SON DAKİKA
Hava Durumu

#Soru Önergesi

Porsuk Haber Ajansı - Soru Önergesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soru Önergesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Parti'li Arslan: "Sakaryabaşı’nın Suyu Eskişehir’e Ne Zaman Gelecek?" Haber

Yeni Parti'li Arslan: "Sakaryabaşı’nın Suyu Eskişehir’e Ne Zaman Gelecek?"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın 31 Temmuz’da Eskişehir’e gerçekleştireceği ziyaret öncesinde, Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, kentin gelecekteki içme suyu güvenliği açısından yaşamsal öneme sahip Sakaryabaşı kaynaklarından Eskişehir’e içme suyu temini projesini yeniden TBMM gündemine taşıdı. Bakan Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına yeni bir soru önergesi sunan Arslan, 2020 yılında başlayan sürecin üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen projenin halen fiili yatırıma dönüşmediğine dikkat çekerek, Bakanlığın bugüne kadar TBMM’ye verdiği resmi cevaplarda açıklanan ancak gerçekleşmeyen takvimleri de tek tek hatırlattı. 2024 DENİLDİ, 2025’E ÖTELENDİ, ARDINDAN OCAK 2026 Arslan’ın 9 Mayıs 2024 tarihinde verdiği ilk soru önergesine Bakanlık tarafından verilen cevapta; DSİ ile ESKİ arasındaki protokolün 29 Kasım 2021’de onaylandığı, planlama raporunun 2024 yılı sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiği ve ardından proje yapım ihalesine çıkılmasının planlandığı bildirilmişti. Bakanlık aynı cevapta yatırım maliyetini 2024 yılı fiyatlarıyla yaklaşık 14 milyar TL olarak açıklamıştı. Ancak bu takvim gerçekleşmedi. Arslan’ın konuyu yeniden TBMM gündemine taşıması üzerine verilen sonraki Bakanlık cevabında, Nihai Planlama Raporu için bu kez 2025 yılı sonu hedef gösterilirken, proje yapım işinin 2026 yılında ihale edilmesinin planlandığı belirtildi. Daha sonraki resmi cevapta ise Kaynarca Depolaması temel sondaj çalışmalarının tamamlandığı, Mühendislik Jeolojisi Planlama Raporu’nun onay aşamasında olduğu belirtilerek Nihai Planlama Raporu’nun onay tarihi bu kez Ocak 2026 olarak açıklandı. Böylece Bakanlığın TBMM’ye verdiği resmi cevaplarda Sakaryabaşı projesine ilişkin hedefler 2024 sonundan 2025 sonuna, ardından Ocak 2026’ya kadar ötelendi. İKTİDAR “SORUNSUZ İLERLİYOR” DEDİ, YATIRIM PROGRAMDA YOK Arslan, süreç boyunca iktidar temsilcilerinin Eskişehir kamuoyuna projenin ilerlediği, çalışmaların sürdüğü ve sürecin sorunsuz devam ettiği yönünde açıklamalar yaptığını hatırlatarak, gelinen noktaya dikkat çekti. Sakaryabaşı kaynaklarından Eskişehir’e içme suyu teminine ilişkin yatırımın 2026 Yılı Yatırım Programı’nda da yer almadığını belirten Arslan, Bakanlığın kendi resmi cevapları ile kamuoyuna yapılan açıklamalar arasındaki tabloya açıklık getirilmesini istedi. “ESKİŞEHİR YENİ BİR VAAT DEĞİL, SOMUT TAKVİM BEKLİYOR” Bakan Yumaklı’nın Eskişehir ziyareti öncesinde çağrıda bulunan Arslan şunları söyledi: “2020 yılında başlayan sürecin üzerinden yaklaşık altı yıl geçti. Bakanlık 2024 sonu dedi, gerçekleşmedi; 2025 sonu dedi, gerçekleşmedi; ardından Ocak 2026 hedefini açıkladı. İktidar temsilcileri ise Eskişehir kamuoyuna sürecin sorunsuz ilerlediğini söyledi. Bugün ise bu yatırım 2026 Yılı Yatırım Programı’nda dahi yok. Eskişehir’in içme suyu güvenliği ertelenemez. Artık yeni bir hedef, yeni bir vaat değil; somut bir takvim ve somut adım bekliyoruz. Sayın Bakan Eskişehir’e gelmişken hemşehrilerimize açıkça yanıt versin: Sakaryabaşı’nın suyu Eskişehir’e ne zaman gelecek?” ARSLAN BAKAN YUMAKLI’YA 8 SORU YÖNELTTİ Arslan, TBMM Başkanlığına sunduğu yeni soru önergesinde Bakan Yumaklı’ya; Nihai Planlama Raporu’nun tamamlanıp tamamlanmadığını, 2026 yılında yapılacağı açıklanan proje ihalesinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini ve 2024 yılında yaklaşık 14 milyar TL olarak açıklanan yatırım maliyetinin bugün hangi seviyeye ulaştığını sordu. Arslan ayrıca, yatırımın 2026 Yılı Yatırım Programı’nda neden yer almadığının, hangi yıl programa alınacağının, ne kadar ödenek tahsis edileceğinin ve Bakanlığın TBMM’ye açıkladığı takvimlerin neden gerçekleştirilemediğinin açıklanmasını istedi. Önergede, yaklaşık altı yıldır projenin fiili yatırıma dönüşmemesinin nedenleri ve gecikmelerle ilgili herhangi bir idari inceleme yapılıp yapılmadığı da sorulurken, Bakan Yumaklı’dan planlamadan proje ve ihaleye, yatırım programından yapım ve işletmeye almaya kadar bütün aşamaları içeren güncel bir takvim açıklaması istendi. Arslan’ın önergesindeki son soru ise doğrudan Eskişehir’in yıllardır yanıt beklediği noktaya odaklandı: “Sakaryabaşı kaynaklarından Eskişehir’e içme suyunun fiilen verilmeye başlanması hangi tarih için öngörülmektedir?”

CHP'li Süllü TEI Yangınını Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP'li Süllü TEI Yangınını Meclis Gündemine Taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir’de TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI) yerleşkesinin imalat bölümünde meydana gelen yangını Meclis gündemine taşıdı. Süllü, “Yangının kaza, ihmal, teknik arıza veya sabotajdan kaynaklandığına ilişkin herhangi bir ön değerlendirme yapılmış mıdır?” dedi. Eskişehir’de TEI yerleşkesinin imalat bölümünde meydana gelen yangını TBMM gündemine taşıyan CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi. Teknik ve idari incelemelerde gelinen son aşamayı soran CHP’li Süllü, “Yangın sonucunda oluşan maddi hasarın boyutu belirlenmiş midir? Üretim altyapısı, makine parkı ve stratejik ekipmanlarda meydana gelen zarar hakkında kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır?” dedi. YANGININ TÜM YÖNLERIYLE AYDINLATILMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR CHP’li Süllü, önergesinde şu ifadeleri kullandı: “Seçim bölgem Eskişehir’de bulunan ve Türkiye’nin havacılık motorları ile millî savunma sanayiinin en kritik üretim merkezlerinden biri olan TEI yerleşkesinin imalat bölümünde 21 Temmuz 2026 tarihinde yangın meydana gelmiştir. Yangın, uzun süren müdahalenin ardından kontrol altına alınabilmiştir. Yapılan ilk resmî açıklamalarda yangının çıkış nedeniyle ilgili herhangi bir bilgi kamuoyu ile paylaşılmamış ve teknik incelemelerin sürdüğü belirtilmiştir. Olayın kaza, ihmal veya sabotaj kaynaklı olup olmadığı, üretim kapasitesi ve millî savunma projeleri üzerindeki etkileri ile stratejik tesislerde uygulanan güvenlik tedbirlerinin yeterliliğine ilişkin kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi amacıyla kapsamlı açıklama yapılması gerekmektedir. Türkiye’nin savunma sanayiinde kritik görev üstlenen ve şehrimizin göz bebeklerinden biri olan tesiste meydana gelen yangının tüm yönleriyle aydınlatılması, benzer risklerin önlenmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.” “MADDİ HASARIN BOYUTU NEDİR? KAMUOYUNA AÇIKLAMA YAPILACAK MI?” Süllü tarafından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yöneltilen sorular şöyle: TEI’de meydana gelen yangının çıkış nedenine ilişkin yürütülen teknik ve idari incelemelerde gelinen son aşama nedir? Yangının kaza, ihmal, teknik arıza veya sabotajdan kaynaklandığına ilişkin herhangi bir ön değerlendirme yapılmış mıdır? Yangın nedeniyle TEI’nin yürüttüğü millî savunma sanayii projelerinde, üretim takviminde veya teslim süreçlerinde herhangi bir aksama meydana gelecek midir? Gelecekse bu aksamanın giderilmesine yönelik nasıl bir planlama yapılmıştır? Yangın sonucunda oluşan maddi hasarın boyutu belirlenmiş midir? Üretim altyapısı, makine parkı ve stratejik ekipmanlarda meydana gelen zarar hakkında kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır? Yangının meydana geldiği bölümde en son ne zaman yangın güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği ile acil durum denetimi gerçekleştirilmiştir? Bu denetimlerde herhangi bir risk veya eksiklik tespit edilmiş midir? Olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla bağımsız teknik inceleme veya idari soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mıdır? TEI başta olmak üzere, Türkiye’nin kritik savunma sanayii tesislerinde yangın güvenliği, acil durum yönetimi ve kritik altyapı güvenliğine ilişkin yeni tedbirler alınması planlanmakta mıdır? Ayrıca, benzer stratejik tesislerde risk analizlerinin yenilenmesi ve olağanüstü durum hazırlıklarının güçlendirilmesine yönelik yeni bir çalışma yürütülmekte midir?

AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Tunç: "Meclis Devre Dışı Bırakıldı" Haber

AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Tunç: "Meclis Devre Dışı Bırakıldı"

​AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, Tepebaşı Belediyesi’nin meclis üyeleri tarafından verilen soru önergelerini yanıtsız bıraktığını belirterek, belediye yönetimini şeffaflığa davet etti. ​Tepebaşı Belediye Meclisi’ndeki denetim faaliyetlerinin engellendiğini savunan AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, yaptığı yazılı açıklama ile Tepebaşı Belediyesi yönetimine sert eleştirilerde bulundu. Tunç, belediyenin halkın emaneti olan bütçenin hesabını vermekten kaçındığını öne sürdü. ​"4 Maddelik Soru Önergemiz Yanıtsız Kaldı" ​AK Parti grubu olarak belediye meclisinde; aşevi bağışları, yemek üretimi ve sevkiyat kayıtları, fatura işlemleri ve doğrudan temin dosyaları ile görev-imza zincirine ilişkin 4 maddelik yazılı soru önergesi sunduklarını hatırlatan Tunç, hiçbir soruya somut bir yanıt alamadıklarını ifade etti. ​Tunç, belediye yönetiminin tek cümlelik bir yanıtla meclisi adeta yok saydığını belirterek şunları söyledi: ​"Belediye meclis üyelerimizin sorularına, 'Belgeler yargı mercilerine sunuldu, savcılıktan temin edebilirsiniz' şeklinde tek cümlelik bir yanıt verilmiştir. Yargısal süreçlerin devam ediyor olması, belediyenin kendi meclisine bilgi verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu tutum, Belediye Meclisi'ni adeta devre dışı bırakmaktır." ​"Bilgiler Neden Saklanıyor?" ​Belediye Meclisi’nin denetim yetkisinin Belediye Kanunu ile güvence altına alındığına vurgu yapan Serhat Tunç, yönetime şu soruları yöneltti: ​Eğer belediye yönetiminin elinde bu bilgi ve belgeler varsa, bunları Belediye Meclisi’nden neden saklıyorsunuz? ​Belediye Meclisi’nin denetim yetkisi fiilen ortadan mı kaldırılmak isteniyor? ​Tepebaşı halkından bu bilgi ve belgeler neden kaçırılıyor? ​"Hesap Sormaya Devam Edeceğiz" ​Şeffaf belediyecilik vurgusu yapan Tunç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Şeffaflığa güvenen bir yönetim sorulardan kaçmaz. Tepebaşı halkı adına, milletimizin emanet ettiği her kuruşun hesabını sormaya ve kamu adına denetim görevimizi sürdürmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

TÜRASAŞ’da Lojman Krizi! Haber

TÜRASAŞ’da Lojman Krizi!

Türkiye’nin en köklü raylı sistemler şirketlerinden TÜLOMSAŞ’ı kapatıp, Ankara’da kurulan Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi AŞ. TÜRASAŞ’a bağlı bölgesel bir fabrika konumuna indirgeyen iktidar şimdi de çalışanların lojmanlarına göz dikti. Kurumda yıllardır çalışan personele ‘lojmanları boşaltın’ yazısı gönderilirken, hazırlanan yeni yönerge ile lojmanların kuruma vekaleten atanan iktidar yanlısı yöneticilere verileceği ileri sürüldü. TÜRASAŞ’ın yeni yayınlanan lojman yönetmeliğine yönelik iddiaları TBMM gündemine taşıyan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Türkiye’nin raylı sistemler alanında en köklü kurumu TÜLOMSAŞ’ımızı yok eden, kendi kadrolarına yer açmak için TÜRASAŞ’ı kuran AKP iktidarı şimdi de çalışanların lojmanlarına çöküyor. Hukuka aykırı bir yönergeyle o kuruma emeğini vermiş personeli lojmanından çıkarıyorlar. Bu yapılan devlet geleneğine de barınma hakkına da sığmaz! Bu hukuksuz yönerge derhal iptal edilmelidir” dedi. “ÜST HUKUK NORMLARINA AYKIRI” Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. (TÜRASAŞ) bünyesinde yayımlanan Kamu Konutları Yönergesi, kurumda infiale yol açtı. 23 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde görev tahsisli konutlarda oturan şefler ve idari personel ‘kadro dışı’ bırakılarak lojmanları boşaltmaya zorlanıyor. Kurumun yönergesiyle çok sayıda asil personelin görev tahsisli konut hakkı elinden alınmaya çalışılırken, bu boşaltılan lojmanların kimlere verileceği tartışmalara neden oldu. Kurum çalışanları, lojmanlardan çıkarılan asil personelin yerine, belirli görevleri ‘vekaleten’ yürüten ve yönetime yakın olduğu iddia edilen kişilerin yerleştirileceğini ileri sürdü. 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ve ilgili Yönetmeliğin 8. Maddesine göre konutlar ancak ‘kadro ve görev unvanlarına’ tahsis edilebiliyor. TÜRASAŞ yönetimi ise yayınladığı yönerge ile ‘birim bazlı’ yeni listeler oluşturarak, vekaleten yöneticilik görevi yapan isimlere lojman tahsisi yapmayı planlıyor. Lojmanların bu yönerge ile ‘vekil’ isimlerle doldurulmasının, üst hukuk normu olan Kamu Konutları Yönetmeliği ve Kamu Konutları Kanun’una aykırılık teşkil ettiği, Sayıştay ve Danıştay kararlarıyla çeliştiği belirtiliyor. “YA ŞİMDİ ÇIK YA DA İKİ AY SONRA ÇIKARACAĞIZ” TÜRASAŞ yönetimi Eskişehir’deki 146 lojmanda kalan personele 30 Nisan 2026 tarihine kadar lojmanlarını boşaltma ya da yeniden başvuru yaparak yeni yönergeye göre sıraya girme şartı getirdi. Lojmanda kalan ve yeniden sıraya girmeye zorlanan personel, konut tahsisi yapılmazsa 2 ay içinde lojmanını boşaltmak zorunda kalacak. ANKARA’DAKİ GENEL MÜDÜRE ESKİŞEHİR’DE 2 LOJMAN Yayınlanan Yönergenin ek cetvelinde TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü yerleşkesinde 146 adet lojman bulunduğu; bu lojmanların 126 adeti görev tahsisli, 10 adeti ise sıra tahsisli olacak şekilde dağıtımı yapılması dikkat çekti. Ankara’daki TÜRASAŞ Genel Müdürlüğü için Eskişehir’de 2 lojman tahsis edilmesi de soru işaretlerine neden oldu. Yine yönergede, ihtiyaç halinde ilgili makamlarından izin alınarak lojman kiralanması için de düzenleme yapılması dikkat çekti. “MECLİS’TE SORU ÖNERGESİ VERDİ” CHP Milletvekili Utku Çakırözer, TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü’ndeki lojman krizine ilişkin TBMM’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi. Çakırözer, “Eskişehir bu ülkenin demiryolu hafızasıdır. Bu şehir sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda yılların birikimini taşıyan emekçilerin evidir. Önce Türkiye’nin en köklü sanayi kuruluşlarından TÜLOMSAŞ’ımızı yok ettiler, bölgesel bir fabrika konumuna indirgediler. Şimdi de hukuka aykırı bir yönergeyle o kuruma emeğini vermiş personeli lojmanından çıkarıyorlar. Üstelik bunu yaparken açık mevzuat hükümlerini yok sayıyor. Kamu konutları açıkça ‘unvana göre tahsis edilir’ derken, o kurumun yükünü çeken insanların yerlerine hangi kriterlere göre kimlerin yerleştirileceği belirsizdir. Bu hukuksuz düzenleme derhal geri çekilmelidir. Mevzuata aykırı yapılması planlanan tüm lojman tahsisleri derhal iptal edilmelidir. Ve mağdur edilen personelin hakları iade edilmelidir” çağrısı yaptı. “ÇIKARDIKLARINIZIN KAÇINA YENİDEN LOJMAN VERDİNİZ” Çakırözer, önergesinde şu sorulara yanıt istedi: “TÜRASAŞ’ın iller itibariyle kaç lojmanı vardır? Yeni yönerge sonrası kaç çalışan lojmanından çıkarıldı? Görev tahsisli konut hakkını kaybederek sıra tahsisli sisteme yönlendirilen personel sayısı kaçtır? Bu personelden kaçına konutlarını boşaltmaları yönünde tebligat yapıldı? Kaçı lojmanını boşaltmak zorunda kaldı? Kaçına yeniden lojman tahsisi yapıldı? Yeni yönerge sonrasında vekaleten görev yapan kaç personele lojman tahsis yapıldı? TÜRASAŞ tarafından yayımlanan Kamu Konutları Yönergesi hazırlanırken Kamu Konutları Kanunu ve Yönetmeliği hükümleri hangi ölçüde dikkate alınmıştır? TÜRASAŞ’ta vekaleten yöneticilik yapan kaç çalışan vardır? Bu kişilerin vekil statüleri kaç yıldır sürmekte ve daha ne kadar sürecekdir? Görev tahsisli konutların, mevzuatta öngörüldüğü üzere kadro ve unvan esasına göre değil de birim ve şeflik bazında belirlenmesinin hukuki dayanağı nedir? Bu uygulama Sayıştay ve Danıştay kararlarıyla çelişki yaratmıyor mu? Görev tahsisli konutların yeniden dağıtımında bu konutlar hangi unvan ve pozisyonlarda görev yapan personele tahsis edilecektir? Bu süreçte hak kayıpları yaşanmamasına ilişkin Bakanlığınızca hangi önlemler alınmaktadır? Mevzuata aykırı tahsislerin tespiti halinde bu işlemlerin iptal edilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde bir çalışma yapılacak mıdır?”

CHP’li Arslan: "Mesele Sadece Ceza Değil, Hukuk ve Güven Meselesidir" Haber

CHP’li Arslan: "Mesele Sadece Ceza Değil, Hukuk ve Güven Meselesidir"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, araçlara sonradan takılan multimedya sistemlerine ilişkin yaşanan tartışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Arslan, İçişleri, Sanayi ve Teknoloji ile Ticaret bakanlarına üç ayrı soru önergesi vererek düzenlemenin yarattığı hukuki ve ekonomik belirsizliğin açıklığa kavuşturulmasını istedi. 27 Şubat 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemenin ardından bazı illerde yapılan denetimler ve kesilen cezalar kamuoyunda büyük tepki yaratmıştı. İçişleri Bakanlığı ise yaptığı son açıklamada, düzenlemenin trafikte seyreden tüm araçlar bakımından “tutarlı, açık, hakkaniyetli ve yeknesak biçimde uygulanabilmesi” için yeni bir yönetmelik hazırlanacağını ve bu süreçte yaptırımların durdurulduğunu duyurdu. Arslan, bu durumun düzenlemenin uygulamasında ciddi bir sorun bulunduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti. “Yasa yürürlüğe giriyor, sonra uygulama durduruluyor” Arslan, henüz yürürlüğe girmesinin üzerinden çok kısa süre geçmiş bir düzenlemenin uygulanmasının durdurulmasının, yasama ve uygulama süreçlerindeki sorunları gözler önüne serdiğini söyledi. “Yasa yürürlüğe giriyor, denetimler yapılıyor, cezalar kesiliyor. Ardından Bakanlık yaptırımları durdurduğunu ve kesilen cezaların iptal edileceğini açıklıyor. Bu tablo, düzenlemenin uygulama esaslarının yeterince hazırlanmadan yürürlüğe konulduğunu açıkça göstermektedir.” “Mesele yalnızca kesilen cezalar değildir” Arslan, tartışmanın yalnızca kesilen idari para cezalarıyla sınırlı olmadığını vurguladı. “Cezadan kaçınmak için araçlarındaki multimedya sistemlerini söktüren, değiştiren ya da bu nedenle masraf yapmak zorunda kalan çok sayıda vatandaş var. İnsanlar neyin yasak, neyin serbest olduğunu bilmeden karar vermek zorunda bırakıldı. Bu durum yalnızca bir trafik uygulaması değil, aynı zamanda vatandaşın hukuk güvenliği meselesidir.” “Binlerce esnaf ve sektör de belirsizlik içinde” . Arslan, konunun otomotiv yan sanayisini ve oto aksesuar sektörünü de doğrudan etkilediğini belirterek şunları söyledi: “Türkiye genelinde araç içi multimedya sistemlerinin satışı, montajı ve servis hizmeti alanında faaliyet gösteren binlerce küçük işletme ve esnaf bulunmaktadır. Bu belirsizlik yalnızca araç sahiplerini değil, bu sektörde çalışan binlerce insanı da doğrudan etkilemektedir.” “Kurallar açık, eşit ve öngörülebilir olmalıdır” Arslan, verdiği soru önergeleriyle şu konuların açıklığa kavuşturulmasını istediğini belirtti: • Türkiye genelinde kaç araç hakkında ceza kesildiği • Kesilen cezaların iptal sürecinin nasıl yürütüleceği • Vatandaşların uğradığı maddi kayıpların nasıl değerlendirileceği • Hazırlanacak yeni yönetmeliğin hangi kriterlere dayanacağı • Otomotiv ve oto aksesuar sektörünün sürece nasıl dahil edileceği Arslan, yapılacak düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve uygulama birliği çerçevesinde açık ve öngörülebilir olması gerektiğini vurguladı. “Bu mesele milyonlarca araç sahibini ve binlerce esnafı ilgilendiriyor. Kurallar açık, net ve herkes için eşit olmalıdır. Keyfiliğe ve belirsizliğe yer olmamalıdır.”

APP Plaka Düzenlemesi Meclis Gündeminde Haber

APP Plaka Düzenlemesi Meclis Gündeminde

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, İçişleri Bakanlığı’nın APP olarak bilinen standart dışı plakaların 1 Nisan’a kadar değiştirilmesine yönelik uygulamasını TBMM gündemine taşıdı. Karasu, uygulamanın vatandaşlara yeni bir bürokrasi ve maliyet yükü getirdiğini belirterek İçişleri Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, APP olarak bilinen standart dışı plakaların 1 Nisan’a kadar değiştirilmesine yönelik uygulamanın vatandaşlara yeni bürokrasi ve maliyet yükü getirdiğini belirterek konuyu soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Karasu, APP olarak bilinen standart dışı plakaların birçok sürücünün araçlarını satın alırken ya da araç muayenesinden geçirirken bu plakalarla ilgili herhangi bir uyarı almadığını hatırlattı. “Yıllardır kullanılan plakalar, bir anda sorunlu ilan ediliyor ve çözüm için bütün yük vatandaşın sırtına bırakılıyor. Bu yaklaşım kabul edilemez” diyen Karasu, bu sürecin hem zaman kaybına hem de farklı aşamalarda yapılan ödemeler nedeniyle vatandaş için ek maliyetlere yol açtığını vurguladı. “Vatandaş zaten yüksek akaryakıt fiyatları, vergiler ve araç giderleri altında zaten eziliyor. Şimdi bir de plaka değişimi bahanesiyle vatandaşın kapısına yeni bir masraf çıkarılıyor” diyen bu plakaların değiştirilmesi için notere ve Şoförler Odası’na ödemeler yapılması gerektiğine dikkat çekti. Devletin görevinin vatandaşı köşeye sıkıştırmak değil; adaleti sağlamak ve mağduriyetleri gidermek olduğunu vurgulayan Karasu, Meclis’te İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde İçişleri Bakanlığı’na özetle şu soruları yöneltti: APP plakaların yasaklanmasına gerekçe olarak gösterilen teknik ve güvenlik nedenleri nelerdir? Bu plakaların tespitine yönelik, bugüne kadar hangi çalışmalar yapılmıştır? Sonuçları nelerdir? Yıllardır trafikte kullanılan ve birçok araç sahibinin farkında olmadan kullandığı bu plakaların değiştirilmesi için neden kısa bir süre tanınmıştır? Sürenin uzatılması veya kademeli bir geçiş planı yapılması değerlendirilmiş midir? APP plaka kullanan araç sahiplerinin büyük bir bölümünün bu plakaları araç satın alırken hazır şekilde aldığı ya da geçmişte farklı plaka basım uygulamaları nedeniyle edindiği yönündeki şikayetler doğru mudur? Bu durumda vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına Bakanlığınız tarafından herhangi bir düzenleme yapılacak mıdır? Türkiye’de plaka basımında geçmiş yıllarda standart bir uygulama bulunmaması veya farklı plaka basım yöntemlerinin kullanılması bu sorunun ortaya çıkmasına neden olmuş mudur? Olmuş ise bu sorunu yaşayan vatandaşlarımızın mağduriyeti nasıl giderilecektir? Yetkili kuruluşlar dışında basılan plakaların yıllarca trafikte kullanılabilmiş olması konusunda denetim eksikliği bulunduğu iddiaları doğru mudur? Bu konuda Bakanlığınızın herhangi bir incelemesi veya tespiti var mıdır? Plakalarını değiştirmek zorunda kalacak vatandaşların ödeyeceği “Noter plaka basım talep belgesi” vb. plaka basım ücretleri için herhangi bir üst sınır veya standart ücret belirlenmiş midir? Her ilde farklı ücretin talep edildiğine yönelik şikayetler Karasu, sorunun çözümü için sürecin sadeleştirilmesi gerektiğini belirterek, “Eğer bir düzenleme yapılacaksa bunun bedelini vatandaş ödememelidir. Plaka değişimi gerekiyorsa, işlemler tek noktadan ve vatandaşın cebine yük getirmeden yapılmalıdır” dedi. VATANDAŞIN YÜKÜ Mevcut uygulamaya göre APP plaka kullanan sürücüler önce polis ya da jandarma karakoluna giderek plaka için “kayıp başvurusu” yapmak ve tutanak tutturmak zorunda kalıyor. Ardından notere gidilerek “plaka basım talep belgesi” alınıyor. Daha sonra Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’na başvuru yapılıyor ve federasyon sürücüleri plaka basımı yapan işyerlerinin bağlı olduğu odalara yönlendiriyor. Son aşamada ise sürücüler plaka basım yapan işyerlerine giderek yeni plakalarını bastırıyor.

Risk Varsa, Neden Bugüne Kadar Hizmet Verildi? Haber

Risk Varsa, Neden Bugüne Kadar Hizmet Verildi?

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’deki okul, pansiyon ve öğretmenevi binalarının deprem güvenliğiyle ilgili kamuoyuna yansıyan iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Arslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle iki ayrı yazılı soru önergesi verdi. “Bu risk ne zamandır biliniyor?” Arslan, verdiği önergelerde şu soruların açık ve net biçimde yanıtlanmasını istedi: Eskişehir’de hangi okul ve kurum binaları için deprem performans analizi yapıldı? Bu analizler hangi tarihlerde hazırlandı? Riskli olduğu değerlendirilen binalar hangileri? Riskli olduğu iddia edilen yapılarda hizmet neden sürdürüldü? “Eğer risk tespiti yapılmışsa, bu durum ne zamandır biliniyordu?” diye soran Arslan, sürecin zaman çizelgesinin açıklanmasını istedi. “Neden eğitim-öğretim başlamadan önlem alınmadı?” Arslan, güçlendirme, tahliye ve yıkım süreçlerinin neden eğitim-öğretim dönemleri başlamadan tamamlanmadığını da sorguladı. “Planlama neden zamanında yapılmadı? Neden son dakika kararlarıyla öğrenciler ve veliler belirsizlik içinde bırakıldı?” “Can güvenliği konusunda ihmale izin verilemez” Arslan açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Çocuklarımızın, öğretmenlerimizin ve kamu çalışanlarımızın can güvenliği konusunda en küçük bir ihmal dahi kabul edilemez. Risk varsa gereği derhal yapılmalıydı. Gecikmenin sorumluluğu açıklığa kavuşturulmalıdır.” “İki Bakanlık da açıklama yapmak zorundadır” Konunun hem Milli Eğitim Bakanlığı’nı hem de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı doğrudan ilgilendirdiğini belirten Arslan, şu çağrıyı yaptı: “Bu süreç tüm yönleriyle ortaya konulmalıdır. Risk tespit tarihi ile alınan kararlar arasındaki süre kamuoyuna açıklanmalıdır.” Arslan, Eskişehir’deki tüm eğitim yapılarının güvenliği sağlanana kadar süreci Meclis zemininde takip edeceklerini ifade etti.

CHP’li İbrahim Arslan’dan Özel Eğitim Uyarısı Haber

CHP’li İbrahim Arslan’dan Özel Eğitim Uyarısı

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaşadığı yapısal krizi Meclis gündemine taşıdı. Arslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye iki ayrı yazılı soru önergesi verdi. CHP’li Arslan, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaklaşık 600 bin özel gereksinimli bireyin eğitime erişimini sağladığını ve bu hizmetin büyük ölçüde kamunun yerine getirilmesi gereken bir sorumluluğu fiilen üstlendiğini hatırlattı. Buna rağmen 2026 yılına girilmiş olmasına karşın, bu merkezlere ödenen destek tutarlarına ilişkin Resmî Gazete’de yayımlanmış herhangi bir yeni düzenleme bulunmadığına dikkat çekti. Arslan, asgari ücret, kira, enerji, ulaşım ve personel maliyetlerinde yaşanan yüksek artışlara karşın desteklerin güncellenmemesinin, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerini kapanma noktasına sürüklediğini vurguladı. Eskişehir özelinde yapılan güncel mali analizlerin, orta ölçekli bir merkezin aylık 100 bin TL’nin üzerinde zarar ettiğini ortaya koyduğunu belirten Arslan, bu tablonun ülke genelinde de benzer şekilde yaşandığını ifade etti. “Bu mesele işletmelerin değil, çocukların meselesidir” Milli Eğitim Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Arslan, Bakanlığın güncel maliyet artışlarını dikkate alan bir etki analizi yapıp yapmadığını, kapanma riski altındaki merkez sayısını, ÇÖZGER raporlarında yaşanan gecikmeler nedeniyle destek eğitiminden yararlanamayan çocuk sayısını ve yüz tanıma sistemi uygulamasının ertelenme gerekçelerini sordu. Arslan, özel eğitim hizmetlerinin piyasa koşullarına bırakılabilecek bir alan olmadığını vurgulayarak, “Bu mesele kurumların ayakta kalması değil, engelli çocukların eğitim hakkının korunmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Maliye’ye: Tasarruf mu, daha pahalı bir kamu yükü mü? Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yönelttiği soru önergesinde ise Arslan, desteklerin güncellenmemesi hâlinde ortaya çıkacak kamu maliyetine dikkat çekti. CHP’li Arslan, özel eğitim merkezlerinin kapanması durumunda aynı hizmetin kamu eliyle verilmesinin devlete ne kadara mal olacağının hesaplanıp hesaplanmadığını sordu. Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin bir “tasarruf kalemi” olarak görülmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını ifade eden Arslan, bu yaklaşımın kısa vadede bütçede küçük bir rahatlama yaratsa bile orta ve uzun vadede kamuya çok daha ağır bir yük getireceğini söyledi. CHP’nin yaklaşımı: Hak temelli ve kamusal sorumluluk CHP’li Arslan, partisinin bu konudaki yaklaşımının net olduğunu belirterek, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin hak temelli, planlı ve kamusal sorumluluk anlayışıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Arslan, engelli bireylerin eğitime erişiminin hiçbir koşulda kesintiye uğratılamayacağını ifade ederek, konunun Meclis’te ve kamuoyu önünde takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.

Azami Özen Değil, Azami Sessizlik! Haber

Azami Özen Değil, Azami Sessizlik!

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 8 Eylül 2025 tarihinde İstanbul İl Başkanlığı önünde yaşanan olaylara ilişkin verdiği soru önergelerine TBMM Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın verdiği (ya da vermediği) yanıtları sert sözlerle eleştirdi. Arslan, milletvekillerine yönelik yoğun gaz ve fiziki müdahale uygulanmasına rağmen iki kurumun da sessiz kaldığını belirterek, “Azami özen değil, azami sessizlik gösteriliyor” dedi. “Ben de o gün yoğun gaz ve fiziki müdahaleye maruz kaldım” CHP’li Arslan, olay günü yaşanan polis müdahalesinde kendisinin de doğrudan hedef olduğunu hatırlatarak, “O gün ben de dahil çok sayıda milletvekili yoğun gaz ve fiziki müdahaleye maruz kaldık. Milletin vekillerine yapılan bu saldırı, doğrudan Meclis’in onuruna yönelmiştir” ifadelerini kullandı. Arslan, olay sonrası hem TBMM Başkanlığı’na hem de İçişleri Bakanlığı’na iki ayrı soru önergesi verdiğini belirterek, süreci şöyle anlattı: “TBMM Başkanlığı, önergeme ‘İçtüzük kapsamına girmediği’ gerekçesiyle cevap vermemeyi tercih etti. İçişleri Bakanlığı ise süresi içinde yanıt göndermedi. Yani biri susarak, diğeri kaçarak sorumluluktan kaçtı.” “Bozdağ’ın ‘azami hassasiyet’ ifadesi, gerçeği örtbas etme çabasıdır” TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın, önergeye gönderdiği yanıtta yer alan “TBMM ve milletvekillerinin saygınlığının korunmasında azami özen ve hassasiyet gösterilmektedir” cümlesine de sert tepki gösteren Arslan, şunları söyledi: “Eğer gerçekten azami özen gösteriliyorsa, milletvekillerine gaz sıkılırken, fiziki müdahalede bulunulurken Meclis neredeydi? Nasıl bir hassasiyet ki Meclis Başkanlığı tek bir açıklama bile yapmadı, tek bir girişimde bile bulunmadı? Bu süslü ifadeler, gerçeği örtbas etmenin ve sorumluluktan kaçmanın kılıfıdır.” Arslan, Meclis Başkanlığı’nın asli görevinin milletvekillerinin onurunu ve kurumun itibarını korumak olduğunu vurgulayarak, “TBMM, milletin iradesini temsil eden kurumdur; sessiz kalamaz, kalmamalıdır” dedi. “Bu işin peşini bırakmayacağız” CHP’li Arslan, açıklamasının sonunda Meclis Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın tavrına karşı siyasi ve hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Biz susmayacağız, geri adım atmayacağız. Milletvekillerine yönelik bu antidemokratik saldırının hesabını sormaya, Meclis’in itibarını ve halkın iradesini korumaya kararlılıkla ne devam edeceğiz. Bu işin peşini bırakmayacağız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.