SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sosyal Devlet

Porsuk Haber Ajansı - Sosyal Devlet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Devlet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜED Şube Başkanı Muhsin Dilbaz: "Emeklinin Geliri de İyileştirilmeli" Haber

TÜED Şube Başkanı Muhsin Dilbaz: "Emeklinin Geliri de İyileştirilmeli"

Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, ESKİ Genel Müdürlüğü ve Belediye-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesini değerlendirdi. Sözleşmeyle 3 bin 13 çalışanın ücret ve sosyal haklarında yüzde 26 oranında iyileştirme yapılmasını olumlu karşıladıklarını belirten Dilbaz, en düşük ücretin 61 bin 863 TL olarak açıklanmasının emeklilerin yaşadığı gelir kaybını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. “Alın terinin karşılığı verilmelidir” Belediye çalışanlarının ücretlerinde yapılan iyileştirmeyi desteklediklerini belirten Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, emeğin karşılığının verilmesinin sosyal adalet açısından önemli olduğunu vurguladı. Dilbaz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Eskişehir'de 3 bin 13 çalışanımızı kapsayan toplu iş sözleşmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Çalışan kardeşlerimizin daha iyi ücret ve sosyal haklara kavuşması hepimiz için sevindiricidir. Alın terinin karşılığı verilmelidir. Ancak çalışanların gelirlerinde iyileştirme yapılırken yıllarca çalışıp ülkemize hizmet etmiş emeklilerimizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar da görmezden gelinmemelidir.” En düşük ücret 61 bin 863 TL, emekliler geçim sıkıntısı yaşıyor Toplu iş sözleşmesi kapsamında açıklanan en düşük ücretin 61 bin 863 TL olduğunu hatırlatan Dilbaz, emekli aylıklarının da insanca yaşam koşullarına uygun seviyeye yükseltilmesi gerektiğini belirtti. Dilbaz, çalışanların daha iyi ücret almasına karşı olmadıklarını, asıl sorunun emekli gelirlerinin hayat pahalılığı karşısında erimesi olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bugün bir belediye çalışanımız için açıklanan en düşük ücret 61 bin 863 liraya ulaşırken birçok emeklimiz temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Elbette çalışanlarımız daha iyi kazansın, buna itirazımız yok. Bizim itirazımız, emeklinin gelirinin hayat pahalılığı karşısında erimesinedir. Yıllarca prim ödeyen, üretime katkı sunan insanlar emekli olduklarında yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakılmamalıdır.” “Emekli aylıkları için kalıcı düzenlemeler yapılmalı” Emeklilerin alım gücündeki kaybın yalnızca dönemsel zamlarla giderilemeyeceğini vurgulayan Dilbaz, aylık bağlama sistemi ve gelir adaleti konusunda kalıcı düzenlemeler yapılması gerektiğini dile getirdi. Emekli aylıkları belirlenirken yalnızca açıklanan enflasyon oranlarının dikkate alınmasının yeterli olmadığını belirten Dilbaz, kira, gıda, elektrik ve doğal gaz gibi temel giderlerin emeklilerin gerçek yaşam koşullarını ortaya koyduğunu söyledi. Dilbaz, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Emekli aylıkları belirlenirken yalnızca açıklanan enflasyon oranlarına bakılması yeterli değildir. Pazardaki fiyatlar, kira giderleri, elektrik ve doğal gaz faturaları emeklimizin gerçek yaşam koşullarını ortaya koyuyor. Emeklilerimizin millî gelirden aldığı pay artırılmalı, aylıklar arasındaki adaletsizlikler giderilmelidir. Sosyal devlet anlayışı, çalışanını da emeklisini de korumayı gerektirir.” “Bugünün çalışanı, yarının emeklisidir” Çalışanların elde ettiği kazanımların emekliler açısından gelir adaleti tartışmalarını da güçlendirmesi gerektiğini belirten Muhsin Dilbaz, çalışanlarla emeklilerin karşı karşıya getirilmesine karşı olduklarını ifade etti. Mevcut sistemde emeklilik döneminde yaşanabilecek gelir kaybına dikkat çeken Dilbaz, şu ifadeleri kullandı: “Biz çalışanlarla emeklileri karşı karşıya getiren bir anlayışı kabul etmiyoruz. Bugünün çalışanı yarının emeklisidir. Çalışma hayatında elde edilen hakların emeklilik döneminde de insan onuruna yakışır bir yaşam sağlaması gerekir. Bu günün çalışanı yarın Emekli olduğunda %27 maaş bağlanması ile karşı karşıya kalacak. Aldığı maaş ile şoka uğrayacak. Bugün en düşük emekliden daha düşük kök maaşı alacak.” “Sistem mutlaka değiştirilmeli” Eskişehir’de imzalanan toplu iş sözleşmesinin çalışanlara hayırlı olmasını dileyen Dilbaz, emeklilerin gelirlerinin iyileştirilmesi konusunda da aynı hassasiyetin gösterilmesini beklediklerini belirtti. Mevcut sistemi kabul etmediklerini ve değişmesi gerektiğini vurgulayan Dilbaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Böyle bir sistemi asla kabul etmiyoruz. Sistem mutlaka değiştirilmelidir. Emeklimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz.” Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, çalışanların ücret ve sosyal haklarında sağlanan iyileştirmenin yanı sıra emekli aylıklarının da insanca yaşam koşullarına uygun seviyeye yükseltilmesi ve gelir adaletinin sağlanması çağrısında bulundu.

Başkan Kazım Kurt Engelli Dernekleriyle Bir Araya Geldi Haber

Başkan Kazım Kurt Engelli Dernekleriyle Bir Araya Geldi

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, engelli derneklerinin temsilcileriyle Odunpazarı Belediyesi Meclis Salonu’nda bir araya geldi. Engelli bireylerin talep ve beklentilerinin ele alındığı buluşmada Başkan Kurt, sosyal belediyecilik anlayışıyla herkesin eşit haklara sahip olduğu, erişilebilir ve kapsayıcı bir kent için çalıştıklarını vurguladı. Odunpazarı Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleşen toplantıya Görme Engelliler Dayanışma Derneği (GÖRSEM), Eskişehir Görme Engelliler Spor Kulübü, Eskişehir Görmeyenleri ve Göz Sağlığını Koruma Derneği (ESGÖRDER), Eskişehir İki Eylül Görme Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü, Yunusemre Görme Engelliler Spor Kulübü ve İşitme Engelliler Birliktelik Derneği temsilcileri katıldı. Toplantıda işitme engelli katılımcılar için işaret dili tercümanı da görev yaptı. Başkan Kazım Kurt, toplantıya katılan dernek temsilcileriyle tek tek tokalaşarak sohbet etti. Dernek temsilcileri, engelli bireylerin yaşamını kolaylaştırmaya yönelik talep ve önerilerini dile getirdi. İletilen istekleri tek tek not alan Başkan Kurt, belediyenin çalışmaları ve hizmetleri hakkında bilgi verdi. Dernek temsilcileri, kendilerini bir araya getiren Başkan Kurt’a teşekkür ederek, “Bir araya getirdiğiniz için teşekkür ederim. Bir arada olmak bizi mutlu etti” ifadelerini kullandı. “ÖNCE İNSAN DİYORUZ” Toplantıda konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal devletin toplumun bütün kesimlerini kucaklaması gerektiğine dikkat çekti. İnsan odaklı bir yönetim anlayışını benimsediklerini belirten Başkan Kurt, şöyle konuştu: “Sosyal devlet herkesi kucaklamalı. Biz de bu konuda üstümüze düşeni yapmaya çalışıyoruz. İnsana değer veren bir yönetim anlayışını benimsedik. Önce insan diyoruz. İnsanların en temel haklarını korumaya, kollamaya çalışıyoruz. Çok ciddi bir tasarruf genelgesi baskısı altındayız. Dolayısıyla bazı şeyler eksik kalabilir, kalıyor. Umarım bunlar düzelecek; düzelmelidir. Bizim bakış açımız, sizin dezavantajlı bir grup ya da unsur olarak kalmanız değildir. Herkesin eşit şartlarda insan muamelesi görmesi zorunludur.” ENGELLİ BİREYLERE YÖNELİK HİZMETLER SÜRÜYOR Odunpazarı Belediyesi olarak engelli bireylerin ve yaşlıların ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Başkan Kurt, bu amaçla Engelliler ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü’nü kurduklarını hatırlattı. Belediyenin eğitimden gündüz bakım hizmetlerine, iletişim olanaklarından kurumsal farkındalığa kadar farklı alanlarda çalışmalar gerçekleştirdiğini ifade eden Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü: “Engelliler ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü kurduk. Bu müdürlüğün tek işi engelliler ve yaşlılar. Yenikent Mahallesi’nde Seramik Park’ın içinde bulunan Engelsiz Kültür Sanat Merkezimizde engelli çocuklara eğitim veriyoruz. Ahmet Ara Engelsiz Gündüz Bakımevi ve Kreşimiz var. Biz bu işin farkındayız ve bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Belki Türkiye’de ilk defa personeline işaret dili öğretmeye çalışan kurslar açtık. Bazı insanların öğrenmesine yardımcı olduk. İnternet sitemizde de işitme engelliler için çeviri yapan bir sistem var. Yani bir şeyler yapmaya gayret ediyoruz.” KAPSAYICI KENT İÇİN DAYANIŞMA Engelli bireylerin toplumsal yaşamın her alanında eşit koşullarda yer alabilmesinin önemine dikkat çekilen toplantı, karşılıklı görüş alışverişiyle devam etti. Dernek temsilcilerinin talep ve önerilerini dinleyen Başkan Kurt, engelli bireylerin ihtiyaçlarının gözetilmesi ve yaşamlarını kolaylaştıracak çalışmaların sürdürülmesi konusunda belediyenin çabalarını anlattı. Sosyal ve halkçı belediyecilik anlayışı doğrultusunda hareket eden Odunpazarı Belediyesi, engelli bireylerin haklarını gözeten, erişilebilirliği önemseyen ve toplumsal yaşama eşit katılımı destekleyen hizmetlerini sürdürmeyi hedefliyor.

Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz’dan Gıda Güvenliği Uyarısı Haber

Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz’dan Gıda Güvenliği Uyarısı

Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, Türkiye’de gıda güvenliği, taklit ve tağşiş uygulamaları ile artan gıda fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Güvenilir gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Kuz, denetimlerin artırılması, caydırıcı yaptırımların uygulanması ve yerel üreticilerin desteklenmesi çağrısı yaptı. Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, gıda güvenliği ve vatandaşların sağlıklı gıdaya erişimi konusunda değerlendirmelerde bulundu. Gıdaya erişimin temel insan haklarından biri olduğunu belirten Kuz, tarladan sofraya uzanan gıda zincirinde denetimlerin etkin yürütülmesi gerektiğini ifade etti. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. maddesine dikkat çeken Kuz, vatandaşların kendilerinin ve ailelerinin sağlığını koruyacak yeterli yaşam standardına sahip olmasının önemini vurguladı. Türkiye’de gıda güvenliği konusunda yaşanan sorunların toplum sağlığını ve özellikle çocukların beslenmesini doğrudan etkilediğini savunan Kuz, güvenilir ve sağlıklı gıdaya erişimin bir ayrıcalık değil, temel bir hak olduğunu dile getirdi. “Gıda Hilesi Değil, Kasten İşlenen Bir Gıda Suçu” Gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş uygulamalarına tepki gösteren Nesrin Kuz, haksız kazanç elde etmek amacıyla yapılan gıda sahtekârlığının toplum sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirtti. Kuz, zeytinyağına farklı tohum yağlarının karıştırılması, et ürünlerinin içeriğinin değiştirilmesi ve süt ürünlerinde mevzuata aykırı maddelerin kullanılması gibi uygulamaların tüketicilerin güvenini zedelediğini ifade etti. Gıda denetimlerinin yetersiz kalmasının ve uygulanan cezaların caydırıcılığına ilişkin tartışmaların sorunun büyümesine neden olduğunu savunan Kuz, gıda sahtekârlığıyla mücadelede daha etkili önlemler alınması gerektiğini kaydetti. Gıda Güvenliğinde Denetim ve Şeffaflık Çağrısı Türkiye’de taklit ve tağşişle mücadele, gıda fiyatları ve tarım politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kuz, üretimden tüketime kadar bütün aşamalarda denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini istedi. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kuz, gıda işletmelerinin sorumluluklarının etkin biçimde uygulanması ve denetim süreçlerinin geliştirilmesi gerektiğini savundu. İlgili meslek kuruluşlarının denetim mekanizmalarına daha etkin katılım sağlaması gerektiğini ifade eden Kuz, ziraat, gıda ve veteriner hekimleri odalarının sürece dâhil edilmesini önerdi. Saadet Partisi Kadın Kollarından Gıda Sahtekârlığına Karşı Caydırıcı Ceza Talebi Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, gıda güvenliğinin sağlanması için taklit ve tağşiş yapan işletmelere yönelik yaptırımların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kuz, açıklamasında şu talepleri sıraladı: Taklit ve tağşiş yapan işletmelere yönelik yaptırımların caydırıcı hâle getirilmesi; gerekli durumlarda hapis cezası, ticaretten men ve tesis kapatma gibi tedbirlerin değerlendirilmesi.Küçük çiftçilerin, kırsal üreticilerin ve tarımda çalışan kadınların doğrudan desteklenmesi.Ziraat, gıda ve veteriner hekimleri odaları gibi ilgili meslek kuruluşlarının denetim süreçlerine katılımının artırılması.Dar gelirli ailelerin ve çocukların temel gıda maddelerine erişiminin sosyal devlet anlayışı doğrultusunda güvence altına alınması. Kuz, özellikle kadınların hem aile bütçesini yönetirken hem de çocuklarının beslenmesini sağlarken gıda fiyatlarından ve ürün güvenliğinden doğrudan etkilendiğine dikkat çekti. “Yerel Üretim Desteklenmeli, Sağlıklı Gıdaya Erişim Güvence Altına Alınmalı” Gıda enflasyonu ve tarımsal üretimde yaşanan sorunların vatandaşların alım gücünü olumsuz etkilediğini belirten Kuz, yerel üretimin desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Sebzecilik, meyvecilik ve hayvancılık alanlarında üretim yapan küçük çiftçilere daha fazla destek verilmesi gerektiğini ifade eden Kuz, özellikle tarımda emek veren kadınların üretim süreçlerinde güçlendirilmesinin önem taşıdığını kaydetti. Kuz'a göre, üreticinin desteklenmesi, gıda denetimlerinin güçlendirilmesi ve temel gıda ürünlerine erişimin kolaylaştırılması, güvenilir gıda politikasının temel unsurları arasında yer alıyor. Nesrin Kuz: “Gıda Güvenliği, Nesillerimizin Geleceği Meselesidir” Gıda güvenliğinin yalnızca bir tüketici sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Nesrin Kuz, konunun toplum sağlığı, ekonomik güvence ve gelecek nesillerin korunması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak vatandaşların güvenilir, sağlıklı ve helal gıdaya erişimi için mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirten Kuz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Gıda güvenliği, geçiştirilecek bir tüketici sorunu değil, doğrudan bir millî güvenlik ve nesil emniyeti meselesidir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak evlatlarımızın kursağına giren her bir lokmanın helal, temiz ve sağlıklı olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Dev Emekli-Sen: "Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz!" Haber

Dev Emekli-Sen: "Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz!"

Devrimci Emekliler Sendikası (Dev Emekli-Sen), Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı basın açıklamaları düzenleyerek derinleşen ekonomik krize, eriyen maaşlara ve emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntılarına karşı meydanlara indi. ​Eskişehir SGK İl Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen ortak basın açıklamasını, Dev Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç okudu. Emeklilerin onurlu bir yaşam mücadelesi verdiğini vurgulayan Kılıç, iktidara ve yetkililere sert tepki gösterdi; Devrimci Emekliler Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç şu ifadeleri kullandı; “Emeğimizi, onurumuzu çaldırmayacağız. Bizler, bu ülkenin yıllarca alın teri döken, üreten, çalışan ve bugün emekli olan milyonlarıyız. Ömrümüzü fabrikalarda, tarlalarda, iş yerlerinde, kamu kurumlarında, sokaklarda bu ülkenin geleceği için harcadık. Bugün bizlere reva görülen ise insanca bir yaşam değil, her geçen gün biraz daha ağırlaşan yoksulluk, açlık ve güvencesizliktir. Buradan açıkça ilan ediyoruz: Emeğimizi de onurumuzu da çaldırmayacağız. Yıllarca çalıştık, prim ödedik. Emeklilik hakkımızı bir lütuf olarak değil, alın terimizin karşılığı olarak kazandık. Ancak bugün milyonlarca emekli, aldığı maaşla ayın sonunu getiremiyor; temel gıda maddelerine, kiraya, elektriğe, doğal gaza ve sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorlanıyor. Emeklinin sofrasındaki ekmek küçülürken yaşam maliyeti büyüyor. Biz yoksulluğa mahkûm edilmeyi kabul etmiyoruz. Emeklilik, insanın hayatının son döneminde huzur ve güven içinde yaşaması gereken bir dönemdir. Emeklileri çocuklarının yardımına, borca, krediye ve sadakaya muhtaç bırakmak sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Biz sadaka istemiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz. Yıllarca ödediğimiz primlerin, döktüğümüz alın terinin karşılığını istiyoruz. İnsan onuruna yaraşır ücret, insanca yaşam koşulları ve adil bir emeklilik sistemi istiyoruz. Emekli maaşlarının gerçek enflasyon karşısında erimesine seyirci kalmayacağız. Seyyanen zam talebimizden vazgeçmeyeceğiz. En düşük emekli aylığının insan onuruna yaraşır seviyeye çıkarılması için mücadele edeceğiz. Sağlık hakkının paralı hâle getirilmesine, katkı ve katılım paylarıyla emeklilerin sağlık hizmetlerine erişiminin zorlaştırılmasına karşı çıkacağız. Emeklinin barınma, beslenme, ulaşım ve sağlık hakkını güvence altına alan sosyal politikalar için mücadele edeceğiz. Çünkü biliyoruz: Hak verilmez, mücadeleyle kazanılır. Bizleri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan anlayışlara da açıkça söylüyoruz: Emekliler artık susmayacak. Emekliler artık beklemeyecek. Emekliler artık kendi kaderlerini başkalarının insafına bırakmayacak. Bizler örgütlenecek, yan yana gelecek ve hakkımızı birlikte savunacağız. Çünkü bugün emeklinin yaşadığı sorun yalnızca emeklinin sorunu değildir. Bugün emeklinin sofrasındaki ekmeğe uzanan el, yarının çalışanının ve genç kuşakların geleceğine de uzanmaktadır. Emeğe sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır. Emekliye sahip çıkmak, insan onuruna sahip çıkmaktır. Buradan tüm emeklilere çağrımızdır: Yan yana gelelim. Örgütlenelim. Haklarımız için birlikte mücadele edelim. Bizler Devrimci Emekliler Sendikası olarak biliyoruz ki hiçbir hak mücadele edilmeden kalıcı hâle gelmez. Sokaklarda, meydanlarda, iş yerlerinde ve hayatın her alanında hakkımızı savunacağız. Emeğimizi çaldırmayacağız. Onurumuzu çaldırmayacağız. Geleceğimizi çaldırmayacağız. Ve bir kez daha haykırıyoruz: Biz sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Emeğimizi, onurumuzu çaldırmayacağız. Yaşasın emeklilerin örgütlü mücadelesi.” ​Basın açıklaması, tüm emeklilere "Yan yana gelelim, örgütlenelim, haklarımız için birlikte mücadele edelim" çağrısıyla sona erdi.

Saadet Partili Ünal: "Bir Yılda 95 Çocuğumuz Çalışırken Hayatını Kaybetti" Haber

Saadet Partili Ünal: "Bir Yılda 95 Çocuğumuz Çalışırken Hayatını Kaybetti"

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz ve yoksulluk, çocuk işçiliği gibi hayati bir sorunu yeniden gündemin merkezine taşıdı. Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, çocuk işçiliğinin ulaştığı acı boyuta dikkat çekerek bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, son bir yılda çalışırken hayatını kaybeden çocuk sayısının 95’e yükseldiği duyuruldu. ​Son Bir Yılda 95 Çocuk İş Cinayetlerine Kurban Gitti ​İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine dayandırılan rapora göre, 1 Eylül 2025 ile 31 Ağustos 2026 tarihleri arasında 95 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi. Bir önceki dönemde 72 olan bu can kaybının 95'e çıkması, sorunun ne denli büyük bir hızla tırmandığını gözler önüne serdi. ​Bir çocuğun ailesinin geçimine katkı sağlamak amacıyla ağır ve tehlikeli şartlarda çalışmak zorunda bırakılmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini vurgulayan Ünal, mevcut tablonun ardındaki temel etkenleri sıraladı. Çocuk işçiliğini besleyen ana dinamiklerin yoksulluk, hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği, kayıt dışı çalışma ve eğitimden kopuşlar olduğunu belirtti. ​"Mesele Yalnızca Denetim Değil, Ekonomik ve Sosyal Şartlardır" ​Çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca işyerlerini denetlemekten ibaret olamayacağının altını çizen Şevket Ünal, asıl sorumluluğun aileleri bu çaresizliğe mahkûm eden ekonomik yapıda olduğunu ifade etti. Ünal açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: ​"Aileleri çocuklarının gelirine muhtaç bırakan ekonomik ve sosyal şartları değiştirmek gerekir. Bizim anlayışımızda çocuk emanettir. Emanete sahip çıkmak ise önce çocuğu ve ailesini korumaktan geçer." ​"Ekonomi İnsan İçindir, İnsan Ekonomi İçin Değil" ​"Önce Ahlâk ve Maneviyat" ilkesiyle insanın her türlü ekonomik çıkarın önünde tutulması gerektiğine dikkat çeken Saadet Partili Ünal, kalkınma anlayışının da kökten değişmesi gerektiğini savundu. Gerçek kalkınma ölçüsünün kuru büyüme rakamları olmadığını belirten Ünal, "Kalkınmanın ölçüsü yalnızca büyüme rakamları değil, çocuklarımızın ne kadar güvenli ve umutlu bir geleceğe sahip olduğudur" dedi. ​Çocuk İşçiliğiyle Mücadelede Acil Çözüm Önerileri ​Açıklamada, çocuk işçiliğinin kökünü kazımak ve çocukları güvenli bir geleceğe taşımak için atılması gereken somut adımlar şu şekilde sıralandı: Ailelerin ekonomik olarak desteklenmesi ve çocuk yoksulluğuyla etkin mücadele edilmesi. Okul terklerinin önlenmesi ve sosyal desteklerin artırılması. Kayıt dışı çocuk işçiliğine karşı denetimlerin güçlendirilmesi, iş sağlığı ve güvenliğinden asla taviz verilmemesi. Mesleki eğitim uygulamalarında çocukların üstün yararı ve güvenliğinin her şeyin önünde tutulması. ​"Hiçbir Ekonomik Gerekçe Bir Çocuğun Hayatından Değerli Değil" ​Sosyal devlet anlayışının gereği olarak, yoksul ailelerin çocuklarını çalışmaya göndermek zorunda kalmasının seyredilemeyeceğini, aksine o ailelerin ayağa kaldırılması gerektiğini belirten Şevket Ünal, çağrısını şu sözlerle sonlandırdı: ​"Biz çocuklarımızın okullarda, kütüphanelerde, parklarda ve güvenli ortamlarda büyüdüğü bir Türkiye istiyoruz. Çünkü çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Ve hiçbir ekonomik gerekçe, bir çocuğun eğitiminden, sağlığından ve hayatından daha değerli değildir."

Odunpazarı’nda 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü Kutlandı Haber

Odunpazarı’nda 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü Kutlandı

Odunpazarı Belediyesi, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla anlamlı bir kutlama programı düzenledi. “Bir Ömürlük Emeğe Sonsuz Saygı” sloganıyla gerçekleştirilen programda, Odunpazarı’nın çınarları bir araya geldi; müzik, şiir ve zeybek gösterileriyle renklenen etkinlikte duygu dolu anlar yaşandı. Yenikent Mahallesi’nde bulunan 100. Yıl Kültür Merkezi Lozan Salonu’nda gerçekleştirilen program, Odunpazarı Belediyesi Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü tarafından düzenlendi. Etkinliğe Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da katıldı. Programa katılan yaşlıların 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nü kutlayan Başkan Kurt, konuklarla yakından ilgilendi. Başkan Kurt, salonda bulunan yaşlılarla tek tek tokalaştı. KOCA ÇINARLAR SAHNEDE Kutlama programında Emek Koca Çınar Yaşam Merkezi üyeleri müzik dinletisi gerçekleştirdi. Ardından yine Koca Çınar Yaşam Merkezi’nde bulunan yaşlılar tarafından hazırlanan zeybek gösterisi büyük beğeni topladı. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü bünyesindeki yaşlılar ise şiir okuyarak programa katkı sundu. Renkli görüntülere sahne olan gösteriler, salondan büyük alkış aldı. Başkan Kurt da program boyunca etkinlikleri ilgiyle takip etti. “ÖĞRENMENİN, DOSTLUĞUN, YAŞIN SINIRI OLMADIĞINI GÖRDÜK” Programın sonunda sahneye çıkan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, etkinliğin hazırlanmasında emeği geçen belediye çalışanlarına teşekkür etti. Konuşmasına salondaki yaşlılara “Sevgili gençler” diye hitap ederek başlayan Kurt, yaş almanın yaşamdan, üretmekten ve öğrenmekten kopmak anlamına gelmediğini vurguladı. Kurt, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Öğrenmenin, dostluğun, yaşın sınırı olmadığı gördük. Sosyal belediye olarak devletin eksik bıraktığı her şeyi tamamlamaya çalışıyoruz. Bu ülkeye yıllarca hizmet etmişsiniz, ama devlet sizi belli bir yaştan sonra önemsemiyor. Devletle tek işiniz hastanelerdeki kuyruklarda. Böyle devlet olmaz.” “SOSYAL DEVLET, BEŞİKTEN MEZARA KADAR HER TÜRLÜ SORUNLA İLGİLENİR” Sosyal devlet anlayışının yalnızca belirli dönemlerde değil, insan yaşamının tamamında yurttaşların yanında olmayı gerektirdiğini belirten Kurt, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sosyal devlet, beşikten mezara kadar her türlü sorunla ilgilenir. İnsanları yaşatır. Milliyetçi, muhafazakarlar en büyük lafı edenler, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ derler, bu sözü 600 sene önce söyleyip, unutmuşlar. İnsanı yaşatmak zorundayız.” “ASGARİ 23 BİN TL EMEKLİ MAAŞI İLE İNSAN YAŞAMAZ” Başkan Kurt, Türkiye’de emeklilerin ve çalışanların ekonomik koşullarına da dikkat çekti. Emekli maaşı ve asgari ücret üzerinden değerlendirmelerde bulunan Kurt, sosyal refahın artırılması gerektiğini söyledi. Kurt, “Asgari 23 bin TL emekli maaşı ile insan yaşamaz. 28 bin TL asgari ücretle insan yaşamaz. O nedenle önce sosyal refahı artırmak lazım” dedi. Türkiye’nin ekonomik potansiyeline vurgu yapan Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin kaynakları herkese yeter. Türkiye çok zengin bir ülke, Türkiye’de çok akıllı insanlar var. Türkiye 100 yıl önce 7 düvele kafa tutmuş bir ülke. Şimdi 7 düvele borçlanmış. Borçlandığı ülkelere gidebilmek için vize alamıyor. Bırakın vizeyi, vize randevusu alamayacak bir hale gelmiş.” “BU KARA DÜZEN DEĞİŞMELİ” Konuşmasının devamında mevcut düzenin değişmesi gerektiğini savunan Kurt, siyasi mesajlarını daha da netleştirdi. Kurt, “Dolayısıyla biz bu düzeni değiştirmek istiyoruz. Bu kara düzen değişmeli” ifadelerini kullandı. Odunpazarı Belediyesi olarak hayata geçirdikleri sosyal hizmetlere de değinen Kurt, belediyecilik anlayışlarının temelinde insanı merkeze koyduklarını belirtti. Kurt şöyle konuştu: “Bugün sizleri belediyelerimizde nasıl memnun ediyorsak, yarın da devleti yönetirken bütün ülkeyi öyle memnun edeceğiz. Kreşlerimizle, engelli merkezlerimizle, yaşlı merkezlerimizle, Alzheimer merkezlerimizle, sosyal bir görev yapıyoruz. Bunun bedeli çok büyük, ama biz ödemeye hazırız. Hiç sorun değil, yeter ki insanlarımızı mutlu edelim.” “BİZ SİZLERİN EVLATLARIYIZ” Koca Çınar Yaşam Merkezleri’nde verilen hizmetlerin önemine dikkat çeken Başkan Kurt, kendilerine güvenen yaşlılara teşekkür etti. Kurt, Koca Çınar Yaşam Merkezleri’nde görev yapan belediye çalışanlarına da teşekkür ederek şöyle konuştu: “Buraya katıldığınız için, özellikle de Koca Çınar Yaşam Merkezlerimize gelip bize güvenip bizi desteklediğiniz için hepinize ben çok teşekkür ediyorum. Koca Çınar Yaşam Merkezlerimizde sizlerle bu çalışmayı yapan çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Sizi seviyoruz. Sizinle birlikte çok iyi günler göreceğimize inanıyoruz. Moralinizi bozmayın, biz hep sizin yanınızdayız.” Başkan Kurt, yaşlıların ihtiyaç duyduklarında Lütfü Yüksel Yaşlı Bakım Merkezi’nin de hizmetlerinde olduğunu belirterek, “Baktınız, Koca Çınar Yaşam Merkezlerinizde sıkıştınız, Lütfü Yüksel Yaşlı Bakım Merkezimiz var, orada da başımızın üstünde yeriniz var. Biz sizlerin evlatlarıyız. Sizler için çalışıyoruz” dedi. Kurt, konuşmasının sonunda ise salondakilere umut ve moral mesajı verdi: “Moralinizi bozmayın, biz bu ülkeyi düzeltiriz.” Başkan Kurt’un konuşması, etkinliğe katılanlar tarafından sık sık alkışlarla kesildi.

Türkiye Çocuk İstiyorsa, Önce Aileye Güven Vermelidir Haber

Türkiye Çocuk İstiyorsa, Önce Aileye Güven Vermelidir

​İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sorumli İl Başkan Yardımcısı Leyla Çam, Türkiye’nin giderek düşen doğurganlık hızı ve demografik risklerine dikkat çekerek bir basın açıklaması yaptı. Açıklanan 2025 resmi verilerinin alarm niteliğinde olduğunu belirten Çam, nüfus sorunlarının sadece doğum sayısıyla açıklanamayacağını; temel meselenin aile kurma ve geleceğe güven duyma krizleri olduğunu vurguladı. ​Alarm Veren Demografik Veriler: "Bunlar Birer İstatistik Değil, Geleceğin Uyarısıdır" ​Açıklamasına nüfus meselesinin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını, her rakamın arkasında yaşanan bir hayat ve güven sorunu bulunduğunu belirterek başlayan Leyla Çam, kamuoyu ile paylaşılan 2025 yılı resmi istatistiklerini paylaştı: ​1,42: Türkiye'nin gerileyen toplam doğurganlık hızı. ​895 bin 374: 2025 yılında dünyaya gelen toplam bebek sayısı. ​9 milyon 583 bin: 65 yaş ve üzerindeki vatandaş sayısı (Yaşlı nüfus oranı %11.1, çocuk nüfus oranı ise %20.4). ​76,8 milyon: Mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde yüzyılın sonunda Türkiye nüfusunun gerilemesinin beklenen seviyesi. ​Bu tablonun tek başına doğan çocuk sayısıyla açıklanamayacağını belirten Çam, "Nüfus politikası sadece demografi değildir; ekonomi, sosyal devlet, istihdam ve en önemlisi aile politikasıdır. İnsanlar önce çocuk sahibi olmaya değil, önce bir hayat kurmaya karar verir" dedi. ​"Mesele Çocuk İstememek Değil, Şartların Her Gün Zorlaşmasıdır" ​İnsanların aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı neden ertelediğini sorgulayan Çam, günümüz ekonomik ve sosyal koşullarının aileler üzerinde yarattığı baskıyı şu sözlerle dile getirdi: ​"Bugün aile kurma çağındaki vatandaşlarımızın karşısında yüksek konut maliyetleri, hayat pahalılığı, gelir belirsizliği, çocuk bakım giderleri ve kreş ihtiyacı var. Bütün bunların üzerinde yarına ilişkin ciddi bir güvensizlik yaşanıyor. Artık aileler sadece bugünkü gelirini değil; çocuğunun kreşini, okulunu, üniversitesini, ev sahibi olup olamayacağını hesaplıyor. İkinci çocuğu istemedikleri için değil, sahip oldukları imkânı ilk çocuğun geleceğine ayırabilmek için çocuk sayısını artırmıyorlar." ​İyi bir eğitim, şiddetten uzak güvenli bir çevre ve dijital dünyanın tehditlerinden korunma kaygılarının da aileleri endişelendirdiğini belirten Çam, asıl sorunun çocuk istememek değil, çocukları belirsizlik içinde büyütme korkusu olduğunu ifade etti. ​İktidarın "Aile Yılı" Söylemlerine Sert Eleştiri ​Hükümetin 2025 yılını "Aile Yılı" ilan etmesini ve ardından 2026-2035 dönemini kapsayan "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonunu açıklamasına değinen Leyla Çam, artık sloganların değil sonuçların konuşulması gerektiğini vurguladı ve şu soruları yöneltti: ​Aile kurmak kolaylaştı mı? ​Çocuk yetiştirmenin yükü hafifledi mı? ​Kreş hizmetlerine erişim arttı mı? ​Kadınların hem çalışma hayatında kalmasını hem de anneliği sürdürmesini sağlayacak imkânlar oluştu mu? ​İktidarın görevinin halka sadece "Daha fazla çocuk sahibi olun" demek olmadığını belirten Çam, asıl görevin aile kurmayı kolaylaştıran, çocuk büyütmeyi güvenli kılan güçlü bir devlet politikası uygulamak olduğunun altını çizdi. ​İYİ Parti’den Nüfus Geleceğini Kurtaracak 5 Kritik Çözüm Önerisi ​Yalnızca eksikleri göstermekle kalmayıp çözüm üretmek için siyaset yaptıklarını belirten Leyla Çam, İYİ Parti'nin demografik geleceği güvence altına alacak vizyonunu beş ana başlıkta paylaştı: ​Ekonomik Belirsizliğin Azaltılması: Genç aileler için erişilebilir konut modelleri yaygınlaştırılacak; çocuk sahibi olmayı ekonomik açıdan cezalandıran değil destekleyen bir sistem kurulacak. ​Sosyal Devlet Odaklı Bakım Hizmetleri: Kreş hizmetleri ülke genelinde yaygınlaştırılacak; yaşlı ve engelli bakım yükü yalnızca kadınların omuzlarına bırakılmayacak. ​Çalışan Anne ve Babalara Destek: Esnek çalışma modelleri geliştirilecek, ebeveyn izinleri güçlendirilecek ve hiçbir kadının annelik ile mesleği arasında seçim yapmak zorunda kalmadığı bir çalışma hayatı inşa edilecek. ​Çocuk Güvenliği ve Önleyici Politikalar: Çocukları şiddetten, bağımlılıklardan ve dijital dünyanın risklerinden koruyan güçlü önleyici sosyal politikalar hayata geçirilecek. ​Doğumdan Yaşlılığa Kapsamlı Sosyal Güvence: Nüfus politikası sadece doğumla sınırlı tutulmayacak; bireyin doğumundan yaşlılığına kadar uzanan güvenli bir sosyal ekosistem kurulacak. ​"Türkiye Çocuk İstiyorsa, Önce Aileye Güven Vermelidir" ​Basın açıklamasının sonunda Türkiye’nin önünde iki yol bulunduğunu belirten Leyla Çam, sözlerini şu kararlı mesajla tamamladı: ​"Ya bu tabloyu seyredeceğiz.. Ya da cesur, gerçekçi ve insan odaklı politikalarla Türkiye'nin demografik geleceğini yeniden inşa edeceğiz. Biz ikinci yolu seçiyoruz. Çünkü inanıyoruz ki Türkiye'nin nüfus sorunu çözülebilir. Ama bunun yolu insanlara daha fazla çocuk sahibi olmalarını söylemekten değil, insanların aile kurmaya güven duyacağı şartları oluşturmaktan geçer. Türkiye çocuk istiyorsa, önce aileye güven vermelidir."

Fethi Yılmaz Sezer Yaşlı Aktif Yaşam Merkezi Hizmete Açıldı Haber

Fethi Yılmaz Sezer Yaşlı Aktif Yaşam Merkezi Hizmete Açıldı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Eskişehir’de düzenlenen törenle Fethi Yılmaz Sezer Huzurevi bünyesinde kurulan Yaşlı Aktif Yaşam Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Eskişehir’de bir ilk olma özelliği taşıyan ve yaşlı bireylerin sosyal hayata aktif katılımını merkeze alan merkez, Eskişehir’in yaşlı dostu şehir vizyonuna önemli bir katkı sunuyor. ​Törende konuşan Bakan Göktaş, Milletvekili Gürcan ve Vali Yılmaz, sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak yaşlıların toplum içindeki değerine ve "yerinde yaşlanma" stratejisinin önemine vurgu yaptılar. ​"Güçlü Türkiye, Güçlü Aileden Geçer" ​AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, açılışta yaptığı konuşmada sosyal hizmetlerin devlet ve millet arasındaki bağı güçlendiren en önemli unsurlardan biri olduğunu belirtti. Gürcan, "Devleti esas güçlü yapan, insana verdiği değerdir. Yaş almış bir büyüğümüzün yüzündeki tebessüm, bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 24 yılda attığımız her adımın merkezinde insan var; çünkü güçlü bir aile, güçlü bir toplumun temelidir," ifadelerini kullandı. ​"Nesiller Arasında Bir Köprü" ​Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, merkezin sadece bir bakım tesisi değil, aynı zamanda yaşlıların sosyal hayata dahil olduğu bir yaşam alanı olduğunu vurguladı. Vali Yılmaz, "Bu merkez, yaşlılarımızı baş tacı eden sosyal devlet anlayışımızın en modern karşılığıdır. 400 metrekarelik yeşil bahçesi, fizyoterapi alanı ve etkinlik atölyeleriyle büyüklerimize hem bedensel hem de ruhsal destek sağlıyoruz. Okullarımız ve gençlik merkezlerimizle yapacağımız iş birlikleri sayesinde, yaşlılarımızın tecrübesini genç kuşaklarla buluşturan köprüler kuracağız," dedi. ​"Yaşlılarımız Alıştıkları Çevreden Kopmadan Sosyal Hayata Dahil Olacak" ​Açılışta konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bakanlık olarak "yerinde yaşlanma" modelini öncelediklerini ifade etti. 2023 yılında yapılan Türkiye Yaşlı Profili Araştırması’na göre yaşlıların %75’inin evlerinde, sosyal ortamlarından kopmadan yaşamayı tercih ettiğini hatırlatan Bakan Göktaş şunları söyledi: ​"Yaşlı Aktif Yaşam Merkezlerimiz tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor. Büyüklerimizi alıştıkları çevreden ayırmadan, gündüz saatlerinde sosyal, kültürel ve sağlık destekleriyle buluşturuyoruz. Akşam ise kendi yuvalarında, ailelerinin yanında hayatlarına devam ediyorlar. 50 kişilik hizmet kapasitesine sahip bu merkezle, büyüklerimizin günlerini daha üretken, hareketli ve huzurlu geçirmelerini sağlayacağız." ​Bakan Göktaş’tan Sosyal Yardımlar Hakkında Önemli Bilgiler ​Bakan Göktaş, yaşlılara yönelik sağlanan desteklerin artarak devam ettiğini belirterek: ​Evde Bakım Yardımı kapsamında, 2006’dan bu yana binlerce yaşlı bireye ailelerinin yanında destek verildiğini, sadece geçtiğimiz yıl Eskişehir’e evde bakım yardımı için 477 milyon lira kaynak aktarıldığını, Haziran ayı itibarıyla evde bakım yardımının aylık 15.775 liraya yükseltildiğini Haziran ayında 3.458 Eskişehirli vatandaşa toplam 47 milyon lira ödeme yapıldığını ve Ulusal Vefa Programı kapsamında Eskişehir’de 1.240 vatandaşa günlük yaşam desteği sunulduğunu ifade etti. ​Merkez Hakkında Öne Çıkanlar ​Merkez 400 metrekarelik yeşil bahçe, 90 metrekarelik çok amaçlı salon ve iki adet etkinlik atölyesinden oluşuyor. Merkezde Fizyoterapi hizmetlerinin yanı sıra sanat, müzik ve hobi atölyeleriyle yaşlıların üretken kalması hedefleniyor. Türkiye genelinde halihazırda hizmet veren 43 merkeze bir yenisi daha eklenerek, yaşlılık dönemindeki yalnızlık sorununun önüne geçilmesi amaçlanıyor. ​Tören, merkezin Eskişehir’e ve tüm yaşlı vatandaşlara hayırlı olması temennileriyle sona erdi. Bakan Göktaş, "Büyüklerimiz bizim hafızamız, tecrübemiz ve rehberimizdir; onlara duyduğumuz hürmetin nişanesi olarak bu hizmetleri yaygınlaştırmaya devam edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.

Saadet Partisi’nden Uyarı: "Gelirde Adalet Olmadan Toplumsal Huzur Sağlanamaz" Haber

Saadet Partisi’nden Uyarı: "Gelirde Adalet Olmadan Toplumsal Huzur Sağlanamaz"

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Türkiye’deki derinleşen ekonomik krize dikkat çekerek, "Üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığı bir düzende gerçek kalkınmadan söz etmek mümkün değildir" dedi. ​Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, ülke genelindeki ekonomik tabloya ve gelir adaletsizliğine ilişkin eleştirilerde bulundu. Ekonomik büyümenin rakamlardan ibaret olmadığını savunan Ünal, toplumun tüm kesimlerinin refahını artırmayan hiçbir ekonomik modelin başarılı sayılamayacağını vurguladı. ​"En Ağır Yük Dar Gelirlinin Omuzlarında" ​Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki dramatik düşüşün vatandaşın belini büktüğünü belirten Ünal, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​"Bugün ülkemizin en önemli sorunlarından biri, gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün daha da derinleşmesidir. Çalışanlar, emekliler, çiftçiler, küçük esnaf ve gençlerimiz, artan yaşam maliyetleri karşısında ezilmektedir. Bu tablo yalnızca ekonomik bir mesele değil; sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru doğrudan etkileyen bir krizdir." ​"Ekonominin Merkezinde İnsan Olmalı" ​Saadet Partisi olarak "Adil Düzen" vizyonunu benimsediklerini hatırlatan Şevket Ünal, ekonominin belirli bir kesimin zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmesi gerektiğini belirtti. ​Ünal, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu çözüm önerilerini ise şu başlıklarla özetledi: ​Üretim ve İstihdam: Faiz ve spekülasyon yerine yatırım, sanayi ve tarımın desteklenmesi. ​Vergide Adalet: Gelir dağılımındaki bozulmayı engelleyecek kalıcı vergi düzenlemeleri. ​Sosyal Devlet: Yoksulluğun değil, refahın paylaşıldığı bir düzenin tesisi. ​Emeğin Korunması: Alın terinin karşılığının verilmesi. ​"Güçlü Devlet, Güçlü Milletle Mümkündür" ​Açıklamasında Milli Görüş hareketinin ekonomik yaklaşımına atıfta bulunan Ünal, "Güçlü millet; adil gelir dağılımı, sosyal adalet ve fırsat eşitliği ile inşa edilebilir" dedi. Hiç kimsenin kendini dışlanmış hissetmediği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu ifade eden Şevket Ünal, Saadet Partisi olarak bu yönde çözüm üretmeye ve çalışmaya devam edeceklerini belirterek sözlerini noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.