SON DAKİKA
Hava Durumu

#Suriye

Porsuk Haber Ajansı - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri Haber

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri

AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında şehrimizde gerçekleştirilen çeşitli etkinliklere katıldı. Halis Toprak Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ile Eskişehir Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’ni ziyaret eden Milletvekili Gürcan, kadınlar ve büyüklerle bir araya gelerek sohbet etti, tecrübelerini dinledi ve bu özel günü birlikte paylaştı. Aynı gün, teşkilatın emektar kadınlarıyla Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programına katılan Milletvekili Gürcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlara verdiği önemi bir kez daha vurguladı. Etkinlikler kapsamında, Afrin’de şehit düşen P.Uzm.Çvş. Serdar Ege’nin kıymetli annesi Gülten Ege’ye de ziyarette bulunan Gurcan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamları iletti. Milletvekili Gürcan, yaptığı açıklamada, “Hayatımıza değer katan, sabır, sevgi ve fedakârlıklarıyla toplumumuza ışık tutan tüm kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Başta kızlarımız, gelinlerimiz, annelerimiz ve eşlerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı. Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programında konuşan Milletvekili Gürcan şu ifadelere yer verdi; "Kıymetli hanımefendiler, Değerli dava arkadaşlarım, Saygıdeğer hemşehrilerim, Ramazan ayının bereketini ve kardeşliğini paylaştığımız bu müstesna akşamda sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Mübarek Ramazan ayının gönüllerimize huzur, ülkemize birlik ve beraberlik getirmesini temenni ediyorum. Bu güzel buluşmada sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, başta AK Parti Eskişehir teşkilatımızın fedakâr hanım kardeşleri olmak üzere, bu salonda bulunan tüm misafirlerimizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak hayatımıza değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, metanetiyle bu milletin hafızasında yer eden şehit analarımızı, şehit eşlerimizi ve şehit kızlarımızı da hürmetle selamlıyorum. Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde acının yükünü omuzlayan anneleri, eşleri ve kız çocuklarını selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kızlarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı annelere şehrimizde ki kadınlar adına taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Afrika’nın yoksul ve cefakâr kadınlarını, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarını, Lübnan’da kendi topraklarında huzura hasret bırakılan kadınları, dünyanın farklı coğrafyalarında hayatın ağır yükünü taşıyan tüm kadınları saygıyla selamlıyorum. Elini vicdanına koyan herkes şu tabloyu açık şekilde görebiliyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmalar yaşanıyor; bu çatışmaların en ağır yükünü kadınlar taşıyor. Bugün dünyada derin bir gelir dağılımı adaletsizliği var; bu eşitsizlikten en çok kadınlar etkileniyor. Bugün batıl inançlardan, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var; bu ayrımcılık en fazla kadınların hayatını zorlaştırıyor. Bir başka gerçek daha var. Dünyayı devasa bir tüketim pazarına dönüştüren küresel sistem, kadını çoğu zaman bir meta olarak görmeye çalışıyor. Kadının emeği ucuz iş gücü olarak görülüyor, kadın onuru tüketim kültürünün parçası hâline getirilmeye çalışılıyor. İşte tam da bu noktada bizim medeniyet tasavvurumuz ile modern dünyanın çarpık anlayışı arasındaki fark açık şekilde ortaya çıkıyor. Bizler kadını ve erkeği bir bütünün iki asli unsuru olarak gören bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bizim inanç dünyamızda her insan Allah’ın yarattığı bir değerdir. Bizim medeniyetimizde insan, yaratılışı itibarıyla saygıya layık bir varlıktır. Bir üstünlük aranacaksa bu üstünlük ancak takva ile, liyakat ile, emek ile ve üretkenlikle ölçülür. İnsanların kişisel tercihleri, hayat tarzları ve yaratılıştan gelen özellikleri saygı görür. Farklılıklar toplum için bir zenginlik olarak görülür. Aynı şekilde kadının emeğinin sömürülmesine, kadının bir vitrin nesnesine indirgenmesine karşı durmak da bu medeniyet anlayışının doğal sonucudur. Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin değerlerine zarar veriyor demektir. Kadına ve çocuğa şiddet uygulayan bir zihniyet insanlık onurunu ayaklar altına alır. Kadını ve erkeği keskin ideolojik kalıpların içine hapsetmeye çalışan anlayışlar toplumun huzurunu zedeler. Bizim bakışımız çok nettir. Kadın toplumun vicdanıdır, merhametidir, üretim gücüdür ve geleceğinin mimarıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da yıllardır her fırsatta bu gerçeği güçlü şekilde dile getiriyor. Kadının toplum hayatındaki yerinin güçlenmesini Türkiye’nin kalkınma hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. AK Parti’nin siyasi yolculuğuna baktığımızda kadınların bu hareketin merkezinde yer aldığını açık şekilde görüyoruz. Mahallelerden şehir meydanlarına kadar her yerde fedakârca çalışan hanım kardeşlerimiz bu davanın omurgasını oluşturuyor. Bugün Türkiye’de kadınların eğitimden siyasete, ekonomiden sosyal hayata kadar pek çok alanda daha güçlü şekilde yer alması bu kararlı yürüyüşün sonucudur. Üniversitelerde okuyan genç kızlarımızın sayısı her geçen yıl artıyor. Kadın girişimcilerimiz üretim hayatında daha görünür hale geliyor. Kadınlarımız siyasette ve karar mekanizmalarında daha güçlü şekilde temsil ediliyor. Kadınların çalışma hayatına katılımını destekleyen politikalar, sosyal destek programları ve eğitim imkânları son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Kadın kooperatifleri, girişimcilik destekleri, aileyi güçlendiren sosyal politikalar bu yaklaşımın somut örnekleridir. Bu çalışmalar yalnızca bir kalkınma politikası olarak görülmüyor. Bu çalışmalar aynı zamanda toplumsal adaletin gereği olarak değerlendiriliyor. Çünkü güçlü kadın, güçlü aile demektir. Güçlü aile ise güçlü toplum demektir. Toplumun huzuru ve geleceği kadınların emeğiyle, sabrıyla ve ferasetiyle şekillenir. Bugün burada bulunan hanım kardeşlerimizin her biri hayatın farklı alanlarında büyük sorumluluklar taşıyor. Kimisi bir anne olarak evlat yetiştiriyor. Kimisi iş hayatında üretime katkı sağlıyor. Kimisi sivil toplumda, eğitimde, sosyal çalışmalarda topluma hizmet ediyor. Bu emek ve fedakârlık Türkiye’nin yarınlarını inşa eden en büyük güçlerden biridir. Kıymetli kardeşlerim, Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve merhametin ayıdır. Bu ay bize bir hakikati tekrar hatırlatır: İnsanların kalplerine dokunan her davranış toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımdır. Kadınların hayatını kolaylaştıran her adım toplumun huzurunu büyütür. Kadınların emeğini görünür kılan her çalışma ülkenin kalkınmasına katkı sağlar. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda yürürken kadınların gücü bu yürüyüşün en önemli dinamiklerinden biri olacaktır. Ahlaklı, üretken, özgüvenli ve güçlü kadınların yetiştiği bir toplum geleceğe daha sağlam adımlarla ilerler. Bu nedenle kadınların hayatın her alanında daha etkin yer almasını destekleyen çalışmalar kararlılıkla devam edecektir. Sözlerimin sonunda bir kez daha ifade etmek isterim: Bu salondaki hanım kardeşlerim başta olmak üzere hayatımıza anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Şehit analarımıza, şehit eşlerimize ve şehit kızlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Gönül coğrafyamızdaki mazlum kadınlara selamlarımızı gönderiyoruz. Ramazan ayının rahmetinin ve bereketinin hepimizin üzerine olmasını diliyorum. Bu güzel iftar sofrasında bizleri bir araya getiren teşkilatımıza teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Allah birliğimizi, kardeşliğimizi ve muhabbetimizi daim eylesin. Afiyet olsun, hayırlı Ramazanlar diliyorum."

Emekli Aylığı Oylaması, Cumhur İttifakı İçin Samimiyet Testi Olacak Haber

Emekli Aylığı Oylaması, Cumhur İttifakı İçin Samimiyet Testi Olacak

CHP MYK, parti genel merkezinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında toplandı. Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Zeynel Emre, düzenlediği basın toplantısında Hrant Dink anmasından emekli maaşlarına, yargıdaki "çürüme" iddialarından Suriye’deki gelişmelere kadar gündemdeki kritik başlıkları değerlendirdi. Hrant Dink Anması: "Karanlık Tam Aydınlanmadı" Konuşmasına 19 yıl önce suikasta kurban giden Hrant Dink’i anarak başlayan Parti Sözcüsü Emre, "O gün Şişli’de kaldırım taşına düşen sadece bir beden değil, Türkiye’nin vicdanıydı," dedi. Rakel Dink’in "Bir bebekten bir katil yaratan karanlık" sözüne atıfta bulunarak, cinayetin arkasındaki asıl odakların hâlâ tam olarak ortaya çıkarılmadığını vurguladı. Emekli Maaşlarına Tepki: "Açlık Sınırının Altında Yaşam Dayatılıyor" Meclis’te devam eden emekli dayanışma eylemine dikkat çeken Zeynel Emre, en düşük emekli maaşının 20 bin lira seviyesine çıkarılmasının yeterli olmadığını belirtti. Günlük 667 TL ile geçinmenin imkansız olduğunu ifade ederek şunları söyledi:"2019’da 1 milyon kişi en düşük maaşı alırken bugün bu sayı 5 milyona dayandı. Emeklilerimiz yoksullukta eşitleniyor. Bu hafta Meclis'te yapılacak oylama, Cumhur İttifakı için bir samimiyet testi olacaktır." "Türkiye'nin Kaynakları Şanslı Şirketlere Akıyor" Ekonomideki kötü gidişatın bir tercih olduğunu savunan CHP Sözcüsü Emre, vergi aflarını eleştirdi. 2026 yılı bütçesinde "vergi harcaması" adı altında 3,5 trilyon TL’den vazgeçilmesinin öngörüldüğünü belirterek, "Moto kuryenin bahşişine göz dikenler, milyarderlerin borcunu bir gecede siliyor. Türkiye’nin kaynak sorunu yok, kaynakların yönetimi problemi var," dedi. Yargıda "Çürüme" İddiası ve Kadına Şiddet Adliye içerisinde bir savcının hâkimi vurması ve bazı yargı mensuplarının uyuşturucu davalarında ceza alması üzerinden sert eleştirilerde bulunan Emre, liyakat vurgusu yaptı: "Yüksek puan alan pırıl pırıl çocuklar mülakatlarda elenirken, suç işleme potansiyeli olan kişiler kimlerin referansıyla bu makamlara getiriliyor? Bu bir sistemik çürümedir." Suriye ve Dış Politika: "Diplomasi ve Ortak Akıl Şart" Suriye’deki gelişmeler hakkında "hamasetten uzak bir dil" çağrısı yapan Emre, Türkiye’nin milli güvenliği için Suriye’nin toprak bütünlüğünün hayati önem taşıdığını belirtti. Bölgedeki tüm kesimlerle diyalog kurulması gerektiğini ifade ederek, sığınmacıların onurlu bir şekilde ülkelerine dönebilmesi için kapsayıcı bir demokratik yapının oluşması gerektiğini savundu. İstanbul Seçimi Çağrısı İktidarın billboardlar üzerinden bir algı kampanyası yürüttüğünü iddia eden Zeynel Emre, İBB’ye yönelik soruşturmaları eleştirerek hükümete meydan okudu: "Madem haklılığınıza inanıyorsunuz, gelin İstanbul seçimini yenileyelim. Halkın hakemliğine gidelim."

İnsanlığın Vicdanı Sancı İçinde Haber

İnsanlığın Vicdanı Sancı İçinde

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı tarafından, Suriye’de bulunan alevi topluluklarına yönelik saldırılar ve yaşanan şiddet olayları ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. HABEV Başkan Kamer Ali Durur tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Ortadoğu’da bir kez daha savaş politikaları ve kanla sınanıyor. Suriye’de, özellikle kıyı bölgelerinde (Lazkiye, Tartus ve çevresi ile Humus) yaşayan Alevi topluluklarına yönelik olarak, etnik ve mezhepsel kimlik temelinde gerçekleştirilen ölümcül saldırılar — katliamlar — durmaksızın devam ediyor. Uluslararası gözlem ve insan hakları örgütlerinin raporlarına göre; silahlı gruplar — zaman zaman resmi güçlere bağlı milisler — “Alevi misiniz?” diyerek insanları hedef seçiyor; kimlik kontrolü yaptıktan sonra onları sokak ortasında infaz ediyor. Son haftalarda yaşanan saldırı ve katliam dalgasında yalnızca erkekler değil; kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve siviller de hedef alındı. Sivil yerleşimler yakıldı, evlere saldırıldı; hastaneler ve sağlık tesisleri bile hedef gösterildi. Bulgulara göre bu katliamlar — adeta sistematik bir temizlik olarak — bir “misilleme” ya da “intikam” mantığıyla yürütüldü. Ancak mağdurlar arasında rejimle doğrudan bağlantısı olmayan, sivil Alevi vatandaşlar da yer alıyor. Böylece bu eylemler, toplumsal temizlik, azınlıklara yönelik baskı ve mezhep temelli nefret suçları kategorisinde değerlendirilmelidir. Bu vesileyle şunları talep ediyoruz: Hemen bağımsız, tarafsız ve etkin bir şekilde uluslararası insan hakları örgütlerinin katılımıyla tam kapsamlı bir soruşturma başlatılmalı. Sorumlular adalet önüne çıkarılmalı, kurbanların hakları korunmalı. Kaçırılan, kaybolan, göç etmek zorunda bırakılan Alevi sivillerin akıbeti açığa çıkarılmalı; zorla yerinden edilenlerin hukuki, insani ve maddi hakları güvence altına alınmalı. Mezhep temelli nefret, ayrımcılık ve etnik temizlik siyaseti asla tolere edilmemeli; uluslararası toplum ve örgütler bu zulmü görmezden gelmemeli, Suriye’nin tarafsız ve adil bir topluma dönüşü için baskı oluşturmalı. Suriye’de her türlü silahlı grubun, milisin, paramiliter yapının derhal silah bırakması; sivillere yönelik saldırı ve tehditlerin kesin olarak sona erdirilmesi sağlanmalı. İnsanlığın vicdanı sancı içinde. Sessiz kalmak, bu katliamları meşrulaştırmak demektir. Gerçek adalet, hesap verebilirlik ve toplumsal barış ancak bu katliamlara dur diyerek, zulme karşı ses çıkarılarak sağlanabilir."

Güleriz Ağlanacak Halimize! Haber

Güleriz Ağlanacak Halimize!

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın CNN Türk’te Suriyelilerle ilgili yaptığı açıklamaları sosyal medya hesabından eleştirdi. “250 bin Suriyeli döndü” açıklamasının, ülkedeki Suriyelilerin yalnızca %10’unu kapsadığını vurgulayan Milletvekili Arslan, sınır güvenliği ve düzensiz göç konusundaki ihmallere dikkat çekti. Milletvekili İbrahim Arslan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Güleriz ağlanacak halimize! İçişleri Bakanı sayın Ali Yerlikaya ‘nın CNN Türk kanalında Ahmet Hakan ile arasında geçen diyalog; -Ahmet Hakan: Esat devrildikten sonra ülkesine dönen Suriyeli 250 bin mi oldu? -Ali Yerlikaya: Evet. -Ahmet Hakan: İyi bir rakam mıdır bu? -Ali Yerlikaya: Gerçekten iyi bir rakamdır. Vallahi pes doğrusu! Sayın bakan açıkladığınız sayı ülkemizdeki Suriyelilerin sadece % 10’udur. % 90’ı hala ülkemizdedir. Geri dönen 250 bine seviniyorsunuz da, rejim değişikliğinin üzerinden 6 ay geçmesine, geçici koruma altındaki Suriyeliler için herhangi bir tehdit ve tehlike kalmamasına rağmen, 22 Mayıs 2025 tarihi itibariyle Göç İdaresi başkanlığının verisine göre; ülkelerine hâlâ geri dönmeyen ve/veya geri göndermediğiniz 2 milyon 723 bin Suriyeli hakkında ne düşünüyorsunuz? Geçici koruma altındaki Suriyeliler dışında yine Göç İdaresi Başkanlıği verilerine göre 2005 yılından bu yana yakalanarak sınır dışı edilen düzensiz göçmen sayısı tam 2 milyon 823 bin 621 kişi! Sayın bakan 20 yıl içinde elini kolunu sallaya sallaya ülkemiz sınırlarından 2 milyon 823 bin kişi vatanımıza nasıl giriş yapmıştır? Sınırlarımızın kevgire dönmesinin ve bütün bu olan bitenin sorumlusu kimdir?"

Suriye'ye Hayvansal Gıda İhracatı Durma Noktasına Geldi Haber

Suriye'ye Hayvansal Gıda İhracatı Durma Noktasına Geldi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektörler Konseyi Üyesi ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ASHİB) Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz, Türkiye’nin hayvansal gıda ihracatında 96,8 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiği Suriye’de 11 Ocak’tan itibaren ithal edilen mallarda gümrük vergilerinin yüzde 500’lere varan oranlarda artırılmasının bu ülkeye yönelik ticareti durma noktasına getirdiğini, krizin daha fazla derinleşmemesi için acil çözüm beklediklerini belirtti. Geçen yıl Suriye’de 36,3 milyon dolar değere ulaşan ASHİB’in bu ülkeye yapılan sektör ihracatındaki payının yüzde 37,5 olduğunu vurgulayan Ali Can Yamanyılmaz, “Söz konusu gümrük vergisi artışları ihracat maliyetlerimizin katlanmasına, talep daralmasına, pazar kayıplarına, lojistik ve dağıtım sorunlarına yol açacaktır. Bu dramatik tablo en fazla Akdenizli ihracatçıları olumsuz etkileyecektir. Kararın yeniden gözden geçirilmesi için Ticaret Bakanlığımızın girişimlerini yakından takip ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dost ve kardeş Suriye halkının ihtiyaçlarının karşılanması noktasında üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle hareket etmeye devam edeceğiz. Ticaretin geliştiği ortamda refah artacak ve bu da Suriye’nin normalleşme sürecine önemli katkılar verecektir. Ticaret diplomasisinin hızlandırılarak sorunun bir an önce çözülmesini bekliyoruz.” dedi. “Sakatat, yumurta, konserve et, kanatlı eti, süt ürünleri ile balıklar ve su ürünleri ihracatçıları endişeli” Türkiye’nin su ürünleri ve hayvansal mamulleri sektöründe Suriye’nin en önemli 11’inci pazar olduğunu kaydeden Ali Can Yamanyılmaz, gümrük vergisindeki ani ve yüksek artışların en fazla sakatat, yumurta, konserve et, kanatlı eti, süt ürünleri ile balıklar ve su ürünleri ihracatçılarını endişelendirdiğini ifade etti.  Ali Can Yamanyılmaz, “2024 yılında sektörümüz Suriye pazarında 60 bin 459 ton ürünü değere dönüştürdü. Bir önceki yıla göre hayvansal gıda ihracatımızı tutar olarak yüzde 15,78 oranında artırdık. İhracat birim fiyatının 1,60 dolar olduğu Suriye’ye 19,4 milyon dolarlık yumurta, 7,6 milyon dolarlık konserve et, 6,5 milyon dolarlık kanatlı eti, 3,6 milyon dolarlık süt ürünleri, 3,6 milyon dolarlık balıklar ve su ürünleri, 82,3 bin dolarlık sakatat ihraç ettik. 11 Ocak’tan itibaren gümrük vergilerindeki artış ticaretimizi durma noktasına getirdi. Sınır kapılarında gıda yüklü TIR’larımız kilometrelerce kuyruk oluşturdu. Yetersiz soğutma koşulları ve uzun süreli bekleme nedeniyle hayvansal gıdaların bozulma riski artıyor.” diye konuştu. “Suriye’deki işletmeler hangi fiyatla ürün satacaklarını bilemiyor” Gümrük vergisinin fahiş oranlarda artırılmasının Suriye’deki işletmeleri de şoka soktuğunun altını çizen Yamanyılmaz, şunları söyledi: “Türk gıda firmaları ile ticaret yapan Suriye’deki işletmeler ani karar karşısında hangi fiyatla ürün satacaklarını bilemiyor. Ortaya çıkan tablo, Türk ihracatçılarının Suriye’de ticaret yapmasını imkânsız hale getirdi. Bu durum kayıt dışılığın artmasına ve güvenlik risklerine de neden olacaktır. Suriye pazarında arz yetersizliği, raflardaki ürünlerin fiyatlarını da hızla yükselteceğinden bu ülkenin vatandaşlarının alım gücü de düşecektir. Yüksek gümrük vergileri, iç savaşın yıkımıyla açlık sınırında yaşayan Suriye halkı için hayvansal gıdayı sofralardan kaldıran görünmez bir duvar olacaktır. Hayvansal gıdanın toplumların fiziksel gücünü, zihinsel gelişimini ve nesillerin sağlığını inşa eden vazgeçilmez temel taşı olduğu unutulmamalıdır. Ekonomik dengeyi korumak için bu kararın sonuçlarının çok iyi analiz edilmesini bekliyoruz. Ticaret Bakanlığımız ve ilgili bakanlıkların gümrük vergileri konusundaki girişimlerini yakından takip ediyoruz. Krize ivedilikle çözüm getirilmesini ümit ediyoruz.”

CHP’li Çakırözer Eskişehir’deki Suriyelilerle Görüştü. Haber

CHP’li Çakırözer Eskişehir’deki Suriyelilerle Görüştü.

Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesinin ardından gözler Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönüp dönmeyeceğine çevrildi. CHP Milletvekili Utku Çakırözer Eskişehir’de Suriyelilerin yoğunlukta yaşadığı mahalleleri ziyaret ederek, Suriyelilerin dönüş konusundaki düşüncelerini dinledi.  10 yıldan fazla süredir Erenköy, Emek ve Yeşiltepe mahallelerinde yaşayan Suriyeliler gitmek için acele etmeyeceklerini, Suriye’deki koşulların düzelmesini bekleyeceklerini belirterek “Esad gidince memleketimiz düzeldi diye sevindik. Gitmek istiyoruz. Ama orada ev yok, okul yok, hastane yok! Nasıl gideceğiz? Önce devlet kurulsun, kanunlar yapılsın! Biz de yazın çalışıp paramızı biriktirip gitmeyi düşünüyoruz. Ama önce orada devlet kurulması lazım” dedi. ERENKÖY VE YEŞİLTEPE’DE SURİYELİLERLE GÖRÜŞTÜ Suriye’de Esad rejiminin sona erdiği 8 Aralık tarihinden bu yana Türkiye’de sığınmacı/geçici sığınmacı statüsü altında bulunan Suriyelilerin ülkelerine dönüşü sınırlı sayıda kaldı. Türkiye’deki üç buçuk milyon Suriyelinin sadece 25 bininin Suriye’ye döndüğü açıklandı. Eskişehir’de Suriyeli sığınmacıların yoğunlukta yaşadığı Odunpazarı ilçesi Erenköy ve Emek mahalleleri ile Tepebaşı ilçesi Yeşiltepe Mahallesi’ni ziyaret eden CHP’li Çakırözer, Suriyelilerin ülkelerine dönüş konusundaki değerlendirmelerini ve beklentilerini dinledi. 10 yılı aşkın süredir Eskişehir’de yaşadıklarını söyleyen Suriyeli sığınmacılar, geri dönmek için acele etmeyeceklerini ve Suriye’de hayatın normale dönmesini bekleyeceklerini vurguladı. Savaş sırasında evlerinin yıkıldığını, kayıplarının olduğunu belirten Suriyeliler, “Döneceğiz ama orada ne ev var ne başka bir şey. Ailelerimizden, arkadaşlarımızdan yakınlarını bulmaya gidenler oldu. Ama orada durum iyi değil. Kalacak ev yok, okul yok, hastane yok” dedi. “YAZIN ÇALIŞIP GİTMEK İÇİN PARA BİRİKTİRECEĞİZ” Yaklaşık 13 yıldır Eskişehir’de olduklarını belirten Suriyeli Muhammet, “İsmim Muhammet. 5 çocuğum var. İş olursa çalışıyorum. İnşaat ve tarlalara gidiyorum. Daha önce Emek Mahallesi’nde oturduk. Şimdi uzun zamandır Erenköy’deyiz. Esad gidince memleketimiz düzeldi diye sevindik. Suriye’de bazı evler patlamış, bazıları yıkık dökük duruyor. Şimdi orada ev yok gidemeyiz. Yazın çalışıp para biriktireceğiz. Çocuklarımıza, kendimize eşya alacağız. Gidebilirsek öyle gideceğiz” dedi. “TÜRKİYE’Yİ BIRAKMAK ZOR GELİYOR” Aynı mahallede yaşayan Suriyeli başka bir aile ise, “Devlet kurulsun inşallah gideceğiz. Burayı da bırakamıyoruz. Komşulara alıştık. Ben de Eskişehir’de tarla işlerine gidiyorum. Bizim burayı bırakmamız kolay değil. Orada ev de yok. Gidip biz orada çadır mı kuracağız. Yarın bir gün belki bir sene, belki iki seneye devlet de kurulur gideriz. Yaz gelsin bir bakalım, Allah ne gösterecek. Tabii ki gitmeyi isteriz ama Türkiye’yi bırakmak da bize zor geliyor. Kimisinin parası, kimisinin ev eşyası, kimisinin evi yok! Nasıl gidecekler?” sözleriyle durumlarını aktardı. “ORADA HER ŞEYE SIFIRDAN BAŞLAYACAĞIZ, DESTEK OLMADAN ZOR” Yeşiltepe Mahallesi’nde yaşayan Suriyeli sığınmacılar da geri dönmek için Suriye’deki durumun düzelmesini beklediklerini aktarırken, şunları söyledi: “Deyrizor’dan buraya geldik. 2 ay önce kardeşimin biri Suriye’ye gitti. Şimdi konuşuyoruz. Orada durumun çok iyi olmadığını sıkıntıların devam ettiğini söylüyor. Burada 3 çocuğum okuyor. Çocuklarımı düşünüyorum. Bir çocuğum dördüncü sınıfa gidiyor burada. Suriye’ye gidince her şeye sıfırdan başlayacağız. Belki 5,6 ay sonra dönmek için bakabiliriz. Ama oranın önce bir düzelmesi lazım. Kanunlar nasıl olacak, devlet nasıl kurulacak? Kısa zaman değil… Her şeye sıfırdan başlıyoruz, destek olmadan başlamak çok zor” MAHALLELİ: “DÖNÜYORLAR DİYORLAR HEPSİ YALAN” Erenköy Mahallesi sakinleri ise, Suriyeli sığınmacıların geri dönecekleri konusunda çok iyimser değil. Sığınmacıların gideceklerine dönük hiç bir hareket görmediklerini belirten bir Erenköylü “Ben inanmıyorum gideceklerine. Hiçbiri gitmiyor. Sen olsan bu rahatı bırakıp gider misin? 2016-2017 yıllarında geldiler. Hiçbiri de gitmez, tahmin etmiyorum. Gidiyorlar, dönüyorlar diyorlar hepsi yalan” dedi. ÇAKIRÖZER: “DÖNÜŞ İÇİN TAKVİM OLUŞTURULMALI” Suriyeli sığınmacılar ile görüşmesi sonrası açıklamalarda bulunan TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi CHP’li Utku Çakırözer ise, Suriye’nin hızlı şekilde istikrara kavuşması ve Türkiye’deki tüm sığınmacıların ülkelerine dönüşü için gerekli plan ve desteklemelerin yapılması gerektiğine dikkat çekti. Çakırözer, şunları söyledi: “Eskişehir’de Erenköy’de, Yeşiltepe’de uzun yıllardır yaşayan Suriyeliler ile görüştük. Konuştuğumuz aileler Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Savaşta kayıpları olanlar var. Kiminin yakınları, kiminin arkadaşı orada. Telefonla görüşüyorlar. Görüştüğümüz ailelerden, yakın gelecekte dönmeyi planlayan yok. Hepsi dönmek istediğini söylüyor ama gidecek paralarının olmamasından, Suriye’de kalabilecekleri evlerinin olmamasından dert yanıyor. ‘Türkiye’den gitmek zor geliyor’ diyenler de var. Suriye’nin hızlı şekilde huzura ve siyasi istikrara kavuşması ve Suriyelilerin ülkelerinde dönmeleri için orada yaşanılabilir koşulların bir an önce sağlanması gerekiyor. Bunun için tüm dünyanın, Avrupa’nın, Birleşmiş Milletlerin destek olması şart! Hükümetin de bunun için seferber olması lazım. Ekonomiden sağlığa, eğitimden sosyal hayata Suriye’de yaşam alanlarının hızlı şekilde oluşturulması ve dönüşlerin hızlandırılması için bir takvim belirlenmesi gerekiyor. Yoksa Eskişehir’de yaşayan Suriyeliler ’in dile getirdiği gibi isteseler de ülkelerine dönmeleri kısa zamanda mümkün olmayacak!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.