SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarım

Porsuk Haber Ajansı - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir'imizi Zehirletmeyecek, Sakarya Havzamıza Sahip Çıkacağız! Haber

Eskişehir'imizi Zehirletmeyecek, Sakarya Havzamıza Sahip Çıkacağız!

Eskişehir’in Mihalgazi ilçesi Alpagut-Atalan bölgesinde planlanan altın ve gümüş madeni projesine karşı açılan davalar kapsamında bölgede bilirkişi keşfi gerçekleştirildi. CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü, Utku Çakırözer ve CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin keşif alanında yaptıkları açıklamalarla projeye sert tepki gösterdi. Bölgenin tarım, hayvancılık ve ekolojik dengesi açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekilen açıklamalarda, projeye karşı güçlü bir itiraz dile getirilerek “Eskişehir'imizi zehirletmeyeceğiz” dediler. MİKROKLİMA VE DOĞA VURGUSU CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Avlamış’ın Orta Sakarya Havzası’nda yer alan ve “inanılmaz doğasıyla, hayvancılığıyla, sebze-meyve yetiştiriciliğiyle” öne çıkan bir bölge olduğunu belirterek, Türkiye’de Iğdır’la birlikte nadir mikroklima alanlardan biri olduğuna dikkat çekti. Bölgede planlanan altın-gümüş madeni projesine karşı bilirkişi keşfi için alanda olduklarını ifade eden Süllü, “Eskişehir’imizin suyuna, havasına, toprağına sahip çıkmak için buradayız” dedi. Süllü, milletvekilleri, belediye başkanları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının da sürece birlikte dahil olduğunu vurguladı. Süllü, “Bugün burada aynı zamanda Ahmet Ataç Başkanım var, Kazım Kurt Başkanım var, TEMA yetkilileri, Büyükşehir Belediyesi ve Tepebaşı Belediye'mizin ekipleri, Baromuz, Jeoloji Mühendisleri Odamız, Ziraat Odamız, Jeoloji Mühendisleri Odamız, hep birlikte buradayız bugün Eskişehir'imizi korumak adına” diye konuştu. 2520 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE TEHDİT CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, projenin büyüklüğüne dikkat çekerek, “Burası Tepebaşı ile Mihalgazi’nin kavuşma noktası; tarımın, hayvancılığın yapıldığı verimli topraklar. Anadolu’yu besleyen bir alan” dedi. Yaklaşık 2 bin 520 futbol sahası büyüklüğünde maden ocağı planlandığını belirten Çakırözer, liç yöntemi ve siyanür kullanımına işaret ederek, “Dereleri, suyu, havası, toprağı zehirlenecek. Bu sadece Eskişehir’i değil, çevre illeri de etkileyecek bir risk” ifadelerini kullandı. “1 milyon Eskişehirli buna karşı” diyen Çakırözer, “Bu topraklara kıymayın, Eskişehir’i zehirlemeyin. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz” çağrısında bulundu. TÜRKİYE’YE KALAN KATMA DEĞER NEDİR? CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, bölgenin tarımsal üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Aşağıya baktığımızda yüzlerce sığır, karşıda koyun sürüleri var. Temiz hava, üretim ve yaşam bir arada” dedi. Türkiye’de yapraklı sebze üretiminin önemli bir bölümünün bu bölgeden karşılandığını belirten Şevkin, “Bu altın çıkarıldığında Türkiye’ye kalan katma değer nedir?” sorusunu yöneltti. Şevkin, “ÇED raporunu tartışmaktan öte, bu altın gerçekten çıkarılmalı mı, bu doğa katledilmeli mi buna bakmalıyız” ifadelerini kullandı. FAY HATLARI VE İLİÇ UYARISI Aynı zamanda Jeloloji Mühendisi olan Şevkin, bölgenin ciddi jeolojik riskler barındırdığına dikkat çekerek, Eskişehir merkezli 100 kilometrelik alanda 17 fay zonu bulunduğunu, şehir merkezinde ise 6 büyüklüğünün üzerinde deprem üretebilecek aktif fayların yer aldığını belirtti. İliç’te yaşanan felaketi hatırlatan Şevkin, “9 canımızı kaybettik, hayvancılık ve su kaynakları yok oldu. Benzer bir tablo Eskişehir’de yaşanmasın diye buradayız” dedi. Süllü de açık ocak ve yığın liçi yöntemine işaret ederek, “Burası bir vadi, pasa burada yığılacak. Bu doğal yaşamı yok edecek. İzin vermeyeceğiz, sonuna kadar direneceğiz” diye konuştu. SU KAYNAKLARI VE SAKARYA HAVZASI RİSKİ Projede öngörülen su kullanımına da değinen Şevkin, “Saniyede 295 litre su demek, milyonlarca litre suyun kullanılması demektir. Bu, hem Sakarya’dan hem yeraltı sularından karşılanacak ve ekolojik dengeyi bozacaktır” dedi. Suyun yalnızca kuyularla karşılanmasının mümkün olmadığını vurgulayan Şevkin, “Sakarya Havzası su anlamında yok edilecek” uyarısında bulundu. Bölgenin su varlıkları ve tarımsal üretimi açısından hayati önemde olduğuna dikkat çekildi.

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi Haber

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi

Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleşti. Panelde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki kalkınma politikaları, tarım-sanayi dengesi ve kooperatifçilik anlayışı çok yönlü biçimde ele alındı. Panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eskişehir Şeker Fabrikası’nın nasıl kurulduğunu anlattı. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Çuhadar, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ile çok sayıda partili ve Eskişehirli katıldı. Panelde konuşmacı olarak Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ve eğitimci Emin Dağlı yer aldı. KÖY ENSTİTÜLERİNDE ÜRETİMLE İÇ İÇE EĞİTİM MODELİ Panelin ilk konuşmacısı Eğitimci Emin Dağlı oldu. “Köy Enstitülerinde Eğitim Anlayışı ve Kooratif Anlayışı” ile ilgili konuşan Dağlı, Cumhuriyet devrimlerinin en önemlisinin Köy Enstitülerinin kurulması olduğunu belirtti. Türkiye’de yapılan devrimin dünyada eşi, benzeri az olan devrim olduğunu söyleyen Dağlı, köy enstitülerinin eğitiminin bugün ile kıyaslandığı arada çok fark olduğunu kaydetti. Köy Enstitülerinde iş içinde eğitimde yapıldığını vurgulayan Dağlı, “Her enstitünün bir arazisi vardı. İnsanlar, tarımın içindeydi. Çocuklar da o tarımın içinde okudular, öğrendiler; aynı zamanda da çalıştılar. Örneğin hala bizim programlarımıza olmayan Karadeniz’de balıkçılık dersi vardı. Akdeniz’de narenciye ürünleri yetiştirme dersi vardı. Kars’ta hayvancılık dersi vardı. Derslerin hepsi de uygulamalı yapılıyordu” dedi. ÜRETİMDEN TÜKETİME KOOPERATİF ZİNCİRİ ÖNERİSİ Panelin ikinci konuşmacısı olan Erdoğan Yıldız ise “Günümüz Kooperatifçiliği ve Yerel Yönetimler” konusunu masaya yatırdı. Ömrünün 25 yılını kooperatifçilik hareketine verdiğini belirten Yıldız, kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin, gıda fiyatlarının enflasyona etkisinin mutlaka kooperatifçilik eliyle mümkün olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Kooperatifçiliğin Türkiye’deki tarihini anlatan Yıldız, 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de çok fazla kooperatif kurulduğunu kaydetti. Yıldız, o dönemde Avrupa’daki en yüksek kooperatif sayısının Türkiye’de olduğunu vurguladı. Kooperatiflerin nicelik olarak çok olduğunu ancak nitelik olarak hiç olmadığına dikkat çeken Yıldız, “Türkiye’de başarılı kooperatifçiliği saysak bir elin 5 parmağını geçmez” dedi. Yıldız, konuşmasında neden böyle sorusuna da cevap aradı. Tüketim kooperatiflerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Köy kalkındırma kooperatifleri köyde üretim yapacak, tarım kredi kooperatifleri bu kooperatiflere finansman sağlayacak, tüketim kooperatifleri de köylerde kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayacak. Üretimden tüketime giden yolun kestirmesi, bu. Ne finansman, ne üretim ne de tüketim sorunu kalıyor” dedi. “CUMHURİYET, YOKLUK İÇİNDE RASYONEL BİR KALKINMA AKLI KURDU” Panelin en dikkat çeken ismi Gökhan Günaydın oldu. Konuşmasında “Kooperatifçilik Adına Ne Yapılmalı” sorusunun cevabını arayan Günaydın, konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş koşullarını hatırlatarak başladı. Türkiye’nin 1923’te son derece sınırlı bir sanayi altyapısıyla yola çıktığını vurgulayan Günaydın, “Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfus yaklaşık 13 milyondu ve bunun yüzde 85’i köylerde yaşıyordu. Sanayi altyapısı neredeyse yoktu. Üstelik Osmanlı borcunun üçte ikisi genç Cumhuriyet’in omuzlarına yüklenmişti. 1929’a kadar gümrük politikalarında bile bağımsız değildiniz. Buna rağmen kurucu kadro rasyonel bir akılla hareket etti” diye konuştu. Lozan Antlaşması’nın önemine değinen Günaydın, bu sürecin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesi olduğunu ifade etti. “TEK YOL VARDI: TARIMI AYAĞA KALDIRMAK” Cumhuriyet’in ilk politikalarının merkezine köylüyü ve üretimi koyduğunu belirten Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlattı: “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir’ derken, köyünde oturanı değil, üreteni işaret ediyordu. Anadolu köylüsü yıllarca savaşlarda yıpranmıştı. O nedenle üretimin yeniden canlandırılması gerekiyordu. Köy Kanunu çıkarıldı, toprakların satışı sınırlandı, muhtarlık kurumsallaştırıldı.” “ÜÇ BEYAZLA BAŞLAYAN SANAYİLEŞME HAMLESİ” Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşme modelini “üç beyaz” üzerinden anlatan Günaydın, konuşmasını şu sözlere sürdürdü: “Buğday, şeker ve pamuk… Türkiye’nin dört bir yanında un fabrikaları kuruldu. Şeker fabrikalarıyla pancar üretimi organize edildi. Dokuma tesisleriyle pamuk işlenmeye başlandı. ‘Her fabrika bir kaledir’ anlayışıyla hareket edildi.” ATATÜRK VE ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI ANEKDOTU Günaydın, konuşmasının en çarpıcı bölümünü Mustafa Kemal Atatürk ile Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluşuna ilişkin bir anıyı paylaşması oldu. Günaydın: bu anekdotu şu sözlerle anlattı: “Atatürk’e soruyorlar: ‘Eskişehir’de şeker fabrikasını nereye yapalım?’ Treni durduruyor, Eskişehir’de iniyor ve fabrikanın yerini bizzat gösteriyor. ‘Kente yakın olsun ki insanlar her gün Cumhuriyet’in kurduğu bu fabrikayı görsün ve gurur duysun’ diyor.” Bu anlatım, salonda uzun süre alkış aldı. “1929 KRİZİYLE BİRLİKTE YÖN AĞIR SANAYİYE DÖNDÜ” Dünya ekonomisindeki kırılma noktalarına da değinen Günaydın, 1929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye’nin strateji değiştirdiğini belirtti: “Tarım ürünleri satıp sanayi ürünü ithal eden bir model sürdürülemez hale geldi. Cumhuriyet aklı krizi fırsata çevirdi. Ağır sanayi yatırımları başladı. Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumlar bu dönemin ürünüdür.” “SAVAŞ YILLARINDA ÜLKE KORUNDU” İkinci Dünya Savaşı dönemine de değinen Günaydın, Türkiye’nin zorlu ama stratejik bir süreçten geçtiğini ifade etti. “Evet, 1 milyona yakın insan silahaltına alındı, depolar dolduruldu. Ama Avrupa’da yaşanan yıkımın hiçbiri bu topraklarda yaşanmadı. Bu, o dönemin yönetim aklının sonucudur” diyen Günaydın, konuşmasının bu noktasında İsmet İnönü’yü de andı. Cumhuriyet kadrolarının birlikte yürüttüğü mücadeleye vurgu yapan Günaydın, güncel ekonomik politikalara eleştiriler yöneltti. Özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi üzerinden örnek veren Günaydın, “Bir zamanlar Tokat’ta, Samsun’da, Adana’da fabrikalar vardı. Yerli tütün üretiliyordu. Bugün o üretimden eser yok. İşçi işini kaybetti, köylü üretimden koptu” dedi. Madencilik politikalarına ilişkin de çarpıcı bir iddia ortaya koyan Günaydın, Türkiye’de çıkarılan altının büyük kısmının yabancı şirketler tarafından alındığına dikkat çekti.

Beylikova Barajı %95 Doluluğa Ulaştı Haber

Beylikova Barajı %95 Doluluğa Ulaştı

Beylikova Belediyesi, Porsuk Çayı’ndan gerçekleştirdiği 15 milyon metreküplük su takviyesiyle Beylikova Barajı’nı doldurdu. 50 bin dekar araziye can suyu verecek projede, suyun ton fiyatı ise 4,25 TL olarak açıklandı. Porsuk Çayı’ndan Dev Operasyon: 10 Kilometreden Su Taşındı Eskişehir’in tarım merkezlerinden biri olan Beylikova’da, kuraklık riskine karşı devrim niteliğinde bir adım atıldı. Beylikova Belediyesi, kış boyunca sürdürdüğü yoğun mesai ile Porsuk Çayı’ndan yaklaşık 10 kilometrelik mesafeden taşıma sistemiyle baraja su aktardı. 4 adet büyük çaplı elektrikli su pompasının gece gündüz çalışmasıyla, kısa sürede 15 milyon metreküp su depolama alanına ulaştırıldı. Beylikova Barajı’nda Rekor Doluluk: %95 Seviyesi Geçildi Yapılan stratejik hamle meyvelerini verdi. Mevcut debinin de eklenmesiyle barajdaki toplam su miktarı 23 milyon metreküpe yükselirken, doluluk oranı %95 seviyesine ulaştı. Bu doluluk oranı, özellikle yaz aylarında beklenen kuraklık tehlikesini bölge tarımı için bir risk olmaktan çıkardı. 50 Bin Dekar Arazi Akıllı Sistemle Sulanacak Belediye, sadece su temin etmekle kalmayıp altyapıyı da modernize etti. Akıllı sayaçlar ve yenilenen sulama hatları sayesinde: 50 bin dekar tarım arazisi kesintisiz suya kavuştu. Su israfı minimize edilerek sürdürülebilir üretim modeli sağlandı. Tarımsal sulama hatları tamamen kullanıma hazır hale getirildi. Çiftçinin Yükünü Hafifleten Fiyat: Tonu 4,25 TL! Üreticinin maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen Beylikova Belediye Meclisi, örnek bir karara imza attı. Bölgedeki tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği için tarımsal sulama suyu fiyatı 1 ton için 4,25 TL olarak sabitlendi. Bu rakam, çevre bölgelerle kıyaslandığında üretici için büyük bir ekonomik avantaj sağlıyor. Başkan Hakan Karabacak: "Çiftçimiz Üretirse Beylikova Büyür" Yatırımlar hakkında açıklama yapan Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, üretimin önemine dikkat çekti: "Zor kış şartlarına rağmen ekiplerimizle sahadaydık. Porsuk Çayı’ndan barajımıza su taşıyarak büyük bir riski bertaraf ettik. Çiftçimiz üretirse Beylikova büyür, Beylikova büyürse ülkemiz kazanır. Uygun fiyat politikamızla üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

Eskişehir’de Yağlık Ayçiçeği Seferberliği: Odunpazarı ve Tepebaşı Çiftçisine Büyük Destek! Haber

Eskişehir’de Yağlık Ayçiçeği Seferberliği: Odunpazarı ve Tepebaşı Çiftçisine Büyük Destek!

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, TAKEP projesi kapsamında Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerindeki 92 üreticiye %62 hibe destekli yağlık ayçiçeği tohumu dağıttı. Hedef: Eskişehir’i ayçiçeği üretiminde zirveye taşımak. ​Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi" (TAKEP) meyvelerini vermeye devam ediyor. Eskişehir’de tarımsal potansiyeli maksimize etmek amacıyla başlatılan “Eskişehir'de Yağlık Ayçiçeği Ekimi Yaygınlaşıyor Projesi" kapsamında çiftçilere dev tohum desteği sağlandı. ​92 Üreticiye %62 Hibe Desteği ​Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinde gerçekleştirilen törenle, bölgede üretim yapan 92 çiftçiye toplam 1690 kg yağlık ayçiçeği tohumu teslim edildi. Bakanlık destekli projenin en dikkat çeken noktası ise tohum maliyetinin %62’sinin hibe olarak karşılanması oldu. Bu destekle birlikte boş bırakılan veya nadasa ayrılan arazilerin üretime kazandırılması hedefleniyor. ​İl Müdürü Yüksel Çil: "Hedefimiz Üretimde Öncü Olmak" ​Tohum teslim töreninde açıklamalarda bulunan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, projenin kapsamına dair önemli bilgiler paylaştı. Çil, yaptığı konuşmada şunları söyledi: ​"Yaklaşık 5 yıldır uygulanan TAKEP çerçevesinde hazırladığımız bu projeden toplamda 9 ilçemizdeki 210 üreticimiz faydalanıyor. Temel amacımız, Eskişehir’i yağlık ayçiçeği üretiminde Türkiye’nin önde gelen illeri arasına sokmaktır. Dağıtılan bu tohumların çiftçilerimize hayırlı ve bereketli kazançlar getirmesini diliyorum." ​TAKEP Projesi Nedir? ​Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi (TAKEP), özellikle stratejik ürünlerde arz güvenliğini sağlamak, nadas alanlarını daraltmak ve işlemeli tarıma uygun olmayan arazileri bitkisel üretime kazandırmak amacıyla uygulanıyor. Eskişehir’deki bu son adım, hem yerel ekonomiye hem de Türkiye’nin yağlık tohum ihtiyacına büyük katkı sunacak. ​Eskişehir Tarımında Yeni Dönem ​Odunpazarı ve Tepebaşı’ndaki teslimatlarla hız kazanan proje, Eskişehir genelinde ayçiçeği ekim alanlarını genişleterek sanayiye hammadde akışını güçlendirecek. Proje kapsamında dağıtılan yüksek verimli tohumlar, bölge iklimine uyumuyla da dikkat çekiyor.

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor'' Haber

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor''

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Meclis gündeminde olan kamuoyunda hobi bahçeleri düzenlemesi olarak bilinen 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nu değişikliklerine tepki gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç’ı ziyaret ederek üreticinin sorunlarını dinledi. Ziyarette, komisyonda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na görüşülmek üzere sevk edilen tarımsal üretim yapanların tepkisine yol açan düzenlemeyi içeren torba kanun teklifi de ele alındı. Teklif, hobi bahçeleri, tarım alanlarındaki mevcut yapıların durumuna ilişkin düzenlemeler ve cezai yaptırımları içeriyor. “ÜRETİCİYE BİR DARBE DE BAKANLIKTAN” Gıda güvenliğinin Türkiye açısından kritik bir eşikte bulunduğunu vurgulayan Süllü, plansızlık, denetimsizlik ve üretimden kopuşun tarımda yapısal krize yol açtığını belirtti. Süllü, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirerek, “Üretici artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretemeyecek hale getirildi. Yanlış, yetersiz ve günü kurtarmaya dönük politikalar nedeniyle zaten can çekişen üreticiye bir darbe de Tarım Bakanlığı eliyle vurulmaktadır” dedi. Tarım arazilerinin maden, enerji projeleri adı altında büyük sermayeye açıldığını ifade eden Süllü, “Turizm ve rant odaklı büyük konut projeleri ve madenler için toprak koruma kurulu kararlarıyla tarım arazileri talan edilirken, üretmeye çalışan çiftçi ve kendi hobi bahçesinde gıdasını üretmeye çalışan emekli cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı. “SORUN HOBİ BAHÇELERİNE İNDİRGENEMEZ” Kanunla yapılan değişikliklerin, hazinedeki açıkları kapatmak amaçlı vatandaşa yeni cezalar kesilmesinin aracı olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söyleyen Süllü, ürettiği için zaten cezalandırılan üreticinin bu cezaları ödeyebilecek durumda olmadığını söyledi. Üreticilerin tarımsal amaçlı aletlerini koyduğu ya da çoğu emekli vatandaşların sebze meyvesini üretmek için kullandığı hobi bahçelerindeki geçici yapılara daha kanun değişikliği geçmeden Eskişehir’de cezalar yağdırıldığını söyleyen Süllü, “Tarım alanları yıllardır devlet eliyle yağmalanırken, köylü üretimden koparılırken etkili politika üretmeyenlerin, sorunu yalnızca hobi bahçelerine indirgemesi inandırıcı değildir. Türkiye’nin en verimli ovaları yıllardır sanayi, madenler ve konut işgaline açılıyor. Ovalarda tarım ürünleri yerine beton yapılar boy gösterip; maden uğruna tarım toprakları yok olurken şimdi cezai yaptırımlarla belediyeler ile vatandaş karşı karşıya getiriliyor” dedi. “CEZA DEĞİL, BÜTÜNCÜL POLİTİKA GEREKİYOR” Süllü, çözümün cezalandırma değil, bütüncül tarım politikaları olduğunu vurgulayarak “Vatandaş ile kamu otoritelerini karşı karşıya getiren bu yaklaşım terk edilmeli. Tarım alanlarının korunması, üreticinin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması için, kapsamlı politika değişikliğine ihtiyaç var. Ciddi sorunlara yol açacak düzenleme geri çekilmeli ve tüm boyutlarıyla yeniden değerlendirilmelidir” dedi.

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı Haber

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi Yönetimi toplantısına ev sahipliği yaptı. Vali Yardımcısı Adem Keleş başkanlığında toplanan kurul, şehrin su rezervlerini, baraj doluluk oranlarını ve önümüzdeki döneme ait tarımsal stratejileri değerlendirdi. Kuraklıkla Mücadelede Stratejik Adımlar Eskişehir Vali Yardımcısı Adem Keleş’in yanı sıra kamu kurum amirleri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından kapsamlı sunumlar yapıldı. Şube Müdürü Tuncay Burhan ve Mühendis Kemal Pekdoğan, tarımsal kuraklıkla mücadele stratejileri ve modern su yönetimi teknikleri üzerine detayları paylaştı. Toplantı, 2022 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, İl Kuraklık Eylem Planı uygulama adımlarının takibi amacıyla gerçekleştirildi. Yağışlar Uzun Yıllar Ortalamasının Üzerinde Toplantıda paylaşılan meteorolojik veriler, Eskişehirli üreticiler için sevindirici bir tablo ortaya koydu. 1 Ekim 2025 ile 1 Mart 2026 tarihleri arasındaki "su yılı" verilerine göre: Gerçekleşen Yağış Miktarı: 224,2 mm Uzun Yıllar Ortalaması: 164,4 mm Yağış miktarının normalin üzerinde seyretmesi sayesinde, hâlihazırda hem sulu hem de kuru tarım alanlarında bitki çıkışı ve gelişimi konusunda bir problem yaşanmadığı belirtildi. Hububatta Kritik Dönem: Kardeşlenme Tamamlandı Eskişehir genelinde hububat ekili alanlarda bitkilerin kardeşlenme evresini başarıyla tamamladığı vurgulandı. Ancak uzmanlar, verimliliğin korunması için önümüzdeki ay düşecek yağışların "belirleyici" olacağı konusunda uyarılarda bulundu. Barajların Durumu ve Su Tasarrufu Çağrısı Eskişehir’deki içme suyu ve tarımsal sulama kaynaklarının güncel durumu, baraj doluluk oranları ile birlikte analiz edildi. Toplantının odak noktalarından biri de suyun tasarruflu kullanımı oldu. Kurul üyeleri, yağışlar ortalamanın üzerinde olsa dahi su tasarrufunun sürdürülebilir tarım için hayati önem taşıdığını hatırlattı.

Eskişehir Zeytinyağında Zirveye Çıktı Haber

Eskişehir Zeytinyağında Zirveye Çıktı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından üretilen Dorlion Zeytinyağı, 19. Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda büyük bir başarı elde etti. 4 farklı numunesiyle ödül alan Dorlion, "Özel Seri" üretimiyle Türkiye’nin en kaliteli yağlarının yer aldığı Premium kategorisine yükseldi. ​Orta Sakarya Vadisi’nin Mucizesi: Dorlion Zeytinyağı ​Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde, Orta Sakarya Vadisi’nin kendine özgü mikroklima koşullarında yetişen zeytinler, kalitesini tescilledi. Zeytindostu Derneği tarafından düzenlenen ve sektörün en prestijli organizasyonlarından biri kabul edilen yarışmada, Dorlion markası İç Anadolu’nun gururu oldu. ​Sürdürülebilir tarım yöntemleriyle üretilen Dorlion, aroma çeşitliliği, kalıcılık ve duyusal zenginlik testlerini tam not alarak geçmeyi başardı. ​4 Ödül Birden: Dorlion Markasının Başarı Tablosu ​Yarışmaya katılan 105 numune arasından sıyrılan Dorlion, gönderdiği 4 numunenin tamamıyla ödül kürsüsüne çıktı. İşte ödül alan seriler: ​Dorlion Özel Seri (2. Parti): Premium Ödül (En Üst Kategori) ​Dorlion Özel Seri (1. ve 3. Parti): Altın Ödül ​Dorlion Olgun Hasat: Gümüş Ödül ​İç Anadolu'nun Tek Ödüllü Markası ​Ege Bölgesi'nin domine ettiği zeytincilik sektöründe, İç Anadolu'dan gelen 4 ödülün tamamının Dorlion’a ait olması dikkat çekti. Zeytin Dostu Derneği Başkanı Dr. Hilmi Yıldırım, Sarıcakaya zeytinlerinin yüksek polifenol ve oleokantal değerleriyle Türkiye zeytinciliği için yeni bir soluk olduğunu vurguladı. ​Noter Huzurunda Kör Tadım ve Kimyasal Analiz ​Ödüller, sadece lezzetle değil, bilimsel verilerle de desteklendi. Türk Gıda Kodeksi standartlarında yapılan kimyasal analizlerin ardından, uzman tadım paneli tarafından noter huzurunda gerçekleştirilen kör tadım yöntemiyle değerlendirmeler yapıldı. ​Didim Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen törende, Premium ödülünü Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Hale Senem Acar teslim aldı. ​Neden Dorlion? ​Yüksek Polifenol: Sağlık için yararlı bileşenler bakımından zengin. ​Mikroklima Etkisi: Sakarya Vadisi'nin özel ikliminde yetişen özgün lezzet. ​Sürdürülebilir Üretim: Doğaya saygılı ve kontrollü tarım teknikleri. ​Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, sadece üretimle kalmayıp bölgedeki üreticilere yönelik eğitim çalışmalarına da devam ederek Eskişehir'i zeytincilik haritasında kalıcı bir noktaya taşımayı hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.