SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sürgün

Porsuk Haber Ajansı - Sürgün haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürgün haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Odunpazarı’nda Nazım Hikmet’e Duygu Dolu Anma Haber

Odunpazarı’nda Nazım Hikmet’e Duygu Dolu Anma

Odunpazarı Belediyesi, Türk şiirinin evrensel sesi Nazım Hikmet Ran’ı, ölümünün 63’üncü yıldönümünde düzenlediği özel bir programla andı. Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve “Sol Yarım” adını taşıyan etkinlik, şiir, müzik ve görsel anlatıları bir araya getirerek izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Programı Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un yanı sıra çok sayıda Nazım dostu izledi. Odunpazarı Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü Müzik Bölümü ile Sunuculuk Atölyesi iş birliğinde hazırlanan program, Nazım Hikmet’in kendi sesinden dinletilen “Memleketim Memleketim” şiirinin video gösterimiyle başladı. NAZIM’IN YAŞAMI VE MÜCADELESİ SAHNEYE TAŞINDI Ardından sahneye taşınan müzik ve şiirler, şairin yaşamından kesitlerle örülü özel video gösterimleriyle desteklendi. Gösterimlerden birinde "Mavi Gözlü Dev"in çocukluğundan sürgün yıllarına uzanan yaşam öyküsü anlatılırken, diğer videoda Nazım Hikmet'in Mustafa Kemal Atatürk ile ilişkisine dair az bilinen ayrıntılar paylaşıldı. Atatürk'e yazdığı mektup, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki sanat çalışmaları ve Atatürk'ün rol aldığı filmde yönetmen yardımcılığı yaptığı döneme ilişkin bilgiler izleyicilerin büyük ilgisini çekti. Hüseyin Yılmaz'ın yorumuyla seslendirilen "Bir Seni Özledim Bir de Memleketimi", "Şeyh Bedrettin Destanı", "Hoşça Kal Kardeşim Deniz", "Hiroşima", "Karlı Kayın Ormanı", "Seviyorum Seni" ve "Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar" eserleri salondan uzun alkış aldı. Şiir bölümlerinde Sunuculuk Atölyesi katılımcıları Utku Görkem Kırdemir ve Alper Yörük sahne aldı. Nazım Hikmet'in "Yaşamaya Dair", "Ben İçeri Düştüğümden Beri", "Davet", "Kerem Gibi", "Akrep Gibisin Kardeşim", "Bugün Pazar", "Hoş Geldin Kadınım", "Tahir ile Zühre" ve "Vatan Haini" şiirleri etkileyici yorumlarla seslendirildi. Gecenin sunuculuğunu ise Sunuculuk Atölyesi katılımcılarından Nurgün Karahan gerçekleştirdi. Karahan'ın anlatımıyla ilerleyen program, Nazım Hikmet'in yalnızca şiirlerini değil; sürgünlüğünü, memleket özlemini, aşklarını, mücadelelerini ve insanlığa duyduğu umudu da izleyiciye aktardı. BAŞKAN KURT “VATAN HAİNİ” ŞİİRİNİ OKUDU Gecenin en dikkat çekici anlarından biri ise Başkan Kurt’un sahneye çıkarak Nazım Hikmet’in “Vatan Haini” şiirini okuması oldu. Salondan uzun süre alkış alan Kurt, şairin düşünce özgürlüğü, barış ve bağımsızlık mücadelesine vurgu yapan dizelerini katılımcılarla paylaştı. Gecede konuşan Başkan Kurt, Nazım Hikmet’i eserleriyle anmanın kendileri için en onurlu görevlerden biri olduğunu söyledi. Başkan Kurt konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Türkiye hâlâ Nazım Hikmet gibi bir sanatçıyı yetiştiremedi. Ama artık gerçekten yeni şiirler yazma zamanı. Çünkü 2026’da farklı bir dünya ve toplum var. Ancak bu toplumun şairi yok ya da çok az. Toplumsal olaylara sol yarısı ile sol tarafından bakan insanların çoğalması şart. Türkiye’nin bugün her şeyden daha fazla buna ihtiyacı var.” Anma gecesi, Nazım Hikmet'in umut dolu dizelerinden bestelenen "Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar" eseriyle sona erdi. Başkan Kazım Kurt'un yanı sıra protokol üyeleri ve sanatçılar sahneye davet edilirken, salondaki izleyiciler de ayağa kalkarak esere eşlik etti. Yüzlerce kişinin hep bir ağızdan söylediği eser, Nazım Hikmet'in yıllar önce kurduğu umudun bugün hâlâ canlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Şiirin, müziğin ve belleğin iç içe geçtiği "Sol Yarım", Nazım Hikmet'in yalnızca bir şair değil; düşünceleri, mücadeleleri ve insan sevgisiyle yaşayan bir değer olduğunu bir kez daha hatırlatan anlamlı bir kültür-sanat etkinliği olarak hafızalarda yer etti.

Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz CHP'nin Yargı Reformu Paketini Açıkladı Haber

Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz CHP'nin Yargı Reformu Paketini Açıkladı

​Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı, Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olan adalet sistemine mercek tutan bir panele ev sahipliği yaptı. “CHP’nin Yargı Reformu Önerileri” başlıklı panelde, yargının siyasetten arındırılması ve liyakatin yeniden tesisi için hazırlanan kapsamlı yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve moderatörlüğünü CHP Odunpazarı İlçe Başkan Yardımcısı Safiye Gürdoğan’ın üstlendiği panele; CHP Parti Meclisi Üyesi ve CAO Adalet Politikaları Başkanı Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğe İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, İl Disiplin Kurulu Başkanı Murat Can Cırık, İl ve İlçe Yöneticileri, Kadın ve Gençlik Kolları Başkan ve üyeleri ile çok sayıda oda, sendika ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi yoğun ilgi gösterdi. ​"Adalet Toplumun Vicdanıdır" Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında tecelli etmesi gerektiğini vurguladı. Çınar, "Hukuk sistemi sadece normlar bütünü değil, ahlaki bir sorumluluk alanıdır. Gerçek adalet, ancak kanunla vicdanın birleştiği yerde hayat bulur" dedi. İlçe Başkanı Çınar; "Adalet sistemi, sadece hukukçuların meselesi değildir. Bu, aynı zamanda toplumun tamamını ilgilendiren bir demokrasi meselesidir.Bağımsız ve tarafsız bir yargı;Vatandaşın hak arama özgürlüğünün güvencesidir.Ekonomik güvenin temelidir. Toplumsal barışın en güçlü sigortasıdır. Eğer bir ülkede insanlar adaletin varlığına inanıyorsa, o ülkede umut vardır. Ama adalet duygusu zedelenmişse, hiçbir reform tek başına yeterli olmaz. İşte bu nedenle bugün konuştuğumuz yargı reformu; sadece teknik düzenlemeler değil, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümünü de içermek zorundadır. Hukuku, sadece yazılı metinlerden ibaret görmeyen; insanı merkeze alan, hakkaniyeti esas alan, vicdanı dışlamayan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Bizler inanıyoruz ki; Gerçek adalet, yalnızca kanunla değil, vicdanla tamamlanır. Güçlü bir hukuk devleti, ancak bu ikisini birlikte yaşatabildiği ölçüde mümkündür." dedi. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada adalet ve hukuk anlamında yaşanan son gelişmelere dikkat çekti. Yalaz, yargıyı bir baskı aracı değil, adaletin güvencesi olarak gördüklerini ifade ederken yargı reformunun bir demokrasi, özgürlük ve gelecek meselesi olduğunu ifade etti. Yalaz, hukukun üstünlüğünün ancak öngörülebilir, tarafsız ve güven veren bir yargı sistemiyle hayat bulacağının altını çizdi. ​Panelin konuşmacısı Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, yargıdaki siyasallaşmanın temel aracı haline gelen mevcut yapının tamamen değiştirileceğini müjdeledi. Mevcut Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) lağvedilerek yerine, siyasetten tam bağımsız Adalet Yüksek Kurulu (AYK) kurulacağını ifade eden Boyunsuz, kurulun kendi başkanını kendisi seçeceğini, üyelerin son 3 yıl içinde aktif siyaset yapmamış olması şartı aranacağını, kurulun tüm kararları yargı denetimine açık hale getirileceğini ifade etti. ​Yargıya girişteki "sadakat" esaslı sistemin yerini liyakate bırakacağını belirten Boyunsuz, yeni sınav sisteminde, mülakatlar kura usulü sorularla yapılacağını ve kamera kaydı altına alınacağını ve notlama kriterleri önceden ilan edilelere ve keyfiliğe son verileceğini ifade etti. ​Yargı mensuplarının "sürgün" korkusuyla karar vermesinin önüne geçileceğini belirten Boyunsuz; hakimlerin disiplin cezası veya kendi istekleri dışında görev yerleri değiştirilemeyeceğini ve her kademede yasal koruma altına alınacağını söyledi. ​Reform paketinin sadece yapısal değişiklikleri değil, vatandaşın adalete erişimini de kolaylaştırmayı hedeflediğini belirten Boyunsuz, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurularda hak ihlaline neden olan mahkeme kararını veya idari işlemi doğrudan iptal edebileceğini, Yoksul vatandaşlar için ücretsiz hukuki bilgi sunan "hukuk klinikleri" ve "hukuki yardım ofisleri" açılacağını ve tıbbi davalar ve askeri konular gibi alanlarda uzmanlaşmış yargıçların görev yapacağı ihtisas mahkemelerinin çoğaltılacağının altını çizdi. ​Prof. Dr. Boyunsuz, hukuk eğitimindeki nitelik kaybına da dikkat çekerek; yeterli kadrosu olmayan fakültelere öğrenci alımının durdurulacağını ve kontenjanların daraltılacağını ifade etti. Özellikle vakıf üniversitelerindeki ticari kaygının önüne geçilmesi için ek koşullar getirileceği belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.