SON DAKİKA
Hava Durumu

#Suat Özçağdaş

Porsuk Haber Ajansı - Suat Özçağdaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suat Özçağdaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bu Karanlığın İçinden Güzel Bir Gelecek Çıkaracağız Haber

Bu Karanlığın İçinden Güzel Bir Gelecek Çıkaracağız

Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Eskişehir’de düzenlenen “Her Gencin Hakkı: Nitelikli, Özerk, Demokratik ve Yaşanabilir Üniversite” panelinde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bugün madem üniversiteye dair bir şeyler söyleyeceğiz, onun söyleneceği yer şüphesiz Eskişehir'dir. O yüzden bir kez daha bugün birlikteyiz.” ifadelerini kullanırken Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de, “Biz güzel bir geleceğe inanıyoruz. Bütün bu karanlığın içinden güzel bir gelecek çıkacağına inanıyoruz ve buradaki en büyük inancımız sizlersiniz gençler. İyi ki varsınız. Bu şehir size çok yakışıyor. Siz de bu şehre çok yakışıyorsunuz.” dedi. HALLER GENÇLİK MERKEZİ’NDE DÜZENLENDİ Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Eskişehir’de “Her Gencin Hakkı: Nitelikli, Özerk, Demokratik ve Yaşanabilir Üniversite” başlıklı panel Haller Gençlik Merkezi’nde düzenlendi. Açılış konuşmalarını CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz’ın yaptığı panele önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı ve Anadolu Üniversitesi kurucu rektörü Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, CHP Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü, İbrahim Arslan, Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan, Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, meclis üyeleri, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. “GENÇLERE ÖNEM VERİYORUZ” Eskişehir’in gençlere ve geleceğe umut verdiğini ifade eden Talat Yalaz, “Biz gençlerin en çok umuda ihtiyacı var ve bugün burada yapılan bu panel çok umut verici. Çünkü bu hengamenin, bu yoğun gündemin, bu ülke gündeminin içinde Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, gençliğe ve eğitime yönelik bu etkinlik için şehrimizdeler. Bu panel çok umut verici çünkü Türkiye'nin birinci partisinin lideri, Cumhuriyet Halk Partimizin Genel Başkanı, önümüze gelecek ilk sandıkta ülkeyi yönetecek olan partinin Genel Başkanı gençlere ve eğitime çok önem veriyor.” şeklinde konuştu. “ÜNİVERSİTELER ÖZGÜR, ÖZERK VE EŞİT OLMALI” Daha sonra kürsüde konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı: “Sevgili gençlerimiz, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi için çok değerlisiniz. 3 devlet üniversitemizle beraber burası tam bir gençlik şehridir. UniAR'ın yaptığı araştırmalara göre son 7 yıldır hep bizi gerçek bir üniversite şehri olarak 1. sırada seçiyorsunuz. Sizlere teşekkür ediyorum. Bugünkü panelimi gençlere umut olsun diye düzenledik. Çünkü gençlerin yaşadığı, özellikle üniversite gençlerimizin yaşadığı sıkıntıları biliyoruz. Bizler ne mutlu ki üniversiteleri biraz daha özgür bir havada teneffüs edebilmiştik. Sizleri görüyoruz. Mezuniyet törenlerinde açtığınız dövizler bile dert oluyor. Katıldığınız mitinglerde hemen gözaltı süreçleri, tutuklama süreçleri başlıyor. Üniversiteler özgür olsun, özerk olsun, eşit olsun ve yaşanabilir olsun diye bugünkü mücadeleyi başlatan, başta Genel Başkanımız Özgür Özel olmak üzere, sevgili Genel Başkan Yardımcımız Suat Özçağdaş'a ve Parti Meclisi üyemiz sevgili Armağan Erdoğan’a çok teşekkür ediyorum. Onların verdiği önem bize de çok büyük bir destek oluyor.” “BU ŞEHİR SİZE ÇOK YAKIŞIYOR” Gençlere seslenen ve gençlere inancının tam olduğunu söyleyen Başkan Ünlüce, “Bizler de bu karanlık atmosferin içinde gençlere bir nebze olsun yanlarında olduğumuzu hissettirmek için, seçimden sonra hızlıca pek çok vaadimizi hayata geçirdik. Belki Türkiye'de tek olan bir örnek; gece sabaha kadar ulaşımı başlattık. Burada gençlerimiz 24 saat toplu taşımada yararlanıyorlar. Yine abonman kart uygulamasından sınırsız şekilde faydalanıyorlar. Günaydın çorbalarımız, kent lokantalarımız, ücretsiz çamaşır yıkama hizmetlerimiz, ücretsiz yemeklerimiz, kız öğrenci yurdumuz ve sağladığımız burslarla beraber her zaman sizlerin yanındayız. Gençlik merkezlerimizi sakın boş bırakmayın. Sosyal kütüphanelerimiz sizin emrinizdedir. Biz güzel bir geleceğe inanıyoruz. Bütün bu karanlığın içinden güzel bir gelecek çıkacağına inanıyoruz ve buradaki en büyük inancımız sizlersiniz gençler. İyi ki varsınız. Bu şehir size çok yakışıyor. Siz de bu şehre çok yakışıyorsunuz.” dedi. “DÜNYANIN EN GÜZEL KAMPÜSÜ” Anadolu Üniversitesi kurucu rektörü Yılmaz Büyükerşen sayesinde bugün en güzel kampüse sahip üniversitelerden birinin Eskişehir’de olduğuna vurgu yapan Başkan Ünlüce, “Yılmaz Büyükerşen Hocam bugün burada sadece partimizin üyesi, önceki dönem belediye başkanı sıfatıyla değil; Anadolu Üniversitesini kurmuş bir akademisyen olarak huzurumuzdadır. Onun rektörlük yaptığı dönem, tam da öğrencilerin özgür bir şekilde okuduğu, Yunus Emre Kampüsünün Türkiye'nin değil, belki dünyanın en güzel kampüslerinden biri olduğu bir dönemden bahsediyoruz. İşte bu özlemle bugün bu paneli, düzenliyoruz.” dedi. “GENÇLERİMİZ HAKLARINDAN YARARLANAMIYORLAR” CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, Türkiye’deki eğitim sisteminin mevcut durumunu eleştirerek, eğitimin AK Parti iktidarı döneminde nitelik kaybına uğradığını ifade etti. Özçağdaş, Türkiye’de 28 milyon kişinin eğitim sürecinde yer aldığını, ancak okulların güvenli, sağlıklı ve çağdaş koşullardan uzaklaştığını belirterek, “Zorunlu eğitimi dahi tartışan, okullarını temizleyemeyen, güvenli hâle getiremeyen, öğrencilerin mutlulukla gittikleri bir yer olmaktan çıkarmış ve eğitimi yapboz tahtasına döndürmüş bir iktidar var. Çocuklarımız ve gençlerimiz haklarından yararlanamıyorlar. Onlara eğitim alanında vermiş olduğumuz her hizmet, aslında onların evrensel haklarının karşılığıdır.20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde hep birlikte bir açıklamamız ve yasa tekliflerimiz olacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde o gün Millî Eğitim Bakanlığının bütçesini görüşüyor olacağız.” dedi. “GENÇLER SİYASETE KATILMALI” CHP’nin kadınlara ve gençlere büyük önem verdiğine vurgu yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel şu ifadeleri kullandı: “Yılmaz Büyükerşen'e, yıllarca onunla birlikte bu kentte hizmet etmiş olan belediye başkanlarımıza, belediye meclis üyelerimize, belediye emekçilerimize ve şimdi de burayı yöneten bir kadın belediye başkanı olan sevgili Ayşe Ünlüce'ye bu muhteşem şehir için teşekkür ediyorum. Şüphesiz üniversite rektörlüğünden Büyükşehir Belediye Başkanlığına yükselen ve hâlen daha tecrübesiyle, himayesiyle Eskişehir'e katkı sağlayan, Anadolu'nun ortasında bozkırdan adeta bir cennet, bir vaha yaratan, bugün de 100 binin üzerinde öğrenciyi kentte misafir eden bir vizyonun sahibi Sayın Yılmaz Büyükerşen'dir. Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) içinde bulunduğu en önemli değişim, dönüşüm ve Türkiye'yi değiştirme sürecinde iki önemli hedefi vardır. Aslında bu hedefler 100 yıl önce ortaya konmuş ve kurucumuz tarafından, kurucu kadrolarımız tarafından o dönemde başarıyla hayata geçirilmiş hedeflerdir. Bunlardan bir tanesi kadınların toplumsal yaşamda, çalışma yaşamında ve siyasette varoluşlarıdır. Dünyadaki çok sayıda ülke daha kadınlara oy hakkını tanımamışken, Türkiye'de seçmenin yanında seçilme hakkının da kadınlara tanındığı bir ülkede böyle bir mirasın üzerindeyiz. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak çok daha fazla kadın belediye başkanı, milletvekili ve yönetici istiyoruz. Bununla ilgili, geçtiğimiz dönemlerde attığımız önemli adımlardan bir tanesi Eskişehir'de efsaneleşmiş birisinin yerini, genel sekreterlik görevini de yanında yapmış olan, hem usta çırak ilişkisiyle birlikte bu kentte hizmeti öğrendikleri ve yerine getirdikleri birisinin göreve gelmesiydi: Ayşe Ünlüce. Diğer yandan da Cumhuriyet Halk Partisi’nin en önemli hedeflerinden bir tanesi gençlere verdiği önem, onların siyasete katılımıdır. Genç bir il başkanımız var. Tüm örgütümüzdeki gençleri ve bu salondaki tüm gençleri bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum.” “ESKİŞEHİR ÜNİVERSİTELERİN KONUŞULACAĞI ŞEHİRDİR” Eskişehir’in en önemli şehirlerden biri olduğuna dikkat çeken Genel Başkan Özgür Özel, “6 Kasım 1981, YÖK'ün kuruluşudur. Bugün de 44. yılıdır. YÖK'ün kuruluşunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin yükseköğrenime, öğrencilere ve akademiye dair söyleyeceği sözler vardır. Bunları nerede söylemelidir? Elbette bir üniversite kentinde söylemelidir. 7 yıldır aralıksız Türkiye'nin en önemli, en iyi üniversite kenti olarak seçilen bir kentte bunu yapıyor değerli Gölge Bakanımız Suat Özçağdaş. Ben de davet alıyorum ve ben de diyorum ki: Bugün madem üniversiteye dair bir şeyler söyleyeceğiz, onun söyleneceği yer şüphesiz Eskişehir'dir. O yüzden bir kez daha bugün birlikteyiz.” ifadelerini kullandı. UFUK TURU BÖLÜMÜ DÜZENLENDİ Açılış konuşmalarının ardından panelin “Ufuk Turu” bölümünde Anadolu Üniversitesi kurucu rektörü ve önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ve CHP Bölge Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Armağan Erdoğan birer konuşma gerçekleştirdi. “PARLAYAN GÖZLERİNİZ UMUT DOLU” Eskişehir’e hizmet etmekten dolayı büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, “Benim çok uzun olmayan siyasi hayatımda bana mutluluk veren, bugün bu salondaki görünüşünüz, bu salondaki parlayan gözleriniz ve bu salonda ümit dolu, ümidi de inanç dolu olan bakışlarınız. Benim belediye başkanlığım çeyrek asır sürdü, 25 sene. Sizlere hizmet etmekten, sizlerin yaşamaktan keyif alacağı bir şehri yaratmak için tozundan, toprağından, ağacından, dalından en küçük noktaya kadar emek veren hocanız olarak baktığım zaman yaptığım işler 25 yıl, yani çeyrek asır. Ama beni en çok mutlu eden hizmetlerim, akademisyen olarak siz gençleri yetiştirmek üzere vermiş olduğum emeklerdir ki 38 yılı kapsıyor. Sizlerle bir arada olmak suretiyle bu yaşlara kadar sağlıklı gelebildiğimi düşünüyorum ve inanıyorum.” diye konuştu. “ÖZGÜRLÜKLE BÜYÜYEN, PAYLAŞAN BİR TÜRKİYE” Armağan Erdoğan da, YÖK’ün 44 yıllık yapısının üniversiteleri kısıtladığını söyleyerek demokratik ve özerk bir yükseköğretim sistemi hedeflediklerini vurgulayarak, “Nitelikli, Demokratik, Özerk, Yaşanabilir Üniversite" ifadesi bizim için yalnızca bir politika hedefi değil, bilimsel aklın, toplumsal sorumluluğun ve insani değerlere dayalı kamusal bir yönetimin anlayışıdır. Bilimle, liyakatle, eşitlikle ve özgürlükle büyüyen, paylaşan bir Türkiye mümkündür ve inanın, biz bunu hep birlikte başaracağız.” diye konuştu. Daha sonra yükseköğretim sisteminin sorunları, akademisyenlerin sorunları ve öğrencilerin sorunları başlıklı oturumlar düzenlendi. Oturumlarda Anadolu Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Engin Ataç, O.D.T.Ü. eski Rektörü Prof. Dr. Nermin Abadan Unat, Ankara Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Cemal Tuluğ, Prof. Dr. Sündüz Kulutlu, Halkçı Liseliler Genel Başkanı Sude Ulusan, öğrenciler Ceren Duman, Arda Deniz Caylı, Muhammed Gülcan, Mehmet Yarkın Temiz birer konuşma gerçekleştirdi.

Eskişehir'den Açıköğretime Sahip Çıkma Çağrısı Yapıyoruz! Haber

Eskişehir'den Açıköğretime Sahip Çıkma Çağrısı Yapıyoruz!

CHP Genel Merkez Eğitim Takımı, Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş öncülüğünde Eskişehir’de ziyaretlerde bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığında,  İl Başkanı Talat Yalaz, Parti Meclisi Üyesi Prof. Dr. Armağan Erdoğan, Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü, İbrahim Arslan ile birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Sayın basın mensupları, Bugün burada Parti Meclisi Üyemiz Prof. Dr. Armağan Erdoğan, Eskişehir Milletvekillerimiz Jale Nur Süllü, İbrahim Arslan ve Utku Çakırözer ile birlikte birbirinden değerli akademisyenimiz ve rektörümüzle bir araya geldik. Eskişehir, üniversite dendiğinde ülkemizde akla gelen ilk şehirlerden, Anadolu Üniversitesi ise açıköğretim denildiğinde aynı şekilde akla gelen ilk üniversitelerdendir. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi, 1982 yılında Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'in "Duvarsız Üniversite" vizyonuyla kurulmuş, milyonlarca vatandaşımıza yükseköğrenim imkanı sunmuş, sadece Türkiye'nin değil dünyanın da en köklü ve saygın eğitim kurumlarından biridir. Ancak Türkiye’deki bütün kurumlarda olduğu gibi son yıllarda yaşanan gelişmeler, bu güzide kurumun siyasi müdahalelerle adım adım çöküşe sürüklendiğini göstermektedir. Ülkemizde yüksekeğitimde kapasite sorunlarının çözümünde, meslek eğitimi ve yaşam boyu eğitimde öncü bir kuruluş olan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi; 22 lisans, 40 önlisans ve 14 kategoride 121 sertifika programı sunmaktaydı. Burası, açık ve uzaktan eğitim faaliyetlerini; 4 kıtada yaklaşık 40 ülkede, engellilerden hapishanelerdeki hükümlülere kadar, örgün eğitime devam edemeyen herkese kaliteli ve etkili bir şekilde, yer ve zamandan bağımsız olarak sürdürmekteydi. Ne yazık ki geçtiğimiz haftalarda Açıköğretim Fakültesi'nde çok farklı boyutlarda kasıtlı bir sorunlar yumağı oluşturulmaktadır. Açıköğretim felsefesi yerle bir edilmiştir, öğrenme yöntemleri, süreçleri malzemeleri güncellenmek ve yenilenmek yerine yok edilmiştir, Birikimli kadrolar dağıtılmıştır, Mali kaynakları üniversitenin gelişimi ve öğrenciler aktarılmak yerine merkezi bütçeye ve siyasi projelere aktarılmış, Açıköğretimin mülklerinin satışının yapılacağı duyulmaktadır. Yakın zamanda tüm anabilim dalları kapatılmış; Mühendislik, işletme, hukuk, iletişim, idari bilimler, güzel sanatlar, inşaat, sağlık vb. farklı alanlardan gelen öğretim üyeleri, kendilerine sorulmadan üniversitenin içindeki farklı birimlere kadrolarıyla aktarılmış, Sadece açık ve uzaktan öğrenme ile uygulamalı iletişim alanından doçent olan 27 öğretim üyesi ile bu büyük sistemin yönetilmesi istenmiştir. 19 Şubat 2025’te YÖK tarafından 2547 Sayılı Kanun'da yapılan değişiklik uyarınca, mevcut öğrencilerin statülerinin korunması şartıyla İktisat ve İşletme Fakülteleri kapatılarak, öğrenciler Açıköğretim Fakültesine, öğretim üyelerinin kadroları da üniversite içindeki farklı fakülte ve yüksek okullara aktarılmıştır. 359 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile merkezi açıköğretim hizmeti vermek üzere kurulan İşletme ve İktisat Fakülteleri, Açıköğretim hizmeti vermediği ve diplomaları eleştiri aldığı gerekçesiyle pasif duruma düşürülmüştür. Bu değişiklikler yapılırken dünyadaki hangi eğilim, yaklaşım ya da gelişmeye göre veya Türkiye’nin hangi sorun alanını düzeltmeye dönük olarak yapıldığı kamuoyu ile ve konunun muhatapları ile paylaşılmamıştır. İstifade edilmesi gerekirken bu birikimin dağıtılmasının bir mantığı yoktur. Zaman içinde elbette farklı kararlar alınabilir, iyileştirmeler yapılabilir, yapılmalıdır da. Ama bütün bunların bir kamu anlayışı içerisinde şeffaf ve hesap verebilir nitelikte yapılması gerekir. Oysa biz son yıllarda neyi görüyoruz? Siyasi ve liyakatsiz atamaların üniversitelere, YÖK’e de işlediğini görüyoruz. Siyasi atamalarla gelen liyakatsizlik ve kadrolaşma bilimin ilerlemesini engelliyor. Açıköğretim Fakültesi'nde yaşanan sorunların temelinde, liyakati değil siyaseti düşünerek yapılan rektör atamaları yatmaktadır. Üniversiteyi tanımayan, kültürünü, geleneğini, süreçlerini bilmeyen, yöneticilik tecrübesi olmayan liyakatsiz atamalarla üniversitede kadrolaşma artmış, akademik çalışma barışı ve ortamı bozulmuştur. Anayasa Mahkemesi’nin ret kararına rağmen Cumhurbaşkanı tarafından atanan rektörler, kendilerine yakın rektör yardımcıları ve dekanları tercih ederek üniversiteleri kendi siyasi bahçeleri haline getirmişlerdir. Bu bir yandan akademik başarının düşmesine, bir yandan da üniversitedeki çalışma ortamlarının bozulmasına yol açmıştır. Sayın basın mensupları, Bugün burada, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nde neler yapıldığını 3 başlıkta kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Akademik kadro herhangi bir açıklama yapılmadan dağıtılmıştır.   Fakülte içindeki tüm anabilim dalları kapatılarak, "Açık ve Uzaktan Eğitim Bölümü" adı altında tek tipçi bir yapı dayatılmaktadır. Bu durum, farklı disiplinlerden gelen öğretim üyelerinin uzmanlık alanlarının göz ardı edilmesine ve akademik çeşitliliğin ortadan kaldırılmasına yol açmaktadır.  Fakülte bünyesindeki 155 akademisyenden sadece "Uzaktan Öğretim" alanında doktora yapmış olanların atanması kararlaştırılmış, diğer alanlardaki uzmanlar başka bölümlere gönderilmiştir. "Uygulamalı İletişim" ve "Eğitim İletişimi" gibi alanlarda doktora yapmış akademisyenlerin de atamaya dahil edilmesi, sürecin şeffaflıktan uzak ve keyfi bir şekilde yürütüldüğünü göstermiştir.  Akademisyenlerin görüşleri alınmadan, şeffaflık ve katılımcılıktan uzak bir şekilde yapılan bu atamalar, fakülte içinde büyük bir huzursuzluk ve belirsizlik yaratmıştır. Hangi akademisyenlerin fakültede kalıp hangilerinin transfer edileceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, akademisyenlerin kariyer planlamaları ve akademik çalışma huzurları olumsuz etkilenmiştir.  Akademisyenlerin başka fakültelere sürgün edilmesi, bu fakültelerdeki akademik kadro planlamasını alt üst etmekte, Dr. Öğr. Üyesi ve Doçent kadrolarında bulunan akademisyenlerin kariyer ilerlemelerinde gecikmelere yol açmakta, ders yükü, norm fazlası ve çeşitli yetersizlikleri ortaya çıkarmaktadır. Bu durum, fakülte ve üniversite genelinde bir domino etkisi yaratarak, akademik verimlilik ve kurumsal itibara zarar verebileceği endişesi doğurmaktadır. Bu yapılanlar aslında kurumsal özerkliğin yok edilmesidir.Fakültenin mali varlıkları elinden alınarak, siyasi çıkarlarla harcanmak istenmektedir. Bu durum mali özerkliği hiçe saymaktadır.  Ekonomiyi kötü yönetenler, bütün kurumları parti kurumu haline getirmekle kalmıyor mali kaynaklarına da el koyuyorlar. Açıköğretim Fakültesi'nin yıllar içinde biriktirdiği mali kaynaklar, siyasi amaçlar için harcanıyor. Öğrencilerden alınan öğretim ücretleri, fakültenin gelişimi yerine iktidarın siyasi projelerini gerçekleştirmek için başka yerlere aktarılmaktadır. 2014 yılında Türk Dünyası Vakfı'na yapılan 300 milyon liralık aktarma, bu durumun en çarpıcı örneğidir. Bu durum, fakültenin mali yapısını zayıflatmakta ve hizmet kalitesini düşürmektedir.  2014 yılında 1,5 milyar TL nakit rezervi ve yıllık 500 milyon TL geliri olan Açıköğretim Fakültesi, bugün mali krizle boğuşmaktadır.  Açıköğretim fakültesinin hizmetleri sonucu oluşan gelir fazlası 2010 yılından itibaren merkezi yönetimce alınması kanuna eklendi. Sonraki yıllarda da yine bütçe kanunlarında yer alan hükümlerle her yıl yaklaşık 250 Milyon TL. YÖK Başkanlığına aktarılmış. Ek 44. Madde ile de yıl içinde oluşacak gelir fazlalarının %80’i her üç ayda bir YÖK Başkanlığına aktarılması öngörülmüştür.  Döner sermaye gelirlerinin azalması nedeniyle üniversite, maaş ödeyememe sorunuyla karşı karşıyadır.Üniversitenin farklı şehirlerde sahip olduğu mülkleri satılmak istenmektedir.  2014 yılından itibaren Açıköğretim Sistemindeki öğrenci sayılarındaki düşüşler, sınav, vb. maliyetlerinin artması, kaynakların YÖK ve bazı vakıflara aktarılması nedeniyle üniversitenin ekonomik sorunlar yaşamasına, öğrenciden yıllık yaklaşık 5.000 TL öğretim gideri almasına rağmen kaliteli hizmet sunulamamasına yol açmıştır.  Üniversitenin mali sıkıntı gerekçesiyle açıköğretim bürolarını kapatarak gayrimenkulleri paraya çevirme 90'dan fazla binasını satışa çıkarmaya hazırlanması iddiası bulunmaktadır. Bunun gerekçesi yine kamuoyu ile paylaşılmamıştır.    Hazine, 1 Ağustos 2024 tarihi itibarıyla Tek Hesap sistemine geçmiştir. Buna göre, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında mevduat hesapları hazine adına açılan hesaplara aktarılmıştır. Bu nedenle, gayrimenkullerin satışından elde edilecek gelirler de hazineye gidecek ve üniversitenin nakit açıklarını kapatılmasına pek yaramayacaktır.  Üniversitenin yurt dışı eğitim hizmetlerinin Maarif Vakfı tarafından yerine getirileceği konuşulmaktadır, bu konu da ayrı bir tartışma konusudur. Peki biz CHP olarak açıköğretime nasıl bakıyoruz? Bize göre çağımızın ihtiyacı yeniliktir! Ancak bu yeniliğin doğru stratejilerle, iyi planlanmış, katılımcı ve şeffaf bir süreçle yürütülmesi gerekmektedir.   Küresel bilgi devriminin yaşandığı, bilginin hızla yaratıldığı ve yayıldığı, hatta hemen eskidiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu gelişme, değişim ve dönüşümler yaşamın her alanında olduğu gibi eğitim alanında da çok etkili olmuş, ülkemizin değişen ve çeşitlenen eğitim ihtiyaçları da dijital teknolojilerin sunduğu zorluklar ve fırsatlar bağlamında, yüksekeğitimi, özelde de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemini yenilemek, öğrencilerin taleplerine uygun hale getirmek dahası sistemi ulusal bir strateji olarak görmek zorunluluk haline gelmiştir.  Bu kapsamda; Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemini; açıklık, esneklik, uygun fiyatlılık, teknoloji destekli, yenilikçi, kaliteli ve akredite, öğrenmeyi öğreten, ihtiyaç temelli programlarla, yaşam boyu öğrenme ve mesleki ve kişisel gelişim olanakları sağlayan, erken çocukluluktan emekliliğe kadar, yaş, cinsiyet, ırk, inanç ve coğrafi konumdan bağımsız olarak herkesin erişimini sağlayan, toplumun ihtiyaçlarını karşılayan, ulusal ve uluslararası alanda tanınan ülkenin önde gelen Açık ve Çevrimiçi Üniversitesi haline getirmek gerekmektedir. Bu doğrultuda; Öncelikli olarak tüm paydaşların katıldığı bir arama konferansı ile dünyada birçok örnekte olduğu gibi, ülkemizde 2009 yılında diğer üniversitelerde (Atatürk, İstanbul ve Ankara) kurulmuş olan açık ve uzaktan öğrenme programlarını Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi bünyesinde birleştirmek Türkiye’nin Açıköğretim Üniversitesi haline getirmek, Açıköğretim Sistemini disiplinler arası, hibrit eğitim uygulamaları yapan bir sistem olarak yeniden tasarlanmak, Açıköğretim ders materyali üretiminde, öğrencinin kendi kendine öğreneceği çok kanallı, çoklu ortam öğretim/öğrenme yaklaşımını benimsenmesi, tabletlere/akıllı telefonlara kolayca indirilebilen, öğrenciler için özelleştirilmiş, ulusal ve uluslararası erişilebilirlik standartlarına uyan, çok dilli materyaller kullanmak, Sanal gerçeklik, yapay zeka, analitikler, büyük veri, bulut teknolojisi gibi yeni bilgi ve iletişim teknolojilerini Açıköğretim Sisteminde araçsallaştırılmış biçimde kullanarak, eğitim öğretim sisteminin bir ekosistem içinde dijitalleşmesi sağlamak gerekmektedir. Bugün Eskişehir’den açıköğretime sahip çıkma çağrısı yapıyoruz! Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi, sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda Türkiye'nin toplumsal hafızasının ve eğitimde fırsat eşitliğinin sembolüdür. Kamuoyunu, sivil toplum kuruluşlarını, öğrencileri, akademisyenleri ve eğitim camiasını bu hukuksuzluğa karşı seslerini yükseltmeye çağırıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu süreçte akademinin ve bilimin yanında durmaya devam edeceğiz. Çünkü, eğitimin her kademesinin nitelikli, fırsat eşitliğine dönük ve dünyaya açık bir yapıda olması, ülkemiz için çok önemlidir. Bu sebeplerle, parti programımızda bu yönde hedefler belirliyoruz. Bizim en büyük yatırımımız insana olan yatırımdır. Eğitimi yaşam boyu öğrenme anlayışıyla, teknolojiden faydalanarak ilgili tüm tarafların katılımıyla yeniden kurgulayacağız. Bu oldu bitti anlayışı, hesap vermeyen, şeffaf olmayan ve kamu kaynağını kendi ideolojik saplantılarına heba eden anlayışı hep birlikte bitireceğiz. Saygılarımızla."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.