SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım İlacı

Porsuk Haber Ajansı - Tarım İlacı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım İlacı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üretici ile Market Arasında Uçurum! Bazı Ürünlerde Fiyat 5 Kata Yaklaşıyor! Haber

Üretici ile Market Arasında Uçurum! Bazı Ürünlerde Fiyat 5 Kata Yaklaşıyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Haziran ayında üretici ile market arasındaki fiyat makasının açılmaya devam ettiğini belirterek, girdi maliyetlerindeki son durumu ve fiyat değişimlerinin arka planını değerlendirdi. Haziran ayı verilerine göre üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 379,3 ile elmada görüldüğüne dikkat çeken Bayraktar, elmadaki bu büyük farkı sırasıyla yüzde 284,2 ile havucun, yüzde 283,5 ile çileğin, yüzde 251,3 ile yeşil fasulyenin ve yüzde 246,9 ile kirazın takip ettiğini vurguladı. Elmanın üreticide 18 lira 75 kuruş iken markette 89 lira 87 kuruşa satıldığını, havucun 22 lira 50 kuruştan 86 lira 45 kuruşa, çileğin 43 liradan 164 lira 91 kuruşa, yeşil fasulyenin 46 lira 25 kuruştan 162 lira 45 kuruşa ve kirazın 57 lira 50 kuruştan 199 lira 48 kuruşa ulaştığını belirten Bayraktar, Haziran ayında markette fiyatı en çok artan ürünün çilek, üreticide ise kabak olduğunu ifade etti. Market fiyatlarını değerlendiren Şemsi Bayraktar, Haziran ayında incelenen 38 ürünün 21’inde fiyat artışı, 17’sinde ise fiyat düşüşü yaşandığını, markette fiyatı en fazla artan ürünün yüzde 81 ile çilek olduğunu, bu ürünü yüzde 52,2 ile havuç, yüzde 32,8 ile kabak, yüzde 32,5 ile kuru soğan ve yüzde 24,7 ile patatesin izlediğini, öte yandan markette fiyatı en fazla azalan ürünün yüzde 37,8 ile domates olduğunu ve onu sırasıyla karpuz, nohut, kuru üzüm ve yumurtanın takip ettiğini söyledi. Üretici fiyatlarındaki değişimlere de değinen Bayraktar, 30 ürünün 12’sinde fiyat artışı, 9’unda fiyat düşüşü, 9’unda ise değişim olmadığını, üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 54,8 ile karpuzda, en çok fiyat artışının ise yüzde 112,5 ile kabakta görüldüğünü dile getirdi. Fiyat değişimlerinin nedenlerini analiz eden TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sera sezonunun bitmesiyle kabak, patlıcan, sivri biber ve salatalık arzının düştüğünü, bu durumun fiyatları yukarı çektiğini; domateste ise yayla hasadının başlamasıyla arz artışı yaşandığını ve fiyatların düştüğünü ifade etti. Hasat miktarındaki artışın karpuzda fiyatı aşağı çektiğini, limonda ise talebin azaldığını söyleyen Bayraktar, ilkbahar yağışlarının uzun sürmesi nedeniyle yazlık patateste verim kayıpları ve arz sıkıntısı yaşandığını, turizm sezonuna bağlı talep artışının ise havuç fiyatlarını yükselttiğini belirtti. Tarımsal girdi maliyetlerindeki tabloyu da paylaşan Şemsi Bayraktar, Haziran ayında Mayıs ayına göre 20.20.0 kompoze gübresi ve DAP gübresinde sınırlı artışlar görülürken, ÜRE, amonyum sülfat ve amonyum nitrat gübre fiyatlarında düşüşler yaşandığını, ancak yıllık bazda bakıldığında amonyum sülfatın yüzde 77,9, amonyum nitratın yüzde 72,4 oranında artışla üreticinin belini büktüğünü vurguladı. Yıllık bazda besi yemi fiyatlarının yüzde 30,9, süt yeminin yüzde 29,2, elektrik fiyatlarının yüzde 25,1, tarım ilacı fiyatlarının yüzde 27,8 ve mazot fiyatının ise yüzde 31,5 oranında arttığına dikkat çeken Bayraktar, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için bu maliyet artışlarının yakından izlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Gürer: "Dünyada 385 Milyon Kişi Tarım Zehirlerinden Hastalanıyor" Haber

Gürer: "Dünyada 385 Milyon Kişi Tarım Zehirlerinden Hastalanıyor"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, pestisit ve aflatoksin nedeniyle ülkemize iade edilen ürünlerin yurt dışı imajımızı etkilediğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “Dünyada her yıl 385 milyon insan tarım zehirlerinden dolayı hastalanıyor. Ülkemizde tarım zehirleriyle ilgili konuşacağımız konu, tarım zehirlerinin ülkeye girişteki denetimsizlik, ruhsat verilirken gerekli incelemenin yapılmaması ve Avrupa Birliği’nde yasaklananların Türkiye'de satışına göz yumulmasıdır.” dedi. İthal Ürüne de Dikkat CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “Öyle bir ülkeyiz ki Türkiye'nin ihraç ettiği ürünlerde çıkan pestisit ya da aflatoksinle ilgili iadeler Türkiye'ye geliyor ama Türkiye'nin ithal ettiği ürünlerde de başka ülkelere gittiğinde ortaya çıkanlar nedense bizden çıkmıyor. Cevizde yeterliliğimiz yüzde 80. Cevizi Amerika Birleşik Devletleri'nden ithal ediyoruz. Bu cevizi aynı dönemde ithal eden Almanya ve Slovakya diyor ki: ‘Bunda aflatoksin çok.’ İade ediyor. Türkiye, nasılsa gelene de yeşil ışık, geçene de yeşil ışık yakıyor. Bademde yüzde 76,5 yeterliliğimiz var. O da ABD'den, Avustralya'dan, İspanya'dan geliyor. Onlara da Almanya, Hollanda bildirimde bulunuyor; diyor ki: ‘Bunlarda aflatoksin var.’ Bizde gene hiçbir şey yok. Ayçiçeğinde yüzde 51 yeterliliğimiz var. Bunu da Bulgaristan'dan ithal ediyoruz ama bizim gibi ithal eden Polonya diyor ki: ‘Bunda pestisit kalıntısı var.’ İade ediyor. Yani biz ithal ettiğimiz ürünleri yeterince denetlemiyoruz; gönderdiğimiz ürünlerde de ortaya çıkan sorunlar denetimsizlikten kaynaklanıyor.” diye konuştu. Dünya İki Yılda 10.000 Bildirim, Türkiye 851 Bildirim CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman, Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer: “İki yılda dünyada 10 bin bildirim olmuş. Avrupa Birliği Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistemi'ne yapılan bu bildirimlerde Türkiye'ye 851 bildirim yer alıyor. Türkiye’nin bu konuda karnesi bozuk. Birincisi, Avrupa'da kullanılan ilaç miktarından daha çok ülkemizde ilaç tüketiyoruz. İkincisi, bununla ilgili eğitim ve denetimler yeterli değil. Üçüncüsü, bu işin sorumlusu çiftçi değil, bununla ilgili ruhsatlandıranlar.” dedi. Gürer: “Dünyada bu ilaçların yüzde 70’i 5 aile tarafından üretiliyor. Üretilen ilaçların Avrupa Birliği’nde kabul bulmaması, Türkiye'nin de sonradan ona yasak koymasına rağmen bu sömürgeci anlayış, Afrika gibi ülkelerde de insanlara bu yasaklanması gereken ilaçları gönderiyor. Bununla ortaya çıkan büyük bir rant var. İşin özü ranta dayanıyor. Yoksa tarım zehri kullanılmadan artık tarımın sürdürülebilirliği kalmadı ama bunun atılma süreci, kullanılma miktarı, takibi Bakanlığın kontrolünde, denetiminde olmalı.” dedi. Laboratuvarlarda Sorun mu Var? CHP’li Gürer: “Nasıl bir laboratuvar anlayışımız var ki Türkiye'den gönderdiğimiz ürün diğer laboratuvardan iade olarak geliyor? Hani bazı değerlerde farklılık olabilir ama Avrupa Birliği uyum sürecinde ortaya çıkan veriler var. Daha önceki Bakan’a bir soru önergesi vermiştim. İlaç isimleriyle de var. Soru önergesine verdiği yanıtta diyor ki: ‘Avrupa Birliği’nde yasak olanların bazıları ülkemizde var. Bunlarla ilgili kontroller devam ediyor. Kontrollerin sonunda gerekli yasaklamalara gideceğiz.’ Ya, milleti öldürdükten sonra mı yasaklama olacak? Bununla ilgili veriler önemli, kriterler önemli, değerler önemli ve mevsim değişimleriyle ortaya çıkan farklı hastalıkların varlığında ilaçla ilgili yeni arayışlara da ihtiyaç olduğu bir süreçte tarım zehirleriyle ilgili Türkiye'nin adını kirletmeye ne hakkınız var? Onun için yeterli denetim yapılmalı, kontroller artırılmalı, eğitim dediğimiz olgu yaşama geçirilmeli ve bu soruna köklü çözüm bulunmalı.” dedi. Çok Zehir Kullanılıyor Gürer: “Türkiye'de kullanılan tarım zehrinin dekara oranı Avrupa'da 18 kilo iken Türkiye'de 27 kilo. Bu da bilinçli tarım yapılmadığından. Türkiye'deki büyük zincir marketlerin hepsi laboratuvar kurmalı, orada satılan ürünler daha rafa girmeden kontrol edilebilmeli. Deniyor ki: ‘6 bin ton geldi.’ Diyelim 6 bin ton geldi; o seriden Türkiye'de üretilen ürünleri biz tükettik, onlar tüketmedi, onlar iade etti, Türkiye'de tüketildi. Bu sorun, siyasi bir sorun olarak değil, insan yaşamını doğrudan ilgilendirdiği için her kesimin birlikte çözüm üretmesi gerektiği bir sorundur. Bunu farklı rakamlarla çarpıtmaya gerek yok. İşin gerçeği, Türkiye'de böyle bir sorun vardır ve çözüm birlikte üretilebilir.” diye sözlerini tamamladı."

Gürer: “Pestisit İle Her Yıl 385 Milyon Kişi Zarar Görüyor” Haber

Gürer: “Pestisit İle Her Yıl 385 Milyon Kişi Zarar Görüyor”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, pestisit ve aflatoksin içeren, yurt dışından iade edilen ürünler konusunda iktidarın sorumluluğuna dikkat çekti. Gürer, “Sorunu yazılı soru önergeleri, Meclis konuşmaları, Meclis araştırma önergeleri ve basın toplantıları ile sürekli gündeme getirdim” dedi. Gürer, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde, bir ürünün gümrükte belirlenen sınırların üzerinde pestisit veya aflatoksin içermesi durumunda, Avrupa Birliği Yem ve Gıda için Hızlı Alarm Sistemi'ne bildirim yapıldığını ifade etti. Bu sistem kapsamında her ülkenin daha sıkı denetim uyguladığını belirtti. Gürer, son iki yılda AB ülkelerinde 10.000 bildirimin pestisit ve aflatoksin içeren ürünler için yapıldığını vurgulayarak, “Bu bildirimin 853’ü Türkiye’den kaynaklanmıştır. Bu durum, ülkeyi yönetenlerin gerekli önlemleri alması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Tarım zehirlerinin insana, doğaya, toprağa, faydalı canlılara, suya ve havaya doğrudan zarar verdiğini belirten Gürer, “Tükettiğimiz gıda ile zehirlenmememizi sağlamak iktidarın görevidir” şeklinde konuştu. TARIMDA SORUNLAR BİR DEĞİL, BİN TANE “Tarımda sorunlar bir değil, bin tane” diyen Ömer Fethi Gürer, pestisit kalıntıları nedeniyle ihraç edilen ürünlerin geri dönmesinin ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. “2023-2024 yıllarında dünyada 10.044 bildirim olmuş ve bu bildirimlerden 853’ü Türkiye’den ihraç edilen ürünlerde tespit edilmiş. Bu durum, dikkatleri pestisit ve aflatoksin konusunda yurtiçindeki ürünlere çevirdi. Bu ürünler ile ülke ihracaatı sorunlu hale gelirken ürün israfı ve pazarı da sorun oluşturuyor. Ülkemizden giden ürün gibi ithal ürünlerde de gerekli denetim ve kontrol sağlanmalıdır ”ifadelerini kullandı. PESTİSİT KULLANIMINDA YETERSİZ ÖNLEMLER Sorunun çiftçilerden kaynaklanmadığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kullanılan pestisitlerin ruhsatlı ürünler olduğunu belirtti. “Ruhsatlandırılmış ilaçlarda yapılan incelemeler sonunda ortaya çıkan bu durum, ürün iadesini gerektiriyorsa, insan sağlığına zararlı olan bu ilaçların ruhsatlandırılmaması ve Türkiye'de satışına izin verilmemesi gerekir. Avrupa Birliği uyum yasaları sürecinde, 2006 yılından sonra Türkiye bu konuda hassasiyetini artırdı ve belli oranda pestisitin Türkiye'de yasaklanması sağlandı. Ama bu yeterli olmadı.Avrupa Birliği yem ve gıda için hızlı alarm sistemine takılan ürünlerimiz nedeniyle Türkiye, ihracatçı bir ülke olarak önümüzdeki süreçte sorunlar yaşayabilir. Bir ülkede ortaya çıkan pestisit kalıntısı, diğer ülkelerde de anında görülebiliyor ve Türkiye'nin gönderdiği ürünler gümrüklerden dönmeye başlıyor. Gümrüklerden dönen ürünlerin Türkiye'de tekrar incelendiği belirtiliyor.” dedi. Ömer Fethi Gürer, pestisit kalıntısı nedeniyle gümrüklerden dönen ürünlerin imha edildiği söylense de toplumun buna güvenmediğini ekledi: “Nedeni de şu: O gönderilen ürünün üretildiği alanlardaki ürünler, Türkiye pazarında satılabiliyor. Türkiye laboratuvarlarında bu ürünler inceleniyor, ancak gönderilen ürünün Türkiye'de piyasaya sürüldüğü iddiaları var. Zaman zaman bu iş için gönüllü olan takipçiler, yaptıkları kontrollerde pestisit kalıntılarını Türkiye'deki marketlerdeki bazı ürünlerde ortaya çıkıyor.” şeklinde konuştu. İNSAN SAĞLIĞI VE EKONOMİK KAYIPLAR Gürer, dünyada her yıl 385 milyon insanın pestisitlerden zehirlendiğini belirterek, Türkiye’de kullanılan 60.000 ton pestisitin hem sağlık hem de ekonomik açıdan ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti: “Bu nedenle, tarım zehiri olarak kullanılan ve insan sağlığına zararlı olan ürünlerin kesinlikle yasaklanması ve sıkı takip edilmesi gerekiyor. Bu sorumluluk, Tarım ve Orman Bakanlığı'na düşüyor. Çiftçilerin eğitilmesi de bu konuda önemli bir adım.”diye konuştu. Avrupa ile kıyaslama yapan Gürer, Türkiye’de dekara 27 kilogram pestisit kullanılırken Avrupa’da bu oranın 18 kilograma kadar düştüğünü söyledi. Afrika ve Asya gibi kontrolsüz bölgelerde ise durumun daha vahim olduğuna işaret etti.Tarım zehiri kullanmadan üretim zorlaştı ancak ürün üzerinde kalıcı olmayan ve insana doğaya zararsız ilaçlar geliştirilmelidir “ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çiftçileri eğitmesi ve pestisit kullanımını sıkı takip etmesi gerektiğini belirtti. “Bakanlık, çiftçilerin üretim sürecinde ne kadar pestisit kullanacağını yönlendirmeli ve hem iç hem de dış pazara verilen ürünleri sıkı denetim altına almalıdır” dedi. Zincir marketlerin kendi laboratuvarlarını kurmasının önemine değinen Gürer, ürünlerin hal ve market girişlerinde kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. PESTİSİT KULLANIMI AZALTILMALI VE DENETİMLER GÜÇLENDİRİLMELİ CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer, pestisitlerin sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, “Sayın Bakan’a Türkiye’de pestisit kullanımının azaltılması, biyolojik mücadele ve organik tarım konularında sorular yönelttim. Vermiş olduğu yanıt ise bu konuda takibin devam ettiği yönündeydi” dedi. Bakanın verdiği yanıta göre, taze meyve ve sebzelerde tavsiye dışı, yasaklı ve hatalı pestisit kullanımının önlenmesi amacıyla çeşitli denetimlerin yapıldığı belirtilmişti. PESTİSİTLERİN KALICILIĞINA DİKKAT EDİLMELİ Gürer, pestisitlerin denetimlerinin yeterli olmadığına dikkat çekerek, “. Türkiye’de ilk kez ruhsatlandırılacak bitki koruma ürünlerinin aktif maddeleri, Avrupa Birliği ve G8 ülkelerinden ruhsatlı olması şartı aranıyor. Ama bu yetmemeli, çünkü bu ruhsatlandırılan ürünlerde de sorun yaşanıyor. Onlar da tekrar incelenerek bilimsel olarak faydası ve zararı gözetilmeli; ürün üzerinde kalıcı olanlar mutlak suretle yasaklanmalı.” dedi. CHP’li vekil Gürer Bakan Yumaklı’nın açıklamalarında, Türkiye’nin tarım zehirleriyle ilgili denetimleri artırdığını ifade ettiğini ancak sorunun devamında yeni tedbirlerinde ihtiyaç olduğu görülüyor “ dedi. GÜRER’DEN ÖNEMLİ SORULAR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'de pestisit kullanımının azaltılması, biyolojik mücadele yöntemlerinin teşviki ve halk sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması konularında Tarım ve Orman Bakanlığı'na yazılı soru önergesi verdi. Önergesinde, genç çiftçilere özel eğitim ve teşvik programlarından, biyolojik mücadelede yerli üretim oranlarına kadar birçok konuyu gündeme taşıyan Gürer, hatalı pestisit kullanımı nedeniyle uygulanan yaptırımların caydırıcılığını ve pestisit kaynaklı sağlık sorunlarındaki değişimi sorguladı. Bu kapsamda, pestisit kullanımının denetim altına alınması ve çevre dostu üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekti. Bakan sorulara yazılı yanıt verdi. BİYOLOJİK MÜCADELE VE ORGANİK TARIM ÜZERİNE YATIRIM Bakan yazılı soru önergemize verdiği yanıtta;  “Steril böcek uygulamaları, doğa dostu pestisitler ve çevre dostu projeler gibi konularda çalışmalar üretilmekte olduğunu ve 2023 yılında bu projeler için toplam 14 milyar 691 milyon 949 bin TL bütçe ayrıldığını ifade ediyor. Ancak 2025 yılıyla ilgili bir rakam verilmemiş. Ayrıca, 2023 yılında Türkiye İklim Akılcı Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi kapsamında 6750 dolarlık bütçenin 278.417 dolarının araştırma enstitülerine aktarıldığını belirtiyor. Hatalı pestisit kullanımı tespit edilen ürünlerin üreticilerine 5996 sayılı Kanun’a göre idari yaptırımlar uygulandığı, uygunsuzluk tespit edilenlere caydırıcılık için ek denetimlere tabi tutulduğu, pestisit kalıntılarının önlenmesi için denetim sıklıklarının artırıldığı ve ilave kontrol önlemlerinin alındığını belirtiyor.” dedi. SAĞLIK RİSKİ VE DENETİM YETERSİZLİKLERİ Tarımda kullanılan pestisitlerin çevreye ve doğaya zarar verdiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Pestisit ile ilgili yapılması gerekli olan, ruhsatına izin verilen ürünlerin ürün üzerindeki kalıcılığı dikkate alınarak, o ürünlerin Türkiye’de kullanımına ve satışına izin verilmemesidir. Sorun çiftçiden kaynaklanmıyor; sorun bunu dünyada üreten, 5 tane tekelleşmiş ve %70 tarım zehirine hâkim olan üretici firmadan kaynaklanıyor. Eğer bu pestisit insan sağlığı için zararlı ise o pestisitin satışı ve ülkeye girişi kesinlikle yasaklanmalıdır. Zararlı böcekler, zararlı hayvanlar ve kemirgenler gibi olmaması gereken ürünlerin zararları ile ilgili pestisit kullanılıyor ama bu pestisitin toprağa, suya, havaya, yani doğaya da zarar verdiği unutulmamalı. Sağlık açısından kullanılmaması olası olmayan pestisitlerin buna göre değerlendirilerek ülkemizde kullanımının yolu açılmalıdır.” şeklinde konuştu. Türkiye’de özellikle  tarım zararlılarla mücadelede kullanılan pestisitlerin, ürün üzerindeki kalıcılığının insan sağlığını tehdit ettiğini belirten Gürer, dünyada her yıl 385 milyon insanın bu zehirlerden etkilendiğini ve Türkiye’nin de bu riski göz ardı etmemesi gerektiğini vurguladı. Gürer, bu konuda daha ciddi tedbirlere ihtiyaç olduğunu ifade etti. DENETİMLER VE ÇİFTÇİ FARKINDALIĞI Bakan Yumaklı, pestisit kalıntılarının önlenmesi için bağ, bahçe, sera ve tarla gibi üretim alanlarında risk esasına dayalı denetimlerin sürdürüldüğünü, yıl boyunca çiftçilere verilen eğitimlerle farkındalık oluşturulduğunu belirtti. Bu kapsamda, çiftçilere doğru pestisit kullanımı öğretilerek yasaklı veya hatalı kullanımın önüne geçilmesi hedeflendiğini ifade etti. BİYOLOJİK MÜCADELEDE YERLİ ÜRETİM Türkiye'de biyolojik mücadele alanında dikkat çekici bir gelişme sağlandığını belirten Bakan Yumaklı, 2022 sonunda yerli olarak ruhsatlandırılan biyolojik mücadele etmeni sayısının 9 iken, 2024 itibarıyla bu sayının 22’ye çıktığını açıkladı. Toplamda 63 biyolojik mücadele etmeninin ruhsatlı olduğu, bunların 22’sinin yerli, 41’inin ithal olduğunu ifade etti. Ayrıca biyolojik mücadele etmenleri, tuzaklar, feromonlar ve atraktantlar için Avrupa Birliği veya G8 ülkelerindeki ruhsat şartının aranmadığı vurgulandı. AR-GE ÇALIŞMALARI VE AYRILAN BÜTÇE Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pestisit kullanımını azaltmak ve çevre dostu ürünler elde etmek amacıyla araştırma enstitüleri ve özel sektör tarafından yürütülen Ar-Ge projelerine öncelik verdiğini belirtti. 2023 yılında biyolojik mücadele ve alternatif yöntemlerle ilgili projelere 14.691.949 TL bütçe ayrıldığını ve ayrıca "Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi" kapsamında araştırma enstitülerine 278.418 dolar aktarıldığını ifade etti. HATALI KULLANIMA YAPTIRIMLAR VE EK DENETİMLER Bakan Yumaklı tarafından hatalı pestisit kullanımı tespit edilen üreticilere 5996 sayılı Kanun kapsamında idari yaptırımlar uygulandığı ve bu üreticilerin 2 yıl boyunca ek denetimlere tabi tutulduğu ifade edildi. Ayrıca denetim sıklığının artırılarak ilave kontrol önlemlerinin alındığı belirtildi. Ancak, bu yaptırımların caydırıcılık oranının analiz edilip edilmediği veya tekrarlayan ihlallerin oranına dair detaylar verilmedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.