SON DAKİKA
Hava Durumu

#Stres

Porsuk Haber Ajansı - Stres haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stres haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sahada Görev Yapan Polis Hangi Durumda Ne Yapabileceğini Bilemiyor Haber

Sahada Görev Yapan Polis Hangi Durumda Ne Yapabileceğini Bilemiyor

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşu ve Polis Haftası dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında polislerin ve emniyet mensuplarının sorunları dile getirildi. İl binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Anahtar Parti Eskişehir Kurumsal İlişkiler Başkanı Ali Baştürk şu ifadeleri kullandı; “Polisimizin ciddi ve büyüyen sorunları var. Sorunları görmezden gelen, geçiştiren anlayış bu yükün daha da ağırlaşmasına neden olmakta. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, yani PVSK, 1934 yılında yürürlüğe girmişti. Üzerinden 92 yıl geçti. Evet zaman içinde belki bazı değişiklikler yapıldı. Ama gerçek şu ki bu kanun bugünün Türkiye’si için yeterli değil. Suç yapısı değişti. Teknoloji değişti. Toplum değişti. Tehditler değişti. Ama polisimizin eline verilen yetki ve sorumluluk çerçevesi hala geride kalmış bir mantıkla uygulanıyor. Bu sorun acilen çözülmeli. Sahada görev yapan bir polis, hangi durumda ne yapabileceğini net olarak bilemiyor. Çünkü Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu arasında ciddi uyumsuzluklar var. Bu ne demek. Bu polisin her adımda risk alması demek. Bir adım atsa sorun, atmasa sorun. Müdahale etse başka sıkıntı, etmezse başka sıkıntı. Bu sistem polisi yalnız bırakıyor. Polis hata yapmıyor, sistem polisi hataya zorluyor. Bir diğer yakıcı sıkıntı çalışma şartları meselesi. Polislerimiz günlerce dinlenmeden çalışıyor. Gece, gündüz, bayram, tatil fark etmiyor. Sürekli görev, sürekli stres, sürekli baskı. Bu şartlar altında kim sağlıklı kalabilir. Kim doğru karar verebilir. Yorgun, uykusuz, baskı altında çalışan bir insanın hata yapması kaçınılmazdır. Ama kimse dönüp “Bu insan neden bu halde?” diye sormuyor. Maaş meselesi de ortada. Polislerimiz canını ortaya koyuyor. Ailesinden uzak kalıyor. Hayatını riske atıyor. Ama aldığı maaş, taşıdığı yükün karşılığı değil. Bu adaletsizlik. Bu açık bir haksızlıktır. Aynı risk seviyesinde olmayan birçok meslek grubunun çok daha iyi şartlara sahip olması, polislerimizin motivasyonunu kırmakta. Tayin sistemi zaten ayrı bir sorun. İnsanlar yıllarca ailesinden ayrı kalıyor. Çocuklarını göremiyor. Düzen kuramıyor. Sürekli belirsizlik içinde yaşıyor. Bu bir meslek düzeni değil, bu bizce bir sabır sınavıdır. Ve en ağır tablo… Artık konuşmaktan kaçınılan ama herkesin bildiği gerçek. Polislerimiz hayatına son veriyor. 2025 yılında 82 emniyet mensubu canına kıydı. 2026 yılının daha Nisan ayındayız ve 23 polisimiz hayatına son verdi. Bu ne demek biliyor musunuz. Neredeyse her beş günde bir bu ülkenin bir evladı sessizce hayattan kopuyor. Bu tesadüf olarak yorumlanamaz. Maalesef bu acı tabloyu bile ciddiye almayan bir yaklaşım var. “Ailevi sorun”, “kişisel mesele”, “kumar borcu varmış” denilerek geçiştiriliyor. Bu kadar büyük bir sorunu bu kadar basit açıklamalarla örtmeye çalışmak, gerçeği inkâr etmektir. Bu sorumluluktan kaçmaktır. Bu vicdani bir iflastır. Anahtar Parti olarak çok net bir şekilde söylüyoruz. Çözüm belli ve geciktirilemez. PVSK derhal güncellenmeli. CMK ile tam uyum sağlanmalı. Polisin görev ve yetki sınırları açık, net ve tartışmasız hale getirilmeli. Çalışma saatleri insani seviyeye çekilmeli. Fazla mesai sistemi kurulmalı ve yasal güvence altına alınmalı. İnsan gibi çalışmak, insan gibi dinlenmek herkesin hakkı. Maaş ve özlük haklarında adalet sağlanmalıdır. Polislerimizin emeği, riski ve sorumluluğu görmezden gelinemez. İntihar vakaları yüzeysel açıklamalarla geçiştirilmemeli. Bu mesele tüm boyutlarıyla, uzmanlar tarafından, ciddiyetle araştırılmalı. Gerekli tüm önlemler vakit kaybetmeden alınmalı. Ayrıca bir önerimiz de var; Her yıl 10 Nisan Polis Günü’nde, toplumun huzur ve güvenliği için fedakârca görev yapan emniyet mensuplarına, emeklerinin karşılığı ve motivasyonlarının artırılması amacıyla en az bir maaş tutarında ikramiye verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Anahtar Parti olarak biz sahadaki gerçeklerin farkındayız. Polislerimizin bize olan ilgisini, güvenini de biliyoruz. Çünkü biz onların ne yaşadığını görüyoruz ve gündeme getirmeye çalışıyoruz. Polisimizin yanındayız. Sorunları hiçbir zaman görmezden gelmeyeceğiz. Susmayacağız. Geri adım atmayacağız. Bu meselelerin sonuna kadar takipçisi olacağız. Çünkü güçlü bir toplum, ancak huzurlu, güçlü ve adaletli şartlarda çalışan bir emniyet teşkilatıyla mümkündür.”

Dijital Bağımlılık Ciddi Bir Sorun Haline Geldi Haber

Dijital Bağımlılık Ciddi Bir Sorun Haline Geldi

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal yaptığı açıklamada dijital bağımlılık ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Ünal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Günümüzde dijital teknolojilerin hızlı gelişimi hayatımızın birçok alanını kolaylaştırmış, bilgiye erişimi hızlandırmış ve iletişim imkânlarını genişletmiştir. Ancak teknolojinin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı toplumumuzda yeni sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında dijital bağımlılık gelmektedir. Akıllı telefonlar, internet, sosyal medya ve dijital oyunların aşırı kullanımı özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşmaktadır. Yapılan araştırmalar, dijital teknolojilerin kontrolsüz kullanımının bireylerin psikolojik, fiziksel ve sosyal hayatını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Uzun süre ekran karşısında kalmak göz yorgunluğu, boyun ve sırt ağrıları gibi fiziksel sorunlara yol açarken; dikkat dağınıklığı, stres, uyku problemleri ve akademik başarıda düşüş gibi sorunlara da sebep olabilmektedir. Özellikle çocuklar, ergenler ve üniversite öğrencileri dijital bağımlılık açısından risk grubunda bulunmaktadır. Gençlerimizin önemli bir kısmı günlerinin büyük bölümünü sosyal medya ve dijital platformlarda geçirmektedir. Bu durum hem bireysel gelişimi hem de toplumsal ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Saadet Partisi olarak bizler, teknolojinin hayatımızın bir parçası olduğunu kabul etmekle birlikte, teknolojinin insan hayatını olumsuz etkileyecek şekilde kullanılmasına karşıyız. Teknolojinin insanı geliştiren, eğiten ve topluma fayda sağlayan bir araç olarak kullanılması gerektiğine inanıyoruz. İnsanların zamanlarını boş ve faydasız işlerle harcamaması gerekir. Özellikle gençlerimizin zamanlarını ilim öğrenerek, eğitimle, kültürel faaliyetlerle ve sosyal etkinliklerle değerlendirmesi gerekir. Bu nedenle dijital bağımlılıkla mücadele konusunda toplumun tüm kesimlerine önemli görevler düşmektedir. Aileler çocuklarının teknoloji kullanımını yakından takip etmeli, eğitim kurumları dijital okuryazarlık ve bilinçli teknoloji kullanımı konusunda farkındalık çalışmaları yapmalı, kamu kurumları ise bu konuda gerekli politika ve projeleri geliştirmelidir. Saadet Partisi olarak gençlerimizin sağlıklı bir gelecek kurabilmesi için dijital bağımlılık konusunda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyoruz. Gençlerimizin enerjilerini spor, sanat, eğitim ve faydalı sosyal etkinliklere yönlendirebilmeleri için uygun ortamların oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Teknoloji hayatımızın bir gerçeğidir; ancak insan hayatını yöneten bir unsur haline gelmemelidir. Sağlıklı bireyler ve güçlü bir toplum için teknolojinin bilinçli, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanılması gerektiğine inanıyoruz."

Mutfaktaki Yangın Aileyi Ayakta Bırakmıyor! Haber

Mutfaktaki Yangın Aileyi Ayakta Bırakmıyor!

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, TÜİK’in 2025 evlenme ve boşanma verilerini değerlendirerek, “Ülkede insanlar artık sadece geçinmekte zorlanmıyor; aile kurmak ve aileyi ayakta tutmak da giderek ağır bir yük haline geliyor. Evlilikler azalıyor, boşanma sayıları artıyor. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil.” ifadelerini kullandı. Toplumsal Tercih Değil, Geçim Sıkıntısı 2024’te 569 bin 983 olan evlenen çift sayısının 2025’te 552 bin 237’ye gerilediğini söyleyen Dinçer: “Bu düşüşün arkasında ekonomik koşullar belirleyici niteliktedir. Gençler düğün masrafını, ev kurma maliyetini, kirayı, temel ihtiyaçları karşılayamaz hale geldi. Bir ev kurmanın maliyeti ortadadır. Kira, eşya, düğün, takı… Gençler ‘nasıl altından kalkacağız’ diye düşünüyor. Bu yüzden evlilikler azalıyor. İktidar yıllardır pembe tablolar çiziyor ama gerçekte hayat bambaşka.” dedi. Mutfaktaki Yangın Ailelerin Huzurunu Kaçırıyor Boşanma istatistiklerine de dikkat çeken Dinçer: 2024 yılında 188 bin 963 olan boşanan çift sayısı 2025’te 193 bin 793’e kadar yükseldi. Yani bugün her 3 evlilikten 1’i sonlanıyor. Bu, ‘aile değerleri’ nutuklarıyla çözülecek bir mesele değil; bu, doğrudan ekmek kavgası meselesidir. Evlilik sayısı azalırken boşanmanın artması tesadüf değildir. Mutfaktaki yangın büyüdükçe evin içindeki huzur da kaçıyor. Bu şartlarda aile içi tartışmalar, stres, çaresizlik artıyor; sonuçta en çok da yuvalar yıkılıyor. Bu tablo, mevcut iktidarın sosyo-ekonomik politikalarının toplumun en küçük birimi olan aileyi doğrudan sarstığını bizlere gösteriyor.” dedi. 3 Çocuk Hayal AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 çocuk çağrısını hatırlatan Dinçer şunları söyledi: “Gençler gerçekliklerin farkında. Her geçen yıl evlilik yaşı giderek artıyor. 2025 yılı verilerine göre ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’e, kadınlarda 26,0’a kadar çıkmış durumdadır. Evliliğin gecikmesi çocuk sayısını da etkilemektedir. Ortalama ilk evlenme yaşı her geçen yıl yükselmektedir. Çünkü gençler önce iş bulmaya, borç kapatmaya, ev tutmaya çalışıyor. Evlilik gecikince çocuk planı da gecikiyor, çocuk sayısı da düşüyor. Türkiye’de çocuk yapma hızı giderek azalıyor; bunun nedeni keyfiyet veya gençlerin istememesi değil, geçinememesidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.