SON DAKİKA
Hava Durumu

#Su Kaynakları

Porsuk Haber Ajansı - Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti İl Yönetimi Semt Pazarında: "Üretici de Tüketici de Dertli" Haber

Anahtar Parti İl Yönetimi Semt Pazarında: "Üretici de Tüketici de Dertli"

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce ile Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç, semt pazarında bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları ve tarımdaki güncel durumu değerlendirdi. Pazar tezgahlarını ve esnafı ziyaret eden İl Başkanı Ölce ve Başkan Kılıç hem üreticinin maliyet yükünü hem de vatandaşın alım gücü krizini tüm yönleriyle masaya yatırdı. ​Yıldıran Kılıç: "Ürün Bol, Fiyatlar Uygun Ama Alım Gücü Düşük" ​Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç, pazardaki güncel durumu ve tarım sektörünün yapısı ile ilgili şu ifadelere yer verdi; "Üreticilerimizin yetiştirdiği ürünler Eskişehir'deki semt pazarlarında tüketiciyle buluşuyor. Sera ürünlerinin ardından açık alanda yetiştirilen ürünler de tezgâhlarda yerini almaya başladı. Ürün bolluğu var ve fiyatlar da oldukça makul seviyelerde. Diğer birçok kente kıyasla Eskişehir pazarlarındaki fiyatlar daha uygun. Bunun en önemli nedeni ise ürünlerin aracısız olarak satılması. Eskişehir'de üretilen sebze ve meyveler yalnızca kentte tüketilmiyor, 12'den fazla ile de gönderiliyor. Bu nedenle Eskişehir halkı taze ve uygun fiyatlı ürüne ulaşma konusunda şanslı. Ancak buna rağmen vatandaş fiyatları pahalı buluyor. Bunun temel nedeni ise alım gücünün son yıllarda ciddi şekilde düşmüş olması. Öte yandan üretici de para kazanamıyor. Oysa Eskişehir gibi tarım potansiyeli yüksek bir kentte, afet ya da don gibi olağanüstü durumlar yaşanmadığı sürece üreticinin zarar etmesi normal değil. Ancak akaryakıt, gübre, ilaç ve diğer üretim girdilerindeki yüksek maliyetler üreticiyi zor durumda bırakıyor. Semt pazarlarında akşam saatlerinde fiyatlar düşüyor. Satıcılar ürünlerini bitirip evlerine dönmek istedikleri için gün boyunca 40 liraya satılan domates akşam saatlerinde 25-30 liraya kadar gerileyebiliyor. Eskişehirliler de bunu bildikleri için alışverişlerini çoğu zaman akşam serinliğinde yapmayı tercih ediyor. Bu uygulamaya başka şehirlerde çok sık rastlanmıyor. Marketlerde ise benzer bir durum yaşanmıyor. Ürün, çürüme noktasına gelse bile fiyatı değişmiyor. Üreticinin zarar etmesinin en önemli nedenlerinden biri plansız üretim. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bu konuda kapsamlı bir planlama yapması gerekiyor. Türkiye genelinde üretimin ne kadar ve hangi bölgelerde yapılacağı doğru şekilde planlanmazsa gelecekte tarım ve hayvancılıkla uğraşacak insan bulmakta zorlanabiliriz. Bu sorun yalnızca Eskişehir'in değil, tüm Türkiye'nin sorunudur. Geçen yıl üretici domatesi 10 liraya satmak zorunda kaldı ve para kazanamadı. Üretilen sebzelerin önemli bir bölümü tarlada kaldı. Belki de ürünlerin yarısı hasat bile edilmedi. Buna rağmen bu yıl yurt dışından soğan ithal edileceği konuşuluyor. Tarım potansiyeli yüksek bir ülkenin soğan ithal etmek zorunda kalması düşündürücü. Bir diğer önemli konu ise su kaynakları. Son yıllarda mısır üretimi arttı. Mısır pazarlaması kolay bir ürün olsa da çok fazla su tüketiyor. Bu nedenle mısır üretiminin özellikle hayvancılıkla uğraşan işletmelerin ihtiyacını karşılayacak ölçüde planlanması gerekiyor. Burada da doğru üretim planlamasının önemi ortaya çıkıyor. Eskişehir'in sebze üretim yükü her geçen yıl artıyor. Bu şekilde devam edilirse gelecekte su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşabilir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Porsuk Barajı'yla ilgili, yaklaşık 185 bin dönüm araziyi kapsayan bir projesi bulunuyor. Bu projenin hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Bugünlerde Eskişehir'de domates yaklaşık 40 liradan satılıyor. Önümüzdeki günlerde bu fiyatın 20 liraya kadar gerilemesi mümkün. Ancak vatandaşın alım gücü olmadığı için fiyat düştüğünde de üreticinin ne kadar kazanacağı ayrı bir tartışma konusu olacak. Enflasyonun sorumlusu üreticiler ya da pazarcılar değil. Emeklilere zam yapılacağı önceden bilindiğinde bazı zincir marketlerin fiyatları bir gecede artırdığı görülüyor. Böyle olunca verilen zam kısa sürede eriyor. Pazarda ise emekliye zam geliyor diye sebze ve meyve fiyatları artmaz. Fırsatçılığın önüne geçilmesi ve özellikle zincir marketlerin daha sıkı denetlenmesi gerekiyor." Çağlar Ölce: "Tarım, Günü Kurtaran Değil Uzun Vadeli Politikalarla Desteklenmeli" ​Ziyaret sonrasında açıklamalarda bulunan Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, tarım sektöründeki yapısal sorunlara dikkat çekti: "Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanımız Sayın Yıldıran Kılıç ile bir semt pazarında bir araya gelerek üreticilerimizin yaşadığı sorunları dinledik. Kendisinin aktardığı değerlendirmeler, tarım sektörünün içinde bulunduğu tabloyu açık şekilde ortaya koyuyor. Üreticimiz emek veriyor, kaliteli ürün yetiştiriyor, ürünlerimiz Eskişehir'in yanı sıra birçok ile gönderiliyor. Buna rağmen hem üretici para kazanamıyor hem de vatandaş alım gücünün düşmesi nedeniyle pazardaki fiyatları yüksek buluyor. Görüyoruz ki sorunun kaynağı üretici değil, yıllardır biriken yapısal problemler ve artan üretim maliyetleri. Akaryakıt, gübre, ilaç ve diğer girdilerde yaşanan yükseliş üreticimizin omuzlarındaki yükü her geçen gün artırıyor. Plansız üretim, su kaynaklarının doğru yönetilememesi ve tarımsal planlamadaki eksiklikler de geleceğe yönelik önemli riskler oluşturuyor. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak bu sorunların farkındayız. Üreticimizin, pazarcı esnafımızın ve vatandaşımızın taleplerini dinlemeye, çözüm önerilerini ilgili kurumlarla paylaşmaya ve her platformda dile getirmeye devam edeceğiz. Tarımın günü kurtaran değil, uzun vadeli planlamalarla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, vatandaşın da sağlıklı ve uygun fiyatlı gıdaya ulaşabildiği bir sistem için çalışmayı sürdüreceğiz. Eskişehir'in tarımsal potansiyelini koruyacak, su kaynaklarını gelecek nesillere taşıyacak ve üreticimizin yanında duracak her adımın takipçisi olmaya devam edeceğiz."

Başkan Ataç’tan Esence Madenine Karşı Net Mesaj Haber

Başkan Ataç’tan Esence Madenine Karşı Net Mesaj

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Alpu’da yapılmak istenen Esence Altın-Gümüş Madeni Projesi’ne karşı düzenlenen halk buluşmasında, “Biz madenciliğe değil; doğayı, su kaynaklarını ve verimli tarım arazilerini yok eden vahşi madenciliğe karşıyız. Çocuklarımızın geleceği için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Alpu’da yapılması planlanan Esence Altın-Gümüş Madeni Projesi hakkında gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısında mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu temsilcilerinin de katıldığı toplantıya Alpulu yurttaşlar yoğun ilgi gösterdi. Projenin bölgenin tarımsal üretimine, hayvancılığına, su kaynaklarına ve ekolojik yapısına verebileceği zararların ele alındığı toplantıda Başkan Ataç, vahşi madenciliğe karşı ortak ve kararlı bir mücadele çağrısında bulundu. “Kişisel değil, ortak bir mücadele” Sıcak bir pazar gününde gerçekleştirilen buluşmaya gösterilen yoğun katılımın önemine dikkat çeken Başkan Ataç, burada verilen mücadelenin hiçbir kişisel çıkara dayanmadığını söyledi. Ataç, “Burada bulunan hiç kimsenin kişisel bir menfaati yok. Ancak hepimizin ortak bir menfaati var: Toprağımızı, suyumuzu ve geleceğimizi korumak. Öncelikle bu bölgede yaşayan yurttaşlarımızın meselenin önemine inanması gerekiyor. Burada dile getirilen bütün kaygıların sonuna kadar arkasındayım” dedi. “Madenciliğe değil, vahşi madenciliğe karşıyız” Doğal kaynakların kamu yararı gözetilerek, bilimsel yöntemlerle ve çevresel değerler korunarak kullanılabileceğini ifade eden Ataç, karşı çıktıkları anlayışın doğayı ve insan yaşamını hiçe sayan vahşi madencilik olduğunu vurguladı. Başkan Ataç, “Biz madenciliğe karşı değiliz. Biz; toprağı zehirleyen, su kaynaklarını tüketen, tarımsal üretimi sona erdiren ve bölge halkını kendi yaşam alanlarından koparan vahşi madenciliğe karşıyız. Verimli tarım arazilerinin geri dönülemez biçimde yok edilmesine sessiz kalamayız” ifadelerini kullandı. “Bu topraklarda üretim devam etmeli” Alpu’nun geleceğinin tarım ve hayvancılıkta olduğuna dikkat çeken Ataç, bölge halkının toprağından koparılmasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir yıkım yaratacağını belirtti. Madencilik şirketlerinin önce bölgedeki arazileri satın aldığını, ardından üretim imkânlarını ortadan kaldırdığını kaydeden Ataç, şöyle konuştu: “Bugün burada tarımsal ve hayvansal üretim yapılmazsa insanlar başka ne yapacak? Bu şirketler önce bölgede yaşayan insanların tarlalarını satın alıyor. Ardından insanları kendi topraklarında üretim yapamaz ve geleceklerini kuramaz hâle getiriyor. Toprağını satan yurttaşlarımız, bir süre sonra başkalarının yanında asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyor. Oysa bu topraklar korunur ve üretim desteklenirse Alpu’nun tarımsal ve hayvansal kalkınması çok daha ileriye taşınabilir.” Alpu Termik Santrali mücadelesini hatırlattı Başkan Ataç, Alpu Ovası’nda kurulmak istenen termik santrale karşı yürütülen mücadeleyi de hatırlatarak örgütlü ve kararlı bir halk mücadelesinin sonuç alabileceğini söyledi. Alpu Ovası’nın “Büyük Ova” statüsünde bulunduğunu belirten Ataç, “Büyük ovalarda tarım yapılır, üretim desteklenir ve ekolojik yapı korunur. Buna rağmen Alpu Ovası’na termik santral yapmak istediler. Bölge halkı projenin kendi geleceğine zarar vereceğini gördü ve hep birlikte hareket etti. Sonunda hukuk mücadelesi kazanıldı ve proje durduruldu” dedi. Termik santralin bölgenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade eden Ataç, o dönemde çiftçilerin traktörleriyle verdiği desteğin mücadelenin simgelerinden biri hâline geldiğini söyledi.

ESKİ'den Turizm Sektöründe Su Verimliliği Eğitimi Haber

ESKİ'den Turizm Sektöründe Su Verimliliği Eğitimi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Müdürlüğü Su Verimliliği Birimi, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve iklim değişikliğine uyum çalışmaları kapsamında turizm sektörüne yönelik “Turizm Sektöründe Su Verimliliği” eğitimi düzenledi. Tasigo Otel’de gerçekleştirilen programa turizm sektörünün temsilcileri katılırken, eğitimde iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkileri, Türkiye’nin su stresi gerçeği, su ayak izi, sektörel su tüketimi ve turizm işletmelerinde uygulanabilecek su verimliliği yöntemleri ele alındı. Katılımcılara suyun yalnızca korunması gereken doğal bir kaynak değil, aynı zamanda turizm sektörünün sürdürülebilirliği açısından stratejik bir değer olduğu aktarıldı. Programın açılışında konuşan ESKİ Genel Müdür Yardımcısı Soner Bostancı, yaşamın temel kaynağı olan suyun doğru yönetiminin artık geleceğe yönelik en önemli sorumluluklardan biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi olarak temel görevimiz yalnızca şehrimizin altyapısını yönetmek değil; bugünü olduğu kadar yarını da güvence altına almaktır. Kaynağından musluğa kadar suyun her damlasını korumak, kayıp ve kaçakları azaltmak ve kentimizin su ayak izini küçültmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Suyun sınırsız bir kaynak olmadığı bilinciyle teknolojiyi ve veriyi en etkin şekilde kullanarak Eskişehir’i bu alanda örnek şehirlerden biri haline getirmeye devam edeceğiz. 2026 Eskişehir Yılı vizyonuyla kentimize yeşil, dirençli ve sürdürülebilir bir gelecek bırakmak için çalışıyoruz.” Su Verimliliği Birimi tarafından gerçekleştirilen eğitimde iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkileri, suyun sürdürülebilir yönetimi, su verimliliğinin artırılması, bireysel ve kurumsal sorumluluklar ile sektörlere yönelik iyi uygulama örnekleri katılımcılarla paylaşıldı. Eğitimin turizm sektörüne ayrılan bölümünde konaklama tesislerinde suyun etkin ve verimli kullanımına yönelik uygulamalar ele alındı. Havuzlardan peyzaj alanlarına, mutfaklardan çamaşırhanelere kadar birçok hizmet alanında uygulanabilecek su verimliliği yöntemleri değerlendirilirken, işletmelerin bu alanda atacağı her adımın hem doğal kaynakların korunmasına hem de sürdürülebilir turizm anlayışının güçlenmesine katkı sağlayacağı vurgulandı. ESKİ Genel Müdürlüğü, Su Verimliliği Birimi aracılığıyla suyun bilinçli ve verimli kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla eğitim ve farkındalık çalışmalarını kamu kurumları, özel sektör ve toplumun farklı kesimlerine yönelik olarak sürdürmeye devam edeceğini belirtti.

ESKİ'den İklim Krizine Karşı Farkındalık Adımı Haber

ESKİ'den İklim Krizine Karşı Farkındalık Adımı

İklim değişikliğinin etkileri her geçen gün daha belirgin hale gelirken, su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması kamu kurumlarının en önemli sorumluluk alanlarından biri olmaya devam ediyor. Bu anlayışla çalışmalarını sürdüren Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ESKİ), personeline yönelik “Su Verimliliği ve İklim Değişikliği” eğitimi düzenledi. Kurumsal bilinçlendirme eğitimleri kapsamında gerçekleştirilen eğitim, İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı Eğitim Şube Müdürü Selim Tamer tarafından verildi. Eğitimde; iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkileri, suyun sürdürülebilir yönetimi, su verimliliğinin artırılması ve bireysel ile kurumsal sorumluluklar kapsamlı şekilde ele alındı. Günümüzde kuraklık riskinin artması, yağış rejimlerinin değişmesi ve su kaynakları üzerindeki baskının büyümesi, yalnızca teknik yatırımları değil, bu yatırımları hayata geçiren insan kaynağının bilgi ve farkındalığını da kritik hale getiriyor. Bu nedenle ESKİ, altyapı yatırımlarını eğitim ve kurumsal bilinç çalışmalarıyla destekleyerek su yönetiminde sürdürülebilirliği güçlendirmeyi hedefliyor. Eğitim programı sayesinde personelin yalnızca görev alanlarında değil, günlük yaşamlarında da su tasarrufu ve çevresel sürdürülebilirlik konusunda örnek davranışlar geliştirmesi amaçlanıyor. Böylece kurumsal farkındalığın toplum geneline yayılmasına katkı sağlanması hedefleniyor. ESKİ yetkilileri, iklim değişikliğine uyum sürecinin güçlü altyapının yanı sıra bilinçli insan kaynağıyla mümkün olduğuna dikkat çekerek, su verimliliği konusunda eğitim faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirtti.

Milletvekili Arslan: "Alpu Ovası'nda Kimin Çıkarı Korunuyor?" Haber

Milletvekili Arslan: "Alpu Ovası'nda Kimin Çıkarı Korunuyor?"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Alpu'nun Esence, Uyuzhamam ve Aktepe mahallelerini kapsayan bölgede yeniden ÇED süreci başlatılan altın-gümüş madeni projesini TBMM gündemine taşıdı. Arslan, projenin çevresel etkileri, tarım arazileri ve su kaynakları üzerindeki olası sonuçları ile ruhsat ve üretim süreçlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ayrı ayrı yazılı soru önergeleri sundu. "Söz konusu olan yalnızca bir maden projesi değildir" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Arslan, Alpu'da yeniden gündeme getirilen altın-gümüş madeni projesinin yalnızca birkaç mahalleyi değil, Eskişehir'in geleceğini ilgilendirdiğini belirtti. Arslan, "Söz konusu olan yalnızca bir maden projesi değildir. Söz konusu olan verimli tarım arazileridir, su kaynaklarıdır, meralardır ve doğal yaşamdır. Bugün alınacak yanlış kararların bedelini yarın bütün Eskişehir ödeyecektir" dedi. Bakanlıklara kritik sorular Arslan'ın verdiği soru önergelerinde; - Yeniden başlatılan ÇED sürecinin gerekçesi, - Proje alanının büyüklüğü ve planlanan kazı miktarı, - Tarım arazileri ve mera alanlarına etkileri, - Yeraltı ve yerüstü su kaynakları üzerindeki olası riskler, - Maden ruhsatının kapsamı ve rezerv miktarı, - Üretim ve işleme süreçlerine ilişkin planlamalar başta olmak üzere kamuoyunun yanıt beklediği çok sayıda soruya açıklık getirilmesi istendi. Arslan, özellikle Alpu Ovası'nın tarımsal üretim kapasitesi, bölgedeki su kaynakları ve doğal yaşam üzerindeki etkilerin tüm yönleriyle ortaya konulması gerektiğini vurguladı. "Dün termik santral, bugün altın madeni" Eskişehir'in daha önce Alpu Ovası'nda planlanan kömürlü termik santral projesine karşı ortak mücadele verdiğini hatırlatan Arslan, bugün de benzer bir tehditle karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Arslan, "Dün Alpu Ovası'nı kömürlü termik santrale teslim etmek istediler, Eskişehir hep birlikte karşı çıktı. Bugün aynı bölgeyi altın ve gümüş madenciliği faaliyetleriyle gündeme getiriyorlar. Eskişehir'i yalnızca maden sahası ve rant alanı olarak gören anlayışı kabul etmiyoruz" dedi. "Bir avuç şirket mi, Eskişehir'in geleceği mi?" Projenin milyonlarca tonluk kazıyı ve çok geniş bir alanda madencilik faaliyetini öngördüğüne dikkat çeken Arslan, kamuoyunun cevabını beklediği temel sorunun bu olduğunu belirtti: "Alpu Ovası'nın verimli toprakları, su kaynakları ve doğal yaşamı risk altındayken kimin çıkarı korunmaktadır? Bir avuç şirketin çıkarı uğruna Eskişehir'in geleceğinin riske atılmasına izin vermeyeceğiz." "Eskişehir sahipsiz değildir" Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Eskişehir'in toprağı da suyu da havası da geleceği de şirket bilançolarından ve rant hesaplarından daha değerlidir. Eskişehir sahipsiz değildir. Çekin ellerinizi Eskişehir'in toprağından, suyundan ve geleceğinden. Bu sürecin hem Meclis'te hem sahada sonuna kadar takipçisi olacağız."

Odunpazarı’ndan Çölleşme ve Kuraklığa Karşı Farkındalık Etkinliği Haber

Odunpazarı’ndan Çölleşme ve Kuraklığa Karşı Farkındalık Etkinliği

Odunpazarı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ile Ataçağ Koleji iş birliğinde, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü kapsamında Botanik Park’ta çevre bilincini artırmayı hedefleyen anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Öğrenciler, geri dönüşüm malzemelerinden hazırladıkları kuş evlerini ağaçlara asarak hem doğal yaşama destek verdi hem de sıfır atık konusunda farkındalık oluşturdu. İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiği günümüzde, kuraklık ve çölleşme riski dünya genelinde büyümeye devam ediyor. Artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimleri ve azalan su kaynakları, ekosistemler üzerinde ciddi baskı oluştururken, çevre kirliliği ve atık sorunu da bu süreci hızlandıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu kapsamda düzenlenen etkinlikte Ataçağ Koleji öğrencileri, kullanılmış malzemeleri yeniden değerlendirerek hazırladıkları kuş evlerini Botanik Park’taki ağaçlara yerleştirdi. Böylece öğrenciler hem geri dönüşümün çevre üzerindeki olumlu etkilerini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu hem de kuşlar için yeni yaşam alanları oluşturdu. Odunpazarı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen etkinlik, sıfır atık anlayışının yalnızca atık miktarını azaltmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadeleye de katkı sunduğunu ortaya koydu. Geri dönüşüm yoluyla doğal kaynakların korunması, enerji tasarrufu sağlanması ve karbon salımlarının azaltılması hedeflenirken, öğrenciler de çevre sorumluluğu konusunda önemli bir deneyim kazandı. Botanik Park’a yerleştirilen kuş evlerinin, kuşların güvenli yaşam alanlarına erişimini destekleyerek biyoçeşitliliğin korunmasına katkı sunması bekleniyor. Doğal yaşamı destekleyen çalışma, aynı zamanda sürdürülebilir çevre anlayışının yaygınlaşmasına yönelik örnek bir uygulama olarak dikkat çekti.

Vali Yılmaz: “Tarımsal Ar-Ge, Gıda Güvenliğimizin Teminatıdır” Haber

Vali Yılmaz: “Tarımsal Ar-Ge, Gıda Güvenliğimizin Teminatıdır”

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, köklü bir geçmişe sahip olan Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nü ziyaret etti. Enstitüde yürütülen yerli ve milli projeleri yerinde inceleyen Vali Yılmaz, “Tarımsal Ar-Ge, gıda güvenliğimizin teminatıdır” dedi. ​Eskişehir’in tarımsal potansiyelini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. Enstitü Müdürü Ulaş Çınar’dan kurumun faaliyetleri hakkında detaylı brifing alan Vali Yılmaz, modern tarım tekniklerinin geliştirilmesine yönelik yürütülen çalışmaları yakından takip etti. ​1925’ten Bugüne Türk Tarımının Bilimsel Üssü ​Türkiye’nin en köklü tarımsal araştırma merkezlerinden biri olan ve 1925 yılında kurulan Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü, bugün de stratejik önemini koruyor. Enstitü bünyesinde; ​Tahıl ve Endüstri Bitkileri: Verimliliği artırmaya yönelik ıslah çalışmaları. ​Yemeklik Dane Baklagiller ve Yem Bitkileri: Sürdürülebilir hayvancılık ve gıda üretimi. ​Tıbbi ve Aromatik Bitkiler: Katma değerli ürün çeşitliliği. ​Toprak ve Su Kaynakları: Doğal kaynakların verimli kullanımı. ​Alanlarında yürütülen Ar-Ge projeleriyle, geliştirilen yerli ve milli tohum çeşitleri Türk tarımına büyük değer katıyor. ​Vali Yılmaz: “Tarımda Verimlilik İçin Bilimsel Çalışmalar Şart” ​Ziyareti kapsamında araştırma laboratuvarlarını, deneme ve üretim parsellerini inceleyen Vali Dr. Erdinç Yılmaz, sürdürülebilir tarım uygulamalarının çiftçiler için hayati önem taşıdığını vurguladı. Teknik personelle bir araya gelen ve devam eden projeler hakkında bilgi alan Vali Yılmaz, emeklerinden dolayı tüm personele teşekkürlerini iletti. ​Vali Yılmaz, ziyaretin ardından yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: ​"Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü, sadece bölgemizin değil, ülkemizin gıda güvenliği ve tarımsal kalkınması için kritik bir rol üstlenmektedir. Bilgi ve teknoloji üreterek tarımımıza değer katan bu güzide kurumumuzun çalışmaları, modern tarım hedeflerimize ulaşmamızda kilit noktadadır." ​Eskişehir Tarımında Yenilikçi Dönem ​Eskişehir tarımını ileriye taşıyacak yenilikçi projelerin ve verimliliği artıran uygulamaların ele alındığı ziyaret, tarımsal teknolojilerin yaygınlaştırılması konusundaki kararlılığı bir kez daha gözler önüne serdi. Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü, geliştirdiği dayanıklı ve verimli çeşitlerle yerli üreticinin en büyük destekçisi olmaya devam ediyor.

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ve uluslararası düzeyde önemli bilim insanlarını, akademisyenleri, yerel yönetim temsilcilerini ve sektör paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, iki gün süren yoğun programın ardından başarıyla tamamlandı. ÜNLÜ AKADEMİSYENLER ESKİŞEHİR’DE BULUŞTU Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen sempozyumda, iklim değişikliği, çevre politikaları, sürdürülebilir kentler, atık yönetimi, enerji dönüşümü, su kaynakları ve biyoçeşitlilik gibi birçok önemli konu uzman isimler tarafından ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Ünlüce’nin konuşmasının ardından sempozyum, birbirinden önemli oturumlarla devam etti. İki gün boyunca iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bilimsel bilgi, deneyim ve iyi uygulama örneklerinin paylaşıldığı sempozyum; akademi, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine de önemli katkı sundu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede bilimsel veriler ışığında çalışmalarını sürdürmeye ve sürdürülebilir bir gelecek için paydaşları bir araya getirmeye devam edeceğini belirtti. ÇEŞİTLİ OTURUMLAR DÜZELENDİ İlk günün ilk oturumunda “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri değerlendirildi. “Çevresel Sürdürülebilirlikte Uluslararası İş Birlikleri” başlıklı ikinci oturumda, uluslararası ortaklıkların çevresel sorunların çözümündeki rolü masaya yatırıldı. Daiva Matoniene moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara güncel araştırma ve eğitim projelerinden elde edilen deneyimleri paylaşırken, Doç. Dr. Serap Erdal Chicago’da kurulan sensör tabanlı hava kalitesi veri ağının iklim politikalarına katkılarını anlattı. Prof. Dr. Pınar Yıldız ise iklim krizi ve bütüncül sağlık ilişkisini değerlendirdi. Üçüncü oturumda “Uluslararası Ağlar ve Yerel Hedefler: İklim Yönetişiminde Çok Seviyeli Yaklaşım” konusu ele alındı. Prof. Dr. Bora Çetin’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Daiva Matoniene, Nida Bilgen ve Tuğçe Üzümoğlu; küresel iklim hedeflerinin yerel yönetimlere yansımaları, iklim yatırımları, çok seviyeli yönetişim modelleri ve paydaş katılımı üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Günün son oturumunda ise biyoçeşitlilik konusu tüm yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. D. Ümit Şirin moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Ali Dönmez bitkilerin, Prof. Dr. Mustafa Sözen hayvanların iklim değişikliği karşısındaki durumunu aktarırken, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çalışkan biyoçeşitlilik müzelerinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Cengiz Türe ise COP31 gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SEMPOZYUMUN İKİNCİ GÜNÜNDE DE DİKKAT ÇEKTİ Sempozyumun ikinci günü de yoğun katılım ve ilgiyle devam etti. “Kentlerin Görünmeyen Altyapısı: Atık Yönetimi” başlıklı ilk oturumda Türkiye’de evsel atık yönetiminin mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritaları ele alındı. Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan biyometanizasyon ve anaerobik çürütme teknolojilerini anlatırken, TAKK Kurucusu Pınar Akıskalıoğlu atıksız bir ekosistem için ortak sorumluluğun önemine dikkat çekti. “İklim Krizi Çağında Atık ve Su Yönetimi” başlıklı ikinci oturumda ise su ve atık su yönetiminden geri kazanım teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar gerçekleştirildi. Mehmet Ali Nalçacıoğlu döngüsel ekonomi temelli entegre kaynak geri kazanım modelini aktarırken, Ömer Benli plastik ve geri dönüşüm teknolojileri, mikroplastik kirliliği, kimyasal geri dönüşüm ve elektronik atıkların yönetimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Öğleden sonra gerçekleştirilen “İklim Değişikliği Bağlamında Su ve Sulak Alan Ekosistemleri” oturumunda su kaynaklarının korunması ve sulak alanların iklim değişikliği karşısındaki önemi ele alındı. Prof. Dr. Erdoğan Kaya, Eskişehir Seydi Çayı örneği üzerinden akarsu farkındalığını anlatırken, Dr. Başak Avcıoğlu Çokçalışkan ve Güler Bozok sulak alanların korunması, restorasyonu ve doğa temelli çözümler üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özgür Emiroğlu ise iklim değişikliğinin sucul fauna üzerindeki etkilerini değerlendirdi. “Enerji Dönüşümü ve Hedefler: Verimlilik, Politika ve Teknoloji” başlıklı dördüncü oturumda enerji verimliliği, Türkiye’nin enerji politikaları ve nükleer enerji konusu iklim krizi perspektifinden ele alındı. Murat Gümüşel enerji verimliliği odaklı büyümeyi, Emre Fidan enerji politikalarının iklim değişikliği açısından değerlendirilmesini, Prof. Dr. Latife Berrin Erbay ise nükleer enerjinin iklim krizi bağlamındaki yerini anlattı. Sempozyumun son oturumu olan “İklime Dayanıklı Geleceğin Kentleri: Yerel Akademiden Çözümler ve Sivil Katılım” başlığında ise kentlerin geleceğine ilişkin bilimsel çözüm önerileri paylaşıldı. Prof. Dr. Semra Günay kent çeperlerindeki tarım alanlarının korunmasının önemini vurgularken, Prof. Dr. Uğur Avdan kentsel ısı adaları ve yeşil alan ilişkisini değerlendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Hakan Uyguçgil yerel ölçekte iklim dirençliliğinde coğrafi bilgi sistemleri ve sivil katılımın rolünü aktarırken, Prof. Dr. Atila Ocak kentsel planlamada biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekti. BAŞKAN ÜNLÜCE’YE TEŞEKKÜR Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ardından, sempozyuma katkı sunan akademisyenler Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi makamında ziyaret etti. Ziyarete Büyükşehir Belediyesi danışmanlarından Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Michigan State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Douglas Hartman, Prof. Dr. Volodymyr Tarabara ve Prof. Dr. Kristen Çetin’in yanı sıra Litvanya’dan Daiva Matoniene ile ICLEI (Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı) temsilcisi Nida Bilgen katıldı. Görüşmede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi de hazır bulundu. Gerçekleştirilen nezaket ziyaretinde, sempozyumun bilimsel içeriği ve organizasyon başarısından duydukları memnuniyeti dile getiren akademisyenler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortaya koyduğu vizyoner yaklaşım ve ev sahipliği için Başkan Ünlüce’ye teşekkürlerini sundu.

Yeni Sondajlarla Kırsal Mahallelere Yeni Su Kaynağı Haber

Yeni Sondajlarla Kırsal Mahallelere Yeni Su Kaynağı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ESKİ), iklim değişikliği ve kuraklık kaynaklı su sorunlarına karşı kırsal mahallelerde içme ve kullanma suyu arzını güçlendirmek amacıyla yürüttüğü sondaj çalışmalarını sürdürüyor. Kentin farklı ilçelerinde gerçekleştirilen yeni sondajlarla çok sayıda mahallede su kaynakları sisteme kazandırmaya devam ettiklerini ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, kent merkezi ve kırsalda alt yapı yatırımlarının devam edeceğini belirtti. ESKİ ekipleri tarafından Alpu ilçesinde yürütülen çalışmalarda; Arıkaya Mahallesi’nde 100 metre derinlikte açılan sondaj kuyusundan saniyede 1,5 litre, Ağaçhisar Mahallesi’nde ise 138 metre derinlikte açılan kuyudan saniyede 0,4 litre su elde edildi. Seyitgazi ilçe merkezinde 156 metre derinlikte açılan kuyudan saniyede 2,5 litre su sağlanırken, Bardakçı Mahallesi’nde 144 metre derinlikte açılan kuyudan saniyede 25 litre, Beykışla Mahallesi’nde ise 181 metre derinlikte açılan kuyudan yine saniyede 25 litre debiye ulaşıldı. Sivrihisar ilçesinde gerçekleştirilen sondaj çalışmalarında ise Mülk Mahallesi’nde 220 metre derinlikte açılan kuyudan saniyede 7 litre, Kurtşeyh Mahallesi’nde 152 metre derinlikte açılan kuyudan saniyede 12 litre su elde edildi. Tepebaşı ilçesinde yürütülen çalışmalarda da Gündüzler Mahallesi’nde 220 metre derinlikte açılan kuyudan saniyede 19 litre, Emirler Mahallesi’nde 220 metre derinlikte açılan kuyudan saniyede 25 litre, Beyazaltın Mahallesi’nde ise 208 metre derinlikte açılan kuyudan saniyede 8 litre su sağlandı. Gerçekleştirilen çalışmalarla özellikle yaz aylarında artan su ihtiyacının karşılanması, mevcut kaynakların desteklenmesi ve kırsal mahallelerde kesintisiz içme suyu hizmetinin sürdürülebilir hale getirilmesi hedefleniyor. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiğine dikkat çekerek, özellikle kırsal mahallelerde vatandaşların sağlıklı ve kesintisiz suya erişimini güvence altına almak için çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini söyledi. Başkan Ünlüce “İklim değişikliği ve kuraklık artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri haline geldi. Yağış rejimindeki düzensizlikler, yer altı su seviyelerindeki azalma ve artan su tüketimi, özellikle kırsal mahallelerimizde yeni önlemleri zorunlu kılıyor. Biz de ESKİ Genel Müdürlüğümüz aracılığıyla şehrimizin dört bir yanında kapsamlı bir çalışma yürütüyoruz.'' dedi. ESKİ Genel Müdürü Niyazi Solak ise iklim krizinin etkilerinin her geçen yıl daha fazla hissedildiğine dikkat çekerek, kırsalda yaşayan vatandaşların sağlıklı ve sürdürülebilir içme suyuna erişimi için alternatif su kaynaklarını sisteme kazandırmaya yönelik yatırımların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.