaktır. 2026 dönemi hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatı olarak buğdayın kilogram fiyatını 16,50 TL, arpanın kilogram fiyatını ise 12,075 TL olarak açıklamıştı. Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden açıklanan fiyatın gerçekle ilgisi olmadığını, ürünün kilogram başına maliyet bedelinin en az 19,90 TL olması sebebiyle açıklanan resmî enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL civarında olması gerektiğini söylemiştik. İrade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreç içerisinde maalesef beklentilerin de altına inmeye devam etmekte; zaten zararda olan Türk çiftçisinin zararı, piyasa düzenleyicisi ve yürütücülerinin gözleri önünde, tepkisizlikleri neticesinde hızla artmaktadır. Mesela, 2 Temmuz'da ikinci sınıf, tonu 16.500 TL olarak değerlendirilen mahsulünü TMO'ya teslim eden çiftçimiz, parasını henüz devletten alamadı. 2 Temmuz'da motorin 65 TL idi. 26 Temmuz'da motorin 79,70 TL oldu. 2 Temmuz'da çiftçimiz ürününü teslim ettiğinde parasını alıp motorin alsaydı 254 litre motorin alabilecekti. Şu an para yatırılmış olsa dahi ancak 209 litre motorin alabilmektedir. Çiftçinin 45 litre mazotu nerede? Bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmemektedir. 2024 yılı Ekim-Kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için ödenmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Çiftçiye verilen destek bu kadar gecikince, enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, yani daha çiftçinin eline ulaşmadan erimektedir. Destek vermek kadar, o desteği zamanında vermek de önemlidir diyoruz. Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz. 24 Temmuz 2026 Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları; • Buğday: 12,70 TL • Arpa: 10,50 TL olarak gerçekleşmiştir. Hangi akıl, hangi beceri, hangi hesap bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir; bunu merak ediyoruz. Piyasa gerçekleşmesi bu durumdayken biz, İYİ Parti olarak yetkililere soruyoruz: Bu süreçte TMO, kendisine getirilen ve resmî fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesini gerekçe göstererek fiyat düşürmekte midir? "Birinci sınıf ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu, üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz." denilmekte midir? Harman sürecini dört gözle bekleyen, tüm borç ve ödemelerinin günü gelen üreticiler; normalde ilan edilen ve taban fiyat olması gereken fiyatın altında, ürününü tüccara maliyetinin altına satmaya mecbur bırakılmakta mıdır? Biz diyoruz ki; aynen böyledir ve buna kimsenin sesi, soluğu çıkmamaktadır. Yani göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun aslı değildir, diyoruz. Değerli katılımcılar, TMO ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise randevu sisteminin getirdiği zorluklar ile Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki giderilmeyen aksaklıklar zinciridir. Ayrıca yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanmakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Bu hususa da dikkat çekilmesini istiyoruz. Randevu probleminden devam edersek; Köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin mevki mevki çalışması nedeniyle bölgelere göre parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürün, römork ya da kamyonlarla TMO'ya teslim edilmektedir. Ancak uygulamaya konulan randevu sistemi şu anda çok ileri tarihlere randevu vermekte, üreticiler ise ürünlerini bekletmek ve depolamak zorunda kalarak büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim; nedir, ne değildir yerinde görsün. Biz bize iletilenler doğrultusunda sorun ve talepleri dile getiriyoruz. Üreticiler, teslim ve randevu alabilmek için siyasi parti kapılarını aşındırmakta, bürokratlara gitmek zorunda kalmaktadır. Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa... Biz bu konuda duyduklarımızı belgeleyip teyit edersek, gerçekten birilerinin yüzüne seslenir ve yaptıklarının kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu önlerine koyarız. Buradan bürokratları uyarıyoruz: • Sıralamaya müdahale etmeyin. • Kontenjan kullanmayın. • Ayrımcılık yapmayın. Ürün değerlendirmesinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın. O ürünün bedelinde; klimalı odalarda serin serin oturarak değil, kıraç tarlalarda alın teri dökülerek kazanılmış emeğin hakkı vardır ve bunun vebali ağırdır, diyoruz. İddialarımızın aksine bir durum varsa, "Kesinlikle böyle bir şey yok." diyorlarsa; Bunu açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz. Değerli katılımcılar, Milletin efendisi olan, Ata toprağını bekleyen ve milletin geleceği için üretmeye çalışan Türk çiftçisi maalesef zor durumdadır ve çıkmaz bir yoldadır. Tarım politikası ve uygulamaları açıkça "Ekmeyi bırak." demektedir. Üretmek yerine ithal etmeyi daha doğru gören bir anlayışa rağmen Türk çiftçisi, millî bir ruhla, zarar etmesine rağmen, üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan muhataplar bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, millî tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur. 2006 yılında bu iktidar tarafından çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme oranı, bir önceki yılın gayrisafi millî hasılasının yüzde 1'inden az olamaz. Ancak bu hüküm bugüne kadar asla uygulanmamıştır. Bunu resmî kaynaklar ve ilgili birlikler açıkça ifade etmektedir. Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının da dikkatlerden kaçmaması için hatırlatmak istedik.1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Anadolu çiftçisine sahip çıkmak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önünden Eskişehir'in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz. İYİ Parti olarak diyoruz ki; İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir'de pırlantacı açılışında çok güzel buluşuyor, keyifle kurdele kesebiliyorlar. Hiçbirinizin umurunda olmayan çiftçi burada. Köylü burada. Ama onlar buraya gelemiyor, gelmiyor. İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız. İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz. İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız, diyoruz. Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima olacağız. İnanın; köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin asil ruhu sizi yenecektir, diyoruz. Ata emaneti toprağı, her türlü dış mihraklı operasyona rağmen işlemeye devam edecek ve kendisine yüklenen o misyon gereği milletin geleceğinde söz sahibi olacaktır, diyoruz. Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekene, biçene; neticede boynu bükük kalan köylüye, çiftçiye. Selam olsun Büyük Milletin Efendisi'ne. Biz cesur bir yürek olarak sesleniyoruz: Bekle çiftçi kardeşim, bekle köylü kardeşim. Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek."

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız! Haber

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında tarım ve hayvancılıkta ülkenin durumu gündeme getirildi. Basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle gençlerimizin gerçekten sıkıntıda olduğunu, iş bulmada zorluk çektiğini; taşrada yaşayan insanların ilçelerde tarım ve hayvancılıktan elde edemedikleri gelirleri kazanamadıkları için şehir merkezine gelmek istediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu durum orada nüfus azalışına neden oluyor. Şehre geldikleri zaman da iş bulabilme imkanları çok zordur. Kaldı ki iş bulabilenler asgari ücretle ancak çalışabiliyorlar. Oysa asgari ücret insan haysiyet ve onuruna yakışmıyor. Bu asgari ücretle geçinebilmek hiç mümkün değil. Ülkenin kaynakları maalesef israf, faiz ve yolsuzluğa aktarılıyor. Bu sebeple hem asgari ücretle çalışan kardeşlerimize hem de emeklilere arzu ettikleri rakamlar verilemiyor. Tabii Saadet Partisi bu konuda Türkiye genelinde bir çalışma yaptı. Özellikle Türkiye'de tarımın geleceği ve gençlerin tarıma kazandırılmasıyla ilgili bir çalışması var. Bugün bu konuda açıklama yapmak istiyorum. Tarım bir milletin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Soframıza gelen ekmekten ülkemizin gıda güvenliğine kadar her alan doğrudan tarıma bağlıdır. Ancak bugün Türkiye'de tarımda çalışan sayısı hızla azalıyor, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşıyor. Saadet Partisi olarak bizler tarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Üreten bir Türkiye olmadan güçlü ve bağımsız bir Türkiye asla mümkün değildir. Bugün çiftçimiz artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve güvencesiz çalışma koşulları altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, yem ve tohum fiyatları yükselirken çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor. Eğer bu gidişat durdurulamazsa tarım yapacak insan bulmak zorlaşacak, verimli topraklar boş kalacak ve Türkiye gıdada dışa bağımlı hale gelecektir. Zaten daha önce de ifade etmiştik; Dünya Tarım Örgütü'nün bir raporu var. Özellikle 2025 yılından bahsetmişti, şu an 2026 yılındayız. 2025 ve devamında tarımın stratejik bir ürün olduğunu, tarıma yönelik çalışmaların önemli olduğunu ifade etmişlerdi. O dönemde topu, tankı, tüfeği olan ülkelerin ayakta kalamayacağı; ancak tarım ve hayvancılığa yatırım yapan ülkelerin ayakta kalabileceği ifade edilmişti. Bu çerçevede Amerika yılda tarıma 100 milyar dolar destek veriyor. Bu rakam Avrupa'da 60 milyar dolar, ülkemizde ise sadece 3 milyar dolar civarındadır. Dolayısıyla bu da tarımın bilinçli bir şekilde ülkede yapılamaz hale geldiğini gösteriyor. Biz Saadet Partisi olarak Türkiye'nin bu konuda zaten dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz; bütün veriler o yöndedir. Ancak çözüm olarak önerileri ortaya koymak lazım. Biz sadece sorunu ifade etmiyoruz, sorunla birlikte neler yapılabileceğini de bu topluma anlatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çözüm önerilerimiz şunlardır: Üreten çiftçi kazanmalıdır. Tarım destekleri göstermelik değil, üreticinin gerçek gelirini artıracak şekilde düzenlenmelidir. Çiftçi zarar eden değil, kazanan olmalıdır. Bu hükümet 2006 yılında bir yasa çıkartmıştı. Tarıma destekle ilgili gayrisafi milli hasılanın %1'inden az olamaz denmişti. 2026 bütçesindeki gayrisafi milli hasıla ile kıyasladığınızda bu rakamın 772 milyar olması gerekirken, maalesef 2026 bütçesinde tarıma bu anlamda ayrılan para 168 milyar liradır. Bununla tarım yapabilmenin çok mümkün olmadığını görebiliyoruz. Mutlaka genç çiftçiye güvence sağlanmalıdır. Tarımda sigortalı ve güvenceli çalışma yaygınlaştırılmalı, genç üreticilerin sosyal güvenlik primleri mutlaka desteklenmelidir. Tarım modern ve stratejik bir meslek olarak konumlandırılmalıdır. Tarım; teknoloji, bilgi ve planlama ile yapılan yüksek katma değerli bir üretim alanıdır. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Özellikle bunu ifade ediyoruz; daha önce de belirttiğim gibi Tarım Bakanlığı'nda hem merkez hem taşra teşkilatlarında çalışan 240.000 tane personel var. Bu çok büyük bir rakamdır. Türkiye'de bir tarım planlaması yapılamadığı için maalesef bu kadrodan da arzu edilen şekilde istifade edilemiyor. Gençlerin de bu konuda mutlaka tarımla ilgili gelirleri hem güvenceli hem de geleceğe yönelik bir planlama yapıldığı zaman, gençler bu tarımı yapmaya meyil edebilir ve bunu bir kazanç kaynağı olarak görebilir. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Kırsal kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Köylerde yaşam şartları iyileştirilmeli; tarıma dayalı sanayi, işletme ve kooperatifçilik desteklenerek kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Adil ve milli bir tarım politikası mutlaka inşa edilmelidir. Üretimi önceleyen, ithalata bağımlılığı azaltan, çiftçiyi koruyan ve milletin gıda güvenliğini esas alan bir tarım düzeni mutlaka kurulmalıdır. Bu topraklar bereketlidir. Bu millet üretkendir. Doğru politikalarla Türkiye kendi kendine yeten, hatta fazlasını üreten bir ülke olabilir. Tarımı ayağa kaldırmak, gençleri üretime kazandırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak milli bir sorumluluktur. Adil, üretken ve güçlü bir Türkiye için tarımı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Saadet Partisi'nin öncelikleri arasında bu da vardır diyorum."

Gürer: "Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız" Haber

Gürer: "Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımsal üretimin içinde bulunanların yaş ortalamasının yüksek olduğunu ve bu durumun ilerleyen süreçte tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini kısıtlayacağını belirterek, genç çiftçilerin üretimde kalmasını sağlayacak bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllarda tarım sektörünün artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sorunlar, yetersiz tarımsal gelirler ve kırsal nüfusun yaşlanması gibi yapısal problemlerle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Bu tablo içinde özellikle genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının, yalnızca bugünü değil, ülkenin gıda güvencesini de sorunlu boyuta ulaşabileceğinin altını çizdi. “GENÇLER TARIMI GEÇİM KAPISI OLARAK GÖREMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Gençler araziye ulaşamıyor, yüksek kredi maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Sosyal güvenlik ve sigorta primleri ağır bir yük oluşturuyor. Üstelik tarımdan elde edilen gelir sürdürülebilir değil” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut destek mekanizmalarının da bu sorunları çözmekte yetersiz kaldığını kaydeden Gürer, uygulanan desteklerin çoğunlukla kısa vadeli, parçalı ve üretimle bağı zayıf düzenlemelerden oluştuğunu ifade etti. Bu nedenle genç çiftçilerin tarımda kalıcı olamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, bunun doğal sonucu olarak üretim kapasitesinin daraldığını ve kırsaldan kente göçün hızlandığını dile getirdi. “DESTEK, ÜRETİMLE DOĞRUDAN BAĞLANTILI OLMALI” Ömer Fethi Gürer, kanun teklifiyle genç çiftçilerin fiilen üretime katılımını esas alan bir destek anlayışını hayata geçirmeyi amaçladığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin üretim süresiyle doğrudan bağlantılı olması gerektiğini vurgulayarak, “Bu teklif sosyal yardım mantığıyla değil, üretimi önceleyen bir tarım politikası anlayışıyla hazırlandı” ifadelerini kullandı. Kamuya ait tarıma elverişli tarım alanlarının genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı ile tahsis edilmesini önerdiklerini aktaran Gürer, bu yolla gençlerin en temel sorunlarından biri olan tarım alanına erişim engelinin aşılmasının hedeflendiğini söyledi. FAİZSİZ KREDİ VE PRİM YÜKÜNÜN DEVLET TARAFINDAN ÜSTLENİLMESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, finansman sorununa da doğrudan çözüm getirdiklerini belirterek, genç çiftçilere bitkisel üretimden hayvancılığa, seracılıktan su ürünleri yetiştiriciliğine kadar geniş bir yelpazede faizsiz kredi imkânı sağlanmasını öngördüklerini kaydetti. Ayrıca genç çiftçilerin üretimde kaldıkları süre boyunca sosyal güvenlik primleri ile tarım sigortası primlerinin tamamının ya da belirli bir bölümünün devlet tarafından karşılanmasının, üretim maliyetlerini ciddi biçimde azaltacağını ifade etti. “KAMU KAYNAĞI ÜRETEN İÇİN KULLANILMALI” Kanun teklifinde denetim ve izleme mekanizmalarına da özel önem verdiklerini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi şGürer, desteklerin yalnızca tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak yapan genç çiftçilere sağlanacağını vurguladı. Üretimin sona ermesi, arazinin amacı dışında kullanılması ya da şartların kaybedilmesi halinde desteklerin kesileceğini ve kamu tarım alanlarının geri alınacağını ifade etti. Bu yaklaşımın, kamu kaynaklarının etkin ve amacına uygun kullanımını sağlayacağını belirten Gürer, “Üretmeyene değil, üretene destek” anlayışını esas aldıklarını dile getirdi. “BU TEKLİF GIDA ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLUDUR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinin yalnızca genç çiftçileri değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayarak, genç nüfusun tarım sektörüne kazandırılmasının, kırsal alanların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesinin ve tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanmasının ülkenin gıda arz güvenliği açısından zorunlu olduğunu ifade etti. GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Genç çiftçilere üretime bağlı destekler EK MADDE 2- Tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, genç nüfusun tarım sektöründe istihdamının teşvik edilmesi ve kırsal alanların ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla; on sekiz yaşını doldurmuş ve otuz yaşını doldurmamış, tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak gerçekleştiren gerçek kişilere, üretim faaliyetlerini kesintisiz sürdürdükleri müddetçe aşağıda belirtilen destekler sağlanır. a) Arazi desteği: Hazineye, özel bütçeli idarelere veya kamu tüzel kişilerine ait olup tarımsal üretime elverişli olan arazilerden uygun görülenler, genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı verilmek suretiyle tahsis edilebilir. Tahsis süresi, tarımsal üretimin fiilen devam etmesi şartına bağlıdır. Üretimin kesintiye uğraması, terk edilmesi veya arazinin amacı dışında kullanıldığının tespiti hâlinde, tahsis herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilir ve taşınmaz derhâl kamuya geri alınır. b) Faizsiz kredi desteği: Genç çiftçilere; bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri yetiştiriciliği, seracılık ve tarıma dayalı diğer üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere kamu bankaları aracılığıyla faizsiz kredi kullandırılabilir. Krediye ilişkin üst limitler, vade süreleri, geri ödeme koşulları ve teminat esasları; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir. c) Sigorta ve sosyal güvenlik desteği: Genç çiftçilerin, bu madde kapsamında yürüttükleri tarımsal üretim faaliyetleri süresince; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik primleri ile 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında yaptırılan tarım sigortası primleri, tamamı veya belirlenen oranı kadar devlet tarafından karşılanabilir. Bu madde kapsamında sağlanan desteklerden yararlanılabilmesi için, genç çiftçinin tarımsal üretimi fiilen gerçekleştirdiğinin; tarımsal kayıt sistemleri, resmi belgeler ve yerinde denetimler yoluyla tespit edilmesi zorunludur. Üretim faaliyetinin sona erdiğinin veya şartların kaybedildiğinin tespiti hâlinde, sağlanan tüm destekler durdurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; başvuru şartları, denetim ve izleme mekanizmaları, desteklerin kesilmesi, geri alınması ve diğer hususlar dâhil olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.