SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tarih

Porsuk Haber Ajansı - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Bayrağı, Bu Milletin Onuru, Birliği ve Bağımsızlığının Simgesidir Haber

Türk Bayrağı, Bu Milletin Onuru, Birliği ve Bağımsızlığının Simgesidir

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı, Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaşanan Türk Bayrağı’nın indirilmesi olayına sert tepki gösterdi. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen basın açıklamasında konuşan İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Muhterem dava arkadaşlarım, değerli hemşerilerim ve demokrasimizin teminatı basınımızın kıymetli emekçileri, Şanlı bayrağımıza uzanan her el; yalnızca bir kumaşa değil, binlerce yıllık Türk tarihine, Türk milletinin iradesine ve istiklal onuruna uzanmıştır. Nusaybin sınır hattında, Kamışlı’dan gelen PKK terör örgütü sempatizanlarının alçakça bayrağımıza saldırması; Türk milletine duyulan kin ve hazımsızlığın açık bir tezahürüdür. Türk bayrağı; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuz’a kadar kanla, canla, imanla yükselmiş bir şerefin adıdır. O bayrak; Alparslan’ın duası, Ulubatlı Hasan’ın Şahadeti, Kurucu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Ona uzanan el, karşısında Türk’ün bileğini bulur. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin vakur, soğukkanlı ve kararlı duruşuyla bu hain provokasyonun anında bertaraf edilmesi; Türk devlet aklının diri, sınırlarımızın namusumuz olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu topraklarda sınır çizgisi, aynı zamanda Türk’ün haysiyet çizgisidir. Kimse bu milletin sabrını sınayamaz, bayrağımız üzerinden had bildirmeye kalkamaz. Bugün “şımartılan bayraksızlar” çok iyi bilmelidir ki; Türk milleti tarih boyunca bayrağına uzanan her ihaneti ezmiş, her alçağın hevesini kursağında bırakmıştır. Terörle, terör sevicilerle ve onların dışarıdan yazılmış senaryolarıyla mücadelemiz; Türk’ün töresi gereği dün neyse bugün de odur: kararlı, tavizsiz ve sonuna kadar. Bayrak düşmez, vatan bölünmez, Türk milleti diz çökmez. Bu söz bir slogan değil, Türk’ün bin yıllık devlet hafızasıdır. İhanet sürecinin tüm ortaklarına açık ve net sesleniyorum: Teröristten medet ummak, şereften vazgeçmektir. Ancak sizler; ne Türk milletinin iradesini teslim alabilirsiniz, ne de Türkiye Cumhuriyeti’nin onuruna gölge düşürebilirsiniz. Bayrağa el uzatanın akıbeti tarihte yazılmıştır. O tarih; Türk’ün sabrının sınandığı, öfkesinin ise devlet kurduğu tarihtir. Ve herkes çok iyi bilir ki: “Bir kere kalkan Bayrak, bir daha yere inmez!” “Aziz hemşehrilerimizi; başta Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere tüm ilçe belediyelerimizi, şehrimizin dört bir yanını al bayrağımızla donatmaya davet ediyorum. Türk bayrağı, bu milletin onuru, birliği ve bağımsızlığının simgesidir. Eskişehir’imizde her sokakta, her meydanda şanlı bayrağımız dalgalansın.” Ne mutlu Türk’üm diyene!"

Kedinin Sanattaki Yolculuğu Anlatıldı Haber

Kedinin Sanattaki Yolculuğu Anlatıldı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Berna Türemen Kedi Sanat Evi, üçüncü yaşını sanat dolu özel bir etkinlikle kutladı. Ergin Orbey Sahnesi’nde gerçekleşen buluşmada, sanat tarihçisi Pınar Akın, kedinin sanat tarihindeki izlerini ve Berna Türemen’in eserlerindeki özgün yorumunu anlattı. Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinlikte, antik dönem ikonografisinden modern resme, afiş sanatından çağdaş üretimlere uzanan geniş bir perspektifte ele alınan etkinlikte kedi figürünün sanattaki çok katmanlı anlamları masaya yatırıldı. Yüzyıllardır sanatçıların vazgeçilmez ilham kaynaklarından biri olan kedi; özgürlüğün, sezginin, bağımsızlığın ve zarafetin simgesi olarak sanat tarihinde her dönem varlığını sürdürdü. Sanat tarihçisi Pınar Akın, kedinin kimi zaman kutsal, kimi zaman gizemli, kimi zaman da gündelik hayatın neşeli bir parçası olarak sanat eserlerinde yer aldığını vurguladı. Akın, Berna Türemen’in eserlerinde ise kedinin yalnızca bir figür değil; bir karakter, bir ruh hâli ve yaşam enerjisi olarak karşımıza çıktığını ifade etti. Üç yıldır ziyaretçilerine sanatla oyunbaz bir karşılaşma sunan Berna Türemen Kedi Sanat Evi, yıldönümünde sanat ve kedi sevgisini bir kez daha buluşturdu. Etkinlik, sanatseverlerden yoğun ilgi görürken, mekânın kısa sürede kendine özgü bir sanat durağı hâline geldiğini de gözler önüne serdi.

Tarihi Liman Kenti’nin UNESCO yolculuğunda gözler 2028’e çevrildi Haber

Tarihi Liman Kenti’nin UNESCO yolculuğunda gözler 2028’e çevrildi

2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil olan İzmir Tarihi Liman Kenti'nin daimi listeye girmesi için hazırlıklar sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunulacak adaylık dosyasında son düzenlemeler yapıldı. 2028 yılında İzmir Tarihi Liman Kenti’nin Efes ve Bergama’dan sonra İzmir’in üçüncü UNESCO Dünya Mirası alanı olarak tescillenmesi bekleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Hasibe Velibeyoğlu, adaylık çalışmalarının İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanlığı koordinasyonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Valiliği, Konak Belediyesi, İzmir Kalkınma Ajansı gibi çok sayıda kurum, kuruluş, sivil toplum örgütü, üniversite ve akademisyenin desteğiyle devam ettiğini söyledi. Konak Pier’den başlayıp Kadifekale’ye kadar uzanan bölgenin içinde yer aldığı İzmir Tarihi Liman Kenti'nin, UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi'ne girmesine yönelik çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bölgenin 2020 geçici listeye girmesinin hemen ardından kent paydaşlarının desteği ile başlatılan çalışmalarda önemli aşamaya gelindi. Adaylık dosyasına son şeklini verecek hazırlıklar sürerken, dosyanın 2026 yılının ilk çeyreğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ulaştırılması planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın adaylık dosyasını UNESCO’ya iletmesinin ardından 2027 yılında UNESCO uzmanlarının kente gelmesi, 2028 yılında ise İzmir Tarihi Liman Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesi hedefleniyor. Velibeyoğlu: Uluslararası görünürlük ve prestij sağlıyor UNESCO adaylığının önemine vurgu yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Hasibe Velibeyoğlu, “UNESCO adaylığı kültürel ve doğal mirasın istisnai bir evrensel değere sahip olduğunu vurgulamakta ve bu değerlerin tüm insanlık adına korunmasını amaçlamaktadır. Listeye kabul edilen alanlar, sadece ait oldukları ülkeler için değil, tüm dünya için önemli kabul edilmekte; bu durum uluslararası görünürlük ve prestij sağlamakla birlikte, alanların korunması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi konusunda taraflara önemli sorumluluklar yüklüyor. İzmir, Efes (2015) ve Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (2014) ile UNESCO listesinde yer alan kentlerden biri. Ayrıca İzmir; Birgi Tarihi Kenti ile Foça, Çandarlı ve Çeşme kaleleri gibi alanlarla da UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. UNESCO geçici listesine 2020’de dahil edilen İzmir Tarihi Liman Kenti adaylık çalışmaları İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanlığı koordinasyonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Valiliği, Konak Belediyesi, İzmir Kalkınma Ajansı gibi çok sayıda kurum, kuruluş, sivil toplum örgütü, üniversite ve akademisyenin desteğiyle devam ediyor” dedi. “Tarihi bir fırsat sunacak” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin UNESCO çalışmalarında bir yandan sürecin organizasyonu ile ilgili katkı sağlarken diğer yandan tarihi merkezin canlanması ve korunması amacıyla proje ve faaliyetler yürüttüğünü belirten Velibeyoğlu, “UNESCO çalışmalarında kullanılması için bina tahsisi, paydaşları bir araya getiren organizasyonlar, süreçte raportör olarak görev yapan uzman personelin istihdamı gibi konularda destek sağlıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2002 yılından bu yana, planlama, kentsel tasarım, sokak sağlıklaştırma, bakım-onarım, cephe iyileştirme ve restorasyon uygulamaları gibi pek çok projeyi hayata geçirmiştir. Agora, Antik Tiyatro ve Kadifekale çevresinde yürüttüğü kamulaştırmalar ile arkeolojik kültür katmanlarının ortaya çıkarılması ve görünür kılınmasını sağlamış, Kazı Başkanlığı’nı maddi olarak destekleyerek bu odaklarda yürütülen bilimsel kazı çalışmalarının hızlanmasına olanak tanımıştır. ‘Dünya Mirası’ listesinde yer almak, alanın özgün kimliğinin belgelenmesi, korunması ve tanıtılması adına tarihi bir fırsat sunacak. Diğer yandan yerel ekonomiye katkı sağlaması, kültürel değerlere duyarlı ve uzun süreli etkileşim kuran ziyaretçi türünü teşvik etmesi beklenen diğer olumlu çıktılar” diye konuştu. “İzmir’in şansı yüksek” Sürecin 2018 yılında başladığını ve İzmir Tarihi Liman Kenti'nin, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 2020 yılında girdiğini hatırlatan İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, “İzmir UNESCO açısından baktığımızda Türkiye’de en şanslı illerden birisi. Bir tarafta Bergama, diğer tarafta Efes olmak üzere iki kalıcı listede, üç geçici listede olan yerlerimiz var. İyi bir çalışma yapıldı. Bu çalışmaları yıl sonuna kadar tamamlayıp, 2026 yılının ilk çeyreğinde dosyayı bakanlığa teslim edecek hale getirmek istiyoruz. Özetle 2026’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın UNESCO’ya gönderebileceği hazır dosyalar arasında İzmir’in olmasını hedefliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı, dosyayı 2026’da gönderecek olursa 2027’de UNESCO uzmanları kentimize gelecek. ICOMOS’un yaptığı gibi İzmir’de yerinde inceleme yapacaklar. Kalıcı listeye girmemiz 2028 yılında gerçekleşebilir. Mevzuat olarak da işleyiş bu şekilde” ifadelerini kullandı. 10 kişilik Bilim Kurulu hazırladı İzmir Tarihi Liman Kenti Adaylık Dosyası, İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanlığı uzmanları tarafından, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nden akademisyenlerin katılımıyla oluşturulan 10 kişilik Bilim Kurulu’nun iş birliğiyle hazırlandı. İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Yönetim Planı, 29 Haziran 2022 tarihinde içinde İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Valiliği, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü olmak üzere 17 üye kurum ve kuruluştan oluşan Eşgüdüm ve Denetleme Kurulu tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Yönetim Planı ile paralel olarak adaylık dosyası 30 Aralık 2022 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teslim edildi. Adaylık dosyasında son düzenlemeler İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Yönetim Planı ve UNESCO Dünya Miras Listesi için adaylık dosyasının tanıtımına ve uygulanmasına yönelik çalışmalar sürerken, mayıs ayında Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) kentte beş günlük bir inceleme ve değerlendirme yaptı. ICOMOS, yaptığı ön değerlendirme ve saha gezisinin ardından kalıcı listeye giriş için adaylık dosyasında yapılabilecek değişiklikler hakkında kurulu bilgilendirdi. Kurul, dosyaya son halini vermek için çalışmalarına devam ediyor. Adaylık dosyası ilerleyen süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teslim edilecek ve kalıcı liste için bekleyiş başlayacak. Tarihi Liman Kenti Bugün tarihi İzmir olarak adlandırılan ve İzmir’e antik liman kenti olma özelliği sağlayan bölge, 19. yüzyılda bu liman kentine bir giriş kapısı olarak inşa edilen Konak Pier’den başlayarak Kadifekale’ye kadar uzanıyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde Tarihi Liman Kenti başlığıyla yer alan alanda Konak Meydanı ve Saat Kulesi gibi İzmir’in öne çıkan sembolleri bulunuyor; ayrıca zaman içinde iç limanın dolmasıyla genişleyen Kemeraltı Çarşısı ile dünyanın en eski ve en büyük açık hava alışveriş merkezlerinden birini de barındırıyor.

Yapay Zekâ İle Binlerce Yıl Öncesine Yolculuk Haber

Yapay Zekâ İle Binlerce Yıl Öncesine Yolculuk

Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahşan Tamsü Polat’ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Yazılıkaya/Midas Kalenin Yapay Zekâ destekli Simülasyonu ve Sanal Tur Uygulaması” projesi, arkeolojide dijital dönüşümün öncü örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Projede Frig uygarlığının en önemli merkezi olan Midas Vadisi yapay zekâ destekli teknolojilerle üç boyutlu olarak modellendi. Bu kapsamda bölgenin kültürel dokusu, tarihsel sahneler ve ritüeller yapay zekâ aracılığıyla yeniden canlandırıldı. Prof. Dr. Tamsü Polat: “Amacımız topraklarımızda yaşamış bu medeniyet köprüsünü geleceğe görsel olarak da sunabilmek” Doç. Dr. Yusuf Polat’ın başkanlığında 2022 yılında başlayan Yazılıkaya – Midas Kale kazısı, Frig Uygarlığı’nın dini ve kültürel yaşamına ışık tutan en önemli arkeolojik alanlardan biri olarak kabul ediliyor. Bu kapsamda Prof. Dr. Rahşan Tamsü Polat, kazının amacını şu sözlerle özetliyor: “Arkeoloji insanın hem geçmişine hem de geleceğine uzanan sessiz bir köprüdür. Toprağın altında saklı her iz, bir zamanlar yaşamış insanların kültürlerini, inançlarını ve mirasını bugüne taşır. Biz arkeologlar zamanın sessiz tanıkları olarak birer tercümanız. Midas Vadisi’nde yürüttüğümüz kazılar, bu toprakların kadim seslerini yeniden duyurmak için atılmış adımlardır. Her taşın her oyma kaya yüzeyinin her sunağın ardında Frig’lerin doğayla tanırılarıyla ve birbirleri ile kurduğu o derin bağ saklıdır. Midas Vadisi yalnızca bir arkeolojik alan değil, aynı zamanda bir inanç ve yaşam merkeziydi. Burada törenler yapılır, dualar edilir, tanrıçaya adaklar sunulurdu. Bu bilgileri gün yüzüne çıkartmak için başladığımız kazı çalışmalarını, bugün gelişen yapay zekâ destekli canlandırma teknikleriyle geleceğe aktarmak istiyoruz. Tarihi sahnelerdeki dönemin yaşam ritüellerini, kıyafetlerini ve törenlerini bilimsel verilere dayanarak yeniden canlandırdık. Amacımız topraklarımızda yaşamış bu medeniyet köprüsünü geleceğe görsel olarak da sunabilmek. Yine proje sayesinde artık ziyaretçiler yalnızca kazı alanını görmekle kalmıyor, binlerce yıl önceki Frigya’yı adım adım gezebiliyorlar. Sonuç olarak bu çalışma geçmişin tozunu silen bir kazıdan öte geleceğe görsel olarak bırakılan dijital bir mirastır.” Yapay zekâ ile arkeolojide yeni bir dönem Proje kapsamında, Midas Vadisi ilk kez yapay zekâ destekli sistemlerle üç boyutlu olarak modellendi. Arkeolojik bulgular, drone fotogrametrisi, dijital haritalama ve derin öğrenme algoritmaları kullanılarak sanal ortama aktarıldı. Bu veriler doğrultusunda oluşturulan 360 derece sanal tur, ziyaretçilere binlerce yıl öncesine ait bir Frig köyünü adım adım gezme olanağı sunuyor. Ayrıca proje kapsamında geliştirilen yapay zekâ destekli video canlandırmaları, Frig halkının dini törenlerini, yaşam ritüellerini ve dönemin mimarisini bilimsel verilere dayanarak yeniden sahneye taşıyor. Bu sayede, Midas Vadisi artık yalnızca bir kazı alanında değil, dijital dünyada da erişilebilir bir kültürel miras haline geliyor. Anadolu Üniversitesi’nden bilim ve teknolojiyle kültürel mirası koruma adımı Bu proje, Türkiye’de arkeolojik verilerin dijital teknolojilerle belgelenmesi ve paylaşılmasına yönelik önemli bir örnek oluşturuyor. Projeyle birlikte hem kültürel mirasın korunması hem de geniş kitlelerin bu zenginliği deneyimlemesi hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.