SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sosyal Devlet

Porsuk Haber Ajansı - Sosyal Devlet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Devlet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Odunpazarı’nda 23 Nisan’a Engelsiz Kutlama Haber

Odunpazarı’nda 23 Nisan’a Engelsiz Kutlama

Odunpazarı Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Ahmet Ara Engelsiz Gündüz Bakım Evi ve Kreşi’nde düzenlediği özel etkinlikle kutladı. Veliler ve çocukların yoğun katılım gösterdiği programa, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da katılarak çocukların bayram coşkusuna ortak oldu. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinlikte veliler ve çocuklar birlikte oyunlar oynayıp şarkılar söyledi. Renkli görüntülere sahne olan programda Başkan Kurt da çocuklarla birlikte oyunlara katılarak onların neşesine ortak oldu. Çocuklarla yakından ilgilenen Kurt, etkinlik boyunca miniklerle birebir vakit geçirdi. “SOSYAL DEVLET, İNSANIN DOĞUMUNDAN ÖLÜMÜNE KADAR YANINDA OLANDIR” Etkinlikte konuşan Başkan Kazım Kurt, çocuklarla ve aileleriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek herkesin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı. Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sırasında bile çocuklar için eğitim kurumları oluşturduğuna dikkat çeken Kurt, şunları söyledi: “Yetiştirme yurtları yapmış. Bunun çok önemli bir iş olduğunun altını çizmiş. Biz de bu doğrultuda yürüyen bir devlet yaratmak zorundayız. Anayasamıza göre devletimiz sosyal bir devlettir. Sosyal devlet demek, insanların doğumundan ölümüne kadar bütün ihtiyaçlarını gideren bir devlet demektir. Bunda para, sayı hesabı yapılmaz. Önemli olan insanların sağlıklı, huzur içerisinde ve refah seviyesi yüksek bir yaşam sürmesidir. Bunu sağlayabilmek için mücadele ediyoruz. Odunpazarı Belediyemiz, sevgili dostumuz Halil İbrahim Ara’nın öncülüğünde bu kreşi hayata geçirdi. Ben, huzurunuzda kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Ahmet Ara adını verdiğimiz bu kreş, çocuklarımızın daha iyi yetişmesi için tüm imkânlarını kullanmaktadır. Öğretmen kardeşlerime, öğrencilerimize ve bize güvenerek çocuklarını buraya getiren ailelere teşekkür ediyorum. Burada bilimsel bir eğitim veriliyor. Başarılı olacağınıza inanıyorum. Biz çocukların arkasındayız, siz de bize destek olun. Gerisi kolay. Bugün burada çocuklarımızın neşesine ortak olmak, onların gözlerindeki mutluluğu görmek bizim için çok değerli. Oyunlar oynadık, şarkılar söyledik; birlikte olmanın sevincini paylaştık. Her çocuğun eşit, mutlu ve özgür bir yaşam hakkı olduğunu bir kez daha hatırladık.” 23 Nisan’ın yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda çocukların haklarının ve geleceğinin hatırlandığı önemli bir gün olduğuna dikkat çeken Başkan Kurt, tüm çocukların bayramını kutladı. Etkinlik, çocukların kahkahaları ve ailelerin memnuniyetiyle sona ererken, Odunpazarı Belediyesi’nin kapsayıcı sosyal belediyecilik anlayışı bir kez daha gözler önüne serildi.

Eskişehir Valiliği Makamı Çocuklara Emanet Haber

Eskişehir Valiliği Makamı Çocuklara Emanet

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları kapsamında Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, makam koltuğunu temsili olarak Şehit Yunus Baykal Ortaokulu 5-A sınıfı öğrencisi Buğlem Berra Caymaz’a devretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen törende, Eskişehir Valiliği anlamlı anlara sahne oldu. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, çocukların yarınların teminatı olduğunu vurgulayarak, bayramın coşkusunu minik hemşehrileriyle paylaştı. Vali Yılmaz: "Çocuklarımız En Büyük Önceliğimiz" Tören sırasında konuşan Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, 23 Nisan’ın milli iradenin tecelligahı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı gün, evlatlarımıza verdiğimiz değerin en güzel ifadesidir. Eskişehir Valiliği olarak her bir evladımızın güvenli, huzurlu ve modern bir ortamda büyümesi için tüm imkanlarımızla yanlarındayız." dedi. Temsili Vali Caymaz’dan Anlamlı Talimatlar Makam koltuğuna oturan Buğlem Berra Caymaz, Eskişehirli çocukları temsilen yaptığı konuşmada sosyal devlet vurgusu yaptı. Caymaz, sadece sınıf ortamında değil, doğayla iç içe öğrenim alanlarının ve atölyelerin artırılması gerektiğini ifade etti. İlk Talimat Yerini Buldu: Gezici Kütüphane Okul Bahçesinde! Temsili Vali Caymaz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak’ı telefonla arayarak, kitaba erişimi kısıtlı olan öğrenciler için Gezici Kütüphane uygulamasının yaygınlaştırılması talimatını verdi. Bu talimat doğrultusunda Gezici Kütüphane, anında Şehit Yunus Baykal Ortaokulu bahçesinde öğrencilerin hizmetine sunuldu. Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ise yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi; ''Kıymetli Hemşehrilerim, Yarınlarımızın Teminatı Sevgili Çocuklar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümünü ve dünyada çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayram olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, Eskişehir’imizde büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” şiarıyla Ankara’da yanan bağımsızlık ateşi, aziz milletimizin en zor şartlarda bile kendi kaderine el koyma iradesini tüm dünyaya ilan etmiştir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimizin açılması, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin sarsılmaz bir şekilde atılmasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu bayramı sizlere armağan etmesi, sizlere olan sonsuz güveninin ve sevgisinin en büyük göstergesidir. Sizler; bu kadim şehrin ve necip milletimizin sadece neşesi değil, aynı zamanda bilimde, sanatta ve teknolojide yazacağınız yeni başarı hikayelerinin mimarlarısınız. Sevgili Çocuklar, Sizlerden beklentimiz, okuyan, sorgulayan, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, dünya ile rekabet edebilen bireyler olarak kendinizi en iyi şekilde yetiştirmenizdir. Sizlerin gözlerindeki ışık, bizlerin çalışma azmini; sizlerin hayalleri ise ülkemizin ufkunu aydınlatmaktadır. Eskişehir Valiliği olarak, her bir evladımızın güvenli, huzurlu ve modern bir ortamda büyümesi için tüm imkanlarımızla yanınızda olmaya devam edeceğiz. Bu anlamlı gün vesilesiyle; başta Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanımız için can veren tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Tüm dünya çocuklarının ve Eskişehirli hemşehrilerimin bayramını en içten dileklerimle kutluyor; sevgi, barış ve kardeşlik dolu yarınlar diliyorum.'' dedi.

Eskişehir’de Milli Savunma Politikaları Masaya Yatırıldı Haber

Eskişehir’de Milli Savunma Politikaları Masaya Yatırıldı

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından organize edilen Milli Savunma Politikaları Paneli, Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun katılımıyla Taşbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Taşbaşı Kültür Merkezi, kritik bir organizasyona ev sahipliği yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen "Milli Savunma Politikaları Paneli"nde, güvenliğin sadece sınırlardan ibaret olmadığı vurgulandı. Panele; CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, ilçe başkanları, STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Etkinlikte, modern savunma anlayışının şeffaf ve kurumsal bir yapıda nasıl inşa edilmesi gerektiği tartışıldı. ​İl Başkanı Talat Yalaz: "Güvenlik Sadece Sınırları Korumak Değildir" ​Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, güvenliği insan odaklı bir perspektifle tanımladı. Yalaz, yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Güvenlik; bir çocuğun tok yatması, bir kadının korkmadan sokakta yürüyebilmesi ve bir gencin geleceğe umutla bakabilmesidir. Biz güvenliği özgürlükten ve adaletten ayırmıyoruz. Hukukun olmadığı yerde güvenlik değil, keyfiyet vardır." Konuşmasında modern dünyanın değişen tehdit algısına dikkat çeken Yalaz, CHP’nin güvenlik vizyonunun sadece askeri değil, sosyal ve dijital alanları da kapsadığını belirtti. Siber güvenlik, düzensiz göç, ekonomik kırılganlıklar ve dezenformasyonun ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini vurgulayan Yalaz, "Veri dünyasında savunma, en az toprak savunması kadar hayati bir noktadadır" dedi. ​"Korku Değil, Güven Veren Devlet" ​Panelin ana temasını, devletin vatandaş üzerindeki baskıcı değil, koruyucu rolü oluşturdu. Katılımcılarla paylaşılan vizyonda öne çıkan başlıklar şunlar oldu: Toplumsal Barış: Kalıcı güvenliğin temel şartı olarak nitelendirildi. Liyakat ve Kurumsallık: Savunma sanayii ve politikalarında profesyonel yaklaşımın önemi vurgulandı. Sosyal Devlet: Yoksullukla mücadelenin, suç oranlarını düşürerek iç güvenliği tahkim edeceği ifade edildi. ​Yankı Bağcıoğlu’ndan Stratejik Değerlendirmeler Açılış konuşmalarının ardından söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu güncel güvenlik risklerini ve CHP’nin çözüm önerilerini içeren kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Bağcıoğlu, milli savunmanın siyaset üstü bir anlayışla, ancak demokratik denetleme mekanizmalarına açık bir şekilde yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bu Ülkenin Emeklileri Sadaka Değil, Haklarını İstiyor Haber

Bu Ülkenin Emeklileri Sadaka Değil, Haklarını İstiyor

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından, emeklilerin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla, "Emekliler Açlığa, Yoksulluğa ve Sefalete Mahkum Edilemez" başlığı ile emekli dernekleri ile birlikte bir basın açıklaması yapıldı. Hamamyolu Yediler Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasına, İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl ve İlçe Yöneticileri ile emekli dernekleri katılım sağladı. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın emekçileri, kıymetli Eskişehirliler, Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Örgütü olarak; emeklilerimizin yaşadığı büyük ekonomik bunalıma dikkat çekmek ve onların haklı mücadelesine omuz vermek için bir araya geldik. Türkiye’de milyonlarca emekli, yıllarca çalışarak, üreterek ve bu ülkenin kalkınmasına katkı sağlayarak hayatını geçirmiş yurttaşlardır. Fabrikalarda, tarlalarda, atölyelerde, okullarda ve kamu kurumlarında onlar tarafından verilen o büyük emeğin sayesinde bu ülke bugün ayaktadır. Ancak ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada emeklilerimiz hak ettikleri yaşam koşullarından çok uzaktadır. Bugün Türkiye’de milyonlarca emekli; pazara, manava, kasaba giderken iki kez düşünmek zorunda kalmaktadır. Kira, gıda ve sağlık giderleri her geçen gün artarken emekli aylıkları yaşam maliyetlerinin çok gerisinde kalmaktadır. Bir ömrün emeği, bugün ne yazık ki yoksulluk sınırının altında bir hayata mahkûm edilmiştir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; bu ülkeyi ayakta tutan emektir. Ve emeğin karşılığını alamadığı bir düzene kader denilemez. Emekliler bu ülkenin yükü değil, onurudur. Emekliler bu ülkenin geçmişidir, hafızasıdır. Bu ülkenin fabrikalarında alın teri dökenler de, tarlasında üretim yapanlar da, çocuklarımızı yetiştiren öğretmenler de, hastanelerde görev yapan sağlık emekçileri de bugün emeklilerimizin arasındadır. Bugün yaşanan tablo sadece ekonomik bir sorun değildir. Bu tablo aynı zamanda sosyal devlet anlayışının terk edilmesinin sonucudur. Cumhuriyetin “insanca yaşam” idealinin yerini, ne yazık ki yoksulluğa alışmayı öğütleyen bir anlayış almıştır. Ama biz buna razı değiliz. Bu ülkenin emeklileri sadaka değil, haklarını istiyor. Ve haklarını alana kadar da bu mücadele büyüyerek sürecektir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak açıkça ifade ediyoruz: Türkiye’de emekliler açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm edilemez. Bizim anlayışımıza göre sosyal devlet; yıllarca çalışmış insanlarına huzurlu bir yaşam sağlayabilen devlettir. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi olarak emekliler için somut ve adil bir program ortaya koyduk. İktidarımızda; -En düşük emekli aylığını en az bir asgari ücret düzeyine yükselteceğiz. -Tüm emeklilere, her bayramda bir asgari ücret tutarında bayram ikramiyesi vereceğiz. -Tüm emeklilere seyyanen zam yapılacak ve emekliler arasındaki maaş adaletsizliklerini gidereceğiz. -İntibak yasasını çıkaracağız. -Aylık bağlanma oranlarını eski düzeyine çekecek, emekliye bütçeden ve büyümeden daha fazla pay vereceğiz! -Emeklilikte adil ve kademeli bir geçiş sistemi sağlayacağız. -İşçi, memur ve esnaf arasındaki emeklilik eşitsizliğini giderecek; aynı prim günü ile eşit emeklilik hakkı sağlayacağız. -Memur maaşlarındaki tüm ilave ödemeler emekli aylıklarına yansıtılacak; eski-yeni memur emeklisi ayrımını kaldıracağız. -Emeklilerin örgütlenme ve sendikal haklarını güvence altına alacağız. Çünkü biliyoruz ki; emekliye adalet, Türkiye’ye bereket demektir. Eğer bir ülkede emekliler rahat nefes alamıyorsa, o ülkede sosyal adalet yok demektir. Eğer bir ülkede insanlar ömür boyu çalışıp emeklilikte yoksulluğa mahkûm ediliyorsa, orada ekonomik düzen ciddi biçimde bozulmuş demektir. Biz bu düzeni değiştirmeye talibiz. Bu ülkenin kaynaklarının bir avuç ayrıcalıklı kesime değil, alın teriyle yaşayan milyonlara gitmesi gerektiğini savunuyoruz. Bugün burada yalnızca bir basın açıklaması yapmak için bulunmuyoruz. Bugün örgütümüzle birlikte sahaya çıkıyoruz. Parti örgütümüz ve emekli sendikalarımız ile birlikte Eskişehir’in sokaklarında emeklilerimizle buluşacak, onların sorunlarını dinleyecek ve çözüm önerilerimizi paylaşacağız. Çünkü siyaset yalnızca kürsülerden konuşmak değil; halkın arasında olmak, onların dertlerini dinlemek ve çözüm üretmektir. Bu mücadele yalnızca emeklilerin mücadelesi değildir. Bu mücadele adil bir Türkiye mücadelesidir. İnanıyoruz ki; emeklilerin yüzünün güldüğü, emeğin değer gördüğü, herkesin insanca yaşayabildiği bir Türkiye mümkündür. Ve o Türkiye’yi hep birlikte kuracağız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi. CHP Eskişehir İl Başkanlığı’nın düzenlediği basın açıklamasında açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiklerini belirten emekli temsilcileri, ekonomik taleplerini sıralarken "sandık" vurgusu yaptı. ​"Bayram İkramiyesi 20 Bin Lira Olmalı" ​Birleşik Emekliler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Mustafa Vural Erdem, bayram ikramiyelerinin alım gücünün yok olduğunu vurguladı. Erdem, "İkramiyeler ilk çıktığında asgari ücretin %60’ı kadardı. Talebimiz bu oranın korunarak ikramiyenin 20 bin TL’ye, en düşük emekli aylığının ise asgari ücretin %40 fazlası olan 45 bin TL’ye çıkarılmasıdır" dedi. ​"Ekmek Hesabı Adaletsizliği Ortaya Koyuyor" ​Tüm Emeklilerin Sendikası Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı, 2018 yılında 1.000 TL olan ikramiye ile 800 ekmek alınabildiğini hatırlatarak, "Bugün aynı ekmeği almak için ikramiyenin en az 12 bin TL olması gerekir. 4 bin liralık ikramiye emekliyle alay etmektir" ifadelerini kullandı. Şanlı, en düşük emekli maaşının en düşük memur maaşına eşitlenmesi gerektiğini savundu. ​"Primlerimizin Karşılığını Alamıyoruz" ​Türkiye Emekliler Derneği Şube Başkanı Muhsin Dilbaz ise emeklilerin sistemli bir şekilde yoksullaştırıldığını belirterek, "Biz lütuf değil, ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. Maaş bağlama oranlarını %20’lere düşürerek bizi açlığa mahkûm ettiniz" diyerek tepkisini dile getirdi. ​Veteriner Hekimlerden "Ayrımcılık" Tepkisi ​Emekli Veteriner Hekimleri Derneği Başkanı Uğur Görür, sağlık sınıfındaki diğer mesleklere verilen ek ödemelerin veteriner hekimlere verilmemesini eleştirdi. Görür, "Hekimlik bir bütündür, ayrıştırılamaz. 2006’da asgari ücretin 3 katı maaş alırken bugün asgari ücretle eşitlendik" dedi. ​Mitinge Damga Vuran Sefer tası ​82 yaşındaki süper emekli Nejdet Yılmazoğlu elindeki sefer tasıyla yaptığı açıklamada 11 bin gün prim ödemesine rağmen geçinemediğini belirtti. Yılmazoğlu, "İftar çadırlarından bu sefer tasıyla eve yemek götürüyorum. Bizi bu yaşta bu sefer tasına muhtaç edenlere yazıklar olsun" dedi.

Kaynak Faize, Sabır Emekliye! Haber

Kaynak Faize, Sabır Emekliye!

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin bir açıklama yaptı. Taşcıer yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı verileriyle birlikte iki aylık enflasyon oranı yüzde 7,94’e ulaştı. Resmî tabloda rakamlar teknik bir veri olarak sunuluyor olabilir. Ancak hayatın gerçek muhasebesi istatistik bültenlerinde değil; pazarda, faturada, mutfakta tutuluyor. Ekonomi yönetiminin söylemlerine bakıldığında her şey kontrol altında görünmektedir. Oysa sahadaki tablo bunun tam tersini göstermektedir. 2026’nın ilk altı ayı için memura verilen yüzde 11’lik toplu sözleşme zammının yaklaşık yüzde 8’i iki ayda erimiştir. Memur emeklisine yapılan yüzde 18,60 oranındaki artışın neredeyse yarısı daha yılın başında enflasyon karşısında aşınmıştır. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine verilen yüzde 12,11’lik artışın ise üçte ikisi şimdiden buharlaşmıştır. Bugün temel sorun yalnızca zam oranlarının yetersizliği değildir. Asıl sorun, yapılan artışların kalıcı bir refah sağlamaması; kısa süreli bir pansumana dönüşmesidir. Maaş artışları birkaç ay içinde etkisini kaybetmekte, gelir artışı ile fiyat artışı arasındaki makas her geçen gün daha da açılmaktadır. Sabit gelirli yurttaşlarımız her sabah aynı maaşla uyanmakta; ancak her akşam daha düşük alım gücüyle günü tamamlamaktadır. Çünkü maaşlar nominal olarak artarken, hayatın maliyeti reel olarak çok daha hızlı yükselmektedir. Çarşı ve pazar TÜİK verilerine göre fiyat belirlememektedir. Elektrik, doğalgaz ve kira faturaları istatistik hesaplamalarına göre düşmemektedir. “Enflasyon farkı” adı verilen uygulama ise, fiyat artışları gerçekleştikten sonra yapılan gecikmeli bir telafi mekanizmasıdır. Bu yaklaşım, yangın çıktıktan sonra hortum aramaya benzemektedir. Sosyal devlet anlayışı, vatandaşının gelirini enflasyon karşısında koruyabilme kapasitesiyle ölçülür. Eğer maaş artışları iki ay içinde eriyorsa, ortada yapısal bir sorun vardır. Bugün bütçeden faize saniyede 176 bin lira kaynak ayırabilen bir yönetim anlayışının, konu emekli ve memur olduğunda “imkânlar sınırlı” söylemine sığınması tercih meselesidir. Bu bir kaynak yokluğu değil, öncelik meselesidir. Fedakârlık sürekli aynı kesimlerden beklenemez. Enflasyonun maliyeti sürekli sabit gelirli kesimlere yüklenemez. Bu düzen ekonomik açıdan da sosyal açıdan da sürdürülebilir değildir. Ekonomide güven, adaletle başlar. Gelir dağılımında adalet sağlanmadan, fiyat istikrarı kalıcı hale gelmeden ve bütçe öncelikleri toplumsal ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmeden gerçek bir istikrar mümkün değildir. Milletle birlikte, milletin emrinde; gelir adaletini önceleyen, emeği koruyan ve vatandaşını enflasyona ezdirmeyen bir ekonomik düzeni hep birlikte kuracağız."

Emekliye 5 Bin TL Yakacak, %50 Kira Desteği Teklifi Haber

Emekliye 5 Bin TL Yakacak, %50 Kira Desteği Teklifi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emeklilerin yaşadığı derin ekonomik krize karşı TBMM’ye kapsamlı bir kanun teklifi sundu. Teklifle; emeklilere kış aylarında aylık 5 bin TL yakacak yardımı ve kirada oturanlara asgari ücretin yarısı kadar kira desteği verilmesi öngörülüyor. ​CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emeklilerin barınma ve ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sundu. Gürer, "Emekli olmak da emekli yaşamak da artık imkansız hale geldi" diyerek, sosyal devlet ilkesinin acilen işletilmesi çağrısında bulundu. ​KIŞ AYLARINDA 5 BİN TL YAKACAK DESTEĞİ ​Gürer’in sunduğu kanun teklifinde, emeklilerin kış yükünü hafifletmek adına somut adımlar yer alıyor. Teklif yasalaşırsa: ​Her yıl Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat aylarında emeklilere aylık 5 bin TL yakacak yardımı yapılacak.​Bu tutar, her yıl yeniden değerleme oranından az olmamak kaydıyla artırılacak.​KİRACI EMEKLİYE ASGARİ ÜCRETİN YARISI KADAR DESTEK ​Barınma krizine de değinen Gürer, üzerine kayıtlı evi olmayan ve kirada oturduğunu belgeleyen emekliler için net asgari ücretin yüzde 50’si oranında kira desteği talep etti. Gürer, "Battaniyeyle ısınan, sofrasından öğün eksilen emeklilerimiz var. Bu bir yardım değil, gasbedilen hakların iadesidir" dedi. ​"5510 SAYILI KANUN EMEKLİYİ YOKSULLAŞTIRDI" ​Maaşlardaki erimenin ana nedeninin 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı kanun olduğunu hatırlatan Gürer, şu verileri paylaştı: ​"Aylık bağlama oranları yüzde 70’lerden yüzde 28-30 bandına çekildi. Büyümeden alınan pay ise yüzde 100’den yüzde 30’a düşürüldü. Emekli, ülkenin refah artışının tamamen dışına itildi. Bugün en düşük emekli aylığı açlık sınırının çok altında kalmıştır." ​KADEMELİ EMEKLİLİK VE İNTİBAK ÇAĞRISI ​Gürer, sadece maddi desteklerin değil, sistemsel sorunların da çözülmesi gerektiğini vurgulayarak taleplerini sıraladı: ​En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır.​Tüm emeklilere seyyanen zam ve intibak düzenlemesi yapılmalıdır.​Bayram ikramiyeleri asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.​EYT sonrası ortaya çıkan kademe sorunu (1 günle 17 yıl kaybedenler) çözülmelidir.​Emeklilerden alınan ilaç katkı payı kaldırılmalıdır. ​Gürer, emeklilerin insanca yaşam şartlarına kavuşana kadar bu mücadelenin takipçisi olacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Emekliler İhtiyaçlarını Bile Karşılayamıyor Haber

Emekliler İhtiyaçlarını Bile Karşılayamıyor

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şubesi’ni ziyaret ederek emeklilerle bir araya geldi. Şube Başkanı Hatice Kılıç ve sendika üyelerinin katıldığı buluşmada, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlar ve ülke gündemi ele alındı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette konuşan Başkan Ataç, emeklilerin giderek ağırlaşan yaşam koşullarına dikkat çekti. Sendikal mücadelenin önemini vurgulayan Ataç, “Sendikal mücadelenin kutsal olduğunun bilincindeyim. Emeklilerimiz yıllarca bu ülkeye emek verdi, alın teri döktü. Ancak bugün gelinen noktada emekli maaşları, yaşam standartlarını karşılamaya yaklaşamamaktadır bile. Bu tablo artık görmezden gelinemez” diye konuştu. Ataç, en düşük emekli maaşının 18 bin 938 TL olduğunu, Meclis’e sunulan düzenlemeyle bu tutarın 20 bin TL’ye çıkarılmasının önerildiğini hatırlatarak “Buna karşın açlık sınırı 29 bin 828 TL’ye ulaşmış. Emeklilere reva görülen maaş, temel yaşam giderlerinin dahi gerisinde kalıyor” dedi. Emeğin Karşılığı Yoksa Adalet Yoktur Ekonomik sıkıntıların her geçen gün derinleştiğini belirten Ataç, “İnsanların yıllarca çalıştıktan sonra geçim derdiyle boğuşmak zorunda bırakılması kabul edilemez. Emeklilerimizin temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir düzen, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Emeğin karşılığının verilmediği bir yerde adaletten söz edemeyiz” diye konuştu. DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Başkan Ataç’a desteklerinden dolayı teşekkür etti. Kılıç, emeklilerin sorunlarının kamuoyu önünde dile getirilmesinin kendileri açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Ziyarette ayrıca Tüm Metal-İş Sendikası Şube Sekreteri Suat Yıldız ile DİSK Emekli-Sen’in kurucularından Suat Başaran da yer aldı. Buluşma, sendikal dayanışmanın ve emekçilerin ortak mücadelesinin önemine ilişkin görüş alışverişiyle sona erdi.

CHP'li Arslan: "Nefes Almak Paraya Bağlandı" Haber

CHP'li Arslan: "Nefes Almak Paraya Bağlandı"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, KOAH ve benzeri solunum yetmezliği hastalarının yaşamını doğrudan ilgilendiren oksijen cihazlarına erişimde yaşanan aylarca süren gecikmeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. CHP'li Arslan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergeleriyle, kamuoyunun yanıt beklediği temel soruyu açıkça sordu: “Parası olmayan, borçlanamayan, kredi çekemeyen yurttaş ne yapacak?” “Bu cihazlar olmadan yaşamak mümkün değil” Oksijen cihazlarının bir tedavi aracı değil, yaşamın sürdürülebilmesi için vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu vurgulayan Arslan, kamuoyuna yansıyan yoğun şikâyetlerde bu cihazlar için aylarca süren bekleme süreleri verildiğini, bunun hastaları doğrudan hayati risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Arslan’ın TBMM’ye sunduğu soru önergelerinde; hayati öneme sahip oksijen cihazları için azami bir bekleme süresi bulunup bulunmadığı, bu cihazlara zamanında erişemeyen hastalara ilişkin ölüm, acil başvuru ve hastane yatışı verilerinin tutulup tutulmadığı, ayrıca elektrik kesintilerine karşı yedek tüplü oksijen sistemlerinin neden yaygın ve erişilebilir hâle getirilmediği soruları yer aldı. “Kredi çekebilen hayatta kalıyor, ya çekemeyen?” CHP’li Arslan, SGK tarafından karşılanması gereken oksijen cihazlarının piyasa bedellerinin 20 bin TL’yi aştığını, bu tutarların emekli, asgari ücretli ve işsiz yurttaşlar açısından fiilen ulaşılamaz olduğunu vurguladı. “Bugün bazı yurttaşlar nefes alabilmek için borçlanmak zorunda kalıyor” diyen Arslan, meselenin esasen bundan ibaret olmadığını belirterek şu soruyu gündeme getirdi: “Kredi çekemeyen, borçlanacak kimsesi olmayan, cebinde beş kuruşu olmayan yurttaş ne yapacak? Devlet bu insanlara ‘nefessiz kal’ mı diyor?” “Bu bir tercih değil, devletin asli sorumluluğudur” Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin yurttaşların gelirine, borçlanma kapasitesine ya da piyasa koşullarına bırakılmasının sosyal devlet ilkesinin açık bir inkârı olduğunu ifade etti. Oksijen cihazlarına erişimde yaşanan bu tablonun artık idari bir aksaklık olarak görülemeyeceğini vurgulayan Arslan, bunun doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren yapısal bir sorun hâline geldiğini belirtti. CHP’li Arslan, oksijen cihazlarına erişimde yaşanan sorunların tekil uygulamaların ötesinde, devletin sağlık ve sosyal güvenlik politikalarının geldiği noktayı açıkça gösterdiğini ifade etti. Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin bir tercih ya da ayrıcalık değil, devletin yurttaşına karşı vazgeçilemez bir yükümlülüğü olduğunu vurguladı.

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor Haber

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı ülke gündemlerine yönelik farkındalığı arttırmak amacıyla hazırladığı "Saray Takvimi" çalışmasının üçüncü haftasının basın toplantısını gerçekleştirdi. Hamamyolu Yediler Parkı'nda düzenlenen basın toplantısına Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Meclis Üyeleri, İlçe Yöneticileri ile mahalle temsilcileri katılım sağladı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak, Ocak ayı boyunca kamuoyuyla paylaştığımız Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmasının üçüncü haftasında, üçüncü basın açıklamamızı gerçekleştiriyoruz. Bu çalışma; Türkiye’nin bugün içine sürüklendiği ekonomik çöküşün, sosyal adaletsizliğin ve derinleşen yönetim krizinin, yurttaşın gündelik yaşamında nasıl ağır sonuçlar doğurduğunu açık biçimde ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Saray Takvimi, iktidarın kürsülerden anlattığı söylemlerle; halkın mutfağında, cebinde ve yaşamında yaşadığı gerçekler arasındaki derin uçurumu görünür kılmaktadır. Bu takvim; masa başında üretilmiş, gerçeği perdeleyen istatistiklerin değil; boş tencerelerin, dolmayan pazar filesinin, ödenemeyen faturaların ve ertelenen yaşamların kaydıdır. Amacımız; halkın yaşadığı sorunları yumuşatmak ya da örtmek değil, olduğu gibi ve tüm açıklığıyla kamuoyunun önüne koymaktır. Paylaşılan içerikler; asgari ücretlilerin ve emeklilerin, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında nasıl sistematik biçimde yoksullaştırıldığını açıkça göstermektedir. Açıklanan ücret artışlarının daha yurttaşın cebine girmeden zamlarla geri alınması; bu düzenin bir geçim düzeni değil, kalıcı bir yoksulluk düzeni haline getirildiğini ortaya koymaktadır. Bugün milyonlarca yurttaş için hayat; insanca yaşamak değil, hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumdadır. Hayat pahalılığı yalnızca ücretleri değil, günlük yaşamın tamamını kuşatmıştır. Elektrikten doğalgaza, gıdadan kiraya, ulaşımdan eğitime kadar her alanda yaşanan kontrolsüz fiyat artışları; yurttaşın alım gücünü bilinçli ve sürekli biçimde eritmektedir. Günlük yaşamın her anında hissedilen zamlar, vergiler ve temel tüketim kalemlerindeki artışlar, yurttaşın alım gücünü sistemli biçimde aşındırmaktadır. Vergi yükü adaletsizce halkın sırtına bindirilirken, borçlanma artık bir tercih değil, zorunluluk haline getirilmiştir. Bu tablo; ekonomik krizin geçici değil, yanlış ve ısrarcı politikalarla kalıcı hale getirildiğini göstermektedir. Bugün öğrenciler için sorun yalnızca gelecek kaygısı değildir; bugünün kendisi başlı başına bir kriz alanına dönüşmüştür. Barınma sorunu çözülemez hale gelmiş, yurtlar yetersiz kalmış, kiralar öğrenciler için erişilemez noktaya ulaşmıştır. Bir öğün yemeğin dahi hesaplandığı, ulaşım giderlerinin eğitimin önüne geçtiği bu tabloda öğrenciler, eğitim hakkını değil yaşam mücadelesini düşünür hale getirilmiştir. Eğitim hakkının bu kadar ağır bir ekonomik yüke dönüşmesi, sosyal devlet anlayışının terk edildiğinin açık göstergesidir. Ekonomik krizin etkileri yalnızca maaşlarda değil, kamusal hizmetlerin niteliğinde de derin biçimde hissedilmektedir. Devlet okullarında artan kaynak yetersizliği, sağlık sisteminde yaşanan randevu krizi, katkı payları ve ek ödemeler; yurttaşı nitelikli eğitime ve sağlığa erişemez hale getirmektedir. Bugün yurttaş, vergisini ödediği halde temel hizmetleri ya alamamakta ya da ek bedellerle satın almak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, krizin cebin ötesine geçerek doğrudan yaşam kalitesini hedef aldığını göstermektedir. Aynı zamanda bu ülkede bilim ve akıl sistemli biçimde dışlanmaktadır. Bilim insanlarının, akademisyenlerin ve uzmanların uyarıları dikkate alınmamakta; kararlar bilimsel verilerle değil, siyasi tercihlerle alınmaktadır. Bilimin yok sayıldığı, liyakatin geri plana itildiği bir yönetim anlayışı; ekonomiden eğitime, sağlıktan çevreye kadar her alanda krizi derinleştirmektedir. Bilimden kopmuş bir ülkenin ilerlemesi mümkün değildir. Saray Takvimi’nde yer alan içerikler, gençlerin geleceğe dair umutlarının nasıl sistematik biçimde törpülendiğini de gözler önüne sermektedir. Eğitimde belirsizlik, artan işsizlik, güvencesiz çalışma ve liyakatin yerini alan kayırmacı uygulamalar; gençleri bu ülkede hayal kuramaz hale getirmiştir. Bugün gençler, emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir gelecek için Türkiye yerine başka ülkeleri düşünmek zorunda bırakılmaktadır. Bu düzen yalnızca en yoksulları değil; bir zamanlar ayakta kalabilen, geçinebilen geniş bir kesimi de hızla yoksullaştırmaktadır. Orta sınıf erimekte, sabit gelirli çalışanlar her ay biraz daha geriye düşmektedir. Kredi kartlarıyla dönen bir hayat, ertelenen ihtiyaçlar ve artan borçlar; orta sınıfın sessiz çöküşünü ortaya koymaktadır. Bu tablo, ekonomik krizin istisna değil, toplumun tamamını etkileyen yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Bu ağır tabloya, hukukun siyasallaştırılması ve adalet duygusunun zedelenmesi de eklenmiştir. Düşüncesini dile getiren, demokratik haklarını kullanan, halkın iradesini savunan yol arkadaşlarımız bugün tutuklu bulunmaktadır. Tutuklu gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler ve yerel yöneticiler; bu ülkenin nasıl bir baskı iklimine sürüklendiğinin en somut göstergesidir. Adaletin olmadığı yerde ne güven olur ne de toplumsal huzur sağlanabilir. Halkın sandıkta ortaya koyduğu irade ise kayyum uygulamalarıyla yok sayılmaktadır. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlar, yalnızca yerel demokrasiyi değil, yurttaşın seçme ve seçilme hakkını da hedef almaktadır. Bu uygulamalar, iktidarın sandıkta kazanamadığını masa başında almaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Demokrasiye yapılan bu müdahaleler, yönetim krizini daha da derinleştirmektedir. Bu düzenin en ağır faturası asgari ücretlilere ve emeklilere kesilmiştir. Bugün asgari ücret, bu ülkede bir geçim ücreti değil; sefalet ücreti haline getirilmiştir. Asgari ücretli, ayın ilk haftasında maaşını kaybetmekte; kalan günlerde borçla, eksik gıdayla, ertelenmiş ihtiyaçlarla yaşamaya mahkum edilmektedir. Bu iktidar, çalışanın emeğini korumamış; emeği ucuz, hayatı değersiz görmüştür. Emekliye reva görülen maaş; bir yaşam değil, yavaş yavaş yok oluş dayatmasıdır. Bugün emeklilerimiz kira mı ödesin, fatura mı yatırsın, ilaç mı alsın diye düşünmek zorunda bırakılmaktadır.Bu tablo bir kader değil yanlış ve adaletsiz bir yönetim anlayışının sonucudur. Çiftçinin, esnafın ve küçük üreticinin yaşadığı derin çıkmaz ise artık inkâr edilemez boyutlara ulaşmıştır. Artan girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve plansız tarım ve ekonomi politikaları nedeniyle üretmek her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Üretenin ayakta kalamadığı bir ekonomik düzen; yalnızca üreticiyi değil, toplumun tamamını yoksullaştırmaktadır. Tüm bu tabloya rağmen; israfın, şatafatın ve ayrıcalıkların hâkim olduğu bir yönetim anlayışı sürdürülmektedir. Halktan sürekli fedakârlık bekleyen bir anlayışın, kendi harcamalarından ve yaşam tarzından vazgeçmemesi; yaşanan adaletsizliği daha da görünür kılmaktadır. Bu durum, iktidarın halkın gerçek gündeminden bilinçli biçimde uzaklaştığını açıkça göstermektedir. Ocak 2026 Saray Takvimi’nin üçüncü haftasında paylaşılan içerikler; tekil sorunları değil, bütünlüklü bir yoksullaşma düzenini, derinleşen adaletsizliği ve ciddi bir demokrasi ve yönetim krizini anlatmaktadır. Bunlar; istatistiklerle gizlenemeyecek, yurttaşın sofrasında, cebinde, özgürlüğünde ve geleceğinde doğrudan hissedilen gerçeklerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; halkın iradesini yok sayan, bilimi dışlayan, bu anlayışa karşı susmayacağız. Gerçeği söylemeye, yurttaşın sesi olmaya ve bu düzeni değiştirmek için örgütlü, kararlı ve cesur bir mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin kaynaklarının, bir avuç ayrıcalıklı kesim için değil, 85 milyon yurttaş için adil, şeffaf ve halktan yana kullanıldığı bir Türkiye mümkündür. Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmamız; toplumsal hafızayı diri tutmak, yaşanan adaletsizlikleri kayıt altına almak ve değişimin zorunluluğunu, bir kez daha hatırlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Mücadelemiz emeğin adaletin ve insanca yaşamın egemen olduğu bir Türkiye kurulana kadar sürecektir. Sonuç olarak ülkemiz; halkın gerçek ihtiyaçlarından uzak, sarayın ayrıcalıklarını önceleyen bir anlayışla yönetilmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı ilçe Başkanlığı olarak emeği yok sayan yoksulluğu kalıcı hale getiren bu düzene karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.Sarayın gündemi değil halkın gündemi değişene kadar susmayacağız. Bugün bu ülkede takvimler günleri değil, kaybedilen hakları göstermektedir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi olarak biliyoruz ki; umut bu ülkenin sokaklarındadır, mahallelerindedir, meydanlarındadır. Umut halktadır, umut bizdedir. Bu düzen değişecektir. Çünkü artık sıra halktadır, sıra bizdedir. Verdiğimiz mesaj nettir, Sarayın takvimi dolmuştur. Sıradaki takvim, Cumhuriyet Halk Partisi önderliğinde Halkın iktidarıdır. Odunpazarı İlçe Başkanlığı adına hepinize saygılar sunuyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.