SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım

Porsuk Haber Ajansı - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı'' Haber

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı''

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların artığı süreçte hem üreticinin hem de tüketicinin korunması için siyasi iktidarın yapması gerekenleri yapmayarak seyrettiği ve sorunların her geçen gün artığını, akaryakıt zamlarınızda süreci olumsuz etkilediğini söyledi. “BİZ TARIMIN GELİŞMESİNİ İSTİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda artan sorunların çözülmemesinin arz açığı oluşturması ile daha da sıkıntılı bir döneme verilebileceğini belirtti. Gürer, eleştirilerinin amacının ülkeye zarar vermek değil, aksine geleceğe katkı sunmak olduğunu belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca erip çiftçi refahının sağlanmasını; bunun yanı sıra raftaki ürünün de fiyatının uygun koşullara düşmesini istiyoruz. Girdi maliyetleri düşürülerek tarladan sofraya, ahırdan sofraya her ürünün fiyatının daha uygun koşullarda emeklimize, asgari ücretlimize erişmesini ve bu yolda yapılacakları anlatıyoruz,” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin bir sorumluluk olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, “tarım politikalarının olumsuzluklarını söyleyerek özünde bu ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapıyoruz” diye konuştu. “2025, 2002’NİN DE GERİSİNE DÜŞÜLEN BİR YIL OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının ülke tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu belirtti. “2025 yılı Türk tarımı için en sorunlu dönem oldu. 2002 yılının üretiminin altında fasulye, mercimek, nohut üretimleri gerçekleşti.” Nüfusun 2002’ye göre 30 milyonun üzerinde arttığını hatırlatan Gürer, buna rağmen üretimde gerileme yaşandığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerini karşılaştırarak şu bilgileri paylaştı: 2024 yılında meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 28 milyon tondu. 2025 yılında bu üretim 19 milyon 600 bin tona geriledi. 2024 yılında tahıl ve diğer bitkisel üretim 75 milyon 500 bin tondu. 2025 yılında 68 milyon 100 bin tona düştü. 2024 yılında sebze üretimi 30 milyon 600 bin tondu. 2025 yılında 30 milyon 300 bin tona geriledi. “Özellikle bakliyat ve hububatta çok ciddi anlamda üretim kaybı gerçekleşti. 2025 yılı üretim kaybı rafa zam olarak yansıdı”” diyen Gürer, bu tablo karşısında “Tarımda üretimde sorunumuz yok” açıklamalarını anlamanın mümkün olmadığını ifade etti. “BU KADAR ÜRETİM KAYBI VARSA ÇİFTÇİ NASIL SORUN YAŞAMAZ?” Ömer Fethi Gürer, resmi veriler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, “TÜİK’in bitkisel üretimle ilgili 2024 Aralık ve 2025 Aralık verilerine bakılsın, aradaki kayıp üretim fark görülecektir” dedi. Üretim kaybının sahada doğrudan hissedildiğini belirten Gürer, “Bu kadar üretim kaybının olduğu yerde o çiftçinin, o besicinin, o üreticinin sorun yaşamaması mümkün mü? Hayvan varlığınız azalacak, üretiminiz azalacak. Düşük alım fiyatı uygulandığı için çiftçi gelirleri daralacak. Çiftçilik bir yerde sürdürülebilmesi sorunlu noktaya erecek. Tarım arazileri daralacak. Sonra da tarımda her şey çok iyi denilecek bu nasıl mümkün olacak ” şeklinde konuştu. Sahada karşılaştıkları tabloyu da aktaran TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Biz alanlara gidiyoruz, o çok iyileri bulamıyoruz. Ahırlar kapanmış, sorunlar artmış, sıkıntılar katlanmış. Her gittiğimiz yerde köylerde bize dert yanıyorlar. Bu insanlar keyfi için mi dert yanıyor?” ifadelerini kullandı. ŞAP HASTALIĞI VE KURAKLIK TEPKİSİ Hayvancılıktaki kayıplara da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şap hastalığına ilişkin verilerin açıklanmadığını söyledi: “100 hayvanım vardı, 30 tanesini şapta kaybettim diyor üretici. Soruyoruz bakana; 2025 yılında yaşanan şap hastalığında kaç hayvan yitirdik? Açıklama yok. Açıklayın, 2025 yılında kaç hayvan kesime gitti? Kaç hayvan şartlı kesime gitti? Kaç hayvan telef oldu? Kaç hayvan kurban bayramında kesildi? Bu veriler ışığında kaç büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımız var Açıklayın?” dedi. Enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığın etkisine dikkat çekildiğini hatırlatan Öner Fethi Gürer, bu afetlerden zarar gören üreticilere yeterli destek verilmediğini belirterek, “Zirai don ve kuraklıktan Türkiye’nin olumsuz etkilendiği söyleniyor. Peki, bunları üretenler ne oldu? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olanların dışında çiftçilik yapanlara herhangi bir destek verildi mi? Verilmedi. Kuraklıktan etkilenen çiftçiye destek verildi mi? Verilmedi. Bu çiftçi hali nedir diyen bir iktidar ne yazık ki yok ” dedi. ARTAN MALİYETLER, DARALAN GELİR Gürer, özellikle gübre, yem, akaryakıt zamlarının çiftçiyi doğrudan etkilediğini belirtti. Yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10,8 oranında zam geldiğini ifade ederek, “100 dönümlük bir araziyi ekmek için yola çıkan çiftçi, daha tarlaya gitmeden 32 litresini yılbaşından bu yana kaybetmiş durumda” diye konuştu. Gürer, gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatlarının arttığını; buna karşılık alım fiyatlarının düşük tutulduğunu ifade etti. “Girdi maliyetleri katlayacak, alım fiyatları düşük tutulacak, sonra da çiftçiye ‘üretim yapmaya devam et’ denecek. Bu nasıl olacak?” sözleriyle mevcut politikaları eleştirdi. “KOYUN PROJESİ DARALDI, YENİDEN MÜJDE DİYE SUNULUYOR” 2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, projenin büyük ölçüde daraldığını belirterek, “2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesi bu kez neredeyse yüzde 90 daralarak tekrar müjde diye sunuluyor,” diye konuştu. Gürer, “Önce gerçekçi olmalı, verileri doğru görmeli, doğru okumalı ve bunlar üzerinde çözüm üretmelidir” dedi. GÜBRE VE YEMDE %50 SÜBVANSİYON ŞART Ömer Fethi Gürer, “Kısa vadede öncelikle ilk yapılacak iş; gübrede, yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanmalı. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Genç çiftçi ve kadın çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu primi devlet tarafından ödenmeli. Ayrıca tüm borçlar faizsiz olarak en az 3 yıl ötelenmeli. İcralar durdurulmalı. Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır.” dedi.

Başkan Ataç: ''Kırsalı Güçlendirmeye Devam Edeceğiz'' Haber

Başkan Ataç: ''Kırsalı Güçlendirmeye Devam Edeceğiz''

Tepebaşı Belediyesi tarafından üreticilere yönelik düzenlenen Meyve Bahçesi Tesisi ve Budama Eğitimi, 99 üreticinin katılımıyla gerçekleştirildi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, insan ve yaşam odaklı belediyecilik anlayışına vurgu yaptı. Ücretsiz olarak düzenlenen eğitim programı, Tepebaşı Belediyesi Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda gerçekleştirildi. Tepebaşı Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen programda; meyve bahçesi tesisi, fidan seçimi, budama teknikleri, zeytinde budama, gençleştirme budaması, bitki besleme, sulama yöntemleri ile hastalık ve zararlılarla mücadele konuları kapsamlı biçimde ele alındı. Eğitimler, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi akademisyenleri tarafından verildi. Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yakup Özkan, Dr. Öğr. Üyesi Cenap Yılmaz ve Ziraat Yüksek Mühendisi Duygu Doğandor’un katkılarıyla gerçekleştirilen programda, üreticilere bilimsel ve uygulamaya dönük bilgiler aktarıldı. Belediyecilik anlayışımız insan ve yaşam Odaklı Başkan Ahmet Ataç, yaptığı değerlendirmede “Kırsalda üretimi güçlendirmek, üreticimizin bilgiye erişimini artırmak ve daha verimli, sürdürülebilir bir tarım anlayışını yaygınlaştırmak bizim için büyük önem taşıyor. Ücretsiz olarak düzenlediğimiz bu eğitimlerle üreticilerimizin yalnızca bugününü değil, yarınını da planlamasına katkı sunuyoruz. Belediyecilik anlayışımız insan ve yaşam odaklıdır. Üreticimizin emeğini korumak, yaşam kalitesini yükseltmek ve kırsalda sosyal hayatı güçlendirmek de en az verimlilik kadar önceliğimizdir. BEBKA desteğiyle hayata geçirdiğimiz Tahmin ve Erken Uyarı Sistemleri Projesi ise tarımda bilimsel veriye dayalı üretimin en somut örneklerinden biridir. Tepebaşı ilçe kırsalının tamamında, 477 bin 769 dekar alanı kapsayacak şekilde 5 mahallede kurulan istasyonlar ile hizmet veren sistem, analiz edilen veriler ışığında, üreticilere daha planlı ve verimli üretim yapma fırsatı sunuyor. Tepebaşı Belediyesi olarak insanı merkeze alan, sürdürülebilir ve bilimsel temelli kırsal kalkınma çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye, üreticimizin yanında olmaya, kırsalı güçlendirmeye devam edeceğiz.” dedi. Eğitim katılımcıların beğenisini topladı Katılımcılardan Derya Basmacı, “Güzel, faydalı bir eğitim. Zaten mevcut bahçemize neler yapabiliriz öğrenmek için geldik. Benim için faydalı da oldu” dedi. Perihan Ar, “Çok memnun kaldım. Tarımı, bağ bahçe işlerini severim. Bu konuları dinlerken ne kadar sevdiğimi, dinlediğim şeyleri de anlayabildiğimi fark ettim. Doğru yerde olduğumu düşündüm. Bu imkân için Tepebaşı Belediyesi’ne çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Mehmet Ermak ise, “Çok iyi oldu bilgilendirildik. Daha önceki eğitimlere de katılmıştım, çok faydasını gördüm. Köyde kendi bahçem var, 15-20 meyve ağacım var. Onların bakımları için budamaları için bu eğitim gayet güzel” diye konuştu.

Yerel Yönetimler Şehri Bir Oyalama Merkezi Haline Getirmekten Vazgeçmelidir! Haber

Yerel Yönetimler Şehri Bir Oyalama Merkezi Haline Getirmekten Vazgeçmelidir!

AK Parti Eskişehir İl Danışma Meclisi Toplantısı Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. İl Danışma Meclisi Toplantısında konuşan İl Başkanı Gürhan Albayrak yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; Sayın Genel Başkan Yardımcım, Kıymetli MKYK Üyelerimiz, Kadın Kolları ve Gençlik Kolları Başkanlarımız, İlçe Başkanlarımız, Belediye Başkanlarımız, Meclis Üyelerimiz, geçmiş dönem il başkanlarımız, teşkilâtımızın her kademesinden emek vermiş, alın teri dökmüş çok kıymetli dava arkadaşlarım, kıymetli basın emekçilerimiz, AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak düzenlemiş olduğumuz İl Danışma Meclisi Toplantımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Bugün, Eskişehir’imizde partimizin hafızası ve siyasetin duayen ismi Sayın Hayati Yazıcı bakanımızı ağırlamanın onurunu yaşıyoruz. Sayın Bakanım, Yunus’un diyarına, Seyyid Battal Gazi’nin, Sücaeddin Veli hazretlerinin diyarına tekrar hoş geldiniz. AK Parti, milletin içinden doğmuş, milletin özlemlerini siyaset sahnesine taşımış bir medeniyet ve hizmet hareketidir. AK Parti, bir istişare ve gönül hareketidir. Biz gücümüzü kapalı kapılar ardındaki senaryolardan değil, ortak akıldan ve milletimizin dualarından alıyoruz. İl Danışma Meclislerimiz, birbirimize ayna olduğumuz, azmimizi tazelediğimiz en kıymetli duraklarımızdır. Kıymetli Hazirun, Değerli Basın Mensupları, Biz teşkilât olarak her gün sahada, vatandaşımızın yanındayız. Mübarek Ramazan ayında, bu birlikteliği çok daha özel bir boyuta taşıdık. “Soframız Seninle Eskişehir” sloganıyla çıktığımız yolda, Dede Korkut Parkı’nda her akşam binlerce hemşehrimizle aynı sofraya oturuyor, hem de hanelerinde misafir oluyoruz. Ramazan’ın bereketini ve kardeşliğini hep birlikte yaşıyoruz. Bizim için o sofralar sadece yemek yenilen yerler değil; Eskişehir’in her sokağından gelen vatandaşımızın derdini dinlediğimiz, taleplerini not ettiğimiz birer gönül köprüsüdür. Ancak biz sahada vatandaşın gerçek gündemiyle hemhal olurken, üzülerek görüyoruz ki; şehrimizi yönetenlerin gündemi ile vatandaşın gündemi arasında koca bir uçurum var. Eskişehir trafiği artık bir çile haline gelmiş, vatandaşımız yollarda ömür tüketir duruma düşürülmüştür. Peki CHP’li belediyeler ne yapıyor? Şehrin trafiğini, altyapısını, kronikleşmiş sorunlarını çözmek yerine; adına “Arabasız Pazar” dedikleri bir projeyle vatandaşın karşısına çıkıyorlar. Caddelere diktikleri yüzlerce duba yetmediği gibi üzerine bir de caddeleri trafiğe kapatma furyasını çıkarttılar. Vatandaşın trafik çilesinden sıtkı sıyrılmışken, çözüm üretmek yerine, "pazar günü araba kullanmayın" diyerek vizyonculuk oynamak Eskişehir’e haksızlıktır. Bu, sorunu çözmek değil, sorun yokmuş gibi yapmaktır! Diğer taraftan şehrin kıymetli noktalarında, katsız ve sadece 40 araçlık toprak zeminlere beton döküp tabela asarak otoparkçılık oynuyorlar! Kamu kaynağını plansız ve verimsiz işlerle çarçur ediyorlar. İşte bizim 'mış gibi belediyecilik' dediğimiz tam da budur: Sorunu çözmüyorlar, sadece çözüyormuş gibi görünüyorlar! Değerli Hemşehrilerim, Bu “mış gibi belediyecilik” örneklerini uzun zamandır anlatıyorum. Bakınız; mesafeye göre Türkiye’nin en pahalı ulaşımı Eskişehir’de, suya her ay otomatik zam geliyor. Daha da vahimi; sözde sosyal belediyecilik anlayışlarıyla, yardımlaşmanın ve dayanışmanın zirve yaptığı Ramazan ayında; ulaşımdan, suya, övündükleri Kent Lokantalarına kadar zam yaptılar. Sonra da çıkıp sanki büyük bir lütufmuş gibi, ayın 26’sında "incik boncuğa" indirim yaptık diyerek müjde veriyorlar. Akıl alır gibi değil. Vatandaşa suyu, ulaşımı pahalıya sunup, kent lokantalarındaki yemeğe Ramazan’ın hemen öncesi zam yapıp; ayın bir günü sembolik indirimlerle göz boyayamazsınız. Eskişehirli hemşehrilerimiz bu samimiyetsizliğini görmektedir. Biz AK Parti olarak, gerçek hizmetin reklamla değil, icraatla olduğunu anlatmaya devam edeceğiz. Gerçek hizmet, reklamla değil, somut icraatla olur. Algı belediyeciliği ile günü kurtarma derdinde olanlara inat, biz Eskişehir’imizin geleceğini inşa etmeye, şehrimize kalıcı eserler bırakmayı sürdüreceğiz. Kıymetli Kardeşlerim, Son 23 yılda Eskişehir’imize kazandırdığımız toplam yatırım tutarı 380,2 Milyar TL’yi aşmış durumdadır. Bu rakam, sadece bir istatistik değil; şehrimizin her bir köşesine dokunan, hemşehrilerimizin hayat standartlarını yükselten bir vizyonun sonucudur. Geçtiğimiz gün DSİ Genel Müdürümüz Mehmet Akif Balta’nın da duyurduğu üzere özellikle tarım ve su yönetimi alanında Eskişehir’in çehresini değiştirdik. 33,8 Milyar Lira değerindeki DSİ yatırımlarımızla, toprağımıza bereket, çiftçimize kazanç olduk. Tekrar hatırlatmakta fayda var: • 12 Adet Baraj ve 10 Adet Gölet ile suyun gücünü kontrol altına aldık. • 98 Adet Sulama Tesisi ile modern tarımı yaygınlaştırdık. • 4 Adet Yeraltı Depolaması ve 14 Adet Arazi Toplulaştırma Projesi ile verimliliği artırdık. • 1 Adet HES ve 33 Adet Taşkın Kontrol Tesisi ile hem enerji ürettik hem de şehrimizi doğa olaylarına karşı korunaklı hale getirdik. Bu tesisler sadece birer beton yapı değil; Eskişehir’in yarınları, soframızın bereketi ve çiftçimizin emeğinin teminatıdır. Değerli Yol Arkadaşlarım, Geçtiğimiz hafta bildiğiniz üzere Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu’nu şehrimizde ağırladık ve Mihalgazi Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’i ziyaret ettik. Çok şükür Mihalgazi ilçemizden müjdelerle döndük. Bakanımızın söylediği gibi Mihalgazi yolumuz inşallah 2027 yılında bitiyor. Alpu ve Seyitgazi yollarında ise çalışmalar ivmelendi. Hızlıca o yollarımız da inşallah tamamlanacak. Geçtiğimiz yıl çalışmalara başlanan Eskişehir OSB – Hasanbey Lojistik Merkezi Demiryolu Bağlantı yolu da tamamlanmak üzere. Şehrimizi limanlara bağlama hususunda 50 yıllık bir hayaldi. Maşallah çalışmalar sıkıntısız ilerliyor. Ayrıca şunu da belirtmekte fayda var, Kuzey Çevreyolu’nda sona yaklaşmış durumdayız. Milletvekillerimizle birlikte Ulaştırma Bakanımızla defalarca bu konuyu görüştük. Şu an bir sıkıntı görünmüyor. İhaleye çıkılması eli kulağında diyebiliriz. İhale sürecinin ardından yaklaşık 2 buçuk yıl içinde çevre yolunun tamamlanması planlanıyor. Bunu da duyurmuş olalım. Öte yandan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın 24 yıllık süreçte Eskişehir’e sağladığı 124,9 Milyar TL’lik dev yatırımı kalem kalem inceleyecek olursak: • Karayolunda: 38,6 Milyar TL • Demiryolunda: 83 Milyar TL • Havayolunda: 1,1 Milyar TL • Haberleşmede ise : 1,4 Milyar TL yatırım yapıldı. Eskişehir’i demir ağlarla ören, karayollarında güvenliği ve konforu sağlayan bu yatırımlar, şehrimizin ekonomik hayatını diri tutmaktadır. Buradan tüm hemşehrilerime bir müjdeyi daha paylaşmak istiyorum. Çifteler Sakaryabaşı, iş bilmez yerel yönetim anlayışının ve CHP’li belediyeciliğin yaptığı yanlış hamleler sonucu maalesef eski ihtişamını kaybetmişti. Alanı gezdiğimizde içimizi acıtır bir haldeydi. Ancak biz duruma Sakaryabaşı siyaset üstü meseledir diyerek sessiz kalmadık. DSİ’nin müdahalesiyle Sakaryabaşı’nı bu atıl görüntüden kurtarıyoruz. Nasipse 1 aya kadar alanı ziyaret edecek ve Sakaryabaşı’nın eski hali kadar güzel ve halkımıza yakışır bir çehreye büründüğünü hep birlikte göreceğiz. Gördüğünüz gibi, bizim Eskişehir için ortaya koyduğumuz vizyonun sınırlarına, CHP zihniyetinin hayalleri bile yetişemez! Biz bu şehrin 50 yılını, 100 yılını planlarken; karşımızda hâlâ belediyeciliği sadece 'reklam' ve 'algı yönetimi' sanan bir ciddiyetsizlik var. Buradan açıkça ifade ediyorum: CHP’li yerel yönetimler, bu şehri bir 'oyalama merkezi' haline getirmekten vazgeçmelidir. Şehri yönetmek; çiçekle, böcekle, ya da sosyal medyada PR çalışmalarıyla olmaz. Şehir yönetmek dertlenme ister, liyakat ister, en önemlisi de ciddiyet ister! Eskişehirli hemşehrilerimizin vaktini boş işlerle çalmayı, beceriksizliğinizi mazeretlerin arkasına gizlemeyi bırakın. Eskişehir’in kaybedecek tek bir dakikası bile yoktur. Vatandaşın aklıyla alay etmeyi bırakıp işinizi yapın. Kıymetli Dava Arkadaşlarım, Bizler, hep birlikte Eskişehir’e olan sevdamızdan asla vazgeçmeyecek, şehrimiz için çalışmayı sürdüreceğiz. Her zaman söylediğimiz gibi… Durmak yok, şehrimiz için üretmeye ve hizmet etmeye devam! Sayın Genel Başkan Yardımcım, Eskişehir teşkilatı olarak bizler; bir ve beraberiz. Sizin tecrübelerinizden aldığımız ilhamla, bu "mış gibi" yapanlara karşı gerçek belediyeciliği, AK Parti’nin hizmet vizyonunu anlatmaya devam edeceğiz. Bu akşam burada ortaya koyduğumuz ortak irade, Eskişehir’in geleceği için en büyük teminatımızdır. Konuşmama son verirken, bir heyecanımızı da paylaşmak istiyorum. Bugün günlerden 26 Şubat... Milletimizin umudu, mazlumların gür sesi, bu kutlu davanın mimarı, Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum günü. Rabbim, ömrünü bereketli, yolunu her daim açık eylesin. Bizler, onun çizdiği bu yolda, Eskişehir’den en güçlü desteği vermeye, gece gündüz çalışmaya söz veriyoruz! Katılımlarınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, Danışma Meclisimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun."

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek Haber

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ilk etabında 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verileceğini belirterek, projeden yararlanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğinin devlet tarafından karşılanacağını, finansman için üreticilerin Ziraat Bankası aracılığıyla faizsiz kredi kullanabileceğini ifade etti. Kredilerde 2 yıla kadar geri ödemesiz dönem ve 7 yıla kadar vade imkânı sunulacağı, küçükbaş hayvanların bir yıllık sigorta bedelinin de devlet tarafından karşılanacağı duyuruldu. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Gürer, hayvancılık sektöründe yapısal sorunların giderek derinleştiğini belirtti. Et fiyatlarındaki artışın temelinde yüksek ahır giderleri, artan yem maliyetleri ve ithalata dayalı politikaların bulunduğunu ifade eden Gürer, “Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi. Her türlü destek ve projenin önemli olduğunu vurgulayan Gürer, ancak açıklanan programın sektördeki sorunlara ne ölçüde kalıcı çözüm getireceğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti. 2018 yılında da benzer bir projenin açıklandığını hatırlatan Gürer, o dönemde 500 bin anaç koyun hedefi ortaya konulduğunu, bugün ise üç yılda yalnızca 150 bin koyun dağıtımının öngörüldüğünü belirtti. Gürer, “Hedeflerde yaklaşık yüzde 90’a varan bir daralma söz konusu. Bu tablo, hayvancılıkta yaşanan gerilemeyi açıkça gösteriyor” ifadelerini kullandı. “500 BİN HEDEFTEN 150 BİN KOYUNA GERİLEDİK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018 yılında kamuoyuna “300 Koyun Projesi” olarak yansıyan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ni hatırlatarak, “O gün bu proje ‘ithalatı bitirecek’ denilerek açıklandı. 8 yılda 5 milyon damızlık üretileceği, kırmızı et ihtiyacının yüzde 25’inin küçükbaştan karşılanacağı söylendi. 2023’te ithalatın tamamen biteceği ifade edildi. Sonuç alınamadı” diye konuştu. Dönemin Tarım Bakanı tarafından açıklanan projede üreticiye asgari ücret tutarında maaş, sigorta ve veterinerlik hizmeti gibi güvenceler vaat edildiğini anımsatan Gürer, “Gelinen noktada yeni dönemde hedeflerin ciddi biçimde küçüldüğü de görülüyor” dedi. Gürer, “2018’de 500 bin anaç koyun dağıtımı hedefleniyordu. Şimdi 2026–2028 döneminde üç yılda toplam 150 bin koyun dağıtılması öngörülüyor. Bu yaklaşık yüzde 90’lık bir daralma demektir” ifadelerini kullandı. “1 MİLYON 37 BİN İŞLETMEYE KARŞILIK 1.500 DESTEK” Türkiye’de 1 milyon 37 bin küçükbaş işletmesi bulunduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yeni projeden sadece 1.500 işletme yararlanabilecek. Bu her 691 işletmeden sadece birinin destekleneceği anlamına geliyor. Son üç yılda 112 bin işletme kapanmışken, 1.500 işletmeye destek vermek sektördeki kan kaybına pansuman bile olamaz” diye konuştu. “BAŞVURULARIN YÜZDE 90’I ELENDİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018’de projeye 121 bin 28 kişinin başvurduğunu, ancak Bakanlık ve TİGEM ön değerlendirmesini geçenlerin sadece 11 bin 169 kişi olduğunu hatırlattı. “Başvuruların yalnızca yüzde 9’u sisteme dahil edilebildi” diyen Gürer, dönemin Bakanı tarafından verdiği soru önergesine iletilen yanıta göre elenmenin temel nedeninin Ziraat Bankası’nın kredibilite değerlendirmesi olduğunu söyledi. Gürer, “Sistem kredi notuna bağlandı. Hayvan yetiştirme tecrübesi olan, meraya dayalı üretim yapabilecek gerçek üreticiler kredi notu yetersizliği nedeniyle sistem dışına itildi. 500 bin baş hedeflenirken Ekim 2018 itibarıyla dağıtılan hayvan sayısı sadece 1.243 başta kaldı” dedi. “KÜÇÜKBAŞ VARLIĞI AZALDI, ÜRETİM GERİLEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2023’ün “ithalatı bitirme yılı” olarak ilan edildiğini, verilerin bunun gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade ederek, “2022’de 56 milyon 265 bin 750 olan küçükbaş hayvan sayısı 2023’te 52 milyon 363 bin 410’a geriledi. Yaklaşık yüzde 7’lik bir düşüş var” dedi. Koyun eti üretiminin 2023’te 569 bin tondan 2024’te 509 bin tona düştüğünü, keçi eti üretiminin ise 128 bin tondan 99 bin tona gerilediğini belirten Gürer, “Üretim düşüyor, hedefler küçülüyor” diye konuştu. 2024’te 3 milyon 84 bin olan küçükbaş kurban kesiminin 2025’te 2,5 milyona düştüğünü ifade eden Gürer, “Bu yaklaşık yüzde 19’luk bir azalma demektir. Bu sadece üretimdeki daralmayı değil, yurttaşın alım gücündeki erimeyi de gösteriyor” dedi. “İTHALAT BİTMEDİ, 28,7 MİLYON DOLAR HARCANDI” Gürer, 2021–2025 döneminde küçükbaş ithalatı için 28,7 milyon dolar harcandığını ve toplam 174 bin 637 baş hayvanın yurtdışından getirildiğini belirterek, “İthalatın bitmesi gereken yılda dahi dış alım sürmüştür” ifadelerini kullandı. “HİBE DEĞİL, BORÇLANDIRMA MODELİ” Projede hayvanların hibe edilmediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici ya öz kaynağıyla ya da Ziraat Bankası kredisiyle hayvan alıyor. Sıfır faizli kredi cazip gibi görünebilir ama gelir istikrarı olmayan üretici için geri ödeme riski yüksektir” dedi. Hayvan başına aylık 150 TL bakım desteği öngörüldüğünü belirten Gürer, “Yem fiyatları dövize bağlı. Enflasyonist baskı sürerse bu 150 TL’nin alım gücü hızla erir. Günlük yem maliyeti dikkate alındığında bu destek sadece birkaç günlük ihtiyacı karşılıyor. Bu yapısal değil, sembolik bir destektir” diye konuştu. “YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN BAŞARI GELMEZ” Yüksek yem maliyetleri, çoban bulma sorunu, sosyal güvence eksikliği ve mera alanlarının daralması gibi sorunlara dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısını artırmadan önce bu yapısal sorunları çözmeliyiz” dedi. Pazarlama sorununa da değinen Gürer, “Bugün çok sayıda küçükbaş kesim için bekliyor ama üretici satışta zorlanıyor. Et ve Süt Kurumu piyasa fiyatlarının altında alım yaptığında üretici zarar ediyor. Güçlü bir alım garantisi ve fiyat istikrar mekanizması olmadan bu model sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı. TÜİK VERİLERİ SORUNLU CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜİK’in 2025 yılı verilerinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Gürer, büyükbaş hayvan varlığının 2024 yılı için (Cumhurbaşkanlığı program hedefler kitabına göre) 16 milyon 824 bin baş olduğunu, 2025 yılında ise 739 bin baş ithal hayvan geldiğini belirtti. Büyükbaş hayvan varlığının, ithalat ve 2024 yılı toplamıyla birlikte 17 milyon 563 bin baş ettiğini ifade etti. TÜİK’in ise 2025 yılında yüzde 4 artışla büyükbaş hayvan varlığını 17 milyon 709 bin baş olarak açıkladığını kaydetti. 2025 yılının hayvancılıkta en sorunlu yıllardan biri olduğunu vurgulayan Gürer, 81 ilde hayvan pazarlarının şap hastalığı nedeniyle kapatıldığını belirtti. Şap hastalığının et ve süt üretiminin yanı sıra buzağı ölümlerine de neden olduğunu ifade etti. Bakanın, 830 bin büyükbaş ve 2,5 milyon küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 330 bin hayvanın kesildiğini açıkladığını aktaran Gürer, şap nedeniyle telef olan, kurban kesilen ve şartlı kesime rağmen “mucizevi bir artış” yaşandığını söyledi. ABD Tarım Bakanlığının 2026 yılı Türkiye büyükbaş hayvan varlığı açıklamasının 14 milyon 300 bin baş olduğunu, Damızlık Birliğine göre ise büyükbaş hayvan varlığının 13 milyon 874 bin baş olarak ifade edildiğini belirtti. Ayrıca Avrupa ülkelerinin hayvan varlığıyla karşılaştırma yapılmasının da yanlış olduğunu dile getiren Gürer, “Avrupa’da tüketilen farklı bir hayvan var. O nedenle elma ile armut toplamak gibi bir karşılaştırma yapılıyor. Ayrıca nüfus ve kişi başı et tüketimi üzerinden bakarsanız veriler farklılaşır.” diye konuştu. ÜRETİM DÜŞÜYOR, GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR; TARIMDA SORUN YOK DEMEK GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı’nın tarımda işlerin iyi gittiğine yönelik açıklamalarına tepki göstererek, sahadaki verilerin ve üretici gerçeklerinin bunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi. Gürer, muhalefetin eleştirilerinin dikkate alınmak yerine olumsuz ifadelerle karşılık bulduğunu belirterek, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca ermesini istiyoruz. Aynı zamanda raftaki ürünün fiyatının da girdi maliyetleri düşürülerek uygun seviyelere inmesini savunuyoruz” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapmak anlamına geldiğini ifade eden Gürer, 2025 yılının Türk tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu kaydetti. 2002 yılının dahi gerisine düşen üretim kalemleri bulunduğunu vurgulayan Gürer, özellikle fasulye, mercimek ve nohut üretiminde ciddi gerileme yaşandığını belirtti. Resmî veriler üzerinden değerlendirme yapan Gürer, 2024 yılında 28 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025’te 19,6 milyon tona gerilediğini; tahıl ve diğer bitkisel üretimin 75,5 milyon tondan 68,1 milyon tona düştüğünü; sebze üretiminin ise 30,6 milyon tondan 30,3 milyon tona gerilediğini söyledi. Özellikle bakliyat ve hububatta ciddi kayıplar yaşandığını dile getiren Gürer, “2002 yılına göre nüfusumuz 30 milyonun üzerinde artmışken üretimin gerilemesi raftaki fiyatlara da yansımıştır. Bu tablo ortadayken ‘tarımda üretim sorunu yok’ demek mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı’nın değerlendirmelerini bir önceki yılın verileriyle yaptığını ya da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerindeki son değişimleri dikkate almadığını savunan Gürer, Aralık 2024 ile Aralık 2025 bitkisel üretim verileri arasındaki farkın açıkça görülmesi gerektiğini söyledi. Sahada üreticinin ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten Gürer, hayvan varlığındaki azalmaya ve düşük alım fiyatlarının çiftçi gelirlerini daraltmasına dikkat çekti. Köy ziyaretlerinde üreticilerin büyük kayıplar yaşadığını aktardığını ifade eden Gürer, “100 hayvanım vardı, 30’unu şap hastalığında kaybettim diyen üretici var. 2025 yılında şap hastalığında kaç hayvan kaybedildi? Bu konuda kamuoyuna net bir açıklama yapılmadı” dedi. Öte yandan enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığa atıf yapıldığını hatırlatan Gürer, “Madem zirai don ve kuraklık enflasyonu etkiledi deniliyor, o zaman bu afetlerden zarar gören çiftçiye hangi destek verildi? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olmayan üreticilere bir destek sağlandı mı? Kuraklıktan etkilenen çiftçiye özel bir destek verildi mi? Hayır” diye konuştu. Artan girdi maliyetlerinin üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurgulayan Gürer, yılbaşından bu yana akaryakıta gelen yüzde 10’u aşan zamların çiftçiyi daha tarlaya çıkmadan zarara uğrattığını söyledi. “100 dönümlük araziyi ekmeye çıkan çiftçinin mazotu daha yola çıktığı anda buharlaşıyor. Gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatları artıyor; alım fiyatları ise düşük tutuluyor. Bu şartlarda çiftçiye ‘üretmeye devam et’ demek gerçekçi değildir” dedi. 2016–2018 yıllarında açıklanan koyun projesinin büyük ölçüde daraltılarak yeniden müjde gibi sunulmasını da eleştiren Gürer, mevcut politikalarla Türkiye tarımının sorunlardan arınmasının mümkün olmadığını ifade etti. Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, gübre ve yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanması, mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, genç ve kadın çiftçilerin SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca çiftçilerin tüm borçlarının faizsiz olarak en az üç yıl ertelenmesini, icraların durdurulmasını isteyen Gürer, “Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır” çağrısında bulundu.

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir Haber

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Mazota Her Zam Cepteki Parayı Eritiyor Haber

Mazota Her Zam Cepteki Parayı Eritiyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1 Ocak’tan bu yana motorine yapılan %10,8 oranındaki zammın yalnızca tarım kesimini ve nakliyecileri değil, doğrudan tüketiciyi de olumsuz etkileyeceğini belirtti. Gürer, akaryakıt artışlarının iğneden ipliğe tüm ürün ve hizmetlere zam olarak yansıyacağını ve bedelini yine vatandaşın ödeyeceğini ifade etti. Gürer, emekli, asgari ücretli, çiftçi, esnaf, sabit gelirli, işçi ve memur olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin akaryakıt zamlarından olumsuz etkileneceğini vurgulayarak, “Enflasyon oranının altında yapılan ücret artışları, daha yılın ikinci ayında gelen zamlarla vatandaşın cebinden geri alınmıştır” dedi. Tarım ve nakliyenin akaryakıttan etkilenmesinin başta gıda olmak üzere her kesime olumsuz yansıyacağını söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bir TIR deposunda 3.540 TL, bir traktör deposunda 708 TL ek maliyet oluştuğuna dikkat çekti. Gürer, “100 dönüm tarlasını süren çiftçinin 32 litrelik mazotu daha yola çıkmadan buhar oldu. Bu, AKP iktidarının eseridir!” dedi. Tarım, lojistik ve ulaşım sektörlerindeki fahiş maliyet artışlarını kalem kalem anlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, akaryakıt fiyatlarının ulaştığı "60 lira" eşiğinin Türkiye ekonomisinde yeni sorunlara yol açtığını örneklerle açıkladı. Gürer, sadece 55 günde yaşanan bu artışın, tarladaki çiftçiden otobüs bekleyen emekliye kadar herkesi nasıl etkilediğini örneklerle ortaya koydu. ÇİFTÇİNİN 100 DÖNÜMDEKİ "ZAM KAYBI" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin en temel üretim aşaması olan tarla sürümündeki maliyet artışına dikkat çekti. Gürer, “Bir çiftçimiz 100 dönüm tarlasını sürmek için ortalama 300 litre mazot yakıyor. 1 Ocak’ta bu mazota 16.275 TL ödeyen çiftçi, bugün 18.045 TL ödemek zorunda kalıyor. Daha tohumu toprakla buluşturmadan, sadece 100 dönümde 1.770 TL fazladan ödeme yapıldı. Oysa bu 1.770 TL ile Ocak ayında 32 litre daha mazot alınabiliyordu. Şimdi o 32 litre adeta buhar oldu, uçtu” dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin başladığı dönemde mazotun litre fiyatının 5,32 TL olduğunu hatırlatan Gürer, bugün litre fiyatının 61 liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçinin alın teri mazot hortumuyla çekiliyor. Bölgelere göre fiyatlar değişse de artış hep olumsuz yönde. İktidar seçimden seçime bulunan petrol keşifleriyle övünürken, her keşfin ardından akaryakıta zam gelmesi de ayrıca düşündürücüdür” ifadelerini kullandı. ZAM İLE TIRCI DEPODA 3 BİN 500 TL KAYBETTİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TIR ve nakliyecilik sektöründe yaşanan maliyet artışlarına dikkat çekti. Gürer, işsizlik ve artan işletme giderleriyle ayakta kalmaya çalışan nakliyecilerin, yılbaşından bu yana mazota yapılan peş peşe zamlarla daha da zor durumda kaldığını belirtti. Gürer, “TIR, otomobil, traktör ve kamyonların depo maliyetleri ciddi şekilde arttı. 600 litrelik bir TIR deposu Ocak ayında 32.550 TL’ye dolarken, bugün 36.090 TL’ye doluyor. Tek depoda oluşan 3.540 TL’lik fark; taşınan her bir koli sütün, her bir çuval unun fiyatına zam olarak yansıyor. Nakliyeci kontağı çevirse zarar ediyor, çevirmese aç kalıyor” dedi. Gürer ayrıca, “İstanbul’dan Ankara’ya 441 kilometrelik yolda bir TIR, yalnızca yakıt için iki ay öncesine göre yaklaşık 1.000 TL daha fazla harcıyor. Bu gider artışı, tüketicinin markette ödediği gıda başta olmak üzere tüm ürün fiyatlarına yansıyacaktır” ifadelerini kullandı. EMEKLİ ASGARİ ÜCRETLİ ŞEHİR DEĞİŞTİREMEZ OLDU CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "480 litrelik bir otobüs deposu bugün 28.872 TL'ye doluyor. Ocak ayına göre fark tam 2.832 TL! Emekli, öğrenci, asgari ücretli Ankara'dan İstanbul'a gitmesi dahi gelire göre lüks oldu,” ifadelerini kullandı. MAZOT DEPREMİ Gürer, yaşanan artışın büyüklüğünü örneklerle kıyasladı: "Ocak ayında bir otomobil deposunu (55L) doldurduğunuz parayla, bugün deponun ancak 50 litresini doldurabiliyorsunuz. 5 litre mazotunuz daha yola çıkmadan zamlar ile uçtu. 120 litrelik traktör deposu 1 Ocak'ta 6.510 TL'ydi, şimdi 7.218 TL. İki ayda oluşan 708 TL'lik fark ile ocak ayında çiftçi sürekli fiyatı artan gübreden bir çuval alabiliyordu. Şimdi o gübre buhar oldu!" dedi. ZAM ZİNCİRİ HALKI BOĞUYOR! CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın enflasyon politikalarını eleştirerek şunları söyledi: “AKP iktidarı ‘enflasyonla mücadele ediyoruz’ diyor ancak enflasyonun ana damarı olan akaryakıta yılbaşından bu yana zam yapıyor ve mazotun litre fiyatını 61 liranın üzerine çıkarıyor. Mazota zam geldiğinde çiftçi çöker, nakliyeci ve tırcı zor durumda kalır. Yediğimiz, içtiğimiz tüm gıda ürünlerinin fiyatı artar. Sanayicinin gideri yükselir, ulaşıma zam gelir. Otobüs bilet fiyatlarının artması, öğrencinin bayramda ailesinin yanına gitmesini bile zorlaştırır. Markette et fiyatı sıçrar, ekmek fiyatı yükselir. Bu bir zincirdir ve o zincir bugün halkın boğazına dolanmıştır.”

İklim Sözcülerine Katılım Belgeleri Verildi Haber

İklim Sözcülerine Katılım Belgeleri Verildi

Tepebaşı Belediyesi’nin iklim değişikliği ile mücadele kapsamında 2022 yılında hayata geçirdiği “Tepebaşı İklim Sözcüleri” programı, başarılı çalışmalara devam ederken 2025 yılı akademi eğitimlerini tamamlayan 27 gönüllüye katılım belgeleri verdi. İnsan ve çevre odaklı hizmet anlayışı sayesinde Çevrenin Oscar’ı olarak da bilinen Uluslararası Energy Globe Ödülü’nü Türkiye’ye ilk defa getiren Tepebaşı Belediyesi, sürdürülebilir ve iklim dostu bir Tepebaşı inşa etmek için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. İklim için bilinçli bir Tepebaşı ve daha güçlü bir ses haline gelmek için başlatılan Tepebaşı İklim Sözcüleri Programı’yla iklim değişikliği konusunda kamuoyunda bilgi ve kapasitenin artırılması, savunuculuk çalışmaları yapılması amaçlanıyor. Programa katılan gönüllüler, aldıkları eğitimler ve katıldıkları atölye çalışmalarının ardından Tepebaşı İklim Sözcüsü olarak gerek kırsalda gerekse kent merkezinde birçok etkinliğe katıldı. İklim Değişikliği ve Afet Yönetimi, İklim Okuryazarlığı ve Sürdürülebilir Gelecek, Ekolojik Okuryazarlık, Atıksız Yaşamdan Sürdürülebilir Modaya, İklim ve İnsan Hakları, Değişen İklim, Dönüşen Tarım ve Gıda Sistemleri, Kentsel ve Kurumsal Sürdürülebilirlik başlıklarında düzenlenen 7 ana başlıkta 13 eğitim ve 5 atölye çalışması gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen 2025 yılı akademi eğitimlerini tamamlayan 27 gönüllüye Encümen Salonu’nda düzenlenen etkinlikte katılım belgeleri takdim edildi.

Tohum Takas Günleri Devam Ediyor Haber

Tohum Takas Günleri Devam Ediyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından, “Bereketin paylaştıkça çoğalsın Eskişehir” sloganıyla her yıl geleneksel olarak düzenlenen Yerel Tohum Takas Günleri, Seyitgazi, Sivrihisar ve İnönü ilçelerinde gerçekleştirilen dağıtımlarla devam etti. Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Seyitgazi, Sivrihisar ve İnönü’de yerel tohumlar üreticiler ve vatandaşlarla buluşturuldu. Etkinliklerde, yerel tohumların korunması, çoğaltılması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemi vurgulandı. Yerel Tohum Takas Günleri ile ilgili konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Yerel tohumlar, bu toprakların kimliğidir. Binlerce yıllık tarım kültürümüzün, doğayla uyumlu üretimin ve gıda egemenliğimizin en güçlü simgesidir. Paylaştıkça çoğalan bereket anlayışıyla düzenlediğimiz Yerel Tohum Takas Günleri, üreticimizin emeğini korurken çocuklarımıza sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelecek bırakma sorumluluğumuzun da bir ifadesidir.” dedi. Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, “Yerel üretimi, tarımsal dayanışmayı ve doğayla uyumlu üretimi destekleyen bu değerli organizasyon için Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce’ye, emeği geçen tüm ekiplerimize ve katkı sunan hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci de Büyükşehir Belediyesi ile kırsal kalkınmaya yönelik projelere devam edeceklerini belirterek, “Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce olmak üzere tüm emek verenlere teşekkür ederiz.” ifadelerini kullandı. İnönü’de gerçekleştirilen dağıtımda konuşan CHP İlçe Başkanı Halil Dündar ise uzun yıllardır devam eden tohum takas günlerinin ilçe halkı tarafından beğeniyle karşılandığını vurgulayarak, Başkan Ünlüce ve ekibine teşekkür etti. Etkinliğe katılan üreticiler ve vatandaşlar, yerel tohumların yeniden paylaşılmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, desteklerinden dolayı Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkür etti. Etkinlik takvimi kapsamında; 23 Şubat Günyüzü, 26 Şubat Mahmudiye, 27 Şubat Beylikova, 28 Şubat Alpu, 5 Mart Han, 6 Mart Çifteler ve 7 Mart Mihalıççık ilçelerinde yerel tohumlar vatandaşlarla buluşturulacak. İlçe etkinlikleri10.00–12.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Kent merkezindeki Tohum Takas Günleri ise 24 Şubat, 3 Mart, 10 Mart ve 14 Mart tarihlerinde 10.00–16.00 saatleri arasında, Üretici Market Eskibağlar ve Üretici Market Adliye noktalarında düzenlenecek.

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız! Haber

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında tarım ve hayvancılıkta ülkenin durumu gündeme getirildi. Basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle gençlerimizin gerçekten sıkıntıda olduğunu, iş bulmada zorluk çektiğini; taşrada yaşayan insanların ilçelerde tarım ve hayvancılıktan elde edemedikleri gelirleri kazanamadıkları için şehir merkezine gelmek istediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu durum orada nüfus azalışına neden oluyor. Şehre geldikleri zaman da iş bulabilme imkanları çok zordur. Kaldı ki iş bulabilenler asgari ücretle ancak çalışabiliyorlar. Oysa asgari ücret insan haysiyet ve onuruna yakışmıyor. Bu asgari ücretle geçinebilmek hiç mümkün değil. Ülkenin kaynakları maalesef israf, faiz ve yolsuzluğa aktarılıyor. Bu sebeple hem asgari ücretle çalışan kardeşlerimize hem de emeklilere arzu ettikleri rakamlar verilemiyor. Tabii Saadet Partisi bu konuda Türkiye genelinde bir çalışma yaptı. Özellikle Türkiye'de tarımın geleceği ve gençlerin tarıma kazandırılmasıyla ilgili bir çalışması var. Bugün bu konuda açıklama yapmak istiyorum. Tarım bir milletin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Soframıza gelen ekmekten ülkemizin gıda güvenliğine kadar her alan doğrudan tarıma bağlıdır. Ancak bugün Türkiye'de tarımda çalışan sayısı hızla azalıyor, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşıyor. Saadet Partisi olarak bizler tarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Üreten bir Türkiye olmadan güçlü ve bağımsız bir Türkiye asla mümkün değildir. Bugün çiftçimiz artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve güvencesiz çalışma koşulları altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, yem ve tohum fiyatları yükselirken çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor. Eğer bu gidişat durdurulamazsa tarım yapacak insan bulmak zorlaşacak, verimli topraklar boş kalacak ve Türkiye gıdada dışa bağımlı hale gelecektir. Zaten daha önce de ifade etmiştik; Dünya Tarım Örgütü'nün bir raporu var. Özellikle 2025 yılından bahsetmişti, şu an 2026 yılındayız. 2025 ve devamında tarımın stratejik bir ürün olduğunu, tarıma yönelik çalışmaların önemli olduğunu ifade etmişlerdi. O dönemde topu, tankı, tüfeği olan ülkelerin ayakta kalamayacağı; ancak tarım ve hayvancılığa yatırım yapan ülkelerin ayakta kalabileceği ifade edilmişti. Bu çerçevede Amerika yılda tarıma 100 milyar dolar destek veriyor. Bu rakam Avrupa'da 60 milyar dolar, ülkemizde ise sadece 3 milyar dolar civarındadır. Dolayısıyla bu da tarımın bilinçli bir şekilde ülkede yapılamaz hale geldiğini gösteriyor. Biz Saadet Partisi olarak Türkiye'nin bu konuda zaten dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz; bütün veriler o yöndedir. Ancak çözüm olarak önerileri ortaya koymak lazım. Biz sadece sorunu ifade etmiyoruz, sorunla birlikte neler yapılabileceğini de bu topluma anlatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çözüm önerilerimiz şunlardır: Üreten çiftçi kazanmalıdır. Tarım destekleri göstermelik değil, üreticinin gerçek gelirini artıracak şekilde düzenlenmelidir. Çiftçi zarar eden değil, kazanan olmalıdır. Bu hükümet 2006 yılında bir yasa çıkartmıştı. Tarıma destekle ilgili gayrisafi milli hasılanın %1'inden az olamaz denmişti. 2026 bütçesindeki gayrisafi milli hasıla ile kıyasladığınızda bu rakamın 772 milyar olması gerekirken, maalesef 2026 bütçesinde tarıma bu anlamda ayrılan para 168 milyar liradır. Bununla tarım yapabilmenin çok mümkün olmadığını görebiliyoruz. Mutlaka genç çiftçiye güvence sağlanmalıdır. Tarımda sigortalı ve güvenceli çalışma yaygınlaştırılmalı, genç üreticilerin sosyal güvenlik primleri mutlaka desteklenmelidir. Tarım modern ve stratejik bir meslek olarak konumlandırılmalıdır. Tarım; teknoloji, bilgi ve planlama ile yapılan yüksek katma değerli bir üretim alanıdır. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Özellikle bunu ifade ediyoruz; daha önce de belirttiğim gibi Tarım Bakanlığı'nda hem merkez hem taşra teşkilatlarında çalışan 240.000 tane personel var. Bu çok büyük bir rakamdır. Türkiye'de bir tarım planlaması yapılamadığı için maalesef bu kadrodan da arzu edilen şekilde istifade edilemiyor. Gençlerin de bu konuda mutlaka tarımla ilgili gelirleri hem güvenceli hem de geleceğe yönelik bir planlama yapıldığı zaman, gençler bu tarımı yapmaya meyil edebilir ve bunu bir kazanç kaynağı olarak görebilir. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Kırsal kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Köylerde yaşam şartları iyileştirilmeli; tarıma dayalı sanayi, işletme ve kooperatifçilik desteklenerek kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Adil ve milli bir tarım politikası mutlaka inşa edilmelidir. Üretimi önceleyen, ithalata bağımlılığı azaltan, çiftçiyi koruyan ve milletin gıda güvenliğini esas alan bir tarım düzeni mutlaka kurulmalıdır. Bu topraklar bereketlidir. Bu millet üretkendir. Doğru politikalarla Türkiye kendi kendine yeten, hatta fazlasını üreten bir ülke olabilir. Tarımı ayağa kaldırmak, gençleri üretime kazandırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak milli bir sorumluluktur. Adil, üretken ve güçlü bir Türkiye için tarımı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Saadet Partisi'nin öncelikleri arasında bu da vardır diyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.