SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sgk

Porsuk Haber Ajansı - Sgk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sgk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bireyleri Hastalıktan Korumak Yerine Hastane Açan Sağlık Bakanı İstemiyoruz Haber

Bireyleri Hastalıktan Korumak Yerine Hastane Açan Sağlık Bakanı İstemiyoruz

Eskişehir - Bilecik Tabip Odası tarafından Rahim Ağzı Kanseri aşısı ve Grip aşısı ile ilgili yaşanan sıkıntıları dile getirildi. EBTO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nazan Aksaray düzenlediği basın toplantısında aşı tedarikleri ile ilgili olarak şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Emekçileri, Değerli Kamuoyu, Her fırsatta dile getirmeye çalışıyoruz. Ülkemizde maalesef sağlık yönetilemiyor. Sağlık ortamı Sağlık Bakanlığı’nın eliyle sorunlar yumağına dönmüş durumdadır. Hastalarımız randevu bulamıyor, hekimlere “Hastalara 3-5 dakikada bakacaksın.” diye emredilen kabul edilemez sistemde gereken hizmeti alamıyor, ilaç bulamıyor, aşı bulamıyor, hastane yatağı bulamıyor, kısaca halkımız sağlığa erişemiyor. Sistem hastaları kamudan özel hastanelere yönlendiriyor ancak, açlıkla boğuşan milyonlarca insanımızın özel sektöre başvurmalarının olanaksız olduğu açık bir gerçektir. Değerli Basın Emekçileri, Bu ay “Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı”. Sağlık Bakanlığı bu nedenle bu ayın başlarında yaptığı paylaşımda rahim ağzı kanserinin erken tanısı için tarama yaptırmayı öneriyor. Elbette bu çok önemlidir. Ancak ondan daha önemlisi hiç hasta olmamanın sağlanması, yani kişilerin bu hastalığa neden olan virüse karşı aşılanmalarıdır. Rahim ağzı kanserinden korunmak için dünyada kabul görmüş ve 100’den fazla ülkede ücretsiz olarak uygulanan HPV aşısı maalesef ülkemizde rutin aşılama programında bulunmamaktadır. Bir kişi için aşılama maliyeti yaklaşık 14000 TL olan bu aşıyı yoksul halkın alabilmesi ise mümkün değildir. Bu haliyle de bu kötü sağlık sistemi yoksullara hastalığı hatta, ölümü reva görmektedir. Aşıyı ödemeyen Bakanlık, hastalık ortaya çıkınca, elbette hasta hekime ve tedaviye ulaşabilirse, tetkikleri, tedaviyi, ameliyatı, gerekirse yoğun bakım ücretini ödemeyi kabul etmektedir. Bakanlık halkı aşıyla hasta olmaktan korumak yerine tercihini, toplumun hastalanmasından yana yapmaktadır. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Sağlık Bakanlığı 2023 yılından bu yana toplumun baskısı ile adeta çocuk kandırır gibi, HPV aşısının aşılama programına alınacağını söylemektedir. Sayın Bakan’ın 2025 yılı sonuna dek bu aşının aşılama programına alınacağını söylediğini ayrıca kendilerine hatırlatmak isteriz. Değerli Basın Emekçileri, Yaşanan bir diğer önemli sorun grip aşılarına ilişkindir. Sizlerin de yakından takip ettiğiniz gibi grip olgularının sayısı ülkemizde ve şehrimizde giderek artıyor. Biz hekimler elbette herkesin gripten korunmasını istiyoruz. Ancak özellikle gripten korunması gereken, 65 yaşın üzerindeki bireylerin, kalp, akciğer hastalığı veya bağışıklık sisteminde herhangi bir nedenle bozukluğu olan hastalarımızın, gebeliğin ilk 3 ayından sonraki döneminde olan kadınların, devamlı aspirin kullanmak zorunda olan 6 ay-18 yaş arasındaki çocukların her yıl Eylül ayının ortalarından itibaren aşı olmalarını öneriyoruz. SGK grip aşılarını bu grup hastalara reçete edilmesi halinde 1 Şubat’a dek ödüyor-du. -du diyoruz çünkü bu yıl grip aşısı da yok maalesef. Grip aşısı Aralık ayının ortalarına dek eczanelere aralıklı olarak, az sayıda gelebildi ve geçtiğimiz yıllara göre ancak çok az sayıda hastamız aşı olabildi. Pek çok hastamız hala aşı olmak için bekliyor ve maalesef SGK’nın geri ödeme süresi 1 Şubat’ta sona eriyor. Biz hekimler korunabilir bir hastalık nedeniyle hastalarımızı yoğun bakımlara yatırmak zorunda kalıyoruz ve maalesef bazen tüm çabalarımıza karşın kaybediyoruz. Bu arada Sağlık Bakanı ne yapıyor? Hastane açıyor, hastane inşaatlarını ziyaret ediyor. Biz bir hastanın 12.2 kez sağlık kurumuna başvurması ile övünen, bireyleri hastalıktan korumak yerine hastaneler açan bir sağlık bakanı istemiyoruz, halkımızın hasta olmamasını, hastanelere de, yoğun bakımlara da ihtiyacın azalmasını istiyoruz. Değerli basın emekçileri, burada önemli bir sorunu da dile getirmek isteriz. Bakanlık, ilaç ve aşı tedarikinde, ilgili firmalar için sabit ve düşük kur politikası uygulamaktadır. Bu nedenle aralarında kanser ilaçlarının da olduğu pek çok ilaç gibi, grip aşıları da bulunamamaktadır. Mevcut hükümetin stratejik önemi olan ilaç ve aşı üretimine dair bir politikasının olmaması çok önemli bir sorundur. Oysa bu topraklarda 1700’lü yıllarda geleneksel yollarla, 1800’lerin son dönemlerinde ise bilimsel yöntemlerle aşı üretilmiş, genç Cumhuriyetin en önemli kurumlarından olan Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü 1928 yılında kurulmuş ve 1931 yılından itibaren üretimin durdurulduğu 2004 yılına dek ülkemizin ihtiyacı olan aşıları olanakları ölçüsünde üretmiştir. Cumhuriyet’in büyük yokluklarla kurduğu Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı maalesef 2011 yılında kapatılmıştır. Yurt dışına aşı ihraç eden bir ülke iken, bugün gelinen noktada, uygulanan yanlış ve kötü politikalarla maalesef aşısını üretemeyen, halkımızın uluslararası endüstriye ve aşısızlığa mecbur bırakıldığı bir ülke durumundayız. Aşı gibi stratejik bir üründe dışa bağımlılığı asla kabul etmemiz mümkün değildir. Sağlık Bakanına sesleniyoruz. Önceliğiniz koruyucu sağlık olmalıdır. Aşı olamadığı için yurttaşlarımızın hastalanmalarını, vefat etmelerini istemiyoruz. Ödeme politikanızı düzenleyin ve bir an önce aşıların tedarikini sağlayın. Grip aşısının SGK tarafınca karşılanma süresini uzatın. Aşı üretimini dışa bağımlılıktan bir an önce kurtarın. Tüm bu taleplerimiz bulunamayan ilaçlar için de geçerlidir. Ancak bizler, bu taleplerimizin, basit bir aşı tedarikini sağlayamayan mevcut sağlık yönetimi anlayışı ile mümkün olmayacağını gayet iyi biliyoruz. Bu nedenle Sağlık Bakanı’nı istifaya davet ediyoruz. Saygılarımızla."

CHP'li Arslan: "Nefes Almak Paraya Bağlandı" Haber

CHP'li Arslan: "Nefes Almak Paraya Bağlandı"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, KOAH ve benzeri solunum yetmezliği hastalarının yaşamını doğrudan ilgilendiren oksijen cihazlarına erişimde yaşanan aylarca süren gecikmeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. CHP'li Arslan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergeleriyle, kamuoyunun yanıt beklediği temel soruyu açıkça sordu: “Parası olmayan, borçlanamayan, kredi çekemeyen yurttaş ne yapacak?” “Bu cihazlar olmadan yaşamak mümkün değil” Oksijen cihazlarının bir tedavi aracı değil, yaşamın sürdürülebilmesi için vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu vurgulayan Arslan, kamuoyuna yansıyan yoğun şikâyetlerde bu cihazlar için aylarca süren bekleme süreleri verildiğini, bunun hastaları doğrudan hayati risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Arslan’ın TBMM’ye sunduğu soru önergelerinde; hayati öneme sahip oksijen cihazları için azami bir bekleme süresi bulunup bulunmadığı, bu cihazlara zamanında erişemeyen hastalara ilişkin ölüm, acil başvuru ve hastane yatışı verilerinin tutulup tutulmadığı, ayrıca elektrik kesintilerine karşı yedek tüplü oksijen sistemlerinin neden yaygın ve erişilebilir hâle getirilmediği soruları yer aldı. “Kredi çekebilen hayatta kalıyor, ya çekemeyen?” CHP’li Arslan, SGK tarafından karşılanması gereken oksijen cihazlarının piyasa bedellerinin 20 bin TL’yi aştığını, bu tutarların emekli, asgari ücretli ve işsiz yurttaşlar açısından fiilen ulaşılamaz olduğunu vurguladı. “Bugün bazı yurttaşlar nefes alabilmek için borçlanmak zorunda kalıyor” diyen Arslan, meselenin esasen bundan ibaret olmadığını belirterek şu soruyu gündeme getirdi: “Kredi çekemeyen, borçlanacak kimsesi olmayan, cebinde beş kuruşu olmayan yurttaş ne yapacak? Devlet bu insanlara ‘nefessiz kal’ mı diyor?” “Bu bir tercih değil, devletin asli sorumluluğudur” Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin yurttaşların gelirine, borçlanma kapasitesine ya da piyasa koşullarına bırakılmasının sosyal devlet ilkesinin açık bir inkârı olduğunu ifade etti. Oksijen cihazlarına erişimde yaşanan bu tablonun artık idari bir aksaklık olarak görülemeyeceğini vurgulayan Arslan, bunun doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren yapısal bir sorun hâline geldiğini belirtti. CHP’li Arslan, oksijen cihazlarına erişimde yaşanan sorunların tekil uygulamaların ötesinde, devletin sağlık ve sosyal güvenlik politikalarının geldiği noktayı açıkça gösterdiğini ifade etti. Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin bir tercih ya da ayrıcalık değil, devletin yurttaşına karşı vazgeçilemez bir yükümlülüğü olduğunu vurguladı.

Bu Mali Disiplin Değil, Belediyelere Yönelik Siyasi Cezalandırmadır Haber

Bu Mali Disiplin Değil, Belediyelere Yönelik Siyasi Cezalandırmadır

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, belediyelerin vergi ve SGK borçları ile kamu bankaları aracılığıyla kullandırılan kredilere ilişkin Meclis Araştırma önergesi görüşmelerinde iktidara sert eleştiriler yöneltti. Uygulanan politikaların mali disiplin değil, muhalefet belediyelerine yönelik açık bir siyasi baskı olduğunu vurgulayan Kış, “Aynı kanun, aynı borç; ama belediyelere göre değişen iki ayrı uygulama var. Bu açık bir adaletsizliktir” dedi. TBMM Genel Kurulu’nda CHP Grubu adına söz alan Kış, yılın ilk Meclis çalışmasında iktidarın sandıkta kaybettiği iradeyi masa başında telafi etmeye çalıştığını belirterek, bunun bedelinin doğrudan vatandaşa ödetildiğini söyledi. Yerel seçimlerin ardından halkçı belediyecilik anlayışının güçlenmesinin iktidarı paniğe sürüklediğini ifade eden Kış, bu paniğin bürokrasi, kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararları ve idari baskılarla somutlaştığını dile getirdi. Yaşananların tesadüf olmadığını vurgulayan Kış, “Bu, yerel yönetimleri bilinçli ve sistematik biçimde kuşatma planıdır” dedi. “Kuşatma üç ayaklıdır” Kış, belediyelere yönelik baskının üç başlık altında yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi: “Kanunlarla yerel yönetimlerin yetkileri Ankara’ya taşındı. İller Bankası ve kredi mekanizmaları birer baskı aracına dönüştürüldü. İdari ve yargısal denetimler ise siyasi sopa hâline getirildi.” Belediyelerin yurt dışı finans kuruluşları tarafından onaylanan proje ve kredilerinin aylarca bekletildiğine dikkat çeken Kış, kredilerin siyasi sadakat esasına göre kullandırıldığının artık açıkça görüldüğünü ifade etti. “Cumhur İttifakı belediyelerine kolaylık sağlanırken, muhalefet belediyelerine ‘vurun abalıya’ deniliyor” sözleriyle uygulanan çifte standarda tepki gösterdi. “Tefeci faizi uygulanıyor” Aydınlatma giderlerinin belediyelerin sırtına yüklendiğini, asgari ücret işveren desteğinin belediyelerden çekildiğini ve İller Bankası paylarının kesildiğini hatırlatan Kış, SGK borçlarının yapılandırılmasında da açık bir ayrımcılık uygulandığını belirtti. İktidar belediyelerinin borçlarının ötelenirken, muhalefet belediyelerine ağır faiz yükleri bindirildiğini vurgulayan Kış, “Deyim yerindeyse tefeci faizi işletiliyor. İktidar belediyelerinin çöplerini bile teminat kabul ederken, bizim belediyelerimizin en değerli taşınmazlarını istiyorsunuz” ifadelerini kullandı. “Borcu yapanlara ses yok, kapatmak isteyene baskı var” 2019 ve 2024 yerel seçimlerinden sonra birçok belediyenin AKP ve MHP yönetimlerinden yüksek SGK ve vergi borçlarıyla devralındığını hatırlatan Kış, bu tabloların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşıldığını söyledi. Ancak borcu yapanlara sessiz kalan iktidarın, borcu kapatmak isteyen belediyeleri hedef aldığını belirtti. “Bu tablo mali disiplin değildir, siyasi cezalandırmadır” diyen Kış, yaşananların hizmeti ve halkı cezalandırmak anlamına geldiğini vurguladı. “Hukuk devletiyle bağdaşmıyor” Vergi ve SGK borçlarında çifte standart uygulandığını, kamu bankası kredilerinin eşit ve adil biçimde kullandırılmadığını, yurt dışı kredilerin ise siyasi süzgeçten geçirilerek engellendiğini söyleyen Kış, “Sandıkta kazanılan yerel iradeyi merkezi güçle bastırmak hukuk devletine yakışmıyor” dedi. Tüm baskılara rağmen CHP’li belediyelerin sosyal belediyecilik anlayışını sürdürdüğünü belirten Kış, belediyelere yönelik tüm mali uygulamaların şeffaf, nesnel ve ayrım gözetmeksizin araştırılması gerektiğini ifade etti. Kış, Meclis Araştırma önergesini bu nedenle desteklediklerini belirterek, “Mesele belediyeler değil, milletin iradesi ve devlete duyulan güvendir” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Vatandaşa Hizmet Sunan Belediye Aracına Haciz Konulamaz Haber

Vatandaşa Hizmet Sunan Belediye Aracına Haciz Konulamaz

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Eskişehir’de gerçekleştirdiği açıklamalara  cevap verdi. Milletvekili Hatipoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Vatandaşının gözünün içene bakarak yalan söylemede uzmanlaşmış demagog dün yine Eskişehir’de sahne aldı. Sözlerime şöyle başlayayım sevgili kardeşlerim, Sayın Özgür Özel’in bugün Eskişehir’de belediyelerin SGK borçları ile ilgili açıklamaları külliyen yalandır. Sayın Özel iddia ediyor ‘CHP’li belediyeler çalışamasın diye SGK borçlarının hükümetimiz tarafında isteniyormuş’… Hayır efendim, birikmiş borçlar isteniyor. Ülkemizde bir ekonomi programı var. Ve bu tahsilat önem arz ediyor. Peki CHP’li belediyelerden isteniyor da AK Partili belediyelerden istenmiyor mu? Tabii ki isteniyor. 5 dönemdir AK Partili belediyeler olan Samsun, Kayseri, Konya, Kocaeli bu belediyelerden de aynı tahsilat isteniyor. Neymiş efendim bu borçlar AK Parti döneminde yapılmış. Yine külliyen yalan. Örneğin Ankara Büyükşehir Belediyesi. 2019 yılında 225 milyon TL olan borç –ki biliyorsunuz faiz borçlar hukukunda son derece düşük işler- olmuş 5 milyar 751 milyon TL. Tam 22.5 kat. Hadi Ankara AK Parti’den geçti. Eskişehir’e ne demeli? 5 dönemdir CHP’de buna bahaneniz nedir? SGK borcunda 2.sıradaki İzmir, 5 dönemdir CHP’de buna ne diyorsunuz Sayın Özel? Muğla, Aydın, Edirne’ye bahaneniz ne? Bu arada tam da burada bir parantez açmak istiyorum. Neredeyse 20 milyon nüfuslu koskoca İstanbul’un 3.3 milyar TL SGK borcu var iken, 1 milyon nüfuslu Eskişehir’in nasıl 1.4 milyar TL SGK borcu biriktirildi? Bu konuda içler acısıdır. 25 yıldır 1 kuruş mu işçi hakkını ödemediniz? Bir şehir böyle borçlandırılır mı? Vallahi yazıklar olsun! Yine ne diyor Özgür Efendi, ‘CHP’li belediyelerin çöp kamyonlarına haciz konulacakmış da çöplerin birikmesine yol açılacakmış’. Külliyen yalan! Vatandaşa hizmet sunan hiçbir belediye aracına haciz konulamaz. Kanunla korunuyor. Çok kıymetli aziz milletimiz; Sen emekçinin sigortasını yatırma, devletin sırtına bindir, devlet artık bu duruma katlanamıyorum deyince de ‘siyasi darbe’ diye ortaya çık. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan boşuna demiyor CHP için ‘çöp, çukur, çamur siyasetidir’ diye. Ancak CHP’nin anlaması gereken şey, konuyu çarpıtarak, yalanlar söyleyerek politika üretenlere milletimiz hiçbir zaman papuç bırakmamıştır, bırakmayacaktır. Hepinizi selamlıyor, saygılar sunuyorum…”

AKP Hükümeti Artık Yolun Sonuna Gelmiştir Haber

AKP Hükümeti Artık Yolun Sonuna Gelmiştir

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan düzenlediği basın toplantısında ülke gündemlerini değerlendirdi. Belediyelere yönelik borçların tahsil edilmesi ile ilgili kamuoyunda gündeme gelen iddialar ile ilgili İl Başkanı Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; ''AKP Hükümeti, Sosyal Güvenlik Kurumuna borçlarını bahane ederek, yerel yönetimlerin gelirlerinin bir kısmına el koyacaktır. Bugün Sosyal Güvenlik Kurumunun batmasının tek sorumlusu, 22 senedir kamu gelirlerini har vurup harman savuran AKP Hükümetidir. Bugün Sosyal Güvenlik Kurumunun batmasının sebebi, yetimin hakkından alıp yandaş müteahhitlere peşkeş çeken AKP zihniyetinin kendisidir. Bugün Sosyal Güvenlik Kurumunun batmasının sebebi, beytülmali babasından kalan mirasmış gibi harcayan AKP Hükümetidir. Şimdi iktidar partisi memura, emekliye adam akıllı zam yapamamasını, belediyelerin SGK prim borçlarını bahane olarak sunuyor. Bunun gerçeklerle alakası bulunmamaktadır. Gerçekte Sosyal Güvenlik Kurumu’nun gelirlerinin yalnızca yüzde 3’ü belediyelerden kaynaklanmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumuna asıl borçlu olanlar AKP Hükümetinin şımarık çocukları olan 5’li çeteler, nerden geldiği belli olmayan AK zenginlerdir. İYİ Parti olarak AKP Hükümetine soruyoruz; şımarık müteahhitlerinizin SGK borçları affedilirken aklınız neredeydi? Ki unutmamak gerekir ki mevcut yasa içerisinde belediyelerin borçlanmasını yüzde 30’la sınırlandıran yasayı kendi çıkarları doğrultusunda değiştiren bizzat AKP’dir. Şimdi güç kaybına uğrayan hükümet, yine minareyi çalarken, kendine kılıf hazırlıyordur. İktidarın gizli koalisyon ortağı olan müteahhitlerin vergi borçlarını İYİ Parti iktidarı mı affetti? Türk Milleti fakirlikten inim inim inlerken, sizin müteahhitleriniz Deli Dumrul misali yolcu garantili köprülerden geçenden 3 akçe, geçmeyenden ve devlet kasasından 5 akçe toplarken aklınız neredeydi? Ülkemiz 70 sente muhtaçken, Birleşik Krallık vatandaşı olan Mehmet Şimşek dünyada kapı kapı dolaşıp, Medine fukarası gibi borç para isterken aklınız neredeydi? Türk Milleti ekmek almak için kredi kartını kullanırken, Saraylarda zevkü sefa süren yöneticilerinizden hesap sordunuz mu? 3 bin kişilik koruma görevlileriyle vatandaşa tepeden bakarken aklınız neredeydi? Elbette Belediyelerin SGK primlerini zamanında ödemesi gerekir ve bu primler vaktinde ödemeyen Eskişehir’deki CHP’li belediyelerin de kabahati bulunmaktadır. Ancak bu konuda hesap soracak son kişiler AKP’nin yerel yöneticileridir. Onlar önce kendi fabrikalarının, işletmelerinin SGK borçlarını açıklasınlar da görelim. Bugün geldiğimiz noktada devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla büyük bir kriz içinde olduğunu görüyoruz. AKP Hükümeti artık yolun sonuna gelmiştir. Kendileri de bu durumun farkına varmış, iktidardaki günlerinin sayılı olduğunu bilmektedirler. Bu yüzden giderayak kazanın dibini sıyırmakla meşguller. Bugün bile güne uyanırken seçim zamanı bulduğumuz doğalgaz müjdelerini indirim olarak görecekken, kendi şatafatlı hayatlarına kaynak yaratmak için doğalgaza yüzde 38 zam yaptıklarını öğrendik. Vatandaşımızı, parti adlarında olduğu gibi aldatmaya ve kandırmaya devam ediyorlar. Mevcut iktidar yola çıkarken 3Y ile mücadele diyerek yola çıktı. Bugün baktığımızda yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar artarak devam ediyor. Yandaş, yoldaş, yakın kayırma devam ediyor. Hakkaniyet ve liyakatten sürekli uzaklaşarak öz değerlerimizi, millet olarak devlete saygımızdan dolayı ses çıkartmadıkça kaybediyoruz. Mevcut hükümette hoyratça vatandaşın üzerine yüklenmeye devam ediyor. Aziz milletimizin refahı için çalıştığını iddia eden bu hükümeti 3y ile (yasaklar, yolsuzluk ve yoksullukla) mücadeleye davet ediyoruz. Kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1937 yılında ülkemizin gelişimine katkı sunmak adıyla bütün mal varlığını aziz milletimize bağışlamış bir liderdir. İdeolojik yapısıyla beslendiğim hemşerimiz Şehit merhum Gün Sazak Gümrük ve Tekel Bakanlığı döneminde sınırlardaki bütün yolsuzlukların önüne geçerek, düzeni değiştirmiş adaleti sağlamıştır. Böyle bir neslin evlatları olarak hükümeti yandaş kayırmaya değil adaletli ve hakkaniyetli olmaya davet ediyoruz Sözlerimi sorunun sebebi olan AKP hükümetinin, sorunları çözemeyeceğini hatırlatarak nihayetlendirmek istiyorum. Türk Milleti karamsarlığa kapılmasın. Zira bu devlet, bu millet sahipsiz değildir. Kötülerin iktidarı elbet bir gün sona erecektir. Çünkü İYİ’ler iktidara gelmektedir.''

Başkan Yavaş'tan ''SGK Borçları'' İddialarına Yanıt Haber

Başkan Yavaş'tan ''SGK Borçları'' İddialarına Yanıt

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, geçtiğimiz günlerde ileri sürülen SGK borcu iddiaları ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıda iddialara hazırlanan sunum eşliğinde yanıt veren Yavaş, söz konusu borcun Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinin borcu olduğunu ifade etti. ABB2nin kamu alacaklarından da bahseden Yavaş, “Eğer çok zor durumdaysanız faizleri silin. Bankadan kredi çekip defaten 1,5 ya da 1,7 milyarın tamamını ödeyeceğim. Bütün belediyelerin sorunları aynı, bu yapılandırmaları yapmak zorundasınız” dedi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, geçtiğimiz günlerde ileri sürülen "SGK’ye en borçlu belediye" iddialarına düzenlediği basın toplantısı ile cevap verdi. Basının yoğun ilgisiyle gerçekleşen toplantıda iddialara hazırlanan sunum eşliğinde belgelerle yanıt veren Yavaş, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “HER KONUDA ŞEFFAF VE HESAP VEREN BİR YÖNETİM OLDUK” Her zaman şeffaf yönetim anlayışını benimsediklerinin altını çizerek açıklamalarına başlayan Yavaş, “Göreve geldiğimiz ilk günden beri şeffaf, hesap verebilir, katılımcı ve mali disiplin ilkelerini benimseyen bir yönetim anlayışını benimsedik, hayata geçirdiğimiz projelere bu ilkelere göre yön verdik. Tüm harcamalarımızı kentte en büyük söz hakkına sahip olan vatandaşlarımıza duyurduk, mali tablolarımızı internet sitemizden, ihalelerimizi YouTube üzerinden canlı yayınladık. Her konuda şeffaf ve hesap veren bir yönetim olduk” dedi. Şeffaf yönetim anlayışı doğrultusunda iddialara cevap vermek ve açıklamalarda bulunmak için toplantıyı düzenlediklerini kaydeden Yavaş, “Son günlerde yapılan bu açıklamalardaki amacın tamamen halkın umudu haline gelen CHP’li belediyeleri itibarsızlaştırmak ve suni gündem oluşturmak olduğunu düşünüyorum. Sayın Bakan, müflis tüccar gibisiniz, eski defterleri karıştırıyorsunuz. Yönetemiyorsunuz, suçu başka yerlere atıyorsunuz. Ama unutmayın ki bu sorun sadece CHP’li belediye başkanlarının değil ülkedeki tüm belediyelerin aynı şekilde başkanlarının sorunudur” diye konuştu. “HAKSIZ VE YERSİZ BİR ALGI OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILIYOR” “31 Mart’ta iktidarın aldığı ağır yenilgi, ortadaki anket sonuçları ve ekonomide önleyemedikleri kötüye gidiş nedeniyle özellikle gündem değiştirerek belediyeleri hedef göstermeye başladılar” diyerek açıklamalarını sürdüren Mansur Yavaş, “Özellikle sadece CHP’li belediyeleri… Bakın sadece borçlu olan ilk 5 belediyeyi açıklamışlar. Neden ilk 20, ilk 50 ya da tamamı değil? Açıklamalara bakıyoruz; SGK’nin mali dengesindeki bozulmanın ve buna bağlı olarak da yıllarca çalışıp, her kuruşunu hak ettiği halde, insanca yaşamasına yetecek bir emekli maaşı alma hakkı gasp edilen emeklilerimizin düşürüldüğü bu durumun sorumlusu adeta CHP’li belediyelermiş gibi haksız ve yersiz bir algı oluşturulmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı. “ANKARA HALKI BİZE ENGEL OLMAK İSTEYENLERİN SURATINA YÜZDE 60’IN ÜZERİNDE BİR OYU ADETA ÇARPARAK DERS VERDİ” “Geçtiğimiz dönemde Ankara Büyükşehir Belediyesi, EGO’yu ve ASKİ’yi iflas ettirmek için 5 yıldır her şey denediler” diye konuşan Yavaş, şunları kaydetti: “Birazdan size bunları, neler yaptıklarını tek tek anlatacağım. Her yolu denediler ama başaramadılar. Başaramadıkları gibi insan öncelikli yönetim tarzımızı benimseyen Ankara halkı bize engel olmak isteyenlerin suratına yüzde 60’ın üzerinde bir oyu adeta çarparak ders verdi. Ancak anlıyoruz ki ders almamışlar. Yine belediyelerin üzerinden yüklenmeyi sürdürüyorlar.” “GERÇEKÇİ OLMAYAN PROJELER NEDENİYLE OLUŞAN BORÇ YÜKÜYLE KARŞI KARŞIYA KALDIK” Her zaman Ankaralı hemşehrilerinin ihtiyaçlarını öncelediklerini kaydeden Yavaş, “Hiçbir zaman çılgın ve çöp projelere para harcamadık. Başkentlilerin soğuk kış günlerinde evlerinin ısınmasını, çocuklarımızın protein alarak büyümesini, emeklilerimizin refahını, pandemide esnafın bütçesini, 6 Şubat’tan sonra uzanacak bir elin varlığına ihtiyaç duyan depremzede ailelerimizi ve ülkemizin aydınlık yüzleri olan öğrencilerimizi düşünerek projelerimizi hayata geçirdik. Ancak göreve geldiğimizde önceki yönetimin gerçekçi olmayan çöp projeleri nedeniyle oluşan borç yüküyle karşı karşıya kaldık ve bu durum elbette bizim için ciddi mali zorluklar yaşattı” diye konuştu. “ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İŞTİRAKLERİNİN BORCUDUR” İddialarda söz edilen borcun Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinin borcu olduğunu vurgulayan Mansur Yavaş, “Peki, bu borç neden olmuştur? Bu iştirakler, biz göreve geldiğimizde ne durumdalardı? Şimdi ne durumdalar? Ben bugün sizlere bunları anlatmak istiyorum” dedi. “MALİ DURURUMUZU SAYIN BAKAN AÇIKLAMA YAPMADAN ÖNCE DE PAYLAŞIYORDUK” Mali durum tablolarını hazırlanan slayttan göstererek açıklamalarını sürdüren Yavaş, şöyle konuştu: “Öncelikli olarak tekrar vurgulamak isterim ki, biz şeffaf yönetim anlayışımız gereği her zaman faaliyet raporlarımızdan mali durum raporlarımıza kadar her şeyi isteyen herkesin ulaşabileceği bir şekilde yayınladık yayınlamaya da devam ediyoruz. Biz mali dururumuzu, tablolarımızı Sayın Bakan açıklama yapmadan önce de paylaşıyorduk. Yeni bir bilgi gibi açıklamalarının ardındaki siyasi nedenleri herkes biliyor. Biz bu mali durum raporlarını 31.12.2023 sonunda hazırlayıp bütün belediye meclis üyelerimize dağıttık zaten web sayfamızda bunlar açıklanıyor. Kitapçıklardaki tabloya baktığınızda göreceksiniz ki Ankara Büyükşehir Belediyesi mali durum raporunda borçlarımızın miktarı 1.774 milyon 411 bin dolar azalmış. Yani Ankara Büyükşehir Belediyesi ANKAPARK gibi ucube paralar verilen mal olan bir tesisten kaynaklanan borcun tamamını ödedi. Şöyle ki bu kredilerin birçoğu daha önceki dönemde biz göreve gelmeden 2-3 yıl önce çekilmiş bunların ilk ödeme tarihi, bir kuruş ödenmeden seçimi kaybedeceklerini tahmin ettikleri için yeni yönetimin sırtına sarılmış çok yüksek faizli borçlardı. Bunların tamamını ödedik. Ve SGK borçlarının da 84 milyon 501 bin dolar olarak arttığını açıkladık bu tablo 31.12.2023 tarihi itibarıyla belediye meclis üyelerine dağıtılmıştır.” “VATANDAŞ ULAŞIMINI UCUZA KARŞILASIN, BİZ SÜBVANSE EDERİZ DEDİK.” Yavaş, vatandaşın kötüye giden ekonomik koşullar nedeniyle daha fazla zor durumda kalmaması için çözümler ürettiklerini belirterek, “ “Bu artışın birçok sebebi var yani Ankara Büyükşehirin borçları 1,8 milyar dolar azalırken SGK borçlarının artmasının da tabii ki sebepleri var. Ülke ekonomisinin durumu ortada… Pandemide AŞTİ çalışmadı, EGO gelir elde edemedi, ücretsiz taşımaları arttı, toplu taşıma fiyatları da olabilecek en aşağı seviyede tutuldu. Aslında düşünseler biz kendilerine yardımcı oluyoruz. Biz bu zor durumda vatandaşın en azından iktidarın bozduğu ekonomide daha fazla ezilmemesi için bu hayati olan ulaşım, su gibi rakamları çok aşağıda tutuyoruz. Ancak biz bunu siyaset malzemesi yapmadık. Vatandaş ulaşımını ucuza karşılasın, biz sübvanse ederiz dedik. Zaten bütün dünyada da durum böyle... Peki, biz bunları hangi kaynakla yapacaktık? Dolaylı olarak sigorta primleri geciktirildi.” “HALKA UCUZ HİZMET EDİLMESİ NEDENİYLE BU GELİRLERİMİZ AZALMIŞTIR” Bütçe hazırlanırken öngörülemeyen EYT, pandemi ve 6 ŞubatDepremlerinin yaşadığını ve kaynakların buralara kullanıldığını hatırlatan Yavaş, “Biz bu kaynakları; sosyal desteklerde, pandemi döneminde, 6 Şubat Depreminden sonra ve EYT’den emekli olanların kıdem tazminatını ödemek için kullandık. Kredi çekmek istedik, mecliste izin vermediler. Oysa bütün belediye başkanları pandemi ve deprem nedeniyle ki önümüzdeki yılın bütçesi Kasım ayında yapılır. Kasım ayında ne EYT’lilerin emekli olacağı belliydi ne de 6 Şubat Depremi'nden hiç kimsenin haberi yoktu. Dolayısıyla bütçe kaleminde böyle rakamlar yoktu. Kendileri kredilerini çektiler biz meclise götürdüğümüz zaman önce reddettiler ben veto edince tam 13 ay müddetle bu kredi seçimlere kadar maalesef ertelendi. Adeta yüzde 50 oranında belediyenin gelirleri gerek merkezi idareden gelen gelirler düşmüştür reel anlamda ayrıca halka ucuz hizmet edilmesi nedeniyle bu gelirlerimiz azalmıştır” dedi. “HALKÇI BELEDİYECİLİKTİR, SOSYAL BELEDİYECİLİKTİR” Açıklamalarını sürdüren Yavaş, halkçı ve sosyal belediyeciliğin ne olduğunu şu sözlerle anlattı: “1.6 dolara bizden önceki dönemde su satılıyordu. Ocak 2019’da 0,94’e Mustafa Tuna döneminde düşürüldü. Temmuz 2024’te şu an 0,73 dolar. Hâl böyleyken belediye meclisine teklif getirmek suretiyle kanunsuz bir teklif getirmek suretiyle bunun da yarıya indirilmesini istediler. Sanki kamunun yaptığı, devletin yaptığı iktidarın tekelinde olan rakamlar elektrik gibi diğer, akaryakıt gibi gelirler sanki hiç artmadı onları indirmek yerine belediye meclisinde su fiyatının yarıya indirilmesini istediler. Mahkemeye başvurduk ve mahkemeden iptal ettirdik. Eğer biz de onlar gibi suyu pahalı satsaydık şu anda 1,7 milyar dolar daha fazla gelir elde edecektik ki bu da 56 milyar liraya tekabül etmektedir.  Su giderlerinin asgari ücret içindeki payı bizden önceki dönemde asgari ücrete göre yüzde 4.19’ken şu anda yüzde 1,4’tür. Bu halkçı belediyeciliktir, sosyal belediyeciliktir. EGO biletleri yine 1 dolara satılmış. Hala 15 lira daha yeni 21 liraya çıkarıldı. Yarı fiyatına satıyoruz.” “TİCARİ ŞİRKET DEĞİLİZ” Konuşmasında EGO Genel Müdürlüğündeki maliyet artışlarından da bahseden Yavaş, “Biz EGO’dan bugüne kadar bugüne kadar 730 milyon dolar sübvanse ettik. Ayrıca halk otobüsü ve dolmuşçu esnafını da 23 milyon dolar yani 24 milyar lira, 25 milyar liraya yakın parayı sübvanse ediyoruz EGO’dan. Bunu sosyal belediyecilik ilkesi gereği yapıyoruz. Hâl böyleyken ne yaptılar? Bizim otobüslerimizde yüzde 82 sıvılaştırılmış doğal gazdır CNG olarak geçer. Bu rakam 2.74’ken şu anda 20 lira oldu. Bir ara 24 liraya çıktı aylık 250-300 milyon lira bize fatura gelmeye başladı. Bizi nasıl değerlendirdiler biliyor musunuz? Özel şirketler, ticari şirketler gibi değerlendirdiler. Bir düzenleme yaparak aylık 300 bin metreküpün üzerinde tüketenlerin rakamlarını arttırdılar. Biz EPDK’ya yazı yazdık, Başkent Gaz’a yazı yazdık, Enerji Bakanlığına BOTAŞ’a hepsine yazı yazdık. Mahkemeye de verdik ancak sonuç alamadık. Biz dedik ticari şirket değiliz. Bu halkın ucuz taşınmasını sağlayan bir kuruluşuz. Lütfen bizi buradan istisna tutun dememize rağmen maalesef sonuç alamadık. Bu da yetmedi. EGO Genel Müdürlüğündeki maliyet artışlarını görüyorsunuz. Asgari ücret yüzde 424, doğal gaz yüzde 773, elektrik yüzde 197, motorin ise yüzde 461 artmasına rağmen eski dönemin yarı fiyatına hizmet veriyoruz. Ayrıca 2013’ten beri hiç otobüs alınmamıştı, otobüslerin hepsi hurdaydı bunlar içinde 94 milyon dolar DMO ve EBRD kredisi temin edilip 441 otobüs alınmıştır. Bunların parası da ödenmektedir” diye konuştu. “ANKARALI HEMŞEHRİLERİMİZİN TÜRKİYE'NİN TAKDİRİNE SUNUYORUM” “Yalan söylemeyin, emeklinin hakkını verin” diyerek açıklamalarını sürdüren Yavaş, “Biz sosyal destek isteyenlere ve bize başvuran emeklilere zaten birer kilo et parasını zaten veriyoruz. Kandırmayın milleti” dedi. Yavaş, şöyle devam etti: “Sayın Bakan TV programında 2024 Mart ayı itibarıyla 1402 belediyenin 1307 tanesinin prim borcu bulunduğunu belirtti. Peki, bunlar kimler şimdi Cumhuriyet Halk Partili belediyelere atıyorlar suçu. 1402 belediyeden 975’i Cumhur İttifakı belediyeleridir. Durum ortada Cumhuriyet Halk Partisinin belediye sayısı ise 251’den 412’ye çıkmıştır. Yani yeni geçen belediyelerin prim borcunu da eskiden kalan borçları da Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin sırtına sarıyorlar. Bu ne kadar adaletlidir ne kadar ahlaka uygundur? Ankaralı hemşehrilerimizin Türkiye'nin takdirine sunuyorum.” “SAYIN BAKAN'IN KANUNU YERİNE GETİRİP AÇIKLAMASINI BEKLİYORUM” 2006 yılında SGK’ya prim borcu olan işverenlerin kamuoyuna açıklanacağını dair kanun çıkarıldığını hatırlatarak konuşmasını sürdüren Yavaş, “Bunun da bir yönetmeliği var, ‘Bunlar yılda 2 defa açıklanır’ diyor. 2016’ya kadar açıklamışlar, sonra açıklanmamış. 2024’e kadar niye açıklamadınız? Bu kanunun emri, niye açıklamadınız? Niye açıklamadığınızı biliyoruz. Yandaş şirketlerden tahsis edemedikleriniz ortaya çıkacaktı, kendi belediyelerinizden tahsil edemedikleriniz ortaya çıkacaktı değil mi? 150 bin lirayı geçen pirim borçlularının açıklanması gerekiyor kanun gereği… Ben Sayın Bakan'ın bu kanunu yerine getirip tüm prim alacaklarının kimden olduğunu açıklamasını bekliyorum” ifadelerini kullandı. “EMEKLİLERİ SOKTUĞUNUZ DARBOĞAZIN SORUMLUSU CHP’Lİ BELEDİYELER DEĞİL, SİZSİNİZ” SGK’nin 96 milyar lira alacağının 2023 yılı gelirlerinin yaklaşık yüzde 4’üne denk geldiğini kaydeden Yavaş, şunları kaydetti: “Sayın Bakan TV programında sosyal güvenlik sistemimizin sürdürülebilmesi, emeklilerimize daha iyi aylıklar verilebilmesi, vatandaşlarımızın daha iyi sağlık hizmetlerinden yararlanılabilmesi ve daha birçok şey belediyelerin prim borçlarına bağlıymış gibi bir tablo çizmeye çalıştı. Bu insanımızın aklıyla dalga geçmektir. Gelirinizin yüzde 4’ünü karşılayan belediye prim borçlarına konu edeceksiniz alacaklarınızı, yüzde 10’unu teşkil eden belediyelere bütün yükü yıkacaksınız. Yüzde 90’dan da tahsil etseniz belki o zaman emeklileri üç beş kuruş faydanız olur. Emeklileri soktuğunuz darboğazın sorumlusu CHP’li belediyeler değil, sizsiniz. Yani sadece ve sadece şu andaki CHP’li 412 belediyenin prim borçlarını çıkarıp alacaklarımız yüzde şu kadarı CHP’li belediyeler deniyor. Sayın Cumhurbaşkanı da mecliste emeklilere para verilmesini istiyorsanız söyleyeyim prim borçları ödesin diyor. Sizin borcunuz. Büyük çoğunluğu sizin borcunuz yani Keçiören Belediyesinin borcu şu anda CHP’li belediyenin borcu diyebilir misiniz? Ödememişsiniz, hiçbir işlem yapmamışsınız şimdi kalkıp bunu 31 Mart’ta halkın iradesini kabullenmediğiniz ortada Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin üstlerine sarıyorsunuz.” “BU YILI EMEKLİLER YILI İLAN ETTİLER TARİHE İBRET VESİKASI OLARAK GEÇECEK” Belediyelerin hedef alınması için gündem yaratıldığını ifade eden Yavaş, “Bu yılı emekliler yılı ilan ettiler. Gerçekten tarihi ibret vesikası olarak geçecek. 10 bin lira 12 bin 500 lira maaşa talim ettirdikleri emeklilerin yüzüne nasıl bakacaklar gerçekten merak ediyorum. Yani bunu da şöyle telafi ediyorlar; ‘biz onları tatile gönderiyoruz ucuz otobüs bileti’ diyorlar. Emekliler evden çıkamıyor, bir çıkın emeklileri dinleyin. Sokağa çıkamıyorlar ama Ankara Büyükşehir Belediyesi ne yapıyor ben size söyleyeyim. Eylül, ekim ayından beri düzenli şekilde ve artan şekilde 40 bin emekliye sizin şimdi yaptığınız zam kadar para ödüyoruz sayın bakan. İstiyorlar ki belediyeler hedef alınsın günah keçisi yapılsın, belediyeler güçsüz gösterilsin seçimleri belediyeler yüzünden kaybettiğinizi biliyorsunuz” dedi. “ÖNÜMÜZDEKİ İLK SEÇİMİ KAYBEDECEĞİNİZİ BİLİYORSUNUZ” Yavaş, yapılacak ilk seçimde vatandaşların yine en güzel cevabı vereceklerini bildiklerini şu sözlerle anlattı: “Bundan sonra da artan 412 belediye nedeniyle yine önümüzdeki ilk seçimi kaybedeceğinizi biliyorsunuz bunun bir tek çağrısı şunu anlıyorsunuz belediyeleri kötüleyelim. Ben şunu söyleyeyim 2019’dan beri bütün kendi yandaş televizyonlarımızda her türlü ortamda belediye meclisinde yapmadığınız iftira ve karalama kalmadı ne oldu Ankara halkı yüzde altmışın üzerinde bir oyla yaptığınız bu iftira ve karar almalarını yüzünüze çarptı ilk seçimde göreceksiniz bunun da cevabını mutlaka sandıkta alacaksınız ve mutlaka iktidar değişecektir. Yaptığımız projeler ve uyguladığımız belediyecilik ile nasıl sokaklarda alnımız ak, başımız dik yürüyebiliyor isek çok şükür ki millet iradesinin terazisinden ve alnımız ak ve başımız dik olarak çıktık. Çalışmalarımız hizmetlerimiz yönetim anlayışımız ve yaklaşımımızı ile 5 yılda ortaya çıkan çalışmalar milletimizin ta kendisi tarafından rekor oyla onaylandı.” “EĞER ÇOK ZOR DURUMDAYSANIZ FAİZLERİ SİLİN” Şu anki borcun 174 milyon dolar yani 5 milyar 571 milyon lira olduğunu aktaran Yavaş, en borçlu belediyelerin CHP'li olduğu yönünde yalan söylendiğini belirterek, "Keçiören Belediyesi'nin 1 şirketi, 2 bin 850 çalışanı var, sigortalı başına düşen 456 bin lira. Bizde 16 şirket, 30 bin çalışan var, sigortalı başına düşen 190 bin lira. Mamak Belediyesi'nin 2 şirketi var, 296 milyon lira borcu var. Gölbaşı Belediyesi'nin 272 milyon lira borcu var, 1 şirketi var. Kahramankazan'ın 1 şirketi var, 240 milyon lira borcu var. Şimdi bunları CHP'li belediyeler sınıfına koyuyorlar algı operasyonu yapıyorlar. Kendi belediyelerinden mahsuplaşmaları yaptılar. Maalesef bu iktidar alacağına şahin, vereceğine karga. Çevre Bakanlığı'ndan bizim alacağımız var. Bizden önceki dönemde yapılan, Bilkent Şehir Hastanesi'ne yapılan yollar, köprüler ve Eryaman Stadı'ndan alacağımız var; ödemiyorlar. Çalışma Bakanı'na söylüyorum. Rakam 1 milyar 325 milyon lira, takas yapalım, mahsup edelim, alacağınızın 4'te birini hemen almış oluyorsunuz. Ayrıca Hazine satışlarından yüzde 10 pay verilmesi gerekirken, 171 milyon 609 bin lira yine alacağımız var. Buradan Sayın Bakan'a sesleniyorum. Eğer çok zor durumdaysanız faizleri silin, bankadan kredi çekip defaten, 1,5 ya da 1,7 milyarın tamamını ödeyeceğim. Faizleri silin. Bütün belediyelerin sorunları aynı, bu yapılandırmaları yapmak zorundasınız" diye konuştu. “TEVAZU VE İYİLİKTEN HİÇ ŞAŞMADIK ŞAŞMAYACAĞIZ” Her zaman haktan hukuktan ve etik değerlerden yana olmaya devam edeceklerini vurgulayan Yavaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Dolayısıyla biz Ankara halkının bize verdiği sorumluluğu yerine getirerek çöp projeler yapmadan Ankara halkının gerçek ihtiyacı neyse sosyal destek alanlara sosyal destek, kırsal alanındaki desteklerimizi aynen devam edeceğiz. Tevazu ve iyilikten hiç şaşmadık şaşmayacağız. Haktan hukuktan etik değerlerden hiç vazgeçmedik yine vazgeçmeyeceğiz. Ankara halkından paranın hesabını kuruşu kuruşuna internet sitemizden vermeye devam edeceğiz. Kimseyi ayırt etmeyeceğiz, kimsenin yatağa aç ve açıkta girmesine seyirci kalmayacağız. Ankara'nın sanayisine, tarımına, turizmine, ulaşımına, altyapısına, teknolojisine, eğitimine, kültürüne ve sanatına yatırım yapmaya devam edeceğiz. Pandemi döneminde gördünüz ne kadar engellemek istediniz, deprem bölgelerinde aynı engellemeleri yaptınız. Bizi hiçbir şey geri durduramaz. Biz Ankara halkına, ülkeye hizmet etmek için yola çıktık.”    

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.