SON DAKİKA
Hava Durumu

#Siber Güvenlik

Porsuk Haber Ajansı - Siber Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siber Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çakırözer: "Haber Yapan Gazeteciler Zindanda, Vurguncuların Peşine Düşen Yok" Haber

Çakırözer: "Haber Yapan Gazeteciler Zindanda, Vurguncuların Peşine Düşen Yok"

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Halk TV’ye kayyum atanması, erişim engelleri ve tutuklu gazetecilere dikkat çekti. “Türkiye her geçen gün görülmemiş bir karanlığa sürükleniyor, Ak Parti’nin sansür karanlığına” diyen Çakırözer, “Gazeteciler zindanda, vurguncular dışarıda. 2 yılda 10 kanala kayyum atandı. Saray'ın Siber Güvenlik Başkanlığı ve sulh ceza hakimleri el ele haber sitelerini ve sosyal medyayı karartıyor! Toplam takipçisi 50 milyonu bulan bin 500'e yakın hesaba erişim engeli getirildi. Ne yaparsanız yapın gerçeklerin bilinmesini, duyulmasını engelleyemeyeceksiniz. Sansürünüze, karartmanıza, kayyumlarınıza teslim olmayacağız” ifadelerini kullandı. Çakırözer, YENİ Parti iktidarında gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle cezaevine gönderilmeyeceğini, televizyonların susturulmayacağını ve internetin karartılmayacağını vurguladı. “10 KANALA KAYYUM ATANDI! TMSF EN BÜYÜK MEDYA PATRONU OLDU” YENİ Parti Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, gazetecilere yönelik artan gözaltı ve tutuklamalar ile televizyon kanallarına kayyum uygulamaları ve erişim engellerini Meclis gündemine taşıdı. Son bir ayda basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlalleri tek tek sıralayan Çakırözer, tutuklu gazetecilere özgürlük çağrısı yaptı. “Türkiye her geçen gün görülmemiş bir karanlığa sürükleniyor; AK Parti'nin sansür karanlığına” diyen Çakırözer, Halk TV ve televizyon kanallarına kayyum uygulamalarını hatırlatarak şöyle konuştu: “14 Ekim sabahı şafak sökmeden yüzlerce polisle Türkiye'nin en çok izlenen haber kanallarından Halk TV'nin kapısına dayandılar, yayın kesildi, çalışanlar binaya alınmadı, kanalın başına kayyım oturtuldu. Tıpkı bir yıl önce Tele1'e yaptığınız gibi, Tele1’e casusluk diye çöktünüz, Halk TV'ye de yolsuzluk diye el koydunuz. Hepsi bahane, hepsi kılıf! Milyonlarca yurttaşın haber alma, gerçekleri öğrenme hakkını elinden aldınız. Sayenizde TMSF kayyımı en büyük medya patronu oldu, iki yılda tam 10 kanala kayyım atadınız. Peki, Halk TV neden susturuldu? Neden belli; Ak Parti iktidarının boğazına kadar battığı asrın vurgununu sorguluyor, bunu da milyonlar öğreniyor, mağdur ettikleriniz izliyor diye karartıldı, milyonların Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun aylardır uğradığı iftiralara verdiği yanıtları, tarihî savunmasını millet duymasın, bilmesin diye susturuldu ve tabii Yeni Partimizin iktidar yürüyüşü ‘Aman büyümesin’ diye susturuldu.” “50 MİLYON TAKİPÇİLİ BİN 500 HESAP ERİŞİME ENGELLENDİ” “Bu Ak Parti'nin bir de dijital kayyımı var, erişim engelleri” diyen Çakırözer, internet sitelerine, sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine de dikkat çekti. Çakırözer, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yetkilendirildiği eylül başından bu yana toplam takipçisi 50 milyonu bulan bin 500'e yakın X hesabı hakkında erişim engeli getirildiğini söyledi. Çakırözer şu açıklamaları yaptı: “Sarayın Siber Güvenlik Başkanlığı ve sulh ceza hâkimleri el ele haber sitelerini ve sosyal medyayı karartıyor. Dünyanın referans aldığı, milyonlarca ziyaretçisi olan T24 haber sitesi tek tuşla kapatıldı. Gazeteciler, ekonomistler, akademisyenler, meslek örgütleri, STK'ler, hepsi sansürlenmiş durumda. Tüm bu dijital sıkıyönetimin çetelesini tutarak kamuoyuna paylaştı diye İfade Özgürlüğü Derneği’nin web sitesini dahi kapattınız, engellediniz yolsuzluklarınız, hukuksuzluklarınız, zorbalıklarınız ‘Aman konuşulmasın, bilinmesin.’ diye.” TARAKÇI, SEVİNÇ, BALCI, TEKEREK.. TUTUKLU GAZETECİLERİ TEK TEK SAYDI! Çakırözer, Meclis’te cezaevlerinde ziyaret ettiği tutuklu gazetecilerin durumuna da dikkat çekti. “Türkiye'nin dört bir yanında tutuklu gazeteciler var” diyen Çakırözer tutuklu gazetecilerin isimlerini tek tek sayarak, şunları söyledi: “Sincan'da Ali Tarakçı yatıyor 26 gündür! 'Bir bakan cuma günü istifa edecek' dedi diye. Oysa yalan değil. Cuma değil ama cumartesi bir eski bakan istifa etmek zorunda kaldı. Vurgununu yaptı, ortadan kayboldu, peşine düşen yok ama Gazeteci Ali hala hapiste. Mustafa Balcı, Şaban Sevinç fon vurgunu yapanların AK Parti'yle ilişkilerini belgelediler diye 11 gündür Maltepe Cezaevinde. Neymiş? Halkta korku, panik, endişe yaratacak bilgileri yayma suçunu işlemişler. Evet, paylaştıkları o fotoğraf koca bir panik, koca bir endişe yaratıyor, bu doğru ama halkta değil vurguncularda ve onların içinizdeki iş birlikçilerinde yaratıyor. İşte bu yüzden İsmail Saymaz ayağında kelepçe, ev hapsinde. Silivri'de Nefes editörü Fatih Ergin tutuklu, Kozinoğlu soruşturmasında ölü bulunan bir doktorun mesleğini ‘Adli Tıp uzmanı’ yazdı diye, hatasını düzeltmesine rağmen günlerdir zindanda.” “GAZETECİLER ZİNDANDA VURGUNCULARIN PEŞİNE DÜŞEN YOK” “Selahattin Günday, 15 yıl önce birçok gazeteciyle birlikte çektiği görüntü için Silivri zindanında, 48 kişilik koğuşta 66 kişiyle ve tahtakurularıyla yatıyor. Tuğba Tekerek, yapmadığı bir sosyal medya hesabı yöneticiliği nedeniyle beş haftadır Sincan'da, o da hâlâ yerde yatıyor. Merdan Yanardağ tam bir yıldır Silivri'de, zindanda. Gazeteciler İrem Delice Aydın'da, Hasan Güraksu Burdur'da haber yaptıkları için özgürlüklerinden mahrum. Nadiye Gürbüz, Derya Okatan Bakırköy Cezaevi’nde gün sayıyor ve dün gece bu utanç listesine bir yenisi eklendi, zaten ev hapsinde olan Murat Ağırel şafak baskınıyla gözaltına alındı, daha ifadesi alınmadan savcılığın ‘Tutuklama sevk işlemi düşünülmektedir.’ bilgi notu dolaşıma sokuldu, yazmadığı bir haber üzerinden zindana gönderildi. İşte, Ak Parti'nin kara düzeni böyle işliyor, önce hedef gösteriyor, sonra suç yaratıyor, ardından gazeteciyi zindana gönderiyorsunuz ama fon vurguncularının peşine düşen, bileğine kelepçe takan yok.” ÇAKIRÖZER’DEN DAYANIŞMA MİTİNGİNE ÇAĞRI Çakırözer, bu akşam Halk TV önünde yapılacak dayanışma mitingi ile hafta sonu gazeteci meslek örgütlerinin gerçekleştireceği basın açıklaması için de çağrıda bulundu. Çakırözer, “‘Ucu nereye kadar giderse gitsin’ dediniz ama vurguncular dışarıda, onları açığa çıkaran gazeteciler zindanda. Bu skandalı araştırıp halkı bilgilendiren Halk TV'yi kararttınız, Sözcü'yü, Koza TV'yi de para cezalarıyla cezalandırdınız ama ne yaparsanız yapın, gerçeklerin bilinmesini, duyulmasını engelleyemeyeceksiniz; sansürünüze, karartmanıza, kayyumlarınıza teslim olmayacağız. İşte bu yüzden cumartesi günü mesleklerine sahip çıkan gazetecilerle, basın meslek örgütleriyle birlikte meydanlardayız, alanlardayız, tüm yurttaşlarımızı haber alma hakkımıza, basın özgürlüğüne sahip çıkmaya davet ediyoruz çünkü gazetecilik suç değildir, basın özgürlüğü iktidarın bir lütfu değildir; anayasal bir haktır, demokrasinin güvencesidir, sigortasıdır. Yeni Parti olarak sözümüz net: Bizim iktidarımızda, gazeteci yaptığı haber nedeniyle cezaevine gönderilmeyecek, televizyonlar susturulmayacak, internet karartılmayacak; Türkiye yeniden hukukun üstün olduğu, basının özgür olduğu bir ülke olacak” dedi.

​"Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana" Forumu Gerçekleştirildi Haber

​"Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana" Forumu Gerçekleştirildi

Eskişehir’deki Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana Forumu”, siyasetin, medyanın ve toplumun önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. YENİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu ve Gazeteci İsmail Arı’nın konuşmacı olarak yer aldığı forumda, Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik kriz, otoriter rejim tartışmaları, basın özgürlüğüne yönelik baskılar ve bu tablodan çıkış yolu olarak birleşik muhalefetin inşa edilmesi gerektiği masaya yatırıldı. ​Forumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu, Türkiye’nin varoluşsal bir süreçten geçtiğini belirterek söze başladı. Türkiye’nin dört bir yanında sürdürülen emek ve demokrasi mücadelesine katılanların ortak bir siyasi geleceği kurmak üzere bir araya geldiğini ifade eden Erdoğdu, başkanlık rejimi adı altında devlet kurumlarının tek kişinin siyasi iradesine ve çıkar gruplarının soygun düzenine bağlandığını vurguladı. Son dönemde gündeme gelen fon krizinin, küresel kapitalizmin "hiper finansallaşma" ve "gazino kapitalizmi" eğilimlerinden bağımsız olmadığını dile getiren Erdoğdu, Amerika Birleşik Devletleri’nde şirketlerin kendi hisselerini geri alarak (buyback) değerlerini şişirme operasyonlarının 1 trilyon dolara ulaştığını hatırlattı. Türkiye’deki fon krizinin bundan farklı olarak organize bir suç örgütlenmesi olduğunu savunan Erdoğdu, "Temel mekanizma 'bul karayı, al parayı' değil, 'bul sarayı, al parayı' mekanizmasıdır; arkasında mafyanın gücü, kara para aklama ve devlet içi yapılar vardır" dedi. Günter Reimann’ın "Vampir Ekonomisi" kavramına atıfta bulunan Erdoğdu, ihale kayırmacılığı ve kamu kaynaklarının şeffaf olmayan kullanımıyla modern bir vampir sistemi kurulduğunu, bu düzenin sürdürülebilmesi için sendikaların zayıflatıldığını, basının denetim işlevinin daraltıldığını ve yargı bağımsızlığının aşındırıldığını ifade etti. Mücadelenin sadece geçim koşullarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Erdoğdu, Eskişehir’deki emek ve demokrasi birikiminin önemine dikkat çekerek kitlesellikten siyasi sonuca geçişin örgütlenmesi gerektiğini vurguladı. Laiklik, demokratik ve sosyal hukuk devleti, eşit yurttaşlık ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri etrafında geniş bir demokratik uzlaşma çağrısı yapan Erdoğdu, seçim hazırlıklarının bugünden halkın örgütlü gücünü büyütmek anlamına geldiğini sözlerine ekledi. ​Toplantıda söz alan Gazeteci İsmail Arı ise Türkiye’de yargı eliyle bir korku imparatorluğu yaratılırken bağımsız medyanın yok edilmek istendiğini söyledi. Medya için çok kritik bir eşiğin aşıldığını belirten Arı, Halk TV ve Sözcü TV gibi en fazla izlenen kanalların iktidar ortakları tarafından hedef gösterildiğini, T24 haber sitesinin savunma hakkı bile verilmeden Sulh Ceza Hakimliği kararıyla kapatıldığını, Cumhuriyet, Evrensel ve Sol Haber gibi köklü mecraların sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirildiğini hatırlattı. Son bir ayda 7 gazetecinin tutuklandığını, Fatih Ergin, Barış Terkoğlu, Oya Lale Özanar, Furkan Karabay ve Suat Toktaş gibi isimlerin yanı sıra sosyal medyada video çeken 23 gençlerin dahi uydurma gerekçelerle cezaevine konulduğunu ifade eden Arı, sadece geçen ay 1200 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini vurguladı. Toplumun yargıya olan güveninin tükendiğini belirten Arı, bu baskılara karşı boyun eğmemek ve omuz omuza direnmek gerektiğini dile getirdi. ​Forumun kapanış konuşmasını gerçekleştiren YENİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın, konuşmasına tahliye edilen mizahisyen Deniz Göktaş’ı selamlayarak başladı. Derdinin şahıslar değil, dünyada ve Türkiye’de kurulan rejim olduğunun altını çizen Günaydın, dünyada küreselleşmenin yerini alan tekno-oligarşi, bölgeselleşme ve hegemonya krizine dikkat çekti. ABD’nin dünyadaki maliyetli askeri varlığından çekilerek yerini vekil devletlere ve "hayırsever monarşi" tasarımlarına bıraktığını belirten Günaydın, Türkiye siyasetinde geçmişten bugüne aktörlerin nasıl konum değiştirdiğini örneklerle anlattı. 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sürecinde Saraçhane’deki barikatları yıkan İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin ve sokaktaki gençlerin mücadelesine vurgu yapan Günaydın, yeni bir dünyanın ancak kadınların, gençlerin ve emekçilerin dışarıdan siyasete yön vermesiyle kurulabileceğini ifade etti. ​Son dönemde artan sosyal medya yasaklarına ve Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yetkilerine değinen Günaydın, muhalif seslerin susturulmak istendiğini belirtti. Meclis’te ikinci parti grubu olarak Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruları hatırlatan Günaydın, basın özgürlüğü, haber alma hakkı ve hakları gasbedilen tüm kesimlerle birlikte 7 Ekim Çarşamba günü saat 12.00’de Anayasa Mahkemesi önünde buluşma çağrısı yaptı. "Sokağa sahip çıkmak, mahalleye, fabrikaya, tarlaya sahip çıkmaktır" diyen Günaydın, doğrudan demokrasiyi yeniden inşa etmek zorunda olduklarını belirtti. Konuşmasının sonunda erken seçim ve anayasa tartışmalarına değinen Günaydın, Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için gereken hamlelere karşı YENİ Parti olarak sapasağlam duracaklarını ve diğer siyasi partilerin de bu konuda taviz vermemesi gerektiğini vurgulayarak katılımcılara teşekkür etti. Forumda siyasi parti, sivil toplum kuruluşları, odalar ve sendikaların temsilcileri de söz alarak gündeme ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Anadolu Üniversitesi'nden Yükseköğretimde Yeni Dönem Haber

Anadolu Üniversitesi'nden Yükseköğretimde Yeni Dönem

Anadolu Üniversitesi, yükseköğretimde beceri odaklı ve esnek öğrenme anlayışını güçlendirecek Mikro Yeterlilik Programlarını hayata geçiriyor. Öğrencilerin iş dünyasında ihtiyaç duyulan güncel yetkinlikleri kazanmasını amaçlayan sistem, kısa süreli eğitimlerle edinilen bilgi ve becerilerin dijital rozetler ve doğrulanabilir belgelerle kayıt altına alınmasını sağlıyor. Mikro Yeterlilik Programları sayesinde öğrenciler yalnızca diploma sahibi olmakla kalmayacak, aynı zamanda sahip oldukları somut becerileri de belgeleyebilecek. Ölçme ve değerlendirme süreçlerinden başarıyla geçen öğrenciler, kazandıkları yeterlilikleri güvenli dijital cüzdan altyapısı üzerinden saklayabilecek ve başta LinkedIn olmak üzere profesyonel platformlarda paylaşabilecek. Öğrenci kendi öğrenme rotasını oluşturabilecek Yeni sistem, öğrencileri yalnızca müfredatı takip eden pasif bireyler olmaktan çıkararak kariyer hedefleri doğrultusunda kendi öğrenme yolculuklarını şekillendirmelerine olanak tanıyor. Anadolu Üniversitesi öğrencileri veri güvenliği, yapay zekâ etiği veya telif hakları, dijital içerik üretimi, sosyal medya analitiği ve veri okuryazarlığı gibi konularda mikro yeterlilikler kazanabilecek. Bu sayede yükseköğretimde tek tip öğrenci profili anlayışının yerini, öğrencilerin ilgi alanları ve kariyer hedeflerine göre oluşturdukları kişisel yetkinlik portföyleri alacak. Diplomayı tamamlayan beceri portföyü İş dünyasında adayların yalnızca mezun oldukları bölüme değil, sahip oldukları somut becerilere de önem veriliyor. Anadolu Üniversitesinin geliştirdiği sistemle öğrenciler ana programlarının yanında veri okuryazarlığı, yapay zekâ destekli akademik yazım, siber güvenlik farkındalığı ve ruh sağlığı okuryazarlığı gibi alanlarda eğitim alarak yetkinliklerini belgeleyebilecek. Kazanılan mikro yeterlilikler QR kod ile doğrulanabilen dijital rozetler aracılığıyla paylaşılabilecek ve öğrencilerin becerilerini görünür hâle getirecek. 24 AKTS’ye kadar muafiyet ve erken mezuniyet imkânı Mikro Yeterlilik Programlarının dikkat çeken özelliklerinden biri de akademik kazanımların ders yüküne yansıtılabilmesi. Yükseköğretim Kurulu düzenlemeleri ve üniversite senatosu tarafından belirlenen kriterler doğrultusunda, tanınan kurumlardan alınan ve AKTS karşılığı belirlenen mikro yeterlilikler seçmeli ders yükümlülüklerinin yerine sayılabilecek. Öğrenciler bu kapsamda 24 AKTS’ye kadar seçmeli derslerini mikro yeterliliklerle karşılayabilecek, ders yüklerini azaltabilecek ve uygun koşulları sağlamaları hâlinde mezuniyet süreçlerini öne çekebilecek. Üniversite bünyesinde oluşturulan Mikro Yeterlilik İnceleme Komisyonu ise başvuruları değerlendirerek uygun bulunan öğrenme kazanımlarının öğrenci bilgi sistemine ve transkriptlere işlenmesini sağlayacak. Yaşam boyu öğrenme kültürüne katkı Mikro Yeterlilik Programları yalnızca öğrenciler için değil, mezunlar ve çalışanlar için de sürekli öğrenme fırsatı sunuyor. Böylece yükseköğretimde diploma odaklı ve uzun süreli eğitim anlayışından; beceri odaklı, modüler, doğrulanabilir ve yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen yeni bir modele geçiş hedefleniyor. Anadolu Üniversitesi, öğrencilerini kariyer hedefleri doğrultusunda yetkinliklerini geliştirmeye ve Mikro Yeterlilik Programlarının sunduğu fırsatlardan yararlanmaya davet ediyor. Mikro Yeterlilik Programlarına dair ayrıntılı bilgi almak ve başvurmak için my.anadolu.edu.tr adresi ziyaret edilebilir. Kaynak: AnaHaber

Anadolu Üniversitesi Mikro Yeterlilikler Ekosistemini Tanıttı Haber

Anadolu Üniversitesi Mikro Yeterlilikler Ekosistemini Tanıttı

Anadolu Üniversitesi tarafından yükseköğretimde esnek ve yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen Mikro Yeterlilikler ekosisteminin tanıtımına yönelik lansman programı düzenlendi. Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonunda düzenlenen ve "Eğitimine Sen Yön Ver Mikro Yeterlilikler" projesinin tanıtımının gerçekleştirildiği programa Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’in yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay ve Prof. Dr. Serpil Koçdar, Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı ile çok sayıda davetli katılım gösterdi. Rektör Adıgüzel: “Bilgiye ulaşma biçimleri değişiyor” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel konuşmasının başlangıcında yükseköğretimde yaşanan dönüşüme dikkat çekerek bilgiye erişim ve öğrenme biçimlerinin köklü şekilde değiştiğini vurguladı. Rektör Adıgüzel iş dünyasının da bu dönüşüme paralel olarak hızla değiştiğini ifade ederek şunları söyledi: “Bugün yükseköğretimin geleceği açısından son derece önemli bir adımın heyecanını birlikte yaşıyoruz artık bilgiye ulaşma biçimleri değişiyor. Klasik yöntemlerin dışında, sınıf içinde ve dışında yeni öğrenme modelleri hızla hayatımıza giriyor. Meslekler dönüşüyor iş dünyasının beklentileri her geçen gün çeşitleniyor. Bu yeni dönemde gençlerimizin yalnızca diplomaya değil, bireysel becerilerini görünür kılan yeni kazanımlara da ihtiyacı var. Bugün lansmanını yaptığımız mikro yeterlilikler tam da bu ihtiyaca güçlü ve yenilikçi bir cevap veriyor.” “Mikro yeterlilikler öğrencilerimizin istihdam edilebilirliğini artıran tamamlayıcı bir yapı sunuyor” Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel konuşmasının devamında geleneksel diploma yapısının artık tek başına yeterli olmadığını belirterek, iş dünyasında beceri ve uzmanlaşmanın öne çıktığını ifade etti. Mikro yeterliliklerin bu boşluğu dolduracağını vurgulayan Prof. Dr. Adıgüzel şu ifadeleri kullandı: “Geleneksel sistemde yetkinlik büyük ölçüde diploma ile temsil ediliyordu ancak bugün artık iş görüşmelerinde sadece ‘hangi bölümden mezunsunuz’ sorusu yeterli olmuyor. Aynı diplomaya sahip binlerce aday arasından sizi farklılaştıracak olan şey hangi alanlarda derinleştiğiniz ve hangi becerileri kazandığınızdır. Mikro yeterlilikler tam da bu noktada devreye giriyor ve öğrencilerimizin istihdam edilebilirliğini artıran tamamlayıcı bir yapı sunuyor. Diplomalar bize hangi bölümden mezun olduğumuzu gösterebilir ancak neye hâkim olduğumuzu ve hangi yetkinliklere sahip olduğumuzu her zaman tam olarak ortaya koymaz.” “Öğrencilerimiz kendi yetkinlik portföylerini kendileri oluşturacak” Rektör Adıgüzel, Anadolu Üniversitesinde hayata geçirilecek mikro yeterlilik ekosistemi, dijital dönüşüm ve Açıköğretim Fakültesi üzerinden yaşam boyu öğrenme yaklaşımına da değindi. Yeni sistemle birlikte öğrencilerin kısa süreli ve ölçülebilir öğrenme deneyimleriyle kendi yetkinlik portföylerini oluşturacağını belirten Adıgüzel, şunları kaydetti: “Anadolu Üniversitesinde hayata geçireceğimiz mikro yeterlilik modeliyle kısa süreli, hedef odaklı ve ölçülebilir öğrenme deneyimlerini mümkün kılıyoruz. Öğrencilerimiz artık kendi yetkinlik portföylerini kendileri oluşturacak. Yapay zekâ ile ilişkilendirilmiş dersler ve sektör odaklı içeriklerle öğrencilerimizi iş dünyasına daha eğitim sürecindeyken hazırlıyoruz. Bu sistemle birlikte transkriptler sadece ders ve notların yer aldığı belgeler olmaktan çıkacak, somut becerileri de gösteren bir yapıya dönüşecek. Dijital rozetler ve dijital cüzdanlar sayesinde kazanılan yetkinlikler uluslararası düzeyde doğrulanabilir hale gelecek. Bu çalışma Türk yükseköğretimi açısından önemli bir dönüşümün başlangıcıdır ve YÖK desteğiyle yürüttüğümüz mikro yeterlilik projesi ilerleyen süreçte sistemin daha geniş ölçekte uygulanmasına zemin hazırlayacaktır.” Uzmanlar Mikro Yeterlilik sisteminin işleyişini anlattı Rektör Adıgüzel’in açılış konuşmasının ardından Mikro Yeterlilikler ekosistemine ilişkin sunumlar, Doç. Dr. Hakan Altınpulluk, Dr. Öğr. Üyesi Mesut Aydemir ve Arş. Gör. Nedime Selin Çöpgeven tarafından gerçekleştirildi. Doç. Dr. Hakan Altınpulluk, uzaktan eğitim sürecini başarıyla tamamlayan öğrencilerin dijital rozet alabileceğini, daha sonraki süreçlerde transkriptte AKTS kredisi karşılıklarını alabilmesi ve diploma ekinde gösterilebilmesi için ise gözetimli yüz yüze sınavların gerçekleştirileceğini ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi Mesut Aydemir ise sınavların Anadolu Üniversitesinin Açıköğretim Fakültesi altyapısı sayesinde Türkiye genelindeki sınav merkezlerinde yapılmasının planlandığını belirtti. Mikro yeterliliklerin iş dünyasındaki yerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Aydemir, dijital rozetlerin bireylerin sahip oldukları bilgi ve becerileri görünür kıldığını vurgularken Doç Dr. Altınpulluk Avrupa’da yaygınlaşan bu uygulamaların Türkiye’de de giderek önem kazandığını ifade etti. Arş. Gör. Nedime Selin Çöpgeven ise programın ilk aşamada Anadolu Üniversitesi ön lisans ve lisans öğrencilerine yönelik olarak hazırlandığını belirtirken ilerleyen dönemlerde kapsamının genişletilmesinin hedeflendiğini söyledi. Çöpgeven, ayrıca öğrencilerin sistem üzerinden eğitimlere başlayabileceklerini ve dersleri başarıyla tamamlayanların doğrulanabilir dijital rozet elde edebileceklerini kaydetti. Soru-cevap bölümünde mikro yeterliliklerin yükseköğretimde daha esnek ve bireyselleştirilmiş öğrenme modellerinin gelişimine katkı sağlayabileceği değerlendirildi. Programda devamında Mikro Yeterlilikler ekosistemine katkı sunan akademisyenlere de teşekkür belgeleri verildi. Belgeler, Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç ile Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı tarafından takdim edildi. Mikro Yeterliliklerle öğrencilere yeni kariyer fırsatları Anadolu Üniversitesi, öğrencilerin iş dünyasında ihtiyaç duyduğu becerileri kazanmasını desteklemek amacıyla Mikro Yeterlilik Programları’nı hayata geçiriyor. Belirli alanlarda kısa süreli eğitimler sunan program, öğrencilerin kazandıkları yetkinlikleri dijital rozetlerle belgeliyor ve bu kazanımların AKTS karşılığıyla transkriptlere işlenmesine imkân tanıyor. Öğrenciler kariyer hedefleri doğrultusunda kendi öğrenme rotalarını oluşturabilirken “Veri Okuryazarlığı”, “Yapay Zekâ Destekli Akademik Yazım”, “Siber Güvenlik Farkındalığı” ve “Ruh Sağlığı Okuryazarlığı” gibi alanlarda mikro yeterlilikler elde edebiliyor. Sistem sayesinde öğrenciler, uygun koşullarda seçmeli ders yükümlülüklerinin bir kısmını karşılayarak 24 AKTS’ye kadar muafiyet kazanabiliyor ve erken mezuniyet fırsatından yararlanabiliyor. Güvenli dijital cüzdan altyapısıyla desteklenen program, öğrencilerin kazandıkları yetkinlikleri doğrulanabilir dijital rozetler aracılığıyla profesyonel ağlarda paylaşabilmelerine olanak sağlıyor. Anadolu Üniversitesi tarafından geliştirilen sistem, yükseköğretimde beceri odaklı, esnek ve yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen yeni bir eğitim modelinin önemli bir adımı olarak öne çıkıyor. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber) anahaber.anadolu.edu.tr

11. Uluslararası İlişkiler Kongresi Odunpazarı’nda Başladı Haber

11. Uluslararası İlişkiler Kongresi Odunpazarı’nda Başladı

Odunpazarı Belediyesi ile Uluslararası İlişkiler Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Uluslararası İlişkiler Çalışmaları ve Eğitimi Kongresi, Odunpazarı 100. Yıl Kültür Merkezi’nde başladı. Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenleri Eskişehir’de buluşturan kongrenin açılışında konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Dünyanın çok hızlı değiştiğini düşünüyorum. Hatta belki de şu anda bir üçüncü dünya savaşının farklı biçimlerde yaşandığını düşünenlerden biriyim” dedi. 7, 8 ve 9 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek kongre, uluslararası ilişkiler alanında Türkiye’nin en kapsamlı akademik buluşmalarından biri olarak dikkat çekiyor. 72 üniversite ve 11 farklı kurumdan toplam 189 akademisyen ve uzmanı bir araya getiren organizasyonda, üç gün boyunca küresel sistemde yaşanan dönüşüm, bölgesel krizler, değişen güç dengeleri ve Türkiye’nin stratejik konumu ele alınacak. Kongrenin ilk gününde “Uluslararası İlişkilerde Eğitim, Kavramsal ve Metodolojik Yaklaşımlar”, “Asya’da Büyük Güç Rekabeti”, “İç Savaş ve Barış Dinamikleri” ile “Uzay-Deniz-Siber Güvenlik” başlıklarında sunumlar gerçekleştirildi. Akademisyenler ve uzmanlar, güncel küresel gelişmeleri farklı perspektiflerden değerlendirerek katılımcılarla görüş alışverişinde bulundu. “FARKLI BİR ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI YAŞANIYOR OLABİLİR” Kongrenin açılışında konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, dünyanın çok kritik bir süreçten geçtiğini söyledi. Uluslararası ilişkilerin artık hayatın merkezinde yer aldığına dikkat çeken Başkan Kurt, küresel gelişmelerin her geçen gün daha karmaşık hale geldiğinin altını çizdi. “Dünyanın çok hızlı değiştiğini düşünüyorum. Hatta belki de şu anda bir üçüncü dünya savaşının farklı biçimlerde yaşandığını düşünenlerden biriyim. Özellikle içinde bulunduğumuz bu dönemde uluslararası ilişkilerin hangi boyutlara ulaştığını pratikte görmek ve anlamak gerekiyor” diyen Başkan Kurt, Odunpazarı Belediyesi’nin yalnızca yerel hizmetlerle değil; kültür, eğitim ve uluslararası iş birlikleriyle de ön plana çıktığını dile getirdi. Eskişehir’in evrensel değerlere açık bir kent kimliği taşıdığını belirten Başkan Kurt, belediye olarak gençlik, kültür ve akademi alanındaki organizasyonlara destek vermeyi önemsediklerini söyledi. 15, 16 ve 17 Mayıs’ta Kanlıkavak Parkı’nda 5. Uluslararası Gençlik Festivali’ni düzenleyeceklerini kaydeden Başkan Kurt, “Dünyanın farklı noktalarından gelen gençlerle Türkiye’nin ve Eskişehir’in gençlerini buluşturan çok kıymetli organizasyonlar gerçekleştiriyoruz. Bu kongrenin de üç gün boyunca verimli ve nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapacağına inanıyorum” dedi. Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın ise kongrenin kapsamına ilişkin bilgiler verdi. Aydın, üç gün boyunca toplam 50 panel düzenleneceğini, 179 sunum gerçekleştirileceğini belirterek, “Türkiye’nin dört bir yanından katılım var. Bu, uluslararası ilişkiler alanında çok geniş bir akademik temsiliyete ulaştığımızı gösteriyor” diye konuştu. Sabah 08.30’da başlayıp akşam 19.30’a kadar sürecek oturumlarda akademisyenler, uzmanlar ve doktora öğrencileri görüşlerini paylaşacak. Kongre kapsamında ayrıca çeşitli kategorilerde akademik ödüller de sahiplerini bulacak. Konuşmaların ardından Prof. Dr. Mustafa Aydın tarafından Başkan Kazım Kurt’a kongreye verdiği destek nedeniyle plaket takdim edildi. Başkan Kurt da Prof. Dr. Mustafa Aydın’a hediye verdi. Program, ödül törenleri ve panellerle devam etti.

"Türkiye'de Yapay Zekâ Ekosistem Yönetimi" Konuşuldu Haber

"Türkiye'de Yapay Zekâ Ekosistem Yönetimi" Konuşuldu

Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi” teknoloji dünyasının en büyük dönüşüm dalgası olan yapay zekâyı kapsamlı bir organizasyonla mercek altına aldı. Zirve kapsamında gerçekleştirilen açılış törenin ardından günün ilk oturumunda "Türkiye'de Yapay Zekâ Ekosistem Yönetimi" konuşuldu. Türkiye Cumhuriyeti önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde siber güvenlik, ekonomik dönüşüm, regülasyonlar ve toplumsal adaptasyon gibi kritik başlıklar enine boyuna tartışıldı. “Yapay zekâ klasik bir teknoloji değil, güçlü bir dönüşüm dalgasıdır” Panelin açılış konuşmasını yapan TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez, yapay zekânın ekonomiden güvenliğe, hukuktan toplumsal yaşama kadar her alanı yeniden şekillendirme kabiliyetine sahip olduğunu vurguladı. Dönmez, “Bu teknoloji, tahmin edilen projeksiyonlardan çok daha hızlı gelişiyor. Bizim görevimiz, bu dönüşümü insanlığın faydasına olacak şekilde yönetmek ve istikamet vermektir.” dedi. Kamu verisinde koordinasyon ve siber güvenlik Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı’ndan Dr. Osman Gazi Güçlütürk kamudaki parçalı yapının verimliliği düşürdüğünü belirterek kurumlar arası koordinasyonun önemine dikkat çekti. Siber güvenliğin artık günlük hayatın her anına indiğini ifade eden Güçlütürk, "Yapay zekâ odaklı güvenlik riskleri artık herkesi kapsıyor. Siber Güvenlik Başkanlığı olarak, kamunun kullanacağı yapay zekâ araçlarının güvenilirliğini ve veri yönetim stratejilerini en temelden ele alıyoruz." şeklinde konuştu. Türkiye’nin girişimcilik ivmesi artıyor Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Oğuzhan Arslan ise panelde Türkiye'deki girişim ekosisteminin potansiyeline vurgu yaparak yapay zekâ odaklı girişim sayısının son bir yılda yaklaşık 400’den 800’e çıkarak iki katına ulaştığını belirtti. Arslan yapay zekânın ancak hiper ölçekli bulut platformları sayesinde sürdürülebilir ve güvenli bir şekilde ölçeklenebileceğini ifade ederken risk temelli bir veri stratejisinin Türkiye’yi bölgesel bir merkez haline getirebileceğini söyledi. İstihdamda dönüşüm: Rutin işlerden yaratıcı süreçlere İş dünyasının yapay zekâya bakışını değerlendiren PwC Türkiye Başkanı Cenk Ulu da teknolojinin 2030 yılına kadar dünya ekonomisine yüzde 15 oranında ek büyüme sağlayacağını öngördüklerini paylaştı. Gençlerin istihdam konusundaki endişelerine de değinen Ulu, "Şirketler artık giriş seviyesindeki elemanları sadece iş yapsın diye değil, geleceğin uzmanları olarak yetiştirmek üzere alıyor. Rutin işleri teknoloji devralırken, yeni ve daha yaratıcı iş alanları doğuyor. Gençlerimizin bu imkanlarla kendilerini donatmaları şart." dedi. “Doğru soruyu soranlar kazanacak” NTV Tekno Hayat programı yapımcısı Ahmet Can ise yapay zekâya adaptasyonun iletişim boyutunu ele aldı. Teknolojinin çok hızlı bir şekilde gündelik hayata entegre olduğunu belirten Can “Yapay zekâya ödev yaptırmak veya rutin işleri devretmek yerine ‘Yapay zekâ ile bu işi daha iyi nasıl yaparım?' sorusunu sormalıyız. Tarih boyunca doğru soruyu soranlar kazandı, yapay zekâ çağında da bu kural değişmeyecek.” ifadelerini kullandı. Zirve, katılımcıların salon girişindeki QR kodlar üzerinden ilettiği soruların panelistler tarafından yanıtlandığı interaktif bir soru-cevap bölümüyle sona erdi. “Türkiye'de Yapay Zekâ Ekosistem Yönetimi” başlıklı panel sonunda Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından Türkiye Cumhuriyeti önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez ve panelistlere teşekkür belgesi takdim edildi. Kaynak: AnaHaber

Eskişehir’de Milli Savunma Politikaları Masaya Yatırıldı Haber

Eskişehir’de Milli Savunma Politikaları Masaya Yatırıldı

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından organize edilen Milli Savunma Politikaları Paneli, Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun katılımıyla Taşbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Taşbaşı Kültür Merkezi, kritik bir organizasyona ev sahipliği yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen "Milli Savunma Politikaları Paneli"nde, güvenliğin sadece sınırlardan ibaret olmadığı vurgulandı. Panele; CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, ilçe başkanları, STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Etkinlikte, modern savunma anlayışının şeffaf ve kurumsal bir yapıda nasıl inşa edilmesi gerektiği tartışıldı. ​İl Başkanı Talat Yalaz: "Güvenlik Sadece Sınırları Korumak Değildir" ​Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, güvenliği insan odaklı bir perspektifle tanımladı. Yalaz, yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Güvenlik; bir çocuğun tok yatması, bir kadının korkmadan sokakta yürüyebilmesi ve bir gencin geleceğe umutla bakabilmesidir. Biz güvenliği özgürlükten ve adaletten ayırmıyoruz. Hukukun olmadığı yerde güvenlik değil, keyfiyet vardır." Konuşmasında modern dünyanın değişen tehdit algısına dikkat çeken Yalaz, CHP’nin güvenlik vizyonunun sadece askeri değil, sosyal ve dijital alanları da kapsadığını belirtti. Siber güvenlik, düzensiz göç, ekonomik kırılganlıklar ve dezenformasyonun ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini vurgulayan Yalaz, "Veri dünyasında savunma, en az toprak savunması kadar hayati bir noktadadır" dedi. ​"Korku Değil, Güven Veren Devlet" ​Panelin ana temasını, devletin vatandaş üzerindeki baskıcı değil, koruyucu rolü oluşturdu. Katılımcılarla paylaşılan vizyonda öne çıkan başlıklar şunlar oldu: Toplumsal Barış: Kalıcı güvenliğin temel şartı olarak nitelendirildi. Liyakat ve Kurumsallık: Savunma sanayii ve politikalarında profesyonel yaklaşımın önemi vurgulandı. Sosyal Devlet: Yoksullukla mücadelenin, suç oranlarını düşürerek iç güvenliği tahkim edeceği ifade edildi. ​Yankı Bağcıoğlu’ndan Stratejik Değerlendirmeler Açılış konuşmalarının ardından söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu güncel güvenlik risklerini ve CHP’nin çözüm önerilerini içeren kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Bağcıoğlu, milli savunmanın siyaset üstü bir anlayışla, ancak demokratik denetleme mekanizmalarına açık bir şekilde yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.