SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sendika

Porsuk Haber Ajansı - Sendika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sendika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Çözüm Kemalizm" Konferansı Büyük İlgi Gördü Haber

"Çözüm Kemalizm" Konferansı Büyük İlgi Gördü

AHPADİ Derneği tarafından düzenlenen “Çözüm; Neden Atatürk’te, Neden Kemalizm’de, Neden Kemalist Programda” konferansı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşunu bir araya getirdi. AHPADİ Derneği ile ​Cumhuriyetçi Birlik Platformu iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, Taşbaşı Kültür Merkezi Kırmızı Koltuklu Salon’da gerçekleştirildi. Yoğun katılımın gözlendiği konferansa; CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Bağımsız Türkiye Partisi, Anahtar Parti, Ata Partisi ve Türkiye Komünist Partisi il başkanları ile parti temsilcilerinin yanı sıra, Atatürkçü ve Cumhuriyetçi çizgideki çok sayıda sendika ve kitle örgütü destek verdi. ​"Kemalizm Halka Dayanır" ​Programın açılış konuşmasını yapan AHPADİ Dernek Başkanı Mehmet Ektaş, Cumhuriyetin temel taşının "Adalet" olduğunun altını çizdi. Kemalizm’in gücünü doğrudan halktan aldığını vurgulayan Ektaş, "Kemalizm’in yeniden yüksek sesle talep edildiği günleri görmenin mutluluğu içerisindeyiz" dedi. ​"Altı Ok, Güncel Sorunların Tek Çözümüdür" ​Konferansın konuk konuşmacısı, sosyolog ve araştırmacı yazar Faik Kurtulan, Türk düşünce dünyasına kazandırdığı eserler ışığında önemli açıklamalarda bulundu. 1950’lerden itibaren Kemalizm’in "geçmişte kaldığı" yönündeki söylemlerin Türkiye’yi özünden uzaklaştırdığını belirten Kurtulan, ülkenin içinde bulunduğu kronik sorunların ancak Kemalist ilkelerle aşılabileceğini ifade etti. ​Kurtulan, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti: ​Tam Refah: Halkçı, Milliyetçi, Devletçi, Laik ve Devrimci bir programla toplumun her kesiminin refahtan pay alabileceğini savundu. ​Sosyal Güvence: Eğitimden sağlığa, barınmadan beslenmeye kadar her alanda kaygısız ve mutlu bir yaşamın ancak bu ilkelerle mümkün olduğunu belirtti.​ Kararlı Kadro Vurgusu: Türkiye’nin ödünsüz Kemalist programlara ve bu programları hayata geçirecek inançlı kadrolara ihtiyacı olduğunu vurguladı. ​Dinleyicilerin soruları ve katkılarıyla interaktif bir hal alan program, plaket takdimi ve teşekkür konuşmalarının ardından sona erdi.

Başkan Kurt’tan Sendikalara Birlik Çağrısı Haber

Başkan Kurt’tan Sendikalara Birlik Çağrısı

Odunpazarı Belediyesi ile yetkili sendika Tüm Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) arasında Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmesi (SDS) imzalandı. İmza töreninde konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Sözleşmemiz hayırlı olsun. Biz, emekten yana bir anlayışla bu işi desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Odunpazarı Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen imza törenine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, TÜM BEL-SEN Eskişehir Şube Başkanı Gerçek Bilyaz İzgü ve iş yeri temsilcileri ile çok sayıda belediye çalışanları katıldı. Sözleşme, Odunpazarı Belediyesi’nde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memur ve sözleşmeli statüde görev yapan personelleri kapsıyor. Gerçekleştirilen imza töreninde Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve TÜM BEL-SEN Eskişehir Şube Başkanı Gerçek Bilyaz İzgü birer konuşma yaptı. SENDİKAL MÜCADELE DAHA GÜÇLÜ VE DİRENÇLİ OLMALI Türkiye’de sosyal denge tazminatı üzerine kurulu bir toplu sözleşme düzeninin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından kabul edilmediğini vurgulayan Başkan Kurt, gelinen noktada ne yazık ki tablonun bu yönde şekillendiğini ifade etti. CHP’nin tüm çalışanların grevli ve toplu iş sözleşmeli sendikal haklarını savunan bir parti olduğunun altını çizen Kurt, bu doğrultuda gerçek bir sendikal düzenleme için sendikalara destek çağrısında bulundu. Mevcut memur sendikalarının ne mesleki ne de sınıfsal anlamda yeterli bir mücadele ortaya koyamadığına dikkat çeken Başkan Kurt, sendikal mücadelenin artık daha güçlü ve dirençli bir yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı. Başkan Kurt, aksi takdirde mevcut hükümet ve yönetim anlayışıyla Türkiye’nin iyi bir noktaya taşınamayacağının bir kez daha açıkça görüldüğünü dile getirdi. Tüm muhalif güçlerin ve sendikaların ortak hareket etmesinin zorunluluk haline geldiğini belirten Başkan Kurt, mevcut iktidarın bir an önce sandık yoluyla değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu süreçte özellikle sendikaların katkı ve desteğinin büyük önem taşıdığını ifade eden Kurt, “Umarım bu birliktelik sağlanır. Sözleşmemiz hayırlı olsun. Biz emekten yana bir anlayışla bu süreci desteklemeye devam edeceğiz” dedi. İKİ YIL SONRA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİ YENİDEN İMZALADIK İki yıl sonra yeniden Toplu İş Sözleşmesi imzalandığını belirten Gerçek Bilyaz İzgü, Türkiye genelinde belediyelere gönderilen bazı genelgeler nedeniyle sosyal haklara ilişkin kimi düzenlemeler yapmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Sürecin tüm zorluklara rağmen Başkanın desteğiyle yüzde 120 oranı üzerinden sürdürüldüğünü vurgulayan İzgü, “Türkiye’de ilk toplu iş sözleşmesini imzalayan sendika olarak, yasalardan önce haklar gelir diyerek verdiğimiz mücadele sonucunda bugün bu toplu iş sözleşmelerini imzalar duruma geldik. Türkiye genelinde de yasallaşmasını sağladık. Bu sendikamız adına çok kıymetlidir. Türkiye’de alanımızda kurulan ilk sendika Tüm Bel- Sen olarak Odunpazarı’nda da yetkiyi bize verdiğiniz ve bizi desteklediği için bütün memur arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum” dedi.

KESK 14 Ocak’ta İş Bırakıyor Haber

KESK 14 Ocak’ta İş Bırakıyor

Kamu Emekçileri Sendikaları Federasyonu, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları ile yapılan maaş zamlarına tepki amacıyla 14 Ocak tarihinde iş bırakacak. KESK Eskişehir Şubeler Platformu adına, KESK Dönem Sözcüsü, SES Şube Eş Başkanı Umut Özge Yılmaz konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Mevcut iktidar sık sık “eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik” diyor. Oysa bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik. 5 Ocak’ta açıklanan TÜİK verilerine göre enflasyon farkı ve taban aylığına 1000 TL zam dâhil maaşlarımız ortalama %20 artacak. Ama hepimiz biliyoruz ki enflasyon farkı geçtiğimiz altı ayda yaşadığımız hayat pahalılığını “SÖZDE” telafi etmek için verilen bir fark. Üstelik TÜİK’in sanal verilerine göre, ki gerçek enflasyonun yarısı bile değil. Kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026’ya ortalama %12,5 maaş zammı ile başlıyoruz. Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı. Ocaktan itibaren kiralar %35 artacak. Üstelik maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisi, bir kez daha Yeniden Değerleme Oranının altında tutuldu. Yani maaş artışımız yine cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak. Sevgili kamu emekçileri ve Eskişehir halkı; Söz konusu biz olunca kaynak yok diyorlar. Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor. Bizlerin gelirleri küçülürken; büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Bir avuç azınlığın lehine olan bu gelir adaletsizliğini, biz “seçmedik”. Yıllardır yaşadığımız kayıpların telafisi için Maaşlarımıza Ocak ayından itibaren ek %20 artış yapılması, 2024 Temmuzdan itibaren hayata geçirilen “İlave seyyanen ödeneğin” taban maaşlarımıza yansıtılması, Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesi, ilave seyyanen ödenek tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesi, mülakatın kaldırılması, Haziran ayına kadar 4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın Grevli Toplu Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesi, En geç Haziran ayı sonunda gerçek bir toplu pazarlık masası kurulması, En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılması, kira, kreş ve yol desteği verilmesi, Talepleriyle 14 Ocak 2026 Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanacak, iş bırakacağız! Tüm kamu emekçilerini bizlere yoksulluk ve güvencesizlikten başka bir şey vaat etmeyenlere karşı omuz omuza vermeye, 14 Ocak Çarşamba günü hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanmaya, g(ö)reve çağırıyoruz."

Üniversitelerimizi Kuşatan Karanlığa Teslim Olmayacağız! Haber

Üniversitelerimizi Kuşatan Karanlığa Teslim Olmayacağız!

Eğitim - İş Sendikası Eskişehir Şubesi ''Özerk, Demokratik, Bilimsel Üniversiteler '' çin Eskişehir Osmangazi Üniversitesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Eğitim - İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan burada yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; ''Bugün üniversitelerimiz, Cumhuriyet tarihinin en ağır kuşatması altındadır. AKP iktidarı; yükseköğretimi, akademik özgürlüğü, bilimsel liyakati, düşünce özgürlüğünü ve gençliğin geleceğini gasp etmektedir. Üniversitelerimizi rant yuvalarına, apartman dairelerine sıkıştırılmış ticarethanelere dönüştüren bu düzen, gençliği geleceksiz bırakmaktadır. Ve biz Eğitim-İş olarak diyoruz ki: Bu karanlığa teslim olmayacağız! Türkiye’de üniversiteye girmek bir umut, üniversitede okumak ise artık büyük bir lüks haline gelmiştir. Yüksek enflasyon, ekonomik kriz ve iktidarın yanlış politikaları yüzünden milyonlarca gencimiz üniversite eğitimine ya hiç başlayamamakta ya da eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmaktadır. -TÜİK verilerine göre 2024 yılında 383 bin öğrenci ekonomik imkansızlıklar nedeniyle üniversiteyi terk etmiştir. -EUROSTAT (Avrupa İstatistik Ofisi) verilerine göre Türkiye, Avrupa’da eğitimi yarıda bırakan gençlerin oranının en yüksek olduğu ülkedir (%18,7). Üniversiteye girmeyi başaran milyonlarca gencimiz ise barınma, beslenme ve ulaşım masrafları altında ezilmektedir. KYK yurtları yetersizdir: 4 milyondan fazla öğrencinin sadece 1 milyona yakını KYK yurtlarında kalabilmektedir. Yani her 4 öğrenciden yalnızca 1’i barınma hakkına erişebilmektedir.İstanbul’da durum daha vahimdir: 917 bin öğrenciden yalnızca %6,3’ü KYK yurtlarında kalabilmektedir. Geri kalan öğrenciler ya fahiş kira fiyatlarına mahkûm edilmekte ya da özel yurtlara yönelmek zorunda bırakılmaktadır. Üstelik barınma sorununu çözmek yerine, KYK yurtlarında odalara ekstra yataklar koyularak öğrencilerin insanca yaşam hakkı gasp edilmektedir. Zaten kalabalık olan 4-6 kişilik odalar, bu uygulama ile adeta koğuşlara dönüştürülmüştür. Bu durum öğrencilerin sağlığını, güvenliğini, ders çalışma ortamını ve özel yaşam hakkını doğrudan ihlal etmektedir. Üniversite öğrencisi olmak artık ailelerin boyunu aşan maliyetler demektir. Ankara, İstanbul ve İzmir’de: Özel yurtta kalan bir öğrencinin açılış maliyeti 90 – 92 bin TL, aylık sabit gideri en az 48 – 58 bin TL’dir.Ev kiralayan bir öğrencinin açılış maliyeti 105 bin TL’nin üzerinde, aylık sabit gideri ise 47 bin TL civarındadır. Bu rakamlar, asgari ücretin iki katından fazla aylık masraf demektir. Bir öğrencinin ayakta kalabilmesi için sadece yemek masrafı 12 bin TL’yi bulurken, basit sosyal ihtiyaçlar bile (bir kahve içmek, sinemaya gitmek) öğrenciler için ulaşılamaz hale gelmiştir. OECD raporuna göre Türkiye, üniversite okumanın net getirisi bakımından sondan ikinci sıradadır. Yani üniversite bitirilse bile karşılığı düşük ücretli işsizliktir. EUROSTAT verilerine göre Türkiye, Avrupa’da üniversite mezunlarının en düşük gelire sahip olduğu ülkedir. Üniversite mezunları işsiz kalmakta, iş bulanlar ise açlık sınırında maaşlarla yaşamaya mahkum edilmektedir. Gençlerimiz “üniversite okusam da işsiz kalacağım” düşüncesine sürüklenmiştir. İşte bu tablo, AKP’nin üniversite politikalarının iflas ettiğinin kanıtıdır. YÖK 12 EYLÜL’ÜN MİRASI, AKP’NİN SOPASI 12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK, bugün AKP eliyle üniversitelerin boğazına geçirilmiş bir pranga haline gelmiştir. Avrupa Üniversiteler Birliği’nin raporuna göre Türkiye, akademik özerklik açısından 35 ülke arasında sonuncudur! Rektör atamaları Cumhurbaşkanı’nın iki dudağı arasına bırakılmış, Anayasa Mahkemesi kararları hiçe sayılmış, 56 üniversiteye anayasaya aykırı biçimde rektör atanmıştır. Bu, sadece bir anayasa ihlali değil, üniversitelerimizin özerkliğine doğrudan saldırıdır. Bilimsel liyakat çöpe atılmış, akademik kadrolar siyasi sadakat üzerinden şekillendirilmiştir. 2016’da URAP sıralamasında ilk 1000’de 18 üniversitemiz varken, 2025’te bu sayı 10’a düşmüştür. BÜTÇE VAR, ANCAK ÜNİVERSİTELERE YOK! 2025 bütçesinde devlet üniversitelerine 487 milyar TL ayrılmışken, Diyanet İşleri Başkanlığı’na 130 milyar TL ayrılmıştır. Üniversitelerimiz laboratuvar, kütüphane, yurt ve derslik açısından yetersiz bırakılırken; ülke bilime değil, itaate yatırım yapmaktadır. ÜNİVERSİTELERDE İDARİ PERSONELİN SORUNLARI ARTIYOR! Üniversitelerdeki idari ve teknik personel görmezden gelinmekte, ağır biçimde ayrımcı uygulamalara maruz kalmaktadır. Görevde Yükselme ve Unvan değişikliği sınavının merkezi olarak her yıl açılmaması ve mülakat uygulamaları haksızlıklara yol açmaktadır. Bu sınavlar her yıl en az iki kez yapılmalı ve atamalar bu sınav sonuçlarına göre gerçekleştirilmelidir. Ayrıca bu sınavlar, sadece şef ve şube müdürlüğü gibi kadroları değil, fakülte/enstitü/yüksekokul sekreteri ve daire başkanı gibi kadroları da kapsamalıdır. İdari personelin çalışma ortamları fiziki olarak yetersizdir. Döner sermaye payları adil bir şekilde dağıtılmamaktadır. Eğitim-İş olarak uyarıyoruz: Üniversitelerimizi karanlığa teslim etmeyeceğiz.12 Eylül’ün mirası YÖK kaldırılmalı, üniversiteler demokratik ve özerk bir yapıya kavuşturulmalıdır.Akademisyenler üzerindeki baskılar son bulmalı, öğrencilerin demokratik hakları güvence altına alınmalıdır.Üniversiteye ayrılan bütçe artırılmalı, öğrencilerin barınma ve beslenme sorunu çözülmelidir.Akademik ve idari personelin maaş, hak ve çalışma koşulları insanca yaşama uygun hale getirilmelidir. AKP’nin politikaları üniversitelerimizi çürütse de biz biliyoruz: Bilim susmaz, gençlik teslim alınamaz! Eğitim-İş olarak, üniversitelerimizi rantın, gericiliğin ve siyasi baskının elinden kurtarmak için mücadeleyi sürdüreceğiz. Üniversitelerimizi kurtarmak için hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz!''

Biz Bu Filmi Daha Önce Defalarca Seyrettik Haber

Biz Bu Filmi Daha Önce Defalarca Seyrettik

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından devam eden Kamu Toplu Sözleşme Görüşmeleri ve sendikaların durumu ile ilgili bir basın toplantısı düzenlendi. İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli Katılımcılar haftalık değerlendirmemiz de güncelde takip ettiğimiz beraberinde sosyal medya üzerinden veya bizlere ulaşarak. “Yeter biz artık satılmaktan usandık” diyen 657 sayılı yasaya bağlı çalışan Kamu çalışanları ve emeklileri ile ilgili son süreçte görüşülen 2026-27 Tarihini kapsayan 8’inci Dönem Toplu sözleşme görüşmeleriyle ilgili yaşananların değerlendirmesini hep beraber yapacağız. Başından bugüne izlediğimiz tıpkısının aynısı Kamu İşçi kesiminde yaşananların birebirinin tekrarı bir süreci gözlemliyoruz. Masada yine Kamu işvereni olan Çalışma, Sosyal Güvenlik ve Maliye Bakanlığı Muhataplığında temsil edilen Hükümet karşılarında dizayn edilmiş çalışan temsilcisi yandaş yetkili konfederasyon yanında gözlemci biri yandaş diğeri muhalif iki konfederasyon bulunuyor. Sunulan teklifler sonucunda İşverenin getirdiği, enflasyon oranlarına yaklaşmayan zam oranı ve cambaza bak rakamlarda mevcut durum ile yaşanacakların öngörüldüğü değil, uygun görülenin bağıtlanacağı bir sonucu yaşıyor, görüyoruz. Hal böyle olunca taban baskısı ve duruşlarını anlatamayan sendikamsı sendikalar başladılar asıp kesmeye. İnandırıcılar mı yada ciddiler mi derseniz. Kesinlikle hayır. İddia ediyoruz. Yaşanacak senaryo evreleri şu şekilde gelişti, gelişiyor ve sonuçlanacak. Yetkili Sendika tarafından ilk görüşme olan 1 Ağustos 2025 Tarihinde 11 Hizmet kolunun taleplerinin ve istenen zam oranları ile düzenlemelerin iletilmesinden sonra yaşanan uzun bir süre sessizlikte. Tabandan gelen baskı üzerine ses verme zorunluluğu durumunda kalınıldı. İlerleyen zamanda Kamu İşveren tarafından süreç bitmeye yakın teklif istendi 15 Ağustos Tarihinde açıklanan ve hedeflenen enflasyon oranlarının baz alındığı reel olmayan ve sıkıntılı rakamlar açıklanınca. Yasal sürecin bitimine 1 gün kala yani bugün göstermelik iş bırakma kararı alındı. Yarın 19 Ağustos 2025 tarihinde teklif ve beklentinin karşılanmaması sonucu yasa gereği uyuşmazlık metni imzalanacak. Ve sonunda yine yasa emriyle kurulan Kamu hakem heyeti 31 Ağustos 2O25 Tarihine kadar iktidarın istediği uygun gördüğü kararı verecek. Ve bizim kahraman yandaş çift sarı konfederasyonlar, final söyleminde; İmzalamıyoruz, kabul etmiyoruz, yok hükmündedir, mücadele ettik, davul çaldık, çadır kurduk, önlük giydik ama ne yapalım elimizden geleni yaptık diyecekler… Yani biz bu filimi daha önce defalarca seyrettik Öncekilerde esas aktör bir taneydi şimdi iki tane oldu… Yandaş konfederasyonlar ne hikmet ise üyelerinin hakları ve yetki aldıkları iş kollarındaki tüm kamu çalışanlarının hakkını almaya direnmekten ziyade ortaya konulan senaryonun konu mankeni durumunda bulunmaktadırlar. Eylem gibi gözüken eylemcikler ve kelimelerin itinayla seçildiği sözüm ona rest çekmeler yaptılar. Sözde ciddiyetlerini göstermek için çadır kurup, davul çalıp eylem yaptılar. Ambalajlarından yeni çıkardıkları ütüsü bozulmadık eylem önlükleriyle arzı endam ettiler. Ama boşuna bir çaba bu tüm yaptıkları. Mağdur ve muhatap kitleye diyecek söz bulamadıklarından kendilerine gerekçe üretmek için eylemsi eylemler yaptılar. Ancak geçmiş olsun tren kaçtı, bunu onlar da biliyorlar. Çünkü bugün teklifin son günü konu her dönem olduğu gibi yarın uyuşmazlığa gidecek ve bizim konu mankenleri kabul etmiyoruz sindiremiyoruz, görmüyoruz diyecekler. Bu söylediklerine kimse inanmayacak. Davul değil senfoni orkestrasını getirseniz, Çadır değil gökdelen kursanız, kamu çalışanları masada yada kapalı kapılar arkasında satıldığını biliyor, görüyor ve yalandan söylem rol icabı eylemlerinize kanmıyor, inanmıyor. Ey yandaş çift sarılar. Siyasi baskı, vaat, tehdit, gelecek umudu, belirsizliği kullanarak yaptığınız hormonlu üye sayıları sizin gerçeğiniz değil. Bunu da buradan biz söyleyelim. Olan yine devlet hizmetini ulaştıran, emek sahibi kamu çalışanlarına olmuş ve kamu işçisi gibi onlarda yine her zaman olduğu gibi kısa süreli bir tiyatro sonu layık görülen sadaka oranlara mecbur kalarak, enflasyona, hayat zorluğuna, geçim sıkıntısına, gelecek endişesine gark olmuş olarak hayat devam ettirecekler. Ev alma hayalleri bitti, araba alma rüyasından çoktan uyandılar, birikim yapmak artık mümkün değil. Yarını boş verin anlık sofrasında, hanesinde ihtiyaçlarını bile karşılayamayan öğünleri azaltan, kıyafet alamayan, ayakkabısına pençe yaptıran, yüreklerin umudu kaybettiği bir kesimi görüyoruz, biliyoruz. Yaşananların Sorumlusu siyasi iktidar ve dizayn ettiği son süreçte çift sarı olan sözde çalışan temsilcisi yetkili konfederasyonlardır. Hak arama dışında siyasetin emir eri olmuş sendikacılar. Bırakın üyelerin, çalışanların hakkını korumayı, kovalamayı. Nerdeyse verilene razı olun ve sesinizi çıkarmayın deme durumuna gelmişlerdir. Siyasetin ve siyasetçinin oyuncağı sendika baronları için hayat güzel ve tatlı ama vebalini aldıkları insanların bedduaları yakıcıdır hatırlatalım. Konfederasyon Başkanlarının geçtiğimiz zaman dilimi içinde Çalışma Bakanıyla oynadıkları halı saha maçı ve Sayın Bakanın bu başkanlara attığı goller meğerse Kamu çalışanlarına atılan gollermiş… Buradan sesleniyoruz. Bu sistemi dizayn eden Yeni Türkiye Senaryosu yazanları bu işin esas sorumlusudur… Bizim bahsettiklerimiz kendilerine verilen rolü oynayanlardır. Sebeple söz sahibine gitsin. Kamu çalışanları, kamu işçileri ve emeklileri darda zorda ve buhranda. Siz bunu biliyorsunuz. Yandaşa kaynak aktarmaktan, çok maaşlı prenslere para yetiştirmekten, uçulmayan havaalanlarına, geçilmeyen yollara hazineden ödeme yapmaktan, büyük yüzölçümlü hastanelere onlarca hastane yapacak parayı aktarmaktan, kur korumayla kaynak yarattığınız zenginlere, dünya rekoru olan küresel faiz baronlarına milli kaynaklardan ödeme yapmaktan. Tabi ki fakiri fukarayı, garibi gurebayı, memuru, emekliyi, işçiyi, köylüyü gözünüzün görmesini zaten beklemiyoruz. Yaptıklarınızı vicdana, izana ve takdire bırakıyoruz. Türk Milleti unutur derseniz unutmaz, günü geldi mi karnenizi verir diyoruz. Katılımınız ve katkınız için Sesimize duyulma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyor Milletimizi selamlıyor Size İYİ çalışmalar diliyoruz."

CHP’li Çakırözer’den Grevleri Yasaklanan Maden İşçilerine Ziyaret Haber

CHP’li Çakırözer’den Grevleri Yasaklanan Maden İşçilerine Ziyaret

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Cumhurbaşkanlığı kararıyla grevleri yasaklanan Eskişehir’deki ETİ Maden Kırka Bor İşletmeleri işçilerini ziyaret etti. Çakırözer, “AKP döneminde tam 22 kez grev yasaklandı. İşçinin güvenliğine gelince milli güvenlik yok ama alacağı maaşa gelince milli güvenlik var. Biz bunu kabul etmiyoruz. İşçinin alın terine, üç kuruşuna el koymak için milli güvenlik gerekçesi denmesini kabul etmiyoruz. Bir an önce işçinin gerçek anlamda refah düzeyine çıkabileceği artışın alınması lazım. Bu bir lütuf değil. Tam tersine alın terinin karşılığı ve yıllardır da gecikmiş olan karşılığı” dedi. SENDİKAYI ZİYARET ETTİLER Türkiye Maden İşçileri Sendikası'nın 1 Ağustos'ta planladığı grev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ‘milli güvenliği bozucu2 nitelikte görüldüğü gerekçesiyle 60 gün süreyle yasaklandı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, CHP Seyitgazi İlçe Başkanı Selma Sara, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe ile Türkiye Maden İş Sendikası Kırka ve Havalisi Şubesi Başkanı Seydi Demir ve Maden İş Sendikası üyesi işçileri ziyaret etti. Kırka Eti Maden Bor İşletmelerinde çalışan işçilerin talep ve sıkıntılarını dileyen heyet, işçilerin grev kararının yasaklanmasına da tepki gösterdi. “HAKKIMIZ OLANI İSTİYORUZ” Türkiye Maden İş Sendikası Kırka ve Havalisi Şubesi Başkanı Seydi Demir, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin hala devam ettiğini belirterek, “Sekizinci aya geldik. Şu ana kadar herhangi bir sonuç alınmadı. Sürecimiz devam ediyor. Tabii ki arkadaşlarımız şu anda ekonomik sıkıntılar yüzünden 2024 maaşlarıyla hala geçinmeye çalışıyor. Çok zor durumdayız. Bir an önce KÇP'nin imzalanmasını talep ediyoruz. Hakkımız olanı istiyoruz” diye konuştu. “GREVE ÇIKAMIYORUZ, HAKKIMIZI ARAYAMIYORUZ! 14 yıldır ETİ Maden Kırka Bor İşletmeleri kırma eleme bölümünde çalışan Uygar Ünlüce sürece ilişkin şunları söyledi: “Bizim şu anki mevcut durumda resmiyete kavuşması 1 Ağustos'ta başlayacak şekilde greve çıkılacaktı. Grev çadırımız kuruluydu. Düzenimizde vardı ama dün akşam yapılan Cumhurbaşkanı'nın kararnamesiyle milli güvenlik sorunundan dolayı böyle bir karar alındı. İki ay erteleme yapıldı ve biz greve çıkamadık. Sözleşmemiz de bitmedi. Greve de çıkamıyoruz. Beklemedeyiz. 8. ayda biz 2024 maaşıyla 38 lira net elimize geçiyor. Bunun içerisinde üretim primi, sosyal yardımlarda var. Üretim primini sosyal yardımlarda çıkarttığınız zaman hemen hemen asgari ücreti denk gelen bir kamu işçisinin aldığı bir maaş var. Greve çıkamıyoruz, hakkımızı arayamıyoruz. Aman fazla olmasın aman Maliye Bakanı kızmasın diye o işçinin rızkını çalıyorlar.” “TALEPLER DUYMAZDAN GELİNDİ” Maden işçilerinin aylardır yaşadığı mağduriyetlere dikkat çeken Çakırözer, “Biliyorsunuz Türkiye'de ilk grev kararını Maden İş Sendikası'nın üç şubesi aldı. Çünkü 2025'in sekizinci ayına giriyoruz hala 2024'ün maaşıyla geçinmeye çalışıyorlar. Türk İş'in Maden İş'in teklifleri maalesef bugüne kadar hep duymazdan gelindi. Şu anda bir görüşme aşamasında biz umut ediyoruz ki bu görüşmelerden emekçinin gönlünün razı olacağı, gerçekten refahını arttıracak bir sonuç çıksın” dedi. “22 KEZ GREV YASAKLADILAR” “Madenler bizim için kıymetlidir, milli zenginliktir ama onu çıkaran, onu üreten emekçi de bizim başımızın tacıdır” diye Çakırözer, şöyle konuştu: “Grev erteleme kararının gerekçesi milli güvenlikmiş. AKP döneminde tam 22 kez grev yasaklama kararı alındı. Emekçinin üç kuruş alacağı refahını düzelteceği hakkı olan, alın terinin karşılığı olan isteğine, talebine, milli güvenlik nedeniyle set vurulması kabul edilemez. Buradan çağrımız, temennimiz arkadaşlarımızın hakkı olan maaşların mutlaka en kısa sürede onlara sunulmasıdır. Bu bir lütuf da değildir. Onlar sayesinde milli zenginliğimiz artıyor. Milli zenginliğimiz artıyorsa bu zenginlikten işçi de payını hakkıyla almalıdır."

İşçilerin Yasası Onbinlerce İmza İle Meclise Gidiyor! Haber

İşçilerin Yasası Onbinlerce İmza İle Meclise Gidiyor!

Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu işçilerin sendikal hak ve özgürlükleri önünde ki engellerin kaldırılması için hazırlanan kanun teklifinin muhalefet partileri tarafından meclise sunulacağını açıkladı. EMEP İl Başkanı Ceren Kökoğlu yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Emek Partisi olarak Ocak ayında başlatmış olduğumuz sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılmasına dair kampanyamız kapsamında; ülke genelinde grev ve direnişteki işçilerle, sendika yöneticileri ve uzmanlarıyla, akademisyen ve avukatlar ile bir dizi buluşmalar gerçekleştirdik. İşçi havzalarında sendika ziyaretleri, işçi buluşmaları, toplantılar, kurultaylar, paneller, direniş alanlarında eğitim çalışmaları, işyeri gezileri ve sosyal medya etkinlikleri ile kampanyayı işçilere ulaştırmaya çalıştık. Çeşitli işkollarından organize sanayi bölgelerinde çalışan işçilerle toplantılar, ev ziyaretleri, işçi duraklarında ve semtlerde, işyeri önlerinde işçilerle buluşmalar gerçekleştirdik. Kampanyayı; Eskişehir'de de insanca yaşam ve çalışma koşulları talep eden metal işçileriyle, toplu iş sözleşmesi süreci yaşayan gıda işçileriyle, TİS görüşmelerinde sefalet dayatılan kamu işçileriyle, şehir merkezi ve semt pazarlarında açtığımız stantlarda öğrenciler, emekliler ve emekçilerle hep beraber tartışarak, imza toplayarak örgütledik. “Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli İş” başlığıyla gerçekleştirdiğimiz panelde onlarca işçiyi Birleşik Metal İş Eskişehir Şube Başkanı Recai Büyükbeyhan, Çalışma ve Toplum Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Murat Özveri ve Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan ile buluşturduk. 15-16 Haziran işçi eylemliklerinin yıl dönümünde de tüm bu kampanyanın sonucunda işçilerle tartışarak ortaya çıkarılan talepleri mecliste parti milletvekillerimiz girişimleriyle CHP, Dem Parti, TİP ve İYİP’in de mutabakatlarıyla kanun teklifi olarak sunacağız. Bu teklif Türkiye işçi sınıfının taleplerinin kazanılması için bir başlangıç olacak. Kanun Teklifinde Neler Var? Kampanya kapsamında sendikalarla yapılan toplantılarda öne çıkan sorunların başında baraj geliyor. 12 Eylül darbesi sonrasında çıkartılan yasalarla getirilen ikili baraj sistemine göre bir işkolunda örgütlenirken yetki alabilmek için Türkiye genelinde o işkolunda çalışan işçilerin tamamının yüzde 1’inin üyeliği gerekiyor. Kanun teklifinin gerekçesinde bunun dünyada örneğinin olmadığı ve sendikal örgütlenmenin önünde büyük bir engel olduğu örnekleriyle anlatılarak bu barajın kaldırılması öneriliyor. Sendikaların işyerlerinde yetki aldıktan sonra, işverenlerin sendikalılığı engellemek üzere hukuka aykırı ve keyfi şekilde Çalışma Bakanlığı’nın verdiği yetki belgesine itiraz etmesi ve böylece toplu iş sözleşmesi (TİS) yapılmasının engellenmesi de gündemde. Teklif metninde, yetki itirazlarının TİS sürecini durdurmamasının yanında itiraz olması durumunda işçilerin oylama yaptığı referandum yöntemi öneriliyor. Geçmiş yıllarda da uygulanan ve yasalaştırılması için çalışmalar yapılan bu yöntemin işçi iradesinin doğrudan temsilindeki önemi vurgulanıyor. Yürütmeye verilen grev yasak ve ertelemelerinde de değişiklik öneren metinde; grev yasakları tamamen kaldırılırken grev ertelemesi için de sıkı şartlar getiriliyor. AKP iktidarı 2003-2024 yılları arasında 22 grevin "milli güvenliği bozduğu" gerekçesiyle yasaklandığı ve 200 binden fazla işçinin doğrudan etkilendiğine dikkat çekilen metinde bu konuda karar verme yetkisi Cumhurbaşkanı’ndan alınarak TBMM’ye veriliyor. İşçilerin özellikle sendika üyesi olmaya başladıktan sonra tazminatsız bir şekilde işten atıldığına vurgu yapılan teklifte; işverenlerin tek taraflı beyanıyla işleyen iş sözleşmesinin feshi uygulamalarına son verecek katı kurallar getirilerek iş güvencesinin etkin uygulanmasını sağlayacak bir dizi madde teklif ediliyor. Mevcut yasada var olan sendika temsilcilerinden farklı olarak iş güvencesinin yanında çalışma koşullarını da denetlemeye yetkili olan ve işçiler tarafından seçimle belirlenen “işçi temsilciliği” ve “işçi temsilcileri kurulu” öneriliyor. Son dönemde sayısı artan iflas, konkordato gibi süreçlerde işçilerin haklarını alamadan işlerinden edilmelerine de değinilen kanun teklifinde, işçilik alacaklarında devletin garantör olması da düzenleniyor. Bizler de Eskişehirli işçi ve emekçileri, insanca çalışmak ve yaşamak için, sendikal hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaya, talepleri etrafında işyerlerinde örgütlenmeye ve mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz. Emek Partisi olarak işçi sınıfının mücadelesinin büyümesi için çalışmalarımızı sürdürdüğümüzü belirtiyor ve parti saflarımızda örgütlenmeye çağırıyoruz."

1 Mayıs Odunpazarı Meydanı’nda Kutlanacak Haber

1 Mayıs Odunpazarı Meydanı’nda Kutlanacak

1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından düzenlenen basın toplantısında 1 Mayıs kutlama programının detayları paylaşıldı. 1 Mayıs Tertip Komitesi adına basın açıklamasını yapan Tertip Komitesi Başkanı Ayhan Gürler şu ifadelere yer verdi; "Hepinizi direnişin, birliğin ve umudun gücüyle selamlıyoruz. 1 Mayıs yüzyıllardır süren emek ve adalet mücadelesinin simgesidir. İnsanca çalışma koşulları ve adil bir yaşam için verilen mücadelenin tarihidir. Bizler, bu mücadeleyi sürdürenler olarak, haklarımızdan asla vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz. Unutmayalım ki emek varsa umut vardır. Emek varsa gelecek vardır.  Birlikte daha güçlü, daha dirençli, daha umut dolu bir yarın kurabiliriz. Bizler, emeğimizle dünyayı döndürüyoruz. Sabahın köründe başlayan mesailerde gecenin en karanlık saatlerine kadar alın teri döküyoruz. Ve biliyoruz ki biz varsak üretim var, biz varsak hayat var. Ürettiğimizin yanı sıra tüketiyoruz ve nerdeyse vergi gelirlerinin %60 ını biz emekçiler ödüyoruz. Sabah kalkıp elektriği açtığımızda vergi, elimizi yüzümüzü yıkamak için suyu açtığımızda vergi, ulaşım araçlarına bindiğimizde vergi kısaca her şeyde vergi ödüyoruz. Aynı zamanda biliyoruz ki; Hak verilmez alınır! O yüzden bizler bir aradayız. O yüzden örgütlüyüz. Birimizin derdi hepimizin derdi, birimizin hakkı hepimizin hakkıdır. Yanlızca geçmiş mücadeleleri anmak için değil; daha adil, daha eşit, daha insanca bir yaşam için verdiğimiz mücadelemizi büyütmek için 1 Mayıs’ta saat 10.00 da Atatürk Bulvarında toplanıp Odunpazarında meydanında miting  yapacağız. İnsanca yaşamak, güvenceli çalışmak, emeğimizin karşılığını almak bizim en temel hakkımızdır. Ve biz bu haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Öyleyse zamların geri çekilmesi için boykot yapacağız, maaşlarımızın insan onuruna yakışır ve yoksulluk sınırı üstünde olması için, insana yaraşır çalışma ve yaşam koşulları için ve bunların mümkün olacağı adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barış içinde bir Türkiye için mücadele edeceğiz. Dayanışmayla, örgütlülüğümüzle, yan yana durarak sesimizi daha yükselteceğiz. Biz Disk, Türk-İş, KESK, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası ve TMMB İl Kordinasyonu Kurulu olarak bir aradayız ve her zamankinden daha da güçlüyüz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz.     Yaşasın emek, barış ve dayanışma!       Yaşasın 1 Mayıs!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.