SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sivil Toplum Kuruluşları

Porsuk Haber Ajansı - Sivil Toplum Kuruluşları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum Kuruluşları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uğur Mumcu'yu Özlemle Anıyoruz Haber

Uğur Mumcu'yu Özlemle Anıyoruz

ADD Eskişehir Şubesi, ÇYDD Eskişehir Şubesi ve Eğitim - İş Eskişehir Şubesi tarafından, Gazeteci Yazar Uğur Mumcu’nun katledilişinin yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Eskişehir Şubesi ve Eğitim - İş Eskişehir Şubesi tarafından Valilik Meydanı'nda Uğur Mumcu’yu anma töreni düzenlendi. Törene Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Siyasi Parti temsilcileri, Sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. ADD Eskişehir Şubesi, ÇYDD Eskişehir Şubesi ve Eğitim - İş Eskişehir Şubesi adına ortak yapılan açıklamayı yapan ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen konuşmasında şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin kazanımlarına ve toplumsal aydınlanmaya yönelik sistemli saldırıların yoğunlaştığı 1990’lı yıllarda Atatürk ilke ve devrimlerini rehber edinen ve araştırmacı kimlikleri ile topluma önderlik eden Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve çok sayıda aydınımız peş peşe aramızdan koparıldı. Bu süreçte “özgür basın” üzerinde kurulan baskı ile demokratik değerlere açıkça saldırıldı. Büyük Atatürk'ün çağdaş ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti hedefi aydınlara yönelik cinayetler ile gölgelenmeye çalışıldı. Uğur Mumcu da bu karanlık dönemde katledilen aydınlarımızdandı. Adalet ve Demokrasi Haftasında aramızdan koparılan tüm aydınlarımızı ve Uğur Mumcu’yu saygıyla, sevgiyle, özlemle anıyoruz. Unutulmamalıdır ki, aydınlarımızı yaşamdan koparan cinayetler, demokrasiye karşı yapılan en ağır darbelerdir. Aydınları katlederek toplumu sindirmeyi amaçlayan karanlık zihniyet ise ‘demokrasinin ve bilimin ışığında’ kaybolmaya mahkumdur. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e olan bağlılıklarını koruyan, adalet ve demokrasiyi savunurken canlarını kaybeden aydınlarımıza minnet borçluyuz. Onların mücadelelerini sürdürmek görevimizdir. Bu bağlamda laik Cumhuriyetimize karşı olan sorumluluklarımızın bilincindeyiz. Büyük bir inançla ifade ediyoruz ki, katledilen her aydınımız bir fikir abidesidir. Toplumun örnek aldığı aydınlanma önderidir. Uğur MUMCU, hayali ihracat, gerici örgütlenme, kontrgerilla, İpekçi cinayeti, Ağca- Papa suikastı daha birçok konuyu inceleyen araştırmacı gazeteciliğin öncülerinden biriydi. Uğur MUMCU, araştırmaları ve kitaplarıyla hukuk devletini, insan haklarını ve Atatürkçülüğü en güzel şekilde anlattı. Uğur MUMCU, toplumun örnek aldığı katıksız bir Atatürkçüydü. Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu, kalpaksız kuvayi milliyeci Uğur MUMCU'nun karanlık güçler tarafından katledilmesini bir kez daha şiddetle kınıyoruz. Uğur Mumcu’yu kaybetmemizden bu yana geçen otuz üç yılın sonunda, o günlerde ortaya koyduğu ilişkilerin ortaya çıkardığı sonuçlar bakımından Uğur MUMCU hep haklı çıktı. Ne yazık ki siyaset-mafya-tarikat ilişkileri daha da güçlendi. Çok sayıda yolsuzluk, kamu vicdanını yaralamaya devam etti. Bizler Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri olarak, Adalet ve Demokrasi haftasında, tüm demokrasi şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyoruz. Ülkemizde yaşanan faili meçhul cinayetler, haksızlıklar, yolsuzluklar karşısında suskun kalmayan ve bu uğurda yaşamını yitiren başta Uğur MUMCU olmak üzere tüm gazetecileri ve aydınlarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız. “Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi… Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım unutma bizi. Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi…”

Prof. Dr. Ayşen Gürcan: "Kadın Varsa Umut Vardır" Haber

Prof. Dr. Ayşen Gürcan: "Kadın Varsa Umut Vardır"

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan Eskişehir'de Geleceğe Yön Veren Kadınlar buluşmasına katıldı. Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan'ın katılımı ile düzenlenen "Eskişehir’de Geleceğe Yön Veren Kadınlar" buluşmasına katıldı. Kadın Kooperatifleri ile Kadın STK Temsilcilerinin katılım sağladığı buluşmada bir konuşma yapan Prof. Dr. Gürcan şu ifadeleri kullandı; "Saygı değer Kadın kolları Genel başkanım, Kıymetli Kadın Kooperatiflerimizin Temsilcileri, Değerli Sivil Toplum Örgütlerinin Gönül Elçileri, Muhterem Hanımefendiler, Sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Çağımızda güçlü bir ülkenin üç temel bileşeni vardır: Güçlü kadın, güçlü aile ve güçlü toplum. Bu üç sac ayağından biri zayıf olduğunda, ne kalkınma sürdürülebilir olur, ne toplumsal barış sağlanabilir, ne de gelecek kuşaklara umut vadeden bir ülke inşa edilebilir. İşte bu nedenle, kadınların güçlendirilmesi yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda bir kalkınma vizyonudur. Bu vizyonun en somut tezahürlerinden biri de hiç şüphesiz kadın kooperatiflerimizdir. Kadınların ekonomik hayatta daha görünür olması, üretime daha çok katılması, istihdam oluşturması, kendi ürününü kendi imkânlarıyla pazarlayabilmesi... Tüm bunlar ancak birlikte hareket ederek mümkün oluyor. İşte kadın kooperatifleri, bu dayanışmanın, bu ortak aklın kurumsal zemini hâline geliyor. Kadınlar, kooperatifler aracılığıyla yalnızca ekonomik güçlerini birleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bilgi ve becerilerini geliştiriyor, yeni eğitim fırsatlarına erişiyor ve daha özgüvenli bireyler olarak toplumda yer alıyorlar. Bilinçli ve kendine güvenen bir annenin yetiştirdiği evlat da elbette daha özgür düşünen, daha vicdanlı, daha dirençli olacaktır. Çünkü anneler çocuklar için bir okuldur. Her davranışları bir derstir. Kadınlarımız ne kadar donanımlı, ne kadar bilinçli olursa, o okuldan yetişen çocukların insanlık karnesi de o kadar parlak olur. Kooperatifler aynı zamanda ticaretin değil, toplumsal dayanışmanın da merkezleridir. Bugün, engelli bireylerin ve ailelerinin desteklendiği, sosyal farkındalık oluşturan birçok sosyal kooperatifimiz bulunuyor. Kadın emeğini yalnızca gelirle değil, değerle de buluşturan bu yapılar, ülkemizin sosyal mimarisini güçlendiriyor. Ne mutlu ki, bugün ülkemizde bine yakın kadın kooperatifi faaliyet gösteriyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinasyonunda, Ticaret Bakanlığımız ve Tarım ve Orman Bakanlığımızın iş birliğiyle bu sayı her geçen gün artıyor. Biz, bu yapıları kadınların hayallerine açılan kapılar olarak görüyoruz. Daha fazlasını istiyor, daha çok kadının üretime katılmasını hedefliyoruz. Değerli Hazirûn, Şunu da ifade etmek isterim ki; bizim güçlü kadınlarımız, bu topraklar için yeni bir olgu değildir. Anadolu demek, kadın emeği demektir. Tarihimize baktığımızda, Anadolu kadınının her daim hayatın merkezinde olduğunu görürüz. Bugün örgütlenmeyi modern toplumun göstergesi olarak tanımlıyoruz. Oysa yüzyıllar önce bu topraklarda örgütlü kadın hareketlerinin en güzel örnekleri sergilenmişti. Bacıyan-ı Rum, yani Anadolu Kadınlar Birliği... Bu kadim teşkilat, yalnızca zanaatla meşgul olmamış, gerektiğinde vatan savunmasında da ön saflarda yer almıştır. Yetimlerin, yaşlıların, kimsesizlerin hamisi olmuş; dayanışma kültürünün en zarif örneklerini bize miras bırakmıştır. Bu ruhun bugün, bu salonda siz değerli kadınlarımızda yaşadığını görmekten büyük onur duyuyorum. Sizler, bu milletin mayasını taşıyan, medeniyetimizin aynasında akseden asli kurucularsınız. Bugün yapılan bir araştırma gösteriyor ki; kadınlar, kazançlarının %80’ini ailelerine, eğitim süreçlerine ve topluma yatırıyor. Bu aslında, “hayata kadın eli değmesi” ifadesinin ne kadar yerli yerinde olduğunu da ortaya koyuyor. Kadın, sadece üretici değil; aynı zamanda nesillerin yetiştiricisi, toplumun niteliğini belirleyen en büyük etkendir. Aziz kardeşlerim; Bugün ülkemizde kadınların kooperatifleşmesi, eğitim alması, girişimcilik yolculuğuna çıkması, siyasi ve sosyal hayatta söz sahibi olması, kararlı bir liderliğin neticesidir. Bu süreçlerin her birinde, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu, iradesi ve samimi desteği vardır. Kadına bakışın bir vitrinden ibaret olmadığı, aksine gerçekçi ve derinlikli politikalarla desteklendiği bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza, kadının toplumdaki yerini güçlendirmek adına verdiği gayretlerden ötürü şükranlarımı sunuyorum. Biz de onun yol arkadaşları olarak, Eskişehir’de kadınlarımızın emeğini daha fazla destekleyecek, bu emeği daha görünür kılacak ve toplumsal karşılığını daha da büyütecek adımları atmaya devam edeceğiz. Kadın varsa üretim vardır. Kadın varsa değişim, gelişim, dönüşüm vardır. Kadın varsa; umut vardır. Hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. Sağ olun var olun Allah’a emanet olun."

1 Mayıs Odunpazarı Meydanı’nda Kutlanacak Haber

1 Mayıs Odunpazarı Meydanı’nda Kutlanacak

1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından düzenlenen basın toplantısında 1 Mayıs kutlama programının detayları paylaşıldı. 1 Mayıs Tertip Komitesi adına basın açıklamasını yapan Tertip Komitesi Başkanı Ayhan Gürler şu ifadelere yer verdi; "Hepinizi direnişin, birliğin ve umudun gücüyle selamlıyoruz. 1 Mayıs yüzyıllardır süren emek ve adalet mücadelesinin simgesidir. İnsanca çalışma koşulları ve adil bir yaşam için verilen mücadelenin tarihidir. Bizler, bu mücadeleyi sürdürenler olarak, haklarımızdan asla vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz. Unutmayalım ki emek varsa umut vardır. Emek varsa gelecek vardır.  Birlikte daha güçlü, daha dirençli, daha umut dolu bir yarın kurabiliriz. Bizler, emeğimizle dünyayı döndürüyoruz. Sabahın köründe başlayan mesailerde gecenin en karanlık saatlerine kadar alın teri döküyoruz. Ve biliyoruz ki biz varsak üretim var, biz varsak hayat var. Ürettiğimizin yanı sıra tüketiyoruz ve nerdeyse vergi gelirlerinin %60 ını biz emekçiler ödüyoruz. Sabah kalkıp elektriği açtığımızda vergi, elimizi yüzümüzü yıkamak için suyu açtığımızda vergi, ulaşım araçlarına bindiğimizde vergi kısaca her şeyde vergi ödüyoruz. Aynı zamanda biliyoruz ki; Hak verilmez alınır! O yüzden bizler bir aradayız. O yüzden örgütlüyüz. Birimizin derdi hepimizin derdi, birimizin hakkı hepimizin hakkıdır. Yanlızca geçmiş mücadeleleri anmak için değil; daha adil, daha eşit, daha insanca bir yaşam için verdiğimiz mücadelemizi büyütmek için 1 Mayıs’ta saat 10.00 da Atatürk Bulvarında toplanıp Odunpazarında meydanında miting  yapacağız. İnsanca yaşamak, güvenceli çalışmak, emeğimizin karşılığını almak bizim en temel hakkımızdır. Ve biz bu haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Öyleyse zamların geri çekilmesi için boykot yapacağız, maaşlarımızın insan onuruna yakışır ve yoksulluk sınırı üstünde olması için, insana yaraşır çalışma ve yaşam koşulları için ve bunların mümkün olacağı adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barış içinde bir Türkiye için mücadele edeceğiz. Dayanışmayla, örgütlülüğümüzle, yan yana durarak sesimizi daha yükselteceğiz. Biz Disk, Türk-İş, KESK, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası ve TMMB İl Kordinasyonu Kurulu olarak bir aradayız ve her zamankinden daha da güçlüyüz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz.     Yaşasın emek, barış ve dayanışma!       Yaşasın 1 Mayıs!"

Gazetecileri Susturamazsınız! Haber

Gazetecileri Susturamazsınız!

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gözaltına alınan gazetecilere destek amacıyla bir basın açıklaması yapıldı. Yapılan basın açıklamasına Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların temsilcileri, Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi Yönetimi ve üyeleri ile Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir temsilciliğinin üyeleri katılım sağladı. Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım yaptığı konuşmada gözaltına alınan gazetecilerin son durumları ile meslek örgütleri ve duayen gazetecilerin mesajlarını paylaşırken, gazeteci Rengin Arslan tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi; "Uzunca bir süredir yargı organları bir baskı aracına dönüştürülerek basının sesinin kesilmeye çalışıldığını endişeyle takip ediyoruz. Sadece halkın haber alma hakkı elinden alınmıyor, düşünce ve ifade özgürlüğü de yok ediliyor. Bir basın toplantısını haber yapan gazetecilere soruşturma açılıyor, bu yetmezmiş gibi bir röportajı nedeniyle Barış Pehlivan, Serhan Asker ve Seda Selek için gözaltı kararları veriliyor. Sadece bir “haber” nedeniyle verilen bu kararlar, Türkiye'de Anayasal güvence altındaki basın özgürlüğünün ne denli tehdit altında olduğunun açık bir göstergesidir.  Üç gazetecinin aynı anda gözaltına alınması, sadece bir operasyon değil, bir baskı dalgasıdır.  Bugün gazeteciler, mesleğimizin asli görevi olan sorgulamayı yaparken her an bir soruşturma ya da gözaltı tehdidiyle karşı karşıyalar. Bu, sadece basın için değil, bütün halk için bir tehdit ve faciadır.  Bugün siyaset kurumu, iktidar ve ne yazık ki yargı kurumları basın ve ifade özgürlüğünün yanında yer almak yerine gazetecilere yönelik bir tehdit aracı, bir sindirme mekanizması olarak işlev görmektedir. Bir demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi için gazetecilerin özgür olması gerekmektedir. Eğer gazeteciler kendi işlerini korkusuzca yapamazsa, bu, sadece onların değil, bütün halkın kaybı olur. Gazetecilik, halkın haber alma hakkının da savunulmasıdır. Bu yüzden, gazetecilere uygulanan baskılara karşı hep birlikte dur demek, basın özgürlüğünü savunmak hepimizin sorumluluğudur. Türkiye’de basın özgürlüğü, her geçen gün biraz daha yok ediliyorsa, bu, bir halkın kendi haklarından ve özgürlüklerinden daha fazla kaybetmesidir. Her gözaltı, her susturulmuş ses, demokrasinin bir parçasının yok olması demektir.  Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin hakkı değil, tüm halkın hakkıdır. Bu mücadele, sadece meslektaşlarımızı değil, hepimizi ilgilendiriyor. Meslektaşlarımızın gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz, bir an önce serbest bırakılmalarını istiyoruz. Gazetecileri susturamazsınız, Gazetecilik Suç Değildir!"

Terörle, Teröristlerle Müzakere Edilmez, Mücadele Edilir Haber

Terörle, Teröristlerle Müzakere Edilmez, Mücadele Edilir

AHPADİ Derneği tarafından terör örgütüne silah bırakma çağrısı ile başlayan ve müzakere sürecine dönüşen süreç ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlendi. AHPADİ Derneği tarafından Hamamyolu Yediler Parkında düzenlenen basın toplantısına AHPADİ Dernel Başkanı Av.Mehmet Ektaş, Yönetim Kurulu Üyeleri, MSD Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, ADD Eskişehir Şube Başkanı Cihan Taşar, MSD Eskişehir Şube Başkanı Güler Yılmaz, Siyasi Parti ve Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri katılım sağladı. Meclise, milletvekillerine, Anayasal Kuruluşlara seslenen AHPADİ Dernek Başkanı Av. Mehmet Ektaş basın toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi;  ''Basınımızın değerli temsilcileri, Saygıdeğer Eskişehirliler; Ülkemizin yaşadığı terör belası, emperyalizmin coğrafyamızdaki oyunlarının bir parçası olarak Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüze kadar uzanan mirasıdır. Kurulduğu ilk günden bugüne kadar Cumhuriyetimizin Türk Milleti Egemenliğine dayanan laik, demokratik, hukuk devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, Atatürk İlkeleri ve devrimleri, karşı devrim saldırılarına maruz kaldı. Siyasal düzlemde yer alan bu saldırılar, bir çok dönemde de isyanlar, kalkışmalar ve silahlı terörle desteklendi. Türk Milleti, isyanlar, kalkışmalar ve nihayetinde terör örgütüyle yaptığı mücadelede binlerce vatandaşını şehit verdi, yüz milyarlarca dolar harcadı, acısını yüreğine gömdü, geri adım atmadı. 2015 yılından sonra yaşanan son dönemde de, bütün devlet kuruluşlarının etkili ve öz verili çalışmaları sayesinde terör örgütünün beli bir kez daha kırıldı. Cudi, Gabar, Kandil yerle bir edildi. Terör örgütünün ekonomik, siyasal kaynaklarının önü büyük ölçüde kesildi. Artık terör örgütü, çocukları, gençleri kandırıp dağa çıkaramıyor.  Elebaşları köstebek gibi yaşadıkları yer altından burunlarını çıkaramıyor saklandıkları yerlerden çıktıklarında MİT operasyonlarıyla anında yok ediliyorlar. Ancak, ne hikmetse, terör örgütünün zaten parmağını oynatamadığı, yöneticilerinin güneş yüzü göremediği bu dönemde Devlet Bahçeli “buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, “Umut Hakkı”nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın.” sözleriyle kısa bir süre önce terörist başına çağrıda bulundu ve af vaat etti. PKK’nın belinin kırıldığı, teröristbaşının af dilemediği bir ortamda Devlet Bahçeli’nin, bu çıkışı kamuoyunda büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Kendisinden terörün bittiğini, örgütün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etmesi istenen terörist başı ise bu konuda hiçbir söylemedi. Ne yaptı! Devlet Bahçeli’nin çağrısını, bir zafiyet olarak değerlendirdi, kendine fırsata çevirdi. Siyasi aktörlüğe soyundu.  Kendini üst akıl ilan etti! Pazarlık masası kurdu! Türk Devletine akıl verdi. Muhalefete rol biçti. Milletvekillerine istikamet çizdi. Değerli hemşerilerimiz, Emperyalizmin çizdiği çerçeveye bağlı olarak terör örgütünün taleplerinin; yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisinin kaldırılması, devlet okullarında da ana dilde eğitim çıkışıyla iki dilli, iki uluslu, federatif bir devletin temellerini atmak olduğu bellidir. Emperyalizmin ve feodalitenin maşası PKK/YPG terör örgütünün ve onların siyasi sözcüsü DEM ve diğer partilerin talepleri açıktır. Türkiye’yi bölmek, bir vatan toprağı üzerinde başka bir devlet kurmak istemektedirler. Bu amaca, geçmişte kopardıkları ve şimdi koparacakları küçük tavizleri ileri de birleştirerek varmak istiyorlar. Bu ana hedef ülküsüyle, güçlendikleri her yeni dönemde tekrar silahla karşımıza çıkacaklar, yeni tavizler talep edecekler, biz ise verdiğimiz ve geri dönüşü olmayan tavizlerle aldanmış ve oyalanmış olacağız. Türk Milleti, bu durumu geçmiş yıllarda bir çok kez tecrübe etmiştir. Aynı yolun tekrar denenmesinde hiçbir fayda yoktur. Terörle, teröristlerle müzakere edilmez, mücadele edilir. Aziz Türk Milletini hain Şeyh Sait’in, hain Seyit Rıza’nın, teröristler Sakine’nin, Mahsun’un yaptıklarıyla tehdit eden, her fırsatta Türk Devletini, topraklarının bir bölümünde işgalci olarak nitelendirme cüretini gösteren, teöristbaşının başlattığı müzakere masasında anlaşma olmazsa Ülkemizin bir bölümünü Gazze’ye çevirme sopası gösteren anlayışının temsilcileriyle hiçbir görüşme yapılamaz. Meclise, milletvekillerine, Anayasal Kuruluşlara sesleniyoruz. -Teröristbaşıyla kurdurulan temas hemen sona erdirilmeli, müzakere sürecine dönüşmesine izin verilmemelidir. -Terörle yürütülen mücadeleye aynı kararlıkla devam edilmelidir. -Terör örgütüne destek veren partiler ile Anayasaya aykırı faaliyetlerde bulunan tüm partilerin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi görevlerini yapmalıdırlar. -Terör örgütüne destek veren  ve Türk Milletini tehdit eden sözde milletvekilleri için Cumhuriyet Başsavcılıklarınca hemen soruşturma başlatılmalıdır. -TBMM’ce terör örgütüne destek veren  ve haklarında fezleke olan sözde milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak yargılanmalarının önü açılmalıdır. Bugün faaliyette bulunan TBMM ‘de temsil edilen partiler ve Milletvekilleri, 2023 yılında yapılan Milletvekilliği Genel Seçimlerinde kullandıkları dil, vaat, sahiplendikleri değer ve ilkeler ile oy istediler ve seçildiler. Bugün geldiğimiz noktada ise bir çok partinin ve milletvekilinin 2023 seçimlerini unuttuğunu, tam tersi konuşma ve eylemler içinde olduklarını esefle takip ediyoruz. Bu siyasi ahlakla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, mecliste bulunan partilerin önemli bölümü ve milletvekilleri siyasi meşruluklarını kaybetmişlerdir. Şimdi savundukları yeni değerleri ve paradigmalarıyla halkın önüne tekrar çıkmalı, destek istemelidirler. Bb nedenle de hemen seçim yapılmalıdır. Saygılarımızla.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.