SON DAKİKA
Hava Durumu

#Soru Önergesi

Porsuk Haber Ajansı - Soru Önergesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soru Önergesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Süllü: "Su Temin Ederken Toprağı, Ormanı ve Yaşamı Gözden Çıkaramayız" Haber

CHP'li Süllü: "Su Temin Ederken Toprağı, Ormanı ve Yaşamı Gözden Çıkaramayız"

CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla 2020 yılında duyurulan ve 2024 yılı sonunda tamamlanacağı sözü verilen Kaynarca Barajı projesindeki eksiklikleri ve yanlışlıkları TBMM gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanlığı'na soru önergesi veren Süllü, projenin önemine dikkat çekerken çevresel ve sosyal etki analizlerindeki risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. ​"Aradan Altı Yıl Geçti, Yatırım Programında Yok" ​Sakarbaşı Kaynakları’ndan Eskişehir’e içme suyu temini amacıyla planlanan Kaynarca Barajı ve malzeme ocakları projesinin ÇED Başvuru Dosyası'ndaki detaylara değinen Süllü, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Aradan altı yıl geçmesine karşın yatırım programında yer almayan projenin bir an önce gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak, projede ormanlarımızı, tarım arazilerimizi, su kaynaklarımızı ve yurttaşlarımızın yaşam alanlarını gözden çıkaran anlayış da kabul edilemez." ​Baraj Projesi Kapsamındaki Dev Tesisler ve Riskler ​Devlet Su İşleri (DSİ) 3. Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanan projenin sadece bir baraj yatırımından ibaret olmadığını belirten Süllü; projede bir kaya ocağı, üç kil ocağı, kırma-eleme-yıkama tesisi ve hazır beton santralinin de bulunduğunu ifade etti. Malzeme ocaklarının toplam alanının 129,05 hektar olduğunu, rezervuar alanında ise 653 dekar orman ile 84 dekar özel mülkiyete ait tarım arazisi yer aldığını belirtti. ​Projenin gelecekteki kuraklık senaryolarına karşı nasıl bir performans göstereceğinin netleştirilmesi gerektiğini söyleyen Süllü, "Projenin ekonomik ömrü 50 yıl olarak öngörülüyor. O halde bugün ihtiyacımızı ancak karşılayan Sakarbaşı’nın 2050’de, 2070’te, 2100’de nasıl yeterli olacağı ortaya konulmalıdır" diyerek ekolojik akışın korunmasının elzem olduğunu vurguladı. ​Yahnikapan Mahallesi'ne 360 Metre Mesafede Kil Ocağı ​Proje sahasındaki çevre ve yaşam kalitesi tehditlerine de dikkat çeken Dr. Jale Nur Süllü, Yahnikapan Mahallesi'ne 372 metre mesafede planlanan kil ocaklarına işaret etti. Açık ocak faaliyetlerinin yaratacağı toz, gürültü, yoğun kamyon trafiği ve kaya ocağında yapılacak patlatmaların su kaynakları ile çevre üzerindeki olası etkilerinin somut verilerle hesaplanması gerektiğini belirtti. ​Ayrıca ÇED dosyasındaki üretim rakamlarında çelişkiler bulunduğunu kaydeden Süllü, dosyanın farklı yerlerinde geçen farklı metreküp verilerinin kamyon trafiğinden patlatma sayısına kadar tüm çevresel etki hesaplarını değiştirdiğini belirterek DSİ'den net ve tek bir veri seti talep etti. ​"Eksiklikler Giderilerek Proje Hayata Geçirilmeli" ​Rezervuar alanındaki 653 dekar ormanın yalnızca bir alan büyüklüğü olarak görülemeyeceğini belirten Süllü, ormanların su rejimine ve biyolojik çeşitliliğe olan katkısının bilimsel olarak ortaya konulması gerektiğini ifade etti. ​Süllü açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: ​"Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının güvence altına alınmasını önemsiyoruz; itirazımız, Eskişehir’in suyunun güvence altına alınmasına değil, su güvenliği ile çevre güvenliğini karşı karşıya getiren planlama anlayışınadır. Sakarbaşı’nın su rejimi, ekolojik sistem, tarım arazileri, orman alanları ve yurttaşlarımızın yaşam koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Proje eksiklik ve yanlışlıkları giderilerek bir an önce hayata geçirilmelidir."

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?" Haber

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?"

YENİ Parti PM Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’deki dört sağlık taşınmazının özelleştirme sürecini iki yeni yazılı soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sürecin nasıl yürütüldüğünü, “bürokrat hatası” açıklamasını, 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararını ve dört taşınmazın mevcut hukuki statüsünü soran Arslan, “Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir” dedi. Arslan; eski Devlet Hastanesi alanı, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası, Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi ve Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi hakkında iki ayrı yeni yazılı soru önergesi verdi. Sürecin 17 Mart’ta eski Devlet Hastanesi alanının, 24 Nisan’da ise diğer üç sağlık taşınmazının Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alınmasıyla başladığını hatırlatan Arslan, mart ayından bu yana konuyu TBMM gündeminde tuttuklarını belirtti. Hazine ve Maliye Bakanlığının daha önceki soru önergelerine verdiği yanıtlarda taşınmazların Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığını ve işlemlerin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüldüğünü bildirdiğini belirten Arslan, Sağlık Bakanlığının ise aynı sağlık alanlarına ilişkin daha önce verilen yazılı soru önergelerini yanıtlamadığına dikkat çekti. “AKTİF SAĞLIK TESİSLERİ LİSTEYE NASIL GİRDİ?” Sağlık Bakanlığının özelleştirme işlemlerinin fiilen kullanılmayan veya işlevini yitirmiş taşınmazlara yönelik olduğunu ve aktif sağlık tesislerinin elden çıkarılmasının söz konusu olmadığını açıkladığını hatırlatan Arslan, buna rağmen 24 Nisan tarihli kararla Eskişehir’de sağlık hizmeti sunulan üç taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığını belirtti. AK Parti Eskişehir Milletvekili ve MKYK Üyesi Nebi Hatipoğlu’nun eski Hava Hastanesinin özelleştirme kapsamına alınmasını “teknik bir hata” ve “bir bürokratın hatası” olarak açıklamasına da dikkat çeken Arslan şöyle konuştu: Sağlık hizmeti verilen bu tesisler hangi bilgiyle özelleştirme listesine girdi? Listeyi kim hazırladı, kim kontrol etti ve Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaştı? Eğer böylesine önemli bir işlem gerçekten ‘bir bürokratın hatası’ ise, bunu söyleyip geçmek mümkün değildir. Kim bu bürokrat? Hata tam olarak nedir, hangi kurumda ve hangi aşamada yapılmıştır? İdari kontrollerden geçerek Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaşmıştır? İddia doğruysa sorumlu veya sorumlular hakkında inceleme ya da soruşturma başlatılmış mıdır, herhangi bir idari işlem yapılmış mıdır? İki yeni soru önergemizle bu soruların cevabını Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten istiyoruz.” Arslan, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binasının bugün de sağlık hizmetlerinin sürdüğü, Havacılık Tıp Merkezinin faaliyet gösterdiği ve Koruma Kurulu kayıtlarında tescilli yapıların bulunduğu özel nitelikte bir yerleşke olduğuna da dikkat çekti. “11722 SAYILI KARARIN BELGESİ KAMUOYUYLA PAYLAŞILSIN” Arslan, dört sağlık alanının özelleştirme kapsamından çıkarılacağı yönündeki açıklamaların ardından yaklaşık dört ay geçtiğini, 1 Eylül’de ise bu alanların 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığının kamuoyuna duyurulduğunu hatırlattı. Aradan geçen süreye rağmen söz konusu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmadığını belirten Arslan, son olarak kararın Resmî Gazete’de yayımlanmayacağının ve Cumhurbaşkanı imzalı bir yazının valiliklere gönderildiğinin açıklandığını ifade etti. Arslan şöyle devam etti: “11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının varlığı ve dört sağlık alanının bu kararla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığı kamuoyuna açıklandı. O halde 11722 sayılı kararın ya da kapsamdan çıkarma işlemini tesis eden resmî belgenin kendisi kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Dört taşınmazı özelleştirme kapsam ve programına alan Cumhurbaşkanı kararları Resmî Gazete’de yayımlandı. Kapsamdan çıkarma kararının Resmî Gazete’de yayımlanmayacağı belirtiliyorsa, bunun hukuki ve mevzuata dayalı gerekçesi açıklanmalıdır. Soru önergelerimizde bunun da cevabını istiyoruz: 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının tarihi nedir? İlgili bakanlıklara ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ne zaman ulaşmıştır? Resmî Gazete’de neden yayımlanmamıştır ve yayımlanmamasının hukuki dayanağı nedir? Hepsinden önemlisi; bu dört taşınmaz bugün itibarıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kayıtlarında hangi hukuki statüdedir? Özelleştirme kapsam ve programından çıkarılmış mıdır? Bunun cevabı siyasi açıklamalarla değil, devletin resmî kayıt ve belgeleriyle verilmelidir.” “TÜRKİYE’NİN NASIL YÖNETİLEMEDİĞİNİN FOTOĞRAFIDIR” Arslan, yaşanan sürecin yalnızca dört taşınmaz üzerinden yürütülen bir özelleştirme tartışması olarak görülemeyeceğini belirterek açıklamasını şöyle tamamladı: “Sağlık hizmeti verilen tesislerin özelleştirme listesine nasıl girdiği açıklanamıyor. ‘Bürokrat hatası’ deniliyor, hatanın kimden ve nasıl kaynaklandığı açıklanmıyor. Kapsamdan çıkarıldığı söyleniyor, dayanak gösterilen belge kamuoyuyla paylaşılmıyor. Dört taşınmazın bugünkü hukuki statüsüne ilişkin açık ve belgeli bir bilgi ortaya konulmuyor. Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir. Mesele polemik değil; devlet yönetiminde sorumluluk, şeffaflık ve hukuki güvenlik meselesidir. Verdiğimiz iki yeni soru önergesiyle yaşanan bu sürecin bütün yönleriyle açıklanmasını, sorumlulukların ortaya konulmasını ve dört sağlık alanının mevcut hukuki statüsünün hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde kamuoyuna açıklanmasını istiyoruz. Söz değil belge; belirsizlik değil hukuki güvence. “Eskişehir’in sağlık alanlarının kamu yararı doğrultusunda korunması için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

Arslan: “Güçlendirmeden Resmen Vaz Mı Geçildi; Peki Şimdi Ne Olacak?” Haber

Arslan: “Güçlendirmeden Resmen Vaz Mı Geçildi; Peki Şimdi Ne Olacak?”

YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, ESOGÜ Hastanesi’nde güçlendirme ve yeni hastane tartışmalarında ortaya çıkan son gelişmeler üzerine Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle iki yeni soru önergesi verdi. Arslan; güçlendirme projesinin akıbetini, mevcut hastanenin deprem güvenliğinin nasıl sağlanacağını ve yeni hastanenin yatırım kararı, kaynağı ve takvimini TBMM gündemine taşıdı. ESOGÜ Hastanesi’nin deprem güvenliği ve yeni hastane ihtiyacını uzun süredir takip eden Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, geçtiğimiz hafta yaptığı kapsamlı açıklamanın ardından Rektör Prof. Dr. Emine Gümüşsoy’un “güçlendirme rafa kalktı, yeni bina yapılması için çalışıyoruz” sözleri üzerine iki yeni soru önergesi verdi. Daha önce aynı konuda verdiği çok sayıda soru önergesinin yanıtsız kaldığını hatırlatan Arslan, son açıklamayla yeni bir durum ortaya çıktığını belirterek, “Artık açıklığa kavuşturulması gereken temel soru şudur: Güçlendirmeden resmen vaz mı geçildi? Geçildiyse hangi teknik raporla, hangi kararla ve hangi gerekçeyle?” dedi. 2025’TE 40 MİLYON, 2026’DA 60 MİLYON TL Güçlendirme projesinin yalnızca tartışılmış bir seçenek olmadığını, iki yıl üst üste kamu yatırım programlarında yer aldığını vurgulayan Arslan şöyle konuştu: “2023 yılında yapılan çalışmalarla güçlendirme ihtiyacı ortaya konuldu. Klinikler Binası Güçlendirmesi 2025 Yatırım Programında 2024–2027 dönemini kapsayacak şekilde yer aldı; toplam proje tutarı 400 milyon 517 bin 572 TL olarak belirlendi ve 2025 yılı için 40 milyon TL ödenek ayrıldı. 2026 Yatırım Programında ise proje süresi 2028’e uzatıldı ve 2026 yılı için 60 milyon TL yatırım öngörüldü. Buna rağmen fiilî güçlendirme uygulamasına geçilemeden bugün ‘güçlendirme rafa kalktı’ deniliyor. Peki 2023’ten bugüne teknik olarak ne değişti? Hangi çalışmalar yapıldı, ne kadar kaynak kullanıldı, güçlendirme yapım ihalesine çıkıldı mı? Çıkılmadıysa neden? Şimdi bu projeden vazgeçiliyorsa iki yıllık yatırım planlamasının ve yapılan çalışmaların akıbeti ne olacak?” “BU DOSYA YÖNETİMİN ÖNÜNE BUGÜN GELMEDİ” Arslan, konunun eski-yeni yönetim tartışmasına indirgenemeyeceğini, üniversite yönetiminde kurumsal devamlılık bulunduğunu da belirtti: “Bugünkü Rektör Sayın Emine Gümüşsoy önceki dönemde Rektör Yardımcısıydı. Bugünkü Rektör Yardımcısı Sayın Atilla Özcan Özdemir Tıp Fakültesi Dekanıydı. Başhekim Sayın Haluk Hüseyin Gürsoy da görevini sürdürüyor. Dolayısıyla bu dosya bugünkü yönetimin önüne ilk kez gelmiş değildir. Kişileri değil, kararların teknik ve kurumsal dayanağını sorguluyoruz. 2023’te güçlendirme ihtiyacının tespit edildiği süreçten bugün ‘güçlendirme rafa kalktı’ noktasına hangi yeni bilimsel ve teknik değerlendirmeyle gelindi? Kamuoyunun bunu bilmeye hakkı var.” “YENİ HASTANE HEDEFİ BUGÜNKÜ GÜVENLİK SORUNUNUN CEVABI OLAMAZ” Yeni hastane ihtiyacının ayrı, mevcut hastanenin bugünkü güvenliğinin ayrı bir sorumluluk olduğunu belirten Arslan, Rektörlüğün son açıklamalarında yeni hastane için henüz yer belirleme ve projelendirme ön hazırlıklarından söz edildiğine dikkat çekti. “Yeni hastane için bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş bir yatırım programı, yer, proje, finansman, ihale ve yapım takvimi bulunmuyor. Üstelik önümüzde ESOGÜ’nün kendi Diş Hastanesi örneği var. Diş Hastanesi ilk kez 2014 yılında kamu yatırım programına girdi; 2026 Yatırım Programında hâlâ devam eden proje olarak yer alıyor ve bu yıl tamamlanması öngörülüyor. Bir diş hastanesi yatırımının 2014’ten 2026’ya uzanan süreci ortadayken, çok daha büyük ve kapsamlı yeni bir üniversite hastanesinin yalnızca yapılacağının söylenmesi bugünkü güvenlik sorununa cevap olamaz. Yeni hastane için somut yatırım kararı, kaynak ve takvim ortaya konulmalıdır. Ancak bundan daha acil bir soru vardır: O süreç sonuçlanıncaya kadar mevcut hastanede bulunan binlerce insanın can güvenliği nasıl sağlanacaktır?” “SADECE KLİNİKLER BİNASI MI İNCELENDİ?” Arslan, Sağlık Bakanına verdiği önergesinde deprem incelemelerinin kapsamını da gündeme taşıdı. Klinikler Binası dışında poliklinikler, Onkoloji, Kalp-Damar Cerrahisi, acil servislerin bulunduğu yapılar, Temel Tıp Bilimleri ile eğitim ve idari binaların deprem performanslarının ayrı ayrı incelenip incelenmediğini soran Arslan; elektrik, su, medikal gaz, iklimlendirme, yangın ve diğer kritik hastane altyapısının güvenliğinin de açıklanmasını istedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a verdiği ikinci önergede ise güçlendirme projesinin yatırım programındaki akıbetini ve yeni hastane yatırımını gündeme getiren Arslan; yeni hastane için bugüne kadar Strateji ve Bütçe Başkanlığına yatırım teklifi, ihtiyaç programı, fizibilite veya proje dosyası sunulup sunulmadığını ve projenin 2027 Yılı Kamu Yatırım Programına alınmasına yönelik somut bir teklif bulunup bulunmadığını sordu. “ÜÇ YILDIR SORUYORUZ; ARTIK SOMUT CEVAP İSTİYORUZ” Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “2025 Yatırım Programı açıklandığında sorduk. Cevap alamadık. Gelişmeler yaşandı, yeniden sorduk. 2026 Yatırım Programı açıklandığında güncel verilerle tekrar sorduk. Geçtiğimiz hafta da kamuoyuna açıkça söyledik: Yaklaşık üç yıl geçti; fiilî güçlendirme yok, yeni hastane yatırımı yok. Şimdi Rektörlüğün son açıklamasıyla önümüzde yeni bir durum var. Bunun üzerine iki yeni soru önergemizi TBMM’ye sunduk. Güçlendirmeden resmen vaz mı geçildi? Geçildiyse hangi teknik gerekçeyle? İki yıldır yatırım programında bulunan projenin akıbeti ne oldu? Yeni hastanenin somut yatırım kararı, kaynağı ve takvimi nedir? Ve bütün bunlardan önce; mevcut hastanede bulunan binlerce insanın can güvenliği bugün hangi somut tedbirlerle sağlanıyor? Artık ‘görüştük, ilettik, çalışıyoruz’ demenin ötesinde; açık, somut ve belgeli cevaplar bekliyoruz.”

Yeni Partili Arslan:"Riskli Alan İlan Ettiniz, Neden Gereğini Yapmıyorsunuz!" Haber

Yeni Partili Arslan:"Riskli Alan İlan Ettiniz, Neden Gereğini Yapmıyorsunuz!"

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıldönümünün hemen ardından Yeni Parti Eskişehir Milletvekili ve PM Üyesi İbrahim Arslan, Eskişehir’de yıllardır sonuçlandırılmayan iki önemli kentsel dönüşüm dosyasını yeniden gündeme taşıdı. Gündoğdu Mahallesi’nin 2013’te, Küçük Sanayi Bölgesi’nin ise 2017’de “riskli alan” ilan edildiğini hatırlatan Arslan, aradan geçen 13 ve 9 yılı aşkın süreye rağmen dönüşümün tamamlanmamasına tepki gösterdi. Her iki konuyu 2023’ten bu yana soru önergeleriyle TBMM gündeminde tutan Arslan, son olarak Gündoğdu ve Küçük Sanayi’yi birbirinden ayırarak iki yeni yazılı soru önergesiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a sordu. Arslan, “17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. Ardından 6 Şubat’ta on binlerce canımızı yitirdiğimiz büyük bir yıkım daha yaşadık. Hâlâ ‘riskli alan’ ilan edilmiş yerlerde yıllardır gereğini yapmıyorsak, bu büyük acılardan hangi dersi çıkardığımızı sorgulamak zorundayız.” dedi. 13 YIL VE 9 YILI AŞKIN BEKLEYİŞ Gündoğdu Mahallesi’nde 774 binayı ve yaklaşık 4 bin 500 yurttaşı kapsayan 27 hektarlık alan, 26 Temmuz 2013’te yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile “riskli alan” ilan edildi. Gündoğdu, Emek, Yenidoğan ve Erenköy mahalleleri sınırlarındaki yaklaşık 66 hektarlık Küçük Sanayi Bölgesi de 11 Mart 2017’de Bakanlar Kurulu Kararı ile aynı statüye alındı. Arslan, konuyu ilk kez 19 Ekim 2023’te TBMM gündemine taşıdı. İlk önergesinin süresinde cevaplanmaması üzerine 2024’te sorularını yeniledi; sonuç alınamayınca 25 Aralık 2024’te bir kez daha Bakanlığa başvurdu. BAKANLIK: “RİSK BERTARAF EDİLMEDEN SÜREÇ SONLANDIRILAMAZ” Bakanlığın 29 Ocak ve 17 Nisan 2025 tarihlerinde verdiği cevaplarda mevzuat hükümleri anlatıldı ancak dönüşümün ne zaman başlayacağı ve tamamlanacağına ilişkin somut bir takvim ortaya konulmadı. Bakanlık buna karşılık, “alandaki risk durumu bertaraf edilmeden riskli alan sürecinin sonlandırılmasının mümkün olmadığını” bildirdi. Arslan, Bakanlığın bu cevabına dikkat çekerek: “Bakanlık riskin bertaraf edilmediğini söylüyor. Öyleyse Gündoğdu neden 13 yıldır, Küçük Sanayi neden 9 yılı aşkın süredir bekliyor? Risk devam ediyorsa yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini yıllardır belirsizlik içinde bırakmanın sorumluluğunu kim taşıyor?” diye sordu. ÖNCE “BAKANLIĞIN UHDESİNDE” DENİLDİ, ŞİMDİ BELEDİYE İŞARET EDİLİYOR Bakanlığın son cevabından yalnızca 11 gün sonra, 28 Nisan 2025’te AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Gündoğdu ve Küçük Sanayi için “Bakanlığın uhdesinde olan yerlerin çalışmasını yapıyoruz. Yakın zamanda orayla ilgili projeleri açıklayacağız” açıklamasını yaptı. Aradan yaklaşık 16 ay geçti. Son olarak 10 Ağustos 2026’da Küçük Sanayi esnafını ziyaret eden AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ise bu kez Odunpazarı Belediyesi’ni eleştirerek yerel yönetime “mazeret üretmeden hizmet üretme” çağrısında bulundu. Arslan, iktidar kanadından gelen açıklamalar arasındaki çelişkiye dikkat çekti: “Bir yıl önce iktidar milletvekili ‘Bakanlığın uhdesinde, projeleri yakında açıklayacağız’ diyor; bugün iktidarın il başkanı belediyeyi işaret ediyor. Sorumluluğu birbirine atmanın kimseye faydası yok. Eskişehir polemik değil, çözüm bekliyor. Proje nerede? Kaynak nerede? Uygulama nerede? Takvim nerede?” İKİ YENİ ÖNERGE: “ARTIK SOMUT TAKVİMİ AÇIKLAYIN” Aradan geçen yıllara, Bakanlığın cevaplarına ve yapılan açıklamalara rağmen sonuç alınamaması üzerine Arslan, Gündoğdu ve Küçük Sanayi için iki ayrı yeni soru önergesi verdi. Bakan Kurum’a; bugüne kadar hangi somut çalışmaların yapıldığı, dönüşüm için ne kadar kaynak ayrıldığı, TOKİ veya ilgili idarelere yetki devri yapılıp yapılmadığı, risk analizlerinin güncellenip güncellenmediği ve yurttaşların can ve mal güvenliği için hangi tedbirlerin alındığı soruldu. Arslan, Bakanlıktan her iki bölge için de uygulama, finansman ve tamamlanma takvimini açıklamasını istedi. Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “17 Ağustos’u anmak yetmez; gereğini yapmak zorundayız. Depremden ders çıkarmak, tespit edilen riskleri yıllarca bekletmemektir. Gündoğdu 13 yıldır, Küçük Sanayi 9 yılı aşkın süredir bekliyor. Artık yeni söz değil; proje, kaynak ve takvim istiyoruz. İnsan hayatı siyasi polemiklerle, vaatlerle ve bürokratik gerekçelerle ertelenemez. Bakanlık sorumluluğunu yerine getirmeli, yıllardır bekleyen dönüşüm artık başlamalıdır. Bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız.”

Yeni Parti'li Arslan: "Sakaryabaşı’nın Suyu Eskişehir’e Ne Zaman Gelecek?" Haber

Yeni Parti'li Arslan: "Sakaryabaşı’nın Suyu Eskişehir’e Ne Zaman Gelecek?"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın 31 Temmuz’da Eskişehir’e gerçekleştireceği ziyaret öncesinde, Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, kentin gelecekteki içme suyu güvenliği açısından yaşamsal öneme sahip Sakaryabaşı kaynaklarından Eskişehir’e içme suyu temini projesini yeniden TBMM gündemine taşıdı. Bakan Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına yeni bir soru önergesi sunan Arslan, 2020 yılında başlayan sürecin üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen projenin halen fiili yatırıma dönüşmediğine dikkat çekerek, Bakanlığın bugüne kadar TBMM’ye verdiği resmi cevaplarda açıklanan ancak gerçekleşmeyen takvimleri de tek tek hatırlattı. 2024 DENİLDİ, 2025’E ÖTELENDİ, ARDINDAN OCAK 2026 Arslan’ın 9 Mayıs 2024 tarihinde verdiği ilk soru önergesine Bakanlık tarafından verilen cevapta; DSİ ile ESKİ arasındaki protokolün 29 Kasım 2021’de onaylandığı, planlama raporunun 2024 yılı sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiği ve ardından proje yapım ihalesine çıkılmasının planlandığı bildirilmişti. Bakanlık aynı cevapta yatırım maliyetini 2024 yılı fiyatlarıyla yaklaşık 14 milyar TL olarak açıklamıştı. Ancak bu takvim gerçekleşmedi. Arslan’ın konuyu yeniden TBMM gündemine taşıması üzerine verilen sonraki Bakanlık cevabında, Nihai Planlama Raporu için bu kez 2025 yılı sonu hedef gösterilirken, proje yapım işinin 2026 yılında ihale edilmesinin planlandığı belirtildi. Daha sonraki resmi cevapta ise Kaynarca Depolaması temel sondaj çalışmalarının tamamlandığı, Mühendislik Jeolojisi Planlama Raporu’nun onay aşamasında olduğu belirtilerek Nihai Planlama Raporu’nun onay tarihi bu kez Ocak 2026 olarak açıklandı. Böylece Bakanlığın TBMM’ye verdiği resmi cevaplarda Sakaryabaşı projesine ilişkin hedefler 2024 sonundan 2025 sonuna, ardından Ocak 2026’ya kadar ötelendi. İKTİDAR “SORUNSUZ İLERLİYOR” DEDİ, YATIRIM PROGRAMDA YOK Arslan, süreç boyunca iktidar temsilcilerinin Eskişehir kamuoyuna projenin ilerlediği, çalışmaların sürdüğü ve sürecin sorunsuz devam ettiği yönünde açıklamalar yaptığını hatırlatarak, gelinen noktaya dikkat çekti. Sakaryabaşı kaynaklarından Eskişehir’e içme suyu teminine ilişkin yatırımın 2026 Yılı Yatırım Programı’nda da yer almadığını belirten Arslan, Bakanlığın kendi resmi cevapları ile kamuoyuna yapılan açıklamalar arasındaki tabloya açıklık getirilmesini istedi. “ESKİŞEHİR YENİ BİR VAAT DEĞİL, SOMUT TAKVİM BEKLİYOR” Bakan Yumaklı’nın Eskişehir ziyareti öncesinde çağrıda bulunan Arslan şunları söyledi: “2020 yılında başlayan sürecin üzerinden yaklaşık altı yıl geçti. Bakanlık 2024 sonu dedi, gerçekleşmedi; 2025 sonu dedi, gerçekleşmedi; ardından Ocak 2026 hedefini açıkladı. İktidar temsilcileri ise Eskişehir kamuoyuna sürecin sorunsuz ilerlediğini söyledi. Bugün ise bu yatırım 2026 Yılı Yatırım Programı’nda dahi yok. Eskişehir’in içme suyu güvenliği ertelenemez. Artık yeni bir hedef, yeni bir vaat değil; somut bir takvim ve somut adım bekliyoruz. Sayın Bakan Eskişehir’e gelmişken hemşehrilerimize açıkça yanıt versin: Sakaryabaşı’nın suyu Eskişehir’e ne zaman gelecek?” ARSLAN BAKAN YUMAKLI’YA 8 SORU YÖNELTTİ Arslan, TBMM Başkanlığına sunduğu yeni soru önergesinde Bakan Yumaklı’ya; Nihai Planlama Raporu’nun tamamlanıp tamamlanmadığını, 2026 yılında yapılacağı açıklanan proje ihalesinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini ve 2024 yılında yaklaşık 14 milyar TL olarak açıklanan yatırım maliyetinin bugün hangi seviyeye ulaştığını sordu. Arslan ayrıca, yatırımın 2026 Yılı Yatırım Programı’nda neden yer almadığının, hangi yıl programa alınacağının, ne kadar ödenek tahsis edileceğinin ve Bakanlığın TBMM’ye açıkladığı takvimlerin neden gerçekleştirilemediğinin açıklanmasını istedi. Önergede, yaklaşık altı yıldır projenin fiili yatırıma dönüşmemesinin nedenleri ve gecikmelerle ilgili herhangi bir idari inceleme yapılıp yapılmadığı da sorulurken, Bakan Yumaklı’dan planlamadan proje ve ihaleye, yatırım programından yapım ve işletmeye almaya kadar bütün aşamaları içeren güncel bir takvim açıklaması istendi. Arslan’ın önergesindeki son soru ise doğrudan Eskişehir’in yıllardır yanıt beklediği noktaya odaklandı: “Sakaryabaşı kaynaklarından Eskişehir’e içme suyunun fiilen verilmeye başlanması hangi tarih için öngörülmektedir?”

CHP'li Süllü TEI Yangınını Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP'li Süllü TEI Yangınını Meclis Gündemine Taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir’de TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI) yerleşkesinin imalat bölümünde meydana gelen yangını Meclis gündemine taşıdı. Süllü, “Yangının kaza, ihmal, teknik arıza veya sabotajdan kaynaklandığına ilişkin herhangi bir ön değerlendirme yapılmış mıdır?” dedi. Eskişehir’de TEI yerleşkesinin imalat bölümünde meydana gelen yangını TBMM gündemine taşıyan CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi. Teknik ve idari incelemelerde gelinen son aşamayı soran CHP’li Süllü, “Yangın sonucunda oluşan maddi hasarın boyutu belirlenmiş midir? Üretim altyapısı, makine parkı ve stratejik ekipmanlarda meydana gelen zarar hakkında kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır?” dedi. YANGININ TÜM YÖNLERIYLE AYDINLATILMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR CHP’li Süllü, önergesinde şu ifadeleri kullandı: “Seçim bölgem Eskişehir’de bulunan ve Türkiye’nin havacılık motorları ile millî savunma sanayiinin en kritik üretim merkezlerinden biri olan TEI yerleşkesinin imalat bölümünde 21 Temmuz 2026 tarihinde yangın meydana gelmiştir. Yangın, uzun süren müdahalenin ardından kontrol altına alınabilmiştir. Yapılan ilk resmî açıklamalarda yangının çıkış nedeniyle ilgili herhangi bir bilgi kamuoyu ile paylaşılmamış ve teknik incelemelerin sürdüğü belirtilmiştir. Olayın kaza, ihmal veya sabotaj kaynaklı olup olmadığı, üretim kapasitesi ve millî savunma projeleri üzerindeki etkileri ile stratejik tesislerde uygulanan güvenlik tedbirlerinin yeterliliğine ilişkin kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi amacıyla kapsamlı açıklama yapılması gerekmektedir. Türkiye’nin savunma sanayiinde kritik görev üstlenen ve şehrimizin göz bebeklerinden biri olan tesiste meydana gelen yangının tüm yönleriyle aydınlatılması, benzer risklerin önlenmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.” “MADDİ HASARIN BOYUTU NEDİR? KAMUOYUNA AÇIKLAMA YAPILACAK MI?” Süllü tarafından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yöneltilen sorular şöyle: TEI’de meydana gelen yangının çıkış nedenine ilişkin yürütülen teknik ve idari incelemelerde gelinen son aşama nedir? Yangının kaza, ihmal, teknik arıza veya sabotajdan kaynaklandığına ilişkin herhangi bir ön değerlendirme yapılmış mıdır? Yangın nedeniyle TEI’nin yürüttüğü millî savunma sanayii projelerinde, üretim takviminde veya teslim süreçlerinde herhangi bir aksama meydana gelecek midir? Gelecekse bu aksamanın giderilmesine yönelik nasıl bir planlama yapılmıştır? Yangın sonucunda oluşan maddi hasarın boyutu belirlenmiş midir? Üretim altyapısı, makine parkı ve stratejik ekipmanlarda meydana gelen zarar hakkında kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır? Yangının meydana geldiği bölümde en son ne zaman yangın güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği ile acil durum denetimi gerçekleştirilmiştir? Bu denetimlerde herhangi bir risk veya eksiklik tespit edilmiş midir? Olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla bağımsız teknik inceleme veya idari soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mıdır? TEI başta olmak üzere, Türkiye’nin kritik savunma sanayii tesislerinde yangın güvenliği, acil durum yönetimi ve kritik altyapı güvenliğine ilişkin yeni tedbirler alınması planlanmakta mıdır? Ayrıca, benzer stratejik tesislerde risk analizlerinin yenilenmesi ve olağanüstü durum hazırlıklarının güçlendirilmesine yönelik yeni bir çalışma yürütülmekte midir?

AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Tunç: "Meclis Devre Dışı Bırakıldı" Haber

AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Tunç: "Meclis Devre Dışı Bırakıldı"

​AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, Tepebaşı Belediyesi’nin meclis üyeleri tarafından verilen soru önergelerini yanıtsız bıraktığını belirterek, belediye yönetimini şeffaflığa davet etti. ​Tepebaşı Belediye Meclisi’ndeki denetim faaliyetlerinin engellendiğini savunan AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, yaptığı yazılı açıklama ile Tepebaşı Belediyesi yönetimine sert eleştirilerde bulundu. Tunç, belediyenin halkın emaneti olan bütçenin hesabını vermekten kaçındığını öne sürdü. ​"4 Maddelik Soru Önergemiz Yanıtsız Kaldı" ​AK Parti grubu olarak belediye meclisinde; aşevi bağışları, yemek üretimi ve sevkiyat kayıtları, fatura işlemleri ve doğrudan temin dosyaları ile görev-imza zincirine ilişkin 4 maddelik yazılı soru önergesi sunduklarını hatırlatan Tunç, hiçbir soruya somut bir yanıt alamadıklarını ifade etti. ​Tunç, belediye yönetiminin tek cümlelik bir yanıtla meclisi adeta yok saydığını belirterek şunları söyledi: ​"Belediye meclis üyelerimizin sorularına, 'Belgeler yargı mercilerine sunuldu, savcılıktan temin edebilirsiniz' şeklinde tek cümlelik bir yanıt verilmiştir. Yargısal süreçlerin devam ediyor olması, belediyenin kendi meclisine bilgi verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu tutum, Belediye Meclisi'ni adeta devre dışı bırakmaktır." ​"Bilgiler Neden Saklanıyor?" ​Belediye Meclisi’nin denetim yetkisinin Belediye Kanunu ile güvence altına alındığına vurgu yapan Serhat Tunç, yönetime şu soruları yöneltti: ​Eğer belediye yönetiminin elinde bu bilgi ve belgeler varsa, bunları Belediye Meclisi’nden neden saklıyorsunuz? ​Belediye Meclisi’nin denetim yetkisi fiilen ortadan mı kaldırılmak isteniyor? ​Tepebaşı halkından bu bilgi ve belgeler neden kaçırılıyor? ​"Hesap Sormaya Devam Edeceğiz" ​Şeffaf belediyecilik vurgusu yapan Tunç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Şeffaflığa güvenen bir yönetim sorulardan kaçmaz. Tepebaşı halkı adına, milletimizin emanet ettiği her kuruşun hesabını sormaya ve kamu adına denetim görevimizi sürdürmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

TÜRASAŞ’da Lojman Krizi! Haber

TÜRASAŞ’da Lojman Krizi!

Türkiye’nin en köklü raylı sistemler şirketlerinden TÜLOMSAŞ’ı kapatıp, Ankara’da kurulan Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi AŞ. TÜRASAŞ’a bağlı bölgesel bir fabrika konumuna indirgeyen iktidar şimdi de çalışanların lojmanlarına göz dikti. Kurumda yıllardır çalışan personele ‘lojmanları boşaltın’ yazısı gönderilirken, hazırlanan yeni yönerge ile lojmanların kuruma vekaleten atanan iktidar yanlısı yöneticilere verileceği ileri sürüldü. TÜRASAŞ’ın yeni yayınlanan lojman yönetmeliğine yönelik iddiaları TBMM gündemine taşıyan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Türkiye’nin raylı sistemler alanında en köklü kurumu TÜLOMSAŞ’ımızı yok eden, kendi kadrolarına yer açmak için TÜRASAŞ’ı kuran AKP iktidarı şimdi de çalışanların lojmanlarına çöküyor. Hukuka aykırı bir yönergeyle o kuruma emeğini vermiş personeli lojmanından çıkarıyorlar. Bu yapılan devlet geleneğine de barınma hakkına da sığmaz! Bu hukuksuz yönerge derhal iptal edilmelidir” dedi. “ÜST HUKUK NORMLARINA AYKIRI” Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. (TÜRASAŞ) bünyesinde yayımlanan Kamu Konutları Yönergesi, kurumda infiale yol açtı. 23 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde görev tahsisli konutlarda oturan şefler ve idari personel ‘kadro dışı’ bırakılarak lojmanları boşaltmaya zorlanıyor. Kurumun yönergesiyle çok sayıda asil personelin görev tahsisli konut hakkı elinden alınmaya çalışılırken, bu boşaltılan lojmanların kimlere verileceği tartışmalara neden oldu. Kurum çalışanları, lojmanlardan çıkarılan asil personelin yerine, belirli görevleri ‘vekaleten’ yürüten ve yönetime yakın olduğu iddia edilen kişilerin yerleştirileceğini ileri sürdü. 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ve ilgili Yönetmeliğin 8. Maddesine göre konutlar ancak ‘kadro ve görev unvanlarına’ tahsis edilebiliyor. TÜRASAŞ yönetimi ise yayınladığı yönerge ile ‘birim bazlı’ yeni listeler oluşturarak, vekaleten yöneticilik görevi yapan isimlere lojman tahsisi yapmayı planlıyor. Lojmanların bu yönerge ile ‘vekil’ isimlerle doldurulmasının, üst hukuk normu olan Kamu Konutları Yönetmeliği ve Kamu Konutları Kanun’una aykırılık teşkil ettiği, Sayıştay ve Danıştay kararlarıyla çeliştiği belirtiliyor. “YA ŞİMDİ ÇIK YA DA İKİ AY SONRA ÇIKARACAĞIZ” TÜRASAŞ yönetimi Eskişehir’deki 146 lojmanda kalan personele 30 Nisan 2026 tarihine kadar lojmanlarını boşaltma ya da yeniden başvuru yaparak yeni yönergeye göre sıraya girme şartı getirdi. Lojmanda kalan ve yeniden sıraya girmeye zorlanan personel, konut tahsisi yapılmazsa 2 ay içinde lojmanını boşaltmak zorunda kalacak. ANKARA’DAKİ GENEL MÜDÜRE ESKİŞEHİR’DE 2 LOJMAN Yayınlanan Yönergenin ek cetvelinde TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü yerleşkesinde 146 adet lojman bulunduğu; bu lojmanların 126 adeti görev tahsisli, 10 adeti ise sıra tahsisli olacak şekilde dağıtımı yapılması dikkat çekti. Ankara’daki TÜRASAŞ Genel Müdürlüğü için Eskişehir’de 2 lojman tahsis edilmesi de soru işaretlerine neden oldu. Yine yönergede, ihtiyaç halinde ilgili makamlarından izin alınarak lojman kiralanması için de düzenleme yapılması dikkat çekti. “MECLİS’TE SORU ÖNERGESİ VERDİ” CHP Milletvekili Utku Çakırözer, TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü’ndeki lojman krizine ilişkin TBMM’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi. Çakırözer, “Eskişehir bu ülkenin demiryolu hafızasıdır. Bu şehir sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda yılların birikimini taşıyan emekçilerin evidir. Önce Türkiye’nin en köklü sanayi kuruluşlarından TÜLOMSAŞ’ımızı yok ettiler, bölgesel bir fabrika konumuna indirgediler. Şimdi de hukuka aykırı bir yönergeyle o kuruma emeğini vermiş personeli lojmanından çıkarıyorlar. Üstelik bunu yaparken açık mevzuat hükümlerini yok sayıyor. Kamu konutları açıkça ‘unvana göre tahsis edilir’ derken, o kurumun yükünü çeken insanların yerlerine hangi kriterlere göre kimlerin yerleştirileceği belirsizdir. Bu hukuksuz düzenleme derhal geri çekilmelidir. Mevzuata aykırı yapılması planlanan tüm lojman tahsisleri derhal iptal edilmelidir. Ve mağdur edilen personelin hakları iade edilmelidir” çağrısı yaptı. “ÇIKARDIKLARINIZIN KAÇINA YENİDEN LOJMAN VERDİNİZ” Çakırözer, önergesinde şu sorulara yanıt istedi: “TÜRASAŞ’ın iller itibariyle kaç lojmanı vardır? Yeni yönerge sonrası kaç çalışan lojmanından çıkarıldı? Görev tahsisli konut hakkını kaybederek sıra tahsisli sisteme yönlendirilen personel sayısı kaçtır? Bu personelden kaçına konutlarını boşaltmaları yönünde tebligat yapıldı? Kaçı lojmanını boşaltmak zorunda kaldı? Kaçına yeniden lojman tahsisi yapıldı? Yeni yönerge sonrasında vekaleten görev yapan kaç personele lojman tahsis yapıldı? TÜRASAŞ tarafından yayımlanan Kamu Konutları Yönergesi hazırlanırken Kamu Konutları Kanunu ve Yönetmeliği hükümleri hangi ölçüde dikkate alınmıştır? TÜRASAŞ’ta vekaleten yöneticilik yapan kaç çalışan vardır? Bu kişilerin vekil statüleri kaç yıldır sürmekte ve daha ne kadar sürecekdir? Görev tahsisli konutların, mevzuatta öngörüldüğü üzere kadro ve unvan esasına göre değil de birim ve şeflik bazında belirlenmesinin hukuki dayanağı nedir? Bu uygulama Sayıştay ve Danıştay kararlarıyla çelişki yaratmıyor mu? Görev tahsisli konutların yeniden dağıtımında bu konutlar hangi unvan ve pozisyonlarda görev yapan personele tahsis edilecektir? Bu süreçte hak kayıpları yaşanmamasına ilişkin Bakanlığınızca hangi önlemler alınmaktadır? Mevzuata aykırı tahsislerin tespiti halinde bu işlemlerin iptal edilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde bir çalışma yapılacak mıdır?”

CHP’li Arslan: "Mesele Sadece Ceza Değil, Hukuk ve Güven Meselesidir" Haber

CHP’li Arslan: "Mesele Sadece Ceza Değil, Hukuk ve Güven Meselesidir"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, araçlara sonradan takılan multimedya sistemlerine ilişkin yaşanan tartışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Arslan, İçişleri, Sanayi ve Teknoloji ile Ticaret bakanlarına üç ayrı soru önergesi vererek düzenlemenin yarattığı hukuki ve ekonomik belirsizliğin açıklığa kavuşturulmasını istedi. 27 Şubat 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemenin ardından bazı illerde yapılan denetimler ve kesilen cezalar kamuoyunda büyük tepki yaratmıştı. İçişleri Bakanlığı ise yaptığı son açıklamada, düzenlemenin trafikte seyreden tüm araçlar bakımından “tutarlı, açık, hakkaniyetli ve yeknesak biçimde uygulanabilmesi” için yeni bir yönetmelik hazırlanacağını ve bu süreçte yaptırımların durdurulduğunu duyurdu. Arslan, bu durumun düzenlemenin uygulamasında ciddi bir sorun bulunduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti. “Yasa yürürlüğe giriyor, sonra uygulama durduruluyor” Arslan, henüz yürürlüğe girmesinin üzerinden çok kısa süre geçmiş bir düzenlemenin uygulanmasının durdurulmasının, yasama ve uygulama süreçlerindeki sorunları gözler önüne serdiğini söyledi. “Yasa yürürlüğe giriyor, denetimler yapılıyor, cezalar kesiliyor. Ardından Bakanlık yaptırımları durdurduğunu ve kesilen cezaların iptal edileceğini açıklıyor. Bu tablo, düzenlemenin uygulama esaslarının yeterince hazırlanmadan yürürlüğe konulduğunu açıkça göstermektedir.” “Mesele yalnızca kesilen cezalar değildir” Arslan, tartışmanın yalnızca kesilen idari para cezalarıyla sınırlı olmadığını vurguladı. “Cezadan kaçınmak için araçlarındaki multimedya sistemlerini söktüren, değiştiren ya da bu nedenle masraf yapmak zorunda kalan çok sayıda vatandaş var. İnsanlar neyin yasak, neyin serbest olduğunu bilmeden karar vermek zorunda bırakıldı. Bu durum yalnızca bir trafik uygulaması değil, aynı zamanda vatandaşın hukuk güvenliği meselesidir.” “Binlerce esnaf ve sektör de belirsizlik içinde” . Arslan, konunun otomotiv yan sanayisini ve oto aksesuar sektörünü de doğrudan etkilediğini belirterek şunları söyledi: “Türkiye genelinde araç içi multimedya sistemlerinin satışı, montajı ve servis hizmeti alanında faaliyet gösteren binlerce küçük işletme ve esnaf bulunmaktadır. Bu belirsizlik yalnızca araç sahiplerini değil, bu sektörde çalışan binlerce insanı da doğrudan etkilemektedir.” “Kurallar açık, eşit ve öngörülebilir olmalıdır” Arslan, verdiği soru önergeleriyle şu konuların açıklığa kavuşturulmasını istediğini belirtti: • Türkiye genelinde kaç araç hakkında ceza kesildiği • Kesilen cezaların iptal sürecinin nasıl yürütüleceği • Vatandaşların uğradığı maddi kayıpların nasıl değerlendirileceği • Hazırlanacak yeni yönetmeliğin hangi kriterlere dayanacağı • Otomotiv ve oto aksesuar sektörünün sürece nasıl dahil edileceği Arslan, yapılacak düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve uygulama birliği çerçevesinde açık ve öngörülebilir olması gerektiğini vurguladı. “Bu mesele milyonlarca araç sahibini ve binlerce esnafı ilgilendiriyor. Kurallar açık, net ve herkes için eşit olmalıdır. Keyfiliğe ve belirsizliğe yer olmamalıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.