SON DAKİKA
Hava Durumu

#Suriye

Porsuk Haber Ajansı - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Suriye’ye Hastane Yapana Kadar Kendi Hastanelerimizi Satmaktan Vazgeçin! Haber

Suriye’ye Hastane Yapana Kadar Kendi Hastanelerimizi Satmaktan Vazgeçin!

TBMM Dışişleri Komisyonu’nda Suriye’de iki hastane yapımı için verilen kanun teklifi görüşülürken, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye’deki sağlık tesislerinin özelleştirilmesine tepki gösterdi. AK Parti’nin Suriye’de iki hastane yapımı için Meclis’e getirdiği kanun teklifi TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşülürken, muhalefet Türkiye’de 43 ilde sağlık tesislerinin alanlarının özelleştirilmesinden vazgeçilmesi çağrısı yaptı. Komisyonun CHP’li üyesi Utku Çakırözer, Suriye’nin yeniden yapılanma ve sağlık alt yapısının güçlendirilmesine katkı verilmesine karşı olmadıklarını belirtirken, “Komşu Suriye'de sağlık altyapısına katkı sunalım buna itirazımız yok. Ancak kendi vatandaşımızın sağlık hizmetlerine erişimindeki büyük zorlukları da aşmamız lazım. İnsanlar doktor için tetkik için aylarca randevu bekliyor. Dışarıda cömert olurken içeride vatandaşımızın yaşadığı sorunlara aynı duyarlılıkla yaklaşmamız gerekiyor” dedi. Çakırözer, aralarında Eskişehir’in de olduğu 43 şehirde sağlık alanlarının özelleştirilmesi ile ilgili kararlardan da vazgeçilmesi çağrısını yaptı. “İTİRAMIZIMIZ YOK AMA YA KENDİ HASTANELERİMİZ?” TBMM Dışişleri Komisyonu’nda, Suriye'deki Şam Kalp Hastanesi ile Halep Onkoloji Hastanesi'nin, 80 milyon dolar ödenerek Türkiye tarafından tamamlanarak işletilmesine ilişkin anlaşma kabul edildi. Anlaşma hakkında Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammet Emin Demirkol sunum yaparken, muhalefet sağlık alanlarına ilişkin özelleştirme kararları başta olmak üzere, yurttaşların yaşadığı sorunlara dikkat çekerek çözüm istedi. Komisyonun CHP’li üyesi Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’in de aralarında olduğu 43 ildeki 126 sağlık tesisine yönelik özelleştirme kararlarını hatırlatarak şunları söyledi: “Ben Eskişehir Milletvekiliyim. Eskişehir’de eski Hava Hastanemiz, bugün Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası olarak hizmet vermekte. İl Sağlık Müdürlüğümüz de orada yer alıyor. Şimdi burası özelleştirme kapsamında. Bunlar atıl değil ki, şu anda hizmette olan hastanemiz. Sadece Eskişehir’de değil! Mesela Bursa'da, mesela Ankara'da, mesela İstanbul'da işleyen hastaneler özelleştirme kapsamına alındı. Yine Eskişehir’de eski devlet hastanemizin yerine hastane yapılacaktı. Orası da şimdi satılacak ama ne yapılacağı belli değil. Eskişehir ayakta, diğer şehirlerde yurttaşlarımız ayakta. Sorduğumuzda kaynak yaratmak için deniyor. Benim tabii ki Suriye'deki kardeşlerimizin sağlığına, oranın kalkınmasına katkı yapacak olan bir şeye itirazım yok. Ama kendi yurttaşımızın sağlık hizmetlerine erişimini güçleştirecek bu özelleştirme kararlarına şiddetle karşıyız. Şehirlerimizdeki AKP’li milletvekillerinden, il başkanlarından, ‘Vallahi bizim de haberimiz sabah kararnameyi görünce oldu’ şeklinde açıklamalar duyduk. Demek ki onlar da bundan aslında memnun değiller. Vatandaşa hizmet veren, vatandaşın sağlığa erişimini kolaylaştıran bu tesislerin özelleştirilmesi kararlarının iptal edilmesini istiyoruz.” VATANDAŞ AYLARCA RANDEVU BEKLİYOR Türkiye’de yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimde yaşadığı sıkıntılara da değinen Çakırözer, “Sağlık hizmetlerine erişim konusunda da büyük sıkıntılar var. Randevu almak için bile insanlar bize ulaşıyor. Hastaneden alamıyor randevuyu. MR için alamıyor, doktor için alamıyor, bazı alanlarda inanın aylarca öteye randevu veriliyor. ‘Suriye’ye cömert yardım yapıyoruz‘ diyorsunuz. Tamam dışarıda cömert olalım ama içeride de vatandaşımızın büyük sıkıntılarına duyarlı olmamız lazım” dedi.

Saadet Partisi Tepebaşı'ndan Trafik ve NATO Eleştirisi Haber

Saadet Partisi Tepebaşı'ndan Trafik ve NATO Eleştirisi

Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Başkanı Muhammed Ali Köse, şehrin kronikleşen trafik sorununa ve trafik cezalarındaki artışa dikkat çekerken, 7-8 Temmuz’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’ne yönelik sert eleştirilerde bulundu. ​Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Başkanı Muhammed Ali Köse, yaptığı basın açıklamasında hem şehir içi ulaşım sorunlarına hem de küresel siyasete dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. ​"Trafik Cezaları 'Gelir Kalemi' Haline Geldi" ​Şehrin trafik yoğunluğunun planlama hatalarından kaynaklandığını belirten Köse, asıl sorunun trafik cezalarının uygulanış biçimi olduğunu vurguladı. Vatandaşın uzun yola çıkarken artık akaryakıt ve yıpranma maliyetinin yanı sıra "ceza maliyetini" de hesaba kattığını ifade eden Köse, şunları söyledi: ​"Trafik kurallarına uyulmaması halinde ceza yazılmasına karşı değiliz, aksine kural ihlallerinden taviz verilmemelidir. Ancak kurallar hayatın gerçeklerine uygun olmalı. Şehrimizde otopark ücretleri çok yüksekken, vatandaşlara park cezası yazmak adil değildir. Cezalar, trafik düzenini sağlamaktan ziyade bir gelir kalemi gibi görülmeye başlandı. Bu durum vatandaşımızı mağdur ediyor." ​"NATO, Küresel Sömürü Sisteminin Kolluk Gücüdür" ​Açıklamasının ikinci bölümünde 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek NATO Zirvesi’ne değinen Muhammed Ali Köse, NATO’nun bir "savunma örgütü" olduğu iddiasını reddetti. Geçmişten günümüze NATO’nun girdiği coğrafyalarda yıkım bıraktığını savunan Köse, sert ifadeler kullandı: ​"NATO’nun tarihine baktığımızda; Srebrenitsa’dan Irak’a, Afganistan’dan Libya ve Suriye’ye kadar büyük yıkımlar görüyoruz. Gazze’de insanlık dramı yaşanırken, NATO üyesi ülkelerin İsrail’e verdiği askeri ve siyasi destek ortadadır. NATO, insan haklarını değil, küresel sömürü sistemini korumaktadır. Bu yüzden NATO’yu bir güvenlik örgütü değil, bu sistemin kolluk gücü olarak tanımlıyoruz. Bu yüzden NATO’ya hayır diyoruz!"

BBP Genel Başkanı Destici Bayram Dolayısıyla Günyüzü'ne Geldi Haber

BBP Genel Başkanı Destici Bayram Dolayısıyla Günyüzü'ne Geldi

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici Ramazan Bayramı dolayısıyla memleketi Günyüzü ilçesi geldi. Genel Başkan Destici bayram namazını Günyüzü Merkez Camii’nde kıldı ve namazın ardından vatandaşlarla bayramlaştı. Genel Başkan Destici yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Bizleri bir bayram sabahına daha eriştiren Yüce Allah'a öncelikle hamdediyoruz, şükrediyoruz. Bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. Tabii bu Ramazan ayında da maalesef Doğu Türkistan'dan Filistin'e, Suriye'de, Irak'ta, Myanmar'da, Sudan'da, Somali'de, işte en son İran'da maalesef Müslümanlar kan ve gözyaşı içinde bir Ramazan geçirdiler. Yokluk ve sefalet içerisinde geçirdiler. Ama gördük ki, takip ettik ki; hepsi de Cenab-ı Hakk'a en yüksek düzeyde şükrederek Ramazan'ı geçirdiler. Öncelikle Cenab-ı Hak onların yar ve yardımcısı olsun. Onlara da önümüzdeki yıllarda bizler gibi barış içerisinde, huzur içerisinde, güven içerisinde nice bayramlara erişmeyi nasip eylesin inşallah diyorum. Ben öncelikle tabii ki Müslüman Türk milletinin, milletimizin her bir ferdinin, tüm Müslüman kardeşlerimizin mübarek Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum. Bayramın başta bizlere, ülkemize, milletimize olmak üzere tüm İslam alemine hayırlar getirmesini; yeryüzündeki bütün insanlığa huzur getirmesini, barış getirmesini ve güven getirmesini de niyaz ediyorum."

17 Bin Kilometre Öteden Et İthalatı! Haber

17 Bin Kilometre Öteden Et İthalatı!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık ve et ithalatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, iktidarın yıllardır sürdürdüğü ithalat politikalarının ne üreticiyi ne de tüketiciyi rahatlattığını vurguladı. Gürer, Türkiye’nin koyun etini 17 bin kilometre uzaklıktaki Yeni Zelanda ve Avustralya’dan ithal etmesini eleştirerek, “Okyanus ötesinden et getiriliyor ama vatandaş hâlâ ete ulaşamıyor” dedi. Gürer, sürecin başlangıcına dikkat çekerek, “AKP iktidarları döneminde, 2010 yılında hayvan ve et ithalatı başladı. O günden bugüne 11 milyon hayvan ithal edildi, yaklaşık 12 milyar dolar döviz yurt dışına gitti. Buna rağmen sorun çözülmedi,” dedi. Her değişen bakanın ithalatın biteceğini söylediğini hatırlatan Gürer, “2025 yılında bakan, hayvan varlığımızın arttığını açıkladı. Ama buna rağmen ithalat devam ediyor,” ifadelerini kullandı. “İTHALAT ARTIYOR, ÇELİŞKİ BÜYÜYOR” Rakamlarla durumu ortaya koyan Gürer, “2025 yılında 739 bin hayvan ithal edildi. 2026 yılı için 500 bin hayvan ithalatı planlandı. Yılbaşından bu yana da 85 bin 561 hayvan ithalatı gerçekleşti,” dedi. Et ithalatının da hız kesmediğini belirten Gürer, “2025 yılında 695 ton koyun eti ithal edildi, karşılığında 9 milyon 392 bin dolar ödendi. Büyükbaşta ise 65 bin 707 ton et ithalatına 537 milyon 356 bin dolar verildi,” diye konuştu. 2026 yılında da ithalatın sürdüğünü vurgulayan Gürer, “Yılın ilk aylarında 37 ton koyun eti ithal edildi, 557 bin 274 dolar ödendi. Büyükbaşta ise 3 bin 117 ton ithalat için yaklaşık 29 milyon 942 bin dolar yurt dışına gitti,” dedi. “17 BİN KİLOMETREDEN ET GETİRİYORUZ” İthalatın kaynağına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şu ifadeleri kullandı: “Yeni Zelanda’dan, Avustralya’dan koyun eti ithal ediyoruz. 17 bin kilometre öteden, aktarmalı uçuşla bir kişi yaklaşık 30 saatlik yolculukla bu ülkelere gidebiliyor. Bu gidişle Mars’ta yaşam bulunsa oradan da ithalat yapılacak.” İktidarın yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalata yöneldiğini söyleyen Gürer, “Kendi üreticimizi, besicimizi desteklemek yerine ithalata sarılıyorlar. Bir yandan ‘koyun eti tüketin’ diyorlar, diğer yandan okyanus ötesinden koyun eti getiriyorlar. Bu ne yaman çelişkidir?” dedi. “UCUZA ALINIYOR, PAHALIYA SATILIYOR” İthal etin fiyat politikalarını da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mezbahanede kesim fiyatı 600 lira civarında ama rafta fiyat 1000 liranın altına düşmüyor,” dedi. “İthalat piyasayı dengelemek için yapılır ama burada tam tersi oluyor,” diyen Gürer, “Yurt dışından ucuza alınan ürünler Türkiye’de pahalıya satılıyor,” ifadelerini kullandı. “BESİCİ AYAKTA KALAMIYOR” Üreticinin içinde bulunduğu durumu da anlatan Gürer, “Besicinin yem fiyatı, ahır gideri, veteriner ve aşı maliyetleri sürekli artıyor. Bu şartlarda hayvancılık sürdürülemez hale geliyor,” dedi. “17 bin kilometre öteden et taşınması sorun görülmüyor ama yerli üreticinin yaşadığı sorunlar görmezden geliniyor,” diyen Gürer, mevcut politikanın sürdürülebilir olmadığını vurguladı. “ÇÖZÜM YERLİ ÜRETİMDE” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mutlaka yem sübvanse edilmeli. Ahır giderleri düşürülmeli. Hayvancılık ithalata değil, yerli üretime dayalı olarak geliştirilmelidir. Hayvan varlığı arttı denilen bir ülkede neden Yeni Zelanda’dan, Avustralya’dan et ithal edilir? Bunun cevabı verilmelidir,” dedi. “SURİYE’DEN KOYUN ALIYORSANIZ, OKYANUS AŞMANIN ANLAMI NE?” İthalat politikalarındaki çelişkiye dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Suriye’den 400 koyun ithal edilmiş. Madem çevre ülkelerden hayvan alınabiliyor, o zaman neden 17 bin kilometre öteden ithalat yapılıyor?” diye sordu. “Çevre ülkeleri aştınız, yetmedi okyanusu geçtiniz. Bunun mantığı nedir?” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞ ET ALAMIYOR” Son olarak tüketicinin durumuna dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Yapılan ithalata rağmen vatandaş ete erişemiyor. Emekli, asgari ücretli, dar gelirli et almakta zorlanıyor,” dedi. “Besici kazanamıyor, üretici kazanamıyor ama aradaki aracılar kazanıyor,” diyen Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “İthalat yapıyorsunuz, bari bunun vatandaşa faydası olsun. Ama yok. Fiyatlar rafta artıyor, birçok vatandaşın evine artık et girmiyor.”

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri Haber

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri

AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında şehrimizde gerçekleştirilen çeşitli etkinliklere katıldı. Halis Toprak Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ile Eskişehir Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’ni ziyaret eden Milletvekili Gürcan, kadınlar ve büyüklerle bir araya gelerek sohbet etti, tecrübelerini dinledi ve bu özel günü birlikte paylaştı. Aynı gün, teşkilatın emektar kadınlarıyla Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programına katılan Milletvekili Gürcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlara verdiği önemi bir kez daha vurguladı. Etkinlikler kapsamında, Afrin’de şehit düşen P.Uzm.Çvş. Serdar Ege’nin kıymetli annesi Gülten Ege’ye de ziyarette bulunan Gurcan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamları iletti. Milletvekili Gürcan, yaptığı açıklamada, “Hayatımıza değer katan, sabır, sevgi ve fedakârlıklarıyla toplumumuza ışık tutan tüm kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Başta kızlarımız, gelinlerimiz, annelerimiz ve eşlerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı. Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programında konuşan Milletvekili Gürcan şu ifadelere yer verdi; "Kıymetli hanımefendiler, Değerli dava arkadaşlarım, Saygıdeğer hemşehrilerim, Ramazan ayının bereketini ve kardeşliğini paylaştığımız bu müstesna akşamda sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Mübarek Ramazan ayının gönüllerimize huzur, ülkemize birlik ve beraberlik getirmesini temenni ediyorum. Bu güzel buluşmada sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, başta AK Parti Eskişehir teşkilatımızın fedakâr hanım kardeşleri olmak üzere, bu salonda bulunan tüm misafirlerimizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak hayatımıza değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, metanetiyle bu milletin hafızasında yer eden şehit analarımızı, şehit eşlerimizi ve şehit kızlarımızı da hürmetle selamlıyorum. Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde acının yükünü omuzlayan anneleri, eşleri ve kız çocuklarını selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kızlarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı annelere şehrimizde ki kadınlar adına taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Afrika’nın yoksul ve cefakâr kadınlarını, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarını, Lübnan’da kendi topraklarında huzura hasret bırakılan kadınları, dünyanın farklı coğrafyalarında hayatın ağır yükünü taşıyan tüm kadınları saygıyla selamlıyorum. Elini vicdanına koyan herkes şu tabloyu açık şekilde görebiliyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmalar yaşanıyor; bu çatışmaların en ağır yükünü kadınlar taşıyor. Bugün dünyada derin bir gelir dağılımı adaletsizliği var; bu eşitsizlikten en çok kadınlar etkileniyor. Bugün batıl inançlardan, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var; bu ayrımcılık en fazla kadınların hayatını zorlaştırıyor. Bir başka gerçek daha var. Dünyayı devasa bir tüketim pazarına dönüştüren küresel sistem, kadını çoğu zaman bir meta olarak görmeye çalışıyor. Kadının emeği ucuz iş gücü olarak görülüyor, kadın onuru tüketim kültürünün parçası hâline getirilmeye çalışılıyor. İşte tam da bu noktada bizim medeniyet tasavvurumuz ile modern dünyanın çarpık anlayışı arasındaki fark açık şekilde ortaya çıkıyor. Bizler kadını ve erkeği bir bütünün iki asli unsuru olarak gören bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bizim inanç dünyamızda her insan Allah’ın yarattığı bir değerdir. Bizim medeniyetimizde insan, yaratılışı itibarıyla saygıya layık bir varlıktır. Bir üstünlük aranacaksa bu üstünlük ancak takva ile, liyakat ile, emek ile ve üretkenlikle ölçülür. İnsanların kişisel tercihleri, hayat tarzları ve yaratılıştan gelen özellikleri saygı görür. Farklılıklar toplum için bir zenginlik olarak görülür. Aynı şekilde kadının emeğinin sömürülmesine, kadının bir vitrin nesnesine indirgenmesine karşı durmak da bu medeniyet anlayışının doğal sonucudur. Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin değerlerine zarar veriyor demektir. Kadına ve çocuğa şiddet uygulayan bir zihniyet insanlık onurunu ayaklar altına alır. Kadını ve erkeği keskin ideolojik kalıpların içine hapsetmeye çalışan anlayışlar toplumun huzurunu zedeler. Bizim bakışımız çok nettir. Kadın toplumun vicdanıdır, merhametidir, üretim gücüdür ve geleceğinin mimarıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da yıllardır her fırsatta bu gerçeği güçlü şekilde dile getiriyor. Kadının toplum hayatındaki yerinin güçlenmesini Türkiye’nin kalkınma hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. AK Parti’nin siyasi yolculuğuna baktığımızda kadınların bu hareketin merkezinde yer aldığını açık şekilde görüyoruz. Mahallelerden şehir meydanlarına kadar her yerde fedakârca çalışan hanım kardeşlerimiz bu davanın omurgasını oluşturuyor. Bugün Türkiye’de kadınların eğitimden siyasete, ekonomiden sosyal hayata kadar pek çok alanda daha güçlü şekilde yer alması bu kararlı yürüyüşün sonucudur. Üniversitelerde okuyan genç kızlarımızın sayısı her geçen yıl artıyor. Kadın girişimcilerimiz üretim hayatında daha görünür hale geliyor. Kadınlarımız siyasette ve karar mekanizmalarında daha güçlü şekilde temsil ediliyor. Kadınların çalışma hayatına katılımını destekleyen politikalar, sosyal destek programları ve eğitim imkânları son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Kadın kooperatifleri, girişimcilik destekleri, aileyi güçlendiren sosyal politikalar bu yaklaşımın somut örnekleridir. Bu çalışmalar yalnızca bir kalkınma politikası olarak görülmüyor. Bu çalışmalar aynı zamanda toplumsal adaletin gereği olarak değerlendiriliyor. Çünkü güçlü kadın, güçlü aile demektir. Güçlü aile ise güçlü toplum demektir. Toplumun huzuru ve geleceği kadınların emeğiyle, sabrıyla ve ferasetiyle şekillenir. Bugün burada bulunan hanım kardeşlerimizin her biri hayatın farklı alanlarında büyük sorumluluklar taşıyor. Kimisi bir anne olarak evlat yetiştiriyor. Kimisi iş hayatında üretime katkı sağlıyor. Kimisi sivil toplumda, eğitimde, sosyal çalışmalarda topluma hizmet ediyor. Bu emek ve fedakârlık Türkiye’nin yarınlarını inşa eden en büyük güçlerden biridir. Kıymetli kardeşlerim, Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve merhametin ayıdır. Bu ay bize bir hakikati tekrar hatırlatır: İnsanların kalplerine dokunan her davranış toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımdır. Kadınların hayatını kolaylaştıran her adım toplumun huzurunu büyütür. Kadınların emeğini görünür kılan her çalışma ülkenin kalkınmasına katkı sağlar. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda yürürken kadınların gücü bu yürüyüşün en önemli dinamiklerinden biri olacaktır. Ahlaklı, üretken, özgüvenli ve güçlü kadınların yetiştiği bir toplum geleceğe daha sağlam adımlarla ilerler. Bu nedenle kadınların hayatın her alanında daha etkin yer almasını destekleyen çalışmalar kararlılıkla devam edecektir. Sözlerimin sonunda bir kez daha ifade etmek isterim: Bu salondaki hanım kardeşlerim başta olmak üzere hayatımıza anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Şehit analarımıza, şehit eşlerimize ve şehit kızlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Gönül coğrafyamızdaki mazlum kadınlara selamlarımızı gönderiyoruz. Ramazan ayının rahmetinin ve bereketinin hepimizin üzerine olmasını diliyorum. Bu güzel iftar sofrasında bizleri bir araya getiren teşkilatımıza teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Allah birliğimizi, kardeşliğimizi ve muhabbetimizi daim eylesin. Afiyet olsun, hayırlı Ramazanlar diliyorum."

Emekli Aylığı Oylaması, Cumhur İttifakı İçin Samimiyet Testi Olacak Haber

Emekli Aylığı Oylaması, Cumhur İttifakı İçin Samimiyet Testi Olacak

CHP MYK, parti genel merkezinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında toplandı. Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Zeynel Emre, düzenlediği basın toplantısında Hrant Dink anmasından emekli maaşlarına, yargıdaki "çürüme" iddialarından Suriye’deki gelişmelere kadar gündemdeki kritik başlıkları değerlendirdi. Hrant Dink Anması: "Karanlık Tam Aydınlanmadı" Konuşmasına 19 yıl önce suikasta kurban giden Hrant Dink’i anarak başlayan Parti Sözcüsü Emre, "O gün Şişli’de kaldırım taşına düşen sadece bir beden değil, Türkiye’nin vicdanıydı," dedi. Rakel Dink’in "Bir bebekten bir katil yaratan karanlık" sözüne atıfta bulunarak, cinayetin arkasındaki asıl odakların hâlâ tam olarak ortaya çıkarılmadığını vurguladı. Emekli Maaşlarına Tepki: "Açlık Sınırının Altında Yaşam Dayatılıyor" Meclis’te devam eden emekli dayanışma eylemine dikkat çeken Zeynel Emre, en düşük emekli maaşının 20 bin lira seviyesine çıkarılmasının yeterli olmadığını belirtti. Günlük 667 TL ile geçinmenin imkansız olduğunu ifade ederek şunları söyledi:"2019’da 1 milyon kişi en düşük maaşı alırken bugün bu sayı 5 milyona dayandı. Emeklilerimiz yoksullukta eşitleniyor. Bu hafta Meclis'te yapılacak oylama, Cumhur İttifakı için bir samimiyet testi olacaktır." "Türkiye'nin Kaynakları Şanslı Şirketlere Akıyor" Ekonomideki kötü gidişatın bir tercih olduğunu savunan CHP Sözcüsü Emre, vergi aflarını eleştirdi. 2026 yılı bütçesinde "vergi harcaması" adı altında 3,5 trilyon TL’den vazgeçilmesinin öngörüldüğünü belirterek, "Moto kuryenin bahşişine göz dikenler, milyarderlerin borcunu bir gecede siliyor. Türkiye’nin kaynak sorunu yok, kaynakların yönetimi problemi var," dedi. Yargıda "Çürüme" İddiası ve Kadına Şiddet Adliye içerisinde bir savcının hâkimi vurması ve bazı yargı mensuplarının uyuşturucu davalarında ceza alması üzerinden sert eleştirilerde bulunan Emre, liyakat vurgusu yaptı: "Yüksek puan alan pırıl pırıl çocuklar mülakatlarda elenirken, suç işleme potansiyeli olan kişiler kimlerin referansıyla bu makamlara getiriliyor? Bu bir sistemik çürümedir." Suriye ve Dış Politika: "Diplomasi ve Ortak Akıl Şart" Suriye’deki gelişmeler hakkında "hamasetten uzak bir dil" çağrısı yapan Emre, Türkiye’nin milli güvenliği için Suriye’nin toprak bütünlüğünün hayati önem taşıdığını belirtti. Bölgedeki tüm kesimlerle diyalog kurulması gerektiğini ifade ederek, sığınmacıların onurlu bir şekilde ülkelerine dönebilmesi için kapsayıcı bir demokratik yapının oluşması gerektiğini savundu. İstanbul Seçimi Çağrısı İktidarın billboardlar üzerinden bir algı kampanyası yürüttüğünü iddia eden Zeynel Emre, İBB’ye yönelik soruşturmaları eleştirerek hükümete meydan okudu: "Madem haklılığınıza inanıyorsunuz, gelin İstanbul seçimini yenileyelim. Halkın hakemliğine gidelim."

İnsanlığın Vicdanı Sancı İçinde Haber

İnsanlığın Vicdanı Sancı İçinde

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı tarafından, Suriye’de bulunan alevi topluluklarına yönelik saldırılar ve yaşanan şiddet olayları ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. HABEV Başkan Kamer Ali Durur tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Ortadoğu’da bir kez daha savaş politikaları ve kanla sınanıyor. Suriye’de, özellikle kıyı bölgelerinde (Lazkiye, Tartus ve çevresi ile Humus) yaşayan Alevi topluluklarına yönelik olarak, etnik ve mezhepsel kimlik temelinde gerçekleştirilen ölümcül saldırılar — katliamlar — durmaksızın devam ediyor. Uluslararası gözlem ve insan hakları örgütlerinin raporlarına göre; silahlı gruplar — zaman zaman resmi güçlere bağlı milisler — “Alevi misiniz?” diyerek insanları hedef seçiyor; kimlik kontrolü yaptıktan sonra onları sokak ortasında infaz ediyor. Son haftalarda yaşanan saldırı ve katliam dalgasında yalnızca erkekler değil; kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve siviller de hedef alındı. Sivil yerleşimler yakıldı, evlere saldırıldı; hastaneler ve sağlık tesisleri bile hedef gösterildi. Bulgulara göre bu katliamlar — adeta sistematik bir temizlik olarak — bir “misilleme” ya da “intikam” mantığıyla yürütüldü. Ancak mağdurlar arasında rejimle doğrudan bağlantısı olmayan, sivil Alevi vatandaşlar da yer alıyor. Böylece bu eylemler, toplumsal temizlik, azınlıklara yönelik baskı ve mezhep temelli nefret suçları kategorisinde değerlendirilmelidir. Bu vesileyle şunları talep ediyoruz: Hemen bağımsız, tarafsız ve etkin bir şekilde uluslararası insan hakları örgütlerinin katılımıyla tam kapsamlı bir soruşturma başlatılmalı. Sorumlular adalet önüne çıkarılmalı, kurbanların hakları korunmalı. Kaçırılan, kaybolan, göç etmek zorunda bırakılan Alevi sivillerin akıbeti açığa çıkarılmalı; zorla yerinden edilenlerin hukuki, insani ve maddi hakları güvence altına alınmalı. Mezhep temelli nefret, ayrımcılık ve etnik temizlik siyaseti asla tolere edilmemeli; uluslararası toplum ve örgütler bu zulmü görmezden gelmemeli, Suriye’nin tarafsız ve adil bir topluma dönüşü için baskı oluşturmalı. Suriye’de her türlü silahlı grubun, milisin, paramiliter yapının derhal silah bırakması; sivillere yönelik saldırı ve tehditlerin kesin olarak sona erdirilmesi sağlanmalı. İnsanlığın vicdanı sancı içinde. Sessiz kalmak, bu katliamları meşrulaştırmak demektir. Gerçek adalet, hesap verebilirlik ve toplumsal barış ancak bu katliamlara dur diyerek, zulme karşı ses çıkarılarak sağlanabilir."

Güleriz Ağlanacak Halimize! Haber

Güleriz Ağlanacak Halimize!

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın CNN Türk’te Suriyelilerle ilgili yaptığı açıklamaları sosyal medya hesabından eleştirdi. “250 bin Suriyeli döndü” açıklamasının, ülkedeki Suriyelilerin yalnızca %10’unu kapsadığını vurgulayan Milletvekili Arslan, sınır güvenliği ve düzensiz göç konusundaki ihmallere dikkat çekti. Milletvekili İbrahim Arslan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Güleriz ağlanacak halimize! İçişleri Bakanı sayın Ali Yerlikaya ‘nın CNN Türk kanalında Ahmet Hakan ile arasında geçen diyalog; -Ahmet Hakan: Esat devrildikten sonra ülkesine dönen Suriyeli 250 bin mi oldu? -Ali Yerlikaya: Evet. -Ahmet Hakan: İyi bir rakam mıdır bu? -Ali Yerlikaya: Gerçekten iyi bir rakamdır. Vallahi pes doğrusu! Sayın bakan açıkladığınız sayı ülkemizdeki Suriyelilerin sadece % 10’udur. % 90’ı hala ülkemizdedir. Geri dönen 250 bine seviniyorsunuz da, rejim değişikliğinin üzerinden 6 ay geçmesine, geçici koruma altındaki Suriyeliler için herhangi bir tehdit ve tehlike kalmamasına rağmen, 22 Mayıs 2025 tarihi itibariyle Göç İdaresi başkanlığının verisine göre; ülkelerine hâlâ geri dönmeyen ve/veya geri göndermediğiniz 2 milyon 723 bin Suriyeli hakkında ne düşünüyorsunuz? Geçici koruma altındaki Suriyeliler dışında yine Göç İdaresi Başkanlıği verilerine göre 2005 yılından bu yana yakalanarak sınır dışı edilen düzensiz göçmen sayısı tam 2 milyon 823 bin 621 kişi! Sayın bakan 20 yıl içinde elini kolunu sallaya sallaya ülkemiz sınırlarından 2 milyon 823 bin kişi vatanımıza nasıl giriş yapmıştır? Sınırlarımızın kevgire dönmesinin ve bütün bu olan bitenin sorumlusu kimdir?"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.