SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım

Porsuk Haber Ajansı - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarım 19 Yıldır En Yoksul Sektör! Haber

Tarım 19 Yıldır En Yoksul Sektör!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hanehalkı fertlerinin ekonomik faaliyet kollarına göre yıllık ortalama esas iş gelirlerini gösteren 2006-2025 verilerini değerlendirdi. Gürer, "İktidarın 'üretme, tüket' politikasının bu süreçte yol olduğunu söyledi. Çiftçi, betonlaşma ve hizmet sektörüne karşısında geriye düştü, " dedi. Gürer, “TÜİK’in verileri, çiftçinin ülkenin yoksulları arasında yer aldığını gösteriyor” diye konuştu. "ÇİFTÇİ, BU ÜLKENİN 'YOKSULU' CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 12006’dan bugüne, hatta 2025 projeksiyonuna kadar değişmeyen tek bir gerçek var: Tarım sektörü hep sonuncu, çiftçi hep mağdur. güneşin altında, çamurun içinde bu ülkeyi doyurmak için çalışan çiftçimiz, gelir sıralamasının en dibine demir atmış. bu bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır. İktidar, köylüye 'Sen bu ülkenin en fakiri kalmaya mahkumsun' demiştir," diye konuştu. "20 YIL ÖNCE KAFA KAFAYAYDI” İnşaat sektörü ile Tarım sektörü arasındaki makasın açılmasına "Beton, toprağı yuttu" diyerek tepki gösteren CHP'li Ömer Fethi Gürer,”2006 yılına dönüp bakalım. Bir tarım çalışanının yıllık geliri 5 bin 719 TL iken, inşaat sektöründeki gelir 6 bin 327 TL idi. Yani neredeyse kafa kafaya, eşit bir gelir dağılımı vardı. Peki, bugün ne görüyoruz? 2025 yılı tahminlerine göre inşaat sektörü geliri 402 bin TL’ye dayanırken, tarım 237 bin TL’de kalıyor. İnşaat, tarımı ikiye katlamış! iktidar çiftçiye 'Tarlanı sat, git şehirde inşaatta çalış' diyor.” "ORTALAMANIN YARISI” Türkiye ortalaması ile tarım geliri arasındaki farka da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2025 yılında Türkiye genelinde ortalama iş geliri 403 bin TL olarak öngörülüyor. Peki, çiftçinin cebine girecek olan ne? Sadece 237 bin TL. Ülke ortalamasının neredeyse yarısı! Hizmetler sektörü 426 bin lira kazanırken, üreten, gıdayı sofraya koyan kesim bunun yarısına talim ediyor. Hizmet edenin, üretenden iki kat değerli görüldüğü bir ekonomide gıda enflasyonu düşmez" dedi. BAYRAMI YOK, TATİLİ YOK CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım diğer tüm sektörlere kıyasla en meşakkatli, en fedakârlık gerektiren alandır. Çiftçinin bayramı yoktur, gecesi yoktur, gündüzü yoktur, tatili yoktur. Çiftçi; yağmurda, ayazda, sıcakta toprağın başındadır. Doğa şartlarına, kuraklığa, dona, afete karşı üretim yapmaya çalışır. Buna rağmen emeğinin karşılığını alamayan bir sektördür. Üstelik tarım yalnızca bir ekonomik faaliyet değil; ülkeyi doyuran, giydiren, besleyen stratejik bir alandır. Gıda güvenliği, toplumsal huzur ve ulusal bağımsızlık doğrudan tarıma bağlıdır. Böylesine hayati ve stratejik öneme sahip bir sektörün, en düşük gelirle ayakta kalmaya zorlanması kabul edilemez; bu tablo, tarıma verilen değerin değil, tarımın sistemli biçimde geriye gidişinin açık göstergesidir,” şeklinde konuştu.

Arıcılara Destek, Üretime Bereket Haber

Arıcılara Destek, Üretime Bereket

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve arıcılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla üreticilerin yanında olmaya devam ediyor. Kent merkezinde arıcılara yönelik başlatılan fondan arı yemi desteği, Seyitgazi ilçesinde gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen destek programı ile özellikle kış aylarında doğadan yeterli nektar ve polen toplayamayan arı kolonilerinin korunması hedefleniyor. Arı sağlığının güçlendirilmesini amaçlayan bu destek sayesinde, olası koloni kayıplarının önüne geçilmesi ve arıcılığın uzun vadede sürdürülebilir hale gelmesi amaçlanıyor. Seyitgazi Belediyesi önünde düzenlenen dağıtım törenine Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Hale Senem Acar, belediye personeli ve çok sayıda arıcı katılım sağladı. Program kapsamında Seyitgazi ilçesinde faaliyet gösteren 28 üreticiye toplam 300 kilogram fondan arı yemi desteği verildi. Törende konuşan Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkür ederek, “Büyükşehir Belediyemizin üreticiyi önceleyen bu tür destekleri, ilçemizde arıcılıkla uğraşan vatandaşlarımız için büyük önem taşıyor. Zor kış şartlarında verilen bu katkı, hem arı sağlığını koruyor hem de üreticimizin emeğine sahip çıkıyor. Desteklerinden dolayı Sayın Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Destekten faydalanan arıcılar da memnuniyetlerini dile getirerek, özellikle kış aylarında verilen fondan arı yeminin koloniler için adeta “can suyu” olduğunu, bu sayede üretime daha güvenle devam edebileceklerini belirtti. Konuşmaların ardından fondan arı yemleri üreticilere teslim edilirken, Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, benzer desteklerin önümüzdeki günlerde diğer kırsal ilçelerde de devam edeceğini bildirdi.

Gürer: "Makarna Artık Lüks Gıda!" Haber

Gürer: "Makarna Artık Lüks Gıda!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ocak 2025’te fiyatlarını not aldığı zincir markette satılan aynı ürünün, bir yıl içinde fiyatının katlandığını söyledi. Gürer, Cumhurbaşkanı’nın altın hesabını tercih etmediğini belirterek, “Biz makarna üzerinden baktık. Asgari ücretlinin kaybını incelediğimizde, bir yılda asgari ücretle alınabilen 500 gramlık makarnadaki fiyat artışı nedeniyle sofrasından 474 paket makarna uçmuş durumda,” dedi. Buğday için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2025 yılı hasat döneminde alım fiyatını kilogram başına 13 lira olarak açıkladığını anımsatan Ömer Fethi Gürer, buna karşın tüccarın buğday için 11 lira fiyat uyguladığını belirtti. Gürer, makarnadaki fiyat artışının çiftçinin buğday satış fiyatını sollayıp geçtiğini söyledi. Üretenin de tüketenin de mağdur edildiği bu düzende, emekli ve asgari ücretlinin cebine giren paranın alım gücünün hızla eridiğini ifade eden Gürer, makarna fiyatlarındaki artışın asgari ücretli ve emekli gelir düzeyi açısından bu ürünü adeta lüks tüketime dönüştürdüğünü vurguladı. YÜZDE 68 İLE YÜZDE 93’E VARAN ARTIŞ YAŞANDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılına girilirken makarna fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekti. Ocak 2025 ile Ocak 2026 dönemindeki fiyat değişkenliğini değerlendiren Gürer, aynı markette satılan, aynı kalite ve markadaki makarnaların etiket fiyatlarının bir yıl içinde önemli ölçüde farklılaştığını belirtti. Gürer’in paylaştığı verilere göre, makarnadaki artış oranları bir yıl içinde genel enflasyon verilerinin üzerinde seyretti. Ürün Kategorisi Ocak 2025 Fiyatı Ocak 2026 Fiyatı Artış Oranı (%) A Kalite Ürün 1 (Üst Segment) 28,75 TL 52,95 TL %84 A Kalite Ürün 2 (Popüler Segment) 16,00 TL 30,95 TL %93 Ekonomik Ürün (En Ucuz Segment) 11,00 TL 18,50 TL %68 BUĞDAYIN ANAVATANINDA MAKARNA FİYATI Ömer Fethi Gürer, iktidarın tarım politikalarını eleştirerek artan makarna fiyatlarına dikkat çekti. Gürer, “Bir yıl önce 16 liraya aldığınız makarnanın bugün 31 liraya dayandığını görüyoruz. En ucuz, ‘garibanın yemeği’ dediğimiz makarna bile bir yılda yüzde 93 zamlanmışsa, burada ciddi bir yönetim zafiyeti vardır. Buğdayın anavatanı olan bu topraklarda çiftçimiz maliyetler altında ezilirken, vatandaşın tenceresinde de zam kaynıyor. Buğdayı çiftçiden tüccar kilosu 11 liradan aldı,” dedi. “MAKARNAYA BİLE HASRET KALINABİLİR” Gürer, asgari ücretlinin alım gücünün bir yıl içinde hızla eridiğini söyledi. Ocak 2025’te sepetine alabildiği makarnayı, Ocak 2026 itibarıyla 28.075 TL olan yeni asgari ücretle alamaz duruma geldiğini belirtti. Gürer, aynı markette, aynı marka ve kalitedeki ürünlerin bir yıllık fiyat değişimine dikkat çekti. RAKAMLAR YALAN SÖYLEMİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in vatandaşın en temel gıdası olan makarnada bir yıl içinde yaşanan değişimi şu şekilde gerçekleşti: Ürün Kategorisi Ocak 2025 Alım Gücü (22.104 TL ile) Ocak 2026 Alım Gücü (28.075 TL ile) Kaybolan Ürün Miktarı (Paket) A Kalite (Üst Segment) 768 Paket 530 Paket 238 Paket KAYIP Popüler Marka (A Kalite) 1.381 Paket 907 Paket 474 Paket KAYIP Ekonomik Ürün 2.009 Paket 1.517 Paket 492 Paket KAYIP CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Geçen yıl asgari ücretli maaşıyla bir markadan 1.381 paket makarna alabiliyorken, bugün maaşı yüzde 27 artmasına rağmen alabildiği ürün sayısı 907’ye düşmüş durumda. Tek kalemde 474 paket makarna alamaz hâle gelmiş,” ifadelerini kullandı. TENCEREYE GİREN ÜRÜN AZALIYOR Ömer Fethi Gürer, market raflarındaki gerçeklerin TÜİK verilerinden çok farklı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Asgari ücreti artırdık diye övünüyorlar. Geçen yıl 11 lira olan en ucuz makarnanın 18,50 liraya, 28 lira olan kaliteli makarnanın ise 53 liraya çıktığını görsünler. Vatandaşın cebine giren para artmış gibi görünüyor ama tencereye giren ürün azalıyor.”

Biz Üretemezsek Türkiye Aç Kalır Haber

Biz Üretemezsek Türkiye Aç Kalır

Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu düzenlediği basın toplantısında tarımda yaşanan gelişmeleri ve çiftçilerin mağduriyetlerini dile getirdi. Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "2025 yılını acısıyla tatlısıyla geride bıraktık. 2025 yılı, tatlısı az, acısı çok bir yıl oldu. Üretici için son 3 yılın hiç para kazanmadan geçtiğini söylesek yeridir. Birkaç ufak tefek sektörün dışındaki ürünlerin hiçbirinden para kazanılmadı. Devletten bazı isteklerimiz var. Bunları dile getirmek için bugün huzurunuzda bir basın açıklaması yapma ihtiyacı duyduk. Geçen sene bildiğiniz gibi Türkiye’nin hemen hemen 65-70 ilini kapsayan büyük bir zirai don olayı yaşandı. Bu olay nedeniyle Eskişehir’de mısırda %20, arpa ve buğdayda ise %20-%25 oranlarında bir verim kaybı oldu. Devletten beklentimiz, meyvede karşılanan bu don zararlarının arpa ve buğdayda da bir şekilde çiftçilere karşılanmasıdır. Yaklaşık 6 aydır Türkiye’de hayvancılığın başına bela olan bir şap hastalığı var. Bu hastalık Türkiye’nin bütün illerinde devam etmektedir. Eskişehir’de karantina süreci hâlâ sürmektedir. Bu durum, Eskişehir ve Türk üreticisini et ve süt bakımından büyük zarara uğrattı. Çiftçi zaten ancak kendisine yetecek kadar yaşayabiliyordu. Elinde bir tek buzağısı kalıyordu, ancak şap hastalığı nedeniyle buzağılar da ölüyor. Bu sebeple, şap hastalığından zarar gören işletmelerin Ziraat Bankası ve Ziraat Katılım’dan kullandıkları kredilerin 1 yıl süreyle faizsiz ertelenerek hayvancının önünün bir nebze açılması gerekmektedir. Bu talebimizi Bakanlığımıza ve Sayın Cumhurbaşkanımıza acilen iletmek istiyoruz. Küçük çiftçinin en büyük destekçisi olan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleridir. Yıl başı itibarıyla Resmi Gazete’de bir yayımlama yapıldı. Buna göre Sosyal Sigortalar Kurumu ve vergi dairesine borcu olan üreticilere, çiftçilere ve hayvancılara Ziraat Bankası tarafından kredi verilmemektedir. Tarım Kredi tarafında ise sübvansiyonlu kredi kullandırılmamaktadır. Zaten zengin çiftçi Tarım Kredi Kooperatifi’ne veya Ziraat Bankası’na gitmiyor; oraya giden zaten mağdur olan çiftçidir. 3 senedir para kazanamayan çiftçi sigortasını ve vergi borcunu ödeyemiyor. Çiftçinin aylık 10.000-11.000 TL SGK prim borcunu ödeyecek düzenli bir geliri bulunmuyor. Bu karardan bir an evvel dönülerek çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden sübvansiyonlu kredileri kullanmasını bekliyoruz. Yeni yılın daha 2. veya 3. gününde çiftçilerden şikayetler gelmeye başladı. Çiftçi gübresini, mazotunu ve ilacını Tarım Kredi Kooperatifi’nden alıyor. Eğer devlet bu kolaylığı sağlamazsa, çiftçi %20-%25 faizli krediler yerine özel bankaların %50-%60 faizli kredilerine mahkum edilecektir. Biz üretemezsek Türkiye aç kalır. 2026 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızdan ve Tarım Bakanımızdan çiftçiyi tatmin edecek taban fiyatlar verilmesini hasbelkader rica ediyoruz. 3 senedir sefalet yaşayan çiftçi artık son haddeye gelmiştir. Önümüzdeki sene de kuraklık, don veya taban fiyat düşüklüğü olursa çiftçi üretemez hale gelir. O zaman ekmek için buğdayı, hayvanlar için arpayı ve yemi yurt dışından getirmek zorunda kalırız. Çiftçi artık son nefesini yaşıyor, lütfen bize bir el uzatılsın ve Türk çiftçisi bu sıkıntıdan kurtarılsın."

Kuraklıktan Zarar Gören Üreticilerimizin Zararları Karşılanmalıdır Haber

Kuraklıktan Zarar Gören Üreticilerimizin Zararları Karşılanmalıdır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçilerin beklentilerini yaptığı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Bayraktar açıklamasına şöyle başladı: “SGK prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu yüzünden çiftçilerimize Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kredi verilmemektedir. 2025 yılı üreticilerimiz için felaket yılı oldu. Çiftçilerimiz başta zirai don kuraklık hastalık ve ekonomik şartlar nedeniyle üretimi sürdürebilmek için krediye acilen ihtiyaç duymaktadır. ‘Borcun varsa kredi vermem’ şartını koymak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir. Biz çiftçilerimiz için borç ertelemesi beklerken böyle bir uygulamanın başlaması üreticilerimizi büyük bir sıkıntıya sokmuştur. Zor bir dönem geçiren üreticimiz hem para kazanamadı hem de prim yüksekliği nedeniyle SGK’ya olan borçlarını ödeyememektedir. Bir kısmı da ziraat odalarından muafiyet belgesi almak sureti ile SGK’dan çıkmaktadır. Aynı sebeple vergi borcunu ödeyemeyen üreticilerimizde bulunmaktadır. Zor günler geçiren üreticilerimizin önünden bu engeller acilen kaldırılmalıdır.” TZOB Başkanı Bayraktar, “Yeni bir yıla başladığımız şu günlerde, tarım sektörü açısından hemen hemen herkesin 2025 yılına dair hatırlayacağı ilk şey kuşkusuz doğal afetlerdir” dedi ve açıklamasını şöyle sürdürdü: “Özellikle zirai don ve kuraklık tarım sektörünü önemli ölçüde etkiledi. Tabii bu etki yalnızca üretim azalmasıyla kalmadı. Çiftçilerimizin gelirleri azaldı, gıda tedarik zinciri ve tüketici fiyatları etkilendi. Yani toplumun tüm kesimi doğal afetlerden zarar gördü. Yıl boyunca yaptığım açıklamalarla doğal afetlerin yıkıcılığına işaret ettim. 65 ilimizi ziyaret ederek; zirai don, kuraklık ve dolu afetlerinin tarımsal üretim üzerinde bıraktığı hasarı bizzat gördüm, afetlerden mustarip çiftçilerimizle bizzat konuştum. Yaşanan zirai donların ardından yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı’yla sigortası olmasa da Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin maliyetleri, hasar alanları ve oranları nispetinde karşılandı. Fakat sehven yapılan yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği sebebiyle bazı çiftçilerimiz bu desteklerden faydalanamadı. Birliğimiz, hak ettiği desteklerden faydalanamayan tek bir çiftçimizin kalmaması için bu sorunu gündeme getirdi. Girişimlerimiz sonucunda bu mağduriyet de giderildi. Karar’a göre son başvuru günü olan 24 Temmuz 2025 tarihinden önce müracaatları ve tespitleri yapıldığı halde bilgileri sisteme sehven girilememiş çiftçilerimiz için 821 milyon lira ek ödeme yapılmış ve böylelikle zirai don desteklerinden faydalanamayan çiftçilerimiz de bu desteklerden faydalandı.” “Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin zararları karşılanmalıdır” “Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda; 2025 yılında yağışların yetersiz olduğunu ve istenilen dönemlerde yağmadığını, bunun da ürünlerin gelişimini olumsuz etkilediğini, tarımsal kuraklığın üretime zarar vereceğini sezon içerisinde defalarca dile getirmiştim. Ne yazık ki endişelerimizde haklı çıktık ve 2025 yılında tarımsal kuraklığın da zirai don kadar tarımsal üretime zarar verdiğini görmüş olduk. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgemizde tarımsal kuraklık görüldü. Bu da üretim istatistiklerine yansıdı. 2025 yılında bir önceki yıla göre yulaf üretimi yüzde 26, arpa üretimi yüzde 25, çavdar üretimi yüzde 20 ve buğday üretimi yüzde 14 oranında azaldı. Kuru baklagil üretimi ise geçen yıla göre yüzde 29 düştü. Bu ürünler, yapılan planlamalarda ülkemizin üretim miktarlarını ve alanlarını artırmayı hedeflediği stratejik ürünlerdir. Dolayısıyla zirai dondan zarar gören çiftçilerimize yapıldığı gibi tarımsal kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizin de zararları karşılanmalıdır.” “Şap hastalığından zarar gören üreticilerimiz desteklenmelidir” “2025 yılında üretimi etkileyen bir başka durum da şap hastalığı oldu. Şap hastalığı sonucunda hayvanların et ve süt veriminde önemli düşüşler meydana geldi, bu da üreticilerimizin gelirlerine yansıdı. 2025 yılında yaşanan afetler ve hastalıklar çiftçilerimizin ekonomik dengesini bozdu. Birçok çiftçi kullanmış olduğu kredileri ödeyemeyecek durumdadır. Bu borçluluk hali yalnızca tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermemiş, sosyolojik ve psikolojik olarak da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiş, getirecektir. 2025 yılının uzun yıllardır görülmemiş bir afet yılı olduğunu ifade etmiştik. Bu sebeple, afetlerden ve hastalıklardan zarar gören çiftçilerimizin durumunu bir nebze rahatlatabilmek adına kullanmış oldukları kredilerin geri ödemesi en az 1 yıl faizsiz olarak ertelenmelidir. Şap hastalığı nedeniyle hayvan kaybı olan üreticilerimizin de düşük faizli kredi temin edilmesi suretiyle desteklenmesi sağlanmalıdır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması adına doğal afetler konusuna daha çok eğilinmeli, afet öncesindeki ve sonrasındaki süreçler doğru politikalarla ve titizlikle yönetilmeli, çiftçilerimiz mağdur edilmemelidir. 2026 yılının afetlerden ve hastalıklardan uzak, bolluk ve bereket içerisinde bir yıl olmasını temenni ediyorum.”

Sarıcakaya'da Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi Artıyor Haber

Sarıcakaya'da Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi Artıyor

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Sarıcakaya’da zeytin yetiştiriciliği ve zeytinyağı üretim kapasitesini yerinde değerlendirmek üzere Mayıslar Mahallesi’nde bulunan Zeytinyağı Fabrikasını ziyaret etti. Ziyarete Sarıcakaya Belediye Başkanı Ahmet Dönmez de eşlik etti.Gerçekleştirilen incelemelerde fabrikanın üretim süreçleri, tesis altyapısı ve bölge zeytinciliğine sağlanan katkılar ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında 2017 yılında kurulan tesis, 1000 metrekarelik alanda faaliyet gösteriyor. Tesis günlük 40 ton soğuk sıkım kapasitesiyle bölge tarımında önemli bir konumda yer alıyor. Yaklaşık 5 kilogram zeytinden 1 kilogram zeytinyağı elde edilmesiyle Sarıcakaya zeytinlerinin katma değere dönüştürülmesi sağlanırken, bu durum ilçenin üretim gücünü önemli ölçüde destekliyor. Program kapsamında, Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle yürütülen projeler de değerlendirildi. TAKE (Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi) Projesi çerçevesinde 2025 yılında Sarıcakaya’da 70 dekarlık alana 2 bin 100 zeytin fidanı dağıtılırken, bunun bölgedeki zeytin üretiminin sürdürülebilirliğine önemli katkı sunduğu ifade edildi. Ayrıca 2024 yılında kurulan Sarıcakaya Zeytin Üreticileri Birliği, üretici örgütlenmesini güçlendirilerek zeytin üretimi ve pazarlamasında ortak çalışma kültürünü geliştiriliyor. Akdeniz ikliminin etkilerinin görüldüğü Sarıcakaya ilçesinde yaklaşık 70 bin zeytin ağacı bulunmakta olup bunların 27 bini meyve veriyor. Üretimin büyük kısmı zeytinyağı imalatında kullanılırken, 0,1–0,2 asit oranı ile Sarıcakaya zeytinleri üst kalite zeytinyağı üretimine uygun özellik taşıyor. Zeytin ve zeytinyağı üretimi, bölge ekonomisine katkısının yanı sıra sağlıklı beslenme açısından da önemli bir kaynak oluşturuyor. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, zeytin üreticilerini desteklemeye ve Sarıcakaya’nın üretim potansiyelini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti.

Beylikova Belediyesi'nden Aşağıdudaş Mahallesi’ne Selektör Tesisi Haber

Beylikova Belediyesi'nden Aşağıdudaş Mahallesi’ne Selektör Tesisi

Beylikova Belediyesi, tarımsal üretimi desteklemek amacıyla Aşağıdudaş Mahallesi’nde selektör (arpa/buğday eleme) tesisini hizmete aldı. Kurulan tesis sayesinde üreticiler, hasat ettikleri ürünleri daha temiz, kaliteli ve verimli şekilde değerlendirme imkânına kavuştu. Tarımsal üretimin ve çiftçinin desteklenmesinin önemine dikkat çeken Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Çiftçimizin emeğinin karşılığını alması ve ürününü daha kaliteli, katma değerli şekilde pazara sunabilmesi bizim için büyük önem taşıyor. Aşağıdudaş Mahallemize kazandırdığımız arpa/buğday eleme tesisiyle üretim kalitesini artırmayı ve üreticimizin maliyet yükünü azaltmayı hedefliyoruz. Üreticilerimiz bu tesisimizde tohumluk buğdaylarını temizleyip ilaçlayarak ekime hazır hale getirebilecekler. Selektör tesisimiz Aşağıdudaş, Yukarıdudaş ve Doğanoğlu mahallelerimize hizmet verecek. Üç mahallemizi kapsayan bu yatırımın bölge halkımıza hayırlı olmasını diliyorum. Belediyemiz, tarımsal üretimin her aşamasında çiftçimizin yanında olmaya devam edecektir.” Beylikova Belediyesi, kırsal mahallelerde tarımsal altyapıyı güçlendiren projelerle üreticilerin gelirini artırmayı ve sürdürülebilir tarımı desteklemeyi sürdürüyor. Bu kapsamda hayata geçirilen selektör tesisi, bölge tarımına önemli katkı sağlayacak. Aşağıdudaş Mahallemize kazandırılan arpa/buğday eleme tesisinin tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyoruz.

Gürer: "Besilik Sığırın İthalat Fiyatı 4 Yılda Yüzde 60 Zamlandı!" Haber

Gürer: "Besilik Sığırın İthalat Fiyatı 4 Yılda Yüzde 60 Zamlandı!"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer 2025 yılında artan canlı hayvan ve et ithalatının 2026 yılında da devam edeceğinin ve yerli hayvancılık yapanların bu yılda dertli bir yıl yaşayacağını söyledi .2021 yılı ile 2025 yılı arası ithal canlı sığır ve et verileri değerlendirdi. Ömer Fethi Gürer, “İthalat yoluyla piyasayı dengeleme iddiası bir kez daha amacına ulaşmamıştır. Artan maliyetler nedeniyle ithal hayvanlar da pahalı hâle gelmiş, sonuçta kazanan ne üretici ne de tüketici olmuştur. Kaybeden ise yine ülke ekonomisi ve yerli hayvancılık sektörü olmuştur. Artık taşıma suyla değirmen dönmeyeceğinin anlaşılması gerekir. Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan duyuruya göre, 2026 yılı besilik hayvan ithalatının Et ve Süt Kurumu (ESK) aracılığıyla gerçekleştirileceği, kapasite büyüklüğüne bakılmaksızın tüm başvuruların 12–23 Ocak 2026 tarihleri arasında İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri aracılığıyla alınacağı ve başvuruların Türkvet sistemi üzerinden değerlendirileceği belirtilmiştir. Yani 2026 yılında da ithalat devam edecektir,” dedi. RESMİ VERİLER SORUNU GÖSTERİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin hayvancılık ve kırmızı et politikasındaki "ithalat sarmalını" resmi verileri irdeleyerek değerlendirdi. 2010 yılında başlayan hayvan ve et ithalatını 2021-2025 yıllarını kapsayan veriler üzerinden yorumlayan Gürer , Türkiye’nin sadece daha fazla hayvan almadığını, aynı zamanda "küresel bir fiyat kıskacına" alınarak her geçen yıl daha pahalıya ithalat yapmak zorunda bırakıldığına dikkat çekti. Son 4 yılın verileri yan yana getirildiğinde ortaya çıkan tablo net: Türkiye artık sadece et değil, yabancı çiftçinin enflasyonunu ve kâr marjını da ithal ediyoruz .” Dedi. Ömer Fethi Gürer, “AKP iktidarında her gelen bakan, ithalatı bitirmek için üç yıl istedi. Yıllar geçti, bakanlar değişti; ancak bu üç yıl bir türlü gelmedi.Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 yılı içinde ithalatın Et ve Süt Kurumu aracılığı ile devam edeceğini açıkladı,” dedi. CANLI HAYVAN İTHALATINDA "BİRİM FİYAT" ARTIŞI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın besilik sığır ithalatında hem adet hem de fiyat bazında son yıllarda bir yükseliş yaşandığı da görülüyor” diye konuştu. Gürer, “2021 yılında bir adet besilik sığırın ortalama ithalat fiyatı 975 dolar iken, 2025 yılının iitibarıyla bu rakam 1.561 dolara fırladı. Bu, dövizden bağımsız olarak sadece dolar bazında %60’lık bir artış anlamına geliyor. Damızlık sığır ithalatı 2025 yılında adet başına 2.019 dolara kadar çıktı,” diye konuştu 261 BİN BAŞ'TAN 654 BİN BAŞ'A İthalatın sadece fiyatı değil, miktar olarak da arttığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021 yılında toplam 261.688 adet sığır ithal edilirken, 2025’in ilk 11 ayında bu sayı 654.430 adede ulaştı. Artış oranı yaklaşık %150. 2021’de sığır ithalatına 285,7 milyon dolar ödenirken, 2025’in ilk 11 ayında bu rakam 1 milyar 52 milyon dolara (1,05 Milyar $) çıktı. Toplam tutardaki artış %268 olarak hesaplandı.” Dedi. KIRMIZI ET İTHALATI: 4 YILDA 60 KATLIK ARTIŞ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, canlı hayvan ithalatı gibi kırmızı et ithalat artış sürüyor, 2021 yılında yalnızca 1.204 ton et ithal edilirken, 2024 yılında bu miktar 79.127 tona ulaştı. 2025 yılının ilk 11 ayında ise geçici verilere göre 56.240 ton et gümrüklerden geçti. 2021’de toplam 7,2 milyon dolar olan et ithalat faturası, 2024’te 504,9 milyon dolara, 2025’in ilk 11 ayında ise 443,1 milyon dolara ulaştı. 2021’de ithal etin kg fiyatı 5,98 dolar iken, 2022’de 7,52 dolara, 2025’te ise rekor kırarak 7,88 dolara yükseldi,” dedi. “YERLİ BESİCİ YERİNE YABANCI BESİCİ KAZANIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2021 yılında canlı hayvan ve et ithalatına toplamda 300 milyon dolar bile ödemezken, bugün sadece 11 ayda 1,5 milyar doları (yaklaşık 50 milyar TL) aşan bir fatura önümüzde duruyor. Bu para yerli üreticiye destek olarak verilseydi, bugün ahırlarımız boş kalmazdı. İktidar, 'ithalatla ucuzlatacağız' dedi; ancak rakamlar gösteriyor ki dışarıdan aldıkça fiyat artıyor, biz aldıkça yabancı besici zam yapıyor,” şeklinde konuştu. "TAŞIMA SUYLA DEĞİRMEN DÖNMÜYOR" Gürer, 2025 yılında 587 binden fazla besilik hayvanın ithal edilmesine rağmen, bu ithalatın ne tüketicinin ödediği et fiyatlarında bir düşüş sağladığını ne de besicilik yapan üreticilere kalıcı bir katkı sunduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.