SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sosyal Medya

Porsuk Haber Ajansı - Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif Haber

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif

Türkiye’de gazeteciler bir 3 Mayıs’a daha tutuklama, gözaltı, baskı, sansür ve soruşturmalar altında giriyor. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer alan Türkiye 2026 yılında 163’üncü sıraya geriledi. CHP’li Utku Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı Nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu da Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan kara tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre gazeteciler Nisan ayında 75 kez hakim karşısına çıktı. Gazetecileri susturmak için son üç yıldır olduğu gibi yine ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması kullanılırken, CHP sansür aracına dönüşen bu maddenin kaldırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. Şimdi bu ay da yeni isimler aynı maddeden yargılandı. Basın özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri haline gelen bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. YASA SANSÜR KILICINA DÖNÜŞTÜ Çakırözer’in raporuna göre Nisan ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler haber ve paylaşımları nedeniyle 75 kez hakim önüne çıkmak zorunda kaldı. Soruşturma ve yargılamalarda AKP tarafından üç yıl önce dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) maddesi baş rolde yer aldı. Şanlıurfa Kulis TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yetim bu suçlamayla ev baskınıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. 2024 yılında Halk TV programlarındaki ifadeleri nedeniyle aynı madde gerekçe gösterilerek Timur Soykan 10 ay, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel 1 yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Tolga Şardan, ‘MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?’ başlıklı yazısı sebebiyle yargılandığı davadan 5 ay hapis cezası aldı. Gazeteci Zafer Arapkirli, yine aynı suçlama ile yargılandığı davalarda sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. AYNI HABERE HEM BERAAT HEM TAZMİNAT Gazeteci Hazal Ocak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi nedeniyle açılan cezai yargılamada beraat etmesine rağmen, 10 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum edildi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin eski başkanı gazeteci Hakkı Boltan’a başkanlık döneminde yaptığı açıklamalar nedeniyle 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verildi. AYM’nin ihlal kararının ardından yeniden görülen davada gazeteci Neşe İdil hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, gazeteci Mehmet Üçar’a yine yazıları gerekçe gösterilerek 1 yıl 6 ay 11 gün hapis cezası verildi. ÖDÜLLÜ HABERE İKİNCİ SORUŞTURMA 42 gündür tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında, bir X mesajını yeniden paylaştığı gerekçesiyle bir dava daha açıldı. T24 muhabiri Can Öztürk hakkında ödüller kazanan istismar skandalı haberi nedeniyle ikinci bir soruşturma açıldı. Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış’a haberi nedeniyle üç ayrı suçlamayla dava açıldı. Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat hakkında sosyal medyada eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik ifadesi nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci Mehmet Murat Yıldırım, Öznur Değer ile Sol Gazetesi’nden yazar Orhan Gökdemir, muhabir İrem Yıldırım ve Sorumlu Müdür Emre Alım hakkında haberleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldı. Gazeteci Bahadır Özgür’e 4 yıl önce yayımlanan haberi nedeniyle soruşturma açıldı. 1 MAYIS ALANINA GAZETE YASAĞI Sabah muhabiri Lütfü Yalgı, Siverek’ta yaşanan okul saldırısına ilişkin haberi nedeniyle gözaltına alındı. Eski İçişleri Bakanı ve AKP Milletvekili Süleyman Soylu, kendisine Gülistan Doku cinayetiyle ilgili soru soran Now Haber muhabirine fiziki müdahalede bulunarak görüntü almasını engelledi. 1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi gazetelerinin bürolarına baskın düzenlendi. Ankara Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs gösterilerine BirGün ve Evrensel başta olmak üzere gazete ve dergi girişini yasakladı. TELE 1’E ÖNCE ÇÖKTÜLER, SONRA SATIŞA ÇIKARDILAR Merdan Yanardağ'ın gözaltına alınmasından sonra mahkeme kararı dahi olmadan el konulan TELE 1 kanalı TMSF tarafından 28 milyon TL bedelle satışa çıkarıldı. Halk TV’ye CHP’li Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı’na yönelik eleştirileri, SZC TV’ye de TİP’li Sera Kadıgil’in yapılan operasyonlarda uyuşturucu baronlarının hedef alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle RTÜK tarafından para cezaları verildi. AKP’LİLER HAKKINDAKİ İDDİALARA KARARTMA İktidarın keyfi olarak uyguladığı erişim engellemeleri nisan ayında da basın özgürlüğünü kısıtlayan temel unsurlardan biri oldu. Erk Acarer’in X hesabı ile ‘İstanbul Yargılanıyor’ instagram hesabı erişime engellenirken, erişim engeli getirilen bazı haber içerikleri şöyle: “En çok et ithalatının AKP'li ismin hissedar olduğu şirketten yapılmasına ilişkin haber, Epstein belgelerinde İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının çıkması hakkındaki haberler, Sabah yazarı Hilal Kaplan hakkında 1600’den fazla içeriğe erişim engeli kararı haberleri, tartıştığı doktoru gözaltına aldıran savcı hakkındaki haberler, Çin’de faaliyet gösteren İsviçre merkezli bir firmaya saf bakır yerine kaldırım taşı gönderilerek 36 milyon dolarlık dolandırıcılık yapıldığı iddiası hakkındaki haberler, AKP Antalya İl Başkanının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bir araziyi düşük kira bedeliyle kullandığı haberleri.” SANSÜR YASASININ KALDIRILMASI İÇİN TEKLİF SUNDU Çakırözer gazetecilerin mesleklerini yapabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biri haline sansür yasasının iptali için de TBMM’ye kanun teklifi sunduğunu açıkladı. Teklifte “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK’nın 217/A maddesinin yürürlükten kaldırılması düzenleniyor. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri asla etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına en temel gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. İşte Nisan’da yeni isimler aynı maddeden yargılandı, tutuklandı. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde çağrımız net: ifade ve basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi derhal yürürlükten kaldırılmalı. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi ve halkın haber alma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması sağlanmalıdır. Bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana yaptıkları haberler nedeniyle en az 83 gazeteciye tam 114 kez ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması yöneltildi. 54 kez soruşturma, 39 kez dava açıldı.

Çakırözer: "Yeni Yasa İle Daha Büyük Dijital Tecrit ve Fişleme Gelecek" Haber

Çakırözer: "Yeni Yasa İle Daha Büyük Dijital Tecrit ve Fişleme Gelecek"

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve sosyal ağ sağlayıcılarına ‘e-Devlet ’ zorunluluğu getiren kanun teklifi muhalefetin ‘fişleme ve sansür’ tepkilerine rağmen Meclis’ten geçti. TBMM’de konuşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “İfade özgürlüğünü, mahremiyeti ve bilgiye erişim hakkını topyekun ortadan kaldıracak bir büyük dijital tecrit ve fişleme düzenlemesiyle karşı karşıyayız! Biz bu filmi daha önce de gördük. 2022'de gördük. ‘Dezenformasyonu önleyeceğiz’ diye halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu yarattınız! Sansür yasasından 83 gazeteci 114 kez yargılanmış. Son 10 yılda 1,5 milyon alan adı engellenmiş, 270 bin haber ve paylaşım karartılmış! AKP sansürde dünya rekoru kırmışken şimdi bu yasayla her alanda sansürü genişletiyor, ülkeyi Kuzey Kore'ye çeviriyorsunuz” dedi. “BİR BÜYÜK DİJİTAL TECRİT VE FİŞLEME” Sosyal medya platformlarına e-Devlet’le giriş dayatması da getiren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi dün Meclis’ten geçti. Teklif ile 5651 sayılı kanunda değişikliğe gidilirken, düzenlemenin 86 milyona büyük dijital tecrit ve fişleme getirdiğini söyleyen CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Açıkça görüyoruz ki ifade özgürlüğünü, mahremiyeti ve bilgiye erişim hakkını topyekun ortadan kaldıracak bir büyük dijital tecrit ve fişleme düzenlemesiyle karşı karşıyayız” dedi. “AKP’NİN DÜNYA REKORU: SON 10 YILDA 1,5 ALAN ADI ENGELLENMİŞ” AKP’nin Meclis’e getirdiği düzenleme ile Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği erişim engeli yetkisinin genişletildiğini ve yeni sansürlerin önünün açıldığını belirten Çakırözer, son 10 yılda erişim engeli getirilen haber ve içeriklere dikkat çekti. Çakırözer şöyle konuştu: “Türkiye'de zaten gerçekler karartılmış durumda. Aralarında Cumhurbaşkanı, ailesi, bakanları, vekilleri, valileri, kaymakamları, bürokratlarının da olduğu çok sayıda iktidar mensubu rahatsız diye her yıl on binlerce haber ve içerik erişime engelleniyor. Bakıyorsunuz, hepsi görevi kötüye kullanma, yolsuzluk, rüşvet, istismar gibi kamunun bilmesinde yarar olan haberler. İfade Özgürlüğü Derneği hesaplamış; son on yılda 1,5 milyon alan adı engellenmiş, 270 bin haber ve paylaşım karartılmış durumda. Bu bir dünya rekorudur!” “KARARTMALAR OTOMATİK HALE GELECEK” Sansürlenen, erişim engeli getirilen haberlerin içeriklerine de dikkat çeken Çakırözer, “Liyakatsiz atamalar, tarikat yurdunda intihara sürüklenen gençler, akademik ünvan sahtekarlıkları, kadın cinayetleri, istismarlar, deprem sonrası sorumluluklar, kamu görevlilerinin organize suç bağlantıları gibi vahim haberler; 19 Mart darbe sürecindeki kumpaslarınızı, hukuksuzluklarınızı açığa çıkaran haberler… Hepsi sansürleniyor, arşivden kaldırılıyor. Öyle ki bu sansürleri duyuran haberlere dahi erişim yasağı var. Şimdi, bu yasayla engellemeler, karartmalar otomatik hale geliyor, daha da yaygınlaşıyor” dedi. “BİZ BU FİLMİ 2022’DE DE GÖRDÜK” 2022 yılında ‘dezenformasyonu önleme’ gerekçesiyle Meclis’ten geçen ve Türk Ceza Kanunu’na eklenen 217/A maddesi görüşmelerinde verilen sözleri gündeme getiren Çakırözer, “Biz bu filmi daha önce de gördük. Ne zaman gördük? 2022'de gördük; ‘Dezenformasyonu önleyeceğiz’ diye halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu yarattınız, TCK 217/A maddesi. ‘Gazeteciyle, habercilikle hiç ilgisi yok’ dediniz. ‘Bu yasayla gazeteci tutuklanmayacak’ dediniz ama üç yılda gördük, ülkeyi tam bir sansür ablukasını aldınız” açıklamasını yaptı. “MAĞDUR OLMAYACAK DEDİĞİNİZ GAZETECİLER 114 KEZ SUÇLANDI” Çakırözer yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne sansür yasasından 83 gazeteciye 114 kez suçlama yöneltildiğini açıklarken, “Gazeteciler Evrim Kepenek, Yüsra Batuhan, Sinan Aygül, Furkan Karabay, Tolga Şardan, Merdan Yanardağ, Timur Soykan, Barış Pehlivan, İsmail Arı, Alican Uludağ; hepsi bu yasanın mağduru. Gazeteci Ali Sefa Korkut bıkmadan takibini yapmış, 83 gazeteciye 114 kez bu suçlama yöneltilmiş; gözaltılar, tutukluluklar hep bu yüzden” diye konuştu. “KEYFİ YETKİYLE SANSÜRÜ GENİŞLETİYORSUNUZ” Çakırözer “Dezenformasyonla mücadele deyip üç yıldır nasıl gazetecileri hedef aldıysanız bugün de biliyoruz ki amacınız belli. Hukuki denetimden uzak, ucu açık ve keyfî yetkilerle hak ve özgürlüklerimizi daraltmak, vatandaşı fişlemek, sosyal medyayı karartmak istiyorsunuz; her alanda sansürü genişletiyor, ülkeyi Kuzey Kore'ye çeviriyorsunuz” dedi. “AB YOLU VE YATIRIMLAR İÇİN DEMOKRASİ ŞART” Ortadoğu’da ve dünyada yaşanmakta olan gelişmelerin Türkiye’nin önüne frsatlar sunduğunu belirten Çakırözer, fırsatlardan yararlanmanın yolunun demokratikleşmeden geçtiğini belirterek şunları söyledi: “Bir yanda Avrupa Birliği yeniden genişlemeyi konuşuyor, bir yanda Körfez'deki yatırımcılar güvenli adres arıyor. Başta savunma, güvenlik, enerji, lojistik bağlantıları olmak üzere pek çok alanda Avrupa'yla stratejik iş birlikleri geliştirilebilir, bölgemizde öncü rol oynanabilir ama bu fırsatlardan yararlanmanın yolu demokrasiden, herkese adalet ve hukuk güvencesi sağlamaktan, özgürlüklerden geçer. Bu kadar basit, bu kadar kolay aslında. Ama siz baskıda, sansürde, otoriter düzende inat ettikçe kaybeden ülkemiz, kaybeden 86 milyon, hepimiz oluyor. Biz ise kararlıyız, ilk sandıkta AKP’nin bu kara düzenini milletimizle birlikte değiştireceğiz; sansürü bitirecek, özgürlükleri getireceğiz”

Türk Eğitim-Sen’den "Okulda Şiddet" İsyanı Haber

Türk Eğitim-Sen’den "Okulda Şiddet" İsyanı

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı okul saldırıları sonrası eğitim camiası ayağa kalktı. Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan, okullardaki güvenlik zafiyetine dikkat çekerek çarpıcı bir uyarıda bulundu: "Önlem alınmazsa okullarımız Teksas’a dönecek!" ​​Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta ki saldırılar, okullardaki şiddet sarmalını bir kez daha gündeme taşıdı. Türk Eğitim-Sen Eskişehir Şube Başkanı Kamuran Arıkan, yaşanan olayı "hain bir saldırı" olarak nitelendirerek, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğinin kalmadığını vurguladı. ​"Eti Senin Kemiği Benim Anlayışından, Silahlı Saldırıya Nasıl Geldik?" ​Arıkan, toplumsal dönüşümün korkutucu boyutlara ulaştığını belirterek şu soruları sordu: ​Öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerden, öğretmenine kurşun sıkan profile nasıl ulaştık? ​Gençlerimiz nasıl oldu da çeteleşme ve mafyavari oluşumların tuzağına düştü? ​Okullarımız neden ABD’deki okul baskınlarını andıran sahnelerle anılmaya başladı? ​Türk Eğitim-Sen’den 5 Maddelik Acil Eylem Planı ​Başkan Kamuran Arıkan, şiddetin durdurulması için hükümete ve Milli Eğitim Bakanlığı’na somut çözüm önerileri sundu: ​Her Okula Güvenlik Görevlisi: Okulların kamera sistemleriyle donatılması ve profesyonel güvenlik istihdamı zorunlu hale getirilmelidir. ​Disiplin Yönetmeliği Değişmeli: Öğretmenin sınıftaki ve eğitimdeki etkisi yasal olarak güçlendirilmelidir. ​Rehber Öğretmen Sayısı Artırılmalı: Her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalıdır. ​Caydırıcı Cezalar: Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezalar tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır. ​Güvenlik Zirvesi: Tüm paydaşların katılımıyla acil bir "Eğitimde Güvenlik Zirvesi" düzenlenmelidir. ​"Diziler ve Sosyal Medya Şiddeti Sıradanlaştırıyor" ​Şiddetin sadece okul içinde değil, medya aracılığıyla da beslendiğini ifade eden Arıkan, RTÜK ve ilgili kurumlara çağrıda bulundu: ​"Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden dizi, film ve sosyal medya içerikleri durdurulmalıdır. TikTok, YouTube gibi platformlardaki karanlık içerikler geleceğimizi tehdit ediyor." ​"Öğretmenin İtibarı Devletin İtibarıdır" ​Eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı "Sıfır Tolerans" vurgusu yapan Kamuran Arıkan, açıklamasını şu sert sözlerle tamamladı: "Biz susmuyoruz. Okullar güvenli alanlar olana dek mücadelemiz sürecek. Ülkemizin müreffeh geleceği şiddete kurban edilemez!"

Eskişehir’in 100 Yıllık Lezzet Mirası: Karakedi Bozacısı’nın Hikâyesi Haber

Eskişehir’in 100 Yıllık Lezzet Mirası: Karakedi Bozacısı’nın Hikâyesi

Eskişehir denilince akla gelen ilk duraklardan biri olan Karakedi Bozacısı, bir asra yaklaşan geçmişiyle şehrin kültürel hafızasında yaşamaya devam ediyor. 1925 yılında temelleri atılan bu köklü işletme, sadece bir içecek durağı değil, Eskişehir’in sokaklarına sinmiş bir gelenek olarak öne çıkıyor. ​Helva ile Başlayan, Bozayla Devleşen Bir Serüven ​Karakedi Bozacısı’nın yolculuğu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Hacı Tahir Ürersoy tarafından başlatıldı. İşletmenin İbrahim Karaoğlan Şubesi Sorumlusu Ümit Bozkuş, hikâyenin yokluk yıllarında toz toprak içindeki bir şehirde tutunma çabasıyla başladığını belirtiyor. İlk yıllarında sadece helva ve şerbet üreten işletmenin kaderi, 1950’li yıllarda yapılan bir Bursa ziyaretiyle değişiyor. Bursa’da bozayı gören ve Eskişehir’e taşıyan işletme sahipleri, bugün markanın lokomotifi olan lezzeti şehre kazandırıyor. ​"Karakedi" İsmi Nereden Geliyor? ​Markanın ilginç ismi, aslında bir komşu hatırasına dayanıyor. Kuruluş döneminde dükkânın yanında bulunan Karakedi Kolonyaları kapandığında, müşteriler sürekli olarak "Karakedi nereye gitti?" diye sormaya başlıyor. Sorulardan yorulan işletme sahipleri, çözümü bu meşhur ismi sahiplenmekte buluyor ve böylece Eskişehir’in efsane markası doğuyor. ​Geleneksel Yöntem: Bakır Kazanda Sabırla Pişen Lezzet ​Teknoloji değişse de Karakedi Bozacısı’nda lezzetin sırrı değişmiyor. Geçmişte odun ateşinde pişirilen boza, bugün doğalgaz kullanılarak hazırlansa da bakır kazan kullanımı kırmızı çizgileri olmaya devam ediyor. ​Bozanın içeriği ve üretim özellikleri: ​Doğal Malzeme: Mısır, şeker ve suyun eşsiz uyumu. ​Probiyotik Güç: Mayalı yapısıyla sağlığa faydalı. ​Bakır Kazan: Isıyı eşit dağıtarak gıdanın tadını ve kalitesini koruyan geleneksel yöntem. ​Üniversite Şehri Eskişehir’in Turizm Elçisi ​Eskişehir’in bir öğrenci kenti olması, Karakedi Bozacısı’nın ününü Türkiye sınırlarına taşıdı. Şehirde eğitim gören binlerce genç, mezun olduktan sonra bu lezzeti memleketlerine bir kültürel miras gibi taşıyor. Ümit Bozkuş, "Eskişehir'de ne içilir?" sorusunun ilk cevabının boza olduğunu ve kış aylarının vazgeçilmezi olan bu içeceğin, yazın yerini dondurma ve limonataya bıraksa da her zaman bir numara olduğunu vurguluyor. ​Dijital Dünyada Bir Asırlık Marka ​Geleneksel yapısını koruyan işletme, yeni nesle ulaşmak için dijital dünyayı da etkin kullanıyor. Sosyal medya sayesinde gençlerin uğrak noktası haline gelen Karakedi, müşterilerinin paylaşımlarıyla reklam yapmadan büyüyen bir ağa dönüşmüş durumda. ​Eskişehir’in simgesi haline gelen bu asırlık hikâye, bugün dört farklı şubesiyle hem geçmişin nostaljisini yaşatıyor hem de geleceğe köprü kurmaya devam ediyor. Kaynak: AnaHaber

Gençlere "Kiralık IBAN" Uyarısı Haber

Gençlere "Kiralık IBAN" Uyarısı

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anadolu Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen panelde, üniversite öğrencileri dijital dolandırıcılık tuzaklarına karşı uyarıldı. Başsavcı Üzeyir Karakülah, "Amacımız ceza vermek değil, gençlerimizi korumak" dedi. ​Eskişehir’de Dijital Farkındalık Paneli ​Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, son yılların en büyük tehditlerinden biri olan dijital dolandırıcılık ve banka hesabı kiralama konularına karşı harekete geçti. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Şener Şen Kültür Salonunda düzenlenen "Banka Hesabını Kiralama Suça Ortak Olma!" paneli, hukuk dünyası ile gençleri bir araya getirdi. ​Panele Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Rektör Vekili Prof. Dr. Erkan Erdemir ve çok sayıda yargı mensubu katıldı. ​"Kolay Kazanç Vaadi Geleceğinizi Karartmasın" ​Panelin açılışında konuşan Anadolu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Erkan Erdemir, banka hesaplarının kişiye özel olduğunu ve asla devredilemeyeceğini vurguladı. Erdemir, "Gençlerimiz kolay kazanç vaadiyle kandırılıyor ve farkında olmadan bir suçun parçası haline geliyor" diyerek uyarılarda bulundu. ​Başsavcı Karakülah: "Hesap Sahibi Yargılanabilir" ​Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah ise teknolojinin suç yöntemlerini değiştirdiğini belirtti. Karakülah, şu kritik uyarıyı yaptı: ​"Banka hesaplarını başkasına kullandıranlar, suç gelirinin aklanmasına aracılık etmekten yargılanabilir. Hiçbir maddi kazanç, geleceğinizi riske atmaya değmez." ​Uzmanlardan Kritik Uyarılar: "Bilmiyordum" Demek Sizi Kurtarmaz! ​Panelde konuşmacı olarak yer alan Cumhuriyet savcıları, dijital dünyadaki tehlikelerin boyutlarını gözler önüne serdi: ​Dijital İzler Silinmez: Başsavcı Vekili Savaş Kılıç, internetteki her işlemin kalıcı bir iz bıraktığını belirterek, "Yıllar geçse de bu veriler silinmez, doğrudan suçun tarafı olursunuz" dedi. ​18-35 Yaş Grubu Hedefte: Savcı Argun Demir Kandemir, dolandırıcıların özellikle gençleri hedef aldığını ve mağduriyetlerin "Bana bir şey olmaz" düşüncesinden kaynaklandığını ifade etti. ​MASAK Takibinde: Savcı Köksal Sekmen; kiralık IBAN, yasa dışı bahis, sahte iş ilanları ve burs vaadi gibi yöntemlere dikkat çekerek, büyük para hareketlerinin MASAK tarafından anlık takip edildiğini hatırlattı. ​Kiralık IBAN ve Dijital Dolandırıcılık Tuzaklarına Dikkat! ​Panelde öne çıkan en yaygın dolandırıcılık yöntemleri şunlar oldu: ​Yasa dışı bahis ödemeleri için hesap kiralama. ​Sahte evde paketleme işleri ve kaparo tuzakları. ​Sosyal medya üzerinden şantaj ve hesap ele geçirme. ​Sahte burs ilanları ile kimlik ve banka bilgilerinin toplanması. ​Program, öğrencilerin sorularının yanıtlanması ve katılımcılara fidan bağışı sertifikası takdim edilmesiyle sona erdi.

Kazım Kurt’tan Karşıyaka-Eskişehirspor Maçı Sonrası Sert Tepki Haber

Kazım Kurt’tan Karşıyaka-Eskişehirspor Maçı Sonrası Sert Tepki

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, İzmir’de oynanan Karşıyaka – Eskişehirspor müsabakasında Eskişehirspor taraftarına yönelik uygulanan kısıtlamalara ve emniyet güçlerinin müdahalesine sert tepki gösterdi. Kurt, "Kadın ve çocukların olduğu bir topluluğa yapılan bu yaklaşım ne vicdana ne hukuka sığar" dedi. ​Eskişehirspor Taraftarına İzmir’de Engel! ​TFF 3.Ligin 27'inci haftasında İzmir ’de gerçekleşen kritik Karşıyaka – Eskişehirspor karşılaşmasına, saha içindeki mücadeleden çok tribünlerde yaşanan olaylar damga vurdu. Deplasman tribününde yerini almak isteyen binlerce Eskişehirspor taraftarı, stat kapasitesi yeterli olmasına rağmen içeri alınmadı. ​"Orantısız Müdahale Asla Kabul Edilemez" ​Yaşanan olayları yakından takip ettiğini belirten Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı açıklamada taraftara yönelik sergilenen tutumu eleştirdi. Başkan Kurt, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Stat kapasitesi yeterli olmasına rağmen taraftarımızın içeri alınmaması ve ardından uygulanan orantısız müdahale asla kabul edilemez. Kadın ve çocukların da bulunduğu taraftarımıza yönelik bu yaklaşım ne vicdana ne de hukuka sığar." ​Yetkililere "Sorumluluk Alın" Çağrısı ​Olayların ardından büyük bir üzüntü duyduğunu ifade eden Kazım Kurt, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için yetkili mercileri göreve davet etti. İzmir’deki organizasyon hataları ve güvenlik güçlerinin müdahalesi hakkında derhal inceleme başlatılması gerektiğini vurguladı. ​"Tüm Taraftarlarımıza Geçmiş Olsun" ​Başkan Kurt, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Olaylarda zarar gören tüm taraftarlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Eskişehir’e dönüş yolunda olan tüm hemşerilerime ve Eskişehirsporlulara kazasız belasız yolculuklar diliyorum." ​Eskişehirspor Camiası Ayakta ​İzmir deplasmanında yaşananlar, Eskişehirspor camiasında ve sosyal medyada geniş yankı buldu. Taraftar grupları, boş kalan tribünlere rağmen kendilerinin içeri alınmamasını "futbolun ruhuna aykırı bir engelleme" olarak nitelendirdi. Kazım Kurt’un açıklaması, haksızlığa uğradığını düşünen binlerce siyah-kırmızılı taraftarın sesi oldu.

Eskişehir’in Geleceği Kuraklığa İhale Edilmesin Haber

Eskişehir’in Geleceği Kuraklığa İhale Edilmesin

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında önümüzde ki aylarda Eskişehir’de yaşanabilecek su sıkıntısı ve kuraklık gündeme getirildi. "Değerli Katılımcılar Haftalık Basın açıklamamıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Eskişehir ve Odunpazarı öncelikli tespit, öneri ve yaşananları vasıtanızla kamuoyu ile muhataplarına iletmeye devam ediyoruz. Bugün dikkat çekeceğimiz konuyu paylaşıyoruz. Geçtiğimiz şubat başında içeriği bilinmeyen ama sorumlu kurumlar arası yaşanılan irtibatsızlık neticesinde yaşadığımız. 48 saatlik su kesintisi ve şehrin tamamının su beslemesi sürecinin sıkıntıları ve süreci tamamen siyaset çekişmesi eleştirmesi veya savunması yönünde çekenler konuşuldu, yazıldı ve yeni bir polemiğe kadar öylece kaldı. İYİ Parti Odunpazarı Teşkilatı olarak gündem sıralamamızın başlarında olan bu konuyla ilgili. Atlanan görmezden gelinen çok iyi bilinmesine rağmen yokmuş gibi davranılan Eskişehir’i besleyen tek su kaynağı Porsuk Su Havzası dışında ikinci veya üçüncü bir kaynaktan su temini hakkında söylenmeyenleri, yapılmayanları, göz ardı edilenleri bugün kamuoyuyla vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Geçtiğimiz hafta konuya ilgili akademik paydaşların yaptığı açıklamada bugünde Porsuk Baraj gölünde kış sonu bahar başlangıcı olmasına rağmen %36,5 doluluk oranıyla geçmiş yıllar baz alındığında en düşük seviye görülmektedir. 2025 yılında aynı tarihte doluluk oranı %44,1 olarak gerçekleşmişti. Yani bugünden önümüz süreçte Eskişehir’de su sıkıntısı su krizi zaman ilerledikçe tüketim ve kullanım arttıkça yaz dönemi ile alenen ortaya çıkacak bu çok açık karşımızda durmaktadır. Bugünlere gelene kadar sorumlulukları olan ama bu sorumluluklarını siyasi eleştiri ve söylemden öteye geçirmeyenler. Yine birbirlerini suçlayacak ve konuyu siyasi getirisi olan şova dönüştüreceklerdir diye düşünüyoruz. Buradan hatırlatıyoruz. 18 Aralık 1953 yılında kurulan Devlet Su İşleri 18.04.2007 tarihinde 5625 sayılı kanun ve 1053 sayılı kanun 10. Maddesi değişimi ile belediye olan tüm yerleşim yerlerinin. İçme kullanma ve endüstri suyu temini, Gerekmesi halinde atık su tesislerinin yapımından tek sorumludur. Şimdi soruyoruz… Tüm bu tartışmalar ve süreçlerde iktidar partisi İl Başkanı dışında DSİ sorumluluğu olan alan ile ilgili bir yetkili ya da bürokrattan herhangi bilgilendirme veya durum değerlendirmesi duydunuz mu? Biz duymadık, işitmedik, göremedik. Eskişehir’in yeni bir su beslemesine hatta üçüncü bir kaynağa ihtiyacı hayati önemde dururken kanunen sorumlu kurumun siyasetin gölgesinde kalıp etkisiz, sessiz durması oldukça garipsenecek bir haldir. 23 yılda Eskişehir’e 36 milyar TL yatırım getirmekle övünenler. Maalesef nüfusunun yüzde 89 unun yaşadığı Eskişehir şehir merkezine bir proje yapıp ya da yaptırıp. Alternatif besleme için günümüz teknik şartlarında oldukça hızlı ve basit denilebilecek sistemleri kuramayarak tamamen siyasi rakam oyunları ve siyasi algı ile insanlarımızın akıllarıyla alay etmişlerdir. Bu muhataplar yaşanabilecek kurak günlerin su kesintilerinin sorumluluğunu tabii olarak üzerlerine alacaklardır. O gün geldiğinde o noktada ne yandaş kalem ile yapılar ve sosyal medya trolleri gerçeği gizleyemeyecektir. İYİ Parti Teşkilatları olarak yaşananları vatandaşlarımızla paylaşıyoruz, Paylaşmaya devam edeceğiz ve gerçeği sorumluların yüzüne sokak sokak vuracağız diyoruz. Geleceği planlamayanlar maalesef yarınımızı kurutuyor. Alternatif su kaynağı lütuf değil zorunluluktur. Sadece yağış beklemeye değil çözüme ihtiyacımız var. Eskişehir’in geleceği kuraklığa ihale edilmesin. Birbirlerini suçlayarak birbirlerinin eksiklerini arayarak koskoca Eskişehir’i ikiden büyük tutmayarak bu şehre yapılabilecek en büyük kötülüğü yapanlara bir an önce akıllarını başlarına almalarını ve sistemi halkın yararına çalıştırarak su sorununu olumsuzluklar yaşanmadan çözme adımlarının atılmasını alternatiflerin üretilmesinin uyarısını bugünden buradan yapıyoruz. Aklıselim ve kamu vicdanı öncelik olsun temennisiyle katılımınız ile katkınız için teşekkür ediyor çalışmalarınızda iyilikler diliyoruz."

Dijital Bağımlılık Ciddi Bir Sorun Haline Geldi Haber

Dijital Bağımlılık Ciddi Bir Sorun Haline Geldi

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal yaptığı açıklamada dijital bağımlılık ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Ünal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Günümüzde dijital teknolojilerin hızlı gelişimi hayatımızın birçok alanını kolaylaştırmış, bilgiye erişimi hızlandırmış ve iletişim imkânlarını genişletmiştir. Ancak teknolojinin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı toplumumuzda yeni sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında dijital bağımlılık gelmektedir. Akıllı telefonlar, internet, sosyal medya ve dijital oyunların aşırı kullanımı özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşmaktadır. Yapılan araştırmalar, dijital teknolojilerin kontrolsüz kullanımının bireylerin psikolojik, fiziksel ve sosyal hayatını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Uzun süre ekran karşısında kalmak göz yorgunluğu, boyun ve sırt ağrıları gibi fiziksel sorunlara yol açarken; dikkat dağınıklığı, stres, uyku problemleri ve akademik başarıda düşüş gibi sorunlara da sebep olabilmektedir. Özellikle çocuklar, ergenler ve üniversite öğrencileri dijital bağımlılık açısından risk grubunda bulunmaktadır. Gençlerimizin önemli bir kısmı günlerinin büyük bölümünü sosyal medya ve dijital platformlarda geçirmektedir. Bu durum hem bireysel gelişimi hem de toplumsal ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Saadet Partisi olarak bizler, teknolojinin hayatımızın bir parçası olduğunu kabul etmekle birlikte, teknolojinin insan hayatını olumsuz etkileyecek şekilde kullanılmasına karşıyız. Teknolojinin insanı geliştiren, eğiten ve topluma fayda sağlayan bir araç olarak kullanılması gerektiğine inanıyoruz. İnsanların zamanlarını boş ve faydasız işlerle harcamaması gerekir. Özellikle gençlerimizin zamanlarını ilim öğrenerek, eğitimle, kültürel faaliyetlerle ve sosyal etkinliklerle değerlendirmesi gerekir. Bu nedenle dijital bağımlılıkla mücadele konusunda toplumun tüm kesimlerine önemli görevler düşmektedir. Aileler çocuklarının teknoloji kullanımını yakından takip etmeli, eğitim kurumları dijital okuryazarlık ve bilinçli teknoloji kullanımı konusunda farkındalık çalışmaları yapmalı, kamu kurumları ise bu konuda gerekli politika ve projeleri geliştirmelidir. Saadet Partisi olarak gençlerimizin sağlıklı bir gelecek kurabilmesi için dijital bağımlılık konusunda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyoruz. Gençlerimizin enerjilerini spor, sanat, eğitim ve faydalı sosyal etkinliklere yönlendirebilmeleri için uygun ortamların oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Teknoloji hayatımızın bir gerçeğidir; ancak insan hayatını yöneten bir unsur haline gelmemelidir. Sağlıklı bireyler ve güçlü bir toplum için teknolojinin bilinçli, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanılması gerektiğine inanıyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.