SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sivil Toplum

Porsuk Haber Ajansı - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümünde Ortak Çağrı Haber

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümünde Ortak Çağrı

Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-İş Eskişehir şubeleri, Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü dolayısıyla Hicri Sezen Meydanı'nda bulunan Lozan Anıtı önünde ortak bir basın açıklaması yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci tarafından yapılan açıklamada, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesi ve ulusal egemenliğin hukuki güvencesi olduğu vurgulanarak, 24 Temmuz'un "Lozan Bağımsızlık Bayramı" olarak yasal güvence altına alınması istendi. ​"Lozan, Emperyalizmin Hesaplarını Bozan Büyük Türk Zaferidir" ​Eskişehir’deki sivil toplum kuruluşları ve sendika şubelerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği açıklamada, 24 Temmuz 1923 tarihinin sadece bir antlaşma günü olmadığına dikkat çekilerek şu ifadeler yer aldı: ​"Bu tarih; Türk milletinin diz çökmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği, Sevr'i tarihin çöplüğüne gömdüğü, bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası hukuk önünde tescil ettirdiği gündür. ​Lozan, emperyalizmin Anadolu üzerindeki hesaplarını bozan büyük Türk zaferidir. Lozan, işgal ordularının silahla yenildiği kadar, diplomasi masasında da dize getirildiği tarihî dönüm noktasıdır. ​Bu büyük destanın başında Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardır. Lozan masasındaki sarsılmaz iradenin adı ise İsmet İnönü'dür." ​"Türk Milleti Esir Edilemez" ​İsmet Paşa’nın dünyanın en güçlü devletlerinin temsilcileri karşısında "Türk milleti esir edilemez" gerçeğini savunduğunu belirten açıklamada, "Aylar süren zorlu görüşmeler boyunca hiçbir tehdide, hiçbir baskıya, hiçbir dayatmaya boyun eğmemiş; Kurtuluş Savaşı'nın cephede kazanılan zaferini diplomasi masasında ölümsüzleştirmiştir" denildi. ​"Lozan'a Sahip Çıkmak; Cumhuriyet'e ve Laikliğe Sahip Çıkmaktır" ​Açıklamada, Cumhuriyet'in temel kazanımlarını ve Lozan'ı hedef alan çevrelerin söylemlerine de şu sözlerle tepki gösterildi: ​"Lozan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesidir. Lozan, ulusal egemenliğimizin hukuki güvencesidir. Lozan, tam bağımsızlığımızın dünyaya kabul ettirilmiş adıdır. Lozan, Türk Milletinin namusudur. ​İşte tam da bu nedenle, Cumhuriyet'in temel kazanımlarını tartışmaya açan çevrelerin hedefinde yıllardır Lozan vardır. Lozan'ı küçümseyenler ya da değersiz göstermeye çalışanlar, eleştirilerini farklı gerekçelerle dile getirebilir; ancak bu tartışmaların Cumhuriyet'in kuruluş süreciyle ilgili daha geniş değerlendirmelerin parçası olduğu açıktır. ​Biz biliyoruz ki; Lozan varsa Cumhuriyet vardır. Lozan varsa ulusal egemenlik vardır. Lozan varsa tam bağımsız Türkiye vardır." ​Ortak Çağrı: "24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı İlan Edilsin" ​Lozan'a sahip çıkmanın vatanın bölünmez bütünlüğüne, üniter devlet yapısına, sosyal hukuk devletine ve laikliğe sahip çıkmak anlamına geldiğinin altı çizilen bildiride, şu somut talep dile getirildi: ​"Bu nedenle çağrımız açık ve nettir: 24 Temmuz, Türk milletinin bağımsızlığının uluslararası hukukta tescil edildiği gündür. ​Bu tarih artık yalnızca anma günü olarak değil; '24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı' olarak yasal güvence altına alınmalı ve her yıl bütün yurtta resmî törenlerle kutlanmalıdır. ​Çünkü milletler, yalnızca savaş meydanlarında kazandıkları zaferlerle değil; o zaferleri hukuk önünde kabul ettirdikleri günlerle de tarih yazarlar. 24 Temmuz işte böyle bir gündür." ​"Hiçbir Güç Bizleri Lozan'dan Koparamayacak" ​Bildirinin sonunda, Atatürk'ün emanetlerine ve tam bağımsızlık idealine olan bağlılık şu kararlı vurguyla yinelendi: ​"Bugün bize düşen görev; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine, İsmet İnönü'nün kararlılığına, Lozan Heyetinin dirayetine, Millî Mücadele kahramanlarının ve Kurtuluş Savaşımızda şehit düşen ve gazi olan atalarımızın fedakârlığına layık olmaktır. ​Cumhuriyetimizi, laik ve demokratik hukuk devletini, ulusal egemenliği ve tam bağımsız Türkiye idealini sonsuza kadar savunacağız. ​Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Eskişehir şubeleri olarak sesleniyoruz; ​Hiçbir güç bizleri Lozan'dan, Cumhuriyet'ten ve Atatürk devrimlerinden koparamayacaktır. ​Yaşasın Lozan! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! ​24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü kutlu olsun! ​24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı ilan edilsin!"

Dereyalak Köyü Derneği’nden Nebi Hatipoğlu’na Ziyaret Haber

Dereyalak Köyü Derneği’nden Nebi Hatipoğlu’na Ziyaret

Dereyalak Köyü Derneği Başkanı Ali Yavaş ve yönetim kurulu üyeleri, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu’nu ziyaret etti. Ziyarette köyün sorunları, yürütülen faaliyetler ve dernek çalışmalarına yönelik kapsamlı bir fikir alışverişi yapıldı. ​Başkan Ali Yavaş: "Destekler Hayati Önem Taşıyor" ​Ziyaretin ardından bir açıklama yapan Dereyalak Köyü Dernek Başkanı Ali Yavaş, köy derneklerinin yaşatılmasının kültürel mirasın korunması adına elzem olduğunu vurguladı. Başkan Yavaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Köy derneklerimizin faaliyetlerini kesintisiz sürdürebilmesi ve köylerimizin kalkınmasına katkı sağlaması için hükümetimizin ve yerel yönetimlerimizin desteklerine ihtiyaç duyuyoruz. Bu konuda Sayın Milletvekilimiz Nebi Hatipoğlu ile verimli bir görüşme gerçekleştirdik." ​Milletvekili Hatipoğlu’ndan Tam Destek Sözü ​Dernek çalışmalarına büyük önem verdiğini belirten AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, sivil toplum kuruluşlarının ve köy derneklerinin sorunlarının çözümü konusunda elinden gelen tüm desteği vereceğini ifade etti. Dereyalak Köyü’nün gelişimine katkı sunacak her türlü çalışmaya destek olacağını belirten Hatipoğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. ​Başkan Ali Yavaş, gösterdiği misafirperverlik ve sağladığı destek sözü için Milletvekili Hatipoğlu’na teşekkürlerini ileterek, kendisini en kısa zamanda Dereyalak Köyü’nde ağırlamak istediklerini belirtti.

Çakırözer: "Büyük Hukuksuzluk Bitmeli! NATO Tutukluları Özgür Kalmalı" Haber

Çakırözer: "Büyük Hukuksuzluk Bitmeli! NATO Tutukluları Özgür Kalmalı"

Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenen NATO zirvesi üzerinden bir hafta geçti. Zirve bahanesiyle ülke genelinde yapılan şafak operasyonlarında gözaltına alınan ve tutuklanan çok sayıda yurttaş hala cezaevinde. CHP’li Utku Çakırözer’in Sincan Cezaevi’nde görüştüğü TEMA gönüllüleri 3 haftadır cezaevinde tutulmalarına isyan etti. 6’sı kadın 4’ü erkek TEMA gönüllüleri, “25 Haziran’dan bu yana cezaevindeyiz. Evlatlarımız, bakmak zorunda olduğumuz anne babalarımız hala cezaevinde olduğumuzu bilmiyor. Kimimiz yerde, kimimiz tek kişilik yatakta iki kişi uyuyoruz. Mide kanaması, ağır enfeksiyon, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon yaşayan arkadaşlarımız var. Bizim siyasetle hiçbir ilgimiz yok! Biz vatanımızı seven, milletimizi seven insanlarız. 35 yıllık TEMA vakfının terörle hiçbir alakası yoktur, olamaz! Terörle, ismini dahi okuyamadığımız terör örgütleriyle suçlanmayı hiçbirimiz hak etmiyoruz. Bir an önce ailelerimize, sevdiklerimize, işimize ve özgürlüğümüze kavuşmayı istiyoruz” dedi. Çakırözer’in görüştüğü Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi Aslıhan Özden ise, “Kızımla birlikte cezaevindeyiz. Şafak operasyonuyla ters kelepçe gözaltına aldılar. Saatlerce giyinmemize dahi izin vermediler. ‘1 Mayıs’a neden katıldın? Doruk Madencilik işçilerini niye ziyaret ettin?’ diye sordular. Slogan attık diye cezaevinde dahi disiplin soruşturması açtılar” dedi. NATO zirvesi bahanesiyle tutuklanan yurttaşlar için bir an önce özgürlük isteyen Çakırözer, “Bu insanların zirve bahanesiyle tutuklanması büyük hukuksuzluktu! Zirve bitmesine rağmen hala zindanda tutuluyor olmaları bu hukuksuzluğu daha da büyüttü! Onlara yaşatılanlar en ağır insan hakkı ihlallelidir. Bu insanların bir an önce tahliyeleri sağlanmalı” çağırını yaptı. TEMA GÖNÜLLÜLERİ ÜÇ HAFTADIR ZİNDANDA Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi öncesinde yüzlerce yurttaş şafak operasyonlarıyla gözaltına alındı, tutuklandı. Yapılan operasyonlarda kapılar kırıldı, ters kelepçe uygulandı, avukata erişim kısıtlandı. Zirve 8 Temmuz’da sona ererken, aralarında TEMA gönüllüleri ile akademisyen, gazeteci, hukukçu, öğrenci, siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda yurttaş hala cezaevinde. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO zirvesi gerekçesiyle tutuklanan TEMA Vakfı Ankara İl Temsilcisi Nevzat Özer ve TEMA gönüllüleri ile Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Av. Kürşat Bafra, SES üyesi Aslıhan Özden ile marangoz işçisi Murat Özer’i Sincan Cezaevi’nde ziyaret ederek, mesajlarını kamuoyu ile paylaştı. “AİLELERİMİZE, EVLATLARIMIZA HASRETİZ” 25 Haziran’dan bu yana Sincan Cezaevi’nde tutulan 6’sı kadın, 4’ü erkek TEMA gönüllüleri kendilerine büyük bir hukuksuzluk yaşatıldığını belirterek, bir an önce özgürlük istedi. TEMA gönüllüleri Çakırözer aracılığıyla gönderdikleri mesajda şunları söyledi: “Üç haftadır cezaevindeyiz. Bizim tek yaptığımız doğa gezisi. Bu yüzden haftalardır ailelerimizden, işimizden, özgürlüğümüzden mahrumuz! Evlatlarımıza, ailelerimize hasretiz. Burada kimimiz yerde kimimiz tek kişilik yatakta iki kişi kalıyoruz. Mide kanaması, ağır enfeksiyon, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon yaşayan arkadaşlarımız var. Ayağı kırılanlar, gözünde kist oluşanlar var. Kimimiz reklamcı, kimimiz öğretmen, kimimiz kentsel tasarımcı, profesyonel işlerde çalışıyoruz. İşlerimiz var, çalışmamız gerekiyor. Evlatlarımız cezaevinde olduğumuzu bilmiyor. Anne, babalarımız hasta, cezaevinde olduğumuzu onların bilmesini istemiyoruz.” “BİR AN ÖNCE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ İSTİYORUZ” “Biz doğayı, çevreyi, memleketi seven insanlarız. Biz vatanımıza, toprağımıza, bayrağımıza bağlıyız! NATO zirvesi ile hiçbir ilişkimiz, protestomuz olmadı. Siyasetle hiçbir ilgimiz yok. 35 yıllık TEMA vakfının terörle hiçbir alakası yoktur, olamaz! Bir an önce bu adaletsizliğin, hukuksuzluğun bitmesini istiyoruz. Suçsuz kimse gözaltına alınmasın, tutuklanmasın bizi de bıraksınlar! Ailelerimize, sevdiklerimize, işimize ve özgürlüğümüze kavuşalım.” CEZAEVİNDE BİLE NATO SORUŞTURMASI CHP’li Çakırözer’in cezaevinde görüştüğü SES üyesi Aslıhan Özden ise, kızı Şevin Özden ile cezaevinde tutulduğunu belirterek, “Cezaevinde 18. günümüz. Şafak operasyonuyla ters kelepçe ile gözaltına aldılar. ‘1 Mayıs’a neden katıldın? Doruk Madencilik işçilerini niye ziyaret ettin?’ diye sordular. Kızımı SGDF, beni MLKP ile suçlayıp tutukladılar. 2 Temmuz’da Madımak anması için slogan attık koğuşta. 7-8 Temmuz’da zirve sırasında da NATO karşıtı slogan attık. NATO’yu protesto eden slogan attık diye hakkımızda disiplin soruşturması açıldı. Koğuştaki herkesten savunma istiyorlar. Zirve bitti hala özgürlüğümüze kavuşturulamadık. Bir an önce özgürlüğümüze kavuşmamızı istiyoruz” diye yaşadıklarını anlattı. “HAK İHLALİ, BÜYÜK HUKUKSUZLUK” TEMA gönüllüleri ile NATO zirvesi gerekçesiyle tutuklanan yurttaşların bir an önce tahliye edilmesi çağrısında bulunan CHP’li Çakırözer, “Zirve bitti, zirve bahanesiyle tutukladıkları yurttaşları hala zindanda tutuyorlar. Protesto hakkı anayasal hak olduğu halde bu hakkı kullanmak isteyen yurttaşlarımız gözaltına alınıp serbest bırakıldılar. Ama protestolarla dahi hiçbir ilgisi olmayan insanların ‘önleyici tutukluluk’ ile cezaevinde tutuluyor olmaları kabul edilemez. Bu insanları zindana koymak bir büyük hukuksuzluktu. Onları hala cezaevinde tutuyor olmak bir başka insan hakkı ihlalidir. Hukuksuzluktur. Bu insanların bir an önce tahliyeleri sağlanmalı” çağrısını yaptı.

Eskişehir Kent Konseyi’nde Yeni Dönem: İnci Ülüğ Başkan Seçildi! Haber

Eskişehir Kent Konseyi’nde Yeni Dönem: İnci Ülüğ Başkan Seçildi!

Eskişehir Kent Konseyi 23. Olağan Seçimli Genel Kurulu, Haller Gençlik Merkezi’nde büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Ahmet Kapanoğlu’nun aday olmadığı seçimlerde, tek aday olan İnci Ülüğ oybirliğiyle Eskişehir Kent Konseyi’nin yeni başkanı oldu. ​Eskişehir’in yerel demokrasi kültürünün en önemli yapı taşlarından biri olan Eskişehir Kent Konseyi, yeni başkanını belirledi. Haller Gençlik Merkezi’nde düzenlenen genel kurula; CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkan Yardımcısı Emre Genç, Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün, çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, sendika üyeleri ve kent konseyi çalışma grubu üyeleri katıldı. ​Ahmet Kapanoğlu Görevi Devretti ​Genel kurulda veda konuşmasını yapan mevcut başkan Ahmet Kapanoğlu, görev süresi boyunca yürütülen faaliyetleri özetleyerek destek veren tüm paydaşlara teşekkürlerini iletti. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise yaptığı konuşmada, kendisinin de geçmişte Kent Konseyi’nde görev aldığını hatırlatarak, konseyin şehir yönetimi üzerindeki stratejik önemine vurgu yaptı. Ünlüce, Kapanoğlu’na emeklerinden dolayı teşekkür ederken, yeni başkan İnci Ülüğ’e başarı dileklerinde bulundu. ​İnci Ülüğ: “Göz Hizasında, Kapı Kapı Dolaşacağız” Tepebaşı Muhtarlar Derneği Başkanı ve Mamure Mahalle Muhtarı olarak uzun yıllardır sahanın içinde olan İnci Ülüğ, başkanlık konuşmasında kent konseyini binalara hapsedilmekten kurtaracak bir anlayış benimsedi. Ülüğ, konuşmasında şu duygusal ve iddialı ifadelere yer verdi: ​“Bir kapıyı çaldığınızda gelen 'sokak lambası yanmıyor' şikayeti ile 'annem yalnız yaşıyor' çaresizliği, bu kentin gerçek gündemidir. Kent, sadece meydanlar veya parklar değil, aslında o kapıların ardında dinlenmeyi bekleyen insanlardır. Biz, 14 yıldır bu yapı içinde emek veren bir ekip olarak, artık sadece karar alan değil, o kapıları bizzat çalan bir iradeyi temsil edeceğiz.” ​4 Somut Hedefle "Takip Edilebilir" Yönetim ​İnci Ülüğ, konseylerin "icra yetkisi yok" bahanesine sığınmadan, şehrin sorunlarını takip etmekte kararlı olduklarını belirterek 4 ana başlıktan oluşan yeni dönemin mesajlarını verdi; ​Alınan her bir tavsiye kararının bir künyesi olacak. "Karar ne zaman alındı?", "Hangi belediye meclisine gitti?", "Sonucu ne oldu?" sorularının yanıtları herkese açık bir çizelgede yayınlanacak. Kabul edilmeyen önerilerin gerekçeleri şeffaflıkla halka sunulacak Üniversite öğrencisi ile emeklinin yaşam kalitesinin farklılaştığı bir şehirde, konseyin kendisi mahalleye inecek. Protokol kurallarını bir kenara bırakan, doğrudan muhtarlarla ve halkla "dinleme odaklı" açık toplantılar düzenlenecek. ​Kent Konseyi’nin "vicdanı" olarak tanımladığı Gençlik ve Kadın Meclislerinin kararları, bundan böyle genel kurul gündemlerinin ilk maddesi olarak doğrudan tartışılacak. ​Sadece konsey üyeleriyle sınırlı kalmayan, meslek odaları, üniversiteler ve STK temsilcilerini kapsayan geniş bir "Ortak Akıl Danışma Kurulu" ile şehrin tüm bileşenleri aynı masa etrafında buluşturulacak. ​“Hafıza ve Vicdanın Buluşma Noktası” ​Konuşmasında görevi devreden Ahmet Kapanoğlu’na teşekkür eden Ülüğ, Eskişehir Kent Konseyi'ni "bu kentin hafızası ve vicdanı" olarak nitelendirdi. Ülüğ, "Biz hafıza ile vicdanı, uzmanlıklarımızla birleştirip ortak akıl üretiyoruz. Eskişehir'i ancak farklı bakış açılarını aynı masa etrafında buluşturarak, daha güçlü ve kalıcı çözümlere ulaştırabiliriz" dedi. ​Herkese Açık Kapı: “Zil Çalsın Yeter” ​İnci Ülüğ, konuşmasını; "Benim kapım muhtarlıkta da hep açıktı, burada da hep açık olacak. Zil çalsın, kapı tıklatılsın yeter. Bu onurlu görevi, Eskişehir yılı olan 2026’da üstlenmek benim için ayrı bir gurur kaynağıdır. Şehrimiz, doğru kullanılmış ortak akılla kazanacaktır." sözleriyle tamamladı. ​Yeni Yürütme Kurulu Üyeleri İnci Ülüğ başkanlığında oluşturulan yürütme kurulunda şu isimler yer alıyor: ​Ahmet Özdemirel, Aslıhan Duygun, Atakan Bakılan, Av. Elif Töre, Av. Kerim Görkem Gökkaya, Av. Osman Murat Kandir, Cem Ekin, Çiğdem Çalışır, Derya Can, Fatimatüzzehra Kıraç, Fulya Pinici, Hasan Öztürk, Kemal Güner Poyraz, Levent Özbunar, Mehmet Avci, Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Prof. Dr. Erhan Akdemir, Salih Egerci, Selma Güder, Soner Yüksel, Ufuk Özkaratay, Zuhal Şen.

Eskişehir’de "NATO Zirvesi" Yasaklarına Tepki Haber

Eskişehir’de "NATO Zirvesi" Yasaklarına Tepki

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, Eskişehir Valiliği tarafından ilan edilen 10 günlük eylem ve etkinlik yasağına sert tepki gösterdi. Platform adına konuşan İsmail Hakkı Akçil, kararın anayasal hakların açık bir ihlali olduğunu belirterek, "Bu uygulama, otoriterlikten totaliterliğe evrilişin en net işaretidir" dedi. ​Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi gerekçesiyle Eskişehir genelinde 10 gün süreyle getirilen yasaklar, kentteki sivil toplum kuruluşlarını ayağa kaldırdı. Basın açıklaması düzenleyen Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, kararı "fiili OHAL uygulaması" olarak nitelendirerek, ifade ve toplanma özgürlüğünün gasp edildiğini savundu. ​"İktidar Hukuku Bir İntikam Sopasına Çevirdi" ​Platform adına açıklamalarda bulunan İsmail Hakkı Akçil, yasakların sadece güvenlik tedbiri olmadığını, demokratik itirazların bastırılmak istendiğini belirtti. Akçil, "Ülke genelindeki bu abluka, yeni yasaklarla büyütülüyor. Anayasal hiçbir dayanağı olmadan gerçekleştirilen 'önleyici tutuklama' garabetiyle yurttaşlar özgürlüğünden ediliyor. Stand-up sanatçısı Deniz Göktaş’ın havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alınması, iktidarın hukuku nasıl bir sindirme aracı olarak kullandığını göstermiştir" ifadelerini kullandı. ​"Yoksulluğu Halının Altına Süpürüyorlar" ​Açıklamada, ekonomik kriz ve yoksulluk vurgusu da dikkat çekti. Halkın geçim sıkıntısı çektiği bir dönemde, kamu kaynaklarının NATO liderlerine "meşruiyet devşirmek" için harcandığını iddia eden Akçil, şu ifadeleri kullandı: "Açlığın ve hayat pahalılığının arttığı bir dönemde 'itibardan tasarruf olmaz' anlayışıyla milyarlarca lira harcanıyor. Gerçekler dev panoların ardına gizlenmeye, yoksulluk halının altına süpürülmeye çalışılıyor." ​"Savaş Siyasetine Hayır" ​NATO’nun "savaş sanayisi üretimini artırma" hedefli zirvesine de değinen Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, siyasi iktidarın silahlanma yarışına dahil olmasına tepki gösterdi. Akçil, "Tarihin doğru tarafında yer almak, böyle karanlık bir geleceğin suç ortağı olmaktan kaçınmakla mümkündür. Emperyalist bir savaş örgütünün toplantısı için kendi yurttaşının barışçıl gösteri hakkını gasp eden anlayışı kabul etmiyoruz" diye konuştu. ​Platformdan Acil Çağrı ​Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, yetkililere şu taleplerle seslendi: ​Valilik tarafından alınan 10 günlük eylem ve etkinlik yasağı derhal geri çekilmelidir. ​Sindirme amaçlı "ters kelepçe" uygulamalarına son verilmeli, hukuksuzca gözaltına alınanlar serbest bırakılmalıdır. ​Basın üzerindeki akreditasyon engelleri ve kısıtlamalar kaldırılmalıdır. ​Yurttaşların anayasal haklarını yok sayan orantısız güvenlik önlemlerinden vazgeçilmelidir. ​"Savaşa, sömürüye ve baskılara karşı barışın, emeğin ve demokrasinin sesini yükseltmeye devam edeceğiz" diyen Platform, tüm muhalefeti ve Eskişehir halkını bu gidişata karşı tutum almaya çağırdı.

CHP Grup Başkan Vekili Emre Genç: "Odunpazarı’nın Hakkını Savunuyoruz" Haber

CHP Grup Başkan Vekili Emre Genç: "Odunpazarı’nın Hakkını Savunuyoruz"

Odunpazarı Belediye Meclisi Temmuz ayı toplantısı, 2027 yılı yatırım programının detaylandırıldığı ve siyasi tartışmaların merkezinde yer alan açıklamalara sahne oldu. CHP Grup Başkanvekili Emre Genç, belediyenin hizmet vizyonunu savunarak, özellikle engellerle mücadele ettiklerini ve gerçekçi projelerle halkın menfaatlerini koruduklarını vurguladı. ​“Hizmetlerimize Siyaset Karıştırılıyor” ​Konuşmasına çok yakında açılışı yapılacak olan Alzheimer Merkezi’ne değinerek başlayan CHP Grup Başkanvekili Emre Genç, bu merkezin şehrin büyük bir ihtiyacını karşıladığını ifade etti. Genç, “Bize ‘ne yatırım yapıyorsunuz’ diyenlerin, öncelikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kaç tane Alzheimer merkezi olduğunu kamuoyuyla paylaşması gerekir. Biz, halkın ihtiyaçlarını karşılamak için gece gündüz çalışıyoruz; ancak sırf siyaset yapmak adına projelerimizi yok sayanlar samimi değildir” değerlendirmesinde bulundu. ​“İz Bedelleri Birer Bekleme Odasıdır” ​Yatırım programının şeffaflığı konusunda muhalefetten gelen eleştirilere yanıt veren Genç, programın mevzuata ve teknik gerekliliklere uygun olarak hazırlandığının altını çizdi. Yatırım programında yer alan iz bedellerini bir "bekleme odası" olarak nitelendiren Genç, projelerin hazır olduğunu, sadece kaynak arayışı ve bürokratik onay süreçlerini beklediklerini belirtti. ​Bürokratik Engeller: Örnekköy projesi ve köy yerleşim alanları gibi konularda teknik ekiplerin aylardır uğraş verdiğini belirten Genç, Tarım Müdürlüğü ve ilgili kurumların başvuruları reddetmesini eleştirerek, engellerin hizmetin önüne geçtiğini savundu. ​İhtiyaçlara Yanıt: "Gençlik merkezimiz yok, halk merkezimiz yok" eleştirilerine karşı çıkan Genç; kreşler, engelli yaşam merkezleri, kapalı pazar alanları ve yaşlı bakım merkezleri gibi mevcut hizmetlerin zaten faal olduğunu hatırlattı. ​“Çöp Kamyonu Almak da Bir Yatırımdır” ​Muhalefetin araç alımı konusundaki eleştirilerine de sert çıkan Genç, “Çöp kamyonu almak yatırımdır. Eğer artan maliyetleri kısarsanız ve bakanlıklarda 7 ay beklettiğiniz izinleri zamanında verirseniz, biz 11 değil 21 tane de çöp kamyonu alırız” dedi. Belediye bütçesinin borçsuz olduğunun bütçe görüşmelerinde kanıtlandığını hatırlatan Genç, hizmetlerin "insan odaklı" yürütüldüğünü ifade etti. ​“Odunpazarı’nın Hakkını Savunuyoruz” ​Belediyenin kurumlarla kavgalı olduğu iddialarına ilişkin Genç şunları söyledi: ​"Kimseyle kavga etmiyoruz, Odunpazarı Belediyesi’nin hakkını savunuyoruz. Yaşlı bakım merkezine doktor istedik diye, kurumların yanlış uygulamalarını eleştirdik diye kavga mı etmiş olduk? Bizim tek derdimiz, Odunpazarı halkının menfaatidir." ​“Gerçeklerle Yüzleşme Zamanı” ​Konuşmasında Türkiye’nin ekonomik gerçeklerine ve enflasyona dikkat çeken Emre Genç, 2027 yatırım programının afaki değil, gerçekçi ve somut adımlardan oluştuğunu belirtti. Demokratik katılım süreçlerini Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürüttüklerini vurgulayan Genç, “Bizler her türlü eleştiriye açığız; ancak eleştiri adı altında yapılan saldırılara ve samimiyetsiz söylemlere karşı durmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı. ​Emre Genç, konuşmasının sonunda tüm emekçilere ve meclis üyelerine teşekkür ederek, 2027 yatırım programına "kabul" oyu vereceklerini beyan etti.

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!” Haber

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!”

Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 tarihinde katledilen 33 sanatçı, aydın ve 2 otel çalışanının anısına Eskişehir’de düzenlenen anma töreni, geniş bir katılımla gerçekleşti. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından, katılımcılar sessiz bir yürüyüşle Vilayet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na ulaştı. ​2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan katliamın 33. yıl dönümünde Eskişehir; demokrasi, adalet ve laiklik vurgusuyla bir kez daha bir araya geldi. Anma törenine CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vakıf Başkanı Ufuk Uysal: “Yaramız Adaletsizlikle Büyüyor” ​Anma töreninde konuşan Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Madımak Katliamı’nın sadece geçmişte kalmış bir olay değil, günümüz toplumsal vicdanını her an kanatan bir yara olduğunu vurguladı. Uysal; ​"2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli'nde, 33 aydın sanatçı ve 2 emekçi otel çalışanı canımız diri diri yakılmıştır. Bu bir katliamdır. Bu saldırı; bağnaz, gerici, laiklik ve Cumhuriyet düşmanları tarafından kardeşliğe, insanlığa ve düşünce özgürlüğüne yapılmış karanlık bir saldırıdır. O gün Madımak Oteli’nde sadece ozanlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız ve aydınlık gençlerimiz değil; bu toprakların hoşgörü kültürü, kardeşliği ve bir arada yaşama iradesi de yakılmak istendi. Devleti yönetenler acziyet içerisinde buna engel olmamışlardır ya da olamamışlardır. Sonrasında ise adalet yerini bulmamıştır." Uysal, inanç değerlerine ve Anadolu’nun kadim mirasına dikkat çekerek; ​"Bizim inancımızda 'İnsan kutsaldır.' Yolumuzda 'Eline, beline, diline sahip çıkmak' esastır. Bizler, 'Gelin canlar bir olalım' diyen Pir Sultan’ın, 'Sevelim sevilelim' diyen Yunus Emre’nin evlatlarıyız. Sivas’ta hedef alınan tam da Anadolu’nun bu aydınlık ruhuydu. Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı, hepimizin yüreğini yaktı. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, o ateşin dumanı adaletin üzerinde tüttüğü sürece bu yara kapanmayacaktır. Bizim yasımız sadece kaybettiklerimize değil, aynı zamanda eksik kalan adaletedir." ​Uysal, anmanın bir direniş günü olduğunu belirterek; "Bizler bu anmayı sadece bir yas günü olarak değil; karanlığa karşı aydınlığı, nefrete karşı sevgiyi, zulme karşı adaleti haykırdığımız bir direnç günü olarak görüyoruz. Nesimi Çimen’in sazı susmadı. Hasret Gültekin’in deyişleri hala dillerimizde, Metin Altıok’un şiirleri hala rehberimizdir. Toplumsal hafızamızı diri tutmak, bu acıların bir daha yaşanmaması için en büyük güvencemizdir," diyerek sözlerini noktaladı. Milletvekili İbrahim Arslan: “Toplumun Aklı ve Vicdanı Yakıldı” ​CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, konuşmasında katliamın hukuksal boyutuna ve toplumsal tahribatına dikkat çekti: ​"33 yıl önce 33 canımız yandı, ancak bununla birlikte bu toplumun aklı, vicdanı, düşünce ve inanç özgürlüğü, Cumhuriyetin aydınlanma birikimleri yakıldı. Aradan geçen yıllarda firariler, affedilen sanıklar ve zaman aşımına uğratılan davalar acımızı katladı. Madımak Oteli bir utanç müzesine dönüştürülmelidir. Madımak’ın karanlığı ne yazık ki nefret diliyle, ötekileştirmeyle hâlâ hâkim kılınmaya çalışılıyor. Biz Alevi-Bektaşi toplumu olarak anayasal eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Cemevlerimiz ibadethanemizdir. Tüm bunların güvencesi ise laik, demokratik Cumhuriyettir." dedi. ​Başkan Ayşe Ünlüce: “Barış Dilini Haykırıyoruz” ​Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, toplumsal uzlaşı ve tahammül kültürünün önemine vurgu yaparak şunları ifade etti: ​"Bugün 33 yıl önce Sivas’ta büyük bir nefret ve tahammülsüzlükle katledilen aydınlarımızı anmak için buradayız. Biz bugün sadece bir anma için değil; bu topraklarda bir daha aynı acılar yaşanmasın, hep barış dili konuşulsun diye bir aradayız. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli'nin 'İncinsen de incitme' düsturu hayatımızın rehberi olmalı. Kadim uygarlıklara ev sahipliği yapmış, barış içinde yaşamayı bilen Eskişehir'den bir kez daha haykırıyoruz: 2 Temmuz’u unutmadık, unutturmayacağız." ​Başkan Kazım Kurt: “İnsanlık Suçunda Zaman Aşımı Olmaz” ​Odunpazoni Belediye Başkanı Kazım Kurt, davanın hukuki sürecindeki aksaklıkları eleştirerek hesap sorma kararlılığını yineledi: ​"33 yıl geçti, yargılamalar yapıldı ancak Sivas’ın gerçek nedeni maalesef aydınlatılamadı. Bugün o dönemin sorumlularının birçoğu devletin kademelerinde görev alabiliyor. Bu bir insanlık suçudur ve insanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Bunu herkes böyle bilmelidir. Biz 'unutmadık, unutturmayacağız' derken, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağına olan inancımızı yineliyoruz. Bu katliamın hesabı mutlaka sorulmalıdır." Sessiz Yürüyüş ve Çelenk Sunumu ​Konuşmaların ardından katılımcılar, ellerinde "Sivas’ı Unutma, Unutturma" yazılı dövizler ve pankartla sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünden Vilayet Meydanı'na kadar süren yürüyüş, Atatürk Anıtı'na çelenk sunulması ve saygı duruşu ile nihayete erdi. Anma törenine destek veren ADD, ÇYDD, EĞİTİM-İŞ, Kent Konseyleri, Köy Dernekleri ve HABED temsilcilerine, Vakıf Başkanı Ufuk Uysal tarafından teşekkür edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.