SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sosyal Adalet

Porsuk Haber Ajansı - Sosyal Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enflasyon Maaşı Eritiyor, Vergi Dilimi Çalışanı Eziyor Haber

Enflasyon Maaşı Eritiyor, Vergi Dilimi Çalışanı Eziyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gelir vergisi tarifesinde değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sundu. Gürer, yüksek enflasyon koşullarında ücretli çalışanların vergi sistemi nedeniyle giderek daha ağır bir yük altında kaldığını belirterek, hazırladığı teklif ile çalışanların net gelir kaybının önüne geçmeyi ve vergi adaletini güçlendirmeyi amaçladıklarını söyledi. “YÜKSEK ENFLASYON ÜCRETLİLERİN ALIM GÜCÜNÜ AŞINDIRIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllarda Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyonun özellikle sabit ve dar gelirli kesimlerin satın alma gücünü ciddi biçimde aşındırdığını belirterek, “Ücret artışları çoğu zaman enflasyon oranında ya da enflasyonun gerisinde belirleniyor. Buna rağmen mevcut gelir vergisi tarifesinin yapısı nedeniyle çalışanlar yıl içerisinde hızla üst vergi dilimlerine geçiyor,” ifadelerini kullandı. Ömer Fethi Gürer, çalışanların maaşlarında yapılan artışların yıl içinde vergi dilimi değişiklikleri nedeniyle hızla eridiğini belirterek bunun özellikle işçiler, memurlar ve diğer ücretli kesimler açısından ciddi bir gelir kaybına yol açtığını vurguladı. “VERGİ SİSTEMİ ÜCRETLİLER ALEYHİNE İŞLİYOR” Mevcut sistemde ücretlilerin yılın ilerleyen aylarında daha yüksek oranlı vergi dilimlerine girdiğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu nedenle maaş artışlarının önemli bir bölümünün vergi yükü nedeniyle geri alındığını söyledi. Gürer, “Bu durum sabit maaşla geçinen işçiler, memurlar ve diğer ücretli çalışanlar açısından sosyal adalet ilkesini zedeliyor. Emeğin vergilendirilmesinde adil ve dengeli bir yapıdan uzaklaşılmasına neden oluyor. Vergi sisteminin temel ilkeleri arasında yer alan adalet, genellik ve mali güce göre vergilendirme prensipleri mevcut uygulamada ücretliler aleyhine aşınmaktadır,” diye konuştu. “ANAYASA’NIN VERGİ ADALETİ İLKESİ ZEDELENİYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, vergi sisteminin temel dayanaklarından birinin mali güce göre vergilendirme ilkesi olduğunu hatırlatarak, “Anayasa’nın 73’üncü maddesi uyarınca herkes mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır. Ancak mevcut gelir vergisi tarifesi özellikle yüksek enflasyon koşullarında ücretlilerin mali gücünü aşan bir vergilendirme sonucunu doğurmakta ve gelir dağılımındaki adaletsizliği daha da derinleştirmektedir,” dedi “ÜCRETLİLERİN KORUNMASI EKONOMİK ZORUNLULUKTUR” Ömer Fethi Gürer, yüksek enflasyon dönemlerinde ücretlilerin korunmasının yalnızca sosyal bir tercih değil aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğunu belirterek, “Net gelir kaybına uğrayan geniş kitlelerin tüketim gücü zayıflıyor. Bu durum hem çalışanların refah düzeyini düşürüyor hem de ekonomik dengeleri olumsuz etkiliyor,” dedi. KANUN TEKLİFİNİN GETİRDİĞİ DÜZENLEMELER Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifinde ücretli çalışanların vergi yükünü hafifletmeye yönelik önemli düzenlemeler yer alıyor. Teklife göre: Ücretli çalışanlar için ilk vergi diliminin oranı düşürülüyor. Vergi dilimi aralıkları genişletiliyor. Vergi dilimlerinin her yıl yeniden değerleme oranında artırılması zorunlu hale getiriliyor. Bu düzenleme ile vergi tarifesinin ekonomik gerçeklikten kopmasının önüne geçilmesi ve enflasyon karşısında otomatik güncelleme mekanizması oluşturulması amaçlanıyor. “DAHA HAKKANİYETLİ BİR VERGİ YAPISI KURULMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, teklifin artan oranlı vergi sisteminin özünü koruduğunu ancak ücretliler lehine daha hakkaniyetli bir yapı oluşturmayı hedeflediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Vergi dilimlerinin otomatik güncellenmesi sayesinde ilerleyen yıllarda benzer mağduriyetlerin tekrar yaşanmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Amacımız çalışanların net gelir kayıplarını azaltmak, satın alma güçlerini korumak ve vergi sisteminde adalet duygusunu güçlendirmektir.” Gürer, hazırlanan kanun teklifinin hem sosyal adaletin güçlendirilmesine hem de yüksek enflasyon dönemlerinde çalışanların korunmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Gürer: "Promosyon Bir Lütuf Değil, Emeğin Karşılığıdır" Haber

Gürer: "Promosyon Bir Lütuf Değil, Emeğin Karşılığıdır"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özel sektör çalışanlarının banka promosyonlarından yararlanabilmesi amacıyla hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Gürer, mevcut uygulamanın çalışanlar arasında açık bir eşitsizlik yarattığını belirterek, “Aynı bankacılık sistemi içinde yer alan iki çalışandan biri kamu görevlisi olduğu için promosyon hakkına sahipken, diğeri özel sektörde çalıştığı için bu haktan mahrum bırakılıyor. Bu durum Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır” dedi. “BANKALAR NEMA ELDE EDİYOR, EMEKÇİ PAY ALAMIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, günümüz ekonomik koşullarında maaşların bankalar aracılığıyla ödenmesinin fiilen zorunlu hale geldiğine dikkat çekerek, bu durumun bankalar açısından büyük bir nakit akışı ve önemli bir kâr alanı yarattığını vurguladı. “Çalışanların ücretleri bankaların sistemlerinde tutuluyor. Bankalar bu kaynak üzerinden ciddi bir ‘nema’ elde ediyor. Ancak bu kaynağın oluşmasını sağlayan emek sahipleri çoğu zaman bu kazançtan pay alamıyor. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Kamu görevlilerinin banka promosyonlarından yasal güvenceyle yararlandığını anımsatan Ömer Fethi Gürer, özel sektör çalışanları açısından benzer bir düzenlemenin bulunmamasının önemli bir ayrımcılık yarattığını söyledi. “PROMOSYON BİR LÜTUF DEĞİL, EMEĞİN HAKKIDIR” Mevcut uygulamada birçok özel sektör işletmesinde banka promosyonlarının ya hiç alınmadığını ya da işveren tarafından işletme gideri olarak değerlendirilerek çalışana yansıtılmadığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, şunları kaydetti: “Bankaların, çalışanların maaşlarını sistemlerinde tutarak elde ettikleri kazançtan çalışana pay vermesi bir lütuf değil, doğrudan emeğin karşılığı olan ekonomik bir haktır. Özellikle hayat pahalılığının ve gelir kaybının arttığı bir dönemde, maaş promosyonları özel sektör çalışanları için önemli bir ekonomik destek sağlayacaktır.” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, teklifin yalnızca ekonomik bir düzenleme olmadığını, aynı zamanda sosyal adalet ve çalışma barışı açısından da önemli bir adım olduğunu ifade etti. “ÇALIŞMA BARIŞI GÜÇLENECEK” İşyerlerinde maaş promosyonlarına ilişkin belirsizliklerin işçi ile işveren arasında güven sorunlarına ve huzursuzluklara yol açtığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Yasal bir çerçeve oluşturulmadığı için çalışan ile işveren arasında gerilim yaşanıyor. Bu düzenleme hem çalışanlar arasındaki eşitsizliği giderecek hem de iş barışını güçlendirecektir” dedi. Hazırlanan kanun teklifinin yasalaşması halinde, maaşları bankalar aracılığıyla ödenen özel sektör çalışanlarının da kamu görevlileri gibi banka promosyonlarından doğrudan yararlanabilmesinin önü açılacak. Gürer, “Emeğin olduğu yerde hak vardır. Bankaların çalışanların maaşları üzerinden elde ettiği kazançtan pay verilmesi sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Bu düzenleme, sosyal adaletin tesisi için atılmış önemli bir adımdır” değerlendirmesinde bulundu. ÖMER FETHİ GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hazırladığı kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 22/05/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “EK MADDE 4 – Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı işyerleri ile işletmeler ve bunların işverenleri hariç olmak üzere, bu Kanunun 32 nci maddesi gereğince çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları ile ödeme yapmaları halinde işverenler ile bankalar arasında aylık ve ücret ödeme protokolleri uyarınca verilecek bankacılık hizmetlerinin yanı sıra Bankalar tarafından sunulan "promosyon" adı altında ayni ve/veya nakdi ek mali imkânların tasarrufuna ilişkin olarak Banka tarafından verilecek promosyon miktarının tamamı işçilere dağıtılır. Bu çerçevede ücretlerin hangi banka aracılığı ile ödeneceği, işyerlerinde oluşturulacak işveren vekili ve belirleyeceği bir yetkili ile yetkili sendikadan üye bulunmadığı durumlarda o işyerinde çalışmakta olan işçilerin belirleyeceği bir işçiden oluşan üç kişilik bir komisyon tarafından istekli bankalardan teklif alınmak suretiyle tespit edilir. Komisyon, işveren veya vekilinin başkanlığında söz konusu işyerinde çalışan işçilerin en az %10'unun sendikalı olması halinde yetkili sendikadan bir üye ile belirleyeceği yetkili bir temsilciden oluşur. Protokol, komisyon tarafından belirlenen banka ile işveren ve/veya işveren vekili tarafından imzalanır. Birden fazla işyeri veya işletmede ücretlerinin birlikte ödenmesi talebinde bulunmaları halinde işveren vekili ve görevlendirilecek yetkili ile yukarıda belirtildiği üzere o işletme veya işyerlerinde en fazla üyeye sahip olan sendika yetkilisi veya çalışan temsilcisinden oluşan üç kişilik bir komisyon tarafından aylık ve ücretlerin ödeneceği banka yukarıdaki esaslara göre tespit edilir. Bankalar ile yapılacak protokollerin süresi iki yıldan az beş yıldan çok olamaz. Bu çerçevede yapılacak protokol ile buna bağlı uygulamalar işçilerin rahatlıkla bilgi edinebileceği şekilde işyerlerindeki ilan panoları yoluyla ilan edilir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce işçilerin ücretlerinin ödenmesine yönelik olarak işverenlerin ilgili bankalarla yapmış oldukları ve halen yürürlükte bulunan protokoller, sürelerinin bitimine 6 aydan az kalmışsa geçerliliğini korur. Ancak, yürürlükteki protokollerin sona ermesine 6 aydan daha fazla süre bulunduğu takdirde, 1 ay içerisinde işverenler ile bankalar arasında bu maddeye uygun bir şekilde protokol anlaşması yapılır. Birinci fıkrada belirlenen hüküm uyarınca promosyon miktarının tamamını veya bir kısmını işçilere dağıtmayan işverenler, her bir işçi için ödenmesi gereken promosyon miktarını ödemekle yükümlüdürler ve ayrıca İş Kanunu'nun 102 nci maddesi gereğince idari para cezası verilir. Yapılan protokoller uyarınca, banka tarafından verilecek promosyon miktarının tamamının personele dağıtılması ile birinci fıkraya aykırı protokollere ilişkin denetimlerin esas ve usulleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelik ile belirlenir." MADDE 2- 4857 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bend eklenmiştir. "d) Bu Kanunun ek 4 üncü maddesi gereğince komisyonları oluşturmayan ve banka ile yapılan protokoller uyarınca promosyon miktarlarını işçilere ödemeyen işveren, işveren vekili ve üçüncü kişiye bu durumda olan her işçi ve her ay için elli bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır” MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!" Haber

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, konut piyasasında ilan manipülasyonu, spekülasyon ve fahiş kira artışlarına ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanlığı’ndan gelen yanıtı sert sözlerle eleştirdi. Kış, “Bir yandan ‘sorun yok’ deniliyor, diğer yandan aynı metinde ceza kesildiği itiraf ediliyor. Bu yanıt krizi çözmüyor, krizi doğruluyor” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın yazılı cevabında, satılık konut ilanlarının geri çekildiğine dair bir tespit bulunmadığı savunulurken; fiyat manipülasyonu yaptığı belirlenen 1.423 kişi ve kuruluşa toplam 173 milyon 300 bin lira idari para cezası uygulandığı bilgisi yer aldı. Kış, bu tabloya dikkat çekerek, “Sorun yoksa bu cezalar neden kesildi?” diye sordu. TCMB Kira Haritası Gerçeği Gösterdi Kış, konut krizine ilişkin değerlendirmesini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan “Değerlemesi Yapılan Konutların Birim Kiraları” verileriyle destekledi. TCMB verilerine göre Türkiye genelinde ortalama kira metrekare başına 224,75 TL oldu. Ortalama 100 metrekarelik bir konut için bu rakam 22 bin 475 TL’ye ulaştı. “Bugün net asgari ücret 28 bin 75 TL. Türkiye ortalaması kira 22 bin 475 TL ise, geriye kalanla fatura mı ödenecek, gıda mı alınacak, ulaşım mı karşılanacak?” diyen Kış, “Bu tablo, tek başına yaşamayı fiilen imkânsız hale getiriyor. Barınma temel hak olmaktan çıkmış, lüks hâline gelmiştir” ifadelerini kullandı. İstanbul’da Kira Asgari Ücreti Aştı TCMB verilerine göre 100 metrekarelik bir konutta ortalama kira İstanbul’da 36 bin 786 TL ile en yüksek seviyeye çıktı. İstanbul’u 32 bin 528 TL ile Muğla, 25 bin 218 TL ile İzmir izledi. En düşük kira ortalaması ise 9 bin 400 TL ile Mardin oldu. 10 bin TL’nin altında kalan tek şehir yine Mardin olarak kaydedildi. Kış, “İstanbul’da ortalama kira asgari ücreti aşıyorsa burada artık ‘piyasa’ değil, açık bir sosyal adalet krizi vardır. İnsanlara ‘şehir değiştirin’ mi denilecek?” diye konuştu. Mersin’de Artış Yüzde 2295 Kış, Mersin’e ilişkin verilerin de tabloyu doğruladığını vurguladı. TCMB’ye göre Mersin’de 100 metrekarelik bir konutun ortalama kirası 17 bin 489 TL seviyesinde. Ancak daha çarpıcı olanın artış oranı olduğuna dikkat çeken Kış, 2018’in ilk çeyreği ile 2025’in son çeyreği arasında Mersin’de kira artışının yüzde 2295,8’e ulaştığını söyledi. “Bu artış oranı, konutun nasıl bir barınma krizine dönüştüğünün açık belgesidir” diyen Kış, “Gelir artışıyla açıklanamayacak bu tablo, denetimsizlik ve spekülasyonun sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. “Denetim Şikâyet Beklemek Değil, Re’sen Müdahaledir” Bakanlığın “kendilerine bu yönde bir başvuru yapılmadığı” yönündeki yaklaşımını da eleştiren Kış, “Devletin görevi yurttaştan dilekçe beklemek değildir. Barınma gibi temel bir alanda denetim, re’sen yapılır. ‘Başvuru yok’ demek sorumluluktan kaçmaktır” dedi. “Konut Yatırım Oyuncağı Değil, Barınma Hakkıdır” Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Kış, şunları söyledi: “İlan manipülasyonu, fiyat tutma, spekülasyon… Adı ne olursa olsun sonuç aynı: Yurttaş evinden ediliyor, kira kıskacında eziliyor. Konut yatırım oyuncağı değil, barınma hakkıdır. Bu kriz ‘sorun yok’ denilerek değil; kamucu, caydırıcı ve şeffaf bir denetimle çözülür.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.