SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım Arazileri

Porsuk Haber Ajansı - Tarım Arazileri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Arazileri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Ünlüce’den İtfaiye Ve Afet Yönetimi Ekiplerine Ziyaret Haber

Başkan Ünlüce’den İtfaiye Ve Afet Yönetimi Ekiplerine Ziyaret

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, yaz mevsimiyle birlikte artan sıcaklıklar ve yükselen yangın riskine karşı yürütülen hazırlıkları yerinde incelemek amacıyla Batıkent İtfaiye Dairesi Grup Amirliği ile Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı'nı ziyaret etti. Ziyaret kapsamında İtfaiye Dairesi Başkanı Dr. Mehmet Ali Çeliksoy, Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanı Oğuz Özkara ve birim amirleriyle bir araya gelen Başkan Ünlüce, yaz dönemi boyunca sürdürülecek çalışmalar, yangınlara karşı alınan önlemler, ekiplerin hazırlık durumu ve olası afet senaryolarına yönelik planlamalar hakkında yetkililerden kapsamlı bilgi aldı. Artan hava sıcaklıklarının beraberinde ciddi yangın risklerini de getirdiğine dikkat çeken Başkan Ünlüce, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Özellikle ormanlık alanlar, piknik bölgeleri, tarım arazileri ve yerleşim yerlerinde herkesin daha dikkatli ve sorumlu davranması gerektiğini belirten Ünlüce, küçük bir ihmalin telafisi mümkün olmayan felaketlere yol açabileceğini vurguladı. Başkan Ünlüce, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Yaz dönemi kurak ve sıcak günler başlamadan önce hazırlıklarımızı kontrol etmek üzere arkadaşlarımızla bir aradayız. Buradan tüm Eskişehirlilere seslenmek istiyoruz. Geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız acıları yeniden yaşamamak için lütfen ormanlarda, piknik alanlarında ve özellikle anızların kuruduğu bu dönemlerde çok daha dikkatli olalım. Aynı acıları tekrar yaşamamak adına bu konuda hepimizin büyük bir hassasiyet göstermesi gerekiyor.” Kentin can ve mal güvenliği için 7 gün 24 saat görev başında bulunan itfaiye personeline de teşekkür eden Başkan Ünlüce, özveriyle çalışan tüm ekiplere görevlerinde kolaylıklar diledi.

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TOKİ Uyarısı: “Yaparken Yıkmayın!” Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TOKİ Uyarısı: “Yaparken Yıkmayın!”

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Eskişehir’de yapımı süren Aşağı Çağlan-Kayapınar TOKİ konutları çevresindeki çevre sorunlarına ve plansızlık iddialarına dikkat çekti. İnşaat sahasında yaşanan aksaklıkları sıralayan Yer, “Bir tarafı yaparken diğer tarafı yıkmaya, zarar verilmesine sessiz kalamayız” dedi. ​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Teşkilatı, haftalık basın açıklamasında Eskişehir’in en büyük konut projelerinden biri olan ve 1.796 bağımsız bölümden oluşacak Aşağı Çağlan-Kocakır TOKİ inşaat sahasındaki mağduriyetleri gündeme taşıdı. ​“Çevresel Felakete Dönüşüyor” ​İnşaat sürecinde “biz yaparız olur” mantığıyla hareket edildiğini öne süren Başkan Gürol Yer açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "91 bloktan oluşacak, 1.796 bağımsız bölümde ilk etapta yaklaşık 5.000 kişiyi barındıracak Aşağı Çağlan-Kayapınar (Kocakır) Toplu Konut Bölgesi’nden bahsedeceğiz. Çıkış noktamız, bölgede hayvancılık ve tarım faaliyetini yoğun şekilde sürdüren insanlarımızdır. Toprağı ile köklerinden bağını koparmamış, Eskişehir merkezde yaşayıp sürekli Çağlan yönüne gidip gelmekte olan hemşehrilerimizin bize ilettikleri, dillendirilmesini ve dikkat çekilmesini talep ettikleri sorunlar ile tespitlerdir. Biz de inceleyerek yorum kattığımız mevcut durumu, vasıtanızla muhataplar ve kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Öncelikle şunu belirtelim; hiçbir şekilde yapılan hizmet ve çalışmanın karşısında olmadık, olmayız. Daima iyiliğin, kamu hakkının, güzelliğin ve hakkaniyetin tarafı olduk. İnsanlarımızın tarihe geçmiş bitmeyen ekonomik kriz sürecinde normalde umut dahi edemeyecekleri bir durumda ev sahibi olmaları, yuvalarına kavuşmalarının sonuna kadar yanındayız. Ancak bir tarafı yaparken diğer tarafı yıkmaya, zarar verilmesine ise biz sessiz kalamayız. Bir takım troller ve yandaşlar, doğaları ve vazifeleri gereği açıklamamızın sonunda mutlaka yazacak, çizecek, konuşacak ve ithamda bulunacaklardır. Hiç umurumuzda değil. Biz doğruyu bilir, doğruyu görür ve doğruyu söyleriz. Herkes vazifesi ne ise onu yapacaktır. Takdir, Hakk’ın ve halkındır. Çağlan yöresinde yapılan ve 2027 yılında teslim edilecek TOKİ konutlarının inşa sürecinde özellikle yoğun kullanımlı yol, tarım arazileri ve çevresel anlamda dikkatsiz, “biz yaparız” mantığıyla bir çalışma sürdürülmektedir. Çalışanların kullanım ve fosseptik suları ile atıkları açık alanda biriktirilmekte, nahoş görüntü ve yoğun bir koku oluşturmaktadır. Bölge esintili bir alan olmasına rağmen bu dönemde yoğun bir sinek şikâyeti oluşmuştur. Muhatap şirketler defalarca uyarılmasına rağmen kesinlikle bir adım atılmayan konu ise yoğun kullanımlı karayolunun sürekli bozulması ve yağmurlu havalarda çamurla kaplanması sonucu bazen araç geçişinin bile imkânsız hâle gelmesidir. Yol üzerinde inşaatlar başladıktan sonra trafik kazalarında sayısal artış olmuştur. İnşaatlarda kullanılan malzemelerin ambalaj atıkları ve artıklarının gelişigüzel biriktirilmesi ya da doğrudan bırakılması sonucu köy yerleşim alanı, yol güzergâhı ve tarlalar yönünde ciddi bir çevre kirliliği oluşmuştur. Geçtiğimiz aylarda yaşanan şiddetli rüzgârlarda uçuşan plastik malzemeler geniş bir alana dağılmış vaziyettedir. Çalışma alanının denetimi ve kontrolü Çevre, Şehircilik Bakanlığı, dolayısıyla Eskişehir İl Müdürlüğü sorumluluğunda bulunduğundan yerel yönetimlere yapılan şikâyet ve iletiler sonuçsuz kalmıştır. Bu tespitler ile hemşehrilerimizin talep ve mağduriyetlerini vasıtanızla duyuruyor, ilgilileri göreve çağırıyoruz. Tekrar diyoruz; bir tarafı yaparken diğer tarafa lütfen zarar vermeyin. Değerli katılımcılar; Konunun açılımında eklemek istediğimiz noktalar ise şunlardır: Eskişehir’de yoğun TOKİ faaliyetleri olması insanlarımız adına gerçekten sevindiricidir. Ancak öncesi ve sonrasında geçmişte yaşanan olumsuzlukların sürekli olarak gündeme geldiği bir durumda, Çağlan TOKİ’leri için şehir dinamiklerinin geçmiş sıkıntıların yinelenmemesi amacıyla bir araya gelip istişare ve diyalog anlamında ortak bir masa etrafında toplandıklarını duymadık, görmedik. Biz İYİ Parti olarak buradan soruyoruz: 2027 yılında teslim edildiğinde mevcut alan için su, atık su, ulaşım, eğitim, sağlık ve enerji gibi yaşamsal konularda sorumlu kurumlar ile bir süreç oluşturuldu mu? Yoksa “Biz yapalım, anahtarları teslim edelim; diğerleri nasılsa yaparlar.” Mantığı işlemeye devam mı ediyor? TOKİ, 10 yıl süreyle konutları Emlak Yönetim kanalıyla bize göre işletiyor. Sonrasında insanları kaderleriyle baş başa bırakıyor. Bakın; Karapınar TOKİ’de yaşananlar ortada. Ihlamurkent TOKİ’de yaşamsal sorunlar devam ediyor. Kurumların bir araya gelmemesi, getirilmemesinin cezasını vatandaşlarımız, kadınlarımız ve çocuklarımız maalesef çekmek durumunda kalıyor. Yol yakınken biz üzerimizdeki sorumluluk gereği uyarıyoruz. Belediyeler, ESKİ, Millî Eğitim, Sağlık, OEDAŞ ve Çevre, Şehircilik yetkilileri; bir zahmet bir araya gelip Çağlan Bölgesi TOKİ oluşumunun mevcut durumunu ve geleceğini planlayın. İnsanlarımız yerleşecekleri yuvalarında huzur, güven, rahatlık ve esenlik içinde bir ortamda olsunlar."

Milletvekili Arslan: "Alpu Ovası'nda Kimin Çıkarı Korunuyor?" Haber

Milletvekili Arslan: "Alpu Ovası'nda Kimin Çıkarı Korunuyor?"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Alpu'nun Esence, Uyuzhamam ve Aktepe mahallelerini kapsayan bölgede yeniden ÇED süreci başlatılan altın-gümüş madeni projesini TBMM gündemine taşıdı. Arslan, projenin çevresel etkileri, tarım arazileri ve su kaynakları üzerindeki olası sonuçları ile ruhsat ve üretim süreçlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ayrı ayrı yazılı soru önergeleri sundu. "Söz konusu olan yalnızca bir maden projesi değildir" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Arslan, Alpu'da yeniden gündeme getirilen altın-gümüş madeni projesinin yalnızca birkaç mahalleyi değil, Eskişehir'in geleceğini ilgilendirdiğini belirtti. Arslan, "Söz konusu olan yalnızca bir maden projesi değildir. Söz konusu olan verimli tarım arazileridir, su kaynaklarıdır, meralardır ve doğal yaşamdır. Bugün alınacak yanlış kararların bedelini yarın bütün Eskişehir ödeyecektir" dedi. Bakanlıklara kritik sorular Arslan'ın verdiği soru önergelerinde; - Yeniden başlatılan ÇED sürecinin gerekçesi, - Proje alanının büyüklüğü ve planlanan kazı miktarı, - Tarım arazileri ve mera alanlarına etkileri, - Yeraltı ve yerüstü su kaynakları üzerindeki olası riskler, - Maden ruhsatının kapsamı ve rezerv miktarı, - Üretim ve işleme süreçlerine ilişkin planlamalar başta olmak üzere kamuoyunun yanıt beklediği çok sayıda soruya açıklık getirilmesi istendi. Arslan, özellikle Alpu Ovası'nın tarımsal üretim kapasitesi, bölgedeki su kaynakları ve doğal yaşam üzerindeki etkilerin tüm yönleriyle ortaya konulması gerektiğini vurguladı. "Dün termik santral, bugün altın madeni" Eskişehir'in daha önce Alpu Ovası'nda planlanan kömürlü termik santral projesine karşı ortak mücadele verdiğini hatırlatan Arslan, bugün de benzer bir tehditle karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Arslan, "Dün Alpu Ovası'nı kömürlü termik santrale teslim etmek istediler, Eskişehir hep birlikte karşı çıktı. Bugün aynı bölgeyi altın ve gümüş madenciliği faaliyetleriyle gündeme getiriyorlar. Eskişehir'i yalnızca maden sahası ve rant alanı olarak gören anlayışı kabul etmiyoruz" dedi. "Bir avuç şirket mi, Eskişehir'in geleceği mi?" Projenin milyonlarca tonluk kazıyı ve çok geniş bir alanda madencilik faaliyetini öngördüğüne dikkat çeken Arslan, kamuoyunun cevabını beklediği temel sorunun bu olduğunu belirtti: "Alpu Ovası'nın verimli toprakları, su kaynakları ve doğal yaşamı risk altındayken kimin çıkarı korunmaktadır? Bir avuç şirketin çıkarı uğruna Eskişehir'in geleceğinin riske atılmasına izin vermeyeceğiz." "Eskişehir sahipsiz değildir" Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Eskişehir'in toprağı da suyu da havası da geleceği de şirket bilançolarından ve rant hesaplarından daha değerlidir. Eskişehir sahipsiz değildir. Çekin ellerinizi Eskişehir'in toprağından, suyundan ve geleceğinden. Bu sürecin hem Meclis'te hem sahada sonuna kadar takipçisi olacağız."

Gıda Güvenliğinin Temeli Tarım, Tarımın Temeli İse Topraktır Haber

Gıda Güvenliğinin Temeli Tarım, Tarımın Temeli İse Topraktır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Bayramı dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Her yıl 11 Haziran’ı takip eden ilk pazar gününün ülkemizde Toprak Bayramı olarak kutlandığını hatırlatan Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Toprağın insanlık için taşıdığı hayati öneme dikkat çekmek amacıyla kabul edilen Toprak Bayramı, günümüzde her zamankinden daha büyük bir anlam taşıyor. Toprak sınırlı bir doğal kaynaktır ve kaybedildiğinde yerine konulması son derece zordur. Nitekim yalnızca 1 santimetrelik verimli toprağın oluşumu yüzlerce yıl alıyor. Gıda güvenliğinin temeli tarım, tarımın temeli ise topraktır. Bitkisel ve hayvansal üretimin olmazsa olmazı olan tarım topraklarının korunması; ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve gelecek nesillerin refahı açısından stratejik bir zorunluluktur. Verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir topraklar; bilinçli tarım uygulamaları, dengeli gübreleme ve etkin su yönetimiyle mümkündür. Ancak artan nüfus, plansız kentleşme, sanayileşme ve altyapı yatırımları nedeniyle verimli tarım arazileri her geçen yıl azalıyor. Erozyon, yanlış toprak işleme yöntemleri, aşırı kimyasal kullanımı ve hatalı sulama uygulamaları da topraklarımızın verimliliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Ülkemizde son 30 yılda tarım alanları yaklaşık 27 milyon hektardan 24 milyon hektara geriledi. İklim krizi ve küresel ısınmanın yıkıcı etkileri, son yıllarda Türkiye topraklarında da derinden hissediliyor. Bu konuda uzmanların ortaya koyduğu tablo, geleceğimiz adına ciddi bir uyarı niteliğindedir. Bugün topraklarımızın önemli bir kısmı, kriz boyutuna ulaşan bir erozyon tehdidiyle eriyip gidiyor. Bununla birlikte, son 30 yılda betonlaşma ve yanlış kullanım gibi insan eliyle yaratılan tahribatlar sonucunda 3 milyon hektar tarım arazimizi kaybetmiş durumdayız. Madalyonun diğer yüzünde ise iklim krizi ve aşırı yeraltı suyu tüketimi yer alıyor. Bu iki etken özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizi adım adım yüksek bir çölleşme riskine mahkûm ediyor. Birliğimiz, tarımın en temel sermayesi olan verimli arazilerin korunmasını hayati bir sorumluluk olarak görüyor. Bu doğrultuda, krizden çıkış için küresel gıda güvenliğini sağlamak adına öncelikle toprağın doğrudan sürülmesini azaltarak yapısını koruyan ve organik madde miktarını artıran koruyucu tarım uygulamalarına geçilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, damla ve yağmurlama sulama gibi akıllı tekniklerle su israfının önlenmesi ve toprağın tuzlanmasının engellenmesi hayati önem taşıyor. Kimyasal gübre kullanımını optimize ederek organik gübrelerle toprağın mikrobiyolojik sağlığını geri kazandıran entegre besin yönetimi modelleri yaygınlaştırılmalı, tüm bu süreçler toprak analizlerini yapay zekâ ve uydu teknolojileriyle izleyerek nokta atışı müdahaleler geliştiren dijital tarım araçlarıyla desteklenmelidir. Öte yandan, tarımsal işletme yapısını bozarak arazilerin parçalanmasına yol açan hobi bahçesi faaliyetlerine yönelik idari denetimlerin artırılması ve yasal mevzuatın tavizsiz şekilde uygulanması elzemdir. Konut, sanayi, turizm, madencilik ve altyapı yatırımlarının planlama süreçlerinde öncelik, tarımsal verimliliği düşük alanlara verilmelidir. Bu doğrultuda, arazi toplulaştırma çalışmalarının hızlandırılması da tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önem arz ediyor. Birinci sınıf sulanabilir tarım arazileri, meyve bahçeleri ve zeytinlikler gelecek nesiller adına titizlikle korunmalıdır. Unutulmamalıdır ki toprak; geçmişten devraldığımız ve gelecek kuşaklara eksiksiz aktarmakla yükümlü olduğumuz en değerli mirastır. Toprağın korunması yalnızca üreticilerin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Verimli topraklarımızın muhafazası; gıda güvencemizin, ekonomik bağımsızlığımızın ve geleceğimizin en güçlü teminatıdır.”

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor'' Haber

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor''

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Meclis gündeminde olan kamuoyunda hobi bahçeleri düzenlemesi olarak bilinen 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nu değişikliklerine tepki gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç’ı ziyaret ederek üreticinin sorunlarını dinledi. Ziyarette, komisyonda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na görüşülmek üzere sevk edilen tarımsal üretim yapanların tepkisine yol açan düzenlemeyi içeren torba kanun teklifi de ele alındı. Teklif, hobi bahçeleri, tarım alanlarındaki mevcut yapıların durumuna ilişkin düzenlemeler ve cezai yaptırımları içeriyor. “ÜRETİCİYE BİR DARBE DE BAKANLIKTAN” Gıda güvenliğinin Türkiye açısından kritik bir eşikte bulunduğunu vurgulayan Süllü, plansızlık, denetimsizlik ve üretimden kopuşun tarımda yapısal krize yol açtığını belirtti. Süllü, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirerek, “Üretici artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretemeyecek hale getirildi. Yanlış, yetersiz ve günü kurtarmaya dönük politikalar nedeniyle zaten can çekişen üreticiye bir darbe de Tarım Bakanlığı eliyle vurulmaktadır” dedi. Tarım arazilerinin maden, enerji projeleri adı altında büyük sermayeye açıldığını ifade eden Süllü, “Turizm ve rant odaklı büyük konut projeleri ve madenler için toprak koruma kurulu kararlarıyla tarım arazileri talan edilirken, üretmeye çalışan çiftçi ve kendi hobi bahçesinde gıdasını üretmeye çalışan emekli cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı. “SORUN HOBİ BAHÇELERİNE İNDİRGENEMEZ” Kanunla yapılan değişikliklerin, hazinedeki açıkları kapatmak amaçlı vatandaşa yeni cezalar kesilmesinin aracı olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söyleyen Süllü, ürettiği için zaten cezalandırılan üreticinin bu cezaları ödeyebilecek durumda olmadığını söyledi. Üreticilerin tarımsal amaçlı aletlerini koyduğu ya da çoğu emekli vatandaşların sebze meyvesini üretmek için kullandığı hobi bahçelerindeki geçici yapılara daha kanun değişikliği geçmeden Eskişehir’de cezalar yağdırıldığını söyleyen Süllü, “Tarım alanları yıllardır devlet eliyle yağmalanırken, köylü üretimden koparılırken etkili politika üretmeyenlerin, sorunu yalnızca hobi bahçelerine indirgemesi inandırıcı değildir. Türkiye’nin en verimli ovaları yıllardır sanayi, madenler ve konut işgaline açılıyor. Ovalarda tarım ürünleri yerine beton yapılar boy gösterip; maden uğruna tarım toprakları yok olurken şimdi cezai yaptırımlarla belediyeler ile vatandaş karşı karşıya getiriliyor” dedi. “CEZA DEĞİL, BÜTÜNCÜL POLİTİKA GEREKİYOR” Süllü, çözümün cezalandırma değil, bütüncül tarım politikaları olduğunu vurgulayarak “Vatandaş ile kamu otoritelerini karşı karşıya getiren bu yaklaşım terk edilmeli. Tarım alanlarının korunması, üreticinin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması için, kapsamlı politika değişikliğine ihtiyaç var. Ciddi sorunlara yol açacak düzenleme geri çekilmeli ve tüm boyutlarıyla yeniden değerlendirilmelidir” dedi.

Bu Toprakları Şirketlere Değil, Çocuklarımıza Bırakacağız Haber

Bu Toprakları Şirketlere Değil, Çocuklarımıza Bırakacağız

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, TBMM Genel Kurulu’nda maden kanunu ile olağan hale getirilen ihalesiz maden ruhsatı devirleri üzerine söz aldı. Dinçer, “Hazine’de metelik kalmadı. Plansızlık, ülkenin tüm zenginliklerinin sağa sola savurulmasına yol açtı. Kasa boşalınca çareyi milletin ortak varlıklarını satışa çıkarmakta buldular.” dedi. 77 Yıllık Koruma Kalkanı Rant İçin Deliniyor TBMM’de görüşülmeye devam eden Milli Parkları özel şirketlere ve imara açan kanun teklifine de değinen Dinçer: “77 yıldır kanunla korunan milli parklar Meclis’te görüşülen kanun teklifiyle yapılaşmaya ve özel şirketlerin kullanımına açılmak isteniyor. Siyasi iktidar bu ülkenin en değerli varlıkları olan ormanları bir ekosistemin parçası olarak değil, ekonomik değer olarak görmektedir. Geçtiğimiz yaz Meclis’ten geçen ve zeytinlikleri madencilik faaliyetlerine açan düzenleme bugün maden ruhsatlarınız gelişi güzel dağıtılmasına yol açmış ve Türkiye’nin talan edilme sürecini hızlandırmıştır.” ifadelerini kullandı. İliç Hatırlatması: “Aynı Bölgeye Yeniden Kazma Vurmak Felakettir” Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasını hatırlatan Dinçer: “İliç’te yaşanan maden faciasında sorumlular henüz hesap vermemiş ve toprak zehirden arındırılmamışken, facianın yaşandığı yerin 5 kilometre ötesinin yeni bir maden sahası olarak ihale edilmesi yeni felaketlere açıkça davetiye çıkarmaktadır. Karadeniz’den Hatay’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada su havzaları ve ormanlar “adrese teslim ruhsatlarla” kuşatılmış durumdadır. Bu Toprakları Şirketlere Değil, Çocuklarımıza Bırakacağız İktidarın doğaya bakış açısını sert sözlerle özetleyen Dinçer, konuşmasını şu şekilde noktaladı: “AKP için; ormanlar ihale, kıyılar imar, tarım arazileri arsa, zeytinlikler ise maden sahası demektir. Biz buradan açıkça söylüyoruz: Bu ülkenin dağı da, taşı da, ormanı da milletindir. Bu memleket rantçıların değil, halkındır! Biz bu toprakları şirketlere değil, çocuklarımıza bırakacağız. Doğayı, yaşamı ve milletin hakkını hedef alan bu talan düzenini her yerde ifşa etmeye devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.