SON DAKİKA
Hava Durumu

#Taban Maaş

Porsuk Haber Ajansı - Taban Maaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Taban Maaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eğitim Sendikalarından Milli Eğitim Bakanlığına "Karne" Haber

Eğitim Sendikalarından Milli Eğitim Bakanlığına "Karne"

Eskişehir’de 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesiyle birlikte, eğitim sendikaları Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e "karne" verdi. Sendika binalarından Köprübaşı’na yürüyen öğretmenler, laik, bilimsel ve kamusal eğitim vurgusuyla geniş katılımlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. ​Eğitim Sen: "Eğitim Sistemi Derin Bir Yapısal Krizde" ​Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesiyle birlikte eğitim sisteminin kronik sorunlar, piyasacı dönüşüm ve laiklik karşıtı uygulamaların gölgesinde tarihinin en derin yapısal krizlerinden birini yaşadığını belirtti. Bakan Yusuf Tekin’in dönemsel icraatlarını "sınıfta kalmış" olarak nitelendiren Demirkol, sendikaları tarafından hazırlanan "Yıl Sonu Eğitimin Durumu Raporu" ile Bakanlığın eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp nasıl bir ticari pazar alanına dönüştürdüğünü somut verilerle ortaya koyduklarını vurguladı. Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı, özel okulların payının %8’e ulaşmasını ve Türkiye’nin öğrenci başına harcamada OECD ortalamasının çok altında kalmasını eğitimin ticarileşmesine dair temel kanıtlar olarak gösterirken, öğretmenlik mesleğinin kadrolu, sözleşmeli ve ücretli olarak bölünmesini, "Milli Eğitim Akademisi" dayatmasını ve ataması yapılmayan 800 bini aşkın öğretmenin güvencesizliğe itilmesini liyakat sisteminin çöküşü olarak değerlendirdi. Eğitimde laiklik ve bilimsellikten uzaklaşıldığını savunan Demirkol, MEB’in dini yapılarla imzaladığı 672 protokolü, ÇEDES projesini ve Din Öğretimi bütçesinin 4 yılda 9,2 kat artırılarak 109,8 milyar TL’ye ulaştırılmasını laik eğitime karşı açık bir kuşatma olarak tanımladı. Çocuk yoksulluğunun %20’nin üzerine çıktığına, okullarda "bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su" talebinin reddedilmesi nedeniyle hijyen krizleri yaşandığına ve şiddet sarmalının arttığına dikkat çeken Özkan Demirkol, özellikle MESEM uygulaması ile çocuk emeğinin devlet eliyle sömürülmesini ve bu süreçte en az 20 öğrencinin iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesini kabul edilemez bir yaşam hakkı ihlali olarak nitelendirdi. Eğitim Sen olarak çocukların ve gençlerin siyasi iktidarın ideolojik hedeflerine araç edilmesini reddettiklerini ifade eden Demirkol, bu karanlık tablodan çıkışın yolunun yeniden kamusal eğitime dönüş olduğunu vurgulayarak; esnek ve ücretli çalışmaya son verilerek mülakatsız kadrolu istihdamın sağlanmasını, her okula ücretsiz yemek ve temiz su bütçesi ayrılmasını, çocuk işçiliğini yasallaştıran MESEM’lerin durdurulmasını ve ÇEDES ile tüm tarikat protokollerinin iptal edilerek laik, bilimsel ve demokratik bir müfredatın inşa edilmesini talep etti. Demirkol, eğitim emekçilerinin onuru ve çocukların eşit, özgür bir geleceği için sokağın, meydanın ve okulun bağını kurarak örgütlü mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti. ​Eğitim-İş: "Siz Kürsülerde Masal Anlatırken Okullardan Cenaze Kaldırıyoruz" ​Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, yaşananların bir yönetim hatası değil, planlı bir "kurumsal çöküş" olduğunu savundu. Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, yaptığı açıklamada Türkiye’deki eğitim sisteminin basit bir yönetim hatası veya bütçe yetersizliğiyle değil, bizzat siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin eliyle kurulan sistematik bir "şiddet rejimi" ve planlı bir "tasfiye operasyonu" ile yönetildiğini vurguladı. Okulların ideolojik dayatma, sömürü ve şiddet laboratuvarlarına dönüştürüldüğünü belirten Arslan, Bakan Tekin’in "başarı hikayeleri" anlattığı kürsülerden uzak olarak okullarda aç kalan çocukların, coplanan öğretmenlerin ve tarikatlara terk edilen bir neslin gerçeğinin yaşandığını ifade etti. Ekonomik şiddetle parasız eğitimin tamamen bitirildiğini, devlet okullarının velilerden alınan fahiş "bağış" ve "aidat"larla ayakta kalmaya çalıştığını, kırtasiye maliyetlerinin asgari ücretli ailelerin belini büktüğünü ve her dört çocuktan birinin okula aç gittiğini dile getiren Arslan, öğrencilerin sınıfsal ayrışmaya maruz bırakıldığını belirtti. İdeolojik şiddet kapsamında "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nin bilimsel içerikten arındırılmış bir dogma çuvalı olduğunu, ÇEDES projesi ve tarikat protokolleriyle okulların medreselere dönüştürüldüğünü, Cumhuriyet değerlerinin ve Atatürk fotoğraflarının müfredattan silinerek biat eden bir nesil hedeflendiğini savundu. Kurumsal şiddet başlığı altında ise 1,5 milyona yakın çocuğun eğitim sistemi dışında kalmasına, MESEM adı altında çocuk emeğinin sömürülmesine ve iş cinayetlerinde yaşamını yitiren öğrencilere dikkat çeken Arslan, öğretmenlik mesleğinin ise Mülakat ve Milli Eğitim Akademisi gibi uygulamalarla onursuzlaştırıldığını, özel sektör öğretmenlerinin ise kölelik düzeninde asgari ücrete mahkûm edildiğini söyledi. Arslan, tüm bu tablodan çıkış için eğitimde şiddeti önleme yasasının çıkarılmasını, okullara kadrolu personel atanmasını, ücretsiz okul yemeği sağlanmasını, MESEM uygulamalarının iptal edilmesini, bilimsel müfredata dönülmesini ve mülakat dayatmasının sonlandırılmasını içeren "asgari varoluş koşulları"nın derhal uygulanmasını talep ederek, laik ve kamusal eğitim mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerini vurguladı. ​Özel Sektör Öğretmenleri: "Sermaye Değil, Emekçi İçin Bütçe" ​Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, eğitim sisteminin bir şirket gibi yönetildiğini ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu'nun öğretmenler yerine tamamen özel okul patronları ve holding temsilcilerinden oluştuğunu belirterek, bu durumun iktidarın sermaye yanlısı tutumunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etmiştir. Özel sektör öğretmenlerinin 2014 yılında ellerinden alınan taban maaş hakkı nedeniyle asgari ücret düzeyinde maaşlara mahkûm edildiğine ve yıllık milyonlarca lira ücret alan özel okullarda öğretmenlerin on aylık sözleşmelerle güvencesiz çalıştırıldığına dikkat çeken sendika, bu sömürü düzenine karşı haklarını arayan öğretmenlerin darp, ters kelepçe ve gözaltılarla baskı altına alındığını savunmuştur. İktidarın sermayeye vergi kıyakları ve teşvikler sunarken, emekçilere yoksulluğu ve güvencesizliği reva gördüğünü vurgulayan sendika; taban maaş hakkının iadesi, süresiz iş sözleşmeleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit özlük hakları ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi taleplerini yineleyerek, köklü bir mücadele geleneğinden aldıkları güçle insanca bir yaşam için direnişlerini kararlılıkla sürdüreceklerini beyan etti.

Çakırözer: ''Öğretmenleri Susturmak Yerine Sorunlarını Çözün!'' Haber

Çakırözer: ''Öğretmenleri Susturmak Yerine Sorunlarını Çözün!''

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Ankara’da hakları için açlık grevine başlayan mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenlerinin eylemine destek verdi. Ankara’da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası önünde eylemlerini sürdüren öğretmenleri ziyaret eden Çakırözer, öğretmenlerin taleplerini Meclis gündemine taşıdı. Çakırözer, “Öğretmenlerin sesini bastırmak yerine sorunlarını çözün, mülakat sistemini kaldırın, özel sektör öğretmenlerine güvenceli çalışma ve insanca yaşam koşulları sağlayın. Öğretmenlerimiz lütuf değil, hakkı olanı istiyor. Onların haklı direnişlerinin sonuna kadar yanındayız” dedi. TBMM’DE ÖĞRETMENLER İÇİN ÇAĞRI Ankara’da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’na bağlı öğretmenler ile mülakat mağduru eğitimciler eylemlerini sürdürüyor. Eskişehir ve diğer şehirlerde sendikalar, emekçiler öğretmenlere desteğini sürdürürken, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de sendika binası önünde açlık grevini sürdüren eğitim emekçilerini ziyaret ederek destek verdi. Ziyaret sonrasında öğretmenlerin taleplerini Meclis gündemine taşıyan Çakırözer, CHP olarak mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenlerinin haklı taleplerinin yanında olduklarını söyledi. “ÖĞRETMENLERİ SUSUTURMAK YERİNE SORUNLARINI ÇÖZÜN!” TBMM’de konuşan Çakırözer, şu çağrıyı yaptı: “Dün bu yüce Meclisin hemen önünde yalnızca emeğine, mesleğine ve geleceğine sahip çıkmak isteyen öğretmenlerimiz gözaltına alındı, tartaklandı. Haklarını arayan öğretmenlerimize yönelik bu zulmü, vicdansızlığı kınıyorum. Bu insanlar kim? KPSS'de yüksek puan alıp haksız mülakatlarla elenen mülakat mağduru öğretmenlerimiz, patronların insafına terk edilen özel sektör öğretmenlerimiz ve dört gündür açlık grevindeler. On binlerce eğitim emekçimizin taban maaş hakkı, güvenceli çalışma koşulları ve insanca yaşam talepleri görmezden gelinemez. Öğretmenlerin sesini bastırmak yerine sorunlarını çözün, mülakat sistemini kaldırın, özel sektör öğretmenlerine güvenceli çalışma ve insanca yaşam koşulları sağlayın. Öğretmenlerimiz lütuf değil, hakkı olanı istiyor. Onların haklı direnişlerinin sonuna kadar yanındayız.”

Eğitim Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'ndan Ankara'daki Gözaltılara Tepki Haber

Eğitim Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'ndan Ankara'daki Gözaltılara Tepki

Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Eskişehir Temsilciliği, Ankara'da özel sektör öğretmenlerine ve mülakat mağduru eğitimcilere yönelik gerçekleştirilen polis müdahaleleri, gözaltılar ve baskı politikalarına karşı ortak bir basın açıklaması düzenledi. Eskişehir'de gerçekleştirilen açıklamada, öğretmenlerin taleplerinin görmezden gelinmesi ve demokratik haklarını kullanırken karşılaştıkları şiddet sert bir dille eleştirildi. ​"Öğretmenlerin Hak Arama Mücadelesi Gözaltılarla Engellenemez" ​Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol tarafından yapılan açıklamada, Ankara’daki eylemlerin meşruiyetine vurgu yapıldı. Demirkol, özel sektörde güvenceli çalışma ve taban maaş hakkı talep eden öğretmenler ile atama sürecinde mülakat mağduriyeti yaşayan eğitimcilerin yanında olduklarını belirtti. ​Demirkol, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler günlerdir Ankara’da haklı ve meşru taleplerini dile getirmek için bir araya gelmektedir. Özel sektörde çalışan öğretmenler güvenceli çalışma, insanca yaşayacak ücret, taban maaş ve özlük hakları için; mülakat mağduru öğretmenler ise yıllardır emek vererek kazandıkları haklarının teslim edilmesi için seslerini duyurmaya çalışmaktadır. Ancak öğretmenlerin taleplerine yanıt vermesi gerekenler, bir kez daha çözüm yerine polis barikatını, müzakere yerine gözaltını, hak arama özgürlüğü yerine baskıyı tercih etmiştir. Ankara’da gerçekleştirilen eylemlere yönelik polis müdahalesinde çok sayıda öğretmen gözaltına alınmış; öğretmenler darp, ters kelepçe, biber gazı ve abluka ile karşı karşıya bırakılmıştır. Eğitim Sen Genel Başkanımız Kemal Irmak ve Genel TİS-Hukuk Sekreterimiz Özlem Tolu da dayanışma için bulundukları alanda gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştır. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına, eğitim emekçilerinin güvencesizliğe ve düşük ücretlere mahkûm edilmesine, mülakat adı altında yaratılan adaletsizliğe karşı mücadele etmek suç değildir. Suç olan, öğretmenlerin haklı taleplerine kulak tıkamak; anayasal ve demokratik haklarını kullanmak isteyen eğitim emekçilerinin karşısına polis gücüyle çıkmaktır. Bugün Türkiye’de eğitim alanında yaşanan sorunlar münferit değildir. Kamusal eğitimin tasfiyesi, özel okullarda kuralsız ve güvencesiz çalışma düzeninin yaygınlaştırılması, atama bekleyen öğretmenlerin mülakatla elenmesi, ücretli öğretmenlik uygulamaları ve eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanması aynı politik hattın sonucudur. Öğretmenler susturuldukça eğitim sistemi düzelmez; öğretmenlerin emeği değersizleştirildikçe çocuklarımızın nitelikli eğitim hakkı güvence altına alınamaz. Eğitim Sen olarak Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın ve mülakat mağduru öğretmenlerin haklı mücadelesinin yanındayız. Tüm gözaltı ve baskı uygulamalarını kınıyoruz. Öğretmenlerin, sendikaların ve emek örgütlerinin demokratik haklarını kullanmasının engellenmesine derhal son verilmelidir. Taleplerimiz açıktır: Mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir. Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkı güvence altına alınmalıdır. Eğitim emekçilerinin güvenceli çalışma ve insanca yaşam talepleri karşılanmalıdır. Hak arama mücadelesine yönelik polis müdahaleleri ve gözaltılar son bulmalıdır. Sendikal faaliyetlerin engellenmesine yönelik tüm uygulamalardan vazgeçilmelidir. Öğretmenlerin karşısına barikat değil çözüm iradesi konulmalıdır. Eğitim emekçilerinin emeği, mesleği ve geleceği polis müdahalesiyle bastırılamaz. Hak arayan öğretmenler yalnız değildir. Mülakat mağduru meslektaşlarımızın yanındayız. Sendikal mücadele suç değildir." ​"Mücadele Dersini Öğretmenler Veriyor" ​Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Özgür Cihan Tıknazoğlu ise, özel sektörde çalışan öğretmenlerin yaşadığı ağır çalışma koşullarına ve verilen sözlerin tutulmamasına dikkat çekti. ​Tıknazoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Mücadele dersini öğretmenler veriyor! Bizler özel sektörde çalışan öğretmenleriz. Sendikamız kurulduğu günden bu yana özel sektörde çalışan öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirmek için mücadele ediyor. 2014 yılında elimizden alınan bir taban maaş hakkımız var. Öncelikli olarak bu hakkı tekrar kazanmak için çalışıyoruz. Arkadaşlarımız güvencesiz koşullarda çalışıyorlar, çok zor koşullarda çalışıyorlar. Primleri eksik yatıyor, çoğu işsizlik tehdidi ile karşı karşıya. Buna karşı mücadele ediyoruz. Arkadaşlarımıza verilen bir sürü söz var sendikanın kurulduğu günden bu yana. Özellikle Milli Eğitim Komisyonu Üyesi Ayşen Gürcan'ın, komisyon üyeliğine seçildiği günden sonra bize verdiği ciddi sözler var. Bu işi çözeceğiz, bu işin muhatapları olan patronları, sizleri ve yasa koyucuları bir araya getirip aynı masada toplayacağız, taleplerinizde haklısınız, bunu çözeceğiz diye sözünü vermişti bize. Bu sözü vermesinin üzerinden aylar geçti ama defalarca randevu talep etmemize rağmen Ayşen Gürcan'dan hiçbir haber alamadık. Buradan tekrar, sizin huzurunuzda tekrar seslenmek istiyorum kendisine, acilen görevini yerine getirmeli. Bugün Türkiye'nin her yerinde, Ankara'da yaşanan olaylara karşı, özel sektör öğretmenlerine yapılan müdahaleye karşı toplandık. Bize destek veren, Eğitim-Sen başta olmak üzere, tüm dost kurumlara teşekkür ederiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.